Konu Değerlendirmesi:
  • 0 Oy(lar) - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Ömrün Uzunluğu ile Gençlik Dinçlik Ters Orantilidir (Kar©glanin 16 Ekim 2017 Vaazi)
#1
Raşit Tunca icon-6 
Ömrün Uzunluğu ile Gençlik, Dinçlik Ters Orantılıdır

(Kar©glan'ın 16 Ekim 2017 Vaazı)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

الْيَوْمَ نَخْتِمُ عَلَى أَفْوَاهِهِمْ وَتُكَلِّمُنَا أَيْدِيهِمْ وَتَشْهَدُ أَرْجُلُهُمْ بِمَا كَانُوا يَكْسِبُونَ وَلَوْ نَشَاء لَطَمَسْنَا عَلَى أَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقُوا الصِّرَاطَ فَأَنَّى يُبْصِرُونَ وَلَوْ نَشَاء لَمَسَخْنَاهُمْ عَلَى مَكَانَتِهِمْ فَمَا اسْتَطَاعُوا مُضِيًّا وَلَا يَرْجِعُونَ وَمَنْ نُعَمِّرْهُ نُنَكِّسْهُ فِي الْخَلْقِ أَفَلَا يَعْقِلُونَ وَمَا عَلَّمْنَاهُ الشِّعْرَ وَمَا يَنبَغِي لَهُ إِنْ هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ وَقُرْآنٌ مُّبِينٌ لِيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّا وَيَحِقَّ الْقَوْلُ عَلَى الْكَافِرِينَ أَوَلَمْ يَرَوْا أَنَّا خَلَقْنَا لَهُمْ مِمَّا عَمِلَتْ أَيْدِينَا أَنْعَامًا فَهُمْ لَهَا مَالِكُونَ وَذَلَّلْنَاهَا لَهُمْ فَمِنْهَا رَكُوبُهُمْ وَمِنْهَا يَأْكُلُونَ وَلَهُمْ فِيهَا مَنَافِعُ وَمَشَارِبُ أَفَلَا يَشْكُرُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

El yevme nahtimu alâ efvâhihim ve tukellimunâ eydîhim ve teşhedu erculuhum bimâ kânû yeksibûn. Ve lev neşâu le tamesnâ alâ a'yunihim festebekûs sırâta fe ennâ yubsırûn. Ve lev neşâu le mesahnâhum alâ mekânetihim fe mâstetâû mudiyyen ve lâ yerciûn. Ve men nuammirhu nunekkishu fîl halk(halkı), e fe lâ ya'kılûn. e mâ allemnâhuş şi're ve mâ yenbagî lehu, in huve illâ zikrun ve kur'ânun mubîn. Li yunzira men kâne hayyen ve yehıkkal kavlu alâl kâfirîn. E ve lem yerav ennâ halaknâ lehum mimmâ amilet eydînâ en'âmen fe hum lehâ mâlikûn. Ve zellelnâhâ lehum fe minhâ rakûbuhum ve minhâ ye'kulûn. Ve lehum fîhâ menâfiu ve meşâribu, e fe lâ yeşkurûn.

Meali:

O gün biz onların ağızlarını mühürleriz. Elleri bize konuşur, ayakları da kazandıklarına şahitlik eder. Eğer dileseydik, onların gözlerini büsbütün kör ederdik de o zaman doğru yolu bulmaya koşuşurlar; ama nasıl göreceklerdi? Yine eğer dileseydik, oldukları yerde başka yaratıklara dönüştürürdük de ne ileri gidebilirler, ne geri dönebilirlerdi. Ve kimin ömrünü uzatırsak, onun yaratılışını tersine çeviririz (kuvvetini gideririz). Hâlâ akıl etmezler mi? Biz, o Peygamber'e şiir öğretmedik. Bu, ona yakışmaz da. O (O'na indirilen), sadece zikir ve apaçık Kur'ân'dır. Diri olanları uyarsın ve kâfirlerin istediği azab tahakkuk etsin diye Kur'an'ı indirdik. Görmediler mi ki, biz onlar için, ellerimizin (kudretimizin) eseri olan hayvanlar yarattık da onlar bu hayvanlara sahip oluyorlar. Biz, o hayvanları kendilerine boyun eğdirdik. Onlardan bir kısmı binekleridir, bir kısmını da yerler. Ve onlarda, kendileri için (birçok) menfaatler (yararlar) ve içecek şeyler (süt) vardır. Hâlâ şükretmezler mi?

Sadakallahul Aziym — YÂSÎN Suresi 65. ayetten 73. ayete kadar, 73 dahil

---oOo---

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

Beş şey gelmeden evvel beş şeyi fırsat bil:
1. Ölüm gelmeden önce hayatının,
2. Hastalık gelmeden önce sağlığının,
3. Meşguliyet gelip çatmadan önce boş vaktinin,
4. İhtiyarlık gelmeden önce gençliğinin,
5. Fakirlik gelmeden önce zenginliğinin.

(Hadis-i Şerif; Hâkim'in Müstedrek'i, Ahmed bin Hanbel'in Zühdü, Ebû Nuaym'ın Hilyesi'nden)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Allahü Teâlâ'nın, tevbe eden gençten ziyâde sevdiği; günaha devam eden ihtiyardan da ziyâde buğzettiği hiçbir şey yoktur."

