<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Raşit Tunca Forumu - Güzel Dualar Tesbihatlar]]></title>
		<link>https://tuncarasit.com/</link>
		<description><![CDATA[Raşit Tunca Forumu - https://tuncarasit.com]]></description>
		<pubDate>Thu, 23 Apr 2026 09:47:11 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Vird-i Settar Duası]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34485</link>
			<pubDate>Wed, 01 Apr 2026 18:00:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34485</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vird-i Settar Duası</span></span><br />
<br />
(Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad’ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile tasdik edilmiştir.)<br />
<br />
Her kim zulm görmüşse,fakirliğe düşmüşse,sevdiğinden ayrılmışsa,borca düşmüşse,işsiz kalmışsa,mülk sahibi olmak isterse,evlenmek isterse,üzerine büyü teshir etmişse, bu mübarek havas duasını günde 3-5-7 kere okumayı vird edinsin… Havas dualarını içinde en büyük en faydalı duadır.<br />
<br />
Vird-i Settar ismiyle meşhur bu dua biraz Arapça bilenlere veya manasını kısmen de olsa anlayabilenler için ne kadar tesirli, ne kadar kıymetli bir hazine olduğu aşikardır. Bu duayı hergün okumayı vird edinen kimse kısa zamanda kötü ibtilalarından kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Kazancı bereketlenir, hasta ise sıhhat ve şifaya kavuşur.Bir hastaya, bir mecnuna, bir saralıya üç veya yedi gün yedişer defa okunup nefes edilse biiznillah okunan kimse hastalığından kurtulur. Mahpus okursa hapisten çıkar.Hergün rızaen lillah üç kere okumayı adet edinen kimseyi Cenabı hakk her türlü maddi, manevi kaza ve belalardan korur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bu dua Cenabı Hakk’ın kullarına ve Hazreti Fahri Kainat Efendimiz’in de ümmetine bir hediyesi ihsan ve atıfetidir.<br />
Bu duada kul Rabbine o kadar zillet ve iftikarla, aciz ve tevazuyla münacat edip yalvarıyor ki, alemlere sonsuz bir merhamet ve ihsanda bulunan, sınırsız bir atıfet ve kerem bahşeden Allahü Zülcelal Hazretleri kendisine bu dille ve ihlasla yalvaran ve avuç açan kulunu katiyen red etmez, boş çevirmez.<br />
<br />
Vird-i Settar, İslam tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilen kapsamlı bir duadır. Aşağıda bu dua hakkında genel bilgileri, faziletlerini ve manevi özelliklerini bulabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Genel Bilgiler</span></span><br />
<br />
İsmin Anlamı ve Kaynağı<br />
<br />
Vird-i Settar ismi iki kelimeden oluşur:<br />
<br />
    Vird: Belli bir vakit ve düzen içerisinde sürekli olarak okunan dua, zikir ve evrad anlamına gelir .<br />
<br />
    Settâr: Allah’ın (c.c.) "Kullarının kusurlarını örten, hatalarını gizleyen ve günahlarını bağışlayan" anlamındaki güzel isimlerinden biridir .<br />
<br />
Manevi Şahsiyeti: Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî<br />
<br />
Dua, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden ve "Pîr-i Sânî" (İkinci Pir) olarak anılan Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilmiştir. Eserde, onun "Virdü’s-Settâr" diye bilinen sabah evradını (virdini) tertip ettiği ve bu duanın asırlardır manevi yolculukta olanlara okunduğu belirtilmektedir .<br />
<br />
Yapısı ve İçeriği<br />
<br />
Bu dua, oldukça kapsamlı ve uzun bir metindir. İçeriğinde:<br />
<br />
    Allah’a yalvarış ve niyazlar,<br />
<br />
    Tevhid inancının özlü ifadeleri,<br />
<br />
    Allah’ın 99 güzel isminin (Esma-i Hüsna) sıralanması,<br />
<br />
    Hz. Muhammed’e (s.a.v.) getirilen salavat ve övgüler bulunur .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Faziletleri ve Etkileri Hakkında Yorumlar</span></span><br />
<br />
Kadim dua kitapları ve tasavvuf geleneğinde Vird-i Settar’ın okunmasıyla ilgili pek çok fazilet zikredilmiştir. Bunlar genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rızık ve Bereket</span></span><br />
<br />
Rızık ve bereket duası hükmünde olduğu, düzenli okuyan kişiye büyük maddi ve manevi nimetler bahşedildiği belirtilir . İşleri bozuk olan kişinin işlerinin düzelmesine ve kazancının bereketlenmesine vesile olur .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruyuculuk ve Kurtuluş</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Genel Koruma:</span></span> Her gün düzenli olarak (genellikle 3 kere) okuyan kişinin, Cenab-ı Hakk tarafından her türlü maddi ve manevi kaza, bela ve musibetten korunacağı ifade edilir .<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zor Durumlar:</span></span> Zulme uğrayan, sıkıntıda olan veya mahpus durumunda bulunan kişilerin bu duayı okuması halinde zor durumdan kurtulacaklarına dair rivayetler vardır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa ve Sağlık</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hastalıklar:</span></span> Tedavisi zor hastalıklara tutulmamak için okunabileceği gibi, hasta olan kişilere üç veya yedi gün boyunca yedişer defa okunup üflenmesi halinde (biiznillah) şifaya kavuşacağı belirtilir .<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruhsal Sıkıntılar:</span></span> Vesvese, ruhsal sıkıntılar, tembellik, utangaçlık gibi müminlere yakışmayan davranışların ortadan kalkmasına ve kişinin olumlu bir karaktere bürünmesine vesile olduğu aktarılır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Manevi Hazine</span></span><br />
<br />
Bu dua, kulun Rabbine karşı derin bir acz, tevazu ve mahviyet ile yalvarışını içerir. Bu dille ve ihlasla yapılan duanın reddedilmeyeceği, Allah’ın kullarına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine büyük bir lütfu ve hediyesi olduğu vurgulanır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Okuma Adabı ve Sayıları</span></span><br />
<br />
Farklı niyetlere göre duanın belirli sayılarda okunması tavsiye edilir:<br />
<br />
    Bereket ve genel maksatlar için: Genellikle 3 defa.<br />
<br />
    Özel hacetler, dilekler ve önemli işler için: 7 defa.<br />
<br />
    Diğer meseleler ve şiddetli sıkıntılar için: 12 defa okunabileceği belirtilmiştir .<br />
<br />
Vird-i Settar, içerdiği Esma-i Hüsna, salavatlar ve derin manalı cümlelerle hem bir sığınak hem de bir manevi terbiye vesikasıdır. Ancak her duada olduğu gibi, bu duanın faziletlerinden istifade edebilmek için okumanın yanı sıra helal dairesinde yaşamaya özen göstermek, edep ve ihlası elden bırakmamak esastır<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Vird-i Settar Duasının Arapça Metini</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
    يَا سَتَّارُ يَا سَتَّارُ * يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ * يَا جَلِيلُ يَا جَبَّارُ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ * وَيَا مُدَبِّرَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ * خَلِّصْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَالنَّارِ * إِلٰهِي اسْتُرْ عُيُوبَنَا * وَاغْفِرْ ذُنُوبَنَا * وَنَوِّرْ قُبُورَنَا وَطَهِّرْ قُلُوبَنَا * وَاشْرَحْ صُدُورَنَا * وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا * وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ * وَاحْشُرْنَا مَعَ الْأَخْيَارِ * سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ * سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ * سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ * سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا مَشْكُورُ * فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةً * شُكْرًا مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةً * لِلّٰهِ الْحَمْدُ وَالْمِنَّةُ * اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الطَّاعَةِ وَالتَّوْفِيقِ * وَنَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ أَذْنَبْنَاهُ عَمْدًا وَسَهْوًا وَخَطَأً وَنِسْيَانًا وَنُقْصَانًا وَتَقْصِيرًا * اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا يُوَافِي نِعَامَكَ وَيُكَافِئُ مَزِيدَكَ نَحْمَدُكَ بِجَمِيعِ مَحَامِدِكَ مَا عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ * وَعَلَى كُلِّ حَالٍ يَا مُحَوِّلَ الْحَالِ حَوِّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ * أَعْدَدْتُ لِكُلِّ هَوْلٍ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ * وَلِكُلِّ نِعْمَةٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ رَخَاءٍ شُكْرًا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ عُجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللّٰهِ * وَلِكُلِّ ذَنْبٍ أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ * وَلِكُلِّ مُصِيبَةٍ إِنَّا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ ضَيْقٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ * وَلِكُلِّ قَضَاءٍ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ * وَلِكُلِّ طَاعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ * وَلِكُلِّ هَمٍّ وَغَمٍّ مَا شَاءَ اللّٰهُ * لَنْ يَغْلِبَ اللّٰهَ شَيْءٌ وَهُوَ غَالِبٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ وَكَفَى * سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ دَعَا * لَا غَايَةَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَالْأُولَى لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ * لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ أَبَدًا دَائِمًا صَامِدًا بَاقِيًا بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ * وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ * اَللّٰهُمَّ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ * أَعَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ * الرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرَى * وَإِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى * اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا * صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ * هُوَ اللّٰهُ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ جَلَّ جَلَالُهُ الرَّحِيمُ * الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ الْقَهَّارُ الْوَهَّابُ الرَّزَّاقُ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْحَكَمُ الْعَدْلُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ الْحَلِيمُ الْعَظِيمُ الْغَفُورُ الشَّكُورُ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ الْحَفِيظُ الْمُقِيتُ الْحَسِيبُ الْجَلِيلُ الْكَرِيمُ الرَّقِيبُ الْمُجِيبُ الْوَاسِعُ الْحَكِيمُ الْوَدُودُ الْمَجِيدُ الْبَاعِثُ الشَّهِيدُ الْحَقُّ الْوَكِيلُ الْقَوِيُّ الْمَتِينُ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ الْمُحْصِي الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْوَاجِدُ الْمَاجِدُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الصَّمَدُ الْقَادِرُ الْمُقْتَدِرُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْأَوَّلُ الْآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْوَالِي الْمُتَعَالِي الْبِرُّ التَّوَّابُ الْمُنْتَقِمُ الْعَفُوُّ الرَّؤُوفُ مَالِكُ الْمُلْكِ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ الْمُقْسِطُ الْجَامِعُ الْغَنِيُّ الْمُغْنِي الْمَانِعُ الضَّارُّ النَّافِعُ النُّورُ الْهَادِي الْبَدِيعُ الْبَاقِي الْوَارِثُ الرَّشِيدُ الصَّبُورُ * الَّذِي تَقَدَّسَتْ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُهُ * وَتَنَزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الْأَمْثَالِ صِفَاتُهُ وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ آيَاتُهُ * وَدَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ * وَاحِدٌ لَا مِنْ قِلَّةٍ * مَوْجُودٌ لَا مِنْ عِلَّةٍ بِالْجُودِ مَعْرُوفٌ * وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ * مَعْرُوفٌ بِلَا غَايَةٍ وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ * أَوَّلُ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءٍ * وَآخِرٌ كَرِيمٌ مُقِيمٌ بِلَا انْتِهَاءٍ * وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبِينَ كَرَمًا وَحِلْمًا وَلُطْفًا وَفَضْلًا * الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ * لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ * نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * وَحَسْبُنَا اللّٰهُ وَحْدَهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ * يَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ * وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ * أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ * وَنَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ إِلٰهًا عَدْلًا جَبَّارًا * وَمَلِكًا قَدِيرًا قَهَّارًا * لِلذُّنُوبِ غَفَّارًا * وَلِلْعُيُوبِ سَتَّارًا * وَنَشْهَدُ أَنَّ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَبْدُهُ الْمُصْطَفَى صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ * وَرَسُولُهُ الْمُجْتَبَى وَأَمِينُهُ الْمُقْتَدَى شَمْسُ الضُّحَى بَدْرُ الدُّجَى نُورُ الْوَرَى صَاحِبُ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ * وَنَبِيُّ الْحَرَمَيْنِ وَإِمَامُ الْقِبْلَتَيْنِ وَجَدُّ السِّبْطَيْنِ وَشَفِيعُ مَنْ فِي الدَّارَيْنِ رَسُولًا مَكِّيًّا مَدَنِيًّا هَاشِمِيًّا قُرَشِيًّا أَبْطَحِيًّا كَرُوبِيًّا رُوحِيًّا رُوحَانِيًّا تَقِيًّا نَقِيًّا نَبِيًّا كَوْكَبًا دُرِّيًّا شَمْسًا مُضِيئًا قَمَرًا نُورًا نُورَانِيًّا بَشِيرًا نَذِيرًا سِرَاجًا مُنِيرًا صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ <br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Vird-i Settar Duasının Okunuşu (Transkripsiyon)</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim.<br />
Yâ Settâru yâ Settâr. Yâ Azîzü yâ Ğaffâr. Yâ Celîlü yâ Cebbâr, yâ mukallibel kulûbi vel ebsâr. Ve yâ müdebbirâl leyli ven nehâr. Hallısnâ min azâbil kabri ven nâr.<br />
İlâhi üstür uyûbenâ. Vağfir zünûbenâ. Ve nevvir kubûranâ ve tahhir kulûbenâ. Veşrah sudûranâ. Ve keffir annâ seyyiâtinâ. Ve teveffenâ meâl ebrâr. Vahşurnâ meâl ahyâr.<br />
Sübhâneke mâ arafnâke hakka mâ’rifetike yâ Ma’rûf. Sübhâneke mâ abednâke hakka ibâdetike yâ Ma’bûd. Sübhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ Mezkûr. Sübhâneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr.<br />
Fadlen minallâhi ve rahmeten, şükran minallâhi ve ni’meten. Lillâhil hamdü vel minneh.<br />
Elhamdü lillâhi alât tâati vet tevfîk. Ve nestağfirullâhe min külli zenbin eznebnâhü amden ve sehven ve hatâen ve nisyânen ve nuksânen ve taksîr.<br />
Allâhümme lekel hamdü hamden yüvâfî niâmeke ve yükâfî mezîdeke. Nahmedüke bi cemîi mehâmidike mâ alimnâ minhâ ve mâ lem na’lem. Ve alâ külli hâlin yâ muhavvilel hâli, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl.<br />
A’dedtü li külli hevlin Lâ ilâhe illallâh, ve li külli ni’metin elhamdü lillâh, ve li külli rahâin şükrü lillâh, ve li külli u’cûbetin sübhânallâh, ve li külli zenbin estağfirullâh, ve li külli musîbetin innâ lillâh, ve li külli daykın hasbiyallâh, ve li külli kazâin ve kaderin tevekkeltü alallâh, ve li külli tâatin ve ma’siyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, ve li külli hemmin ve ğammin mâşâallâh.<br />
Len yağliballâhe şey’ün ve hüve ğâlibün alâ külli şey’in, hasbiyallâhü ve kefâ. Semiallâhü limen deâ. Lâ ğâyete lehû fil âhirati vel ûlâ. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü ebeden dâimen sâmeden bâkıyen, bi yedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr, ve ileyhil masîr.<br />
Allâhümme lâ uhsî senâen aleyke, ente kemâ esneyte alâ nefsike. Azze câruke ve celle senâüke ve lâ ilâhe ğayruk.<br />
Errahmânü alel arşistevâ, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahtes serâ. Ve in techer bil kavli fe innehû ya’lemüs sirra ve ahfâ.<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve, lehül esmâül hüsnâ fed’ûhü bihâ. Sadakallâhül azîm.<br />
Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hüver rahmânü celle celâlühür rahîm.<br />
El-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hallâk, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Ğaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbid, el-Bâsıt, el-Hâfid, er-Râfi’, el-Muizz, el-Müzill, es-Semî’, el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Latîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Ğafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mucîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdi’, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mumît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, el-Ehad, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâlî, el-Müteâlî, el-Birr, et-Tevvâb, el-Müntekim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikül Mülk, Zülcelâli vel İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’, el-Ğaniyy, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî’, el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.<br />
Ellezi tekaddeset anil eşbâhi zâtühû, ve tenezzchet an müşâbehetil emsâli sıfâtühû, ve şehidet bi rubûbiyyetihî âyâtühû, ve dellet alâ vahdâniyyetihî masnûâtühû.<br />
Vâhidün lâ min kılletin, mevcûdün lâ min illletin, bil cûdi ma’rûf, ve bil ihsâni mevsûf. Ma’rûfun bilâ ğâyetin, ve mevsûfun bilâ nihâyetin. Evvelü kadîmun bilâ ibtidâin, ve âhırun kerîmun mukîmun bilâ intihâin.<br />
Ve ğafera zünûbel müznibîne keramen ve hılmen ve lütfen ve fadlâ.<br />
Ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. Leyse ke mislihî şey’ün ve hüves semî’ul basîr.<br />
Ni’mel Mevlâ ve ni’men nasîr. Ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
Ve hasbünallâhü vahdehû ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.<br />
Yef’alüllâhü mâ yeşâü bi kudretihî, ve yahkümü mâ yürîdü bi ızzetih. Elâ lehül halku vel emr, tebârakellâhü rabbül âlemîn.<br />
Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen adlen cebbârâ, ve meliken kadîran kâhhârâ, liz zünûbi ğaffârâ, ve lil uyûbi settârâ.<br />
Ve neşhedü enne seyyidenâ muhammeden abdühül mustafâ, sallellâhü aleyhi ve sellem, ve resûlühül müctebâ, ve emînühül muktedâ, şemsüd duhâ, bedrüd dücâ, nûrul verâ, sâhibu kâbe kavseyni ev ednâ, resûlus sekaleyn, ve nebiyyül haremeyn, ve imâmül kıbleteyn, ve ceddüs sibtayn, ve şefîu men fid dâreyn, resûlen mekkiyyen, medeniyyen, hâşimiyyen, kureşiyyen, ebtahiyyen, kerûbiyyen, rûhiyyen, rûhâniyyen, tekıyyen, nekıyyen, nebiyyen, kevkeben dürriyyen, şemsen müdi’en, kameran nûran nûrâniyyen, beşîran, nezîran, sirâcen münîrâ, sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Vird-i Settar Duasının Anlamı (Meali)</span></span><br />
<br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
Ey (kullarının kusurlarını) örten, ey (bağışlamasıyla günahları) örten! Ey Azîz, ey Ğaffâr! Ey Celîl, ey Cebbâr! Ey kalpleri ve gözleri (hâlden hâle) çeviren! Ey geceyi ve gündüzü tedbir eden! Bizi kabir ve cehennem azabından kurtar!<br />
<br />
İlâhım, kusurlarımızı ört, günahlarımızı bağışla. Kabirlerimizi nurlandır, kalplerimizi temizle. Göğüslerimizi aç (ferahlat), kötülüklerimizi ört (affet). Bizi iyilerle birlikte vefat ettir ve hayırlılarla birlikte haşret.<br />
<br />
Seni hakkıyla tanıyamadık, ne yücesin sen ey bilinen (ma’rûf)! Sana hakkıyla kulluk edemedik, ne yücesin sen ey kendisine kulluk edilen (ma’bûd)! Seni hakkıyla zikredemedik, ne yücesin sen ey zikredilen (mezkûr)! Sana hakkıyla şükredemedik, ne yücesin sen ey şükredilen (meşkûr)!<br />
<br />
(Okuduğumuz bu dua,) Allah’tan bir lütuf ve rahmettir. (Bu nimetler) Allah’tan bir şükür ve nimettir. Hamd ve minnet Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Allah’a, bize verdiği tâat ve başarıdan dolayı hamd olsun. İşlediğimiz kasıtlı, kasıtsız, hata ile, unutarak, eksik ve kusurlu işlediğimiz her günahtan Allah’a mağfiret dileriz.<br />
<br />
Allah’ım! Hamd, nimetlerine denk ve fazlana karşılık olacak şekilde sanadır. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm övgülerinle sana hamdederiz. Her hâlimizde, ey hâlleri değiştiren, hâlimizi en güzel hâle çevir.<br />
<br />
Her korku için “Lâ ilâhe illallâh”ı, her nimet için “Elhamdülillâh”ı, her rahatlık için “Şükrillâh”ı, her şaşılacak şey için “Sübhânallâh”ı, her günah için “Estağfirullâh”ı, her musibet için “İnnâ lillâh”ı, her darlık için “Hasbiyallâh”ı, her kaza ve kader için “Tevekkeltü alallâh”ı, her taat ve isyan için “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”ı, her tasa ve keder için “Mâşâallâh”ı hazırladım (kendime şiar edindim).<br />
<br />
Allah’a hiçbir şey gâlip gelemez. O, her şeye gâliptir. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah, dua edeni işitir. O’nun (varlığının) ne ilk ne de son sınırı vardır. Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O, ebedî, sürekli, her şeyden müstağni ve bâkî olarak diridir, asla ölmez. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir. Dönüş ancak O’nadır.<br />
<br />
Allah’ım, sana yapacağım senâları sayamam, sen kendi nefsini övdüğün gibi (sonsuz senâya lâyıksın). Himayen yücedir, senân yücelmiştir ve senden başka ilâh yoktur.<br />
<br />
Rahmân, arşa istivâ etmiştir. Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın altında ne varsa O’nundur. Sözü açıktan söylesen de (bil ki) O, gizliyi ve daha gizliyi bilir.<br />
<br />
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’nundur, O’na onlarla dua edin. Yüce Allah doğru söylemiştir.<br />
<br />
O Allah’tır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Rahmân’dır, Rahîm’dir; celâli ne yücedir.<br />
<br />
O; Mâlik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir, Hâlık, Bâri’, Musavvir, Ğaffâr, Kahhâr, Vehhâb, Rezzâk, Fettâh, Alîm, Kâbıd, Bâsıt, Hâfid, Râfi’, Muizz, Müzill, Semî’, Basîr, Hakem, Adl, Latîf, Habîr, Halîm, Azîm, Ğafûr, Şekûr, Aliyy, Kebîr, Hafîz, Mukît, Hasîb, Celîl, Kerîm, Rakîb, Mücîb, Vâsi’, Hakîm, Vedûd, Mecîd, Bâis, Şehîd, Hakk, Vekîl, Kaviyy, Metîn, Veliyy, Hamîd, Muhsî, Mübdi’, Muîd, Muhyî, Mumît, Hayy, Kayyûm, Vâcid, Mâcid, Vâhid, Ehad, Samed, Kâdir, Muktedir, Mukaddim, Muahhir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Vâlî, Müteâlî, Birr, Tevvâb, Müntekim, Afüvv, Raûf, Mâlikü’l-Mülk, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, Muksit, Câmi’, Ğaniyy, Muğnî, Mâni’, Dârr, Nâfi’, Nûr, Hâdî, Bedî’, Bâkî, Vâris, Reşîd, Sabûr’dur. (Celâli ne yücedir.)<br />
<br />
Zâtı, benzerlerden münezzehtir; sıfatları, varlıkların sıfatlarına benzemekten yücedir. Kudretine dair ayetleri (delilleri), O’nun rubûbiyyetine şahitlik eder. Yaratılmış olanlar (eserler) ise O’nun birliğine delildir.<br />
<br />
O, “azlıktan değil” hakikî olarak Vâhid’dir. Sonradan olma bir sebeple değil, ezelî olarak Mevcûd’tur. Cömertliğiyle bilinir, ihsanıyla vasfedilir. Sınırsızca bilinir, sonsuzca vasfedilir. İlksiz olarak Kadîm’dir. Sonu olmayan, sonsuz bir sonla Kerîm ve Mukîm’dir.<br />
<br />
Günahkârların günahlarını keremiyle, yumuşaklığıyla, lütfuyla ve fazlıyla bağışlar.<br />
<br />
O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.<br />
<br />
O ne güzel Mevlâ’dır, O ne güzel yardımcıdır! Rabbimiz, affına sığındık, dönüş sanadır.<br />
<br />
Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır.<br />
<br />
Allah dilediğini kudretiyle yapar, dilediği hükmü izzetiyle yürütür. Bilin ki yaratmak da emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir, ne bereketlidir.<br />
<br />
Şahitlik ederiz ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. O, adalet sahibi, kahredici bir ilâhtır. Gücü yeten, kahredici bir melik (hükümdar)dır. Günahları bağışlayan, kusurları örtendir.<br />
<br />
Yine şahitlik ederiz ki, efendimiz Muhammed (s.a.v.) O’nun seçilmiş kulu, beğenilmiş elçisi, güvenilir ve kendisine uyulan rehberidir. O, kuşluk güneşi, karanlık gece ayı, yaratılmışların nuru, iki yay kadar veya daha yakın olanın sahibi, iki ağır yükün (insanlar ve cinlerin) elçisi, iki kutsal beldenin (Mekke ve Medine’nin) peygamberi, iki kıblenin imamı, iki torunun (Hasan ve Hüseyin’in) dedesi, iki dünyadakilerin şefaatçisidir. O; Mekkî, Medenî, Hâşimî, Kureyşî,</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Vird-i Settar Duası</span></span><br />
<br />
(Seyyid Yahya Şirvaninin ilham ile yazmış olduğu bu evrad’ın faziletleri ehlullah tarafndan tecrübe ile tasdik edilmiştir.)<br />
<br />
Her kim zulm görmüşse,fakirliğe düşmüşse,sevdiğinden ayrılmışsa,borca düşmüşse,işsiz kalmışsa,mülk sahibi olmak isterse,evlenmek isterse,üzerine büyü teshir etmişse, bu mübarek havas duasını günde 3-5-7 kere okumayı vird edinsin… Havas dualarını içinde en büyük en faydalı duadır.<br />
<br />
Vird-i Settar ismiyle meşhur bu dua biraz Arapça bilenlere veya manasını kısmen de olsa anlayabilenler için ne kadar tesirli, ne kadar kıymetli bir hazine olduğu aşikardır. Bu duayı hergün okumayı vird edinen kimse kısa zamanda kötü ibtilalarından kurtulur. İşleri bozuksa az zamanda düzelir. Kazancı bereketlenir, hasta ise sıhhat ve şifaya kavuşur.Bir hastaya, bir mecnuna, bir saralıya üç veya yedi gün yedişer defa okunup nefes edilse biiznillah okunan kimse hastalığından kurtulur. Mahpus okursa hapisten çıkar.Hergün rızaen lillah üç kere okumayı adet edinen kimseyi Cenabı hakk her türlü maddi, manevi kaza ve belalardan korur. Tedavisi zor hastalıklara tutulmaz. Ömrü uzun hayatı rahat ve huzur içinde geçer. Bu dua Cenabı Hakk’ın kullarına ve Hazreti Fahri Kainat Efendimiz’in de ümmetine bir hediyesi ihsan ve atıfetidir.<br />
Bu duada kul Rabbine o kadar zillet ve iftikarla, aciz ve tevazuyla münacat edip yalvarıyor ki, alemlere sonsuz bir merhamet ve ihsanda bulunan, sınırsız bir atıfet ve kerem bahşeden Allahü Zülcelal Hazretleri kendisine bu dille ve ihlasla yalvaran ve avuç açan kulunu katiyen red etmez, boş çevirmez.<br />
<br />
Vird-i Settar, İslam tasavvuf geleneğinde önemli bir yere sahip, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilen kapsamlı bir duadır. Aşağıda bu dua hakkında genel bilgileri, faziletlerini ve manevi özelliklerini bulabilirsiniz.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Genel Bilgiler</span></span><br />
<br />
İsmin Anlamı ve Kaynağı<br />
<br />
Vird-i Settar ismi iki kelimeden oluşur:<br />
<br />
    Vird: Belli bir vakit ve düzen içerisinde sürekli olarak okunan dua, zikir ve evrad anlamına gelir .<br />
<br />
    Settâr: Allah’ın (c.c.) "Kullarının kusurlarını örten, hatalarını gizleyen ve günahlarını bağışlayan" anlamındaki güzel isimlerinden biridir .<br />
<br />
Manevi Şahsiyeti: Pîr Seyyid Yahya-ı Şirvânî<br />
<br />
Dua, Halvetiyye tarikatının büyüklerinden ve "Pîr-i Sânî" (İkinci Pir) olarak anılan Seyyid Yahya-ı Şirvânî Hazretleri tarafından tertip edilmiştir. Eserde, onun "Virdü’s-Settâr" diye bilinen sabah evradını (virdini) tertip ettiği ve bu duanın asırlardır manevi yolculukta olanlara okunduğu belirtilmektedir .<br />
<br />
Yapısı ve İçeriği<br />
<br />
Bu dua, oldukça kapsamlı ve uzun bir metindir. İçeriğinde:<br />
<br />
    Allah’a yalvarış ve niyazlar,<br />
<br />
    Tevhid inancının özlü ifadeleri,<br />
<br />
    Allah’ın 99 güzel isminin (Esma-i Hüsna) sıralanması,<br />
<br />
    Hz. Muhammed’e (s.a.v.) getirilen salavat ve övgüler bulunur .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Faziletleri ve Etkileri Hakkında Yorumlar</span></span><br />
<br />
Kadim dua kitapları ve tasavvuf geleneğinde Vird-i Settar’ın okunmasıyla ilgili pek çok fazilet zikredilmiştir. Bunlar genel olarak şu başlıklar altında toplanabilir:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Rızık ve Bereket</span></span><br />
<br />
Rızık ve bereket duası hükmünde olduğu, düzenli okuyan kişiye büyük maddi ve manevi nimetler bahşedildiği belirtilir . İşleri bozuk olan kişinin işlerinin düzelmesine ve kazancının bereketlenmesine vesile olur .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Koruyuculuk ve Kurtuluş</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Genel Koruma:</span></span> Her gün düzenli olarak (genellikle 3 kere) okuyan kişinin, Cenab-ı Hakk tarafından her türlü maddi ve manevi kaza, bela ve musibetten korunacağı ifade edilir .<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zor Durumlar:</span></span> Zulme uğrayan, sıkıntıda olan veya mahpus durumunda bulunan kişilerin bu duayı okuması halinde zor durumdan kurtulacaklarına dair rivayetler vardır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Şifa ve Sağlık</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hastalıklar:</span></span> Tedavisi zor hastalıklara tutulmamak için okunabileceği gibi, hasta olan kişilere üç veya yedi gün boyunca yedişer defa okunup üflenmesi halinde (biiznillah) şifaya kavuşacağı belirtilir .<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ruhsal Sıkıntılar:</span></span> Vesvese, ruhsal sıkıntılar, tembellik, utangaçlık gibi müminlere yakışmayan davranışların ortadan kalkmasına ve kişinin olumlu bir karaktere bürünmesine vesile olduğu aktarılır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Manevi Hazine</span></span><br />
<br />
Bu dua, kulun Rabbine karşı derin bir acz, tevazu ve mahviyet ile yalvarışını içerir. Bu dille ve ihlasla yapılan duanın reddedilmeyeceği, Allah’ın kullarına ve Hz. Muhammed’in (s.a.v.) ümmetine büyük bir lütfu ve hediyesi olduğu vurgulanır .<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Okuma Adabı ve Sayıları</span></span><br />
<br />
Farklı niyetlere göre duanın belirli sayılarda okunması tavsiye edilir:<br />
<br />
    Bereket ve genel maksatlar için: Genellikle 3 defa.<br />
<br />
    Özel hacetler, dilekler ve önemli işler için: 7 defa.<br />
<br />
    Diğer meseleler ve şiddetli sıkıntılar için: 12 defa okunabileceği belirtilmiştir .<br />
<br />
Vird-i Settar, içerdiği Esma-i Hüsna, salavatlar ve derin manalı cümlelerle hem bir sığınak hem de bir manevi terbiye vesikasıdır. Ancak her duada olduğu gibi, bu duanın faziletlerinden istifade edebilmek için okumanın yanı sıra helal dairesinde yaşamaya özen göstermek, edep ve ihlası elden bırakmamak esastır<br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Vird-i Settar Duasının Arapça Metini</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللّٰهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
    يَا سَتَّارُ يَا سَتَّارُ * يَا عَزِيزُ يَا غَفَّارُ * يَا جَلِيلُ يَا جَبَّارُ يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ * وَيَا مُدَبِّرَ اللَّيْلِ وَالنَّهَارِ * خَلِّصْنَا مِنْ عَذَابِ الْقَبْرِ وَالنَّارِ * إِلٰهِي اسْتُرْ عُيُوبَنَا * وَاغْفِرْ ذُنُوبَنَا * وَنَوِّرْ قُبُورَنَا وَطَهِّرْ قُلُوبَنَا * وَاشْرَحْ صُدُورَنَا * وَكَفِّرْ عَنَّا سَيِّئَاتِنَا * وَتَوَفَّنَا مَعَ الْأَبْرَارِ * وَاحْشُرْنَا مَعَ الْأَخْيَارِ * سُبْحَانَكَ مَا عَرَفْنَاكَ حَقَّ مَعْرِفَتِكَ يَا مَعْرُوفُ * سُبْحَانَكَ مَا عَبَدْنَاكَ حَقَّ عِبَادَتِكَ يَا مَعْبُودُ * سُبْحَانَكَ مَا ذَكَرْنَاكَ حَقَّ ذِكْرِكَ يَا مَذْكُورُ * سُبْحَانَكَ مَا شَكَرْنَاكَ حَقَّ شُكْرِكَ يَا مَشْكُورُ * فَضْلًا مِنَ اللّٰهِ وَرَحْمَةً * شُكْرًا مِنَ اللّٰهِ وَنِعْمَةً * لِلّٰهِ الْحَمْدُ وَالْمِنَّةُ * اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ عَلَى الطَّاعَةِ وَالتَّوْفِيقِ * وَنَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ مِنْ كُلِّ ذَنْبٍ أَذْنَبْنَاهُ عَمْدًا وَسَهْوًا وَخَطَأً وَنِسْيَانًا وَنُقْصَانًا وَتَقْصِيرًا * اَللّٰهُمَّ لَكَ الْحَمْدُ حَمْدًا يُوَافِي نِعَامَكَ وَيُكَافِئُ مَزِيدَكَ نَحْمَدُكَ بِجَمِيعِ مَحَامِدِكَ مَا عَلِمْنَا مِنْهَا وَمَا لَمْ نَعْلَمْ * وَعَلَى كُلِّ حَالٍ يَا مُحَوِّلَ الْحَالِ حَوِّلْ حَالَنَا إِلَى أَحْسَنِ الْحَالِ * أَعْدَدْتُ لِكُلِّ هَوْلٍ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ * وَلِكُلِّ نِعْمَةٍ اَلْحَمْدُ لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ رَخَاءٍ شُكْرًا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ عُجُوبَةٍ سُبْحَانَ اللّٰهِ * وَلِكُلِّ ذَنْبٍ أَسْتَغْفِرُ اللّٰهَ * وَلِكُلِّ مُصِيبَةٍ إِنَّا لِلّٰهِ * وَلِكُلِّ ضَيْقٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ * وَلِكُلِّ قَضَاءٍ وَقَدَرٍ تَوَكَّلْتُ عَلَى اللّٰهِ * وَلِكُلِّ طَاعَةٍ وَمَعْصِيَةٍ لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ * وَلِكُلِّ هَمٍّ وَغَمٍّ مَا شَاءَ اللّٰهُ * لَنْ يَغْلِبَ اللّٰهَ شَيْءٌ وَهُوَ غَالِبٌ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ حَسْبِيَ اللّٰهُ وَكَفَى * سَمِعَ اللّٰهُ لِمَنْ دَعَا * لَا غَايَةَ لَهُ فِي الْآخِرَةِ وَالْأُولَى لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ * لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَا يَمُوتُ أَبَدًا دَائِمًا صَامِدًا بَاقِيًا بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ * وَإِلَيْهِ الْمَصِيرُ * اَللّٰهُمَّ لَا أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ أَنْتَ كَمَا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ * أَعَزَّ جَارُكَ وَجَلَّ ثَنَاؤُكَ وَلَا إِلٰهَ غَيْرُكَ * الرَّحْمٰنُ عَلَى الْعَرْشِ اسْتَوَى لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الْأَرْضِ وَمَا بَيْنَهُمَا وَمَا تَحْتَ الثَّرَى * وَإِنْ تَجْهَرْ بِالْقَوْلِ فَإِنَّهُ يَعْلَمُ السِّرَّ وَأَخْفَى * اللّٰهُ لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ لَهُ الْأَسْمَاءُ الْحُسْنَى فَادْعُوهُ بِهَا * صَدَقَ اللّٰهُ الْعَظِيمُ * هُوَ اللّٰهُ الَّذِي لَا إِلٰهَ إِلَّا هُوَ الرَّحْمٰنُ جَلَّ جَلَالُهُ الرَّحِيمُ * الْمَلِكُ الْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُ الْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُ الْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ الْخَالِقُ الْبَارِئُ الْمُصَوِّرُ الْغَفَّارُ الْقَهَّارُ الْوَهَّابُ الرَّزَّاقُ الْفَتَّاحُ الْعَلِيمُ الْقَابِضُ الْبَاسِطُ الْخَافِضُ الرَّافِعُ الْمُعِزُّ الْمُذِلُّ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ الْحَكَمُ الْعَدْلُ اللَّطِيفُ الْخَبِيرُ الْحَلِيمُ الْعَظِيمُ الْغَفُورُ الشَّكُورُ الْعَلِيُّ الْكَبِيرُ الْحَفِيظُ الْمُقِيتُ الْحَسِيبُ الْجَلِيلُ الْكَرِيمُ الرَّقِيبُ الْمُجِيبُ الْوَاسِعُ الْحَكِيمُ الْوَدُودُ الْمَجِيدُ الْبَاعِثُ الشَّهِيدُ الْحَقُّ الْوَكِيلُ الْقَوِيُّ الْمَتِينُ الْوَلِيُّ الْحَمِيدُ الْمُحْصِي الْمُبْدِئُ الْمُعِيدُ الْمُحْيِي الْمُمِيتُ الْحَيُّ الْقَيُّومُ الْوَاجِدُ الْمَاجِدُ الْوَاحِدُ الْأَحَدُ الصَّمَدُ الْقَادِرُ الْمُقْتَدِرُ الْمُقَدِّمُ الْمُؤَخِّرُ الْأَوَّلُ الْآخِرُ الظَّاهِرُ الْبَاطِنُ الْوَالِي الْمُتَعَالِي الْبِرُّ التَّوَّابُ الْمُنْتَقِمُ الْعَفُوُّ الرَّؤُوفُ مَالِكُ الْمُلْكِ ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ الْمُقْسِطُ الْجَامِعُ الْغَنِيُّ الْمُغْنِي الْمَانِعُ الضَّارُّ النَّافِعُ النُّورُ الْهَادِي الْبَدِيعُ الْبَاقِي الْوَارِثُ الرَّشِيدُ الصَّبُورُ * الَّذِي تَقَدَّسَتْ عَنِ الْأَشْبَاهِ ذَاتُهُ * وَتَنَزَّهَتْ عَنْ مُشَابَهَةِ الْأَمْثَالِ صِفَاتُهُ وَشَهِدَتْ بِرُبُوبِيَّتِهِ آيَاتُهُ * وَدَلَّتْ عَلَى وَحْدَانِيَّتِهِ مَصْنُوعَاتُهُ * وَاحِدٌ لَا مِنْ قِلَّةٍ * مَوْجُودٌ لَا مِنْ عِلَّةٍ بِالْجُودِ مَعْرُوفٌ * وَبِالْإِحْسَانِ مَوْصُوفٌ * مَعْرُوفٌ بِلَا غَايَةٍ وَمَوْصُوفٌ بِلَا نِهَايَةٍ * أَوَّلُ قَدِيمٌ بِلَا ابْتِدَاءٍ * وَآخِرٌ كَرِيمٌ مُقِيمٌ بِلَا انْتِهَاءٍ * وَغَفَرَ ذُنُوبَ الْمُذْنِبِينَ كَرَمًا وَحِلْمًا وَلُطْفًا وَفَضْلًا * الَّذِي لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ * لَيْسَ كَمِثْلِهِ شَيْءٌ وَهُوَ السَّمِيعُ الْبَصِيرُ * نِعْمَ الْمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرُ * غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ * وَحَسْبُنَا اللّٰهُ وَحْدَهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ * وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللّٰهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ * يَفْعَلُ اللّٰهُ مَا يَشَاءُ بِقُدْرَتِهِ * وَيَحْكُمُ مَا يُرِيدُ بِعِزَّتِهِ * أَلَا لَهُ الْخَلْقُ وَالْأَمْرُ تَبَارَكَ اللّٰهُ رَبُّ الْعَالَمِينَ * وَنَشْهَدُ أَنْ لَا إِلٰهَ إِلَّا اللّٰهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ إِلٰهًا عَدْلًا جَبَّارًا * وَمَلِكًا قَدِيرًا قَهَّارًا * لِلذُّنُوبِ غَفَّارًا * وَلِلْعُيُوبِ سَتَّارًا * وَنَشْهَدُ أَنَّ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا عَبْدُهُ الْمُصْطَفَى صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ * وَرَسُولُهُ الْمُجْتَبَى وَأَمِينُهُ الْمُقْتَدَى شَمْسُ الضُّحَى بَدْرُ الدُّجَى نُورُ الْوَرَى صَاحِبُ قَابَ قَوْسَيْنِ أَوْ أَدْنَى رَسُولُ الثَّقَلَيْنِ * وَنَبِيُّ الْحَرَمَيْنِ وَإِمَامُ الْقِبْلَتَيْنِ وَجَدُّ السِّبْطَيْنِ وَشَفِيعُ مَنْ فِي الدَّارَيْنِ رَسُولًا مَكِّيًّا مَدَنِيًّا هَاشِمِيًّا قُرَشِيًّا أَبْطَحِيًّا كَرُوبِيًّا رُوحِيًّا رُوحَانِيًّا تَقِيًّا نَقِيًّا نَبِيًّا كَوْكَبًا دُرِّيًّا شَمْسًا مُضِيئًا قَمَرًا نُورًا نُورَانِيًّا بَشِيرًا نَذِيرًا سِرَاجًا مُنِيرًا صَلَّى اللّٰهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ <br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Vird-i Settar Duasının Okunuşu (Transkripsiyon)</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim.<br />
Yâ Settâru yâ Settâr. Yâ Azîzü yâ Ğaffâr. Yâ Celîlü yâ Cebbâr, yâ mukallibel kulûbi vel ebsâr. Ve yâ müdebbirâl leyli ven nehâr. Hallısnâ min azâbil kabri ven nâr.<br />
İlâhi üstür uyûbenâ. Vağfir zünûbenâ. Ve nevvir kubûranâ ve tahhir kulûbenâ. Veşrah sudûranâ. Ve keffir annâ seyyiâtinâ. Ve teveffenâ meâl ebrâr. Vahşurnâ meâl ahyâr.<br />
Sübhâneke mâ arafnâke hakka mâ’rifetike yâ Ma’rûf. Sübhâneke mâ abednâke hakka ibâdetike yâ Ma’bûd. Sübhâneke mâ zekernâke hakka zikrike yâ Mezkûr. Sübhâneke mâ şekernâke hakka şükrike yâ Meşkûr.<br />
Fadlen minallâhi ve rahmeten, şükran minallâhi ve ni’meten. Lillâhil hamdü vel minneh.<br />
Elhamdü lillâhi alât tâati vet tevfîk. Ve nestağfirullâhe min külli zenbin eznebnâhü amden ve sehven ve hatâen ve nisyânen ve nuksânen ve taksîr.<br />
Allâhümme lekel hamdü hamden yüvâfî niâmeke ve yükâfî mezîdeke. Nahmedüke bi cemîi mehâmidike mâ alimnâ minhâ ve mâ lem na’lem. Ve alâ külli hâlin yâ muhavvilel hâli, havvil hâlenâ ilâ ahsenil hâl.<br />
A’dedtü li külli hevlin Lâ ilâhe illallâh, ve li külli ni’metin elhamdü lillâh, ve li külli rahâin şükrü lillâh, ve li külli u’cûbetin sübhânallâh, ve li külli zenbin estağfirullâh, ve li külli musîbetin innâ lillâh, ve li külli daykın hasbiyallâh, ve li külli kazâin ve kaderin tevekkeltü alallâh, ve li külli tâatin ve ma’siyetin lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh, ve li külli hemmin ve ğammin mâşâallâh.<br />
Len yağliballâhe şey’ün ve hüve ğâlibün alâ külli şey’in, hasbiyallâhü ve kefâ. Semiallâhü limen deâ. Lâ ğâyete lehû fil âhirati vel ûlâ. Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü, yuhyî ve yümîtü ve hüve hayyün lâ yemûtü ebeden dâimen sâmeden bâkıyen, bi yedihil hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr, ve ileyhil masîr.<br />
Allâhümme lâ uhsî senâen aleyke, ente kemâ esneyte alâ nefsike. Azze câruke ve celle senâüke ve lâ ilâhe ğayruk.<br />
Errahmânü alel arşistevâ, lehû mâ fis semâvâti ve mâ fil ardı ve mâ beynehümâ ve mâ tahtes serâ. Ve in techer bil kavli fe innehû ya’lemüs sirra ve ahfâ.<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüve, lehül esmâül hüsnâ fed’ûhü bihâ. Sadakallâhül azîm.<br />
Hüvellâhüllezî lâ ilâhe illâ hüver rahmânü celle celâlühür rahîm.<br />
El-Melik, el-Kuddûs, es-Selâm, el-Mü’min, el-Müheymin, el-Azîz, el-Cebbâr, el-Mütekebbir, el-Hallâk, el-Bâri’, el-Musavvir, el-Ğaffâr, el-Kahhâr, el-Vehhâb, er-Rezzâk, el-Fettâh, el-Alîm, el-Kâbid, el-Bâsıt, el-Hâfid, er-Râfi’, el-Muizz, el-Müzill, es-Semî’, el-Basîr, el-Hakem, el-Adl, el-Latîf, el-Habîr, el-Halîm, el-Azîm, el-Ğafûr, eş-Şekûr, el-Aliyy, el-Kebîr, el-Hafîz, el-Mukît, el-Hasîb, el-Celîl, el-Kerîm, er-Rakîb, el-Mucîb, el-Vâsi’, el-Hakîm, el-Vedûd, el-Mecîd, el-Bâis, eş-Şehîd, el-Hakk, el-Vekîl, el-Kaviyy, el-Metîn, el-Veliyy, el-Hamîd, el-Muhsî, el-Mübdi’, el-Muîd, el-Muhyî, el-Mumît, el-Hayy, el-Kayyûm, el-Vâcid, el-Mâcid, el-Vâhid, el-Ehad, es-Samed, el-Kâdir, el-Muktedir, el-Mukaddim, el-Muahhir, el-Evvel, el-Âhir, ez-Zâhir, el-Bâtın, el-Vâlî, el-Müteâlî, el-Birr, et-Tevvâb, el-Müntekim, el-Afüvv, er-Raûf, Mâlikül Mülk, Zülcelâli vel İkrâm, el-Muksit, el-Câmi’, el-Ğaniyy, el-Muğnî, el-Mâni’, ed-Dârr, en-Nâfi’, en-Nûr, el-Hâdî, el-Bedî’, el-Bâkî, el-Vâris, er-Reşîd, es-Sabûr.<br />
Ellezi tekaddeset anil eşbâhi zâtühû, ve tenezzchet an müşâbehetil emsâli sıfâtühû, ve şehidet bi rubûbiyyetihî âyâtühû, ve dellet alâ vahdâniyyetihî masnûâtühû.<br />
Vâhidün lâ min kılletin, mevcûdün lâ min illletin, bil cûdi ma’rûf, ve bil ihsâni mevsûf. Ma’rûfun bilâ ğâyetin, ve mevsûfun bilâ nihâyetin. Evvelü kadîmun bilâ ibtidâin, ve âhırun kerîmun mukîmun bilâ intihâin.<br />
Ve ğafera zünûbel müznibîne keramen ve hılmen ve lütfen ve fadlâ.<br />
Ellezi lem yelid ve lem yûled ve lem yekün lehû küfüven ehad. Leyse ke mislihî şey’ün ve hüves semî’ul basîr.<br />
Ni’mel Mevlâ ve ni’men nasîr. Ğufrâneke Rabbenâ ve ileykel masîr.<br />
Ve hasbünallâhü vahdehû ve ni’mel vekîl. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm.<br />
Yef’alüllâhü mâ yeşâü bi kudretihî, ve yahkümü mâ yürîdü bi ızzetih. Elâ lehül halku vel emr, tebârakellâhü rabbül âlemîn.<br />
Ve neşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, ilâhen adlen cebbârâ, ve meliken kadîran kâhhârâ, liz zünûbi ğaffârâ, ve lil uyûbi settârâ.<br />
Ve neşhedü enne seyyidenâ muhammeden abdühül mustafâ, sallellâhü aleyhi ve sellem, ve resûlühül müctebâ, ve emînühül muktedâ, şemsüd duhâ, bedrüd dücâ, nûrul verâ, sâhibu kâbe kavseyni ev ednâ, resûlus sekaleyn, ve nebiyyül haremeyn, ve imâmül kıbleteyn, ve ceddüs sibtayn, ve şefîu men fid dâreyn, resûlen mekkiyyen, medeniyyen, hâşimiyyen, kureşiyyen, ebtahiyyen, kerûbiyyen, rûhiyyen, rûhâniyyen, tekıyyen, nekıyyen, nebiyyen, kevkeben dürriyyen, şemsen müdi’en, kameran nûran nûrâniyyen, beşîran, nezîran, sirâcen münîrâ, sallallâhu teâlâ aleyhi ve sellem.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Vird-i Settar Duasının Anlamı (Meali)</span></span><br />
<br />
Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.<br />
<br />
Ey (kullarının kusurlarını) örten, ey (bağışlamasıyla günahları) örten! Ey Azîz, ey Ğaffâr! Ey Celîl, ey Cebbâr! Ey kalpleri ve gözleri (hâlden hâle) çeviren! Ey geceyi ve gündüzü tedbir eden! Bizi kabir ve cehennem azabından kurtar!<br />
<br />
İlâhım, kusurlarımızı ört, günahlarımızı bağışla. Kabirlerimizi nurlandır, kalplerimizi temizle. Göğüslerimizi aç (ferahlat), kötülüklerimizi ört (affet). Bizi iyilerle birlikte vefat ettir ve hayırlılarla birlikte haşret.<br />
<br />
Seni hakkıyla tanıyamadık, ne yücesin sen ey bilinen (ma’rûf)! Sana hakkıyla kulluk edemedik, ne yücesin sen ey kendisine kulluk edilen (ma’bûd)! Seni hakkıyla zikredemedik, ne yücesin sen ey zikredilen (mezkûr)! Sana hakkıyla şükredemedik, ne yücesin sen ey şükredilen (meşkûr)!<br />
<br />
(Okuduğumuz bu dua,) Allah’tan bir lütuf ve rahmettir. (Bu nimetler) Allah’tan bir şükür ve nimettir. Hamd ve minnet Allah’a mahsustur.<br />
<br />
Allah’a, bize verdiği tâat ve başarıdan dolayı hamd olsun. İşlediğimiz kasıtlı, kasıtsız, hata ile, unutarak, eksik ve kusurlu işlediğimiz her günahtan Allah’a mağfiret dileriz.<br />
<br />
Allah’ım! Hamd, nimetlerine denk ve fazlana karşılık olacak şekilde sanadır. Bildiğimiz ve bilmediğimiz tüm övgülerinle sana hamdederiz. Her hâlimizde, ey hâlleri değiştiren, hâlimizi en güzel hâle çevir.<br />
<br />
Her korku için “Lâ ilâhe illallâh”ı, her nimet için “Elhamdülillâh”ı, her rahatlık için “Şükrillâh”ı, her şaşılacak şey için “Sübhânallâh”ı, her günah için “Estağfirullâh”ı, her musibet için “İnnâ lillâh”ı, her darlık için “Hasbiyallâh”ı, her kaza ve kader için “Tevekkeltü alallâh”ı, her taat ve isyan için “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâh”ı, her tasa ve keder için “Mâşâallâh”ı hazırladım (kendime şiar edindim).<br />
<br />
Allah’a hiçbir şey gâlip gelemez. O, her şeye gâliptir. Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Allah, dua edeni işitir. O’nun (varlığının) ne ilk ne de son sınırı vardır. Allah’tan başka ilâh yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. Diriltir ve öldürür. O, ebedî, sürekli, her şeyden müstağni ve bâkî olarak diridir, asla ölmez. Hayır O’nun elindedir ve O her şeye kâdirdir. Dönüş ancak O’nadır.<br />
<br />
Allah’ım, sana yapacağım senâları sayamam, sen kendi nefsini övdüğün gibi (sonsuz senâya lâyıksın). Himayen yücedir, senân yücelmiştir ve senden başka ilâh yoktur.<br />
<br />
Rahmân, arşa istivâ etmiştir. Göklerde, yerde, ikisi arasında ve toprağın altında ne varsa O’nundur. Sözü açıktan söylesen de (bil ki) O, gizliyi ve daha gizliyi bilir.<br />
<br />
Allah, kendisinden başka ilâh olmayandır. En güzel isimler O’nundur, O’na onlarla dua edin. Yüce Allah doğru söylemiştir.<br />
<br />
O Allah’tır ki, kendisinden başka ilâh yoktur. Rahmân’dır, Rahîm’dir; celâli ne yücedir.<br />
<br />
O; Mâlik, Kuddûs, Selâm, Mü’min, Müheymin, Azîz, Cebbâr, Mütekebbir, Hâlık, Bâri’, Musavvir, Ğaffâr, Kahhâr, Vehhâb, Rezzâk, Fettâh, Alîm, Kâbıd, Bâsıt, Hâfid, Râfi’, Muizz, Müzill, Semî’, Basîr, Hakem, Adl, Latîf, Habîr, Halîm, Azîm, Ğafûr, Şekûr, Aliyy, Kebîr, Hafîz, Mukît, Hasîb, Celîl, Kerîm, Rakîb, Mücîb, Vâsi’, Hakîm, Vedûd, Mecîd, Bâis, Şehîd, Hakk, Vekîl, Kaviyy, Metîn, Veliyy, Hamîd, Muhsî, Mübdi’, Muîd, Muhyî, Mumît, Hayy, Kayyûm, Vâcid, Mâcid, Vâhid, Ehad, Samed, Kâdir, Muktedir, Mukaddim, Muahhir, Evvel, Âhir, Zâhir, Bâtın, Vâlî, Müteâlî, Birr, Tevvâb, Müntekim, Afüvv, Raûf, Mâlikü’l-Mülk, Zü’l-Celâli ve’l-İkrâm, Muksit, Câmi’, Ğaniyy, Muğnî, Mâni’, Dârr, Nâfi’, Nûr, Hâdî, Bedî’, Bâkî, Vâris, Reşîd, Sabûr’dur. (Celâli ne yücedir.)<br />
<br />
Zâtı, benzerlerden münezzehtir; sıfatları, varlıkların sıfatlarına benzemekten yücedir. Kudretine dair ayetleri (delilleri), O’nun rubûbiyyetine şahitlik eder. Yaratılmış olanlar (eserler) ise O’nun birliğine delildir.<br />
<br />
O, “azlıktan değil” hakikî olarak Vâhid’dir. Sonradan olma bir sebeple değil, ezelî olarak Mevcûd’tur. Cömertliğiyle bilinir, ihsanıyla vasfedilir. Sınırsızca bilinir, sonsuzca vasfedilir. İlksiz olarak Kadîm’dir. Sonu olmayan, sonsuz bir sonla Kerîm ve Mukîm’dir.<br />
<br />
Günahkârların günahlarını keremiyle, yumuşaklığıyla, lütfuyla ve fazlıyla bağışlar.<br />
<br />
O, doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O’nun dengi değildir. O’nun benzeri hiçbir şey yoktur. O, işiten ve görendir.<br />
<br />
O ne güzel Mevlâ’dır, O ne güzel yardımcıdır! Rabbimiz, affına sığındık, dönüş sanadır.<br />
<br />
Allah bize yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak yüce ve büyük olan Allah’ın yardımıyladır.<br />
<br />
Allah dilediğini kudretiyle yapar, dilediği hükmü izzetiyle yürütür. Bilin ki yaratmak da emir de O’na aittir. Âlemlerin Rabbi olan Allah, ne yücedir, ne bereketlidir.<br />
<br />
Şahitlik ederiz ki, Allah’tan başka ilâh yoktur. O tektir, ortağı yoktur. O, adalet sahibi, kahredici bir ilâhtır. Gücü yeten, kahredici bir melik (hükümdar)dır. Günahları bağışlayan, kusurları örtendir.<br />
<br />
Yine şahitlik ederiz ki, efendimiz Muhammed (s.a.v.) O’nun seçilmiş kulu, beğenilmiş elçisi, güvenilir ve kendisine uyulan rehberidir. O, kuşluk güneşi, karanlık gece ayı, yaratılmışların nuru, iki yay kadar veya daha yakın olanın sahibi, iki ağır yükün (insanlar ve cinlerin) elçisi, iki kutsal beldenin (Mekke ve Medine’nin) peygamberi, iki kıblenin imamı, iki torunun (Hasan ve Hüseyin’in) dedesi, iki dünyadakilerin şefaatçisidir. O; Mekkî, Medenî, Hâşimî, Kureyşî,</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Bismillahillezi La Yedurru Duası]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34484</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 17:01:42 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34484</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188746" target="_blank" title="">Bismillahillezi La Yedurru Duası V310320261637-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1,023.07 KB / İndirme Sayısı: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bismillahillezi La Yedurru Duası</span></span><br />
<br />
Bismillâhillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fi'l-ardi velâ fi's-semâi ve hüve's-semî'u'l-'alîm duası, sabah-akşam 3'er defa okunması tavsiye edilen, her türlü zarar, bela ve nazardan korunmak için Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) öğrettiği bir hadis-i şerif duasıdır. <br />
<br />
Bu duayı sabah akşam üç defa okuyana hiçbir şey zarar veremez.<br />
<br />
Osman b. Affan -radıyallâhu anh-’ın rivayetine göre  Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Bir kul her günün sabahında ve akşamında üç defa şöyle derse ona hiçbir şey zarar vermez, görülmedik kaza ve belâ ona isabet etmez:"<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Arapçası:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu: </span></span><br />
<br />
“Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fi’l-ardi velâ fi’s-semâi ve hüve’s-semî’u’l-‘alîm.”<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
“Adı anıldığı zaman gerek yerde gerekse gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla! O, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebû Davud, Edeb, 110; İbn Mâce, Duâ, 14; Tirmizî, De’avât, 13)</span></span><br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfi Hz. Osman radıyallahu anh’dan oğlu Ebân radıyallahu anh duyup rivâyet etmişti. Bir gün Ebân radıyallahu anh felç oldu. Bu hadîsi ondan işiten biri, Ebân radıyallahu anh’ın yüzüne bakmaya başladı. Bunu farkeden Ebân radıyallahu anh: “–Niçin bana öyle bakıyorsun? Allah’a yemin ederim ki ben Osman adına yalan uydurmadım. Osman da Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz adına ya­lan uydurmadı. Fakat felç olduğum gün bir şeye öfkelenmiştim de o duayı okumayı unutmuştum.” dedi. (Ebû Dâvûd Edeb 101/5088) Muhaddis ve fakih bir tâbiî olan ve yedi yıl Medine valiliği yapan Ebân radıyallahu anh’ın, bu duayı her gün muntazaman okuması, o mübarek neslin bu derin mânalı duaya verdiği ehemmiyeti göstermektedir. (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları)<br />
<br />
<br />
"Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı</span></span><br />
<br />
Allah'ın yüce ismine sığınana yerde ve gökte hiç bir şey zarar veremez! O, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani Hazretleri, talebeleri ile uzak bir diyara yolculuk ederken, gece, bir handa kaldılar. "Bu gece bir bela zuhur edecektir. (Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim) duasını üç defa okuyun." buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.<br />
<br />
Eğer kendinize büyü yapıldığını, haset edildiğini düşünüyorsanız sabah-akşam üçer kez bu duayı zikredin.<br />
<br />
Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, üç defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadis-i şerifte buyuruldu ki: </span></span><br />
<br />
Bu duayı sabah üç kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(İbni Mace)</span></span><br />
<br />
Hiç bir kul yoktur ki, her günün sabahı ve her gecenin akşamında üç kere: "Bismillâhillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil ardı velâ fissemâ' ve hüve semî'ul alim." desin de sonra ona bir şey zarar versin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ravi: Hz. Osman (r.a.)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fazileti:</span></span><br />
<br />
    Sabahleyin üç defa okuyana, akşama kadar ani bir musibet isabet etmez.<br />
    Akşamleyin üç defa okuyana, sabaha kadar ani bir bela gelmez.<br />
    Dert, bela, fitne, hastalık, nazar ve zalimlerin şerrinden koruduğuna inanılır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Kaynaklar: Ebû Dâvûd, Edeb 110; İbn Mâce, Duâ 14; Tirmizî, De'avât 13)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HAZRETİ ÖMERİN RUM ELÇİSİNİN GETİRDİĞİ ZEHRİ İÇMESİ</span></span><br />
<br />
Yiyecek ve İçeceklerin Zararından Korunmak İçin Okunacak Duâ<br />
<br />
Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” halîfe iken, bir gün mescidde oturuyordu. Rûm kayserinin elçisi geldi. Ba’zı hediyye ve bir doğan, bir tazı, bir şişe zehr de getirdi.<br />
<br />
Dedi ki, yâ halîfe. Bu tazı öyle bir tazıdır ki, her nereye salar isen, avını yakalar, kaçırmaz. Avı ondan kurtulmaz. Bu doğan da bir doğandır ki, hangi kuşa salarsanız, hiç aman vermeyip, alır. Aslâ bir kuş pençesinden halâs olmaz (kurtulamaz). Bu şişe içinde olan zehr, öyle bir zehrdir ki, bir katresini insana içirseler, o ânda ölür, bunun ilâcı olmaz. [Ya’nî o kişi kurtulamaz]. Tuhâf nesne olup, pâdişâhlar hazînesinde bulunması lâzımdır ve lâyıkdır diye, rûm sultânı kayser göndermişdir.<br />
<br />
Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki, kuş nedir ki, insan onunla meşgûl olup, ondan ne fâide hâsıl eder. Ehl-i hâl olan onu eline alıp, amellerini boşa çıkarmaz, deyip, bağlarını çıkarıp, sahrâya salıverdi.<br />
<br />
Kelb [köpek] nedir ki, insan ona tâlib ve râgıb olup, o mekrûhu evine koysun ve ardınca gezip, yürüsün. Onun da zincirlerini alıp, azâd eyleyip, serbest bırakdı.<br />
<br />
Ondan sonra o içinde zehr olan şişeyi mubârek eline alıp, dedi ki, benim dünyâda nefsimden büyük düşmânım yokdur. O zehri (“Bismillâhillezî lâ yedurru measmihi Şey’ün fil’ardi velâ fissemâi ve Hüvessemi’ul Aliym.”) deyip, temâmını içdi. Elçi bu hâli görünce, şaşırıp, mescid kapısında durdu. Bir zemândan sonra gelip, hazret-i Ömere bakdı. Gördü ki, hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” evvelki gibi devlet ve se’âdetle, sıhhat ve selâmetde oturur.<br />
<br />
Hemen yerinden kalkıp, hazret-i Ömerin “radıyallahü teâlâ anh” ayaklarına yüzünü ve gözünü sürüp dedi ki, yâ halîfe, bana îmânı anlat. Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” elçiye kelime-i şehâdet telkîn etdi ve elçi, müslimân oldu. Ondan sonra elçi, rûm kayserine gitmeyip, geri kalan ömrünü Ömerin “radıyallahü anh” hizmetinde geçirdi.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188746" target="_blank" title="">Bismillahillezi La Yedurru Duası V310320261637-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1,023.07 KB / İndirme Sayısı: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188747" target="_blank" title="">Bismillahillezi La Yedurru Duası V310320261638-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 957.57 KB / İndirme Sayısı: 16)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188746" target="_blank" title="">Bismillahillezi La Yedurru Duası V310320261637-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1,023.07 KB / İndirme Sayısı: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bismillahillezi La Yedurru Duası</span></span><br />
<br />
Bismillâhillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fi'l-ardi velâ fi's-semâi ve hüve's-semî'u'l-'alîm duası, sabah-akşam 3'er defa okunması tavsiye edilen, her türlü zarar, bela ve nazardan korunmak için Peygamber Efendimiz'in (s.a.v.) öğrettiği bir hadis-i şerif duasıdır. <br />
<br />
Bu duayı sabah akşam üç defa okuyana hiçbir şey zarar veremez.<br />
<br />
Osman b. Affan -radıyallâhu anh-’ın rivayetine göre  Peygamberimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Bir kul her günün sabahında ve akşamında üç defa şöyle derse ona hiçbir şey zarar vermez, görülmedik kaza ve belâ ona isabet etmez:"<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Arapçası:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِي لَا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيْءٌ فِي الْأَرْضِ وَلَا فِي السَّمَاءِ، وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu: </span></span><br />
<br />
“Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fi’l-ardi velâ fi’s-semâi ve hüve’s-semî’u’l-‘alîm.”<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
“Adı anıldığı zaman gerek yerde gerekse gökte hiçbir şeyin zarar veremeyeceği Allah’ın adıyla! O, hakkıyla işiten ve hakkıyla bilendir.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Ebû Davud, Edeb, 110; İbn Mâce, Duâ, 14; Tirmizî, De’avât, 13)</span></span><br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfi Hz. Osman radıyallahu anh’dan oğlu Ebân radıyallahu anh duyup rivâyet etmişti. Bir gün Ebân radıyallahu anh felç oldu. Bu hadîsi ondan işiten biri, Ebân radıyallahu anh’ın yüzüne bakmaya başladı. Bunu farkeden Ebân radıyallahu anh: “–Niçin bana öyle bakıyorsun? Allah’a yemin ederim ki ben Osman adına yalan uydurmadım. Osman da Nebiyy-i Ekrem (s.a.v) Efendimiz adına ya­lan uydurmadı. Fakat felç olduğum gün bir şeye öfkelenmiştim de o duayı okumayı unutmuştum.” dedi. (Ebû Dâvûd Edeb 101/5088) Muhaddis ve fakih bir tâbiî olan ve yedi yıl Medine valiliği yapan Ebân radıyallahu anh’ın, bu duayı her gün muntazaman okuması, o mübarek neslin bu derin mânalı duaya verdiği ehemmiyeti göstermektedir. (Mahmud Sami Ramazanoğlu, Dualar ve Zikirler, Erkam Yayınları)<br />
<br />
<br />
"Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdi ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı</span></span><br />
<br />
Allah'ın yüce ismine sığınana yerde ve gökte hiç bir şey zarar veremez! O, her şeyi işitir ve her şeyi bilir.<br />
<br />
İmam-ı Rabbani Hazretleri, talebeleri ile uzak bir diyara yolculuk ederken, gece, bir handa kaldılar. "Bu gece bir bela zuhur edecektir. (Bismillâhillezi lâ yedurru ma’asmihi şey’ün fil erdı ve lâ fissemâi ve hüves-semi’ul alim) duasını üç defa okuyun." buyurdu. Gece büyük yangın oldu. Her odada eşyalar yandı. Duayı okuyanlara bir şey olmadı.<br />
<br />
Eğer kendinize büyü yapıldığını, haset edildiğini düşünüyorsanız sabah-akşam üçer kez bu duayı zikredin.<br />
<br />
Dert, bela, fitne, hastalık, nazar, sihir ve zalimlerin şerrinden korunmak için, sabah akşam, İmam-ı Rabbani Hazretlerinin bildirdiğini hatırlayarak, üç defa okumalıdır. Âyât-i hırz okununca da, bu duayı okumalıdır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadis-i şerifte buyuruldu ki: </span></span><br />
<br />
Bu duayı sabah üç kere okuyana, akşama kadar, akşam okuyana da, sabaha kadar hiç bela gelmez." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(İbni Mace)</span></span><br />
<br />
Hiç bir kul yoktur ki, her günün sabahı ve her gecenin akşamında üç kere: "Bismillâhillezî lâ yedurru ma'asmihî şey'ün fil ardı velâ fissemâ' ve hüve semî'ul alim." desin de sonra ona bir şey zarar versin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ravi: Hz. Osman (r.a.)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fazileti:</span></span><br />
<br />
    Sabahleyin üç defa okuyana, akşama kadar ani bir musibet isabet etmez.<br />
    Akşamleyin üç defa okuyana, sabaha kadar ani bir bela gelmez.<br />
    Dert, bela, fitne, hastalık, nazar ve zalimlerin şerrinden koruduğuna inanılır. <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Kaynaklar: Ebû Dâvûd, Edeb 110; İbn Mâce, Duâ 14; Tirmizî, De'avât 13)</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HAZRETİ ÖMERİN RUM ELÇİSİNİN GETİRDİĞİ ZEHRİ İÇMESİ</span></span><br />
<br />
Yiyecek ve İçeceklerin Zararından Korunmak İçin Okunacak Duâ<br />
<br />
Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” halîfe iken, bir gün mescidde oturuyordu. Rûm kayserinin elçisi geldi. Ba’zı hediyye ve bir doğan, bir tazı, bir şişe zehr de getirdi.<br />
<br />
Dedi ki, yâ halîfe. Bu tazı öyle bir tazıdır ki, her nereye salar isen, avını yakalar, kaçırmaz. Avı ondan kurtulmaz. Bu doğan da bir doğandır ki, hangi kuşa salarsanız, hiç aman vermeyip, alır. Aslâ bir kuş pençesinden halâs olmaz (kurtulamaz). Bu şişe içinde olan zehr, öyle bir zehrdir ki, bir katresini insana içirseler, o ânda ölür, bunun ilâcı olmaz. [Ya’nî o kişi kurtulamaz]. Tuhâf nesne olup, pâdişâhlar hazînesinde bulunması lâzımdır ve lâyıkdır diye, rûm sultânı kayser göndermişdir.<br />
<br />
Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” buyurdu ki, kuş nedir ki, insan onunla meşgûl olup, ondan ne fâide hâsıl eder. Ehl-i hâl olan onu eline alıp, amellerini boşa çıkarmaz, deyip, bağlarını çıkarıp, sahrâya salıverdi.<br />
<br />
Kelb [köpek] nedir ki, insan ona tâlib ve râgıb olup, o mekrûhu evine koysun ve ardınca gezip, yürüsün. Onun da zincirlerini alıp, azâd eyleyip, serbest bırakdı.<br />
<br />
Ondan sonra o içinde zehr olan şişeyi mubârek eline alıp, dedi ki, benim dünyâda nefsimden büyük düşmânım yokdur. O zehri (“Bismillâhillezî lâ yedurru measmihi Şey’ün fil’ardi velâ fissemâi ve Hüvessemi’ul Aliym.”) deyip, temâmını içdi. Elçi bu hâli görünce, şaşırıp, mescid kapısında durdu. Bir zemândan sonra gelip, hazret-i Ömere bakdı. Gördü ki, hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” evvelki gibi devlet ve se’âdetle, sıhhat ve selâmetde oturur.<br />
<br />
Hemen yerinden kalkıp, hazret-i Ömerin “radıyallahü teâlâ anh” ayaklarına yüzünü ve gözünü sürüp dedi ki, yâ halîfe, bana îmânı anlat. Hazret-i Ömer “radıyallahü teâlâ anh” elçiye kelime-i şehâdet telkîn etdi ve elçi, müslimân oldu. Ondan sonra elçi, rûm kayserine gitmeyip, geri kalan ömrünü Ömerin “radıyallahü anh” hizmetinde geçirdi.<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188746" target="_blank" title="">Bismillahillezi La Yedurru Duası V310320261637-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1,023.07 KB / İndirme Sayısı: 12)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188747" target="_blank" title="">Bismillahillezi La Yedurru Duası V310320261638-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 957.57 KB / İndirme Sayısı: 16)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Euzü Bi Kelimatillahit-tammati Min Şerri Ma Halak" Duası]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34482</link>
			<pubDate>Tue, 31 Mar 2026 05:22:44 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34482</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188741" target="_blank" title="">Euzü bi kelimatillahit-tammati -- Duasi V310320260503-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 767.57 KB / İndirme Sayısı: 15)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Euzü Bi Kelimatillahit-tammati Min Şerri Ma Halak" Duası</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimizin mahlukatın şerrinden korunmak içim tavsiye ettiği "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak" duasının Arapçası, anlamı, okunuşu ve fazileti...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapçası</span></span><br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu:</span></span> "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span> "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"EUZÜ Bİ KELİMATİLLAHİT-TAMMATİ MİN ŞERRİ MA HALAK" DUASININ FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.” (Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İNSANI KORUYAN DUALAR</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.” (Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
"Zararlı dediğimiz, esasen her biri çeşitli görevler için yaratılmış hayvancıklardan insanı koruyan dualar vardır. O hayvanları bizim bildiğimiz bilmediğimiz hizmetler için yaratan Cenâb-ı Mevlâ, Resûl-i Ekrem vasıtasıyla bize onlardan korunmanın yollarını da öğretmiştir. Bu dua sadece akrepten değil, zarar veren her yaratıktan korunmak için de tavsiye edilmiştir. Peygamber Efendimiz “Kim bir yerde konaklar da sonra ‘Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım’ derse, konakladığı yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez” buyurmuştur.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde bu duanın sabah ve akşam okunması, bazılarında da üçer defa tekrarlanması tavsiye edilmektedir.  <br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  takdiri veya O’nun şifalı sözleri yahut da Kur'ân-ı Kerîm’i kastedilmiş olabilir. Esasen bunlardan hangisinin kastedildiği çok önemli değildir. Önemli olan eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ halak denmesidir. Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Riyazüssalihin)</span></span></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188741" target="_blank" title="">Euzü bi kelimatillahit-tammati -- Duasi V310320260503-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 767.57 KB / İndirme Sayısı: 15)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Euzü Bi Kelimatillahit-tammati Min Şerri Ma Halak" Duası</span></span><br />
