<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0" xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/" xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/">
	<channel>
		<title><![CDATA[Raşit Tunca Forumu - 2012 VAAZLARI ARŞİVİ]]></title>
		<link>https://tuncarasit.com/</link>
		<description><![CDATA[Raşit Tunca Forumu - https://tuncarasit.com]]></description>
		<pubDate>Sat, 07 Nov 2026 19:23:38 +0000</pubDate>
		<generator>MyBB</generator>
		<item>
			<title><![CDATA[Yozlaşmak Taşlaşmak Sabıtlenmek(Karoglanin 01.12.2012 Vaazi)]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35073</link>
			<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 03:55:33 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35073</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOZLAŞMAK, TAŞLAŞMAK, SABİTLENMEK</span></span><br />
<br />
01.12.2012 Cumartesi Vaazı<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ahzâb Sûresi, 36. Âyet</span></span><br />
<br />
“Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadın için o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Rasûlillâhi Muhammed.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mürşid-i İlâhî.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Şefîullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Şifâullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Hayrullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ İsa ve Hızır Hayyullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Cebrâil Vahyullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Azrâil Mümîtullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ İsrâfil Kıyâmetullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Sûr-i Haşrullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi Hidayetullah.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculuğumuza Başlıyoruz</span></span><br />
<br />
Yolumuz uzun ve ince bir yoldur.<br />
<br />
İnsan bedenine ve insanın yaratılışına baktığımızda, hayatımızın birçok farklı yol ve sistem üzerinden devam ettiğini görürüz.<br />
<br />
Bunların her biri bize Allah Teâlâ'nın yaratışındaki hikmetleri düşünme fırsatı verir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Birinci Yol: Nefes ve Hayat Yolu</span></span><br />
<br />
İnsanın hayatını devam ettirebilmesi için nefes alması gerekir.<br />
<br />
Nefes ağız ve burundan alınır, akciğerlere ulaşır ve bedenin hayatını devam ettiren birçok sisteme katkıda bulunur.<br />
<br />
Kalp, kan dolaşımı ve bütün organlar birbirleriyle bağlantılıdır.<br />
<br />
İnsan bütün bunları düşündüğünde, kendi bedeninin dahi ne kadar büyük bir emanet olduğunu anlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkinci Yol: Beslenme ve Rızık Yolu</span></span><br />
<br />
İkinci önemli yol, insanın aldığı gıdaların bedende işlenmesi ve faydalı hâle gelmesidir.<br />
<br />
Ağızdan alınan yiyecekler mide ve bağırsaklarda işlenir. Faydalı olan maddeler vücuda alınırken, ihtiyaç olmayan maddeler çeşitli yollarla dışarı atılır.<br />
<br />
Burada bize düşen en önemli görev, bize verilen rızka şükretmek ve helâl olanı tercih etmektir.<br />
<br />
İnsan bedenine ne koyduğuna dikkat ettiği gibi, kalbine ve ruhuna ne koyduğuna da dikkat etmelidir.<br />
<br />
Çünkü bedenin gıdası olduğu gibi ruhun da gıdası vardır.<br />
<br />
Ruhun gıdası iman, ibadet, güzel ahlâk, ilim, zikir ve güzel amellerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üçüncü Yol: Kan ve Dolaşım Yolu</span></span><br />
<br />
Üçüncü yol olarak kan dolaşımını düşünebiliriz.<br />
<br />
Kalp, kanı bütün bedene ulaştırır. Organlar ihtiyaç duydukları maddeleri alır ve bedenin dengesinin korunmasına katkıda bulunur.<br />
<br />
Bu sistem bize şunu öğretir:<br />
<br />
İnsan hayatında hiçbir şey başıboş değildir.<br />
<br />
Nasıl bedenimizde her şey bir düzen içerisinde çalışıyorsa, insanın manevi hayatında da iman, ibadet, ahlâk ve niyet bir bütün hâlinde düşünülmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dördüncü Yol: Akıl ve Anlayış Yolu</span></span><br />
<br />
Dördüncü yol akıl ve anlayış yoludur.<br />
<br />
İnsan gördüklerini, duyduklarını ve öğrendiklerini aklıyla değerlendirir.<br />
<br />
Fakat akıl tek başına bırakılırsa insanı her zaman doğruya götürmeyebilir.<br />
<br />
Akıl, vahyin ve güzel ahlâkın rehberliğinde kullanıldığında insan için büyük bir nimet olur.<br />
<br />
İnsan bilgiyi bir başkasına aktarabilir.<br />
<br />
Öğretmen ilmi öğrencisine aktarır. Bir insan güzel bir sözü başka bir insana ulaştırır.<br />
<br />
Fakat dil, hayır için kullanılabileceği gibi kötülük için de kullanılabilir.<br />
<br />
Dedikodu, iftira ve insanların arasını bozacak sözler insanları birbirine düşman edebilir.<br />
<br />
Bunun yerine dilimizi hayırda kullanmalıyız.<br />
<br />
İnsanları barıştıran, gönülleri birleştiren, Allah'ı hatırlatan ve güzel ahlâka çağıran sözler söylemeliyiz.<br />
<br />
En güzel taşıyıcılık, insanı Allah'a yaklaştıran bilgiyi ve güzel ahlâkı taşımaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşinci Yol: Bilgi Yolu</span></span><br />
<br />
Beşinci yol, gözlerden ve kulaklardan başlayarak zihne ulaşan bilgi yoludur.<br />
<br />
İnsan gördüğü ve duyduğu şeylerden etkilenir.<br />
<br />
Bu nedenle gözümüzü ve kulağımızı her şeye açık bırakmamalıyız.<br />
<br />
Ne izlediğimiz, ne dinlediğimiz ve kimlerden ne öğrendiğimiz önemlidir.<br />
<br />
Çünkü insanın içine giren bilgi, zamanla onun düşüncesine ve davranışlarına dönüşebilir.<br />
<br />
Güzel söz güzel düşünceyi, güzel düşünce güzel niyeti, güzel niyet ise güzel ameli meydana getirebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altıncı Yol: Sinir ve Hareket Yolu</span></span><br />
<br />
Sinir sistemi beynimiz ile bedenimizin diğer bölümleri arasındaki iletişimi sağlar.<br />
<br />
İnsan düşünür, karar verir ve hareket eder.<br />
<br />
Bu hareket Allah'ın rızasına uygun bir iş için olursa salih amele dönüşebilir.<br />
<br />
Bir kimse elini bir yetime yardım etmek için uzatırsa o el hayra vesile olur.<br />
<br />
Bir kimse elini zulüm için kullanırsa aynı organ bu defa kötülüğe alet edilmiş olur.<br />
<br />
Demek ki mesele sadece organlarımızın varlığı değil, onları ne için kullandığımızdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedinci Yol: Işık ve Ses Yolu</span></span><br />
<br />
İnsan çevresinden ışık, ses ve çeşitli duyusal bilgiler alır.<br />
<br />
Gözümüz çevremizdeki görüntüleri algılar.<br />
<br />
Kulağımız sesleri duyar.<br />
<br />
Güzel bir söz insanın gönlünü ferahlatabilir.<br />
<br />
Kötü ve incitici bir söz ise insanın kalbini karartabilir.<br />
<br />
Şeytanın vesvesesi de insanın düşüncelerini karıştırabilir.<br />
<br />
Bu sebeple mümin, duyduğu her sözü doğru kabul etmemeli; duyduklarını akıl, vicdan ve dinin ölçüleriyle değerlendirmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekizinci Yol: Duyu ve His Yolu</span></span><br />
<br />
Sekizinci yol, insanın bütün bedenini saran duyular aracılığıyla çevresini algılamasıdır.<br />
<br />
İnsan dokunur, hisseder, yürür, kaldırır, taşır ve çeşitli hareketler yapar.<br />
<br />
Bedenimiz bize emanettir.<br />
<br />
Bu emaneti Allah'ın rızasına uygun kullanmak da kulluğun bir parçasıdır.<br />
<br />
Tasavvufî düşüncede cennetin sekiz kapısından söz edilir.<br />
<br />
Buradan hareketle insanın hayatındaki farklı yolların tamamını hayra yöneltmesi gerektiği şeklinde sembolik bir ders çıkarabiliriz.<br />
<br />
İnsan hangi kapıdan bilgi alırsa alsın, sonunda doğru çıkışı bulmaya çalışmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yozlaşmak Nedir?</span></span><br />
<br />
İnsana ulaşan bilgiler, duygular ve etkiler doğru şekilde değerlendirilirse güzel ahlâk meydana gelir.<br />
<br />
Fakat insan yanlış olanı sürekli kabul eder ve onu normal hâle getirirse zamanla yozlaşma başlar.<br />
<br />
Önce yanlış olan şey yadırganır.<br />
<br />
Sonra alışılır.<br />
<br />
Daha sonra normal kabul edilir.<br />
<br />
En sonunda ise yanlış olduğu dahi unutulur.<br />
<br />
İşte buna yozlaşma diyebiliriz.<br />
<br />
İnsan günahı günah olarak görmez hâle gelirse, kalbin hassasiyeti azalır.<br />
<br />
Kalbin hassasiyeti azaldıkça insan taşlaşmaya başlar.<br />
<br />
Taşlaşan kalp ise kendisine yapılan nasihatlerden istifade etmekte zorlanır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Az Bulunanın Değeri ve Çokluğun Getirdiği İsraf</span></span><br />
<br />
İnsan tabiatında az bulunan şeye karşı bir rağbet vardır.<br />
<br />
Altın az bulunduğu için değerlidir.<br />
<br />
Eğer altın her yerde bolca bulunsaydı insanların ona bakışı bugünkü gibi olmayabilirdi.<br />
<br />
Aynı şekilde insan, kendisine verilen nimetlerin değerini ancak onları kaybetme ihtimali ortaya çıktığında daha iyi anlayabilir.<br />
<br />
Bu yüzden elimizde bulunan nimetleri küçümsememeliyiz.<br />
<br />
İman, sağlık, zaman, su, yiyecek, aile, ilim ve güzel ahlâk büyük nimetlerdir.<br />
<br />
Bunların kıymetini bilmek gerekir.<br />
<br />
Çokluğun değeri azaltmaması için şükretmek ve israftan kaçınmak gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlimde de Yozlaşma Olabilir</span></span><br />
<br />
Eskiden insanların yazı yazmak için kullandıkları imkânlar bugünkü kadar fazla değildi.<br />
<br />
Bilgi bazen taşlara, kemiklere veya derilere yazılırdı.<br />
<br />
Bu sebeple yazılan her şeyin kıymeti daha fazla hissedilirdi.<br />
<br />
Bugün ise bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmıştır.<br />
<br />
Fakat bilginin çoğalması, onun değerinin azalması anlamına gelmemelidir.<br />
<br />
Asıl mesele, çok bilgiye sahip olmak değil; doğru bilgiyi seçebilmek ve onu hayatımıza uygulayabilmektir.<br />
<br />
Kur'an hakkında çok sayıda eser yazılması da başlı başına bir yozlaşma değildir.<br />
<br />
Ancak insan, eserlerin çokluğundan dolayı Kur'an'ın kendisini ikinci plana atmamalıdır.<br />
<br />
Tefsirler, açıklamalar ve kitaplar Kur'an'ı anlamaya yardımcı olmalıdır.<br />
<br />
Asıl kaynak unutulmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nimet Çoğaldığında Şükür de Çoğalmalıdır</span></span><br />
<br />
Rabbimiz bazen insanlara farklı nimetler verir.<br />
<br />
Bir dönemde merhamete ihtiyaç artabilir.<br />
<br />
Başka bir dönemde ilme ihtiyaç artabilir.<br />
<br />
Bir başka zamanda adalete, samimiyete, ihlâsa ve güzel ahlâka ihtiyaç duyulabilir.<br />
<br />
Bütün bu nimetler çoğaldığında insanın yapması gereken, onları değersiz görmek değil; daha fazla şükretmektir.<br />
<br />
Herkes merhametli olursa merhamet toplumun temel ahlâkı hâline gelir.<br />
<br />
Herkes adaletli olmaya gayret ederse adalet güçlenir.<br />
<br />
Herkes iyilik yapmaya çalışırsa toplumda iyilik çoğalır.<br />
<br />
Fakat insan iyiliği sıradan gördüğü zaman, onun kıymetini unutabilir.<br />
<br />
Bu yüzden nimet çoğaldıkça şükür de çoğalmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pazar, Alışveriş ve Sünnet</span></span><br />
<br />
Geçmişte alışverişlerde pazarlık kültürü daha yaygındı.<br />
<br />
Bugün ise marketler, sabit fiyatlar ve modern alışveriş sistemleri hayatımızı değiştirmiştir.<br />
<br />
Bunda başlı başına bir kötülük yoktur.<br />
<br />
Ancak alışverişte dürüstlük, karşılıklı rıza, helâl kazanç ve kul hakkından kaçınmak her zaman önemlidir.<br />
<br />
İnsan alışveriş yaparken karşısındakini aldatmamalıdır.<br />
<br />
Satıcı malının kusurunu gizlememeli, alıcı da haksızlık yapmamalıdır.<br />
<br />
Asıl korunması gereken şey, alışveriş şeklinin kendisinden ziyade güzel ahlâktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsraf Etmemek ve Nimetlere Hürmet Etmek</span></span><br />
<br />
Allah'ın verdiği nimetleri israf etmemeliyiz.<br />
<br />
Su çok olsa bile israf edilmemelidir.<br />
<br />
Yiyecek çok olsa bile çöpe atılmamalıdır.<br />
<br />
İnsan, kendisine verilen her nimetin bir emanet olduğunu bilmelidir.<br />
<br />
Zemzem suyu da Müslümanlar için mübarek ve kıymetli bir nimettir.<br />
<br />
Suya hürmet etmek, genel anlamda Allah'ın nimetlerine şükretmenin bir işaretidir.<br />
<br />
Çocuklarımıza da suyu, yiyeceği ve bütün nimetleri israf etmemeyi öğretmeliyiz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Suyun Saflığı ve Kalbin Saflığı</span></span><br />
<br />
Su berrak olduğunda insan onun temizliğini görür.<br />
<br />
Kalp de böyledir.<br />
<br />
İnsan gönlünü kin, haset, kibir ve kötü niyetlerden temizledikçe manevi olarak berraklaşır.<br />
<br />
Bu sebeple suyun temizliğinden hareketle kalbin temizliğini düşünmek güzel bir sembolik anlatımdır.<br />
<br />
Her şey aslına rücu eder.<br />
<br />
İnsan da yaratılışındaki güzel fıtrata dönmek için gayret etmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İskoçya ve Sembolik Anlatım</span></span><br />
<br />
İskoçya ile ilgili bu bölümde geçen anlatımları tarihî bir hüküm olarak değil, sembolik bir kıssa ve tasavvufî öğüt olarak değerlendirmek gerekir.<br />
<br />
İnsanın elindeki güzel nimetleri yanlış amaçlarla kullanmaması gerekir.<br />
<br />
Bir yerde güzel ve temiz bir nimet varsa onu bozan alışkanlıklardan uzak durmak gerekir.<br />
<br />
İçki gibi insanın aklını ve iradesini olumsuz etkileyen şeylerden uzak durmak, İslâm'ın temel ahlâk ve kulluk anlayışının bir parçasıdır.<br />
<br />
İnsan, kendisine zarar veren alışkanlıkları terk edip temiz ve dengeli bir hayat yaşamaya gayret etmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hidayet ve Rehberlik</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ kullarına hidayet yollarını gösterir.<br />
<br />
Peygamberler insanları hakka davet etmişlerdir.<br />
<br />
Âlimler, mürşidler ve salih kullar da insanlara bildikleri doğruları öğretmeye çalışırlar.<br />
<br />
Fakat insanın nihai yönelişi Allah'a olmalıdır.<br />
<br />
Hidayet Allah'ın lütfudur.<br />
<br />
Bir insanın başka bir insana vesile olması mümkündür; ancak hidayeti veren Allah Teâlâ'dır.<br />
<br />
Bu sebeple biz de insanlara güzel söz söylemeli, doğruyu anlatmalı ve kimseyi zorlamadan hayra davet etmeliyiz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Namazın Yozlaşması Değil, Gönlün Uyanması</span></span><br />
<br />
İslâm'a yeni giren bir insan için namaz ve abdest çok kıymetli olabilir.<br />
<br />
İnsan yeni başladığı ibadetlerde büyük bir heyecan ve sevgi hissedebilir.<br />
<br />
Fakat yıllar geçtikçe insan ibadetlere alışabilir.<br />
<br />
Burada dikkat edilmesi gereken şey, ibadetin alışkanlığa dönüşmesi değil; alışkanlık hâline geldiği için ruhunun kaybolmasıdır.<br />
<br />
Namazı sadece bedensel hareketlerden ibaret görmemeliyiz.<br />
<br />
Namaz, Allah'ın huzurunda durmaktır.<br />
<br />
Abdest, temizliğin yanında manevi hazırlığı da hatırlatır.<br />
<br />
Kur'an okumak, zikir yapmak ve dua etmek de sadece dilin hareketi değil, kalbin de iştirakiyle yapılmalıdır.<br />
<br />
İnsan namazını kılarken ne söylediğini düşünmeli, Allah'ın huzurunda olduğunu hatırlamalıdır.<br />
<br />
Böylece namaz tekrar canlanır.<br />
<br />
Kalp yeniden uyanır.<br />
<br />
İbadet sıradan bir hareket olmaktan çıkar ve kulluk şuuruna dönüşür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span></span><br />
<br />
Yozlaşmanın en tehlikeli hâli, insanın yanlış olanı yanlış olarak görmemeye başlamasıdır.<br />
<br />
Kalp önce uyarılır.<br />
<br />
Sonra alışır.<br />
<br />
Sonra alıştığı şeyi normal kabul eder.<br />
<br />
En sonunda ise doğru ile yanlış arasındaki farkı hissedemez hâle gelir.<br />
<br />
İşte bundan Allah'a sığınmak gerekir.<br />
<br />
Rabbimiz bizleri kalbi taşlaşanlardan eylemesin.<br />
<br />
Bize verilen nimetleri değersiz görmeyi nasip etmesin.<br />
<br />
İmanı, ibadeti, ilmi, merhameti, adaleti, güzel ahlâkı ve insanlığımızı yozlaştırmaktan bizleri muhafaza eylesin.<br />