(Hadis-i Şerif; Kenzül-İrfan 196)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecîd."
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ İbrâhîme ve alâ âli İbrâhîme inneke hamîdun mecîd."

Yolculuğumuza başlıyoruz:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Tekbiri, tahmidi, tesbihi ve tehlili sebebiyle Müslüman olarak ihtiyarlayan bir müminden daha efdal kimse yoktur."
(Tekbir: Allahü ekber; tahmid: Elhamdülillah; tesbih: Sübhanallah; tehlil ise: Lâ ilâhe illallah demektir.)

(Hadis-i Şerif; İ. Ahmed Müsned)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Ağaran kılları koparmayın! Çünkü bir kimsenin Müslüman olarak ağaran her kılı, Kıyamette kendisi için bir nur olur. O kıl sebebiyle bir günahı affolur, bir sevap yazılır."

(Hadis-i Şerif; Tirmizî)

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Beyazlaşmış kılları koparmayın! O, Müslümanın nurudur."

(Hadis-i Şerif; Tirmizî)

Uzadıkça zayıflayan, kısaldıkça güçlenen ne vardır? Hani kavak dikersin, boyu uzun olsun diye yelersin ki daha uzun olsun; ve fakat o dikine uzandıkça güçlüdür. Amma işte onu kesip de tahta yahut sırık veya kiriş olarak kullanınca, o uzunluğu sebebi ile belli süreden sonra, iki ucu da bir yere dayansa bile bel verir; yahut bir ucu dayanıyorsa diğer ucu sarkar. Amma işte bir de söğüt ağacı vardır; onun da daha geniş ve kalın olması için üstünden kabaklanır ki, yani enine genişlesin diye işte... Ve bazı insanlar da böyledir: Bazıları enine geniş, bazıları ise boyuna uzun. Ve ömür de böyledir işte. Yâsîn Suresi'nde geçen o ayette geçtiği gibi, Allahu Teâlâ buyuruyor ki: "Birinizin ömrünü uzatırsak, onun gücünü tersine çeviririz." Yani ihtiyarlıkta çocuk gibi olur. Yaşlandıkça çocuklaşan insanlık... Çocuk nasıl bakıma, gözetime ihtiyacı varsa, ihtiyarlayınca yaşlıların da öyle ihtiyacı var.

**Hz. Mehdî (as) geniş vücutludur:**
"İri gövdeli, karnı büyük, iki uyluk arası açık. O (Hz. Mehdî (as))... heybetli bir şahıstır. Hz. Mehdî (as)'ın boyu, posu sanki Ben-i İsrail ricalindedir."
(Fevaidu Fevaidi'l Fikr Fi'l İmam El-Mehdi El-Muntazar)

"Hz. Mehdî (as)'ın işaretlerinden biri de günlerin ve gecelerin geçmesi ile yaşlanmamasıdır."
(Muntekab-ül Esar, Lütfullah Gülpaygani, s. 285)


الْحَيُّ الْقَيُّومُ

"Hayyul Kayyûm" esmasının fazileti işte bundandır. Ve öyle ki biz Râşidî zikir evradımızda hem Ayetel Kürsî okuruz — o iki esmanın içinde geçtiği ayetleri — hem de ayrıca 10 defa "Yâ Hayyul Kayyûm" zikri çekeriz. Ve yine:

"Lâ ilâhe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü yühyî ve yümîtu ve hüve hayyün lâ yemûtu biyedihil hayr ve hüve alâ külli şey'in kadîr" (10 Defa) zikrederiz yani.

Havas âlimleri demiş ki: Genç kalmanın sırrı "Hayyul Kayyûm" zikrindedir. Biz çektiğimiz zikri de, tarikimize girenlerin de çekmesini istiyoruz. Öyle olunca bizim ve askerlerimizin de "Hayyul Kayyûm" zikrinden nasibi olsun ki, yani genç ve diri görünsünler.

HZ. MEHDÎ (AS), YAŞINA GÖRE GENÇ GÖRÜNÜMLÜ OLACAKTIR

Ebu Salte Haravi, İmam Rıza'ya sorar:

"(Tanıyabilmemiz için) Kaim'imizin [Mehdî'nin] alameti nedir?"

İmam Rıza cevap verdi:

"[Mehdî'nin] Alametlerinden biri, yaşı ileri olmasına rağmen görünüşünün genç olmasıdır. Ona [Mehdî'ye] bakan biri, yaşının kırk ya da daha az olduğunu tahmin edecek. [Mehdî'nin] Alametlerinden bir diğeri de vefat edeceği zamana kadar hiç yaşlanmayacak olmasıdır."

(İmam Mehdî Hakkında Sorular ve Cevaplar, Seyyid Hüseyin Hüseyni)

"Mehdî zuhur ettiğinde insanların bir kısmı onu (Mehdî'yi) reddedecek, çünkü onlar yaşlı birini düşünürlerken o (Mehdî) onlara genç bir yüzle yaklaşacak."

(İmam Mehdî Hakkında Sorular ve Cevaplar, Seyyid Hüseyin Hüseyni)

HZ. MEHDÎ (AS)'DA HZ. NUH (AS)'IN MİZACI VARDIR

İmam Sajjad diyor ki: "İmam Mehdî'de Nuh [aleyhisselâm]'ın mizacı vardır ve bu, [Mehdî'nin] hayatının uzun olmasıdır."

