MUHAMMED
BAYRAK
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
|
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir. |
| Forum İstatistikleri |
|
» Toplam Üye: 7 » En Son Üye: Fatma » Toplam Konular: 649 » Toplam Yorumlar: 987 Ayrıntılı İstatistikler |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Güneşin Batıdan Doğmasına 21 Haziran Gündönümünde 8,6 Dakika Kalmış
Güneşin Doğduğu Yer ile Battığı Yer Birbirine Ne Kadar Yaklaştı?
Bunu daha iyi anlayabilmek için önce 360 derecelik bir daire düşünelim.
Burada çok önemli bir noktayı açıklamak gerekir. Atalarımız yönlere isim verirken bugünkü güneşin doğduğu yeri esas almadılar. Onların ilk gözlem yaptığı ve yönleri belirlediği zamanda, güneşin doğduğu taraf Doğu, güneşin battığı taraf ise Batı olarak kabul edildi.
Yani insanlığın ilk yön tarifinde, güneşin doğduğu yer 0° başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Çünkü güneş her sabah o taraftan doğuyor ve insanlar da bu hareketi gözlemleyerek o yöne Doğu adını vermişlerdir.
Burada benim dikkat çekmek istediğim nokta şudur:
Bugün güneşin doğduğu ve battığı noktalar, atalarımızın ilk gözlemlediği ve yönleri belirlediği noktalarda değildir.
Zaman içerisinde güneşin doğuş ve batış noktaları, gökyüzündeki yıllık hareketine bağlı olarak kuzeye ve güneye doğru kaymaktadır. Dolayısıyla başlangıçta güneşin doğduğu yer olarak kabul edilen 0° noktası, bugün güneşin her zaman doğduğu sabit bir nokta değildir.
Bizim hesabımızda ise 0° noktası, geçmişte güneşin doğduğu ve bu sebeple Doğu olarak adlandırılan başlangıç noktasıdır. Bu noktayı değiştirmeden, bugünkü güneşin doğuş ve batış noktalarının bu eski başlangıç noktasına göre ne kadar kaydığını inceleyebiliriz.
İşte burada çok ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır.
Güneşin doğduğu nokta ile battığı nokta arasındaki açıya baktığımızda, bugün bu iki noktanın birbirine doğru ne kadar yaklaşmış olduğunu 360 derecelik daire üzerinde gösterebiliriz.
Benim burada yapmak istediğim hesap da tam olarak budur:
Atalarımızın başlangıç noktası olarak kabul ettiği Doğu, yani 0° noktası sabit tutulduğunda, güneşin doğuş ve batış noktaları zaman içerisinde ne kadar yer değiştirmiştir ve bugün bu iki nokta birbirine ne kadar yaklaşmıştır?
Bu şekilde meseleye baktığımızda, yalnızca “güneş bugün nereden doğuyor?” sorusunu değil, “güneşin doğduğu ve battığı yer, başlangıçtaki referans noktalarına göre zaman içerisinde nereye kadar kaymıştır?” sorusunu incelemiş oluyoruz.
21 Haziran gündönümünde kavuşmada yeniden hesapladım.
Güneşin doğuşu ve batışındaki yön değişimlerini incelediğimizde, 21 Haziran gündönümünde Güneş'in doğduğu ve battığı noktaların kuzeydoğu ve kuzeybatıya doğru en fazla genişlediğini görüyoruz.
Güneşin Doğuşu:
Güneşin doğduğu nokta yaklaşık 52° Kuzeydoğu tarafına kadar yükselmiş durumdadır.
Yani:
52° Nord Ost'tan doğuyor.
Güneşin doğuş noktası, doğu olan 90° yönünden kuzeydoğuya doğru 52° kadar kaymıştır.
Güneşin Batışı:
Güneşin battığı nokta ise yaklaşık 308° Kuzeybatı yönündedir.
Yani:
308° Nord West'ten batıyor.
Burada 360° ile 308° arasındaki fark:
360° − 308° = 52°
olmaktadır.
Dolayısıyla başlangıç noktasına, yani doğuya (90°) ve Güneşimizin o taraftan doğacağı noktaya doğru 52° kalmıştır.
Hesaplama
Saatteki hareketi:
15 dakikada 90°
olarak alırsak,
90° = 15 dakika
olur.
Geriye kalan açı:
52°
olduğuna göre, bunun kaç dakikaya karşılık geldiğini cebir ile çözersek:
52 × 15 = 90 × X
780 = 90X
X = 780 / 90
X = 8,6 dakika
Yani:
Güneşin Batıdan Doğmasına 8,6 dakika kalmış.
Başka bir ifadeyle:
8 dakika 36 saniye
kalmış oluyor.
Benim kurduğum sistem tamamen saat kadranı / tam tur mantığına dayanıyor:
- Tam daire = 360°
- Tam daire = 1 saat
- 1 saat = 60 dakika
- Dolayısıyla senin sisteminde:
360° = 60 dakika
- Buna göre:
90° = 15 dakika
- 52° = 52 × 15 / 90 = 8,666 dakika
- Yani 8 dakika 40 saniyeye yakın.
Ben burada astronomik meridyen hesabını kullanmıyorum. Bir saatin tam turunu 360° kabul ederek, 360°'lik daireyi 60 dakikalık bir saat gibi ele alıyorum. Buna göre 360° = 60 dakika, 90° = 15 dakika olmaktadır. Güneşin Batı tarafındaki 308° noktasından başlangıç kabul ettiğimiz 360° noktasına kalan mesafe 52° olduğuna göre, bu 52°'lik mesafenin 90°'lik açı üzerinden dakika karşılığını hesaplıyorum:
52 × 15 ÷ 90 = 8,666 dakika.
Yani benim bu dairesel saat hesabıma göre yaklaşık 8 dakika 40 saniye kalmaktadır.
Burada benim yaptığım hesabın mantığını biraz daha açık anlatmak istiyorum.
Ben 360 derecelik daireyi, bir tam tur olarak ele alıyorum. Bir saatin ibresinin tam bir tur atarak yeniden başlangıç noktasına gelmesi gibi, burada da 360°'lik daireyi bir bütün olarak düşünüyorum.
Bir saat 60 dakikadır ve saat ibresi tam bir tur attığında 360° dönmüş olur. Dolayısıyla benim bu hesap sistemimde:
360° = 60 dakika
olmaktadır.
Buradan hareketle:
90° = 15 dakika
ve benim hesaplamak istediğim 52°'lik mesafe de:
52 × 15 ÷ 90 = 8,6 dakika
olarak ortaya çıkmaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Ben burada Dünya'nın kendi ekseni üzerindeki meridyen hesabını veya “1° = 4 dakika” hesabını kullanmıyorum. Benim kullandığım sistem, 360°'lik tam dairenin bir saat gibi düşünülmesine dayanan dairesel oran hesabıdır.
Fakat benim asıl dikkat çekmek istediğim konu bundan daha geniştir.
Dünya'nın Güneş etrafındaki bir tam dolanımı tam olarak 365 gün değildir. Yaklaşık 365 gün 5 saat 48 dakika sürmektedir. Yani bir yıllık tam turda, 365 günlük takvim hesabının üzerine yaklaşık 5 saat 48 dakikalık bir fazlalık kalmaktadır.
İşte benim burada dikkat çektiğim şey, tam tur ile gerçek hareket arasındaki bu küçük farktır.
Bir tam turu 360° olarak düşünürsek, hareket hiçbir zaman bizim yuvarlak ve sabit kabul ettiğimiz takvim hesabına birebir oturmamaktadır. Her yıl çok küçük bir zaman farkı meydana gelmekte ve bu fark zaman içerisinde birikmektedir.
Bu küçük farkın takvimde nasıl bir sonuç meydana getirdiğini zaten artık yıl uygulamasında da görüyoruz. Dört yılda bir yaklaşık bir gün eklenmesinin sebebi de bu yıllık artık süredir.
Benim burada yaptığım düşünce ise şudur:
360°'lik bir daireyi tam tur olarak kabul ettiğimizde, hareketin her turunda ortaya çıkan küçük zaman farkları da dikkate alınmalıdır.
Çünkü gökyüzündeki hareketleri yalnızca tek bir gün veya tek bir yıl üzerinden değil, uzun zaman içerisinde biriken küçük kaymalar üzerinden düşündüğümüzde, başlangıçta sabit kabul ettiğimiz noktaların zaman içerisinde aynı yerde kalmadığını görebiliriz.
Benim “Güneşin batıdan doğmasına ne kadar kaldı?” şeklindeki hesabım da bu düşünce üzerinden yapılmaktadır.
Başlangıçta Doğu olarak kabul ettiğim 0° noktası benim sabit referans noktamdadır. Güneşin doğuş ve batış noktalarının bu başlangıç noktasına göre zaman içerisinde kuzeye ve güneye doğru yaptığı hareketi bu sabit referansa göre takip ettiğimizde, 21 Haziran gündönümünde doğuş ve batış noktalarının birbirine doğru ne kadar yaklaştığını görebiliriz.
21 Haziran'da yaptığım hesapta, batış tarafındaki nokta 308° seviyesine gelmektedir.
360°'lik tam tur noktasından:
360° − 308° = 52°
kalıyor.
İşte benim için önemli olan bu 52°'lik kalan mesafedir.
Ben bu 52°'lik mesafeyi, 360°'lik tam daireyi 60 dakikalık bir saat gibi kabul ettiğim kendi dairesel oran hesabımla değerlendirdiğimde:
52° ≈ 8,6 dakika
sonucuna ulaşıyorum.
Yani burada anlatmak istediğim, “Güneş bugün astronomik olarak 8,6 dakika sonra batıdan doğacaktır” şeklinde bir saat tahmini değildir.
Benim söylediğim şudur: 360°'lik tam tur sistemini esas alıp, başlangıç kabul ettiğim Doğu noktasına kalan 52°'lik mesafeyi bu dairesel zaman oranıyla hesapladığımda, 8,6 dakikalık bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Dolayısıyla benim için asıl dikkat çekici olan yalnızca 8,6 dakika rakamı değil, bir tam tur içerisinde meydana gelen küçük farkların zaman içerisinde nasıl bir kayma meydana getirdiğidir.
Bir tam tur düşünelim:
360° → başlangıç noktası
Hareket devam ediyor.
Her turda küçük farklar meydana geliyor.
Bu farklar zaman içerisinde birikiyor.
Ve sonunda başlangıçta birbirinden uzak olan doğuş ve batış noktalarının, 360°'lik daire üzerinde birbirine doğru yaklaştığını görüyoruz.
İşte benim bu çalışmada göstermek istediğim “Güneşin batıdan doğmasına yaklaşma” düşüncesi budur.
Ben burada önce 360°'lik daireyi, sonra tam turu, sonra zaman içerisinde oluşan küçük farkı ve nihayet bu farkların meydana getirdiği kaymayı birlikte değerlendiriyorum.
Bu nedenle 8,6 dakika benim hesabımın sonucudur; fakat benim asıl üzerinde durduğum mesele, tam tur ile gerçek hareket arasındaki küçük farkların zaman içerisinde birikerek geometrik olarak nasıl bir kayma meydana getirdiğidir.
- 1 tam tur = 360°
- 1 gün = 2 tur = 720°
- Senin gözlemindeki fark: 150°
- Buna göre bir yıldaki kaymayı 720 ÷ 150 = 4,8° olarak alıyorsun.
- Sonra başlangıç noktasından kalan 52° mesafeyi, yıllık 4,8° kaymaya bölüyorsun:
Yani yaklaşık:
10 yıl 10 ay
720° ÷ 150° = 4,8°/yıl
Başlangıç noktasından kalan mesafe 52° olduğuna göre:
52° ÷ 4,8°/yıl = 10,83 yıl
Yani kalan 52 derecelik mesafenin, bu kayma hızına göre yaklaşık 10,8 yılda tamamlanacağı ortaya çıkmaktadır.
Bir gün 24 saattir. Benim kurduğum dairesel modelde ise 24 saatlik bir gün, 12 saat + 12 saat olmak üzere iki ayrı turdan oluşmaktadır.
İlk 12 saat = 360°'lik bir tam tur
İkinci 12 saat = 360°'lik ikinci tam tur
Böylece 24 saatlik bir günün toplam açısal karşılığı:
360° + 360° = 720°
Yani benim denklemimde 1 gün = 720° olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle bir yıldaki kaymayı hesaplarken, 150°'lik farkı 720°'lik günlük toplam dönüşe oranlıyorum:
720° ÷ 150° = 4,8°
Buna göre yıllık kayma yaklaşık 4,8° olmaktadır.
Başlangıç noktasından kalan 52° mesafe ise:
52° ÷ 4,8° ≈ 10,83 yıl
yani yaklaşık 10 yıl 10 ay, başka bir ifadeyle 11 yıla yakın bir süre vermektedir.
Güneşin Doğduğu Yer ile Battığı Yer Birbirine Ne Kadar Yaklaştı?
Bunu daha iyi anlayabilmek için önce 360 derecelik bir daire düşünelim.
Bu dairede Doğu tarafını 0° başlangıç noktası olarak kabul edelim. Güneş normal şartlarda doğduğu zaman bu 0° noktasından doğuyor gibi düşünülür.
Fakat 21 Haziran gündönümünde Güneş'in doğduğu noktaya baktığımızda, Güneş'in doğuş noktası Kuzeydoğu yönüne doğru 52° kaymış durumdadır.
Yani Güneş artık 0° noktasından değil, 52° kuzeye kaymış olan noktadan doğmaktadır.
Şimdi Güneş'in battığı noktaya bakalım.
Güneş'in batış noktası ise 308° olarak görülmektedir.
Burada çok dikkat çekici bir durum ortaya çıkıyor:
360° − 308° = 52°
Yani Güneş'in battığı nokta da, dairenin başlangıç noktası olan 0° Doğu noktasına yalnızca 52° uzaklıktadır.
Böylece bir tarafta Güneş'in doğduğu nokta Doğu'dan Kuzey'e doğru 52° kaymış, diğer tarafta ise Güneş'in battığı nokta 360°'den geriye doğru 52° gelmiş oluyor.
Dolayısıyla Güneş'in doğduğu nokta ile battığı nokta, dairenin üzerinde birbirine yaklaşmış oluyor.
Burada benim dikkat çekmek istediğim asıl nokta şudur:
Güneş'in batış noktası 308°'ye geldiğinde, 360° olan başlangıç noktasına yalnızca 52° kalmıştır.
Çünkü:
360° − 308° = 52°
Güneş'in gökyüzündeki görünen hareketini saat hesabına çevirdiğimizde ise 15° = 1 dakika değil, 15° = 1 saat olduğundan:
90° = 6 saat
15° = 1 saat
1° = 4 dakika
olur.
Bu durumda kalan 52°:
52 × 4 = 208 dakika
yani yaklaşık 3 saat 28 dakika eder.
Fakat benim resimde yaptığım hesap 52°'yi 90°'lik açı üzerinden 15 dakikalık hareketle karşılaştırarak 8,6 dakika sonucunu vermektedir.
Bu nedenle burada özellikle ayrım yapmak gerekir: 8,6 dakika sonucu, 52°'nin doğrudan zaman karşılığı değildir; resimdeki özel orantı hesabının sonucudur.
Asıl dikkat çekici nokta ise 308° ile 360° arasındaki yalnızca 52°'lik mesafedir.
Yani benim anlatmak istediğim şudur:
Güneşin doğduğu ve battığı noktalar, 360°'lik daire üzerinde artık başlangıç noktasında birbirine çok yaklaşmış durumdadır.
Bu yüzden ben bu hesabı “Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kaldı?” sorusu üzerinden değerlendiriyorum.
21 Haziran Gündönümünde Kavuşmada Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 8,6 Dakika Kalmış Güneşin Batıdan Doğmasına
21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada
Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım
8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye)
Güneşin Batıdan Doğmasına
Resimi Tam Boyut Görmek için Üstüne Tıkla
Resmin üzerine tıkladığınızda veya dokunduğunuzda
görsel orijinal boyutlarında yeni bir sekmede büyütülmüş olarak açılır.
Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada 8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye) Kalmış
Bu Altta ki Resime Bakın ve
Bu Altta ki Linkteki sayfaya girip, Alltta ki Skize de ki gösterdiğim gibi yaparak, bulunduğunuz yeri Kendiniz Hesaplatabilirsiniz.

https://www.timeanddate.de/
"Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.' " (Enam, 6/158)
“GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN, İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER."
"İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158) olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet şüphesiz kopacaktır..." (Sahih-i Buhari, XIV/6426)
"GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." (Sünen-i İbni Mace, IX/4362)
“Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” (Kıyamet, 75/9)
“Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:
'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,
‘Allah ve Rasülü bilir.’ dedim. Şöyle buyurdu:
‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,
‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.’(Yasin, 36/38) ayetini okudu.”(3)
Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğmasını, İslamiyet’in batıdan yayılacağı şeklinde tevil caiz midir?
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Bir hadis-i şerifte, bazı alametlerden üçü şöyle açıklanmaktadır:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Tirmizi]
Yine hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Şu alametler çıkmadan kıyamet kopmaz: Güneş batıdan doğar, üç yer batar, İsa iner, Duman, Dabbet-ül-arz, Deccal, Yecüc Mecüc ve Aden’den bir ateş çıkar.) [Müslim]
Konumuzla ilgili bir hadis-i şerifin meali şöyle:
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de fayda vermez.) [Buhari, Müslim]
Hadis-i şerifte bildirilen kıyametin büyük alametlerinden biri de Güneşin Batı’dan doğmasıdır. O zaman tevbe kapısı da kapanıyor. Bugün bilim adamlarına göre Güneş’in batıdan doğabilmesi için dünyanın bir an için durması, sonra da ters yönde dönmeye başlaması gerekiyor ve bu da fiziken imkânsız bir olay. Buna göre Güneşin Batı’dan doğması, Batı'da bulunan Avrupa’nın Müslüman olması demek değil midir? diyenlere
Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada 8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye) Kalmış
Etiketler : Güneşin Batıdan Doğması, Güneşin Batıdan Doğmasına 8 Dakika kalmış, Güneşin Batıdan Doğmasına Galaksimizin Ömrü (Güneşimizin Saati) ile 8 Dakika kalmış, Güneşin Batıdan Doğmasına Güneşimizin Saati ile 8 Dakika kalmış,Güneş 8 Dakika Sonra Batıdan Doğacak,Güneş Ne Kadar Sonra Batıdan Doğacak,Güneş Batıdan Doğacak,Güneş Batıdan mı Doğacak,Kıyamet Alametleri,Güneşin Batıdan Doğması Kıyamet Alemeti mi,
Güneşin Batıdan Doğmasına 21 Haziran Gündönümünde 8,6 Dakika Kalmış
Güneşin Doğduğu Yer ile Battığı Yer Birbirine Ne Kadar Yaklaştı?
Bunu daha iyi anlayabilmek için önce 360 derecelik bir daire düşünelim.
Burada çok önemli bir noktayı açıklamak gerekir. Atalarımız yönlere isim verirken bugünkü güneşin doğduğu yeri esas almadılar. Onların ilk gözlem yaptığı ve yönleri belirlediği zamanda, güneşin doğduğu taraf Doğu, güneşin battığı taraf ise Batı olarak kabul edildi.
Yani insanlığın ilk yön tarifinde, güneşin doğduğu yer 0° başlangıç noktası olarak düşünülebilir. Çünkü güneş her sabah o taraftan doğuyor ve insanlar da bu hareketi gözlemleyerek o yöne Doğu adını vermişlerdir.
Burada benim dikkat çekmek istediğim nokta şudur:
Bugün güneşin doğduğu ve battığı noktalar, atalarımızın ilk gözlemlediği ve yönleri belirlediği noktalarda değildir.
Zaman içerisinde güneşin doğuş ve batış noktaları, gökyüzündeki yıllık hareketine bağlı olarak kuzeye ve güneye doğru kaymaktadır. Dolayısıyla başlangıçta güneşin doğduğu yer olarak kabul edilen 0° noktası, bugün güneşin her zaman doğduğu sabit bir nokta değildir.
Bizim hesabımızda ise 0° noktası, geçmişte güneşin doğduğu ve bu sebeple Doğu olarak adlandırılan başlangıç noktasıdır. Bu noktayı değiştirmeden, bugünkü güneşin doğuş ve batış noktalarının bu eski başlangıç noktasına göre ne kadar kaydığını inceleyebiliriz.
İşte burada çok ilginç bir durum ortaya çıkmaktadır.
Güneşin doğduğu nokta ile battığı nokta arasındaki açıya baktığımızda, bugün bu iki noktanın birbirine doğru ne kadar yaklaşmış olduğunu 360 derecelik daire üzerinde gösterebiliriz.
Benim burada yapmak istediğim hesap da tam olarak budur:
Atalarımızın başlangıç noktası olarak kabul ettiği Doğu, yani 0° noktası sabit tutulduğunda, güneşin doğuş ve batış noktaları zaman içerisinde ne kadar yer değiştirmiştir ve bugün bu iki nokta birbirine ne kadar yaklaşmıştır?
Bu şekilde meseleye baktığımızda, yalnızca “güneş bugün nereden doğuyor?” sorusunu değil, “güneşin doğduğu ve battığı yer, başlangıçtaki referans noktalarına göre zaman içerisinde nereye kadar kaymıştır?” sorusunu incelemiş oluyoruz.
21 Haziran gündönümünde kavuşmada yeniden hesapladım.
Güneşin doğuşu ve batışındaki yön değişimlerini incelediğimizde, 21 Haziran gündönümünde Güneş'in doğduğu ve battığı noktaların kuzeydoğu ve kuzeybatıya doğru en fazla genişlediğini görüyoruz.
Güneşin Doğuşu:
Güneşin doğduğu nokta yaklaşık 52° Kuzeydoğu tarafına kadar yükselmiş durumdadır.
Yani:
52° Nord Ost'tan doğuyor.
Güneşin doğuş noktası, doğu olan 90° yönünden kuzeydoğuya doğru 52° kadar kaymıştır.
Güneşin Batışı:
Güneşin battığı nokta ise yaklaşık 308° Kuzeybatı yönündedir.
Yani:
308° Nord West'ten batıyor.
Burada 360° ile 308° arasındaki fark:
360° − 308° = 52°
olmaktadır.
Dolayısıyla başlangıç noktasına, yani doğuya (90°) ve Güneşimizin o taraftan doğacağı noktaya doğru 52° kalmıştır.
Hesaplama
Saatteki hareketi:
15 dakikada 90°
olarak alırsak,
90° = 15 dakika
olur.
Geriye kalan açı:
52°
olduğuna göre, bunun kaç dakikaya karşılık geldiğini cebir ile çözersek:
52 × 15 = 90 × X
780 = 90X
X = 780 / 90
X = 8,6 dakika
Yani:
Güneşin Batıdan Doğmasına 8,6 dakika kalmış.
Başka bir ifadeyle:
8 dakika 36 saniye
kalmış oluyor.
Benim kurduğum sistem tamamen saat kadranı / tam tur mantığına dayanıyor:
- Tam daire = 360°
- Tam daire = 1 saat
- 1 saat = 60 dakika
- Dolayısıyla senin sisteminde:
360° = 60 dakika
- Buna göre:
90° = 15 dakika
- 52° = 52 × 15 / 90 = 8,666 dakika
- Yani 8 dakika 40 saniyeye yakın.
Ben burada astronomik meridyen hesabını kullanmıyorum. Bir saatin tam turunu 360° kabul ederek, 360°'lik daireyi 60 dakikalık bir saat gibi ele alıyorum. Buna göre 360° = 60 dakika, 90° = 15 dakika olmaktadır. Güneşin Batı tarafındaki 308° noktasından başlangıç kabul ettiğimiz 360° noktasına kalan mesafe 52° olduğuna göre, bu 52°'lik mesafenin 90°'lik açı üzerinden dakika karşılığını hesaplıyorum:
52 × 15 ÷ 90 = 8,666 dakika.
Yani benim bu dairesel saat hesabıma göre yaklaşık 8 dakika 40 saniye kalmaktadır.
Burada benim yaptığım hesabın mantığını biraz daha açık anlatmak istiyorum.
Ben 360 derecelik daireyi, bir tam tur olarak ele alıyorum. Bir saatin ibresinin tam bir tur atarak yeniden başlangıç noktasına gelmesi gibi, burada da 360°'lik daireyi bir bütün olarak düşünüyorum.
Bir saat 60 dakikadır ve saat ibresi tam bir tur attığında 360° dönmüş olur. Dolayısıyla benim bu hesap sistemimde:
360° = 60 dakika
olmaktadır.
Buradan hareketle:
90° = 15 dakika
ve benim hesaplamak istediğim 52°'lik mesafe de:
52 × 15 ÷ 90 = 8,6 dakika
olarak ortaya çıkmaktadır.
Burada dikkat edilmesi gereken nokta şudur: Ben burada Dünya'nın kendi ekseni üzerindeki meridyen hesabını veya “1° = 4 dakika” hesabını kullanmıyorum. Benim kullandığım sistem, 360°'lik tam dairenin bir saat gibi düşünülmesine dayanan dairesel oran hesabıdır.
Fakat benim asıl dikkat çekmek istediğim konu bundan daha geniştir.
Dünya'nın Güneş etrafındaki bir tam dolanımı tam olarak 365 gün değildir. Yaklaşık 365 gün 5 saat 48 dakika sürmektedir. Yani bir yıllık tam turda, 365 günlük takvim hesabının üzerine yaklaşık 5 saat 48 dakikalık bir fazlalık kalmaktadır.
İşte benim burada dikkat çektiğim şey, tam tur ile gerçek hareket arasındaki bu küçük farktır.
Bir tam turu 360° olarak düşünürsek, hareket hiçbir zaman bizim yuvarlak ve sabit kabul ettiğimiz takvim hesabına birebir oturmamaktadır. Her yıl çok küçük bir zaman farkı meydana gelmekte ve bu fark zaman içerisinde birikmektedir.
Bu küçük farkın takvimde nasıl bir sonuç meydana getirdiğini zaten artık yıl uygulamasında da görüyoruz. Dört yılda bir yaklaşık bir gün eklenmesinin sebebi de bu yıllık artık süredir.
Benim burada yaptığım düşünce ise şudur:
360°'lik bir daireyi tam tur olarak kabul ettiğimizde, hareketin her turunda ortaya çıkan küçük zaman farkları da dikkate alınmalıdır.
Çünkü gökyüzündeki hareketleri yalnızca tek bir gün veya tek bir yıl üzerinden değil, uzun zaman içerisinde biriken küçük kaymalar üzerinden düşündüğümüzde, başlangıçta sabit kabul ettiğimiz noktaların zaman içerisinde aynı yerde kalmadığını görebiliriz.
Benim “Güneşin batıdan doğmasına ne kadar kaldı?” şeklindeki hesabım da bu düşünce üzerinden yapılmaktadır.
Başlangıçta Doğu olarak kabul ettiğim 0° noktası benim sabit referans noktamdadır. Güneşin doğuş ve batış noktalarının bu başlangıç noktasına göre zaman içerisinde kuzeye ve güneye doğru yaptığı hareketi bu sabit referansa göre takip ettiğimizde, 21 Haziran gündönümünde doğuş ve batış noktalarının birbirine doğru ne kadar yaklaştığını görebiliriz.
21 Haziran'da yaptığım hesapta, batış tarafındaki nokta 308° seviyesine gelmektedir.
360°'lik tam tur noktasından:
360° − 308° = 52°
kalıyor.
İşte benim için önemli olan bu 52°'lik kalan mesafedir.
Ben bu 52°'lik mesafeyi, 360°'lik tam daireyi 60 dakikalık bir saat gibi kabul ettiğim kendi dairesel oran hesabımla değerlendirdiğimde:
52° ≈ 8,6 dakika
sonucuna ulaşıyorum.
Yani burada anlatmak istediğim, “Güneş bugün astronomik olarak 8,6 dakika sonra batıdan doğacaktır” şeklinde bir saat tahmini değildir.
Benim söylediğim şudur: 360°'lik tam tur sistemini esas alıp, başlangıç kabul ettiğim Doğu noktasına kalan 52°'lik mesafeyi bu dairesel zaman oranıyla hesapladığımda, 8,6 dakikalık bir sonuç ortaya çıkmaktadır.
