10-17-2026, 04:45 AM
YEŞİL BAŞLI SUNALAR VE OSMAN EFENDİMİZ
22. 12. 2012 Cumartesi
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
“Ve câû ebâhum ışâen yebkûn. Kâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emran, fesabrun cemîl. Vallâhul müsteânu alâ mâ tasifûn.”
...
“Vallâhu gâlibün alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn. Ve lemmâ beleğa eşüddehû âteynâhü hukmen ve ilmen, ve kezâlike neczî'l-muhsinîn.”
Sadakallâhü'l-azîm.
Yusuf Suresi, 18. ayetten bir bölüm, 21. ayetten bir bölüm ve 22. ayet.
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.
Yusuf aleyhisselâmın kardeşleri, onu kuyuya attıktan sonra babaları Yakub aleyhisselâma gelip bir hile ile Yusuf'un başına gelenleri farklı göstermeye çalışmışlardı. Gömleğine de bir hayvanın kanını bulaştırmışlardı.
Yakub aleyhisselâm onların sözlerine karşı şöyle buyurdu:
“Bel sevvelet leküm enfüsüküm emran.”
Yani: “Nefisleriniz size bir işi güzel gösterdi.”
Ardından:
“Fesabrun cemîl.”
buyurdu.
Yani: “Artık bana düşen güzel bir sabırdır.”
Sonra da:
“Vallâhul müsteânu alâ mâ tasifûn.”
diyerek, “Sizin anlattığınız bu durum karşısında yardımına başvurulacak olan Allah'tır.” anlamındaki teslimiyetini ortaya koydu.
Burada çok büyük bir hikmet vardır.
Allah Teâlâ bütün işlerin sonucunu bilir. İnsan ise çoğu zaman yalnızca olayın görünen tarafını bilir.
İnsan bazen bir kötülük yaptığını ve başarılı olduğunu zanneder. “Ben yaptım, oldu.” diye düşünür. Fakat Allah'ın takdiri ve hikmeti bütün olayların üzerindedir.
Bazen insanın şer zannettiği bir olayın içinde ileride ortaya çıkacak büyük bir hayır bulunabilir.
Hz. Hızır'ın gemiyi delmesi de buna misal olarak anlatılır. İlk bakışta gemiye zarar vermek gibi görünen bu olayın arkasında geminin ileride zorla alınmasını engelleyen bir hikmet bulunuyordu.
Yine bir çocuğun öldürülmesi hadisesinde de ilk bakışta anlaşılması güç olan bir ilâhî hikmet vardı. Böylece anne ve babasının imanını sarsabilecek bir durumun önüne geçilmesi murat edilmişti.
Demek ki insan, olayların yalnızca görünen tarafına bakarak kesin hüküm vermemelidir.
Mikro planda şer gibi görünen bir olay, makro planda Allah'ın takdiri içerisinde başka bir hayra vesile olabilir.
Allah Teâlâ Yusuf aleyhisselâma aklı kemale erdiğinde hüküm verme ve ilim sahibi olma hikmetini verdiğini bildiriyor.
“Ve kezâlike neczî'l-muhsinîn.”
Yani: “Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız.”
Yusuf aleyhisselâm daha çocukken kuyuya atılmıştı. Fakat kuyuya atılması onun sonu olmadı. Bilakis Allah'ın takdiriyle Mısır'da yüksek bir makama ulaşmasının başlangıcı oldu.
Allah'ım! Âdem ve Havva'ya, Yakub ve Yusuf'a, Züleyha'ya ve Bünyamin'e, Muhammed Mustafa'ya ve Mehdi'ye salât ve selâm eyle.
Yolculuğumuza başlıyoruz.
Annem Rabia'ya, annemin dayısı Mahmud Dayı'nın bir nasihati vardı. Derdi ki:
“Dünya bir gemidir; akıl yelkeni, fikir dümeni, aşk da onu yüzdürebilendir.”
Bu söz üzerinde düşünmek gerekir.
Allah Teâlâ Yusuf aleyhisselâma daha çocuk yaşta hikmet ve anlayış vermeseydi, onun hayatında meydana gelen olayların her biri farklı bir şekilde sonuçlanabilirdi.
Kuyuya atılması onu Mısır'a götüren yolun başlangıcı oldu. Zindana girmesi ise onun daha sonra yüksek bir makama ulaşmasına vesile oldu.
Yakub aleyhisselâm Yusuf'u kaybettiğinde sabretmeseydi, o güzel sabrın neticesindeki buluşma da gerçekleşmeyecekti.
Senin kaybettim zannettiğin şey, bazen kazanmanın basamağı olabilir.
Âdem atamız ile Havva annemiz cennette yasaklanan şeye yaklaşınca dünyaya gönderildiler. Fakat tövbe edip Allah'a yöneldiler ve Allah'ın rahmetine sığındılar.
Böylece yaşadıkları imtihan, tövbe ve kulluk yolculuklarının başlangıcı oldu.
O yüzden başınıza bir hâl geldiğinde, işler istediğiniz gibi gitmediğinde ve bir an için kaybettiğinizi düşündüğünüzde hemen Yakub aleyhisselâmın sabrını hatırlayın.
Şöyle deyin:
“Vallâhu gâlibün alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn.”
“Ben şu anda kaybetmiş olabilirim; fakat Allah'ın emri mutlaka gerçekleşmektedir. Rabbim, benim bugün şer zannettiğim şeyin içinden ileride bir hayır çıkarabilir.”
Sonra kıbleye yönelerek:
“Fesabrun cemîl.”
deyin.
Yani:
“Bana güzel bir sabır gerekir.”
Sabredenlerden olun ve bekleyin. Rabbimizin, sizin şer zannettiğiniz bir olayın içinden nasıl bir hayır çıkaracağını görün.
Bir zamanlar değersiz görülen Yusuf aleyhisselâmın, Allah'ın takdiriyle nasıl aziz edildiğini düşünün.
İşte bundan dolayı Âdem ve Havva sünnetinden alacağımız ders şudur:
Hata ettiğimizde hemen tövbe etmek ve Allah'a iltica etmek.
Yakub aleyhisselâmın sünnetinden alacağımız ders ise:
Musibet karşısında güzel sabretmek ve Allah'ın yardımına sığınmaktır.
Şimdi iki sünneti öğreniyoruz:
Birincisi Yakub aleyhisselâmın sünneti:
Birinci kısmı Allah'ın her şeye galip olduğunu bilmek:
“Vallâhu gâlibün alâ emrihî.”
İkinci kısmı ise güzel sabır istemektir:
“Fesabrun cemîl.”
İkinci sünnetimiz ise Âdem ve Havva sünnetidir.
Günah işlediğimizde hemen tövbe etmek, pişman olmak ve Rabbimize iltica etmektir.
Rivayet olunur ki bir evliya, Kâbe'yi tavaf ederken bir âmâ kimsenin şöyle dua ettiğini görür:
“Rabbim, beni affet. Günahımın affedilmeyeceğini biliyorum.”
Evliya ona:
“Bu mübarek yerde böyle ümitsiz konuşulur mu?” diye sorar.
Adam da geçmişte işlediği bir günahı anlatır ve başına gelenlerden dolayı böyle söylediğini ifade eder.
Bu kıssadan çıkarılacak ders, insanın yaptığı kötülüğü hafife almaması ve başkasının hakkına girmekten sakınmasıdır.
İnsan bazen dünyada yaptığı bir haksızlığın karşılıksız kaldığını zannedebilir. Fakat Allah katında hiçbir hak kaybolmaz.
Bu sebeple insan, başkasına zulmetmemeli, kimsenin hakkına girmemeli ve yaptığı bir yanlış varsa hemen tövbe etmelidir.
Allah'ın adaleti mutlaka tecelli eder.
Bir başka kıssada da bir adamın bir başkasına kötülük yaptığı, daha sonra kaçıp bir ağacın altında uyuduğu anlatılır. Onu takip eden kişi, uyuyan adamın yanına bir yılanın yaklaştığını görür. Tam o sırada bir akrep ortaya çıkar ve yılanı sokarak adamın hayatının kurtulmasına vesile olur.
Bu tür kıssalar bize şunu düşündürür:
Hangi olayın sonunda ne gibi bir hikmet çıkacağını insan her zaman bilemez.
Bazen insanın şer zannettiği bir olayın içinde hayır, hayır zannettiği bir olayın içinde de imtihan bulunabilir.
Bu nedenle:
“Vallâhu gâlibün alâ emrihî.”
hakikatini unutmamak gerekir.
Namazdan da niyet ve tekrar konusunda bir ders çıkarabiliriz.
Bir insan namaz içerisinde namazı bozacak bir hareketi peş peşe tekrar ederse namazı bozulabilir. Buna karşılık günde beş vakit namaz gibi düzenli olarak tekrar edilen ibadetler, insanın hayatını Allah'a kulluk üzerine düzenler.
Dünya işi olan bir davranış bile güzel niyetle yapıldığında sevaba dönüşebilir.
Mesela tuvalete girerken duasını okuyup Allah'a sığınmak, temizliğe dikkat etmek ve bunu sünnet üzere yapmak kulluktur.
Yemek yemek de dünya işidir. Fakat yemeğe Besmele ile başlayıp Allah'a hamd ederek bitiren kimse, yediği nimeti şükre vesile etmiş olur.
İşte bunun misallerini çoğaltabiliriz.