(Kemal-ud din, s. 322 and Montakhabal, 2/275)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

اللّهُ لاَ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَأْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَّهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ مَن ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ إِلاَّ بِإِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ أَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِّنْ عِلْمِهِ إِلاَّ بِمَا شَاء وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ وَلاَ يَؤُودُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Allâhu lâ ilâhe illâ huvel hayyul kayyûm (kayyûmu), lâ te'huzuhu sinetun ve lâ nevm(nevmun), lehu mâ fîs semâvâti ve mâ fil ard(ardı), menzellezî yeşfeu indehû illâ bi iznih(iznihî) ya'lemu mâ beyne eydîhim ve mâ halfehum, ve lâ yuhîtûne bi şey'in min ilmihî illâ bi mâ şâe, vesia kursiyyuhus semâvâti vel ard(arda), ve lâ yeûduhu hıfzuhumâ ve huvel aliyyul azîm.

Meali:

Esteuzubillah

Allah ki, O'ndan başka ilâh yoktur (Sadece O vardır). Hayy'dır, Kayyûm'dur. O'nu ne bir uyuklama ve ne de bir uyku hali tutmaz. Göklerde ve yerde olan her şey O'nundur. O'nun izni olmadan, O'nun katında kim şefaat etme yetkisine sahiptir? Onların önlerinde ve arkalarında olanları (geçmiş ve geleceklerini) bilir. Ve O'nun ilminden, O'nun dilediğinden başka bir şey ihata edemezler (kavrayamazlar). O'nun kürsüsü gökleri ve yeri kaplamıştır. Ve o ikisini muhafaza etmek (yerlerin ve göklerin dengesini korumak, gözetmek), kendisine zor gelmez. Ve O Alâ'dır (çok yücedir), Azîm'dir (çok büyüktür).

Sadakallahul Aziym — BAKARA Suresi 255. ayet

Peygamberimiz (sav) de hadislerinde Mehdî cemaatinin önemli özelliğini şöyle haber vermiştir:

"Sayıları Bedir Ashabı (313) kadardır. Evvelkiler onları geçmediği gibi, sonrakiler de onlara yetişemezler. Onların sayıları Talut ile nehri geçenler kadardır."
(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-i Mehdiyy-il Ahir Zaman, s. 57)

Talut ile nehri geçenler dediler ki:


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

وَلَمَّا بَرَزُواْ لِجَالُوتَ وَجُنُودِهِ قَالُواْ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lemmâ berazû li câlûte ve cunûdihî kâlû rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit ekdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn.

Meali:

Esteuzubillah

Ve (Talut'un askerleri), Calut ve onun askerlerinin (ordusunun) karşısına çıktıkları zaman şöyle dediler: "Rabbimiz, üzerimize sabır yağdır, ayaklarımızı (düşman karşısında) sabit kıl ve kâfirler kavmine karşı bize yardım et."

Sadakallahul Aziym — BAKARA Suresi 250. ayet

Ve biz tarikimize intisab edenlerin, ikindiden sonra zikredecek olanlar için, "Vağfir lenâ" duası yerine "Efrig" duasını okumalarını görev olarak veririz. Ve nedir o?

"Rabbenâ efrig aleynâ sabren ve sebbit akdâmenâ vensurnâ alel kavmil kâfirîn" diye devam eden dua; yani Talut ile nehri geçenlerin duası. Ve öyle olunca bizim askerlerimiz işte Talut ile nehri geçenlerin 2017 ve 2018... versiyonu olanlar olacaklar. Çünkü bu duaya devam edenler olacaklar; yani galip gelenler olacaklar inşallahur-Rahmân.

Mehdî askerleri hakkında yine buyruldu ki:

"Onların kalbleri demir gibidir ve onlar gündüz aslan, gece de âbidlerdir."
(Kitab-ul Burhan Fi Alamet-il Mehdiyy-il Ahir Zaman, 57)

"Ahir zamanda (son zamanlarda) belalar çoğalacak, halkı öyle ölüm ve katliamlar saracak ki, Allah'ın ve Resulullah'ın haremine sığınacaklar."
Mehdî aleyhisselam, o zamanlarda zuhur etmiş ve görevinin başında olacaktır işte. Ve zaman o günler; yani Mehdî görevinin başında, bilen ve anlayanlar için.

----------------

Geçen haftalarda anlattığımız cennetteki sonsuz yaşamdan bahsettik. Ve dedik ki: Ruhunu bedenden bir yöntem ile çıkarabilen kimse için artık ölümün bir manası yok. Çünkü ölüm demek, zamanı gelince ruhun bedenden ayrılması demek. Ve bunu daha yaşarken başarabilen için, artık ölmek ya da yaşamak aynı demek olur.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Ölmeden önce ölünüz."

(Hadis-i Şerif)

Peygamber Efendimiz "Mûtu kable en temûtu", yani "Ölmeden önce ölün" buyuruyor. Ve o ölmeden önce, hayattayken ruhunu bedenden çıkarabilen, yani ölmeden önce ölebilen birisi... Dedik ki, hele bir de ruhunu ayırdıktan sonra başka bir bedenin içine girebilen bir ruh için, artık sonsuz yaşama kavuştu demektir.