<br />
Peygamber Efendimizin mahlukatın şerrinden korunmak içim tavsiye ettiği "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak" duasının Arapçası, anlamı, okunuşu ve fazileti...<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapçası</span></span><br />
<br />
أَعُوذُ بِكَلِمَاتِ اللهِ التَّامَّاتِ مِنْ شَرِّ مَا خَلَقَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu:</span></span> "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span> "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"EUZÜ Bİ KELİMATİLLAHİT-TAMMATİ MİN ŞERRİ MA HALAK" DUASININ FAZİLETİ İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.” (Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İNSANI KORUYAN DUALAR</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: “Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.” (Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
"Zararlı dediğimiz, esasen her biri çeşitli görevler için yaratılmış hayvancıklardan insanı koruyan dualar vardır. O hayvanları bizim bildiğimiz bilmediğimiz hizmetler için yaratan Cenâb-ı Mevlâ, Resûl-i Ekrem vasıtasıyla bize onlardan korunmanın yollarını da öğretmiştir. Bu dua sadece akrepten değil, zarar veren her yaratıktan korunmak için de tavsiye edilmiştir. Peygamber Efendimiz “Kim bir yerde konaklar da sonra ‘Yarattıklarının şerrinden Allah’ın mükemmel kelimelerine sığınırım’ derse, konakladığı yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez” buyurmuştur.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde bu duanın sabah ve akşam okunması, bazılarında da üçer defa tekrarlanması tavsiye edilmektedir.  <br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  takdiri veya O’nun şifalı sözleri yahut da Kur'ân-ı Kerîm’i kastedilmiş olabilir. Esasen bunlardan hangisinin kastedildiği çok önemli değildir. Önemli olan eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti min şerri mâ halak denmesidir. Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır." <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">(Riyazüssalihin)</span></span></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[SABAH ZİKİRLERİ PRO 2 (EXTERN) GÜNLÜK ViRDiMiZDEN HARiCEN OKUNUR]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34473</link>
			<pubDate>Fri, 13 Mar 2026 03:27:17 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34473</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH ZİKİRLERİ PRO 2 (EXTERN) <br />
GÜNLÜK ViRDiMiZDEN HARiCEN OKUNUR</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ENAM SURESiNiN iLK 5 AYETi</span></span><br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ  هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلًا ۖ وَأَجَلٌ مُّسَمًّى عِندَهُۥ ۖ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ  وَهُوَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِى ٱلْأَرْضِ ۖ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ  وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ  فَقَدْ كَذَّبُوا۟ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ ۖ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KEHF SURESiNiN iLK 10 AYETi</span></span><br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِءَابَآئِهِمْ ۚ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ ۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NEBE SURESi (AMME)</span></span><br />
<br />
سُوۡرَةُ النّبَإِ<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ﻿﻿ عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ ﻿﻿ ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ ﻿﻿ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ﻿﻿ ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ﻿﻿ أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا ﻿﻿ وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا ﻿﻿ وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا ﻿﻿ وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا ﻿﻿ وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا ﻿﻿ وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا ﻿﻿ وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا ﻿﻿ وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا ﻿﻿ وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا ﻿﻿ لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا ﻿﻿ وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا ﻿﻿ إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا ﻿﻿ يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا ﻿﻿ وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا ﻿﻿ وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا ﻿﻿ إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا ﻿﻿ لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا ﻿﻿ لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا ﻿﻿ لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا ﻿﻿ إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا ﻿﻿ جَزَآءً۬ وِفَاقًا ﻿﻿ إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا ﻿﻿ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا ﻿﻿ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا ﻿﻿ فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا ﻿﻿ إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا ﻿﻿ حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا ﻿﻿ وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا ﻿﻿ وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا ﻿﻿ لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا ﻿﻿ جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا ﻿﻿ رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا ﻿﻿ يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬ا‌ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا ﻿﻿ ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا ﻿﻿ إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAHLARI OKUNUR</span></span><br />
<br />
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور<br />
أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـؤِ  الْكِـبر ،رَبِّ أَعـوذُبِكَ  من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر<br />
<br />
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين<br />
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين<br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AKŞAMLARI OKUNUR</span></span><br />
<br />
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور<br />
أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـوءِ الْكِـبر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ  من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر<br />
<br />
<br />
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين<br />
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين<br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
----------------<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HADiSLERDEKi SABAH ZiKiRLERi</span></span><br />
<br />
أصبحنا وأصبح الملك لله، والحمد لله لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملكُ وله الحمدُ وهو على كل شئ ٍ قدير، ربِّ إني أسألك خير ما في هذا اليوم وخير ما بعده، وأعوذ بك من شرِّ ما في هذا اليوم وشرِّ ما بعده، ربِّ أعوذُ بك من الكسل وسُوء الكِـبَـر ربِّ، أعوذ بك من عذابٍ في النارِ وعذابٍ في القبر. (رواه مسلم)<br />
<br />
☀اللهم بك أصبحنا، وبك أمسينا، وبك نحيا، وبك نموت، وإليك النشور. (رواه الترمذي)<br />
<br />
☀اللهم أنت ربي لا إله إلا أنت، خلقتنى وأنا عبدك وانا على عهدك ووعدك ما استطعت، أعوذُ بك من شرِ ما صنعت، أبوء لك بنعمتك علي وأبوء بذنبي فاغفر لى، فإنه لا يغفرُ الذنوب إلا أنت.من قالها موقن بها حين يصبح فمات من يومه دخل الجنة، ومن قالها موقن بها حين يمسي فمات من ليلته دخل الجنه. (رواه البخاري)<br />
??<br />
☀اللهم إني أصبحتُ أُشهدكَ وأُشهدُ حملةَ عرشك وملائكتكَ وجميع خلقك أنك أنت الله لا إله إلا أنت وحدك لا شريك لك وأن محمدًا عَبدٌكَ ورسولك.من قالها حين يصبح أو يمسي أربع مرات أعتقه الله من النار. (رواه أبو داود)<br />
<br />
☀اللهم ما أصبح بي من نعمة أو بأحدٍ من خلقك فـَمِنكَ وحدك لا شريك لك فلك الحمدُ ولك الشكر.من قالها حين يصبح فقد أدى شكر يومه ومن قالها حين يمسي فقد أدى شكر ليلته. (رواه أبوداود)<br />
<br />
☀اللهمَّ عافني في بدني، اللهم عافني في سمعي، اللهم عافني في بصري لا إله إلا أنت. اللهم إني أعوذ بك من الكُـفرِ والفقر، وأعوذ بك من عذابِ القبر لا إله إلا أنت. (رواه أحمد)<br />
<br />
☀اللهم إني أعوذ بك من الهم والحزن، وأعوذ بك من العجز والكسل، وأعوذ بك من الجبن والبخل، وأعوذ بك من غلبة الدّين وقهر الرجال. (رواه أبوداود)<br />
<br />
☀حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلتُ وهو ربُّ العرش العظيم.من قالها حين يصبح وحين يمسي سبع مرات كفاه الله ما أهمه من أمر الدنيا والآخرة. (رواه أبن السني)<br />
<br />
☀اللهم إني أسألك العافية في الدنيا والآخرة، اللهم إني أسألك العفو والعافية في ديني ودنياي وأهلي ومالي، اللهم استر عوراتي، وآمن روعاتي، اللهم احفظني من بين يدي ومن خلفي، وعن يميني وعن شمالي، ومن فوقي وأعوذ بعظمتك أن اُغتالَ من تحتى. (رواه أبوداود).<br />
<br />
☀اللهم فاطرَ السمواتِ والأرض عالمَ الغيبِ والشهادة، ربَّ كل شئ ٍ ومليكه أشهدُ أن لا إله إلا أنت، أعوذ بك من شرِّ نفسي، وشرِّ الشيطانِ وشَركِه، وأن أقترفَ على نفسي سوءً، أو أجُـرَهُ إلى مسلم. (رواه الترمذي)<br />
<br />
☀بسم الله الذي لا يضرُ مع اسمهِ شئٌ في الارضِ ولا في السماء وهو السميع العليم.من قالها ثلاثًا إذا أصبح و ثلاثًا إذا أمسي لم يضره شئ. (رواه ابن ماجة)<br />
<br />
☀رضيتُ بالله رباَ وبالإسلام دينًا وبمحمدٍ صلى الله عليه وسلم نبياَ.من قالها ثلاثًا حين يصبح و ثلاثًا حين يمسي كان حقًا على الله أن يرضيه يوم القيامة. (رواه أحمد)<br />
<br />
☀يا حي يا قيوم برحمتكَ استغيث، أصلح لي شأنى كُلَه، ولا تَكِلنى إلى نفسي طرفة عين. (رواه الترمذي)<br />
<br />
☀أصبحنا وأصبح المُلك لله ربِّ العالمين، اللهم إني أسألك خير هذا اليوم فتحه ونصره ونوره وبركته وهُداه، وأعوذ بك من شرِّ ما فيه و شرِّ ما بعده. (رواه ابوداود)<br />
<br />
☀أصبحنا على فطرةِ الإسلام، وعلى كلمةِ الإخلاص، وعلى دين نبينا محمدٍ صلى الله عليه وسلم، وعلى ملةِ ابينا إبراهيم حنيفًا مسلمًا وما كان من المشركين. (رواه أحمد)<br />
<br />
☀اللهم انى أسألك علمًا نافعًا ورزقًا طيبًا وعملًا متقبلًا. (رواه ابن ماجة)<br />
<br />
☀اللهم صلِّ وسلم على نبينا محمد. قال النبي صلى الله عليه وسلم من صلى على حين يصبح عشرًا وحين يمسي عشرًا ادركته شفاعتي يوم القيامة. (رواه الطبراني)<br />
<br />
☀أستغفر الله وأتـوب إليه.يقولها مائة مرة في اليوم. (رواه البخاري)<br />
<br />
☀سبحان الله وبحمدهِ عدد خلقهِ ورضى نفسه وزنة عرشه ومداد كلماته. (يقولها ثلاث مرات إذا أصبح. رواه مسلم)<br />
<br />
☀سبحان الله وبحمده.من قالها مائة مرة حين يصبح وحين يمسي لم يأت احد يوم القيامة بأفضل مما جاء به الا احد قال مثلما قال أوزاد عليه. (رواه مسلم)<br />
<br />
☀لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد وهو على كل شئٍ قدير. يقولها عشر مرات او مرة واحدة عند الكسل. (رواه أبو داود).<br />
<br />
من قالها مائة مرة في يوم كانت له عدل عشر رقاب وكتبت له مائة حسنة ومحيت عنه مائة سيئة وكانت له حرزا من الشيطان يومه ذلك حتى يمسي ولم يأت أحد بافضل مما جاء به إلا احد عمل اكثر من ذلك. (رواه الترمذي)<br />
<br />
☀قراءة آية الكرسي<br />
☀سورة الإخلاص ثلاث مرات<br />
☀سورة الفلق ثلاث مرات<br />
☀سورة الناس ثلاث مرات<br />
سبحانك اللهم وبحمدك ، أشهد أن لا إله إلا أنت، استغفرك وأتوب إليك<br />
<br />
.............................................................<br />
<br />
</span></div>
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZiKiRLER HAKKINDA AÇIKLAMA</span></span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: <br />
<br />
Enam Suresi İlk 5 veya 3 Ayeti “Her kim sabah ve akşam Sure-i En’am’ın başındaki üç ayetini yedişer defa okur da vücudunu mesh ederse, bütün hastalıklarından ve ağrılarından emin olur.” <br />
<br />
“Kim sabah namazını kılar, namaz kıldığı yerde oturmaya devam ederse ve En’am suresinin başındaki üç ayeti okursa, bunu okuyan kimseye Allah yetmiş tane melek tayin eder. Onlar kıyamet kopuncaya kadar Allah’a tesbih ederler ve o okuyan kimseye de istiğfar ederler. (Deylemi) <br />
<br />
Hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu. <br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
"Kim Kehf suresinin başından on ayet ezberlerse (okursa), Deccal'in fitnesinden korunur." (Müslim, Müsafirîn, 257; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 6).<br />
<br />
Nur ve Korunma: Hadislerde, bu ayetleri okuyan kişinin iki Cuma arasını aydınlatacak bir nurla aydınlanacağı ve Deccal'in fitnesinden muhafaza edileceği bildirilmiştir.<br />
Okuma Vakti: Özellikle Cuma günleri Kehf Suresi'nin tamamını veya başından/sonundan onar ayet okumak tavsiye edilmiştir. Sabah namazı sonrası da bu zikir ve tilavetler için en uygun vakitlerden biridir.<br />
10. Ayetin Sırrı: Kehf Suresi'nin 10. ayeti olan ve Ashab-ı Kehf'in duası ("Rabbena atina min ledunke rahmeten...") özellikle sıkıntı ve fitnelerden kurtulmak için tavsiye edilen bir duadır. <br />
“Her gece 40 âyet okuyan gafillerden yazılmaz.” [Beyheki]<br />
<br />
gece veya gündüzü ekledik bu hadise, ve Nebe suresi 40 ayettir, ve kolaydır okuması, sabah ve akşam Nebe Suresini okuyan, (40 ayet okumuş olur) böylece hem gündüzünde hem gecesinde bu hadise mazhar olur gereğince,<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: <br />
<br />
Nebe Süresini Öğrenin Öğretin. (Ruhu'l-Beyan, Bursevi)<br />
<br />
Nebe Süresini Okuyan Kimseye Allâhu Te’âlâ Kıyamet Günün de Kevser Şarabından İçirir. (Ruhu'l-Beyan, Bursevi)<br />
<br />
İkindiden Sonra Nebe Suresini Okuyan, Kabir Azabı Görmez. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Kim İkindi Namazından Sonra Nebe Süresini Okumayı Vird Edinirse (Devamlı Okursa) Allâhu Teâla O Kimsenin Rızkını Artırır (Kazancına Bereket Verir) (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Okuyan Kimseye Dünya Dağları Ağırlığınca İyilik Yazılır. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Okuyan Kimsenin Kıyamet Günü Allâhu Teâla Her Bir Kılını Nurlu Kılar (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Okuyan Kimse Dünyadan Cennetteki Yerini Görmeden Çıkmaz. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Güneş Doğarken Okuyan Kimse Bütün Afetlerden Emin Olur. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Sabahın Herhangi Bİr Saatinde Okuyan Kimse İçin' 70.000 MELEK İstiğfarda Bulunur. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
İhlas Suresi ve Üçte Bir Hadisi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), İhlas suresinin Kur'an-ı Kerim'in üçte birine (1/3) denk olduğunu belirtmiştir [Buhârî, “Tevhîd”, 1; Müslim, “Müsâfirîn”, 259-260].<br />
<br />
3 İhlas Hatim Hükmündedir: Bu hadise dayanarak, İhlas suresini üç defa okumak, Kur'an-ı Kerim'in tamamını okumaya (hatim) denk sevap kazandırdığı şeklinde yorumlanmıştır<br />
<br />
Fatiha ve İhlasın Birlikte Okunması: Halk arasında "Üç İhlas, bir Fatiha" şeklinde okunan tertip, kısa zamanda bir hatim sevabı kazanmak ve geçmişlerin ruhuna bağışlamak amacıyla yapılan bir uygulamadır.<br />
<br />
Felak ve Nâs sureleri (Muavvizeteyn), şerlerden korunmak ve şifa bulmak için okunacak en faziletli dualardır.<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu sureleri akşam, sabah ve uyumadan önce üçer defa okumuş, nazardan, büyüden, insan ve cin şeytanlarının şerrinden Allah'a sığınmak için bu surelerin okunmasını tavsiye etmiştir.<br />
<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri uyumak istediği zaman Felak ve Nâs surelerini okusun. Hastalık ve benzeri durumlarda da bu sureleri okuyarak Allah'a sığınmalıdır." (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân, 14).<br />
<br />
Ukbe bin Âmir'den (r.a.) nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) kendisinin nazardan korunması için bu iki surenin indirilmesini şöyle müjdelemiştir: "Görmedin mi? Bu gece indirilen ayetler gibisi hiç görülmemiştir. Bunlar Felak ve Nâs sureleridir." (Müslim, Müsâfirîn, 264).<br />
<br />
Akşam ve sabah namazlarının arkasından İhlas, Felak ve Nâs surelerini üçer defa oku. Bunlar sana her türlü kötülükten yeter." (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 12).<br />
<br />
"Kim her farz namazın peşinden Âyete'l-Kürsî'yi okursa, onun cennete girmesine ölümden başka bir engel yoktur." (Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, 6/30)<br />
<br />
Âyete'l-Kürsî'yi  Yatağa yattığında okuyanın sabaha kadar Allah'ın koruması altında olduğu ve şeytanın ona yaklaşamayacağı bildirilmiştir (Buhârî, Vekâlet, 10;)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Kur'an'daki en azametli ayetin Ayetel Kürsi olduğunu belirtmiştir (Müslim, Müsâfirîn, 258)<br />
<br />
Evden çıkarken Âyete'l-Kürsî'yi okuyan kimseye yetmiş meleğin koruma görevlisi olarak eşlik ettiği rivayet edilmiştir<br />
<br />
Şeytanın şerrinden, cinlerden ve nazardan korunmak için Âyete'l-Kürsî' okunur (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 2;)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">En'am Suresinin ilk 5 Ayeti</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
Elhamdü lillahillezı halekas semavati vel erda ve cealez zulümati ven nur sümmellezıne keferu bi rabbihim ya'dilun. Hüvellezı halekaküm min tıynin sümme kada ecela ve ecelüm müsemmen ındehu sümme entüm temterun. Ve hüvellahü fis semavati ve fil ard ya'lemü sirraküm ve cehraküm ve ya'lemü ma teksibun. Ve ma te'tıhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn. Fe kad kezzebu bil hakkı lemma caehüm fe sevfe ye'tıhim embaü ma kanu bihı yestehziun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kehf Suresinin ilk 10 Ayeti</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
El hamdulillâhillezî enzele alâ abdihil kitâbe ve lem yec´al lehu ıvecâ. Kayyimen li yunzire be´sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu´minînellezîne ya´melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ. Mâkisîne fîhi ebedâ. Ve yunzirellezîne kâlûttehazellâhu veledâ. Mâ lehum bihî min ilmin ve lâ li âbâihim, keburet kelimeten tahrucu min efvâhihim, in yekûlûne illâ kezibâ. Fe lealleke bâhiun nefseke alâ âsârihim in lem yu´minû bi hâzel hadîsi esefâ. İnnâ cealnâ mâ alel ardı zîneten lehâ li nebluvehum eyyuhum ahsenu amelâ. Ve innâ le câilûne mâ aleyhâ saîden curuzâ. Em hasibte enne ashâbel kehfi ver rakîmi kânû min âyâtinâ acabâ. İz evel fityetu ilel kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi´ lenâ min emrinâ reşedâ.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nebe Suresi Amme</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Amme yetesaelune<br />
Aninnebeil'azıymi<br />
Elleziy hum fiyhi muhtelifune<br />
Kella seya'lemune<br />
Sümme kella seya'lemune<br />
Elem nec'alil'arda mihaden<br />
Velcibale evtaden<br />
Ve halaknakum ezvacen<br />
Ve ce'alna nevmekum subaten<br />
Ve ce'alnelleyle libasen<br />
Ve ce'alnennehare me'aşen<br />
Ve beneyna fevkakum seb'an şidaden<br />
Ve ce'alna siracen vehhacen<br />
Ve enzelna minelmu'sırati maen seccacen<br />
Linuhrice bihi habben ve nebaten<br />
Ve cennatin elfafen<br />
İnne yevmelfasli kane miykaten<br />
Yevme yunfehu fiyssuri fete'tune efvacen<br />
Ve futihatissemau fekanet ebvaben<br />
Ve suyyiretilcibalu fekanet seraben<br />
İnne cehenneme kanet mirsaden<br />
Littağıyne meaben<br />
Labisiyne fiyha ahkaben<br />
La yezukune fiyha berden ve la şeraben<br />
İlla hamiymen ve ğassakan<br />
Cezaen vifakan<br />
İnnehum kanu la yercune hısaben<br />
Ve kezzebu biayatina kizzaben<br />
Ve kulle şey'in ahsaynahü kitaben<br />
Fezuku felen neziydekum illa 'azaben<br />
İnne lilmuttekıyne mefazen<br />
Hadaika ve a'naben<br />
Ve keva'ıbe etraben<br />
Ve ke'sen dihakan<br />
La yesme'une fiyha lağven ve la kizzaben<br />
Cezaen min rabbike 'ataen hısaben<br />
Rabbissemavati vel'ardı ve ma beynehumerrahmani la yemlikune minhu hıtaben<br />
Yevme yekumurruhu velmelaiketu saffen la yetekellemune illa men ezine lehurrahmanu ve kale savaben<br />
Zalikelyevmulhakku femen şaettehaze ila rabbihi meaben<br />
İnna enzernakum 'azaben kariyben yevme yenzurulmer'u ma kaddemet yedahu ve yekululkafiru ya leyteniy kuntu turaben<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH</span></span><br />
<br />
"Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur. Esbahanâ ve esbaha'l-melikü lillâhi ve'l-hamdü lillâhi; lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîkeleh leh'ül-mülkü ve leh-ül-hamdü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr, Rabbi es'elüke hayre mâ fî hâze'l-yevmi  ve hayre mâ ba'dehû ve eûzü bike min şerri mâ haze'l-yevmi ve şerri mâba'dehû ve eûzü bike mine'l-kesli ves sûi'l-kibri, Rabbi eûzü bike min fitnetüd dünya ve  eûzü bike min azâbin nâri ve azâbil kabri.<br />
<br />
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AKŞAM</span></span><br />
<br />
Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur. Emseyena ve emseye'l-melikü lillâhi ve'l-hamdü lillâhi; lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîkeleh leh'ül-mülkü ve leh-ül-hamdü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr, Rabbi es'elüke hayre mâ fî hâze'l leyli ve hayre mâ ba'dehû ve eûzü bike min şerri mâ haze'l leyli ve şerri mâba'dehû ve eûzü bike mine'l-kesli ves sûi'l-kibri, Rabbi eûzü bike min fitnetüd dünya ve  eûzü bike min azâbin nâri ve azâbil kabri<br />
<br />
<br />
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HADiSLERDEKi SABAH ZiKiRLERi</span></span><br />
<br />
"Esbahna ve esbahal mülkü lillah, velhamdülillah, la ilahe illallahü vahdehu la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir. Rabbi inni es'elüke hayra ma fi hazihil yevmi ve hayra ma ba'deh, ve euzü bike min şerri ma fi hazihil yevmi ve şerri ma ba'deh. Rabbi euzü bike minel keseli ve suil kiber. Rabbi euzü bike min azabin fin nari ve azabin fil kabr." (Müslim)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Allahümme bike esbahna ve bike emseyna ve bike nahya ve bike nemutü ve ileykennüşur." (Tirmizi)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Allahümme ente Rabbi la ilahe illa ent, halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va'dike mesteta't. Euzü bike min şerri ma sana't. Ebu'u leke bi ni'metike aleyye ve ebu'ü bi zenbi fağfir li, fe innehu la yağfiruz zünube illa ent." (Buhari)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Allahümme inni esbahtü üşhidüke ve üşhidü hamalete arşike ve melaiketeke ve cemia halkıke enneke entellahü la ilahe illa ente vahdeke la şerike lek ve enne muhammeden abdüke ve resulük." (Ebu Davud)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Allahümme ma esbaha bi min ni'metin ev bi ehadin min halkıke fe minke vahdeke la şerike lek, fe lekel hamdü ve lekeş şükr." (Ebu Davud)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Allahümme afini fi bedeni. Allahümme afini fi sem'i. Allahümme afini fi besari. La ilahe illa ent. Allahümme inni euzü bike minel küfri vel fakr. Ve euzü bike min azabil kabri. La ilahe illa ent." (Ahmed b. Hanbel)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Allahümme inni euzü bike minel hemmi vel hazen. Ve euzü bike minel aczi vel kesel. Ve euzü bike minel cübni vel buhl. Ve euzü bike min ğalebetid deyni ve kahrir rical." (Ebu Davud)<br />
<br />
...........................<br />
<br />
"Hasbiyallahü la ilahe illa hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azim." (İbnü's-Sünni)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Allahümme inni es'elükel afiyete fid dünya vel ahırah. Allahümme inni es'elükel afve vel afiyete fi dini ve dünyaye ve ehli ve mali. Allahümmestür avrati ve amin rav'ati. Allahümmahfazni min beyni yedeyye ve min halfi ve an yemini ve an şimali ve min fevki. Ve euzü bi azametike en uğtale min tahti." (Ebu Davud)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Allahümme fatıras semavati vel ardı, alimel ğaybi veş şehadeti, rabbe külli şey'in ve melikeh. Eşhedü en la ilahe illa ent. Euzü bike min şerri nefsi ve şerraş şeytani ve şirkih. Ve en aktarife ala nefsi suen ev ecürrahü ila müslim." (Tirmizi)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Bismillahillezi la yedurru measmihi şey'ün fil erdı ve la fis sema' ve hüves semiul alim." (İbn Mace)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Radıtü billahi Rabben ve bil İslami dinen ve bi Muhammedin sallallahu aleyhi ve selleme nebiyya." (Ahmed b. Hanbel)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Ya Hayyu ya Kayyum, bi rahmetike esteğis, aslih li şe'ni küllüh, ve la tekilni ila nefsi tarfete ayn." (Tirmizi)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Esbahna ve esbahal mülkü lillahi rabbil alemin. Allahümme inni es'elüke hayra hazel yevmi, fethahu ve nasrahu ve nurahu ve beraketehu ve hudah. Ve euzü bike min şerri ma fihi ve şerri ma ba'dah." (Ebu Davud)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Esbahna ala fıtratil İslam, ve ala kelimetil ihlas, ve ala dini nebiyyina Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem, ve ala milleti ebina İbrahime hanifem müslimem ve ma kane minel müşrikin." (Ahmed b. Hanbel)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Allahümme inni es'elüke ilmen nafia, ve rızkan tayyiben vesian, ve amelen mütekabbel." (İbn Mace)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Allahümme salli ve sellim ala nebiyyina Muhammed." (Taberani)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Estağfirullah ve etübü ileyh." (Buhari)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Sübhanallahi ve bihamdihi, adede halkıhi ve rıda nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatih." (Müslim)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Sübhanallahi ve bihamdihi." (Müslim)<br />
<br />
...........................<br />
<br />
"La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir." (Ebu Davud)<br />
<br />
-------------------------------------------------------------<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Hasbünallahivenimelvekil<br />
Hasbünallahivenimelvekil<br />
Hasbünallahivenimelvekil<br />
Hasbünallahivenimelvekil<br />
Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr<br />
<br />
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn<br />
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn<br />
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ihlas Suresi</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmanirrahim<br />
<br />
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
Bismillâhirrahmanirrahim<br />
<br />
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
Bismillâhirrahmanirrahim<br />
<br />
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatiha Suresi</span></span><br />
<br />
Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillâhirrahmanirrahim<br />
<br />
Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Felak Suresi</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nas Suresi</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayetel Kürsi</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
<br />
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.<br />
<br />
<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru  maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru  maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: right;" class="mycode_align"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH ZİKİRLERİ PRO 2 (EXTERN) <br />
GÜNLÜK ViRDiMiZDEN HARiCEN OKUNUR</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ENAM SURESiNiN iLK 5 AYETi</span></span><br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ  هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلًا ۖ وَأَجَلٌ مُّسَمًّى عِندَهُۥ ۖ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ  وَهُوَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِى ٱلْأَرْضِ ۖ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ  وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ  فَقَدْ كَذَّبُوا۟ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ ۖ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KEHF SURESiNiN iLK 10 AYETi</span></span><br />
<br />
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
<br />
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِءَابَآئِهِمْ ۚ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ ۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NEBE SURESi (AMME)</span></span><br />
<br />
سُوۡرَةُ النّبَإِ<br />
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ<br />
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ ﻿﻿ عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ ﻿﻿ ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ ﻿﻿ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ﻿﻿ ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ﻿﻿ أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا ﻿﻿ وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا ﻿﻿ وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا ﻿﻿ وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا ﻿﻿ وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا ﻿﻿ وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا ﻿﻿ وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا ﻿﻿ وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا ﻿﻿ وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا ﻿﻿ لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا ﻿﻿ وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا ﻿﻿ إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا ﻿﻿ يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا ﻿﻿ وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا ﻿﻿ وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا ﻿﻿ إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا ﻿﻿ لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا ﻿﻿ لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا ﻿﻿ لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا ﻿﻿ إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا ﻿﻿ جَزَآءً۬ وِفَاقًا ﻿﻿ إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا ﻿﻿ وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا ﻿﻿ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا ﻿﻿ فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا ﻿﻿ إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا ﻿﻿ حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا ﻿﻿ وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا ﻿﻿ وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا ﻿﻿ لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا ﻿﻿ جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا ﻿﻿ رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا ﻿﻿ يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬ا‌ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا ﻿﻿ ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا ﻿﻿ إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAHLARI OKUNUR</span></span><br />
<br />
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور<br />
أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـؤِ  الْكِـبر ،رَبِّ أَعـوذُبِكَ  من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر<br />
<br />
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين<br />
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين<br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AKŞAMLARI OKUNUR</span></span><br />
<br />
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور<br />
أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـوءِ الْكِـبر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ  من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر<br />
<br />
<br />
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين<br />
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين<br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ<br />
<br />
----------------<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">HADiSLERDEKi SABAH ZiKiRLERi</span></span><br />
<br />
أصبحنا وأصبح الملك لله، والحمد لله لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملكُ وله الحمدُ وهو على كل شئ ٍ قدير، ربِّ إني أسألك خير ما في هذا اليوم وخير ما بعده، وأعوذ بك من شرِّ ما في هذا اليوم وشرِّ ما بعده، ربِّ أعوذُ بك من الكسل وسُوء الكِـبَـر ربِّ، أعوذ بك من عذابٍ في النارِ وعذابٍ في القبر. (رواه مسلم)<br />
<br />
☀اللهم بك أصبحنا، وبك أمسينا، وبك نحيا، وبك نموت، وإليك النشور. (رواه الترمذي)<br />
<br />
☀اللهم أنت ربي لا إله إلا أنت، خلقتنى وأنا عبدك وانا على عهدك ووعدك ما استطعت، أعوذُ بك من شرِ ما صنعت، أبوء لك بنعمتك علي وأبوء بذنبي فاغفر لى، فإنه لا يغفرُ الذنوب إلا أنت.من قالها موقن بها حين يصبح فمات من يومه دخل الجنة، ومن قالها موقن بها حين يمسي فمات من ليلته دخل الجنه. (رواه البخاري)<br />
??<br />
☀اللهم إني أصبحتُ أُشهدكَ وأُشهدُ حملةَ عرشك وملائكتكَ وجميع خلقك أنك أنت الله لا إله إلا أنت وحدك لا شريك لك وأن محمدًا عَبدٌكَ ورسولك.من قالها حين يصبح أو يمسي أربع مرات أعتقه الله من النار. (رواه أبو داود)<br />
<br />
☀اللهم ما أصبح بي من نعمة أو بأحدٍ من خلقك فـَمِنكَ وحدك لا شريك لك فلك الحمدُ ولك الشكر.من قالها حين يصبح فقد أدى شكر يومه ومن قالها حين يمسي فقد أدى شكر ليلته. (رواه أبوداود)<br />
<br />
☀اللهمَّ عافني في بدني، اللهم عافني في سمعي، اللهم عافني في بصري لا إله إلا أنت. اللهم إني أعوذ بك من الكُـفرِ والفقر، وأعوذ بك من عذابِ القبر لا إله إلا أنت. (رواه أحمد)<br />
<br />
☀اللهم إني أعوذ بك من الهم والحزن، وأعوذ بك من العجز والكسل، وأعوذ بك من الجبن والبخل، وأعوذ بك من غلبة الدّين وقهر الرجال. (رواه أبوداود)<br />
<br />
☀حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلتُ وهو ربُّ العرش العظيم.من قالها حين يصبح وحين يمسي سبع مرات كفاه الله ما أهمه من أمر الدنيا والآخرة. (رواه أبن السني)<br />
<br />
☀اللهم إني أسألك العافية في الدنيا والآخرة، اللهم إني أسألك العفو والعافية في ديني ودنياي وأهلي ومالي، اللهم استر عوراتي، وآمن روعاتي، اللهم احفظني من بين يدي ومن خلفي، وعن يميني وعن شمالي، ومن فوقي وأعوذ بعظمتك أن اُغتالَ من تحتى. (رواه أبوداود).<br />
<br />
☀اللهم فاطرَ السمواتِ والأرض عالمَ الغيبِ والشهادة، ربَّ كل شئ ٍ ومليكه أشهدُ أن لا إله إلا أنت، أعوذ بك من شرِّ نفسي، وشرِّ الشيطانِ وشَركِه، وأن أقترفَ على نفسي سوءً، أو أجُـرَهُ إلى مسلم. (رواه الترمذي)<br />
<br />
☀بسم الله الذي لا يضرُ مع اسمهِ شئٌ في الارضِ ولا في السماء وهو السميع العليم.من قالها ثلاثًا إذا أصبح و ثلاثًا إذا أمسي لم يضره شئ. (رواه ابن ماجة)<br />
<br />
☀رضيتُ بالله رباَ وبالإسلام دينًا وبمحمدٍ صلى الله عليه وسلم نبياَ.من قالها ثلاثًا حين يصبح و ثلاثًا حين يمسي كان حقًا على الله أن يرضيه يوم القيامة. (رواه أحمد)<br />
<br />
☀يا حي يا قيوم برحمتكَ استغيث، أصلح لي شأنى كُلَه، ولا تَكِلنى إلى نفسي طرفة عين. (رواه الترمذي)<br />
<br />
☀أصبحنا وأصبح المُلك لله ربِّ العالمين، اللهم إني أسألك خير هذا اليوم فتحه ونصره ونوره وبركته وهُداه، وأعوذ بك من شرِّ ما فيه و شرِّ ما بعده. (رواه ابوداود)<br />
<br />
☀أصبحنا على فطرةِ الإسلام، وعلى كلمةِ الإخلاص، وعلى دين نبينا محمدٍ صلى الله عليه وسلم، وعلى ملةِ ابينا إبراهيم حنيفًا مسلمًا وما كان من المشركين. (رواه أحمد)<br />
<br />
☀اللهم انى أسألك علمًا نافعًا ورزقًا طيبًا وعملًا متقبلًا. (رواه ابن ماجة)<br />
<br />
☀اللهم صلِّ وسلم على نبينا محمد. قال النبي صلى الله عليه وسلم من صلى على حين يصبح عشرًا وحين يمسي عشرًا ادركته شفاعتي يوم القيامة. (رواه الطبراني)<br />
<br />
☀أستغفر الله وأتـوب إليه.يقولها مائة مرة في اليوم. (رواه البخاري)<br />
<br />
☀سبحان الله وبحمدهِ عدد خلقهِ ورضى نفسه وزنة عرشه ومداد كلماته. (يقولها ثلاث مرات إذا أصبح. رواه مسلم)<br />
<br />
☀سبحان الله وبحمده.من قالها مائة مرة حين يصبح وحين يمسي لم يأت احد يوم القيامة بأفضل مما جاء به الا احد قال مثلما قال أوزاد عليه. (رواه مسلم)<br />
<br />
☀لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد وهو على كل شئٍ قدير. يقولها عشر مرات او مرة واحدة عند الكسل. (رواه أبو داود).<br />
<br />
من قالها مائة مرة في يوم كانت له عدل عشر رقاب وكتبت له مائة حسنة ومحيت عنه مائة سيئة وكانت له حرزا من الشيطان يومه ذلك حتى يمسي ولم يأت أحد بافضل مما جاء به إلا احد عمل اكثر من ذلك. (رواه الترمذي)<br />
<br />
☀قراءة آية الكرسي<br />
☀سورة الإخلاص ثلاث مرات<br />
☀سورة الفلق ثلاث مرات<br />
☀سورة الناس ثلاث مرات<br />
سبحانك اللهم وبحمدك ، أشهد أن لا إله إلا أنت، استغفرك وأتوب إليك<br />
<br />
.............................................................<br />
<br />
</span></div>
<br />
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ZiKiRLER HAKKINDA AÇIKLAMA</span></span><br />
<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: <br />
<br />
Enam Suresi İlk 5 veya 3 Ayeti “Her kim sabah ve akşam Sure-i En’am’ın başındaki üç ayetini yedişer defa okur da vücudunu mesh ederse, bütün hastalıklarından ve ağrılarından emin olur.” <br />
<br />
“Kim sabah namazını kılar, namaz kıldığı yerde oturmaya devam ederse ve En’am suresinin başındaki üç ayeti okursa, bunu okuyan kimseye Allah yetmiş tane melek tayin eder. Onlar kıyamet kopuncaya kadar Allah’a tesbih ederler ve o okuyan kimseye de istiğfar ederler. (Deylemi) <br />
<br />
Hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu. <br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
"Kim Kehf suresinin başından on ayet ezberlerse (okursa), Deccal'in fitnesinden korunur." (Müslim, Müsafirîn, 257; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 6).<br />
<br />
Nur ve Korunma: Hadislerde, bu ayetleri okuyan kişinin iki Cuma arasını aydınlatacak bir nurla aydınlanacağı ve Deccal'in fitnesinden muhafaza edileceği bildirilmiştir.<br />
Okuma Vakti: Özellikle Cuma günleri Kehf Suresi'nin tamamını veya başından/sonundan onar ayet okumak tavsiye edilmiştir. Sabah namazı sonrası da bu zikir ve tilavetler için en uygun vakitlerden biridir.<br />
10. Ayetin Sırrı: Kehf Suresi'nin 10. ayeti olan ve Ashab-ı Kehf'in duası ("Rabbena atina min ledunke rahmeten...") özellikle sıkıntı ve fitnelerden kurtulmak için tavsiye edilen bir duadır. <br />
“Her gece 40 âyet okuyan gafillerden yazılmaz.” [Beyheki]<br />
<br />
gece veya gündüzü ekledik bu hadise, ve Nebe suresi 40 ayettir, ve kolaydır okuması, sabah ve akşam Nebe Suresini okuyan, (40 ayet okumuş olur) böylece hem gündüzünde hem gecesinde bu hadise mazhar olur gereğince,<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: <br />
<br />
Nebe Süresini Öğrenin Öğretin. (Ruhu'l-Beyan, Bursevi)<br />
<br />
Nebe Süresini Okuyan Kimseye Allâhu Te’âlâ Kıyamet Günün de Kevser Şarabından İçirir. (Ruhu'l-Beyan, Bursevi)<br />
<br />
İkindiden Sonra Nebe Suresini Okuyan, Kabir Azabı Görmez. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Kim İkindi Namazından Sonra Nebe Süresini Okumayı Vird Edinirse (Devamlı Okursa) Allâhu Teâla O Kimsenin Rızkını Artırır (Kazancına Bereket Verir) (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Okuyan Kimseye Dünya Dağları Ağırlığınca İyilik Yazılır. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Okuyan Kimsenin Kıyamet Günü Allâhu Teâla Her Bir Kılını Nurlu Kılar (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Okuyan Kimse Dünyadan Cennetteki Yerini Görmeden Çıkmaz. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Güneş Doğarken Okuyan Kimse Bütün Afetlerden Emin Olur. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
Nebe Süresini Sabahın Herhangi Bİr Saatinde Okuyan Kimse İçin' 70.000 MELEK İstiğfarda Bulunur. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak<br />
<br />
İhlas Suresi ve Üçte Bir Hadisi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), İhlas suresinin Kur'an-ı Kerim'in üçte birine (1/3) denk olduğunu belirtmiştir [Buhârî, “Tevhîd”, 1; Müslim, “Müsâfirîn”, 259-260].<br />
<br />
3 İhlas Hatim Hükmündedir: Bu hadise dayanarak, İhlas suresini üç defa okumak, Kur'an-ı Kerim'in tamamını okumaya (hatim) denk sevap kazandırdığı şeklinde yorumlanmıştır<br />
<br />
Fatiha ve İhlasın Birlikte Okunması: Halk arasında "Üç İhlas, bir Fatiha" şeklinde okunan tertip, kısa zamanda bir hatim sevabı kazanmak ve geçmişlerin ruhuna bağışlamak amacıyla yapılan bir uygulamadır.<br />
<br />
Felak ve Nâs sureleri (Muavvizeteyn), şerlerden korunmak ve şifa bulmak için okunacak en faziletli dualardır.<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu sureleri akşam, sabah ve uyumadan önce üçer defa okumuş, nazardan, büyüden, insan ve cin şeytanlarının şerrinden Allah'a sığınmak için bu surelerin okunmasını tavsiye etmiştir.<br />
<br />
<br />
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri uyumak istediği zaman Felak ve Nâs surelerini okusun. Hastalık ve benzeri durumlarda da bu sureleri okuyarak Allah'a sığınmalıdır." (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân, 14).<br />
<br />
Ukbe bin Âmir'den (r.a.) nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) kendisinin nazardan korunması için bu iki surenin indirilmesini şöyle müjdelemiştir: "Görmedin mi? Bu gece indirilen ayetler gibisi hiç görülmemiştir. Bunlar Felak ve Nâs sureleridir." (Müslim, Müsâfirîn, 264).<br />
<br />
Akşam ve sabah namazlarının arkasından İhlas, Felak ve Nâs surelerini üçer defa oku. Bunlar sana her türlü kötülükten yeter." (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 12).<br />
<br />
"Kim her farz namazın peşinden Âyete'l-Kürsî'yi okursa, onun cennete girmesine ölümden başka bir engel yoktur." (Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, 6/30)<br />
<br />
Âyete'l-Kürsî'yi  Yatağa yattığında okuyanın sabaha kadar Allah'ın koruması altında olduğu ve şeytanın ona yaklaşamayacağı bildirilmiştir (Buhârî, Vekâlet, 10;)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Kur'an'daki en azametli ayetin Ayetel Kürsi olduğunu belirtmiştir (Müslim, Müsâfirîn, 258)<br />
<br />
Evden çıkarken Âyete'l-Kürsî'yi okuyan kimseye yetmiş meleğin koruma görevlisi olarak eşlik ettiği rivayet edilmiştir<br />
<br />
Şeytanın şerrinden, cinlerden ve nazardan korunmak için Âyete'l-Kürsî' okunur (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 2;)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">En'am Suresinin ilk 5 Ayeti</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
Elhamdü lillahillezı halekas semavati vel erda ve cealez zulümati ven nur sümmellezıne keferu bi rabbihim ya'dilun. Hüvellezı halekaküm min tıynin sümme kada ecela ve ecelüm müsemmen ındehu sümme entüm temterun. Ve hüvellahü fis semavati ve fil ard ya'lemü sirraküm ve cehraküm ve ya'lemü ma teksibun. Ve ma te'tıhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn. Fe kad kezzebu bil hakkı lemma caehüm fe sevfe ye'tıhim embaü ma kanu bihı yestehziun.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kehf Suresinin ilk 10 Ayeti</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
El hamdulillâhillezî enzele alâ abdihil kitâbe ve lem yec´al lehu ıvecâ. Kayyimen li yunzire be´sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu´minînellezîne ya´melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ. Mâkisîne fîhi ebedâ. Ve yunzirellezîne kâlûttehazellâhu veledâ. Mâ lehum bihî min ilmin ve lâ li âbâihim, keburet kelimeten tahrucu min efvâhihim, in yekûlûne illâ kezibâ. Fe lealleke bâhiun nefseke alâ âsârihim in lem yu´minû bi hâzel hadîsi esefâ. İnnâ cealnâ mâ alel ardı zîneten lehâ li nebluvehum eyyuhum ahsenu amelâ. Ve innâ le câilûne mâ aleyhâ saîden curuzâ. Em hasibte enne ashâbel kehfi ver rakîmi kânû min âyâtinâ acabâ. İz evel fityetu ilel kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi´ lenâ min emrinâ reşedâ.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nebe Suresi Amme</span></span><br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Amme yetesaelune<br />
Aninnebeil'azıymi<br />
Elleziy hum fiyhi muhtelifune<br />
Kella seya'lemune<br />
Sümme kella seya'lemune<br />
Elem nec'alil'arda mihaden<br />
Velcibale evtaden<br />
Ve halaknakum ezvacen<br />
Ve ce'alna nevmekum subaten<br />
Ve ce'alnelleyle libasen<br />
Ve ce'alnennehare me'aşen<br />
Ve beneyna fevkakum seb'an şidaden<br />
Ve ce'alna siracen vehhacen<br />
Ve enzelna minelmu'sırati maen seccacen<br />
Linuhrice bihi habben ve nebaten<br />
Ve cennatin elfafen<br />
İnne yevmelfasli kane miykaten<br />
Yevme yunfehu fiyssuri fete'tune efvacen<br />
Ve futihatissemau fekanet ebvaben<br />
Ve suyyiretilcibalu fekanet seraben<br />
İnne cehenneme kanet mirsaden<br />
Littağıyne meaben<br />
Labisiyne fiyha ahkaben<br />
La yezukune fiyha berden ve la şeraben<br />
İlla hamiymen ve ğassakan<br />
Cezaen vifakan<br />
İnnehum kanu la yercune hısaben<br />
Ve kezzebu biayatina kizzaben<br />
Ve kulle şey'in ahsaynahü kitaben<br />
Fezuku felen neziydekum illa 'azaben<br />
İnne lilmuttekıyne mefazen<br />
Hadaika ve a'naben<br />
Ve keva'ıbe etraben<br />
Ve ke'sen dihakan<br />
La yesme'une fiyha lağven ve la kizzaben<br />
Cezaen min rabbike 'ataen hısaben<br />
Rabbissemavati vel'ardı ve ma beynehumerrahmani la yemlikune minhu hıtaben<br />
Yevme yekumurruhu velmelaiketu saffen la yetekellemune illa men ezine lehurrahmanu ve kale savaben<br />
Zalikelyevmulhakku femen şaettehaze ila rabbihi meaben<br />
İnna enzernakum 'azaben kariyben yevme yenzurulmer'u ma kaddemet yedahu ve yekululkafiru ya leyteniy kuntu turaben<br />
<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH</span></span><br />
<br />
"Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur. Esbahanâ ve esbaha'l-melikü lillâhi ve'l-hamdü lillâhi; lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîkeleh leh'ül-mülkü ve leh-ül-hamdü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr, Rabbi es'elüke hayre mâ fî hâze'l-yevmi  ve hayre mâ ba'dehû ve eûzü bike min şerri mâ haze'l-yevmi ve şerri mâba'dehû ve eûzü bike mine'l-kesli ves sûi'l-kibri, Rabbi eûzü bike min fitnetüd dünya ve  eûzü bike min azâbin nâri ve azâbil kabri.<br />
<br />
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AKŞAM</span></span><br />
<br />
Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur. Emseyena ve emseye'l-melikü lillâhi ve'l-hamdü lillâhi; lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîkeleh leh'ül-mülkü ve leh-ül-hamdü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr, Rabbi es'elüke hayre mâ fî hâze'l leyli ve hayre mâ ba'dehû ve eûzü bike min şerri mâ haze'l leyli ve şerri mâba'dehû ve eûzü bike mine'l-kesli ves sûi'l-kibri, Rabbi eûzü bike min fitnetüd dünya ve  eûzü bike min azâbin nâri ve azâbil kabri<br />
<br />
<br />
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HADiSLERDEKi SABAH ZiKiRLERi</span></span><br />
<br />
"Esbahna ve esbahal mülkü lillah, velhamdülillah, la ilahe illallahü vahdehu la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir. Rabbi inni es'elüke hayra ma fi hazihil yevmi ve hayra ma ba'deh, ve euzü bike min şerri ma fi hazihil yevmi ve şerri ma ba'deh. Rabbi euzü bike minel keseli ve suil kiber. Rabbi euzü bike min azabin fin nari ve azabin fil kabr." (Müslim)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Allahümme bike esbahna ve bike emseyna ve bike nahya ve bike nemutü ve ileykennüşur." (Tirmizi)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Allahümme ente Rabbi la ilahe illa ent, halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va'dike mesteta't. Euzü bike min şerri ma sana't. Ebu'u leke bi ni'metike aleyye ve ebu'ü bi zenbi fağfir li, fe innehu la yağfiruz zünube illa ent." (Buhari)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Allahümme inni esbahtü üşhidüke ve üşhidü hamalete arşike ve melaiketeke ve cemia halkıke enneke entellahü la ilahe illa ente vahdeke la şerike lek ve enne muhammeden abdüke ve resulük." (Ebu Davud)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Allahümme ma esbaha bi min ni'metin ev bi ehadin min halkıke fe minke vahdeke la şerike lek, fe lekel hamdü ve lekeş şükr." (Ebu Davud)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Allahümme afini fi bedeni. Allahümme afini fi sem'i. Allahümme afini fi besari. La ilahe illa ent. Allahümme inni euzü bike minel küfri vel fakr. Ve euzü bike min azabil kabri. La ilahe illa ent." (Ahmed b. Hanbel)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Allahümme inni euzü bike minel hemmi vel hazen. Ve euzü bike minel aczi vel kesel. Ve euzü bike minel cübni vel buhl. Ve euzü bike min ğalebetid deyni ve kahrir rical." (Ebu Davud)<br />
<br />
...........................<br />
<br />
"Hasbiyallahü la ilahe illa hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azim." (İbnü's-Sünni)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Allahümme inni es'elükel afiyete fid dünya vel ahırah. Allahümme inni es'elükel afve vel afiyete fi dini ve dünyaye ve ehli ve mali. Allahümmestür avrati ve amin rav'ati. Allahümmahfazni min beyni yedeyye ve min halfi ve an yemini ve an şimali ve min fevki. Ve euzü bi azametike en uğtale min tahti." (Ebu Davud)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Allahümme fatıras semavati vel ardı, alimel ğaybi veş şehadeti, rabbe külli şey'in ve melikeh. Eşhedü en la ilahe illa ent. Euzü bike min şerri nefsi ve şerraş şeytani ve şirkih. Ve en aktarife ala nefsi suen ev ecürrahü ila müslim." (Tirmizi)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Bismillahillezi la yedurru measmihi şey'ün fil erdı ve la fis sema' ve hüves semiul alim." (İbn Mace)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Radıtü billahi Rabben ve bil İslami dinen ve bi Muhammedin sallallahu aleyhi ve selleme nebiyya." (Ahmed b. Hanbel)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Ya Hayyu ya Kayyum, bi rahmetike esteğis, aslih li şe'ni küllüh, ve la tekilni ila nefsi tarfete ayn." (Tirmizi)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Esbahna ve esbahal mülkü lillahi rabbil alemin. Allahümme inni es'elüke hayra hazel yevmi, fethahu ve nasrahu ve nurahu ve beraketehu ve hudah. Ve euzü bike min şerri ma fihi ve şerri ma ba'dah." (Ebu Davud)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Esbahna ala fıtratil İslam, ve ala kelimetil ihlas, ve ala dini nebiyyina Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem, ve ala milleti ebina İbrahime hanifem müslimem ve ma kane minel müşrikin." (Ahmed b. Hanbel)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Allahümme inni es'elüke ilmen nafia, ve rızkan tayyiben vesian, ve amelen mütekabbel." (İbn Mace)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Allahümme salli ve sellim ala nebiyyina Muhammed." (Taberani)<br />
<br />
..............................<br />
<br />
"Estağfirullah ve etübü ileyh." (Buhari)<br />
<br />
.............................<br />
<br />
"Sübhanallahi ve bihamdihi, adede halkıhi ve rıda nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatih." (Müslim)<br />
<br />
............................<br />
<br />
"Sübhanallahi ve bihamdihi." (Müslim)<br />
<br />
...........................<br />
<br />
"La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir." (Ebu Davud)<br />
<br />
-------------------------------------------------------------<br />
<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
Euzubillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Hasbünallahivenimelvekil<br />
Hasbünallahivenimelvekil<br />
Hasbünallahivenimelvekil<br />
Hasbünallahivenimelvekil<br />
Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr<br />
<br />
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn<br />
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn<br />
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ihlas Suresi</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmanirrahim<br />
<br />
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
Bismillâhirrahmanirrahim<br />
<br />
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
Bismillâhirrahmanirrahim<br />
<br />
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatiha Suresi</span></span><br />
<br />
Euzübillahimineşşeytanirracim<br />
Bismillâhirrahmanirrahim<br />
<br />
Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Felak Suresi</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
Bismillahirrahmanirrahim<br />
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nas Suresi</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayetel Kürsi</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
Bismillahirrahmânirrahîm<br />
<br />
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.<br />
<br />
<br />
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.<br />
<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,<br />
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.<br />
<br />
<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru  maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,<br />
Bismillahillezi lâ yedzurru  maasmihi şeyün fil erdzi  velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34432</link>
			<pubDate>Mon, 09 Feb 2026 04:39:11 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34432</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN</span></span><br />
<br />
’’Ramazan'da bu 4 hasleti çok yapın, ikisiyle RABBİNİZİ razı edeceksiniz, ikisi de zaruri ihtiyacınız, ALLAH’tan mutlaka isteyeceksiniz.<br />
✍️Hadis-i Şerif<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK</span></span><br />
<br />
▪ Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh."<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2-İSTİĞFAR ETMEK</span></span><br />
<br />
▪ Estağfirullah<br />
İstiğfar çok okuyun, Çok af isteyin, Affolmamış kalmayın!<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3-CENNETİ ÇOK İSTEMEK</span></span><br />
<br />
▪ Allahumme inni es'elukel cenneh<br />
▪ ya da Allahümme edhılnil cenneh<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4-CEHENNEMDEN ÇOK SIĞINMAK</span></span><br />
<br />
▪ Allahumme inni euzü bike minennar<br />
<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TOPLANMIŞ HALİ</span></span><br />
<br />
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh. Estağfirullah. Allahumme inni es elükel cenneh, ve euzu bike min en-nar"<br />
Rabbim cümlemizi amele muvaffak eylesin</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN</span></span><br />
<br />
’’Ramazan'da bu 4 hasleti çok yapın, ikisiyle RABBİNİZİ razı edeceksiniz, ikisi de zaruri ihtiyacınız, ALLAH’tan mutlaka isteyeceksiniz.<br />
✍️Hadis-i Şerif<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1- KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK</span></span><br />
<br />
▪ Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh."<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2-İSTİĞFAR ETMEK</span></span><br />
<br />
▪ Estağfirullah<br />
İstiğfar çok okuyun, Çok af isteyin, Affolmamış kalmayın!<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3-CENNETİ ÇOK İSTEMEK</span></span><br />
<br />
▪ Allahumme inni es'elukel cenneh<br />
▪ ya da Allahümme edhılnil cenneh<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">4-CEHENNEMDEN ÇOK SIĞINMAK</span></span><br />
<br />
▪ Allahumme inni euzü bike minennar<br />
<br />
———————————————————————————<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TOPLANMIŞ HALİ</span></span><br />
<br />
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh. Estağfirullah. Allahumme inni es elükel cenneh, ve euzu bike min en-nar"<br />
Rabbim cümlemizi amele muvaffak eylesin</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34430</link>
			<pubDate>Sat, 07 Feb 2026 23:56:52 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34430</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır. <br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavatı Fatih Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁<br />
<br />
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Faziletleri</span></span><br />
<br />
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih'in Dereceleri</span></span><br />
<br />
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Arapça Duası</span></span><br />
<br />
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.<br />
<br />
    Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.<br />
    Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.<br />
    Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.<br />
    Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.<br />
    Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.<br />
<br />
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh<br />
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile<br />
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)<br />
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.<br />
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.<br />
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.<br />
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir<br />
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.<br />
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.<br />
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)<br />
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.<br />
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:<br />
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)<br />
<br />
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.<br />
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.<br />
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.<br />
***İşleri açılır.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.<br />
***Küs olduğu kim varsa barışır.<br />
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.<br />
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.<br />
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.<br />
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.<br />
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.<br />
***400 hac değerindedir.”<br />
sonra şöyle devam etti kim<br />
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.<br />
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.<br />
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***Merhametli olur.<br />
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.<br />
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.<br />
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.<br />
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.<br />
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.<br />
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.<br />
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.<br />
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.<br />
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)<br />
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !<br />
<br />
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir<br />
<br />
    Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…<br />
<br />
    Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.<br />
<br />
    Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.<br />
<br />
    Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin. <br />
<br />
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:<br />
<br />
    Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.<br />
<br />
    Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.<br />
<br />
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:<br />
<br />
    Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır. <br />
<br />
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.<br />
<br />
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.<br />
Kaynaklar<br />
<br />
    The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ekstra Bilgiler</span></span><br />
<br />
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.<br />
<br />
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır. <br />
<br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: xx-large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavatı Fatih Duasının Arapçası</span></span><br />
<br />
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁<br />
<br />
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Faziletleri</span></span><br />
<br />
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih'in Dereceleri</span></span><br />
<br />
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Arapça Duası</span></span><br />
<br />
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Salavat-ı Fatih Türkçe Manası</span></span><br />
<br />
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları</span></span><br />
<br />
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.<br />
<br />
    Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.<br />
    Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.<br />
    Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.<br />
    Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.<br />
    Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.<br />
<br />
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh<br />
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile<br />
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)<br />
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.<br />
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.<br />
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.<br />
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir<br />
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.<br />
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.<br />
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)<br />
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.<br />
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:<br />
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)<br />
<br />
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.<br />
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.<br />
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.<br />
***İşleri açılır.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.<br />
***Küs olduğu kim varsa barışır.<br />
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.<br />
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.<br />
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.<br />
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.<br />
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.<br />
***400 hac değerindedir.”<br />
sonra şöyle devam etti kim<br />
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.<br />
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.<br />
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :<br />
***Merhametli olur.<br />
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.<br />
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.<br />
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.<br />
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.<br />
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.<br />
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.<br />
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.<br />
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.<br />
