Raşit Tunca Forumu
"ismi Vali" Veli Nedir Evliya Nedir? (Kar©glanin 26 Hazir - Yazdırılabilir Versiyon

+- Raşit Tunca Forumu (https://tuncarasit.com)
+-- Forum: RAŞiT TUNCA (https://tuncarasit.com/forumdisplay.php?fid=576)
+--- Forum: RAŞiT TUNCA'NIN VAAZLARI (https://tuncarasit.com/forumdisplay.php?fid=587)
+---- Forum: 2016 VAAZLARI ARŞİVİ (https://tuncarasit.com/forumdisplay.php?fid=605)
+---- Konu: "ismi Vali" Veli Nedir Evliya Nedir? (Kar©glanin 26 Hazir (/showthread.php?tid=35097)



"ismi Vali" Veli Nedir Evliya Nedir? (Kar©glanin 26 Hazir - Raşit Tunca - 10-23-2026

“İsmi Veli” Veli Nedir, Evliya Nedir? ve Acıyı, Belayı Kucaklamak

Kar©glan'ın 26 Haziran 2016 Vaazı

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

Sadakallâhü'l-Azîm, A'râf Suresi 155. ayetten pasaj

Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.
Bismillâhirrahmânirrahîm.

Ente veliyyunâ, fagfir lenâ verhamnâ ve ente hayrul gâfirîn.

Meali:

“Sen bizim velimiz, dostumuzsun. Artık bizi mağfiret et ve bize merhamet et. Sen, mağfiret edenlerin en hayırlısısın.”

Sadakallâhü'l-Azîm, A'râf Suresi 155. ayetten pasaj

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِنَّ الَّذِينَ قَالُوا رَبُّنَا اللَّهُ ثُمَّ اسْتَقَامُوا تَتَنَزَّلُ عَلَيْهِمُ الْمَلَائِكَةُ أَلَّا تَخَافُوا وَلَا تَحْزَنُوا وَأَبْشِرُوا بِالْجَنَّةِ الَّتِي كُنتُمْ تُوعَدُونَ نَحْنُ أَوْلِيَاؤُكُمْ فِي الْحَيَاةِ الدُّنْيَا وَفِي الْآخِرَةِ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَشْتَهِي أَنفُسُكُمْ وَلَكُمْ فِيهَا مَا تَدَّعُونَ نُزُلًا مِّنْ غَفُورٍ رَّحِيمٍ وَمَنْ أَحْسَنُ قَوْلًا مِّمَّن دَعَا إِلَى اللَّهِ وَعَمِلَ صَالِحًا وَقَالَ إِنَّنِي مِنَ الْمُسْلِمِينَ

İnnellezîne kâlû rabbunâllâhu summestekâmû tetenezzelu aleyhimul melâiketu ellâ tehâfû ve lâ tahzenû ve ebşirû bil cennetilletî kuntum tûadûn. Nahnu evliyâukum fîl hayâtid dunyâ ve fîl âhirati, ve lekum fîhâ mâ teştehî enfusukum ve lekum fîhâ mâ teddeû. Nuzulen min gafûrin rahîm. Ve men ahsenu kavlen mimmen deâ ilâllâhi ve amile sâlihan ve kâle innenî minel muslimîn.

Meali:

“Şüphesiz, ‘Rabbimiz Allah’tır’ deyip de sonra dosdoğru yaşayanların üzerine melekler iner ve şöyle derler: ‘Korkmayın, üzülmeyin. Size vaat edilen cennetle sevinin. Biz dünya hayatında da ahirette de sizin dostlarınızız. Orada nefislerinizin arzuladığı her şey sizin içindir ve orada istediğiniz her şey vardır. Bunlar, çok bağışlayan ve çok merhamet eden Allah’tan bir ikramdır.’

Allah’a çağıran, salih amel işleyen ve ‘Şüphesiz ben Müslümanlardanım’ diyenden daha güzel sözlü kim vardır?”

Sadakallâhü'l-Azîm, Fussilet Suresi 30-33. ayetler

İbn Ömer (radıyallâhu anh)'ın bir rivayetine göre:

Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) namaza başlayınca önce “Veccehtü vechiye...” diye başlayan duayı, ardından Sübhâneke duasını, bundan sonra da “İnne salâtî ve nüsükî...” diye başlayan duayı okur, ondan sonra kıraate geçerdi.