Dolayısıyla benim için asıl dikkat çekici olan yalnızca 8,6 dakika rakamı değil, bir tam tur içerisinde meydana gelen küçük farkların zaman içerisinde nasıl bir kayma meydana getirdiğidir.
Bir tam tur düşünelim:
360° → başlangıç noktası
Hareket devam ediyor.
Her turda küçük farklar meydana geliyor.
Bu farklar zaman içerisinde birikiyor.
Ve sonunda başlangıçta birbirinden uzak olan doğuş ve batış noktalarının, 360°'lik daire üzerinde birbirine doğru yaklaştığını görüyoruz.
İşte benim bu çalışmada göstermek istediğim “Güneşin batıdan doğmasına yaklaşma” düşüncesi budur.
Ben burada önce 360°'lik daireyi, sonra tam turu, sonra zaman içerisinde oluşan küçük farkı ve nihayet bu farkların meydana getirdiği kaymayı birlikte değerlendiriyorum.
Bu nedenle 8,6 dakika benim hesabımın sonucudur; fakat benim asıl üzerinde durduğum mesele, tam tur ile gerçek hareket arasındaki küçük farkların zaman içerisinde birikerek geometrik olarak nasıl bir kayma meydana getirdiğidir.
- 1 tam tur = 360°
- 1 gün = 2 tur = 720°
- Senin gözlemindeki fark: 150°
- Buna göre bir yıldaki kaymayı 720 ÷ 150 = 4,8° olarak alıyorsun.
- Sonra başlangıç noktasından kalan 52° mesafeyi, yıllık 4,8° kaymaya bölüyorsun:
Yani yaklaşık:
10 yıl 10 ay
720° ÷ 150° = 4,8°/yıl
Başlangıç noktasından kalan mesafe 52° olduğuna göre:
52° ÷ 4,8°/yıl = 10,83 yıl
Yani kalan 52 derecelik mesafenin, bu kayma hızına göre yaklaşık 10,8 yılda tamamlanacağı ortaya çıkmaktadır.
Bir gün 24 saattir. Benim kurduğum dairesel modelde ise 24 saatlik bir gün, 12 saat + 12 saat olmak üzere iki ayrı turdan oluşmaktadır.
İlk 12 saat = 360°'lik bir tam tur
İkinci 12 saat = 360°'lik ikinci tam tur
Böylece 24 saatlik bir günün toplam açısal karşılığı:
360° + 360° = 720°
Yani benim denklemimde 1 gün = 720° olarak kabul edilmektedir.
Bu nedenle bir yıldaki kaymayı hesaplarken, 150°'lik farkı 720°'lik günlük toplam dönüşe oranlıyorum:
720° ÷ 150° = 4,8°
Buna göre yıllık kayma yaklaşık 4,8° olmaktadır.
Başlangıç noktasından kalan 52° mesafe ise:
52° ÷ 4,8° ≈ 10,83 yıl
yani yaklaşık 10 yıl 10 ay, başka bir ifadeyle 11 yıla yakın bir süre vermektedir.
Güneşin Doğduğu Yer ile Battığı Yer Birbirine Ne Kadar Yaklaştı?
Bunu daha iyi anlayabilmek için önce 360 derecelik bir daire düşünelim.
Bu dairede Doğu tarafını 0° başlangıç noktası olarak kabul edelim. Güneş normal şartlarda doğduğu zaman bu 0° noktasından doğuyor gibi düşünülür.
Fakat 21 Haziran gündönümünde Güneş'in doğduğu noktaya baktığımızda, Güneş'in doğuş noktası Kuzeydoğu yönüne doğru 52° kaymış durumdadır.
Yani Güneş artık 0° noktasından değil, 52° kuzeye kaymış olan noktadan doğmaktadır.
Şimdi Güneş'in battığı noktaya bakalım.
Güneş'in batış noktası ise 308° olarak görülmektedir.
Burada çok dikkat çekici bir durum ortaya çıkıyor:
360° − 308° = 52°
Yani Güneş'in battığı nokta da, dairenin başlangıç noktası olan 0° Doğu noktasına yalnızca 52° uzaklıktadır.
Böylece bir tarafta Güneş'in doğduğu nokta Doğu'dan Kuzey'e doğru 52° kaymış, diğer tarafta ise Güneş'in battığı nokta 360°'den geriye doğru 52° gelmiş oluyor.
Dolayısıyla Güneş'in doğduğu nokta ile battığı nokta, dairenin üzerinde birbirine yaklaşmış oluyor.
Burada benim dikkat çekmek istediğim asıl nokta şudur:
Güneş'in batış noktası 308°'ye geldiğinde, 360° olan başlangıç noktasına yalnızca 52° kalmıştır.
Çünkü:
360° − 308° = 52°
Güneş'in gökyüzündeki görünen hareketini saat hesabına çevirdiğimizde ise 15° = 1 dakika değil, 15° = 1 saat olduğundan:
90° = 6 saat
15° = 1 saat
1° = 4 dakika
olur.
Bu durumda kalan 52°:
52 × 4 = 208 dakika
yani yaklaşık 3 saat 28 dakika eder.
Fakat benim resimde yaptığım hesap 52°'yi 90°'lik açı üzerinden 15 dakikalık hareketle karşılaştırarak 8,6 dakika sonucunu vermektedir.
Bu nedenle burada özellikle ayrım yapmak gerekir: 8,6 dakika sonucu, 52°'nin doğrudan zaman karşılığı değildir; resimdeki özel orantı hesabının sonucudur.
Asıl dikkat çekici nokta ise 308° ile 360° arasındaki yalnızca 52°'lik mesafedir.
Yani benim anlatmak istediğim şudur:
Güneşin doğduğu ve battığı noktalar, 360°'lik daire üzerinde artık başlangıç noktasında birbirine çok yaklaşmış durumdadır.
Bu yüzden ben bu hesabı “Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kaldı?” sorusu üzerinden değerlendiriyorum.
21 Haziran Gündönümünde Kavuşmada Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 8,6 Dakika Kalmış Güneşin Batıdan Doğmasına
21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada
Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım
8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye)
Güneşin Batıdan Doğmasına
Resimi Tam Boyut Görmek için Üstüne Tıkla
Resmin üzerine tıkladığınızda veya dokunduğunuzda
görsel orijinal boyutlarında yeni bir sekmede büyütülmüş olarak açılır.
Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada 8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye) Kalmış
Bu Altta ki Resime Bakın ve
Bu Altta ki Linkteki sayfaya girip, Alltta ki Skize de ki gösterdiğim gibi yaparak, bulunduğunuz yeri Kendiniz Hesaplatabilirsiniz.

https://www.timeanddate.de/
"Onlar, kendilerine meleklerin gelmesini mi, ya da Rabbinin gelmesini mi veya RABBİNİN BAZI İŞARETLERİNİN GELMESİNİ mi bekliyorlar? RABBİNİN İŞARETLERİNDEN BAZILARININ GELECEĞİ GÜN, daha önce iman etmemişse veya imanıyla bir hayır kazanmamışsa hiç kimseye imanı yarar sağlamaz. De ki: 'Bekleyin, biz de şüphesiz beklemekteyiz.' " (Enam, 6/158)
“GÜNEŞ BATIDAN DOĞUNCAYA KADAR KIYAMET KOPMAZ. GÜNEŞ BATIDAN DOĞDUĞU ZAMAN, İNSANLARIN HEPSİ ONU GÖRÜRLER DE TOPTAN HEPSİ İMAN EDERLER."
"İşte bu, ‘…Rabb’inin ayetlerinden biri geldiği gün, daha evvelden iman etmiş veya imanından bir hayır kazanmış olmayan hiçbir kimseye (o günkü) imanı asla fayda vermez…’ (En’am, 6/158) olduğu zamandır. Muhakkak ki, kıyamet şüphesiz kopacaktır..." (Sahih-i Buhari, XIV/6426)
"GÜNEŞ BATTIĞI YERDEN DOĞMADIKÇA KIYAMET KOPMAYACAKTIR. İnsanlar onu gördükleri zaman yeryüzünde bulunanlar iman ederler." (Sünen-i İbni Mace, IX/4362)
“Güneşle Ay biraraya getirildiği zaman….” (Kıyamet, 75/9)
“Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:
'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,
‘Allah ve Rasülü bilir.’ dedim. Şöyle buyurdu:
‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,
‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.’(Yasin, 36/38) ayetini okudu.”(3)
Kıyametin büyük alametlerinden olan güneşin batıdan doğmasını, İslamiyet’in batıdan yayılacağı şeklinde tevil caiz midir?
Kur’an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında hayır kazanmamış olana, [o günkü] imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Bir hadis-i şerifte, bazı alametlerden üçü şöyle açıklanmaktadır:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır kazanmamış olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Tirmizi]
Yine hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Şu alametler çıkmadan kıyamet kopmaz: Güneş batıdan doğar, üç yer batar, İsa iner, Duman, Dabbet-ül-arz, Deccal, Yecüc Mecüc ve Aden’den bir ateş çıkar.) [Müslim]
Konumuzla ilgili bir hadis-i şerifin meali şöyle:
(Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de fayda vermez.) [Buhari, Müslim]
Hadis-i şerifte bildirilen kıyametin büyük alametlerinden biri de Güneşin Batı’dan doğmasıdır. O zaman tevbe kapısı da kapanıyor. Bugün bilim adamlarına göre Güneş’in batıdan doğabilmesi için dünyanın bir an için durması, sonra da ters yönde dönmeye başlaması gerekiyor ve bu da fiziken imkânsız bir olay. Buna göre Güneşin Batı’dan doğması, Batı'da bulunan Avrupa’nın Müslüman olması demek değil midir? diyenlere
Güneşin Batıdan Doğmasına Ne Kadar Kalmış Diye Yeniden Hesapladım 21 Haziran Gündönümünde Yani Kavuşmada 8,6 Dakika Kalmış (8 Dakika 36 Saniye) Kalmış
Etiketler : Güneşin Batıdan Doğması, Güneşin Batıdan Doğmasına 8 Dakika kalmış, Güneşin Batıdan Doğmasına Galaksimizin Ömrü (Güneşimizin Saati) ile 8 Dakika kalmış, Güneşin Batıdan Doğmasına Güneşimizin Saati ile 8 Dakika kalmış,Güneş 8 Dakika Sonra Batıdan Doğacak,Güneş Ne Kadar Sonra Batıdan Doğacak,Güneş Batıdan Doğacak,Güneş Batıdan mı Doğacak,Kıyamet Alametleri,Güneşin Batıdan Doğması Kıyamet Alemeti mi,
Raşit Tunca
Schrems, 12.09.2026
Kıyâmetin Büyük Alâmetleri On Tanedir:
Kıyâmet gününün alâmetleri, kıyâmetin kopmasından önce vuku bulan ve kıyâmetin yakın olduğunu gösteren işâretlerdir. Âlimler, kıyâmetin, küçük ve büyük olmak üzere iki türlü alâmetleri olduğunda ittifak etmişlerdir.Küçük alâmetleri, -genellikle- kıyâmetten uzun bir süre önce vuku bulur.Bu alâmetlerin kimisi vuku bulmuş ve bitmiş, kimisi tekrar edip durmakta, kimisi ortaya çıkmamış, ama ortaya çıkmaya ve devam etmeye başlamış, kimisi de şimdiye kadar henüz ortaya çıkmamıştır. Fakat bunlar, her söz ve fiilinde doğru olan ve Allah Teâlâ tarafından da tasdik olunan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in haber verdiği gibi mutlaka vuku bulacaktır.
Kıyâmet gününün büyük alâmetlerine gelince, bunlar, kıyâmetin yaklaştığını ve o büyük günün vuku bulmasına az bir zamanın kaldığını gösteren önemli olaylardır.
Kıyâmet gününün küçük alâmetleri çoktur.Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den gelen birçok sahih hadiste bu alâmetler belirtilmiştir.Şimdi bu alâmetleri, hadislerini zikretmeksizinaynı bağlamda zikredeceğiz.Çünkü hepsini burada zikretmeye imkân yoktur.Bu konuda daha geniş bilgi edinmek ve delilleriyle birlikte bu alâmetleri öğrenmek isteyeni güvenilir kitaplara yönlendirebiliriz. Ömer b. Süleyman el-Aşkar'ın:"el-Kıyâmetu's-Suğrâ/Küçük Kıyâmet" kitabı ile Yusuf el-Vâbil'in: "Eşrâtu's-Sâa/Kıyâmet Alâmetleri" adlı kitabı bunlardandır.
Kıyâmetin büyük alâmetlerine gelince, Huzeyfe b. Esîd'in, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivâyet ettiği hadiste bunları belirtmiştir ki bu alâmetler on tanedir:
Deccâl'ın ortaya çıkması, Meryem oğlu İsâ'nın yeryüzüne inmesi, Ye'cüc ve Me'cüc kavminin ortaya çıkması, doğuda, batıda ve Arap yarımasında olmak üzere üç yerde yerin dibine geçirilme olayının vuku bulması, büyük bir dumanın çıkması, güneşin batıdan doğması, Dâbbetu'l-Arz'ın ortaya çıkması ve (Yemen'de) insanları önüne katıp onları mahşer yerine sürecek büyük bir ateşin ortaya çıkması.
Bu alâmetlerin ortaya çıkması, birbiri ardınca olacaktır. Bu alâmetlerin ilki ortaya çıktığı zaman, ardından başka bir alâmet ortaya çıkacaktır.
Huzeyfe b. Esîd el-Ğıfârî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
اِطَّلَعَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَيْنَا وَنَحْنُ نَتَذَاكَرُ، فَقَالَ: مَا تَذَاكَرُونَ؟ قَالُوا: نَذْكُرُ السَّاعَةَ. قَالَ: إِنَّهَا لَنْ تَقُومَ حَتَّى تَرَوْنَ قَبْلَهَا عَشْرَ آيَاتٍ، فَذَكَرَ الدُّخَانَ وَالدَّجَّالَ وَالدَّابَّةَ وَطُلُوعَ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا وَنُزُولَ عِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَيَأَجُوجَ وَمَأْجُوجَ وَثَلَاثَةَ خُسُوفٍ: خَسْفٌ بِالْـمَشْرِقِ وَخَسْفٌ بِالْـمَغْرِبِ وَخَسْفٌ بِجَزِيرَةِ الْعَرَبِ، وَآخِرُ ذَلِكَ نَارٌ تَخْرُجُ مِنْ الْيَمَنِ تَطْرُدُ النَّاسَ إِلَى مَحْشَرِهِمْ. [ رواه مسلم ]
"(Medine’de bir duvarın gölgesinde oturmuş) kendi aramızda müzâkere ederken Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bize baktı ve:
- Neyi müzâkere ediyorsunuz? diye sordu. Sahâbe:
- Kıyâmeti müzâkere ediyorduk (kıyâmetten bahsediyorduk), dediler.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Siz, kıyâmetten önce on alâmet görmeden kıyâmet kopmayacaktır, buyurdu. Ardından şunları zikretti:
1. Duman.
2. Deccâl.
3. Dâbbetu'l-Arz.
4. Güneşin batıdan doğması.
5. Meryem oğlu İsa -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yeryüzüne inmesi.
6. Ye’cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkması.
7. Doğuda bir yerde insanların yerin dibine batırılması.
8. Batıda bir yerde insanların yerine dibine batırılması.
9. Arap Yarımadasında bir yerde insanların yerine dibine batırılması.
10. Bunların sonuncusu olarak da Yemen’den bir ateş çıkması ve insanları (Şam diyarındaki) mahşere doğru sürmesidir." (Müslim).
Kıyâmetin bu alâmetlerinin (hadisteki) bu sıraya göre olacağına dâir sahih ve açık bir delil yoktur.Bunlardan bazıları, bu konuda rivâyet olunan diğer bazı sahih hadisler gözününde bulundurularak bu sıraya göre yapılmıştır
Nitekim değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn'e -Allah ona rahmet etsin-:
"Kıyâmetin büyük alâmetleri sırayla mı gelecektir? diye sorulduğunda, o şöyle cevap vermiştir:
"Kıyâmetin büyük alâmetlerinin bazısı sıralanmış olup bunlar bilinmektedir. Bazısı ise sıralanmamış, sırası da bilinmemektedir.Sıraya göre gelecek olanlar, Meryem oğlu İsa'nın yeryüzüne inmesi, Ye’cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkması ve Deccâl'dir. Çünkü önce Deccâl gönderilecek, sonra Meryem oğlu İsa yeryüzüne inecek ve onu öldürecektir. Sonra da Ye’cüc ve Me'cüc ortaya çıkacaktır.es-Seffârînî -Allah ona ona rahmet etsin- akîdesinde kıyâmetin bu alâmetlerini bir sıraya göre sıralamış, fakat bu sıralamanın kimisi insanın gönlüne yatan bir şekilde olmuş, kimisi ise böyle olmamıştır.Aslında sıralama bizi ilgilendirmemektedir, bizi ilgilendiren, kıyâmetin büyük alâmetleri olduğu ve vuku bulduğu zaman kıyâmetin kopmasının yakın olduğudur.Nitekim Allah Teâlâ kıyâmet için alâmetler yaratmıştır. Çünkü kıyâmet, çok önemli bir olaydır. İnsanlar, kıyâmetin kopmasının yakın olduğuna dâir uyarılmaya ve ikaz edilmeye muhtaçtırlar."
Bkz: Muhammed b. Salih el-Useymîn; "Mecmûu'l-Fetâvâ"; c: 2, soru no: 137)
Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.
Kıyâmet gününün alâmetleri, kıyâmetin kopmasından önce vuku bulan ve kıyâmetin yakın olduğunu gösteren işâretlerdir. Âlimler, kıyâmetin, küçük ve büyük olmak üzere iki türlü alâmetleri olduğunda ittifak etmişlerdir.Küçük alâmetleri, -genellikle- kıyâmetten uzun bir süre önce vuku bulur.Bu alâmetlerin kimisi vuku bulmuş ve bitmiş, kimisi tekrar edip durmakta, kimisi ortaya çıkmamış, ama ortaya çıkmaya ve devam etmeye başlamış, kimisi de şimdiye kadar henüz ortaya çıkmamıştır. Fakat bunlar, her söz ve fiilinde doğru olan ve Allah Teâlâ tarafından da tasdik olunan Muhammed -sallallahu aleyhi ve sellem-'in haber verdiği gibi mutlaka vuku bulacaktır.
Kıyâmet gününün büyük alâmetlerine gelince, bunlar, kıyâmetin yaklaştığını ve o büyük günün vuku bulmasına az bir zamanın kaldığını gösteren önemli olaylardır.
Kıyâmet gününün küçük alâmetleri çoktur.Nitekim Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den gelen birçok sahih hadiste bu alâmetler belirtilmiştir.Şimdi bu alâmetleri, hadislerini zikretmeksizinaynı bağlamda zikredeceğiz.Çünkü hepsini burada zikretmeye imkân yoktur.Bu konuda daha geniş bilgi edinmek ve delilleriyle birlikte bu alâmetleri öğrenmek isteyeni güvenilir kitaplara yönlendirebiliriz. Ömer b. Süleyman el-Aşkar'ın:"el-Kıyâmetu's-Suğrâ/Küçük Kıyâmet" kitabı ile Yusuf el-Vâbil'in: "Eşrâtu's-Sâa/Kıyâmet Alâmetleri" adlı kitabı bunlardandır.
Kıyâmetin büyük alâmetlerine gelince, Huzeyfe b. Esîd'in, Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-'den rivâyet ettiği hadiste bunları belirtmiştir ki bu alâmetler on tanedir:
Deccâl'ın ortaya çıkması, Meryem oğlu İsâ'nın yeryüzüne inmesi, Ye'cüc ve Me'cüc kavminin ortaya çıkması, doğuda, batıda ve Arap yarımasında olmak üzere üç yerde yerin dibine geçirilme olayının vuku bulması, büyük bir dumanın çıkması, güneşin batıdan doğması, Dâbbetu'l-Arz'ın ortaya çıkması ve (Yemen'de) insanları önüne katıp onları mahşer yerine sürecek büyük bir ateşin ortaya çıkması.
Bu alâmetlerin ortaya çıkması, birbiri ardınca olacaktır. Bu alâmetlerin ilki ortaya çıktığı zaman, ardından başka bir alâmet ortaya çıkacaktır.
Huzeyfe b. Esîd el-Ğıfârî'den -Allah ondan râzı olsun- rivâyet olunduğuna göre, o şöyle demiştir:
اِطَّلَعَ النَّبِيُّ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ عَلَيْنَا وَنَحْنُ نَتَذَاكَرُ، فَقَالَ: مَا تَذَاكَرُونَ؟ قَالُوا: نَذْكُرُ السَّاعَةَ. قَالَ: إِنَّهَا لَنْ تَقُومَ حَتَّى تَرَوْنَ قَبْلَهَا عَشْرَ آيَاتٍ، فَذَكَرَ الدُّخَانَ وَالدَّجَّالَ وَالدَّابَّةَ وَطُلُوعَ الشَّمْسِ مِنْ مَغْرِبِهَا وَنُزُولَ عِيسَى ابْنِ مَرْيَمَ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ وَسَلَّمَ وَيَأَجُوجَ وَمَأْجُوجَ وَثَلَاثَةَ خُسُوفٍ: خَسْفٌ بِالْـمَشْرِقِ وَخَسْفٌ بِالْـمَغْرِبِ وَخَسْفٌ بِجَزِيرَةِ الْعَرَبِ، وَآخِرُ ذَلِكَ نَارٌ تَخْرُجُ مِنْ الْيَمَنِ تَطْرُدُ النَّاسَ إِلَى مَحْشَرِهِمْ. [ رواه مسلم ]
"(Medine’de bir duvarın gölgesinde oturmuş) kendi aramızda müzâkere ederken Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem- bize baktı ve:
- Neyi müzâkere ediyorsunuz? diye sordu. Sahâbe:
- Kıyâmeti müzâkere ediyorduk (kıyâmetten bahsediyorduk), dediler.
Peygamber -sallallahu aleyhi ve sellem-:
- Siz, kıyâmetten önce on alâmet görmeden kıyâmet kopmayacaktır, buyurdu. Ardından şunları zikretti:
1. Duman.
2. Deccâl.
3. Dâbbetu'l-Arz.
4. Güneşin batıdan doğması.
5. Meryem oğlu İsa -sallallahu aleyhi ve sellem-'in yeryüzüne inmesi.
6. Ye’cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkması.
7. Doğuda bir yerde insanların yerin dibine batırılması.
8. Batıda bir yerde insanların yerine dibine batırılması.
9. Arap Yarımadasında bir yerde insanların yerine dibine batırılması.
10. Bunların sonuncusu olarak da Yemen’den bir ateş çıkması ve insanları (Şam diyarındaki) mahşere doğru sürmesidir." (Müslim).
Kıyâmetin bu alâmetlerinin (hadisteki) bu sıraya göre olacağına dâir sahih ve açık bir delil yoktur.Bunlardan bazıları, bu konuda rivâyet olunan diğer bazı sahih hadisler gözününde bulundurularak bu sıraya göre yapılmıştır
Nitekim değerli âlim Muhammed b. Salih el-Useymîn'e -Allah ona rahmet etsin-:
"Kıyâmetin büyük alâmetleri sırayla mı gelecektir? diye sorulduğunda, o şöyle cevap vermiştir:
"Kıyâmetin büyük alâmetlerinin bazısı sıralanmış olup bunlar bilinmektedir. Bazısı ise sıralanmamış, sırası da bilinmemektedir.Sıraya göre gelecek olanlar, Meryem oğlu İsa'nın yeryüzüne inmesi, Ye’cüc ve Me'cüc'ün ortaya çıkması ve Deccâl'dir. Çünkü önce Deccâl gönderilecek, sonra Meryem oğlu İsa yeryüzüne inecek ve onu öldürecektir. Sonra da Ye’cüc ve Me'cüc ortaya çıkacaktır.es-Seffârînî -Allah ona ona rahmet etsin- akîdesinde kıyâmetin bu alâmetlerini bir sıraya göre sıralamış, fakat bu sıralamanın kimisi insanın gönlüne yatan bir şekilde olmuş, kimisi ise böyle olmamıştır.Aslında sıralama bizi ilgilendirmemektedir, bizi ilgilendiren, kıyâmetin büyük alâmetleri olduğu ve vuku bulduğu zaman kıyâmetin kopmasının yakın olduğudur.Nitekim Allah Teâlâ kıyâmet için alâmetler yaratmıştır. Çünkü kıyâmet, çok önemli bir olaydır. İnsanlar, kıyâmetin kopmasının yakın olduğuna dâir uyarılmaya ve ikaz edilmeye muhtaçtırlar."
Bkz: Muhammed b. Salih el-Useymîn; "Mecmûu'l-Fetâvâ"; c: 2, soru no: 137)
Yine de en iyisini Allah Teâlâ bilir.
GÜNEŞİN BATIDAN DOĞUŞUNDAN KIYAMETE KADAR OLACAK HALLER
a. Fitnelerin Artması
245/2. Ben ve kıyamet --şehadet parmağı ile orta parmağını işaret ederek-- şöyle iki parmak gibi yakın iken gönderilidim.
Hz. Enes RA
136/1. Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, sizlere emrolunanın onda birini terketseniz helâk olursunuz. Ama öyle bir zaman gelecektir ki, size emrolunanın onda birini yapanlar kurtulacaklardır.
Hz. Ebû Hüreyre RA
139/10. Öyle zaman gelecek ki, dünyada yalnız fitne, belâ ve fesad olacak. Böyle bir zamanda sizin ameliniz bir kale gibidir. Üstü güzelse, altı da güzel olur.
Hz. Muaviye RA
247/3. Size benden sonra dört fitne gelecektir, dördüncüsü geldiğinde kulağa bir şey girmez, göz görmez ve her tarafı fitne sarar. Ümmet bir belâya mübtelâ olur, yılanın çöreklenmesi gibi. Öyle ki onda ma´ruf inkâr edilir, münker ma´ruf sayılır. Ve bu fitnede insanların bedeni öldüğü gibi, kalbleri de ölür.
Hz. Ebû Hüreyre RA
299/4. Benden sonra yakında karanlık dalgaları gibi bir takım fitneler olacaktır. O fitnelerde adam sabah mü´min akşam kâfir, akşam mü´min sabah kâfir olacak.
Denildi ki:
"--O zaman ne yapalım "
Buyurdu ki:
"--Evlerinize girin, kendinizi unutturun!"
Denildi ki:
"--Bizden birimizin evine girilirse ne dersin "
Buyurdu ki:
"--Elinize sahip olun! Allah´ın katil kulu olmaktansa, mazlum kulu olun! Zira öyle zamanda İslâm adamın ağzında olur. Kardeşinin malını yer, kanını akıtır, Rabbine asi olur, Hàlikına küfreder. Neticede de kendisine cehennem vacib olur.
Hz. Cündeb el-Becelî RA
121/5. Kıyamet önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü´min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü´min, sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin! Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa, o zaman Âdem AS´ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Öldürülen gibi).
Hz. Ebû Musa RA
301/1. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, o zamanda adam acz ve fücur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse, fücura aczi tercih etsin.
Hz. İbn-i Mes´ud RA
b. İlk Helâk Olacak Kavimler
161/2. insanlardan ilk önce helâk olacak olan Faris´tir. Sonra onların arkasından Arab gelir.
Hz. Ebu Hüreyre RA
448/4. Arabın helâk olması kıyamet alâmetidir.
Hz. Talha ibn-i Mâlik RA
474/11. Bu günden sonra kıyamete kadar Mekke harp görmez. (Yâni onun üzerine harp olmaz.)
Hz. Hars ibn-i Mâlik RA
c. Bir Takım Gençlerin ve İnsanların Durumu
513/3. Allah-u Zülcelâl Hazretleri ulemayı ve onunla da ilmi kabzeder. Ve bir takım gençler merkebin merkebe sıçradığı gibi, birbirine sıçrar ve ihtiyarlar hakir görülür.