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

وَلَوْ تَرَى إِذِ الْمُجْرِمُونَ نَاكِسُو رُؤُوسِهِمْ عِندَ رَبِّهِمْ رَبَّنَا أَبْصَرْنَا وَسَمِعْنَا فَارْجِعْنَا نَعْمَلْ صَالِحًا إِنَّا مُوقِنُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve lev terâ izil mucrimûne nâkısû ruûsihim inde rabbihim, rabbenâ ebsarnâ ve semi'nâ ferci'nâ na'mel sâlihan innâ mûkinûn.

Meali:

Esteuzubillah

Suçlular, Rablerinin huzurunda boyunlarını büküp, "Rabbimiz! (Gerçeği) gördük ve işittik. Artık şimdi bizi (dünyaya) geri döndür ki salih amel işleyelim. Biz artık kesin olarak inanmaktayız" dedikleri vakit, (onları) bir görsen!

Sadakallahul Aziym — SECDE Suresi 12. ayet

Ve bunu, yani ruhunu bedenden çıkarma işlemini bazıları Budizm'le, bazıları Hinduizm'le, bazıları İslam'la, bazıları cinlerle, bazıları sihir, büyü ile, bazıları tasavvuf ile, bazıları da zikir ile, din ve Kur'an ile yapmaktadır. Ve Hinduizm'de bu ruhun bedenden ayrılıp özgür kalmasını "Mokşa" olarak adlandırılır. Hindu, "Mokşa"ya erişinceye dek, gerçeği, özünü bulma yolunda, özünü gerçekleştirme üzerinde çalışması için tekrar tekrar yeniden dünyaya geleceğine inanır (ki gerçek sadece Brahman'ın var olduğudur). Bir insanın dünyaya tekrar ne olarak geldiği, doğanın dengesi tarafından yönetilen bir neden-sonuç ilkesi olan karma aracılığıyla belirlenir. Bir insanın geçmişte yaptıkları, gelecekte olacakları etkiler ve onlarla bağlantılıdır; buna geçmiş ve gelecek hayatlar da dahildir, diye inanırlar yani. İyi kimse isen artık daha iyi ve biraz daha kemal bulmuş bir insan olarak gelirsin dünyaya; yahut kötü ahlakların galip geldiyse ya hayvan, ya bir kuş gibi canlı olarak gelirsin dünyaya, ve o bedende tekâmüle devam edersin.


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

وَأَقْسَمُواْ بِاللّهِ جَهْدَ أَيْمَانِهِمْ لاَ يَبْعَثُ اللّهُ مَن يَمُوتُ بَلَى وَعْدًا عَلَيْهِ حَقًّا وَلكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ لِيُبَيِّنَ لَهُمُ الَّذِي يَخْتَلِفُونَ فِيهِ وَلِيَعْلَمَ الَّذِينَ كَفَرُواْ أَنَّهُمْ كَانُواْ كَاذِبِينَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve aksemû billâhi cehde eymânihim lâ yeb'asullâhu men yemût(yemûtu), belâ va'den aleyhi hakkan ve lâkinne ekseran nâsi lâ ya'lemûn. Li yubeyyine lehumullezî yahtelifûne fîhi ve li ya'lemellezîne keferû ennehum kânû kâzibîn.

Meali:

Esteuzubillah

Onlar, "Allah, ölen bir kimseyi diriltmez" diye var güçleriyle Allah'a yemin ettiler. Hayır, diriltecek! Bu, yerine getirilmesini Allah'ın üzerine aldığı bir vaaddir. Fakat insanların çoğu bilmezler. (Bu diriltme) hakkında ihtilâfa düştükleri şeyin onlara beyan edilmesi (açıklanması) için ve inkâr edenlerin (kâfirlerin), kendilerinin şüphesiz (kesinlikle) yalancı olduklarını bilmeleri içindir.

Sadakallahul Aziym — NAHL Suresi 38 ve 39. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"İnsanın kuyruk sokumu kemiği dışındaki her şeyi, ölümünden sonra çürüyüp yok olacaktır. Kıyamet günü tekrar diriltme bu çürümeyen parçadan olacaktır."

(Hadis-i Şerif; Buhârî, "Tefsîr" 39/3; Müslim, "Fiten" 141, 142)

Yani insanın ferc uzvu... Yani öyle olunca, yani insanın tohumu, veya tohum üreten yeri, yani zeker ve rahimi... Hayır, insan çürüyünce zeker de çürür, rahim de çürür. Amma bu ne demek peki deyince: Yani kuyruk sokumu, iskeletin son ucu, yani kemikten ete geçiş noktası. Yani öyle olunca oradan da ötesi işte ya zeker ya rahim; ve oradan da ötesi insan menisi. Ve öyle olunca, nasıl elma ağacı kışın kurumasına rağmen, amma verdiği meyvadaki, içine sakladığı çekirdek ölmüyor ve saklı kalıyorsa, insan da işte tohumu ile ayakta kalır. Ve elmanın bütün formülü bu çekirdeğin içinde yazılı olduğu gibi, demek ki insanın bütün yaptığı, ettiği, lehine ve aleyhine kazandıkları da işte bu tohumun içinde yazılı demek olur. Ve öyle olunca onun verdiği tohum ile işte diri ve canlı kalır.

Ve halbuki yine vajinanın içerisinde spermin ömrü 8 saattir. Rahimdeki spermlerin 5 güne kadar ömrü vardır. Spermler su ile temas ederlerse birkaç saniye içinde ölürler. Musluk suyu veya sabunlu suyla spermler temas ederlerse ömürleri birkaç saniyedir. Sperm kuruyana kadar elde saatlerce hayatta kalabilir. Sperm kurur, ıslaklığı gider ise ömrü birkaç saniyedir.