Veccehtü Duası budur:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

İnnî veccehtü vechiyelillezî, feterassemâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel müşrikîn.

Meali:

“Muhakkak ki ben, hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben müşriklerden değilim.”

Sadakallâhü'l-Azîm, En'âm Suresi 79. ayet

“İnne salâtî ve nüsükî” duası da budur:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِنَّ صَلاَتِي وَنُسُكِي وَمَحْيَايَ وَمَمَاتِي لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

İnne salâtî ve nusukî ve mahyâye ve memâtî lillâhi rabbil âlemîn.

Meali:

“Muhakkak ki benim namazım, kurbanım, ibadetlerim, hayatım ve ölümüm âlemlerin Rabbi Allah içindir.”

Sadakallâhü'l-Azîm, En'âm Suresi 162. ayet

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

mhdmhdmhdmhdmhdm

(Hadis-i Şerif, mhdmhd)

“Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecîd.

Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârekte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecîd.”

Yolculuğumuza başlıyoruz:

Rabbim buyuruyor ki:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

أَلا إِنَّ أَوْلِيَاء اللّهِ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ

Elâ inne evliyâallâhi lâ havfun aleyhim ve lâ hum yahzenûn.

Meali:

“Muhakkak ki Allah’ın velilerine, dostlarına korku yoktur. Onlar mahzun da olmazlar.”

Sadakallâhü'l-Azîm, Yûnus Suresi 62. ayet

Yine:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

اللّهُ وَلِيُّ الَّذِينَ آمَنُواْ يُخْرِجُهُم مِّنَ الظُّلُمَاتِ إِلَى النُّوُرِ وَالَّذِينَ كَفَرُواْ أَوْلِيَآؤُهُمُ الطَّاغُوتُ يُخْرِجُونَهُم مِّنَ النُّورِ إِلَى الظُّلُمَاتِ أُوْلَئِكَ أَصْحَابُ النَّارِ هُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Allâhu veliyyullezîne âmenû, yuhricuhum minez-zulumâti ilân-nûr, vellezîne keferû evliyâuhumut-tâgûtu yuhricûnehum minez-zulümâti ilân-nûr. Ulâike ashâbun-nâr, hum fîhâ hâlidûn.

Meali:

“Allah, iman edenlerin velisidir, dostudur. Onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. İnkâr edenlerin velileri ise tâğuttur. Onları aydınlıktan karanlıklara çıkarırlar. Onlar cehennemliklerdir. Orada ebedî kalırlar.”

Sadakallâhü'l-Azîm, Bakara Suresi 257. ayet

Ve bu seneki gündönümlerinden birisini daha geride bıraktık: 21 Haziran gündönümü. Artık günler en uzun vaktine ulaşmış oldu ve bundan sonra günler yavaş yavaş kısalmaya, geceler ise uzamaya başlayacaktır. Bu süreç 21 Aralık’a kadar devam eder. 21 Aralık ise yılın en uzun gecesine, yani diğer gündönümüne işaret eder.

Yukarıda yazdığımız ayette ne buyruluyor?

“İyilerin velisi ve dostu Allah’tır; O, onları karanlıklardan aydınlığa çıkarır. Kötülüğü tercih edenlerin velileri ise tâğuttur; onlar da aydınlıktan karanlıklara yönelirler.”

Bu ayetleri, vaazımızdaki işarî yorum açısından düşündüğümüzde, aydınlık ile karanlık, yaz ile kış ve gündüz ile gece arasında bir temsil kurabiliriz. Burada asıl anlatılmak istenen, insanın hangi yöne yöneldiği ve kimin velayetini tercih ettiğidir.

Şeytanın da kendisine verilen mühlet çerçevesinde insanları saptırmaya çalışması, bu düşüncenin bir başka yönüdür. Allah Teâlâ ona kıyamete kadar mühlet vermiştir. Fakat bu, şeytanın Allah’a denk veya gerçek anlamda bir rakip olduğu anlamına gelmez. Şeytan da Allah’ın yaratmış olduğu bir varlıktır ve onun imtihan içerisindeki rolü, insanın iradesinin ortaya çıkmasına vesile olan bir sınanma alanıdır.