Hz. Ebû Said RA
301/6. Ahir zamanda bir kavim çıkacak. Yaşları genç, akılları hafif olacak. Sözleri ise halkın en iyi sözleri olacak. Kur´an okuyacaklar, lâkin hançerilerinden aşağı geçmeyecek. Ve onlar İslâmiyet´ten okun yaydan çıkması gibi, bir iz kalmamacasına çıkacaklar. Kendilerine rastladığınızda onları öldürün! Zira kıyamet gününde Allah indinde, onları öldüren için nice ecir vardır.
Hz. Ali RA
478/1. Bir kadın üzerine gösterilen kıskançlık gibi, bir erkek çocuğa da yapılmadan kıyamet kopmaz.
Hz. Ebû Hüreyre RA
517/7. Ahir zamanda bir kavim gelecek ki, güvercin kursağı gibi (tüylerini) siyaha boyayacaklar. İşte bu kimseler cennet kokusu koklayamaz.
Hz. İbni Abbas RA
d. Müslümanların Durumu ve Şeytanların Çıkışı
503/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, bir saat düşünürler de kendilerine namaz kıldıracak imam bulamazlar.
Hz. Selâme bint-i Hür RA
301/5. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, camilerde onlardan binden fazla adam namaz kılacak da, içlerinde hâzâ mü´min bulunmayacak.
Hz. İbni Ömer RA
503/2. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mü´min o zaman mü´minlere dua edecek de Allah-u Zülcelâl şöyle buyuracak:
"--Kendi nefsine dua et sana icabet edeyim! Umuma gelince, ben onlara gazablıyım."
Hz. Enes RA
518/1. Kâhinlerin birinden bir adam gelecek de, Kur´an-ı Kerim´i bir okutma okutacak ki, ondan sonra onun kadar okutan olmayacak.
Hz. Ebû Burde RA
480/4. Kıyamet kopmaz, denizden şeytanlar çıkıp da insanlara Kur´an öğretmedikçe.
Hz. Ebu Hüreyre RA
478/6. Şeytan, yollarda yürüyerek, çarşıda gezerek ve "Filân oğlu filân Rasûlallah´tan bunu şöyle şöyle rivayet etti." demeden kıyamet kopmaz.
Hz. Vasile RA
e. Kâbe´nin Yıkılması ve İbadetin Kalmaması
372/5. Sizler dinin karıştığı, kanı döküldüğü, zinanın aşikâre olduğu, binaların debdebesinin arttığı, ihvan arasında bağın azaldığı, Kâbe´nin yıkıldığı zaman ne yapacaksınız
Hz. Meymûne RA
478/4. Kıyamet kopmaz, tâ ki ondan önce, daha yüz sene evvelinden yeryüzünde Allah´a ibadet kalmaz.
Hz. Bureyde RA
f. Bazı Harikulâde Hadiselerin Zuhuru
33/6. Zaman (kıyamet) yaklaştığında müslüman kimsenin rüyası hemen hemen yalan çıkmayacaktır. Rüyası en sadık olan, sözü en doğru olandır.
Hz. Ebû Hüreyre RA
143/4. Muhakkak ki, kıyametin önündeki alâmetlerden biri de şudur: Adam evinden çıkar ve kendisi evde yokken kadının yaptığını ayakkabısı ve kamçısı ona haber verir.
Hz. Ebû Hüreyre RA
476/10. Kıyamet kopmaz, Fırat altından bir dağ açmadıkça. Burada halkın onda dokuzu kırılır.
Hz. Ubey ibn-i Kaab RA
303/10. Yakında madenler meydana çıkacak ve onun peşine düşenler insanların şerlileri olacak.
132/6. İlmin kaldırılması, cehlin artması, zinanın alenîleşmesi, içkilerin meydan alması, erkeklerin gidip kadınların kalması, hatta elli kadına bakan bir erkek kalıncaya kadar erkeklerin azalması kıyamet alâmetlerindendir.
Hz. Enes RA
477/11. Bir adam elli kadının tedbrini deruhde etmedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. Kaab ibn-i Ucve RA
g. Zamanda Yakınlık ve Herc ü Merc´in Artması
258/2. Kıyametin önü sıra öyle günler olur ki, ilim kaldırılır, cehil iner ve herc ü merc ve ölüm çoğalır.
Hz. İbn-i Mes´ud RA
476/11. Kıyamet kopmaz, ilim kabz olunmadıkça, zelzeleler çoğalmadıkça, zamanda yakınlık olmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, herc çoğalmadıkça ki, o öldürmedir ve aranızda mal çoğalır, taşar.
Hz. Ebû Hüreyre RA
507/1. Zaman yakınlaşır ve ilim kalkar, hasislik ortaya bırakılır, fitneler zahir olur ve herc çoğalır. Denildi ki:
"--Herc nedir yâ Rasûlallah "
Buyurdu ki:
"--Katildir."
476/8. Kıyamet kopmaz, tâ ki zamanda yakınlık oluncaya kadar. Öyle ki bir sene bir ay gibi olur. Bir ay cuma (hafta) gibi, bir cuma bir gün, bir gün bir saat, bir saat de bir ateş yanıncaya kadar geçen zaman gibi sürer.
Hz. Enes RA
33/9. Kıyamet yaklaştığında zamanın akışı hızlanır. Böylece sene ay gibi, ay cuma (hafta) gibi olur. Cumadan cumaya olan vakit de kuru bir hurma dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi kısa olur.
Hz. Ebû Hüreyre RA
360/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, gökten yere bir taş düşse, ya bir facire kadına veya bir münafığa rast gelecektir.
Hz. Enes RA
477/5. Bir adam bir kabrin yanından geçerken, "Keşke onun yerinde ben olsaydım!" demedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. Ebû Hüreyre RA
h. Yere Batma, Taş Yağması ve Sûret Değiştirme Hadiseleri
458/7. Beni hak ile gönderene kasem ederim ki: Bu dünya tükenmez, ehline yere batmak, sûret değiştirmek ve taş yağmadıkça.
"--Bu ne vakit olacak yâ Rasûlallah " dediler. Buyurdu ki,
Ne vakit ki, kadınlar eğer üstüne oturacak, çengiler artacak, yalan şehadetler yapılacak, içki aşikâre olacak, namaz kılanlar ehl-i şirkin kapları olan altın ve gümüşten kaplarla su içecekler ve erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla iktifâ edecekler... Bu günlerde siz kendinizi çekin ve başınıza taş yağmasına hazırlıklı olun ve korkun.
Hz. Ebû Hüreyre RA
464/10. Gerek yere batmak, sûret değiştirmek ve gerekse taş yağmak zarûrîdir.
Dediler ki
"--Ya Rasûlallah bu ümmette mi "
Buyurdu ki,
"--Evet, onlar şarkıcı cariyeler edindiklerinde, zinayı helâl saydıklarında, ribâ yediklerinde, Harem (Mekke)´de avlanmayı ve ipek giymeyi helâl saydıklarında ve erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde."
Hz. İbn-i Ömer RA
302/8. Ahir zamanda eğlencelerin ve çengilerin meydan aldığı ve içkinin de mübah addolunduğu zaman, yere batma, taş yağma zuhur edecek ve insan kıılğından çıkma olacaktır.
Hz. Sehl ibn-i Saad RA
459/2. Muhammed SAS´in nefsi yed-i kudretinde olana kasem ederim ki, ümmetimden bir cemaat, ifrad, keyif, kibir, oyun ve eğlence üzere geceleyecekler de, sabahleyin kalktıklarında domuz ve maymun sûretinde kalkacaklardır. Buna sebep de haramları helâl saymaları, çalgıcı kadınlar edinmeleri, şarab içmeleri, riba yemeleri ve ipekli giymeleridir.
Hz. Ubade RA
367/6. Ümmetimden bir taife içkiyi ismini değiştirerek içer. Başlarında çalgıcı kadınlar çalar söylerler. Allah-u Zülcelâl Hazretleri bunları yere batırır, maymun ve hınzır sûretine sokar.
Hz. Ebû Mâlik RA
29/11. Kadınlar kadınlarla, erkekler de erkeklerle yetinirlerse, onlara doğu tarafından çıkacak kızıl bir rüzgarı haber ver. O rüzgar onların bir kısmının sûretini değiştirir, bir kısmını da yere batırır. Bu ise onların isyanları ve aşırı gitmeleri sebebiyledir.
Hz. Enes RA
367/10. Bu ümmette yere batmak, taş yağmak ve sûret değiştirmek olacaktır. bu hal; içkileri içtiklerinde, çalgı çaldıkları ve kadınlara şarkı söylettiklerinde vukua gelir.
Hz. Enes RA
246/6. Kıyametin önü sıra mesh (sûret değişmesi), hazif (yere batma), kazif (taş yağması) da vardır.
Hz. İbni Mes´ud RA
478/2. Lût kavminin amelini mübah saymaları sebebiyle, gökten taş yağıp bir takım kavimlerin başları ezilmedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. İbni Abbas RA
i. Yağmurlarda Bereket Kalmaması ve Yıldırımların Artması
476/6. Kıyamet kopmaz, ancak yağmurlarda bereket kalmaz.
Hz. Enes RA
256/13. Kıyamet yaklaştığında, yıldırımlar çok olur. Öyle ki bir adam kavmine gelir de şöyle der:
"--Dün aranızda kime yıldırım isabet etti "
Cevap verirler:
"--Falan, falan ve filana yıldırım çarptı."
Hz. Ebu Said RA
j. Kur´an´ın Silinmesi ve Kalkması
510/4. Bir gecede Allah Teàlâ´nın kitabı silinir de, müslümanların içinde silinmedik hiçbir ayet ve harf kalmadığı halde insanlar sabahlar.
Hz. Ebû Huzeyfe
477/9. Rükn ve Kur´an-ı Kerim kaldırılmadan kıyamet kopmaz.
Hz. İbn-i Ömer RA
k. Salihlerin Ölümü ve Kıyametin Kopması
476/7. Kıyamet ancak, yer yüzünde "Allah, Allah" diyen kalmadığı zaman kopar.
Hz. Enes RA
509/5. Salihler birer birer ölürler. Geriye arpanın, hurmanın hışır gibi olanlar kalır ki, Allah-u Zülcelâl Hazretleri bunlara kıymet vermez.
Hz. Mirdes RA
39/10. Kıyamet yaklaştığı zaman, sizden birinin tabakta hurmanın iyisini seçmesi gibi, ölüm de ümmetin en hayırlılarını seçer.
Hz. Ebû Hüreyre RA
354/5. Zaman şiddetten başka bir şeyi artırmaz. İnsanlarda da hasislik artar ve kıyamet de şerirlerden başkası üzerine kopmaz.
Hz. Usâme ibn-i Zeyd RA
301/7. Allah´ın nazarında günlerin seyyidi cumadır. O, Kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir. Onda beş haslet vardır: Allah o günde Hz. Adem (AS)ı yarattı. O, cennetten arza o gün indirildi. O günde vefat etti. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, bir kul o saatte Allah´tan bir şey diledi mi, Allah onu mutlaka kendisine ihsân eder; ancak istediği günah veya sıla-i rahmi kesen bir şey değilse... Kıyamet de cuma günü kopacaktır. Hiçbir melek-i mukarreb, semâ, arz, rüzgâr, dağ ve taş yoktur ki, bu sebeple cuma gününden korkmuş olmasın.
Hz. Sa´d ibn-i Ubâde RA
a. Fitnelerin Artması
245/2. Ben ve kıyamet --şehadet parmağı ile orta parmağını işaret ederek-- şöyle iki parmak gibi yakın iken gönderilidim.
Hz. Enes RA
136/1. Siz bugün öyle bir zamandasınız ki, sizlere emrolunanın onda birini terketseniz helâk olursunuz. Ama öyle bir zaman gelecektir ki, size emrolunanın onda birini yapanlar kurtulacaklardır.
Hz. Ebû Hüreyre RA
139/10. Öyle zaman gelecek ki, dünyada yalnız fitne, belâ ve fesad olacak. Böyle bir zamanda sizin ameliniz bir kale gibidir. Üstü güzelse, altı da güzel olur.
Hz. Muaviye RA
247/3. Size benden sonra dört fitne gelecektir, dördüncüsü geldiğinde kulağa bir şey girmez, göz görmez ve her tarafı fitne sarar. Ümmet bir belâya mübtelâ olur, yılanın çöreklenmesi gibi. Öyle ki onda ma´ruf inkâr edilir, münker ma´ruf sayılır. Ve bu fitnede insanların bedeni öldüğü gibi, kalbleri de ölür.
Hz. Ebû Hüreyre RA
299/4. Benden sonra yakında karanlık dalgaları gibi bir takım fitneler olacaktır. O fitnelerde adam sabah mü´min akşam kâfir, akşam mü´min sabah kâfir olacak.
Denildi ki:
"--O zaman ne yapalım "
Buyurdu ki:
"--Evlerinize girin, kendinizi unutturun!"
Denildi ki:
"--Bizden birimizin evine girilirse ne dersin "
Buyurdu ki:
"--Elinize sahip olun! Allah´ın katil kulu olmaktansa, mazlum kulu olun! Zira öyle zamanda İslâm adamın ağzında olur. Kardeşinin malını yer, kanını akıtır, Rabbine asi olur, Hàlikına küfreder. Neticede de kendisine cehennem vacib olur.
Hz. Cündeb el-Becelî RA
121/5. Kıyamet önü sıra karanlık geceler gibi fitneler vardır. O fitne devrinde adam sabah mü´min, akşam kâfir olur. Ve akşam mü´min, sabah ise kâfir olur. O zaman oturan, ayakta durandan hayırlıdır. Ayakta duran yürüyenden hayırlıdır, yürüyen ise koşandan hayırlıdır. O devirde okların yayını kırın, kirişlerini koparın, kılıcınızı da taşa vurun, evinize çekilin! Birinizin evine girilse ve üzerinize varılsa, o zaman Âdem AS´ın iki oğlundan hayırlısı gibi olun. (Öldürülen gibi).
Hz. Ebû Musa RA
301/1. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, o zamanda adam acz ve fücur arasında muhayyer kalacak. Kim bu zamana yetişirse, fücura aczi tercih etsin.
Hz. İbn-i Mes´ud RA
b. İlk Helâk Olacak Kavimler
161/2. insanlardan ilk önce helâk olacak olan Faris´tir. Sonra onların arkasından Arab gelir.
Hz. Ebu Hüreyre RA
448/4. Arabın helâk olması kıyamet alâmetidir.
Hz. Talha ibn-i Mâlik RA
474/11. Bu günden sonra kıyamete kadar Mekke harp görmez. (Yâni onun üzerine harp olmaz.)
Hz. Hars ibn-i Mâlik RA
c. Bir Takım Gençlerin ve İnsanların Durumu
513/3. Allah-u Zülcelâl Hazretleri ulemayı ve onunla da ilmi kabzeder. Ve bir takım gençler merkebin merkebe sıçradığı gibi, birbirine sıçrar ve ihtiyarlar hakir görülür.
Hz. Ebû Said RA
301/6. Ahir zamanda bir kavim çıkacak. Yaşları genç, akılları hafif olacak. Sözleri ise halkın en iyi sözleri olacak. Kur´an okuyacaklar, lâkin hançerilerinden aşağı geçmeyecek. Ve onlar İslâmiyet´ten okun yaydan çıkması gibi, bir iz kalmamacasına çıkacaklar. Kendilerine rastladığınızda onları öldürün! Zira kıyamet gününde Allah indinde, onları öldüren için nice ecir vardır.
Hz. Ali RA
478/1. Bir kadın üzerine gösterilen kıskançlık gibi, bir erkek çocuğa da yapılmadan kıyamet kopmaz.
Hz. Ebû Hüreyre RA
517/7. Ahir zamanda bir kavim gelecek ki, güvercin kursağı gibi (tüylerini) siyaha boyayacaklar. İşte bu kimseler cennet kokusu koklayamaz.
Hz. İbni Abbas RA
d. Müslümanların Durumu ve Şeytanların Çıkışı
503/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelir ki, bir saat düşünürler de kendilerine namaz kıldıracak imam bulamazlar.
Hz. Selâme bint-i Hür RA
301/5. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, camilerde onlardan binden fazla adam namaz kılacak da, içlerinde hâzâ mü´min bulunmayacak.
Hz. İbni Ömer RA
503/2. İnsanlar üzerine öyle bir zaman gelecek ki, mü´min o zaman mü´minlere dua edecek de Allah-u Zülcelâl şöyle buyuracak:
"--Kendi nefsine dua et sana icabet edeyim! Umuma gelince, ben onlara gazablıyım."
Hz. Enes RA
518/1. Kâhinlerin birinden bir adam gelecek de, Kur´an-ı Kerim´i bir okutma okutacak ki, ondan sonra onun kadar okutan olmayacak.
Hz. Ebû Burde RA
480/4. Kıyamet kopmaz, denizden şeytanlar çıkıp da insanlara Kur´an öğretmedikçe.
Hz. Ebu Hüreyre RA
478/6. Şeytan, yollarda yürüyerek, çarşıda gezerek ve "Filân oğlu filân Rasûlallah´tan bunu şöyle şöyle rivayet etti." demeden kıyamet kopmaz.
Hz. Vasile RA
e. Kâbe´nin Yıkılması ve İbadetin Kalmaması
372/5. Sizler dinin karıştığı, kanı döküldüğü, zinanın aşikâre olduğu, binaların debdebesinin arttığı, ihvan arasında bağın azaldığı, Kâbe´nin yıkıldığı zaman ne yapacaksınız
Hz. Meymûne RA
478/4. Kıyamet kopmaz, tâ ki ondan önce, daha yüz sene evvelinden yeryüzünde Allah´a ibadet kalmaz.
Hz. Bureyde RA
f. Bazı Harikulâde Hadiselerin Zuhuru
33/6. Zaman (kıyamet) yaklaştığında müslüman kimsenin rüyası hemen hemen yalan çıkmayacaktır. Rüyası en sadık olan, sözü en doğru olandır.
Hz. Ebû Hüreyre RA
143/4. Muhakkak ki, kıyametin önündeki alâmetlerden biri de şudur: Adam evinden çıkar ve kendisi evde yokken kadının yaptığını ayakkabısı ve kamçısı ona haber verir.
Hz. Ebû Hüreyre RA
476/10. Kıyamet kopmaz, Fırat altından bir dağ açmadıkça. Burada halkın onda dokuzu kırılır.
Hz. Ubey ibn-i Kaab RA
303/10. Yakında madenler meydana çıkacak ve onun peşine düşenler insanların şerlileri olacak.
132/6. İlmin kaldırılması, cehlin artması, zinanın alenîleşmesi, içkilerin meydan alması, erkeklerin gidip kadınların kalması, hatta elli kadına bakan bir erkek kalıncaya kadar erkeklerin azalması kıyamet alâmetlerindendir.
Hz. Enes RA
477/11. Bir adam elli kadının tedbrini deruhde etmedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. Kaab ibn-i Ucve RA
g. Zamanda Yakınlık ve Herc ü Merc´in Artması
258/2. Kıyametin önü sıra öyle günler olur ki, ilim kaldırılır, cehil iner ve herc ü merc ve ölüm çoğalır.
Hz. İbn-i Mes´ud RA
476/11. Kıyamet kopmaz, ilim kabz olunmadıkça, zelzeleler çoğalmadıkça, zamanda yakınlık olmadıkça, fitneler zahir olmadıkça, herc çoğalmadıkça ki, o öldürmedir ve aranızda mal çoğalır, taşar.
Hz. Ebû Hüreyre RA
507/1. Zaman yakınlaşır ve ilim kalkar, hasislik ortaya bırakılır, fitneler zahir olur ve herc çoğalır. Denildi ki:
"--Herc nedir yâ Rasûlallah "
Buyurdu ki:
"--Katildir."
476/8. Kıyamet kopmaz, tâ ki zamanda yakınlık oluncaya kadar. Öyle ki bir sene bir ay gibi olur. Bir ay cuma (hafta) gibi, bir cuma bir gün, bir gün bir saat, bir saat de bir ateş yanıncaya kadar geçen zaman gibi sürer.
Hz. Enes RA
33/9. Kıyamet yaklaştığında zamanın akışı hızlanır. Böylece sene ay gibi, ay cuma (hafta) gibi olur. Cumadan cumaya olan vakit de kuru bir hurma dalının yaprakları ile birlikte ateşte yanması gibi kısa olur.
Hz. Ebû Hüreyre RA
360/6. İnsanlar üzerine bir zaman gelecek ki, gökten yere bir taş düşse, ya bir facire kadına veya bir münafığa rast gelecektir.
Hz. Enes RA
477/5. Bir adam bir kabrin yanından geçerken, "Keşke onun yerinde ben olsaydım!" demedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. Ebû Hüreyre RA
h. Yere Batma, Taş Yağması ve Sûret Değiştirme Hadiseleri
458/7. Beni hak ile gönderene kasem ederim ki: Bu dünya tükenmez, ehline yere batmak, sûret değiştirmek ve taş yağmadıkça.
"--Bu ne vakit olacak yâ Rasûlallah " dediler. Buyurdu ki,
Ne vakit ki, kadınlar eğer üstüne oturacak, çengiler artacak, yalan şehadetler yapılacak, içki aşikâre olacak, namaz kılanlar ehl-i şirkin kapları olan altın ve gümüşten kaplarla su içecekler ve erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla iktifâ edecekler... Bu günlerde siz kendinizi çekin ve başınıza taş yağmasına hazırlıklı olun ve korkun.
Hz. Ebû Hüreyre RA
464/10. Gerek yere batmak, sûret değiştirmek ve gerekse taş yağmak zarûrîdir.
Dediler ki
"--Ya Rasûlallah bu ümmette mi "
Buyurdu ki,
"--Evet, onlar şarkıcı cariyeler edindiklerinde, zinayı helâl saydıklarında, ribâ yediklerinde, Harem (Mekke)´de avlanmayı ve ipek giymeyi helâl saydıklarında ve erkekler erkeklerle, kadınlar kadınlarla yetindiklerinde."
Hz. İbn-i Ömer RA
302/8. Ahir zamanda eğlencelerin ve çengilerin meydan aldığı ve içkinin de mübah addolunduğu zaman, yere batma, taş yağma zuhur edecek ve insan kıılğından çıkma olacaktır.
Hz. Sehl ibn-i Saad RA
459/2. Muhammed SAS´in nefsi yed-i kudretinde olana kasem ederim ki, ümmetimden bir cemaat, ifrad, keyif, kibir, oyun ve eğlence üzere geceleyecekler de, sabahleyin kalktıklarında domuz ve maymun sûretinde kalkacaklardır. Buna sebep de haramları helâl saymaları, çalgıcı kadınlar edinmeleri, şarab içmeleri, riba yemeleri ve ipekli giymeleridir.
Hz. Ubade RA
367/6. Ümmetimden bir taife içkiyi ismini değiştirerek içer. Başlarında çalgıcı kadınlar çalar söylerler. Allah-u Zülcelâl Hazretleri bunları yere batırır, maymun ve hınzır sûretine sokar.
Hz. Ebû Mâlik RA
29/11. Kadınlar kadınlarla, erkekler de erkeklerle yetinirlerse, onlara doğu tarafından çıkacak kızıl bir rüzgarı haber ver. O rüzgar onların bir kısmının sûretini değiştirir, bir kısmını da yere batırır. Bu ise onların isyanları ve aşırı gitmeleri sebebiyledir.
Hz. Enes RA
367/10. Bu ümmette yere batmak, taş yağmak ve sûret değiştirmek olacaktır. bu hal; içkileri içtiklerinde, çalgı çaldıkları ve kadınlara şarkı söylettiklerinde vukua gelir.
Hz. Enes RA
246/6. Kıyametin önü sıra mesh (sûret değişmesi), hazif (yere batma), kazif (taş yağması) da vardır.
Hz. İbni Mes´ud RA
478/2. Lût kavminin amelini mübah saymaları sebebiyle, gökten taş yağıp bir takım kavimlerin başları ezilmedikçe kıyamet kopmaz.
Hz. İbni Abbas RA
i. Yağmurlarda Bereket Kalmaması ve Yıldırımların Artması
476/6. Kıyamet kopmaz, ancak yağmurlarda bereket kalmaz.
Hz. Enes RA
256/13. Kıyamet yaklaştığında, yıldırımlar çok olur. Öyle ki bir adam kavmine gelir de şöyle der:
"--Dün aranızda kime yıldırım isabet etti "
Cevap verirler:
"--Falan, falan ve filana yıldırım çarptı."
Hz. Ebu Said RA
j. Kur´an´ın Silinmesi ve Kalkması
510/4. Bir gecede Allah Teàlâ´nın kitabı silinir de, müslümanların içinde silinmedik hiçbir ayet ve harf kalmadığı halde insanlar sabahlar.
Hz. Ebû Huzeyfe
477/9. Rükn ve Kur´an-ı Kerim kaldırılmadan kıyamet kopmaz.
Hz. İbn-i Ömer RA
k. Salihlerin Ölümü ve Kıyametin Kopması
476/7. Kıyamet ancak, yer yüzünde "Allah, Allah" diyen kalmadığı zaman kopar.
Hz. Enes RA
509/5. Salihler birer birer ölürler. Geriye arpanın, hurmanın hışır gibi olanlar kalır ki, Allah-u Zülcelâl Hazretleri bunlara kıymet vermez.
Hz. Mirdes RA
39/10. Kıyamet yaklaştığı zaman, sizden birinin tabakta hurmanın iyisini seçmesi gibi, ölüm de ümmetin en hayırlılarını seçer.
Hz. Ebû Hüreyre RA
354/5. Zaman şiddetten başka bir şeyi artırmaz. İnsanlarda da hasislik artar ve kıyamet de şerirlerden başkası üzerine kopmaz.
Hz. Usâme ibn-i Zeyd RA
301/7. Allah´ın nazarında günlerin seyyidi cumadır. O, Kurban ve Ramazan bayramı gününden de kıymetlidir. Onda beş haslet vardır: Allah o günde Hz. Adem (AS)ı yarattı. O, cennetten arza o gün indirildi. O günde vefat etti. Cuma gününde öyle bir saat vardır ki, bir kul o saatte Allah´tan bir şey diledi mi, Allah onu mutlaka kendisine ihsân eder; ancak istediği günah veya sıla-i rahmi kesen bir şey değilse... Kıyamet de cuma günü kopacaktır. Hiçbir melek-i mukarreb, semâ, arz, rüzgâr, dağ ve taş yoktur ki, bu sebeple cuma gününden korkmuş olmasın.
Hz. Sa´d ibn-i Ubâde RA
KIYAMETİN KÜÇÜK ALAMETLERİ
Dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlâkın bozulması gibi insan iradesine bağlı olarak büyük alâmetlerden çok önce meydana gelecek olan olaylardır.
Hadislerde de kıyamet alâmetleri eşrâtü’s-sâa tabiriyle ifade edilir. Bu hadislerde belirtildiğine göre Hz. Peygamber kıyametin kopuş zamanını bilmediğini söylemiş, ancak kopmasından önce vuku bulacak bazı olayların onun yaklaştığının alâmetleri sayılacağını haber vermiştir.(Buhârî, “Îmân”, 37)
Âhir zaman peygamberi ve son nebî olması dolayısıyla kıyamete yakın bir zaman diliminde gönderildiğini açıklayan Resûl-i Ekrem’in (Buhârî, “Ŧalâķ”, 25, “Riķāķ”, 39; Müslim, “Fiten”, 132-135) kıyamet alâmeti olarak zikrettiği rivayet edilen olayların başlıcaları şunlardır:
Peygamberimiz’in gönderilmesi ve onunla peygamberliğin sona ermesi,
ilmin ortadan kalkıp bilgisizliğin artması,
şarap içme ve zinanın açıkça yapılır olması,
ehliyetsiz insanların söz sahibi olması,
adam öldürme olaylarının artması,
dünya malının bollaşması,
zekât verecek fakirin bulunmaması
zinanın alenî hale gelmesi,
köle kadının efendisini doğurması,
çobanların zenginleşerek bina yapmakta yarışması,
aynı davayı güden iki büyük topluluğun birbiriyle savaşması,
elli kadına bir erkek düşecek şekilde kadın nüfusunun artması,
müslümanların kıldan ayakkabı giyen, küçük gözlü ve geniş yüzlü insan gruplarıyla savaşması,
insanların hayatlarından bıkarak ölülere gıpta etmesi,
gibi olaylar kıyametin küçük alâmetlerinin bazılarıdır.