<br />
Namazlarımızı alışkanlık hâline getirip ruhunu kaybetmekten bizleri korusun.<br />
<br />
İbadetlerimize ihlâs, sözlerimize doğruluk, işlerimize bereket ve gönüllerimize merhamet versin.<br />
<br />
Bizi sırât-ı müstakîmden ayırmasın.<br />
<br />
Hakkı hak olarak görüp ona uymayı, bâtılı bâtıl olarak görüp ondan uzak durmayı nasip eylesin.<br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri ve bütün müminleri her türlü yozlaşmadan, gafletten, israftan, kibirden, nefsin aldatmasından ve kalbin taşlaşmasından muhafaza buyursun.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltleme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">_______________________________________</span></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YOZLAŞMAK, TAŞLAŞMAK, SABİTLENMEK</span></span><br />
<br />
01.12.2012 Cumartesi Vaazı<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Ahzâb Sûresi, 36. Âyet</span></span><br />
<br />
“Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadın için o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Rasûlillâhi Muhammed.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mürşid-i İlâhî.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Şefîullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Şifâullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Hayrullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ İsa ve Hızır Hayyullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Cebrâil Vahyullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Azrâil Mümîtullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ İsrâfil Kıyâmetullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Sûr-i Haşrullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi Hidayetullah.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculuğumuza Başlıyoruz</span></span><br />
<br />
Yolumuz uzun ve ince bir yoldur.<br />
<br />
İnsan bedenine ve insanın yaratılışına baktığımızda, hayatımızın birçok farklı yol ve sistem üzerinden devam ettiğini görürüz.<br />
<br />
Bunların her biri bize Allah Teâlâ'nın yaratışındaki hikmetleri düşünme fırsatı verir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Birinci Yol: Nefes ve Hayat Yolu</span></span><br />
<br />
İnsanın hayatını devam ettirebilmesi için nefes alması gerekir.<br />
<br />
Nefes ağız ve burundan alınır, akciğerlere ulaşır ve bedenin hayatını devam ettiren birçok sisteme katkıda bulunur.<br />
<br />
Kalp, kan dolaşımı ve bütün organlar birbirleriyle bağlantılıdır.<br />
<br />
İnsan bütün bunları düşündüğünde, kendi bedeninin dahi ne kadar büyük bir emanet olduğunu anlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İkinci Yol: Beslenme ve Rızık Yolu</span></span><br />
<br />
İkinci önemli yol, insanın aldığı gıdaların bedende işlenmesi ve faydalı hâle gelmesidir.<br />
<br />
Ağızdan alınan yiyecekler mide ve bağırsaklarda işlenir. Faydalı olan maddeler vücuda alınırken, ihtiyaç olmayan maddeler çeşitli yollarla dışarı atılır.<br />
<br />
Burada bize düşen en önemli görev, bize verilen rızka şükretmek ve helâl olanı tercih etmektir.<br />
<br />
İnsan bedenine ne koyduğuna dikkat ettiği gibi, kalbine ve ruhuna ne koyduğuna da dikkat etmelidir.<br />
<br />
Çünkü bedenin gıdası olduğu gibi ruhun da gıdası vardır.<br />
<br />
Ruhun gıdası iman, ibadet, güzel ahlâk, ilim, zikir ve güzel amellerdir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Üçüncü Yol: Kan ve Dolaşım Yolu</span></span><br />
<br />
Üçüncü yol olarak kan dolaşımını düşünebiliriz.<br />
<br />
Kalp, kanı bütün bedene ulaştırır. Organlar ihtiyaç duydukları maddeleri alır ve bedenin dengesinin korunmasına katkıda bulunur.<br />
<br />
Bu sistem bize şunu öğretir:<br />
<br />
İnsan hayatında hiçbir şey başıboş değildir.<br />
<br />
Nasıl bedenimizde her şey bir düzen içerisinde çalışıyorsa, insanın manevi hayatında da iman, ibadet, ahlâk ve niyet bir bütün hâlinde düşünülmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Dördüncü Yol: Akıl ve Anlayış Yolu</span></span><br />
<br />
Dördüncü yol akıl ve anlayış yoludur.<br />
<br />
İnsan gördüklerini, duyduklarını ve öğrendiklerini aklıyla değerlendirir.<br />
<br />
Fakat akıl tek başına bırakılırsa insanı her zaman doğruya götürmeyebilir.<br />
<br />
Akıl, vahyin ve güzel ahlâkın rehberliğinde kullanıldığında insan için büyük bir nimet olur.<br />
<br />
İnsan bilgiyi bir başkasına aktarabilir.<br />
<br />
Öğretmen ilmi öğrencisine aktarır. Bir insan güzel bir sözü başka bir insana ulaştırır.<br />
<br />
Fakat dil, hayır için kullanılabileceği gibi kötülük için de kullanılabilir.<br />
<br />
Dedikodu, iftira ve insanların arasını bozacak sözler insanları birbirine düşman edebilir.<br />
<br />
Bunun yerine dilimizi hayırda kullanmalıyız.<br />
<br />
İnsanları barıştıran, gönülleri birleştiren, Allah'ı hatırlatan ve güzel ahlâka çağıran sözler söylemeliyiz.<br />
<br />
En güzel taşıyıcılık, insanı Allah'a yaklaştıran bilgiyi ve güzel ahlâkı taşımaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Beşinci Yol: Bilgi Yolu</span></span><br />
<br />
Beşinci yol, gözlerden ve kulaklardan başlayarak zihne ulaşan bilgi yoludur.<br />
<br />
İnsan gördüğü ve duyduğu şeylerden etkilenir.<br />
<br />
Bu nedenle gözümüzü ve kulağımızı her şeye açık bırakmamalıyız.<br />
<br />
Ne izlediğimiz, ne dinlediğimiz ve kimlerden ne öğrendiğimiz önemlidir.<br />
<br />
Çünkü insanın içine giren bilgi, zamanla onun düşüncesine ve davranışlarına dönüşebilir.<br />
<br />
Güzel söz güzel düşünceyi, güzel düşünce güzel niyeti, güzel niyet ise güzel ameli meydana getirebilir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Altıncı Yol: Sinir ve Hareket Yolu</span></span><br />
<br />
Sinir sistemi beynimiz ile bedenimizin diğer bölümleri arasındaki iletişimi sağlar.<br />
<br />
İnsan düşünür, karar verir ve hareket eder.<br />
<br />
Bu hareket Allah'ın rızasına uygun bir iş için olursa salih amele dönüşebilir.<br />
<br />
Bir kimse elini bir yetime yardım etmek için uzatırsa o el hayra vesile olur.<br />
<br />
Bir kimse elini zulüm için kullanırsa aynı organ bu defa kötülüğe alet edilmiş olur.<br />
<br />
Demek ki mesele sadece organlarımızın varlığı değil, onları ne için kullandığımızdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yedinci Yol: Işık ve Ses Yolu</span></span><br />
<br />
İnsan çevresinden ışık, ses ve çeşitli duyusal bilgiler alır.<br />
<br />
Gözümüz çevremizdeki görüntüleri algılar.<br />
<br />
Kulağımız sesleri duyar.<br />
<br />
Güzel bir söz insanın gönlünü ferahlatabilir.<br />
<br />
Kötü ve incitici bir söz ise insanın kalbini karartabilir.<br />
<br />
Şeytanın vesvesesi de insanın düşüncelerini karıştırabilir.<br />
<br />
Bu sebeple mümin, duyduğu her sözü doğru kabul etmemeli; duyduklarını akıl, vicdan ve dinin ölçüleriyle değerlendirmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sekizinci Yol: Duyu ve His Yolu</span></span><br />
<br />
Sekizinci yol, insanın bütün bedenini saran duyular aracılığıyla çevresini algılamasıdır.<br />
<br />
İnsan dokunur, hisseder, yürür, kaldırır, taşır ve çeşitli hareketler yapar.<br />
<br />
Bedenimiz bize emanettir.<br />
<br />
Bu emaneti Allah'ın rızasına uygun kullanmak da kulluğun bir parçasıdır.<br />
<br />
Tasavvufî düşüncede cennetin sekiz kapısından söz edilir.<br />
<br />
Buradan hareketle insanın hayatındaki farklı yolların tamamını hayra yöneltmesi gerektiği şeklinde sembolik bir ders çıkarabiliriz.<br />
<br />
İnsan hangi kapıdan bilgi alırsa alsın, sonunda doğru çıkışı bulmaya çalışmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yozlaşmak Nedir?</span></span><br />
<br />
İnsana ulaşan bilgiler, duygular ve etkiler doğru şekilde değerlendirilirse güzel ahlâk meydana gelir.<br />
<br />
Fakat insan yanlış olanı sürekli kabul eder ve onu normal hâle getirirse zamanla yozlaşma başlar.<br />
<br />
Önce yanlış olan şey yadırganır.<br />
<br />
Sonra alışılır.<br />
<br />
Daha sonra normal kabul edilir.<br />
<br />
En sonunda ise yanlış olduğu dahi unutulur.<br />
<br />
İşte buna yozlaşma diyebiliriz.<br />
<br />
İnsan günahı günah olarak görmez hâle gelirse, kalbin hassasiyeti azalır.<br />
<br />
Kalbin hassasiyeti azaldıkça insan taşlaşmaya başlar.<br />
<br />
Taşlaşan kalp ise kendisine yapılan nasihatlerden istifade etmekte zorlanır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Az Bulunanın Değeri ve Çokluğun Getirdiği İsraf</span></span><br />
<br />
İnsan tabiatında az bulunan şeye karşı bir rağbet vardır.<br />
<br />
Altın az bulunduğu için değerlidir.<br />
<br />
Eğer altın her yerde bolca bulunsaydı insanların ona bakışı bugünkü gibi olmayabilirdi.<br />
<br />
Aynı şekilde insan, kendisine verilen nimetlerin değerini ancak onları kaybetme ihtimali ortaya çıktığında daha iyi anlayabilir.<br />
<br />
Bu yüzden elimizde bulunan nimetleri küçümsememeliyiz.<br />
<br />
İman, sağlık, zaman, su, yiyecek, aile, ilim ve güzel ahlâk büyük nimetlerdir.<br />
<br />
Bunların kıymetini bilmek gerekir.<br />
<br />
Çokluğun değeri azaltmaması için şükretmek ve israftan kaçınmak gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İlimde de Yozlaşma Olabilir</span></span><br />
<br />
Eskiden insanların yazı yazmak için kullandıkları imkânlar bugünkü kadar fazla değildi.<br />
<br />
Bilgi bazen taşlara, kemiklere veya derilere yazılırdı.<br />
<br />
Bu sebeple yazılan her şeyin kıymeti daha fazla hissedilirdi.<br />
<br />
Bugün ise bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmıştır.<br />
<br />
Fakat bilginin çoğalması, onun değerinin azalması anlamına gelmemelidir.<br />
<br />
Asıl mesele, çok bilgiye sahip olmak değil; doğru bilgiyi seçebilmek ve onu hayatımıza uygulayabilmektir.<br />
<br />
Kur'an hakkında çok sayıda eser yazılması da başlı başına bir yozlaşma değildir.<br />
<br />
Ancak insan, eserlerin çokluğundan dolayı Kur'an'ın kendisini ikinci plana atmamalıdır.<br />
<br />
Tefsirler, açıklamalar ve kitaplar Kur'an'ı anlamaya yardımcı olmalıdır.<br />
<br />
Asıl kaynak unutulmamalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nimet Çoğaldığında Şükür de Çoğalmalıdır</span></span><br />
<br />
Rabbimiz bazen insanlara farklı nimetler verir.<br />
<br />
Bir dönemde merhamete ihtiyaç artabilir.<br />
<br />
Başka bir dönemde ilme ihtiyaç artabilir.<br />
<br />
Bir başka zamanda adalete, samimiyete, ihlâsa ve güzel ahlâka ihtiyaç duyulabilir.<br />
<br />
Bütün bu nimetler çoğaldığında insanın yapması gereken, onları değersiz görmek değil; daha fazla şükretmektir.<br />
<br />
Herkes merhametli olursa merhamet toplumun temel ahlâkı hâline gelir.<br />
<br />
Herkes adaletli olmaya gayret ederse adalet güçlenir.<br />
<br />
Herkes iyilik yapmaya çalışırsa toplumda iyilik çoğalır.<br />
<br />
Fakat insan iyiliği sıradan gördüğü zaman, onun kıymetini unutabilir.<br />
<br />
Bu yüzden nimet çoğaldıkça şükür de çoğalmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Pazar, Alışveriş ve Sünnet</span></span><br />
<br />
Geçmişte alışverişlerde pazarlık kültürü daha yaygındı.<br />
<br />
Bugün ise marketler, sabit fiyatlar ve modern alışveriş sistemleri hayatımızı değiştirmiştir.<br />
<br />
Bunda başlı başına bir kötülük yoktur.<br />
<br />
Ancak alışverişte dürüstlük, karşılıklı rıza, helâl kazanç ve kul hakkından kaçınmak her zaman önemlidir.<br />
<br />
İnsan alışveriş yaparken karşısındakini aldatmamalıdır.<br />
<br />
Satıcı malının kusurunu gizlememeli, alıcı da haksızlık yapmamalıdır.<br />
<br />
Asıl korunması gereken şey, alışveriş şeklinin kendisinden ziyade güzel ahlâktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İsraf Etmemek ve Nimetlere Hürmet Etmek</span></span><br />
<br />
Allah'ın verdiği nimetleri israf etmemeliyiz.<br />
<br />
Su çok olsa bile israf edilmemelidir.<br />
<br />
Yiyecek çok olsa bile çöpe atılmamalıdır.<br />
<br />
İnsan, kendisine verilen her nimetin bir emanet olduğunu bilmelidir.<br />
<br />
Zemzem suyu da Müslümanlar için mübarek ve kıymetli bir nimettir.<br />
<br />
Suya hürmet etmek, genel anlamda Allah'ın nimetlerine şükretmenin bir işaretidir.<br />
<br />
Çocuklarımıza da suyu, yiyeceği ve bütün nimetleri israf etmemeyi öğretmeliyiz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Suyun Saflığı ve Kalbin Saflığı</span></span><br />
<br />
Su berrak olduğunda insan onun temizliğini görür.<br />
<br />
Kalp de böyledir.<br />
<br />
İnsan gönlünü kin, haset, kibir ve kötü niyetlerden temizledikçe manevi olarak berraklaşır.<br />
<br />
Bu sebeple suyun temizliğinden hareketle kalbin temizliğini düşünmek güzel bir sembolik anlatımdır.<br />
<br />
Her şey aslına rücu eder.<br />
<br />
İnsan da yaratılışındaki güzel fıtrata dönmek için gayret etmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İskoçya ve Sembolik Anlatım</span></span><br />
<br />
İskoçya ile ilgili bu bölümde geçen anlatımları tarihî bir hüküm olarak değil, sembolik bir kıssa ve tasavvufî öğüt olarak değerlendirmek gerekir.<br />
<br />
İnsanın elindeki güzel nimetleri yanlış amaçlarla kullanmaması gerekir.<br />
<br />
Bir yerde güzel ve temiz bir nimet varsa onu bozan alışkanlıklardan uzak durmak gerekir.<br />
<br />
İçki gibi insanın aklını ve iradesini olumsuz etkileyen şeylerden uzak durmak, İslâm'ın temel ahlâk ve kulluk anlayışının bir parçasıdır.<br />
<br />
İnsan, kendisine zarar veren alışkanlıkları terk edip temiz ve dengeli bir hayat yaşamaya gayret etmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hidayet ve Rehberlik</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ kullarına hidayet yollarını gösterir.<br />
<br />
Peygamberler insanları hakka davet etmişlerdir.<br />
<br />
Âlimler, mürşidler ve salih kullar da insanlara bildikleri doğruları öğretmeye çalışırlar.<br />
<br />
Fakat insanın nihai yönelişi Allah'a olmalıdır.<br />
<br />
Hidayet Allah'ın lütfudur.<br />
<br />
Bir insanın başka bir insana vesile olması mümkündür; ancak hidayeti veren Allah Teâlâ'dır.<br />
<br />
Bu sebeple biz de insanlara güzel söz söylemeli, doğruyu anlatmalı ve kimseyi zorlamadan hayra davet etmeliyiz.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Namazın Yozlaşması Değil, Gönlün Uyanması</span></span><br />
<br />
İslâm'a yeni giren bir insan için namaz ve abdest çok kıymetli olabilir.<br />
<br />
İnsan yeni başladığı ibadetlerde büyük bir heyecan ve sevgi hissedebilir.<br />
<br />
Fakat yıllar geçtikçe insan ibadetlere alışabilir.<br />
<br />
Burada dikkat edilmesi gereken şey, ibadetin alışkanlığa dönüşmesi değil; alışkanlık hâline geldiği için ruhunun kaybolmasıdır.<br />
<br />
Namazı sadece bedensel hareketlerden ibaret görmemeliyiz.<br />
<br />
Namaz, Allah'ın huzurunda durmaktır.<br />
<br />
Abdest, temizliğin yanında manevi hazırlığı da hatırlatır.<br />
<br />
Kur'an okumak, zikir yapmak ve dua etmek de sadece dilin hareketi değil, kalbin de iştirakiyle yapılmalıdır.<br />
<br />
İnsan namazını kılarken ne söylediğini düşünmeli, Allah'ın huzurunda olduğunu hatırlamalıdır.<br />
<br />
Böylece namaz tekrar canlanır.<br />
<br />
Kalp yeniden uyanır.<br />
<br />
İbadet sıradan bir hareket olmaktan çıkar ve kulluk şuuruna dönüşür.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sonuç</span></span><br />
<br />
Yozlaşmanın en tehlikeli hâli, insanın yanlış olanı yanlış olarak görmemeye başlamasıdır.<br />
<br />
Kalp önce uyarılır.<br />
<br />
Sonra alışır.<br />
<br />
Sonra alıştığı şeyi normal kabul eder.<br />
<br />
En sonunda ise doğru ile yanlış arasındaki farkı hissedemez hâle gelir.<br />
<br />
İşte bundan Allah'a sığınmak gerekir.<br />
<br />
Rabbimiz bizleri kalbi taşlaşanlardan eylemesin.<br />
<br />
Bize verilen nimetleri değersiz görmeyi nasip etmesin.<br />
<br />
