![]() |
|
insana ancak kazandığı vardır (Kar©glanin 18 Şubat 2017 Vaazi) - Yazdırılabilir Versiyon +- Raşit Tunca Forumu () +-- Forum: RAŞiT TUNCA (/forumdisplay.php?fid=576) +--- Forum: RAŞiT TUNCA'NIN VAAZLARI (/forumdisplay.php?fid=587) +---- Forum: 2017 VAAZLARI ARŞİVİ (/forumdisplay.php?fid=606) +---- Konu: insana ancak kazandığı vardır (Kar©glanin 18 Şubat 2017 Vaazi) (/showthread.php?tid=35036) |
insana ancak kazandığı vardır (Kar©glanin 18 Şubat 2017 Vaazi) - Raşit Tunca - 10-11-2026 İnsana Ancak Kazandığı Vardır (Kar©glan'ın 18 Şubat 2017 Vaazı) أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
Yurîdûne li yutfiû nûrallâhi bi efvâhihim vallâhu mutimmu nûrihî ve lev kerihel kâfirûn.
Meali: Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim Onlar ağızlarıyla, dilleriyle, sözleriyle Allah'ın nurunu söndürmek istiyorlar. Hâlbuki kâfirler istemeseler de Allah nurunu tamamlayacaktır. Sadakallahul Aziym — SAFF Suresi, 8. ayet أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم يُرِيدُونَ أَن يُطْفِؤُواْ نُورَ اللّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَيَأْبَى اللّهُ إِلاَّ أَن يُتِمَّ نُورَهُ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ
Yurîdûne en yutfîû nûrallâhi bi efvâhihim ve ye'ballâhu illâ en yutimme nûrahu ve lev kerihel kâfirûn.
Meali: Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim Allah'ın nurunu dilleriyle, sözleriyle, ağızlarıyla söndürmek istiyorlar. Oysa kâfirler hoşlanmasalar da Allah, nurunu tamamlamaktan başka bir şeye razı olmaz. Sadakallahul Aziym — TEVBE Suresi, 32. ayet ---oOo--- Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular: "İslam, şüphesiz garip olarak başladı ve günün birinde garip hale dönecektir. Ne mutlu o garip mü'minlere ki! Onların bazısı dinleri için hicret edenlerdir, dinleri için kabilelerinden ayrılıp uzaklaşanlardır. Ne mutlu o garip mü'minlere ki, insanların benden sonra bozdukları sünnetimi ıslah ederler. Bid'atların ve dalaletlerin istilası zamanında Sünnet-i Seniyye'ye ve Kur'an'ın hakikatine uyanlara ve bu yolda hizmet edenlere yüz şehit sevabı vardır." (Hadis-i Şerif — Müslim, İman: 232; Tirmizi, İman: 13; Kadı İyaz, eş-Şifa, 1:27) "Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd." "Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd." Yolculuğumuza başlıyoruz: Beyaz TV'de bir video gösterdiler. Allahu alem, deniz kenarındaki duvarın üstünde bir oğlanın kucağına oturmuş kız görüyor, bir başka oğlan; ve gidip onlara: "Burası Türkiye, biraz edepli olun lan!" diyen bir Başağaçlı kabadayı edasıyla çekilmiş bir video ile ahlak dersi vermeye kalkıyorlar. Güya motosiklet kullanırken kafaya takılan kameranın güzelliğini, faydasını anlatacaklar amma konu farklı mecraya doğru gidiyor; kutu içinde kutu satıyor, matruşka bebekler gibi. Ahlak hocaları da M.. G. amca ile N. D.; yani daha dün sex filmlerinde görüp de, izo ile yabancı karıyı hem a.., hem g.. çifte tikis... için gittikleri otelde yakalanan adam, ahlak hocalığı yapıyor. Biz de Twitter'dan yazdık: O kadar çok ahlaklıysan, bre adam, köyünden şehire inmeyeceksin o zaman. Yani bak, şehirde keranede var, barda var, böyle kucağa oturanlar da var; yine namuslu, camiden çıkmayanlar da var, sakallılar, cübbeliler de var. Ve böyle, N. ve İ. amca gibi çatal tik... giden adamlar da var. Hani köyde dur dedik de, köy çok mu sakindi