Raşit Tunca Forumu
Tasavvufda Nefs-i Kâmil / Nefs-i Kâmile (Olgunlaşmış Nefis) Nedir? - Yazdırılabilir Versiyon

+- Raşit Tunca Forumu (https://tuncarasit.com)
+-- Forum: RAŞiT TUNCA (https://tuncarasit.com/forumdisplay.php?fid=576)
+--- Forum: TARiKATI RAŞiDi (https://tuncarasit.com/forumdisplay.php?fid=291)
+---- Forum: Tasavvuf Bilgileri (https://tuncarasit.com/forumdisplay.php?fid=571)
+---- Konu: Tasavvufda Nefs-i Kâmil / Nefs-i Kâmile (Olgunlaşmış Nefis) Nedir? (/showthread.php?tid=34280)



Tasavvufda Nefs-i Kâmil / Nefs-i Kâmile (Olgunlaşmış Nefis) Nedir? - Raşit Tunca - 07-18-2025

   

Nefs-i Kâmil / Nefs-i Kâmile Nedir? Nefsin Kemâle Erdiği Makam Nedir?

Öncelikle nefis demek, vücut denilen araba veya motoru süren sürücü, şoför manasındadır. Bu motor ve araba yaptıklarından hesaba çekilecek olduğu için, onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptırılabilmesi için, önce terbiye edilmesi gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek gerekir. Burada İslam’ın şartları olan namaz ve oruç devreye girer. İşte oruç ile insan önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atına, yani motoruna gem vurmayı, veyahut arabasında fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile yemek helal olan bir şeye gem vurulur. Daha sonra cima ya (cinsel birleşmeye) gem vurulur, yani frene basması öğrenilir. Bunu öğrenince, artık insan İslam’ın haram ve yasak dediği durumlarda, frene basıp nefis atının gemini çekerek, gerektiğinde onu durdurur. Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiye ehli olur.

---oOo---

Nefs-i Kâmil - Nefs-i Kâmile Nedir? Denilince

Nefs-i Marziyeye ulaşmış, ve Allah’ın razı olduğu yeri öğrenmiş bir kul, artık Allahu Teala’nın isimleri ve sıfatlarında kemâle doğru yolculuğuna başlar. Ve önce ona Rahman nedir öğretilir; yani zeker ve erkeklik, babalık nedir öğretilir. Eğer insan veya o sofi, o mürid, bunda anlayışsızlık edip anlamazsa; kadınsa kocası, babası elinden alınır, ve babasız veya kocasız kalır, çocuklarına hem ana, hem babalık yapmak durumunda kalır. Ve babalık neymiş ona hakkal yakîn tattırılır azizim. Öyle "Vay baba, işte çocuğu doğurtan adam." diye yüzeysel bir bilgi değil; bizzat yaşarsın baba neymiş, Rahman neymiş. Veya baba olarak doğarsın, bir ömür babalık yapıp bizzat baba olarak hayata, insanlık âlemine çırak çıkarsın. Ya da senin elinden o alınır ve "Bak bakalım o olmayınca neler oluyor." denir. Ve sonra da "Haaa, Rahman’ın görevleri şunlarmış; keşke babamız yaşasaydı, keşke kocam yaşasaydı." diyecek vehamete kadar düşersin. Ve eğer anlamazsan senelerce öyle sürünürsün; hem baba, hem ana olmaya devam edersin. Öğrenmeyen geçemez ki ikinci basamağa. Ve ikinci basamak annelik, yani rahim. Yine anneliği, rahimliği kolay bir şey sanan anlayışsızlardan, karısı kızı elinden alınır da mahrum edilir de, yahut çocuğu olmaz, annelik nedir bilmez, kapı kapı doktor doktor çocuk arar da ne baba ne anne olabilirler. Çünkü ne rahim (anne) nedir bilir, ne de Rahman (baba) nedir bilir. Ve sonunda öyle hâle gelir ki, mesela "Bir kızım olsun da isterse topraktan olsun." veya mesela bir baba, "Erkek evladım, misal Ali oğlum olsun da isterse topraktan olsun." diyecek acziyete düşer. Ve bir bardak su verecek kimse bulamaz. Ve hem anne, hem baba, hem çocuk, hem ebeveyn olmuştur. Zıtlar ancak yokluğunda kavranabilir kuralı gereği, bu yüzden elinden alınanın kıymetini, elinden gidince o zaman anlar. Eğer bu köprüyü de aşabilirse, anne nedir, Rahman nedir, rahim nedir, görevleri nedir anlayınca bu sefer El-Alîm ismi gelir. Ve bilginin önemini anlayacak amma, bilgi olmadan hiçbir şeyin ne olduğunu kavrayamaz, ve cahil olur, ahmak olur da, kafasını taşlara vuran ahmak olur da, "Onlar kördür, sağırdır..." ayeti ile bilginin kıymetini bilmeyen, Allah’ın El-Alîm ismini anlamayan kimselerdir onlar yani. Ve böylece artık her gün, her an, yeni bir isimde, yeni bir sıfatta yolculuk edilir. Ve bunun sonu hududu yoktur. El-Hakîm ismine gelince, mesela seni bir hakimin yanına verirler: "Bak kulum, ben hakim olunca ne yaparım, bak gör, öğren." denilir ona, ve hakimin yanında çırak çıkar. Eğer orada hakim olup da hak yemeyi öğrenirse, yalancıların avukatı olur, anlayışsızların sözcüsü olur, kâfirlerin yardımcısı olur ve sınıfta kalır. İkinci hayatta ona o yediği haltlar, yaptığı haksızlıklar tattırılır, ve atarlar suçsuz yere hapse; ve senelerce orada adalet ve doğru hakim bekler. Sen misin Allah’ın adaletine ve Hakîm ismine saygısızlık eden? Ve yine Raşid ismini öğrenecek, öğretmen ederler adamı. Allah nasıl öğretmenlik eder, öğrenir. Ve eğer öğrenemezse, bunu anlamaz da öğretmenliğe, raşidliğe hıyanet ederse, ilminin zekâtını verip insan ve çocuk yetiştirmezse, başına nice sıkıntılar gelir.