İmanı, ibadeti, ilmi, merhameti, adaleti, güzel ahlâkı ve insanlığımızı yozlaştırmaktan bizleri muhafaza eylesin.<br />
<br />
Namazlarımızı alışkanlık hâline getirip ruhunu kaybetmekten bizleri korusun.<br />
<br />
İbadetlerimize ihlâs, sözlerimize doğruluk, işlerimize bereket ve gönüllerimize merhamet versin.<br />
<br />
Bizi sırât-ı müstakîmden ayırmasın.<br />
<br />
Hakkı hak olarak görüp ona uymayı, bâtılı bâtıl olarak görüp ondan uzak durmayı nasip eylesin.<br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri ve bütün müminleri her türlü yozlaşmadan, gafletten, israftan, kibirden, nefsin aldatmasından ve kalbin taşlaşmasından muhafaza buyursun.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltleme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">_______________________________________</span></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Uyarıya Kulak Vermeyenlerin Hali (Karoglanin 08.12.2012 Vaazi)]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35072</link>
			<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 03:52:41 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35072</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYARIYA KULAK VERMEYENLERİN HÂLİ</span></span><br />
<br />
08.12.2012 Cumartesi<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hûd Sûresi, 25-26-27. Âyetler</span></span><br />
<br />
Andolsun ki vaktiyle Nûh'u kavmine gönderdik. Nûh onlara:<br />
<br />
“Ben size azabın sebeplerini ve kurtuluşun yolunu açıklayan bir uyarıcıyım. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Gerçekten ben, acı bir günün azabının başınıza gelmesinden korkuyorum.” dedi.<br />
<br />
Buna karşı kavminden inkâr eden ileri gelenler:<br />
<br />
“Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Sana uyanları da ilk bakışta toplumumuzun değersiz gördüğü kimseler olarak görüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Hatta sizi yalancılar sanıyoruz.” dediler.<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm.<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Muhammed Mustafa.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Ahmed-i Mahmûd-i Muhammed Mustafa.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Nûh Nebiyyullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Nûh Neciyyullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Sâhib-i Tûfân.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi İsmetullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi İhsanullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi İrşadullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi Mürşid-i Âhirzaman.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi Fecrullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi Kaim-i Leyletullah.<br />
<br />
İmâm-ı Âhirzaman Mehdi Hidayetullah.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculuğumuza Başlıyoruz</span></span><br />
<br />
İnsanların yaratılışında ve hayatın devamında Rabbimizin nice hikmetleri ve farklı tecellileri vardır. Kimi zaman aynı aile içerisinde birbirine benzeyen, kimi zaman ise birbirinden farklı özelliklere sahip insanlar dünyaya gelir. Bu farklılıkların tamamı Allah'ın kudretinin ve yaratışındaki hikmetlerin birer işaretidir.<br />
<br />
Hz. Yusuf Aleyhisselam ile ilgili rivayetlerde, onun güzel konuşması, farklı dilleri bilmesi ve kendisine verilen ilim ve hikmetle insanlara faydalı olması üzerinde durulur. Rabbimiz ona ilim, hikmet ve güzel bir anlayış ihsan etmiştir.<br />
<br />
Hz. Yusuf Aleyhisselam'ın kıssasından alınacak önemli derslerden biri de şudur:<br />
<br />
İnsan kendisine verilen nimetleri Allah'ın lütfu bilmeli, sahip olduğu ilim ve kabiliyetleri insanlara fayda sağlamak için kullanmalıdır.<br />
<br />
Bir kimse yeni bir işle, yeni bir hâlle veya hayatında önemli bir değişiklikle karşılaştığında Allah'a sığınması ve hayırlısını istemesi güzel bir duadır.<br />
<br />
Bu sebeple şöyle dua edilebilir:<br />
<br />
“Allah'ım! Bunun hayrını ve bunun içindeki hayrı Senden isterim. Bunun şerrinden ve bunun içindeki şerden Sana sığınırım.”<br />
<br />
İnsan, bilmediği bir şeyle karşılaştığında kendi gücüne değil, Rabbine güvenmelidir. Çünkü hayrın ve şerrin hakiki bilgisi Allah katındadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Salih Aleyhisselam ve Güzel Yaşayış</span></span><br />
<br />
Peygamberlerin hayatlarında insanların dikkat etmesi gereken pek çok güzel sünnet ve edep vardır. Hz. Salih Aleyhisselam'ın, Hz. İsa Aleyhisselam'ın ve Allah dostlarının sade yaşayışları da insanlara dünya nimetlerine aşırı bağlanmamak konusunda güzel bir örnek olarak anlatılmıştır.<br />
<br />
Burada asıl maksat, şekilden ziyade kalbin hâlidir.<br />
<br />
İnsan gösterişten uzaklaşmalı, Allah'a karşı tevazu sahibi olmalı, ibadetlerini ihlâsla yerine getirmelidir.<br />
<br />
Duha namazı da Allah'ın nimetlerine şükretmek ve güne güzel bir kulluk şuuru ile başlamak bakımından önemli nafile ibadetlerdendir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, kuşluk vaktinin başlangıcını ve yükselişini anlatırken çeşitli benzetmeler yapmıştır. Mümin için önemli olan, ibadetlerini vaktinde, ihlâsla ve Allah'ın rızasını gözeterek yapmaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazilet ve Feyiz</span></span><br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
“Vemâ yülekkâhâ illâ zû hazzın azîm.”<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm.<br />
<br />
Fussilet Sûresi, 35. âyet.<br />
<br />
Fazilet sahibi olmak, yalnızca dış görünüşle elde edilecek bir şey değildir. Fazilet; sabır, güzel ahlâk, ilim, hikmet, edep ve Allah'a yakınlaşma gayretiyle gelişen bir hâlidir.<br />
<br />
Rabbimiz kime ilim, hikmet ve güzel ahlâk nasip ederse, o kimse bunları kendisinden bilmamalı; Allah'ın bir lütfu olduğunu bilmelidir.<br />
<br />
Tasavvufî anlayışta “feyiz”, gönüllere ulaşan ilâhî rahmet ve manevi bereket olarak anlatılır. İnsan, Allah'ın sevgili kullarından güzel ahlâk ve güzel söz öğrenebilir. Fakat bütün feyzin ve hidâyetin gerçek kaynağı Allah Teâlâ'dır.<br />
<br />
Bu sebeple mürşidlerin, peygamberlerin ve salih kulların yolundan istifade ederken gönlümüzü daima Allah'a bağlamamız gerekir.<br />
<br />
Rabbime hamd ederim ki kullarına hidayet yollarını göstermiş, peygamberleri ve salih kulları vesilesiyle insanlara doğru yolu öğretmiştir.<br />
<br />
Rabbimize binlerce hamdüsenalar olsun. Peygamberlere, salih kullara ve Allah yolunda insanlara iyiliği öğretenlere de salât ve selâm olsun inşallah.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teveccüh, Murakabe ve Gönül Bağı</span></span><br />
<br />
Teveccüh, insanın gönlünü Allah'ın rızasına ve hak yola yöneltmesi şeklinde anlaşılabilir.<br />
<br />
Tasavvufî gelenekte murakabe ve rabıta gibi uygulamalar da kişinin gönlünü toparlaması, nefsini kontrol etmesi ve manevi eğitimine yoğunlaşması amacıyla ele alınmıştır.<br />
<br />
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, gönlün nihai olarak Allah'a bağlı olmasıdır.<br />
<br />
Bir mürşide duyulan sevgi ve bağlılık, Allah'a kulluğun yerine geçmez. Mürşidin görevi insanı kendisine değil, Allah'ın yoluna yöneltmektir.<br />
<br />
Akşam namazından sonra kişinin bir müddet sessizce oturup gönlünü toparlaması, gün içerisinde yaptığı işleri muhasebe etmesi, Allah'ı zikretmesi ve kendisini doğru yola yöneltmesi güzel bir manevi eğitim olabilir.<br />
<br />
İnsan gönlünü temizledikçe, karşılaştığı meselelerde daha sağlıklı düşünmeye ve hayır ile şerri birbirinden ayırmaya başlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nûh Aleyhisselam'ın Uyarısı ve Tûfan</span></span><br />
<br />
İşte asıl mesele burada ortaya çıkmaktadır.<br />
<br />
Nûh Aleyhisselam kavmini yıllarca Allah'ın yoluna çağırdı. Onları uyardı, nasihat etti ve yaklaşan büyük tehlikeye karşı dikkatlerini çekti.<br />
<br />
Fakat kavminin bir kısmı onun sözlerine kulak vermedi.<br />
<br />
Onlar:<br />
<br />
“Sen de bizim gibi bir insansın. Sana neden uyalım?” diyerek peygamberlerinin getirdiği hakikati küçümsediler.<br />
<br />
Nûh Aleyhisselam'ın uyarısını kabul edenler ise Allah'ın emriyle gemiye bindiler ve kurtuldular.<br />
<br />
Buradaki en büyük ders şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakikatin değeri, onu söyleyen kişinin dış görünüşüyle ölçülmez. İnsan söylenen söze bakmalı, hak ve doğru olanı aramalıdır.</span></span><br />
<br />
Bir insan kendisine yapılan nasihati sırf hoşuna gitmediği için reddederse, kendi nefsine zarar verebilir.<br />
<br />
Bazen insanı kurtaracak olan şey, tam da duymak istemediği bir uyarıdır.<br />
<br />
Bu nedenle mümin, kendisini uyaran kişiye düşman olmak yerine önce kendi nefsini hesaba çekmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Âhirzaman ve Kurtuluş Gemisi Benzetmesi</span></span><br />
<br />
Tasavvufî anlatımlarda Nûh Aleyhisselam'ın gemisi, çoğu zaman kurtuluşun ve Allah'ın emrine teslimiyetin bir sembolü olarak ele alınır.<br />
<br />
Âhirzamanda da insanın çeşitli fitneler, imtihanlar ve dünya meşguliyetleri içerisinde doğru yolu bulması önemlidir.<br />
<br />
Bu sebeple bir mürşidin veya Allah yoluna çağıran salih bir kimsenin yaptığı nasihat, insan için bir kurtuluş vesilesi olabilir.<br />
<br />
Ancak kurtuluşun gerçek sahibi Allah Teâlâ'dır.<br />
<br />
İnsan bir kişiye bağlanırken onun şahsını ilahlaştırmamalı, bütün ümidini ve kulluğunu yalnızca Allah'a yöneltmelidir.<br />
<br />
Bir rehberin görevi, insanı Allah'ın yoluna götürmektir.<br />
<br />
Nûh Aleyhisselam'ın gemisi nasıl Allah'ın emriyle kurtuluş vesilesi olmuşsa, manevi eğitim de insanın nefsinin tufanlarından kurtulmasına vesile olabilir.<br />
<br />
Nefsin tufanı; kibir, haset, öfke, hırs, gaflet, dünya sevgisi ve günahlarda ısrar etmektir.<br />
<br />
Kim bu tufanlardan korunmak istiyorsa Allah'ın emirlerine sarılmalı, peygamberlerin yolunu takip etmeli, güzel ahlâka yönelmeli ve kendisine yapılan haklı uyarılardan ders çıkarmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hidayet ve Doğru Yol</span></span><br />
<br />
“Mehdi” kelimesi, hidayete erdirilmiş ve doğru yola yönelmiş kimse anlamıyla ilişkilidir.<br />
<br />
Allah Teâlâ kullarına hidayet yollarını gösterir. Peygamberler, Allah'ın kullarına doğru yolu bildiren elçileridir.<br />
<br />
Tasavvufî anlayışta da mürşidlerin görevi, insanlara güzel ahlâkı, edebi, zikri ve Allah'a kulluğu öğretmektir.<br />
<br />
İnsan bir rehberin gösterdiği güzel yoldan istifade edebilir; fakat kalbinin asıl yönünü her zaman Allah'a çevirmelidir.<br />
<br />
Rabbimiz bizleri sırât-ı müstakîmden ayırmasın.<br />
<br />
Bizi nimet verdiklerinin yoluna iletsin. Gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin yolundan muhafaza eylesin.<br />
<br />
Nûh Aleyhisselam'ın kavminin yaptığı gibi haklı uyarıları küçümsemekten bizleri korusun.<br />
<br />
Bize nasihat edildiğinde nefsimize ağır gelse bile doğruyu kabul edecek bir gönül nasip eylesin.<br />
<br />
Bizi kibirden, gafletten, inattan ve hakikate karşı körleşmekten muhafaza eylesin.<br />
<br />
Allah Teâlâ bizlere hakkı hak olarak görüp ona uymayı, bâtılı bâtıl olarak görüp ondan uzaklaşmayı nasip eylesin.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltleme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">_______________________________________</span></span><br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">UYARIYA KULAK VERMEYENLERİN HÂLİ</span></span><br />
<br />
08.12.2012 Cumartesi<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hûd Sûresi, 25-26-27. Âyetler</span></span><br />
<br />
Andolsun ki vaktiyle Nûh'u kavmine gönderdik. Nûh onlara:<br />
<br />
“Ben size azabın sebeplerini ve kurtuluşun yolunu açıklayan bir uyarıcıyım. Allah'tan başkasına kulluk etmeyin. Gerçekten ben, acı bir günün azabının başınıza gelmesinden korkuyorum.” dedi.<br />
<br />
Buna karşı kavminden inkâr eden ileri gelenler:<br />
<br />
“Biz seni sadece bizim gibi bir insan olarak görüyoruz. Sana uyanları da ilk bakışta toplumumuzun değersiz gördüğü kimseler olarak görüyoruz. Sizin bize karşı bir üstünlüğünüzü de görmüyoruz. Hatta sizi yalancılar sanıyoruz.” dediler.<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm.<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Muhammed Mustafa.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Ahmed-i Mahmûd-i Muhammed Mustafa.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Nûh Nebiyyullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Nûh Neciyyullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Sâhib-i Tûfân.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi İsmetullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi İhsanullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi İrşadullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi Mürşid-i Âhirzaman.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi Fecrullah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Mehdi Kaim-i Leyletullah.<br />
<br />
İmâm-ı Âhirzaman Mehdi Hidayetullah.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculuğumuza Başlıyoruz</span></span><br />
<br />
İnsanların yaratılışında ve hayatın devamında Rabbimizin nice hikmetleri ve farklı tecellileri vardır. Kimi zaman aynı aile içerisinde birbirine benzeyen, kimi zaman ise birbirinden farklı özelliklere sahip insanlar dünyaya gelir. Bu farklılıkların tamamı Allah'ın kudretinin ve yaratışındaki hikmetlerin birer işaretidir.<br />
<br />
Hz. Yusuf Aleyhisselam ile ilgili rivayetlerde, onun güzel konuşması, farklı dilleri bilmesi ve kendisine verilen ilim ve hikmetle insanlara faydalı olması üzerinde durulur. Rabbimiz ona ilim, hikmet ve güzel bir anlayış ihsan etmiştir.<br />
<br />
Hz. Yusuf Aleyhisselam'ın kıssasından alınacak önemli derslerden biri de şudur:<br />
<br />
İnsan kendisine verilen nimetleri Allah'ın lütfu bilmeli, sahip olduğu ilim ve kabiliyetleri insanlara fayda sağlamak için kullanmalıdır.<br />
<br />
Bir kimse yeni bir işle, yeni bir hâlle veya hayatında önemli bir değişiklikle karşılaştığında Allah'a sığınması ve hayırlısını istemesi güzel bir duadır.<br />
<br />
Bu sebeple şöyle dua edilebilir:<br />
<br />
“Allah'ım! Bunun hayrını ve bunun içindeki hayrı Senden isterim. Bunun şerrinden ve bunun içindeki şerden Sana sığınırım.”<br />
<br />
İnsan, bilmediği bir şeyle karşılaştığında kendi gücüne değil, Rabbine güvenmelidir. Çünkü hayrın ve şerrin hakiki bilgisi Allah katındadır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hz. Salih Aleyhisselam ve Güzel Yaşayış</span></span><br />
<br />
Peygamberlerin hayatlarında insanların dikkat etmesi gereken pek çok güzel sünnet ve edep vardır. Hz. Salih Aleyhisselam'ın, Hz. İsa Aleyhisselam'ın ve Allah dostlarının sade yaşayışları da insanlara dünya nimetlerine aşırı bağlanmamak konusunda güzel bir örnek olarak anlatılmıştır.<br />
<br />
Burada asıl maksat, şekilden ziyade kalbin hâlidir.<br />
<br />
İnsan gösterişten uzaklaşmalı, Allah'a karşı tevazu sahibi olmalı, ibadetlerini ihlâsla yerine getirmelidir.<br />
<br />
Duha namazı da Allah'ın nimetlerine şükretmek ve güne güzel bir kulluk şuuru ile başlamak bakımından önemli nafile ibadetlerdendir.<br />
<br />
Peygamber Efendimiz sallallahu aleyhi ve sellem, kuşluk vaktinin başlangıcını ve yükselişini anlatırken çeşitli benzetmeler yapmıştır. Mümin için önemli olan, ibadetlerini vaktinde, ihlâsla ve Allah'ın rızasını gözeterek yapmaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Fazilet ve Feyiz</span></span><br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
“Vemâ yülekkâhâ illâ zû hazzın azîm.”<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm.<br />
<br />
Fussilet Sûresi, 35. âyet.<br />
<br />
Fazilet sahibi olmak, yalnızca dış görünüşle elde edilecek bir şey değildir. Fazilet; sabır, güzel ahlâk, ilim, hikmet, edep ve Allah'a yakınlaşma gayretiyle gelişen bir hâlidir.<br />