sanki? Atlar çayırda yayılırken, sen de at eşek çobanlığı yaparken, hiç mi görmedin, rastlamadın doğal sexe? Yani at, at üstüne çıkıp aşınca, lan köyde resmen porno seyrediyordunuz. Köydeyken hiç sesin çıkmıyordu; şimdi çarşıya inince namuslu mu kesildin gafil? Yani hiç mi ineğe aşan dana görmedin? Resmen porno, canlı porno len. Hani biz demiyoruz herkese alenen ortalıkta kızları alsın kucağına oturtsun diye; amma dedik ki, yani maksadımız o ki: Herkes gül olsa, diken kim olacak o zaman? Herkes karpuz olsa, burası karpuz dünyası olurdu; yine herkes muz olsa, muz dünyası, muz cumhuriyeti olurdu dünya. Amma öyle değil; dünyada at var, eşek var, koyun ve kuzu var, insan var, deniz atı da var len. Deniz atı yani cibilliyat olarak homoseksüelci travesti lan. Kim yarattı bunları? Baban mı, yahut ben mi, sen mi? Bırak, herkes sıfatı üzredir zaten. Bak: N. efendi filmde gördüğüne özenmiş, hemen bir otele kiralık kadın tutup deneme yapmaya kalkmışken sob elendi işte. Yani şurada ekmeği peyniri olmayanın yanında peynir yesen, onun canı çekecek zaten. Dün Osmanlı vaktinde bugünkü gibi fast food, döner kebabı eline alıp sokakta yemeye kalksan, seni asarlardı; ya da "git evinde ye" derlerdi. Bugün bak: Döneri alıp elinde yiyerek gidebiliyorsun; kimse "olan var, olmayan var" diye seni kesmeye kalkmıyor. Çünkü adamın vakti yok artık, evinde yemek yiyecek; yolda giderken atıştırıyor, o kadar yoğun. "Zamana uyun" dedi İslam büyükleri. Hani herkes kucağına bir kız alsın değil; amma seni ilgilendirmeyen işlere burnunu sokma, yeter. Herkes sıfatınca yaşayıp davranacaktır zaten. Sen koyuna "gel tilki olalım" da deme, tilkiye de "gel kuzu ol" deme. Tilki, tilki olduğu için tilki; deniz atı da deniz atı olarak yaratıldığı için öyle. Taksimi yapan Allah ken, sana bana pooooh yemek... Hani diyeceksin ki: "Bir yanlışı görünce, onu elinle, dilinle düzelt" meselesi gündeme gelecektir. Halbuki yanlış ne? Önce orada anlaşamıyoruz ki seninle. Bak yazdık, en son vaazda anlattık: Sakladın, kıstın = hırsız ettin; dövdün, arsız ettin; çarın içine soktun ve nefisini bülbül ettin. Kocakuşluk gafirlere kaldı gayri. Lan gafil: "Karnını biraz büyüt, geniş tut, azıcık karnlı olma, kalbini biraz büyüt artık, ferah gönüllü ol" desek de yapamazsın sen artık, değil mi ya! Dedik ya, herkes sıfatınca davranacaktır kardeşim. ------------------- ÇANAKKALE DEPREMİ HAKKINDA — Melik Gökçek Amca'nın Dediği Meseleye Atfen Çanakkale'de, altta deniz altında eğer dinamit ve benzeri ile altı patlattılarsa alttan, yüze çıkacakların önüne geçmiş oldular. Ve oradaki depremzede bir kadının 10 sene çocuğu olmamış, sonunda hamile kalmış; amma işte, alttakileri (balıkları, börtü böcükleri) öldürünce balıkların falan, onların cibilliyatların, nefsi olacak olan çocuklarda, daha dünyaya gelmeden ölmüş oldular. Çünkü o kadının korkudan karnındaki çocuk ölmüş; onların dünyaya gelmesinin önünü kesmiş oldular demek olabilir. Bu fikrin sahibi stratejist Raşit Tunca. أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم يَوْمَ تَرَوْنَهَا تَذْهَلُ كُلُّ مُرْضِعَةٍ عَمَّا أَرْضَعَتْ وَتَضَعُ كُلُّ ذَاتِ حَمْلٍ حَمْلَهَا وَتَرَى النَّاسَ سُكَارَى وَمَا هُم بِسُكَارَى وَلَكِنَّ عَذَابَ اللَّهِ شَدِيدٌ
Yevme terevnehâ tezhelu kullu murdıatin ammâ erdaat ve tedau kullu zâti hamlin hamlehâ ve terân nâse sukârâ ve mâ hum bi sukârâ ve lâkinne azâballâhi şedîd.
