Raşidi Tarikatında Zikirlerin Hikmeti ve Kaynağı
Biz Raşidi tarikatında zikirlerimizi gelişi güzel değil, Kur’an-ı Kerim’in iç yapısına uygun bir şekilde düzenledik. Esmaü’l-Hüsna’yı, Kur’an’da geçtiği ayetlerle birlikte zikretmeyi esas aldık. Yani bir esmayı tek başına değil, o ismin geçtiği ayetin bağlamı içinde, yerinde ve hikmetiyle zikretmeyi tercih ettik. Bu sebeple zikirlerimizi, ayetlerin ve surelerin içinden seçerek, derleyerek ve bir bütün hâline getirerek inşa ettik.
Elbette bazı yerlerde esmaları tek başına zikrettiğimiz de olur. Ancak genel usulümüz; esmanın Kur’an’daki geçtiği yerle birlikte okunmasıdır. Çünkü o isim, o ayetin içinde bir anlam, bir maksat ve bir hikmet taşır. Dua da, zikir de bu bütünlük içinde daha derin bir mana kazanır.
Bunu bir örnekle açıklayalım: İnsan bir ilaç alır. O ilacı almasının bir sebebi vardır. Rastgele ilaç kullanılmaz. Vücudun bir ihtiyacı olur ve o ihtiyaca uygun ilaç seçilir. Kur’an ayetleri ve esmalar da böyledir. Her birinin okunmasının bir sebebi, bir hikmeti vardır.
Mesela insanın canı bazen bir şey ister; diyelim ki elma. Bu aslında basit bir istek değildir. Vücudun o an ihtiyaç duyduğu bir vitamin vardır ve seni o gıdaya yönlendirir. Sen “canım elma çekti” dersin ama hakikatte bedenin sana ihtiyacını bildiriyordur. İşte zikirler ve esmalar da böyledir. İnsan okur, tekrar eder ama bunun arkasında bir sebep, bir ihtiyaç ve bir hikmet vardır.
Bu yüzden zikirlerimizi sebepsiz, gelişigüzel okumayız. Sebebini bilmeden yapılan zikir eksik kalır. Nasıl ki aspirin ne işe yarar bilmeden alınmazsa, zikir de hikmeti bilinmeden yapılmamalıdır. İşte bu anlayışla zikirlerimizi Kur’an ayetlerinden oluşturduk ve her birinin ayrı bir hikmeti olduğuna inanıyoruz.
Örnek olarak “Vehhâb” ismi, Kur’an-ı Kerim’de Âl-i İmrân Suresi 8. ayette geçmektedir: “İnneke entel Vehhâb” (Şüphesiz sen çok bağışlayansın, karşılıksız verensin). Biz de bu esmayı zikirlerimize bu ayetle birlikte dahil ettik.
Geçmişte bazı rivayetlerde, bu ismin geçtiği ayeti okuyan kimselerin ömür boyu geçim sıkıntısı çekmeyeceğine dair bilgilerle karşılaşmıştım. Ancak günümüzde bu tür rivayetlere ulaşmak zorlaşmış durumda. Daha önce gördüğümüz, okuduğumuz bazı kaynakları artık bulamıyoruz. İnternet ortamı değişti, bilgiye ulaşmak zorlaştı. Aradığınız birçok şey ya kaybolmuş ya da görünmez hâle gelmiş durumda.
Sonuç olarak, zikir bir bilinç işidir. Esma ve ayetler, rastgele tekrar edilecek sözler değil; hikmeti olan, yerinde okunması gereken ilahi kelamlardır. Biz de bu anlayışla zikirlerimizi Kur’an’dan alarak, hikmetine uygun bir şekilde yaşamaya ve yaşatmaya gayret ediyoruz.
Raşit Tunca
Schrems, 29.07.2026
Biz Raşidi tarikatında zikirlerimizi gelişi güzel değil, Kur’an-ı Kerim’in iç yapısına uygun bir şekilde düzenledik. Esmaü’l-Hüsna’yı, Kur’an’da geçtiği ayetlerle birlikte zikretmeyi esas aldık. Yani bir esmayı tek başına değil, o ismin geçtiği ayetin bağlamı içinde, yerinde ve hikmetiyle zikretmeyi tercih ettik. Bu sebeple zikirlerimizi, ayetlerin ve surelerin içinden seçerek, derleyerek ve bir bütün hâline getirerek inşa ettik.
Elbette bazı yerlerde esmaları tek başına zikrettiğimiz de olur. Ancak genel usulümüz; esmanın Kur’an’daki geçtiği yerle birlikte okunmasıdır. Çünkü o isim, o ayetin içinde bir anlam, bir maksat ve bir hikmet taşır. Dua da, zikir de bu bütünlük içinde daha derin bir mana kazanır.
Bunu bir örnekle açıklayalım: İnsan bir ilaç alır. O ilacı almasının bir sebebi vardır. Rastgele ilaç kullanılmaz. Vücudun bir ihtiyacı olur ve o ihtiyaca uygun ilaç seçilir. Kur’an ayetleri ve esmalar da böyledir. Her birinin okunmasının bir sebebi, bir hikmeti vardır.
Mesela insanın canı bazen bir şey ister; diyelim ki elma. Bu aslında basit bir istek değildir. Vücudun o an ihtiyaç duyduğu bir vitamin vardır ve seni o gıdaya yönlendirir. Sen “canım elma çekti” dersin ama hakikatte bedenin sana ihtiyacını bildiriyordur. İşte zikirler ve esmalar da böyledir. İnsan okur, tekrar eder ama bunun arkasında bir sebep, bir ihtiyaç ve bir hikmet vardır.
Bu yüzden zikirlerimizi sebepsiz, gelişigüzel okumayız. Sebebini bilmeden yapılan zikir eksik kalır. Nasıl ki aspirin ne işe yarar bilmeden alınmazsa, zikir de hikmeti bilinmeden yapılmamalıdır. İşte bu anlayışla zikirlerimizi Kur’an ayetlerinden oluşturduk ve her birinin ayrı bir hikmeti olduğuna inanıyoruz.
Örnek olarak “Vehhâb” ismi, Kur’an-ı Kerim’de Âl-i İmrân Suresi 8. ayette geçmektedir: “İnneke entel Vehhâb” (Şüphesiz sen çok bağışlayansın, karşılıksız verensin). Biz de bu esmayı zikirlerimize bu ayetle birlikte dahil ettik.
Geçmişte bazı rivayetlerde, bu ismin geçtiği ayeti okuyan kimselerin ömür boyu geçim sıkıntısı çekmeyeceğine dair bilgilerle karşılaşmıştım. Ancak günümüzde bu tür rivayetlere ulaşmak zorlaşmış durumda. Daha önce gördüğümüz, okuduğumuz bazı kaynakları artık bulamıyoruz. İnternet ortamı değişti, bilgiye ulaşmak zorlaştı. Aradığınız birçok şey ya kaybolmuş ya da görünmez hâle gelmiş durumda.
Sonuç olarak, zikir bir bilinç işidir. Esma ve ayetler, rastgele tekrar edilecek sözler değil; hikmeti olan, yerinde okunması gereken ilahi kelamlardır. Biz de bu anlayışla zikirlerimizi Kur’an’dan alarak, hikmetine uygun bir şekilde yaşamaya ve yaşatmaya gayret ediyoruz.
Raşit Tunca
Schrems, 29.07.2026
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT 