Öyle olunca bu "Kıyamet günü tekrar diriltme, bu çürümeyen parçadan olacaktır" kuralına ters; bu parça meni olamaz o zaman. Yahut meni kurusa da Allah onu tekrar açabilecek demek olur. Çünkü elma çekirdeği elmanın içinde olduğu müddetçe diri değil; hatta elma yenip içinde çekirdek çıkarılınca ve kurutulunca, onu mevsiminde toprağa dikip, onu açacak olan can suyunu da verirsen, o açılıp yeniden elma dalı olmakta; ve bakıp büyütebilirsen o yine elma meyvesi vermekte. Peki insan tohumu da böyle ise, o zaman meni kurusa da Allah onu özel bir yağmur ile yeniden açacak demek olur. Çünkü su ile temas eden meni ve sperm ölür, demiş bilim adamları. Öyleyse meniyi açacak olan sıvı su değil; peki ne? O da belki kadının orgazm olduktan sonraki salgıladığı sıvı olabilir. Allahu a'lem. Yani o nada işte kadının yumurtası deniyor ya zaten; yani kadın ve bayan menisi yani.

---------------

Hz. Ebû Hüreyre "İki nefh (sura üfleme) arasında kırk var" deyince, ona bunun gün, ay yahut yıl mı olduğunu sordular. O bu sorulara karşı hep: "Bunu kesin olarak söyleyemem" diye cevap verdikten sonra şunu ilave etti: "Sonra Allah gökten bir su, yani meni şeklinde yağmur indirir; ve insanlar, bitkilerin bittiği gibi biterler. İnsanın her tarafı çürür, sadece 'acbu'z-zeneb' (kuyruk sokumu) çürümez. Kıyamet günü halk (yeniden yaratma) işi bundan inşa edilir."

(Hadis-i Şerif; Buhârî, Tefsîru Sûreti 78/1; Müslim, Fiten 141/2955)

Yine bu konudaki hadislerde kıyamet gününde bütün insanların diriltileceği, kabirden de ilk defa Hz. Muhammed'in kalkacağı bildirilmektedir. (Buhârî, "Tefsîr" 39/3; İbn Mâce, "Cenâiz" 58)

Hz. Peygamber bir hadislerinde, insanların diriltilirken ilk yaratılışlarındaki gibi olacaklarını haber vermiş (Buhârî, "Rikak" 45; Müslim, "Cennet" 55-59), bir başka hadiste de "Her kul, öldüğü hal üzere diriltilir" buyurmuştur. (Müslim, "Cennet" 83)


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

وَوَصَّى بِهَا إِبْرَاهِيمُ بَنِيهِ وَيَعْقُوبُ يَا بَنِيَّ إِنَّ اللّهَ اصْطَفَى لَكُمُ الدِّينَ فَلاَ تَمُوتُنَّ إَلاَّ وَأَنتُم مُّسْلِمُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Ve vassâ bihâ ibrâhîmu benîhi ve ya'kûb(ya'kûbu), yâ beniyye innallâhestafâ lekumud dîne fe lâ temûtunne illâ ve entum muslimûn.

Meali:

Esteuzubillah

İbrâhîm de bunu oğullarına vasiyet etti, Yakup da: "Oğullarım" dedi, "Allah şüphesiz sizin için bir din seçti; siz de artık ancak Müslüman olarak ölün (Müslüman olarak ölmek dışında başka türlü ölmemeye çalışın!)."

Sadakallahul Aziym — BAKARA Suresi 132. ayet

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Nasıl yaşarsanız öyle ölür ve nasıl ölürseniz öyle dirilirsiniz; nasıl dirilirseniz öyle haşrolunursunuz; nasıl haşrolunursanız, o hal üzere Cennet veya Cehenneme sürülürsünüz."

(Hadis-i Şerif; Müslim, Cennet 83; Aliyyülkârî, Mirkâtü'l-mefâtîh 1/332, 7/375, 8/431)

Ve bu hadis gösteriyor ki Hinduizmin söylediği o "Hinduizm'de bu ruhun bedenden ayrılıp özgür kalmasına 'Mokşa' olarak adlandırılır. Hindu, 'Mokşa'ya erişilene dek, gerçeği, öz-gerçekleştirme üzerinde çalışması için tekrar tekrar yeniden dünyaya geleceğine inanır (ki gerçek sadece Brahman'ın var olduğudur). Bir insanın dünyaya tekrar ne olarak geldiği, doğanın dengesi tarafından yönetilen bir neden-sonuç ilkesi olan karma aracılığıyla belirlenir. Bir insanın geçmişte yaptıkları gelecekte olacakları etkiler ve onlarla bağlantılıdır" inanışı ile aynı inanç demek olmaz mı? Yani Hinduizm'in de doğru tarafları var demek ki. Belki de o da 124 bin peygamberden birisinin açıkladığı kurallardı onlarda; zamanla belki bir kısmı unutuldu, bir kısmı da tahrif oldu belki.


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

كُلُّ نَفْسٍ ذَائِقَةُ الْمَوْتِ ثُمَّ إِلَيْنَا تُرْجَعُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Kullu nefsin zâikatul mevti summe ileynâ turceûn.