Meali: Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim Onu (kıyâmeti) gördüğünüz gün, her emzikli kadın emzirmekte olduğu çocuğundan geçer ve her hamile kadın da karnındaki çocuğunu düşürür. İnsanları sarhoş görürsün; hâlbuki onlar sarhoş değillerdir. Ne var ki Allah'ın azabı çok şiddetlidir. Sadakallahul Aziym — HACC, 2. ayet Bu ayet tahakkuk etti mi? Etti. Yani daha ilk emareleri gözüktü; yani kıyameti ve haşri yaşamakta olduğumuzun delili olan teyze, ve Kur'an'ın hak söz olduğunun delili, zamanı gelince her ayetin tahakkuk edeceğini gösteren bir ibre. --------------- Deprem titreşim; ve kâinat biz isek, kâinatın prototipiysek bizler, o zaman biz ne zaman titreriz? Ya üşüyünce, ya korkunca, ya da seksüel birleşmede son noktada boşalırken; ve bir de hamile kadın doğururken. Ve gergin fay hattı ise, anne doğuracak; anne yer, toprak ve dünya demek; ve yeni bir dünya yani, dünyayı titretcek bir kimse dünyaya gelirken, annesinin gergin yeri olan rahmi ile dübürünün arasına bıçak atmak, fayı tetikliyor ve doğumun kolayca meydana gelmesini sağlıyor; rezonans sona eriyor, kadının titremeleri bitiyor yani. ------------ Atom bombası: Bir maddenin titreşimini koyup geçecek, yeni bir titreşim meydana getirirsen, yani ses ile bardak kırmak gibi, o frekansı geçince o elementin atomu patlıyor diyorlar. Halbuki öyle mi? Her bir element diğer elementten ya daha az ya da daha üstün titriyor. Demir çok sık titreşim gösterdiğinden, yani elektronları çekirdeğin etrafında çok süratli döndüğünden sert demişdik daha önce. Elementlerin hepsinin sertliği farklı, titreşimi farklı. Yani camı oluşturan elementin frekansını koyup geçince, cam camlıktan çıkar, bir üste geçer. Camı geçmek bomba yapmaz, ciğerim. Sadece bir üst elemente geçmiş olursun; yani sertliğin artması demek olur sadece. Az titreyen, yani elektronları yavaş dönen element yumuşak; çok titreyen sert olur. Ve cinsel isteği henüz gelmemiş soğuk bir kadını, ti... yani tik... bir titreşim değil mi? Klitoris ve zeker titriyor; ve onu ti... boşaltacak sıcaklığa getirmek nedir peki o zaman? Ve çocuk doğacak; yeni çocuğun elementi titreşimi ne derece olacak? Uzun titreşimli mi, yoksa birden en yüksek hıza ulaşan yüksek PS'li bir araba mı? Yani yine geçen haftaki Ferrari veya Arap atı meselesine atfen, biraz tefekkür edin bakalım. --------------- Ebced hesabı yanlış bir sistem; her ebced doğru değil. Mesela bir şiirde geçen "aşkından ölüyorum" cümlesi ile hastanede yatan bir hastanın dediği "hastayım ölüyorum" cümlesindeki "ölüyorum" aynı kelime; bakınca aynı amma, ikisindeki mana farklı. Hiç ikisi de aynı ebced olabilir mi? Bunun için, yani ikisine de misal olarak 500 ebced değeri verirsek, iki ayrı cümlede kullanılan değer ise aynı olamaz. Yani bunları bir Lego'nun parçası olarak düşünün; ve oradaki Lego ile, buradaki Lego parçası farklı boyutta, farklı çıkıntısı var demek olur. Oradaki buraya uymaz; yine kâinat denen Legoda da o kelime ile diğer kelime, aynı çark dişlisine sahip değildir. Öyle olunca, o Legoyu burada, bu Legoyu da orada kullanamayız. Yani sayısal sistem, yani bilgisayar teknolojisinin ana kuralı olan matrixsel sistem, veya ebced, her yerde geçerli değildir. Yani Matrix sisteminin uygulanamadığı