İşte ihtilafta bereket vardır.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِنَّ أَوْلَى النَّاسِ بِإِبْرَاهِيمَ لَلَّذِينَ اتَّبَعُوهُ وَهَذَا النَّبِيُّ وَالَّذِينَ آمَنُواْ وَاللّهُ وَلِيُّ الْمُؤْمِنِينَ

İnne evlen-nâsi bi İbrâhîme lellezînettebeûhu ve hâzân-nebiyyü vellezîne âmenû, vallâhu veliyyul-mu’minîn.

Meali:

“Şüphesiz insanların İbrahim’e en yakın olanı, elbette ona uyanlar, bir de bu peygamber ve iman edenlerdir. Allah da müminlerin velisidir, dostudur.”

Sadakallâhü'l-Azîm, Âl-i İmrân Suresi 68. ayet

Hz. İbrahim’e en yakın olanların onun yolundan gidenler olması, bizim için de bir yöneliş ölçüsü olarak düşünülebilir. İbrahim aleyhisselâmın tevhid üzere yönelişi, karanlıktan aydınlığa çıkışın bir sembolü olarak ele alınabilir.

O ne der?

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِي فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ

İnnî veccehtü vechiyelillezî, feteras-semâvâti vel arda hanîfen ve mâ ene minel müşrikîn.

Meali:

“Muhakkak ki ben, hanif olarak yüzümü gökleri ve yeri yaratana çevirdim. Ben müşriklerden değilim.”

Sadakallâhü'l-Azîm, En'âm Suresi 79. ayet

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

إِذْ هَمَّت طَّآئِفَتَانِ مِنكُمْ أَن تَفْشَلاَ وَاللّهُ وَلِيُّهُمَا وَعَلَى اللّهِ فَلْيَتَوَكَّلِ الْمُؤْمِنُونَ

İz hemmet tâifetâni minkum en tefşelâ vallâhu veliyyuhumâ ve alâllâhi fel yetevekkelil mu’minûn.

Meali:

“Hani sizden iki takım, çözülmeye yüz tutmuştu. Hâlbuki Allah onların yardımcısı idi. Müminler yalnız Allah’a tevekkül etsinler.”

Sadakallâhü'l-Azîm, Âl-i İmrân Suresi 122. ayet

Aydınlığın, nurun ve ziyânın Rabbi Allah olduğu gibi, karanlığın ve imtihanın varlığı da Allah’ın yaratması dâhilindedir. Doğunun Rabbi Allah olduğu gibi batının da Rabbi Allah’tır. Öyleyse insan, hangi şart içerisinde bulunursa bulunsun Allah’a tevekkül etmelidir.

“Ne ilkbahardan ve yazdan vazgeçilir, ne de sonbahar ve kıştan. Allah’a yönelenlerin vekili O’dur; gecenin de gündüzün de, yazın da kışın da Rabbi O’dur.”

“Kar©glan sözü, 26.06.2016”

Allah Teâlâ’nın kullarını farklı imtihanlardan geçirmesi üzerine bu vaazda bir benzetme kurulmaktadır. Azrail aleyhisselâmın vazifesi nasıl kendisine verilmişse, şeytanın da insanları saptırmaya yönelik imtihan alanındaki rolü kendisine verilmiştir. Fakat burada şeytanın Allah’a denk bir hasım olduğu düşünülmemelidir. Şeytanın düşmanlığı, insan açısından bir imtihan ve sınanma vesilesidir.

Şeytanın, “Senin kullarını mutlaka saptıracağım” şeklindeki tehdidi Kur’an’da anlatılır. Buna karşılık Allah’ın hâlis kulları üzerinde onun mutlak bir hâkimiyeti olmadığı da bildirilmiştir.

Bu bakımdan, vaazdaki işarî yorumda şeytan; kışın, sonbaharın, zulmetin ve karanlığın sembolik temsilcisi olarak ele alınmaktadır. Fakat gece olmadan gündüzün, kış olmadan baharın kıymeti tam olarak anlaşılmaz. İnsan, bütün bu değişimlerin içerisinde Rabbine yönelmeyi öğrenir.

وَاللّهُ أَعْلَمُ بِأَعْدَائِكُمْ وَكَفَى بِاللّهِ وَلِيًّا وَكَفَى بِاللّهِ نَصِيرًا

Vallâhu a'lemu bi a'dâikum. Ve kefâ billâhi veliyyen, ve kefâ billâhi nasîrâ.