<br />
Rabbimiz kime ilim, hikmet ve güzel ahlâk nasip ederse, o kimse bunları kendisinden bilmamalı; Allah'ın bir lütfu olduğunu bilmelidir.<br />
<br />
Tasavvufî anlayışta “feyiz”, gönüllere ulaşan ilâhî rahmet ve manevi bereket olarak anlatılır. İnsan, Allah'ın sevgili kullarından güzel ahlâk ve güzel söz öğrenebilir. Fakat bütün feyzin ve hidâyetin gerçek kaynağı Allah Teâlâ'dır.<br />
<br />
Bu sebeple mürşidlerin, peygamberlerin ve salih kulların yolundan istifade ederken gönlümüzü daima Allah'a bağlamamız gerekir.<br />
<br />
Rabbime hamd ederim ki kullarına hidayet yollarını göstermiş, peygamberleri ve salih kulları vesilesiyle insanlara doğru yolu öğretmiştir.<br />
<br />
Rabbimize binlerce hamdüsenalar olsun. Peygamberlere, salih kullara ve Allah yolunda insanlara iyiliği öğretenlere de salât ve selâm olsun inşallah.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Teveccüh, Murakabe ve Gönül Bağı</span></span><br />
<br />
Teveccüh, insanın gönlünü Allah'ın rızasına ve hak yola yöneltmesi şeklinde anlaşılabilir.<br />
<br />
Tasavvufî gelenekte murakabe ve rabıta gibi uygulamalar da kişinin gönlünü toparlaması, nefsini kontrol etmesi ve manevi eğitimine yoğunlaşması amacıyla ele alınmıştır.<br />
<br />
Burada dikkat edilmesi gereken en önemli husus, gönlün nihai olarak Allah'a bağlı olmasıdır.<br />
<br />
Bir mürşide duyulan sevgi ve bağlılık, Allah'a kulluğun yerine geçmez. Mürşidin görevi insanı kendisine değil, Allah'ın yoluna yöneltmektir.<br />
<br />
Akşam namazından sonra kişinin bir müddet sessizce oturup gönlünü toparlaması, gün içerisinde yaptığı işleri muhasebe etmesi, Allah'ı zikretmesi ve kendisini doğru yola yöneltmesi güzel bir manevi eğitim olabilir.<br />
<br />
İnsan gönlünü temizledikçe, karşılaştığı meselelerde daha sağlıklı düşünmeye ve hayır ile şerri birbirinden ayırmaya başlar.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Nûh Aleyhisselam'ın Uyarısı ve Tûfan</span></span><br />
<br />
İşte asıl mesele burada ortaya çıkmaktadır.<br />
<br />
Nûh Aleyhisselam kavmini yıllarca Allah'ın yoluna çağırdı. Onları uyardı, nasihat etti ve yaklaşan büyük tehlikeye karşı dikkatlerini çekti.<br />
<br />
Fakat kavminin bir kısmı onun sözlerine kulak vermedi.<br />
<br />
Onlar:<br />
<br />
“Sen de bizim gibi bir insansın. Sana neden uyalım?” diyerek peygamberlerinin getirdiği hakikati küçümsediler.<br />
<br />
Nûh Aleyhisselam'ın uyarısını kabul edenler ise Allah'ın emriyle gemiye bindiler ve kurtuldular.<br />
<br />
Buradaki en büyük ders şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hakikatin değeri, onu söyleyen kişinin dış görünüşüyle ölçülmez. İnsan söylenen söze bakmalı, hak ve doğru olanı aramalıdır.</span></span><br />
<br />
Bir insan kendisine yapılan nasihati sırf hoşuna gitmediği için reddederse, kendi nefsine zarar verebilir.<br />
<br />
Bazen insanı kurtaracak olan şey, tam da duymak istemediği bir uyarıdır.<br />
<br />
Bu nedenle mümin, kendisini uyaran kişiye düşman olmak yerine önce kendi nefsini hesaba çekmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Âhirzaman ve Kurtuluş Gemisi Benzetmesi</span></span><br />
<br />
Tasavvufî anlatımlarda Nûh Aleyhisselam'ın gemisi, çoğu zaman kurtuluşun ve Allah'ın emrine teslimiyetin bir sembolü olarak ele alınır.<br />
<br />
Âhirzamanda da insanın çeşitli fitneler, imtihanlar ve dünya meşguliyetleri içerisinde doğru yolu bulması önemlidir.<br />
<br />
Bu sebeple bir mürşidin veya Allah yoluna çağıran salih bir kimsenin yaptığı nasihat, insan için bir kurtuluş vesilesi olabilir.<br />
<br />
Ancak kurtuluşun gerçek sahibi Allah Teâlâ'dır.<br />
<br />
İnsan bir kişiye bağlanırken onun şahsını ilahlaştırmamalı, bütün ümidini ve kulluğunu yalnızca Allah'a yöneltmelidir.<br />
<br />
Bir rehberin görevi, insanı Allah'ın yoluna götürmektir.<br />
<br />
Nûh Aleyhisselam'ın gemisi nasıl Allah'ın emriyle kurtuluş vesilesi olmuşsa, manevi eğitim de insanın nefsinin tufanlarından kurtulmasına vesile olabilir.<br />
<br />
Nefsin tufanı; kibir, haset, öfke, hırs, gaflet, dünya sevgisi ve günahlarda ısrar etmektir.<br />
<br />
Kim bu tufanlardan korunmak istiyorsa Allah'ın emirlerine sarılmalı, peygamberlerin yolunu takip etmeli, güzel ahlâka yönelmeli ve kendisine yapılan haklı uyarılardan ders çıkarmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hidayet ve Doğru Yol</span></span><br />
<br />
“Mehdi” kelimesi, hidayete erdirilmiş ve doğru yola yönelmiş kimse anlamıyla ilişkilidir.<br />
<br />
Allah Teâlâ kullarına hidayet yollarını gösterir. Peygamberler, Allah'ın kullarına doğru yolu bildiren elçileridir.<br />
<br />
Tasavvufî anlayışta da mürşidlerin görevi, insanlara güzel ahlâkı, edebi, zikri ve Allah'a kulluğu öğretmektir.<br />
<br />
İnsan bir rehberin gösterdiği güzel yoldan istifade edebilir; fakat kalbinin asıl yönünü her zaman Allah'a çevirmelidir.<br />
<br />
Rabbimiz bizleri sırât-ı müstakîmden ayırmasın.<br />
<br />
Bizi nimet verdiklerinin yoluna iletsin. Gazaba uğrayanların ve dalâlete düşenlerin yolundan muhafaza eylesin.<br />
<br />
Nûh Aleyhisselam'ın kavminin yaptığı gibi haklı uyarıları küçümsemekten bizleri korusun.<br />
<br />
Bize nasihat edildiğinde nefsimize ağır gelse bile doğruyu kabul edecek bir gönül nasip eylesin.<br />
<br />
Bizi kibirden, gafletten, inattan ve hakikate karşı körleşmekten muhafaza eylesin.<br />
<br />
Allah Teâlâ bizlere hakkı hak olarak görüp ona uymayı, bâtılı bâtıl olarak görüp ondan uzaklaşmayı nasip eylesin.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltleme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b"><span style="color: #FF0000;" class="mycode_color">_______________________________________</span></span><br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Nuh Evlatlari ve Milletlere Ayrılış (Karoglanin 15.12.2012 Vaazi)]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35071</link>
			<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 03:50:34 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35071</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NUH'UN EVLATLARI VE MİLLETLERE BÖLÜNÜŞ</span></span><br />
<br />
15. 12. 2012 Cumartesi<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. En'âm Suresi, 111-117. ayetler.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Muhammed Mustafa, Es-Sâfî Allah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Ahmed-i Mahmud, el-Hâmidü Allah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ âli Muhammed, Mehdi el-Hâdî Allah.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculuğumuza başlıyoruz.</span><br />
<br />
İnsanlığın geçmişine baktığımız zaman, Nuh aleyhisselâm ve Tufan hadisesinin çok büyük bir dönüm noktası olduğunu görürüz.<br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın kavminden sonra insanların yeryüzüne yeniden dağıldıkları ve çeşitli topluluklar hâlinde çoğaldıkları rivayet edilmektedir.<br />
<br />
Bu dağılışın içerisinde Allah'ın yaratma hikmetlerinden biri de insanların farklı coğrafyalarda yaşamaları, farklı diller ve kültürler meydana getirmeleri ve yeryüzünün çeşitli bölgelerinde medeniyetler kurmalarıdır.<br />
<br />
Eski kaynaklarda Nuh aleyhisselâmın oğullarından gelen nesillerin yeryüzünün farklı bölgelerine dağıldığı anlatılır.<br />
<br />
Bu konuda çeşitli rivayetler ve halk arasında aktarılan farklı görüşler bulunmaktadır. Bunların hepsini kesin tarihî bilgi olarak kabul etmek yerine, ibret ve hikmet yönünden değerlendirmek gerekir.<br />
<br />
İnsanların farklı milletlere ve topluluklara ayrılması, Allah'ın yaratma düzeninin bir parçasıdır.<br />
<br />
Her milletin ve her topluluğun kendisine ait bir tarihi, yaşadığı coğrafya ve meydana getirdiği kültür vardır.<br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın evlatlarının ve onların nesillerinin yeryüzüne yayılmasıyla insanlar zaman içerisinde çeşitli bölgelere yerleşmiş, yeni şehirler kurmuş ve farklı topluluklar hâlinde çoğalmışlardır.<br />
<br />
Burada asıl düşünmemiz gereken, hangi milletin diğerinden üstün olduğu değildir.<br />
<br />
Asıl mesele, bütün insanların Allah'ın kulları olduğunu ve aynı insanlık ailesinin fertleri bulunduğunu bilmektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsanların farklı milletlere ayrılması, birbirlerine düşman olmaları için değil; Allah'ın kudretini ve yaratılıştaki çeşitliliği görmeleri içindir.</span></span><br />
<br />
Yeryüzünde farklı iklimler ve farklı topraklar vardır.<br />
<br />
Bazı bölgelerde belirli ağaçlar daha iyi yetişir. Bazı bölgelerde tahıl, bazı bölgelerde meyve, bazı bölgelerde sebze ve başka bölgelerde farklı bitkiler yetişir.<br />
<br />
İnsanlar da zaman içerisinde bu nimetleri bir bölgeden diğerine taşımışlardır.<br />
<br />
Bu nedenle bugün dünyanın bir tarafında yetişen bir bitkinin başka bir kıtada da yetiştiğini görüyoruz.<br />
<br />
İşte Nuh aleyhisselâmın neslinin yeryüzüne yayılması hakkında anlatılan bazı rivayetlerde de ağaçların, tohumların ve çeşitli nimetlerin farklı bölgelere götürülmesinden söz edilir.<br />
<br />
Bunları Allah'ın yeryüzündeki rızık düzenini düşündüren sembolik anlatımlar olarak değerlendirebiliriz.<br />
<br />
Bir ağacın bir yerde yetişmesi, başka bir yere dikilmesi ve orada yeniden çoğalması gibi, insan nesli de farklı bölgelere dağılarak çoğalmıştır.<br />
<br />
İnsanlık başlangıçta birbirine yakın topluluklar hâlindeyken zamanla dünyanın çeşitli bölgelerine yayıldı.<br />
<br />
Sonra her topluluk kendi dilini, kültürünü ve yaşam biçimini oluşturdu.<br />
<br />
Fakat zaman içerisinde insanlar ilk kardeşlik bağlarını unuttular. Birbirleriyle mücadele etmeye başladılar.<br />
<br />
İşte burada insanın dikkat etmesi gereken büyük bir ders vardır:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsanlar farklı milletlere ayrılabilirler; fakat kulluk bakımından hepsi Allah'ın kuludur.</span></span><br />
<br />
Bir domates ile biberin aynı şey olmadığı gibi, farklı milletlerin de aynı kültüre sahip olması beklenmez. Fakat her ikisinin de Allah'ın yarattığı birer nimet olması gibi, farklı insan toplulukları da Allah'ın yaratmasının birer tecellisidir.<br />
<br />
Bu çeşitlilikte hikmet vardır.<br />
<br />
Ağaçların, meyvelerin ve bitkilerin dünyanın farklı bölgelerine yayılması da Allah'ın nimetlerinin insanlar arasında dolaşmasına vesile olmuştur.<br />
<br />
Ceviz, fındık, fıstık, zeytin, hurma ve daha nice nimet, insanlığın farklı bölgelerinde yetişmiş ve zaman içerisinde başka coğrafyalara taşınmıştır.<br />
<br />
Bugün bir ülkede yetişen bir ürünün dünyanın öbür ucunda bulunabilmesi, insanlığın birbirine nasıl bağlandığını da göstermektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rızık yalnızca bir milletin malı değildir. Rızkın gerçek sahibi Allah'tır.</span></span><br />
<br />
İnsanlar toprağı işler, ağaç diker, tohum eker ve ürün elde eder. Fakat o tohumun büyümesini, toprağın onu beslemesini ve yağmurun yağmasını sağlayan Allah Teâlâ'dır.<br />
<br />
Bu nedenle insan, elindeki nimete sahip olurken şükretmelidir.<br />
<br />
Yeryüzünde çeşitli kavimlerin bulunması da insanın Allah'ın kudretini düşünmesine vesile olmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Milletler birbirleriyle yarışırken Allah'ın nimetlerini paylaşmayı ve kardeşliği unutmamalıdır.</span></span><br />
<br />
Bu konu çok uzundur. Çünkü yeryüzündeki ağaçların, bitkilerin ve nimetlerin sayısı kadar ibret alınacak mesele vardır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim ekin ekmeye ve ağaç dikmeye.</span></span><br />
<br />
Ezanın okunmasında her cümlenin arasında bir miktar beklemek, sözleri açık ve anlaşılır şekilde söylemek güzel bir edeptir.<br />
<br />
Buna teressül ve irtisal şeklinde ifadelerle işaret edilir.<br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın gemiye aldığı canlıların ve bitkilerin nesillerinin devamı da bize düzen ve dengeyi hatırlatır.<br />
<br />
Bir şey ekilirken onun zamanı, yeri ve usulü önemlidir.<br />
<br />
Çiftçilikte de ekilecek tohumun cinsine göre uygun zaman ve uygun mesafe gözetilir.<br />
<br />
Bu bakımdan ezanın adabı ile ekim ve dikimdeki düzen arasında sembolik bir hikmet kurulabilir.<br />
<br />
Ezan doğudan batıya, dünyanın her tarafında okunmaktadır.<br />
<br />
İnsanların Allah'ın adını dünyanın her yerinde zikretmesi, İslâm'ın evrenselliğini gösteren güzel bir işarettir.<br />
<br />
Kamet ise ezandan farklı olarak daha seri okunur.<br />
<br />
Hayye ale'l-felâh'tan sonra:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kad kâmetis-salâh.”</span></span><br />
<br />
denilir.<br />
<br />
Bu da namaza artık başlanacağını bildirir.<br />
<br />
Buradan ekim ve dikim konusunda da bir sembolik ders çıkarabiliriz.<br />
<br />
Bazı bitkiler arka arkaya ve sık şekilde ekilir. Bazı ağaçlar ise daha geniş aralıklarla dikilir.<br />
<br />
Yani her şeyin kendisine uygun bir usulü vardır.<br />
<br />
Sabah namazında:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Es-salâtü hayrun mine'n-nevm.”</span></span><br />
<br />
denilmesi de insanlara namazın uykudan daha hayırlı olduğunu hatırlatır.<br />
<br />
Bütün bunlar bize şunu öğretir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her işin bir adabı, her nimetin bir usulü ve her ibadetin kendisine ait bir düzeni vardır.</span></span><br />
<br />
Müezzinin ezanı ve kameti usulüne uygun şekilde okuması, ibadet hayatının düzenli olmasına vesile olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim Allah'a sığınmaya.</span></span><br />
<br />
Kur'ân-ı Kerîm okunurken:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.”</span></span><br />
<br />
denilerek Allah'a sığınılır.<br />
<br />
Bunun anlamı, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınmaktır.<br />
<br />
Kur'an okumaya başlamadan önce Allah'a sığınmak, insanın kalbini ve niyetini temizlemesi açısından büyük bir edeptir.<br />
<br />
Bir işe başlarken de Allah'ın adını anmak, insanın yaptığı işi Allah'ın rızasına uygun yapmaya niyet etmesini sağlar.<br />
<br />
Bu sebeple insan, hayırlı bir işe başlarken:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismillâhirrahmânirrahîm.”</span></span><br />
<br />
demelidir.<br />
<br />
Ekin ekerken, ağaç dikerken, yemek yerken, evine girerken ve hayırlı işlere başlarken Allah'ı anmak müminin güzel adetlerindendir.<br />
<br />
Evlilikte de eşlerin Allah'ın adını anarak yuvalarını kurmaları ve helâl daire içerisinde yaşamaları gerekir.<br />
<br />
İnsan neslinin devamı da Allah'ın yaratma kudretinin bir tecellisidir.<br />
<br />
Bu nedenle aile hayatında da Allah'a sığınmak, helâl ve haram ölçülerine dikkat etmek gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Niyet temiz olursa, insan yaptığı işi Allah'ın rızasına yönlendirmeye gayret eder.</span></span><br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın neslinden gelen insanların farklı bölgelere dağılmasıyla milletler ortaya çıkmıştır.<br />
<br />
Fakat zaman içerisinde bazı insanlar Allah'ın emirlerinden uzaklaşmış, kendi milletini ve kendi topluluğunu üstün görmeye başlamıştır.<br />
<br />
Bunun sonucunda kardeşlik yerine düşmanlık, paylaşmak yerine savaş ve merhamet yerine zulüm ortaya çıkmıştır.<br />
<br />
Oysa insanın yapması gereken, Allah'ın verdiği nimetleri şükürle kullanmak ve diğer insanlara karşı adaletli olmaktır.<br />
<br />
Kur'ân-ı Kerîm'de Mûsâ aleyhisselâmın kavmine Allah'ın verdiği nimetleri hatırlattığı bildirilir.<br />
<br />
Bu bize şunu öğretir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir topluluğa verilen nimet, o topluluğun gururlanması için değil, şükretmesi içindir.</span></span><br />
<br />
Allah bir insana mal verirse şükretmelidir.<br />
<br />
Bir topluluğa zenginlik verirse şükretmelidir.<br />
<br />