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.<br />
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.<br />
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.<br />
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)<br />
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !<br />
<br />
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir<br />
<br />
    Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…<br />
<br />
    Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.<br />
<br />
    Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.<br />
<br />
    Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin. <br />
<br />
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:<br />
<br />
    Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.<br />
<br />
    Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.<br />
<br />
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:<br />
<br />
    Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır. <br />
<br />
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.<br />
<br />
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.<br />
Kaynaklar<br />
<br />
    The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ekstra Bilgiler</span></span><br />
<br />
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.<br />
<br />
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34411</link>
			<pubDate>Sun, 01 Feb 2026 15:00:12 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34411</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele nedir? Eûzü besmele getirmenin faydası ve fazileti nedir? İstiaze ve beslemeyi niçin getiriyoruz? Eûzü besmelenin anlamı, yazılışı, okunuşu ve Arapçası...<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. “İstiâze”, Kur’an okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira âyetteki “Kur’an okuduğun zaman” sözü, “Kur’an okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır.Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE</span></span><br />
<br />
Eûzü Besmele Arapçası:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİÂZE NEDİR?</span></span><br />
<br />
İstiaze (Eûzü Arapçası):<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ<br />
<br />
İstiaze (Eûzü Okunuşu):: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”<br />
İstiaze (Eûzü Anlamı):: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiaze Neden Okunur?</span></span><br />
<br />
Nahl sûresindeki:<br />
<br />
فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!” (Nahl 16/98) emri gereğince Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken:<br />
<br />
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir.<br />
Cebrâil (a.s.)’in Peygamber Efendimiz’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Yaratan Rabbının adıyla oku!” (Alak 96/1) meâlindeki  âyetidir.<br />
“İstiâze”, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira ayetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
“İstiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Kur’ân okumak isteyen kimse, Allah Teâlâ ile konuşmaya başlayacağından, kendini ilgilendirmeyen konulardan uzak kalmalı, dedikodu, çekiştirme ve iftira gibi günah kirlerinden dilini temizlemelidir. Dilin, bu tür kirlerden temizlenmesi ise ancak “eûzü” çekmekle yani bunların tümünden Allah’a sığınmakla mümkün olabilir.<br />
“İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için mühim bir vesîle, O’ndan hakkıyla korkanlar için bulunmaz bir sığınak, günahkârlara tutamak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır.<br />
İstiâze, Rabb ile kul arasında bir sözleşmedir. Allah Teâlâ: “Siz bana olan sözünüzü tutun ki, ben de size olan sözümü tutayım” (Bakara 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken, “Allahım, ben bir insan olarak noksanlarımla birlikte kulluk sözümü yerine getirdim; sana sığındım ve senden bağışlanma diliyorum. Sen ise iyilik ve ikramda kemâl sahibisin. Şanına yakışan, rabbim olarak bana verdiğin sözü yerine getirerek beni koruman ve himâyene almandır” demektedir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 85-86)<br />
Allah’a sığınmak, yaratılandan Yaratan’a, halktan Hakk’a dönmektir. Her türlü iyiliği elde eedip her türlü kötülükten uzaklaşma kastıyla hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’a yöneliştir. Böyle bir şuurla yapılan istiâzede “Allah’a koşun!” (Zâriyât 51/50) âyetinin sırrı tecellî eder. Ayrıca istiâze, kulun Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilmek için acizliğini anlamaktan başka yol olmadığını bilmesidir. Acziyeti hissetmek ise mânevî makamların sonuncusudur.<br />
“Allah” lâfz-ı celâli kelime yapısı itibariyle türemiş değildir. Çünkü bu kelimenin aslına vakıf olmak ve ne mânaya geldiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Teftâzânî bu hususa işaret ederek “Akıl, Allah’ın zât ve sıfatını bilmede nasıl şaşkınlığa düşmüşse, O’na isim olan kelime hakkında da aynı şaşkınlığa düşmüştür. Allah kelimesi «İsim mi, sıfat mı? Türemiş mi, değil mi? Alem yâni özel isim mi, değil mi?» soruları kolayca cevap verilecek cinsten değildir” demektedir.<br />
“Şeytan”, Allah’ın rahmetinden kovulup lânete uğradıktan sonra bu ismi almıştır. Şeytan lâfzından açıkça anlaşılan İblîs ve yardımcılarıdır. Ancak bunun insan ve cinlerden doğru yolu bırakıp sapıklığa düşenler hakkında kullanılan genel bir isim olduğu da bir gerçektir. Nitekim Allah Teâlâ: “İnsan ve cin şeytanları” (En‘âm 6/112) ifadesiyle buna işaret buyurmaktadır.<br />
“Racîm”, lânete uğraması sırasında, melekler tarafından göğün katlarından atılarak kovulan şeytan demektir. Yahut göğe yükselmek isteyen şeytanın yıldız kayması şeklinde taşlanarak kovulmasıdır. Göğün katlarına yükselip Levh-ı Mahfûz’dan bilgi çalmaya yeltenmesi, şeytanın kötü sıfatlarından biridir. Kur’ân’da şeytanla ilgili daha bir çok kötü isim ve sıfat vardır. Bunlar içinde onun tüm kötülüklerini ifade eden kelime “racîm”dir. Çünkü “racîm” şeytanla ilgili tüm cezaları kapsar. Bu yüzden Kur’ân okumaya başlarken şeytanın isim ve özellikleri arasından bu vasfı hususi olarak seçilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÜÇ ÇEŞİT İSTİAZE VE İSTİAZENİN BEŞ FAYDASI</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına, fiillerine ve zâtına yapılabilecek istiâze olmak üzere üç çeşit istiâzeden söz etmek mümkündür. Bunlara işaret etmek üzere Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Allahım, senin öfkenden hoşnutluğuna, ceza vermenden affına, senden yine sana sığınırım.” (Müslim, Salât 222; Ebû Dâvûd, Vitr 5; Tirmizî, Da‘avat  112)<br />
İstiâze yapan mü’min;<br />
    İnanç, amel ve bedenle ilgili bütün kötülüklerden,<br />
    Bütün haramlardan,<br />
    Hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerden,<br />
    İnsan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerlerden,<br />
    Korkulacak her türlü âfet, belâ ve musibetlerden her şeye gücü yeten Allah’a sığınmış olur.<br />
Gerçek istiâze, sadece sözle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalb, dil ve fiil uygunluğu gereklidir. Diliyle “Allah’a sığınıyorum” dediği halde hâli ve fiili ile şeytana sığınanın istiâzesi makbûl bir istiâze sayılmaz. Belki bu, nefs ile şeytanın günah ve azgınlıkta birbirleriyle işbirliği yapması olarak telakki edilebilir.<br />
Bu bakımdan insanlar, ancak mânevî durumlarına göre istiâze yaparlar. Sıradan insanlar, mânasını anlamadan sadece sığınma cümlelerini tekrar eder dururlar. Âriflerin istiâzesi ise, Allah’tan başkasını görmemek, böylece birliğe erip çokluktan uzak durmaktır. Zaten şeytan, ârifin nûruna yaklaşamaz, hatta ondan kaçar. Ebû Said Harrâz (k.s.)’ın şu hali bunun en güzel bir misalidir: Hazret, rüyâsında İblîs’i görür ve ona elindeki asâyla vurmak ister. İblîs ise ona: “Yâ Ebâ Said, ben asâdan değil, ârifin kalb semâsında doğan mârifet güneşinin ışığından korkarım” der.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KALP HUZURUYLA İSTİÂZEDE BULUNAN KİMSE İLE ŞEYTAN ARASINA ÜÇYÜZ PERDE KOYAR</span></span><br />
<br />
Hasan Basrî (k.s.): “Allah Teâlâ, kalp huzuruyla istiâzede bulunan kimse ile şeytan arasına üçyüz perde koyar. Her perdenin kalınlığı, yer ile gök arası kadardır” buyurur.<br />
İstiâze yaparken göz önünde bulundurulması gereken bir kısım edep kaideleri vardır. Bunlara dikkat edilince elbetteki sığınma duygusunun insan üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır:<br />
    Allah’a sığınmada, yaratılmışlardan yaratana, mümkün varlıklardan varlığı kendinden olan Zât’a yükselme vardır. Kul muhtaç, Allah ise ganî ve müstağnîdir. Sığınan kul, Allah’ın bütün iyilikleri yaratmaya ve kötülükleri savmaya gücünün yeteceğine inanır ve bütün kalbiyle O’na yönelir.<br />
    Sığınan kul, nefsinin acizliğini, Rabbin kudretini itiraf etmiş olur. Zira Allah’a yaklaşmanın en kestirme yolu acziyet ve gönül kırıklığıdır.<br />
    Hayırlı ve sâlih ameller işlemek ancak şeytandan kaçmakla kolaylaşır. Bu kaçış da ancak Allah’a sığınmakla olur.<br />
    Şeytan insanın apaçık düşmanı (Fatır 35/6), Rahman olan Allah ise insanın yaratıcısı, efendisi ve bütün işlerini düzenleyenidir. İnsanın düşmanından dostuna sığınması ne güzel bir davranıştır.<br />
    Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başında Kur’an okumak gelir. Zira Kur’an okuyan Allah’ın emirlerini hatırlar ve tutar, yasaklarından da kaçar. Bu hikmete dayalı olarak özellikle bilhassa Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken istiâze çekilmesi istenmiştir.<br />
    Mü’minin biri açık diğeri gizli iki düşmanı vardır. Açık düşmanı kâfirler, gizli düşmanı ise şeytandır. Kâfirlerle mücadelede savaş emri varken, şeytanla mücadelede ise istiâze emri vardır. Her iki cihadda da Allah mü’minin yardımcısıdır. Açık düşmanı tarafından öldürüldüğünde mü’min şehîd olur, gizli düşmanı tarafından öldürüldüğünde ise kişi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılır. Bu sebeple gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha önceliklidir.<br />
    Mü’minin kalbi en şerefli ve en temiz yeridir. Mü’min kalbini şeytanın her türlü vesvesesinden temiz tutmalı ve oraya Allah’ın mârifetini yerleştirmeli ki, Allah da âhirette en temiz ve en güzel yer olan cenneti ona nasip kılsın. Yani kul kalbini bütünüyle Allah’a adamalı ki, Allah da ona âhirette cenneti nasip kılsın. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 81-83)<br />
Unutmamak gerekir ki şeytan, insan tabiatına daha çok oburca yemek içmek yoluyla musallat olur. İnsan, yiyip içmeyi azaltıp oburluğu bıraktığı takdirde, midesinin ve nefsinin arzusunu önlemiş olur. O zaman şeytan ona nüfûz imkânı bulamaz. Onu etkileyemez.<br />
Rivayete göre Nûh (a.s.) gemiden çıkınca İblîs’e sordu: “Ey Allah’ın düşmanı, kendilerini saptırıp helâke düşürmede sana ve askerlerine en çok yardımcı olan, insanların hangi huylarıdır?” İblîs şu karşılığı verdi: “Eğer bir insanda pintilik, hırs, hased, kibir ve acelecilik gibi huylardan biri varsa, biz onu helâk çukuruna yuvarlarız. Eğer bir kimsede sayılan bu kötü sıfatların hepsi toplanacak olursa böyle birine de: «Azgın şeytan» deriz. Çünkü bunlar, şeytanların liderlerinin özellikleridir.” (Bursevî, I, 6)<br />
İşte biz, istiâze bereketiyle şeytanın bütün vesvese, tahrik ve kötülüklerinden Yüce Rabbimize sığınma fırsatı buluyor, peşinden okuyacağımız besmeleyle de yeryüzünde Allah’ın ismiyle ve Allah adına yapacağımız gerçek bir kullukla sorumluluğumuzu beyân ediyoruz:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELE NEDİR?</span></span><br />
<br />
Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Besmele Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
Besmele Neden Okunur?<br />
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:<br />
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.”  (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)<br />
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:<br />
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)<br />
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.<br />
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:<br />
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)<br />
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)<br />
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.<br />
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:<br />
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinmek bilmeyen bir ağrı var. Eğer bildiğiniz bir ilacı varsa lütfen bana gönderin. Çünkü gittiğim hiçbir doktor, derdime bir çare bulamadı.” Mektubu alan Ömer (r.a.) Kayser’e bir başlık gönderdi. Kayser bunu giyince ağrısı kesiliyor, çıkardığında yeniden başlıyordu. Merak etti: “Acaba bu başlıkta ne vardı ki ağrısını dindiriyordu.” Başlığı çıkarıp iyice kontrol edince üzerinde besmele yazılı bir kâğıt buldu.<br />
Nakledildiğine göre sâlih zâtlardan biri, bir kağıda “Bismillahirrahmanirrahîm”  diye yazmış, öldüğünde bu kağıdı kefeninin içine koymalarını yakınlarına vasiyet etmişti. “Bunun sana ne faydası olacak” diye sorduklarında ise şu cevabı vermişti:<br />
“Kıyamet günü Rabbimin huzuruna varınca, «İlâhî! Sen bize bir kitap gönderdin, bu kitabın açılış sözünü ve başlığını da “Bismillahirrahmanirrahîm” yaptın. Şimdi senden bana o yüce kitabının başlığına ve orada zikrettiğin Rahmân ve Rahîm gibi sonsuz rahmet sıfatlarının gereğine göre davranmanı istiyorum» diyeceğim.” (Ayıntâbî, I, 13-14)<br />
Besmeleyi bu iman ve anlayış içinde okuyan her müslüman, Allah’ın sınırsız merhametinden faydalanmak için O’nun kâinata serdiği sayısız nimetlere bakarak bütün bunların kendi istifadesine hizmet etmesi için insanın bilgiyle donanmış, tecrübelerle zırhlanmış olması gerektiğini anlar. Bütün insan bilgisinin Allah’ın rahmanlığından bir zerre olduğunu ve kendisinin bu zerredeki sayısız feyiz ve bereketlerden faydalanmaktan başka bir şey yapamayacağını farkeder. Allah’ın rahmanlığına sığınarak bu sayısız feyiz ve bereketlerden nasip almayı diler. Sonra kendisinin bütün çalışma ve gayretlerinin de ancak Allah’ın rahimliği sayesinde yeni ufuklar açmaya yardım ettiğini kavrayarak, bu ikramların yegane kaynağı olan Allah’ı zikretmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE DUASI NEDİR?</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele şeytanın vesvese ve şerrinden Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmak için okunur.<br />
<br />
Eûzü Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BİR İSTİÂZE DUÂSI</span></span><br />
<br />
Hadis-i Şerif Metni<br />
<br />
Arapçası:<br />
<br />
 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا<br />
<br />
Okunuşu: <br />
<br />
Allahumme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘, ve min kalbin lâ yahşa‘, ve min nefsin lâ teşbe‘, ve min da‘vetin lâ yustecâbu lehâ.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin (s.a.v) okuduğu bir istiaze duâsı...<br />
<br />
Mânası:<br />
<br />
 “Allâh’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, icâbet edilmeyen duâdan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73)<br />
Okunuşu:<br />
<br />
 “Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min davetin lâ yüstecâbu lehâ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİAZE VE BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöyle dua ettiğini söylemektedir:<br />
“Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32; Nesâî, İstiâze, 21)<br />
***<br />
Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor:<br />
“Bir gece Allah Resûlü’nü yatakta bulamadım, onu el yordamıyla aramaya başladım. O sırada elim ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde hâlindeydi ve ‘Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.’ diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dua ediyordu:<br />
“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32)<br />
***<br />
İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin için dua ederek şu sözlerle (onların başına gelebilecek kötülüklerden) Allah’a sığınırdı:<br />
“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Sonra da “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı.” derdi. (Buhârî, Enbiyâ, 10)<br />
***<br />
Şüteyr b. Şekel’in (r.a.) naklettiğine göre, babası Şekel b. Humeyd (r.a.) şunları anlatmıştı:<br />
“Resûlullah’a giderek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret.’ dedim. Resûlullah omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: ‘De ki Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.’” (Tirmizî, Deavât, 74)<br />
***<br />
Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:<br />
Ben size sadece Resûlullah’ın bize öğrettiğini öğretiyorum. O şöyle derdi: “Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını (sorumluluk bilincini) nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13; Müslim, Zikir, 73)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’nin (r.a.) naklettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (İbn Hanbel, II, 360)<br />
***<br />
Hz. Âişe’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla) desin.” (Tirmizî, Et’ıme, 47)<br />
***<br />
Câbir b. Abdullah’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür. Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört. Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 22)<br />
***<br />
Berâ’dan (r.a.) naklediyor:<br />
Resûlullah yatağına yattığında, “Allâhümme bismike ahyâ ve bismike emût” (Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.) buyurur; uykudan uyandığında da “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” (Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.) buyururdu. (Müslim, Zikir, 59)<br />
***<br />
İbn Ömer’in (r.a.) naklettiğine göre, cenaze kabre konulurken Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi:<br />
“Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” (Seni Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere kabre koyuyoruz). (İbn Mâce, Cenâiz, 38)<br />
***<br />
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
“Bilcümle semavi kitâbların anahtarı «Rahman, Rahîm Allah adı ile» dir; yani besmeledir.” (Râmûzû’l-ehâdîs, 241, Suyûtî, el-Câmiûs-Sağir, no: 3111)<br />
***<br />
“Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 6284)<br />
***<br />
“Bir vartaya düştüğün vakit:<br />
«Rahman, Rahîm Allah adıyla. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» demeye devam et. Zira Cenâb-ı Allah bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder.” (Suyûtî, el-Camius-Sağir, no: 896; Râmûzü’l-ehâdis, 66)<br />
***<br />
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:<br />
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)<br />
***<br />
Zira besmele ondokuz harftir.<br />
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)<br />
***<br />
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:<br />
«Allah’ın adıyla ki O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiçbir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiçbir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)<br />
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Euzu Besmele Duasının  Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele nedir? Eûzü besmele getirmenin faydası ve fazileti nedir? İstiaze ve beslemeyi niçin getiriyoruz? Eûzü besmelenin anlamı, yazılışı, okunuşu ve Arapçası...<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. “İstiâze”, Kur’an okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira âyetteki “Kur’an okuduğun zaman” sözü, “Kur’an okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır.Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE</span></span><br />
<br />
Eûzü Besmele Arapçası:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİÂZE NEDİR?</span></span><br />
<br />
İstiaze (Eûzü Arapçası):<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ<br />
<br />
İstiaze (Eûzü Okunuşu):: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”<br />
İstiaze (Eûzü Anlamı):: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İstiaze Neden Okunur?</span></span><br />
<br />
Nahl sûresindeki:<br />
<br />
فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!” (Nahl 16/98) emri gereğince Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken:<br />
<br />
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ<br />
<br />
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir.<br />
Cebrâil (a.s.)’in Peygamber Efendimiz’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Yaratan Rabbının adıyla oku!” (Alak 96/1) meâlindeki  âyetidir.<br />
“İstiâze”, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira ayetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)<br />
“İstiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Kur’ân okumak isteyen kimse, Allah Teâlâ ile konuşmaya başlayacağından, kendini ilgilendirmeyen konulardan uzak kalmalı, dedikodu, çekiştirme ve iftira gibi günah kirlerinden dilini temizlemelidir. Dilin, bu tür kirlerden temizlenmesi ise ancak “eûzü” çekmekle yani bunların tümünden Allah’a sığınmakla mümkün olabilir.<br />
“İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için mühim bir vesîle, O’ndan hakkıyla korkanlar için bulunmaz bir sığınak, günahkârlara tutamak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır.<br />
İstiâze, Rabb ile kul arasında bir sözleşmedir. Allah Teâlâ: “Siz bana olan sözünüzü tutun ki, ben de size olan sözümü tutayım” (Bakara 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken, “Allahım, ben bir insan olarak noksanlarımla birlikte kulluk sözümü yerine getirdim; sana sığındım ve senden bağışlanma diliyorum. Sen ise iyilik ve ikramda kemâl sahibisin. Şanına yakışan, rabbim olarak bana verdiğin sözü yerine getirerek beni koruman ve himâyene almandır” demektedir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 85-86)<br />
Allah’a sığınmak, yaratılandan Yaratan’a, halktan Hakk’a dönmektir. Her türlü iyiliği elde eedip her türlü kötülükten uzaklaşma kastıyla hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’a yöneliştir. Böyle bir şuurla yapılan istiâzede “Allah’a koşun!” (Zâriyât 51/50) âyetinin sırrı tecellî eder. Ayrıca istiâze, kulun Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilmek için acizliğini anlamaktan başka yol olmadığını bilmesidir. Acziyeti hissetmek ise mânevî makamların sonuncusudur.<br />
“Allah” lâfz-ı celâli kelime yapısı itibariyle türemiş değildir. Çünkü bu kelimenin aslına vakıf olmak ve ne mânaya geldiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Teftâzânî bu hususa işaret ederek “Akıl, Allah’ın zât ve sıfatını bilmede nasıl şaşkınlığa düşmüşse, O’na isim olan kelime hakkında da aynı şaşkınlığa düşmüştür. Allah kelimesi «İsim mi, sıfat mı? Türemiş mi, değil mi? Alem yâni özel isim mi, değil mi?» soruları kolayca cevap verilecek cinsten değildir” demektedir.<br />
“Şeytan”, Allah’ın rahmetinden kovulup lânete uğradıktan sonra bu ismi almıştır. Şeytan lâfzından açıkça anlaşılan İblîs ve yardımcılarıdır. Ancak bunun insan ve cinlerden doğru yolu bırakıp sapıklığa düşenler hakkında kullanılan genel bir isim olduğu da bir gerçektir. Nitekim Allah Teâlâ: “İnsan ve cin şeytanları” (En‘âm 6/112) ifadesiyle buna işaret buyurmaktadır.<br />
“Racîm”, lânete uğraması sırasında, melekler tarafından göğün katlarından atılarak kovulan şeytan demektir. Yahut göğe yükselmek isteyen şeytanın yıldız kayması şeklinde taşlanarak kovulmasıdır. Göğün katlarına yükselip Levh-ı Mahfûz’dan bilgi çalmaya yeltenmesi, şeytanın kötü sıfatlarından biridir. Kur’ân’da şeytanla ilgili daha bir çok kötü isim ve sıfat vardır. Bunlar içinde onun tüm kötülüklerini ifade eden kelime “racîm”dir. Çünkü “racîm” şeytanla ilgili tüm cezaları kapsar. Bu yüzden Kur’ân okumaya başlarken şeytanın isim ve özellikleri arasından bu vasfı hususi olarak seçilmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ÜÇ ÇEŞİT İSTİAZE VE İSTİAZENİN BEŞ FAYDASI</span></span><br />
<br />
Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına, fiillerine ve zâtına yapılabilecek istiâze olmak üzere üç çeşit istiâzeden söz etmek mümkündür. Bunlara işaret etmek üzere Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Allahım, senin öfkenden hoşnutluğuna, ceza vermenden affına, senden yine sana sığınırım.” (Müslim, Salât 222; Ebû Dâvûd, Vitr 5; Tirmizî, Da‘avat  112)<br />
İstiâze yapan mü’min;<br />
    İnanç, amel ve bedenle ilgili bütün kötülüklerden,<br />
    Bütün haramlardan,<br />
    Hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerden,<br />
    İnsan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerlerden,<br />
    Korkulacak her türlü âfet, belâ ve musibetlerden her şeye gücü yeten Allah’a sığınmış olur.<br />
Gerçek istiâze, sadece sözle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalb, dil ve fiil uygunluğu gereklidir. Diliyle “Allah’a sığınıyorum” dediği halde hâli ve fiili ile şeytana sığınanın istiâzesi makbûl bir istiâze sayılmaz. Belki bu, nefs ile şeytanın günah ve azgınlıkta birbirleriyle işbirliği yapması olarak telakki edilebilir.<br />
Bu bakımdan insanlar, ancak mânevî durumlarına göre istiâze yaparlar. Sıradan insanlar, mânasını anlamadan sadece sığınma cümlelerini tekrar eder dururlar. Âriflerin istiâzesi ise, Allah’tan başkasını görmemek, böylece birliğe erip çokluktan uzak durmaktır. Zaten şeytan, ârifin nûruna yaklaşamaz, hatta ondan kaçar. Ebû Said Harrâz (k.s.)’ın şu hali bunun en güzel bir misalidir: Hazret, rüyâsında İblîs’i görür ve ona elindeki asâyla vurmak ister. İblîs ise ona: “Yâ Ebâ Said, ben asâdan değil, ârifin kalb semâsında doğan mârifet güneşinin ışığından korkarım” der.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KALP HUZURUYLA İSTİÂZEDE BULUNAN KİMSE İLE ŞEYTAN ARASINA ÜÇYÜZ PERDE KOYAR</span></span><br />
<br />
Hasan Basrî (k.s.): “Allah Teâlâ, kalp huzuruyla istiâzede bulunan kimse ile şeytan arasına üçyüz perde koyar. Her perdenin kalınlığı, yer ile gök arası kadardır” buyurur.<br />
İstiâze yaparken göz önünde bulundurulması gereken bir kısım edep kaideleri vardır. Bunlara dikkat edilince elbetteki sığınma duygusunun insan üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır:<br />
    Allah’a sığınmada, yaratılmışlardan yaratana, mümkün varlıklardan varlığı kendinden olan Zât’a yükselme vardır. Kul muhtaç, Allah ise ganî ve müstağnîdir. Sığınan kul, Allah’ın bütün iyilikleri yaratmaya ve kötülükleri savmaya gücünün yeteceğine inanır ve bütün kalbiyle O’na yönelir.<br />
    Sığınan kul, nefsinin acizliğini, Rabbin kudretini itiraf etmiş olur. Zira Allah’a yaklaşmanın en kestirme yolu acziyet ve gönül kırıklığıdır.<br />
    Hayırlı ve sâlih ameller işlemek ancak şeytandan kaçmakla kolaylaşır. Bu kaçış da ancak Allah’a sığınmakla olur.<br />
    Şeytan insanın apaçık düşmanı (Fatır 35/6), Rahman olan Allah ise insanın yaratıcısı, efendisi ve bütün işlerini düzenleyenidir. İnsanın düşmanından dostuna sığınması ne güzel bir davranıştır.<br />
    Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başında Kur’an okumak gelir. Zira Kur’an okuyan Allah’ın emirlerini hatırlar ve tutar, yasaklarından da kaçar. Bu hikmete dayalı olarak özellikle bilhassa Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken istiâze çekilmesi istenmiştir.<br />
    Mü’minin biri açık diğeri gizli iki düşmanı vardır. Açık düşmanı kâfirler, gizli düşmanı ise şeytandır. Kâfirlerle mücadelede savaş emri varken, şeytanla mücadelede ise istiâze emri vardır. Her iki cihadda da Allah mü’minin yardımcısıdır. Açık düşmanı tarafından öldürüldüğünde mü’min şehîd olur, gizli düşmanı tarafından öldürüldüğünde ise kişi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılır. Bu sebeple gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha önceliklidir.<br />
    Mü’minin kalbi en şerefli ve en temiz yeridir. Mü’min kalbini şeytanın her türlü vesvesesinden temiz tutmalı ve oraya Allah’ın mârifetini yerleştirmeli ki, Allah da âhirette en temiz ve en güzel yer olan cenneti ona nasip kılsın. Yani kul kalbini bütünüyle Allah’a adamalı ki, Allah da ona âhirette cenneti nasip kılsın. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 81-83)<br />
Unutmamak gerekir ki şeytan, insan tabiatına daha çok oburca yemek içmek yoluyla musallat olur. İnsan, yiyip içmeyi azaltıp oburluğu bıraktığı takdirde, midesinin ve nefsinin arzusunu önlemiş olur. O zaman şeytan ona nüfûz imkânı bulamaz. Onu etkileyemez.<br />
Rivayete göre Nûh (a.s.) gemiden çıkınca İblîs’e sordu: “Ey Allah’ın düşmanı, kendilerini saptırıp helâke düşürmede sana ve askerlerine en çok yardımcı olan, insanların hangi huylarıdır?” İblîs şu karşılığı verdi: “Eğer bir insanda pintilik, hırs, hased, kibir ve acelecilik gibi huylardan biri varsa, biz onu helâk çukuruna yuvarlarız. Eğer bir kimsede sayılan bu kötü sıfatların hepsi toplanacak olursa böyle birine de: «Azgın şeytan» deriz. Çünkü bunlar, şeytanların liderlerinin özellikleridir.” (Bursevî, I, 6)<br />
İşte biz, istiâze bereketiyle şeytanın bütün vesvese, tahrik ve kötülüklerinden Yüce Rabbimize sığınma fırsatı buluyor, peşinden okuyacağımız besmeleyle de yeryüzünde Allah’ın ismiyle ve Allah adına yapacağımız gerçek bir kullukla sorumluluğumuzu beyân ediyoruz:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELE NEDİR?</span></span><br />
<br />
Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Besmele Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”<br />
Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”<br />
Besmele Neden Okunur?<br />
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:<br />
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.”  (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)<br />
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:<br />
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)<br />
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.<br />
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:<br />
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)<br />
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)<br />
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.<br />
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BESMELENİN FAZİLETİ</span></span><br />
<br />
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:<br />
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinmek bilmeyen bir ağrı var. Eğer bildiğiniz bir ilacı varsa lütfen bana gönderin. Çünkü gittiğim hiçbir doktor, derdime bir çare bulamadı.” Mektubu alan Ömer (r.a.) Kayser’e bir başlık gönderdi. Kayser bunu giyince ağrısı kesiliyor, çıkardığında yeniden başlıyordu. Merak etti: “Acaba bu başlıkta ne vardı ki ağrısını dindiriyordu.” Başlığı çıkarıp iyice kontrol edince üzerinde besmele yazılı bir kâğıt buldu.<br />
Nakledildiğine göre sâlih zâtlardan biri, bir kağıda “Bismillahirrahmanirrahîm”  diye yazmış, öldüğünde bu kağıdı kefeninin içine koymalarını yakınlarına vasiyet etmişti. “Bunun sana ne faydası olacak” diye sorduklarında ise şu cevabı vermişti:<br />
“Kıyamet günü Rabbimin huzuruna varınca, «İlâhî! Sen bize bir kitap gönderdin, bu kitabın açılış sözünü ve başlığını da “Bismillahirrahmanirrahîm” yaptın. Şimdi senden bana o yüce kitabının başlığına ve orada zikrettiğin Rahmân ve Rahîm gibi sonsuz rahmet sıfatlarının gereğine göre davranmanı istiyorum» diyeceğim.” (Ayıntâbî, I, 13-14)<br />
Besmeleyi bu iman ve anlayış içinde okuyan her müslüman, Allah’ın sınırsız merhametinden faydalanmak için O’nun kâinata serdiği sayısız nimetlere bakarak bütün bunların kendi istifadesine hizmet etmesi için insanın bilgiyle donanmış, tecrübelerle zırhlanmış olması gerektiğini anlar. Bütün insan bilgisinin Allah’ın rahmanlığından bir zerre olduğunu ve kendisinin bu zerredeki sayısız feyiz ve bereketlerden faydalanmaktan başka bir şey yapamayacağını farkeder. Allah’ın rahmanlığına sığınarak bu sayısız feyiz ve bereketlerden nasip almayı diler. Sonra kendisinin bütün çalışma ve gayretlerinin de ancak Allah’ın rahimliği sayesinde yeni ufuklar açmaya yardım ettiğini kavrayarak, bu ikramların yegane kaynağı olan Allah’ı zikretmiş olur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EÛZÜ BESMELE DUASI NEDİR?</span></span><br />
<br />
Eûzü besmele şeytanın vesvese ve şerrinden Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmak için okunur.<br />
<br />
Eûzü Besmele Arapça Yazılışı:<br />
<br />
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
<br />
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.”<br />
Eûzü Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BİR İSTİÂZE DUÂSI</span></span><br />
<br />
Hadis-i Şerif Metni<br />
<br />
Arapçası:<br />
<br />
 اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا<br />
<br />
Okunuşu: <br />
<br />
Allahumme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘, ve min kalbin lâ yahşa‘, ve min nefsin lâ teşbe‘, ve min da‘vetin lâ yustecâbu lehâ.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin (s.a.v) okuduğu bir istiaze duâsı...<br />
<br />
Mânası:<br />
<br />
 “Allâh’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, icâbet edilmeyen duâdan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73)<br />
Okunuşu:<br />
<br />
 “Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min davetin lâ yüstecâbu lehâ”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İSTİAZE VE BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöyle dua ettiğini söylemektedir:<br />
“Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32; Nesâî, İstiâze, 21)<br />
***<br />
Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor:<br />
“Bir gece Allah Resûlü’nü yatakta bulamadım, onu el yordamıyla aramaya başladım. O sırada elim ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde hâlindeydi ve ‘Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.’ diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dua ediyordu:<br />
“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32)<br />
***<br />
İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin için dua ederek şu sözlerle (onların başına gelebilecek kötülüklerden) Allah’a sığınırdı:<br />
“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Sonra da “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı.” derdi. (Buhârî, Enbiyâ, 10)<br />
***<br />
Şüteyr b. Şekel’in (r.a.) naklettiğine göre, babası Şekel b. Humeyd (r.a.) şunları anlatmıştı:<br />
“Resûlullah’a giderek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret.’ dedim. Resûlullah omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: ‘De ki Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.’” (Tirmizî, Deavât, 74)<br />
***<br />
Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:<br />
Ben size sadece Resûlullah’ın bize öğrettiğini öğretiyorum. O şöyle derdi: “Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını (sorumluluk bilincini) nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13; Müslim, Zikir, 73)<br />
***<br />
Ebû Hüreyre’nin (r.a.) naklettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (İbn Hanbel, II, 360)<br />
***<br />
Hz. Âişe’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla) desin.” (Tirmizî, Et’ıme, 47)<br />
***<br />
Câbir b. Abdullah’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:<br />
“(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür. Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört. Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 22)<br />
***<br />
Berâ’dan (r.a.) naklediyor:<br />
Resûlullah yatağına yattığında, “Allâhümme bismike ahyâ ve bismike emût” (Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.) buyurur; uykudan uyandığında da “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” (Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.) buyururdu. (Müslim, Zikir, 59)<br />
***<br />
İbn Ömer’in (r.a.) naklettiğine göre, cenaze kabre konulurken Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi:<br />
“Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” (Seni Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere kabre koyuyoruz). (İbn Mâce, Cenâiz, 38)<br />
***<br />
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:<br />
“Bilcümle semavi kitâbların anahtarı «Rahman, Rahîm Allah adı ile» dir; yani besmeledir.” (Râmûzû’l-ehâdîs, 241, Suyûtî, el-Câmiûs-Sağir, no: 3111)<br />
***<br />
“Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 6284)<br />
***<br />
“Bir vartaya düştüğün vakit:<br />
«Rahman, Rahîm Allah adıyla. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» demeye devam et. Zira Cenâb-ı Allah bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder.” (Suyûtî, el-Camius-Sağir, no: 896; Râmûzü’l-ehâdis, 66)<br />
***<br />
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:<br />
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)<br />
***<br />
Zira besmele ondokuz harftir.<br />
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)<br />
***<br />
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:<br />
«Allah’ın adıyla ki O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiçbir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiçbir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)<br />
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh .. Duasının Yazılışı Okunuşu ve Anlamı]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34404</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 06:02:27 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34404</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188646" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 284.13 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehul Mülkü ve Lehul Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir <br />
Duasının Yazılışı, Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ DUA</span></span><br />
<br />
“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular ki:<br />
<br />
“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da’avât 133, (3579)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">GÜNDE YÜZ GÜNAHI SİLDİREN DUA</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.". <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
    "Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk yalnızca O'nundur, hamd yalnızca O'nadır ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.". <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazileti:</span></span><br />
<br />
    Bu zikri günde yüz defa okuyan kişiye on köle azat etmiş gibi sevap yazılır, yüz sevap verilir, yüz günahı silinir. Ayrıca bu zikir, üç gün boyunca onu şeytandan korur. Sabah namazından sonra okunduğunda ise İsmail (a.s.) evlatlarından bir köle azat etme sevabı verilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Başka Versiyonu</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yumît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi-yedihil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
"Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O hayat verir ve öldürür. O, hiç ölmeyen, daima diri olandır. Hayır (iyilikler) O’nun elindedir. O, her şeye kâdirdir (gücü yetendir)."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fazileti ve Önemi</span></span><br />
<br />
Bu zikirle ilgili en bilinen hadislerden biri Tirmizi ve İbn Mace gibi kaynaklarda geçen "Çarşı-Pazar Duası" hadisidir:<br />
<br />
    Günahların Bağışlanması: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir kimse çarşıya girdiğinde bu duayı okursa, Allah'ın ona bir milyon sevap yazacağını, bir milyon günahını sileceğini ve derecesini bir milyon yükselteceğini müjdelemiştir [Tirmizi, Daavat, 36].<br />
    Gaflete Karşı Kalkan: İnsanların dünya telaşına daldığı bir ortamda Allah’ı zikretmek, kişiyi manevi bir uyanıklığa ulaştırır.<br />
    Hayır Kapılarının Açılması: "Bi-yedihil-hayr" (Hayır O'nun elindedir) ifadesiyle, rızkın ve tüm güzelliklerin kaynağının yalnızca Allah olduğu tasdik edilir.<br />
<br />
Bu zikri sadece çarşıda değil, sabah ve akşam namazlarından sonra veya gün içinde dilediğiniz vakitlerde okumanız tavsiye edilir. Daha fazla bilgi ve benzer dualar için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Dualar sayfasını ziyaret edebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimizin Akşam Namazından Sonra Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
Resulullah (S.A. V), akşam namazını kıldıktan sonra eve geldiğinde iki rekât namaz kılar ve ardından dua ederdi. Peygamber Efendimizin akşam namazından sonra okuduğu dua şu şekildedir:<br />
<br />
"يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ، ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ" (Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri, sebbit kulûbenâ alâ dînike)(Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim, kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayrıca, akşam namazından sonra 10 kere şu dua okunmalıdır:</span></span><br />
<br />
"لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّـهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. " <br />
<br />
(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu yuhyi ve yümît ve hüve hayyun lâ yemût, bi-yedihil-hayr ve hüve alâ kulli şey'in kadîr.)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, akşam namazından sonra yukarıdaki duayı 10 kere okuyan kişinin, Allah tarafından sabaha kadar şeytandan korunması için muhafız melekleri gönderileceğini belirtmiştir. Bu duayı 10 defa okuyan kimseye cenneti gerektiren 10 sevap yazılır, ondan her biri helak edici olan 10 günah silinir ve bu zikir, o kişinin 10 mümin azat etmesi gibidir.<br />
<br />
<br />
“Kim, (Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr = Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere (Sübhânallahi ve bihamdihi) derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.” <br />
<br />
[Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur’ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUYUN</span></span><br />
<br />
Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
“Kim, sabah namazının peşinden ‘La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) derse kendisine, Hz. İsmail’in -aleyhisselam- evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”<br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]<br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AÇIKLAMA:</span></span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.<br />
<br />
Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim:<br />
<br />
Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuyruyor:<br />
<br />
    “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”(1)<br />
<br />
Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir:<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(3)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübârek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibâdete ne kadar münâsip olduğunu ve mânevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır. (4)<br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu.(5)<br />
<br />
Bu nedenle namazlardan sonra tesbihat yapmak sünnettir. Soruda geçen duayı her namazdan sonra, özellikle de sabah ve akşam namazlarından sonra tekrar ederek okumanın fazileti çoktur. Bu duaları namazlardan hemen sonra okumaya gayret etmek daha iyidir.<br />
<br />
"La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti İle İlgili Hadis<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)<br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
    Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir (Tirmizî, Daavât, 63).<br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır. "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
    Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bu zikir Cenâb-ı Hakk’ın kudretini en güzel şekilde ifade etmektedir.<br />
    Elden geliyorsa günde yüz defa, değilse on defa tekrarlanmalıdır.<br />
    Bir günde on köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı kazanmak, amel defterine yüz iyilik kaydettirmek, yüz günahını bağışlatmak ve hele günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsini affettirmek, üstelik o gün akşama kadar şeytandan korunmak, başka türlü ele geçmez bir fırsattır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
1. Müslim, Mesâcid, 142<br />
2. bk. Müsned, 4:60; 5:415; Mecmeu’z-Zevâid, 10:107<br />
3. bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.<br />
4. Nursi, Sözler, s. 45.<br />
5. Nesâî, Sehiv, 20.<br />
<br />
(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188657" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N16.jpg</a> (Dosya Boyutu: 931.66 KB / İndirme Sayısı: 48)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188658" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N17.jpg</a> (Dosya Boyutu: 987.43 KB / İndirme Sayısı: 42)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188659" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N18.jpg</a> (Dosya Boyutu: 589.28 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188660" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N19.jpg</a> (Dosya Boyutu: 697.71 KB / İndirme Sayısı: 50)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188646" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 284.13 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188647" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N4.jpg</a> (Dosya Boyutu: 175.76 KB / İndirme Sayısı: 55)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188648" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N5.jpg</a> (Dosya Boyutu: 296.17 KB / İndirme Sayısı: 46)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188649" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N6.jpg</a> (Dosya Boyutu: 300.43 KB / İndirme Sayısı: 56)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188650" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N9.jpg</a> (Dosya Boyutu: 540.59 KB / İndirme Sayısı: 48)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188651" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N10.jpg</a> (Dosya Boyutu: 394.83 KB / İndirme Sayısı: 52)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188652" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N11.jpg</a> (Dosya Boyutu: 296.68 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188653" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N12.jpg</a> (Dosya Boyutu: 279 KB / İndirme Sayısı: 52)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188654" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N14.jpg</a> (Dosya Boyutu: 323.5 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188655" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N15.jpg</a> (Dosya Boyutu: 260.11 KB / İndirme Sayısı: 51)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188656" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N13.jpg</a> (Dosya Boyutu: 275 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188646" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 284.13 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La İlahe İllallahu Vahdehu La Şerike Leh Lehul Mülkü ve Lehul Hamdü ve Hüve Ala Külli Şeyin Kadir <br />
Duasının Yazılışı, Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">EN FAZİLETLİ DUA</span></span><br />
<br />
“Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz buyurdular ki:<br />
<br />
“Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü’l mülkü ve lehü’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr. (Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, O’nun ortağı yoktur, mülk O’nundur, hamd O’na aittir. O, her şeye kâdirdir) sözüdür.” [Muvatta, Kur’ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da’avât 133, (3579)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">GÜNDE YÜZ GÜNAHI SİLDİREN DUA</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لَا إِلَهَ إِلَّا اللهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ وَهُوَ عَلَى كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâ şerîke leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.". <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
    "Allah'tan başka ibadete layık hiçbir ilah yoktur. O tektir, ortağı yoktur. Mülk yalnızca O'nundur, hamd yalnızca O'nadır ve O, her şeye hakkıyla gücü yetendir.". <br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazileti:</span></span><br />
<br />
    Bu zikri günde yüz defa okuyan kişiye on köle azat etmiş gibi sevap yazılır, yüz sevap verilir, yüz günahı silinir. Ayrıca bu zikir, üç gün boyunca onu şeytandan korur. Sabah namazından sonra okunduğunda ise İsmail (a.s.) evlatlarından bir köle azat etme sevabı verilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bir Başka Versiyonu</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça :</span></span><br />
<br />
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okunuşu :</span></span><br />
<br />
"Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü yuhyî ve yumît, ve hüve hayyün lâ yemût, bi-yedihil-hayr, ve hüve alâ külli şey’in kadîr."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı (Türkçe Meali) :</span></span><br />
<br />
"Allah’tan başka ilah yoktur, O tektir, ortağı yoktur. Mülk O'nundur, hamd O'na mahsustur. O hayat verir ve öldürür. O, hiç ölmeyen, daima diri olandır. Hayır (iyilikler) O’nun elindedir. O, her şeye kâdirdir (gücü yetendir)."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Fazileti ve Önemi</span></span><br />
<br />
Bu zikirle ilgili en bilinen hadislerden biri Tirmizi ve İbn Mace gibi kaynaklarda geçen "Çarşı-Pazar Duası" hadisidir:<br />
<br />
    Günahların Bağışlanması: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bir kimse çarşıya girdiğinde bu duayı okursa, Allah'ın ona bir milyon sevap yazacağını, bir milyon günahını sileceğini ve derecesini bir milyon yükselteceğini müjdelemiştir [Tirmizi, Daavat, 36].<br />
    Gaflete Karşı Kalkan: İnsanların dünya telaşına daldığı bir ortamda Allah’ı zikretmek, kişiyi manevi bir uyanıklığa ulaştırır.<br />
    Hayır Kapılarının Açılması: "Bi-yedihil-hayr" (Hayır O'nun elindedir) ifadesiyle, rızkın ve tüm güzelliklerin kaynağının yalnızca Allah olduğu tasdik edilir.<br />
<br />
Bu zikri sadece çarşıda değil, sabah ve akşam namazlarından sonra veya gün içinde dilediğiniz vakitlerde okumanız tavsiye edilir. Daha fazla bilgi ve benzer dualar için Diyanet İşleri Başkanlığı'nın Dualar sayfasını ziyaret edebilirsiniz.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Peygamber Efendimizin Akşam Namazından Sonra Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
Resulullah (S.A. V), akşam namazını kıldıktan sonra eve geldiğinde iki rekât namaz kılar ve ardından dua ederdi. Peygamber Efendimizin akşam namazından sonra okuduğu dua şu şekildedir:<br />
<br />
"يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ وَالْأَبْصَارِ، ثَبِّتْ قُلُوبَنَا عَلَى دِينِكَ" (Yâ mukallibel kulûbi vel ebsâri, sebbit kulûbenâ alâ dînike)(Ey kalpleri ve gözleri çeviren Rabbim, kalplerimizi dinin üzerine sabit kıl.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ayrıca, akşam namazından sonra 10 kere şu dua okunmalıdır:</span></span><br />
<br />
"لَا إِلَٰهَ إِلَّا اللَّـهُ وَحْدَهُ لَا شَرِيكَ لَهُ، لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يُحْيِي وَيُمِيتُ وَهُوَ حَيٌّ لَّا يَمُوتُ، بِيَدِهِ الْخَيْرُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ. " <br />
<br />
(Lâ ilâhe illallâhu vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdu yuhyi ve yümît ve hüve hayyun lâ yemût, bi-yedihil-hayr ve hüve alâ kulli şey'in kadîr.)<br />
<br />
Peygamber Efendimiz, akşam namazından sonra yukarıdaki duayı 10 kere okuyan kişinin, Allah tarafından sabaha kadar şeytandan korunması için muhafız melekleri gönderileceğini belirtmiştir. Bu duayı 10 defa okuyan kimseye cenneti gerektiren 10 sevap yazılır, ondan her biri helak edici olan 10 günah silinir ve bu zikir, o kişinin 10 mümin azat etmesi gibidir.<br />
<br />
<br />
“Kim, (Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu’l mülkü ve lehu’l hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr = Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere (Sübhânallahi ve bihamdihi) derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile.” <br />
<br />
[Buhârî, Daavât 54, Bed’ü’l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur’ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">SABAH NAMAZINDAN SONRA OKUYUN</span></span><br />
<br />
Ebu Said radıyallahu anh anlatıyor:<br />
<br />
“Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
“Kim, sabah namazının peşinden ‘La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü bi-yedihi’l-hayr ve hüve alâ külli şey’in kadîr.’ (Allah’tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O’nun elindedir. O her şeye kadirdir) derse kendisine, Hz. İsmail’in -aleyhisselam- evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır.”<br />
<br />
Amr İbnu Şuayb an Ebîhi an Ceddihî (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Hz. Peygamber (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Duaların en faziletlisi Arefe günü yapılan duadır. Ben ve benden önceki peygamberlerin söyledikleri en faziletli söz, lâ ilâhe illallahu vahdehu lâ şerîke leh lehü'l mülkü ve lehü'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. (Allah'tan başka ilah yoktur, O tektir, O'nun ortağı yoktur, mülk O'nundur, hamd O'na aittir. O, her şeye kâdirdir.) sözüdür." [Muvatta, Kur'ân 32, (1, 214, 215); Tirmizî, Da'avât 133, (3579)]<br />
<br />
Hz. Ebû Hüreyre (radıyallâhu anh) anlatıyor: "Resûlullah (aleyhissalâtu vesselâm) buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, 'Lâ ilâhe illallâhu vahdehu lâşerîke leh, lehu'l mülkü ve lehu'l hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' duasını bir günde yüz kere söylerse, kendisine on köle âzad etmiş gibi sevab verilir, ayrıca lehine yüz sevab yazılır ve yüz günahı da silinir. Bu, ayrıca üç gün akşama kadar onu şeytana karşı muhafaza eder. Bundan daha fazlasını okumayan hiçbir kimse, o adamınkinden daha efdal bir amel de getiremez. Kim de bir günde yüz kere 'Sübhânallahi ve bihamdihi.' derse hataları dökülür, hatta denizin köpüğü kadar (çok) olsa bile." [Buhârî, Daavât 54, Bed'ü'l-Halk 11; Müslim, Zikr 28, (2691); Muvatta, Kur'ân 20, (1, 209); Tirmizî, Daavât 61, (3464)]<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">AÇIKLAMA:</span></span><br />
<br />
1. Bu dua, bir rivâyette: يُحْيِى وَيُمِيتُ (hayat verir ve ölüm verir), bir başka rivâyette de, بِيَدِهِ اْلخَيْرُ (hayırlar O'nun elinde) ziyâdesiyle gelmiştir.<br />
<br />
2. Bu duanın ne zaman okunacağı rivayetten rivâyete sarahat kazanır. Birinde "günde" diye mutlak iken, bir diğerinde "sabah olunca", bir diğerinde "sabah namazından sonra, konuşmazdan önce on defa" diye kayıtlanmıştır.<br />
<br />
Ebu Sa'id radıyallahu anh anlatıyor: "Resûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdular ki:<br />
<br />
    "Kim, sabah namazının peşinden 'La ilâhe illallahu vahdehu la şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehû'l-hamdü bi-yedihi'l-hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr.' (Allah'tan başka ilah yoktur. O birdir, ortağı yoktur, mülk ona aittir, hamdler de ona layıktır, her çeşit hayır O'nun elindedir. O her şeye kadirdir.) derse kendisine, Hz. İsmail evlatlarından bir köleyi âzâd etmiş gibi sevap yazılır."<br />
<br />
Namazı gerek cemaatle kılalım, gerekse tek başımıza kılalım; namazdan sonra tesbîhat yapmak sünnet-i seniyyedir. Tesbîhât cemaatle birlikte yapılabileceği gibi, ferdî olarak da yapılabilir.<br />
<br />
Öncelikle her namazdan sonra bu duayı okumanın sünnet olduğunu belirtelim:<br />
<br />
Resûl-ü Ekrem Efendimiz (asm) şöyle buyuyruyor:<br />
<br />
    “Her namazın ardından otuz üçer defa Sübhânallah, Elhamdülillâh ve Allahu ekber dersiniz. Sonra da 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh; lehü’l-Mülkü ve lehü’l-Hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' dersiniz; deniz köpüğü kadar bile olsa, günahlarınız bağışlanır!”(1)<br />
<br />
Ayrıca bu duayı akşam ve sabah namazlarından sonra on defa okumanın faziletiyle ilgili hadisler de vardır.(2) Bunlardan biri şöyledir:<br />
<br />
Ebû Zerr (ra) anlatır ki: Resûlullah Efendimiz (asm) buyurdu ki:<br />
<br />
    “Her kim, sabah namazından sonra diz çökmüş olarak, konuşmadan önce on defa 'Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke lehü; lehü’l-mülkü ve lehû’l-hamdü yuhyî ve yümîtü ve hüve alâ külli şey’in kadîr.' (Anlamı: “Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. O birdir; Onun hiçbir şeriki yoktur. Mülk Ona ait, hamd Ona mahsustur. Hayatı veren de Odur, ölümü veren de Odur. O, kendisine asla ölüm ârız olmayan Hayy-ı Ezelîdir. Bütün hayır Onun elindedir. O her şeye hakkıyla kàdirdir.”) derse kendisine onlarca sevap yazılır, on günahı silinir, on derece yükseltilir, o günün tamamında her şerden emin ve emniyette olur, Şeytan’dan korunur ve o gün hiçbir günah ona ulaşarak amelini iptal etmez!”(3)<br />
<br />
Cenâb-ı Hakk'ı zikretmek, noksanlıklardan yüce tutmak ve şükretmek namazın özüdür. Tesbîhâtta otuz üçer defa tekrar edilen “Sübhanallah”, “Elhamdülillah”, “Allâhu ekber” ve “Lâ ilâhe illâllah” mübârek kelimeleri namazın çekirdekleri hükmündedir. Bu kudsî çekirdeklerin namazın içinde de yer alışı, tesbîhât kelimelerinin ibâdete ne kadar münâsip olduğunu ve mânevî hayatımız için ne büyük önemi bulunduğunu anlatır. (4)<br />
<br />
Muâviye bin Hakem es-Selemî (ra) anlatır: Resûlullah (asm), “Bizim namazımız tesbîh, tekbîr ve Kur’ân tilâvetinden ibârettir; onda dünya kelâmı konuşulmaz!” buyurdu.(5)<br />
<br />
Bu nedenle namazlardan sonra tesbihat yapmak sünnettir. Soruda geçen duayı her namazdan sonra, özellikle de sabah ve akşam namazlarından sonra tekrar ederek okumanın fazileti çoktur. Bu duaları namazlardan hemen sonra okumaya gayret etmek daha iyidir.<br />
<br />
"La İlâhe İllallâhu Vahdehu La Şerîke Leh" Zikrinin Fazileti İle İlgili Hadis<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr" zikrinin önemi ve fazileti...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”. Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti: “Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.  (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65; Müslim, Zikir 28. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 59, 62; İbni Mâce, Duâ 14)<br />
<br />
Aşağıdaki hadisle birlikte açıklanacaktır.<br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 103)<br />
<br />
    Hadisleri Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Her iki hadiste de “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr” zikri tavsiye edilmektedir. Genellikle namazlardan sonra ve dua etmeden önce okunan bu zikrin mânası şudur: “Allah’tan başka ilah yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter”. Birinci hadiste sözünün devamında Resûl-i Ekrem Efendimiz’in tavsiye buyurduğu sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin anlamı ise, “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” demektir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Mülk O’nundur” cümlesiyle Cenâb-ı Hakk’ın muazzam saltanatının yüceliği anlatılmaktadır. Melekler âlemiyle birlikte bütün kâinat, daha açık bir ifadeyle yaratılmış ne varsa hepsi O’nun malı, O’nun saltanatının bir parçasıdır. Dolayısıyla bunlar üzerinde tasarruf etme hakkı da sadece O’nundur. Bir şeyi var etmek, yok etmek, ele geçirmek, yönetmek, nimet vermek, cezalandırmak, büyütmek, küçültmek, yapmak, yıkmak, ağlatmak, güldürmek, kısaca hükmünü icrâ etmek sadece O’nun yetkisi dahilindedir.<br />
<br />
Böyle bir varlık her şeye kâdirdir. O’nun gücü her şeye yeter. Hiçbir yardımcıya, hiçbir vekile ve vasıtaya ihtiyacı yoktur. Her ne isterse kendi güç ve kudretiyle yapar. O “ol!” der, her şey oluverir.<br />
<br />
Şüphesiz mülk ve saltanat, güç ve kudret kime aitse, şânına lâyık hamd de O’na mahsustur.<br />
<br />
Bu zikir ne zaman ve kaç defa okunacak? Bazı rivayetlerde bu zikrin sabahleyin yapılması tavsiye edilmektedir. Bu ilâve birinci hadisimizdeki “O gün akşama kadar şeytan kendisine bir fenalık yapamaz” ifadesine de açıklık getirmektedir. Bu kadar sağlam olmayan bir başka rivayette de sabah namazından sonra ve kimseyle konuşmadan önce on defa okunması tavsiye edilmektedir (Tirmizî, Daavât, 63).<br />
<br />
Birinci rivayette bu zikrin günde yüz defa, ikinci rivayette ise on defa söylenmesi istenmektedir. Zira herkes her gün bu zikri yüz defa söylemeye imkân bulamayabilir. Yoğun işi sebebiyle bu zikri büsbütün terkederek onun sevabından mahrum kalmamak için hiç değilse günde on defa söylenmesi arzu buyurulmaktadır. Namazlardan sonra ve dua etmeden önce bu zikri zaten beş defa söyleyen müslümanların, beş defa daha söyleyerek Efendimiz’in bu tavsiyesini yerine getirmeleri hiç de zor değildir. Bu zikri günde yüz defa tekrarlamak isteyenlerin, hepsini aynı zamanda söylemesi de gerekmez. Şüphesiz en münasibi başlayınca bitirmek ve akşama kadar şeytandan korunmak için de sabahleyin okumaktır. Zaten bu zikrin söylenmesi en fazla 7-8 dakika alır. Buna imkânı ve vakti olmayanlar fırsat buldukça beşer onar defa tekrarlayarak da yüze tamamlayabilirler<br />
<br />
Kazanılacak Sevap Miktarı. Birinci hadiste bu zikri yüz defa okuyana on köle âzâd etmiş sevabı verileceği söylenirken, ikinci hadiste rastgele köleler değil de İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan on köleyi âzâd etmiş gibi sevap kazanacağı belirtilmektedir.<br />
<br />
Hadisimizdeki “Günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” ifadesini, bu konudaki genel kaideye göre değerlendirmek ve bağışlanan bu hataların küçük günahlar olduğunu bilmek gerekir. Zira yapılan büyük günahlar Allah Teâlâ'yı ilgilendiriyorsa, o günahı işleyen kimsenin Mevlâ'sından af dileyip günahına tövbe etmesi gerekir; şayet günahı kul hakkını ilgilendiriyorsa, kendisine haksızlık ettiği kimseyi bulup onunla helâlleşmesi, ödemesi gereken bir şey varsa ödeyip kendini bağışlatması şarttır. Küçük günahlar, insanın Allah'a karşı sorumlu olup da yapmadığı görevler yüzünden kazanılır. "Size yasak edilen büyük günahlardan kaçınırsanız, kusurlarınızı örter ve sizi şerefli bir yere koyarız" [Nisâ sûresi (4), 31] âyetinden de öğrendiğimize göre, küçük günahların bağışlanması, büyük günahlardan sakınma şartına bağlıdır.<br />
<br />
    Hadislerden Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bu zikir Cenâb-ı Hakk’ın kudretini en güzel şekilde ifade etmektedir.<br />
    Elden geliyorsa günde yüz defa, değilse on defa tekrarlanmalıdır.<br />