Hadislerde belirtildiğine göre kıyametin kopuşu ansızın vuku bulacak, bu sırada alışveriş yapanlar işlerini bitiremeden, yemek yiyenler lokmasını ağzına götüremeden, havuz yaptıran kişi havuzuna giremeden ve devesinin sütünü sağan kimse bunu misafirine ikram edemeden kıyamet kopacaktır. (Buhârî, “Fiten”, 25)
Kıyametin küçük alametleri
Sual: Kıyametin küçük alametleri nelerdir?
CEVAP
Kıyametin kopmasına yakın önce küçük alametler çıkacaktır. Sonra da büyük alametler çıkacaktır. Kıyametin küçük alametleri ile ilgili hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
(İnsanlar camilerle ve camilerin süsüyle övünmedikçe kıyamet kopmaz.) [İbni Mace]
(Erkek erkekle, kadın kadınla yetinmedikçe, kıyamet kopmaz.) [Hatib]
(Fitneler artmadıkça, kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(İnsanlarda cimrilik artar ve kıyamet kötülerden başkası üzerine kopmaz.) [İ.Neccar]
(Ahlaksızlık ve fuhuş açık olmadan komşular kötüleşmeden hainler emin, eminler hain sayılmadan, akrabalık arasında soğukluk olmadan kıyamet kopmaz.) [İ. Ahmed]
(Yemin ederim ki, cimrilik, fuhuş meydana çıkmadıkça, emine hıyanet edilip, haine güvenilmedikçe, iyiler helak olup kötüler kalmadıkça kıyamet kopmaz.) [Hakim]
(Yağmurların bereketi kaldıkça kıyamet kopmaz.) [Ebu Ya’la]
(Yeryüzünde Allah diyen Müslüman kaldıkça kıyamet kopmaz.) [Müslim]
(Zamanda yakınlık olmadıkça, bir yıl bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün, bir gün bir saat gibi kısa gelmedikçe kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(İlim kalkmadıkça, depremler, katliamlar çoğalmadıkça kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Mal çoğalıp artmadıkça kıyamet kopmaz. Öyle ki, zekât verilecek kimse bulunmaz. Birine zekât teklif edilince, “Benim buna ihtiyacım yok” der.) [Buhari]
(İki büyük taife, davaları bir olduğu halde, çarpışmadıkça, kendilerine Allah’ın resulüyüm [peygamberim] diyen yalancılar çıkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça, taşlar bile, “Ey Müslüman şu arkamda gizlenen Yahudi’yi öldür” diye haber vermedikçe kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Yetmiş tane resulüm diyen yalancı çıkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Taberani]
(Erkekler azalacak, kadınlar çoğalacak.) [Buhari]
(Bir erkek çocuk bir kadın gibi kıskanılmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Livata mubah sayılmadıkça, gökten taş yağmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Çocuklar öfkeli olmadıkça, büyüğe saygısızlık yapılmadıkça kıyamet kopmaz.) [Harâiti]
(Kıyamet kopmadan yüz yıl öncesinde yeryüzünde Allah’a ibadet eden kalmaz.) [Hâkim]
(“Keşke şu kabirdeki ben olsaydım” denmedikçe kıyamet kopmaz.) [Müslim]
(Deprem, fitne, katillik artmadıkça, kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Kardeşler farklı dinden olmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Kötüler dünyaya hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(Kıyamet ancak kötü insanların başına kopar.) [Müslim, İbni Mace]
(Kur’an-ı kerim kalkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Ebu Nuaym]
Kıyamet yaklaştığı zaman şunların da olacağı bildirilmiştir:
(İnsanlar temizlikte fazla titiz olacak, vesvese edip dinde haddi aşacaklar.) [Ebu Davud]
(Çeşitli isimler altında şaraplar çıkacak, helal sayılacak.) [İ. Ahmed]
(Ortalık bozulacak, dine uymak avuçta ateş tutmak gibi zor olacak.) [Hâkim]
(Köpek beslemek, evlat yetiştirmekten daha cazip olacak.) [Hâkim]
(Kötü kadınlar, çoğalıp, fuhuş bir toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş [frengi, aids gibi] bulaşıcı hastalıklara maruz kalacak. Ölçüde, tartıda hile yapılacak ve geçim darlığı baş gösterecek.) [Beyheki]
(Çalgı her yere yayılacak, güvenlik güçleri çoğalacak.) [Beyheki]
(İşler, ehli olmayana verilecek.) [Buhari]
(Bu dinin başlangıcı gibi, sonu da garip olacak!) [Tirmizi]
(Kur'an [Radyo, TV gibi] çalgı aletlerinden okunacak.) [Tergib-üs-salât]
(Sadece tanıdıklara selam verilecek ve yazarlar çoğalacak.) [Hâkim]
(Zengine malı için tazim edilecek, fuhuş yayılacak, piçler çoğalacak. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmeyecek. Kurtlar, kuzu postuna bürünecek.) [Hâkim]
(Tehıyyet-ül-mescid namazı kılınmaz olur.) [Taberani]
(İlim kalkar, cehalet, anarşi ve ölüm çoğalır.) [İbni Mace]
(Ulema, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram, harama helal derler; Kur'anı ticarete, menfaate alet ederler.) [Deylemi]
(İnsanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünecekler, helalini, haramını düşünmeyecekler.) [R.Nasıhin]
(Bir camide binden fazla kişi namaz kılacak, fakat, içlerinde bir tane mümin bulunmayacak.) [Deylemi]
(İzinsiz ticaret yapılmaz.) [Müslim]
(Vahşi hayvanlar, insanlarla konuşmadıkça kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(Kıyamet alametleri bir ipteki boncukların peş peşe kopması gibi birbirini takip eder.) [İ.Ahmed, Taberani]
(Kıyamet Cuma günü kopacaktır.) [Buhari]
Hadis-i şerifle bildirilen kıyametin diğer alametlerinden bazıları da şöyledir:
1- Emanete riayet kalkar.
2- Veled-i zina çoğalır.
3- İçki çok içilir.
4- Zekât verilmez.
5- Hanıma uyup, anneye isyan edilir.
6- Erkekler ipek giyer.
7- Zararından korunmak için insanlara mudara edilir.
8- Gençler fâsık olur.
9- Daha önce yaşamış âlimler cahillikle suçlanır.
10- Tefecilik, faiz aşikâre olur.
11- Bilgin veya âlim denilenlerde, zerre kadar iman olmaz.
12- İslam’a uymak ayıp sayılır.
13- Herkese iyilik eden Müslüman ahmak sayılır.
14- İslam’a uymak, ateşi elde tutmak gibi zor olur.
15- Mescitlerde, toplantılarda fâsıkların sesi yükselir.
16- Cihad terk edilir.
17- Bid'atler yayılır.
18- Günaha teşvik artar.
19- İyiliğe mani olunur.
20- Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker kalkar.
21- Komşuluk kötüleşir.
22- Camilerde Kur'an-ı kerim teganni ile okunur.
23- Aşağı kimseler söz sahibi olur.
24- Zararından korunmak için insanlara ikram olunur.
25- Çalgı aletleri çoğalır. Her yerde çalgı çalınır.
26- Anarşi çoğalır.
27- Adam öldürmek çoğalır.
28- Dine uymak, güzel ahlaklı olmak ayıp sayılır.
29- Cansızlar da konuşur.
Yalancılar alkışlanır
Sual: Günümüzde dinsizler ve yalancılar, niye çok rağbet görüyor?
CEVAP
Bu, kıyamet alametidir. Âhir zamanda kötülere, fâsıklara, imansızlara rağbet edileceğini Peygamber efendimiz haber vermiştir. Bir hadis-i şerif:
(Kıyamet yaklaştıkça, doğru konuşan Müslümanlar yalanlanır, yalancılar ise tasdik olunur. Haine güvenilir, emin olan Müslüman ise hain kabul edilir.) [Taberânî]
Sual: Kıyamete yakın İslâmiyetin tamamen ortadan kalkacağı bilgisi doğru mudur?
Cevap: Konu ile alakalı olarak imâm-ı Kurtubî hazretleri buyuruyor ki:
“İslâmın unutulması, İsa aleyhisselam gökten inip, öldükten sonra olacaktır. Daha önce, Müslümanlar garip olacak. Kur’ân-ı kerime uyulmayacak ise de, büsbütün unutulmayacaktır.”
Dinî emirlerin ihmal edilmesi ve ahlâkın bozulması gibi insan iradesine bağlı olarak büyük alâmetlerden çok önce meydana gelecek olan olaylardır.
Hadislerde de kıyamet alâmetleri eşrâtü’s-sâa tabiriyle ifade edilir. Bu hadislerde belirtildiğine göre Hz. Peygamber kıyametin kopuş zamanını bilmediğini söylemiş, ancak kopmasından önce vuku bulacak bazı olayların onun yaklaştığının alâmetleri sayılacağını haber vermiştir.(Buhârî, “Îmân”, 37)
Âhir zaman peygamberi ve son nebî olması dolayısıyla kıyamete yakın bir zaman diliminde gönderildiğini açıklayan Resûl-i Ekrem’in (Buhârî, “Ŧalâķ”, 25, “Riķāķ”, 39; Müslim, “Fiten”, 132-135) kıyamet alâmeti olarak zikrettiği rivayet edilen olayların başlıcaları şunlardır:
Peygamberimiz’in gönderilmesi ve onunla peygamberliğin sona ermesi,
ilmin ortadan kalkıp bilgisizliğin artması,
şarap içme ve zinanın açıkça yapılır olması,
ehliyetsiz insanların söz sahibi olması,
adam öldürme olaylarının artması,
dünya malının bollaşması,
zekât verecek fakirin bulunmaması
zinanın alenî hale gelmesi,
köle kadının efendisini doğurması,
çobanların zenginleşerek bina yapmakta yarışması,
aynı davayı güden iki büyük topluluğun birbiriyle savaşması,
elli kadına bir erkek düşecek şekilde kadın nüfusunun artması,
müslümanların kıldan ayakkabı giyen, küçük gözlü ve geniş yüzlü insan gruplarıyla savaşması,
insanların hayatlarından bıkarak ölülere gıpta etmesi,
gibi olaylar kıyametin küçük alâmetlerinin bazılarıdır.
Hadislerde belirtildiğine göre kıyametin kopuşu ansızın vuku bulacak, bu sırada alışveriş yapanlar işlerini bitiremeden, yemek yiyenler lokmasını ağzına götüremeden, havuz yaptıran kişi havuzuna giremeden ve devesinin sütünü sağan kimse bunu misafirine ikram edemeden kıyamet kopacaktır. (Buhârî, “Fiten”, 25)
Kıyametin küçük alametleri
Sual: Kıyametin küçük alametleri nelerdir?
CEVAP
Kıyametin kopmasına yakın önce küçük alametler çıkacaktır. Sonra da büyük alametler çıkacaktır. Kıyametin küçük alametleri ile ilgili hadis-i şeriflerden bazıları şunlardır:
(İnsanlar camilerle ve camilerin süsüyle övünmedikçe kıyamet kopmaz.) [İbni Mace]
(Erkek erkekle, kadın kadınla yetinmedikçe, kıyamet kopmaz.) [Hatib]
(Fitneler artmadıkça, kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(İnsanlarda cimrilik artar ve kıyamet kötülerden başkası üzerine kopmaz.) [İ.Neccar]
(Ahlaksızlık ve fuhuş açık olmadan komşular kötüleşmeden hainler emin, eminler hain sayılmadan, akrabalık arasında soğukluk olmadan kıyamet kopmaz.) [İ. Ahmed]
(Yemin ederim ki, cimrilik, fuhuş meydana çıkmadıkça, emine hıyanet edilip, haine güvenilmedikçe, iyiler helak olup kötüler kalmadıkça kıyamet kopmaz.) [Hakim]
(Yağmurların bereketi kaldıkça kıyamet kopmaz.) [Ebu Ya’la]
(Yeryüzünde Allah diyen Müslüman kaldıkça kıyamet kopmaz.) [Müslim]
(Zamanda yakınlık olmadıkça, bir yıl bir ay gibi, bir ay bir hafta gibi, bir hafta bir gün, bir gün bir saat gibi kısa gelmedikçe kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(İlim kalkmadıkça, depremler, katliamlar çoğalmadıkça kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Mal çoğalıp artmadıkça kıyamet kopmaz. Öyle ki, zekât verilecek kimse bulunmaz. Birine zekât teklif edilince, “Benim buna ihtiyacım yok” der.) [Buhari]
(İki büyük taife, davaları bir olduğu halde, çarpışmadıkça, kendilerine Allah’ın resulüyüm [peygamberim] diyen yalancılar çıkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Müslümanlar Yahudilerle savaşmadıkça, taşlar bile, “Ey Müslüman şu arkamda gizlenen Yahudi’yi öldür” diye haber vermedikçe kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Yetmiş tane resulüm diyen yalancı çıkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Taberani]
(Erkekler azalacak, kadınlar çoğalacak.) [Buhari]
(Bir erkek çocuk bir kadın gibi kıskanılmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Livata mubah sayılmadıkça, gökten taş yağmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Çocuklar öfkeli olmadıkça, büyüğe saygısızlık yapılmadıkça kıyamet kopmaz.) [Harâiti]
(Kıyamet kopmadan yüz yıl öncesinde yeryüzünde Allah’a ibadet eden kalmaz.) [Hâkim]
(“Keşke şu kabirdeki ben olsaydım” denmedikçe kıyamet kopmaz.) [Müslim]
(Deprem, fitne, katillik artmadıkça, kıyamet kopmaz.) [Buhari]
(Kardeşler farklı dinden olmadıkça kıyamet kopmaz.) [Deylemi]
(Kötüler dünyaya hâkim olmadıkça kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(Kıyamet ancak kötü insanların başına kopar.) [Müslim, İbni Mace]
(Kur’an-ı kerim kalkmadıkça kıyamet kopmaz.) [Ebu Nuaym]
Kıyamet yaklaştığı zaman şunların da olacağı bildirilmiştir:
(İnsanlar temizlikte fazla titiz olacak, vesvese edip dinde haddi aşacaklar.) [Ebu Davud]
(Çeşitli isimler altında şaraplar çıkacak, helal sayılacak.) [İ. Ahmed]
(Ortalık bozulacak, dine uymak avuçta ateş tutmak gibi zor olacak.) [Hâkim]
(Köpek beslemek, evlat yetiştirmekten daha cazip olacak.) [Hâkim]
(Kötü kadınlar, çoğalıp, fuhuş bir toplum içinde yayılırsa, halk, daha önce görülmemiş [frengi, aids gibi] bulaşıcı hastalıklara maruz kalacak. Ölçüde, tartıda hile yapılacak ve geçim darlığı baş gösterecek.) [Beyheki]
(Çalgı her yere yayılacak, güvenlik güçleri çoğalacak.) [Beyheki]
(İşler, ehli olmayana verilecek.) [Buhari]
(Bu dinin başlangıcı gibi, sonu da garip olacak!) [Tirmizi]
(Kur'an [Radyo, TV gibi] çalgı aletlerinden okunacak.) [Tergib-üs-salât]
(Sadece tanıdıklara selam verilecek ve yazarlar çoğalacak.) [Hâkim]
(Zengine malı için tazim edilecek, fuhuş yayılacak, piçler çoğalacak. Büyüğe hürmet, küçüğe de merhamet edilmeyecek. Kurtlar, kuzu postuna bürünecek.) [Hâkim]
(Tehıyyet-ül-mescid namazı kılınmaz olur.) [Taberani]
(İlim kalkar, cehalet, anarşi ve ölüm çoğalır.) [İbni Mace]
(Ulema, halkın istediği yönde fetva verip, helale haram, harama helal derler; Kur'anı ticarete, menfaate alet ederler.) [Deylemi]
(İnsanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünecekler, helalini, haramını düşünmeyecekler.) [R.Nasıhin]
(Bir camide binden fazla kişi namaz kılacak, fakat, içlerinde bir tane mümin bulunmayacak.) [Deylemi]
(İzinsiz ticaret yapılmaz.) [Müslim]
(Vahşi hayvanlar, insanlarla konuşmadıkça kıyamet kopmaz.) [Tirmizi]
(Kıyamet alametleri bir ipteki boncukların peş peşe kopması gibi birbirini takip eder.) [İ.Ahmed, Taberani]
(Kıyamet Cuma günü kopacaktır.) [Buhari]
Hadis-i şerifle bildirilen kıyametin diğer alametlerinden bazıları da şöyledir:
1- Emanete riayet kalkar.
2- Veled-i zina çoğalır.
3- İçki çok içilir.
4- Zekât verilmez.
5- Hanıma uyup, anneye isyan edilir.
6- Erkekler ipek giyer.
7- Zararından korunmak için insanlara mudara edilir.
8- Gençler fâsık olur.
9- Daha önce yaşamış âlimler cahillikle suçlanır.
10- Tefecilik, faiz aşikâre olur.
11- Bilgin veya âlim denilenlerde, zerre kadar iman olmaz.
12- İslam’a uymak ayıp sayılır.
13- Herkese iyilik eden Müslüman ahmak sayılır.
14- İslam’a uymak, ateşi elde tutmak gibi zor olur.
15- Mescitlerde, toplantılarda fâsıkların sesi yükselir.
16- Cihad terk edilir.
17- Bid'atler yayılır.
18- Günaha teşvik artar.
19- İyiliğe mani olunur.
20- Emr-i bil maruf ve nehy-i anil münker kalkar.
21- Komşuluk kötüleşir.
22- Camilerde Kur'an-ı kerim teganni ile okunur.
23- Aşağı kimseler söz sahibi olur.
24- Zararından korunmak için insanlara ikram olunur.
25- Çalgı aletleri çoğalır. Her yerde çalgı çalınır.
26- Anarşi çoğalır.
27- Adam öldürmek çoğalır.
28- Dine uymak, güzel ahlaklı olmak ayıp sayılır.
29- Cansızlar da konuşur.
Yalancılar alkışlanır
Sual: Günümüzde dinsizler ve yalancılar, niye çok rağbet görüyor?
CEVAP
Bu, kıyamet alametidir. Âhir zamanda kötülere, fâsıklara, imansızlara rağbet edileceğini Peygamber efendimiz haber vermiştir. Bir hadis-i şerif:
(Kıyamet yaklaştıkça, doğru konuşan Müslümanlar yalanlanır, yalancılar ise tasdik olunur. Haine güvenilir, emin olan Müslüman ise hain kabul edilir.) [Taberânî]
Sual: Kıyamete yakın İslâmiyetin tamamen ortadan kalkacağı bilgisi doğru mudur?
Cevap: Konu ile alakalı olarak imâm-ı Kurtubî hazretleri buyuruyor ki:
“İslâmın unutulması, İsa aleyhisselam gökten inip, öldükten sonra olacaktır. Daha önce, Müslümanlar garip olacak. Kur’ân-ı kerime uyulmayacak ise de, büsbütün unutulmayacaktır.”
KIYAMETİN BÜYÜK ALAMETLERİ
Asıl kıyamet alâmetleri büyük alâmetler olarak kabul edilen hârikulâde olaylar ve kozmik değişikliklerdir. Kıyametin kopuşu öncesinde gerçekleşeceğine inanılan başlıca hârikulâde olaylar deccâlin ortaya çıkışı, mehdînin zuhuru, Hz. Îsâ’nın gökten inmesi, Ye’cûc ve Me’cûc’ün görünmesi, Hicaz bölgesinde büyük bir ateşin çıkışı, gökten insanları bürüyen bir dumanın inmesi ve dâbbetü’l-arzın yerden çıkmasından ibarettir. Bunlardan dâbbetü’l-arz, duhân, Ye’cûc ve Me’cûc konusu Kur’an’da zikredilmektedir. Mehdî, deccâl ve nüzûl-i Îsâ inançları ise sadece Hz. Peygamber’e atfedilen rivayetlere dayanır.
Kur’an’da kıyamet alâmetlerinin nelerden ibaret olduğuna dair bilgi verilmemiş, sadece Ye’cûc ve Me’cûc’ün gelişinden (el-Enbiyâ 21/96), dâbbetü’l-arzın çıkışından (en-Neml 27/82), göğün insanları saracak bir duman (duhân) yayacağından (ed-Duhân 44/11-12) ve ayın yarılacağından (el-Kamer 54/1) bahsedilmiştir.
Hz. Peygamber bir hadislerinde, "Kıyametten önce on alâmet görmediğiniz sürece dünyanın sonu gelmez" buyurmuş ve bu alâmetleri şu şekilde sıralamıştır (Müslim, “Fiten”, 39; Ebû Dâvûd, “Melâhim”, 11; İbn Mâce, “Fiten”, 28):
Sual: Kıyametin büyük alametleri nelerdir?
CEVAP
Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani, İbni Cerir ve İbni Hibban’daki hadis-i şerifte, şu on alametin çıkacağı bildirilmiştir:
1- Hazret-i Mehdi gelecek
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle dolu iken, onun zamanında adaletle dolar.) [Tirmizi]
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” diyecektir.) [Ebu Nuaym]
2- Deccal gelecek
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Deccal çıkar, tanrı olduğunu söyler. Onun tanrılığına inanan kâfir olur.) [İ. E. Şeybe]
3- Hazret-i İsa gökten inecek:
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük dedikleri için Yahudileri lanetledik. Onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da. Öldürülen, kendilerine İsa gibi gösterildi.) [Nisa 157]
Hazret-i İsa göğe kaldırılmıştır. (Nisa 158)
(Elbette o [Hazret-i İsa’nın Kıyamete yakın gökten inmesi], Kıyametin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyiniz!) [Zuhruf 61, Beydavi]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(İsa, âdil bir hakem olarak gökten inecek, haçı kıracak, [Hristiyanlığı kaldıracak] domuzu öldürecek, [domuz etini yasaklayacak] İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Ebi Şeybe]
(İsa inince, her yerde sükûn, emniyet meydana gelir. Öyle ki aslanla deve, kurtla kuzu serbestçe dolaşır, çocuklar yılanlarla oynar.) [Ebu Davud]
(On alamet çıkmadan kıyamet kopmaz. Biri İsa’nın gökten inmesidir.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ. Mace, Nesai, İ.Ahmed, Taberani, İ.Hibban, İ. Cerir]
4- Dabbet-ül-arz çıkacak
Bu husustaki hadis-i şeriflerden birinin meali şöyledir:
(Dabbet-ül arz, Musa’nın asası ile mümine dokunur, alnına Cennetlik yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, Süleyman’ın mührü ile vurur, Cehennemlik yazılır, yüzü simsiyah olur.) [Tirmizi]
(O söz başlarına geldiği zaman, [Kıyamet alametleri zuhur edince], onlara yerden bir hayvan çıkarırız, bu hayvan, onlara, insanların âyetlerimize kesin iman etmemiş olduklarını söyler.) [Neml 82, Tefsir-i Kurtubi]
5- Yecüc ve Mecüc çıkacak
Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Yecüc ve Mecüc, set yıkılıp her tepeden akın ederler.) [Enbiya 96]
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Yecüc ve Mecüc, kıyametin ilk alametlerindendir.) [İbni Cerir]
6- Duman çıkacak
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Gökten bir duman çıkacağı günü gözetle!) [Duhan 10]
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Dumanın tesiri mümine nezle gibi gelir, kâfire ise çok şiddetlidir.) [Ebu Davud]
7- Güneş batıdan doğacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman eder, ama imanı fayda vermez.) [Buhari, Müslim]
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Âlimler, bu âyetteki alametlerden birinin de güneşin batıdan doğması olarak bildirmişlerdir. Yukarıdaki hadis-i şerif de zaten bunu açıkça bildiriyor.
8- Ateş çıkacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hicazdan çıkan ateş, Basra’daki develerin boyunlarını aydınlatır.) [Müslim]
9- Yer batması görülecek
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Doğu, Batı ve Ceziret-ül Arab’da yer batışı görülecek.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace]
10- Kâbe yıkılacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir Habeşli Kâbe’yi tahrip edecektir. Onu şu anda siyah elleri ile Kâbe’nin taşlarını bir bir söker halde görüyorum.) [Buhari, Müslim]
Asıl kıyamet alâmetleri büyük alâmetler olarak kabul edilen hârikulâde olaylar ve kozmik değişikliklerdir. Kıyametin kopuşu öncesinde gerçekleşeceğine inanılan başlıca hârikulâde olaylar deccâlin ortaya çıkışı, mehdînin zuhuru, Hz. Îsâ’nın gökten inmesi, Ye’cûc ve Me’cûc’ün görünmesi, Hicaz bölgesinde büyük bir ateşin çıkışı, gökten insanları bürüyen bir dumanın inmesi ve dâbbetü’l-arzın yerden çıkmasından ibarettir. Bunlardan dâbbetü’l-arz, duhân, Ye’cûc ve Me’cûc konusu Kur’an’da zikredilmektedir. Mehdî, deccâl ve nüzûl-i Îsâ inançları ise sadece Hz. Peygamber’e atfedilen rivayetlere dayanır.
Kur’an’da kıyamet alâmetlerinin nelerden ibaret olduğuna dair bilgi verilmemiş, sadece Ye’cûc ve Me’cûc’ün gelişinden (el-Enbiyâ 21/96), dâbbetü’l-arzın çıkışından (en-Neml 27/82), göğün insanları saracak bir duman (duhân) yayacağından (ed-Duhân 44/11-12) ve ayın yarılacağından (el-Kamer 54/1) bahsedilmiştir.
Hz. Peygamber bir hadislerinde, "Kıyametten önce on alâmet görmediğiniz sürece dünyanın sonu gelmez" buyurmuş ve bu alâmetleri şu şekilde sıralamıştır (Müslim, “Fiten”, 39; Ebû Dâvûd, “Melâhim”, 11; İbn Mâce, “Fiten”, 28):
Sual: Kıyametin büyük alametleri nelerdir?
CEVAP
Müslim, İbni Mace, Ebu Davud, Nesai, Tirmizi, İ. Ahmed, Taberani, İbni Cerir ve İbni Hibban’daki hadis-i şerifte, şu on alametin çıkacağı bildirilmiştir:
1- Hazret-i Mehdi gelecek
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Kıyamet kopmadan önce, Allahü teâlâ, benim evladımdan birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle dolu iken, onun zamanında adaletle dolar.) [Tirmizi]
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacak, buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyin” diyecektir.) [Ebu Nuaym]
2- Deccal gelecek
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Deccal çıkar, tanrı olduğunu söyler. Onun tanrılığına inanan kâfir olur.) [İ. E. Şeybe]
3- Hazret-i İsa gökten inecek:
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Allah’ın Resulü Meryem oğlu İsa’yı öldürdük dedikleri için Yahudileri lanetledik. Onlar İsa’yı öldürmediler, asmadılar da. Öldürülen, kendilerine İsa gibi gösterildi.) [Nisa 157]
Hazret-i İsa göğe kaldırılmıştır. (Nisa 158)
(Elbette o [Hazret-i İsa’nın Kıyamete yakın gökten inmesi], Kıyametin yaklaştığını gösteren bilgidir. Sakın bunda şüphe etmeyiniz!) [Zuhruf 61, Beydavi]
Hadis-i şeriflerde de buyuruldu ki:
(İsa, âdil bir hakem olarak gökten inecek, haçı kıracak, [Hristiyanlığı kaldıracak] domuzu öldürecek, [domuz etini yasaklayacak] İslam’dan başka şeyi yasaklayacaktır.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Ebi Şeybe]
(İsa inince, her yerde sükûn, emniyet meydana gelir. Öyle ki aslanla deve, kurtla kuzu serbestçe dolaşır, çocuklar yılanlarla oynar.) [Ebu Davud]
(On alamet çıkmadan kıyamet kopmaz. Biri İsa’nın gökten inmesidir.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ. Mace, Nesai, İ.Ahmed, Taberani, İ.Hibban, İ. Cerir]
4- Dabbet-ül-arz çıkacak
Bu husustaki hadis-i şeriflerden birinin meali şöyledir:
(Dabbet-ül arz, Musa’nın asası ile mümine dokunur, alnına Cennetlik yazılır, yüzü nurlanır. Kâfire, Süleyman’ın mührü ile vurur, Cehennemlik yazılır, yüzü simsiyah olur.) [Tirmizi]
(O söz başlarına geldiği zaman, [Kıyamet alametleri zuhur edince], onlara yerden bir hayvan çıkarırız, bu hayvan, onlara, insanların âyetlerimize kesin iman etmemiş olduklarını söyler.) [Neml 82, Tefsir-i Kurtubi]
5- Yecüc ve Mecüc çıkacak
Kur'an-ı kerimde buyuruluyor ki:
(Yecüc ve Mecüc, set yıkılıp her tepeden akın ederler.) [Enbiya 96]
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Yecüc ve Mecüc, kıyametin ilk alametlerindendir.) [İbni Cerir]
6- Duman çıkacak
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Gökten bir duman çıkacağı günü gözetle!) [Duhan 10]
Hadis-i şerifte de buyuruldu ki:
(Dumanın tesiri mümine nezle gibi gelir, kâfire ise çok şiddetlidir.) [Ebu Davud]
7- Güneş batıdan doğacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Güneş batıdan doğmadıkça kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman eder, ama imanı fayda vermez.) [Buhari, Müslim]
Kur'an-ı kerimde mealen buyuruluyor ki:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Âlimler, bu âyetteki alametlerden birinin de güneşin batıdan doğması olarak bildirmişlerdir. Yukarıdaki hadis-i şerif de zaten bunu açıkça bildiriyor.