Bir millete ilim verirse şükretmelidir.<br />
<br />
Bir ülkeye bereketli topraklar verirse şükretmelidir.<br />
<br />
Fakat bunların hiçbirisi insanı başkasını küçümsemeye haklı çıkarmaz.<br />
<br />
Hz. Süleyman aleyhisselâm Allah'ın kendisine verdiği büyük mülk ve saltanat sebebiyle şükreden bir peygamberdi.<br />
<br />
Onun kıssasından alınacak ders, zenginliğin kendisinin kötü olmadığı; asıl önemli olanın o zenginliğin nasıl kullanıldığıdır.<br />
<br />
Zenginlik Allah'ın bir imtihanıdır.<br />
<br />
Fakirlik de Allah'ın bir imtihanıdır.<br />
<br />
İlim de bir imtihandır.<br />
<br />
Güç ve makam da bir imtihandır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan kendisine verilen her nimeti Allah'ın emaneti olarak görmelidir.</span></span><br />
<br />
Dünyadaki zenginliklerin tamamının gerçek sahibi Allah'tır.<br />
<br />
İnsan ise o zenginliğin geçici emanetçisidir.<br />
<br />
Bu sebeple zengin olan kimse fakire yardım etmeli, güçlü olan zayıfı ezmemeli, ilim sahibi olan bilgisini hayır için kullanmalıdır.<br />
<br />
Ahir zamanda da Allah'ın adaletini, birliğini ve hakikati ortaya çıkaracak bir rehberin geleceğine dair çeşitli tasavvufî ve dinî anlatımlar bulunmaktadır.<br />
<br />
Bizim burada almamız gereken temel ders ise şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan hakka, adalete, kardeşliğe ve Allah'ın rızasına tabi olmalıdır.</span></span><br />
<br />
Bir kimse kendisini hangi makamda görürse görsün, Allah'ın kuludur.<br />
<br />
Bir kimse hangi millete mensup olursa olsun, Allah'ın kuludur.<br />
<br />
Bir kimse zengin veya fakir, güçlü veya güçsüz olsun, Allah'ın huzurunda kulluk sorumluluğuna sahiptir.<br />
<br />
Bu nedenle insan, kendisine verilen nimeti başkasına zulmetmek için kullanmamalıdır.<br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri milletleri birbirine düşman eden fitnelerden muhafaza eylesin.<br />
<br />
Bütün insanları adalet, merhamet ve hak yolunda birleştirsin.<br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın neslinden gelen insanlığın farklı kollara ayrılmasından ibret almayı ve birbirimize düşman olmak yerine Allah'ın kulları olarak kardeşçe yaşamayı nasip eylesin.<br />
<br />
Allah bizlere temiz niyet, güzel ahlâk, doğru söz, helâl kazanç ve salih amel nasip eylesin.<br />
<br />
Allah'ın adını anarak başladığımız her hayırlı işi bereketli kılsın.<br />
<br />
Ekinlerimize, ağaçlarımıza, hayvanlarımıza ve bütün canlılara bereket versin.<br />
<br />
Rabbim bizleri Allah'a sığınan, O'na güvenen, nimetlerine şükreden ve verdiği nimetleri doğru kullanan kullarından eylesin.<br />
<br />
Rabbim bizleri hakikati arayıp bulanlardan eylesin.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">_______________________________________</span></span><br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">NUH'UN EVLATLARI VE MİLLETLERE BÖLÜNÜŞ</span></span><br />
<br />
15. 12. 2012 Cumartesi<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. En'âm Suresi, 111-117. ayetler.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Muhammed Mustafa, Es-Sâfî Allah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Ahmed-i Mahmud, el-Hâmidü Allah.<br />
<br />
Allahümme salli alâ âli Muhammed, Mehdi el-Hâdî Allah.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculuğumuza başlıyoruz.</span><br />
<br />
İnsanlığın geçmişine baktığımız zaman, Nuh aleyhisselâm ve Tufan hadisesinin çok büyük bir dönüm noktası olduğunu görürüz.<br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın kavminden sonra insanların yeryüzüne yeniden dağıldıkları ve çeşitli topluluklar hâlinde çoğaldıkları rivayet edilmektedir.<br />
<br />
Bu dağılışın içerisinde Allah'ın yaratma hikmetlerinden biri de insanların farklı coğrafyalarda yaşamaları, farklı diller ve kültürler meydana getirmeleri ve yeryüzünün çeşitli bölgelerinde medeniyetler kurmalarıdır.<br />
<br />
Eski kaynaklarda Nuh aleyhisselâmın oğullarından gelen nesillerin yeryüzünün farklı bölgelerine dağıldığı anlatılır.<br />
<br />
Bu konuda çeşitli rivayetler ve halk arasında aktarılan farklı görüşler bulunmaktadır. Bunların hepsini kesin tarihî bilgi olarak kabul etmek yerine, ibret ve hikmet yönünden değerlendirmek gerekir.<br />
<br />
İnsanların farklı milletlere ve topluluklara ayrılması, Allah'ın yaratma düzeninin bir parçasıdır.<br />
<br />
Her milletin ve her topluluğun kendisine ait bir tarihi, yaşadığı coğrafya ve meydana getirdiği kültür vardır.<br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın evlatlarının ve onların nesillerinin yeryüzüne yayılmasıyla insanlar zaman içerisinde çeşitli bölgelere yerleşmiş, yeni şehirler kurmuş ve farklı topluluklar hâlinde çoğalmışlardır.<br />
<br />
Burada asıl düşünmemiz gereken, hangi milletin diğerinden üstün olduğu değildir.<br />
<br />
Asıl mesele, bütün insanların Allah'ın kulları olduğunu ve aynı insanlık ailesinin fertleri bulunduğunu bilmektir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsanların farklı milletlere ayrılması, birbirlerine düşman olmaları için değil; Allah'ın kudretini ve yaratılıştaki çeşitliliği görmeleri içindir.</span></span><br />
<br />
Yeryüzünde farklı iklimler ve farklı topraklar vardır.<br />
<br />
Bazı bölgelerde belirli ağaçlar daha iyi yetişir. Bazı bölgelerde tahıl, bazı bölgelerde meyve, bazı bölgelerde sebze ve başka bölgelerde farklı bitkiler yetişir.<br />
<br />
İnsanlar da zaman içerisinde bu nimetleri bir bölgeden diğerine taşımışlardır.<br />
<br />
Bu nedenle bugün dünyanın bir tarafında yetişen bir bitkinin başka bir kıtada da yetiştiğini görüyoruz.<br />
<br />
İşte Nuh aleyhisselâmın neslinin yeryüzüne yayılması hakkında anlatılan bazı rivayetlerde de ağaçların, tohumların ve çeşitli nimetlerin farklı bölgelere götürülmesinden söz edilir.<br />
<br />
Bunları Allah'ın yeryüzündeki rızık düzenini düşündüren sembolik anlatımlar olarak değerlendirebiliriz.<br />
<br />
Bir ağacın bir yerde yetişmesi, başka bir yere dikilmesi ve orada yeniden çoğalması gibi, insan nesli de farklı bölgelere dağılarak çoğalmıştır.<br />
<br />
İnsanlık başlangıçta birbirine yakın topluluklar hâlindeyken zamanla dünyanın çeşitli bölgelerine yayıldı.<br />
<br />
Sonra her topluluk kendi dilini, kültürünü ve yaşam biçimini oluşturdu.<br />
<br />
Fakat zaman içerisinde insanlar ilk kardeşlik bağlarını unuttular. Birbirleriyle mücadele etmeye başladılar.<br />
<br />
İşte burada insanın dikkat etmesi gereken büyük bir ders vardır:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsanlar farklı milletlere ayrılabilirler; fakat kulluk bakımından hepsi Allah'ın kuludur.</span></span><br />
<br />
Bir domates ile biberin aynı şey olmadığı gibi, farklı milletlerin de aynı kültüre sahip olması beklenmez. Fakat her ikisinin de Allah'ın yarattığı birer nimet olması gibi, farklı insan toplulukları da Allah'ın yaratmasının birer tecellisidir.<br />
<br />
Bu çeşitlilikte hikmet vardır.<br />
<br />
Ağaçların, meyvelerin ve bitkilerin dünyanın farklı bölgelerine yayılması da Allah'ın nimetlerinin insanlar arasında dolaşmasına vesile olmuştur.<br />
<br />
Ceviz, fındık, fıstık, zeytin, hurma ve daha nice nimet, insanlığın farklı bölgelerinde yetişmiş ve zaman içerisinde başka coğrafyalara taşınmıştır.<br />
<br />
Bugün bir ülkede yetişen bir ürünün dünyanın öbür ucunda bulunabilmesi, insanlığın birbirine nasıl bağlandığını da göstermektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Rızık yalnızca bir milletin malı değildir. Rızkın gerçek sahibi Allah'tır.</span></span><br />
<br />
İnsanlar toprağı işler, ağaç diker, tohum eker ve ürün elde eder. Fakat o tohumun büyümesini, toprağın onu beslemesini ve yağmurun yağmasını sağlayan Allah Teâlâ'dır.<br />
<br />
Bu nedenle insan, elindeki nimete sahip olurken şükretmelidir.<br />
<br />
Yeryüzünde çeşitli kavimlerin bulunması da insanın Allah'ın kudretini düşünmesine vesile olmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Milletler birbirleriyle yarışırken Allah'ın nimetlerini paylaşmayı ve kardeşliği unutmamalıdır.</span></span><br />
<br />
Bu konu çok uzundur. Çünkü yeryüzündeki ağaçların, bitkilerin ve nimetlerin sayısı kadar ibret alınacak mesele vardır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim ekin ekmeye ve ağaç dikmeye.</span></span><br />
<br />
Ezanın okunmasında her cümlenin arasında bir miktar beklemek, sözleri açık ve anlaşılır şekilde söylemek güzel bir edeptir.<br />
<br />
Buna teressül ve irtisal şeklinde ifadelerle işaret edilir.<br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın gemiye aldığı canlıların ve bitkilerin nesillerinin devamı da bize düzen ve dengeyi hatırlatır.<br />
<br />
Bir şey ekilirken onun zamanı, yeri ve usulü önemlidir.<br />
<br />
Çiftçilikte de ekilecek tohumun cinsine göre uygun zaman ve uygun mesafe gözetilir.<br />
<br />
Bu bakımdan ezanın adabı ile ekim ve dikimdeki düzen arasında sembolik bir hikmet kurulabilir.<br />
<br />
Ezan doğudan batıya, dünyanın her tarafında okunmaktadır.<br />
<br />
İnsanların Allah'ın adını dünyanın her yerinde zikretmesi, İslâm'ın evrenselliğini gösteren güzel bir işarettir.<br />
<br />
Kamet ise ezandan farklı olarak daha seri okunur.<br />
<br />
Hayye ale'l-felâh'tan sonra:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Kad kâmetis-salâh.”</span></span><br />
<br />
denilir.<br />
<br />
Bu da namaza artık başlanacağını bildirir.<br />
<br />
Buradan ekim ve dikim konusunda da bir sembolik ders çıkarabiliriz.<br />
<br />
Bazı bitkiler arka arkaya ve sık şekilde ekilir. Bazı ağaçlar ise daha geniş aralıklarla dikilir.<br />
<br />
Yani her şeyin kendisine uygun bir usulü vardır.<br />
<br />
Sabah namazında:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Es-salâtü hayrun mine'n-nevm.”</span></span><br />
<br />
denilmesi de insanlara namazın uykudan daha hayırlı olduğunu hatırlatır.<br />
<br />
Bütün bunlar bize şunu öğretir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Her işin bir adabı, her nimetin bir usulü ve her ibadetin kendisine ait bir düzeni vardır.</span></span><br />
<br />
Müezzinin ezanı ve kameti usulüne uygun şekilde okuması, ibadet hayatının düzenli olmasına vesile olur.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Gelelim Allah'a sığınmaya.</span></span><br />
<br />
Kur'ân-ı Kerîm okunurken:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.”</span></span><br />
<br />
denilerek Allah'a sığınılır.<br />
<br />
Bunun anlamı, kovulmuş şeytanın şerrinden Allah'a sığınmaktır.<br />
<br />
Kur'an okumaya başlamadan önce Allah'a sığınmak, insanın kalbini ve niyetini temizlemesi açısından büyük bir edeptir.<br />
<br />
Bir işe başlarken de Allah'ın adını anmak, insanın yaptığı işi Allah'ın rızasına uygun yapmaya niyet etmesini sağlar.<br />
<br />
Bu sebeple insan, hayırlı bir işe başlarken:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bismillâhirrahmânirrahîm.”</span></span><br />
<br />
demelidir.<br />
<br />
Ekin ekerken, ağaç dikerken, yemek yerken, evine girerken ve hayırlı işlere başlarken Allah'ı anmak müminin güzel adetlerindendir.<br />
<br />
Evlilikte de eşlerin Allah'ın adını anarak yuvalarını kurmaları ve helâl daire içerisinde yaşamaları gerekir.<br />
<br />
İnsan neslinin devamı da Allah'ın yaratma kudretinin bir tecellisidir.<br />
<br />
Bu nedenle aile hayatında da Allah'a sığınmak, helâl ve haram ölçülerine dikkat etmek gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Niyet temiz olursa, insan yaptığı işi Allah'ın rızasına yönlendirmeye gayret eder.</span></span><br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın neslinden gelen insanların farklı bölgelere dağılmasıyla milletler ortaya çıkmıştır.<br />
<br />
Fakat zaman içerisinde bazı insanlar Allah'ın emirlerinden uzaklaşmış, kendi milletini ve kendi topluluğunu üstün görmeye başlamıştır.<br />
<br />
Bunun sonucunda kardeşlik yerine düşmanlık, paylaşmak yerine savaş ve merhamet yerine zulüm ortaya çıkmıştır.<br />
<br />
Oysa insanın yapması gereken, Allah'ın verdiği nimetleri şükürle kullanmak ve diğer insanlara karşı adaletli olmaktır.<br />
<br />
Kur'ân-ı Kerîm'de Mûsâ aleyhisselâmın kavmine Allah'ın verdiği nimetleri hatırlattığı bildirilir.<br />
<br />
Bu bize şunu öğretir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Bir topluluğa verilen nimet, o topluluğun gururlanması için değil, şükretmesi içindir.</span></span><br />
<br />
Allah bir insana mal verirse şükretmelidir.<br />
<br />
Bir topluluğa zenginlik verirse şükretmelidir.<br />
<br />
Bir millete ilim verirse şükretmelidir.<br />
<br />
Bir ülkeye bereketli topraklar verirse şükretmelidir.<br />
<br />
Fakat bunların hiçbirisi insanı başkasını küçümsemeye haklı çıkarmaz.<br />
<br />
Hz. Süleyman aleyhisselâm Allah'ın kendisine verdiği büyük mülk ve saltanat sebebiyle şükreden bir peygamberdi.<br />
<br />
Onun kıssasından alınacak ders, zenginliğin kendisinin kötü olmadığı; asıl önemli olanın o zenginliğin nasıl kullanıldığıdır.<br />
<br />
Zenginlik Allah'ın bir imtihanıdır.<br />
<br />
Fakirlik de Allah'ın bir imtihanıdır.<br />
<br />
İlim de bir imtihandır.<br />
<br />
Güç ve makam da bir imtihandır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan kendisine verilen her nimeti Allah'ın emaneti olarak görmelidir.</span></span><br />
<br />
Dünyadaki zenginliklerin tamamının gerçek sahibi Allah'tır.<br />
<br />
İnsan ise o zenginliğin geçici emanetçisidir.<br />
<br />
Bu sebeple zengin olan kimse fakire yardım etmeli, güçlü olan zayıfı ezmemeli, ilim sahibi olan bilgisini hayır için kullanmalıdır.<br />
<br />
Ahir zamanda da Allah'ın adaletini, birliğini ve hakikati ortaya çıkaracak bir rehberin geleceğine dair çeşitli tasavvufî ve dinî anlatımlar bulunmaktadır.<br />
<br />
Bizim burada almamız gereken temel ders ise şudur:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İnsan hakka, adalete, kardeşliğe ve Allah'ın rızasına tabi olmalıdır.</span></span><br />
<br />
Bir kimse kendisini hangi makamda görürse görsün, Allah'ın kuludur.<br />
<br />
Bir kimse hangi millete mensup olursa olsun, Allah'ın kuludur.<br />
<br />
Bir kimse zengin veya fakir, güçlü veya güçsüz olsun, Allah'ın huzurunda kulluk sorumluluğuna sahiptir.<br />
<br />
Bu nedenle insan, kendisine verilen nimeti başkasına zulmetmek için kullanmamalıdır.<br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri milletleri birbirine düşman eden fitnelerden muhafaza eylesin.<br />
<br />
Bütün insanları adalet, merhamet ve hak yolunda birleştirsin.<br />
<br />
Nuh aleyhisselâmın neslinden gelen insanlığın farklı kollara ayrılmasından ibret almayı ve birbirimize düşman olmak yerine Allah'ın kulları olarak kardeşçe yaşamayı nasip eylesin.<br />
<br />
Allah bizlere temiz niyet, güzel ahlâk, doğru söz, helâl kazanç ve salih amel nasip eylesin.<br />
<br />
Allah'ın adını anarak başladığımız her hayırlı işi bereketli kılsın.<br />
<br />
Ekinlerimize, ağaçlarımıza, hayvanlarımıza ve bütün canlılara bereket versin.<br />
<br />
Rabbim bizleri Allah'a sığınan, O'na güvenen, nimetlerine şükreden ve verdiği nimetleri doğru kullanan kullarından eylesin.<br />
<br />
Rabbim bizleri hakikati arayıp bulanlardan eylesin.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">_______________________________________</span></span><br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Yeşil Başlı Sunalar ve Osman Efendimiz (Karoglanin 22.12.2012 Vaazi)]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35070</link>
			<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 03:45:21 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35070</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEŞİL BAŞLI SUNALAR VE OSMAN EFENDİMİZ</span></span><br />
<br />
22. 12. 2012 Cumartesi<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ve câû ebâhum ışâen yebkûn. Kâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emran, fesabrun cemîl. Vallâhul müsteânu alâ mâ tasifûn.”</span></span><br />