    Bir günde on köleyi hürriyetine kavuşturma sevabı kazanmak, amel defterine yüz iyilik kaydettirmek, yüz günahını bağışlatmak ve hele günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsini affettirmek, üstelik o gün akşama kadar şeytandan korunmak, başka türlü ele geçmez bir fırsattır.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Dipnotlar:</span></span><br />
<br />
1. Müslim, Mesâcid, 142<br />
2. bk. Müsned, 4:60; 5:415; Mecmeu’z-Zevâid, 10:107<br />
3. bk. Buharî, Ezân: 155; Teheccüd: 21; Müslim, Zikir: 28, 30, 74, 75, 76; Tirmizî, Mevâkıt: 108; Hac: 104; Nesâî, Sehiv: 83-86; İbni Mâce, Dua: 10, 14, 16; Ebû Dâvud, Menâsik: 56; Dârîmî, Salât: 88, 90; Muvatta’, Hac: 127, 243; Kur’an: 20, 22; Müsned, 1:47; 2:5; 3:320; 4:4; 5:191.<br />
4. Nursi, Sözler, s. 45.<br />
5. Nesâî, Sehiv, 20.<br />
<br />
(Prof. Dr. İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte)<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188657" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N16.jpg</a> (Dosya Boyutu: 931.66 KB / İndirme Sayısı: 48)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188658" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N17.jpg</a> (Dosya Boyutu: 987.43 KB / İndirme Sayısı: 42)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188659" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N18.jpg</a> (Dosya Boyutu: 589.28 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188660" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N19.jpg</a> (Dosya Boyutu: 697.71 KB / İndirme Sayısı: 50)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188646" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 284.13 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188647" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N4.jpg</a> (Dosya Boyutu: 175.76 KB / İndirme Sayısı: 55)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188648" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N5.jpg</a> (Dosya Boyutu: 296.17 KB / İndirme Sayısı: 46)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188649" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N6.jpg</a> (Dosya Boyutu: 300.43 KB / İndirme Sayısı: 56)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188650" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N9.jpg</a> (Dosya Boyutu: 540.59 KB / İndirme Sayısı: 48)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188651" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N10.jpg</a> (Dosya Boyutu: 394.83 KB / İndirme Sayısı: 52)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188652" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N11.jpg</a> (Dosya Boyutu: 296.68 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188653" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N12.jpg</a> (Dosya Boyutu: 279 KB / İndirme Sayısı: 52)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188654" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N14.jpg</a> (Dosya Boyutu: 323.5 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188655" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N15.jpg</a> (Dosya Boyutu: 260.11 KB / İndirme Sayısı: 51)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188656" target="_blank" title="">Tesbihat V060120260619-N13.jpg</a> (Dosya Boyutu: 275 KB / İndirme Sayısı: 49)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[subhanallahivelhamdulillahivelailaheillallahuvallahuekber Tesbihatı]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34403</link>
			<pubDate>Tue, 06 Jan 2026 01:28:30 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34403</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188645" target="_blank" title="">Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim-V060120260117-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.14 MB / İndirme Sayısı: 53)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm Tesbihatı Hakkinda Bilgiler</span></span><br />
<br />
 Subhânallâhi velhamdulillâhi velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber Velâ havle velâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm<br />
Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber zikrinin anlamı okunuşu ve arapçası<br />
<br />
Okunuşu: Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm<br />
Anlamı: Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir, bütün hamdler ona mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür.Azamet sahibi Yüce Allah’tan başkasında güç kuvvet ve kudret yoktur.<br />
Arapçası: سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ للهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَر وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ<br />
---<br />
Bu tesbihat hakkında kitaplar dolusu bilgi yazılsa yine de eksik kalır. Şükrü zikri tevhidi ve ismi azamları içerisinde barındıran muhteşem bir tesbihattır. Bu tesbihatı günlük en azından 100 defa okumak çok faziletlidir.<br />
Dualardan önce veya sonra okunması duaların tesirini artırır. Eğer tevekkül ve teslimiyet ile inanarak herhangi bir niyet ile okunsa niyet hasıl olur (biiznillah) Duaların kalıpları gönül kalıbına uyar ve gönül lisanı ile dua edilir ise bu duaların faydasını görmemek "İMKANSIZDIR"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Çok sıkıntılı durumda olana not:</span> Ey kardeşim, ne dua etsem, ne duasını okusam, acaba kabul olur mu, benim duamdan ne çıkar şeklinde düşüncelerle vaktini harcama ! Bu yazıyı okudu isen bu tesbihatı gece gündüz okumaya başla. Yüce Allah'a hakkı ile tevekkül et. Düşün ki; Alemleri yoktan var eden Şanı Yüce Allah için her şey çok kolaydır. Allah kuluna kafidir. Allah'a dayanan ve sığınan boşa düşmez. Her şeyin sahibi olan Yüce Allah'a tevekkül ve teslimiyet ile gözyaşı ile hüzün ile yönel. Göreceksin ki Allah kuluna yeter.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu tesbihat ile ilgili Hadis-i Şerifler</span><br />
Allahu teâlânın indinde, tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak ihtiyarlayan bir müminden daha efdal kimse yoktur.<br />
Zikrin efdali, La ilahe illallah, duanın efdali de elhamdülillahtır.<br />
Ebu Hureyre (R.A.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir."<br />
"Her kim bu duayı okursa her okuyuşunda cennette kendisi için bir ağaç dikilir.”<br />
Bir başka rivayette de İbni Mes"ud (ra) anlatıyor: “(sas) buyurdular ki: Miraç sırasında Hz. İbrahim"le karşılaştım. Bana: Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve haber ver ki, cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhanallahi, velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu vAllahu ekber cümlesidir. (Tirmizi: Daavat, 60).<br />
Cennet hazinesi olan, "Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" demeye devam edenin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür.<br />
Kur’an-ı kerimde, Bâkıyat-üs-sâlihat [sürekli kalan iyi işler] geçmektedir. Resulullah buyurdu ki: (Bâkıyat-üs-sâlihatı, çok söyleyin. Bunlar; tesbih, tehlil, tahmid, tekbir ve temciddir.)<br />
Tekbir :Allahu ekber, <br />
Tahmid :Elhamdülillah, <br />
Tesbih :Subhanallah, <br />
Tehlil :La ilahe illallah, <br />
Temcid :La havle vela kuvvete illa billah <br />
<br />
İsrafil (a.s) Peygamber Efendimize (s.a.v.) geldi ve şöyle dedi : ” Ya Muhammed (s.a.v) , bir kimse ;<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illAllahu vAllahu ekber. Vela havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim.” (Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah’tan başkasında güç ve kudret yoktur.)tesbihini bin defa okursa ALLAHU TEALA ona beş haslet ihsan eyler ;<br />
1. ALLAH (c.c) onu çok zikreden zümre arasına yazar.<br />
2. Gece ve gündüzde kesndisini zikredenlerin en faziletlisi eyler.<br />
3. Bu tesbihler, onun için Cennette dikili ağaçlar olur.<br />
4. Bu tesbihler , o kimsenin günahlarını döker.Tıpkı bir ağacın kuru yapraklarını döktüğü gibi.<br />
5. ALLAHU TEALA onu gözetir.ALLAHU TEALA bir kimseyi gözetirse ona azab etmez.<br />
<br />
Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrinin fazileti ile ilgili hadisi şerif ve açıklaması...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” <br />
<br />
Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Bu zikirde dört ayrı zikir bulunmaktadır. Biri sübhânallah’tır. Bir önceki hadiste de belirtildiği üzere bu kısacık sözün anlamı, ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim, O’na hiçbir eksikliği yakıştırıp yaklaştırmam, demektir.<br />
<br />
İkincisi elhamdülillâh’tır. Bunun anlamı da, ben Cenâb-ı Hakk’ı bana verdiği sayısız iyilikler sebebiyle bütün gönlümle övgüyle anarım, demektir. Her fırsatta Allah’a hamd etmek kulun en başta gelen görevidir. Elhamdülillâh demek aynı zamanda Allah’a şükretmektir. Diğer bir ifadeyle hamd şükrün başıdır. Allah’a hamd etmeyen kimse, aynı zamanda O’na şükretmemiş olur.<br />
<br />
Üçüncüsü lâ ilâhe illallah’tır. Kâinâtta yegâne varolan, ebediyyen yaşayacak olan sadece Allah’tır. O’ndan başka bir mevcut, O’ndan başka ibadete lâyık bir varlık yoktur. Benim biricik Rabbim, önünde en derin hürmetle eğildiğim, huzurunda secdeye kapandığım sadece O’dur, gibi mânalara gelmektedir.<br />
<br />
Dördüncüsü de Allahü ekber’dir. Allah’ın büyüklüğü, azameti, kudreti, saltanatı, kısaca O’nun kibriyâsı hiç kimsenin bilemeyeceği kadar yücedir, uludur, anlamına gelir.<br />
<br />
Allah'ın Resûlü bu zikri, üzerine güneş doğan her şeyden daha üstün tuttuğunu söylemektedir. Bu ifadesiyle Efendimiz bütün dünya nimetlerinin gelip geçici, fakat bu zikrin sevabının kalıcı olduğunu hatırlatmakta, bunun için de fâni şeylerin değil, sevabı tükenmeyen işlerin peşine düşmek gerektiğini îmâ etmektedir. Belki de Peygamber Efendimiz bu zikri söylemeyi, bütün dünyayı elde edip sonra da onu Allah yolunda harcamaya tercih edeceğini belirtmek istemiş, dolayısıyla bu zikrin dünyaya bedel olduğunu ifade buyurmuştur:<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfte geçen her bir zikir kelimesinin Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye edildiği daha önce de görülmüştü (bk. 1142 numaralı hadis). Buna göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem her gün herkesin vücudundaki eklemler sayısınca birer sadaka vermesi gerektiğini belirtmiş ve “Her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbir bir sadakadır”, buyurmuştur. Namazımızı bitirdikten sonra günde aşağı yukarı beş defa söylediğimiz “Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrini bir mü’min her gün doksan defa söylerse, vücudundaki 360 eklemin her biri için bir sadaka vermiş olur.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Resûl-i Ekrem Efendimiz bize, bu hadîs-i şerifte öğrettiği zikri okumayı tavsiye etmektedir.<br />
    Dünya gelip geçici, zikirlerin sevabı ise kalıcıdır. İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz bu zikrin yeryüzündeki her şeyden daha üstün olduğunu belirtmektedir.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188644" target="_blank" title="">Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim-V060120260109-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 563.98 KB / İndirme Sayısı: 48)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188645" target="_blank" title="">Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim-V060120260117-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.14 MB / İndirme Sayısı: 53)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188645" target="_blank" title="">Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim-V060120260117-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.14 MB / İndirme Sayısı: 53)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm Tesbihatı Hakkinda Bilgiler</span></span><br />
<br />
 Subhânallâhi velhamdulillâhi velâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber Velâ havle velâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm<br />
Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber zikrinin anlamı okunuşu ve arapçası<br />
<br />
Okunuşu: Subhânallâhi velhamdulillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber, Ve lâ havle ve lâ quvvete illâ billâhil aliyyil azîm<br />
Anlamı: Allah bütün noksan sıfatlardan münezzehtir, bütün hamdler ona mahsustur. Allah'tan başka ilah yoktur, Allah en büyüktür.Azamet sahibi Yüce Allah’tan başkasında güç kuvvet ve kudret yoktur.<br />
Arapçası: سُبْحَانَ اللهِ وَالْحَمْدُ للهِ وَلاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ وَاللهُ أَكْبَر وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ<br />
---<br />
Bu tesbihat hakkında kitaplar dolusu bilgi yazılsa yine de eksik kalır. Şükrü zikri tevhidi ve ismi azamları içerisinde barındıran muhteşem bir tesbihattır. Bu tesbihatı günlük en azından 100 defa okumak çok faziletlidir.<br />
Dualardan önce veya sonra okunması duaların tesirini artırır. Eğer tevekkül ve teslimiyet ile inanarak herhangi bir niyet ile okunsa niyet hasıl olur (biiznillah) Duaların kalıpları gönül kalıbına uyar ve gönül lisanı ile dua edilir ise bu duaların faydasını görmemek "İMKANSIZDIR"<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color"> Çok sıkıntılı durumda olana not:</span> Ey kardeşim, ne dua etsem, ne duasını okusam, acaba kabul olur mu, benim duamdan ne çıkar şeklinde düşüncelerle vaktini harcama ! Bu yazıyı okudu isen bu tesbihatı gece gündüz okumaya başla. Yüce Allah'a hakkı ile tevekkül et. Düşün ki; Alemleri yoktan var eden Şanı Yüce Allah için her şey çok kolaydır. Allah kuluna kafidir. Allah'a dayanan ve sığınan boşa düşmez. Her şeyin sahibi olan Yüce Allah'a tevekkül ve teslimiyet ile gözyaşı ile hüzün ile yönel. Göreceksin ki Allah kuluna yeter.<br />
<br />
<span style="color: #ff3333;" class="mycode_color">Bu tesbihat ile ilgili Hadis-i Şerifler</span><br />
Allahu teâlânın indinde, tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak ihtiyarlayan bir müminden daha efdal kimse yoktur.<br />
Zikrin efdali, La ilahe illallah, duanın efdali de elhamdülillahtır.<br />
Ebu Hureyre (R.A.)'dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu: "Subhânallâhi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir."<br />
"Her kim bu duayı okursa her okuyuşunda cennette kendisi için bir ağaç dikilir.”<br />
Bir başka rivayette de İbni Mes"ud (ra) anlatıyor: “(sas) buyurdular ki: Miraç sırasında Hz. İbrahim"le karşılaştım. Bana: Ey Muhammed! Ümmetine benden selam söyle ve haber ver ki, cennetin toprağı temiz, suyu tatlıdır. Burası (suyu tutacak şekilde) düz ve boştur. Oraya atılacak tohum da sübhanallahi, velhamdülillahi ve la ilahe illallahu vallahu vAllahu ekber cümlesidir. (Tirmizi: Daavat, 60).<br />
Cennet hazinesi olan, "Sübhânallahi velhamdülillâhi ve lâ ilâhe illAllahu vallâhü ekber, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah" demeye devam edenin ağaçtan yaprak döküldüğü gibi günahları dökülür.<br />
Kur’an-ı kerimde, Bâkıyat-üs-sâlihat [sürekli kalan iyi işler] geçmektedir. Resulullah buyurdu ki: (Bâkıyat-üs-sâlihatı, çok söyleyin. Bunlar; tesbih, tehlil, tahmid, tekbir ve temciddir.)<br />
Tekbir :Allahu ekber, <br />
Tahmid :Elhamdülillah, <br />
Tesbih :Subhanallah, <br />
Tehlil :La ilahe illallah, <br />
Temcid :La havle vela kuvvete illa billah <br />
<br />
İsrafil (a.s) Peygamber Efendimize (s.a.v.) geldi ve şöyle dedi : ” Ya Muhammed (s.a.v) , bir kimse ;<br />
Sübhanallahi velhamdü lillahi ve la ilahe illAllahu vAllahu ekber. Vela havle vela kuvvete illa billahi’l-aliyyi’l-azim.” (Allah eksik sıfatlardan beridir. Hamd Allah’adır. Allah’tan başka ilah yoktur ve Allah en büyüktür. Allah’tan başkasında güç ve kudret yoktur.)tesbihini bin defa okursa ALLAHU TEALA ona beş haslet ihsan eyler ;<br />
1. ALLAH (c.c) onu çok zikreden zümre arasına yazar.<br />
2. Gece ve gündüzde kesndisini zikredenlerin en faziletlisi eyler.<br />
3. Bu tesbihler, onun için Cennette dikili ağaçlar olur.<br />
4. Bu tesbihler , o kimsenin günahlarını döker.Tıpkı bir ağacın kuru yapraklarını döktüğü gibi.<br />
5. ALLAHU TEALA onu gözetir.ALLAHU TEALA bir kimseyi gözetirse ona azab etmez.<br />
<br />
Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrinin fazileti ile ilgili hadisi şerif ve açıklaması...<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.” <br />
<br />
Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Bu zikirde dört ayrı zikir bulunmaktadır. Biri sübhânallah’tır. Bir önceki hadiste de belirtildiği üzere bu kısacık sözün anlamı, ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim, O’na hiçbir eksikliği yakıştırıp yaklaştırmam, demektir.<br />
<br />
İkincisi elhamdülillâh’tır. Bunun anlamı da, ben Cenâb-ı Hakk’ı bana verdiği sayısız iyilikler sebebiyle bütün gönlümle övgüyle anarım, demektir. Her fırsatta Allah’a hamd etmek kulun en başta gelen görevidir. Elhamdülillâh demek aynı zamanda Allah’a şükretmektir. Diğer bir ifadeyle hamd şükrün başıdır. Allah’a hamd etmeyen kimse, aynı zamanda O’na şükretmemiş olur.<br />
<br />
Üçüncüsü lâ ilâhe illallah’tır. Kâinâtta yegâne varolan, ebediyyen yaşayacak olan sadece Allah’tır. O’ndan başka bir mevcut, O’ndan başka ibadete lâyık bir varlık yoktur. Benim biricik Rabbim, önünde en derin hürmetle eğildiğim, huzurunda secdeye kapandığım sadece O’dur, gibi mânalara gelmektedir.<br />
<br />
Dördüncüsü de Allahü ekber’dir. Allah’ın büyüklüğü, azameti, kudreti, saltanatı, kısaca O’nun kibriyâsı hiç kimsenin bilemeyeceği kadar yücedir, uludur, anlamına gelir.<br />
<br />
Allah'ın Resûlü bu zikri, üzerine güneş doğan her şeyden daha üstün tuttuğunu söylemektedir. Bu ifadesiyle Efendimiz bütün dünya nimetlerinin gelip geçici, fakat bu zikrin sevabının kalıcı olduğunu hatırlatmakta, bunun için de fâni şeylerin değil, sevabı tükenmeyen işlerin peşine düşmek gerektiğini îmâ etmektedir. Belki de Peygamber Efendimiz bu zikri söylemeyi, bütün dünyayı elde edip sonra da onu Allah yolunda harcamaya tercih edeceğini belirtmek istemiş, dolayısıyla bu zikrin dünyaya bedel olduğunu ifade buyurmuştur:<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfte geçen her bir zikir kelimesinin Peygamber Efendimiz tarafından tavsiye edildiği daha önce de görülmüştü (bk. 1142 numaralı hadis). Buna göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem her gün herkesin vücudundaki eklemler sayısınca birer sadaka vermesi gerektiğini belirtmiş ve “Her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlil (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbir bir sadakadır”, buyurmuştur. Namazımızı bitirdikten sonra günde aşağı yukarı beş defa söylediğimiz “Sübhânallahi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber zikrini bir mü’min her gün doksan defa söylerse, vücudundaki 360 eklemin her biri için bir sadaka vermiş olur.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Resûl-i Ekrem Efendimiz bize, bu hadîs-i şerifte öğrettiği zikri okumayı tavsiye etmektedir.<br />
    Dünya gelip geçici, zikirlerin sevabı ise kalıcıdır. İşte bu sebeple Peygamber Efendimiz bu zikrin yeryüzündeki her şeyden daha üstün olduğunu belirtmektedir.<br />
<br />
Kaynak: Riyazüs Salihin<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188644" target="_blank" title="">Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim-V060120260109-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 563.98 KB / İndirme Sayısı: 48)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188645" target="_blank" title="">Subhanallahi velhamdülillahi vela ilahe illallahu vallahu ekber vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim-V060120260117-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.14 MB / İndirme Sayısı: 53)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Duanın Kabul Olması için Neler Yapmalıyız?]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34359</link>
			<pubDate>Tue, 09 Dec 2025 05:40:20 +0100</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34359</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duanın Kabul Olması için Neler Yapmalıyız?</span></span><br />
<br />
Duanın kabul olması için<br />
<br />
Sual: Kur'an-ı kerimde, (Dua edin, duanızı kabul ederim), hadis-i şerifte ise, (Rabbiniz kerimdir, kendine açılan eli boş çevirmekten hayâ eder) buyurulduğu halde, bazı dualar niçin kabul olmuyor?<br />
CEVAP<br />
Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.<br />
Önce çalışmak, sonra dua dinin esası!<br />
Kabul edilir ancak, çalışanın duası!<br />
<br />
Duanın kabul edilmesi için gereken şartlardan bir kısmı şöyle:<br />
1- Haram lokmadan sakınmalıdır!<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Haramdan sakının! Midesine haram lokma girenin kırk gün duası kabul olmaz.) [Taberani]<br />
<br />
Sad bin Ebi Vakkas hazretleri dedi ki: Ya Resulallah, dua buyur da, Allahü teâlâ, benim her duamı kabul etsin! Cevabında buyurdu ki:<br />
(Duanızın kabul olması için helal lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabul olunur?) [Şir’a]<br />
<br />
Yine buyurdu ki:<br />
(Duanın kabul olması için iki şey gerekir. Duayı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helalden olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı dua kabul olmaz.) [Tergibüs-salât]<br />
<br />
2- İtikadı düzgün olmalıdır.<br />
Bid’at ehlinin duaları kabul olmaz. Hadis-i şerifte, (Bid’at ehlinin duası ve ibadetleri kabul olmaz) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
Âyet-i kerimenin, duanın tesir edebilmesi için, okuyan ve okunan kimsenin buna inanması ve okuyanın itikadının düzgün olması, Allah rızası için okuması, kul hakkından sakınması, haram yememesi ve karşılığında ücret istememesi şarttır.<br />
<br />
3- Uyanık kalble ve kabul edileceğine inanarak dua etmelidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâya, kabul edileceğine tam inanarak dua ediniz! Biliniz ki, Allahü teâlâ gafil bir kalb ile yapılan duayı kabul etmez.) [Şir’a]<br />
<br />
4- Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]<br />
<br />
İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmelidir! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebraile, "Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!" Facir, [günahkâr] dua edince de "Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir" buyurur.) [İbni Neccar]<br />
Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.<br />
<br />
5- Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Sıkıntılı iken duasının kabul edilmesini isteyen, refah zamanında çok dua etsin!) [Tirmizi]<br />
Ebu İshak hazretlerinden dua istediler. Dua etti. Duasının kabul edildiğini gören bir talebesi, (Efendim, bu duayı bana da öğretin, ihtiyaç halinde ben de edeyim) dedi. Buyurdu ki: (Duamın kabul edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar, ettiğim dualar ve haram lokmadan sakınmamdır.)<br />
<br />
6- Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Ey namaz kılan, acele ettin. Namaz kıldıktan sonra dua ederken önce Allahü teâlâya layık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salevat getir, sonra dua et!) [Tirmizi]<br />
<br />
7- Yalvararak dua etmelidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Gafil olan kalb ile yapılan dua makbul değildir.) [Tirmizi]<br />
<br />
Hazret-i Davud zamanında kuraklık oldu. Halk dua etmek için aralarından üç âlimi seçtiler.<br />
Âlimlerden biri şöyle dua etti:<br />
(Ya Rabbi, Kitabında kendimize zulmedenleri affetmemizi bildirdin. İşte biz, nefslerimize zulmettik. Senden af diliyoruz. Bizi affet!)<br />
<br />
İkinci âlimin duası da şöyle:<br />
(Ya Rabbi, Kitabında köleleri, azat etmemizi bildirdin. İşte biz kul olarak huzurundayız. Bizleri azat eyle!)<br />
<br />
Üçüncü âlim de şöyle dua etti:<br />
(Ya Rabbi, Kitabında, kapımıza gelen saili kovmamamızı, yüz çevirmememizi bildirdin. İşte biz de sail olarak huzurundayız. Senden rahmet istiyoruz. Bizi boş çevirme!)<br />
<br />
Duaları kabul olarak rahmet yağdı.<br />
<br />
8- Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]<br />
<br />
9- Günah işlemeyen dil ile dua etmelidir.<br />
Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. [Tergibüs-salât]<br />
<br />
10- İsm-i a’zam ve esma-i hüsna ile dua etmelidir.<br />
<br />
Sual: Gafletle dua etmektense hiç dua etmemek daha iyi değil mi?<br />
CEVAP<br />
Gaflet içinde olduğunu söyleyerek, duayı bırakmak doğru değildir. Kalbine geldiği gibi dua etmek, ezberlediği duayı okumaktan daha iyidir. (Bezzâziyye)<br />
<br />
Dua dinin direğidir. (Allahü teâlâ indinde duadan daha şerefli bir şey yoktur), (Düşmandan kurtulmak, bol rızka kavuşmak için dua edin! Çünkü dua, müminin silahıdır) hadis-i şerifleri duanın önemini açıkça bildirmektedir. Allahü teâlâdan bir şey istememek ise çok kötüdür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, kendisinden bir şey istemeyene, dua etmeyene gadap eder.) [Tirmizi]<br />
<br />
Başka bir hadis-i şerifte, (Dua ibadettir) buyuruldu. İbadeti terk etmek ise hiç uygun değildir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Bana dua edin kabul edeyim. [Bana halis kalb ile dua ederseniz kabul ederim.] Bana ibadet etmek istemeyenleri, zelil ve hakir eder, Cehenneme atarım.) [Mümin 60]<br />
<br />
Hamd ve salevat<br />
Sual: Dua ederken, hamd ve salevat gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimize salevat getirmek duanın kabulüne vesiledir. Hamd duanın başı, salevat getirmek ise, kanatları gibidir. Duaya hamd ve Resulullah efendimize ve Onun âline ve eshabına salevat ile başlamalı, yani (Elhamdülillahi rabbil âlemîn, essalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn) demeli, sonunda da yine salevat okumalı, (Allahümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammed) demelidir. Resulullah efendimize okunan dua, yani salevat kabul olacağı için, kabul olmuş iki dua arasında edilen dualar da, kabul olur.<br />
<br />
Duanın ve ibadetlerin kabul olması için...<br />
Duaların ve herhangi bir amelin kabul olmasının şartları vardır. Bunlar, kişide iman, ilim, niyet, ihlâs olması ve kul hakkı bulunmamasıdır. Önce Ehl-i sünnet itikâdında olmak, sonra yapılacak ibadetin sıhhatinin şartlarını bilmek lazımdır.<br />
<br />
Bir amelin, ibadetin sahih olması başka, kabul olması başkadır. İbâdetlerin sahih olmaları için, kendilerine mahsus şartları, farzları vardır. Bunlardan biri noksan olursa, o ibadet sahih olmaz, yani yapılmamış olur. Cezasından, azabından kurtulamaz. Sahih olup da, kabul olmayan ibadet için azap yapılmaz ise de, o ibadetin sevabına kavuşamaz. İbadetin kabul olması için, önce sahih olması, sonra bildirilen şartlarının bulunması da lazımdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Bir kimse, Peygamberler gibi ibadet etse, fakat üzerinde çok az kul borcu olsa, bunu ödemedikçe Cennete giremez.”<br />
<br />
Bu kimsenin duaları da kabul olmaz. İbni Hacer-i Mekkî hazretleri, Zevâcir kitabında buyuruyor ki:<br />
“Bakara sûresi 188. âyetinde meâlen, (Ey müminler! Birbirinizin mallarını bâtıl yoldan yemeyin!) buyuruldu. Buradaki bâtıl yol, faiz, kumar, gasp, hırsızlık, hile, hıyânet, yalancı şahitlik, yalan yemin ederek aldatmaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Helâl yiyen, farzları yapıp, haramlardan sakınan ve insanlara zarar vermeyen bir Müslümân Cennete gidecektir.)<br />
<br />
(Haram ile beslenen beden, ateşte yanar.)<br />
<br />
(Şerrinden, zararından emîn olunmayan kimsenin, dîni, namazları, zekâtları, kendisine fayda vermez.)<br />
<br />
(Üzerindeki cilbâbı haramdan gelmiş olan adamın namazları kabul olmaz.) [Zevâcir]<br />
<br />
Müslüman olsun, gayrimüslim olsun, kimsenin malına, canına, ırzına saldırmamalı, kimseyi incitmemeli, herkesin hakkını ödemelidir. Kul hakkının en önemlisi ve azabı en çok olanı, akrabasına ve emri altında olanlara din bilgisi öğretmeyi terk etmektir. Onların ve bütün insanların din bilgisi öğrenmelerine ve ibâdetlerini yapmalarına mâni olanın İslâm düşmanı olduğu anlaşılır. Din düşmanı ve bid’at sahipleri ile arkadaşlık etmemeli, onların kitaplarını, gazetelerini okumamalı, radyolarını dinlememeli, televizyonlarını izlememelidir Sözünü dinleyenlere emr-i maruf yapmalıdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyarak ve dağıtarak, bir de güler yüzle, tatlı dille, hâl ve hareketlerimizle örnek olarak emr-i maruf yapmalı, hiç kimse ile münakaşa etmemelidir. Güzel ahlâk ile süslenmeli, İslam dininin şânını, şerefini herkese göstermelidir...<br />
<br />
Sual: Hasta bir kimsenin, doktora gitmesi, ilaç almasının yanı sıra, sadaka vermesi, dua etmesi, hastalığının iyi olmasında faydalı olur mu?<br />
Cevap: Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, her şeyi bir sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak lazımdır. Her şeyin yaratılmasında müşterek olan manevi sebep, sadaka vermek, yetmiş kerre “Estağfirullah min külli mâ kerihallah” duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız, ölüme çare yoktur) ve (Hastalıkların başı, çok yemektir. İlaçların başı, perhizdir) ve (Hastalarınızı, sadaka vererek tedavi ediniz!) buyurdu.<br />
<br />
Gafletle edilen dua kabul olmaz<br />
Sual: Kalben değil de, sadece dil ile söylenerek yapılan duaların faydası olmaz mı?<br />
Cevap: Allahü teâlâ, dua etmeyi ve dua edeni sever. Peygamber efendimiz de;<br />
(Dua etmek, ibadettir) buyurmuşlardır.<br />
<br />
Duanın ve her zikrin sessiz olması efdaldir. Dua etmenin de şartları vardır. Önce, günahlarına pişman olup, tövbe etmeli, istiğfar okumalı, sadaka vermeli, imanını ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak düzeltmeli, duanın kabul olacağına inanmalı, yüzü kıbleye karşı oturup, önce hamd ve salevat okumalı. Duayı üçten fazla söylemeli. Kabul olmadı diyerek, ümit kesmemeli, kabul oluncaya kadar, uzun zaman tekrar etmelidir. Haram yememeli, içmemeli, haram söylememelidir. Haram işlemek, kalbi bozar. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Çok istiğfar okuyunuz! İstiğfar duası okumaya devam edeni, Allahü teâlâ hastalıklardan, her dertten korur. Hiç ummadığı yerden rızıklandırır.)<br />
<br />
Duaların kabul olması için, okuyanın Müslüman olması, günahlarına tövbe etmesi, manasını bilerek, inanarak söylemesi lazımdır. Kararmış kalple yapılan dua kabul olmaz. Beş vakit namaza devam edenin kalbi temizlenir. Kalp söylemeden yalnız ağız ile yapılan duanın faydası olmaz. Dua ederken, kalp uyanık olmalı, kabul edileceğine inanmalıdır. Söylediğinden haberi olmayan gâfilin duası kabul olmaz. Kur’ân-ı kerim okunan yere, rahmet iner. Bu zaman yapılan duanın kabul olması çok umulur. Hadis-i şerifte;<br />
(Duanın kabul olması için, iki şey lazımdır: Birincisi, duayı ihlas ile yapmalıdır. İkincisi, yediği ve giydiği helalden olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duası, hiç kabul olmaz) buyuruldu.<br />
<br />
İmâm-ı Rabbânî hazretleri;<br />
“Yalvararak, ağlayarak ve sığınarak, kırık kalple Allahü teâlâdan af ve afiyet dilemelidir. Duanın kabul olunduğu anlaşılıncaya ve fitneler kalmayıncaya kadar, böyle dua etmelidir” buyurmuştur.<br />
<br />
Mübarek gecelerde, cuma günü ve gecesinde, seher vaktinde, Allah yolunda cihad ederken, her namazdan sonra, yağmur yağarken, Kâbe-i muazzamayı görünce, zemzem suyu içince yapılan duaların kabul olduğu kitaplarda yazılıdır. Musibet anında yapılan dua da müstecabdır. Rahat ve huzur zamanlarında çok dua edenin, dert ve bela zamanlarındaki duaları çabuk kabul olur.<br />
<br />
Sual: Yapılan duanın kabul olması için en çok neye dikkat etmelidir?<br />
Cevap: Duanın kabul olması için helal yemelidir. Haram lokma yiyenin duası kırk gün kabul olmaz. Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri;<br />
-Ya Resûlallah, dua buyurun da, Allahü teâlâ, benim her duamı kabul etsin, diye arz edince, Resûlullah efendimiz;<br />
-Duanın kabul olması için, helal lokma yiyiniz! buyurdu. Bir hadîs-i şerifte de;<br />
(Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua, nasıl kabul olunur?) buyuruldu.<br />
<br />
Sual: Duayı, yalnız namazlardan sonra toplu olarak mı yapmalıdır veya her zaman yalnız olarak da dua edilebilirse nelere dikkat edilmelidir?<br />
Cevap: Duayı yalnız namazlardan sonra veya belli zamanlarda yapmak ve belli şeyleri ezberleyip okumak, şiir okur gibi dua etmek mekruhtur. Dua bitince, elleri yüze sürmek sünnettir. Resulullah efendimiz, tavaf yaparken, yemek yedikten sonra ve yatarken de dua ederdi. Bu dualarında kolları ileri uzatmaz ve ellerini yüzüne sürmezdi. Duanın ve her zikrin sessiz olması efdaldir. Duaları ve istiğfarı, abdestli okumak müstehabtır. Bazılarının yaptıkları gibi, raksetmek, dönmek, el çırpmak, def, dümbelek, ney, saz çalmak söz birliği ile haramdır. Cemaatin imam ile birlikte, sessizce dua etmeleri efdaldir. Ayrı ayrı dua yapmaları ve dua etmeden kalkıp gitmeleri de caizdir.<br />
<br />
Sual: Kitaplarda belli vakitlerde okunması bildirilen sure ve duaları, bildirilen o vakitlerde mi okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Bu konuda Abdullah-i Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Peygamber efendimizin bildirdiği âyet-i kerîmeleri ve duaları, belli vakitlerinde okumalıdır. Bunlar ve nafile namazlar, ihlas ile, huzuru kalb ile okunmazsa, sahih olmazlar, faydaları olmaz. Bunun için, bizler, farzlardan ve müekket sünnetlerden başka hiçbir şey okumayıp, nafile ibadet yapmayıp, önce her an Allahımızı zikrederek ve haramlardan sakınarak, kalblerimizi ve ahlakımızı temizlemeye çalışmalıyız!<br />
<br />
Zamanımızda, her yeri küfür, inkâr, fısk ve bidat kapladı. Bu zamanda, Allahü teâlânın, her an hazır ve nazır olduğunu kalbe yerleştirmek çok güçleşti. Fakat, kalb hastalığından kurtulmaya yine çalışmak lazımdır. Bir kuş, semaya, göğe çıkmak için uçar da, semaya kavuşamazsa da, diğerlerinden yüksek olur ve kedilerin şerrinden azat olur, kurtulur.”<br />
<br />
<br />
Ebu Süleyman Dârânî (rh.a) da şöyle buyuruyor: “Allah’tan bir şey isteyecek olan kimse önce salâvat-ı şerife getirsin, sonra ihtiyacını istesin, en sonunda da salâvat-ı şerife ile duasını bitirsin. Çünkü salâvat-ı şerife makbul bir duadır ve yüce Allah iki makbul dua arasındaki dileği de keremiyle gözetecektir, bu O’nun şanındandır.”<br />
  <br />
  İhya-i Ulumiddin<br />
Taberanî’nin el-Evsat’ta (h. no: 721) Hz. Ali’den rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:<br />
<br />
    “Muhammed’e ve onun Âl-i beytine salavat getirilmedikçe, yapılan her dua  mahcuptur / perdelidir / engellidir (ilahi kabul huzuruna çıkamaz).”<br />
<br />
    Heysemi, bu hadisin senedinin sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Mecmau’z-Zevaid, h. no.17278)<br />
<br />
Benzer bir rivayeti Deylemi de Hz. Ali’den nakletmiştir. (bk. Deylami, h. no: 4754)<br />
<br />
Hz. Peygamber (asm)'in kendisiyle ilgili övgülerini, büyüklüğünü ifade eden sözlerini, başka herhangi bir insanın sözleri gibi algılamamak gerekir. Çünkü onun sözleri Allah’ın elçisi olan bir kimsenin sözleridir. Onun sözleri heva ve hevesinden kaynaklanmaz, Allah’ın emir veya izni dairesinde ilahi vahye dayalıdır. (Necm, 53/3-4)<br />
<br />
Mesela, şöyle buyuruyor:<br />
<br />
    “Kıyamet günü bütün peygamberler de benim sancağım altında toplanır. Fakat / bunları söylerken benden taraf asla bir gurur ve böbürlenme yoktur.”<br />
<br />
Demek ki, bunları bir elçi olarak ifade etmek durumundadır.<br />
<br />
Salavat konusu da böyledir:<br />
<br />
Kur’an’da Allah emrediyor:<br />
<br />
    “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56)<br />
<br />
Alimler bu ayetteki salavat emrinin özellikle namaz kılarken “teşehhüd”de farz veya mendub / sünnet olduğu konusunda farklı görüşler belirtmişlerdir. Alimlerin büyük çoğunluğu bu emrin sünnet olduğunu söylerken, İmam Şafii gibi bazı alimler bunun farz olduğu kanaatindedir.<br />
<br />
İster farz olsun, ister sünnet olsun, her iki durumda da konunun bir ibadet yönü vardır. Salavat da bir ibadettir. Ümmetinin her hususta yegâne rehberi olan Hz. Peygamber (asm), başka değişik farz veya sünnet konusunda muallimlik yaptığı ve  önemli bir sevap kaynağı olduğu gibi, Allah’ın rızasını kazandıran önemli bir ibadet şekli olan salavatın şeklini, ehemmiyetini, (sırf kendisiyle alakalı olduğu için) ihmal etmesi düşünülebilir mi?<br />
<br />
Eğer meseleyi -haşa- bencillik olarak değerlendirirsek, bundan daha önemli olan konular ve ayetler vardır; onları nereye koyacağız? İşte bazı örnekler:<br />
<br />
    “Kim Resûlullah’a itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80)<br />
<br />
    “Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!” (Enfâl, 8/20)<br />
<br />
    “Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle birliktedir. İşte bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ, 4/69)<br />
<br />
    “Allah ve Resûlü, herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 33/36)<br />
<br />
    “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisâ, 4/65)<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:<br />
<br />
“Dua ettiğiniz zaman:”Allah’ım dilersen beni bağışla,dilersen rahmet et” demeyin.İsteyeceğinizi kesin bir şekilde belirtin….Zaten onu zorlayacak hiçbir güç yoktur.”<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:<br />
<br />
“Sizden biriniz dua ettiği  zaman,kabul olacağı hususunda büyük ümit beslesin.Zira onu kabul etmek Allah için kolaydır.”<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:<br />
<br />
“Dua ettiğiniz zaman,kabul olacağına inanarak Allah’a dua edin.Bilin ki gafletle yapılan duaları Allah kabul etmez.”<br />
<br />
Duaya Besmele ile başlamak gerekir.Hemen arzu ettiğiniz şey  değil,önce besmele ile başlanmalı.<br />
<br />
“Sübhnae Rabbiyel aliyyil a’lal vehhab.” üç kere okuyun.<br />
<br />
Ardından salavat getirin..ve sonra ihtiyacınızı söyleyin….sonra yine salavat getirin…..Zira Yüce Allah iki taraftaki salavatları kabul ederken aradaki dileği kabul etmemesi,onun keremine yakışmaz….<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:<br />
<br />
“Dua ettimde halakabul olmadı”deyip acele etmedikçe yüce Allah duanızı kabul eder.Allah’tan çok isteyin.Zira siz Kerem sahibi olan Allah’ta istiyorsunuz..”<br />
<br />
Allah dualarınızı kabul etsin…… Amin…<br />
<br />
Salavatsız yapılan bütün dualar geçersiz mi?<br />
<br />
Öncelikle ifade edelim ki, bazı hadislerde geçen şunu yapmayanın imanı olmaz, ibadeti olmaz, duası makbul olmaz gibi ifadeler, tamamen olmaz anlamında değil, aksine tam ve mükemmel anlamda kabul olmaz demektir. Örneğin;<br />
<br />
    "Nefsimi elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, bir kişi hayırdan kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz."(1)<br />
<br />
mealindeki hadis-i şerifte geçen iman etmiş olmaz cümlesi, mükemmel bir imanı olmaz<br />
<br />
Yoksa "kendisi için istemediğini mümin kardeşi için istemeyen kâfir olur" anlamında değildir. İmanın kemali açısından değerlendirilir. Kendisi için istediğini kardeşi için istemeyen kıskanç ve bencil kişi de böyle, mutlak manada kafir olur demek değildir, "kâmil bir iman sahibi değildir" demektir.<br />
<br />
Aynen bunun gibi, salavatsız yapılan dualar da elbette duadır ve yapılabilir, ancak kâmil ve mükemmel bir dua için salavat da getirilir.<br />
<br />
İşte bu hikmetten dolayı, sitemizdeki “salavatsız da duanın kabul olacağına dair” cevabımız bir ihtiyat payı olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bizim kendi yorumlarımızda çelişki yoktur.<br />
<br />
Bu kısa bilgiden sonra bazı bilgileri ayet ve hadis kaynaklarına dayanarak takdim edeceğiz:<br />
<br />
1. “Muhammed’e ve onun Al-i beytine salavat getirilmedikçe, yapılan her dua perdelidir.”(2) anlamındaki hadis rivayetinde yer alan raviler, Heysemi’nin dediği gibi raviler “sika” yani güvenilir olmakla beraber, bazı ravilerin yaşlanınca hafıza zayıflığı nedeniyle hata edebileceği ifade edilmiştir. Bu açıdandır ki, Münavi gibi bir kısım büyük muhaddisler bu rivayeti zayıf kabul etmişlerdir.<br />
<br />
2. Bu rivayetin senedi sağlam da olsa bir şekilde tevil etmeyi zorunlu kılan kuvvetli deliller vardır. Şöyle ki:<br />
<br />
a) Mesela: Hz. Peygambere (s.a.v) asla salavat getirmeyen bazı Yahudi, Hristiyan ve daha başka gayrimüslimlerin bazı dualarının kabul edildiğine tarih şahitlik etmektedir.<br />
<br />
b) Hz. Peygamber (asm) Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken tavsiyeleri arasında -dini, salavatı, söz konusu edilmeden- mazlumun duasının kabul olacağını haber veren ifadeler de vardır:<br />
<br />
    “Mazlumun bedduasından sakın, çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur.”(3)<br />
<br />
c) “Kullarım beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da dâvetime icabet ve bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.”(4) mealindeki ayette “Müslüman, mümin, takva sahibi, salavat getiren” gibi kayıtlar konmadan mutlak olarak “kullarım..” kavramının kullanılması bütün insanları içine almaya yöneliktir.<br />
<br />
Elbette salih olmak gibi salavat duası da duaların kabulü için çok önemli bir vesiledir, bunda şüphe yoktur.<br />
<br />
Nitekim rivayete göre Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Zaman yaklaştığında (ahir zamanda) mümin kimsenin rüyası neredeyse hiç yalan çıkmaz (hep doğru çıkar) Çünkü müminin rüyası nübüvvetin 46 cüzünden bir cüzüdür.”(5)<br />
<br />
Hz. Muhammed (asm)’den sonra artık bir peygamber gelmeyeceği, ahir zamanda kıyamete yakın İslam’ın hakikatlerini ders veren gerçek din alimleri de çok azalacağı için, Allah merhametiyle -dinini yaşamak isteyen- müminleri rüyalar vasıtasıyla desteklemek üzere uyarır, müjdeler ve azarlar. Bu sebeple;<br />
<br />
    “Müminin rüyası neredeyse hiç yalan çıkmaz. Dili en doğru olanın rüyası da en doğru olur.”(6)<br />
<br />
Demek ki, duanın kâmil anlamda makbul olması için salavat getirmek de önemli bir sebeptir, ancak salavat getirilmeden yapılan duaların geçersiz olmaz, her duanın mutlaka bir karşılığı olur.<br />
<br />
Kaynaklar:<br />
<br />
1) İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/113.<br />
2) bk. Taberani, Evsat: 721.<br />
3) Buhari, no: h.no: 1496.<br />
4) Bakara, 2/186.<br />
5) Buhari, h.no: 7017.<br />
6) bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, ilgili hadisin açıklaması.<br />
<br />
 Rahmân ve Rahîm olan Allah’in adiyla.<br />
Alemlerin Rabbi Allah’a hamd, salât ve selâm Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.s.), Âl-i Âbasi, Ehl-i Beyti ve Ashâbi üzerine olsun.<br />
<br />
Allah Teala, bizim Hz.Peygamber (s.a.s.) ve Ehl-i Beyt’ine salât etmemiz sayesinde; nefsimizin tezkiyesi, günahlarimizin affi, Resullullah’in sefaati , dualarimizin kabul makamina ulasmasi, Kabrimizde ve Siratta bir nur, Meleklerin duasini kazanmak, fitratimiz için güzellik, Allah ve Resulüne (s.a.s.) yakin olmamiza vesile kilmistir.<br />
                                                                                                                                                              *<br />
<br />
Salâtin Ayet ve Hadisi seriflere göre feyz ve bereketi:<br />
<br />
<br />
1~ Salât Etmek Cennete girise vesiledir:<br />
<br />
Allah’u Teala, Nebi’ye (s.a.s.) salat etmeyi emrederek kendisi de ona salat etmektedir. Bu emri yerine getirmek Allah’a ve Resulüne itaattir.<br />
‘’Bunlar, Allah’in sinirlaridir. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, onu altindan irmaklar akan, içinde ebedi kalacaklari cennetlere sokar. Iste büyük kurtulus ve mutluluk budur. ’’ Nisa /4-(13)<br />
                                                                                                                                                          *<br />
2 ~Salât Etmek Ilahî Emre Itaat Etmektir:<br />
<br />
“Allah ve Resûlüne itaat eden, en büyük kurtulusla kurtulmustur.” (Ahzab-33-(71)<br />
                                                                                                                                                          *<br />
3~Salât Etmek Allah’in salat ve selamina hak kazanmaktir:<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu:<br />
“Kim bana bir salat ederse, Allah Teala ona on salat eder.”(12)<br />
                                                                                                                                                          *<br />
5~ Salât Etmek Meleklerin Rahmet Duasini kazanmaktir:<br />
<br />
Amr Ibnu Rabi’a (r.a.) anlatiyor:<br />
“Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu ki:<br />
“Bana salâvat okuyan bir mü’min yoktur ki ona melekler rahmet duasi etmemis olsun. Bu, bana salâvat okudugu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu, ister az isterse çok yapsin!”(13)<br />
<br />
Müminlerin Hz.Peygamber (s.a.s.) ve Ehl-i Beyt’ine salat etmesi, Allah ve meleklerinin de müminlere salat etmelerine sebep olur. Allah ve meleklerinin salati ise, müminleri karanliklardan nura çikarir.<br />
“Öyle bir mâbuttur ki, sizi karanliklardan nura çikarmak için O ve melekleri size salat ederler’’(Ahzab-33-(43)<br />
                                                                                                                                                      *<br />
6~Salât Etmek Allah’a yakin olmaktir:<br />
<br />
Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdu:<br />
“Kim bana bir kere salât ederse; Allah Teala ona on salât eder, on günahini siler, on kat derecesini artirir.” (14)<br />
                                                                                                                                                      *<br />
7~Salât Etmek Allah Teala’nin Merhamet ve Rizasini Kazanmaktir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s) söyle buyurmustur:<br />
“Sizin bana salat etmeniz, hacetlerinizin kabul olmasina sebep olur, Allah’i sizden razi eder ve amellerinizin temiz olmasini saglar.”(15)<br />
‘’Allah’a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasiniz. ‘’(Al-i Imran/3(132)<br />
“Bana salavat getiriniz ki Allah da size merhamet etsin.” (16)<br />
                                                                                                                                                      *<br />
8~Salât Etmek Resûlullah’a Yakin Olmaktir:<br />
<br />
Resulullah (s.a.s) buyurdu:<br />
“Kiyamet günü bana daha yakin olan, dünya hayatinda bana daha çok salat eden kimsedir.”(17)<br />
                                                                                                                                                      *<br />
9~ Salât Etmek Resûllah’in Sefaatina Vesiledir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s) söyle buyurdu;<br />
“Kiyamet gününde bana en yakin olanlar ve sefaatime hak kazananlar, bana en çok salâvat getirenleridir.”(18)<br />
*<br />
10~Salât Etmek Kurtulus ve Mutluluga Ermektir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s) söyle buyurmustur;<br />
“Cebrail ile karsilastigimda bana söyle dedi:<br />
‘’-Sana müjde ederim, Allah diyor ki:‘’Kim sana selâm verirse ben ona selâm veririm. Kim sana salât getirirse ben ona salât getiririm.”(19)<br />
‘’Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse ve Allah’tan korkup O’ndan sakinirsa, iste ‘kurtulusa ve mutluluga’ erenler bunlardir.” ‘(Nur -24/(52)<br />
<br />
                                                                                                                                                    *<br />
11~Salât Etmek Günahlara Kefarettir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s.) söyle buyurmustur;<br />
“Kim bana bir salâvat getirirse, Allah Teala bu yüzden o kimseye on misli magfiret eder.”(20)<br />
‘’Ki O ( Allah), amellerinizi islah etsin ve günahlarinizi bagislasin. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, artik o en büyük kurtulusla kurtulmustur.” (Ahzab/33 (71)<br />
<br />
                                                                                                                                                  *<br />
12~Salât Etmek Duanin kabul makamina Erismesine sebeptir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s) bu konuda sunlari buyurdu;<br />
“Sizden biriniz Allah’tan bir dilekte bulundugu zaman evvela O’na, sanina lâyik tarzda hamd-ü sena etsin. Sonra Peygamber ve Âl-i beyti’ne salâvat getirsin. Çünkü, bu sûretle arzusuna daha kolay kavusur.”(21)<br />
<br />
Namazdan sonra veya diger zamanlarda Allah’a dua edecek kimse;<br />
<br />
(Elhamdü lillâhi Rabbil âlemîn vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn) desin.<br />
<br />
“Muhammed’e ve onun Âl-i beytine salavat getirilmedikçe, yapilan her dua mahcuptur / perdelidir / engellidir (ilahi kabul huzuruna çikamaz).” (22)<br />
<br />
“Dua eden kimse Peygamber ve Âl-i’ne salât etmedikçe duasi perdelenir, dergâh-i icabete vasil olmaz.” (23)<br />
<br />
“Peygambere salavat getirilinceye kadar her dua kabul edilmeden bekletilir.” (24)<br />
<br />
“Bana ve Âl-i beytime salat-ü selam getirmedikçe, dua, Cenab-i Hakk’a perdelidir.”(25)<br />
<br />
Dipnot:<br />
12~ (Sahih-i Müslim, c. 1, h. 70.)<br />
13~(Imam Ahmed)<br />
14~ (Es-Siracü’l-Münir, Beyhakî)<br />
15~ (Cemal’ül-Üsbû’, s. 242)<br />
16~ (Camiussagir – 5032) (Ibn-i Adiyy)<br />
17~ (Tirmizî, Vitir 21) (Cami’ul-Ahbar, s. 67, f. 28, h. 6.)<br />
18~ (Tirmizî, vitr/ 21)<br />
19~ (Hâkim, Beyhâki)<br />
20~ (Müslim, Salât, 70)<br />
21~ (Taberânî, Ibn. Mes’ud’dan)<br />
22~ Heysemi, bu hadisin senedinin sahih oldugunu belirtmistir.(bk. Mecmau’z-Zevaid, h. no.17278)<br />
23~ (Taberânî, Ibn. Mes’ud’dan)<br />
24~(Deylemi)<br />
25~(Taberani, Ibni Mesud’dan riv.)<br />
<br />
Muhammed ve onun Ehl-i Beytine salavat getirilmedikçe <br />
Bismillahirrahmanirrahim <br />
Ali (ra) rivayet ediyor. Resulullah (asm) şöyle buyurdular:Muhammed ve onun Ehl-i Beytine salavat getirilmedikçe, duâ ile Allah arasında bir perde vardır.(Camiüssağir-4266) <br />
<br />
Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Dua ibadettir.” (Ebû Dâvûd, Vitir 23; Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 3, 41, Daavât 1. Ayrıca bk. İbni Mâce, Duâ 1)<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Duanın Kabul Olması için Neler Yapmalıyız?</span></span><br />
<br />
Duanın kabul olması için<br />
<br />
Sual: Kur'an-ı kerimde, (Dua edin, duanızı kabul ederim), hadis-i şerifte ise, (Rabbiniz kerimdir, kendine açılan eli boş çevirmekten hayâ eder) buyurulduğu halde, bazı dualar niçin kabul olmuyor?<br />
CEVAP<br />
Duanın kabul edilmesi için bazı şartlar vardır. Duanın kabul edileceğinden şüphe etmemeli, şartlarına riayet edilip edilmediğinden şüphe etmelidir. Gereken şartlara riayet etmeden duanın kabul edilmesini beklemek uygun olmaz.<br />
Önce çalışmak, sonra dua dinin esası!<br />
Kabul edilir ancak, çalışanın duası!<br />
<br />
Duanın kabul edilmesi için gereken şartlardan bir kısmı şöyle:<br />
1- Haram lokmadan sakınmalıdır!<br />
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Haramdan sakının! Midesine haram lokma girenin kırk gün duası kabul olmaz.) [Taberani]<br />
<br />
Sad bin Ebi Vakkas hazretleri dedi ki: Ya Resulallah, dua buyur da, Allahü teâlâ, benim her duamı kabul etsin! Cevabında buyurdu ki:<br />
(Duanızın kabul olması için helal lokma yiyiniz! Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua nasıl kabul olunur?) [Şir’a]<br />
<br />
Yine buyurdu ki:<br />
(Duanın kabul olması için iki şey gerekir. Duayı ihlas ile yapmalıdır. Yediği ve giydiği helalden olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı dua kabul olmaz.) [Tergibüs-salât]<br />
<br />
2- İtikadı düzgün olmalıdır.<br />
Bid’at ehlinin duaları kabul olmaz. Hadis-i şerifte, (Bid’at ehlinin duası ve ibadetleri kabul olmaz) buyuruldu. (İbni Mace)<br />
Âyet-i kerimenin, duanın tesir edebilmesi için, okuyan ve okunan kimsenin buna inanması ve okuyanın itikadının düzgün olması, Allah rızası için okuması, kul hakkından sakınması, haram yememesi ve karşılığında ücret istememesi şarttır.<br />
<br />
3- Uyanık kalble ve kabul edileceğine inanarak dua etmelidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâya, kabul edileceğine tam inanarak dua ediniz! Biliniz ki, Allahü teâlâ gafil bir kalb ile yapılan duayı kabul etmez.) [Şir’a]<br />
<br />
4- Dualarım niçin kabul olmuyor dememelidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, duanızı kabul eder. Dua ettim, hâlâ duam kabul olmadı diye acele etmeyiniz! Allah’tan çok isteyiniz! Çünkü kerem sahibinden istiyorsunuz.) [Buhari]<br />
<br />
İstenilen şeyin olmaması, duanın kabul olmadığını göstermez. Onun için duaya devam etmelidir! Duanın kabulünün gecikmesinin başka sebepleri de vardır. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Mümin dua edince, Allahü teâlâ, Cebraile, "Ben onu seviyorum, isteğini hemen yerine getirme!" Facir, [günahkâr] dua edince de "Ben onun sesini sevmiyorum. İsteğini hemen yerine getir" buyurur.) [İbni Neccar]<br />
Şu halde, duanın kabulünün gecikmesi zararlı değildir.<br />
<br />
5- Bela gelmeden önce çok dua etmelidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Sıkıntılı iken duasının kabul edilmesini isteyen, refah zamanında çok dua etsin!) [Tirmizi]<br />
Ebu İshak hazretlerinden dua istediler. Dua etti. Duasının kabul edildiğini gören bir talebesi, (Efendim, bu duayı bana da öğretin, ihtiyaç halinde ben de edeyim) dedi. Buyurdu ki: (Duamın kabul edilmesinin sebebi, otuz yıldır kıldığım namazlar, ettiğim dualar ve haram lokmadan sakınmamdır.)<br />
<br />
6- Duaya hamd ve salevatla başlamalıdır.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Ey namaz kılan, acele ettin. Namaz kıldıktan sonra dua ederken önce Allahü teâlâya layık olduğu şekilde hamd et, sonra bana salevat getir, sonra dua et!) [Tirmizi]<br />
<br />
7- Yalvararak dua etmelidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki: (Gafil olan kalb ile yapılan dua makbul değildir.) [Tirmizi]<br />
<br />
Hazret-i Davud zamanında kuraklık oldu. Halk dua etmek için aralarından üç âlimi seçtiler.<br />
Âlimlerden biri şöyle dua etti:<br />
(Ya Rabbi, Kitabında kendimize zulmedenleri affetmemizi bildirdin. İşte biz, nefslerimize zulmettik. Senden af diliyoruz. Bizi affet!)<br />
<br />
İkinci âlimin duası da şöyle:<br />
(Ya Rabbi, Kitabında köleleri, azat etmemizi bildirdin. İşte biz kul olarak huzurundayız. Bizleri azat eyle!)<br />
<br />
Üçüncü âlim de şöyle dua etti:<br />
(Ya Rabbi, Kitabında, kapımıza gelen saili kovmamamızı, yüz çevirmememizi bildirdin. İşte biz de sail olarak huzurundayız. Senden rahmet istiyoruz. Bizi boş çevirme!)<br />
<br />
Duaları kabul olarak rahmet yağdı.<br />
<br />
8- Sebeplere yapışmadan istemek kuru bir temennidir.<br />
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Çalışmadan dua eden, silahsız harbe giden gibidir.) [Deylemi]<br />
<br />
9- Günah işlemeyen dil ile dua etmelidir.<br />
Peygamber efendimiz, (Allahü teâlâya günah işlemeyen dil ile dua edin) buyurdu. Böyle bir dilin nasıl bulunacağı sual edilince, (Birbirinize dua edin! Çünkü ne sen onun, ne de o senin dilinle günah işlemiştir) buyurdu. [Tergibüs-salât]<br />
<br />
10- İsm-i a’zam ve esma-i hüsna ile dua etmelidir.<br />
<br />
Sual: Gafletle dua etmektense hiç dua etmemek daha iyi değil mi?<br />
CEVAP<br />
Gaflet içinde olduğunu söyleyerek, duayı bırakmak doğru değildir. Kalbine geldiği gibi dua etmek, ezberlediği duayı okumaktan daha iyidir. (Bezzâziyye)<br />
<br />
Dua dinin direğidir. (Allahü teâlâ indinde duadan daha şerefli bir şey yoktur), (Düşmandan kurtulmak, bol rızka kavuşmak için dua edin! Çünkü dua, müminin silahıdır) hadis-i şerifleri duanın önemini açıkça bildirmektedir. Allahü teâlâdan bir şey istememek ise çok kötüdür. Hadis-i şerifte buyuruldu ki:<br />
(Allahü teâlâ, kendisinden bir şey istemeyene, dua etmeyene gadap eder.) [Tirmizi]<br />
<br />
Başka bir hadis-i şerifte, (Dua ibadettir) buyuruldu. İbadeti terk etmek ise hiç uygun değildir. Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:<br />
(Bana dua edin kabul edeyim. [Bana halis kalb ile dua ederseniz kabul ederim.] Bana ibadet etmek istemeyenleri, zelil ve hakir eder, Cehenneme atarım.) [Mümin 60]<br />
<br />
Hamd ve salevat<br />
Sual: Dua ederken, hamd ve salevat gerekir mi?<br />
CEVAP<br />
Peygamber efendimize salevat getirmek duanın kabulüne vesiledir. Hamd duanın başı, salevat getirmek ise, kanatları gibidir. Duaya hamd ve Resulullah efendimize ve Onun âline ve eshabına salevat ile başlamalı, yani (Elhamdülillahi rabbil âlemîn, essalâtü vesselâmü alâ resûlinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn) demeli, sonunda da yine salevat okumalı, (Allahümme salli alâ seyyidinâ ve nebiyyinâ Muhammed) demelidir. Resulullah efendimize okunan dua, yani salevat kabul olacağı için, kabul olmuş iki dua arasında edilen dualar da, kabul olur.<br />
<br />
Duanın ve ibadetlerin kabul olması için...<br />
Duaların ve herhangi bir amelin kabul olmasının şartları vardır. Bunlar, kişide iman, ilim, niyet, ihlâs olması ve kul hakkı bulunmamasıdır. Önce Ehl-i sünnet itikâdında olmak, sonra yapılacak ibadetin sıhhatinin şartlarını bilmek lazımdır.<br />
<br />
Bir amelin, ibadetin sahih olması başka, kabul olması başkadır. İbâdetlerin sahih olmaları için, kendilerine mahsus şartları, farzları vardır. Bunlardan biri noksan olursa, o ibadet sahih olmaz, yani yapılmamış olur. Cezasından, azabından kurtulamaz. Sahih olup da, kabul olmayan ibadet için azap yapılmaz ise de, o ibadetin sevabına kavuşamaz. İbadetin kabul olması için, önce sahih olması, sonra bildirilen şartlarının bulunması da lazımdır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Bir kimse, Peygamberler gibi ibadet etse, fakat üzerinde çok az kul borcu olsa, bunu ödemedikçe Cennete giremez.”<br />
<br />
Bu kimsenin duaları da kabul olmaz. İbni Hacer-i Mekkî hazretleri, Zevâcir kitabında buyuruyor ki:<br />
“Bakara sûresi 188. âyetinde meâlen, (Ey müminler! Birbirinizin mallarını bâtıl yoldan yemeyin!) buyuruldu. Buradaki bâtıl yol, faiz, kumar, gasp, hırsızlık, hile, hıyânet, yalancı şahitlik, yalan yemin ederek aldatmaktır. Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:<br />
(Helâl yiyen, farzları yapıp, haramlardan sakınan ve insanlara zarar vermeyen bir Müslümân Cennete gidecektir.)<br />
<br />
(Haram ile beslenen beden, ateşte yanar.)<br />
<br />
(Şerrinden, zararından emîn olunmayan kimsenin, dîni, namazları, zekâtları, kendisine fayda vermez.)<br />
<br />
(Üzerindeki cilbâbı haramdan gelmiş olan adamın namazları kabul olmaz.) [Zevâcir]<br />
<br />
Müslüman olsun, gayrimüslim olsun, kimsenin malına, canına, ırzına saldırmamalı, kimseyi incitmemeli, herkesin hakkını ödemelidir. Kul hakkının en önemlisi ve azabı en çok olanı, akrabasına ve emri altında olanlara din bilgisi öğretmeyi terk etmektir. Onların ve bütün insanların din bilgisi öğrenmelerine ve ibâdetlerini yapmalarına mâni olanın İslâm düşmanı olduğu anlaşılır. Din düşmanı ve bid’at sahipleri ile arkadaşlık etmemeli, onların kitaplarını, gazetelerini okumamalı, radyolarını dinlememeli, televizyonlarını izlememelidir Sözünü dinleyenlere emr-i maruf yapmalıdır. Ehl-i sünnet âlimlerinin kitaplarını okuyarak ve dağıtarak, bir de güler yüzle, tatlı dille, hâl ve hareketlerimizle örnek olarak emr-i maruf yapmalı, hiç kimse ile münakaşa etmemelidir. Güzel ahlâk ile süslenmeli, İslam dininin şânını, şerefini herkese göstermelidir...<br />
<br />
Sual: Hasta bir kimsenin, doktora gitmesi, ilaç almasının yanı sıra, sadaka vermesi, dua etmesi, hastalığının iyi olmasında faydalı olur mu?<br />
Cevap: Allahü teâlânın âdeti şöyledir ki, her şeyi bir sebeple yaratır. Bir şeye kavuşmak için, bu şeyin yaratılmasına sebep olan şeyi yapmak lazımdır. Her şeyin yaratılmasında müşterek olan manevi sebep, sadaka vermek, yetmiş kerre “Estağfirullah min külli mâ kerihallah” duasını okumaktır. Bu iki manevi sebep, maddi sebepleri bulmaya da yardım eder. Peygamber efendimiz; (Allahü teâlâ, her hastalığın ilacını yaratmıştır. Yalnız, ölüme çare yoktur) ve (Hastalıkların başı, çok yemektir. İlaçların başı, perhizdir) ve (Hastalarınızı, sadaka vererek tedavi ediniz!) buyurdu.<br />
<br />
Gafletle edilen dua kabul olmaz<br />
Sual: Kalben değil de, sadece dil ile söylenerek yapılan duaların faydası olmaz mı?<br />
Cevap: Allahü teâlâ, dua etmeyi ve dua edeni sever. Peygamber efendimiz de;<br />
(Dua etmek, ibadettir) buyurmuşlardır.<br />
<br />
Duanın ve her zikrin sessiz olması efdaldir. Dua etmenin de şartları vardır. Önce, günahlarına pişman olup, tövbe etmeli, istiğfar okumalı, sadaka vermeli, imanını ehl-i sünnet âlimlerinin bildirdiklerine uygun olarak düzeltmeli, duanın kabul olacağına inanmalı, yüzü kıbleye karşı oturup, önce hamd ve salevat okumalı. Duayı üçten fazla söylemeli. Kabul olmadı diyerek, ümit kesmemeli, kabul oluncaya kadar, uzun zaman tekrar etmelidir. Haram yememeli, içmemeli, haram söylememelidir. Haram işlemek, kalbi bozar. Peygamber efendimiz buyurdu ki:<br />
(Çok istiğfar okuyunuz! İstiğfar duası okumaya devam edeni, Allahü teâlâ hastalıklardan, her dertten korur. Hiç ummadığı yerden rızıklandırır.)<br />
<br />
Duaların kabul olması için, okuyanın Müslüman olması, günahlarına tövbe etmesi, manasını bilerek, inanarak söylemesi lazımdır. Kararmış kalple yapılan dua kabul olmaz. Beş vakit namaza devam edenin kalbi temizlenir. Kalp söylemeden yalnız ağız ile yapılan duanın faydası olmaz. Dua ederken, kalp uyanık olmalı, kabul edileceğine inanmalıdır. Söylediğinden haberi olmayan gâfilin duası kabul olmaz. Kur’ân-ı kerim okunan yere, rahmet iner. Bu zaman yapılan duanın kabul olması çok umulur. Hadis-i şerifte;<br />
(Duanın kabul olması için, iki şey lazımdır: Birincisi, duayı ihlas ile yapmalıdır. İkincisi, yediği ve giydiği helalden olmalıdır. Müminin odasında, haramdan bir iplik varsa, bu odada yaptığı duası, hiç kabul olmaz) buyuruldu.<br />
<br />
İmâm-ı Rabbânî hazretleri;<br />
“Yalvararak, ağlayarak ve sığınarak, kırık kalple Allahü teâlâdan af ve afiyet dilemelidir. Duanın kabul olunduğu anlaşılıncaya ve fitneler kalmayıncaya kadar, böyle dua etmelidir” buyurmuştur.<br />
<br />
Mübarek gecelerde, cuma günü ve gecesinde, seher vaktinde, Allah yolunda cihad ederken, her namazdan sonra, yağmur yağarken, Kâbe-i muazzamayı görünce, zemzem suyu içince yapılan duaların kabul olduğu kitaplarda yazılıdır. Musibet anında yapılan dua da müstecabdır. Rahat ve huzur zamanlarında çok dua edenin, dert ve bela zamanlarındaki duaları çabuk kabul olur.<br />
<br />
Sual: Yapılan duanın kabul olması için en çok neye dikkat etmelidir?<br />
Cevap: Duanın kabul olması için helal yemelidir. Haram lokma yiyenin duası kırk gün kabul olmaz. Sa’d bin Ebî Vakkâs hazretleri;<br />
-Ya Resûlallah, dua buyurun da, Allahü teâlâ, benim her duamı kabul etsin, diye arz edince, Resûlullah efendimiz;<br />
-Duanın kabul olması için, helal lokma yiyiniz! buyurdu. Bir hadîs-i şerifte de;<br />