yerler de var demek olur bu. --------------------- 3 Kişinin 500 Kişiyi Yenmesi — Azın Çoğu Yenmesi 3 kişi 500'ü yenebilir. Mesela Galatasaray taraftarı, Fenerbahçe taraftarı; Fenerbahçeliler 3 kişi olsa, Galatasaraylılar da 500 kişi olsa, futbolcular maç yapınca, eğer Fenerbahçe yendiyse oyunu, o zaman 3 kişi 500 kişiyi yenmiş olur. Halbuki maç adil yapıldı, çünkü 11 kişiye 11 kişi yapıldı amma, taraftar bazında bakınca, 3 kişiye 500 kişi. Öyle olunca, az çoğu bazen yenebilir yani. Bakmayın siz öyle T.. taraftarlarının çokluğuna falan filan. Hakikat kimin elindeyse, gerçek Mehdi kim ise, o galipdir zaten. Hak Teâlâ kimi Mehdi yapmışsa, galip olacak olan O'dur. Yoksa onun taraftarının isterse milyarlar olması fark etmez azizim. Elli kere, yüz kere onu Mehdi ilan etmeye kalksınlar, önemli değil; eğer o gerçek Mehdi değilse, değildir. -------- Kompozisyon, makale ve yazı yazma, söyleme sanatı... Yani sen çok güzel yazarsın, ve fakat noktalama hataların vardır; ve adam senin içeriğine bakmaz, noktalamayı yapıp yapamadığına bakar, noktalamadan verir notunu. Ve sen nokta virgülü iyi kullanamadın diye, senin iki saat uğraşıp yazdığın kompozisyona 10 üzerinden iki bile etmeyen not verir. Halbuki Allah, mesela üzüm yaratmış; ak üzüm yaratmış, gök üzüm yaratmış, mor yaratmış, hevenk yaratmış; uzun sivri, yuvarlak... Bu çeşitlilik farkı, üzümdeki ne potasyumun farkını verir, ne de demirin farkını verir. Bunlar işin kaportası: O mor sevip yesin, beriki beyaz sevip yesin, beriki de çekirdeksiz yesin; tembel len tembel, çekirdeğini çıkarmaya da üşeniyor. Yani velhasıl kelam, maksat aynı; fakat renkler, boylar farklı olunca, notu bu renklerden, boylardan veren gafil, kaybederken; halbuki üzümü bu renkleri veya çekirdeksiz oluşu sattırır, ticaretini cezbettirir. Halbuki Allah'ın maksadı: Yesinler de potasyum alsınlar, yesinler de doğal demir alsınlardır. Amma sen işte renklerde, tatta takılı kalırsan, kaybeden olursun. Amma üzüm yememek de marifet değil; yani senin Allah'ın özene bezene yazdığı temsili misal ile 500 kelimelik kompozisyona, renkten not kırıp, bilmem boydan not kırıp, sıfır puan vermen gibi yani azizim. Yani biz bu yola böyle basit kompozisyonlar yazarak başladık; ama sen daha işin noktalamasında, virgülündeyse, sen kaybedersin, ben değil. İşte Kur'an'ı da "vay Abdülbasit güzel okudu", "vay falan hattat çok güzel hat yazısı ile yazdı" davasındaysan, sen daha Allah'ın bunu ne maksatla yarattığı hikmetine, manasına ve gaye fıtrat hikmetine varamadın demektir. Öyle olunca, senin yanında Kur'an notu düşük olur. O gafil köpek İsrail'de, ezanın kıymetini nerden anlayacak? Gafil köpek, "ses gürültüsüymüş" der geçer işte böyle, gafil. Ve ezan dine sonradan girdi; sadece insanları camiye çağırmanın o günkü yöntemi. Onun ezanı susturması, İslam dinini çökertmez. Bugün ezanı okuyan telefonlar var len, cebinden sana ezan ve namaz saatini bildiriyor. Lan gafil, orada minareden okusa ne, okumasa ne? Gafil, oradan okununca farklı mı? Cebinden, cep telefonunda okudu, sana namaz vakti geldiğini, camiye gitmen gerektiğini bildirdi; ve sen camiye gittin, vaaz dinledin, namaz kıldın. Gaye bu iken, ezana dinin direği muamelesi yapmak gafilliktir. Ve onu susturan da