Meali:

Esteuzubillah

Bütün nefsler ölümü tadıcıdır. Sonra Bize döndürüleceksiniz.

Sadakallahul Aziym — ANKEBÛT Suresi 57. ayet


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

مَنْ عَمِلَ صَالِحًا مِّن ذَكَرٍ أَوْ أُنثَى وَهُوَ مُؤْمِنٌ فَلَنُحْيِيَنَّهُ حَيَاةً طَيِّبَةً وَلَنَجْزِيَنَّهُمْ أَجْرَهُم بِأَحْسَنِ مَا كَانُواْ يَعْمَلُونَ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Men amile sâlihan min zekerin ev unsâ ve huve mu'minun fe le nuhyiyennehu hayâten tayyibeten, ve le necziyennehum ecrehum bi ahseni mâ kânû ya'melûn.

Meali:

Esteuzubillah

Mü'min olan kadın ve erkekten kim salih (nefsini tezkiye ve tasfiye edici) amel işlerse, o taktirde ona mutlaka (:::) (temiz, helâl) bir hayat yaşatırız. Ve onları, mutlaka yapmış oldukları amellerin ecirlerinden (bedellerinden) daha ahseni (güzeli) ile mükâfatlandıracağız.

Sadakallahul Aziym — NAHL Suresi 97. ayet

Ve cehennem ehline gelince: Kötü amel işleyenler de kötü bir halde cezaya müstehak olurlar. Ve öyle ki mesela ona buna domuzluk, kötülük edip hainlik düşünenler, domuz olarak halkolur; artık mümin bir bedende yol alamazlar. Çünkü mümin ve Müslüman olanlara domuz haram.


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

يَا أَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُ ارْجِعِي إِلَى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَّرْضِيَّةً فَادْخُلِي فِي عِبَادِي وَادْخُلِي جَنَّتِي

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Yâ eyyetuhân nefsul mutmainneh, İrciî ilâ rabbiki râdıyeten mardıyyeten. Fedhulî fî ibâdî, Vedhulî cennetî.

Meali:

Esteuzubillah

Ey mutmain olan nefs! Sen O'ndan razı, O da senden razı olarak Rabbine dön! Kullarımın içine gir, ve böylece cennetime gir.

Sadakallahul Aziym — FECR Suresi 27, 28, 29, 30. ayet

Burada geçen "Kullarımın içine gir" kuralı gereği, onların, yani iyi kulların içine girmesi... Ve yani onlara artık cennet haram olur. Ve öyle olunca mesela ben, bundan seneler önce Avusturya'da Gresinger diye bir kasapta çalıştım. Ve orası büyük kasap fabrikası; yani hem inek eti, hem dana eti, hem tavuk eti, ve hem de afedersiniz domuz etinden mamuller üretiliyor. Büyük fabrika; sucuk, sosis, salam ve daha onlarca çeşit et mamulü üretiliyor. Ve öyle olunca adamlar o kadar tasarruflu ki, bizim beğenmediğimiz, yahut bize haram olan o domuzun bile hiçbir yerini israf etmiyorlar. Ve öyle olunca domuzun dilini taa kökünden kesmişler, taa gırtlağından bütün parçasıyla söküp koparmışlar ve kancalara takmışlar. Ve bunları işli pastırma fırınında pişirip aynen bir pastırma gibi dil pastırması yapmışlar. Ve onları ben de sabahki ilk işlerden birisi olarak kancalardan çıkarıp kazanlara dökmekti. Daha sonra da onlar paketlemede paket yapılıp satılacağı markete yol alıyor.

Peki biz eskiden çocuklar yalan söyledi mi ne diye kokuturduk? Yani "Allah dilini keser" diye kokuturduk. Bak, yalan söyleyenlerin dilini işte bu dünyada, hem de taa kökünden söküp koparıyorlar ve kancalara takıyorlar. Sonra onları ateşe sokuyorlar; dillerini ateşe sokuyorlar. Sonra da bir eve gidip... Artık ona cennette haram; mümin onu yemez. Öyle olunca gâvur dediğimiz, yahut domuz yemek helal olan bir millet, onu seve seve, kıya kıya, dile dile yiyor. Yani öyle olunca:


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ الرَّحِيم

الْخَبِيثَاتُ لِلْخَبِيثِينَ وَالْخَبِيثُونَ لِلْخَبِيثَاتِ وَالطَّيِّبَاتُ لِلطَّيِّبِينَ وَالطَّيِّبُونَ لِلطَّيِّبَاتِ أُوْلَئِكَ مُبَرَّؤُونَ مِمَّا يَقُولُونَ لَهُم مَّغْفِرَةٌ وَرِزْقٌ كَرِيمٌ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

El habîsâtu lil habîsîne vel habîsûne lil habîsât(habîsâti), vet tay yi bâtu lit tay yi bîne vet tay yi bûne lit tay yi bâti, ulâike muberraûne mimmâ yekûlûn(yekûlûne), lehum magfiratun ve rızkun kerîm.

Meali:

Esteuzubillah

Pisler pisler içindir, temizler de temizler içindir. Temizlenip arınanlar için Allah'tan güzel rızıklar hazırlanmış ve onlara bağışlanma ve mağfiret vardır.