(Çok kimse vardır ki, yedikleri ve giydikleri haramdır. Sonra ellerini kaldırıp dua ederler. Böyle dua, nasıl kabul olunur?) buyuruldu.<br />
<br />
Sual: Duayı, yalnız namazlardan sonra toplu olarak mı yapmalıdır veya her zaman yalnız olarak da dua edilebilirse nelere dikkat edilmelidir?<br />
Cevap: Duayı yalnız namazlardan sonra veya belli zamanlarda yapmak ve belli şeyleri ezberleyip okumak, şiir okur gibi dua etmek mekruhtur. Dua bitince, elleri yüze sürmek sünnettir. Resulullah efendimiz, tavaf yaparken, yemek yedikten sonra ve yatarken de dua ederdi. Bu dualarında kolları ileri uzatmaz ve ellerini yüzüne sürmezdi. Duanın ve her zikrin sessiz olması efdaldir. Duaları ve istiğfarı, abdestli okumak müstehabtır. Bazılarının yaptıkları gibi, raksetmek, dönmek, el çırpmak, def, dümbelek, ney, saz çalmak söz birliği ile haramdır. Cemaatin imam ile birlikte, sessizce dua etmeleri efdaldir. Ayrı ayrı dua yapmaları ve dua etmeden kalkıp gitmeleri de caizdir.<br />
<br />
Sual: Kitaplarda belli vakitlerde okunması bildirilen sure ve duaları, bildirilen o vakitlerde mi okumak gerekir?<br />
CEVAP<br />
Bu konuda Abdullah-i Dehlevî hazretleri buyuruyor ki:<br />
“Peygamber efendimizin bildirdiği âyet-i kerîmeleri ve duaları, belli vakitlerinde okumalıdır. Bunlar ve nafile namazlar, ihlas ile, huzuru kalb ile okunmazsa, sahih olmazlar, faydaları olmaz. Bunun için, bizler, farzlardan ve müekket sünnetlerden başka hiçbir şey okumayıp, nafile ibadet yapmayıp, önce her an Allahımızı zikrederek ve haramlardan sakınarak, kalblerimizi ve ahlakımızı temizlemeye çalışmalıyız!<br />
<br />
Zamanımızda, her yeri küfür, inkâr, fısk ve bidat kapladı. Bu zamanda, Allahü teâlânın, her an hazır ve nazır olduğunu kalbe yerleştirmek çok güçleşti. Fakat, kalb hastalığından kurtulmaya yine çalışmak lazımdır. Bir kuş, semaya, göğe çıkmak için uçar da, semaya kavuşamazsa da, diğerlerinden yüksek olur ve kedilerin şerrinden azat olur, kurtulur.”<br />
<br />
<br />
Ebu Süleyman Dârânî (rh.a) da şöyle buyuruyor: “Allah’tan bir şey isteyecek olan kimse önce salâvat-ı şerife getirsin, sonra ihtiyacını istesin, en sonunda da salâvat-ı şerife ile duasını bitirsin. Çünkü salâvat-ı şerife makbul bir duadır ve yüce Allah iki makbul dua arasındaki dileği de keremiyle gözetecektir, bu O’nun şanındandır.”<br />
  <br />
  İhya-i Ulumiddin<br />
Taberanî’nin el-Evsat’ta (h. no: 721) Hz. Ali’den rivayet ettiğine göre Hz. Peygamber şöyle buyurdu:<br />
<br />
    “Muhammed’e ve onun Âl-i beytine salavat getirilmedikçe, yapılan her dua  mahcuptur / perdelidir / engellidir (ilahi kabul huzuruna çıkamaz).”<br />
<br />
    Heysemi, bu hadisin senedinin sahih olduğunu belirtmiştir. (bk. Mecmau’z-Zevaid, h. no.17278)<br />
<br />
Benzer bir rivayeti Deylemi de Hz. Ali’den nakletmiştir. (bk. Deylami, h. no: 4754)<br />
<br />
Hz. Peygamber (asm)'in kendisiyle ilgili övgülerini, büyüklüğünü ifade eden sözlerini, başka herhangi bir insanın sözleri gibi algılamamak gerekir. Çünkü onun sözleri Allah’ın elçisi olan bir kimsenin sözleridir. Onun sözleri heva ve hevesinden kaynaklanmaz, Allah’ın emir veya izni dairesinde ilahi vahye dayalıdır. (Necm, 53/3-4)<br />
<br />
Mesela, şöyle buyuruyor:<br />
<br />
    “Kıyamet günü bütün peygamberler de benim sancağım altında toplanır. Fakat / bunları söylerken benden taraf asla bir gurur ve böbürlenme yoktur.”<br />
<br />
Demek ki, bunları bir elçi olarak ifade etmek durumundadır.<br />
<br />
Salavat konusu da böyledir:<br />
<br />
Kur’an’da Allah emrediyor:<br />
<br />
    “Muhakkak ki Allah ve melekleri Peygambere hep salat (rahmet ve sena) ederler. Ey iman edenler! Siz de ona salat edin ve tam bir içtenlikle selâm verin.” (Ahzab, 33/56)<br />
<br />
Alimler bu ayetteki salavat emrinin özellikle namaz kılarken “teşehhüd”de farz veya mendub / sünnet olduğu konusunda farklı görüşler belirtmişlerdir. Alimlerin büyük çoğunluğu bu emrin sünnet olduğunu söylerken, İmam Şafii gibi bazı alimler bunun farz olduğu kanaatindedir.<br />
<br />
İster farz olsun, ister sünnet olsun, her iki durumda da konunun bir ibadet yönü vardır. Salavat da bir ibadettir. Ümmetinin her hususta yegâne rehberi olan Hz. Peygamber (asm), başka değişik farz veya sünnet konusunda muallimlik yaptığı ve  önemli bir sevap kaynağı olduğu gibi, Allah’ın rızasını kazandıran önemli bir ibadet şekli olan salavatın şeklini, ehemmiyetini, (sırf kendisiyle alakalı olduğu için) ihmal etmesi düşünülebilir mi?<br />
<br />
Eğer meseleyi -haşa- bencillik olarak değerlendirirsek, bundan daha önemli olan konular ve ayetler vardır; onları nereye koyacağız? İşte bazı örnekler:<br />
<br />
    “Kim Resûlullah’a itaat ederse Allah'a itaat etmiş olur.” (Nisâ, 4/80)<br />
<br />
    “Ey iman edenler! Allah'a ve Resûlü'ne itaat edin. Kur’ân’ı ve Resûlullah’ın öğütlerini işitip durduğunuz halde ondan yüz çevirmeyin!” (Enfâl, 8/20)<br />
<br />
    “Kim Allah'a ve Peygambere itaat ederse işte onlar, Allah'ın kendilerine nimet verdiği peygamberlerle, sıddıklarla, şehitlerle ve salihlerle birliktedir. İşte bunlar ne güzel arkadaştır!” (Nisâ, 4/69)<br />
<br />
    “Allah ve Resûlü, herhangi bir meselede hüküm bildirdikten sonra, artık inanmış bir erkek ve kadının, o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlüne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.” (Ahzab, 33/36)<br />
<br />
    “Hayır, hayır! Senin Rabbin hakkı için, onlar aralarında ihtilâf ettikleri meselelerde seni hakem kabul edip, sonra da verdiğin hükümden ötürü içlerinde hiçbir sıkıntı duymaksızın sana tam bir teslimiyetle bağlanmadıkça iman etmiş olmazlar.” (Nisâ, 4/65)<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:<br />
<br />
“Dua ettiğiniz zaman:”Allah’ım dilersen beni bağışla,dilersen rahmet et” demeyin.İsteyeceğinizi kesin bir şekilde belirtin….Zaten onu zorlayacak hiçbir güç yoktur.”<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:<br />
<br />
“Sizden biriniz dua ettiği  zaman,kabul olacağı hususunda büyük ümit beslesin.Zira onu kabul etmek Allah için kolaydır.”<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:<br />
<br />
“Dua ettiğiniz zaman,kabul olacağına inanarak Allah’a dua edin.Bilin ki gafletle yapılan duaları Allah kabul etmez.”<br />
<br />
Duaya Besmele ile başlamak gerekir.Hemen arzu ettiğiniz şey  değil,önce besmele ile başlanmalı.<br />
<br />
“Sübhnae Rabbiyel aliyyil a’lal vehhab.” üç kere okuyun.<br />
<br />
Ardından salavat getirin..ve sonra ihtiyacınızı söyleyin….sonra yine salavat getirin…..Zira Yüce Allah iki taraftaki salavatları kabul ederken aradaki dileği kabul etmemesi,onun keremine yakışmaz….<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz buyuruyor ki:<br />
<br />
“Dua ettimde halakabul olmadı”deyip acele etmedikçe yüce Allah duanızı kabul eder.Allah’tan çok isteyin.Zira siz Kerem sahibi olan Allah’ta istiyorsunuz..”<br />
<br />
Allah dualarınızı kabul etsin…… Amin…<br />
<br />
Salavatsız yapılan bütün dualar geçersiz mi?<br />
<br />
Öncelikle ifade edelim ki, bazı hadislerde geçen şunu yapmayanın imanı olmaz, ibadeti olmaz, duası makbul olmaz gibi ifadeler, tamamen olmaz anlamında değil, aksine tam ve mükemmel anlamda kabul olmaz demektir. Örneğin;<br />
<br />
    "Nefsimi elinde tutan Allah'a yemin ederim ki, bir kişi hayırdan kendisi için istediğini, Müslüman kardeşi için de istemedikçe iman etmiş olmaz."(1)<br />
<br />
mealindeki hadis-i şerifte geçen iman etmiş olmaz cümlesi, mükemmel bir imanı olmaz<br />
<br />
Yoksa "kendisi için istemediğini mümin kardeşi için istemeyen kâfir olur" anlamında değildir. İmanın kemali açısından değerlendirilir. Kendisi için istediğini kardeşi için istemeyen kıskanç ve bencil kişi de böyle, mutlak manada kafir olur demek değildir, "kâmil bir iman sahibi değildir" demektir.<br />
<br />
Aynen bunun gibi, salavatsız yapılan dualar da elbette duadır ve yapılabilir, ancak kâmil ve mükemmel bir dua için salavat da getirilir.<br />
<br />
İşte bu hikmetten dolayı, sitemizdeki “salavatsız da duanın kabul olacağına dair” cevabımız bir ihtiyat payı olarak değerlendirilmiştir. Dolayısıyla bizim kendi yorumlarımızda çelişki yoktur.<br />
<br />
Bu kısa bilgiden sonra bazı bilgileri ayet ve hadis kaynaklarına dayanarak takdim edeceğiz:<br />
<br />
1. “Muhammed’e ve onun Al-i beytine salavat getirilmedikçe, yapılan her dua perdelidir.”(2) anlamındaki hadis rivayetinde yer alan raviler, Heysemi’nin dediği gibi raviler “sika” yani güvenilir olmakla beraber, bazı ravilerin yaşlanınca hafıza zayıflığı nedeniyle hata edebileceği ifade edilmiştir. Bu açıdandır ki, Münavi gibi bir kısım büyük muhaddisler bu rivayeti zayıf kabul etmişlerdir.<br />
<br />
2. Bu rivayetin senedi sağlam da olsa bir şekilde tevil etmeyi zorunlu kılan kuvvetli deliller vardır. Şöyle ki:<br />
<br />
a) Mesela: Hz. Peygambere (s.a.v) asla salavat getirmeyen bazı Yahudi, Hristiyan ve daha başka gayrimüslimlerin bazı dualarının kabul edildiğine tarih şahitlik etmektedir.<br />
<br />
b) Hz. Peygamber (asm) Muaz b. Cebel’i Yemen’e gönderirken tavsiyeleri arasında -dini, salavatı, söz konusu edilmeden- mazlumun duasının kabul olacağını haber veren ifadeler de vardır:<br />
<br />
    “Mazlumun bedduasından sakın, çünkü onunla Allah arasında bir perde yoktur.”(3)<br />
<br />
c) “Kullarım beni senden soracak olurlarsa, bilsinler ki ben pek yakınım. Bana dua edenin duasına icabet ederim. Öyleyse onlar da dâvetime icabet ve bana hakkıyla inanıp tasdik etsinler ki doğru yolda yürüyerek selâmete ersinler.”(4) mealindeki ayette “Müslüman, mümin, takva sahibi, salavat getiren” gibi kayıtlar konmadan mutlak olarak “kullarım..” kavramının kullanılması bütün insanları içine almaya yöneliktir.<br />
<br />
Elbette salih olmak gibi salavat duası da duaların kabulü için çok önemli bir vesiledir, bunda şüphe yoktur.<br />
<br />
Nitekim rivayete göre Efendimiz (asm) şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    “Zaman yaklaştığında (ahir zamanda) mümin kimsenin rüyası neredeyse hiç yalan çıkmaz (hep doğru çıkar) Çünkü müminin rüyası nübüvvetin 46 cüzünden bir cüzüdür.”(5)<br />
<br />
Hz. Muhammed (asm)’den sonra artık bir peygamber gelmeyeceği, ahir zamanda kıyamete yakın İslam’ın hakikatlerini ders veren gerçek din alimleri de çok azalacağı için, Allah merhametiyle -dinini yaşamak isteyen- müminleri rüyalar vasıtasıyla desteklemek üzere uyarır, müjdeler ve azarlar. Bu sebeple;<br />
<br />
    “Müminin rüyası neredeyse hiç yalan çıkmaz. Dili en doğru olanın rüyası da en doğru olur.”(6)<br />
<br />
Demek ki, duanın kâmil anlamda makbul olması için salavat getirmek de önemli bir sebeptir, ancak salavat getirilmeden yapılan duaların geçersiz olmaz, her duanın mutlaka bir karşılığı olur.<br />
<br />
Kaynaklar:<br />
<br />
1) İmam Ahmed b. Hanbel, El-Müsned, el-Fethu’r-Rabbani Tertibi, Ensar Yayıncılık: 1/113.<br />
2) bk. Taberani, Evsat: 721.<br />
3) Buhari, no: h.no: 1496.<br />
4) Bakara, 2/186.<br />
5) Buhari, h.no: 7017.<br />
6) bk. İbn Hacer, Fethu’l-Bârî, ilgili hadisin açıklaması.<br />
<br />
 Rahmân ve Rahîm olan Allah’in adiyla.<br />
Alemlerin Rabbi Allah’a hamd, salât ve selâm Efendimiz Hz.Muhammed (s.a.s.), Âl-i Âbasi, Ehl-i Beyti ve Ashâbi üzerine olsun.<br />
<br />
Allah Teala, bizim Hz.Peygamber (s.a.s.) ve Ehl-i Beyt’ine salât etmemiz sayesinde; nefsimizin tezkiyesi, günahlarimizin affi, Resullullah’in sefaati , dualarimizin kabul makamina ulasmasi, Kabrimizde ve Siratta bir nur, Meleklerin duasini kazanmak, fitratimiz için güzellik, Allah ve Resulüne (s.a.s.) yakin olmamiza vesile kilmistir.<br />
                                                                                                                                                              *<br />
<br />
Salâtin Ayet ve Hadisi seriflere göre feyz ve bereketi:<br />
<br />
<br />
1~ Salât Etmek Cennete girise vesiledir:<br />
<br />
Allah’u Teala, Nebi’ye (s.a.s.) salat etmeyi emrederek kendisi de ona salat etmektedir. Bu emri yerine getirmek Allah’a ve Resulüne itaattir.<br />
‘’Bunlar, Allah’in sinirlaridir. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, onu altindan irmaklar akan, içinde ebedi kalacaklari cennetlere sokar. Iste büyük kurtulus ve mutluluk budur. ’’ Nisa /4-(13)<br />
                                                                                                                                                          *<br />
2 ~Salât Etmek Ilahî Emre Itaat Etmektir:<br />
<br />
“Allah ve Resûlüne itaat eden, en büyük kurtulusla kurtulmustur.” (Ahzab-33-(71)<br />
                                                                                                                                                          *<br />
3~Salât Etmek Allah’in salat ve selamina hak kazanmaktir:<br />
<br />
Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu:<br />
“Kim bana bir salat ederse, Allah Teala ona on salat eder.”(12)<br />
                                                                                                                                                          *<br />
5~ Salât Etmek Meleklerin Rahmet Duasini kazanmaktir:<br />
<br />
Amr Ibnu Rabi’a (r.a.) anlatiyor:<br />
“Rasûlullah (s.a.s.) buyurdu ki:<br />
“Bana salâvat okuyan bir mü’min yoktur ki ona melekler rahmet duasi etmemis olsun. Bu, bana salâvat okudugu müddetçe devam eder. Öyleyse kul bunu, ister az isterse çok yapsin!”(13)<br />
<br />
Müminlerin Hz.Peygamber (s.a.s.) ve Ehl-i Beyt’ine salat etmesi, Allah ve meleklerinin de müminlere salat etmelerine sebep olur. Allah ve meleklerinin salati ise, müminleri karanliklardan nura çikarir.<br />
“Öyle bir mâbuttur ki, sizi karanliklardan nura çikarmak için O ve melekleri size salat ederler’’(Ahzab-33-(43)<br />
                                                                                                                                                      *<br />
6~Salât Etmek Allah’a yakin olmaktir:<br />
<br />
Rasûlullah aleyhissalâtu vesselâm buyurdu:<br />
“Kim bana bir kere salât ederse; Allah Teala ona on salât eder, on günahini siler, on kat derecesini artirir.” (14)<br />
                                                                                                                                                      *<br />
7~Salât Etmek Allah Teala’nin Merhamet ve Rizasini Kazanmaktir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s) söyle buyurmustur:<br />
“Sizin bana salat etmeniz, hacetlerinizin kabul olmasina sebep olur, Allah’i sizden razi eder ve amellerinizin temiz olmasini saglar.”(15)<br />
‘’Allah’a ve elçisine itaat edin, ki merhamet olunasiniz. ‘’(Al-i Imran/3(132)<br />
“Bana salavat getiriniz ki Allah da size merhamet etsin.” (16)<br />
                                                                                                                                                      *<br />
8~Salât Etmek Resûlullah’a Yakin Olmaktir:<br />
<br />
Resulullah (s.a.s) buyurdu:<br />
“Kiyamet günü bana daha yakin olan, dünya hayatinda bana daha çok salat eden kimsedir.”(17)<br />
                                                                                                                                                      *<br />
9~ Salât Etmek Resûllah’in Sefaatina Vesiledir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s) söyle buyurdu;<br />
“Kiyamet gününde bana en yakin olanlar ve sefaatime hak kazananlar, bana en çok salâvat getirenleridir.”(18)<br />
*<br />
10~Salât Etmek Kurtulus ve Mutluluga Ermektir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s) söyle buyurmustur;<br />
“Cebrail ile karsilastigimda bana söyle dedi:<br />
‘’-Sana müjde ederim, Allah diyor ki:‘’Kim sana selâm verirse ben ona selâm veririm. Kim sana salât getirirse ben ona salât getiririm.”(19)<br />
‘’Kim Allah’a ve Resûlü’ne itaat ederse ve Allah’tan korkup O’ndan sakinirsa, iste ‘kurtulusa ve mutluluga’ erenler bunlardir.” ‘(Nur -24/(52)<br />
<br />
                                                                                                                                                    *<br />
11~Salât Etmek Günahlara Kefarettir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s.) söyle buyurmustur;<br />
“Kim bana bir salâvat getirirse, Allah Teala bu yüzden o kimseye on misli magfiret eder.”(20)<br />
‘’Ki O ( Allah), amellerinizi islah etsin ve günahlarinizi bagislasin. Kim Allah’a ve elçisine itaat ederse, artik o en büyük kurtulusla kurtulmustur.” (Ahzab/33 (71)<br />
<br />
                                                                                                                                                  *<br />
12~Salât Etmek Duanin kabul makamina Erismesine sebeptir:<br />
<br />
Resûlullah (s.a.s) bu konuda sunlari buyurdu;<br />
“Sizden biriniz Allah’tan bir dilekte bulundugu zaman evvela O’na, sanina lâyik tarzda hamd-ü sena etsin. Sonra Peygamber ve Âl-i beyti’ne salâvat getirsin. Çünkü, bu sûretle arzusuna daha kolay kavusur.”(21)<br />
<br />
Namazdan sonra veya diger zamanlarda Allah’a dua edecek kimse;<br />
<br />
(Elhamdü lillâhi Rabbil âlemîn vessalâtü vesselâmü alâ seyyidinâ Muhammedin ve âlihî ve sahbihî ecmaîn) desin.<br />
<br />
“Muhammed’e ve onun Âl-i beytine salavat getirilmedikçe, yapilan her dua mahcuptur / perdelidir / engellidir (ilahi kabul huzuruna çikamaz).” (22)<br />
<br />
“Dua eden kimse Peygamber ve Âl-i’ne salât etmedikçe duasi perdelenir, dergâh-i icabete vasil olmaz.” (23)<br />
<br />
“Peygambere salavat getirilinceye kadar her dua kabul edilmeden bekletilir.” (24)<br />
<br />
“Bana ve Âl-i beytime salat-ü selam getirmedikçe, dua, Cenab-i Hakk’a perdelidir.”(25)<br />
<br />
Dipnot:<br />
12~ (Sahih-i Müslim, c. 1, h. 70.)<br />
13~(Imam Ahmed)<br />
14~ (Es-Siracü’l-Münir, Beyhakî)<br />
15~ (Cemal’ül-Üsbû’, s. 242)<br />
16~ (Camiussagir – 5032) (Ibn-i Adiyy)<br />
17~ (Tirmizî, Vitir 21) (Cami’ul-Ahbar, s. 67, f. 28, h. 6.)<br />
18~ (Tirmizî, vitr/ 21)<br />
19~ (Hâkim, Beyhâki)<br />
20~ (Müslim, Salât, 70)<br />
21~ (Taberânî, Ibn. Mes’ud’dan)<br />
22~ Heysemi, bu hadisin senedinin sahih oldugunu belirtmistir.(bk. Mecmau’z-Zevaid, h. no.17278)<br />
23~ (Taberânî, Ibn. Mes’ud’dan)<br />
24~(Deylemi)<br />
25~(Taberani, Ibni Mesud’dan riv.)<br />
<br />
Muhammed ve onun Ehl-i Beytine salavat getirilmedikçe <br />
Bismillahirrahmanirrahim <br />
Ali (ra) rivayet ediyor. Resulullah (asm) şöyle buyurdular:Muhammed ve onun Ehl-i Beytine salavat getirilmedikçe, duâ ile Allah arasında bir perde vardır.(Camiüssağir-4266) <br />
<br />
Nu’mân İbni Beşîr radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Dua ibadettir.” (Ebû Dâvûd, Vitir 23; Tirmizî, Tefsîru’l-Kur’ân 3, 41, Daavât 1. Ayrıca bk. İbni Mâce, Duâ 1)<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34329</link>
			<pubDate>Sun, 17 Aug 2025 17:31:19 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34329</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188494" target="_blank" title="">Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali.png</a> (Dosya Boyutu: 1.69 MB / İndirme Sayısı: 66)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
  “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
 “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dini nikah nasıl kıyılır? Nikah kıyılırken neler söylenir, hangi dualar edilir?</span></span><br />
<br />
Bir kadını ailesinden istemeye gelen kişinin, söze Allah’a hamd ederek başlaması ve Peygamberimiz (asm)’e salât ve selâm etmesi müstahaptır. Daha sonra:<br />
<br />
    “Eşhedü ellâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh = Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, onun ortağı yoktur ve şahadet ederim ki, Hz. Muhammed (asm) onun kulu ve elçisidir.”<br />
<br />
sözleriyle açılış yapmalı ve “falanca kadını veya falanca kadının kızı falancayı, falancaya istemeye geldim” gibi ifadelerle geliş sebebini anlatmalıdır.<br />
<br />
Dünür gitmede her yörenin kendine özgü örf ve âdetleri, konuşma şekilleri vardır. Genel ahlâk kurallarına ve İslâmî usullere aykırı olmamak üzere bu tür değişik uygulamalarda dînen bir sakınca yoktur. Ancak her işte olduğu gibi, kız istemede de söze "Allah’a hamd ve Resûlüne salâvat” ile başlamak İslâmî bir gelenektir. Çünkü Peygamberimiz (asm), bu uygulamayı şöyle ifade etmiştir:<br />
<br />
    “Herhangi bir iş ki, Allah’a hamd ile başlamazsa, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.” (Ebû Davud, Edeb, 21; İbn Mâce, Nikâh, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikâh Duası</span></span><br />
<br />
Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonar, bu merasimi icra edecek yetkili kişi, evlenme ile ilgili en az birer ayet ve hadis zikrederek, nikâh sözleşmesinin şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder.<br />
<br />
Şahitler ya da topluluk huzurunda evlenecek çiftlerin olurunu alır ve aşağıdaki duayı okur:<br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
    “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
    “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nişan, nikah, evlilikte yapılacak dua var mıdır?</span></span><br />
<br />
Bu durumlarda dua etmek sünnettir. İstendiği şekilde dua edilebilir. Mutlaka şu dua okunacak ve mutlaka Arapça olacak diye bir kural yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ancak şu duaların okunması güzel olur:</span></span><br />
<br />
Elhamdü lillahillezi zevvecel ervaha bil eşbah ve ehallennikâha ve harremessifah.<br />
<br />
Vessalatü vesselamü ala resulina Muhammedinillezi beyyene-l-harame ve-l-mubah ve ala Alihi ve eshabi-hillezine hüm ehlüssalahi velfelah.<br />
<br />
Kale Resulullah, "En-nikâhü sünneti femen ragibe an sünneti feleyse minni" sadaka Resulullah.<br />
<br />
Bismillahi ve ala sünnet-i resulillah.<br />
<br />
Allahümmecal hazel akte meymunen mubareken vecal beyne-hüma ülfeten ve mehabbeten ve karara ve la tecal beyne-hüma nefreten ve fitneten ve firara.<br />
<br />
Allahümme ellif beynehüma kema ellefte beyne Âdeme ve Havva. Ve kema ellefte beyne Muhammedin ve Hadice-tel-kübra ve Aişe-te ümm-il müminine . Ve beyne Aliyyin ve Fatıma-tez-zehra. Allahümme ati le-hüma evladen salihan ve ömren tavilen ve rızkan vasian.<br />
<br />
Rabbena heb lena min ezvacina ve zürriyatina kurrete ayünin vecalna lil müttekine imama.<br />
<br />
Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kına azabennar.<br />
<br />
Sübhane rabbike rabbilızzeti amma yesıfun ve selamün alel mürselin velhamdülillahi rabbilalemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
Ruhları birbirine uyumlu yaratan, nikâhı helal kılıp nikâhsız ilişkileri haram kılan Allah'a hamdolsun.<br />
<br />
Haram ve helali açıklayan Hz. Muhammed'e, salih kullardan olup kurtuluşa eren ailesine ve ashabına da salat ve selam olsun.<br />
<br />
Alllah'ın Elçisi Şöyle buyurmuştur:  "Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir."(1)<br />
<br />
Allah'ın adıyla ve Elçisinin sünnetine uygun olarak bu hayırlı işe başlarız.<br />
<br />
Allah'ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme.<br />
<br />
Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Hz. Adem (a.s.) ile Hz. Havva; Hz. Muhammed (a.s.) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle. Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle.<br />
<br />
"Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”(2)<br />
<br />
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, ğüzellik ve nimet ver ve bizi cehennem azabından koru.(3)<br />
<br />
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.(4)<br />
<br />
Dipnotlar:<br />
<br />
1. İbn Mâce, H. No: 1846.<br />
2. Furkan, 25/74.<br />
3. Bakara, 2/201.<br />
4. Sâffât, 37/180-182.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NİKAH TAZELEMEK, TECDİD-İ NİKAH</span></span><br />
<br />
Bazı camilerde hocaefendiler nikâh tazeleme duası okuyorlar. Bunun bid`at olduğunu okumuştum. O zaman nikâh tazeleme işi nasıl yapılabilecektir? Ya da nikâh tazelemek gerekli midir?<br />
<br />
Şer`î nikâh; şartları şeriat tarafından belirlenmiş, şekli çizilmiş ve karı ile kocayı birbirine bağlayan itibari bir bağdır. Pamuk ipliği gibi bir şey değildir. Üzerinden zaman geçmekle yıpranacak şekilde bir yerlere sürtünüyor da değildir. Bu yüzden "talâkı" yani boşanmayı ifade eden bir sözle, bir "irade beyanı" ile koparılmadıkça eskimez ve "yenilenme"sine gerek olmaz. Camilerdeki "nikâh tazeleme" ifadelerine bakılırsa zaten sakat ve yapmacık olduğu görülür.<br />
<br />
1. Önce "yenileme=tecdîd" ifadesi kullanılıyor. Halbuki, nikâh eskiyen, tamir görebilen birşey değildir. Ya vardır veya yoktur. Varsa yenilenmez. Yoksa da şartları mevcutsa kıyılır, kesilir, kısaca nikah eskimez. Bu durumda da bir kadın bir erkeğe aralıksız en fazla üç defa nikâhlanabilir. Oysa sözünü ettiğiniz işlem, bazı camilerde her hafta tekrarlanır.<br />
<br />
2. Nikâhın en önemli şartı, tarafların karşılıklı rızalarıdır. Halbuki, camilerdeki, nikâh yenileme işlemlerinde kadına hiçbir şey sorulmamaktadır.<br />
<br />
3. Kalıp haline gelmiş o sözlerde "ürîdü" yani "istiyorum" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade, kabul ettim, yaptım anlamına gelmez. Arzu ediyorum, demek olur. Bu da akid gerçekleştirmez.<br />
<br />
4. "Ürîdü en üceddile`l, îmane ve nikâha bi-kavl`i lâilâhe illellah..." denmektedir. Yani nikâhımı "lâilahe illallah"sözü ile yenilemeyi arzu ediyorum, demektir. Oysa nikâh "lâilâhe illellah" sözü ile yenilenmez.<br />
<br />
Sonuç olarak bu tür bir uygulamanın, Islâmî olmadığı ve bir "şer`î fiil"i (Nikâhın "şer`î bir fiil" olduğu konusunda bk. Şeyh Ahmed Molla Ciyûn, Nûru`I-envâr I/100) ilgilendirdiği için bid`at olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak bu meseleye başka açılardan da bakılabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME</span></span><br />
<br />
<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.<br />
<br />
Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188494" target="_blank" title="">Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali.png</a> (Dosya Boyutu: 1.69 MB / İndirme Sayısı: 66)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası Türkçe Okunuşu Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Arapçası</span></span><br />
</span><br />
<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
</span></span></div>
<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
  “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikah Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
 “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dini nikah nasıl kıyılır? Nikah kıyılırken neler söylenir, hangi dualar edilir?</span></span><br />
<br />
Bir kadını ailesinden istemeye gelen kişinin, söze Allah’a hamd ederek başlaması ve Peygamberimiz (asm)’e salât ve selâm etmesi müstahaptır. Daha sonra:<br />
<br />
    “Eşhedü ellâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh. Ve eşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve rasûlüh = Şahadet ederim ki Allah’tan başka ilâh yoktur, onun ortağı yoktur ve şahadet ederim ki, Hz. Muhammed (asm) onun kulu ve elçisidir.”<br />
<br />
sözleriyle açılış yapmalı ve “falanca kadını veya falanca kadının kızı falancayı, falancaya istemeye geldim” gibi ifadelerle geliş sebebini anlatmalıdır.<br />
<br />
Dünür gitmede her yörenin kendine özgü örf ve âdetleri, konuşma şekilleri vardır. Genel ahlâk kurallarına ve İslâmî usullere aykırı olmamak üzere bu tür değişik uygulamalarda dînen bir sakınca yoktur. Ancak her işte olduğu gibi, kız istemede de söze "Allah’a hamd ve Resûlüne salâvat” ile başlamak İslâmî bir gelenektir. Çünkü Peygamberimiz (asm), bu uygulamayı şöyle ifade etmiştir:<br />
<br />
    “Herhangi bir iş ki, Allah’a hamd ile başlamazsa, sonuçsuz kalmaya mahkûmdur.” (Ebû Davud, Edeb, 21; İbn Mâce, Nikâh, 19)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nikâh Duası</span></span><br />
<br />
Nikâh merasimi için gerekli şartlar sağlandıktan sonar, bu merasimi icra edecek yetkili kişi, evlenme ile ilgili en az birer ayet ve hadis zikrederek, nikâh sözleşmesinin şartlarından, aile kurmanın ve evliliğin öneminden bahseder.<br />
<br />
Şahitler ya da topluluk huzurunda evlenecek çiftlerin olurunu alır ve aşağıdaki duayı okur:<br />
<br />
    اَلْحَمْدُ لِلهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ وَالصَّلَاةُ وَالسَّلَامُ عَلَى رَسُولِنَا مُحَمَّدٍ وَ عَلَى آلِهِ وَ اَصْحَابِهِ اَجْمَعِينَ<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اجْعَلْ هَذَا الْعَقْدَ مَيْمُونًا وَمُبَارَكًا* وَاجْعَلْ بَيْنَهُمَا اُلْفَةً وَمَحَبَّةً وَقَرَارًا* وَلاَ تَجْعَلْ بَيْنَهُمَا نَفْرَةً وَفِتْنَةً وَفِرَارًا* اَللَّهُمَّ اَلِّفْ بَيْنَهُمَا كَمَا اَلَّفْتَ بَيْنَ آدَمَ وَحَوَّا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ مُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَخَدِيجَةَ الْكُبْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا* وَكَمَا أَلَّفْتَ بَيْنَ عَلِيٍّ رَضِىَ اللهُ عَنْهُ وَفَاطِمَةَ الزَّهْرَى رَضِىَ اللهُ عَنْهَا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ اَعْطِ لَهُمَا اولَادًا صَالِحًا وَرِزْقًا وَاسِعًا وَعُمْرًا طَوِيلاً<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا هَبْ لَنَا مِنْ أَزْوَاجِنَا وَذُرِّيَّاتِنَا قُرَّةَ أَعْيُنٍ وَاجْعَلْنَا لِلْمُتَّقِينَ إِمَامًا<br />
<br />
    اَللَّهُمَّ رَبَّنَا آتِنَا فِى الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِى اْلآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ  بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَسَلاَمٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ<br />
<br />
    “Elhamdü lillâhi rabbil-âlemîne vas-salâtü ves-selâmü ‘alâ Rasûlinâ Muhammedin ve ‘alâ âlihî ve ashâbihî ecme’în. Ve ne’ûzü billâhi min şurûri enfüsinâ ve min seyyiâti a’mâlinâ. Ve neşhedü ellâ ilâhe illallâhü ve neşhedü enne Muhammeden ‘abdühû ve Rasûlühü."<br />
<br />
    "Allâhümmec’al hâzel-‘akde meymûnen mübârakâ. Vec’al beynehümâ ülfeten ve mahabbeten ve karârâ. Velâ tec’al beynehümâ nefraten ve fitneten ve firârâ. Allâhümme ellif beynehümâ kemâ ellefte beyne Âdeme ve Havvâe ve kemâ ellefte beyne Muhammedin sallallâhü ‘aleyhi ve selleme ve Hadîcete’l-Kübrâ radiyallâhü ‘anhâ ve beyne ‘Aliyyin radıyallâhü ‘anhü ve Fâtımete’z-Zehrâ radıyallâhü ‘anhâ."<br />
<br />
    "Allâhümme a’tı lehümâ evlâden sâlihâ. Ve ‘umran tavîlâ. Ve rizkan vâsi’â.<br />
<br />
    Rabbenâ heb lenâ min ezvâcinâ ve zürriyyâtinâ kurrate a’yünin vec’alnâ lil-müttekîne imâmâ.<br />
<br />
    Rabbenâ âtinâ fi’d-dünyâ haseneten ve fil-âhırati hesaneh. Ve kınâ ‘azâben-nâr.<br />
<br />
    Sübhâne Rabbike Rabbil-‘ızzeti ‘ammâ yasıfûn. Ve selâmün ‘alel-mürselîn. Vel-hamdü lillâhi Rabbil-‘âlemîn.”<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
    “Allah’a hamd olsun. Peygamberimiz Hz. Muhammed’e, âl ve ashabına salât ve selâm olsun. Nefsimizin şerlerinden ve kötü amellerimizden Allah’a sığınırız."<br />
<br />
    "Bir tek Allah’tan başka ilâh olmadığına ve onun ortağının bulunmadığına şahadet ederiz. Hz. Muhammed’in onun kulu ve resûlü olduğuna da şahadet ederiz." (bk. Ebû Davud, Nikâh, 33; İbn Mâce, Nikâh, 19; Tirmizî, Nikâh, 16)<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme."<br />
<br />
    "Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Âdem (a.s.) ile Havva; Hz. Muhammed (asm) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle."<br />
<br />
    Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle. (bk. Zeynelabidin el-Amidi, el-Fetava’l-Amidi, 2/202)<br />
<br />
    Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle. (Furkan, 25/74)<br />
<br />
    Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, güzellik ve nimet ver ve bizi ateş azabından koru." (Bakara, 2/201)<br />
<br />
    Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rabb, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selâm olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur." (Sâffât, 37/180-182)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Nişan, nikah, evlilikte yapılacak dua var mıdır?</span></span><br />
<br />
Bu durumlarda dua etmek sünnettir. İstendiği şekilde dua edilebilir. Mutlaka şu dua okunacak ve mutlaka Arapça olacak diye bir kural yoktur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ancak şu duaların okunması güzel olur:</span></span><br />
<br />
Elhamdü lillahillezi zevvecel ervaha bil eşbah ve ehallennikâha ve harremessifah.<br />
<br />
Vessalatü vesselamü ala resulina Muhammedinillezi beyyene-l-harame ve-l-mubah ve ala Alihi ve eshabi-hillezine hüm ehlüssalahi velfelah.<br />
<br />
Kale Resulullah, "En-nikâhü sünneti femen ragibe an sünneti feleyse minni" sadaka Resulullah.<br />
<br />
Bismillahi ve ala sünnet-i resulillah.<br />
<br />
Allahümmecal hazel akte meymunen mubareken vecal beyne-hüma ülfeten ve mehabbeten ve karara ve la tecal beyne-hüma nefreten ve fitneten ve firara.<br />
<br />
Allahümme ellif beynehüma kema ellefte beyne Âdeme ve Havva. Ve kema ellefte beyne Muhammedin ve Hadice-tel-kübra ve Aişe-te ümm-il müminine . Ve beyne Aliyyin ve Fatıma-tez-zehra. Allahümme ati le-hüma evladen salihan ve ömren tavilen ve rızkan vasian.<br />
<br />
Rabbena heb lena min ezvacina ve zürriyatina kurrete ayünin vecalna lil müttekine imama.<br />
<br />
Rabbena atina fiddünya haseneten ve fil ahireti haseneten ve kına azabennar.<br />
<br />
Sübhane rabbike rabbilızzeti amma yesıfun ve selamün alel mürselin velhamdülillahi rabbilalemin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
Ruhları birbirine uyumlu yaratan, nikâhı helal kılıp nikâhsız ilişkileri haram kılan Allah'a hamdolsun.<br />
<br />
Haram ve helali açıklayan Hz. Muhammed'e, salih kullardan olup kurtuluşa eren ailesine ve ashabına da salat ve selam olsun.<br />
<br />
Alllah'ın Elçisi Şöyle buyurmuştur:  "Nikâh benim sünnetimdir. Kim benim sünnetimden yüz çevirirse, benden değildir."(1)<br />
<br />
Allah'ın adıyla ve Elçisinin sünnetine uygun olarak bu hayırlı işe başlarız.<br />
<br />
Allah'ım! Bu evlilik akdini mübarek eyle. Bu çiftler arasında ülfet/geçim, sevgi ve evliliklerinde sebat nasip eyle, aralarında nefret, geçimsizlik ve ayrılık var eyleme.<br />
<br />
Allah’ım! Bu çiftlerin arasında Hz. Adem (a.s.) ile Hz. Havva; Hz. Muhammed (a.s.) ile Hz. Hatice ve Hz. Ali (r.a.) ile Hz. Fatıma (r.a.) arasındaki var olan ülfet, geçim ve kaynaşma var eyle. Allah’ım! Bu çifte salih çocuklar, uzun ömürler ve bol rızık ihsan eyle.<br />
<br />
"Ey Rabbimiz! Eşlerimizi ve çocuklarımızı bize göz aydınlığı kıl ve bizi Allah’a karşı gelmekten sakınanlara önder eyle.”(2)<br />
<br />
Rabbimiz! Bize dünyada da iyilik, güzellik ve nimet ver, ahirette de iyilik, ğüzellik ve nimet ver ve bizi cehennem azabından koru.(3)<br />
<br />
Senin Rabbin; kudret ve şeref sahibi olan Rab, onların nitelendirdiği şeylerden uzaktır, yücedir. Peygamberlere selam olsun. Hamd, alemlerin Rabbi olan Allah’a mahsustur.(4)<br />
<br />
Dipnotlar:<br />
<br />
1. İbn Mâce, H. No: 1846.<br />
2. Furkan, 25/74.<br />
3. Bakara, 2/201.<br />
4. Sâffât, 37/180-182.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">NİKAH TAZELEMEK, TECDİD-İ NİKAH</span></span><br />
<br />
Bazı camilerde hocaefendiler nikâh tazeleme duası okuyorlar. Bunun bid`at olduğunu okumuştum. O zaman nikâh tazeleme işi nasıl yapılabilecektir? Ya da nikâh tazelemek gerekli midir?<br />
<br />
Şer`î nikâh; şartları şeriat tarafından belirlenmiş, şekli çizilmiş ve karı ile kocayı birbirine bağlayan itibari bir bağdır. Pamuk ipliği gibi bir şey değildir. Üzerinden zaman geçmekle yıpranacak şekilde bir yerlere sürtünüyor da değildir. Bu yüzden "talâkı" yani boşanmayı ifade eden bir sözle, bir "irade beyanı" ile koparılmadıkça eskimez ve "yenilenme"sine gerek olmaz. Camilerdeki "nikâh tazeleme" ifadelerine bakılırsa zaten sakat ve yapmacık olduğu görülür.<br />
<br />
1. Önce "yenileme=tecdîd" ifadesi kullanılıyor. Halbuki, nikâh eskiyen, tamir görebilen birşey değildir. Ya vardır veya yoktur. Varsa yenilenmez. Yoksa da şartları mevcutsa kıyılır, kesilir, kısaca nikah eskimez. Bu durumda da bir kadın bir erkeğe aralıksız en fazla üç defa nikâhlanabilir. Oysa sözünü ettiğiniz işlem, bazı camilerde her hafta tekrarlanır.<br />
<br />
2. Nikâhın en önemli şartı, tarafların karşılıklı rızalarıdır. Halbuki, camilerdeki, nikâh yenileme işlemlerinde kadına hiçbir şey sorulmamaktadır.<br />
<br />
3. Kalıp haline gelmiş o sözlerde "ürîdü" yani "istiyorum" ifadesi kullanılmaktadır. Bu ifade, kabul ettim, yaptım anlamına gelmez. Arzu ediyorum, demek olur. Bu da akid gerçekleştirmez.<br />
<br />
4. "Ürîdü en üceddile`l, îmane ve nikâha bi-kavl`i lâilâhe illellah..." denmektedir. Yani nikâhımı "lâilahe illallah"sözü ile yenilemeyi arzu ediyorum, demektir. Oysa nikâh "lâilâhe illellah" sözü ile yenilenmez.<br />
<br />
Sonuç olarak bu tür bir uygulamanın, Islâmî olmadığı ve bir "şer`î fiil"i (Nikâhın "şer`î bir fiil" olduğu konusunda bk. Şeyh Ahmed Molla Ciyûn, Nûru`I-envâr I/100) ilgilendirdiği için bid`at olduğu rahatlıkla söylenebilir. Ancak bu meseleye başka açılardan da bakılabilir.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">iMAN DUASI FASILA 3 - iMAN VE NiKAH TAZELEME</span></span><br />
<br />
<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah,<br />
Allahümme inni üridü en üceddidenlil imane vennikaha tecdiden bi-kavli lailahe illallah Muhammedün rasulullah.<br />
<br />
Radziytü billahi Rabben, ve bil-İslami diynen. Vebi Muhammedin sallallahü aleyhi ve selleme Rasülen ve Nebiyyen.<br />
<br />
Selam ve dua ile...<br />
Sorularla İslamiyet</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34325</link>
			<pubDate>Sun, 03 Aug 2025 05:08:24 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34325</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188483" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhidin Anlamı ile ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir Kelime-i Tevhid Hakkında.png</a> (Dosya Boyutu: 867.3 KB / İndirme Sayısı: 87)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid Hakkında Bilgiler - كلمة التوحيد</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid nedir sorusu, Müslümanların merak ettiği konuların başında gelmektedir. Bizlerde bu içerikte kelime-i tevhid anlamı, okunuşu ve yazılışını sizler için bir araya getirdik. Kelime-i Tevhid ile sıklıkla karıştırılan Kelime-i Şehadet hakkında bilgilere linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.<br />
<br />
İşte, kelime-i tevhid ile ilgili mümin kardeşlerimizi bilmesi gereken her şey…<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid Nedir?</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhid, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir varlığın olmadığı anlamına gelmektedir. Bir başka anlamda ise kelime-i tevhid “Bâkî” olanın ancak Allah olduğunun şuur ve idrâkine ermektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid Ne İçin Yapılır?</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid adı üstünde Tevhid inancının kelimelere dökülmüş hali olup Allah'ın birliği ve batıl inançların inkar edilmesi anlamına gelir. Müslümanlar kelime-i tevhid'i dile getirerek tesbihatta bulunurlar ve Allah'a olan inançlarını bir nevi tazelerler.<br />
Kelime-i Tevhid Okunuşu ve Anlamı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in okunuşu ve anlamı aşağıdaki gibidir;</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Okunuşu:</span></span> “ La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah ”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Anlamı (Diyanet Meali):</span></span> “ Allah'tan başka İlah yoktur. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah'ın Peygamberidir. “<br />
Kelime-i Tevhid Arapça Yazılışı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in Arapça yazılışı aşağıdaki gibidir…</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAREKESiZ</span></span><br />
<br />
“ لا إله إلا الله محمد رسول الله “<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAREKELi</span></span><br />
<br />
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in Faziletleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid’in bazı faziletleri yer almaktadır. Gelin Kelime-i Tevhid’in faziletlerini birlikte inceleyelim…<br />
<br />
"Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür." (Tirmizi)<br />
<br />
"İhlâsla Lâ ilâhe illallah diyeni Allah ateşe haram kılmıştır." (Buhari, Müslim)<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallah diyene, işlediği günahlardan dolayı kafir demeyiniz! Buna kafir diyenin kendisi kafir olur." (Buhari)<br />
<br />
"Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar." (Taberani)<br />
<br />
Ebu Hureyre (ra);<br />
<br />
Resulullah (s.a.v.); "İmanınızı tazeleyiniz." buyurdu.<br />
<br />
“Ya Resulallah! İmanımızı nasıl tazeleyeceğiz?”<br />
<br />
"La ilahe illallah'ı çok söyleyiniz." buyurdu. (Ahmed bin Hanbel)<br />
<br />
"Kıyamet gününde benim şefaatim sayesinde en mutlu olacak insan, kalbinden içtenlikle, Lâ ilâhe illallah diyendir." (Buhari)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhidin (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler...<br />
<br />
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.<br />
<br />
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.<br />
<br />
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.<br />
<br />
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet</span></span><br />
<br />
«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Leyl Suresi 5-7. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ankebut Suresi 2. Ayet</span></span><br />
<br />
"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”<br />
<br />
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enbiya Suresi 87-88. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A'lâ Suresi 14-15. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O’na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”<br />
<br />
İbn-i Abbas (r.a), bu âyette geçen “tezekkâ/temizlenen” kelimesini; “Kişinin «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” şeklinde tefsîr eder. (Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Fazileti</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” (Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son Sözü "Lâ ilâhe illallah" Olan Cennete Girer</span></span><br />
<br />
Mu’âz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur” (La ilahe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Ölmek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin</span></span><br />
<br />
Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin En Faziletlisi Kelime-i Tevhiddir</span></span><br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
“En faziletli zikir «Lâ ilâhe illallah», en faziletli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” (Tirmizî, Daavât 9)<br />
<br />
    Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Fazileti<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” (Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)<br />
<br />
Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ölüm Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Fazileti</span></span><br />
<br />
Su’dâ el-Mürriye (r.anhâ) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a), birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun üzgün olduğunu görünce:<br />
<br />
“–Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.<br />
<br />
Talha:<br />
<br />
“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu işitmiştim. Bu kelimenin ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar soramadım. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):</span></span><br />
<br />
“–Ben o kelimeyi biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, vefatı anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Eğer Rasûlullah (s.a.v), amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir söz bilseydi onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn Mâce, Edeb, 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:<br />
<br />
“İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Şeyden Kıymetli Söz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”  (Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Gün Yüz Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">On Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallah" Demek Sadakadır</span></span><br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.)<br />
<br />
Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Allah'tan (c.c) Başka İlah Yok Diyen Kişi</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı harâm olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Eklem Sayısı Kadar "Lâ ilâhe illallah" Demek</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:<br />
<br />
“Gerçek şu ki, her insanın vücudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'tan (c.c) Başkasının Adına Yemin Eden "Lâ ilâhe illallah" Desin</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Îmânınızı "Lâ ilâhe illallâh" Diyerek Yenileyiniz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:<br />
<br />
“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
    Adem -aleyhisselâm-'ın Affına Mazhar Olan Dua<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:<br />
<br />
“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatâsını anlayıp:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zâtının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yüz Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!</span></span><br />
<br />
Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:<br />
<br />
“–Yüz defâ «sübhânallâh»,<br />
<br />
Yüz defâ «elhamdülillâh»,<br />
<br />
Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)<br />
<br />
    Efendimiz (s.a.v) "Lâ ilâhe illâllâh!" Diyerek Toplu Zikretmiştir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:<br />
<br />
“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.<br />
<br />
Biz de:<br />
<br />
“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”<br />
<br />
Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:<br />
<br />
“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:<br />
<br />
«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»<br />
<br />
Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:<br />
<br />
«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah" Zikri Alçak Sesle de Yapılabilir<br />
<br />
Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)<br />
<br />
    İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!" Diyen Kişi<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kenz'de Yazılı Olan Cümle</span></span><br />
<br />
Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:<br />
<br />
«Kadere inandığı hâlde üzüntü ve bitkinlik içinde olana şaşarım. Cehennemi hatırladığı hâlde gülen kişiye de niçin güldü diye şaşarım. Ölümü andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedün Rasûlullâh.»” (İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Davet</span></span><br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , tebliğ ve davete ilk defa başlarken:<br />
<br />
“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!<br />
<br />
Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” (Belâzurî, I, 119-120)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe</span></span><br />
<br />
Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl  Yemâme halkının reisiydi.  Birgün müslümanların eline esir düstü. Rasûlullah  onun yanına varıp:<br />
<br />
“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” buyurdu. O da:<br />
<br />
“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Eğer beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun kıymetini bilip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullah  Sümâme’nin yanından ayrıldı. Bu durum iki kere daha tekerrür ettikten sonra Rasûlullah :<br />
<br />
“–Sümâme’yi salıverin!” buyurdu. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:<br />
<br />
“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin yüzünden daha fazla nefret ettiğim bir yüz yoktu. Fakat simdi senin yüzün bana yüzlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. (Müslim, Cihâd, 59)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh" Deyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Kişi<br />
<br />
Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)<br />
<br />
    Efendimiz'in (s.a.v) Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Kişi<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bir defasında:<br />
<br />
«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.<br />
<br />
Şöyle buyurdular:<br />
<br />
«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" De Şahitlik Edeyim</span></span><br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in Amcası Ebû Tâlib ölüm döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:<br />
<br />
“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” buyurdu.<br />
<br />
Ebû Tâlib:<br />
<br />
– Kureys, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)<br />
<br />
    Allahın Rızasını Dileyerek "Lâ ilâhe illallah" Diyen Kişi<br />
<br />
Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.<br />
<br />
Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte,  Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:<br />
<br />
- “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:<br />
<br />
- Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:<br />
<br />
- O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:<br />
<br />
- “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.<br />
<br />
Bunun üzerine adam:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" Deyiniz de Kurtulunuz!</span></span><br />
<br />
Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,<br />
bir müşâhedesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip<br />
 ediyor ve:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini<br />
kanatmıştı. Oradakilere:<br />
<br />
«–Kimdir bu zât?» diye sordum.<br />
<br />
«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.<br />
<br />
«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.<br />
<br />
«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)<br />
<br />
    Kalbini Mi Yardın?<br />
<br />
Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:<br />
<br />
– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :<br />
<br />
– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)<br />
<br />
Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :<br />
<br />
– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.<br />
<br />
Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Efendimizin (s.a.v) Tavsiye Ettiği Zikir</span></span><br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:<br />
<br />
- “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
Bedevî:<br />
<br />
- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” buyurdu. (Müslim, Zikir 33-3)<br />
<br />
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler<br />
<br />
Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.” (Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18)<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu sözlerle zikrettiğini söyledi. (Müslim, Mesâcid 139, 140)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Affedilir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”  (Müslim, Mesâcid 146)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İbrahim aleyhisselâm'ın Öğrettiği Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” (Tirmizî, Daavât 59 )<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:<br />
<br />
- “Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:<br />
<br />
- Kendim için bir fidan dikiyorum, diye cevap verdi. O zaman Allah'ın Resûlü:<br />
<br />
- “Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:<br />
<br />
-  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne buyuracağını merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:<br />
<br />
- “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu sözlerin her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” buyurdu (İbni Mâce, Edeb 56).  <br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Efendimiz'in Keder ve Üzüntü Hissettiği Zaman Okuduğu Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-ardı ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.” (Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Akşam Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım.”<br />
<br />
Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh: Sabaha girdik. Bütün mülk Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  (Müslim, Zikir 74-76)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama</span></span><br />
<br />
Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Tahsîn Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn (تَحْسِين), "güzelleştirme, sağlamlaştırma, koruma altına alma" anlamlarına gelir.<br />
<br />
    Dini bağlamda, "Lâ ilâhe illallâh" gibi tevhid ifadelerini zikrederek Allah'ın himayesine sığınmayı ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tahassun Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahassun (تَحَصُّن), "bir kaleye sığınma, korunma, siper alma" demektir.<br />
<br />
    Istılahta, kişinin manevi olarak Allah’ın zikriyle (Lâ ilâhe illallâh) kendini güvence altına almasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Tahsîn-i Şerîf Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn-i Şerîf, "şerefli korunma" anlamında, özellikle belirli dualarla Allah’ın himayesine girme ameliyesidir.<br />
<br />
    Hadislerde geçen "Lâ ilâhe illallâhu hısnî" (Kelime-i Tevhid benim kalemdir) ifadesiyle bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsîn-i Şerîf Duası (Tahassun Duası)</span></span><br />
<br />
Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh" zikriyle Allah’ın korumasına sığınmayı içerir. Hadis kaynaklarında şu şekilde geçer:<br />
Arapça Metin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ كُلِّ سُوءٍ حِصْنًا، وَمِنْ كُلِّ خَوْفٍ أَمْنًا، وَمِنْ كُلِّ شَرٍّ سِتْرًا، بِحَقِّ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ<br />
Türkçe Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhümme innî es’elüke en tec’ale lî min külli sûin hısnâ, ve min külli havfin emnâ, ve min külli şerrin sitrâ, bi hakkı lâ ilâhe illâ ente."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah’ım! Senden, her türlü kötülükten korunak, her türlü korkudan eminlik ve her türlü şerden örtü (sığınak) kılmanı istiyorum. ‘Senden başka ilah yoktur’ hakkı için."<br />
Hadis Kaynaklarındaki Dayanaklar<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir" Hadisi:<br />
<br />
        Câmiü's-Sağîr, No: 3694 (Suyûtî)<br />
<br />
        İbn Ebî Şeybe, Musannef, No: 30059 (Zayıf senetli, ancak manevi olarak kabul görmüştür.)<br />
<br />
    "Allah’ın Zikriyle Korunma" ile İlgili Hadisler:<br />
<br />
        "Kim sabah-akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi ve hüves-semîul alîm’ derse, ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Daavât 13)<br />
<br />
        "Lâ ilâhe illallâh diyen, Allah’ın ahdine girmiş olur." (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Fazileti</span></span><br />
<br />
    Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himaye edici gücüne dayanır.<br />
<br />
    Sabah-akşam okunması tavsiye edilir, özellikle bela ve musibetlerden korunmak için.<br />
<br />
    Tasavvufta, "Hizb-i Tahsîn" gibi dualarla da bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Kaynak:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh"ın fazileti hakkında: Tirmizî, Daavât 65; İbn Mâce, Dua 14.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Versiyon (Camiü's-Sağir 3694):</span></span><br />
Arapça:<br />
عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أَخْبَرَنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ دَخَلَهُ أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Aliyyün radıyallahu anhü an-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: "Ahberanî Cibrîlu aleyhi's-selâmü ennallâhe teâlâ kâle: Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men dehalâhü emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
Ali (ra) Peygamber Efendimiz’den (asm) şöyle rivayet ediyor: "Cebrail (as) bana şunu bildirdi: Allah Teâlâ buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Versiyon:</span></span><br />
Arapça:<br />
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ قَالَهَا دَخَلَ حِصْنِي، وَمَنْ دَخَلَ حِصْنِي أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Yekûlullâhu teâlâ: "Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men kâlehâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
"Allah Teâlâ buyurur ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Kim bunu söylerse, benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Açıklama:</span></span><br />
<br />
    "Hısn" (حصْن) kelimesi, "kale, sığınak, korunak" anlamına gelir.<br />
<br />
    Hadis, tevhid kelimesinin (Lâ ilâhe illallâh) Allah katındaki değerini ve onu samimiyetle söyleyenlerin Allah'ın koruması altında olacağını ifade eder.<br />
<br />
    Her iki versiyon da benzer anlamdadır, ancak ikincisinde "Kim bunu söylerse kaleme girer" ifadesi daha belirgindir.<br />
<br />
Kaynak olarak Camiü's-Sağir (Suyûtî) ve benzer hadis koleksiyonları gösterilebilir. Bu hadis, bazı kaynaklarda zayıf kabul edilse de, manevi önemi nedeniyle tasavvuf ve ahlak kitaplarında sıkça zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn (Tahsin Duası) – Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Hizb-i Tahsîn, "korunma, himaye ve tevhid zikri" temelli bir duadır. Tasavvuf kaynaklarında (özellikle İmam Şâzilî ve Abdülkâdir Geylânî’nin eserlerinde) geçen bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himayesine sığınmayı ve her türlü şerden Allah’a iltica etmeyi içerir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn Duasının Tam Metni</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَأَحْتَرِسُ بِكَ مِنْ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَأَتَحَصَّنُ بِذِكْرِكَ مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَأَسْتَجِيرُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ مِنْ كُلِّ مَا أَحْذَرُ.<br />
اللَّهُمَّ احْفَظْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لَا تَنَامُ، وَاكْنُفْنِي بِرُكْنِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَارْحَمْنِي بِقُدْرَتِكَ عَلَيَّ، فَأَنْتَ ثِقَتِي وَرَجَائِي، يَا كَرِيمُ يَا اللَّهُ.<br />
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
Allâhümme innî eûzü bike min şerri külli zî şerrin, ve ehterisu bike min külli cebbârin anîdin, ve etehassenu bi zikrike min külli sûin, ve estecîru bi vechike’l-kerîmi min külli mâ ehzeru.<br />
Allâhümme’hfaznî bi aynike’lletî lâ tenâmü, ve’knüfnî bi ruknike’llezî lâ yürâmü, verhamnî bi kudretike aleyye, fe ente seknetî ve recâî, yâ kerîmü yâ Allâh.<br />
Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.<br />
Anlamı:<br />
<br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.<br />
Allah’ım! Her kötülük sahibinin şerrinden sana sığınırım. Her inatçı zorbanın şerrinden seninle korunurum. Zikrinle her türlü kötülükten sığınak talep ederim. Azabından korktuğum her şeyden senin Kerîm olan Zatına sığınırım.<br />
Allah’ım! Beni uyumayan gözünle koru, erişilmez kudretinin himayesi altına al. Bana karşı olan kudretinle bana merhamet et. Sen benim güvencim ve ümidimsin, ey Kerîm olan Allah’ım!<br />
Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah’tandır.<br />
Bu Duanın Kaynakları ve Fazileti<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerdeki Dayanak:</span></span><br />
<br />
        "Allah’ım! Senin isminle sabahlar ve akşamlarım. Senin himayenle yaşar ve ölürüm." (İbn Mâce, Dua 14)<br />
<br />
        "Kim ‘Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter." (Buhârî, Deavât 35)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
        İmam Şâzilî’nin "Hizbü’l-Bahr" duasında benzer korunma ifadeleri geçer.<br />
<br />
        Abdülkâdir Geylânî’nin "Gunyetü’t-Tâlibîn" eserinde tahassun (korunma) duaları vurgulanır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pratik Faydası:</span></span><br />
<br />
        Sabah-akşam okunduğunda manevi bir kalkan oluşturduğuna inanılır.<br />
<br />
        Bela, nazar, sihir ve kötülüklerden korunmak için okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Bilgi: Hizb-i Tahsîn’i Kimler Okur?</span></span><br />
<br />
    Tasavvuf ehli, özellikle şeyhler bu duayı korunma (tahassun) maksadıyla zikreder.<br />
<br />
    Günlük vird olarak sabah/akşam 3-7 defa okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu dua, hadislerde doğrudan "Hizb-i Tahsîn" adıyla geçmez ancak içerdiği korunma ayet ve esmalarıyla meşhur olmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tahsini Şerif Nedir?</span></span><br />
<br />
تحسين شريف<br />
<br />
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.<br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”<br />
<br />
(Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.<br />
<br />
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsini Şerif Li Raşidiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">التحصين الشريف</span></span><br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك<br />
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى<br />
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده  <br />
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ<br />
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً<br />
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى<br />
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل<br />
بسم الله الرحمن الرحيم  .<br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن<br />
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله<br />
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم <br />
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( انتهى التحصين الشريف )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
Okuma Usulü :<br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Tahsin-i Şerif Duasının Türkçe Anlamı:<br />
<br />
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
Arşın, Kürsî'nin ve üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'in nurunun hakkı için senden diliyorum:<br />
<br />
    Beni muhtaç ettiğin kişinin kalbini bana boyun eğdir,<br />
<br />
    Bana gücü yeten ama benim gücümün yetmediği kimselerin şerrinden beni koru!<br />
<br />