dini, İslam'ı susturacağını sanan gafile kapak olsun bu sözüm de. Öyle ezan susmakla Allah falan susmuş olmaz. Ve diyor ki Kur'an'da: "Onlar, Allah'ın nurunu üfleyerek söndüreceklerini sanan gafiller." diyor. Gaye ve maksadı unutmamalı ey Müslüman, ey mümin. ----oOo---- Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular: "Fitne çıktığı zaman at binen insin, koşan yürüsün, yürüyen dursun, duran otursun." (Hadis-i Şerif) Şimdi ezan mezan diye savaş çıkarmanın zamanı değil. Suriye, Şam'da savaşta yıkılan yerlerin resimlerine bakın da, savaşın ne kadar kötü olduğunu anlayın. Ta Suriye'den Avrupa'ya yürüyen Suriyeli eşeklere sorun da anlayın. Şimdi bir vatanları da yok; eğer Avrupa "pöööh" deyiverse gidecek yerleri de yok. Ve varın siz düşünün bu vahşeti; ve savaş çıkarsa ne olacağını dünyada. Üçüncü dünya savaşına girerse dünya ne olur? Açlık, felaket... Ve binlerce senede imar edip de yaptığımız dünyayı yıkmak gibi bir şey lan bu. Bu dünya binlerce senede imar oldu; yıkmak çok kolay, bir bomba koy, yık geç. Amma o nasıl yapıldı, biliyor musun sen? Misal benim forumlarım var; ve benim kullandığım forum scriptini yazan firma Woltlab dedi ki: "Artık senin satın aldığın o eski versiyonu desteklemiyoruz; yenisi bilmem kaç lira, alırsan destekleriz, yoksa destek vermiyoruz artık." Ve yeni sistemlere eski versiyonların uyumunu sağlamadılar. Ne oldu şimdi? Ben onu bedava falan almamıştım. Ve çare olarak bedava forum scriptleri var (MyBB, SMF); onlardan kurdum. Şimdi forumu taşıyacan diye uğraşıyorsun. Yani düşün, benim forum her gün 3 ile 5 konu aça aça yaklaşık 10 senede meydana geldi; amma şimdi bütün forumu yeni sisteme aktarma sistemi de bozuk, yazılar koca koca oluyor, okunacak vaziyette olmuyor onu çevirince. Ne yapacan o zaman? Tek tek aktaracan. 10 senede meydana getirdiğim forumu, şimdi kısa zaman içinde diğer scripte aktarmam lazım. Yani işte dünyada da dün koca koca televizyonlar vardı; bugün TV cep telefonuna sığar olduysa, bu zamanla meydana geldi. Yine mesela Ahmet Amca biriktirdi parasını, bir ev yaptı; bu ev on sene ya da 20 senenin ürünü. Ve sen geldin, bombayı koydun, yıktın geçtin, harap ettin. Lan gafil, yıktığın ev gafirde olsa, Müslüman'da olsa aynı; bu dünyayı hepimiz imar ettik. Bak Edison, lambayı bulan adam, Müslüman değil; amma bu Legonun bir parçası da o. O zaman onu Legodan çıkarırsan, "gafir" diyerekten hepimiz karanlıkta kalırız gafil. Yıkma! Yapmaya, imar etmeye çalış o zaman. Din, insanların faydası için; insanları öldürmek din falan olmaz. أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم مِنْ أَجْلِ ذَلِكَ كَتَبْنَا عَلَى بَنِي إِسْرَائِيلَ أَنَّهُ مَن قَتَلَ نَفْسًا بِغَيْرِ نَفْسٍ أَوْ فَسَادٍ فِي الأَرْضِ فَكَأَنَّمَا قَتَلَ النَّاسَ جَمِيعًا وَمَنْ أَحْيَاهَا فَكَأَنَّمَا أَحْيَا النَّاسَ جَمِيعًا وَلَقَدْ جَاء تْهُمْ رُسُلُنَا بِالبَيِّنَاتِ ثُمَّ إِنَّ كَثِيرًا مِّنْهُم بَعْدَ ذَلِكَ فِي الأَرْضِ لَمُسْرِفُونَ
Min ecli zâlik(zâlike), ketebnâ alâ benî isrâîle ennehu men katele nefsen bi gayri nefsin ev fesâdin fîl ardı fe ke ennemâ katelen nâse cemîa(cemîan) ve men ahyâhâ fe ke ennemâ ahyen nâse cemîa(cemîan) ve lekad câethum rusulunâ bil beyyinâti summe inne kesîran minhum ba'de zâlike fîl ardı le musrifûn.
Meali: Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim Bundan dolayı İsrailoğullarına (Kitap'ta) şunu yazdık: "Kim, bir insanı, bir can karşılığı veya yeryüzünde bir bozgunculuk çıkarmak karşılığı olmaksızın öldürürse, o sanki bütün insanları öldürmüştür. Her kim de birini (hayatını kurtararak) yaşatırsa, sanki bütün insanları yaşatmıştır. Andolsun ki, onlara resûllerimiz apaçık deliller (mucize ve âyetler) getirdiler. Ama onlardan birçoğu bundan sonra da (hâlâ) yeryüzünde aşırı gitmektedir. Sadakallahul Aziym — MAİDE Suresi, 32. ayet Allah bir insanı kâinat gibi derken, onu öldürmek kâinatı yok etmek gibi. Gafil, sen düşün: Misal özene bezene 1500 kelimelik kompozisyon yaz, ve sana noktalama hatasından dolayı sıfır versin gafilin biri. Oldu mu? Allah insanı özene bezene yaratmış; ve sen gel, bu gafir diye, diğeri Alevi, öteki Şii diye öldür geç. Emeğe yazık lan. Ahlaksız gafil, insanlıktan nasibini almamış gafil. ------ Yahudilerde ayak yapıyor; o Kral Meşiya (Hz. Mehdi) gelecek diye yazıyor onların kitabında. Ve onlar da kendi senaryosunu kendileri yazdıkları birini o Kral diye başa geçirmeye kalkıyorlar. Lan gafil, dedik ya, orada yazan belki şiir halinde; şiirde geçen "ölüyorum" kelimesi ile hastanede geçen "ölüyorum" kelimesi aynı değil dedik. O zaman o kralın hangi kral olduğu ve gerçekten krallığı mı olacak onun, acep demek yok mu gafil? Hadislerdeki Yahudilerle savaşacak demek, illa bu kanlı bıçaklı savaş olacak diye bir kural mı var? Belki klavye savaşı yapacak; o da bir savaş değil mi? Belki cahil bir adama ilim öğretme savaşı vermek, onlara hakikati gösterme savaşı verecek; o da bir savaş yani. ------------- Bugün sistemimizin kıyameti kopacak olsa, "Haydi iyiler gemiye binin, bu gezegen yok edilecek" derlerse; ve sen dersin ki "Ben kedimi de alacam yanıma", öteki der ki "Laptopumu da alcan", bilmem beriki de "İneğimi alcan yanıma", falan filan. Ve verdiler bize yeni bir gezegen; ve orada artık laptop fabrikası yok, süt fabrikası yok. Elimizde sadece bir inek, bir tane de dana var; yine elektrik üretecek santral yok ki... Orada laptopun ne işe yarayacak değil mi yani? Yine elimizde bir inek, bir dana var; kime yetecek artık bu süt değil mi? Yine sen mesela, sen önceki yıldız ve gezegende, yani dünyada doktor, cerrah doktordun; amma burada, yeni gezegende bir hastane yok ki artık, sen ameliyat yapabilesin değil mi? Yani senin ameliyat yapacak kadar bir hastane yapabilmen artık seneler alır değil mi? O aletleri nerden bulacan? Yok ki yine onlar. Ve onları yapan, icat eden ya da yapabilen adamlar "gafir"miş diye gemiye almadık diyelim; ne oldu peki o zaman? Mesela ameliyattaki şok cihazı yok; ne olacak şimdi? Hani onlar gafirdi ya, ondan almadık. Peki kim icat edecek şimdi bu şok cihazını peki? Yine yani gezegeni ve dünyayı mamur hale getirmek seneler, aylar, yıllar sürer. Ve bizler, o eskilerin dünyalarını mamur hale getirmiş olduğu seviyeye geldik; ve şimdi ise dünyayı yakıp yok etme derdine düştük. Halbuki neden? "Dünyayı kurtaran adam gelecek" diye. Lan gafil, dünya zaten bak mamur oldu; elinde ufacık bilgisayarın, cep telefonun, uçağın, bilmem trenin, otobüsün, TIR'ların, gemilerin, her çeşit yiyeceğin, içeceğin, binlerce atın, araban, ineğin, danaların, koyunların, kuzuların, kurtların, tilkilerin, tavukların varken, dünya mamur olmuşken, bu kurtaran adam neyi kurtaracak gelip de gafil? Onun için yıkılan yerleri mi onaracak? Ne yapacak? Gafillliğin daniskası. Yani bakın, bu dünyayı yıkmayın. Sonra kıyamet kopacak artık der de Allah, ve dünyamızı elimizden alırlar. Ve iyi olduğu, imanlı olduğu sanılanlar, yararlı işler yapanlar alınır bir gemiye ve yakın göğe, semaya; ve kötüler bu dünyayı yıkıp yumup başlarına yıkar, yok ederler; kavgalar içinde de kendi kendilerini yok ederler. Bizler iyilerdensek, bize sıfır bir yıldız sistemi verilir; amma ondan sonrası daha zor sana bana. Yok öyle kurulmuş bir dünya; Allah Hz. Âdem'le Havva'ya bile vermedi, onlar da ta baştan başladılar. Dünyayı yeni baştan var edecen, mamur edecen. Matrix filminde hani daha önceki Matrix'ler meselesi vardı ya; Matrix'teki yeniden kurulan Zion, ve dünya hikayesi yani. Zion zaten burası. Burayı yakıp yok etmek gafilliktir; çileye, çaresizliğe mahkum olmandır. Yoksa kurtulmak mı? O da yine burada, dünyada kalabilmek, buraya sahip çıkmak mı? Evet. Yeni gezegende hep iyi denenler olacak amma, onlar da mesela yarın inek bir tane gidecek oraya, Nuh'un gemisi gibi. Benim ineğim varken, oradan birisi de diyecek "Ben de süt içecem", ve ineğin sahibini öldürüp ineği ele geçirmeye çalışacak. Ve yine yeni dünyanın yeni Habil'i ve kötüsü oluvercek; o zamanın kötülüğü yine yumurtlayıp çoğalacak. Öyleyse, ey insanoğlu, elindekinin kıymetini bil, ona sahip çık; yoksa çileler, cennet denen yeni sistemde yerde seni bekliyor yani. Çünkü genel kural: أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم وَأَن لَّيْسَ لِلْإِنسَانِ إِلَّا مَا سَعَى
Ve en leyse lil insâni illâ mâ seâ.
Meali: Euzubillahimineşşeytanirracim Bismillahirrahmenirrahim Bilsin ki insan için kendi çalışmasından başka hiçbir şey yoktur. Sadakallahul Aziym — NECM Suresi, 39. ayet Hem de nerede geçiyor Kur'an'da? Yıldızlar suresinde. Yani nereye, hangi yıldıza giderse gitsin, ancak kazandığı vardır insanoğluna. Demektir buuuuuuuuuuuuuuuu. --oOo--- أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ "Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..!" وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Âmiyn. Elfatiha maassalavat. سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk. --OoO-- Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca Schrems, 18 Şubat 2017 Cumartesi Original Kar © glan |