Ve böylece insan, işte Allah’ın isimlerinde mâhir olunca... Ve bu nefsin iki türlü boyutu vardır: Bir "nefs-i kâmile", bir de "nefs-i kâmil". Yani aynen bir Rahman, erkek ve zeker çıkıntılı; ve bir de rahim, girintili çukurlu; bir dağ ve bir göl veya deniz gibi olduğu gibi. Nefs-i kâmil, erkek versiyonu; ve kâmile ise çukurlu. Ve eğer kâmileyi öğrenecekse, yani dişi, Sâdık değil Sıddîka, yani yeni versiyonu; onun dişi ve kadın olacaktır. Ne zaman kâmileye erdi, o zaman bir kız çocuk olarak doğar artık. Veya nefs-i kâmile erdi; hep erkek olanlarda ilerledi, yani Rahman, kâmil; Sâdık, Sıddîka; Rezzak, Rızıka; Saffet, Safiye gibi doğacağı versiyonu, onun kemâl bulduğu veya anlayamadığı, takıldığı yerde, daha iyi anlaması için, anlayışsızlığının gitmesi için, yeni versiyonu o isimde olur. Yani saf ve temizliği mi anlamadı, onu Saffet veya Safiye eder, doğurtur bir anadan Allahu Teala da, temizlik, saflık nedir öğretirler. Ve yeni versiyonda temizlik hastası olur çıkar.
Ve böylece Allah’ın her şeyi çiftler, zevçler, zıt kutuplar hâlinde yarattığı hikmeti açığa çıkar. Ve insan ya doğacağı yeni versiyonu olan bir erkek çocukla kemâle erer, ya da kadın ve dişi, kız çocukluğa erer. Ve seyr-i sülûk artık, onun kemâlatına bakar; hangi dersten sınıfta kaldığına bakar. Hangi dersten zorlandıysa ve sınıfta kaldıysa, o ders ve o isim ile doğar, ve ona bir ömür boyu öğretilir artık.
Ve Allah’ın milyonlarca ismi ve sıfatı vardır; ancak Allah bunlardan 99 için "Bunlar, en güzel isimlerimdir." buyuruyor. Ve bunları "(Esmâü’l-Hüsnâ’yı) öğrenen (yaşayan, tadan) cennete yol bulur." dedi Muhammed; yani anne karnına geçip doğar demektir.

Rabbim bu makama ulaşınca, anlayışsızlardan, ahmaklardan, cahil cühelalardan olmaktan muhafaza buyursun hepimizi.
Ulaşabilirseniz bu makama, makamınız mübarek olsun.

Nefs-i Kâmil / Nefs-i Kâmile (Olgunlaşmış Nefis) Nedir?
Tasavvufta "nefs-i kâmil" (erkek formu) veya "nefs-i kâmile" (kadın formu), nefs terbiyesinin en yüksek mertebesini ifade eder. Bu makam, "insan-ı kâmil" (olgun insan) olma yolunda nefsin ulaştığı son safhadır. Artık nefs, tüm kötü sıfatlardan arınmış, ilâhî ahlakla bezenmiş ve Allah’ın rızasına ermiştir.