Ey her şeyin mülkü elinde olan!<br />
Sen her şeyi bilir ve her şeye gücü yetensin.<br />
<br />
    Allah'ın kurduğu "La ilahe illallah" suruna,<br />
<br />
    Kapısı "Muhammed Resulullah" olan,<br />
<br />
    Anahtarı "La havle ve la kuvvete illa billah" bulunan bu sağlam kaleye sığınıyorum.<br />
<br />
    Bana kötülük isteyeni Allah kahretsin! (Fısıltıyla, dokunuşla, her türlü gizli kötülüğe karşı.)<br />
<br />
    Ben aslanım, oklarım işler; Allah'ın yardımıyla hiç kimseden korkmam!<br />
<br />
(Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)<br />
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." (İhlas Suresi, 3 defa)<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
<br />
    Sidretü'l-Münteha'dan belalar kuşattığında,<br />
<br />
    Emreden ve yasaklayanların şerrinden beni koru!<br />
<br />
    Eğer bana gelirlerse geri çevir,<br />
<br />
    Bana saldırırlarsa helak edersin!<br />
    Çünkü sen benim de, onların da, tüm yaratılmışların da Rabbisin.<br />
    "Allah onlara karşı sana yeter. O, işitendir, bilendir." (3 defa)<br />
<br />
Eğer yüz çevirirlerse de ki:<br />
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım. O, büyük Arş'ın Rabbidir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır."<br />
<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."<br />
<br />
Okuma Usulü:<br />
Günde en az 1 veya en fazla 2 defa (sabah ve ikindiden sonra) okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Sırları<br />
<br />
Kelime-i tevhid zikrinin sırları nelerdir?</span></span><br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Rol modelin Allah Resülü olsun, çünkü O, kendisine tabi olanı mutluluğa götüren en büyük lider, kurtuluş ve başarıya götüren en büyük mürşittir.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Harama bakan, kalbine gam ve kederden başkasını ekmez, mutlu olan kişi Rabbinden korkup da gözlerini haramdan saklayandır.<br />
<br />
“La İlahe İllah” ın Sırrı<br />
<br />
Kelime-i Tevhid; iman ile küfrü, saadet ehli ile sefalet ehlini tefrik eden, birbirinden ayıran en önemli kelimedir... “Lailahe illallah”, üzerine bütün salih amellerin inşa edildiği bir temeldir aynı zamanda. Temelsiz binanın yıkılmaya mahkûm olması gibi, önemli olsa da onun üzerine bina edilmeyen her iş, her amel, Kur’ani ifadeyle “hebaen mensura” yani havada uçuşan toza dönüşerek yok olmaya mahkûmdur.<br />
<br />
 “La ilahe illah”  yani “Allah’tan başka ilah yoktur” başka ne anlama geliyor?<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Hak ve adaletin er veya geç bir gün mutlak surette yerine gelmesi demek…<br />
<br />
Merhamet demek, mağfiret demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Gözyaşlarının boşa akmaması, sabrın meyvesiz, hayrın ve şerrin karşılıksız kalmaması, cinayetin, cürmün kısassız kalmaması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Endişelerin bertaraf olması, hakkın sahibine verileceğinin garantisi demek. Dolayısıyla kalbin itminana kavuşması, nefislerin huzura, gönüllerin sükûna ermesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Cimriliğin değil, Kerem sahibinin kainatı yönetmesi demek…<br />
<br />
Verdiğini geri almak Kerimliğin doğasında yoktur. Hayatı bize bahşeden Allah c.c, ölüm ile onu bizden almaz. Ölüm asla ve hâşâ bize bahşedilen hayatın elimizden alınması değildir. Aksine ölüm, “lailahe illah”ı hakkıyla söyleyenler için nihayetsiz güzeller güzeli yepyeni bir hayatın bahşedilişi demektir.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kâinattaki yaratılmışlar içinde hiçbir abesliğin, kusurun bulunmaması demektir...<br />
<br />
Her şeyde bir hikmet vardır demek... Her olayın ardında bir hikmet vardır demek… Her yaratılmışın bir hikmeti vardır demek…  Acının,  kederin, hastalığın, hüznün, acizliğin, zayıf ya da güçlü olmanın ardında hep bir hikmet var demek.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kederlerimizin, dertlerimizin, sıkıntılarımızın, kusurlarımızın, hatalarımızın Rahman’ın sonsuz rahmetinde erimesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Bütün güç ve kudretin O’nun elinde olması demek… Bütün ilimlerin sonsuz bilgisine O sahip demek… Bütün arzu ve isteklerimizin O’nun elinde olması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
O’ndan kaçış yok, aksine kaçış O’na demek…<br />
<br />
O, bütün kullar için sığınılacak makam demek…<br />
<br />
Sıkıntılarımız, dertlerimiz, kederlerimiz için niyazda bulunup yakaracağımız en büyük kapı demek…<br />
<br />
Velhasıl,  özellikle gönlü daralan mümin için ihlas ile, La ilahe illah demek;<br />
<br />
Yalnız olmamak demek… Kurtuluş demek… İki cihan huzuru ve mutluluğunu garanti etmek demek… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Önemi ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder:<br />
<br />
Bir mümin ebedî saâdet ve saltanata erebilmek için, ömür boyu kelime-i tevhîdin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmesi şarttır. Yani kul, Allahʼtan gayrı zâhirî ve bâtınî bütün ilâhları reddedip gönlünü Allah inancıyla doldurur ve son ânına kadar bu minvâl üzere bir hayat yaşarsa, îmân ile can verip Cennetʼe nâil olması ümîd edilir. İstisnâlar hâriç, bu hakîkate zıt bir hayat yaşayan kimsenin son nefeste, “Lâ ilâhe illâllâh” diyebilmesi çok zordur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte de:<br />
<br />
“Bir kimse son nefeste (hâlis bir kalp ile) kelime-i tevhîd getirirse, Cennetʼe girer...” buyrulmuştur. (Hâkim, Müstedrek, I, 503)<br />
<br />
Zira diğer bir hadîs-i şerîfte de;<br />
<br />
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde haşrolunursunuz.” buyrulmuştur. (Münâvî, Feyzüʼl-Kadîr, V, 663)<br />
<br />
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri nakleder ki:<br />
<br />
“Bir aziz zât, Nakşibend Hazretleri’ni vefatından sonra rüyasında görmüş ve ona:<br />
<br />
«–Ebedî kurtuluşumuz için ne yapalım?» diye sormuş. Hâce Hazretleri şu cevâbı vermiş:<br />
<br />
«–Son nefeste neyle meşgul olmak gerekiyorsa onunla meşgul olun!» Yani, son nefeste nasıl ki tamamen Hak Teâlâ’yı düşünmeniz lâzımsa, hayatınız boyunca da o şekilde uyanık olunuz!”<br />
<br />
Bu yüzden ömür boyu, son nefesi îmân ile verebilmenin hazırlığı içinde bulunmak gerekir. Aksi takdirde, yani tevhîd muhtevâsında bir kulluk hayatı yaşamadan, sadece kelime-i tevhîdi söylemekle kurtulacağını ummak, boş bir hayaldir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
'Kelime-i Tevhid'in Getirisi Nedir?</span></span><br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor. <br />
<br />
Tevhid sözlükte birlemek, terim olarak ise, Allah’ın birliği demektir. Kısaca, ”La ilahe illellah=Allah’tan başka kulluk edilecek ilah yoktur” cümlesi ile ifade edilir.<br />
<br />
Tevhid inancı, Allah Teâlânın tartışılmaz vahdâniyetinin/tekliğinin kabul ve tasdik edilmesidir. Bunun en özlü ve yalın anlatımı İhlas suresi’ndedir: “De ki; O Allah, tekdir, birdir. Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’­na denk olmamıştır.”<br />
<br />
Tevhîd inancı, tevhîd dışı her çeşit inancı reddetmeyi gerekli kılar. Çünkü tevhid, uluhiyette Allah Teâlâ’nın yegâneliğini kabullenmek demektir. Böylesi bir inancın tabiî sonucu kullukta da aynı birliğe sahip çıkmaktır. Allah’tan başkasını, (O’nun yerine koyup ya da O’na ortak tutup) kulluğa la­yık bulmamaktır. Bunun prensibini de yüce kitabımızın ilk suresi Fatiha’da bulmaktayız: “Yalnız sana kulluk ederiz.”<br />
<br />
Böylesi bir tevhid inancı ve sonucuna yönelik aydınlatıcı bilgiyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile Muaz b. Cebel radıyallahu anh arasında geçen şu muhâverede (diyalog) bulmaktayız:<br />
<br />
Muâz b. Cebel radıyallahu anh’den (v.18) nakledildiğine göre;<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Ey Muâz! Allahın, kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” buyurdu. Muâz:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Allah’ın, kullar üzerindeki hakkı, sadece O’na kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.”<br />
<br />
- Peki Kulların Allah üzerindeki hakları nedir, onu bilir misin? buyurdu. Muâz;<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;<br />
<br />
- “(Hiç bir şeyi kendisine ortak koşmayan) kulları cezalandırmamasıdır, “ buyurdu.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde şu ilave de bulunmaktadır. Muâz:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. Hz. Peygamber:<br />
<br />
- “Müjdeleme! Gevşeyiverirler” buyurdu.<br />
TEVHİDLE İLGİLİ İKİ NOKTA<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, en kısa ve kestirme ifadesiyle, “hak” kavramı üzerinden tevhid’in gereğini, Allah’a kulluk etmek ve hiç bir şeyi ona eş-ortak kılmamak diye; getirisini ise, bu gereği yerine getiren muvahhid kulların, Allah Teâla tarafından cezalandırılmaması olarak açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz bu büyük bir lütuf ve müjdedir.<br />
<br />
İşte tam da bu noktada, yani Allah’ı bir bilip sadece O’na kulluk noktasında günün Müslümanları olarak bizler ne durumda bulunuyoruz? Bu da bizim sorunumuz olarak pek önemlidir.<br />
<br />
Merhum Muhammed İkbal’in dediği gibi “din aşktır.” Bu aşkı, iman ve amel yani söylem ve eylem olarak ortaya koyabilmek tevhid inancının gereğini yerine getirmek demektir. Şu hadîs-i şerîf, tevhid tebliğcisi bütün peygamberleri kapsa­mak üzere bir genel tespitte bulunmaktadır:<br />
<br />
“Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür.”<br />
<br />
Burada bir noktaya özellikle işaret etmekte fayda vardır. Hadisimizi, Muâz hadisini ve benzeri rivayetleri delil getirmek suretiyle kimileri kelime-i tevhid’in la ilahe illellah demekten ibaret olduğunu Muhammedu’r-resulullah denilmesine gerek olmadığını ileri sürebiliyorlar. Kimi müsteşrikler de kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette yer alan Hz. Peygamber’in nübüvvetini/peygamberliğini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmektedirler. Oysa, “nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediği” anlamına gelen bu zaaf iddiası; uluhiyet-beşeriyet ve yine uluhiyet - ubudiyet kavram ve statülerini kesin çizgilerle tespit ve tayin etmiş olan İslâm için söz konusu olamaz. Yüce Yaratıcıya zaaf isnad etmek demek olan böyle muhal, böyle akla zarar bir iddiayı, kelime-i tevhid’in bölünmesine gerekçe yapma düşüncesi asla kabul edilemez.<br />
<br />
Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, bütün peygamberler tevhid inancını telkin ve tebliğ etmişlerdir. Pek tabii olarak her Peygamber kendi ümmetine “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. O halde Allah’tan korkun ve bana uyun/itaat edin” çağrısında bulunmuştur. Peygamber Efendimize de “Eğer Allah’ı seviyorsanız. bana uyun, de!” emri verilmiş bulunmaktadır. Bu demektir ki tevhid tebliğcisi her peygamber, tevhid çağrısında La ilahe illellah cümlesinin peşine kendisine uyulmasını eklemiştir. Çünkü kendisine uyulmasını isteyen herhangi bir peygamberin, peygamberliği kabul ve tasdik edilmeden ona uymak ve La ilahe illellah ikrarını içselleştirmek gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Kelime-i tevhid’in asıl ve değişmeyen cümlesi La ilahe illellah”tır. Kıyamete kadar Peygamber Efendimizin risaleti geçerli olduğu için ümmet-i Muhammed açısından kelime-i tevhid, “La ilahe illellah Muhammedu’r-resulullah” cümlelerinden oluşmaktadır. Hem zaten ne zaman nerede la ilahe illellah denilse, Muhammedü’r-resulullah açıktan dile gerilmese bile zımnen söylenmiş kabul edilir. Çünkü tevhid inancının ve Allah sevgisinin temelinde -Al-i imran (3), 31’de açıklandığı gibi- Hz. Peygamber’i “Muhammedü’r-resûlüllah” olarak kabul edip ona uymak gerekir.<br />
<br />
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür” beyânı, insanlığın en önemli dâvasını, Allah’ın birliği ilkesinin gönüllere yerleşmesi ve oradan da günlük hayata yansıması ola­rak tespit etmektedir. Hiç kuşkusuz bu yansıma tevhid inancı ekseninde bir vahdet, birlik ve dirlik hayatı olarak gerçekleşecektir.<br />
<br />
Yok eğer durum, “Gerçi lâ ilâhe sesi gelirse de, kalbten gitmiş, yalnız dudakta kalmıştır” diye İkbal’in yakındığı gibi ise, ya da Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın (v. 93) karşılaştığı bir grup Müslümanı “Lâ ilahe illellah” sözünüz dışında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında görmeye alıştığım hiçbir özelliği sizde göremiyorum.” diye uyardığı gibi ise, yani tevhid inancı amel/eylem olarak ortaya konulamıyorsa, tevhid ikrarında aranan “muhlisan min kalbih gönülden, içtenlikle, aşk ile” vasfı kaybolmuş demektir. Böyle bir durumda hadis-i şerifte verilen müjdeye talib olmak ya da tevhidin getirisine kavuşmak nasıl mümkün olacaktır? Nitekim bu noktadaki problem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, hadisin ortaya koyduğu gerçeği “gevşeyiverirler” buyurmak suretiyle Hz. Mu’az’ın müjdelemesine müsaade etmemiş olmasından da anlaşılmaktadır. Amelin birlikteliğinden soyutlanmış sade bir ikrar, insanı içi boş bir güvene sürükleyip aldatabilir. Tevhid inancı olmadan yapılacak amelin ise, zaten herhangi bir değeri söz konusu değildir.<br />
<br />
Sözün özü, hadis-i şerifteki müjdeden, kulluk görevlerinden muâfiyet anlamı çıkarılamaz. Kimilerinin “biz hakikate erdik, şer’i mükellefiyetlerden kurtulduk” gibi lakırdıları tam bir sapkınlık ve aldanmışlık söylemi ve göstergesidir. İbadet muâfiyetinin peygamberlere ve dolayısıyla söz konusu müjdeli haberi bizzat veren Peygamber Efendimiz’e bile tanınmamış olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu demektir ki hem tevhid’in gereği olan lâ ilahe illellah Muhammedür-resulullah ikrarı tam bir güven ve ihlas ile ifade edilecek hem de tevhidin getirisine ulaşmak açısından peygamber örneğine uygun olarak kulluk görevleri yerine getirilecektir.<br />
<br />
Islamic Calligraphy Kelime-i Tevhid Yazılı Resimler<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188484" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhid V130720251259-N6.jpg</a> (Dosya Boyutu: 691.46 KB / İndirme Sayısı: 79)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188485" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhid V130720251259-N7.jpg</a> (Dosya Boyutu: 666.3 KB / İndirme Sayısı: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188486" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhid V130720251259-N8.jpg</a> (Dosya Boyutu: 716.3 KB / İndirme Sayısı: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188487" target="_blank" title="">Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250202-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 412.8 KB / İndirme Sayısı: 82)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188488" target="_blank" title="">Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250202-N3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 403.88 KB / İndirme Sayısı: 80)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188489" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N2.png</a> (Dosya Boyutu: 237.97 KB / İndirme Sayısı: 83)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188490" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N3.png</a> (Dosya Boyutu: 246.47 KB / İndirme Sayısı: 82)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188491" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N4.png</a> (Dosya Boyutu: 251.88 KB / İndirme Sayısı: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188483" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhidin Anlamı ile ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir Kelime-i Tevhid Hakkında.png</a> (Dosya Boyutu: 867.3 KB / İndirme Sayısı: 87)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid Hakkında Bilgiler - كلمة التوحيد</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid nedir sorusu, Müslümanların merak ettiği konuların başında gelmektedir. Bizlerde bu içerikte kelime-i tevhid anlamı, okunuşu ve yazılışını sizler için bir araya getirdik. Kelime-i Tevhid ile sıklıkla karıştırılan Kelime-i Şehadet hakkında bilgilere linke tıklayarak ulaşabilirsiniz.<br />
<br />
İşte, kelime-i tevhid ile ilgili mümin kardeşlerimizi bilmesi gereken her şey…<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid Nedir?</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhid, Allah’tan başka ibadete layık hiçbir varlığın olmadığı anlamına gelmektedir. Bir başka anlamda ise kelime-i tevhid “Bâkî” olanın ancak Allah olduğunun şuur ve idrâkine ermektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid Ne İçin Yapılır?</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid adı üstünde Tevhid inancının kelimelere dökülmüş hali olup Allah'ın birliği ve batıl inançların inkar edilmesi anlamına gelir. Müslümanlar kelime-i tevhid'i dile getirerek tesbihatta bulunurlar ve Allah'a olan inançlarını bir nevi tazelerler.<br />
Kelime-i Tevhid Okunuşu ve Anlamı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in okunuşu ve anlamı aşağıdaki gibidir;</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color">Okunuşu:</span></span> “ La İlahe İllallah, Muhammedün Resulullah ”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Türkçe Anlamı (Diyanet Meali):</span></span> “ Allah'tan başka İlah yoktur. Hz. Muhammed (s.a.v.) Allah'ın Peygamberidir. “<br />
Kelime-i Tevhid Arapça Yazılışı<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in Arapça yazılışı aşağıdaki gibidir…</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAREKESiZ</span></span><br />
<br />
“ لا إله إلا الله محمد رسول الله “<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">HAREKELi</span></span><br />
<br />
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kelime-i Tevhid’in Faziletleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Kelime-i Tevhid’in bazı faziletleri yer almaktadır. Gelin Kelime-i Tevhid’in faziletlerini birlikte inceleyelim…<br />
<br />
"Benim ve diğer Peygamberlerin dediği en üstün şey, La ilahe illallah sözüdür." (Tirmizi)<br />
<br />
"İhlâsla Lâ ilâhe illallah diyeni Allah ateşe haram kılmıştır." (Buhari, Müslim)<br />
<br />
"Lâ ilâhe illallah diyene, işlediği günahlardan dolayı kafir demeyiniz! Buna kafir diyenin kendisi kafir olur." (Buhari)<br />
<br />
"Günde yüz defa La ilahe illallah diyenin yüzü kıyamette dolunay gibi parlar." (Taberani)<br />
<br />
Ebu Hureyre (ra);<br />
<br />
Resulullah (s.a.v.); "İmanınızı tazeleyiniz." buyurdu.<br />
<br />
“Ya Resulallah! İmanımızı nasıl tazeleyeceğiz?”<br />
<br />
"La ilahe illallah'ı çok söyleyiniz." buyurdu. (Ahmed bin Hanbel)<br />
<br />
"Kıyamet gününde benim şefaatim sayesinde en mutlu olacak insan, kalbinden içtenlikle, Lâ ilâhe illallah diyendir." (Buhari)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Anlamı  ilgili Ayet ve Hadisler Nelerdir? Kelime-i Tevhid Hakkında</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhidin (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) anlamı nedir? Kelime-i tevhid nasıl söylenir? Kelime-i tevhid (la ilahe illallah Muhammedu'r-rasulullah) ile ilgili ayet ve hadisler nelerdir? Kelime-i tevhid hakkında kısaca bilgiler...<br />
<br />
Kelime-i Tevhîd, “Lâ ilâhe illallâh Muhammedü’r-rasûlullah” sözüdür.<br />
<br />
Tevhîd; en kısa ifadesiyle “lâilahe illallah: Allah’tan başka ilah yoktur” demek ve bu inancın gereklerini tüm benliğiyle hissederek yasamaktır. Ancak tevhide ulaşmanın yolu, insanın öncelikle sâhip olduğu yanlış inançlardan kurtulmasıdır.<br />
<br />
Kelime-i tevhidde “lâ” yani Allah’tan başka tüm ilahların nefyedilmesi gerçek tevhide erişmenin ilk şartı olarak zikredilmiştir. Dolayısıyla Resûlullah -sallallâhu aleyhi ve sellem- de risâlet vazifesine bu noktadan başlamıştır. Bütün bâtıl inançlar nefyedildikten sonra ise onun yerine sahîh akide “illallâh” ile yerleştirilmiştir.<br />
<br />
İnanç esaslarını tebliğ eden peygambere imanın da Tevhid akidesinin bir rüknü olduğu unutulmamalıdır. Nitekim kelime-i tevhîdin ikinci kısmını “Muhammedun rasûlullah: Muhammed Allah’ın elçisidir” ifadesi teşkil eder. Zîrâ Kur’an-ı Kerîm’in Allah’a imandan sonra sık sık hatırlattığı husus, Hz. Muhammed -sallallâhu aleyhi ve sellem-’in peygamberliğine imandır. Kur’an-ı Kerim muhtelif âyetleriyle diğer iman esaslarını da bizlere bildirmiştir. Bunlar peygamberlere, kitaplara, meleklere, kadere ve âhiret gününe iman etmektir. (en-Nisâ 4/136; el-Hadîd 57/21, 22)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ AYETLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Âl-i İmrân Suresi 64. Ayet</span></span><br />
<br />
«De ki: Ey kitâb ehli! Sizinle bizim aramızda müşterek olan bir söze (Kelime-i Tevhîd’e) geliniz. Allâh’tan başkasına tapmayalım; O’na hiçbir şeyi ortak koşmayalım ve Allâh’ı bırakıp kimimiz kimimizi ilâhlaştırmasın! Eğer yüz çevirirlerse, işte o zaman; «Şâhid olun ki biz müslümanlardanız!» deyiniz!» (Âl-i İmrân, 64)”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 24-25. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Görmedin mi Allah nasıl bir misâl getirdi: Hoş bir kelime (olan kelime-i tevhîd), kökü yerde sâbit, dalları gökte olan güzel bir ağaca benzer. (O ağaç), Rabb’inin izniyle her zaman meyvesini verir durur. (Kulu Hakk’a yüceltir ve O’nun ebedî dostluğuna kavuşturur.) Öğüt alsınlar diye Allah, insanlara böyle misaller verir.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İbrâhîm Suresi 27. Ayet</span></span><br />
<br />
“Allah Teâlâ îmân edenleri hem dünya hayatında hem de âhirette sağlam sözle (kelime-i tevhid üzere yaşayışta) sapasağlam tutar (sebatkâr kılar.)...”<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Leyl Suresi 5-7. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Malını Allah yolunda harcayıp O’na saygı duyarak haramlardan sakınan (takvâ sahibi olan ve), o en güzel kelimeyi (kelime-i tevhîdi) tasdik eden kimseyi Biz de en kolay yola muvaffak kılarız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ankebut Suresi 2. Ayet</span></span><br />
<br />
"İnsanlar, imtihandan geçirilmeden, sadece «Îmân ettik» demeleriyle bırakılacaklarını mı sandılar?”<br />
<br />
Ankebût suresinin 2. âyet-i kerîmesiyle, sırf lâfızda kalan ve hayata tatbik edilmeyen bir kelime-i tevhîdin tek başına ebedî kurtuluşu temin edemeyeceğini beyan buyurmuştur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Enbiya Suresi 87-88. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Zünnûn’u da (Yûnus’u da zikret). O, (kırk gün tebliğ etmesi emredilmişken kavminin küfürdeki ısrarı karşısında ümitsizliğe kapılıp otuz yedinci günde) öfkeli bir hâlde geçip gitmişti. Biz’im kendisini asla sıkıştırmayacağımızı zannetmişti. Nihayet karanlıklar içinde (balığın karnında); «Sen’den başka hiçbir ilâh yoktur. Sen’i tenzîh ederim. Gerçekten ben zâlimlerden oldum!» diye niyâz etti. Bunun üzerine onun duâsını kabûl ettik ve onu kederden kurtardık. İşte Biz, mü’minleri böyle kurtarırız.”<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">A'lâ Suresi 14-15. Ayetler</span></span><br />
<br />
“Gerçekten temizlenen ve Rabbinin ismini zikredip O’na kulluk eden kimse, şüphesiz kurtuluşa ermiştir.”<br />
<br />
İbn-i Abbas (r.a), bu âyette geçen “tezekkâ/temizlenen” kelimesini; “Kişinin «Lâ ilâhe illâllah» demesidir.” şeklinde tefsîr eder. (Kurtubî, el-Câmî, XX, 22.)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">KELİME-İ TEVHİD İLE İLGİLİ HADİSLER</span></span><br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhidin Fazileti</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İman yetmiş (veya altmış) kadar daldan ibarettir. Bunların en yükseği lâ ilâhe illallah demek, en aşağısı da insana zarar veren şeyleri yoldan kaldırmaktır. Utanmak da imanın dallarından biridir.” (Buhârî, Îmân 3; Müslim, Îmân 58)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Son Sözü "Lâ ilâhe illallah" Olan Cennete Girer</span></span><br />
<br />
Mu’âz radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Kimin son sözü, “Allah’tan başka ilah yoktur” (La ilahe illallah) cümlesi olursa, o kişi cennete girer.” (Ebû Dâvûd, Cenâiz 20)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Ölmek Üzere Olanlara Kelime-i Tevhidi Telkin Edin</span></span><br />
<br />
Ebû Sa’îd el-Hudrî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Ölmek üzere olanlarınıza La ilahe illallah demeyi telkin edinniz!” (Müslim, Cenâiz l, 2.Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Cenâiz 16)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Zikrin En Faziletlisi Kelime-i Tevhiddir</span></span><br />
<br />
Câbir radıyallahu anh, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim dedi:<br />
<br />
“En faziletli zikir «Lâ ilâhe illallah», en faziletli dua da «el-Hamdülillâh»tır.” (Tirmizî, Daavât 9)<br />
<br />
    Abdest Aldıktan Sonra Kelime-i Şehadet Getirmenin Fazileti<br />
<br />
Ömer İbni Hattâb radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre, Nebî sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sizden biriniz güzelce abdest alır –onu tastamam yapar– sonra da: Eşhedü en lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh.  Ve eşhedü enne Muhammeden abdühû ve resûlüh, derse, o kimseye cennetin sekiz kapısı açılır. O da dilediği kapıdan girer.” (Müslim, Tahâret 17. Ayrıca bk. Ebû Dâvud, Tahâret 65; Tirmizî, Tahâret 55; İbni Mâce, Tahâret 60)<br />
<br />
Tirmizî’nin rivayetinde şu ziyade vardır: “Allahümme’c‘alnî mine’t-tevvâbîn ve’c-alnî  mine’l-mütetahhirîn” duasını da okur.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ölüm Anında Kelime-i Tevhidi Söylemenin Fazileti</span></span><br />
<br />
Su’dâ el-Mürriye (r.anhâ) anlatıyor:<br />
<br />
“Hz. Peygamber’in vefatından sonra Hz. Ömer (r.a), birgün kocam Talha’nın yanına gelmişti. Onun üzgün olduğunu görünce:<br />
<br />
“–Neyin var, niye üzgünsün? Amcaoğlun Hz. Ebû Bekir’in emir oluşu mu seni üzdü?” dedi.<br />
<br />
Talha:<br />
<br />
“–Hayır! Lakin ben Allah Rasûlü’nün: «Ben bir kelime biliyorum, her kim ölümü anında onu söylerse mutlaka amel defteri için bir nûr olur ve onun cesedi ile rûhu, ölüm anında o kelime sebebiyle ilâhî rızâya ve rahmete nâil olur» buyurduğunu işitmiştim. Bu kelimenin ne olduğunu Rasûlullah (s.a.v) vefat edinceye kadar soramadım. İşte bu sebeple üzgünüm” dedi.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Bunun üzerine Hz. Ömer (r.a):</span></span><br />
<br />
“–Ben o kelimeyi biliyorum. O, Hz. Peygamber’in amcası Ebû Tâlib’e, vefatı anında teklif ettiği Kelime-i Tevhîd’dir. Eğer Rasûlullah (s.a.v), amcası için Kelime-i Tevhîd’den daha kurtarıcı bir söz bilseydi onu söylemesini isterdi” dedi. (İbn Mâce, Edeb, 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Çocuklarınıza İlk Kelime-i Tevhidi Öğretin</span></span><br />
<br />
Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyururlar:<br />
<br />
“İlk söz olarak çocuklarınıza güzel bir şekilde «Lâ ilâhe illâllah» demeyi öğretiniz!” (Beyhakî, Şuabu’l-îmân, VI, 398)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Şeyden Kıymetli Söz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Sübhânallâhi velhamdülillâhi velâ ilâhe illallahü vallâhü ekber  demek, benim için, üzerine güneş doğan her şeyden daha kıymetlidir.”  (Müslim, Zikir 32. Ayrıca bk. Tirmizî, Daavât 128)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Her Gün Yüz Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu söyledi:<br />
<br />
“Bir kimse her gün yüz defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, on köle âzâd etmiş kadar sevap kazanır; ona yüz iyilik sevabı yazılır; yüz günahı bağışlanır; bu zikir o gün akşama kadar o kimsenin şeytandan korunmasını sağlar. Bu zikri ondan daha fazla tekrarlayan kimse dışında hiç kimse daha faziletli bir iş yapmamış olur”.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sözüne şöyle devam etti:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa sübhânallâhi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır. (Buhârî, Bed’ü’l-halk 11; Daavât 64, 65)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">On Defa İçinde Kelime-i Tevhid Olan Sözü Söylemek</span></span><br />
<br />
Ebû Eyyûb el-Ensârî radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse on defa, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, derse, İsmâil aleyhisselâm’ın soyundan dört kimseyi hürriyetine kavuşturmuş gibi sevap kazanır.” (Buhârî, Daavât 64; Müslim, Zikir 30)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e86e04;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallah" Demek Sadakadır</span></span><br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi için günde bir sadaka vermesi gerekir. İşte bu sebeple her tesbih bir sadaka, her hamd bir sadaka, her tehlîl (lâ ilâhe illallah demek) bir sadaka, her tekbîr bir sadaka, iyiliği tavsiye etmek sadaka, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kuşluk vakti kılınan iki rek`at namaz bunların yerini tutar.” (Müslim, Müsâfirîn 84, Zekât 56.)<br />
<br />
Ebû Abdullâh Târık İbni Eşyem radıyallahu anh’den rivâyet edildiğine göre Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu işitmiştir:<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Allah'tan (c.c) Başka İlah Yok Diyen Kişi</span></span><br />
<br />
“Kim Allah’tan başka ilâh yoktur der ve Allah’tan başka ibâdet edilenleri inkâr ederse, o kimsenin malı  ve kanı harâm olur. Gizli hallerinin hesâbı ise Allah’a âittir.” (Müslim, Îmân 37)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Eklem Sayısı Kadar "Lâ ilâhe illallah" Demek</span></span><br />
<br />
Hz. Âişe’den rivayetine göre Âişe radıyallahu anhâ, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in şöyle buyurduğunu haber vermiştir:<br />
<br />
“Gerçek şu ki, her insanın vücudunda 360 eklem (ve kemik) bulunmaktadır. Kim bu eklem sayısı kadar Allahü ekber, elhamdülillah, lâ ilâhe illallah der, Allah’dan bağışlanma diler, insanların yolu üzerinden taş, diken veya kemik gibi şeyleri kaldırır, iyiliği emreder veya kötülükten nehyeder ise, o günü kendisini cehennemden uzaklaştırmış olarak geçirir.” (Müslim, Zekât 54)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah'tan (c.c) Başkasının Adına Yemin Eden "Lâ ilâhe illallah" Desin</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Bir kimse ‘Lât ve Uzzâ hakkı için’ diye yemin edecek olursa, hemen ardından ‘lâ ilâhe illallah’ desin. Yine bir kimse arkadaşına ‘Gel, seninle kumar oynayalım’ derse, hemen sadaka versin.” (Buhârî, Tefsîru sûre (53), 2, Edeb 74, İsti’zân 52, Eymân 53)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Îmânınızı "Lâ ilâhe illallâh" Diyerek Yenileyiniz</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’tan rivâyet edildiğine göre Allah Rasûlü sallallahu aleyhi ve sellem ashâb-ı kirâma hitâben:<br />
<br />
“–Îmânınızı yenileyiniz!” buyurdu.<br />
<br />
Ashâb-ı kirâm:<br />
<br />
“–Ey Allâh’ın Rasûlü, îmânımızı nasıl yenileyelim?” diye sordular.<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem de:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illallâh» sözünü çokça söyleyiniz!” cevabını verdi. (Ahmed, II, 359; Hâkim, IV, 285/7657)<br />
<br />
    Adem -aleyhisselâm-'ın Affına Mazhar Olan Dua<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte buyrulduğu üzere:<br />
<br />
“Âdem -aleyhisselâm- cennetten çıkarılmasına sebep olan zelleyi işlediğinde, hatâsını anlayıp:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Muhammed hakkı için Sen’den beni bağışlamanı istiyorum.» dedi. Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Ey Âdem! Henüz yaratmadığım hâlde Muhammed’i sen nereden bildin?» buyurdu.<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm-:<br />
<br />
«–Yâ Rabbî! Sen beni yaratıp bana rûhundan üşediğinde başımı kaldırdım, arşın sütunları üzerinde “Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedü’r-Rasûlullâh” cümlesinin yazılı olduğunu gördüm. Bildim ki Sen, zâtının ismine ancak yaratılmışların en sevimlisini izâfe edersin!» dedi.<br />
<br />
Bunun üzerine Allâh Teâlâ:<br />
<br />
«–Doğru söyledin ey Âdem! Hakîkaten O, Bana göre mahlûkâtın en sevimlisidir. O’nun hakkı için bana duâ et. (Mâdem ki duâ ettin), Ben de seni bağışladım.  Şâyet Muhammed olmasaydı seni yaratmazdım!» buyurdu.” (Hâkim, Müstedrek, II, 672)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Yüz Defâ «Lâ ilâhe illâllâh» De!</span></span><br />
<br />
Ebû Tâlib’in kızı Ümmü Hânî -radıyallâhu anhâ-, Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’e mürâcaat ederek:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlallâh! Ben ihtiyarladım ve zayıfladım. Bana oturduğum yerde yapabileceğim bir ibâdet tavsiye eder misin?” diye sordu.<br />
<br />
Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- de:<br />
<br />
“–Yüz defâ «sübhânallâh»,<br />
<br />
Yüz defâ «elhamdülillâh»,<br />
<br />
Ve yüz defâ «lâ ilâhe illâllâh» de!” buyurdular. (İbn-i Mâce, Edeb, 56; Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI, 344)<br />
<br />
    Efendimiz (s.a.v) "Lâ ilâhe illâllâh!" Diyerek Toplu Zikretmiştir<br />
<br />
Hazret-i Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- yanında bulunduğumuz bir sırada bize hitâben:<br />
<br />
“–Aranızda yabancı biri var mı?” diye sordular. Buradaki “yabancı” ile Ehl-i Kitâb’ı kasdetmişti.<br />
<br />
Biz de:<br />
<br />
“–Hayır, yoktur yâ Rasûlallâh!” dedik.<br />
<br />
Bunun üzerine Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, kapıların kapatılmasını emrederek şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Ellerinizi kaldırın ve Lâ ilâhe illâllâh deyin!”<br />
<br />
Şeddâd bin Evs -radıyallâhu anh-, bu zikir meclisinin devâmını şu şekilde anlatır:<br />
<br />
“–Ellerimizi bir müddet kaldırıp söylenildiği şekilde (Lâ ilâhe illâllâh! diyerek) zikrettik. Müteâkıben Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ellerini indirdi ve şöyle duâ etti:<br />
<br />
«–Allâh’ım, Sana hamd olsun! Rabbim, beni “bu cümle” ile gönderdin. Onu (söylemeyi ve gereğini yerine getirmeyi) bana emrettin. Buna karşılık bana cenneti va’d ettin. Sen va’dinden asla dönmezsin!»<br />
<br />
Daha sonra Allah Rasûlü -sallâllâhu aleyhi ve sellem- ashâbına şöyle buyurdu:<br />
<br />
«–Müjdeler olsun size! Muhakkak ki Allah Teâlâ sizi bağışladı.» (Ahmed b. Hanbel, Müsned, IV, 124)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallah" Zikri Alçak Sesle de Yapılabilir<br />
<br />
Ebû Musâ el-Eş’arî  radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Biz bir yolculukta Hz. Peygamber ile birlikte idik.  Tepelere çıktıkça Allahüekber, lâ ilâhe illallah diye yüksek sesle  tekbir ve tehlil getirdik. Bunun üzerine Nebî sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
“Ey müslümanlar! Kendinizi zorlamayınız. Zira siz sağıra veya burada olmayan birine seslenmiyorsunuz. Allah daima sizinle beraberdir, işitir ve size sizden daha yakındır” buyurdu. (Buhârî, Cihâd 131, Meğazî 38, Daavât 51, Tevhîd 9)<br />
<br />
    İhlas ve Samimiyetle “Lâ ilâhe illâllâh!" Diyen Kişi<br />
<br />
Hadîs-i şerîfte de şöyle buyrulur:<br />
<br />
“–«Lâ ilâhe illâllâh!», Allah katındaki yeri ve değeri pek büyük olan bir kelimedir. Kim tam bir ihlâs ve sadâkat içinde onu söylerse, Allah onu cennete koyar. Kim de onu inanmadığı hâlde sadece diliyle söylerse, canı ve malı korunur; lâkin yarın Allâh’a kavuşunca, Allah da onun hesâbını görür.” (Heysemî, Mecmau’z-Zevâid, I, 26)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kenz'de Yazılı Olan Cümle</span></span><br />
<br />
Ebû Zer -radıyallâhu anh-’dan rivâyete göre duvar altındaki hazîneyle alâkalı olarak Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Allâh Teâlâ’nın kitâbında zikrettiği «kenz: hazîne» altından yapılmış düz, pürüzsüz bir levhadır ve orada şunlar yazılıdır:<br />
<br />
«Kadere inandığı hâlde üzüntü ve bitkinlik içinde olana şaşarım. Cehennemi hatırladığı hâlde gülen kişiye de niçin güldü diye şaşarım. Ölümü andığı hâlde gaşette olana da şaşarım. Lâ ilâhe illâllâh, Muhammedün Rasûlullâh.»” (İbn-i Kesîr, Kısasu’l-Enbiyâ, s. 424)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İlk Davet</span></span><br />
<br />
Efendimiz -sallâllâhu aleyhi ve sellem- , tebliğ ve davete ilk defa başlarken:<br />
<br />
“Sizi; «Lâ ilâhe illâllâhu vahdehû lâşerîke leh» diyerek şahâdet getirmeye davet ediyorum! Ben de O’nun kulu ve Rasûlüyüm!<br />
<br />
Bunu böylece kabul ve ikrar ettiğiniz takdirde, cennete gireceğinize kefîl olurum!” (Belâzurî, I, 119-120)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Şehadet Getirip Müslüman Olan Sahabe</span></span><br />
<br />
Hanîfe Oğulları’ndan Sümâme bin Üsâl  Yemâme halkının reisiydi.  Birgün müslümanların eline esir düstü. Rasûlullah  onun yanına varıp:<br />
<br />
“–Ey Sümâme, sana ne yapacağımı düsünüyorsun?” buyurdu. O da:<br />
<br />
“–Hayır yapacağını düsünüyorum. Eğer beni öldürürsen müslüman kanı akıtmıs birini öldürmüs olursun. Đyilikte bulunacak olursan bunun kıymetini bilip karsılığını verecek birine iyilik etmis olursun. Eğer mal istiyorsan, iste, sana istediğin her sey verilecektir!” dedi.<br />
<br />
Rasûlullah  Sümâme’nin yanından ayrıldı. Bu durum iki kere daha tekerrür ettikten sonra Rasûlullah :<br />
<br />
“–Sümâme’yi salıverin!” buyurdu. Sümâme hemen mescidin yakınındaki bir hurmalığa giderek oradaki suyla boy abdesti aldı, sonra mescide girdi ve:<br />
<br />
“‒Eshedü en lâ ilâhe illallah ve Eshedü enne Muhammeden abduhû ve rasûlühû, Ey Muhammed! Vallahi yeryüzünden senin yüzünden daha fazla nefret ettiğim bir yüz yoktu. Fakat simdi senin yüzün bana yüzlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin dininden daha fazla nefret etiğim bir din yoktu. Fakat simdi senin dinin bana dinlerin tümünden daha sevimli oldu. Vallahi senin memleketinden daha fazla nefret ettiğim bir memleket yoktu. Fakat simdi senin memleketin bana memleketlerin tümünden daha sevimli oldu!” dedi. (Müslim, Cihâd, 59)<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh" Deyip de Kalbinde Bir Zerre Ağırlığınca Hayır Bulunan Kişi<br />
<br />
Enes (r.a)’den nakledildiğine göre Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurmuşlardır:<br />
<br />
“«Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir arpa ağırlığınca hayır (yani îman) bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir buğday ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır. «Lâ ilâhe illallâh» deyip de kalbinde bir zerre ağırlığınca hayır bulunan kişi Cehennem’den çıkacaktır.” (Buhârî, Îmân, 33)<br />
<br />
    Efendimiz'in (s.a.v) Şefâatiyle En Ziyâde Mes’ûd Olacak Kişi<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a) şöyle buyurur:<br />
<br />
“Bir defasında:<br />
<br />
«‒Yâ Rasûlâllâh, Kıyâmet gününde Sen’in şefâatinle en ziyâde mes’ûd olacak kimdir?” diye sordum.<br />
<br />
Şöyle buyurdular:<br />
<br />
«‒Ey Ebû Hüreyre, hadîs öğrenme husûsundaki hırsını gördüğüm için bu hadîsi senden evvel kimsenin bana sormayacağını zâten biliyordum. Kıyâmet gününde insanlardan şefâatime en ziyâde mazhar olacak kimse kalbinden veya içinden ihlâsla “Lâ ilâhe illallâh” diyen kişidir».” (Buhârî, İlim, 33)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" De Şahitlik Edeyim</span></span><br />
<br />
Nebiyy-i Ekrem Efendimiz'in Amcası Ebû Tâlib ölüm döseğindeyken sehâdet getirmesi için gösterdiği gayret dillere destandır. En sonunda ona:<br />
<br />
“– «Lâ ilâhe illallâh» de, kıyâmet gününde sana onunla sâhitlik edeyim!” buyurdu.<br />
<br />
Ebû Tâlib:<br />
<br />
– Kureys, korkusundan böyle yaptı, diye beni ayıplamayacak olsaydı arzunu yerine getirir ve seni sevindirirdim, dedi. Bunun üzerine:<br />
<br />
“Sen istediğini hidâyete erdiremezsin, ancak Allâh dilediğine hidâyet verir.” (el-Kasas 28/56) âyeti nazil oldu. (Müslim, Îmân, 41-42)<br />
<br />
    Allahın Rızasını Dileyerek "Lâ ilâhe illallah" Diyen Kişi<br />
<br />
Bedir Gazvesi’ne katılmış sahâbîlerden İtbân İbni Mâlik radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Kendi kabilem olan Sâlim oğullarına imamlık yapıyordum. Benim (evim)le onlar arasında bir vâdi bulunuyordu. Yağmur yağdığı zaman o vâdiyi geçip mescidlerine gitmek benim için çok güçleşiyordu. Bu sebeple Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e geldim ve şöyle dedim:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Gözlerim iyi seçmiyor. Onlarla benim aramdaki vâdinin deresi yağmur yağdığı zaman  taşıyor, benim için onu geçmek çok güçleşiyor. Binaenaleyh evimi teşrif edip bir yerinde namaz kılsanız,  Ben sizin namaz kıldığınız yeri namazgâh edinmek istiyorum.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “(İnşallah) bu isteğini yerine getiririm” buyurdu.<br />
<br />
Ertesi sabah, güneş yükseldiği bir vakitte,  Ebû Bekr ile birlikte  Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana geldi. İçeri girmek için izin istedi, verdim. İçeri girdi, daha  oturmadan:<br />
<br />
- “Evinin neresinde namaz kılmamı istersin?” buyurdu. Namaz kılmasını istediğim yeri gösterdim, Resulullah sallallahu aleyhi ve sellem orada tekbir alıp namaza durdu. Biz de arkasında saf bağladık. İki rek’at namaz kıldırdı sonra selâm verdi, biz de selâm verdik. Namazı bitirince Resûlullah sallallahu aleyhi ve selem’i, kendisi için hazırlanmış olan hazireyi yemesi için alıkoyduk. Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in bizde olduğunu duyan mahalle halkının erkeklerinden bir grup geldi. Evde epeyce insan toplandı. İçlerinden biri:<br />
<br />
- Mâlik (İbni Duhşum) ne yaptı? Onu göremiyorum, dedi. Bir başkası:<br />
<br />
- O, Allah ve Resûlünü sevmeyen bir münâfıktır, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, derhal müdâhale ederek:<br />
<br />
- “Öyle deme! Görmüyor musun o, Allahın rızâsını dileyerek lâ ilâhe illallah diyor” buyurdu.<br />
<br />
Bunun üzerine adam:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü daha iyi bilir. Ancak biz, Allah’a yemin olsun ki, kendisini münâfıkları sever ve onlarla düşer-kalkar olarak görüyoruz, dedi.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Teâlâ, rızâsını umarak lâ ilâhe illallah diyen kimseyi cehenneme haram kılmıştır.” (Buhârî, Salât 45, 46, Ezân 4, 5, 153, 154, Teheccüd  25, 33, 36, Meğâzî, 12, 13, Et’ime 15, Rikak 6, İstitâbetü’l-mürteddîn 9)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">"Lâ ilâhe illallâh" Deyiniz de Kurtulunuz!</span></span><br />
<br />
Allâh Rasûlü’nün İslâm’ı tebliğ uğrunda katlandığı ve sabırla karşı ladığı meşakkatlerle alâkalı olarak Târık bin Abdullâh el-Muhâribî,<br />
bir müşâhedesini şöyle anlatır:<br />
<br />
“Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’i Zülmecaz Panayırı’nda görmüştüm:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Lâ ilâhe illallâh deyiniz de kurtulunuz!» diye yüksek sesle hitâb ediyordu. Bir adam da elindeki taşla O’nu tâkip<br />
 ediyor ve:<br />
<br />
«–Ey insanlar! Sakın O’na inanmayınız, itaat etmeyiniz. Çünkü O yalancıdır(!)» diyerek bağırıyordu. Attığı taşlarla Efendimiz’in ayak bileklerini<br />
kanatmıştı. Oradakilere:<br />
<br />
«–Kimdir bu zât?» diye sordum.<br />
<br />
«–Bu, Abdülmuttaliboğulları’ndan bir gençtir.» dediler.<br />
<br />
«–Ya O’nun ardına düşüp taş atan kimdir?» diye sordum.<br />
<br />
«–O da amcası Ebû Leheb’dir.» dediler. (Dârekutnî, Sünen, Beyrut 1986, III, 44-45.)<br />
<br />
    Kalbini Mi Yardın?<br />
<br />
Üsâme ibni Zeyd radıyallahu anhümâ şöyle demiştir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem, bizi Cüheyne kabilesinin Huraka kolu üzerine göndermişti. Sabahleyin onlar sularının başında iken üzerlerine hücum ettik. Ben ve ensardan bir kişi onlardan bir adama ulaştık. Biz onun üzerine yürüyünce, adam: “Lâ ilâhe illallah: Allah’tan başka ilâh yoktur” dedi. Bunun üzerine ensardan olan arkadaşım ona hücumdan vazgeçti; ben ise mızrağımı ona sapladım ve adamı öldürdüm. Biz Medine’ye gelince bu olay Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in kulağına gitti ve bana:<br />
<br />
– “Ey Üsâme! Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” buyurdu. Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece canını kurtarmak için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz tekrar :<br />
<br />
– “Lâ ilâhe illallah dedikten sonra adamı öldürdün mü?” diye yine sordu ve bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ben, daha önce müslüman olmamış olmayı bile temenni ettim. (Buhârî, Diyât 2, Meğâzî 45; Müslim, Îmân l58-159)<br />
<br />
Müslim’in bir rivâyeti şöyledir :<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
– “Adam lâ ilâhe illallah dedi ve sen de onu öldürdün, öyle mi?” Ben :<br />
<br />
– Yâ Resûlallah! O, bu sözü sadece silahtan korktuğu için söyledi, dedim. Peygamber Efendimiz :<br />
<br />
– “Kalbini mi yardın ki, bu sebeple söyleyip söylemediğini bilesin?” buyurdu.<br />
<br />
Bu sözü o kadar çok tekrarladı ki, ilk defa o gün müslüman olmuş olmayı temenni ettim. (Müslim, Îmân 158)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Efendimizin (s.a.v) Tavsiye Ettiği Zikir</span></span><br />
<br />
Sa‘d İbni Ebû Vakkâs radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Bir bedevî Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e gelerek:<br />
<br />
- Bana söyleyeceğim bir zikir öğret, dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem ona şu zikri okumasını tavsiye etti:<br />
<br />
- “Lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, Allâhü ekber kebîran ve’l-hamdü lillâhi kesîrâ ve sübhânallâhi Rabbi’l-âlemîn, velâ havle velâ kuvvete illâ billâhi’l-Azîzi’l-Hakîm: Tek olan Allah’tan başka ilâh ve O’nun bir eşi ve benzeri de yoktur. Kudreti ve saltanatıyla Allah en büyüktür. Bitip tükenmeyen hamd O’na mahsustur. Âlemlerin Rabbi olan Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih ederim. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Azîz ve Hakîm olan Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.”<br />
<br />
Bedevî:<br />
<br />
- Bunlar Rabbim için söyleyeceğim dua ve zikirlerdir. Kendim için ne söylemeliyim? dedi.<br />
<br />
Resûl-i Ekrem:<br />
<br />
“Allâhümmağfir lî verhamnî vehdinî verzuknî: Allahım, beni bağışla, bana merhamet et, rızânı kazandıracak işler yaptır ve bana hayırlı rızık ver, de” buyurdu. (Müslim, Zikir 33-3)<br />
<br />
    Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in Namazdan Sonra Okuduğu Zikirler<br />
<br />
Muğîre İbni Şu‘be radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem selâm verip namazdan çıkınca şu duayı okurdu:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr. Allâhümme lâ mâni‘a li-mâ a‘tayte ve lâ mu‘tıye li-mâ mena‘te velâ yenfeu ze’l-ceddi minke’l-ceddü: Allah’tan başka ilâh yoktur, yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Senin verdiğine engel olacak, vermediğini de verecek bir kimse yoktur. Senin lutfun olmadan hiçbir zengine serveti fayda vermez.” (Buhârî, Ezân 155, İ‘tisâm 3, Kader 12, Daavât 18)<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr radıyallahu anh namazdan sonra selâm verince her defasında şöyle derdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîke leh, lehü'l-mülkü ve lehü'l-hamdü ve hüve alâ külli şey'in kadîr; lâ havle velâ kuvvete illâ billâh; lâ ilâhe illallahu velâ na‘büdü illâ iyyâh; lehü’n-ni‘metü ve lehü’l-fazlu ve lehü’s-senâü’l-hasen; lâ ilâhe illallahu muhlisîne lehü’d-dîne velev kerihe’l-kâfirûn: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir. Allah’tan başka ibadete lâyık bir ilâh yoktur. Biz yalnız O’na ibadet ederiz. Sahip olduğumuz nimet ve lutuf O’nundur. En güzel medh ü senâ O’na yakışır. Kâfirler hoşlanmasa bile, bütün samimiyetimizle, Allah’tan başka ilâh yoktur, deriz”.<br />
<br />
Abdullah İbni’z-Zübeyr, Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in her namazdan sonra bu sözlerle zikrettiğini söyledi. (Müslim, Mesâcid 139, 140)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Günahları Deniz Köpüğü Kadar Çok Olsa Bile Affedilir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Her namazdan sonra kim otuz üç defa sübhânallah, otuz üç defa elhamdülillâh, otuz üç defa Allâhü ekber der, yüze tamamlamak için de lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr: Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter” derse, günahları deniz köpüğü kadar çok olsa bile affedilir.”  (Müslim, Mesâcid 146)<br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> İbrahim aleyhisselâm'ın Öğrettiği Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“İsrâ gecesinde İbrâhim aleyhisselâm’a rastladım. Bana şunu söyledi: Yâ Muhammed! Ümmetine benden selâm söyle ve onlara cennetin toprağının çok güzel, suyunun tatlı, arazisinin son derece geniş ve dümdüz, ağaçlarının da sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber’den ibaret olduğunu haber ver.” (Tirmizî, Daavât 59 )<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Karşılığı Cennette Hurma Fidanı Olan Zikir</span></span><br />
<br />
Ebû Hüreyre hazretleri  ağaç dikerken Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem onu gördü ve:<br />
<br />
- “Ebû Hüreyre ne dikiyorsun?” diye sordu. O da:<br />
<br />
- Kendim için bir fidan dikiyorum, diye cevap verdi. O zaman Allah'ın Resûlü:<br />
<br />
- “Sana bundan daha hayırlı bir fidanı haber vereyim mi?” diye sorunca, Ebû Hüreyre:<br />
<br />
-  Evet, yâ Resûlallah, diyerek ne buyuracağını merakla beklemeye başladı. Peygamber aleyhisselâm da:<br />
<br />
- “Sübhânallahi ve’l-hamdü lillâhi velâ ilâhe illallâhü vallâhü ekber, de! Bu sözlerin her birine karşılık cennette sana bir hurma fidanı dikilir” buyurdu (İbni Mâce, Edeb 56).  <br />
<br />
   <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"> Efendimiz'in Keder ve Üzüntü Hissettiği Zaman Okuduğu Zikir</span></span><br />
<br />
İbni Abbâs radıyallahu anhümâ’dan rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bir keder ve üzüntü hissettiği zaman şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Lâ ilâhe illallâhü’l-azîmü’l-halîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’l-arşi’l-azîm. Lâ ilâhe illallâhü rabbü’s-semâvâti ve rabbü’l-ardı ve rabbü’l-arşi’l-kerîm: Azamet ve hilim sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Azametli arşın sahibi olan Allah’tan başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur. Göklerin rabbi, yerin rabbi ve yüce arşın rabbinden başka ibadete lâyık hiçbir ilâh yoktur.” (Buhârî, Daavât 27, Tevhîd 22, 23)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz'in Akşam Okuduğu Dua</span></span><br />
<br />
İbni Mes’ûd radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem akşamleyin şöyle dua ederdi:<br />
<br />
“Emseynâ ve emse’l-mülkü lillâh, vel-hamdü lillâh, lâ ilâhe illallahü vahdehû lâ şerîke leh, lehü’l-mülkü ve lehü’l-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr, rabbi es’elüke hayra mâ fî hâzihi’l-leyleti ve hayra mâ ba‘dehâ ve eûzü bike min şerri mâ fi hâzihi’l-leyleti ve şerri mâ ba‘dehâ, rabbi eûzü bike mine’l-keseli ve sûi’l-kiber, eûzü bike min azâbi’n-nâr ve azâbi’l-kabr: Akşama girdik. Bütün mülk Allah’ındır. Hamdü senâ da O’na mahsustur. Allah’tan başka ilâh yoktur; yalnız Allah vardır. O tektir, ortağı yoktur. Mülk O’nundur, hamd O’na mahsustur. O’nun gücü her şeye yeter. Allahım! Bu gecenin ve bundan sonrakilerin hayrını senden dilerim. Bu gecenin ve bundan sonrakilerin şerrinden sana sığınırım. Rabbim! Tembellikten, insanı perişan eden yaşlılıktan sana sığınırım. Cehennem azâbından ve kabir azâbından sana sığınırım.”<br />
<br />
Sabahleyin de “asbahnâ ve asbaha’l-mülkü lillâh: Sabaha girdik. Bütün mülk Allah’ındır” diye başlayarak aynı duayı okurdu.  (Müslim, Zikir 74-76)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama</span></span><br />
<br />
Tahsin, Tahassun ve Tahsîn-i Şerîf Duası Hakkında Açıklama<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Tahsîn Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn (تَحْسِين), "güzelleştirme, sağlamlaştırma, koruma altına alma" anlamlarına gelir.<br />
<br />
    Dini bağlamda, "Lâ ilâhe illallâh" gibi tevhid ifadelerini zikrederek Allah'ın himayesine sığınmayı ifade eder.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Tahassun Nedir?</span></span><br />
<br />
    Tahassun (تَحَصُّن), "bir kaleye sığınma, korunma, siper alma" demektir.<br />
<br />
    Istılahta, kişinin manevi olarak Allah’ın zikriyle (Lâ ilâhe illallâh) kendini güvence altına almasıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">3. Tahsîn-i Şerîf Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
    Tahsîn-i Şerîf, "şerefli korunma" anlamında, özellikle belirli dualarla Allah’ın himayesine girme ameliyesidir.<br />
<br />
    Hadislerde geçen "Lâ ilâhe illallâhu hısnî" (Kelime-i Tevhid benim kalemdir) ifadesiyle bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsîn-i Şerîf Duası (Tahassun Duası)</span></span><br />
<br />
Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh" zikriyle Allah’ın korumasına sığınmayı içerir. Hadis kaynaklarında şu şekilde geçer:<br />
Arapça Metin:<br />
<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَسْأَلُكَ أَنْ تَجْعَلَ لِي مِنْ كُلِّ سُوءٍ حِصْنًا، وَمِنْ كُلِّ خَوْفٍ أَمْنًا، وَمِنْ كُلِّ شَرٍّ سِتْرًا، بِحَقِّ لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ<br />
Türkçe Okunuşu:<br />
<br />
"Allâhümme innî es’elüke en tec’ale lî min külli sûin hısnâ, ve min külli havfin emnâ, ve min külli şerrin sitrâ, bi hakkı lâ ilâhe illâ ente."<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
<br />
"Allah’ım! Senden, her türlü kötülükten korunak, her türlü korkudan eminlik ve her türlü şerden örtü (sığınak) kılmanı istiyorum. ‘Senden başka ilah yoktur’ hakkı için."<br />
Hadis Kaynaklarındaki Dayanaklar<br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir" Hadisi:<br />
<br />
        Câmiü's-Sağîr, No: 3694 (Suyûtî)<br />
<br />
        İbn Ebî Şeybe, Musannef, No: 30059 (Zayıf senetli, ancak manevi olarak kabul görmüştür.)<br />
<br />
    "Allah’ın Zikriyle Korunma" ile İlgili Hadisler:<br />
<br />
        "Kim sabah-akşam üç defa ‘Bismillâhillezî lâ yedurru ma’asmihî şey’ün fil ardı velâ fissemâi ve hüves-semîul alîm’ derse, ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Daavât 13)<br />
<br />
        "Lâ ilâhe illallâh diyen, Allah’ın ahdine girmiş olur." (Taberânî, el-Mu‘cemü’l-Kebîr)<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahassun Duasının Fazileti</span></span><br />
<br />
    Bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himaye edici gücüne dayanır.<br />
<br />
    Sabah-akşam okunması tavsiye edilir, özellikle bela ve musibetlerden korunmak için.<br />
<br />
    Tasavvufta, "Hizb-i Tahsîn" gibi dualarla da bağlantılıdır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Kaynak:</span></span><br />
<br />
    "Lâ ilâhe illallâh"ın fazileti hakkında: Tirmizî, Daavât 65; İbn Mâce, Dua 14.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">1. Versiyon (Camiü's-Sağir 3694):</span></span><br />
Arapça:<br />
عَلِيٌّ رَضِيَ اللَّهُ عَنْهُ عَنِ النَّبِيِّ صَلَّى اللَّهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ قَالَ: أَخْبَرَنِي جِبْرِيلُ عَلَيْهِ السَّلَامُ أَنَّ اللَّهَ تَعَالَى قَالَ: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ دَخَلَهُ أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Aliyyün radıyallahu anhü an-Nebiyyi sallallahu aleyhi ve sellem kâle: "Ahberanî Cibrîlu aleyhi's-selâmü ennallâhe teâlâ kâle: Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men dehalâhü emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
Ali (ra) Peygamber Efendimiz’den (asm) şöyle rivayet ediyor: "Cebrail (as) bana şunu bildirdi: Allah Teâlâ buyurdu ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Oraya giren azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">2. Versiyon:</span></span><br />
Arapça:<br />
يَقُولُ اللَّهُ تَعَالَى: "لَا إِلَهَ إِلَّا اللَّهُ حِصْنِي، فَمَنْ قَالَهَا دَخَلَ حِصْنِي، وَمَنْ دَخَلَ حِصْنِي أَمِنَ مِنْ عَذَابِي."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
Yekûlullâhu teâlâ: "Lâ ilâhe illallâhu hısnî, fe men kâlehâ dehale hısnî, ve men dehale hısnî emine min azâbî."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Anlamı:</span></span><br />
"Allah Teâlâ buyurur ki: 'Lâ ilâhe illallâh benim kalemdir. Kim bunu söylerse, benim kaleme girer. Kaleme giren de azabımdan emin olur.'"<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Açıklama:</span></span><br />
<br />
    "Hısn" (حصْن) kelimesi, "kale, sığınak, korunak" anlamına gelir.<br />
<br />
    Hadis, tevhid kelimesinin (Lâ ilâhe illallâh) Allah katındaki değerini ve onu samimiyetle söyleyenlerin Allah'ın koruması altında olacağını ifade eder.<br />
<br />
    Her iki versiyon da benzer anlamdadır, ancak ikincisinde "Kim bunu söylerse kaleme girer" ifadesi daha belirgindir.<br />
<br />
Kaynak olarak Camiü's-Sağir (Suyûtî) ve benzer hadis koleksiyonları gösterilebilir. Bu hadis, bazı kaynaklarda zayıf kabul edilse de, manevi önemi nedeniyle tasavvuf ve ahlak kitaplarında sıkça zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn (Tahsin Duası) – Arapça Metni, Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Hizb-i Tahsîn, "korunma, himaye ve tevhid zikri" temelli bir duadır. Tasavvuf kaynaklarında (özellikle İmam Şâzilî ve Abdülkâdir Geylânî’nin eserlerinde) geçen bu dua, "Lâ ilâhe illallâh"ın himayesine sığınmayı ve her türlü şerden Allah’a iltica etmeyi içerir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hizb-i Tahsîn Duasının Tam Metni</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Arapça:</span></span><br />
<br />
بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ<br />
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ شَرِّ كُلِّ ذِي شَرٍّ، وَأَحْتَرِسُ بِكَ مِنْ كُلِّ جَبَّارٍ عَنِيدٍ، وَأَتَحَصَّنُ بِذِكْرِكَ مِنْ كُلِّ سُوءٍ، وَأَسْتَجِيرُ بِوَجْهِكَ الْكَرِيمِ مِنْ كُلِّ مَا أَحْذَرُ.<br />
اللَّهُمَّ احْفَظْنِي بِعَيْنِكَ الَّتِي لَا تَنَامُ، وَاكْنُفْنِي بِرُكْنِكَ الَّذِي لَا يُرَامُ، وَارْحَمْنِي بِقُدْرَتِكَ عَلَيَّ، فَأَنْتَ ثِقَتِي وَرَجَائِي، يَا كَرِيمُ يَا اللَّهُ.<br />
حَسْبِيَ اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ، وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلَّا بِاللَّهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمِ.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Türkçe Okunuşu:</span></span><br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
Allâhümme innî eûzü bike min şerri külli zî şerrin, ve ehterisu bike min külli cebbârin anîdin, ve etehassenu bi zikrike min külli sûin, ve estecîru bi vechike’l-kerîmi min külli mâ ehzeru.<br />
Allâhümme’hfaznî bi aynike’lletî lâ tenâmü, ve’knüfnî bi ruknike’llezî lâ yürâmü, verhamnî bi kudretike aleyye, fe ente seknetî ve recâî, yâ kerîmü yâ Allâh.<br />
Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl, ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi’l-aliyyi’l-azîm.<br />
Anlamı:<br />
<br />
Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.<br />
Allah’ım! Her kötülük sahibinin şerrinden sana sığınırım. Her inatçı zorbanın şerrinden seninle korunurum. Zikrinle her türlü kötülükten sığınak talep ederim. Azabından korktuğum her şeyden senin Kerîm olan Zatına sığınırım.<br />
Allah’ım! Beni uyumayan gözünle koru, erişilmez kudretinin himayesi altına al. Bana karşı olan kudretinle bana merhamet et. Sen benim güvencim ve ümidimsin, ey Kerîm olan Allah’ım!<br />
Allah bana yeter, O ne güzel vekildir. Güç ve kuvvet ancak Yüce ve Azîm olan Allah’tandır.<br />
Bu Duanın Kaynakları ve Fazileti<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hadislerdeki Dayanak:</span></span><br />
<br />
        "Allah’ım! Senin isminle sabahlar ve akşamlarım. Senin himayenle yaşar ve ölürüm." (İbn Mâce, Dua 14)<br />
<br />
        "Kim ‘Hasbiyallâhü ve ni’me’l-vekîl’ derse, Allah ona yeter." (Buhârî, Deavât 35)<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tasavvufî Kaynaklar:</span></span><br />
<br />
        İmam Şâzilî’nin "Hizbü’l-Bahr" duasında benzer korunma ifadeleri geçer.<br />
<br />
        Abdülkâdir Geylânî’nin "Gunyetü’t-Tâlibîn" eserinde tahassun (korunma) duaları vurgulanır.<br />
<br />
    <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Pratik Faydası:</span></span><br />
<br />
        Sabah-akşam okunduğunda manevi bir kalkan oluşturduğuna inanılır.<br />
<br />
        Bela, nazar, sihir ve kötülüklerden korunmak için okunur.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ek Bilgi: Hizb-i Tahsîn’i Kimler Okur?</span></span><br />
<br />
    Tasavvuf ehli, özellikle şeyhler bu duayı korunma (tahassun) maksadıyla zikreder.<br />
<br />
    Günlük vird olarak sabah/akşam 3-7 defa okunabilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Not:</span></span> Bu dua, hadislerde doğrudan "Hizb-i Tahsîn" adıyla geçmez ancak içerdiği korunma ayet ve esmalarıyla meşhur olmuştur.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
Tahsini Şerif Nedir?</span></span><br />
<br />
تحسين شريف<br />
<br />
Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.<br />
<br />
Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”<br />
dedi:<br />
<br />
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.<br />
<br />
Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"<br />
<br />
Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."<br />
<br />
(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)<br />
<br />
Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:<br />
<br />
Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”<br />
<br />
(Müslim, Zikir 55.)<br />
<br />
Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.<br />
<br />
işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Tahsini Şerif Li Raşidiye</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">التحصين الشريف</span></span><br />
<br />
بسم الله الرحمن الرحيم<br />
<br />
وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك<br />
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى<br />
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده  <br />
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ<br />
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً<br />
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى<br />
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل<br />
بسم الله الرحمن الرحيم  .<br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ <br />
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن<br />
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ<br />
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله<br />
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم <br />
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">( انتهى التحصين الشريف )</span></span><br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Okuma Usulü :</span></span><br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Bismillahirrahmenirrahim<br />