Meali:

“Ve sizin düşmanlarınızı en iyi Allah bilir. Dost olarak Allah yeter. Yardımcı olarak da Allah yeter.”

Nisâ Suresi 45. ayet

“Müminlerin göğüsleri, kalpleri hayırlı ve güzel işler sebebiyle kaynar, coşar. Fâcir kimselerin göğüsleri de kötü işler yüzünden coşar. Allahü Teâlâ sizin kalbinizden geçenlere, niyetlerinize bakar. Niyetlerinize dikkat ediniz ki Allahü Teâlâ size merhamet etsin.”

Ve bizim ve yolumuzdan gidenlerin zikri olan “Raşidi Zikri”ni çekenlerden, mevsim tesbihi makamına çıkarılanlara bu makamın ilham yoluyla bildirildiği kabul edilmektedir.

Bu vaazdaki uygulamaya göre, zikre yeni başlayan bazı kişilerin aramıza katılması sebebiyle zikre devam etmekte zorlanmalar yaşandığı düşünülmüş ve bu nedenle zikre bazı ayet ve babların ilave edildiği ifade edilmiştir.

Bunlar arasında 10_1 ve 10_2 babları, yalancıların şerrine karşı 80_a, 80_b ve 80_c babları ile ayrıca 40_2, 54_3, 54_4, 54_5, 54_6 ve 62_2 babları ve bunların açıklamaları bulunmaktadır.

Ayrıca:

[attachment=38460]

!!! DİKKAT !!!

#####################

Mevsim Tesbihi çekme makamına çıkarılmış sofilere, o makamın manen ilham yoluyla bildirildiği ifade edilmektedir.

Günlük zikrin, baştan 17. ve 18. bablara kadar, yani Es'elüke Duası'na kadar 17 ve 18 dahil olmak üzere okunmasından sonra, bu vaazdaki uygulama tarifine göre bazı günlerde yağmur veya kar için belirli bir su içme uygulamasından söz edilmektedir.

Yaz, ilkbahar ve sonbaharda soğuk ve berrak su; kışın ise süt içilmesinden bahsedilmektedir. Buradaki uygulamanın yalnızca ilham geldiği ifade edilen günlerde yapılacağı belirtilmektedir.

Güneşin doğmasıyla ilgili bölümde ise, zikrin tamamlanmasından sonra belirli bir süre su, süt, çay ve benzeri içeceklerin içilmemesi gerektiği söylenmektedir.

Not: Bu bölüm, vaazdaki tasavvufî/işarî uygulama anlatımıdır. Bunu tıbbi veya bilimsel bir yöntem olarak değerlendirmemek gerekir.

#####################

110. Yazları 666 defa “Allah” zikri, kışları ise 66 defa “Allah” zikri çekilir.

Dikkat: “21 Haziran”a kadar 666 defa çekilir. Gün döndükten sonra, yani “21 Haziran”dan sonra, “21 Aralık”a kadar 66 defa çekilir. “21 Aralık”tan sonra ise tekrar 666 defa çekilmeye başlanır ve bu uygulama “21 Haziran”a kadar devam eder.

#####################

“Müminlerin göğüsleri, kalpleri hayırlı ve güzel işler sebebiyle kaynar, coşar. Fâcir kimselerin göğüsleri de kötü işler yüzünden coşar. Allahü Teâlâ sizin kalbinizden geçenlere, niyetlerinize bakar. Niyetlerinize dikkat ediniz ki Allahü Teâlâ size merhamet etsin.”

RAŞİD'İN ZİKİR EVRADI V-PRO8.6 ÇIKTI

Okumak isteyip de elinde olmayanlar buradan indirebilir:

[attachment=38458]

YENİSİ RAŞİD'İN ZİKİR EVRADI V-PRO8.9 ÇIKTI

Okumak isteyip de elinde olmayanlar buradan indirebilir:

[attachment=38459]

---oOo---

Acıyı, Belayı Kucaklamak Meselesine Gelince

21 Haziran’ı geride bıraktık. Artık günlerin yavaş yavaş kısalması, havanın daha erken kararması ve mevsimin sonbahara, oradan da kışa doğru ilerlemesi başlayacaktır.