Temel Tanım:
  • "Kâmil" kelimesi, "tam, eksiksiz, olgunlaşmış" anlamına gelir.
  • Nefs-i kâmil, nefsin 7 mertebesinin (emmare, levvame, mülhime, mutmainne, radiye, mardiyye, safiyye) tamamlanmasıyla ulaşılan bir kemâl noktasıdır.
  • Bu mertebedeki kişi, "Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmış" bir mümin olarak yaşar.

Nefs-i Kâmil’in Özellikleri:
  1. Tam Tevhid Şuuru:
    • "Lâ mevcûde illâllah" (Allah’tan başka varlık yoktur) hakikatine ermiştir.
    • Her şeyde Allah’ın tecellisini görür.
  2. Fenâ ve Bekâ Makamı:
    • Fenâ fillah (Allah’ta yok olma) ve Bekâ billah (Allah’la var olma) hâlini yaşar.
    • Benlik duygusu tamamen silinmiştir.
  3. İlâhî Ahlak:
    • Peygamberlerin ve velilerin ahlakıyla bezenmiştir.
    • Öfke, kibir, haset gibi nefsânî hastalıklardan tamamen arınmıştır.
  4. Hizmet ve Şefkat:
    • Tüm varlığa karşı derin bir merhamet duyar.
    • "Yaratılanı severim, Yaratan’dan ötürü" düsturuyla hareket eder.
  5. Ledün İlmi (Gizli İlimler):
    • Allah’ın öğrettiği "ilm-i ledün" (kalp ilmi) ile hareket eder.
    • Hz. Hızır (a.s.) gibi hikmetli davranışlar sergiler *(Kehf Suresi, 18:65-82)*.

Nefs-i Kâmil’e Nasıl Ulaşılır?
  1. Nefs Mertebelerini Tamamlamak:
    • Emmareden safiyyeye kadar tüm aşamaları geçmek.
  2. Mürşid-i Kâmil Terbiyesi:
    • Bu makam, ancak hakiki bir mürşidin (manevi rehber) yol göstermesiyle mümkündür.
  3. Zikir ve Riyasız İbadet:
    • Sürekli zikir (Allah’ı anma) ve ihlâslı ameller.
  4. Aşk ve Teslimiyet:
    • Allah’a derin bir muhabbet ve tam teslimiyet.
  5. Hiçlik (Fenâ) Bilinci:
    • "Enel-Hak" (Ben Hakk’ım) değil, "Hak’tan başka bir şey değilim" idrakine varmak.

Nefs-i Kâmil’in Tasavvuftaki Yeri:
  • "İnsan-ı kâmil" olmanın temel şartıdır.
  • Bu mertebedeki kişi, "Allah’ın yeryüzündeki halifesi" olarak kabul edilir.
  • Mevlânâ, Yunus Emre, Abdülkâdir Geylânî gibi veliler bu makamın örneklerindendir.

Önemli Uyarılar:
  • "Kâmil" demek "günahsız" demek değildir!
    • Peygamberler dışında hiç kimse masum (günahsız) değildir.
    • Ancak bu mertebedeki kişi, bilerek günah işlemez ve hatalarından hemen tövbe eder.
  • Kendini "kâmil" görmek en büyük eksikliktir!
    • Tasavvufta "Nefsini bilen Rabbini bilir" sözünce, nefs daima kusurlu görülür.

Örnekler:
  1. Hz. Mevlânâ’nın Şeb-i Arûs Anlayışı:
    • "Ölmeden önce ölünüz" (Fenâ fillah) sırrına ermek.
  2. Yunus Emre’nin "Bir Ben Vardır Bende Benden İçeri" Sözü:
    • Nefs-i kâmilin benlikten sıyrılmış hâlini anlatır.
  3. Abdülkâdir Geylânî’nin "Fütüvvet" Ahlakı:
    • Cömertlik, tevazu ve Allah yolunda tam teslimiyet.

"Nefsini bilen Rabbini bilir."
(Tasavvufi Düstur)

---oOo---

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 1 Mart 2016 Salı

Original Kar©glan

Etiketler: Nefsi Kâmil, Nefsi Kâmile Nedir?, Kâmil, Kâmile, tasavvuf, seyri sülûk, vahdet, vahdet-i vücut, nefsin rütbeleri, makamları, kemâlat dereceleri, nefsin sıfatları