<br />
Ve sallallahu ala seyyidina Muhammedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen. Allahümme inni eselüke bil arşi velkürsiyyi venuri ellezi aleyhi seyyidüne Muhammedün sallallahü aleyhi ve sellem en tüsahhira li galbe men ahvecteni ileyhi ve en tekfiyeni şerre men yagdirü aleyye vela agdirü aleyhi ya men biyedihi melekütü külli şeyin ente alimün bihi ve gadirün aleyhi tehassentü bilhisni ellezi essessehüllahü sürühü La ilahe illallahü, babühü Muhammedün Resullulahi<br />
miftahühü La havle vela kuvvete illa billahi men erade li süen hazelehüllahü hamsen hamsen lemsen lemsen lemüsen lemüsen me´münen me´münen enel esedü sehmi nefeze minhül mededü La übali min ehadin Bifazli (Bismillahirrahmenirrahim 3 külhü) Allahümme Ya cemilessetri iz ehatelbelaü min sidretül münteha en tekfiyeni şerre men emere alleyye ve neha. Allahümme in ceuni ferrüddehüm vein begav alleyye fehüddehüm feinneke entellahü Rabbi ve Rabbühüm ve Rabbül halaigi küllihim. (Feseyekfikehümüllahü vehüvessemiul alim. 3 defa) Fein tevellev fegul hasbiyallahü La ilahe illa hüve aleyhi tevvekeltü vehüve Rabbül arşil azim vela havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim Ve sallalahü ala seyyidina Muhamedin ve ala elihi ve sahbihi ve selleme teslimen Velhamdülillahi Rabbil Alemin<br />
<br />
Okuma Usulü :<br />
<br />
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">TAHSiNi ŞERiF DUASININ TÜRKÇE ANLAMI</span></span><br />
<br />
Tahsin-i Şerif Duasının Türkçe Anlamı:<br />
<br />
"Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun.<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
Arşın, Kürsî'nin ve üzerinde Hz. Muhammed (s.a.v.)'in nurunun hakkı için senden diliyorum:<br />
<br />
    Beni muhtaç ettiğin kişinin kalbini bana boyun eğdir,<br />
<br />
    Bana gücü yeten ama benim gücümün yetmediği kimselerin şerrinden beni koru!<br />
<br />
Ey her şeyin mülkü elinde olan!<br />
Sen her şeyi bilir ve her şeye gücü yetensin.<br />
<br />
    Allah'ın kurduğu "La ilahe illallah" suruna,<br />
<br />
    Kapısı "Muhammed Resulullah" olan,<br />
<br />
    Anahtarı "La havle ve la kuvvete illa billah" bulunan bu sağlam kaleye sığınıyorum.<br />
<br />
    Bana kötülük isteyeni Allah kahretsin! (Fısıltıyla, dokunuşla, her türlü gizli kötülüğe karşı.)<br />
<br />
    Ben aslanım, oklarım işler; Allah'ın yardımıyla hiç kimseden korkmam!<br />
<br />
(Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla)<br />
"De ki: O Allah birdir. Allah Samed'dir. Doğurmamış ve doğmamıştır. Hiçbir şey O'nun dengi değildir." (İhlas Suresi, 3 defa)<br />
<br />
Ey Allah'ım!<br />
<br />
    Sidretü'l-Münteha'dan belalar kuşattığında,<br />
<br />
    Emreden ve yasaklayanların şerrinden beni koru!<br />
<br />
    Eğer bana gelirlerse geri çevir,<br />
<br />
    Bana saldırırlarsa helak edersin!<br />
    Çünkü sen benim de, onların da, tüm yaratılmışların da Rabbisin.<br />
    "Allah onlara karşı sana yeter. O, işitendir, bilendir." (3 defa)<br />
<br />
Eğer yüz çevirirlerse de ki:<br />
"Allah bana yeter. O'ndan başka ilah yoktur. Ben O'na dayandım. O, büyük Arş'ın Rabbidir. Güç ve kuvvet ancak Allah'ındır."<br />
<br />
Allah'ın salât ve selamı Efendimiz Muhammed'in, âlinin ve ashabının üzerine olsun. Hamd, âlemlerin Rabbi Allah'a mahsustur."<br />
<br />
Okuma Usulü:<br />
Günde en az 1 veya en fazla 2 defa (sabah ve ikindiden sonra) okunup zikredilir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Sırları<br />
<br />
Kelime-i tevhid zikrinin sırları nelerdir?</span></span><br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
La ilahe illallah demek 99 belayı önler. Bunun en aşağısı sıkıntıdır.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Rol modelin Allah Resülü olsun, çünkü O, kendisine tabi olanı mutluluğa götüren en büyük lider, kurtuluş ve başarıya götüren en büyük mürşittir.<br />
<br />
La Tahzen-Üzülme<br />
<br />
Harama bakan, kalbine gam ve kederden başkasını ekmez, mutlu olan kişi Rabbinden korkup da gözlerini haramdan saklayandır.<br />
<br />
“La İlahe İllah” ın Sırrı<br />
<br />
Kelime-i Tevhid; iman ile küfrü, saadet ehli ile sefalet ehlini tefrik eden, birbirinden ayıran en önemli kelimedir... “Lailahe illallah”, üzerine bütün salih amellerin inşa edildiği bir temeldir aynı zamanda. Temelsiz binanın yıkılmaya mahkûm olması gibi, önemli olsa da onun üzerine bina edilmeyen her iş, her amel, Kur’ani ifadeyle “hebaen mensura” yani havada uçuşan toza dönüşerek yok olmaya mahkûmdur.<br />
<br />
 “La ilahe illah”  yani “Allah’tan başka ilah yoktur” başka ne anlama geliyor?<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Hak ve adaletin er veya geç bir gün mutlak surette yerine gelmesi demek…<br />
<br />
Merhamet demek, mağfiret demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Gözyaşlarının boşa akmaması, sabrın meyvesiz, hayrın ve şerrin karşılıksız kalmaması, cinayetin, cürmün kısassız kalmaması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Endişelerin bertaraf olması, hakkın sahibine verileceğinin garantisi demek. Dolayısıyla kalbin itminana kavuşması, nefislerin huzura, gönüllerin sükûna ermesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Cimriliğin değil, Kerem sahibinin kainatı yönetmesi demek…<br />
<br />
Verdiğini geri almak Kerimliğin doğasında yoktur. Hayatı bize bahşeden Allah c.c, ölüm ile onu bizden almaz. Ölüm asla ve hâşâ bize bahşedilen hayatın elimizden alınması değildir. Aksine ölüm, “lailahe illah”ı hakkıyla söyleyenler için nihayetsiz güzeller güzeli yepyeni bir hayatın bahşedilişi demektir.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kâinattaki yaratılmışlar içinde hiçbir abesliğin, kusurun bulunmaması demektir...<br />
<br />
Her şeyde bir hikmet vardır demek... Her olayın ardında bir hikmet vardır demek… Her yaratılmışın bir hikmeti vardır demek…  Acının,  kederin, hastalığın, hüznün, acizliğin, zayıf ya da güçlü olmanın ardında hep bir hikmet var demek.<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Kederlerimizin, dertlerimizin, sıkıntılarımızın, kusurlarımızın, hatalarımızın Rahman’ın sonsuz rahmetinde erimesi demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
Bütün güç ve kudretin O’nun elinde olması demek… Bütün ilimlerin sonsuz bilgisine O sahip demek… Bütün arzu ve isteklerimizin O’nun elinde olması demek…<br />
<br />
Allah’tan başka ilah yoktur demek;<br />
<br />
O’ndan kaçış yok, aksine kaçış O’na demek…<br />
<br />
O, bütün kullar için sığınılacak makam demek…<br />
<br />
Sıkıntılarımız, dertlerimiz, kederlerimiz için niyazda bulunup yakaracağımız en büyük kapı demek…<br />
<br />
Velhasıl,  özellikle gönlü daralan mümin için ihlas ile, La ilahe illah demek;<br />
<br />
Yalnız olmamak demek… Kurtuluş demek… İki cihan huzuru ve mutluluğunu garanti etmek demek… <br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Kelime-i Tevhid'in Önemi ve Fazileti</span></span><br />
<br />
Kelime-i tevhîdin Allah katındaki yüksek kıymetini şu hâdise de ne güzel ifâde eder:<br />
<br />
Bir mümin ebedî saâdet ve saltanata erebilmek için, ömür boyu kelime-i tevhîdin muhtevâsı içinde yaşamaya gayret etmesi şarttır. Yani kul, Allahʼtan gayrı zâhirî ve bâtınî bütün ilâhları reddedip gönlünü Allah inancıyla doldurur ve son ânına kadar bu minvâl üzere bir hayat yaşarsa, îmân ile can verip Cennetʼe nâil olması ümîd edilir. İstisnâlar hâriç, bu hakîkate zıt bir hayat yaşayan kimsenin son nefeste, “Lâ ilâhe illâllâh” diyebilmesi çok zordur. Nitekim bir hadîs-i şerîfte de:<br />
<br />
“Bir kimse son nefeste (hâlis bir kalp ile) kelime-i tevhîd getirirse, Cennetʼe girer...” buyrulmuştur. (Hâkim, Müstedrek, I, 503)<br />
<br />
Zira diğer bir hadîs-i şerîfte de;<br />
<br />
“Nasıl yaşarsanız öyle ölürsünüz, nasıl ölürseniz o şekilde haşrolunursunuz.” buyrulmuştur. (Münâvî, Feyzüʼl-Kadîr, V, 663)<br />
<br />
Ubeydullah Ahrâr Hazretleri nakleder ki:<br />
<br />
“Bir aziz zât, Nakşibend Hazretleri’ni vefatından sonra rüyasında görmüş ve ona:<br />
<br />
«–Ebedî kurtuluşumuz için ne yapalım?» diye sormuş. Hâce Hazretleri şu cevâbı vermiş:<br />
<br />
«–Son nefeste neyle meşgul olmak gerekiyorsa onunla meşgul olun!» Yani, son nefeste nasıl ki tamamen Hak Teâlâ’yı düşünmeniz lâzımsa, hayatınız boyunca da o şekilde uyanık olunuz!”<br />
<br />
Bu yüzden ömür boyu, son nefesi îmân ile verebilmenin hazırlığı içinde bulunmak gerekir. Aksi takdirde, yani tevhîd muhtevâsında bir kulluk hayatı yaşamadan, sadece kelime-i tevhîdi söylemekle kurtulacağını ummak, boş bir hayaldir. <br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color"><br />
'Kelime-i Tevhid'in Getirisi Nedir?</span></span><br />
<br />
Diyanet İşleri Başkanlığı bu seneki Kutlu Doğum Haftası etkinliklerine “Hz. Peygamber, Tevhid ve Vahdet” konusunu ana tema olarak belirliyor. İ. Lütfi Çakan'ın kaleme aldığı bu yazıda da "tevhid ve vahdet" konusu işleniyor. <br />
<br />
Tevhid sözlükte birlemek, terim olarak ise, Allah’ın birliği demektir. Kısaca, ”La ilahe illellah=Allah’tan başka kulluk edilecek ilah yoktur” cümlesi ile ifade edilir.<br />
<br />
Tevhid inancı, Allah Teâlânın tartışılmaz vahdâniyetinin/tekliğinin kabul ve tasdik edilmesidir. Bunun en özlü ve yalın anlatımı İhlas suresi’ndedir: “De ki; O Allah, tekdir, birdir. Bütün varlıklar O’na muhtaç, fakat O, hiçbir şeye muhtaç değildir. Doğurmamış ve doğrulmamıştır. Hiçbir şey O’­na denk olmamıştır.”<br />
<br />
Tevhîd inancı, tevhîd dışı her çeşit inancı reddetmeyi gerekli kılar. Çünkü tevhid, uluhiyette Allah Teâlâ’nın yegâneliğini kabullenmek demektir. Böylesi bir inancın tabiî sonucu kullukta da aynı birliğe sahip çıkmaktır. Allah’tan başkasını, (O’nun yerine koyup ya da O’na ortak tutup) kulluğa la­yık bulmamaktır. Bunun prensibini de yüce kitabımızın ilk suresi Fatiha’da bulmaktayız: “Yalnız sana kulluk ederiz.”<br />
<br />
Böylesi bir tevhid inancı ve sonucuna yönelik aydınlatıcı bilgiyi Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz ile Muaz b. Cebel radıyallahu anh arasında geçen şu muhâverede (diyalog) bulmaktayız:<br />
<br />
Muâz b. Cebel radıyallahu anh’den (v.18) nakledildiğine göre;<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Ey Muâz! Allahın, kullar üzerindeki hakkı nedir, bilir misin?” buyurdu. Muâz:<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
- “Allah’ın, kullar üzerindeki hakkı, sadece O’na kulluk etmeleri ve hiç bir şeyi O’na ortak koşmamalarıdır.”<br />
<br />
- Peki Kulların Allah üzerindeki hakları nedir, onu bilir misin? buyurdu. Muâz;<br />
<br />
- Allah ve Resûlü bilir” dedi. Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem;<br />
<br />
- “(Hiç bir şeyi kendisine ortak koşmayan) kulları cezalandırmamasıdır, “ buyurdu.<br />
<br />
Bazı rivayetlerde şu ilave de bulunmaktadır. Muâz:<br />
<br />
- Ey Allah’ın Resûlü! Bunu insanlara müjdeleyeyim mi? dedi. Hz. Peygamber:<br />
<br />
- “Müjdeleme! Gevşeyiverirler” buyurdu.<br />
TEVHİDLE İLGİLİ İKİ NOKTA<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîf, en kısa ve kestirme ifadesiyle, “hak” kavramı üzerinden tevhid’in gereğini, Allah’a kulluk etmek ve hiç bir şeyi ona eş-ortak kılmamak diye; getirisini ise, bu gereği yerine getiren muvahhid kulların, Allah Teâla tarafından cezalandırılmaması olarak açıklamaktadır. Hiç kuşkusuz bu büyük bir lütuf ve müjdedir.<br />
<br />
İşte tam da bu noktada, yani Allah’ı bir bilip sadece O’na kulluk noktasında günün Müslümanları olarak bizler ne durumda bulunuyoruz? Bu da bizim sorunumuz olarak pek önemlidir.<br />
<br />
Merhum Muhammed İkbal’in dediği gibi “din aşktır.” Bu aşkı, iman ve amel yani söylem ve eylem olarak ortaya koyabilmek tevhid inancının gereğini yerine getirmek demektir. Şu hadîs-i şerîf, tevhid tebliğcisi bütün peygamberleri kapsa­mak üzere bir genel tespitte bulunmaktadır:<br />
<br />
“Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür.”<br />
<br />
Burada bir noktaya özellikle işaret etmekte fayda vardır. Hadisimizi, Muâz hadisini ve benzeri rivayetleri delil getirmek suretiyle kimileri kelime-i tevhid’in la ilahe illellah demekten ibaret olduğunu Muhammedu’r-resulullah denilmesine gerek olmadığını ileri sürebiliyorlar. Kimi müsteşrikler de kelime-i tevhid ve kelime-i şehâdette yer alan Hz. Peygamber’in nübüvvetini/peygamberliğini kabul etmeyi bir zaaf olarak değerlendirmektedirler. Oysa, “nübüvvet inancının tevhid ilkesini zedelediği” anlamına gelen bu zaaf iddiası; uluhiyet-beşeriyet ve yine uluhiyet - ubudiyet kavram ve statülerini kesin çizgilerle tespit ve tayin etmiş olan İslâm için söz konusu olamaz. Yüce Yaratıcıya zaaf isnad etmek demek olan böyle muhal, böyle akla zarar bir iddiayı, kelime-i tevhid’in bölünmesine gerekçe yapma düşüncesi asla kabul edilemez.<br />
<br />
Öte yandan bilinen bir gerçektir ki, bütün peygamberler tevhid inancını telkin ve tebliğ etmişlerdir. Pek tabii olarak her Peygamber kendi ümmetine “Ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim. O halde Allah’tan korkun ve bana uyun/itaat edin” çağrısında bulunmuştur. Peygamber Efendimize de “Eğer Allah’ı seviyorsanız. bana uyun, de!” emri verilmiş bulunmaktadır. Bu demektir ki tevhid tebliğcisi her peygamber, tevhid çağrısında La ilahe illellah cümlesinin peşine kendisine uyulmasını eklemiştir. Çünkü kendisine uyulmasını isteyen herhangi bir peygamberin, peygamberliği kabul ve tasdik edilmeden ona uymak ve La ilahe illellah ikrarını içselleştirmek gerçekleştirilemez. Dolayısıyla Kelime-i tevhid’in asıl ve değişmeyen cümlesi La ilahe illellah”tır. Kıyamete kadar Peygamber Efendimizin risaleti geçerli olduğu için ümmet-i Muhammed açısından kelime-i tevhid, “La ilahe illellah Muhammedu’r-resulullah” cümlelerinden oluşmaktadır. Hem zaten ne zaman nerede la ilahe illellah denilse, Muhammedü’r-resulullah açıktan dile gerilmese bile zımnen söylenmiş kabul edilir. Çünkü tevhid inancının ve Allah sevgisinin temelinde -Al-i imran (3), 31’de açıklandığı gibi- Hz. Peygamber’i “Muhammedü’r-resûlüllah” olarak kabul edip ona uymak gerekir.<br />
<br />
Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, Ben ve benden önceki pey­gamberlerin en önemli ikrar ve çağrısı, ‘bir olan, eşi-ortağı bulunmayan Allah’tan başka tanrı yoktur’ sözüdür” beyânı, insanlığın en önemli dâvasını, Allah’ın birliği ilkesinin gönüllere yerleşmesi ve oradan da günlük hayata yansıması ola­rak tespit etmektedir. Hiç kuşkusuz bu yansıma tevhid inancı ekseninde bir vahdet, birlik ve dirlik hayatı olarak gerçekleşecektir.<br />
<br />
Yok eğer durum, “Gerçi lâ ilâhe sesi gelirse de, kalbten gitmiş, yalnız dudakta kalmıştır” diye İkbal’in yakındığı gibi ise, ya da Enes b. Mâlik radıyallahu anh’ın (v. 93) karşılaştığı bir grup Müslümanı “Lâ ilahe illellah” sözünüz dışında Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem zamanında görmeye alıştığım hiçbir özelliği sizde göremiyorum.” diye uyardığı gibi ise, yani tevhid inancı amel/eylem olarak ortaya konulamıyorsa, tevhid ikrarında aranan “muhlisan min kalbih gönülden, içtenlikle, aşk ile” vasfı kaybolmuş demektir. Böyle bir durumda hadis-i şerifte verilen müjdeye talib olmak ya da tevhidin getirisine kavuşmak nasıl mümkün olacaktır? Nitekim bu noktadaki problem, Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem’in, hadisin ortaya koyduğu gerçeği “gevşeyiverirler” buyurmak suretiyle Hz. Mu’az’ın müjdelemesine müsaade etmemiş olmasından da anlaşılmaktadır. Amelin birlikteliğinden soyutlanmış sade bir ikrar, insanı içi boş bir güvene sürükleyip aldatabilir. Tevhid inancı olmadan yapılacak amelin ise, zaten herhangi bir değeri söz konusu değildir.<br />
<br />
Sözün özü, hadis-i şerifteki müjdeden, kulluk görevlerinden muâfiyet anlamı çıkarılamaz. Kimilerinin “biz hakikate erdik, şer’i mükellefiyetlerden kurtulduk” gibi lakırdıları tam bir sapkınlık ve aldanmışlık söylemi ve göstergesidir. İbadet muâfiyetinin peygamberlere ve dolayısıyla söz konusu müjdeli haberi bizzat veren Peygamber Efendimiz’e bile tanınmamış olduğu unutulmamalıdır.<br />
<br />
Bu demektir ki hem tevhid’in gereği olan lâ ilahe illellah Muhammedür-resulullah ikrarı tam bir güven ve ihlas ile ifade edilecek hem de tevhidin getirisine ulaşmak açısından peygamber örneğine uygun olarak kulluk görevleri yerine getirilecektir.<br />
<br />
Islamic Calligraphy Kelime-i Tevhid Yazılı Resimler<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188484" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhid V130720251259-N6.jpg</a> (Dosya Boyutu: 691.46 KB / İndirme Sayısı: 79)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188485" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhid V130720251259-N7.jpg</a> (Dosya Boyutu: 666.3 KB / İndirme Sayısı: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188486" target="_blank" title="">Kelime-i Tevhid V130720251259-N8.jpg</a> (Dosya Boyutu: 716.3 KB / İndirme Sayısı: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188487" target="_blank" title="">Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250202-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 412.8 KB / İndirme Sayısı: 82)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188488" target="_blank" title="">Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250202-N3.jpg</a> (Dosya Boyutu: 403.88 KB / İndirme Sayısı: 80)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188489" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N2.png</a> (Dosya Boyutu: 237.97 KB / İndirme Sayısı: 83)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188490" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N3.png</a> (Dosya Boyutu: 246.47 KB / İndirme Sayısı: 82)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188491" target="_blank" title="">PNG Kelimei Tevhid Yazılı Resimler V130720250313-N4.png</a> (Dosya Boyutu: 251.88 KB / İndirme Sayısı: 84)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34314</link>
			<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 23:58:08 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34314</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188425" target="_blank" title="">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali.png</a> (Dosya Boyutu: 1.68 MB / İndirme Sayısı: 125)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Rabbişrahli sadri ve yessirli emri ne demektir? Rabbişrahli duası kimin duası olarak bilinmektedir? Rabişrahli duasının faydaları nelerdir? Rabbişrahli sadri ve yessirli emri duası hangi durumlarda okunmaktadır? Rabbişrahli duasının Türkçe okunuşu ve Arapça yazılışı nasıldır? Duanın faziletleri nelerdir? Rabbişrahli sadri ve yessirli emri duasının anlamı, faziletleri ve okunuşu hakkındaki tüm bilgiler..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Arapça Yazılışı</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى  وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى  وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى  يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى <br />
</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
"Rabbişrahli Sadri, Ve yessir li emri, Vahlul ukdeten min lisani Yefkahu kavli.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Mûsâ, dedi ki: <br />
<br />
“Rabbim! Göğsüme (Gönlüme) ferahlık ver, İşimi bana kolaylaştır, Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ Suresi 25-26-27. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي. وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي. وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي. يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا و فهمن وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Rabbişrah lî sadrî, Ve yessir lî emrî, Vahlul ukdeten min lisânî, Yefkahû kavlî, Rabbi Zidnî İlmen Ve Fehmen Ve Elhıkni Bissalihin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Rabbim! Göğsümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki bağı çöz ki sözümü anlasınlar. Rabbim! İlmimi ve anlayışımı arttır ve beni salih kullara dahil eyle.<br />
<br />
Kuranı kerimde geçen dualar arasında bulunan ve Hz Musa peygamberin duası olarak bilinen Taha suresi 25 ve 28. Ayetleri arasında bulunan bir duadır. Hz Musa’nın dilinde olan pelteklik ve konuşma bozukluğundan dolayı insanlara Allah’ın emir ve yasaklarını bildirmek için bu duayı söylediği bildirilmektedir. Duanın sonunda dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar mealindeki durumdan da Hz Musa'nın durumu anlaşılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri ve Yessirli Emri Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
Duanın anlamı Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır demektir. Duanın devamında ise dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Şeklinde devam etmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Türkçe Okunuşu Ve Arapça Yazılışı Nasıldır?</span></span><br />
<br />
Türkçe okunuşu ve anlamı; Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır ve dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Olarak Türkçe tercüme edilmektedir. Arapça okunuşu ise; Rabbişrahli sadri ve yessirli emri vahlul ugdaten min lisani yefgahu gavli. Şeklinde okunmaktadır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbi Zidni İlmen Duası ile Arapça Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Taha suresi 114. ayetinde geçen ilim için okunması tavsiye edilen "...Rabbişrah lî sadrî. Ve yessir lî emrî. Vahlul ukdeten min lisânî. Yefkahû kavlî." duasının Arapça Türkçe okunuşu, anlamı...<br />
<br />
Duâ, Allah’ın azameti ve ulviyeti karşısında kulun aczini itiraf et­mesi, muhabbet ve tazim duyguları içinde Allah’ın lütuf ve yardımını taleb etmesidir. Duâ kelimesinde, “çağırmak, seslenmek, istemek ve yardım talep etmek” mânâları olup, daha çok, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya vâki olan talep ve niyaz” anla­mında kullanılır. Dua etmek, ayet ve hadislerde övülmüş ve teşvik edilmiştir. “Korkarak ve umarak O’na dua edin.” (A’râf, 7/56) “Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur.” (Tirmizî, De’avât, 1; İbn Mâce, Dua, 1)<br />
<br />
RABBİ ZİDNİ İLMEN DUASI İLE ARAPÇA TÜRKÇE OKUNUŞU VE ANLAMI<br />
<br />
رَّبِّ زِدْنِى عِلْمًا<br />
<br />
Tâhâ Sûresi: 114. Âyet<br />
<br />
Okunuşu: "...Rabbi zidnî ılmâ."<br />
<br />
Anlamı: “...Rabbim, ilmimi artır.”<br />
<br />
<br />
"Rabbi zidni ilmen ve fehmen ve el-hıkni bi’s salihin.Rabbişrahli sadri ve yessir li emri vahlü’l-ukdeten min lisani yefkahu kavli. Ya Hafız, Ya Rakib, Ya Nasır, Ya Allah. Rabbi yessir ve la tüassir, Rabbi temmim bi’l hayr.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Faziletleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Duanın faziletleri arasında konuşma yapmak için kürsü veya hitabet noktalarında bulunan kişilerin akıcı konuşmasını sağlayan ve dinleyenlerin anlamasını kolaylaştıracak şekilde hitabet etmeyi kolaylaştırmak da faziletli ve hikmetli bir duadır. Herhangi bir durumda bir işe başlamak için de okunulması gereken bir dua olmaktadır. Kişinin kendini iyi ifade edebilmesinde faydalı olmaktadır. <br />
<br />
Önemli bir başlangıçta veya konuşmada kişinin hayırlı şekilde başlaması konusunda hikmetleri bulunan bir duadır. İş görüşmelerinde, sınav için, mülakatlara girişte okunmasının faydalı olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Duanın önemi kişinin rahat konuşmasını sağladığı gibi karşıdaki kişiler tarafından da kolaylıkla anlaşılabilmesini sağlamasıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua Kaç Kere ve Nasıl Okunmalıdır?</span></span><br />
<br />
Duanın okunuşu için bir sayı belirlenmemektedir. Duanın okunuşu ise zor veya heyecanlı anlarda okunmasının oldukça faydalı olduğu yönündedir. Haklı olunan bir davada konuşma yapmadan önce okunması tavsiye edilmektedir. Duada okuma esnasında ihlaslı olmak Allah tarafından duyulduğunu hissetmek ve bir bağ oluşturmak duanın etkisi ve kabulü açısından oldukça mühim inceliklerdendir.<br />
<br />
Konuşmasında bozukluk olan veya kekemelik yaşayan kişilerin bu duayı sıklıkla zikretmeleri dillerinin bağının çözülmesi için oldukça faydalı olmaktadır. Konuşma güçlüğü çeken çocuklara da bu duanın okunması faydalı olmaktadır.<br />
<br />
<br />
    "Musa 'Rabbim!' dedi,<br />
    'Gönlüme ferahlık ver.<br />
    İşimi bana kolaylaştır.<br />
    Dilimden düğümü çöz.<br />
    Ki sözümü iyi anlasınlar.<br />
    Yakınlarımdan birini bana yardımcı ver.<br />
    Kardeşim Harun'u.<br />
    Onunla gücümü pekiştir.<br />
    Onu da görevime ortak et.<br />
    Tâ ki seni bol bol tesbih edelim.<br />
    Ve seni çok analım.<br />
    Kuşkusuz sen bizi görmektesin.' " (Tâhâ, 20/25-35)<br />
<br />
Bu âyetlerde, başta Resûl-i Ekrem (asm) olmak üzere Allah'ın birliği inancına çağrıda bulunacak bütün tebliğ adamlarına, hangi şartlar altında olursa olsun, Allah'a olan güveni bir an bile yitirmemek gerektiği fikri, Hz. Musa (as)'nın hayatından kesitler verilerek telkin edilmektedir.<br />
<br />
Nitekim Hz. Musa (as) kendisine verilen görevin ağırlığı karşısında başarısız olmaktan endişelenmiş, ama yine Rabbinin engin liitfuna sığınmıştı. Allah da ona, bu vazifeyi başarıyla yerine getirebilmesi için gönlünün ferahlatılması, zihninin açılması, işinin kolaylaştırılması, diline açıklık verilmesi ve yakınlarından bir yardımcıyla desteklenmesi hususundaki dileklerinin kabul edildiğini bildirmiş, devamındaki ayetlerde de kendisinin bu günlere nasıl geldiğini hatırlatmıştır. (bk. Tâhâ, 20/37-41)<br />
<br />
Bilindiği üzere, dua insanın ihtiyacını Rabbine arz etmesi, arzularını yerine getirmesi için yalvarıp yakarması manasına gelir. Bu açıdan bakıldığında, bir dua, dua sahibinin dertleriyle ne kadar ilişkili ise, arzularıyla ne kadar uyum içinde ise, meramını anlatmaya ne kadar yetenekli ise, o nispette  beliğ, o nispette edepli, o nispette makul, o nispette makbul olur.<br />
<br />
Şüphesiz her konuda olduğu gibi, dua hususunda da en maharetli kimseler peygamberlerdir. İşte Hz. Musa (as)’nın bu duası da bu özelliklere sahip bir arzuhaldir.<br />
<br />
Hz. Musa (as)’nın o esnada en muhtaç olduğu şey, göğsünün, kalbinin geniş olması; -bir yandan muhataplarına hikmetli ve ikna edici söz söyleyecek kapasiteye sahip olması, diğer taraftan onların direnmelerine karşı sabırla, ısrarla tebliğini sürdürmesidir- “Kalbimi genişlet!..” duasıyla bu gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını istemiştir.<br />
<br />
Keza, ilahlık dava eden  ceberut  bir Firavun'a karşı başkaldırmak, kudretli ordulara sahip olan ülkenin yöneticilerine karşı yepyeni bir din anlayışını ilan etmek, elbette tarifi zor bir görevdir. İşte, Hz. Musa (as), “İşimi kolaylaştır.” duasıyla, normal şartlar içerisinde altından kalkmanın imkânsız olduğu bir ortamda, Allah’ın lütuf ve keremiyle kendisine yardım etmesini, -sebepler dairesindeki hikmetiyle değil- bütün sebeplerin ötesinde o sonsuz kudretiyle işini kolay etmesini istemiştir.<br />
<br />
Hz. Musa (as), Firavun ve taraftarlarıyla giriştiği mücadele, bilinen kılıçla değil, dil kılıcıyla yapılıyordu. Bu yüzden bu manevî meydan muharebesinde en çok muhtaç olduğu silah dilin/lisanın mermileri olan fesahat ve belagattır. İşte Hz. Musa, bu savaşı kazanmak için en çok muhtaç olduğu dil kılıcının keskin olmasını, dil yayından fırlatacağı sözcük oklarının hedefine tam isabet etmesini,<br />
<br />
    “Çözüver şu dilimin bağını, ta ki anlasınlar sözümü!"<br />
<br />
duasıyla rabb-ı rahiminin dergâh-ı rahmetine iltica etmiştir.<br />
<br />
Demek ki, muhatabın konuyu anlaması ve ikna olması için,  hatibin dersini çok iyi çalışması ve çok iyi anlatması gerekir. Ayetten bu dersi öğrenmek de önemli bir noktadır.<br />
<br />
- Göğsün rahatlamasının bir maksadı da "gönlün ilâhî nurla dolması" anlamına gelebilir. Çünkü, ilâhî nurla dolan gönül, hem rahatlar hem de cesaretlenir. Bunlar ayrıca, sıkıntıdan, moralsizlikten, endişeden ve korkudan sıyrılmayı da ifade etmektedir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), genel anlamda yardım isteme yerine, yardımı detaylı bir şekilde istemektedir. Önce göğsünün genişletilmesini, ardından işinin çok zor olması nedeniyle kolaylaştırılmasını istemiştir. Buradan şunu anlayabiliriz: İnsan, yapacağı olumlu bir iş için Allah'ın yardımını istemelidir. Yüce Allah'ın kendisine yardım edeceğinin hem inancında hem de bilincinde olmalıdır.<br />
<br />
- Hz. Musa (as)'nın konuşmasındaki tutukluk, dilindeki pelteklik onun konuşmasının anlaşılmasını engelliyordu. Düğüm denen şey, muhatabın anlamasına engel olan durumdu. Buna göre dinleyen kadar konuşan ve konuştuğu şeyin anlaşılması da önemlidir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), iyi konuşup karşıdakinin anlamasını temin eden, kendisine destek çıkan, işini paylaşmak için bu istekte bulunmuştur. Hz. Musa (as), Yüce Allah'tan, Hz. Harun (as)'u peygamber olarak görevlendirerek, onunla sırtını kuvvetlendirmesini istedi.<br />
<br />
Diğer taraftan, onu işinde ortak edinecekti. Bir Müslüman kendisine verilen görevin altından kalkıp kalkamayacağını, bu konudaki gücünü, yeteneğini, yeterliliğini bilmeli ve gerekeni yapmalıdır. Gerektiğinde yanına bir yardımcı almalıdır. Diğer taraftan, kardeş kardeşi kıskanmamalı, kardeşindeki farklılığı görebilmeli ve ona göre ondan istifade edebilmelidir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), ilâhî vahyi tebliğ edebilmesi için dilindeki kekemeliğin kaldırılmasını, kardeşi Harun'un, kendisine yardımcı olabilmesi için peygamber seçilmesini istedikten sonra, Allah'ın yardımı ile elde edecekleri güvenli bir ortamda ibadet yapma özgürlüğünü elde etmek istemiştir.<br />
<br />
- "Şüphesiz sen bizi görmektesin" ifadesi, öncelikle bir dua ve zikirdir. Ayrıca, bize yardım et, bizi gözet, bize sahip çık anlamını amaç etmektedir. Bizim içimiz ve davranışlarımızı biliyor ve gözlüyorsun, aynı zamanda bizim ihtiyaçlarımızı da biliyorsun. Duamızla ihtiyaçlarımız örtüşüyorsa bize gereken yardımı yaparsın, demektir.<br />
<br />
Allah, Hz. Musa (as)'ın duasını bize bildirerek, bizim de buna uygun bir hayat sürmemizi istemektedir:<br />
<br />
    “İbrâhim'de ve onunla beraber olanlarda size güzel bir örnek vardır.”<br />
<br />
    “Onlarda sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır.” (bk. Mümtehine, 60/4, 6)<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188426" target="_blank" title="">Dini Fon Resimi - Rabbişrah lî sadrî Ve yessir lî emrî - V111220232324-N6.jpg</a> (Dosya Boyutu: 982.55 KB / İndirme Sayısı: 127)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188427" target="_blank" title="">Dini Fon Resimi - Rabbişrah lî sadrî Ve yessir lî emrî - V111220232324-N8.jpg</a> (Dosya Boyutu: 975.66 KB / İndirme Sayısı: 135)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188428" target="_blank" title="">Fon Cadres Calligraphy - rabbişrah li sadri- V090520251648-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 310.11 KB / İndirme Sayısı: 117)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188429" target="_blank" title="">Fon Cadres Calligraphy - rabbişrah li sadri- V090520251648-N8.jpg</a> (Dosya Boyutu: 300.46 KB / İndirme Sayısı: 117)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188430" target="_blank" title="">PSD Dini Grafik Tasarım-V161220231947-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 2.01 MB / İndirme Sayısı: 122)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188425" target="_blank" title="">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali.png</a> (Dosya Boyutu: 1.68 MB / İndirme Sayısı: 125)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu Arapça Yazılışı ve Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Rabbişrahli sadri ve yessirli emri ne demektir? Rabbişrahli duası kimin duası olarak bilinmektedir? Rabişrahli duasının faydaları nelerdir? Rabbişrahli sadri ve yessirli emri duası hangi durumlarda okunmaktadır? Rabbişrahli duasının Türkçe okunuşu ve Arapça yazılışı nasıldır? Duanın faziletleri nelerdir? Rabbişrahli sadri ve yessirli emri duasının anlamı, faziletleri ve okunuşu hakkındaki tüm bilgiler..<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Arapça Yazılışı</span></span><br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="font-size: x-large;" class="mycode_size"><br />
رَبِّ ٱشْرَحْ لِى صَدْرِى  وَيَسِّرْ لِىٓ أَمْرِى  وَٱحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِى  يَفْقَهُوا۟ قَوْلِى <br />
</span></span><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Okunuşu</span></span><br />
<br />
"Rabbişrahli Sadri, Ve yessir li emri, Vahlul ukdeten min lisani Yefkahu kavli.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri Duasının Türkçe Meali</span></span><br />
<br />
Mûsâ, dedi ki: <br />
<br />
“Rabbim! Göğsüme (Gönlüme) ferahlık ver, İşimi bana kolaylaştır, Dilimdeki tutukluğu çöz ki sözümü anlasınlar."<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">(Tâhâ Suresi 25-26-27. Ayetler)</span></span><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ARAPÇASI</span></span><br />
<br />
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي. وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي. وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي. يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا و فهمن وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">OKUNUŞU</span></span><br />
<br />
Rabbişrah lî sadrî, Ve yessir lî emrî, Vahlul ukdeten min lisânî, Yefkahû kavlî, Rabbi Zidnî İlmen Ve Fehmen Ve Elhıkni Bissalihin.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">ANLAMI</span></span><br />
<br />
Rabbim! Göğsümü aç, işimi kolaylaştır ve dilimdeki bağı çöz ki sözümü anlasınlar. Rabbim! İlmimi ve anlayışımı arttır ve beni salih kullara dahil eyle.<br />
<br />
Kuranı kerimde geçen dualar arasında bulunan ve Hz Musa peygamberin duası olarak bilinen Taha suresi 25 ve 28. Ayetleri arasında bulunan bir duadır. Hz Musa’nın dilinde olan pelteklik ve konuşma bozukluğundan dolayı insanlara Allah’ın emir ve yasaklarını bildirmek için bu duayı söylediği bildirilmektedir. Duanın sonunda dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar mealindeki durumdan da Hz Musa'nın durumu anlaşılmaktadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbişrahli Sadri ve Yessirli Emri Ne Demektir?</span></span><br />
<br />
Duanın anlamı Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır demektir. Duanın devamında ise dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Şeklinde devam etmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Türkçe Okunuşu Ve Arapça Yazılışı Nasıldır?</span></span><br />
<br />
Türkçe okunuşu ve anlamı; Rabbim göğsümü genişlet işimi kolaylaştır ve dilimin bağını çöz ki sözümü iyi anlasınlar. Olarak Türkçe tercüme edilmektedir. Arapça okunuşu ise; Rabbişrahli sadri ve yessirli emri vahlul ugdaten min lisani yefgahu gavli. Şeklinde okunmaktadır.<br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rabbi Zidni İlmen Duası ile Arapça Türkçe Okunuşu ve Anlamı</span></span><br />
<br />
Taha suresi 114. ayetinde geçen ilim için okunması tavsiye edilen "...Rabbişrah lî sadrî. Ve yessir lî emrî. Vahlul ukdeten min lisânî. Yefkahû kavlî." duasının Arapça Türkçe okunuşu, anlamı...<br />
<br />
Duâ, Allah’ın azameti ve ulviyeti karşısında kulun aczini itiraf et­mesi, muhabbet ve tazim duyguları içinde Allah’ın lütuf ve yardımını taleb etmesidir. Duâ kelimesinde, “çağırmak, seslenmek, istemek ve yardım talep etmek” mânâları olup, daha çok, “küçükten büyüğe, aşağıdan yukarıya vâki olan talep ve niyaz” anla­mında kullanılır. Dua etmek, ayet ve hadislerde övülmüş ve teşvik edilmiştir. “Korkarak ve umarak O’na dua edin.” (A’râf, 7/56) “Allah katında duadan daha şerefli bir şey yoktur.” (Tirmizî, De’avât, 1; İbn Mâce, Dua, 1)<br />
<br />
RABBİ ZİDNİ İLMEN DUASI İLE ARAPÇA TÜRKÇE OKUNUŞU VE ANLAMI<br />
<br />
رَّبِّ زِدْنِى عِلْمًا<br />
<br />
Tâhâ Sûresi: 114. Âyet<br />
<br />
Okunuşu: "...Rabbi zidnî ılmâ."<br />
<br />
Anlamı: “...Rabbim, ilmimi artır.”<br />
<br />
<br />
"Rabbi zidni ilmen ve fehmen ve el-hıkni bi’s salihin.Rabbişrahli sadri ve yessir li emri vahlü’l-ukdeten min lisani yefkahu kavli. Ya Hafız, Ya Rakib, Ya Nasır, Ya Allah. Rabbi yessir ve la tüassir, Rabbi temmim bi’l hayr.”<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Duanın Faziletleri Nelerdir?</span></span><br />
<br />
Duanın faziletleri arasında konuşma yapmak için kürsü veya hitabet noktalarında bulunan kişilerin akıcı konuşmasını sağlayan ve dinleyenlerin anlamasını kolaylaştıracak şekilde hitabet etmeyi kolaylaştırmak da faziletli ve hikmetli bir duadır. Herhangi bir durumda bir işe başlamak için de okunulması gereken bir dua olmaktadır. Kişinin kendini iyi ifade edebilmesinde faydalı olmaktadır. <br />
<br />
Önemli bir başlangıçta veya konuşmada kişinin hayırlı şekilde başlaması konusunda hikmetleri bulunan bir duadır. İş görüşmelerinde, sınav için, mülakatlara girişte okunmasının faydalı olduğu bilinmektedir.<br />
<br />
Duanın önemi kişinin rahat konuşmasını sağladığı gibi karşıdaki kişiler tarafından da kolaylıkla anlaşılabilmesini sağlamasıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dua Kaç Kere ve Nasıl Okunmalıdır?</span></span><br />
<br />
Duanın okunuşu için bir sayı belirlenmemektedir. Duanın okunuşu ise zor veya heyecanlı anlarda okunmasının oldukça faydalı olduğu yönündedir. Haklı olunan bir davada konuşma yapmadan önce okunması tavsiye edilmektedir. Duada okuma esnasında ihlaslı olmak Allah tarafından duyulduğunu hissetmek ve bir bağ oluşturmak duanın etkisi ve kabulü açısından oldukça mühim inceliklerdendir.<br />
<br />
Konuşmasında bozukluk olan veya kekemelik yaşayan kişilerin bu duayı sıklıkla zikretmeleri dillerinin bağının çözülmesi için oldukça faydalı olmaktadır. Konuşma güçlüğü çeken çocuklara da bu duanın okunması faydalı olmaktadır.<br />
<br />
<br />
    "Musa 'Rabbim!' dedi,<br />
    'Gönlüme ferahlık ver.<br />
    İşimi bana kolaylaştır.<br />
    Dilimden düğümü çöz.<br />
    Ki sözümü iyi anlasınlar.<br />
    Yakınlarımdan birini bana yardımcı ver.<br />
    Kardeşim Harun'u.<br />
    Onunla gücümü pekiştir.<br />
    Onu da görevime ortak et.<br />
    Tâ ki seni bol bol tesbih edelim.<br />
    Ve seni çok analım.<br />
    Kuşkusuz sen bizi görmektesin.' " (Tâhâ, 20/25-35)<br />
<br />
Bu âyetlerde, başta Resûl-i Ekrem (asm) olmak üzere Allah'ın birliği inancına çağrıda bulunacak bütün tebliğ adamlarına, hangi şartlar altında olursa olsun, Allah'a olan güveni bir an bile yitirmemek gerektiği fikri, Hz. Musa (as)'nın hayatından kesitler verilerek telkin edilmektedir.<br />
<br />
Nitekim Hz. Musa (as) kendisine verilen görevin ağırlığı karşısında başarısız olmaktan endişelenmiş, ama yine Rabbinin engin liitfuna sığınmıştı. Allah da ona, bu vazifeyi başarıyla yerine getirebilmesi için gönlünün ferahlatılması, zihninin açılması, işinin kolaylaştırılması, diline açıklık verilmesi ve yakınlarından bir yardımcıyla desteklenmesi hususundaki dileklerinin kabul edildiğini bildirmiş, devamındaki ayetlerde de kendisinin bu günlere nasıl geldiğini hatırlatmıştır. (bk. Tâhâ, 20/37-41)<br />
<br />
Bilindiği üzere, dua insanın ihtiyacını Rabbine arz etmesi, arzularını yerine getirmesi için yalvarıp yakarması manasına gelir. Bu açıdan bakıldığında, bir dua, dua sahibinin dertleriyle ne kadar ilişkili ise, arzularıyla ne kadar uyum içinde ise, meramını anlatmaya ne kadar yetenekli ise, o nispette  beliğ, o nispette edepli, o nispette makul, o nispette makbul olur.<br />
<br />
Şüphesiz her konuda olduğu gibi, dua hususunda da en maharetli kimseler peygamberlerdir. İşte Hz. Musa (as)’nın bu duası da bu özelliklere sahip bir arzuhaldir.<br />
<br />
Hz. Musa (as)’nın o esnada en muhtaç olduğu şey, göğsünün, kalbinin geniş olması; -bir yandan muhataplarına hikmetli ve ikna edici söz söyleyecek kapasiteye sahip olması, diğer taraftan onların direnmelerine karşı sabırla, ısrarla tebliğini sürdürmesidir- “Kalbimi genişlet!..” duasıyla bu gibi ihtiyaçlarının karşılanmasını istemiştir.<br />
<br />
Keza, ilahlık dava eden  ceberut  bir Firavun'a karşı başkaldırmak, kudretli ordulara sahip olan ülkenin yöneticilerine karşı yepyeni bir din anlayışını ilan etmek, elbette tarifi zor bir görevdir. İşte, Hz. Musa (as), “İşimi kolaylaştır.” duasıyla, normal şartlar içerisinde altından kalkmanın imkânsız olduğu bir ortamda, Allah’ın lütuf ve keremiyle kendisine yardım etmesini, -sebepler dairesindeki hikmetiyle değil- bütün sebeplerin ötesinde o sonsuz kudretiyle işini kolay etmesini istemiştir.<br />
<br />
Hz. Musa (as), Firavun ve taraftarlarıyla giriştiği mücadele, bilinen kılıçla değil, dil kılıcıyla yapılıyordu. Bu yüzden bu manevî meydan muharebesinde en çok muhtaç olduğu silah dilin/lisanın mermileri olan fesahat ve belagattır. İşte Hz. Musa, bu savaşı kazanmak için en çok muhtaç olduğu dil kılıcının keskin olmasını, dil yayından fırlatacağı sözcük oklarının hedefine tam isabet etmesini,<br />
<br />
    “Çözüver şu dilimin bağını, ta ki anlasınlar sözümü!"<br />
<br />
duasıyla rabb-ı rahiminin dergâh-ı rahmetine iltica etmiştir.<br />
<br />
Demek ki, muhatabın konuyu anlaması ve ikna olması için,  hatibin dersini çok iyi çalışması ve çok iyi anlatması gerekir. Ayetten bu dersi öğrenmek de önemli bir noktadır.<br />
<br />
- Göğsün rahatlamasının bir maksadı da "gönlün ilâhî nurla dolması" anlamına gelebilir. Çünkü, ilâhî nurla dolan gönül, hem rahatlar hem de cesaretlenir. Bunlar ayrıca, sıkıntıdan, moralsizlikten, endişeden ve korkudan sıyrılmayı da ifade etmektedir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), genel anlamda yardım isteme yerine, yardımı detaylı bir şekilde istemektedir. Önce göğsünün genişletilmesini, ardından işinin çok zor olması nedeniyle kolaylaştırılmasını istemiştir. Buradan şunu anlayabiliriz: İnsan, yapacağı olumlu bir iş için Allah'ın yardımını istemelidir. Yüce Allah'ın kendisine yardım edeceğinin hem inancında hem de bilincinde olmalıdır.<br />
<br />
- Hz. Musa (as)'nın konuşmasındaki tutukluk, dilindeki pelteklik onun konuşmasının anlaşılmasını engelliyordu. Düğüm denen şey, muhatabın anlamasına engel olan durumdu. Buna göre dinleyen kadar konuşan ve konuştuğu şeyin anlaşılması da önemlidir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), iyi konuşup karşıdakinin anlamasını temin eden, kendisine destek çıkan, işini paylaşmak için bu istekte bulunmuştur. Hz. Musa (as), Yüce Allah'tan, Hz. Harun (as)'u peygamber olarak görevlendirerek, onunla sırtını kuvvetlendirmesini istedi.<br />
<br />
Diğer taraftan, onu işinde ortak edinecekti. Bir Müslüman kendisine verilen görevin altından kalkıp kalkamayacağını, bu konudaki gücünü, yeteneğini, yeterliliğini bilmeli ve gerekeni yapmalıdır. Gerektiğinde yanına bir yardımcı almalıdır. Diğer taraftan, kardeş kardeşi kıskanmamalı, kardeşindeki farklılığı görebilmeli ve ona göre ondan istifade edebilmelidir.<br />
<br />
- Hz. Musa (as), ilâhî vahyi tebliğ edebilmesi için dilindeki kekemeliğin kaldırılmasını, kardeşi Harun'un, kendisine yardımcı olabilmesi için peygamber seçilmesini istedikten sonra, Allah'ın yardımı ile elde edecekleri güvenli bir ortamda ibadet yapma özgürlüğünü elde etmek istemiştir.<br />
<br />
- "Şüphesiz sen bizi görmektesin" ifadesi, öncelikle bir dua ve zikirdir. Ayrıca, bize yardım et, bizi gözet, bize sahip çık anlamını amaç etmektedir. Bizim içimiz ve davranışlarımızı biliyor ve gözlüyorsun, aynı zamanda bizim ihtiyaçlarımızı da biliyorsun. Duamızla ihtiyaçlarımız örtüşüyorsa bize gereken yardımı yaparsın, demektir.<br />
<br />
Allah, Hz. Musa (as)'ın duasını bize bildirerek, bizim de buna uygun bir hayat sürmemizi istemektedir:<br />
<br />
    “İbrâhim'de ve onunla beraber olanlarda size güzel bir örnek vardır.”<br />
<br />
    “Onlarda sizin için, Allah'a ve âhiret gününe kavuşmayı arzu edenler için güzel bir örnek vardır.” (bk. Mümtehine, 60/4, 6)<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188426" target="_blank" title="">Dini Fon Resimi - Rabbişrah lî sadrî Ve yessir lî emrî - V111220232324-N6.jpg</a> (Dosya Boyutu: 982.55 KB / İndirme Sayısı: 127)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188427" target="_blank" title="">Dini Fon Resimi - Rabbişrah lî sadrî Ve yessir lî emrî - V111220232324-N8.jpg</a> (Dosya Boyutu: 975.66 KB / İndirme Sayısı: 135)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188428" target="_blank" title="">Fon Cadres Calligraphy - rabbişrah li sadri- V090520251648-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 310.11 KB / İndirme Sayısı: 117)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188429" target="_blank" title="">Fon Cadres Calligraphy - rabbişrah li sadri- V090520251648-N8.jpg</a> (Dosya Boyutu: 300.46 KB / İndirme Sayısı: 117)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188430" target="_blank" title="">PSD Dini Grafik Tasarım-V161220231947-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 2.01 MB / İndirme Sayısı: 122)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Sübhanallahi ve Bihamdihî Sübhanallahil Aziym Estağfirullah Zikri]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34311</link>
			<pubDate>Sat, 19 Jul 2025 00:42:39 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34311</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188402" target="_blank" title="">Sübhanallahi ve Bihamdihî Sübhanallahil Aziym Estagfirullah Zikri.png</a> (Dosya Boyutu: 1.25 MB / İndirme Sayısı: 83)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sübhanallahi ve Bihamdihî Sübhanallahil Aziym Estağfirullah Zikri</span></span><br />
<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ <br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi<br />
<br />
Allâh’ı hamd ile yani her türlü övgüyü kendisine ait kılarak ve her türlü kemâlatın da kendisine ait olduğunu kabul ederek tesbih ederim. Çünkü O, acizlik yahut zayıflık ya da başka bir şeye muhtaçlık sayılabilecek eksiklik ifâde eden tüm sıfâtların kendisinde asla bulunmayacağı tek zattır.<br />
<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ<br />
<br />
Sübhanallahi’l Azim<br />
<br />
Azîm yani her şeyden ve herkesten yüce olan Allâh’ı, noksan sıfâtlardan tenzih ederek tesbih ederim. Hiçbir kimseyi, hiçbir konuda O’na eş ve benzer, denk ve eşit ya da daha ileri konuma getirmem. Çünkü O, her şeyden ve herkesten güçlü ve büyüktür. Kudreti ve egemenliği karşı konulamaz derecededir.<br />
<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ  سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ<br />
<br />
Sübhanallahi ve Bihamdihî Sübhanallahil Aziym Estağfirullah<br />
<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Sübhanallahi ve Bihamdihî, Sübhanallahi'l Azîm Estağfirullah..."</span></span><br />
<br />
<br />
"Allah'ı tesbih ederim, O'na hamd ederim. <br />
Büyük olan Allah'ı tesbih ederim, <br />
Allah Teâlâ'dan mağfiret dilerim" <br />
Abdullah bin Ömer (r.a.) naklediyor: <br />
Bir adam Rasûlullah Aleyhisselâm'a geldi ve:<br />
"Yâ Rasûlallah! Dünya benden yüz çevirdi ve elimdeki mal azaldı.." diye şikâyette bulundu. <br />
Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm:<br />
"Sen meleklerin duâsı ve yaratılmışların tesbihinden neredesin? Bütün yaratıklar onunla rızıklanıyorlar, niçin bu tesbihi okumuyorsun?" buyurdu. <br />
Adamcağız:<br />
"Yâ Rasûlallah! O tesbih nedir?" deyince,<br />
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular:<br />
"Fecrin doğuşundan sabah namazını kılıncaya kadar yüz kere:<br />
"Sübhanallahi ve bihamdihî, sübhanallahi'l azîm estağfirullah."<br />
"Allah'ı tesbih ederim, O'na hamd ederim. Büyük olan Allah'ı tesbih ederim, Allah Teâlâ'dan mağfiret dilerim.." <br />
de ki, dünya boyun eğerek, alçak bir şekilde sana gelsin. <br />
Ve böyle dersen, Allah söylediğin her kelimeye karşılık kıyamet gününe kadar, kendisini tesbih eden bir melek yaratır ki, onun sevabı senin olur.."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ebû Hüreyre’den: Peygamber Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:</span></span><br />
<br />
“İki söz vardır ki onlar dile hafiftir­ler, terazide ağırdırlar; Rahman olan Allah’a sevimlidirler, bunlar: Sübhânellâhi ve bihamidihî, Sübhânellâhil’azîm. (Allah’a hamd ederek O’nu noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce Al­lah’ı tenzih ederim). (Buhari, Kitâbu’d-Daavât, 65)<br />
<br />
    Bu zikir ve tesbih 100 kere okunursa insanın günahları affedilir.<br />
    Maddi veya manevi herhangi bir sıkıntı içerisine düşen bir kimse bu zikir sayesinde Allah’ın izniyle sıkıntılarından kurtulur.<br />
    Eğer küçük yaşta çocuklar uykularında korkuyorsa yanlarında bu zikri hafif bir şekilde okuyun. Allah’ın izniyle çocuklar daha rahat ve korkusuz şekilde uykuya dalar.<br />
    Helal kazanç elde etmekte zorlanan kimse bu zikirle rahatlığa erebilir.<br />
    Allah’ın rahmeti, bu zikri okuyanların üstünde olur.<br />
    Günde 100 kere okuyan biri, hem ev ve aile hayatında, hem de iş hayatında bolluk ve berekete kavuşur.<br />
    Bir kimse bu zikri hangi niyetler okur veya tesbih ederse, o niyet zikri çekenin ayağına gelir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın en Sevdiği Zikir</span></span><br />
<br />
Ebü Zer’den (Radıyallahu Anh)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:<br />
<br />
Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah katında en sevimli olan sözü sana bildireyim mi? Allah’a en sevimli olan söz: ‘Sübhânellâhi ve bihamdihî’dir.”<br />
<br />
Başka bir rivayette de: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e “hangi söz daha faziletli­dir?” diye soruldu?<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Tealâ’nın melekleri için yahud kulları için seçtiği şu sözdür: ‘Sübhânellâhi ve bihamdihî’ (Allah’a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim). (Müslim, Mesacid, 17)<br />
“Cennette bir hurma ağacı dikilir.”<br />
<br />
Cabir’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim ‘Sübhânellâhi ve bihamdihî’ (Allah’a hamd eder olduğum halde O’nu noksanlıklardan tenzih ede­rim.) derse; onun için Cennette bir hurma ağacı dikilir.’’(Sünen-i Tirmizî, Kitabu’d-Daavat, 60)<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:<br />
<br />
“Kim, ‘Sübhânellâhi ve bihamdihî’ – “Allah’ı hamdiyle tesbih ederim” derse denizin köpükleri kadar bile günahı olsa bağışlanır.” (Buhârî, Deavat: 27; Müslim, Zikr: 17)<br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l Azim<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ<br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l Azim<br />
Günde 100 defa “sübhânallâhi ve bi-hamdihî”<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa “Sübhânallâhi ve bi-hamdihî” derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.”<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">En kıymetli, en sevaplı tesbih ve zikir</span></span><br />
<br />
“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e ‘sözlerin en faziletlisi hangisidir’ diye soruldu. Şöyle buyurdu: Allâh’ın melekleri ve kulları için seçtiği  سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ  sözüdür.” (Sahih Hadis) Müslim (2731); Tirmizî (3594)<br />
<br />
Başka bir rivâyet ise şöyledir:<br />
<br />
“Allâh’a sözlerin en sevimlisi  سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ sözüdür.” (Sahih Hadis) Müslim (2731); Ahmed (21429)<br />
<br />
Kim Bayram günü 300 defa :<br />
<br />
Bayram Günü 300 defa “Subhanallahi ve Bihamdihi” okumanın fazileti<br />
<br />
“Sübhanallahi ve bihamdihi” der ve bunu Müslümanların ölülerine hediye ederse;her mü’minin kabrine bin nur girer ve o kişi vefat ettiği zaman Allahü Teala kendisinin kabri için de bin nur verir.” (Taberani,Meu’cemü’l-Evsat,1/357)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sübhânallâhi ve bi-hamdihî Sübhânallâhi’l-azîm Zikrinin Fazileti ve Önemi</span></span><br />
<br />
Sübhânallah ne demek? Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhi’l-azîm zikrinin fazileti ve önemi nedir?<br />
<br />
Sahîh-i Müslim’de Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- rivâyetiyle, Server-i Âlem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyuruyorlar:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki; lisanda hafif, terazide ağır, Allah Teâlâ’nın yanında çok sevgilidir. Bu iki kelime;<br />
<br />
سُبْحانَ اللّٰهِ وَبِحَمْده۪ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ<br />
<br />
«Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhi’l-azîm»dir.”<br />
<br />
Bu iki kelimeyi her mü’min her zaman söylemeli ve mânâlarını kalbinde saklamalıdır. Çünkü bu iki kelimenin içinde mübârek ilimler ve derin mânâlar vardır.<br />
<br />
«Sübhânallah» demek; “Ey Allâh’ım! Sen bütün ayıplardan ve bütün noksan sıfatlardan münezzehsin, berîsin. Sen’de hiçbir ayıp, kusur ve noksanlık yoktur. Bozuk inançlardan ve itikādı bozuk olanların itikādından Sana sığınırım.” demektir.<br />
<br />
«Ve bihamdihî» demekle; dünyadaki bütün mahlûkata bütün nimetleri yaratıp gönderen Allah Teâlâ’nın, noksan sıfatlardan berî olduğu gibi, bütün kâmil ve olgun sıfatlarla muttasıf olduğu söylenmiş olur.<br />
<br />
Mîzânın her bir kefesi gökyüzü kadar büyüktür. Keremi, ihsanı bol olan Allah Teâlâ; bu kadar büyük bir mîzan kefesini dolduracak kadar sevap vermeyi va‘detmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BUNU DOLDURMAYA KİMİN GÜCÜ YETER?</span></span><br />
<br />
Nitekim, rivâyet olunur ki; Şuayb -aleyhisselâm- bir münâcâtında, Allah Teâlâ’dan kendisine mîzânı göstermesini niyaz etti. Allah Teâlâ da gösterdi. Şuayb -aleyhisselâm- mîzânın büyüklüğünü görünce;<br />
<br />
“–Yâ Rabbi! Bunu doldurmaya kimin gücü yeter?” dedi.<br />
<br />
Kerîm ve Rahîm olan Rabbi’l-Âlemîn;<br />
<br />
“–Yâ Şuayb! Kulumun bir kerecik; «Sübhânallâhi ve bi-hamdihî» demesi ile sevap kefesini ağzına kadar doldururum.” buyurdu.<br />
<br />
Ey kardeş! Samimiyetle dilini zikirle meşgul et… Mîzânını sevaplarla doldur…<br />
<br />
Yine Sahîh-i Müslim’de, Sultânü’l-enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz’in zevcelerinden Cüveyriye -radıyallâhu anhâ- anlatır:<br />
<br />
Peygamber -aleyhisselâm- bir gün sabah namazını kıldıktan sonra, erkenden evden çıktı. Kuşluk vakti tekrar eve döndü. Dönünce;<br />
<br />
“–Yanından ayrıldığımdan beri hep burada oturup zikirle mi meşgul oldun?” diye sordu. O da;<br />
<br />
“–Evet.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber -aleyhisselâm- şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Senin yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa, sevap bakımından onlara eşit olur: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî:<br />
<br />
Yarattıkları sayısınca, kendisinin hoşnut olduğunca, Arş’ının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben Allâh’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim.” (Müslim, Zikir, 79)<br />
<br />
Şimdi, müslümanların bu tesbîhi dillerinden düşürmeyip çok sevap kazanmaları lâzımdır.<br />
<br />
Ey kardeş! Sakın bu fırsatı kaçırma ve şeytana mağlûp olma!..<br />
Siz Her Gün Bin Sevap Kazanmaktan Âciz misiniz?<br />
<br />
Ne fırsatlar var. İşte bir başka fırsat:<br />
<br />
Sa‘d bin Ebî Vakkas -radıyallâhu teâlâ anh- anlatır:<br />
<br />
Hazret-i Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yanında oturuyorduk. Buyurdular ki:<br />
<br />
“–Siz her gün bin sevap kazanmaktan âciz misiniz?”<br />
<br />
Bir kimse sordu:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlâllah! Bin sevap nasıl kazanılır?”<br />
<br />
Buyurdular ki:<br />
<br />
“–Yüz kere «Sübhânallah» diyene bin sevap yazılır. Yahut bin günahı affolunur.” (Müslim, Zikir, 37)<br />
<br />
Müjdeler olsun o mü’mine ki; her gün, her gece Allah Teâlâ’yı zikreder. Allâh’ı zikretmenin, O’nu tâzim için kıyâm etmenin kıymetini ifade sadedinde şu temsili anlatırlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İBRETLİK KISSA</span></span><br />
<br />
Gölgesi ağaca demiş ki:<br />
<br />
“–Biz ikimiz arkadaşız. Beraber dünyaya geldik, beraber büyüdük. Daima güneşle aramızda perde olup, onun yüzünü görmeme mâni olmak sana yakışır mı? Ne zaman ki, güneş benim tarafıma meyletse, sen aramıza giriyorsun. Niçin böyle yapıyorsun?”<br />
<br />
Ağaç da demiş ki:<br />
<br />
“–Hâşâ, ben sana mâni değilim. Benim güneşi görmem, gece ve gündüz ayakta olup Allah Teâlâ’yı zikretmem sebebiyledir. Sen ise daima yan gelip yatarsın. Bu hâlinle güneşi nasıl görürsün?”<br />
<br />
Ey kardeş! Gözünü aç. Hak Teâlâ’nın kudreti her şeyde görülüyor. Dilini ve kulağını kötü şeylerden koru ki, Allah Teâlâ’ya yakın olasın.<br />
<br />
Sahîh-i Müslim’de Ebû Zer -radıyallâhu anh-’tan rivâyet olunur. Rasûlullah Efendimiz buyurmuşlar ki:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi (ve kemiği) için bir sadaka gerekir. Binâenaleyh her tesbih sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil sadakadır, her tekbir sadakadır. İyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rekât namaz bütün bunları karşılar.” (Müslim, Müsâfirîn, 84)<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm- dedi ki:<br />
<br />
“–Yâ Rabbî! Benim çalışıp kazanmak ile meşgul olmamı irade ettin. Öyleyse bana bir kelime öğret ki, bütün hamdleri içine alsın ve bütün tesbihlerin yerini tutsun.”<br />
<br />
Hak Teâlâ vahiy gönderdi:<br />
<br />
“Yâ Âdem! Sabah ve akşam üç kere şunu söyle:<br />
<br />
Elhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn. Hamden yüvâfî niamehû ve yükâfî mezîdeh.”<br />
<br />
Bu söz bütün hamdleri ve tesbihleri şâmildir.<br />
<br />
Şeyh Yahya bin Muâz-ı Râzî -rahmetullâhi aleyh- münâcâtında şöyle yakarıyordu:<br />
<br />
“Yâ Rabbî! Bütün ibâdetleri yapsam, karşılığında hiçbir sevap vermesen ağzımı açıp bir şey diyemem!<br />
<br />
Yâ Rabbî! Kıyâmet günü, günahlarımdan sual edersen; «Rahmet hazinelerin nerededir?» derim.<br />
<br />
Eğer beni yabancılarla birlikte cehenneme koyarsan, orada Sen’in muhabbetinden söz ederim.”<br />
<br />
Şeyh Yahya Hazretleri bu şekilde münâcâtını bitirince bir ses duydu:<br />
<br />
“Ey Yahya! Hak celle ve alâ, dostlarını düşmanlarından ayırır. Onları müşâhede-i cemal ile şereflendirir.”<br />
<br />
Derhâl evden çıkıp şehre vardı ve feryâda başladı:<br />
<br />
“Ne kadar günahkâr isem de, O’nun rahmetinden ümitsiz değilim. Ben O’nu dost tutarım. O beni dost tutar.”<br />
<br />
Naklederler ki; fâsık ve fâcir bir kimse, bir gün hasta oldu. Öleceğinin yaklaştığını anladı. Amel defterinde bir iyilik göremeyip hep günahlarla dolu olduğunu müşâhede etti.<br />
<br />
Cân u gönülden bir; «Âh!» etti ve dedi ki:<br />
<br />
Bir günâh etse kişi bin bir gün âh etmek gerek,<br />
Bin günâhım var, İlâhî, bir gün âhım yok benim…<br />
<br />
Ey dünyanın ve âhiretin sahibi! Affet şu fakir kulunu ki ne dünyası vardır, ne âhireti…”<br />
<br />
Bu şekilde can verdi. Akşam oldu. Basra sakinleri rüyalarında gördüler ki, filân yerde bir velî vefat etti. Kim onun cenâze namazını kılarsa, bütün günahları affolup, cümle ibâdetleri kabul olur. (Altıparmak Tarihi)<br />
<br />
Merhamet et bize yâ Rabbi, o gün,<br />
Günahlarımıza bakma yâ Rabbî!<br />
Îmân ehline Sen; «Dostum!» diyorsun. (el-Bakara, 257)<br />
Dostlarını nârda yakma yâ Rabbî! (Gülzâr-ı İrfan)<br />
<br />
<br />
Sübhânallahi ve bi-hamdihî, estağfirullâh ve etûbü ileyh ne demek? Sübhânallahi ve bi-hamdihî, estağfirullâh ve etûbü ileyh zikrinin anlamı ve fazileti nedir?<br />
<br />
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefatından önce sık sık “Sübhânallahi ve bi-hamdihî, estağfirullâh ve etûbü ileyh: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tövbe ederim” derdi. (Buhârî, Ezân 123, 139; Müslim, Salât 218-220)<br />
Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin önemini Resûl-i Ekrem Efendimiz muhtelif ifadelerle dile getirmiştir. Bu zikrin “Allah’ın en çok hoşlandığı söz” olduğunu söylemiştir. “Bir kimse günde yüz defa sübhânallahi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” buyurmuştur. Yine sübhânallahi ve bi-hamdihî diyen kimseye “Cennette bir hurma ağacı dikileceğini” müjdelemiştir.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Rabbine kavuşacağını bildiği günlerde bu zikri dilinden düşürmemesi, onun önemini göstermeye yeterlidir.<br />
<br />
Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, hem tesbihi hem hamdi hem de tövbe ve istiğfârı ihtiva eden bu zikri, Mekke’nin fethinden sonra kıldığı namazlarda, özellikle bu namazların rükû ve secdesinde çokça okumaya başlamıştı. Hz. Âişe bunun sebebini sordu. Peygamber  aleyhisselâm da “Rabbim bana ümmetimde bir alâmet göreceğimi, onu gördüğüm zaman bu zikri çokça söylememi emretmişti. Ben de alâmeti gördüm” buyurdu. (Müslim, Salât 220) Demek oluyor ki, Resûl-i Ekrem Efendimiz Mekke’nin müslümanların eline geçmesinden, Müslümanların düşmanları karşısında büyük bir zafer kazanmasından ötürü Allah’a şükrünü, hamdini ifade ediyordu. Bunu ona, “İzâ câe nasrullâhi ve’l-feth” diye başlayan 110. Nasr sûresini göndermekle Cenâb-ı Hak emretmiş ve “Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit, Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir” buyurmuştu.<br />
<br />
Nasr sûresinin nâzil olmasının bir başka mânası da Bu sûre Resûl-i Ekrem’e vefatının yaklaştığını da haber vermesiydi. İşte bu sebeple Allah'ın Resûlü, hadisimizde Hz. Âişe annemizin de dediği gibi, vefatından önce Rabbine bol bol hamdediyor, O’nu tesbih ediyor, O’ndan bağışlanma diliyordu.<br />
Hadisten Öğrendiklerimiz<br />
<br />
1. Resûlullah Efendimiz vefatının yaklaştığını öğrenince, Cenâb-ı Hakk’ın emrine uyarak, hadisimizde geçen zikri bol bol söylediği gibi, biz de belli bir yaştan sonra dünyaya vedâ etme zamanının yaklaştığını daha çok düşünmeli ve bu zikri daha çok okumalıyız.<br />
<br />
2. Peygamber-i Zîşân Efendimiz bizim biricik örneğimizdir. Onun izinden gitmeli, yaptığını yapmalıyız.<br />
<br />
<br />
Hadisle müjdelenen Allah'ın (c.c) en çok hoşlandığı söz...<br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
“Allah’ın en çok hoşlandığı sözü sana bildireyim mi? Allah’ın en çok hoşlandığı söz, sübhânallahi ve bi-hamdihî demektir”, buyurdu. (Müslim, Zikir 85)<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
1411 numaralı hadisteki iki cümleden ibaret zikrin birinci cümlesi bu idi. Yanından ayrılmayan bazı fakir sahâbîleri böyle müjdelerle sevindirdiğini bildiğimiz Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Müslim’deki rivayetten öğrendiğimize göre, Ebû Zerr’e:<br />
<br />
- “Allah’ın en çok hoşlandığı sözü sana bildireyim mi?” diye sorduğu zaman, Ebû Zer:<br />
<br />