Bu nedenle, vaazımızın bu bölümünde sonbaharı, kışı ve geceyi de hayatın bir parçası olarak kabul etmekten ve “belayı kucaklamak” meselesinden söz edeceğiz.

Bunu, başımızdan geçen ve benim için bir ibret vesilesi olan İnşirah Suresi ile ilgili bir hatıra üzerinden anlatmak istiyorum.

Taş ocağında çalışıyorum ve o dönemde Nakşibendî tarikatına mensubum. Yaklaşık her gün Hatme-i Hâcegân yapıyoruz. Hatmede okunan zikirlerden birisi de “Elem neşrah” diye bilinen İnşirah Suresi’dir.

O sıralarda özellikle İnşirah Suresi üzerinde düşünmeye başlamıştım.

Bir gün taş ocağında çalışırken taşları kesmek için kullandığımız kompresör tabancası bozuldu. O dönemde tamircilerle aram pek iyi değildi ve bana yeni bir tabanca vermeleri konusunda da daha önce olumlu bir sonuç alamamıştım.

Tabancam bozulunca, “Bugün yine uğraşacağız, bana yine eski bir tabanca verecekler” diye düşündüm.

Tam o sırada Mevlânâ’nın ölümü düğüne gider gibi karşılamaya dair sözleri aklıma geldi. Ardından İnşirah Suresi’ni hatırladım.

Kendi kendime:

“Rabbim, tamirhaneye gidiyorum ama sanki Mevlânâ’nın ölüme gider gibi gitmesi ve Hz. İbrahim’in ateşe yürüyüşü gibi ben de başıma geleni kabullenerek gidiyorum. Başa gelen çekilir.”

dedim.

Sonra “Elem neşrah” Suresi’ni okudum ve şu ayeti tekrar tekrar düşündüm:

“Şüphesiz güçlükle beraber bir kolaylık vardır. Gerçekten güçlükle beraber bir kolaylık vardır.”

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ، بِسْمِ ﷲِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ

فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا

Fe inne meal usri yusrâ. İnne meal usri yusrâ.

Bu ayeti okuyarak ve manasını düşünerek tamirhaneye gittim.

Tamirhanede Hans isimli bir tamirci vardı. Bana sıfır, yeni bir kompresör tabancası verdi.

Çok sevindim. Yeni tabancayı alıp sevinçle işyerime döndüm ve ilk defa sıfır bir tabanca kullanmanın sevincini yaşadım.

Ben bunu kendi hayatımda İnşirah Suresi’ndeki ayetin bir tecellisi ve benim için bir ibret vesilesi olarak gördüm.

Buradan çıkardığım ders şuydu:

Bazen insanın karşısına çıkan sıkıntı, sabırla ve Allah’a tevekkülle karşılandığında hayra dönüşebilir.

Hz. İbrahim’in ateşe atılması kıssasında olduğu gibi, insanın başına gelen her zorluğu Allah’ın izniyle bir imtihan ve sabır vesilesi olarak görmesi mümkündür.

Burada “acıyı kucaklamak”, acıyı veya belayı istemek anlamına gelmez. Belaya razı olmak da günahı veya zulmü kabullenmek demek değildir.

Asıl maksat, insanın başına gelen zorluk karşısında isyan etmek yerine sabretmesi, Allah’a sığınması, elinden gelen tedbiri alması ve hayır ummasıdır.

Bu bakımdan, 21 Haziran’dan sonra mevsimin sonbahara ve kışa doğru dönmesini de bir tefekkür vesilesi olarak görebiliriz. Karanlığı da aydınlığı da, geceyi de gündüzü de Allah’ın yarattığını bilerek her hâlde Rabbimize yönelmeliyiz.

Rabbim, cemaatimin, sevenlerimin ve sevdiklerimin başındaki belaları ve şerleri, İnşirah Suresi’ndeki o iki ayetin sırrı ile şerden hayra tebdil eylesin.

---oOo---

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ

“Allah’ım! Bizlere hakkı hak gösterip ona tâbi olmayı, bâtılı da bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasip eyle!”

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhiru da’vâhum enil hamdü lillâhi rabbil âlemîn. Âmin.

El-Fâtiha maassalavât.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ente, estağfiruke ve etûbü ileyk.

---oOo---

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 26 Haziran 2016 Pazar

Original Kar © glan