8- Ateş çıkacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Hicazdan çıkan ateş, Basra’daki develerin boyunlarını aydınlatır.) [Müslim]
9- Yer batması görülecek
Hadis-i şerifte buyuruluyor ki:
(Doğu, Batı ve Ceziret-ül Arab’da yer batışı görülecek.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İbni Mace]
10- Kâbe yıkılacak
Hadis-i şerifte buyuruldu ki:
(Bir Habeşli Kâbe’yi tahrip edecektir. Onu şu anda siyah elleri ile Kâbe’nin taşlarını bir bir söker halde görüyorum.) [Buhari, Müslim]
KIYAMET ALAMETLERİNDEN HZ. MEHDi
Hazret-i Mehdi’nin alametleri
Sual: Mehdi’nin alametleri çeşitli şekillerde tevil edilerek deniyor ki:
1- Medine, şehir demektir. (Mehdi, Medine’de doğacak) demek, köyde değil, şehirde doğacak demektir. Ben şehirde doğduğuma göre, ne demek istediğimi anlarsınız.
2- (Mehdi, İsa ile birlikte Deccal’ı öldürecek) demek, ateizmi yok edecekler demektir.
3- (Mehdi gelince semadan bir melek haber verecek) demek, insanlar birbirine telefon, radyo veya TV ile haber verecek demektir.
4- (Mehdi bid’atleri temizleyecek) demek, fıkıhçıların ictihad diyerek uydurduğu şeyleri ve dört mezhebi ortadan kaldıracak demektir.
5- (Mehdi’nin adı benim adımla, babasının adı da benim babamın adıyla aynı olacak) hadisinden maksat, adı Muhammed, babasının adı Abdullah olacak demek değildir. Mehdi’nin adı Peygamberin dedelerinden birinin adı da olabilir. Mesela Haşim olabilir, İlyas olabilir, Adnan da olabilir.
6- Bilen pek yoksa da, Mehdi gelmiştir, 93 sene sonra, Güneş’in Batıdan doğmasından sonra da İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak. Bundan 15 saat sonra da kıyamet kopacak.
7- Mehdi kararmış olan dünyayı aydınlatan bir güneştir ve aydınlatmaya da başlamıştır. Mehdi güneş olduğuna göre, Güneş’in Batıdan doğması, Mehdi’nin çıkışı demek de olabilir.
Herkes aklına göre böyle bir tevil yaparsa, dinin bildirdiklerine kim inanır ki?
CEVAP
Zırva tevil götürmez. Bu tevillerin hepsi yersizdir. Peygamber efendimizin hadis-i şerifleri, bulmaca, bilmece gibi değildir. Yani (Ben Medine dersem, siz Ankara, İzmir gibi bir şehir anlayın, ben Muhammed dersem siz Haşim anlayın) cinsinden değildir. Hâşâ Resulullah efendimiz, bilmece gibi söz söylemez. Bu zırvalara kısaca cevap verelim:
1- Bir hadis-i şerif meali:
(Medine halkından olan Mehdi, Mekke’ye gidecek. Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve istemediği halde onu evinden çıkarıp ona biat edecekler.) [Ebu Davud] (Burada açıkça, Medine halkından deniyor. Devamında da, Mekke’ye gidecek deniyor. Ne diye “Şehir halkından” denilip de, sonra Mekke’ye gidecek densin?)
Hazret-i Ali’nin rivayeti de şöyledir:
(Mehdi, Medine’de doğacaktır.) [İ. Münavi] (Medine şehrinde doğmayacak olsa, ne diye Medine’de doğacak densin? Köyde ve şehirde doğmasının ne önemi var? Yukarıdaki hadis-i şerifte de, Medine’de doğup sonra Mekke’ye gideceği açıkça bildiriliyor.)
2- Bir hadis-i şerifte, Deccal’ın nasıl çıkacağı da açıkça bildiriliyor. Hazret-i Mehdi Kudüs’e intikal ettiğinde, Deccal’ın çıktığını haber alacaklar deniyor. (Kitab-ul-Burhan fi alamat-i Mehdiyyi ahir-iz-zaman)
Bunun ateizmle ne ilgisi olabilir? Kudüs’e gittiğinde, ateizmin çıktığını mı haber alacak? Atalarımız boşuna, (Zırva tevil götürmez) dememişler.
3- Peygamber efendimiz, (Melek seslenecek) buyururken, tevilciler, telefon, radyo veya TV diyor. Bir hadis-i şerif meali:
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, “Bu Mehdi’dir, sözünü dinleyiniz” diyecektir.) [M. Rabbani]
4- Bu, fıkıh âlimlerine, müctehidlere yapılmış çok çirkin bir iftiradır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kıyas ve ictihad, bid’at değildirler, çünkü bunlar, âyet-i kerimelerin mânâlarını meydana çıkarırlar. Bu mânâlara başka bir şey eklemezler. (1/186)
Hazret-i Mehdi geldiği zaman, dört hak mezhebi kaldırmayacaktır. (Kaldıracaktır) demek, dört hak mezhebin bâtıl olduğunu iddia etmek olur. O zaman, dört hak mezhebin hükümleri unutulmuş, bâtıl mezhepler ve bid’atler yayılmış olacak. Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa, hak mezhepleri ve dinin hükümlerini değil, bu bid’atleri ve bâtıl mezhepleri kaldıracak ve ictihad edecektir. Hatta ictihad ederek bildireceği hükümler, Hanefî mezhebine uygun olacaktır. Muhammed Parisa hazretleri buyuruyor ki:
İsa aleyhisselamın ictihad ile çıkaracağı bütün hükümler, Hanefi mezhebindeki hükümlere uygun olacaktır. (Füsul-i sitte)
5- Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allahü teâlâ, kıyamet kopmadan önce, ehl-i beytimden birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle doluyken, onun zamanında adaletle dolar.) [Ebu Davud, İ. Ahmed, Tirmizi, Taberani, Ebu Nuaym, İbni Ebi Şeybe]
Peygamber efendimiz açıkça isminin ve babasının isminin ne olacağını bildirirken, nasıl olur da, Mehdi’nin ismi, Haşim, İlyas, Adnan veya diğer dedelerinden birinin ismi olacak denebilir? Bu, açıkça hadis-i şerifi inkâr etmek değil midir?
6- Hem Mehdi geldi diyor, hem de 100 sene sonra, güneş batıdan doğduktan sonra, Hazret-i İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak diyor. Mehdi, 40 yaşında zuhur edeceğine göre, tevilcilere göre, şimdi gelmiş olan Mehdi, 100 sene sonra yani 150 yaşındayken mi Hazret-i İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak?
7- Hani Güneş 93 sene sonra Batıdan doğacaktı? Bu alametlerin peş peşe olacağını yeni mi okudular ki, Dabbe çıktı dediklerine göre, Güneş’in Batıdan doğması için, acilen bir tevil bulmak zorunda mı kaldılar?
Görüldüğü gibi, bu iddia edilenlerin tamamı, dinimize aykırıdır. İmam-ı a’zam hazretleri de, bütün Ehl-i sünnet âlimleri gibi, bunları tevil etmemiş, (Yecüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması, Güneş’in Batıdan doğması, Hazret-i İsa’nın gökten inmesi, Deccal’ın gelmesi ve diğer kıyamet alametlerinin hepsinin, hadis-i şerifte bildirildiği gibi, zamanı gelince aynen gerçekleşeceğine inanırız) buyurmuştur. (Fıkh-ı ekber)
Mehdi’nin ayak sesleri
Sual: Sünnî bir yazar, (Mehdi’nin ayak seslerini işitiyorum) diye bir yazı yazmış. Gelecek hakkında indî tahminlerde bulunmuş. İslâmiyet'in gümbür gümbür geleceğini söylemiş. Tarihte bu Mehdi meselesi, çok istismar edilmiştir. Her devirde Mehdi’nin geldiği, bugün yarın Kıyametin kopacağı söylenmiştir. Çok kimse de, kendinin Mehdi olduğunu açıklamıştır. Günümüzde de, her köşe başında mehdilik satan çok kimse vardır. Sünnî yazar da, söylenenlerden etkilenmişe benziyor. Acaba bu yazarın işittiği ayak sesleri kime ait? Mezhepsizlerin, dinsizlerin ayak sesleri olmasın? Bu yazar, acaba sesleri ayırmakta güçlük mü çekiyor? Çünkü âhir zamanda gün günü aratacak, dinsizlik çoğalacaktır. Nitekim (Her asır, öncekinden daha kötü olur, böylece Kıyamete kadar bozulur) hadis-i şerifi, kötülüğün ve küfrün gümbür gümbür yayılacağını göstermektedir. İkinci binin müceddidi İmam-ı Rabbânî hazretleridir. Üçüncü bin yılın müceddidi de Hazret-i Mehdi olacağına göre, İmam-ı Rabbânî hazretlerinden bin yıl sonra Mehdi gelmeyecek mi?
CEVAP
Evet, Hazret-i Mehdi’nin gelişine en az 600 yıl daha vardır. Gelinceye kadar dinsizlikler, cinayetler, her çeşit kötülük yayılmaya devam edecektir. İstisna olarak bazı bölgelerde İslamiyet’e sarılanların olması hadis-i şerife aykırı değildir. Yukarıdaki hadis-i şerif, dünyada genel bozulmayı bildirmektedir. Mehdi’yim diyenlerin hiçbirine inanmamalı. Mehdi’nin alametleri sitemizde vesikalarıyla birlikte vardır.
Hazret-i Mehdi gelince
Sual: Şeyh denilen biri, (Hazret-i Mehdi geldiğinde elektrik ve elektronikle çalışan hiçbir şey olmayacak, teknolojiyi tamamen kaldıracaktır) diyormuş. Öyle bir şey var mı?
CEVAP
Ateistler ve yabancılar, özellikle böyle şeyhler yüzünden İslâmiyet'e ters bakıyorlar. Teknoloji İslâmiyet'e aykırı değildir, İslamiyet’in emrettiği bir ilimdir. Hazret-i Mehdi, İslâmiyet'e aykırı bir iş yapmayacaktır. Onun zamanında inecek olan Hazret-i İsa da, onunla beraber İslâmiyet'i yayacaktır. İki hadis-i şerif:
(Eshab-ı Kehf, hazret-i Mehdi’nin yardımcıları olacak, İsa “aleyhisselam” da, bunun zamanında gökten inip Hazret-i Mehdi ile birlikte, Deccal ile savaşacaktır.) [İ. Süyûtî]
(İsa “aleyhisselam”, âdil bir hakem olarak gökten inecek, İslam’dan başka her şeyi yasaklayacaktır.) [Buhârî]
Zamane şeyhleri, nakli esas almıyorlar, akıllarına geleni söylüyorlar. Belki de teknolojiyi İslam dışı bir şey sandıkları için, (Mehdi, İslam’a aykırı olan şeyleri kaldıracaktır) diyorlar. Nakli esas almayanların sözlerine itibar edilmez.
Hazret-i Mehdî'nin alametleri
Sual: Önceki zamanlarda olduğu gibi, zamanımızda da kendini "Mehdi" ilan edenler oluyor. Geleceği bildirilen hazret-i Mehdi'nin bunlarla bir alakası var mıdır?
Cevap: Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. Adı, Muhammed, babasının adı Abdullah’tır. Resûlullah efendimizin soyundan olacaktır. İsa aleyhisselâmla buluşacak, mezhepleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacak, her yeri alacak, her yerde adalet olacak, Eshâb-ı Kehf, uyanıp mağaradan çıkarak, hazret-i Mehdi'nin askeri olacaktır. Bazı kimseler, büyük zannettikleri kimselere Mehdi demektedir. Hazret-i Mehdi'nin alametlerini Resûlullah efendimiz bildirmiştir. İbni Hacer-i Mekkî hazretlerinin Alâmet-ül-Mehdî kitabında ve İmâm-ı Süyûtî hazretlerinin Cüz'ün minel ehâdîs velâsâril vârideti fî alâmetil mehdî kitabında bunlardan iki yüze yakın alâmet yazılıdır. El-fütûhât-ül-islâmiyye kitabında diyor ki:
“Beklenilen Mehdi, hazret-i Fatıma'nın soyundan olacaktır. Mekke’de zuhur edecektir. O zaman, Müslümanlar halifesiz olacaktır. İstemediği hâlde, zorla halife yapılacaktır. Zuhur edeceği zaman, yaşı ve ömrü kesin belli değildir.”
Hazret-i Mehdi çıkacağı zaman yeryüzünde halife bulunmayacağı ve Mehdiliklerini ilan edenlerin Mehdi olmadıkları, buradan anlaşılmaktadır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, hazret-i Mehdi'nin Medine’deki sapık din adamlarını öldüreceğini yazmaktadır.
Hazret-i Mehdi gelecektir
Sual: Mehdi hurafedir diyenler oluyor. Nasıl cevap verilebilir?
CEVAP
İbni Hacer-i Mekki, (Alamat-i Mehdi), imam-ı Süyuti, (El-bürhan) ve imam-ı Şarani (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi) kitabında iki yüze yakın, Hazret-i Mehdi’nin alameti bildirilmektedir. Hazret-i Mehdi için hurafe demek, ilme ihanettir, kıyamet alametidir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Eshab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacak ve İsa bunun zamanında gökten inecek ve Deccal ile harb ederken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.) [İ.Süyuti]
(Yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin Zülkarneyn ile Süleyman idi. İkisi kâfir, Nemrud ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, benim evladımdan biri yeryüzüne malik olacaktır.) [İ.Süyuti]
(Horasan tarafından gelen siyah sancaklılara katılın. Onların içinde Allah'ın halifesi Mehdi vardır.) [Hakim, İ.Ahmed, Deylemi]
(Nasıl helak olur bir ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi vardır.) [Hâkim, İ.Asakir]
(Şarktan çıkan bir grup, Mehdi’ye yardım ederler.) [İbni Mace, Taberani]
(Mehdi çıkınca, Allahü teâlâ ona rahmetini indirir.) [İ.Ahmed, Hakim]
(Mehdi bendendir, yeryüzünü hak ve adaletle doldurur.) [Ebu Davud]
(Dünyayı küfür kaplamadıkça Mehdi gelmez.) [Mekt.Rabbani 2/68]
(Mehdi gelince, bir bereket olacak, ümmetim rahat edecektir.) [İbni Ebi Şeybe]
(Mehdi ehl-i beyttendir. Allahü teâlâ onu bir gecede olgunlaştırır.) [İbni Mace, İ.Ahmed]
(Deccal’ın veya Mehdi’nin geleceğine inanmayan kâfir olur.) [Favaid-il Ehbar - Şerh’is-Siyer]
(Mehdi, Kureyşten ve ehl-i beytimdendir.) [İ.Ahmed, Baverdi]
(Mehdi benim soyumdandır.) [İbni Mace]
(Mehdi evladı Fatıma’dandır.) [Ebu Davud, Hakim]
(Mehdi, amcam Abbas’ın soyundandır.) [İ.Asakir, Dare Kutni]
(Ya Abbas, senin soyundan bir genç dünyayı adaletle doldurur, İsa ile namaz kılar.) [Hatib, İbni Asakir, Dare Kutni]
[Burada tenakuz [çelişki] yoktur. Abdülkadir-i Geylani hazretleri anne tarafından seyyid, baba tarafından şerif idi. Hazret-i Mehdi de, Hazret-i Fatıma’nın soyundan bir genç, Hazret-i Abbas’ın soyundan biri ile evlenince, her iki soydan da gelmiş olur.]
Hazret-i Ali, oğlu Hasanı gösterip, "Bu oğlumun neslinden biri çıkacak, dünyayı adaletle dolduracaktır" buyurdu. (Ebu Davud)
Kütüb-i sitteden Buhari, Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Tirmizi ve diğer hadis âlimlerinin bildirdikleri bu hadis-i şerifleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarını akıl ve iman sahibi hiç kimse inkâr edemez. Tevil etmek de dinimize aykırıdır. Herkes dinin hükümlerini tevil etmeye kalkarsa ortada din diye bir şey kalmaz.
Hazret-i Mehdi gelince
Sual: Tam İlmihal’deki, (Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. İsa aleyhisselamla buluşacak, mezhepleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacaktır) ifadesinden kasıt nedir?
CEVAP
Hazret-i Mehdi geldiğinde, hak mezheplerin hükmü unutulmuş olacak, bid'at mezhepleri ortalığı kaplayacak, ortada hak bir mezhep kalmayacaktır. Yani mezheplerin doğru bilgileri kalmayacak, sadece isimleri kalıp, din düşmanları veya sapıklar tarafından bu isimler suistimal edilecektir.
Hazret-i Mehdi, ictihad edecek, ictihadı Hanefi mezhebine uygun olacaktır. Zaten İsa aleyhisselamın Hristiyanlığı yasak ettiği gibi, Hazret-i Mehdi de diğer bozuk fırkaları, bozuk mezhepleri yasak edecektir. Bozuk mezhepleri kaldıracağı için mezhepleri kaldıracak ifadesi kullanılmıştır.
Hazret-i Mehdi’nin üstünlüğü
Sual: Hazret-i Mehdi, dört halifeden daha üstün müdür?
CEVAP
Kesinlikle değildir. Bu hususta İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Resulullahın vefatından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı azsa da, İslamiyet’i tam kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek olacaklardır. Resulullah efendimiz, hazret-i Mehdi’nin geleceğini haber vermiştir. Bin sene sonra gelecektir. İsa aleyhisselam da, bin sene sonra, gökten inecektir. Bin sene sonra gelen Evliyanın yükseklikleri, Eshab-ı kiramın yüksekliklerine benzemektedir. Her ne kadar, Peygamberlerden sonra, en üstün insanlar Eshab-ı kiram ise de, sonra gelenler, bunlara çok benzedikleri için, hangilerinin daha üstün oldukları anlaşılamaz gibi olmuştur. Belki de bunun içindir ki, Resulullah efendimiz, (Öncekiler mi daha üstündür, yoksa sonrakiler mi? Bilinemez) buyurdu. Yoksa (Öncekiler mi daha üstündür, yoksa sonrakiler mi, bilmem) buyurmadı, çünkü hangilerinin daha üstün olduğunu elbette biliyordu. Bunun için, (En üstün olanlar, benim zamanımda bulunan Müslümanlardır) buyurmuştu, fakat çok benzedikleri için, şüphe hâsıl olduğundan (Bilinemez) buyurdu.
Resulullah, Eshab-ı kiramın zamanından sonra, Tabiinin zamanının yüksek olduğunu bildirdi. Bundan sonra da Tebe-i tabiinin zamanının üstün olduğunu bildirdi. Bunların da, bin sene sonra gelenlerden daha üstün oldukları anlaşıldı. Sonra gelenlerin, Eshab-ı kirama çok benzemesi nasıl olur denilirse, şöyle cevap veririz ki, o iki asrın, bu son gelenlerden daha üstün olması, belki onlarda Evliya sayısının çok ve bid’at sahiplerinin az olduğu için olabilir. Bunun için, sonra gelenler arasında birkaç Evliyanın, o iki asırda bulunan Evliyadan daha yüksek olduğunu söylemek, yanlış olmaz. Mesela, hazret-i Mehdi böyledir, fakat Eshab-ı kiramın zamanı, her bakımdan, daha yüksektir. Bunun üzerinde konuşmak bile lüzumsuzdur. Önce gelenler, onlardır. Naim Cennetinde yakîn olanlar onlardır. Başkalarının dağ kadar altın sadaka vermesi, onların bir avuç arpa vermesinin sevabına kavuşturamaz. Allahü teâlâ, dilediğini rahmetine kavuşturur. (1/209)
Hazret-i Mehdi keramet sahibidir
Sual: (Mehdi sıradan bir insandır, kerameti, harikulade halleri yoktur, bir meleğin, “Bu Mehdi’dir” demesi gibi bir şey olamaz. Böyle bir şey imtihana aykırıdır, insanın seçme iradesini kaldırır. Mehdi’nin geldiğinin gökten haber verilmesi, telefonla, radyo veya TV ile bildirilmesi demektir) diyenlerin maksadı nedir? Kendilerini veya hocalarını mı Mehdi yapmak istiyorlar?
CEVAP
Belki de o maksatla söylüyorlardır. Hazret-i Mehdi’de birçok olağanüstü olaylar görülecektir. Bu harikulade olaylar, imtihana aykırı değildir. Öyle olsaydı, Peygamberlerin mucizelerini gören bütün müşrikler, hemen iman ederdi. Her peygamberden mucize görüldüğü halde, inanmayanlar daha çok olmuştur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hazret-i Mehdi’nin zuhurunun alametleri, Peygamber efendimizin peygamberliğinin bildirilmesinden önce ortaya çıkan irhasat gibidir. Nitekim Peygamber efendimiz ana rahmine düşünce, yeryüzündeki bütün putlar yüzüstü düştü. Bütün şeytanlara işlerinden el çektirildi. Melekler, İblis’in tahtının altını üstüne getirerek, onu denize attılar ve ona kırk gün azap ettiler. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı sallandı, 14 kulesi düştü. Mecusilerin bin senedir sönmeyen ateşi söndü. Hazret-i Mehdi de, büyük bir zat olup, sayesinde İslamiyet’e ve Müslümanlara üstün bir takviye hâsıl olacağından ve evliyalığının maddî ve manevî açıdan büyük bir etkisi bulunacağından, kendisi harikulade birçok keramete sahip olup, döneminde olağanüstü alâmetler zuhur edecektir. Bu yüzden, Resulullahın irhasatı gibi olağanüstü işler, Hazret-i Mehdi’nin zuhurundan önce de ortaya çıkarak, onun alametleri olacaktır. (2/68) [İrhasat, bir peygamberden, peygamberliği bildirilmeden önce meydana gelen harikulade [olağanüstü] haller demektir. İsa aleyhisselâmın beşikte konuşması, Muhammed aleyhisselama, ağaçların, taşların selam vermeleri gibi hâllere irhas denir. Henüz peygamberlikleri bildirilmediği için, mucize denmez.]
Yine İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hindistan’da biri, Mehdi olduğunu iddia etmişti. Meşhur, hatta manası tevatür derecesine varmış birçok hadis-i şerifler, böylelerinin bu itikat ve sözlerini yalanlamaktadır. Birçok hadis-i şeriflerde, (Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyiniz” diyecektir) buyuruldu. O halde insaf etsinler ki, bu alametler, o adamda var mıdır, yok mudur? Hazret-i Mehdi’nin daha birçok alametlerini, Peygamber efendimiz haber vermiştir. Ahmed ibni Hacer-i Mekki hazretleri (El-kavl-ül-muhtasar fi alamat-il-Mehdi) ismindeki kitabında, Hazret-i Mehdi’nin iki yüze yakın alametlerini yazmıştır. Geleceği bildirilen Mehdi’nin alametleri meydandayken, başkalarını Mehdi sananlar, ne kadar cahildir! (2/67)
İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiği bu hadis şerifte açıkça, Hazret-i Mehdi’nin zuhurunu, meleğin haber vereceği bildiriliyor. Melek için nasıl olur da, telefon, radyo veya TV denebilir? Demek ki, tevilcilerden her şey beklenir. Nitekim melekler için (Tabiat kuvvetleridir) diyen sapıklar da çıkmıştı. Buna, tevil yoluyla inkâr denir. Açıkça inkâr edemedikleri için, böyle tevil ederek inkâr ediyorlar. Her şey böyle tevil edilirse, ortada din diye bir şey kalmaz.
(El-kavl-ül-muhtasar fi alamat-il-Mehdi) kitabında bu hususta bildirilen birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak ve bir münadi, “Bu, Allah’ın halifesi olan Mehdi’dir, ona uyunuz” şeklinde nida edecektir.)
(Mehdi, başının üzerinde, “Bu Mehdi’dir, ona uyunuz” şeklinde çağıran bir melek olduğu halde çıkacaktır.)
(Hiçbir tarafın kendisinden korunamayacağı bir fitne zuhur edecek. Bu fitne, çıktığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum, bir münadinin semadan seslenerek, “Ey insanlar, emîriniz artık Mehdi’dir” demesine kadar devam edecektir.)
(Mehdi’nin zuhuru Muharrem ayında olacak ve semadan gelen bir nida, “Bu, Allah’ın halifesi Mehdi’dir, ona uyunuz ve sözünü dinleyiniz” diyecektir.)
Bunları hiçbir Ehl-i sünnet âlimi tevil etmemiş, İmam-ı a’zam hazretleri de, (Kıyamet alametlerinin hepsinin, hadis-i şerifte bildirildiği gibi, zamanı gelince aynen gerçekleşeceğine inanırız) buyurmuştur. (Fıkh-ı ekber)
Yahudiler ve Mehdi
Sual: (Yahudilere göre de Mehdi gelecek. Mehdi gelince Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar kucaklaşacaktır. Müslümanlar, Ehl-i kitapla omuz omuza verip, ateizme karşı mücadele edeceklerdir. Zaten ehl-i kitap bizim kardeşimizdir, fakat Hristiyanların üç tanrı inancı yanlıştır. Yahudiler onlar kadar kötü değildir, can ciğer kardeşimizdir. Tevrat’ı okumak gerekir. Şiiler gibi Vehhabiler de din kardeşimizdir, bunlar Mehdi’nin askerleri olacaktır. Yahudilerin bekledikleri Mesih, bizim beklediğimiz Mehdi’dir. Bu onları baskıdan kurtaracak, vaat edilmiş toprakları yeniden elde edecek ve Yahudileri tüm dünyaya hâkim kılacaktır) diyenler çıktı. Bunların maksatları nedir? Mehdi, Müslümanları değil de, niye Yahudileri dünyaya hâkim kılacak? Sanki aralarında iş bölümü yapar gibi, niye günümüzdeki insanların bazıları Hristiyanlara, bazıları da Yahudilere daha çok sempati duyar ki? Bu işin Yahudi İbni Sebe ile de bir ilgisi olabilir mi?
CEVAP
Dinimizde böyle bir şey yoktur, hiçbir din kitabında böyle bir şey yazmaz. Bunlar yeni türedilerin uydurmalarıdır.
Yahudilerin Mehdi’yi beklediğini söylemek çok yanlıştır. Onlar, Muhammed aleyhisselam kendi ırklarından olmadığı için, âhir zaman peygamberini bekliyorlar, (Kral Mesih gelecek ve bizi dünyaya hâkim kılacak) diyorlar. Buna Mehdi demek kadar saçma bir şey olamaz.
Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa gelince, Yahudilik veya Hristiyanlık değil, İslamiyet yeryüzüne hâkim olacak ve bütün bâtıl dinler ortadan kalkacaktır. Üç hadis-i şerif meali:
(İsmini duyduğunuz kimselerden, yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin, ikisi de kâfirdi. Mümin olan iki kişi, Zülkarneyn ile Süleyman idi. Kâfir olan ikisi de, Nemrut ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, yeryüzüne, benim evladımdan biri, [Mehdi] malik olacaktır.) [M. Rabbani]
(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak [Hristiyanlığı kaldıracak], domuzu öldürecek [domuz etini yasaklayacak], İslam’dan başka her şeyi yasak edecektir.) [Buhari]
(İsa inince İslamiyet’le hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecek, sonra yeryüzünde sükûn, emniyet meydana gelecektir. O kadar ki, aslan deveyle, kaplan inekle ve kurt kuzuyla serbestçe dolaşacak, çocuklar yılanlarla oynayacak. İsa ölünce, cenazesini Müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]
Peygamber efendimiz, Hazret-i İsa gelince, Allahü teâlânın Müslümanlardan başka herkesi helak edeceğini bildirirken, Müslümanların Yahudi ve Hristiyanlarla, yani Allahü teâlânın düşmanı olan kâfirlerle kucaklaşacaklarını söylemek, normal insanın söyleyeceği bir söz değildir.
Yahudilere ve Hristiyanlara kucak açanlar, şu mealdeki âyet-i kerimeleri hiç mi görmediler? Gördüler de, yoksa hâşâ inanmıyorlar mı?
(İman edenlere en şiddetli düşmanlık edenler Yahudi ve müşriklerdir.) [Maide 82]
(Dinlerine uymadıkça, Yahudilerle Hristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.) [Bekara 120]
Demek ki, Tevrat ve İncil okumakla, onlarla dost olmakla, bunlar Müslümandan hoşnut olmazmış. Hoşnut olmaları için, Allahü teâlânın bildirdiği gibi, dinlerine uymak gerekiyormuş. Peki, bunu bir Müslüman nasıl yapar?
Allahü teâlânın, sevmeyin, dostluk kurmayın dediği kimseleri sevmek ve onlarla dostluk kurmak, dinimize aykırıdır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(İmanın en sağlam temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah, buğd-ı fillahtır.) [Ebu Davud]
(İsyan edenlere düşmanlık ederek, Allahü teâlâya yaklaşın!) [Deylemi]
(Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran, kıyamette onlarla haşrolur.) [Taberani]
Hristiyanlarla Yahudilere olduğu gibi, Vehhabilerle Şiilere neden kucak açıldığını, özellikle de Yahudilerle Şiilerin ön planda tutulmasının sebebini anlamak da zordur.
İmam-ı Rabbani ve Hazret-i Mehdi
Sual: İmam-ı Rabbani, Mehdi’nin Peygamberimizden bin sene geçtikten sonra mı, yoksa kendisinden bin sene sonra mı geleceğini bildirmiştir?
CEVAP
Kendisinden bin sene sonra geleceğini bildirmiştir. Peygamber efendimizden bin sene sonrası zaten, İmam-ı Rabbani hazretlerinin kendi zamanı oluyor. Peygamber efendimizden bin sene sonra gelecek olsaydı, 400 sene önce gelmiş olması gerekirdi. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hazret-i Mehdi çıkmadan önce doğu cihetinde, parlak bir kuyruklu yıldız doğacaktır. Bir yıldız doğmuştur, ama şunu bilmelidir ki, bu doğuşlar, Mehdi’nin zuhuru zamanında meydana gelecek olanlardan farklıdır, çünkü Mehdi’nin zuhuru ortaya çıkması, yüz yılın başlangıcında olacaktır. Şu an ise yüz yılın başını 18 sene geçmiştir. (2/68) [Görüldüğü gibi, hicri yüzyıl başını 18 sene geçtiği için, bir yıldız da görüldüğü halde, kendi zamanında gelmesinin mümkün olmadığını açıkça bildiriyor. Günümüzde ise, yüzyıl başını 30 sene geçmiştir.]
Resulullahın vefatından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı az ise de, İslamiyet’i tam kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek olacaklardır. Resulullah efendimiz, hazret-i Mehdi’nin teşrif edeceğini haber vermiştir. Bin sene sonra gelecektir. İsa aleyhisselam da, bin sene sonra, gökten inecektir. (1/209) [Burada açıkça, (Bin sene sonra gelecektir) deniyor, yani kendisinden bin sene sonra geleceği bildiriliyor. Şimdi gelecek olsaydı, İmam-ı Rabbani hazretleri, (Peygamberimizden 1500 sene sonra gelecek) diyemez miydi?]
Bu ümmetin sonu, Peygamberimizin vefatından bin sene sonra, yani ikinci bin ile başlamıştır, çünkü bin sene geçmesiyle, insanlarda ve eşyada büyük değişiklik olur. Allahü teâlâ, bu dini kıyamete kadar değiştirmeyeceği için, ilk zamanda gelenlerin tazelikleri, kuvvetleri sondakilerde de görülmekte ve böylece ikinci bin başında İslamiyet’i kuvvetlendirmektedir. Bu sözümüzü ispat etmek için, kuvvetli şahit olarak, hazret-i İsa ile hazret-i Mehdi’yi gösteririz. (1/261) [Burada da, bin sene geçtikçe İslamiyet’in kuvvetlendirileceği bildiriliyor. İkinci bin başında İslamiyet’i kuvvetlendiren, ikinci binin müceddidi olan, müceddid-i elf-i sani İmam-ı Rabbani hazretleridir. Kendisinden bin sene sonra, bu kuvvetlendirme işini ise hazret-i İsa ve hazret-i Mehdi yapacaktır.]
Ahmed Said Faruki hazretlerinin oğlu Muhammed Mazhar hazretleri de, İmam-ı Rabbani hazretlerinin hayatını anlattığı kitabında buyuruyor ki:
Her yüz sene başında bir müceddid yani dini kuvvetlendirici gelir, ama yüz senede gelen müceddid ile, bin senede bir gelen müceddid arasında çok fark vardır. Yüzle bin arasında ne kadar fark var ise, bu iki müceddid arasında da o kadar, hatta daha çok fark vardır. İmam-ı Rabbani hazretlerinin vakti şöyledir ki, eski ümmetler zamanında dünyanın zulmetle dolduğu yıllarda, ülülazm bir Peygamber gelir ve yeni bir din getirirdi. Ümmetlerin en hayırlısı, Muhammed aleyhisselamın ümmetidir. Bu ümmetin Peygamberi de, Peygamberlerin sonuncusudur. Bu ümmetin âlimleri, Benî İsrail’in Peygamberleri gibidir. Hadis-i şerifte, böyle olduğu bildiriliyor. Bu ümmette âlimlerin varlığı kâfi görüldü. Böyle bir vakitte, yani Peygamber efendimizden bin sene sonra, marifeti tam, âlim ve ârif bir zat lazımdır ki, eski ümmetlerdeki ülülazm bir Peygamberin yerini tutsun. Zira bu ümmetin sonu, Peygamber efendimizin vefatından bin sene sonradır, çünkü bin sene geçmesinde büyük bir özellik ve işlerin değişmesinde kuvvetli tesirler vardır. Bu ümmette ve bu dinde değişiklik olmayacağına göre, şüphesiz geçmişlerdeki nispetin ve o sağlam yolun, sonra gelenlerde yeniden kuvvetlenmesi zorunludur. Böylece, İmam-ı Rabbani hazretlerinin mübarek zatında, nübüvvet ve risaletin bütün üstünlüklerini toplayıp, bu yüksek makamla diğerlerinden ayırdılar. (Menakıb ve Makamat-i Ahmediyye-i Saidiyye)
Hazret-i Mehdi, İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğine göre, kendisinden bin sene sonra gelecek ve üçüncü binin müceddidi olacaktır. (Faideli Bilgiler)
Görüldüğü gibi, hiçbir âlim, (İmam-ı Rabbani hazretleri, hazret-i Mehdi’nin Peygamberimizden bin sene sonra geleceğini bildiriyor) diye bir şey anlamamış; hepsi, Peygamber efendimizden bin sene sonra gelecek olan müceddidin, İmam-ı Rabbani hazretleri olduğunu bildirmiştir.
Hazret-i Mehdi’nin mezhebi
Sual: Mevdudi, (Mehdi ortaya çıkınca, mezhep diye bir şey olmayacak. Mehdi, hayatın ana problemlerinde derin nüfuza sahip, modern bir reformcu olacak. Mezhepleri kaldıracak. Fıkıh ve tasavvuf âlimleri, onun getireceği yeniliklere karşı feryat edecekler. O zaman, bu dört mezhepten kurtulacağız) gibi şeyler söylüyormuş. Onun hayranları da aynısını söylüyorlar. Dört mezhep hak değil mi? Hak olan dört mezhebi Mehdi niye kaldıracak?
CEVAP
Mevdudi mezhepsizdir, onun sözü dinde senet değildir.
Hak kalkarsa yerine bâtıl gelir. Hak olan mezhep, kaldırılmaz. Mezhepleri kimse kaldırmayacaktır. Mezhepler dinin emriyle, Peygamber efendimizin emriyle ortaya çıkmıştır. Mezhep imamı demek, Peygamber efendimizin Kur’an-ı kerimden çıkardığı bilgileri, Eshab-ı kiramdan işiterek toplayan, kitaba geçiren büyük âlim demektir. Bu ise, Resulullah’a ve Kur’an-ı kerime uymak demektir. Eshab-ı kiram, Resulullah’tan işittiklerine uyardı. Kendi talebelerinden birine uymaya, yani dört mezhepten birinde olmalarına lüzum yoktu. Onların her biri, bütün bilgileri asıl kaynağından alıyordu.
Birbirlerine sorarak da öğreniyorlardı. Hepsi, mezhep imamlarından daha çok âlim ve daha yüksek müctehid, yani mezhep sahibiydiler. Bir müctehidin mezhebi kendi mezhebidir. Bir müctehid olan Hazret-i Mehdi’nin mezhebi de, kendi mezhebidir.
Hazret-i Mehdi gelince, doğru İslam bilgileri unutulmuş ve ortadan kalkmış olacak. Hazret-i Mehdi Ehl-i sünnet bilgilerini tazeleyeceği zaman, zaten İslam âlimi kalmamış olacak. Yani fıkıh ve tasavvuf âlimleri zaten kalmamış olacak. Dolayısıyla bu âlimler değil, ortalık mezhepsizlere kaldığı için, onlar Hazret-i Mehdi’ye karşı koyacaklar, feryat edecekler. Hazret-i Mehdi, âlimleri değil, bu türedileri zararsız hâle getirecektir.
Hazret-i İsa da, Hazret-i Mehdi gibi ictihad edecektir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Muhammed Parisa hazretleri, Fusul-i sitte kitabında, (İsa aleyhisselam gökten inip, İmam-ı a’zam Ebu Hanife’nin mezhebine uygun ictihad edecek, onun helal dediğine helal diyecek, haram dediğine haram diyecektir) buyuruyor. (3/17)
Hazret-i Mehdi, İslamiyet’i yayacak. Resulullah’ın sünnetlerini ortaya çıkaracak. Bid’at işlemeye ve bid’atleri Müslümanlık olarak yaymaya alışmış olan Medine’deki din adamı, Mehdi’nin sözlerine şaşıp, (Bu adam bizim dinimizi yok etmek istiyor) diyecek. Hazret-i Mehdi, bu din adamının öldürülmesini emredecektir. (1/255)
Görüldüğü gibi, Hazret-i Mehdi geldiğinde, hak mezheplerin hükümleri unutulmuş olacak, bid’atler ortalığı kaplayacak, ortada hak bir mezhep kalmayacaktır. Hazret-i Mehdi de yaygınlaşan bu bâtıl mezhepleri, bid’atleri kaldıracaktır. Mezhepsizleri yok edecektir. Bütün bu bildirilenlere rağmen, nasıl olur da, Müslümanlar için rahmet olan dört hak mezhep ve fıkıh kitaplarında bildirilen hükümler, ictihadlar, öcü gibi gösterilip, (Mehdi gelince bunlardan kurtulacağız) diye mezhep düşmanlığı yapılabilir?
Hazret-i Mehdi gelince
Sual: (Bir dinde bir mesele, mezhebin birine göre farz, ötekine göre haram olur mu? Mehdi gelince bu ihtilaflara son verecektir. Mehdi’nin bir an önce gelmesinin önemi buradan da anlaşılıyor) deniyor. Asırlardır hiçbir İslâm âlimi, dört hak mezhepteki farklı hükümlere itiraz etmemiştir. Mehdi niye hak mezhepleri kaldıracak ki?
CEVAP
Hazret-i Mehdi geldiği zaman, dört hak mezhebi kaldırmayacaktır. (Kaldıracaktır) demek, dört hak mezhebin bâtıl olduğunu iddia etmek olur. Bu da asırlardır gelen İslâm âlimlerini yalanlamak olur. Hangi Ehl-i sünnet âlimi, dört mezhebin hak olmadığını söylemiştir?
Hak mezheplerdeki hükümlerin farklı olması, Peygamber efendimizin emrettiği bir rahmettir. Allahü teâlânın gönderdiği dinlerin hepsi de, amel yönüyle farklıydı. Âdem aleyhisselamın diniyle Nuh aleyhisselamın, Musa aleyhisselamın dinleri farklıydı. Farklı olmaları hak din olmalarını engellemez. Mesela şarap mubah iken son gönderilen dinde haram kılındı. Niye dinde veya mezheplerde farklı hüküm var demek, Allah'ı suçlamak olur. Allahü teâlâ öyle dilemiş, öyle hükümler göndermiştir. Farklı ictihad da, yani farklı hükümler de dinimizin emridir.
Hazret-i Mehdi geldiği zaman, herkes dinden uzaklaşmış, dört hak mezhebin hükümleri unutulmuş, bâtıl mezhepler ve bid’atler yayılmış olacak. Hazret-i Mehdi, hak mezhepleri ve dinin hükümlerini değil, bu bid’atleri ve bâtıl mezhepleri kaldıracak ve dinin hükümleri unutulduğu için ictihad edecektir. Yapacağı ictihadlar, Hanefî mezhebine uygun olacaktır. Hazret-i İsa da aynı şekilde ictihad edecektir.
Muhammed Parisa hazretleri, (Hazret-i İsa’nın yeryüzüne indiği zaman yapacağı ictihadlar, Hanefî mezhebindeki hükümlere uygun olacaktır) buyuruyor. (Füsul-i sitte)
Hak dinlerdeki farklı hükümler amelde olduğu gibi, dört hak mezhep arasındaki farklar da, itikatta değil ameldedir. Bu ise, Eshab-ı kiramın farklı ictihadı gibi rahmettir. İki hadis-i şerif meali:
(Ümmetimin [âlimlerinin] ihtilafı [farklı ictihadları] rahmettir.) [Deylemi]
(Âlim, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevab alır.) [Buhari]
Sahabenin veya diğer müctehidlerin ictihadlarında doğruyu bulma mecburiyeti yoktur. Doğruyu bulamasa da, isabet edemese de yine sevab kazanır. Bunlara uyan da sevab kazanır. Farklı içtihada dil uzatmak, dinî yıkmaktan başka şey değildir.
Hazret-i Mehdi’nin alametleri
Sual: Mehdi’nin alametleri çeşitli şekillerde tevil edilerek deniyor ki:
1- Medine, şehir demektir. (Mehdi, Medine’de doğacak) demek, köyde değil, şehirde doğacak demektir. Ben şehirde doğduğuma göre, ne demek istediğimi anlarsınız.
2- (Mehdi, İsa ile birlikte Deccal’ı öldürecek) demek, ateizmi yok edecekler demektir.
3- (Mehdi gelince semadan bir melek haber verecek) demek, insanlar birbirine telefon, radyo veya TV ile haber verecek demektir.
4- (Mehdi bid’atleri temizleyecek) demek, fıkıhçıların ictihad diyerek uydurduğu şeyleri ve dört mezhebi ortadan kaldıracak demektir.
5- (Mehdi’nin adı benim adımla, babasının adı da benim babamın adıyla aynı olacak) hadisinden maksat, adı Muhammed, babasının adı Abdullah olacak demek değildir. Mehdi’nin adı Peygamberin dedelerinden birinin adı da olabilir. Mesela Haşim olabilir, İlyas olabilir, Adnan da olabilir.
6- Bilen pek yoksa da, Mehdi gelmiştir, 93 sene sonra, Güneş’in Batıdan doğmasından sonra da İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak. Bundan 15 saat sonra da kıyamet kopacak.
7- Mehdi kararmış olan dünyayı aydınlatan bir güneştir ve aydınlatmaya da başlamıştır. Mehdi güneş olduğuna göre, Güneş’in Batıdan doğması, Mehdi’nin çıkışı demek de olabilir.
Herkes aklına göre böyle bir tevil yaparsa, dinin bildirdiklerine kim inanır ki?
CEVAP
Zırva tevil götürmez. Bu tevillerin hepsi yersizdir. Peygamber efendimizin hadis-i şerifleri, bulmaca, bilmece gibi değildir. Yani (Ben Medine dersem, siz Ankara, İzmir gibi bir şehir anlayın, ben Muhammed dersem siz Haşim anlayın) cinsinden değildir. Hâşâ Resulullah efendimiz, bilmece gibi söz söylemez. Bu zırvalara kısaca cevap verelim:
1- Bir hadis-i şerif meali:
(Medine halkından olan Mehdi, Mekke’ye gidecek. Mekke halkından bir kısmı ona gelecek ve istemediği halde onu evinden çıkarıp ona biat edecekler.) [Ebu Davud] (Burada açıkça, Medine halkından deniyor. Devamında da, Mekke’ye gidecek deniyor. Ne diye “Şehir halkından” denilip de, sonra Mekke’ye gidecek densin?)
Hazret-i Ali’nin rivayeti de şöyledir:
(Mehdi, Medine’de doğacaktır.) [İ. Münavi] (Medine şehrinde doğmayacak olsa, ne diye Medine’de doğacak densin? Köyde ve şehirde doğmasının ne önemi var? Yukarıdaki hadis-i şerifte de, Medine’de doğup sonra Mekke’ye gideceği açıkça bildiriliyor.)
2- Bir hadis-i şerifte, Deccal’ın nasıl çıkacağı da açıkça bildiriliyor. Hazret-i Mehdi Kudüs’e intikal ettiğinde, Deccal’ın çıktığını haber alacaklar deniyor. (Kitab-ul-Burhan fi alamat-i Mehdiyyi ahir-iz-zaman)
Bunun ateizmle ne ilgisi olabilir? Kudüs’e gittiğinde, ateizmin çıktığını mı haber alacak? Atalarımız boşuna, (Zırva tevil götürmez) dememişler.
3- Peygamber efendimiz, (Melek seslenecek) buyururken, tevilciler, telefon, radyo veya TV diyor. Bir hadis-i şerif meali:
(Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, “Bu Mehdi’dir, sözünü dinleyiniz” diyecektir.) [M. Rabbani]
4- Bu, fıkıh âlimlerine, müctehidlere yapılmış çok çirkin bir iftiradır. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Kıyas ve ictihad, bid’at değildirler, çünkü bunlar, âyet-i kerimelerin mânâlarını meydana çıkarırlar. Bu mânâlara başka bir şey eklemezler. (1/186)
Hazret-i Mehdi geldiği zaman, dört hak mezhebi kaldırmayacaktır. (Kaldıracaktır) demek, dört hak mezhebin bâtıl olduğunu iddia etmek olur. O zaman, dört hak mezhebin hükümleri unutulmuş, bâtıl mezhepler ve bid’atler yayılmış olacak. Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa, hak mezhepleri ve dinin hükümlerini değil, bu bid’atleri ve bâtıl mezhepleri kaldıracak ve ictihad edecektir. Hatta ictihad ederek bildireceği hükümler, Hanefî mezhebine uygun olacaktır. Muhammed Parisa hazretleri buyuruyor ki:
İsa aleyhisselamın ictihad ile çıkaracağı bütün hükümler, Hanefi mezhebindeki hükümlere uygun olacaktır. (Füsul-i sitte)
5- Bir hadis-i şerif meali şöyledir:
(Allahü teâlâ, kıyamet kopmadan önce, ehl-i beytimden birini yaratır ki, ismi benim ismim gibi, babasının ismi, benim babamın ismi gibi olur. Ondan önce dünya zulümle doluyken, onun zamanında adaletle dolar.) [Ebu Davud, İ. Ahmed, Tirmizi, Taberani, Ebu Nuaym, İbni Ebi Şeybe]
Peygamber efendimiz açıkça isminin ve babasının isminin ne olacağını bildirirken, nasıl olur da, Mehdi’nin ismi, Haşim, İlyas, Adnan veya diğer dedelerinden birinin ismi olacak denebilir? Bu, açıkça hadis-i şerifi inkâr etmek değil midir?
6- Hem Mehdi geldi diyor, hem de 100 sene sonra, güneş batıdan doğduktan sonra, Hazret-i İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak diyor. Mehdi, 40 yaşında zuhur edeceğine göre, tevilcilere göre, şimdi gelmiş olan Mehdi, 100 sene sonra yani 150 yaşındayken mi Hazret-i İsa, Mehdi’nin arkasında namaz kılacak?
7- Hani Güneş 93 sene sonra Batıdan doğacaktı? Bu alametlerin peş peşe olacağını yeni mi okudular ki, Dabbe çıktı dediklerine göre, Güneş’in Batıdan doğması için, acilen bir tevil bulmak zorunda mı kaldılar?
Görüldüğü gibi, bu iddia edilenlerin tamamı, dinimize aykırıdır. İmam-ı a’zam hazretleri de, bütün Ehl-i sünnet âlimleri gibi, bunları tevil etmemiş, (Yecüc ve Mecüc’ün ortaya çıkması, Güneş’in Batıdan doğması, Hazret-i İsa’nın gökten inmesi, Deccal’ın gelmesi ve diğer kıyamet alametlerinin hepsinin, hadis-i şerifte bildirildiği gibi, zamanı gelince aynen gerçekleşeceğine inanırız) buyurmuştur. (Fıkh-ı ekber)
Mehdi’nin ayak sesleri
Sual: Sünnî bir yazar, (Mehdi’nin ayak seslerini işitiyorum) diye bir yazı yazmış. Gelecek hakkında indî tahminlerde bulunmuş. İslâmiyet'in gümbür gümbür geleceğini söylemiş. Tarihte bu Mehdi meselesi, çok istismar edilmiştir. Her devirde Mehdi’nin geldiği, bugün yarın Kıyametin kopacağı söylenmiştir. Çok kimse de, kendinin Mehdi olduğunu açıklamıştır. Günümüzde de, her köşe başında mehdilik satan çok kimse vardır. Sünnî yazar da, söylenenlerden etkilenmişe benziyor. Acaba bu yazarın işittiği ayak sesleri kime ait? Mezhepsizlerin, dinsizlerin ayak sesleri olmasın? Bu yazar, acaba sesleri ayırmakta güçlük mü çekiyor? Çünkü âhir zamanda gün günü aratacak, dinsizlik çoğalacaktır. Nitekim (Her asır, öncekinden daha kötü olur, böylece Kıyamete kadar bozulur) hadis-i şerifi, kötülüğün ve küfrün gümbür gümbür yayılacağını göstermektedir. İkinci binin müceddidi İmam-ı Rabbânî hazretleridir. Üçüncü bin yılın müceddidi de Hazret-i Mehdi olacağına göre, İmam-ı Rabbânî hazretlerinden bin yıl sonra Mehdi gelmeyecek mi?
CEVAP
Evet, Hazret-i Mehdi’nin gelişine en az 600 yıl daha vardır. Gelinceye kadar dinsizlikler, cinayetler, her çeşit kötülük yayılmaya devam edecektir. İstisna olarak bazı bölgelerde İslamiyet’e sarılanların olması hadis-i şerife aykırı değildir. Yukarıdaki hadis-i şerif, dünyada genel bozulmayı bildirmektedir. Mehdi’yim diyenlerin hiçbirine inanmamalı. Mehdi’nin alametleri sitemizde vesikalarıyla birlikte vardır.
Hazret-i Mehdi gelince
Sual: Şeyh denilen biri, (Hazret-i Mehdi geldiğinde elektrik ve elektronikle çalışan hiçbir şey olmayacak, teknolojiyi tamamen kaldıracaktır) diyormuş. Öyle bir şey var mı?
CEVAP
Ateistler ve yabancılar, özellikle böyle şeyhler yüzünden İslâmiyet'e ters bakıyorlar. Teknoloji İslâmiyet'e aykırı değildir, İslamiyet’in emrettiği bir ilimdir. Hazret-i Mehdi, İslâmiyet'e aykırı bir iş yapmayacaktır. Onun zamanında inecek olan Hazret-i İsa da, onunla beraber İslâmiyet'i yayacaktır. İki hadis-i şerif:
(Eshab-ı Kehf, hazret-i Mehdi’nin yardımcıları olacak, İsa “aleyhisselam” da, bunun zamanında gökten inip Hazret-i Mehdi ile birlikte, Deccal ile savaşacaktır.) [İ. Süyûtî]
(İsa “aleyhisselam”, âdil bir hakem olarak gökten inecek, İslam’dan başka her şeyi yasaklayacaktır.) [Buhârî]
Zamane şeyhleri, nakli esas almıyorlar, akıllarına geleni söylüyorlar. Belki de teknolojiyi İslam dışı bir şey sandıkları için, (Mehdi, İslam’a aykırı olan şeyleri kaldıracaktır) diyorlar. Nakli esas almayanların sözlerine itibar edilmez.
Hazret-i Mehdî'nin alametleri
Sual: Önceki zamanlarda olduğu gibi, zamanımızda da kendini "Mehdi" ilan edenler oluyor. Geleceği bildirilen hazret-i Mehdi'nin bunlarla bir alakası var mıdır?
Cevap: Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. Adı, Muhammed, babasının adı Abdullah’tır. Resûlullah efendimizin soyundan olacaktır. İsa aleyhisselâmla buluşacak, mezhepleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacak, her yeri alacak, her yerde adalet olacak, Eshâb-ı Kehf, uyanıp mağaradan çıkarak, hazret-i Mehdi'nin askeri olacaktır. Bazı kimseler, büyük zannettikleri kimselere Mehdi demektedir. Hazret-i Mehdi'nin alametlerini Resûlullah efendimiz bildirmiştir. İbni Hacer-i Mekkî hazretlerinin Alâmet-ül-Mehdî kitabında ve İmâm-ı Süyûtî hazretlerinin Cüz'ün minel ehâdîs velâsâril vârideti fî alâmetil mehdî kitabında bunlardan iki yüze yakın alâmet yazılıdır. El-fütûhât-ül-islâmiyye kitabında diyor ki:
“Beklenilen Mehdi, hazret-i Fatıma'nın soyundan olacaktır. Mekke’de zuhur edecektir. O zaman, Müslümanlar halifesiz olacaktır. İstemediği hâlde, zorla halife yapılacaktır. Zuhur edeceği zaman, yaşı ve ömrü kesin belli değildir.”
Hazret-i Mehdi çıkacağı zaman yeryüzünde halife bulunmayacağı ve Mehdiliklerini ilan edenlerin Mehdi olmadıkları, buradan anlaşılmaktadır. İmâm-ı Rabbânî hazretleri, hazret-i Mehdi'nin Medine’deki sapık din adamlarını öldüreceğini yazmaktadır.
Hazret-i Mehdi gelecektir
Sual: Mehdi hurafedir diyenler oluyor. Nasıl cevap verilebilir?
CEVAP
İbni Hacer-i Mekki, (Alamat-i Mehdi), imam-ı Süyuti, (El-bürhan) ve imam-ı Şarani (Muhtasar-ı Tezkire-i Kurtubi) kitabında iki yüze yakın, Hazret-i Mehdi’nin alameti bildirilmektedir. Hazret-i Mehdi için hurafe demek, ilme ihanettir, kıyamet alametidir. Bu konudaki hadis-i şeriflerden birkaçı şöyledir:
(Eshab-ı Kehf, Mehdi’nin yardımcıları olacak ve İsa bunun zamanında gökten inecek ve Deccal ile harb ederken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.) [İ.Süyuti]
(Yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin Zülkarneyn ile Süleyman idi. İkisi kâfir, Nemrud ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, benim evladımdan biri yeryüzüne malik olacaktır.) [İ.Süyuti]
(Horasan tarafından gelen siyah sancaklılara katılın. Onların içinde Allah'ın halifesi Mehdi vardır.) [Hakim, İ.Ahmed, Deylemi]
(Nasıl helak olur bir ümmet ki, başında ben, sonunda Meryem oğlu İsa ve ortasında da ehl-i beytimden Mehdi vardır.) [Hâkim, İ.Asakir]
(Şarktan çıkan bir grup, Mehdi’ye yardım ederler.) [İbni Mace, Taberani]
(Mehdi çıkınca, Allahü teâlâ ona rahmetini indirir.) [İ.Ahmed, Hakim]
(Mehdi bendendir, yeryüzünü hak ve adaletle doldurur.) [Ebu Davud]
(Dünyayı küfür kaplamadıkça Mehdi gelmez.) [Mekt.Rabbani 2/68]
(Mehdi gelince, bir bereket olacak, ümmetim rahat edecektir.) [İbni Ebi Şeybe]
(Mehdi ehl-i beyttendir. Allahü teâlâ onu bir gecede olgunlaştırır.) [İbni Mace, İ.Ahmed]
(Deccal’ın veya Mehdi’nin geleceğine inanmayan kâfir olur.) [Favaid-il Ehbar - Şerh’is-Siyer]
(Mehdi, Kureyşten ve ehl-i beytimdendir.) [İ.Ahmed, Baverdi]
(Mehdi benim soyumdandır.) [İbni Mace]
(Mehdi evladı Fatıma’dandır.) [Ebu Davud, Hakim]
(Mehdi, amcam Abbas’ın soyundandır.) [İ.Asakir, Dare Kutni]
(Ya Abbas, senin soyundan bir genç dünyayı adaletle doldurur, İsa ile namaz kılar.) [Hatib, İbni Asakir, Dare Kutni]
[Burada tenakuz [çelişki] yoktur. Abdülkadir-i Geylani hazretleri anne tarafından seyyid, baba tarafından şerif idi. Hazret-i Mehdi de, Hazret-i Fatıma’nın soyundan bir genç, Hazret-i Abbas’ın soyundan biri ile evlenince, her iki soydan da gelmiş olur.]
Hazret-i Ali, oğlu Hasanı gösterip, "Bu oğlumun neslinden biri çıkacak, dünyayı adaletle dolduracaktır" buyurdu. (Ebu Davud)
Kütüb-i sitteden Buhari, Müslim, Ebu Davud, İbni Mace, Tirmizi ve diğer hadis âlimlerinin bildirdikleri bu hadis-i şerifleri ve Ehl-i sünnet âlimlerinin açıklamalarını akıl ve iman sahibi hiç kimse inkâr edemez. Tevil etmek de dinimize aykırıdır. Herkes dinin hükümlerini tevil etmeye kalkarsa ortada din diye bir şey kalmaz.
Hazret-i Mehdi gelince
Sual: Tam İlmihal’deki, (Hazret-i Mehdi, ahir zamanda dünyaya gelecektir. İsa aleyhisselamla buluşacak, mezhepleri kaldıracak, yalnız onun mezhebi kalacaktır) ifadesinden kasıt nedir?
CEVAP
Hazret-i Mehdi geldiğinde, hak mezheplerin hükmü unutulmuş olacak, bid'at mezhepleri ortalığı kaplayacak, ortada hak bir mezhep kalmayacaktır. Yani mezheplerin doğru bilgileri kalmayacak, sadece isimleri kalıp, din düşmanları veya sapıklar tarafından bu isimler suistimal edilecektir.
Hazret-i Mehdi, ictihad edecek, ictihadı Hanefi mezhebine uygun olacaktır. Zaten İsa aleyhisselamın Hristiyanlığı yasak ettiği gibi, Hazret-i Mehdi de diğer bozuk fırkaları, bozuk mezhepleri yasak edecektir. Bozuk mezhepleri kaldıracağı için mezhepleri kaldıracak ifadesi kullanılmıştır.
Hazret-i Mehdi’nin üstünlüğü
Sual: Hazret-i Mehdi, dört halifeden daha üstün müdür?
CEVAP
Kesinlikle değildir. Bu hususta İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Resulullahın vefatından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı azsa da, İslamiyet’i tam kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek olacaklardır. Resulullah efendimiz, hazret-i Mehdi’nin geleceğini haber vermiştir. Bin sene sonra gelecektir. İsa aleyhisselam da, bin sene sonra, gökten inecektir. Bin sene sonra gelen Evliyanın yükseklikleri, Eshab-ı kiramın yüksekliklerine benzemektedir. Her ne kadar, Peygamberlerden sonra, en üstün insanlar Eshab-ı kiram ise de, sonra gelenler, bunlara çok benzedikleri için, hangilerinin daha üstün oldukları anlaşılamaz gibi olmuştur. Belki de bunun içindir ki, Resulullah efendimiz, (Öncekiler mi daha üstündür, yoksa sonrakiler mi? Bilinemez) buyurdu. Yoksa (Öncekiler mi daha üstündür, yoksa sonrakiler mi, bilmem) buyurmadı, çünkü hangilerinin daha üstün olduğunu elbette biliyordu. Bunun için, (En üstün olanlar, benim zamanımda bulunan Müslümanlardır) buyurmuştu, fakat çok benzedikleri için, şüphe hâsıl olduğundan (Bilinemez) buyurdu.
Resulullah, Eshab-ı kiramın zamanından sonra, Tabiinin zamanının yüksek olduğunu bildirdi. Bundan sonra da Tebe-i tabiinin zamanının üstün olduğunu bildirdi. Bunların da, bin sene sonra gelenlerden daha üstün oldukları anlaşıldı. Sonra gelenlerin, Eshab-ı kirama çok benzemesi nasıl olur denilirse, şöyle cevap veririz ki, o iki asrın, bu son gelenlerden daha üstün olması, belki onlarda Evliya sayısının çok ve bid’at sahiplerinin az olduğu için olabilir. Bunun için, sonra gelenler arasında birkaç Evliyanın, o iki asırda bulunan Evliyadan daha yüksek olduğunu söylemek, yanlış olmaz. Mesela, hazret-i Mehdi böyledir, fakat Eshab-ı kiramın zamanı, her bakımdan, daha yüksektir. Bunun üzerinde konuşmak bile lüzumsuzdur. Önce gelenler, onlardır. Naim Cennetinde yakîn olanlar onlardır. Başkalarının dağ kadar altın sadaka vermesi, onların bir avuç arpa vermesinin sevabına kavuşturamaz. Allahü teâlâ, dilediğini rahmetine kavuşturur. (1/209)
Hazret-i Mehdi keramet sahibidir
Sual: (Mehdi sıradan bir insandır, kerameti, harikulade halleri yoktur, bir meleğin, “Bu Mehdi’dir” demesi gibi bir şey olamaz. Böyle bir şey imtihana aykırıdır, insanın seçme iradesini kaldırır. Mehdi’nin geldiğinin gökten haber verilmesi, telefonla, radyo veya TV ile bildirilmesi demektir) diyenlerin maksadı nedir? Kendilerini veya hocalarını mı Mehdi yapmak istiyorlar?
CEVAP
Belki de o maksatla söylüyorlardır. Hazret-i Mehdi’de birçok olağanüstü olaylar görülecektir. Bu harikulade olaylar, imtihana aykırı değildir. Öyle olsaydı, Peygamberlerin mucizelerini gören bütün müşrikler, hemen iman ederdi. Her peygamberden mucize görüldüğü halde, inanmayanlar daha çok olmuştur. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hazret-i Mehdi’nin zuhurunun alametleri, Peygamber efendimizin peygamberliğinin bildirilmesinden önce ortaya çıkan irhasat gibidir. Nitekim Peygamber efendimiz ana rahmine düşünce, yeryüzündeki bütün putlar yüzüstü düştü. Bütün şeytanlara işlerinden el çektirildi. Melekler, İblis’in tahtının altını üstüne getirerek, onu denize attılar ve ona kırk gün azap ettiler. Doğduğu gece, Kisra’nın sarayı sallandı, 14 kulesi düştü. Mecusilerin bin senedir sönmeyen ateşi söndü. Hazret-i Mehdi de, büyük bir zat olup, sayesinde İslamiyet’e ve Müslümanlara üstün bir takviye hâsıl olacağından ve evliyalığının maddî ve manevî açıdan büyük bir etkisi bulunacağından, kendisi harikulade birçok keramete sahip olup, döneminde olağanüstü alâmetler zuhur edecektir. Bu yüzden, Resulullahın irhasatı gibi olağanüstü işler, Hazret-i Mehdi’nin zuhurundan önce de ortaya çıkarak, onun alametleri olacaktır. (2/68) [İrhasat, bir peygamberden, peygamberliği bildirilmeden önce meydana gelen harikulade [olağanüstü] haller demektir. İsa aleyhisselâmın beşikte konuşması, Muhammed aleyhisselama, ağaçların, taşların selam vermeleri gibi hâllere irhas denir. Henüz peygamberlikleri bildirilmediği için, mucize denmez.]
Yine İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hindistan’da biri, Mehdi olduğunu iddia etmişti. Meşhur, hatta manası tevatür derecesine varmış birçok hadis-i şerifler, böylelerinin bu itikat ve sözlerini yalanlamaktadır. Birçok hadis-i şeriflerde, (Mehdi’nin başı hizasında bir bulut olacaktır. Buluttan bir melek, “Bu Mehdidir, sözünü dinleyiniz” diyecektir) buyuruldu. O halde insaf etsinler ki, bu alametler, o adamda var mıdır, yok mudur? Hazret-i Mehdi’nin daha birçok alametlerini, Peygamber efendimiz haber vermiştir. Ahmed ibni Hacer-i Mekki hazretleri (El-kavl-ül-muhtasar fi alamat-il-Mehdi) ismindeki kitabında, Hazret-i Mehdi’nin iki yüze yakın alametlerini yazmıştır. Geleceği bildirilen Mehdi’nin alametleri meydandayken, başkalarını Mehdi sananlar, ne kadar cahildir! (2/67)
İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiği bu hadis şerifte açıkça, Hazret-i Mehdi’nin zuhurunu, meleğin haber vereceği bildiriliyor. Melek için nasıl olur da, telefon, radyo veya TV denebilir? Demek ki, tevilcilerden her şey beklenir. Nitekim melekler için (Tabiat kuvvetleridir) diyen sapıklar da çıkmıştı. Buna, tevil yoluyla inkâr denir. Açıkça inkâr edemedikleri için, böyle tevil ederek inkâr ediyorlar. Her şey böyle tevil edilirse, ortada din diye bir şey kalmaz.
(El-kavl-ül-muhtasar fi alamat-il-Mehdi) kitabında bu hususta bildirilen birkaç hadis-i şerif meali de şöyledir:
(Mehdi, çıkarken başında bir sarık olacak ve bir münadi, “Bu, Allah’ın halifesi olan Mehdi’dir, ona uyunuz” şeklinde nida edecektir.)
(Mehdi, başının üzerinde, “Bu Mehdi’dir, ona uyunuz” şeklinde çağıran bir melek olduğu halde çıkacaktır.)
(Hiçbir tarafın kendisinden korunamayacağı bir fitne zuhur edecek. Bu fitne, çıktığı yerden hemen başka bir tarafa yayılacak ve bu durum, bir münadinin semadan seslenerek, “Ey insanlar, emîriniz artık Mehdi’dir” demesine kadar devam edecektir.)
(Mehdi’nin zuhuru Muharrem ayında olacak ve semadan gelen bir nida, “Bu, Allah’ın halifesi Mehdi’dir, ona uyunuz ve sözünü dinleyiniz” diyecektir.)
Bunları hiçbir Ehl-i sünnet âlimi tevil etmemiş, İmam-ı a’zam hazretleri de, (Kıyamet alametlerinin hepsinin, hadis-i şerifte bildirildiği gibi, zamanı gelince aynen gerçekleşeceğine inanırız) buyurmuştur. (Fıkh-ı ekber)
Yahudiler ve Mehdi
Sual: (Yahudilere göre de Mehdi gelecek. Mehdi gelince Yahudiler, Hristiyanlar ve Müslümanlar kucaklaşacaktır. Müslümanlar, Ehl-i kitapla omuz omuza verip, ateizme karşı mücadele edeceklerdir. Zaten ehl-i kitap bizim kardeşimizdir, fakat Hristiyanların üç tanrı inancı yanlıştır. Yahudiler onlar kadar kötü değildir, can ciğer kardeşimizdir. Tevrat’ı okumak gerekir. Şiiler gibi Vehhabiler de din kardeşimizdir, bunlar Mehdi’nin askerleri olacaktır. Yahudilerin bekledikleri Mesih, bizim beklediğimiz Mehdi’dir. Bu onları baskıdan kurtaracak, vaat edilmiş toprakları yeniden elde edecek ve Yahudileri tüm dünyaya hâkim kılacaktır) diyenler çıktı. Bunların maksatları nedir? Mehdi, Müslümanları değil de, niye Yahudileri dünyaya hâkim kılacak? Sanki aralarında iş bölümü yapar gibi, niye günümüzdeki insanların bazıları Hristiyanlara, bazıları da Yahudilere daha çok sempati duyar ki? Bu işin Yahudi İbni Sebe ile de bir ilgisi olabilir mi?
CEVAP
Dinimizde böyle bir şey yoktur, hiçbir din kitabında böyle bir şey yazmaz. Bunlar yeni türedilerin uydurmalarıdır.
Yahudilerin Mehdi’yi beklediğini söylemek çok yanlıştır. Onlar, Muhammed aleyhisselam kendi ırklarından olmadığı için, âhir zaman peygamberini bekliyorlar, (Kral Mesih gelecek ve bizi dünyaya hâkim kılacak) diyorlar. Buna Mehdi demek kadar saçma bir şey olamaz.
Hazret-i Mehdi ve Hazret-i İsa gelince, Yahudilik veya Hristiyanlık değil, İslamiyet yeryüzüne hâkim olacak ve bütün bâtıl dinler ortadan kalkacaktır. Üç hadis-i şerif meali:
(İsmini duyduğunuz kimselerden, yeryüzüne dört kişi malik oldu. İkisi mümin, ikisi de kâfirdi. Mümin olan iki kişi, Zülkarneyn ile Süleyman idi. Kâfir olan ikisi de, Nemrut ile Buhtunnasar idi. Beşinci olarak, yeryüzüne, benim evladımdan biri, [Mehdi] malik olacaktır.) [M. Rabbani]
(Allah’a yemin ederim ki, Meryem’in oğlu İsa, âdil bir hakem olarak aranıza inecek, haçı kıracak [Hristiyanlığı kaldıracak], domuzu öldürecek [domuz etini yasaklayacak], İslam’dan başka her şeyi yasak edecektir.) [Buhari]
(İsa inince İslamiyet’le hükmedecektir. O zaman Allahü teâlâ, Müslümanlardan başka herkesi helak edecek, sonra yeryüzünde sükûn, emniyet meydana gelecektir. O kadar ki, aslan deveyle, kaplan inekle ve kurt kuzuyla serbestçe dolaşacak, çocuklar yılanlarla oynayacak. İsa ölünce, cenazesini Müslümanlar kaldıracaktır.) [Ebu Davud]
Peygamber efendimiz, Hazret-i İsa gelince, Allahü teâlânın Müslümanlardan başka herkesi helak edeceğini bildirirken, Müslümanların Yahudi ve Hristiyanlarla, yani Allahü teâlânın düşmanı olan kâfirlerle kucaklaşacaklarını söylemek, normal insanın söyleyeceği bir söz değildir.
Yahudilere ve Hristiyanlara kucak açanlar, şu mealdeki âyet-i kerimeleri hiç mi görmediler? Gördüler de, yoksa hâşâ inanmıyorlar mı?
(İman edenlere en şiddetli düşmanlık edenler Yahudi ve müşriklerdir.) [Maide 82]
(Dinlerine uymadıkça, Yahudilerle Hristiyanlar senden asla hoşnut olmazlar.) [Bekara 120]
Demek ki, Tevrat ve İncil okumakla, onlarla dost olmakla, bunlar Müslümandan hoşnut olmazmış. Hoşnut olmaları için, Allahü teâlânın bildirdiği gibi, dinlerine uymak gerekiyormuş. Peki, bunu bir Müslüman nasıl yapar?
Allahü teâlânın, sevmeyin, dostluk kurmayın dediği kimseleri sevmek ve onlarla dostluk kurmak, dinimize aykırıdır. Birkaç hadis-i şerif meali şöyledir:
(İmanın en sağlam temeli ve en kuvvetli alameti, hubb-i fillah, buğd-ı fillahtır.) [Ebu Davud]
(İsyan edenlere düşmanlık ederek, Allahü teâlâya yaklaşın!) [Deylemi]
(Bir kavmi sevip de onlarla dostluk kuran, kıyamette onlarla haşrolur.) [Taberani]
Hristiyanlarla Yahudilere olduğu gibi, Vehhabilerle Şiilere neden kucak açıldığını, özellikle de Yahudilerle Şiilerin ön planda tutulmasının sebebini anlamak da zordur.
İmam-ı Rabbani ve Hazret-i Mehdi
Sual: İmam-ı Rabbani, Mehdi’nin Peygamberimizden bin sene geçtikten sonra mı, yoksa kendisinden bin sene sonra mı geleceğini bildirmiştir?
CEVAP
Kendisinden bin sene sonra geleceğini bildirmiştir. Peygamber efendimizden bin sene sonrası zaten, İmam-ı Rabbani hazretlerinin kendi zamanı oluyor. Peygamber efendimizden bin sene sonra gelecek olsaydı, 400 sene önce gelmiş olması gerekirdi. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Hazret-i Mehdi çıkmadan önce doğu cihetinde, parlak bir kuyruklu yıldız doğacaktır. Bir yıldız doğmuştur, ama şunu bilmelidir ki, bu doğuşlar, Mehdi’nin zuhuru zamanında meydana gelecek olanlardan farklıdır, çünkü Mehdi’nin zuhuru ortaya çıkması, yüz yılın başlangıcında olacaktır. Şu an ise yüz yılın başını 18 sene geçmiştir. (2/68) [Görüldüğü gibi, hicri yüzyıl başını 18 sene geçtiği için, bir yıldız da görüldüğü halde, kendi zamanında gelmesinin mümkün olmadığını açıkça bildiriyor. Günümüzde ise, yüzyıl başını 30 sene geçmiştir.]
Resulullahın vefatından bin sene geçtikten sonra, ümmetinden gönderilen âlimlerin sayısı az ise de, İslamiyet’i tam kuvvetlendirmeleri için, çok yüksek olacaklardır. Resulullah efendimiz, hazret-i Mehdi’nin teşrif edeceğini haber vermiştir. Bin sene sonra gelecektir. İsa aleyhisselam da, bin sene sonra, gökten inecektir. (1/209) [Burada açıkça, (Bin sene sonra gelecektir) deniyor, yani kendisinden bin sene sonra geleceği bildiriliyor. Şimdi gelecek olsaydı, İmam-ı Rabbani hazretleri, (Peygamberimizden 1500 sene sonra gelecek) diyemez miydi?]
Bu ümmetin sonu, Peygamberimizin vefatından bin sene sonra, yani ikinci bin ile başlamıştır, çünkü bin sene geçmesiyle, insanlarda ve eşyada büyük değişiklik olur. Allahü teâlâ, bu dini kıyamete kadar değiştirmeyeceği için, ilk zamanda gelenlerin tazelikleri, kuvvetleri sondakilerde de görülmekte ve böylece ikinci bin başında İslamiyet’i kuvvetlendirmektedir. Bu sözümüzü ispat etmek için, kuvvetli şahit olarak, hazret-i İsa ile hazret-i Mehdi’yi gösteririz. (1/261) [Burada da, bin sene geçtikçe İslamiyet’in kuvvetlendirileceği bildiriliyor. İkinci bin başında İslamiyet’i kuvvetlendiren, ikinci binin müceddidi olan, müceddid-i elf-i sani İmam-ı Rabbani hazretleridir. Kendisinden bin sene sonra, bu kuvvetlendirme işini ise hazret-i İsa ve hazret-i Mehdi yapacaktır.]
Ahmed Said Faruki hazretlerinin oğlu Muhammed Mazhar hazretleri de, İmam-ı Rabbani hazretlerinin hayatını anlattığı kitabında buyuruyor ki:
Her yüz sene başında bir müceddid yani dini kuvvetlendirici gelir, ama yüz senede gelen müceddid ile, bin senede bir gelen müceddid arasında çok fark vardır. Yüzle bin arasında ne kadar fark var ise, bu iki müceddid arasında da o kadar, hatta daha çok fark vardır. İmam-ı Rabbani hazretlerinin vakti şöyledir ki, eski ümmetler zamanında dünyanın zulmetle dolduğu yıllarda, ülülazm bir Peygamber gelir ve yeni bir din getirirdi. Ümmetlerin en hayırlısı, Muhammed aleyhisselamın ümmetidir. Bu ümmetin Peygamberi de, Peygamberlerin sonuncusudur. Bu ümmetin âlimleri, Benî İsrail’in Peygamberleri gibidir. Hadis-i şerifte, böyle olduğu bildiriliyor. Bu ümmette âlimlerin varlığı kâfi görüldü. Böyle bir vakitte, yani Peygamber efendimizden bin sene sonra, marifeti tam, âlim ve ârif bir zat lazımdır ki, eski ümmetlerdeki ülülazm bir Peygamberin yerini tutsun. Zira bu ümmetin sonu, Peygamber efendimizin vefatından bin sene sonradır, çünkü bin sene geçmesinde büyük bir özellik ve işlerin değişmesinde kuvvetli tesirler vardır. Bu ümmette ve bu dinde değişiklik olmayacağına göre, şüphesiz geçmişlerdeki nispetin ve o sağlam yolun, sonra gelenlerde yeniden kuvvetlenmesi zorunludur. Böylece, İmam-ı Rabbani hazretlerinin mübarek zatında, nübüvvet ve risaletin bütün üstünlüklerini toplayıp, bu yüksek makamla diğerlerinden ayırdılar. (Menakıb ve Makamat-i Ahmediyye-i Saidiyye)
Hazret-i Mehdi, İmam-ı Rabbani hazretlerinin bildirdiğine göre, kendisinden bin sene sonra gelecek ve üçüncü binin müceddidi olacaktır. (Faideli Bilgiler)
Görüldüğü gibi, hiçbir âlim, (İmam-ı Rabbani hazretleri, hazret-i Mehdi’nin Peygamberimizden bin sene sonra geleceğini bildiriyor) diye bir şey anlamamış; hepsi, Peygamber efendimizden bin sene sonra gelecek olan müceddidin, İmam-ı Rabbani hazretleri olduğunu bildirmiştir.
Hazret-i Mehdi’nin mezhebi
Sual: Mevdudi, (Mehdi ortaya çıkınca, mezhep diye bir şey olmayacak. Mehdi, hayatın ana problemlerinde derin nüfuza sahip, modern bir reformcu olacak. Mezhepleri kaldıracak. Fıkıh ve tasavvuf âlimleri, onun getireceği yeniliklere karşı feryat edecekler. O zaman, bu dört mezhepten kurtulacağız) gibi şeyler söylüyormuş. Onun hayranları da aynısını söylüyorlar. Dört mezhep hak değil mi? Hak olan dört mezhebi Mehdi niye kaldıracak?
CEVAP
Mevdudi mezhepsizdir, onun sözü dinde senet değildir.
Hak kalkarsa yerine bâtıl gelir. Hak olan mezhep, kaldırılmaz. Mezhepleri kimse kaldırmayacaktır. Mezhepler dinin emriyle, Peygamber efendimizin emriyle ortaya çıkmıştır. Mezhep imamı demek, Peygamber efendimizin Kur’an-ı kerimden çıkardığı bilgileri, Eshab-ı kiramdan işiterek toplayan, kitaba geçiren büyük âlim demektir. Bu ise, Resulullah’a ve Kur’an-ı kerime uymak demektir. Eshab-ı kiram, Resulullah’tan işittiklerine uyardı. Kendi talebelerinden birine uymaya, yani dört mezhepten birinde olmalarına lüzum yoktu. Onların her biri, bütün bilgileri asıl kaynağından alıyordu.
Birbirlerine sorarak da öğreniyorlardı. Hepsi, mezhep imamlarından daha çok âlim ve daha yüksek müctehid, yani mezhep sahibiydiler. Bir müctehidin mezhebi kendi mezhebidir. Bir müctehid olan Hazret-i Mehdi’nin mezhebi de, kendi mezhebidir.
Hazret-i Mehdi gelince, doğru İslam bilgileri unutulmuş ve ortadan kalkmış olacak. Hazret-i Mehdi Ehl-i sünnet bilgilerini tazeleyeceği zaman, zaten İslam âlimi kalmamış olacak. Yani fıkıh ve tasavvuf âlimleri zaten kalmamış olacak. Dolayısıyla bu âlimler değil, ortalık mezhepsizlere kaldığı için, onlar Hazret-i Mehdi’ye karşı koyacaklar, feryat edecekler. Hazret-i Mehdi, âlimleri değil, bu türedileri zararsız hâle getirecektir.
Hazret-i İsa da, Hazret-i Mehdi gibi ictihad edecektir. İmam-ı Rabbani hazretleri buyuruyor ki:
Muhammed Parisa hazretleri, Fusul-i sitte kitabında, (İsa aleyhisselam gökten inip, İmam-ı a’zam Ebu Hanife’nin mezhebine uygun ictihad edecek, onun helal dediğine helal diyecek, haram dediğine haram diyecektir) buyuruyor. (3/17)
Hazret-i Mehdi, İslamiyet’i yayacak. Resulullah’ın sünnetlerini ortaya çıkaracak. Bid’at işlemeye ve bid’atleri Müslümanlık olarak yaymaya alışmış olan Medine’deki din adamı, Mehdi’nin sözlerine şaşıp, (Bu adam bizim dinimizi yok etmek istiyor) diyecek. Hazret-i Mehdi, bu din adamının öldürülmesini emredecektir. (1/255)
Görüldüğü gibi, Hazret-i Mehdi geldiğinde, hak mezheplerin hükümleri unutulmuş olacak, bid’atler ortalığı kaplayacak, ortada hak bir mezhep kalmayacaktır. Hazret-i Mehdi de yaygınlaşan bu bâtıl mezhepleri, bid’atleri kaldıracaktır. Mezhepsizleri yok edecektir. Bütün bu bildirilenlere rağmen, nasıl olur da, Müslümanlar için rahmet olan dört hak mezhep ve fıkıh kitaplarında bildirilen hükümler, ictihadlar, öcü gibi gösterilip, (Mehdi gelince bunlardan kurtulacağız) diye mezhep düşmanlığı yapılabilir?
Hazret-i Mehdi gelince
Sual: (Bir dinde bir mesele, mezhebin birine göre farz, ötekine göre haram olur mu? Mehdi gelince bu ihtilaflara son verecektir. Mehdi’nin bir an önce gelmesinin önemi buradan da anlaşılıyor) deniyor. Asırlardır hiçbir İslâm âlimi, dört hak mezhepteki farklı hükümlere itiraz etmemiştir. Mehdi niye hak mezhepleri kaldıracak ki?
CEVAP
Hazret-i Mehdi geldiği zaman, dört hak mezhebi kaldırmayacaktır. (Kaldıracaktır) demek, dört hak mezhebin bâtıl olduğunu iddia etmek olur. Bu da asırlardır gelen İslâm âlimlerini yalanlamak olur. Hangi Ehl-i sünnet âlimi, dört mezhebin hak olmadığını söylemiştir?
Hak mezheplerdeki hükümlerin farklı olması, Peygamber efendimizin emrettiği bir rahmettir. Allahü teâlânın gönderdiği dinlerin hepsi de, amel yönüyle farklıydı. Âdem aleyhisselamın diniyle Nuh aleyhisselamın, Musa aleyhisselamın dinleri farklıydı. Farklı olmaları hak din olmalarını engellemez. Mesela şarap mubah iken son gönderilen dinde haram kılındı. Niye dinde veya mezheplerde farklı hüküm var demek, Allah'ı suçlamak olur. Allahü teâlâ öyle dilemiş, öyle hükümler göndermiştir. Farklı ictihad da, yani farklı hükümler de dinimizin emridir.
Hazret-i Mehdi geldiği zaman, herkes dinden uzaklaşmış, dört hak mezhebin hükümleri unutulmuş, bâtıl mezhepler ve bid’atler yayılmış olacak. Hazret-i Mehdi, hak mezhepleri ve dinin hükümlerini değil, bu bid’atleri ve bâtıl mezhepleri kaldıracak ve dinin hükümleri unutulduğu için ictihad edecektir. Yapacağı ictihadlar, Hanefî mezhebine uygun olacaktır. Hazret-i İsa da aynı şekilde ictihad edecektir.
Muhammed Parisa hazretleri, (Hazret-i İsa’nın yeryüzüne indiği zaman yapacağı ictihadlar, Hanefî mezhebindeki hükümlere uygun olacaktır) buyuruyor. (Füsul-i sitte)
Hak dinlerdeki farklı hükümler amelde olduğu gibi, dört hak mezhep arasındaki farklar da, itikatta değil ameldedir. Bu ise, Eshab-ı kiramın farklı ictihadı gibi rahmettir. İki hadis-i şerif meali:
(Ümmetimin [âlimlerinin] ihtilafı [farklı ictihadları] rahmettir.) [Deylemi]
(Âlim, ictihadında hata ederse bir, isabet ederse iki sevab alır.) [Buhari]
Sahabenin veya diğer müctehidlerin ictihadlarında doğruyu bulma mecburiyeti yoktur. Doğruyu bulamasa da, isabet edemese de yine sevab kazanır. Bunlara uyan da sevab kazanır. Farklı içtihada dil uzatmak, dinî yıkmaktan başka şey değildir.
KIYAMET ALAMETLERİNDEN DECCAL HAKKINDA BİLGİ
Hz. Peygamber’e atfedilen rivayetlerden hareketle kıyametin büyük alâmetleri arasında zikredilen hârikulâde olaylara dair benimsenen inançlara göre âhir zamanda deccâl adı verilen ilginç bir insan ortaya çıkacak, ulûhiyyet niteliklerine benzer özelliklere sahip olup ilâhlık iddiasında bulunacak ve büyük bir fitne kopararak insanları hak yoldan saptıracaktır (Buhârî, “Fiten”, 26-27; Müslim, “Fiten”, 100-110; Nevevî, XVIII, 58).
Deccâlin ardından Sünnîler’e göre asıl adı Muhammed b. Abdullah, Şiîler’e göre ise Muhammed b. Hasan olan ve Ehl-i beyt soyundan gelen mehdî zuhur ederek deccâli öldürdükten sonra İslâm dinini kısa sürede yayıp yeryüzünde hâkim kılacak ve bütün kötülükleri ortadan kaldırıp adaleti tesis edecektir (İbn Kesîr, I, 24-32).
DECCAL İLE İLGİLİ HADİSLER - DECCAL HAKKINDA BİLGİ
Mehdînin zuhurunun ardından Hz. Îsâ âdil bir hakem ve yönetici olarak gökten inecek, haçı kırıp domuzu öldürecek, vergiler koyup zenginlik sağlayacak, mehdînin arkasında namaz kılıp ona yardım edecek (İbn Mâce, “Fiten”, 33; İbn Kesîr, I, 52, 145-146), aynı dönemde ortaya çıkarak yeryüzünü fesada boğacak olan Ye’cûc ve Me’cûc onun yapacağı dua sayesinde Allah tarafından bir anda helâk edilecektir (Hammûd b. Abdullah et-Tüveycirî, III, 174).
Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) söyle buyurmuştur:
“Yedi sey gelmeden evvel, sâlih ameller islemekte acele ediniz! Yoksa gerçekten siz;
1. (İbadeti, haram ve helâl hudutlarını) unutturan fakirlik,
2. Azdıran zenginlik,
3. (Her seyi) bozup perisan eden hastalık,
4. Aklı ve idrâki zaafa uğratarak saçma-sapan konusturan ihtiyarlık,
5. Ansızın geliveren ölüm,
6. Gelmesi beklenen seylerin en serlisi Deccâl ve,
7. Kıyametten baska bir sey mi beklediğinizi sanıyorsunuz? Kıyâmet ise, belâsı en müthis ve en acı olandır.” (Tirmizî, Zühd, 3/2306)
İnsanlar onu bilsinler ve sakınsınlar diye birçok özellikleri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından bizlere şu şekilde bildirilmiştir:
1) Deccal Yahudi’dir!
2) Deccal Kâfirdir!
3) Deccal Kısırdır!
4) Deccal, İnsanı Öldürüp Diriltir!
5) Deccal, Çok Kuvvetlidir!
6) Deccal, Çok Hızlıdır!
7) Deccal, Kalın Boyunludur.
8) Deccal’in Alnı Açıktır.
9) Deccal, Kırmızı Yüzlüdür.
10) Deccal, İri Yarı Biridir.
11) Deccal, Kısa Boyludur.
12) Deccal’in Bacakarının Arası Açıktır.
13) Deccal, Sevimsizdir.
14) Deccal, Gençtir.
15) Deccal, Çukur ve Tümsek Olmayan Bir Halde Silme Düzdür.
16) Deccal’in Saçı Oldukça Kıvırcıktır!
17) Deccal’in İki Gözü Arasında Kâfir Yazılıdır!
18) Deccal’in Gözü Cam Gibi Yeşildir!
19) Deccal’in Sağ Gözü Kör veya Şaşıdır!
20) Deccal’in Sol Gözü Sönük veya İçi Çıkartılmış Üzüm Tanesi Gibidir!
21) Deccal’in Ayakları Dengesiz ve Çarpıktır!
22) Deccal’in Yanında Akar İki Nehir Vardır!
23) Deccal, Gökyüzüne Emrettiğinde Yağmur Yağar!
24) Deccal, Toprağa Emrettiğinde Sebze ve Meyve Çıkar!
25) Deccal, Toprağa Emrettiğinde Hazinelerini Çıkartır!
26) Deccal, Hayvanların Memelerindeki Sütünü Artırır!
27) Deccal, Sebzelerin ve Meyvelerin Bereketini Artırır!
28) Deccal’in Yanında Ekmekten ve Etten Dağlar Vardır!
(Buhari 6976, 6980, Müslim 2933, 2934, 2937, 2942, Ebu Davud 4316, 4320, Ahmed 2/291, 7892, 4/20, 16368)
Muaz (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Beytü’l-Makdis’in imarı Medine’nin harabına, Medine’nin harabı büyük savaşın çıkışına, büyük savaşın çıkışı İstanbul’un fethine, İstanbul’un fethi de Deccal’in çıkışına delalet eder’ buyurdu.” (Ebu Davud 4294)
DECCAL DA GELECEKTiR
Sual: Mehdi gelince, Deccal’ın da gelmesi gerekiyor. Bunun için, Mehdi geldi diyenler, Deccal’a da bir kılıf bulmuşlar. (Deccal, hadiste bildirildiği gibi insan değil, ateizmdir. Ateizmin bilimsel bir dayanağı kalmadığına yani öldüğüne göre, Deccal da ölmüştür) diyorlar. Deccal’ı Hazret-i İsa öldürmeyecek miydi? Deccal’ın birçok vasıfları vardır. Deccal bir insan olacağına göre, ateizme nasıl deccal denir?
CEVAP
Deccal’ın geldiği de, öldüğü de doğru değildir. Mehdi geldi denince, Hazret-i İsa ile Deccal’ı da getirmek gerektiği için, akıl almaz teviller yapılıyor. Kimisi, Hazret-i İsa’nın kendisi gelmeyecek, manevi bir şahsiyet, bir akım olarak gelecek diyor; kimi de, gelecek, ama herkes tanımayacak diyor. Deccal için de, Mao, Lenin gibi diktatörleri gösteren olduğu gibi, o bir sistemdir diyenler oluyor. Deccal Amerika’dır diyenler de oldu. Hâlbuki Deccal’ın da, Hazret-i İsa ve Hazret-i Mehdi’nin de birer insan olarak geleceğini ve o zamanki Müslümanların bunları tanıyacağını Peygamber efendimiz, açıklamaya ihtiyaç bırakmadan, açıkça bildirmiştir. Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali:
(Deccal, doğu taraftan çıkar.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace, İ.Ahmed, İ. Ebi Şeybe, Hakim]
(Deccal, Mekke ve Medine’ye giremez.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, İ.Ahmed]
(Deccal’ın bir gözü kördür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Ebu Nuaym]
(Deccal’ın boyu kısa, saçları kıvırcıktır.) [Ebu Davud] (Bunu da, ateistlerin saçları kıvırcıktır diye mi tevil edilecek? Deccal ateizm diye tevil edilirse, yani Deccal insan olmayıp ateizm olduğuna göre, ateizmin saçları kıvırcık olur mu?)
(Deccal’ın çocuğu olmaz .) [İ.Ahmed]
(Deccal çıkınca, tanrıyım der. Onun tanrılığına inanan kâfir olur.) [İ.E.Şeybe]
(Deccal, bir kimseyi öldürüp diriltecektir.) [Buhari, Müslim]
(Miracda Deccal’ı da gördüm.) [Buhari, Müslim, İ.Ahmed]
(İsa inince, Deccal’ı öldürecektir.) [Müslim, Ebu Davud]
(İsa, Deccal’ı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim] (Deccal öldüyse, niye hâlâ düşmanlıklar, savaşlar var?)
(Deccal’ın zamanında bulunan müminlerin gıdası, meleklerin gıdası gibi, tesbih olur. Allahü teâlâ, o zaman, tesbih edenlerin açlığını giderir.) [Hâkim] (Deccal çıktığına göre, Müslümanların acıkması nasıl yorumlanmalı?)
Peygamber efendimiz, (Deccal’ın son günleri o kadar kısa olur ki, sizden biriniz Medine kapısından çıkıp, tepesine varıncaya kadar, akşam olacaktır) buyurunca, (Ya Resulallah, o kısa günlerde nasıl namaz kılacağız) dediler. Cevaben buyurdu ki:
(O uzun günlerde takdir ettiğiniz gibi takdir edeceksiniz.) [İbni Mace] (Deccal öldü dendiğine göre, bu kısa günler ne zaman gelip geçti?)
Bir âyet-i kerime meali:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Bu âyet-i kerimeyi açıklayan Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki]
Demek ki, Deccal ortaya çıkınca artık herkes iman edecek, ama olağanüstü alametler görülmeye başladığı için, artık iman kabul edilmeyecek. Deccal çıkıp öldürüldüyse, o zaman niye hâlâ insanlar iman etsin diye uğraşılıyor ki? Yoksa bu konudaki âyet ve hadisler inkâr mı ediliyor?
Deccal ile ilgili birkaç hadis-i şerif meali daha şöyledir:
(Medine, körüğün demirin pasını çıkardığı gibi Deccalı çıkarır.) [Buhari, Müslim]
(Her Peygamber, ümmetini Deccal ile korkuttu.) [Buhari, Müslim]
(Ümmetimden hak üzere devam edenler, Deccal’le de savaşırlar.) [Ebu Davud]
(İsa, Deccal’le savaşırken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.) [İ. Süyuti]
(On alamet çıkmadan Kıyamet kopmaz. Biri Deccal’dır.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace]
(Âdem aleyhisselamdan, Kıyamete kadar, Deccal’dan büyük fitne yoktur.) [Müslim]
Muhammed bin Hasan Askeri hazretleri buyurdu ki:
Deccal çıkmadan, onu gördüğünü söyleyen yalancıdır. (Şevahid-ün Nübüvve)
İbni Abbas hazretleri de, Hazret-i Ömer ’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
(Recmi, Deccal’ı, güneşin batıdan doğuşunu, kabir azabını, şefaati ve müminlerin günahları kadar yandıktan sonra, Cehennemden çıkartılmasını yalanlayan kimseler çıkacaktır.) [İbni Abdilberr, Kurtubi]
Deccal gelmeyecek ve güneş batıdan doğmayacak diyen yoksa da, bunları tevil eden, (Deccal ateistliktir, güneşin batıdan doğması da İslamiyet’in batıdan yayılmasıdır) diye tevil edenler vardır. Hazret-i Ömer, bu sözüyle, böyle tevilcileri bildirmektedir.
Deccal gelince
Sual: Hadis kitaplarında, Sahabe Deccal’ın dünyada ne kadar kalacağını sorunca Resulullah, (Kırk gün kalır, fakat ilk günü bir sene gibi, ikinci günü bir ay gibi, üçüncü günü bir hafta gibi, diğer günleri de sizin günleriniz gibi olur) buyuruyor. Bu, akla uygun mudur? Hiç, bir gün, bir sene olur mu? Dünya'nın dönüşü bellidir. Elbette bunun tevili gerekir. Demek ki, Mehdi ve Deccal mânevî şahsiyetlerdir, insan olarak gelmeyeceklerdir. Bunları tevilsiz yazmak yanlış değil mi?
CEVAP
Yanlış değildir. Bunlar tevili gerektirmez. Bu husus Eshab-ı kirama söylenince, (Bunun tevili nedir?) dememişler, (Yâ Resulallah! O zaman bu bir sene gibi olacak günde, bir günün namazı bize kâfi gelecek mi?) diye sormuşlardır. Cevabında, (Hayır, günün miktarını takdir edersiniz) buyurmuştur. Demek ki, bir gün bir yıl gibi uzun olacaktır. Bazı âlimlerimiz, kutuplar gibi, altı ay gece, altı ay gündüz olan yerlerde veya daha kısa, daha uzun olan yerlerde, böyle takdirle namaz kılınması ve oruç tutulması gerektiğini bildirmişlerdir. Yani belli bir saat oruç tutulur, belli saat aralığıyla namazlar kılınır. Bir gün bir yıl gibi uzun olmasaydı, (Namazı böyle kılın) buyurmazdı.
Hz. Peygamber’e atfedilen rivayetlerden hareketle kıyametin büyük alâmetleri arasında zikredilen hârikulâde olaylara dair benimsenen inançlara göre âhir zamanda deccâl adı verilen ilginç bir insan ortaya çıkacak, ulûhiyyet niteliklerine benzer özelliklere sahip olup ilâhlık iddiasında bulunacak ve büyük bir fitne kopararak insanları hak yoldan saptıracaktır (Buhârî, “Fiten”, 26-27; Müslim, “Fiten”, 100-110; Nevevî, XVIII, 58).
Deccâlin ardından Sünnîler’e göre asıl adı Muhammed b. Abdullah, Şiîler’e göre ise Muhammed b. Hasan olan ve Ehl-i beyt soyundan gelen mehdî zuhur ederek deccâli öldürdükten sonra İslâm dinini kısa sürede yayıp yeryüzünde hâkim kılacak ve bütün kötülükleri ortadan kaldırıp adaleti tesis edecektir (İbn Kesîr, I, 24-32).
DECCAL İLE İLGİLİ HADİSLER - DECCAL HAKKINDA BİLGİ
Mehdînin zuhurunun ardından Hz. Îsâ âdil bir hakem ve yönetici olarak gökten inecek, haçı kırıp domuzu öldürecek, vergiler koyup zenginlik sağlayacak, mehdînin arkasında namaz kılıp ona yardım edecek (İbn Mâce, “Fiten”, 33; İbn Kesîr, I, 52, 145-146), aynı dönemde ortaya çıkarak yeryüzünü fesada boğacak olan Ye’cûc ve Me’cûc onun yapacağı dua sayesinde Allah tarafından bir anda helâk edilecektir (Hammûd b. Abdullah et-Tüveycirî, III, 174).
Ebû Hüreyre (r.a)’den rivâyet edildiğine göre Rasûlullah (s.a.v) söyle buyurmuştur:
“Yedi sey gelmeden evvel, sâlih ameller islemekte acele ediniz! Yoksa gerçekten siz;
1. (İbadeti, haram ve helâl hudutlarını) unutturan fakirlik,
2. Azdıran zenginlik,
3. (Her seyi) bozup perisan eden hastalık,
4. Aklı ve idrâki zaafa uğratarak saçma-sapan konusturan ihtiyarlık,
5. Ansızın geliveren ölüm,
6. Gelmesi beklenen seylerin en serlisi Deccâl ve,
7. Kıyametten baska bir sey mi beklediğinizi sanıyorsunuz? Kıyâmet ise, belâsı en müthis ve en acı olandır.” (Tirmizî, Zühd, 3/2306)
İnsanlar onu bilsinler ve sakınsınlar diye birçok özellikleri Nebi (Sallallahu Aleyhi ve Sellem) tarafından bizlere şu şekilde bildirilmiştir:
1) Deccal Yahudi’dir!
2) Deccal Kâfirdir!
3) Deccal Kısırdır!
4) Deccal, İnsanı Öldürüp Diriltir!
5) Deccal, Çok Kuvvetlidir!
6) Deccal, Çok Hızlıdır!
7) Deccal, Kalın Boyunludur.
8) Deccal’in Alnı Açıktır.
9) Deccal, Kırmızı Yüzlüdür.
10) Deccal, İri Yarı Biridir.
11) Deccal, Kısa Boyludur.
12) Deccal’in Bacakarının Arası Açıktır.
13) Deccal, Sevimsizdir.
14) Deccal, Gençtir.
15) Deccal, Çukur ve Tümsek Olmayan Bir Halde Silme Düzdür.
16) Deccal’in Saçı Oldukça Kıvırcıktır!
17) Deccal’in İki Gözü Arasında Kâfir Yazılıdır!
18) Deccal’in Gözü Cam Gibi Yeşildir!
19) Deccal’in Sağ Gözü Kör veya Şaşıdır!
20) Deccal’in Sol Gözü Sönük veya İçi Çıkartılmış Üzüm Tanesi Gibidir!
21) Deccal’in Ayakları Dengesiz ve Çarpıktır!
22) Deccal’in Yanında Akar İki Nehir Vardır!
23) Deccal, Gökyüzüne Emrettiğinde Yağmur Yağar!
24) Deccal, Toprağa Emrettiğinde Sebze ve Meyve Çıkar!
25) Deccal, Toprağa Emrettiğinde Hazinelerini Çıkartır!
26) Deccal, Hayvanların Memelerindeki Sütünü Artırır!
27) Deccal, Sebzelerin ve Meyvelerin Bereketini Artırır!
28) Deccal’in Yanında Ekmekten ve Etten Dağlar Vardır!
(Buhari 6976, 6980, Müslim 2933, 2934, 2937, 2942, Ebu Davud 4316, 4320, Ahmed 2/291, 7892, 4/20, 16368)
Muaz (Radiyallahu Anh) şöyle dedi:
“Rasulullah (Sallallahu Aleyhi ve Sellem):
‘Beytü’l-Makdis’in imarı Medine’nin harabına, Medine’nin harabı büyük savaşın çıkışına, büyük savaşın çıkışı İstanbul’un fethine, İstanbul’un fethi de Deccal’in çıkışına delalet eder’ buyurdu.” (Ebu Davud 4294)
DECCAL DA GELECEKTiR
Sual: Mehdi gelince, Deccal’ın da gelmesi gerekiyor. Bunun için, Mehdi geldi diyenler, Deccal’a da bir kılıf bulmuşlar. (Deccal, hadiste bildirildiği gibi insan değil, ateizmdir. Ateizmin bilimsel bir dayanağı kalmadığına yani öldüğüne göre, Deccal da ölmüştür) diyorlar. Deccal’ı Hazret-i İsa öldürmeyecek miydi? Deccal’ın birçok vasıfları vardır. Deccal bir insan olacağına göre, ateizme nasıl deccal denir?
CEVAP
Deccal’ın geldiği de, öldüğü de doğru değildir. Mehdi geldi denince, Hazret-i İsa ile Deccal’ı da getirmek gerektiği için, akıl almaz teviller yapılıyor. Kimisi, Hazret-i İsa’nın kendisi gelmeyecek, manevi bir şahsiyet, bir akım olarak gelecek diyor; kimi de, gelecek, ama herkes tanımayacak diyor. Deccal için de, Mao, Lenin gibi diktatörleri gösteren olduğu gibi, o bir sistemdir diyenler oluyor. Deccal Amerika’dır diyenler de oldu. Hâlbuki Deccal’ın da, Hazret-i İsa ve Hazret-i Mehdi’nin de birer insan olarak geleceğini ve o zamanki Müslümanların bunları tanıyacağını Peygamber efendimiz, açıklamaya ihtiyaç bırakmadan, açıkça bildirmiştir. Bu konudaki birkaç hadis-i şerif meali:
(Deccal, doğu taraftan çıkar.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace, İ.Ahmed, İ. Ebi Şeybe, Hakim]
(Deccal, Mekke ve Medine’ye giremez.) [Buhari, Müslim, Tirmizi, İ.Ahmed]
(Deccal’ın bir gözü kördür.) [Buhari, Müslim, Ebu Davud, Ebu Nuaym]
(Deccal’ın boyu kısa, saçları kıvırcıktır.) [Ebu Davud] (Bunu da, ateistlerin saçları kıvırcıktır diye mi tevil edilecek? Deccal ateizm diye tevil edilirse, yani Deccal insan olmayıp ateizm olduğuna göre, ateizmin saçları kıvırcık olur mu?)
(Deccal’ın çocuğu olmaz .) [İ.Ahmed]
(Deccal çıkınca, tanrıyım der. Onun tanrılığına inanan kâfir olur.) [İ.E.Şeybe]
(Deccal, bir kimseyi öldürüp diriltecektir.) [Buhari, Müslim]
(Miracda Deccal’ı da gördüm.) [Buhari, Müslim, İ.Ahmed]
(İsa inince, Deccal’ı öldürecektir.) [Müslim, Ebu Davud]
(İsa, Deccal’ı öldürdükten sonra iki kişi arasında düşmanlık kalmaz.) [Müslim] (Deccal öldüyse, niye hâlâ düşmanlıklar, savaşlar var?)
(Deccal’ın zamanında bulunan müminlerin gıdası, meleklerin gıdası gibi, tesbih olur. Allahü teâlâ, o zaman, tesbih edenlerin açlığını giderir.) [Hâkim] (Deccal çıktığına göre, Müslümanların acıkması nasıl yorumlanmalı?)
Peygamber efendimiz, (Deccal’ın son günleri o kadar kısa olur ki, sizden biriniz Medine kapısından çıkıp, tepesine varıncaya kadar, akşam olacaktır) buyurunca, (Ya Resulallah, o kısa günlerde nasıl namaz kılacağız) dediler. Cevaben buyurdu ki:
(O uzun günlerde takdir ettiğiniz gibi takdir edeceksiniz.) [İbni Mace] (Deccal öldü dendiğine göre, bu kısa günler ne zaman gelip geçti?)
Bir âyet-i kerime meali:
(Rabbinin bazı âyetleri [alametleri] geldiği gün, önce iman etmemiş veya imanında bir hayır kazanmamış kimseye, o günkü imanı fayda vermez.) [Enam 158]
Bu âyet-i kerimeyi açıklayan Peygamber efendimiz buyuruyor ki:
(Şu üç şey ortaya çıkınca, iman etmemiş veya imanından hayır görmemiş olana, imanı fayda vermez: Güneşin batıdan doğması, Deccal ve Dabbet-ül-arz.) [Müslim, Tirmizi, Beyheki]
Demek ki, Deccal ortaya çıkınca artık herkes iman edecek, ama olağanüstü alametler görülmeye başladığı için, artık iman kabul edilmeyecek. Deccal çıkıp öldürüldüyse, o zaman niye hâlâ insanlar iman etsin diye uğraşılıyor ki? Yoksa bu konudaki âyet ve hadisler inkâr mı ediliyor?
Deccal ile ilgili birkaç hadis-i şerif meali daha şöyledir:
(Medine, körüğün demirin pasını çıkardığı gibi Deccalı çıkarır.) [Buhari, Müslim]
(Her Peygamber, ümmetini Deccal ile korkuttu.) [Buhari, Müslim]
(Ümmetimden hak üzere devam edenler, Deccal’le de savaşırlar.) [Ebu Davud]
(İsa, Deccal’le savaşırken, Mehdi, onunla beraber olacaktır.) [İ. Süyuti]
(On alamet çıkmadan Kıyamet kopmaz. Biri Deccal’dır.) [Müslim, Ebu Davud, Tirmizi, İ.Mace]
(Âdem aleyhisselamdan, Kıyamete kadar, Deccal’dan büyük fitne yoktur.) [Müslim]
Muhammed bin Hasan Askeri hazretleri buyurdu ki:
Deccal çıkmadan, onu gördüğünü söyleyen yalancıdır. (Şevahid-ün Nübüvve)
İbni Abbas hazretleri de, Hazret-i Ömer ’in şöyle buyurduğunu bildirmiştir:
(Recmi, Deccal’ı, güneşin batıdan doğuşunu, kabir azabını, şefaati ve müminlerin günahları kadar yandıktan sonra, Cehennemden çıkartılmasını yalanlayan kimseler çıkacaktır.) [İbni Abdilberr, Kurtubi]
Deccal gelmeyecek ve güneş batıdan doğmayacak diyen yoksa da, bunları tevil eden, (Deccal ateistliktir, güneşin batıdan doğması da İslamiyet’in batıdan yayılmasıdır) diye tevil edenler vardır. Hazret-i Ömer, bu sözüyle, böyle tevilcileri bildirmektedir.
Deccal gelince
Sual: Hadis kitaplarında, Sahabe Deccal’ın dünyada ne kadar kalacağını sorunca Resulullah, (Kırk gün kalır, fakat ilk günü bir sene gibi, ikinci günü bir ay gibi, üçüncü günü bir hafta gibi, diğer günleri de sizin günleriniz gibi olur) buyuruyor. Bu, akla uygun mudur? Hiç, bir gün, bir sene olur mu? Dünya'nın dönüşü bellidir. Elbette bunun tevili gerekir. Demek ki, Mehdi ve Deccal mânevî şahsiyetlerdir, insan olarak gelmeyeceklerdir. Bunları tevilsiz yazmak yanlış değil mi?
CEVAP
Yanlış değildir. Bunlar tevili gerektirmez. Bu husus Eshab-ı kirama söylenince, (Bunun tevili nedir?) dememişler, (Yâ Resulallah! O zaman bu bir sene gibi olacak günde, bir günün namazı bize kâfi gelecek mi?) diye sormuşlardır. Cevabında, (Hayır, günün miktarını takdir edersiniz) buyurmuştur. Demek ki, bir gün bir yıl gibi uzun olacaktır. Bazı âlimlerimiz, kutuplar gibi, altı ay gece, altı ay gündüz olan yerlerde veya daha kısa, daha uzun olan yerlerde, böyle takdirle namaz kılınması ve oruç tutulması gerektiğini bildirmişlerdir. Yani belli bir saat oruç tutulur, belli saat aralığıyla namazlar kılınır. Bir gün bir yıl gibi uzun olmasaydı, (Namazı böyle kılın) buyurmazdı.
KIYAMET ALAMETLERİ DUMAN ÇIKMASI
Müminleri nezleye tutulmuş gibi bir duruma getiren ve kâfirleri sarhoş eden bir dumanın çıkışı ve bütün yeryüzünü kaplaması.
Kıyametin büyük alametlerinden dumandır bu duman hakkında Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Göğün, insanları bürüyerek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle! Bu, elem verici bir azaptır. (İşte o zaman insanlar):−Rabbimiz! Bizden (bu) azabı kaldır, doğrusu biz artık iman edenleriz. (derler)” (Duhân 10, 12)
Müminleri nezleye tutulmuş gibi bir duruma getiren ve kâfirleri sarhoş eden bir dumanın çıkışı ve bütün yeryüzünü kaplaması.
Kıyametin büyük alametlerinden dumandır bu duman hakkında Allah-u Teâlâ şöyle buyurmaktadır:
“Göğün, insanları bürüyerek açık bir duman çıkaracağı günü gözetle! Bu, elem verici bir azaptır. (İşte o zaman insanlar):−Rabbimiz! Bizden (bu) azabı kaldır, doğrusu biz artık iman edenleriz. (derler)” (Duhân 10, 12)
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
MEVLANA'DAN