- Yâ Resûlallah! Allah’ın en çok hoşlandığı sözü bana bildir, diye sevinmişti. “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” anlamındaki bu son derece muhtevalı zikri herhalde Ebû Zer radıyallahu anh bir daha dilinden bırakmamıştır. Ebû Zerr’in Sahîh-i Müslim’deki diğer rivayetine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:<br />
<br />
- Hangi söz (zikir) daha faziletlidir? diye sorulmuştu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz:<br />
<br />
- Allah’ın melekleri veya kulları için seçtiği sübhânallâhi ve bi-hamdihî (Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim) sözüdür, buyurmuştu (Müslim, Zikr 84). <br />
<br />
Şüphesiz zikirlerin en üstünü Allah’ın kelâmı olan Kur'ân-ı Kerîm’dir. Onu okumak ve hele mânasını anlamaya çalışmak suretiyle okumak insana daha fazla sevap kazandırır. Hadîs-i şerîflerde geçen zikirleri Peygamber Efendimiz’e Cenâb-ı Hakk’ın öğrettiğinde şüphe yoktur. Hadisimizin diğer rivayetinde geçen “Allah’ın melekleri veya kulları için seçtiği” zikir sözü de bunu göstermektedir. Öyle de olsa, bu zikirleri, sevap bakımından Kur'ân-ı Kerîm ile mukayese etmek mümkün değildir. Bununla beraber insan her zaman Kur’an okuyamaz. İşte bu sebeple bir kimse yakaladığı fırsatları değerlendirmeli, bir iki defa söylemekten ibaret bile olsa Resûlullah’ın öğrettiği zikirleri tekrarlamalıdır.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bazı zikirlerin Allah Teâlâ’yı daha çok hoşnut ettiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple onları daha fazla okumaya çalışmalıdır. <br />
    Sübhânallahi ve bi-hamdihî zikri en makbûl zikirlerden biridir.<br />
<br />
Kabîsa b. Muharik anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber (a.s.m)'e gittim. “Ey Kabîsa! Seni buraya getiren sebep nedir?” diye sordu. Ben de: “Yaşım ilerledi, kemiklerim inceldi, bu sebeple Allah’ın beni faydalandıracağı bir şeyi bana öğretmen için sana geldim.” dedim. (Şöyle buyurdu):<br />
<br />
    “Ey Kabîsa! (Şu dediklerimi yaparsan), yanından geçtiğin her bir taş, ağaç ve toprak parçası mutlaka senin için Allah’tan bağışlamanı dilerler. Ey Kabîsa! Sabah namazını kıldıktan sonra, üç defa ‘Subhanellahi’l-azîm ve bi hamdihi’ duasını okuduğun zaman, körlükten, cüzamdan ve felçten muaf olacaksın. Ey Kabîsa! De ki: ‘Allah’ım! Ben senin nezdinde bulunan(lütfun)dan isterim. Üzerime ikramlarından akıt, rahmetinden üstüme yay ve üzerime bereketlerinden indir.” (Cem’ul-Fevaid, 1/20; Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, 3/431)<br />
<br />
Ebû Hüreyre'den: Peygamber Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
    "İki söz vardır ki onlar dile hafiftir­ler, terazide ağırdırlar; Rahman olan Allah'a sevimlidirler, bunlar:<br />
<br />
    'Sübhânellâhi ve bihamidihî, Sübhânellâhil'azîmi./ Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce Al­lah'ı tenzih ederim.'." (Buhari, Kitâbu'd-Daavât, 65)<br />
<br />
Ebü Zer'den (Radıyallahu Anh) bize rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
    "Allah katında en sevimli olan sözü sana bildireyim mi? Allah'a en sevimli olan söz: 'Sübhânellâhi ve bihamdihî'dir."<br />
<br />
Ve bir rivayette de: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e soruldu, hangi söz daha faziletli­dir? Peygamber buyurdu: "Allah Tealâ'nın melekleri için yahud kulları için seçtiği şu sözdür: Sübhânellâhi ve bihamdihî / (Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim)." (Müslim, Mesacid, 17)<br />
<br />
Cabir'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    "'Kim Sübhânellâhi ve bihamdihî / Allah'a hamd eder olduğum halde onıı noksanlıklardan tenzih ede­rim' derse; onun için cennette bir hurma ağacı dikilir.’’ (Sünen-i Tirmizî, Kitabu'd-Daavat, 60)<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:<br />
<br />
    “'Kim, Allah’ı hamdiyle tesbih ederim.' derse denizin köpükleri kadar bile günahı olsa bağışlanır." (Buhârî, Deavat: 27; Müslim, Zikr: 17)<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188403" target="_blank" title="">Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil azim zikrinin Arapçası.jpg</a> (Dosya Boyutu: 33.31 KB / İndirme Sayısı: 76)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188402" target="_blank" title="">Sübhanallahi ve Bihamdihî Sübhanallahil Aziym Estagfirullah Zikri.png</a> (Dosya Boyutu: 1.25 MB / İndirme Sayısı: 83)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sübhanallahi ve Bihamdihî Sübhanallahil Aziym Estağfirullah Zikri</span></span><br />
<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ <br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi<br />
<br />
Allâh’ı hamd ile yani her türlü övgüyü kendisine ait kılarak ve her türlü kemâlatın da kendisine ait olduğunu kabul ederek tesbih ederim. Çünkü O, acizlik yahut zayıflık ya da başka bir şeye muhtaçlık sayılabilecek eksiklik ifâde eden tüm sıfâtların kendisinde asla bulunmayacağı tek zattır.<br />
<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ<br />
<br />
Sübhanallahi’l Azim<br />
<br />
Azîm yani her şeyden ve herkesten yüce olan Allâh’ı, noksan sıfâtlardan tenzih ederek tesbih ederim. Hiçbir kimseyi, hiçbir konuda O’na eş ve benzer, denk ve eşit ya da daha ileri konuma getirmem. Çünkü O, her şeyden ve herkesten güçlü ve büyüktür. Kudreti ve egemenliği karşı konulamaz derecededir.<br />
<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ  سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ<br />
<br />
Sübhanallahi ve Bihamdihî Sübhanallahil Aziym Estağfirullah<br />
<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Sübhanallahi ve Bihamdihî, Sübhanallahi'l Azîm Estağfirullah..."</span></span><br />
<br />
<br />
"Allah'ı tesbih ederim, O'na hamd ederim. <br />
Büyük olan Allah'ı tesbih ederim, <br />
Allah Teâlâ'dan mağfiret dilerim" <br />
Abdullah bin Ömer (r.a.) naklediyor: <br />
Bir adam Rasûlullah Aleyhisselâm'a geldi ve:<br />
"Yâ Rasûlallah! Dünya benden yüz çevirdi ve elimdeki mal azaldı.." diye şikâyette bulundu. <br />
Efendimiz Aleyhissalâtü Vesselâm:<br />
"Sen meleklerin duâsı ve yaratılmışların tesbihinden neredesin? Bütün yaratıklar onunla rızıklanıyorlar, niçin bu tesbihi okumuyorsun?" buyurdu. <br />
Adamcağız:<br />
"Yâ Rasûlallah! O tesbih nedir?" deyince,<br />
Efendimiz Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdular:<br />
"Fecrin doğuşundan sabah namazını kılıncaya kadar yüz kere:<br />
"Sübhanallahi ve bihamdihî, sübhanallahi'l azîm estağfirullah."<br />
"Allah'ı tesbih ederim, O'na hamd ederim. Büyük olan Allah'ı tesbih ederim, Allah Teâlâ'dan mağfiret dilerim.." <br />
de ki, dünya boyun eğerek, alçak bir şekilde sana gelsin. <br />
Ve böyle dersen, Allah söylediğin her kelimeye karşılık kıyamet gününe kadar, kendisini tesbih eden bir melek yaratır ki, onun sevabı senin olur.."<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ebû Hüreyre’den: Peygamber Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:</span></span><br />
<br />
“İki söz vardır ki onlar dile hafiftir­ler, terazide ağırdırlar; Rahman olan Allah’a sevimlidirler, bunlar: Sübhânellâhi ve bihamidihî, Sübhânellâhil’azîm. (Allah’a hamd ederek O’nu noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce Al­lah’ı tenzih ederim). (Buhari, Kitâbu’d-Daavât, 65)<br />
<br />
    Bu zikir ve tesbih 100 kere okunursa insanın günahları affedilir.<br />
    Maddi veya manevi herhangi bir sıkıntı içerisine düşen bir kimse bu zikir sayesinde Allah’ın izniyle sıkıntılarından kurtulur.<br />
    Eğer küçük yaşta çocuklar uykularında korkuyorsa yanlarında bu zikri hafif bir şekilde okuyun. Allah’ın izniyle çocuklar daha rahat ve korkusuz şekilde uykuya dalar.<br />
    Helal kazanç elde etmekte zorlanan kimse bu zikirle rahatlığa erebilir.<br />
    Allah’ın rahmeti, bu zikri okuyanların üstünde olur.<br />
    Günde 100 kere okuyan biri, hem ev ve aile hayatında, hem de iş hayatında bolluk ve berekete kavuşur.<br />
    Bir kimse bu zikri hangi niyetler okur veya tesbih ederse, o niyet zikri çekenin ayağına gelir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Allah’ın en Sevdiği Zikir</span></span><br />
<br />
Ebü Zer’den (Radıyallahu Anh)’dan rivayet edildiğine göre şöyle demiştir:<br />
<br />
Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah katında en sevimli olan sözü sana bildireyim mi? Allah’a en sevimli olan söz: ‘Sübhânellâhi ve bihamdihî’dir.”<br />
<br />
Başka bir rivayette de: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem’e “hangi söz daha faziletli­dir?” diye soruldu?<br />
<br />
Peygamber Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurdu:<br />
<br />
“Allah Tealâ’nın melekleri için yahud kulları için seçtiği şu sözdür: ‘Sübhânellâhi ve bihamdihî’ (Allah’a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim). (Müslim, Mesacid, 17)<br />
“Cennette bir hurma ağacı dikilir.”<br />
<br />
Cabir’den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Kim ‘Sübhânellâhi ve bihamdihî’ (Allah’a hamd eder olduğum halde O’nu noksanlıklardan tenzih ede­rim.) derse; onun için Cennette bir hurma ağacı dikilir.’’(Sünen-i Tirmizî, Kitabu’d-Daavat, 60)<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:<br />
<br />
“Kim, ‘Sübhânellâhi ve bihamdihî’ – “Allah’ı hamdiyle tesbih ederim” derse denizin köpükleri kadar bile günahı olsa bağışlanır.” (Buhârî, Deavat: 27; Müslim, Zikr: 17)<br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l Azim<br />
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ العَظِيمِ<br />
<br />
Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahi’l Azim<br />
Günde 100 defa “sübhânallâhi ve bi-hamdihî”<br />
<br />
Sevgili Peygamberimiz Hz. Muhammed Mustafa sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
“Bir kimse günde yüz defa “Sübhânallâhi ve bi-hamdihî” derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır.”<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">En kıymetli, en sevaplı tesbih ve zikir</span></span><br />
<br />
“Rasûlullâh sallallâhu aleyhi ve sellem’e ‘sözlerin en faziletlisi hangisidir’ diye soruldu. Şöyle buyurdu: Allâh’ın melekleri ve kulları için seçtiği  سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ  sözüdür.” (Sahih Hadis) Müslim (2731); Tirmizî (3594)<br />
<br />
Başka bir rivâyet ise şöyledir:<br />
<br />
“Allâh’a sözlerin en sevimlisi  سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ sözüdür.” (Sahih Hadis) Müslim (2731); Ahmed (21429)<br />
<br />
Kim Bayram günü 300 defa :<br />
<br />
Bayram Günü 300 defa “Subhanallahi ve Bihamdihi” okumanın fazileti<br />
<br />
“Sübhanallahi ve bihamdihi” der ve bunu Müslümanların ölülerine hediye ederse;her mü’minin kabrine bin nur girer ve o kişi vefat ettiği zaman Allahü Teala kendisinin kabri için de bin nur verir.” (Taberani,Meu’cemü’l-Evsat,1/357)<br />
<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Sübhânallâhi ve bi-hamdihî Sübhânallâhi’l-azîm Zikrinin Fazileti ve Önemi</span></span><br />
<br />
Sübhânallah ne demek? Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhi’l-azîm zikrinin fazileti ve önemi nedir?<br />
<br />
Sahîh-i Müslim’de Ebû Hüreyre -radıyallâhu anh- rivâyetiyle, Server-i Âlem -sallâllâhu aleyhi ve sellem- Efendimiz şöyle buyuruyorlar:<br />
<br />
“İki kelime vardır ki; lisanda hafif, terazide ağır, Allah Teâlâ’nın yanında çok sevgilidir. Bu iki kelime;<br />
<br />
سُبْحانَ اللّٰهِ وَبِحَمْده۪ سُبْحَانَ اللّٰهِ الْعَظِيمِ<br />
<br />
«Sübhânallâhi ve bi-hamdihî, Sübhânallâhi’l-azîm»dir.”<br />
<br />
Bu iki kelimeyi her mü’min her zaman söylemeli ve mânâlarını kalbinde saklamalıdır. Çünkü bu iki kelimenin içinde mübârek ilimler ve derin mânâlar vardır.<br />
<br />
«Sübhânallah» demek; “Ey Allâh’ım! Sen bütün ayıplardan ve bütün noksan sıfatlardan münezzehsin, berîsin. Sen’de hiçbir ayıp, kusur ve noksanlık yoktur. Bozuk inançlardan ve itikādı bozuk olanların itikādından Sana sığınırım.” demektir.<br />
<br />
«Ve bihamdihî» demekle; dünyadaki bütün mahlûkata bütün nimetleri yaratıp gönderen Allah Teâlâ’nın, noksan sıfatlardan berî olduğu gibi, bütün kâmil ve olgun sıfatlarla muttasıf olduğu söylenmiş olur.<br />
<br />
Mîzânın her bir kefesi gökyüzü kadar büyüktür. Keremi, ihsanı bol olan Allah Teâlâ; bu kadar büyük bir mîzan kefesini dolduracak kadar sevap vermeyi va‘detmiştir.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">BUNU DOLDURMAYA KİMİN GÜCÜ YETER?</span></span><br />
<br />
Nitekim, rivâyet olunur ki; Şuayb -aleyhisselâm- bir münâcâtında, Allah Teâlâ’dan kendisine mîzânı göstermesini niyaz etti. Allah Teâlâ da gösterdi. Şuayb -aleyhisselâm- mîzânın büyüklüğünü görünce;<br />
<br />
“–Yâ Rabbi! Bunu doldurmaya kimin gücü yeter?” dedi.<br />
<br />
Kerîm ve Rahîm olan Rabbi’l-Âlemîn;<br />
<br />
“–Yâ Şuayb! Kulumun bir kerecik; «Sübhânallâhi ve bi-hamdihî» demesi ile sevap kefesini ağzına kadar doldururum.” buyurdu.<br />
<br />
Ey kardeş! Samimiyetle dilini zikirle meşgul et… Mîzânını sevaplarla doldur…<br />
<br />
Yine Sahîh-i Müslim’de, Sultânü’l-enbiyâ -aleyhissalâtü vesselâm- Efendimiz’in zevcelerinden Cüveyriye -radıyallâhu anhâ- anlatır:<br />
<br />
Peygamber -aleyhisselâm- bir gün sabah namazını kıldıktan sonra, erkenden evden çıktı. Kuşluk vakti tekrar eve döndü. Dönünce;<br />
<br />
“–Yanından ayrıldığımdan beri hep burada oturup zikirle mi meşgul oldun?” diye sordu. O da;<br />
<br />
“–Evet.” diye cevap verdi. Bunun üzerine Peygamber -aleyhisselâm- şöyle buyurdu:<br />
<br />
“–Senin yanından ayrıldıktan sonra üç defa söylediğim şu dört cümle, senin sabahtan beri söylediğin zikirlerle tartılacak olsa, sevap bakımından onlara eşit olur: Sübhânallâhi ve bi-hamdihî adede halkihî ve rızâ nefsihî ve zinete arşihî ve midâde kelimâtihî:<br />
<br />
Yarattıkları sayısınca, kendisinin hoşnut olduğunca, Arş’ının ağırlığınca ve bitip tükenmeyen kelimeleri adedince ben Allâh’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim.” (Müslim, Zikir, 79)<br />
<br />
Şimdi, müslümanların bu tesbîhi dillerinden düşürmeyip çok sevap kazanmaları lâzımdır.<br />
<br />
Ey kardeş! Sakın bu fırsatı kaçırma ve şeytana mağlûp olma!..<br />
Siz Her Gün Bin Sevap Kazanmaktan Âciz misiniz?<br />
<br />
Ne fırsatlar var. İşte bir başka fırsat:<br />
<br />
Sa‘d bin Ebî Vakkas -radıyallâhu teâlâ anh- anlatır:<br />
<br />
Hazret-i Rasûlullah -sallâllâhu aleyhi ve sellem-’in yanında oturuyorduk. Buyurdular ki:<br />
<br />
“–Siz her gün bin sevap kazanmaktan âciz misiniz?”<br />
<br />
Bir kimse sordu:<br />
<br />
“–Yâ Rasûlâllah! Bin sevap nasıl kazanılır?”<br />
<br />
Buyurdular ki:<br />
<br />
“–Yüz kere «Sübhânallah» diyene bin sevap yazılır. Yahut bin günahı affolunur.” (Müslim, Zikir, 37)<br />
<br />
Müjdeler olsun o mü’mine ki; her gün, her gece Allah Teâlâ’yı zikreder. Allâh’ı zikretmenin, O’nu tâzim için kıyâm etmenin kıymetini ifade sadedinde şu temsili anlatırlar:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">İBRETLİK KISSA</span></span><br />
<br />
Gölgesi ağaca demiş ki:<br />
<br />
“–Biz ikimiz arkadaşız. Beraber dünyaya geldik, beraber büyüdük. Daima güneşle aramızda perde olup, onun yüzünü görmeme mâni olmak sana yakışır mı? Ne zaman ki, güneş benim tarafıma meyletse, sen aramıza giriyorsun. Niçin böyle yapıyorsun?”<br />
<br />
Ağaç da demiş ki:<br />
<br />
“–Hâşâ, ben sana mâni değilim. Benim güneşi görmem, gece ve gündüz ayakta olup Allah Teâlâ’yı zikretmem sebebiyledir. Sen ise daima yan gelip yatarsın. Bu hâlinle güneşi nasıl görürsün?”<br />
<br />
Ey kardeş! Gözünü aç. Hak Teâlâ’nın kudreti her şeyde görülüyor. Dilini ve kulağını kötü şeylerden koru ki, Allah Teâlâ’ya yakın olasın.<br />
<br />
Sahîh-i Müslim’de Ebû Zer -radıyallâhu anh-’tan rivâyet olunur. Rasûlullah Efendimiz buyurmuşlar ki:<br />
<br />
“Her birinizin her bir eklemi (ve kemiği) için bir sadaka gerekir. Binâenaleyh her tesbih sadakadır, her hamd sadakadır, her tehlil sadakadır, her tekbir sadakadır. İyiliği tavsiye etmek sadakadır, kötülükten sakındırmak sadakadır. Kulun kuşluk vakti kılacağı iki rekât namaz bütün bunları karşılar.” (Müslim, Müsâfirîn, 84)<br />
<br />
Âdem -aleyhisselâm- dedi ki:<br />
<br />
“–Yâ Rabbî! Benim çalışıp kazanmak ile meşgul olmamı irade ettin. Öyleyse bana bir kelime öğret ki, bütün hamdleri içine alsın ve bütün tesbihlerin yerini tutsun.”<br />
<br />
Hak Teâlâ vahiy gönderdi:<br />
<br />
“Yâ Âdem! Sabah ve akşam üç kere şunu söyle:<br />
<br />
Elhamdülillâhi Rabbi’l-Âlemîn. Hamden yüvâfî niamehû ve yükâfî mezîdeh.”<br />
<br />
Bu söz bütün hamdleri ve tesbihleri şâmildir.<br />
<br />
Şeyh Yahya bin Muâz-ı Râzî -rahmetullâhi aleyh- münâcâtında şöyle yakarıyordu:<br />
<br />
“Yâ Rabbî! Bütün ibâdetleri yapsam, karşılığında hiçbir sevap vermesen ağzımı açıp bir şey diyemem!<br />
<br />
Yâ Rabbî! Kıyâmet günü, günahlarımdan sual edersen; «Rahmet hazinelerin nerededir?» derim.<br />
<br />
Eğer beni yabancılarla birlikte cehenneme koyarsan, orada Sen’in muhabbetinden söz ederim.”<br />
<br />
Şeyh Yahya Hazretleri bu şekilde münâcâtını bitirince bir ses duydu:<br />
<br />
“Ey Yahya! Hak celle ve alâ, dostlarını düşmanlarından ayırır. Onları müşâhede-i cemal ile şereflendirir.”<br />
<br />
Derhâl evden çıkıp şehre vardı ve feryâda başladı:<br />
<br />
“Ne kadar günahkâr isem de, O’nun rahmetinden ümitsiz değilim. Ben O’nu dost tutarım. O beni dost tutar.”<br />
<br />
Naklederler ki; fâsık ve fâcir bir kimse, bir gün hasta oldu. Öleceğinin yaklaştığını anladı. Amel defterinde bir iyilik göremeyip hep günahlarla dolu olduğunu müşâhede etti.<br />
<br />
Cân u gönülden bir; «Âh!» etti ve dedi ki:<br />
<br />
Bir günâh etse kişi bin bir gün âh etmek gerek,<br />
Bin günâhım var, İlâhî, bir gün âhım yok benim…<br />
<br />
Ey dünyanın ve âhiretin sahibi! Affet şu fakir kulunu ki ne dünyası vardır, ne âhireti…”<br />
<br />
Bu şekilde can verdi. Akşam oldu. Basra sakinleri rüyalarında gördüler ki, filân yerde bir velî vefat etti. Kim onun cenâze namazını kılarsa, bütün günahları affolup, cümle ibâdetleri kabul olur. (Altıparmak Tarihi)<br />
<br />
Merhamet et bize yâ Rabbi, o gün,<br />
Günahlarımıza bakma yâ Rabbî!<br />
Îmân ehline Sen; «Dostum!» diyorsun. (el-Bakara, 257)<br />
Dostlarını nârda yakma yâ Rabbî! (Gülzâr-ı İrfan)<br />
<br />
<br />
Sübhânallahi ve bi-hamdihî, estağfirullâh ve etûbü ileyh ne demek? Sübhânallahi ve bi-hamdihî, estağfirullâh ve etûbü ileyh zikrinin anlamı ve fazileti nedir?<br />
<br />
Âişe radıyallahu anhâ şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem vefatından önce sık sık “Sübhânallahi ve bi-hamdihî, estağfirullâh ve etûbü ileyh: Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim. Allah’tan beni bağışlamasını diler ve günahlarıma tövbe ederim” derdi. (Buhârî, Ezân 123, 139; Müslim, Salât 218-220)<br />
Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
Sübhânallahi ve bi-hamdihî zikrinin önemini Resûl-i Ekrem Efendimiz muhtelif ifadelerle dile getirmiştir. Bu zikrin “Allah’ın en çok hoşlandığı söz” olduğunu söylemiştir. “Bir kimse günde yüz defa sübhânallahi ve bi-hamdihî derse, onun günahları deniz köpüğü kadar bile olsa hepsi bağışlanır” buyurmuştur. Yine sübhânallahi ve bi-hamdihî diyen kimseye “Cennette bir hurma ağacı dikileceğini” müjdelemiştir.<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’in Rabbine kavuşacağını bildiği günlerde bu zikri dilinden düşürmemesi, onun önemini göstermeye yeterlidir.<br />
<br />
Nebiyy-i Muhterem Efendimiz, hem tesbihi hem hamdi hem de tövbe ve istiğfârı ihtiva eden bu zikri, Mekke’nin fethinden sonra kıldığı namazlarda, özellikle bu namazların rükû ve secdesinde çokça okumaya başlamıştı. Hz. Âişe bunun sebebini sordu. Peygamber  aleyhisselâm da “Rabbim bana ümmetimde bir alâmet göreceğimi, onu gördüğüm zaman bu zikri çokça söylememi emretmişti. Ben de alâmeti gördüm” buyurdu. (Müslim, Salât 220) Demek oluyor ki, Resûl-i Ekrem Efendimiz Mekke’nin müslümanların eline geçmesinden, Müslümanların düşmanları karşısında büyük bir zafer kazanmasından ötürü Allah’a şükrünü, hamdini ifade ediyordu. Bunu ona, “İzâ câe nasrullâhi ve’l-feth” diye başlayan 110. Nasr sûresini göndermekle Cenâb-ı Hak emretmiş ve “Allah'ın yardımı ve zaferi gelip de insanların bölük bölük Allah'ın dinine girmekte olduklarını gördüğün vakit, Rabbine hamdederek O'nu tesbih et ve O'ndan mağfiret dile. Çünkü O, tövbeleri çok kabul edendir” buyurmuştu.<br />
<br />
Nasr sûresinin nâzil olmasının bir başka mânası da Bu sûre Resûl-i Ekrem’e vefatının yaklaştığını da haber vermesiydi. İşte bu sebeple Allah'ın Resûlü, hadisimizde Hz. Âişe annemizin de dediği gibi, vefatından önce Rabbine bol bol hamdediyor, O’nu tesbih ediyor, O’ndan bağışlanma diliyordu.<br />
Hadisten Öğrendiklerimiz<br />
<br />
1. Resûlullah Efendimiz vefatının yaklaştığını öğrenince, Cenâb-ı Hakk’ın emrine uyarak, hadisimizde geçen zikri bol bol söylediği gibi, biz de belli bir yaştan sonra dünyaya vedâ etme zamanının yaklaştığını daha çok düşünmeli ve bu zikri daha çok okumalıyız.<br />
<br />
2. Peygamber-i Zîşân Efendimiz bizim biricik örneğimizdir. Onun izinden gitmeli, yaptığını yapmalıyız.<br />
<br />
<br />
Hadisle müjdelenen Allah'ın (c.c) en çok hoşlandığı söz...<br />
<br />
Ebû Zer radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana:<br />
<br />
“Allah’ın en çok hoşlandığı sözü sana bildireyim mi? Allah’ın en çok hoşlandığı söz, sübhânallahi ve bi-hamdihî demektir”, buyurdu. (Müslim, Zikir 85)<br />
<br />
    Hadisi Nasıl Anlamalıyız?<br />
<br />
1411 numaralı hadisteki iki cümleden ibaret zikrin birinci cümlesi bu idi. Yanından ayrılmayan bazı fakir sahâbîleri böyle müjdelerle sevindirdiğini bildiğimiz Resûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem, Müslim’deki rivayetten öğrendiğimize göre, Ebû Zerr’e:<br />
<br />
- “Allah’ın en çok hoşlandığı sözü sana bildireyim mi?” diye sorduğu zaman, Ebû Zer:<br />
<br />
- Yâ Resûlallah! Allah’ın en çok hoşlandığı sözü bana bildir, diye sevinmişti. “Ben Allah’ı ulûhiyyet makamına yakışmayan sıfatlardan tenzih eder ve O’na hamdederim” anlamındaki bu son derece muhtevalı zikri herhalde Ebû Zer radıyallahu anh bir daha dilinden bırakmamıştır. Ebû Zerr’in Sahîh-i Müslim’deki diğer rivayetine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e:<br />
<br />
- Hangi söz (zikir) daha faziletlidir? diye sorulmuştu. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem Efendimiz:<br />
<br />
- Allah’ın melekleri veya kulları için seçtiği sübhânallâhi ve bi-hamdihî (Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim) sözüdür, buyurmuştu (Müslim, Zikr 84). <br />
<br />
Şüphesiz zikirlerin en üstünü Allah’ın kelâmı olan Kur'ân-ı Kerîm’dir. Onu okumak ve hele mânasını anlamaya çalışmak suretiyle okumak insana daha fazla sevap kazandırır. Hadîs-i şerîflerde geçen zikirleri Peygamber Efendimiz’e Cenâb-ı Hakk’ın öğrettiğinde şüphe yoktur. Hadisimizin diğer rivayetinde geçen “Allah’ın melekleri veya kulları için seçtiği” zikir sözü de bunu göstermektedir. Öyle de olsa, bu zikirleri, sevap bakımından Kur'ân-ı Kerîm ile mukayese etmek mümkün değildir. Bununla beraber insan her zaman Kur’an okuyamaz. İşte bu sebeple bir kimse yakaladığı fırsatları değerlendirmeli, bir iki defa söylemekten ibaret bile olsa Resûlullah’ın öğrettiği zikirleri tekrarlamalıdır.<br />
<br />
    Hadisten Çıkarmamız Gereken Dersler<br />
<br />
    Bazı zikirlerin Allah Teâlâ’yı daha çok hoşnut ettiği anlaşılmaktadır. Bu sebeple onları daha fazla okumaya çalışmalıdır. <br />
    Sübhânallahi ve bi-hamdihî zikri en makbûl zikirlerden biridir.<br />
<br />
Kabîsa b. Muharik anlatıyor: Bir gün Hz. Peygamber (a.s.m)'e gittim. “Ey Kabîsa! Seni buraya getiren sebep nedir?” diye sordu. Ben de: “Yaşım ilerledi, kemiklerim inceldi, bu sebeple Allah’ın beni faydalandıracağı bir şeyi bana öğretmen için sana geldim.” dedim. (Şöyle buyurdu):<br />
<br />
    “Ey Kabîsa! (Şu dediklerimi yaparsan), yanından geçtiğin her bir taş, ağaç ve toprak parçası mutlaka senin için Allah’tan bağışlamanı dilerler. Ey Kabîsa! Sabah namazını kıldıktan sonra, üç defa ‘Subhanellahi’l-azîm ve bi hamdihi’ duasını okuduğun zaman, körlükten, cüzamdan ve felçten muaf olacaksın. Ey Kabîsa! De ki: ‘Allah’ım! Ben senin nezdinde bulunan(lütfun)dan isterim. Üzerime ikramlarından akıt, rahmetinden üstüme yay ve üzerime bereketlerinden indir.” (Cem’ul-Fevaid, 1/20; Kandehlevi, Hayatu’s-Sahabe, 3/431)<br />
<br />
Ebû Hüreyre'den: Peygamber Sallalla­hu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurdu:<br />
<br />
    "İki söz vardır ki onlar dile hafiftir­ler, terazide ağırdırlar; Rahman olan Allah'a sevimlidirler, bunlar:<br />
<br />
    'Sübhânellâhi ve bihamidihî, Sübhânellâhil'azîmi./ Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim, Yüce Al­lah'ı tenzih ederim.'." (Buhari, Kitâbu'd-Daavât, 65)<br />
<br />
Ebü Zer'den (Radıyallahu Anh) bize rivayet edildiğine göre şöyle demiştir: Resûlüllah Sallallahu Aleyhi ve Sellem bana şöyle buyurdu:<br />
<br />
    "Allah katında en sevimli olan sözü sana bildireyim mi? Allah'a en sevimli olan söz: 'Sübhânellâhi ve bihamdihî'dir."<br />
<br />
Ve bir rivayette de: Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem'e soruldu, hangi söz daha faziletli­dir? Peygamber buyurdu: "Allah Tealâ'nın melekleri için yahud kulları için seçtiği şu sözdür: Sübhânellâhi ve bihamdihî / (Allah'a hamd ederek onu noksanlıklardan tenzih ederim)." (Müslim, Mesacid, 17)<br />
<br />
Cabir'den (Radıyallahu Anh) rivayet edildiğine göre, Peygamber Sallallahu Aleyhi ve Sellem şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
    "'Kim Sübhânellâhi ve bihamdihî / Allah'a hamd eder olduğum halde onıı noksanlıklardan tenzih ede­rim' derse; onun için cennette bir hurma ağacı dikilir.’’ (Sünen-i Tirmizî, Kitabu'd-Daavat, 60)<br />
<br />
Ebû Hüreyre (r.a.)’den rivâyete göre, Rasûlullah (s.a.v.) buyurdular ki:<br />
<br />
    “'Kim, Allah’ı hamdiyle tesbih ederim.' derse denizin köpükleri kadar bile günahı olsa bağışlanır." (Buhârî, Deavat: 27; Müslim, Zikr: 17)<br />
<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188403" target="_blank" title="">Sübhanallahi ve bihamdihi sübhanallahil azim zikrinin Arapçası.jpg</a> (Dosya Boyutu: 33.31 KB / İndirme Sayısı: 76)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --></span>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA["Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ne demektir?]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34310</link>
			<pubDate>Fri, 18 Jul 2025 23:24:57 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=34310</guid>
			<description><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188396" target="_blank" title="">La havle ve la kuvvete illâ billahil aliyyil azim.png</a> (Dosya Boyutu: 326.19 KB / İndirme Sayısı: 76)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ne demektir?</span></span><br />
<br />
"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ne demektir? Nerelerde okunur, anlamı, arapça metni, türkçe okunuşu ve fazileti ile ilgili hadisler...<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm”<br />
<br />
Anlamı: “Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah Teâlâ’nın yardımıyladır.”<br />
<br />
    "Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh" duası ayet midir?<br />
<br />
    Asıl söyleniş şekli: Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh'tır (Buharî, Ezan, 7; Müslim, Salât, 12).<br />
<br />
    Kur'ân-ı Kerim'de ise: "Lâ Kuvvete İllâ Billâh" şeklinde geçmektedir (el-Kehf,18/39).<br />
<br />
    Lafız itibariyle kısa fakat anlam itibariyle çok kapsamlı olan bir zikir ve duâ cümlesi olup Peygamberimizin ifadesiyle "Cennet'in hazinelerinden bir hazinedir" (Tirmizî, Daavât, 57, 119).<br />
<br />
Bu kısa ve özlü cümle, müezzin ezan okurken, namazlardan sonra, bir yolculuk esnasında, yolculuk dönüşünde veya yapılan herhangi bir hayırlı iş ve amelden sonra veyahut da herhangi bir zaman ve mekâna bağlı olmaksızın uygun olan her yer ve zamanda bizzat Peygamber Efendimiz tarafından okunmuş ve Ashâba da tavsiye edilmiştir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazileti ile İlgili Hadis-i Şerif:</span></span><br />
<br />
Ebû Musa el-Eş’arî -radıyallahu anh-’dan rivayete göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri Hayber Gazâsı’na giderken maiyyetinde bulunan ashâb-ı kiram bir vadiye vardıkta yüksek sesle tekbîr ve tehlîl ederek bağıra bağıra zikrullah etmeye başladılar. Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Hazretleri:<br />
<br />
“– Kendinize rıfk u merhamet ediniz. Zîra siz ne sağıra, ne de gâibe duâ ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyle işiten ve size sizden yakin olan Allah’a duâ ediyorsunuz. Ve Allahü Teâlâ Hazretleri siz nerede olursanız berâberinizdedir” buyurdu. (Buhârî, Cihâd, 131; Müslim, Zikir, 44)<br />
<br />
Ebû Musa diyor ki: O esnada ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin hayvanının arkasında Zât-ı risâletpenâhîleriyle birlikte beraberdim.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve lisânımla لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ diyordum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Hazretleri bana hitaben:</span></span><br />
<br />
“– Ey Abdullah bin Kays” buyurdu. Ben de icabetle:<br />
<br />
“– Lebbeyk yâ Rasûllallah” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri bana hitaben:<br />
<br />
“– Ben sana cennet-i a’lânın hazînelerinden bir hazîneye delâlet edeyim mi?” buyurunca ben hemen:<br />
<br />
“– Babam ve anam sana feda olsun yâ Rasûlallah! Evet irşâd ediniz” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:<br />
<br />
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ<br />
<br />
“Ma’sıyetten sakınmak ve tâat ve ibâdetlerde kuvvet ve kudret ancak Allah Teâlâ Hazretleri’nin tevfık-i Rabbâniyyesi ve irâde-i Sübhâniyyesiyledir.” buyurdu. (Buhârî, Megazi, 38)<br />
<br />
Yâni “Cümle âlemin müdebbir-i hakîkisi ve mutasarrıfı, hepsinin hâlıkı olan Allah -sübhânehû ve teâlâ- Hazretleri’dir” demektir.<br />
<br />
<br />
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” nedir veyahut ne demektir? “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” zikrinin fazileti ile ilgili hadis-i şerif.<br />
<br />
Ebû Mûsâ radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana hitâben:<br />
<br />
- “Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana bildireyim mi?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
- Evet, Yâ Resûlallah, bildir, dedim. Şöyle buyurdu:<br />
<br />
- “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh: Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.” (Buhârî, Megâzî 38, Daavât 50, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 44-46. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Daavât 3, 58; İbni Mâce, Edeb 59)<br />
Hadisin Açıklaması<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfin hoş bir hikâyesi vardır. Bilindiği üzere bir hadisin Efendimiz (s.a.s.) tarafından söylenmesine sebep olan hâdiseye sebeb-i vürûd denir. Hayber Gazvesi dönüşünde ashâb-ı kirâm efendilerimiz bir tepeye çıktıklarında veya bir vâdiye indiklerinde içlerinden gelen bir coşkuyla ve var güçleriyle Allahü ekber diye tekbir, lâ ilâhe illallah diye tehlil getiriyorlardı. Medine’yi görünce, belki de sevinip heyecanlandıkları için “Allahü ekber Allahü ekber, lâ ilâhe illallahu vallâhü ekber” dedikleri de belirtilmektedir. Gördüğü her yanlışı hemen düzelterek sahâbîlerine doğru olanı öğreten Efendimiz (s.a.s.): “Ey İnsanlar!” diye seslendikten sonra, “Kendinize acıyın. Siz ne sağıra sesleniyorsunuz ne de yanınızda bulunmayan birine. Sizi çok iyi duyan ve yanınızda bulunan birine dua ediyorsunuz. O sizinle beraberdir” buyurdu.<br />
<br />
Hadisimizin râvisi Ebû Mûsâ el-Eş’arî hazretleri Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz’in bindiği hayvanın arkasında bulunuyor, o da içinden, bazı rivayetlere göre ise Efendimiz’in (s.a.s.) duyacağı bir sesle  “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” diyordu. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz ona iltifat buyurarak, hadîs-i şerîfte okuduğumuz şekilde kendisiyle sohbet etti.<br />
<br />
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” zikrini, kötülüklerden korunmak, iyilik yapmaya güç yetirmek ancak Allah’ın yardımıyla mümkün olur” diye de tercüme etmek mümkündür. Kısaca havkale diye de ifade edilen bu cümle, Allah istemedikçe insanın en küçük bir hareket yapamayacağını, bir halden bir başka hale geçemeyeceğini, hatta zihninden bir fikri geçiremeyeceğini pek güzel ifade etmektedir.<br />
<br />
Efendimiz (s.a.s.) bu zikrin “cennet hazinelerinden bir hazine” olduğunu söylemekle, sevabının çokluğunu ve bunu söyleyen kimse için o sevabın cennette biriktirildiğini anlatmak istemiş olabileceği gibi, insanların gözünde defineler, hazineler nasıl değerli ise herkesin önemini görüp farkedemediği bu zikir de öylesine değerlidir demek istemiş olabilir.<br />
Hadisten Öğrendiklerimiz<br />
<br />
    Allah’ı zikrederken veya dua ederken sesi fazla yükseltmemek gerekir.<br />
    Allah insana şah damarından daha yakın olduğuna göre, O’nu anarken ölçülü olmalıdır.<br />
    Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh zikrini çokca tekrarlamalıdır.<br />
<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ezan Okunurken Söylenir</span></span><br />
<br />
Ömer b. Hattâb (r.a), bu cümle ile ilgili olarak şöyle demiştir.<br />
<br />
"Rasûlullah (s.a.s): Müezzin Allahu Ekber, Allahu Ekber" dediği vakit sizden biriniz Allahu Ekber, Allahu Ekber" der; sonra müezzin "Eşhedü en lâ ilâhe illallah"dediği vakit o da "Eşhedü en lâ ilahe illâllah" derse, sonra müezzin Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" dediği vakit, o da Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" der. Müezzin "Hayye alessalâh" dediği vakit o da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" der. Sonra müezzin "Hayye alelfelâh" dediği vakit o da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" derse, sonra, Allahu Ekber, Allahu Ekber" dediğinde o da Allahu Ekber, Allahu Ekber" derse, sonra müezzin Lâ ilâhe illallah"dediği vakit, o da bütün kalbiyle La ilâhe illallah" derse, Cennete girer "buyurdular" (Müslim, Salât, 12).<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Namazın Sonunda Söylenir</span></span><br />
<br />
Ashabdan Abdullah İbn Zübeyr, her namazın sonunda, selâm verdiği vakit, şöyle derdi:<br />
<br />
"Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Yalnız O vardır. Şeriki yoktur; mülk O'nundur, hamd da O'na mahsustur. Hem O, her şeye kâdirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur (Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh). Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Biz de ancak O'na ibâdet ederiz. Nimet O'nun, fazilet O'nun, güzel senâ(övgü) da O'nundur. Kâfirler patlasa da, dinde samimi olarak Allah'dan başka ilâh yoktur deriz." İbn Zübeyr: "Rasûlullah (s.a.s), her namazın sonunda bunlarla tehlil yapardı"demiştir (Müslim, Mesacid, 139).<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evden Çıkarken Okunur</span></span><br />
<br />
Enes b. Mâlik tarafından rivâyet edilen bir hadiste Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Evinden çıkarken ,şu duâyı okuyan kişiye bu duâ kâfidir. O adam muhafaza altına alınır. Şeytan da o adamdan uzaklaşıp bir kenara çekilir. O duâ: Bismillâhi tevekeltü alallâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh'tır" (Tirmizi, Daavât, 34).<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacerül Esved Karşısında Okunur</span></span><br />
<br />
"Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" duâsının okunduğu bir başka yer de Hacerül-Esved'in karşısıdır (İbn Mâce, Hacc, 32).<br />
<br />
"Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh" duası ayet midir?<br />
<br />
Asıl söyleniş şekli: Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh'tır (Buharî, Ezan, 7; Müslim, Salât, 12).<br />
<br />
Kur'ân-ı Kerim'de ise: "Lâ Kuvvete İllâ Billâh" şeklinde geçmektedir (el-Kehf,18/39).<br />
Lafız itibariyle kısa fakat anlam itibariyle çok kapsamlı olan bir zikir ve duâ cümlesi olup Peygamberimizin ifadesiyle "Cennet'in hazinelerinden bir hazinedir" (Tirmizî, Daavât, 57, 119).<br />
<br />
Bu kısa ve özlü cümle, müezzin ezan okurken, namazlardan sonra, bir yolculuk esnasında, yolculuk dönüşünde veya yapılan herhangi bir hayırlı iş ve amelden sonra veyahut da herhangi bir zaman ve mekâna bağlı olmaksızın uygun olan her yer ve zamanda bizzat Peygamber Efendimiz tarafından okunmuş ve Ashâba da tavsiye edilmiştir.<br />
La Havle ve La Kuvvete İlla Billahil Aliyyil Azim duası ile ilgili hadisler<br />
<br />
Ebû Musa el-Eş’arî -radıyallahu anh-’dan rivayete göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri Hayber Gazâsı’na giderken maiyyetinde bulunan ashâb-ı kiram bir vadiye vardıkta yüksek sesle tekbîr ve tehlîl ederek bağıra bağıra zikrullah etmeye başladılar. Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Hazretleri:<br />
<br />
“– Kendinize rıfk u merhamet ediniz. Zîra siz ne sağıra, ne de gâibe duâ ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyle işiten ve size sizden yakin olan Allah’a duâ ediyorsunuz. Ve Allahü Teâlâ Hazretleri siz nerede olursanız berâberinizdedir” buyurdu. (Buhârî, Cihâd, 131; Müslim, Zikir, 44)<br />
<br />
Ebû Musa diyor ki: O esnada ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin hayvanının arkasında Zât-ı risâletpenâhîleriyle birlikte beraberdim.<br />
<br />
Ve lisânımla لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ diyordum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Hazretleri bana hitaben:<br />
<br />
“– Ey Abdullah bin Kays” buyurdu. Ben de icabetle:<br />
<br />
“– Lebbeyk yâ Rasûllallah” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri bana hitaben:<br />
<br />
“– Ben sana cennet-i a’lânın hazînelerinden bir hazîneye delâlet edeyim mi?” buyurunca ben hemen:<br />
<br />
“– Babam ve anam sana feda olsun yâ Rasûlallah! Evet irşâd ediniz” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:<br />
<br />
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ<br />
<br />
“Ma’sıyetten sakınmak ve tâat ve ibâdetlerde kuvvet ve kudret ancak Allah Teâlâ Hazretleri’nin tevfık-i Rabbâniyyesi ve irâde-i Sübhâniyyesiyledir.” buyurdu. (Buhârî, Megazi, 38)<br />
<br />
Yâni “Cümle âlemin müdebbir-i hakîkisi ve mutasarrıfı, hepsinin hâlıkı olan Allah -sübhânehû ve teâlâ- Hazretleri’dir” demektir.<br />
Lâ Havle ve Lâ Kuvvete İllâ Billâhil Aliyyil Azîm söylenir, okunur?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ezan Okunurken Söylenir</span></span><br />
<br />
Ömer b. Hattâb (r.a), bu cümle ile ilgili olarak şöyle demiştir.<br />
<br />
"Rasûlullah (s.a.s): Müezzin Allahu Ekber, Allahu Ekber" dediği vakit sizden biriniz Allahu Ekber, Allahu Ekber" der; sonra müezzin "Eşhedü en lâ ilâhe illallah"dediği vakit o da "Eşhedü en lâ ilahe illâllah" derse, sonra müezzin Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" dediği vakit, o da Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" der. Müezzin "Hayye alessalâh" dediği vakit o da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" der. Sonra müezzin "Hayye alelfelâh" dediği vakit o da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" derse, sonra, Allahu Ekber, Allahu Ekber" dediğinde o da Allahu Ekber, Allahu Ekber" derse, sonra müezzin Lâ ilâhe illallah"dediği vakit, o da bütün kalbiyle La ilâhe illallah" derse, Cennete girer "buyurdular" (Müslim, Salât, 12).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazın Sonunda Söylenir</span></span><br />
<br />
Ashabdan Abdullah İbn Zübeyr, her namazın sonunda, selâm verdiği vakit, şöyle derdi:<br />
<br />
"Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Yalnız O vardır. Şeriki yoktur; mülk O'nundur, hamd da O'na mahsustur. Hem O, her şeye kâdirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur (Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh). Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Biz de ancak O'na ibâdet ederiz. Nimet O'nun, fazilet O'nun, güzel senâ(övgü) da O'nundur. Kâfirler patlasa da, dinde samimi olarak Allah'dan başka ilâh yoktur deriz." İbn Zübeyr: "Rasûlullah (s.a.s), her namazın sonunda bunlarla tehlil yapardı"demiştir (Müslim, Mesacid, 139).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evden Çıkarken Okunur</span></span><br />
<br />
Enes b. Mâlik tarafından rivâyet edilen bir hadiste Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Evinden çıkarken ,şu duâyı okuyan kişiye bu duâ kâfidir. O adam muhafaza altına alınır. Şeytan da o adamdan uzaklaşıp bir kenara çekilir. O duâ: Bismillâhi tevekeltü alallâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh'tır" (Tirmizi, Daavât, 34).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hacerül Esved Karşısında Okunur</span></span><br />
<br />
"Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" duâsının okunduğu bir başka yer de Hacerül-Esved'in karşısıdır (İbn Mâce, Hacc, 32).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm okumanın fazileti</span></span><br />
<br />
"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ifadesinin fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:<br />
<br />
    "Her kim günde yüz defa 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm' derse, günahları denizin köpükleri kadar da olsa bağışlanır." (Tirmizî, Da'avât, 82.)<br />
    "Her kim sabahleyin üç defa 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm' derse, o gün ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Da'avât, 82.)<br />
    "Her kim geceleyin üç defa 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm' derse, o gece ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Da'avât, 82.)<br />
    "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ifadesi, Müslümanların sık sık zikretmesi gereken bir ifadedir. Bu ifade, Müslümanlara Allah'a tevekkül etmeyi, O'ndan yardım istemeyi ve O'na sığınmayı hatırlatır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim neye iyi gelir?</span></span><br />
<br />
(Bismillâhirrahmânirrahim ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil' aliyyil'azim) okumak, sinir hastalığına ve bütün sıkıntılara iyi gelir. Anlamı şöyledir: Güçlükte desteğim, sıkıntıda imdâdıma yetişen, her an görüp gözeten Rabbim, beni muhafaza et, sonsuz kudretinle, bana yardım eyle!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La havle vela kuvvete illa billah kaç kere okunur?</span></span><br />
<br />
La havle vela kuvvete duasının okuma adeti hakkında alimlerimiz tarafından en yaygın okunma şekli 1000 kere okunmak şeklindedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim namazda okunur mu?</span></span><br />
<br />
Bu kısa ve özlü cümle, müezzin ezan okurken, namazlardan sonra, bir yolculuk esnasında, yolculuk dönüşünde veya yapılan herhangi bir hayırlı iş ve amelden sonra veyahut da herhangi bir zaman ve mekâna bağlı olmaksızın uygun olan her yer ve zamanda bizzat Peygamber Efendimiz tarafından okunmuş ve Ashâba da tavsiye etmiştir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La havle vela kuvvete illa billah nasıl okunur?</span></span><br />
<br />
Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm" diyen, sonra da bağışlanmayı dileyen bağışlanır, dua edenin duası kabul edilir, abdest alanın (ve namaz kılanın namazı) makbul olur" (Buhârî, "Teheccüd", 21).<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188397" target="_blank" title="">Karoglan Rasit Tuncas Grafik Tasarim لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ V051220230835-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 932.45 KB / İndirme Sayısı: 74)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188398" target="_blank" title="">Karoglan Rasit Tuncas Grafik Tasarim لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ V051220230836-N2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.15 MB / İndirme Sayısı: 77)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188399" target="_blank" title="">Karoglan Rasit Tuncas Grafik Tasarim لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ V051220230831-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.17 MB / İndirme Sayısı: 74)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
</span>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<span style="font-size: large;" class="mycode_size"><!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="PNG Image" border="0" alt=".png" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188396" target="_blank" title="">La havle ve la kuvvete illâ billahil aliyyil azim.png</a> (Dosya Boyutu: 326.19 KB / İndirme Sayısı: 76)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ne demektir?</span></span><br />
<br />
"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ne demektir? Nerelerde okunur, anlamı, arapça metni, türkçe okunuşu ve fazileti ile ilgili hadisler...<br />
<br />
Türkçe Okunuşu: “Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm”<br />
<br />
Anlamı: “Güç ve kuvvet, sadece Yüce ve Büyük olan Allah Teâlâ’nın yardımıyladır.”<br />
<br />
    "Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh" duası ayet midir?<br />
<br />
    Asıl söyleniş şekli: Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh'tır (Buharî, Ezan, 7; Müslim, Salât, 12).<br />
<br />
    Kur'ân-ı Kerim'de ise: "Lâ Kuvvete İllâ Billâh" şeklinde geçmektedir (el-Kehf,18/39).<br />
<br />
    Lafız itibariyle kısa fakat anlam itibariyle çok kapsamlı olan bir zikir ve duâ cümlesi olup Peygamberimizin ifadesiyle "Cennet'in hazinelerinden bir hazinedir" (Tirmizî, Daavât, 57, 119).<br />
<br />
Bu kısa ve özlü cümle, müezzin ezan okurken, namazlardan sonra, bir yolculuk esnasında, yolculuk dönüşünde veya yapılan herhangi bir hayırlı iş ve amelden sonra veyahut da herhangi bir zaman ve mekâna bağlı olmaksızın uygun olan her yer ve zamanda bizzat Peygamber Efendimiz tarafından okunmuş ve Ashâba da tavsiye edilmiştir.<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazileti ile İlgili Hadis-i Şerif:</span></span><br />
<br />
Ebû Musa el-Eş’arî -radıyallahu anh-’dan rivayete göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri Hayber Gazâsı’na giderken maiyyetinde bulunan ashâb-ı kiram bir vadiye vardıkta yüksek sesle tekbîr ve tehlîl ederek bağıra bağıra zikrullah etmeye başladılar. Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Hazretleri:<br />
<br />
“– Kendinize rıfk u merhamet ediniz. Zîra siz ne sağıra, ne de gâibe duâ ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyle işiten ve size sizden yakin olan Allah’a duâ ediyorsunuz. Ve Allahü Teâlâ Hazretleri siz nerede olursanız berâberinizdedir” buyurdu. (Buhârî, Cihâd, 131; Müslim, Zikir, 44)<br />
<br />
Ebû Musa diyor ki: O esnada ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin hayvanının arkasında Zât-ı risâletpenâhîleriyle birlikte beraberdim.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ve lisânımla لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ diyordum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Hazretleri bana hitaben:</span></span><br />
<br />
“– Ey Abdullah bin Kays” buyurdu. Ben de icabetle:<br />
<br />
“– Lebbeyk yâ Rasûllallah” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri bana hitaben:<br />
<br />
“– Ben sana cennet-i a’lânın hazînelerinden bir hazîneye delâlet edeyim mi?” buyurunca ben hemen:<br />
<br />
“– Babam ve anam sana feda olsun yâ Rasûlallah! Evet irşâd ediniz” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:<br />
<br />
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ<br />
<br />
“Ma’sıyetten sakınmak ve tâat ve ibâdetlerde kuvvet ve kudret ancak Allah Teâlâ Hazretleri’nin tevfık-i Rabbâniyyesi ve irâde-i Sübhâniyyesiyledir.” buyurdu. (Buhârî, Megazi, 38)<br />
<br />
Yâni “Cümle âlemin müdebbir-i hakîkisi ve mutasarrıfı, hepsinin hâlıkı olan Allah -sübhânehû ve teâlâ- Hazretleri’dir” demektir.<br />
<br />
<br />
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” nedir veyahut ne demektir? “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” zikrinin fazileti ile ilgili hadis-i şerif.<br />
<br />
Ebû Mûsâ radıyallahu anh şöyle dedi:<br />
<br />
Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem bana hitâben:<br />
<br />
- “Cennet hazinelerinden bir hazineyi sana bildireyim mi?” buyurdu. Ben de:<br />
<br />
- Evet, Yâ Resûlallah, bildir, dedim. Şöyle buyurdu:<br />
<br />
- “Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh: Günahtan kaçacak güç, ibadet edecek kuvvet ancak Allah’ın yardımıyla kazanılabilir.” (Buhârî, Megâzî 38, Daavât 50, Kader 7, Tevhîd 9; Müslim, Zikir 44-46. Ayrıca bk. Ebû Dâvûd, Vitir 26; Tirmizî, Daavât 3, 58; İbni Mâce, Edeb 59)<br />
Hadisin Açıklaması<br />
<br />
Bu hadîs-i şerîfin hoş bir hikâyesi vardır. Bilindiği üzere bir hadisin Efendimiz (s.a.s.) tarafından söylenmesine sebep olan hâdiseye sebeb-i vürûd denir. Hayber Gazvesi dönüşünde ashâb-ı kirâm efendilerimiz bir tepeye çıktıklarında veya bir vâdiye indiklerinde içlerinden gelen bir coşkuyla ve var güçleriyle Allahü ekber diye tekbir, lâ ilâhe illallah diye tehlil getiriyorlardı. Medine’yi görünce, belki de sevinip heyecanlandıkları için “Allahü ekber Allahü ekber, lâ ilâhe illallahu vallâhü ekber” dedikleri de belirtilmektedir. Gördüğü her yanlışı hemen düzelterek sahâbîlerine doğru olanı öğreten Efendimiz (s.a.s.): “Ey İnsanlar!” diye seslendikten sonra, “Kendinize acıyın. Siz ne sağıra sesleniyorsunuz ne de yanınızda bulunmayan birine. Sizi çok iyi duyan ve yanınızda bulunan birine dua ediyorsunuz. O sizinle beraberdir” buyurdu.<br />
<br />
Hadisimizin râvisi Ebû Mûsâ el-Eş’arî hazretleri Resûlullah (s.a.s.) Efendimiz’in bindiği hayvanın arkasında bulunuyor, o da içinden, bazı rivayetlere göre ise Efendimiz’in (s.a.s.) duyacağı bir sesle  “lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” diyordu. Peygamber (s.a.s.) Efendimiz ona iltifat buyurarak, hadîs-i şerîfte okuduğumuz şekilde kendisiyle sohbet etti.<br />
<br />
“Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh” zikrini, kötülüklerden korunmak, iyilik yapmaya güç yetirmek ancak Allah’ın yardımıyla mümkün olur” diye de tercüme etmek mümkündür. Kısaca havkale diye de ifade edilen bu cümle, Allah istemedikçe insanın en küçük bir hareket yapamayacağını, bir halden bir başka hale geçemeyeceğini, hatta zihninden bir fikri geçiremeyeceğini pek güzel ifade etmektedir.<br />
<br />
Efendimiz (s.a.s.) bu zikrin “cennet hazinelerinden bir hazine” olduğunu söylemekle, sevabının çokluğunu ve bunu söyleyen kimse için o sevabın cennette biriktirildiğini anlatmak istemiş olabileceği gibi, insanların gözünde defineler, hazineler nasıl değerli ise herkesin önemini görüp farkedemediği bu zikir de öylesine değerlidir demek istemiş olabilir.<br />
Hadisten Öğrendiklerimiz<br />
<br />
    Allah’ı zikrederken veya dua ederken sesi fazla yükseltmemek gerekir.<br />
    Allah insana şah damarından daha yakın olduğuna göre, O’nu anarken ölçülü olmalıdır.<br />
    Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh zikrini çokca tekrarlamalıdır.<br />
<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ezan Okunurken Söylenir</span></span><br />
<br />
Ömer b. Hattâb (r.a), bu cümle ile ilgili olarak şöyle demiştir.<br />
<br />
"Rasûlullah (s.a.s): Müezzin Allahu Ekber, Allahu Ekber" dediği vakit sizden biriniz Allahu Ekber, Allahu Ekber" der; sonra müezzin "Eşhedü en lâ ilâhe illallah"dediği vakit o da "Eşhedü en lâ ilahe illâllah" derse, sonra müezzin Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" dediği vakit, o da Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" der. Müezzin "Hayye alessalâh" dediği vakit o da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" der. Sonra müezzin "Hayye alelfelâh" dediği vakit o da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" derse, sonra, Allahu Ekber, Allahu Ekber" dediğinde o da Allahu Ekber, Allahu Ekber" derse, sonra müezzin Lâ ilâhe illallah"dediği vakit, o da bütün kalbiyle La ilâhe illallah" derse, Cennete girer "buyurdular" (Müslim, Salât, 12).<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Namazın Sonunda Söylenir</span></span><br />
<br />
Ashabdan Abdullah İbn Zübeyr, her namazın sonunda, selâm verdiği vakit, şöyle derdi:<br />
<br />
"Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Yalnız O vardır. Şeriki yoktur; mülk O'nundur, hamd da O'na mahsustur. Hem O, her şeye kâdirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur (Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh). Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Biz de ancak O'na ibâdet ederiz. Nimet O'nun, fazilet O'nun, güzel senâ(övgü) da O'nundur. Kâfirler patlasa da, dinde samimi olarak Allah'dan başka ilâh yoktur deriz." İbn Zübeyr: "Rasûlullah (s.a.s), her namazın sonunda bunlarla tehlil yapardı"demiştir (Müslim, Mesacid, 139).<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Evden Çıkarken Okunur</span></span><br />
<br />
Enes b. Mâlik tarafından rivâyet edilen bir hadiste Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Evinden çıkarken ,şu duâyı okuyan kişiye bu duâ kâfidir. O adam muhafaza altına alınır. Şeytan da o adamdan uzaklaşıp bir kenara çekilir. O duâ: Bismillâhi tevekeltü alallâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh'tır" (Tirmizi, Daavât, 34).<br />
<br />
    <span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hacerül Esved Karşısında Okunur</span></span><br />
<br />
"Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" duâsının okunduğu bir başka yer de Hacerül-Esved'in karşısıdır (İbn Mâce, Hacc, 32).<br />
<br />
"Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh" duası ayet midir?<br />
<br />
Asıl söyleniş şekli: Lâ Havle Velâ Kuvvete İllâ Billâh'tır (Buharî, Ezan, 7; Müslim, Salât, 12).<br />
<br />
Kur'ân-ı Kerim'de ise: "Lâ Kuvvete İllâ Billâh" şeklinde geçmektedir (el-Kehf,18/39).<br />
Lafız itibariyle kısa fakat anlam itibariyle çok kapsamlı olan bir zikir ve duâ cümlesi olup Peygamberimizin ifadesiyle "Cennet'in hazinelerinden bir hazinedir" (Tirmizî, Daavât, 57, 119).<br />
<br />
Bu kısa ve özlü cümle, müezzin ezan okurken, namazlardan sonra, bir yolculuk esnasında, yolculuk dönüşünde veya yapılan herhangi bir hayırlı iş ve amelden sonra veyahut da herhangi bir zaman ve mekâna bağlı olmaksızın uygun olan her yer ve zamanda bizzat Peygamber Efendimiz tarafından okunmuş ve Ashâba da tavsiye edilmiştir.<br />
La Havle ve La Kuvvete İlla Billahil Aliyyil Azim duası ile ilgili hadisler<br />
<br />
Ebû Musa el-Eş’arî -radıyallahu anh-’dan rivayete göre Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz Hazretleri Hayber Gazâsı’na giderken maiyyetinde bulunan ashâb-ı kiram bir vadiye vardıkta yüksek sesle tekbîr ve tehlîl ederek bağıra bağıra zikrullah etmeye başladılar. Rasûlullah -sallallahu teâlâ aleyhi ve sellem- Hazretleri:<br />
<br />
“– Kendinize rıfk u merhamet ediniz. Zîra siz ne sağıra, ne de gâibe duâ ediyorsunuz. Ancak her şeyi hakkıyle işiten ve size sizden yakin olan Allah’a duâ ediyorsunuz. Ve Allahü Teâlâ Hazretleri siz nerede olursanız berâberinizdedir” buyurdu. (Buhârî, Cihâd, 131; Müslim, Zikir, 44)<br />
<br />
Ebû Musa diyor ki: O esnada ben, Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretlerinin hayvanının arkasında Zât-ı risâletpenâhîleriyle birlikte beraberdim.<br />
<br />
Ve lisânımla لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ diyordum. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem-Hazretleri bana hitaben:<br />
<br />
“– Ey Abdullah bin Kays” buyurdu. Ben de icabetle:<br />
<br />
“– Lebbeyk yâ Rasûllallah” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri bana hitaben:<br />
<br />
“– Ben sana cennet-i a’lânın hazînelerinden bir hazîneye delâlet edeyim mi?” buyurunca ben hemen:<br />
<br />
“– Babam ve anam sana feda olsun yâ Rasûlallah! Evet irşâd ediniz” dedim. Rasûlullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Hazretleri:<br />
<br />
لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ<br />
<br />
“Ma’sıyetten sakınmak ve tâat ve ibâdetlerde kuvvet ve kudret ancak Allah Teâlâ Hazretleri’nin tevfık-i Rabbâniyyesi ve irâde-i Sübhâniyyesiyledir.” buyurdu. (Buhârî, Megazi, 38)<br />
<br />
Yâni “Cümle âlemin müdebbir-i hakîkisi ve mutasarrıfı, hepsinin hâlıkı olan Allah -sübhânehû ve teâlâ- Hazretleri’dir” demektir.<br />
Lâ Havle ve Lâ Kuvvete İllâ Billâhil Aliyyil Azîm söylenir, okunur?<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Ezan Okunurken Söylenir</span></span><br />
<br />
Ömer b. Hattâb (r.a), bu cümle ile ilgili olarak şöyle demiştir.<br />
<br />
"Rasûlullah (s.a.s): Müezzin Allahu Ekber, Allahu Ekber" dediği vakit sizden biriniz Allahu Ekber, Allahu Ekber" der; sonra müezzin "Eşhedü en lâ ilâhe illallah"dediği vakit o da "Eşhedü en lâ ilahe illâllah" derse, sonra müezzin Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" dediği vakit, o da Eşhedü enne Muhammeden Rasûlullah" der. Müezzin "Hayye alessalâh" dediği vakit o da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" der. Sonra müezzin "Hayye alelfelâh" dediği vakit o da "Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" derse, sonra, Allahu Ekber, Allahu Ekber" dediğinde o da Allahu Ekber, Allahu Ekber" derse, sonra müezzin Lâ ilâhe illallah"dediği vakit, o da bütün kalbiyle La ilâhe illallah" derse, Cennete girer "buyurdular" (Müslim, Salât, 12).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Namazın Sonunda Söylenir</span></span><br />
<br />
Ashabdan Abdullah İbn Zübeyr, her namazın sonunda, selâm verdiği vakit, şöyle derdi:<br />
<br />
"Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Yalnız O vardır. Şeriki yoktur; mülk O'nundur, hamd da O'na mahsustur. Hem O, her şeye kâdirdir. Güç ve kuvvet ancak Allah'a mahsustur (Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh). Allah'dan başka hiç bir ilâh yoktur. Biz de ancak O'na ibâdet ederiz. Nimet O'nun, fazilet O'nun, güzel senâ(övgü) da O'nundur. Kâfirler patlasa da, dinde samimi olarak Allah'dan başka ilâh yoktur deriz." İbn Zübeyr: "Rasûlullah (s.a.s), her namazın sonunda bunlarla tehlil yapardı"demiştir (Müslim, Mesacid, 139).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Evden Çıkarken Okunur</span></span><br />
<br />
Enes b. Mâlik tarafından rivâyet edilen bir hadiste Hz. Peygamber -sallâllâhu aleyhi ve sellem- şöyle buyurmuştur:<br />
<br />
"Evinden çıkarken ,şu duâyı okuyan kişiye bu duâ kâfidir. O adam muhafaza altına alınır. Şeytan da o adamdan uzaklaşıp bir kenara çekilir. O duâ: Bismillâhi tevekeltü alallâhi lâ havle velâ kuvvete illâ billâh'tır" (Tirmizi, Daavât, 34).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Hacerül Esved Karşısında Okunur</span></span><br />
<br />
"Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" duâsının okunduğu bir başka yer de Hacerül-Esved'in karşısıdır (İbn Mâce, Hacc, 32).<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm okumanın fazileti</span></span><br />
<br />
"Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ifadesinin fazileti hakkında birçok hadis rivayet edilmiştir. Bunlardan bazıları şunlardır:<br />
<br />
    "Her kim günde yüz defa 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm' derse, günahları denizin köpükleri kadar da olsa bağışlanır." (Tirmizî, Da'avât, 82.)<br />
    "Her kim sabahleyin üç defa 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm' derse, o gün ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Da'avât, 82.)<br />
    "Her kim geceleyin üç defa 'Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm' derse, o gece ona hiçbir şey zarar vermez." (Tirmizî, Da'avât, 82.)<br />
    "Lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhil aliyyil azîm" ifadesi, Müslümanların sık sık zikretmesi gereken bir ifadedir. Bu ifade, Müslümanlara Allah'a tevekkül etmeyi, O'ndan yardım istemeyi ve O'na sığınmayı hatırlatır.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim neye iyi gelir?</span></span><br />
<br />
(Bismillâhirrahmânirrahim ve lâ-havle ve lâ-kuvvete illâ billâhil' aliyyil'azim) okumak, sinir hastalığına ve bütün sıkıntılara iyi gelir. Anlamı şöyledir: Güçlükte desteğim, sıkıntıda imdâdıma yetişen, her an görüp gözeten Rabbim, beni muhafaza et, sonsuz kudretinle, bana yardım eyle!<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La havle vela kuvvete illa billah kaç kere okunur?</span></span><br />
<br />
La havle vela kuvvete duasının okuma adeti hakkında alimlerimiz tarafından en yaygın okunma şekli 1000 kere okunmak şeklindedir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La havle vela kuvvete illa billahil aliyyil azim namazda okunur mu?</span></span><br />
<br />
Bu kısa ve özlü cümle, müezzin ezan okurken, namazlardan sonra, bir yolculuk esnasında, yolculuk dönüşünde veya yapılan herhangi bir hayırlı iş ve amelden sonra veyahut da herhangi bir zaman ve mekâna bağlı olmaksızın uygun olan her yer ve zamanda bizzat Peygamber Efendimiz tarafından okunmuş ve Ashâba da tavsiye etmiştir.<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #e82a1f;" class="mycode_color">La havle vela kuvvete illa billah nasıl okunur?</span></span><br />
<br />
Sübhânallâhi ve'l-hamdü lillâhi ve lâ ilâhe illallâhu vallâhu ekber. Ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billâhi'l-aliyyi'l-azîm" diyen, sonra da bağışlanmayı dileyen bağışlanır, dua edenin duası kabul edilir, abdest alanın (ve namaz kılanın namazı) makbul olur" (Buhârî, "Teheccüd", 21).<br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188397" target="_blank" title="">Karoglan Rasit Tuncas Grafik Tasarim لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ V051220230835-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 932.45 KB / İndirme Sayısı: 74)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188398" target="_blank" title="">Karoglan Rasit Tuncas Grafik Tasarim لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ V051220230836-N2.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.15 MB / İndirme Sayısı: 77)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<!-- start: postbit_attachments_attachment -->
<br /><!-- start: attachment_icon -->
<img src="https://tuncarasit.com/images/attachtypes/image.png" title="JPG Image" border="0" alt=".jpg" />
<!-- end: attachment_icon -->&nbsp;&nbsp;<a href="attachment.php?aid=188399" target="_blank" title="">Karoglan Rasit Tuncas Grafik Tasarim لَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ اِلَّا بِااللّٰهِ V051220230831-N1.jpg</a> (Dosya Boyutu: 1.17 MB / İndirme Sayısı: 74)
<!-- end: postbit_attachments_attachment --><br />
<br />
<br />
</span>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>