Sadakallahul Aziym — NÛR Suresi 26. ayet

Peki Müslüman yalan söyler mi? Söylüyor. Müslümanım, müminim diyenler de yalan dolana zaman geliyor başvuruyor; ve bir beladan çıkış kapısı olarak yalanı seçiyor. Öyle olunca onlar ne peki? Adam mesela koyunun dili olmuş... Müslümanlar da koyunu kurban edip ya normal et için kesiyor, sonra dilini de ağzından söküp çıkarıyor; sonra da onun üstünü bıçakla kazıyıp temizleyip fırına sürüyor, paça denilen yemeğin malzemesi yapıyor. Ve onu yine bir Müslüman yiyor ve bir mümin yiyor. Onun dili de cezaya müstehak oldu mu? Oldu. O da söküldü mü? Söküldü. Yine ateşe atıldı mı? Atıldı. Amma bunun farkı: Onu bir Müslüman yedi ve cennete girdi tekrar; ve ona cennet haram değil. Çünkü koyunun eti müminlere helal. Öyle olunca o cezasını çekti ve cennete dahil oldu demek olmaz mı? Bu ve kâfirinki de cezasını çekti, yine cennet gibi olan bedene girdi; ama o, yin-yang'ın kötü tarafı olan deccal ve şeytan askerinin bedenindeki parça oldu. Ve yine o, o yeni girdiği insanın daha da kötülük yapmasına yardımcı asker oldu. Ve o yeni halinde daha da büyük cezaya müstehak olacak. Bilin bakalım o ceza ne? Ne peki? Biraz da siz tefekkür edin.

Bu konuya bizim yorumumuz olarak, herkesin her hayvandan bir tane cibilliyatı var dedik. Bu tezimizi ispat edecek hususlardan şunlar:

Mesela bir durum oldu; ben o durumdan paçayı sıyırmak için yalan da söyleyebilirim. Amma doğruyu söyleyip o cezayı o anda çekmeyebilirim. Yalan söylersem, Allah muhafaza ilerde, gelecekteki hayatta benim de dilimin kesileceği bir hayvan olurum. Veya doğru söyleyip daha bu dünyadayken, o doğruyu söyleyince çekeceğim cezayı çekerim. İki seçenek; ikisinde de ceza var: Biri peşin, biri ilerde.

Yine mesela param kalmadı, ekmek yiyeceğim, karnım aç. Ve fırının camını kırıp ekmek çalabilirim de. Amma ben öyle bir kimse değilsem derim ki: "Acım, bana bir ekmek verir misin?" Ekmekçi amcaya söylerim ve gönlü ile vermesini de sağlayabilirim. Veya dilenir, iki kuruş alır ve ona ekmek alırım. Yani seçenekler var. İyi ya da kötü bir ahlak her zaman mevcut; hatta daha daha iyi bir hal veya daha daha kötü seçenekler de var ve mevcut.

Öyle olunca ben kötü bir fiili yapınca, benim cibilliyatım o an o kötü ahlakı yapan hayvanın sıfatına düşmekte. İyi işleri yapınca da bu sefer yükselip iyi bir sıfat kazanmakta, ulvî bir sıfatı kazanmakta. Bu taa melekliğe kadar giden bir yükselme. Öyle olunca her insanın yanında her cibilliyattan bir tane mevcut; ister iyi sıfat ve fiili işlesin, ister de kötü ve süflî, alçak bir sıfata düşsün. Öyle olunca bunlar da her insanın her cibilliyattan bir sıfatı olduğunu gösterir.

Şeytan dedi ki: "Eğilmeyeceğini, secde etmeyeceğini..." Öyle mi dedi? Allah onu Hz. Davud'un eline demir olarak verdi. "Bu kadar çok sert olduğunu iddia ediyor; al onu ısıt ve eğ, bük bakalım, bu sefer ne diyecek?" dedi. Ve Davud elinde demiri ateşleyip demircilik edip eğdi, büktü. Onun da eğilen bir cibilliyatı oldu. Halbuki demir eğilmez, bükülmez. Mesela taa bir söğüt ağacı gibi kalın bir demir parçasını eğmek mümkün olmayabilir; amma mesela inşaat teli gibi ince bir demir eğilir, bükülür ve insanlara hizmet edip işe yarar.

Allah, şeytanı işe yaramaz bir şey olarak halketmedi. O dahi tabiatına uygun olarak insana hizmet etmeye devam ediyor. Nitekim Hz. Süleyman onu Mescid-i Aksa'nın yapımında da hizmetli amele olarak kullandı. Yani sanma kötü dediğin hepten ıskarta ve işe yaramaz. Bugün en işe yaramaz dediklerin bile atılmayıp yeni hâle dönüştürülüyorsa, o zaman işte domuzun dilini bile israf ettirmeyen Allah, sanma seni kötü ve karanlık olarak halketti. Sen herkese kötülük yapıp hayat bulcan amma, senin de iyi bir tarafın var. "Yılanın zehrinde derman yaratan" Allah'ı unutma. Kötülerin başı şeytan bile işe yarıyorsa, senin işe yarayacağın bir yer illa vardır. Senin de tutulacak bir kulpun illa vardır, ey insanoğlu! Sen o kulpa, kopmaz kulpa yapış ve hakka ve cennete ulaş. Ve Allah'ın affetmeyeceği günahlardan "şirk" vardır; şirk dışında her şeyi affeder diye biliyoruz. Öyleyse Rabbimiz öyle dedi.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Kudsi bir hadiste şöyle Buyurdular:

(Kudsi Hadis; anlamın Yüce Allah'a, sözlerin Hz. Peygamber'e (s.a.v.) ait olduğu hadistir.)