<br />
...<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhu gâlibün alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn. Ve lemmâ beleğa eşüddehû âteynâhü hukmen ve ilmen, ve kezâlike neczî'l-muhsinîn.”</span></span><br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm.<br />
<br />
Yusuf Suresi, 18. ayetten bir bölüm, 21. ayetten bir bölüm ve 22. ayet.<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
Yusuf aleyhisselâmın kardeşleri, onu kuyuya attıktan sonra babaları Yakub aleyhisselâma gelip bir hile ile Yusuf'un başına gelenleri farklı göstermeye çalışmışlardı. Gömleğine de bir hayvanın kanını bulaştırmışlardı.<br />
<br />
Yakub aleyhisselâm onların sözlerine karşı şöyle buyurdu:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bel sevvelet leküm enfüsüküm emran.”</span></span><br />
<br />
Yani: “Nefisleriniz size bir işi güzel gösterdi.”<br />
<br />
Ardından:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Fesabrun cemîl.”</span></span><br />
<br />
buyurdu.<br />
<br />
Yani: “Artık bana düşen güzel bir sabırdır.”<br />
<br />
Sonra da:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhul müsteânu alâ mâ tasifûn.”</span></span><br />
<br />
diyerek, “Sizin anlattığınız bu durum karşısında yardımına başvurulacak olan Allah'tır.” anlamındaki teslimiyetini ortaya koydu.<br />
<br />
Burada çok büyük bir hikmet vardır.<br />
<br />
Allah Teâlâ bütün işlerin sonucunu bilir. İnsan ise çoğu zaman yalnızca olayın görünen tarafını bilir.<br />
<br />
İnsan bazen bir kötülük yaptığını ve başarılı olduğunu zanneder. “Ben yaptım, oldu.” diye düşünür. Fakat Allah'ın takdiri ve hikmeti bütün olayların üzerindedir.<br />
<br />
Bazen insanın şer zannettiği bir olayın içinde ileride ortaya çıkacak büyük bir hayır bulunabilir.<br />
<br />
Hz. Hızır'ın gemiyi delmesi de buna misal olarak anlatılır. İlk bakışta gemiye zarar vermek gibi görünen bu olayın arkasında geminin ileride zorla alınmasını engelleyen bir hikmet bulunuyordu.<br />
<br />
Yine bir çocuğun öldürülmesi hadisesinde de ilk bakışta anlaşılması güç olan bir ilâhî hikmet vardı. Böylece anne ve babasının imanını sarsabilecek bir durumun önüne geçilmesi murat edilmişti.<br />
<br />
Demek ki insan, olayların yalnızca görünen tarafına bakarak kesin hüküm vermemelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mikro planda şer gibi görünen bir olay, makro planda Allah'ın takdiri içerisinde başka bir hayra vesile olabilir.</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ Yusuf aleyhisselâma aklı kemale erdiğinde hüküm verme ve ilim sahibi olma hikmetini verdiğini bildiriyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ve kezâlike neczî'l-muhsinîn.”</span></span><br />
<br />
Yani: “Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız.”<br />
<br />
Yusuf aleyhisselâm daha çocukken kuyuya atılmıştı. Fakat kuyuya atılması onun sonu olmadı. Bilakis Allah'ın takdiriyle Mısır'da yüksek bir makama ulaşmasının başlangıcı oldu.<br />
<br />
Allah'ım! Âdem ve Havva'ya, Yakub ve Yusuf'a, Züleyha'ya ve Bünyamin'e, Muhammed Mustafa'ya ve Mehdi'ye salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Yolculuğumuza başlıyoruz.<br />
<br />
Annem Rabia'ya, annemin dayısı Mahmud Dayı'nın bir nasihati vardı. Derdi ki:<br />
<br />
“Dünya bir gemidir; akıl yelkeni, fikir dümeni, aşk da onu yüzdürebilendir.”<br />
<br />
Bu söz üzerinde düşünmek gerekir.<br />
<br />
Allah Teâlâ Yusuf aleyhisselâma daha çocuk yaşta hikmet ve anlayış vermeseydi, onun hayatında meydana gelen olayların her biri farklı bir şekilde sonuçlanabilirdi.<br />
<br />
Kuyuya atılması onu Mısır'a götüren yolun başlangıcı oldu. Zindana girmesi ise onun daha sonra yüksek bir makama ulaşmasına vesile oldu.<br />
<br />
Yakub aleyhisselâm Yusuf'u kaybettiğinde sabretmeseydi, o güzel sabrın neticesindeki buluşma da gerçekleşmeyecekti.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Senin kaybettim zannettiğin şey, bazen kazanmanın basamağı olabilir.</span></span><br />
<br />
Âdem atamız ile Havva annemiz cennette yasaklanan şeye yaklaşınca dünyaya gönderildiler. Fakat tövbe edip Allah'a yöneldiler ve Allah'ın rahmetine sığındılar.<br />
<br />
Böylece yaşadıkları imtihan, tövbe ve kulluk yolculuklarının başlangıcı oldu.<br />
<br />
O yüzden başınıza bir hâl geldiğinde, işler istediğiniz gibi gitmediğinde ve bir an için kaybettiğinizi düşündüğünüzde hemen Yakub aleyhisselâmın sabrını hatırlayın.<br />
<br />
Şöyle deyin:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhu gâlibün alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn.”</span></span><br />
<br />
“Ben şu anda kaybetmiş olabilirim; fakat Allah'ın emri mutlaka gerçekleşmektedir. Rabbim, benim bugün şer zannettiğim şeyin içinden ileride bir hayır çıkarabilir.”<br />
<br />
Sonra kıbleye yönelerek:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Fesabrun cemîl.”</span></span><br />
<br />
deyin.<br />
<br />
Yani:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bana güzel bir sabır gerekir.”</span><br />
<br />
Sabredenlerden olun ve bekleyin. Rabbimizin, sizin şer zannettiğiniz bir olayın içinden nasıl bir hayır çıkaracağını görün.<br />
<br />
Bir zamanlar değersiz görülen Yusuf aleyhisselâmın, Allah'ın takdiriyle nasıl aziz edildiğini düşünün.<br />
<br />
İşte bundan dolayı Âdem ve Havva sünnetinden alacağımız ders şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hata ettiğimizde hemen tövbe etmek ve Allah'a iltica etmek.</span><br />
<br />
Yakub aleyhisselâmın sünnetinden alacağımız ders ise:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Musibet karşısında güzel sabretmek ve Allah'ın yardımına sığınmaktır.</span><br />
<br />
Şimdi iki sünneti öğreniyoruz:<br />
<br />
Birincisi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yakub aleyhisselâmın sünneti</span>:<br />
<br />
Birinci kısmı Allah'ın her şeye galip olduğunu bilmek:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhu gâlibün alâ emrihî.”</span></span><br />
<br />
İkinci kısmı ise güzel sabır istemektir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Fesabrun cemîl.”</span></span><br />
<br />
İkinci sünnetimiz ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Âdem ve Havva sünnetidir.</span><br />
<br />
Günah işlediğimizde hemen tövbe etmek, pişman olmak ve Rabbimize iltica etmektir.<br />
<br />
Rivayet olunur ki bir evliya, Kâbe'yi tavaf ederken bir âmâ kimsenin şöyle dua ettiğini görür:<br />
<br />
“Rabbim, beni affet. Günahımın affedilmeyeceğini biliyorum.”<br />
<br />
Evliya ona:<br />
<br />
“Bu mübarek yerde böyle ümitsiz konuşulur mu?” diye sorar.<br />
<br />
Adam da geçmişte işlediği bir günahı anlatır ve başına gelenlerden dolayı böyle söylediğini ifade eder.<br />
<br />
Bu kıssadan çıkarılacak ders, insanın yaptığı kötülüğü hafife almaması ve başkasının hakkına girmekten sakınmasıdır.<br />
<br />
İnsan bazen dünyada yaptığı bir haksızlığın karşılıksız kaldığını zannedebilir. Fakat Allah katında hiçbir hak kaybolmaz.<br />
<br />
Bu sebeple insan, başkasına zulmetmemeli, kimsenin hakkına girmemeli ve yaptığı bir yanlış varsa hemen tövbe etmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın adaleti mutlaka tecelli eder.</span></span><br />
<br />
Bir başka kıssada da bir adamın bir başkasına kötülük yaptığı, daha sonra kaçıp bir ağacın altında uyuduğu anlatılır. Onu takip eden kişi, uyuyan adamın yanına bir yılanın yaklaştığını görür. Tam o sırada bir akrep ortaya çıkar ve yılanı sokarak adamın hayatının kurtulmasına vesile olur.<br />
<br />
Bu tür kıssalar bize şunu düşündürür:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hangi olayın sonunda ne gibi bir hikmet çıkacağını insan her zaman bilemez.</span></span><br />
<br />
Bazen insanın şer zannettiği bir olayın içinde hayır, hayır zannettiği bir olayın içinde de imtihan bulunabilir.<br />
<br />
Bu nedenle:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhu gâlibün alâ emrihî.”</span></span><br />
<br />
hakikatini unutmamak gerekir.<br />
<br />
Namazdan da niyet ve tekrar konusunda bir ders çıkarabiliriz.<br />
<br />
Bir insan namaz içerisinde namazı bozacak bir hareketi peş peşe tekrar ederse namazı bozulabilir. Buna karşılık günde beş vakit namaz gibi düzenli olarak tekrar edilen ibadetler, insanın hayatını Allah'a kulluk üzerine düzenler.<br />
<br />
Dünya işi olan bir davranış bile güzel niyetle yapıldığında sevaba dönüşebilir.<br />
<br />
Mesela tuvalete girerken duasını okuyup Allah'a sığınmak, temizliğe dikkat etmek ve bunu sünnet üzere yapmak kulluktur.<br />
<br />
Yemek yemek de dünya işidir. Fakat yemeğe Besmele ile başlayıp Allah'a hamd ederek bitiren kimse, yediği nimeti şükre vesile etmiş olur.<br />
<br />
İşte bunun misallerini çoğaltabiliriz.<br />
<br />
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ameller niyetlere göredir.”</span></span><br />
<br />
buyurmuştur.<br />
<br />
Bu sebeple başımıza gelen bir musibeti dahi sabır ve güzel niyetle ibadete çevirmek mümkündür.<br />
<br />
Yakub aleyhisselâmın sabrı bize bunu öğretmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabır, insanın karşılaştığı sıkıntıyı Allah'ın rızasına uygun bir kulluğa dönüştürmesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeşil başlı sunalar ve Hz. Osman Efendimiz:</span></span><br />
<br />
Ördeklerin davranışları üzerinden de çeşitli sembolik dersler çıkarılabilir.<br />
<br />
Bazı ördeklerde dişi önde gider, erkek onu takip eder. Bazı türlerde ise erkek önde gider, dişi onu takip eder.<br />
<br />
Burada asıl anlatmak istediğimiz, aile içinde eşlerin birbirlerine karşı saygı, sevgi ve uyum içerisinde olmalarıdır.<br />
<br />
Hz. Osman radıyallâhu anh, Peygamber Efendimizin iki kızıyla evlenmesi sebebiyle “Zinnûreyn” yani “iki nur sahibi” olarak anılmıştır.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin damadı olan bir insanın en önemli vasıflarından biri edep ve güzel ahlâktır.<br />
<br />
Buradan bütün erkeklere şu dersi çıkarabiliriz:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eşine karşı sertlik ve üstünlük taslamak yerine merhametli, anlayışlı ve güzel huylu ol.</span></span><br />
<br />
Aile içerisinde erkeğin güçlü olması, eşini ezmesi anlamına gelmez.<br />
<br />
Bilakis gerçek güç, insanın öfkesini kontrol edebilmesi ve ailesine güzel davranabilmesidir.<br />
<br />
Bir müezzin nasıl imamın arkasında namazın düzenine uygun hareket ediyorsa, aile içinde de insanlar birbirlerinin hukukuna ve sorumluluklarına riayet etmelidir.<br />
<br />
İtaat, körü körüne bir teslimiyet değil; hakka, adalete, edebe ve meşru olana uygun hareket etmektir.<br />
<br />
Mehdi'nin askerleri ve ona tabi olanlar için de bundan çıkarılacak ders, hakka ve adalete uygun olan emirlere riayet etmek, birlik ve beraberliği korumaktır.<br />
<br />
Geçmiş vaazımızda anlattığımız râbıta ve murakabe meselesinde de insanın manevi terbiyesine dikkat etmesi gerekir.<br />
<br />
İnsan, kendisini Allah'ın yoluna yönlendirecek güzel ahlâklı ve güvenilir kimselerden istifade etmeli; aldığı feyzi güzel amellere dönüştürmelidir.<br />
<br />
Kıyamet ve Allah'ın mekrinden emin olmak meselesinde de insan dikkatli olmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kim Allah'ın mekrinden emin olabilir?</span><br />
<br />
</span><br />
<br />
Allah'ın mekrinden maksat, insanın hesap etmediği bir şekilde ilâhî takdirin tecelli etmesidir.<br />
<br />
Bu yüzden insan kendisini hiçbir zaman güvende görüp gururlanmamalıdır.<br />
<br />
Hz. Osman Efendimiz ile ilgili anlatılan kıssalardan da çeşitli dersler çıkarabiliriz.<br />
<br />
İnsan bazen bir olayın yalnızca bir yüzünü görür. Fakat madalyonun diğer yüzünü göremez.<br />
<br />
Allah'ın takdirinde ise olayların bütün yönleri vardır.<br />
<br />
Kimi insan bir olayın görünen tarafına bakar, kimi insan ise o olayın arkasındaki hikmeti düşünür.<br />
<br />
Bize düşen, başımıza gelen her olayda Allah'ın rızasını aramak, sabretmek ve elimizden gelen güzel ameli ortaya koymaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sana ne nasip olduysa, onun içinde en güzel kulluğu ortaya koymaya gayret et.</span></span><br />
<br />
Sabret, şükret, rıza göster ve Allah'ın hikmetini düşün.<br />
<br />
Kışın soğuklarında göllerde ve nehirlerde yaşayan ördeklerin yiyecek sıkıntısı çekmemesi için, uygun ve sağlıklı yiyeceklerle onlara yardım edebilirsiniz.<br />
<br />
Böylece Allah'ın yarattığı canlılara merhamet göstermiş olursunuz.<br />
<br />
Rabbim bizlere bütün canlılara merhamet etmeyi, ailemize güzel davranmayı, sabretmeyi, tövbe etmeyi ve Allah'ın takdirine güvenmeyi nasip etsin.<br />
<br />
Rabbim ahir zamanın fitnelerinden bütün müminleri muhafaza eylesin.<br />
<br />
Hak yolunda yürüyenlere doğruyu görmeyi, doğruyu bilmeyi ve doğruya tabi olmayı nasip eylesin.<br />
<br />
Rabbim bizlere güzel ahlâkı, sabrı, edebi ve Allah'ın rızasına uygun yaşamayı nasip eylesin.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">_______________________________________</span></span><br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">YEŞİL BAŞLI SUNALAR VE OSMAN EFENDİMİZ</span></span><br />
<br />
22. 12. 2012 Cumartesi<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ve câû ebâhum ışâen yebkûn. Kâle bel sevvelet leküm enfüsüküm emran, fesabrun cemîl. Vallâhul müsteânu alâ mâ tasifûn.”</span></span><br />
<br />
...<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhu gâlibün alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn. Ve lemmâ beleğa eşüddehû âteynâhü hukmen ve ilmen, ve kezâlike neczî'l-muhsinîn.”</span></span><br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm.<br />
<br />
Yusuf Suresi, 18. ayetten bir bölüm, 21. ayetten bir bölüm ve 22. ayet.<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
Yusuf aleyhisselâmın kardeşleri, onu kuyuya attıktan sonra babaları Yakub aleyhisselâma gelip bir hile ile Yusuf'un başına gelenleri farklı göstermeye çalışmışlardı. Gömleğine de bir hayvanın kanını bulaştırmışlardı.<br />
<br />
Yakub aleyhisselâm onların sözlerine karşı şöyle buyurdu:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bel sevvelet leküm enfüsüküm emran.”</span></span><br />
<br />
Yani: “Nefisleriniz size bir işi güzel gösterdi.”<br />
<br />
Ardından:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Fesabrun cemîl.”</span></span><br />
<br />
buyurdu.<br />
<br />
Yani: “Artık bana düşen güzel bir sabırdır.”<br />
<br />
Sonra da:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhul müsteânu alâ mâ tasifûn.”</span></span><br />
<br />
diyerek, “Sizin anlattığınız bu durum karşısında yardımına başvurulacak olan Allah'tır.” anlamındaki teslimiyetini ortaya koydu.<br />
<br />
Burada çok büyük bir hikmet vardır.<br />
<br />
Allah Teâlâ bütün işlerin sonucunu bilir. İnsan ise çoğu zaman yalnızca olayın görünen tarafını bilir.<br />
<br />
İnsan bazen bir kötülük yaptığını ve başarılı olduğunu zanneder. “Ben yaptım, oldu.” diye düşünür. Fakat Allah'ın takdiri ve hikmeti bütün olayların üzerindedir.<br />
<br />
Bazen insanın şer zannettiği bir olayın içinde ileride ortaya çıkacak büyük bir hayır bulunabilir.<br />
<br />
Hz. Hızır'ın gemiyi delmesi de buna misal olarak anlatılır. İlk bakışta gemiye zarar vermek gibi görünen bu olayın arkasında geminin ileride zorla alınmasını engelleyen bir hikmet bulunuyordu.<br />
<br />
Yine bir çocuğun öldürülmesi hadisesinde de ilk bakışta anlaşılması güç olan bir ilâhî hikmet vardı. Böylece anne ve babasının imanını sarsabilecek bir durumun önüne geçilmesi murat edilmişti.<br />
<br />
Demek ki insan, olayların yalnızca görünen tarafına bakarak kesin hüküm vermemelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Mikro planda şer gibi görünen bir olay, makro planda Allah'ın takdiri içerisinde başka bir hayra vesile olabilir.</span></span><br />
<br />
Allah Teâlâ Yusuf aleyhisselâma aklı kemale erdiğinde hüküm verme ve ilim sahibi olma hikmetini verdiğini bildiriyor.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ve kezâlike neczî'l-muhsinîn.”</span></span><br />
<br />
Yani: “Biz muhsinleri böyle mükâfatlandırırız.”<br />
<br />
Yusuf aleyhisselâm daha çocukken kuyuya atılmıştı. Fakat kuyuya atılması onun sonu olmadı. Bilakis Allah'ın takdiriyle Mısır'da yüksek bir makama ulaşmasının başlangıcı oldu.<br />
<br />
Allah'ım! Âdem ve Havva'ya, Yakub ve Yusuf'a, Züleyha'ya ve Bünyamin'e, Muhammed Mustafa'ya ve Mehdi'ye salât ve selâm eyle.<br />
<br />
Yolculuğumuza başlıyoruz.<br />
<br />
Annem Rabia'ya, annemin dayısı Mahmud Dayı'nın bir nasihati vardı. Derdi ki:<br />
<br />
“Dünya bir gemidir; akıl yelkeni, fikir dümeni, aşk da onu yüzdürebilendir.”<br />
<br />
Bu söz üzerinde düşünmek gerekir.<br />
<br />
Allah Teâlâ Yusuf aleyhisselâma daha çocuk yaşta hikmet ve anlayış vermeseydi, onun hayatında meydana gelen olayların her biri farklı bir şekilde sonuçlanabilirdi.<br />
<br />
Kuyuya atılması onu Mısır'a götüren yolun başlangıcı oldu. Zindana girmesi ise onun daha sonra yüksek bir makama ulaşmasına vesile oldu.<br />
<br />
Yakub aleyhisselâm Yusuf'u kaybettiğinde sabretmeseydi, o güzel sabrın neticesindeki buluşma da gerçekleşmeyecekti.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Senin kaybettim zannettiğin şey, bazen kazanmanın basamağı olabilir.</span></span><br />
<br />
Âdem atamız ile Havva annemiz cennette yasaklanan şeye yaklaşınca dünyaya gönderildiler. Fakat tövbe edip Allah'a yöneldiler ve Allah'ın rahmetine sığındılar.<br />
<br />
Böylece yaşadıkları imtihan, tövbe ve kulluk yolculuklarının başlangıcı oldu.<br />
<br />
O yüzden başınıza bir hâl geldiğinde, işler istediğiniz gibi gitmediğinde ve bir an için kaybettiğinizi düşündüğünüzde hemen Yakub aleyhisselâmın sabrını hatırlayın.<br />
<br />
Şöyle deyin:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhu gâlibün alâ emrihî ve lâkinne ekseren nâsi lâ ya'lemûn.”</span></span><br />
<br />
“Ben şu anda kaybetmiş olabilirim; fakat Allah'ın emri mutlaka gerçekleşmektedir. Rabbim, benim bugün şer zannettiğim şeyin içinden ileride bir hayır çıkarabilir.”<br />
<br />
Sonra kıbleye yönelerek:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Fesabrun cemîl.”</span></span><br />
<br />
deyin.<br />
<br />
Yani:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Bana güzel bir sabır gerekir.”</span><br />
<br />
Sabredenlerden olun ve bekleyin. Rabbimizin, sizin şer zannettiğiniz bir olayın içinden nasıl bir hayır çıkaracağını görün.<br />
<br />
Bir zamanlar değersiz görülen Yusuf aleyhisselâmın, Allah'ın takdiriyle nasıl aziz edildiğini düşünün.<br />
<br />
İşte bundan dolayı Âdem ve Havva sünnetinden alacağımız ders şudur:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hata ettiğimizde hemen tövbe etmek ve Allah'a iltica etmek.</span><br />
<br />
Yakub aleyhisselâmın sünnetinden alacağımız ders ise:<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Musibet karşısında güzel sabretmek ve Allah'ın yardımına sığınmaktır.</span><br />
<br />
Şimdi iki sünneti öğreniyoruz:<br />
<br />
Birincisi <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yakub aleyhisselâmın sünneti</span>:<br />
<br />
Birinci kısmı Allah'ın her şeye galip olduğunu bilmek:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhu gâlibün alâ emrihî.”</span></span><br />
<br />
İkinci kısmı ise güzel sabır istemektir:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Fesabrun cemîl.”</span></span><br />
<br />
İkinci sünnetimiz ise <span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Âdem ve Havva sünnetidir.</span><br />
<br />
Günah işlediğimizde hemen tövbe etmek, pişman olmak ve Rabbimize iltica etmektir.<br />
<br />
Rivayet olunur ki bir evliya, Kâbe'yi tavaf ederken bir âmâ kimsenin şöyle dua ettiğini görür:<br />
<br />
“Rabbim, beni affet. Günahımın affedilmeyeceğini biliyorum.”<br />
<br />
Evliya ona:<br />
<br />
“Bu mübarek yerde böyle ümitsiz konuşulur mu?” diye sorar.<br />
<br />
Adam da geçmişte işlediği bir günahı anlatır ve başına gelenlerden dolayı böyle söylediğini ifade eder.<br />
<br />
Bu kıssadan çıkarılacak ders, insanın yaptığı kötülüğü hafife almaması ve başkasının hakkına girmekten sakınmasıdır.<br />
<br />
İnsan bazen dünyada yaptığı bir haksızlığın karşılıksız kaldığını zannedebilir. Fakat Allah katında hiçbir hak kaybolmaz.<br />
<br />
Bu sebeple insan, başkasına zulmetmemeli, kimsenin hakkına girmemeli ve yaptığı bir yanlış varsa hemen tövbe etmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Allah'ın adaleti mutlaka tecelli eder.</span></span><br />
<br />
Bir başka kıssada da bir adamın bir başkasına kötülük yaptığı, daha sonra kaçıp bir ağacın altında uyuduğu anlatılır. Onu takip eden kişi, uyuyan adamın yanına bir yılanın yaklaştığını görür. Tam o sırada bir akrep ortaya çıkar ve yılanı sokarak adamın hayatının kurtulmasına vesile olur.<br />
<br />
Bu tür kıssalar bize şunu düşündürür:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Hangi olayın sonunda ne gibi bir hikmet çıkacağını insan her zaman bilemez.</span></span><br />
<br />
Bazen insanın şer zannettiği bir olayın içinde hayır, hayır zannettiği bir olayın içinde de imtihan bulunabilir.<br />
<br />
Bu nedenle:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vallâhu gâlibün alâ emrihî.”</span></span><br />
<br />
hakikatini unutmamak gerekir.<br />
<br />
Namazdan da niyet ve tekrar konusunda bir ders çıkarabiliriz.<br />
<br />
Bir insan namaz içerisinde namazı bozacak bir hareketi peş peşe tekrar ederse namazı bozulabilir. Buna karşılık günde beş vakit namaz gibi düzenli olarak tekrar edilen ibadetler, insanın hayatını Allah'a kulluk üzerine düzenler.<br />
<br />
Dünya işi olan bir davranış bile güzel niyetle yapıldığında sevaba dönüşebilir.<br />
<br />
Mesela tuvalete girerken duasını okuyup Allah'a sığınmak, temizliğe dikkat etmek ve bunu sünnet üzere yapmak kulluktur.<br />
<br />
Yemek yemek de dünya işidir. Fakat yemeğe Besmele ile başlayıp Allah'a hamd ederek bitiren kimse, yediği nimeti şükre vesile etmiş olur.<br />
<br />
İşte bunun misallerini çoğaltabiliriz.<br />
<br />
Resûlullah sallallâhu aleyhi ve sellem:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Ameller niyetlere göredir.”</span></span><br />
<br />
buyurmuştur.<br />
<br />
Bu sebeple başımıza gelen bir musibeti dahi sabır ve güzel niyetle ibadete çevirmek mümkündür.<br />
<br />
Yakub aleyhisselâmın sabrı bize bunu öğretmektedir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sabır, insanın karşılaştığı sıkıntıyı Allah'ın rızasına uygun bir kulluğa dönüştürmesidir.</span></span><br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yeşil başlı sunalar ve Hz. Osman Efendimiz:</span></span><br />
<br />
Ördeklerin davranışları üzerinden de çeşitli sembolik dersler çıkarılabilir.<br />
<br />
Bazı ördeklerde dişi önde gider, erkek onu takip eder. Bazı türlerde ise erkek önde gider, dişi onu takip eder.<br />
<br />
Burada asıl anlatmak istediğimiz, aile içinde eşlerin birbirlerine karşı saygı, sevgi ve uyum içerisinde olmalarıdır.<br />
<br />
Hz. Osman radıyallâhu anh, Peygamber Efendimizin iki kızıyla evlenmesi sebebiyle “Zinnûreyn” yani “iki nur sahibi” olarak anılmıştır.<br />
<br />
Peygamber Efendimizin damadı olan bir insanın en önemli vasıflarından biri edep ve güzel ahlâktır.<br />
<br />
Buradan bütün erkeklere şu dersi çıkarabiliriz:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Eşine karşı sertlik ve üstünlük taslamak yerine merhametli, anlayışlı ve güzel huylu ol.</span></span><br />
<br />
Aile içerisinde erkeğin güçlü olması, eşini ezmesi anlamına gelmez.<br />
<br />
Bilakis gerçek güç, insanın öfkesini kontrol edebilmesi ve ailesine güzel davranabilmesidir.<br />
<br />
Bir müezzin nasıl imamın arkasında namazın düzenine uygun hareket ediyorsa, aile içinde de insanlar birbirlerinin hukukuna ve sorumluluklarına riayet etmelidir.<br />
<br />
İtaat, körü körüne bir teslimiyet değil; hakka, adalete, edebe ve meşru olana uygun hareket etmektir.<br />
<br />
Mehdi'nin askerleri ve ona tabi olanlar için de bundan çıkarılacak ders, hakka ve adalete uygun olan emirlere riayet etmek, birlik ve beraberliği korumaktır.<br />
<br />
Geçmiş vaazımızda anlattığımız râbıta ve murakabe meselesinde de insanın manevi terbiyesine dikkat etmesi gerekir.<br />
<br />
İnsan, kendisini Allah'ın yoluna yönlendirecek güzel ahlâklı ve güvenilir kimselerden istifade etmeli; aldığı feyzi güzel amellere dönüştürmelidir.<br />
<br />
Kıyamet ve Allah'ın mekrinden emin olmak meselesinde de insan dikkatli olmalıdır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Kim Allah'ın mekrinden emin olabilir?</span><br />
<br />
</span><br />
<br />
Allah'ın mekrinden maksat, insanın hesap etmediği bir şekilde ilâhî takdirin tecelli etmesidir.<br />
<br />
Bu yüzden insan kendisini hiçbir zaman güvende görüp gururlanmamalıdır.<br />
<br />
Hz. Osman Efendimiz ile ilgili anlatılan kıssalardan da çeşitli dersler çıkarabiliriz.<br />
<br />
İnsan bazen bir olayın yalnızca bir yüzünü görür. Fakat madalyonun diğer yüzünü göremez.<br />
<br />
Allah'ın takdirinde ise olayların bütün yönleri vardır.<br />
<br />
Kimi insan bir olayın görünen tarafına bakar, kimi insan ise o olayın arkasındaki hikmeti düşünür.<br />
<br />
Bize düşen, başımıza gelen her olayda Allah'ın rızasını aramak, sabretmek ve elimizden gelen güzel ameli ortaya koymaktır.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Sana ne nasip olduysa, onun içinde en güzel kulluğu ortaya koymaya gayret et.</span></span><br />
<br />
Sabret, şükret, rıza göster ve Allah'ın hikmetini düşün.<br />
<br />
Kışın soğuklarında göllerde ve nehirlerde yaşayan ördeklerin yiyecek sıkıntısı çekmemesi için, uygun ve sağlıklı yiyeceklerle onlara yardım edebilirsiniz.<br />
<br />
Böylece Allah'ın yarattığı canlılara merhamet göstermiş olursunuz.<br />
<br />
Rabbim bizlere bütün canlılara merhamet etmeyi, ailemize güzel davranmayı, sabretmeyi, tövbe etmeyi ve Allah'ın takdirine güvenmeyi nasip etsin.<br />
<br />
Rabbim ahir zamanın fitnelerinden bütün müminleri muhafaza eylesin.<br />
<br />
Hak yolunda yürüyenlere doğruyu görmeyi, doğruyu bilmeyi ve doğruya tabi olmayı nasip eylesin.<br />
<br />
Rabbim bizlere güzel ahlâkı, sabrı, edebi ve Allah'ın rızasına uygun yaşamayı nasip eylesin.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">_______________________________________</span></span><br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
		<item>
			<title><![CDATA[Vettayyibune littayyibin -temizler temizler icindir(Karoglanin 29.12.2012 Vaazi)]]></title>
			<link>https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35069</link>
			<pubDate>Sat, 17 Oct 2026 03:41:43 +0200</pubDate>
			<dc:creator><![CDATA[<a href="https://tuncarasit.com/member.php?action=profile&uid=8">Raşit Tunca</a>]]></dc:creator>
			<guid isPermaLink="false">https://tuncarasit.com/showthread.php?tid=35069</guid>
			<description><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vettayyibûne Littayyibîn – Temizler Temizler İçindir</span></span><br />
<br />
29. 12. 2012 Cumartesi<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yâ eyyühellezîne âmenû, lâ tetevellev kavmen gadiballâhu aleyhim, kad yeisû minel âhireti kemâ yeisel küffâru min ashâbil kubûr.”</span></span><br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. Mümtehine Suresi, 13. ayet.<br />
<br />
Esteûzü billâh.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yâ eyyühellezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef'alûn. Kebüra makten indallâhi en tekûlû mâ lâ tef'alûn.”</span></span><br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. Saff Suresi, 2 ve 3. ayetler.<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
Ey iman edenler! Allah'ın gazabına uğramış kimseleri kendinize örnek edinmeyin, onlara meyledip yönelmeyin. Çünkü onlar ahiret hayatından ümitlerini kesmiş kimselerdir.<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. Mümtehine Suresi, 13. ayet.<br />
<br />
Ey iman edenler! Din, insanın kendi yapmadığı şeyleri söylemesi ve yalnızca sözle iddiada bulunması değildir. Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?<br />
<br />
Yapmayacağınız ve yapmadığınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir hoşnutsuzlukla karşılanır.<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. Saff Suresi, 2 ve 3. ayetler.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Sâdiku'l-Va'du'l-Emîn.<br />
<br />
Ve selâmen Ebû Bekri's-Sıddîk.<br />
<br />
Ve selâmen Âişe-i Sıddîka.<br />
<br />
Ve selâmen Mehdi, evlâd-ı Sâdiku'l-Emîn Mustafa.<br />
<br />
Ve selâmen Mehdi, Sâdık-ı Târık, Sâdık-ı Muhtâr Muhammed el-Bâkî, Râşid el-Mustafa.<br />
<br />
Ve sallû alâ Muhammed, sâhibü'ş-şerîa, sâhibü't-tarîka, sâhibü'l-hitâbe ve sâhibü'l-kitâb.<br />
<br />
Ve selâmen Mehdiyy-i Rehber-i Âhir Zaman ve nûr-u Târık, Sâdık-ı Muhtâr Muhammed el-Bâkî, Râşidiyyü'l-Muhammed Mustafa.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculuğumuza başlıyoruz.</span><br />
<br />
29 Aralık'ta doğum günü olan ve Silsile-i Aliyye'nin 29. halkası bulunan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Zülcenaheyn Hazretleri'ne Allah'tan bolca rahmet diliyor; evlatlarına ve talebelerine selam, sevgi ve hürmetlerimizi buradan iletiyoruz.<br />
<br />
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri'nin isminden ve “Zülcenaheyn” yani “iki kanat sahibi” oluşundan hareketle, burada doğum zamanları ile ilgili bazı sembolik açıklamalarda bulunacağız.<br />
<br />
İnsanların yaratılışında ve karakterlerinde farklılıklar vardır. Kimi insanların yapısı daha sakin, kimi insanların yapısı daha hareketli olabilir. Bu farklılıkları anlatırken çeşitli benzetmeler yapılabilir.<br />
<br />
İnsanın hakka giden yolunda da birtakım perdeler ve engeller vardır. Perde, insanın hakka vâsıl olmadan önce aşması gereken nefsânî engelleri ifade eder.<br />
<br />
Bu bakımdan, büyüklerin sözlerinden ve işaretlerinden hareketle insanın kendi nefsini tanıması, önündeki engelleri görmesi ve bunları aşmak için gayret etmesi gerekir.<br />
<br />
Nefs-i Râziye makamına ulaşan kimsenin önünde Mardıyye, Safiye ve İhsan gibi makamlar vardır. İnsan, ibadet, taat ve salih amellerle nefsini temizledikçe daha yüksek mertebelere yükselir.<br />
<br />
Bir lokma ekmeğin dahi insan bedeninde çeşitli aşamalardan geçmesi gibi, insanın manevî yolculuğunda da aşamalar bulunmaktadır.<br />
<br />
Yemek, yalnızca bedenin ihtiyacını karşılamak için değil, insana güç kazandırmak içindir. Eğer insan kendisine verilen bu gücü Allah'ın rızasına uygun işlerde kullanırsa, yediği nimet onun için hayra vesile olur.<br />
<br />
İşte İhsan makamındaki kimse, kendisine verilen gücü Allah yolunda ve salih amellerde sarf eden kimsedir.<br />
<br />
Tasavvuf yolunda da insan, seyr ü sülûk ile çeşitli merhalelerden geçer. Nefsin arınması ve ruhun olgunlaşması için mürşidin terbiyesi altında gayret gösterir.<br />
<br />
Bu yolculukta fenâ fi'ş-şeyh, fenâ fi'r-resûl ve fenâ fillâh gibi makamlar zikredilir. Bunlar, kulun kendi nefsânî varlığından sıyrılarak Allah'ın rızasına ve muhabbetine yönelmesini ifade eden tasavvufî mertebelerdir.<br />
<br />
Cennet, temizlerin ve arınmışların makamıdır. İnsan ne kadar temizlenir ve ne kadar güzel ahlâka ulaşırsa, Allah'ın rahmetine o kadar yaklaşır.<br />
<br />
Tecellî-i Zât'a ulaşmak da tasavvufî anlayış içerisinde insanın ilâhî tecellilere mazhar olması şeklinde ifade edilir.<br />
<br />
İnsan dünyaya geldiğinde kendisine verilen anne ve baba ile bir neslin devamına vesile olur. Kıyamet günü de insanların babalarının isimleriyle çağrılacakları bildirilmiştir.<br />
<br />
Bu sebeple insan, dünyaya gelişini ve neslin devamını yalnızca maddî bir olay olarak değil, Allah'ın yaratma kudretinin bir tecellisi olarak da düşünmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir meseleye geçersek:</span></span><br />
<br />
Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
“İnsanlar çeşitli dereceler üzere yaratılmışlardır. Kimi olur ki tez kızar, kızgınlığı tez geçer ve tez barışır. Kimi olur ki geç kızar, kızgınlığı da geçer ve geç barışır. Sizin en hayırlınız geç kızan ve tez barışanınızdır.”<br />
<br />
Bu söz bize insanların yaratılış ve karakter bakımından birbirlerinden farklı olduklarını göstermektedir.<br />
<br />
Kimi insan çabuk öfkelenir fakat öfkesi çabuk geçer. Kimi insan ise geç öfkelenir fakat öfkesi uzun sürer.<br />
<br />
Bunu çeşitli maddelere ve unsurlara benzeterek anlatabiliriz. Bazı maddeler çabuk ısınır ve çabuk soğur. Bazıları ise geç ısınır ve geç soğur.<br />
<br />
İnsanların karakterleri de buna benzer şekilde farklılık gösterebilir.<br />
<br />
Kimi insan saman alevi gibidir; bir anda parlar fakat kısa sürede sakinleşir. Kimi insanın öfkesi ise daha uzun sürer.<br />
<br />
Şeytanın insana karşı düşmanlığı da bunun en ağır örneklerinden biridir. Âdem aleyhisselâma karşı duyduğu kin ve düşmanlık, insan nesline karşı sürdürdüğü vesveselerin temelini oluşturmuştur.<br />
<br />
Bu nedenle insan, kendi öfkesini ve nefsini tanımalıdır.<br />
<br />
Kendisinin nasıl bir karaktere sahip olduğunu bilmeli ve öfkesini kontrol etmeyi öğrenmelidir.<br />
<br />
Aynı şekilde insanın şehveti ve diğer nefsânî arzuları da farklı olabilir. Kimi insanın arzuları çabuk ortaya çıkar ve çabuk söner. Kimi insan ise daha geç etkilenir.<br />
<br />
Burada asıl mesele, insanın nefsânî arzularının esiri olmaması ve onları Allah'ın rızasına uygun şekilde kontrol edebilmesidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbrahim aleyhisselâm ve İsmail aleyhisselâm kıssasından alınacak ders:</span></span><br />
<br />
Rivayet olunur ki İbrahim aleyhisselâm, Allah kendisine bir evlat verirse onu Allah yolunda kurban etmeye razı olacağını ifade etmiştir.<br />
<br />
İsmail aleyhisselâm dünyaya geldiğinde ise Allah Teâlâ, İbrahim aleyhisselâma büyük bir imtihan verdi. İbrahim aleyhisselâm emre teslim oldu. Ancak Allah Teâlâ İsmail aleyhisselâmın yerine bir kurban gönderdi.<br />
<br />
Buradaki büyük ders, Allah'a verilen sözün ve teslimiyetin önemidir.<br />
<br />
Yine Meryem validemizin annesi Hanne'nin de çocuğu olması hâlinde onu Allah'a adayacağına dair niyet ettiği rivayet edilir. Meryem validemiz doğduğunda onu Allah yolunda hizmete adamıştır.<br />
<br />
Demek ki insanın ağzından çıkan sözün sorumluluğu vardır.<br />
<br />
İnsan büyük büyük konuşmamalı, yapamayacağı şeyleri vaat etmemelidir.<br />
<br />
Özellikle insanın eline geçmemiş bir nimet hakkında kesin konuşması doğru değildir. Allah bir nimet verdiğinde de o nimetin şükrünü eda etmek gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vettayyibûne littayyibîn”</span></span><br />
<br />
Temiz olanlar temiz olanlara layıktır.<br />
<br />
Kur'ân-ı Kerîm'de:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vettayyibâtü littayyibîn, vettayyibûne littayyibât...”</span></span><br />
<br />
buyurulmaktadır.<br />
<br />
Temiz ile pis birbirinden ayrılmalıdır.<br />
<br />
Haram ve şüpheli kazançlarla hayır yapılmaya çalışılması doğru değildir. İnsan önce kazancının temiz olmasına dikkat etmelidir.<br />
<br />
Temiz olmayan bir kazançla yapılan işin dış görünüşü güzel olsa bile, kazancın kendisinin temiz olması gerekir.<br />
<br />
Bu nedenle Müslüman, kazancına dikkat etmeli; helâl lokma yemeli ve Allah'ın kendisine verdiği nimetin şükrünü yerine getirmelidir.<br />
<br />
Temiz nimetler, temiz kullara ikramdır.<br />
<br />
İnsanın yediği nimetler de bedenine emanet edilen birer rızıktır. Allah Teâlâ, kullarına çeşitli nimetler vermiştir. İnsan bu nimetleri israf etmeden ve helâlinden tüketmelidir.<br />
<br />
Burada önemli olan, insanın nimetin özüne ve faydasına dikkat etmesidir. Sağlıkla ilgili konularda da doktorların tavsiyeleri dikkate alınmalı, fakat bir alışkanlık sırf moda veya başkalarını taklit etmek için benimsenmemelidir.<br />
<br />
Mümin, helâl ve temiz olanı aramalı; haramdan, şüpheliden ve pislikten uzak durmalıdır.<br />
<br />
Temizlik yalnızca beden temizliği değildir. Kalbin, niyetin, kazancın, sözün ve amelin de temiz olması gerekir.<br />
<br />
İnsan başkalarına güzel görünmek için değil, Allah'ın rızasını kazanmak için temiz ve güzel yaşamaya gayret etmelidir.<br />
<br />
Çünkü gerçek temizlik, insanın hem dışını hem de içini temizlemesidir.<br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri büyük büyük sözler söylemekten, yapamayacağımız şeyleri vaat etmekten, temiz nimetler yerine haram ve şüpheli olanları tercih etmekten muhafaza eylesin.<br />
<br />
Bizleri helâl lokma yiyen, güzel ahlâklı, temiz kalpli, doğru sözlü ve salih amel işleyen kullarından eylesin.<br />
<br />
Allah bütün müminleri ve ümmet-i Muhammed'i her türlü kötülükten muhafaza buyursun.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
</span></div>]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<div style="text-align: center;" class="mycode_align"><span style="font-size: large;" class="mycode_size"><br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Vettayyibûne Littayyibîn – Temizler Temizler İçindir</span></span><br />
<br />
29. 12. 2012 Cumartesi<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yâ eyyühellezîne âmenû, lâ tetevellev kavmen gadiballâhu aleyhim, kad yeisû minel âhireti kemâ yeisel küffâru min ashâbil kubûr.”</span></span><br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. Mümtehine Suresi, 13. ayet.<br />
<br />
Esteûzü billâh.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Yâ eyyühellezîne âmenû lime tekûlûne mâ lâ tef'alûn. Kebüra makten indallâhi en tekûlû mâ lâ tef'alûn.”</span></span><br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. Saff Suresi, 2 ve 3. ayetler.<br />
<br />
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm.<br />
<br />
Bismillâhirrahmânirrahîm.<br />
<br />
Ey iman edenler! Allah'ın gazabına uğramış kimseleri kendinize örnek edinmeyin, onlara meyledip yönelmeyin. Çünkü onlar ahiret hayatından ümitlerini kesmiş kimselerdir.<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. Mümtehine Suresi, 13. ayet.<br />
<br />
Ey iman edenler! Din, insanın kendi yapmadığı şeyleri söylemesi ve yalnızca sözle iddiada bulunması değildir. Niçin yapmadığınız şeyleri söylüyorsunuz?<br />
<br />
Yapmayacağınız ve yapmadığınız şeyleri söylemeniz, Allah katında büyük bir hoşnutsuzlukla karşılanır.<br />
<br />
Sadakallâhü'l-azîm. Saff Suresi, 2 ve 3. ayetler.<br />
<br />
Allahümme salli alâ Sâdiku'l-Va'du'l-Emîn.<br />
<br />
Ve selâmen Ebû Bekri's-Sıddîk.<br />
<br />
Ve selâmen Âişe-i Sıddîka.<br />
<br />
Ve selâmen Mehdi, evlâd-ı Sâdiku'l-Emîn Mustafa.<br />
<br />
Ve selâmen Mehdi, Sâdık-ı Târık, Sâdık-ı Muhtâr Muhammed el-Bâkî, Râşid el-Mustafa.<br />
<br />
Ve sallû alâ Muhammed, sâhibü'ş-şerîa, sâhibü't-tarîka, sâhibü'l-hitâbe ve sâhibü'l-kitâb.<br />
<br />
Ve selâmen Mehdiyy-i Rehber-i Âhir Zaman ve nûr-u Târık, Sâdık-ı Muhtâr Muhammed el-Bâkî, Râşidiyyü'l-Muhammed Mustafa.<br />
<br />
<span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Yolculuğumuza başlıyoruz.</span><br />
<br />
29 Aralık'ta doğum günü olan ve Silsile-i Aliyye'nin 29. halkası bulunan Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Zülcenaheyn Hazretleri'ne Allah'tan bolca rahmet diliyor; evlatlarına ve talebelerine selam, sevgi ve hürmetlerimizi buradan iletiyoruz.<br />
<br />
Mevlânâ Hâlid-i Bağdâdî Hazretleri'nin isminden ve “Zülcenaheyn” yani “iki kanat sahibi” oluşundan hareketle, burada doğum zamanları ile ilgili bazı sembolik açıklamalarda bulunacağız.<br />
<br />
İnsanların yaratılışında ve karakterlerinde farklılıklar vardır. Kimi insanların yapısı daha sakin, kimi insanların yapısı daha hareketli olabilir. Bu farklılıkları anlatırken çeşitli benzetmeler yapılabilir.<br />
<br />
İnsanın hakka giden yolunda da birtakım perdeler ve engeller vardır. Perde, insanın hakka vâsıl olmadan önce aşması gereken nefsânî engelleri ifade eder.<br />
<br />
Bu bakımdan, büyüklerin sözlerinden ve işaretlerinden hareketle insanın kendi nefsini tanıması, önündeki engelleri görmesi ve bunları aşmak için gayret etmesi gerekir.<br />
<br />
Nefs-i Râziye makamına ulaşan kimsenin önünde Mardıyye, Safiye ve İhsan gibi makamlar vardır. İnsan, ibadet, taat ve salih amellerle nefsini temizledikçe daha yüksek mertebelere yükselir.<br />
<br />
Bir lokma ekmeğin dahi insan bedeninde çeşitli aşamalardan geçmesi gibi, insanın manevî yolculuğunda da aşamalar bulunmaktadır.<br />
<br />
Yemek, yalnızca bedenin ihtiyacını karşılamak için değil, insana güç kazandırmak içindir. Eğer insan kendisine verilen bu gücü Allah'ın rızasına uygun işlerde kullanırsa, yediği nimet onun için hayra vesile olur.<br />
<br />
İşte İhsan makamındaki kimse, kendisine verilen gücü Allah yolunda ve salih amellerde sarf eden kimsedir.<br />
<br />
Tasavvuf yolunda da insan, seyr ü sülûk ile çeşitli merhalelerden geçer. Nefsin arınması ve ruhun olgunlaşması için mürşidin terbiyesi altında gayret gösterir.<br />
<br />
Bu yolculukta fenâ fi'ş-şeyh, fenâ fi'r-resûl ve fenâ fillâh gibi makamlar zikredilir. Bunlar, kulun kendi nefsânî varlığından sıyrılarak Allah'ın rızasına ve muhabbetine yönelmesini ifade eden tasavvufî mertebelerdir.<br />
<br />
Cennet, temizlerin ve arınmışların makamıdır. İnsan ne kadar temizlenir ve ne kadar güzel ahlâka ulaşırsa, Allah'ın rahmetine o kadar yaklaşır.<br />
<br />
Tecellî-i Zât'a ulaşmak da tasavvufî anlayış içerisinde insanın ilâhî tecellilere mazhar olması şeklinde ifade edilir.<br />
<br />
İnsan dünyaya geldiğinde kendisine verilen anne ve baba ile bir neslin devamına vesile olur. Kıyamet günü de insanların babalarının isimleriyle çağrılacakları bildirilmiştir.<br />
<br />
Bu sebeple insan, dünyaya gelişini ve neslin devamını yalnızca maddî bir olay olarak değil, Allah'ın yaratma kudretinin bir tecellisi olarak da düşünmelidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">Başka bir meseleye geçersek:</span></span><br />
<br />
Muhammed Mustafa sallallâhu aleyhi ve sellem buyurdular ki:<br />
<br />
“İnsanlar çeşitli dereceler üzere yaratılmışlardır. Kimi olur ki tez kızar, kızgınlığı tez geçer ve tez barışır. Kimi olur ki geç kızar, kızgınlığı da geçer ve geç barışır. Sizin en hayırlınız geç kızan ve tez barışanınızdır.”<br />
<br />
Bu söz bize insanların yaratılış ve karakter bakımından birbirlerinden farklı olduklarını göstermektedir.<br />
<br />
Kimi insan çabuk öfkelenir fakat öfkesi çabuk geçer. Kimi insan ise geç öfkelenir fakat öfkesi uzun sürer.<br />
<br />
Bunu çeşitli maddelere ve unsurlara benzeterek anlatabiliriz. Bazı maddeler çabuk ısınır ve çabuk soğur. Bazıları ise geç ısınır ve geç soğur.<br />
<br />
İnsanların karakterleri de buna benzer şekilde farklılık gösterebilir.<br />
<br />
Kimi insan saman alevi gibidir; bir anda parlar fakat kısa sürede sakinleşir. Kimi insanın öfkesi ise daha uzun sürer.<br />
<br />
Şeytanın insana karşı düşmanlığı da bunun en ağır örneklerinden biridir. Âdem aleyhisselâma karşı duyduğu kin ve düşmanlık, insan nesline karşı sürdürdüğü vesveselerin temelini oluşturmuştur.<br />
<br />
Bu nedenle insan, kendi öfkesini ve nefsini tanımalıdır.<br />
<br />
Kendisinin nasıl bir karaktere sahip olduğunu bilmeli ve öfkesini kontrol etmeyi öğrenmelidir.<br />
<br />
Aynı şekilde insanın şehveti ve diğer nefsânî arzuları da farklı olabilir. Kimi insanın arzuları çabuk ortaya çıkar ve çabuk söner. Kimi insan ise daha geç etkilenir.<br />
<br />
Burada asıl mesele, insanın nefsânî arzularının esiri olmaması ve onları Allah'ın rızasına uygun şekilde kontrol edebilmesidir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">İbrahim aleyhisselâm ve İsmail aleyhisselâm kıssasından alınacak ders:</span></span><br />
<br />
Rivayet olunur ki İbrahim aleyhisselâm, Allah kendisine bir evlat verirse onu Allah yolunda kurban etmeye razı olacağını ifade etmiştir.<br />
<br />
İsmail aleyhisselâm dünyaya geldiğinde ise Allah Teâlâ, İbrahim aleyhisselâma büyük bir imtihan verdi. İbrahim aleyhisselâm emre teslim oldu. Ancak Allah Teâlâ İsmail aleyhisselâmın yerine bir kurban gönderdi.<br />
<br />
Buradaki büyük ders, Allah'a verilen sözün ve teslimiyetin önemidir.<br />
<br />
Yine Meryem validemizin annesi Hanne'nin de çocuğu olması hâlinde onu Allah'a adayacağına dair niyet ettiği rivayet edilir. Meryem validemiz doğduğunda onu Allah yolunda hizmete adamıştır.<br />
<br />
Demek ki insanın ağzından çıkan sözün sorumluluğu vardır.<br />
<br />
İnsan büyük büyük konuşmamalı, yapamayacağı şeyleri vaat etmemelidir.<br />
<br />
Özellikle insanın eline geçmemiş bir nimet hakkında kesin konuşması doğru değildir. Allah bir nimet verdiğinde de o nimetin şükrünü eda etmek gerekir.<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vettayyibûne littayyibîn”</span></span><br />
<br />
Temiz olanlar temiz olanlara layıktır.<br />
<br />
Kur'ân-ı Kerîm'de:<br />
<br />
<span style="color: #E82A1F;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">“Vettayyibâtü littayyibîn, vettayyibûne littayyibât...”</span></span><br />
<br />
buyurulmaktadır.<br />
<br />
Temiz ile pis birbirinden ayrılmalıdır.<br />
<br />
Haram ve şüpheli kazançlarla hayır yapılmaya çalışılması doğru değildir. İnsan önce kazancının temiz olmasına dikkat etmelidir.<br />
<br />
Temiz olmayan bir kazançla yapılan işin dış görünüşü güzel olsa bile, kazancın kendisinin temiz olması gerekir.<br />
<br />
Bu nedenle Müslüman, kazancına dikkat etmeli; helâl lokma yemeli ve Allah'ın kendisine verdiği nimetin şükrünü yerine getirmelidir.<br />
<br />
Temiz nimetler, temiz kullara ikramdır.<br />
<br />
İnsanın yediği nimetler de bedenine emanet edilen birer rızıktır. Allah Teâlâ, kullarına çeşitli nimetler vermiştir. İnsan bu nimetleri israf etmeden ve helâlinden tüketmelidir.<br />
<br />
Burada önemli olan, insanın nimetin özüne ve faydasına dikkat etmesidir. Sağlıkla ilgili konularda da doktorların tavsiyeleri dikkate alınmalı, fakat bir alışkanlık sırf moda veya başkalarını taklit etmek için benimsenmemelidir.<br />
<br />
Mümin, helâl ve temiz olanı aramalı; haramdan, şüpheliden ve pislikten uzak durmalıdır.<br />
<br />
Temizlik yalnızca beden temizliği değildir. Kalbin, niyetin, kazancın, sözün ve amelin de temiz olması gerekir.<br />
<br />
İnsan başkalarına güzel görünmek için değil, Allah'ın rızasını kazanmak için temiz ve güzel yaşamaya gayret etmelidir.<br />
<br />
Çünkü gerçek temizlik, insanın hem dışını hem de içini temizlemesidir.<br />
<br />
Allah Teâlâ bizleri büyük büyük sözler söylemekten, yapamayacağımız şeyleri vaat etmekten, temiz nimetler yerine haram ve şüpheli olanları tercih etmekten muhafaza eylesin.<br />
<br />
Bizleri helâl lokma yiyen, güzel ahlâklı, temiz kalpli, doğru sözlü ve salih amel işleyen kullarından eylesin.<br />
<br />
Allah bütün müminleri ve ümmet-i Muhammed'i her türlü kötülükten muhafaza buyursun.<br />
<br />
Âmin.<br />
<br />
El-Fâtiha maassalavât.<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
Kar©glan<br />
<br />
Başağaçlı Raşit Tunca<br />
<br />
<span style="color: #FF0000;" class="mycode_color"><span style="font-weight: bold;" class="mycode_b">______________________</span></span><br />
<br />
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltme Yapıldı<br />
<br />
Original Kar©glan<br />
<br />
</span></div>]]></content:encoded>
		</item>
	</channel>
</rss>