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:
“Ameller niyetlere göredir.”
buyurmuştur.
Bu sebeple başımıza gelen bir musibeti dahi sabır ve güzel niyetle ibadete çevirmek mümkündür.
Yakub aleyhisselâmın sabrı bize bunu öğretmektedir.
Sabır, insanın karşılaştığı sıkıntıyı Allah'ın rızasına uygun bir kulluğa dönüştürmesidir.
Yeşil başlı sunalar ve Hz. Osman Efendimiz:
Ördeklerin davranışları üzerinden de çeşitli sembolik dersler çıkarılabilir.
Bazı ördeklerde dişi önde gider, erkek onu takip eder. Bazı türlerde ise erkek önde gider, dişi onu takip eder.
Burada asıl anlatmak istediğimiz, aile içinde eşlerin birbirlerine karşı saygı, sevgi ve uyum içerisinde olmalarıdır.
Hz. Osman radıyallâhu anh, Peygamber Efendimizin iki kızıyla evlenmesi sebebiyle “Zinnûreyn” yani “iki nur sahibi” olarak anılmıştır.
Peygamber Efendimizin damadı olan bir insanın en önemli vasıflarından biri edep ve güzel ahlâktır.
Buradan bütün erkeklere şu dersi çıkarabiliriz:
Eşine karşı sertlik ve üstünlük taslamak yerine merhametli, anlayışlı ve güzel huylu ol.
Aile içerisinde erkeğin güçlü olması, eşini ezmesi anlamına gelmez.
Bilakis gerçek güç, insanın öfkesini kontrol edebilmesi ve ailesine güzel davranabilmesidir.
Bir müezzin nasıl imamın arkasında namazın düzenine uygun hareket ediyorsa, aile içinde de insanlar birbirlerinin hukukuna ve sorumluluklarına riayet etmelidir.
İtaat, körü körüne bir teslimiyet değil; hakka, adalete, edebe ve meşru olana uygun hareket etmektir.
Mehdi'nin askerleri ve ona tabi olanlar için de bundan çıkarılacak ders, hakka ve adalete uygun olan emirlere riayet etmek, birlik ve beraberliği korumaktır.
Geçmiş vaazımızda anlattığımız râbıta ve murakabe meselesinde de insanın manevi terbiyesine dikkat etmesi gerekir.
İnsan, kendisini Allah'ın yoluna yönlendirecek güzel ahlâklı ve güvenilir kimselerden istifade etmeli; aldığı feyzi güzel amellere dönüştürmelidir.
Kıyamet ve Allah'ın mekrinden emin olmak meselesinde de insan dikkatli olmalıdır.
Kim Allah'ın mekrinden emin olabilir?
Allah'ın mekrinden maksat, insanın hesap etmediği bir şekilde ilâhî takdirin tecelli etmesidir.
Bu yüzden insan kendisini hiçbir zaman güvende görüp gururlanmamalıdır.
Hz. Osman Efendimiz ile ilgili anlatılan kıssalardan da çeşitli dersler çıkarabiliriz.
İnsan bazen bir olayın yalnızca bir yüzünü görür. Fakat madalyonun diğer yüzünü göremez.
Allah'ın takdirinde ise olayların bütün yönleri vardır.
Kimi insan bir olayın görünen tarafına bakar, kimi insan ise o olayın arkasındaki hikmeti düşünür.
Bize düşen, başımıza gelen her olayda Allah'ın rızasını aramak, sabretmek ve elimizden gelen güzel ameli ortaya koymaktır.
Sana ne nasip olduysa, onun içinde en güzel kulluğu ortaya koymaya gayret et.
Sabret, şükret, rıza göster ve Allah'ın hikmetini düşün.
Kışın soğuklarında göllerde ve nehirlerde yaşayan ördeklerin yiyecek sıkıntısı çekmemesi için, uygun ve sağlıklı yiyeceklerle onlara yardım edebilirsiniz.
Böylece Allah'ın yarattığı canlılara merhamet göstermiş olursunuz.
Rabbim bizlere bütün canlılara merhamet etmeyi, ailemize güzel davranmayı, sabretmeyi, tövbe etmeyi ve Allah'ın takdirine güvenmeyi nasip etsin.
Rabbim ahir zamanın fitnelerinden bütün müminleri muhafaza eylesin.
Hak yolunda yürüyenlere doğruyu görmeyi, doğruyu bilmeyi ve doğruya tabi olmayı nasip eylesin.
Rabbim bizlere güzel ahlâkı, sabrı, edebi ve Allah'ın rızasına uygun yaşamayı nasip eylesin.
Âmin.
El-Fâtiha maassalavât.
Başağaçlı Raşit Tunca
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
______________________
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltme Yapıldı
Original Kar©glan
_______________________________________