- Kullarım! Ben zulmetmeyi kendime haram kıldım. Onu sizin aranızda da haram kıldım. O halde birbirinize zulmetmeyin.
- Kullarım! Benim hidayet ettiklerimin dışında hepiniz dalalettesiniz. Benden hidayet dileyin ki sizi doğru yola ileteyim. (Hidayeti hak ediniz ki yolu açayım.)
- Kullarım! Benim doyurduklarımın dışında hepiniz açsınız. Benden yiyecek isteyin ki sizi doyurayım.
- Kullarım! Benim giydirdiklerimin dışında hepiniz çıplaksınız. Benden giyecek isteyin ki sizi giydireyim.
- Kullarım! Siz gece gündüz günah işlemektesiniz. Bütün günahları affeden de yalnız benim. Benden af dileyin ki sizi affedeyim.
- Kullarım! Bana zarar vermek elinizden gelmez ki bana zarar verebilesiniz. Bana fayda vermek elinizden gelmez ki fayda verebilesiniz.
- Kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insan olanınız, cin olanınız, hepiniz toplansanız da, içinizdeki en günahkâr bir kişinin kalbine sahip olsanız, bu benim mülkümden bir şey eksiltmez.
- Kullarım! Evveliniz, ahiriniz, insanınız, cin olanınız, hepiniz bir yerde toplanıp benden istekte bulunacak olsanız, ben de her birine isteğini versem, bu benim mülkümden ancak iğnenin denize daldırılıp çıkarıldığında eksilttiği kadar bir şey eksiltebilir.
- Kullarım! İşte sizin amelleriniz. Ben onları sizin için saklar, sonra onları size iade ederim. Artık kim bir hayırda, iyilikte bulursa, Allah'a hamd etsin. Kim de bir kötülük bulursa, kendinden başkasını kınamasın.

(Hadis-i Şerif)

Ne olursan ol, O'nun kulun!

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

Yüce Allah mahlûkatı yarattığında yanında bulunan Arş'ın üstündeki bir kitaba şöyle yazmıştır:
"Şüphesiz rahmetim, gazabımı geçmiştir."

(Hadis-i Şerif)

Kudsî hadis

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

- Ben kulumun bana olan zannına göreyim. Beni zikrettiği zaman da ben onunla beraberim.
- O beni gönülden zikrederse, ben de onu gönülden zikrederim.
- O beni bir cemaat içinde zikrederse, ben onu, onunkinden daha hayırlı bir cemaat içinde zikrederim.
- O bana bir karış yaklaşırsa, ben ona bir arşın yaklaşırım.
- O bana bir arşın yaklaşırsa, ben ona bir kulaç yaklaşırım.
- O bana yürüyerek gelirse, ben ona koşarak gelirim.

(Hadis-i Şerif)

Ve mesela insanlardan bazıları dağa çıkmayı sever ve dağcılık sporu yapar. Kim olaki bunlar? Tabii ki keçi cibilliyatlılar bunlar. Dağa, en zirveye çıkmayı ölümüne seven kim var? Keçi var; hele dağ keçisi daha bir inatla çıkar. Ve Muhammed Mustafa ise, taa daha peygamber olmadan, bir keçi sıfatı varmış ki her sene bir müddet gidip "HİRA" dağına çıkarmış. Ve çıkışlarının birinde işte Cebrail ile vahiy gelip peygamber olduğu bildirilir. Yani keçi olmadan peygamber olmak yok demek ki. Öyle olunca bizler Müslümanlar da en azından onun sünnetine ittiba için, en az ömürde bir yapılan hac seyahatinde, işte turu düzenleyen, eğer organize ederse, veya biz kendimiz bilip de kendimiz gidersek, işte sünnet olarak Hira'ya çıkarız. Yine Mekke'den Medine'ye kaçarken saklandığı "SEVR" dağına çıkarız. Yani müminin ömründe en az iki tane keçisi olur demek olur. Ve bir de "Arafat" dağında da vakfe var, farz olan. Bir de Âdem keçisi olur. Eee etti mi üç keçi cibilliyatı. Yani her Müslüman hem Âdem'in evladı, hem de Müslümansa Muhammed ümmeti. Ve bir de düşmanlarından kaçtığı dağı olan keçi... Yani Eyyûb gibi oldun, o zaman Eyyûb dağına kaç; Yûnus gibi bir hal geldi başına, o zaman Yûnus dağına, tövbe dağına çık. Yani öyle olunca bir de günahtan ve düşmandan kaçtığı peygamberi vardır; en az üç peygamberi ve babası olur.

Öyle olunca ey Âdemoğlu, ey insan, ne yaparsan kendine yaparsın. Eğer bu iyilik ise iyiliklere kavuşur; şayet kötülük ise azab ve cehenneme müstehak olursun.

Rabbim, Mehdî ve askerine, kavşağa, yani yol ayrımına gelince, doğruyu, hidayet ve Mehdî yolunu seçmeyi nasip etsin.

---oOo---


أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ

''Allahım! Bizlere hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasip eyle..!''


وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne, Amiyn.

Elfatiha maassalavat.


سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 16 Ekim 2017 Pazartesi

Original Kar © glan

Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca
Smileys-2
Yanıtla


Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)
TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca