YOZLAŞMAK, TAŞLAŞMAK, SABİTLENMEK
01.12.2012 Cumartesi Vaazı
Eûzü billâhi mine'ş-şeytânirracîm
Bismillâhirrahmânirrahîm
Ahzâb Sûresi, 36. Âyet
“Allah ve Resûlü bir iş hakkında hüküm verdiği zaman, inanmış bir erkek ve kadın için o işi kendi isteklerine göre seçme hakkı yoktur. Kim Allah'a ve Resûlü'ne karşı gelirse, apaçık bir sapıklığa düşmüş olur.”
Sadakallâhü'l-azîm.
Allahümme salli alâ Rasûlillâhi Muhammed.
Allahümme salli alâ Mürşid-i İlâhî.
Allahümme salli alâ Şefîullah.
Allahümme salli alâ Şifâullah.
Allahümme salli alâ Hayrullah.
Allahümme salli alâ İsa ve Hızır Hayyullah.
Allahümme salli alâ Cebrâil Vahyullah.
Allahümme salli alâ Azrâil Mümîtullah.
Allahümme salli alâ İsrâfil Kıyâmetullah.
Allahümme salli alâ Sûr-i Haşrullah.
Allahümme salli alâ Mehdi Hidayetullah.
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Yolumuz uzun ve ince bir yoldur.
İnsan bedenine ve insanın yaratılışına baktığımızda, hayatımızın birçok farklı yol ve sistem üzerinden devam ettiğini görürüz.
Bunların her biri bize Allah Teâlâ'nın yaratışındaki hikmetleri düşünme fırsatı verir.
Birinci Yol: Nefes ve Hayat Yolu
İnsanın hayatını devam ettirebilmesi için nefes alması gerekir.
Nefes ağız ve burundan alınır, akciğerlere ulaşır ve bedenin hayatını devam ettiren birçok sisteme katkıda bulunur.
Kalp, kan dolaşımı ve bütün organlar birbirleriyle bağlantılıdır.
İnsan bütün bunları düşündüğünde, kendi bedeninin dahi ne kadar büyük bir emanet olduğunu anlar.
İkinci Yol: Beslenme ve Rızık Yolu
İkinci önemli yol, insanın aldığı gıdaların bedende işlenmesi ve faydalı hâle gelmesidir.
Ağızdan alınan yiyecekler mide ve bağırsaklarda işlenir. Faydalı olan maddeler vücuda alınırken, ihtiyaç olmayan maddeler çeşitli yollarla dışarı atılır.
Burada bize düşen en önemli görev, bize verilen rızka şükretmek ve helâl olanı tercih etmektir.
İnsan bedenine ne koyduğuna dikkat ettiği gibi, kalbine ve ruhuna ne koyduğuna da dikkat etmelidir.
Çünkü bedenin gıdası olduğu gibi ruhun da gıdası vardır.
Ruhun gıdası iman, ibadet, güzel ahlâk, ilim, zikir ve güzel amellerdir.
Üçüncü Yol: Kan ve Dolaşım Yolu
Üçüncü yol olarak kan dolaşımını düşünebiliriz.
Kalp, kanı bütün bedene ulaştırır. Organlar ihtiyaç duydukları maddeleri alır ve bedenin dengesinin korunmasına katkıda bulunur.
Bu sistem bize şunu öğretir:
İnsan hayatında hiçbir şey başıboş değildir.
Nasıl bedenimizde her şey bir düzen içerisinde çalışıyorsa, insanın manevi hayatında da iman, ibadet, ahlâk ve niyet bir bütün hâlinde düşünülmelidir.
Dördüncü Yol: Akıl ve Anlayış Yolu
Dördüncü yol akıl ve anlayış yoludur.
İnsan gördüklerini, duyduklarını ve öğrendiklerini aklıyla değerlendirir.
Fakat akıl tek başına bırakılırsa insanı her zaman doğruya götürmeyebilir.
Akıl, vahyin ve güzel ahlâkın rehberliğinde kullanıldığında insan için büyük bir nimet olur.
İnsan bilgiyi bir başkasına aktarabilir.
Öğretmen ilmi öğrencisine aktarır. Bir insan güzel bir sözü başka bir insana ulaştırır.
Fakat dil, hayır için kullanılabileceği gibi kötülük için de kullanılabilir.
Dedikodu, iftira ve insanların arasını bozacak sözler insanları birbirine düşman edebilir.
Bunun yerine dilimizi hayırda kullanmalıyız.
İnsanları barıştıran, gönülleri birleştiren, Allah'ı hatırlatan ve güzel ahlâka çağıran sözler söylemeliyiz.
En güzel taşıyıcılık, insanı Allah'a yaklaştıran bilgiyi ve güzel ahlâkı taşımaktır.
Beşinci Yol: Bilgi Yolu
Beşinci yol, gözlerden ve kulaklardan başlayarak zihne ulaşan bilgi yoludur.
İnsan gördüğü ve duyduğu şeylerden etkilenir.
Bu nedenle gözümüzü ve kulağımızı her şeye açık bırakmamalıyız.
Ne izlediğimiz, ne dinlediğimiz ve kimlerden ne öğrendiğimiz önemlidir.
Çünkü insanın içine giren bilgi, zamanla onun düşüncesine ve davranışlarına dönüşebilir.
Güzel söz güzel düşünceyi, güzel düşünce güzel niyeti, güzel niyet ise güzel ameli meydana getirebilir.
Altıncı Yol: Sinir ve Hareket Yolu
Sinir sistemi beynimiz ile bedenimizin diğer bölümleri arasındaki iletişimi sağlar.
İnsan düşünür, karar verir ve hareket eder.
Bu hareket Allah'ın rızasına uygun bir iş için olursa salih amele dönüşebilir.
Bir kimse elini bir yetime yardım etmek için uzatırsa o el hayra vesile olur.
Bir kimse elini zulüm için kullanırsa aynı organ bu defa kötülüğe alet edilmiş olur.
Demek ki mesele sadece organlarımızın varlığı değil, onları ne için kullandığımızdır.
Yedinci Yol: Işık ve Ses Yolu
İnsan çevresinden ışık, ses ve çeşitli duyusal bilgiler alır.
Gözümüz çevremizdeki görüntüleri algılar.
Kulağımız sesleri duyar.
Güzel bir söz insanın gönlünü ferahlatabilir.
Kötü ve incitici bir söz ise insanın kalbini karartabilir.
Şeytanın vesvesesi de insanın düşüncelerini karıştırabilir.
Bu sebeple mümin, duyduğu her sözü doğru kabul etmemeli; duyduklarını akıl, vicdan ve dinin ölçüleriyle değerlendirmelidir.
Sekizinci Yol: Duyu ve His Yolu
Sekizinci yol, insanın bütün bedenini saran duyular aracılığıyla çevresini algılamasıdır.
İnsan dokunur, hisseder, yürür, kaldırır, taşır ve çeşitli hareketler yapar.
Bedenimiz bize emanettir.
Bu emaneti Allah'ın rızasına uygun kullanmak da kulluğun bir parçasıdır.
Tasavvufî düşüncede cennetin sekiz kapısından söz edilir.
Buradan hareketle insanın hayatındaki farklı yolların tamamını hayra yöneltmesi gerektiği şeklinde sembolik bir ders çıkarabiliriz.
İnsan hangi kapıdan bilgi alırsa alsın, sonunda doğru çıkışı bulmaya çalışmalıdır.
Yozlaşmak Nedir?
İnsana ulaşan bilgiler, duygular ve etkiler doğru şekilde değerlendirilirse güzel ahlâk meydana gelir.
Fakat insan yanlış olanı sürekli kabul eder ve onu normal hâle getirirse zamanla yozlaşma başlar.
Önce yanlış olan şey yadırganır.
Sonra alışılır.
Daha sonra normal kabul edilir.
En sonunda ise yanlış olduğu dahi unutulur.
İşte buna yozlaşma diyebiliriz.
İnsan günahı günah olarak görmez hâle gelirse, kalbin hassasiyeti azalır.
Kalbin hassasiyeti azaldıkça insan taşlaşmaya başlar.
Taşlaşan kalp ise kendisine yapılan nasihatlerden istifade etmekte zorlanır.
Az Bulunanın Değeri ve Çokluğun Getirdiği İsraf
İnsan tabiatında az bulunan şeye karşı bir rağbet vardır.
Altın az bulunduğu için değerlidir.
Eğer altın her yerde bolca bulunsaydı insanların ona bakışı bugünkü gibi olmayabilirdi.
Aynı şekilde insan, kendisine verilen nimetlerin değerini ancak onları kaybetme ihtimali ortaya çıktığında daha iyi anlayabilir.
Bu yüzden elimizde bulunan nimetleri küçümsememeliyiz.
İman, sağlık, zaman, su, yiyecek, aile, ilim ve güzel ahlâk büyük nimetlerdir.
Bunların kıymetini bilmek gerekir.
Çokluğun değeri azaltmaması için şükretmek ve israftan kaçınmak gerekir.
İlimde de Yozlaşma Olabilir
Eskiden insanların yazı yazmak için kullandıkları imkânlar bugünkü kadar fazla değildi.
Bilgi bazen taşlara, kemiklere veya derilere yazılırdı.
Bu sebeple yazılan her şeyin kıymeti daha fazla hissedilirdi.
Bugün ise bilgiye ulaşmak çok kolaylaşmıştır.
Fakat bilginin çoğalması, onun değerinin azalması anlamına gelmemelidir.
Asıl mesele, çok bilgiye sahip olmak değil; doğru bilgiyi seçebilmek ve onu hayatımıza uygulayabilmektir.
Kur'an hakkında çok sayıda eser yazılması da başlı başına bir yozlaşma değildir.
Ancak insan, eserlerin çokluğundan dolayı Kur'an'ın kendisini ikinci plana atmamalıdır.
Tefsirler, açıklamalar ve kitaplar Kur'an'ı anlamaya yardımcı olmalıdır.
Asıl kaynak unutulmamalıdır.
Nimet Çoğaldığında Şükür de Çoğalmalıdır
Rabbimiz bazen insanlara farklı nimetler verir.
Bir dönemde merhamete ihtiyaç artabilir.
Başka bir dönemde ilme ihtiyaç artabilir.
Bir başka zamanda adalete, samimiyete, ihlâsa ve güzel ahlâka ihtiyaç duyulabilir.
Bütün bu nimetler çoğaldığında insanın yapması gereken, onları değersiz görmek değil; daha fazla şükretmektir.
Herkes merhametli olursa merhamet toplumun temel ahlâkı hâline gelir.
Herkes adaletli olmaya gayret ederse adalet güçlenir.
Herkes iyilik yapmaya çalışırsa toplumda iyilik çoğalır.
Fakat insan iyiliği sıradan gördüğü zaman, onun kıymetini unutabilir.
Bu yüzden nimet çoğaldıkça şükür de çoğalmalıdır.
Pazar, Alışveriş ve Sünnet
Geçmişte alışverişlerde pazarlık kültürü daha yaygındı.
Bugün ise marketler, sabit fiyatlar ve modern alışveriş sistemleri hayatımızı değiştirmiştir.
Bunda başlı başına bir kötülük yoktur.
Ancak alışverişte dürüstlük, karşılıklı rıza, helâl kazanç ve kul hakkından kaçınmak her zaman önemlidir.
İnsan alışveriş yaparken karşısındakini aldatmamalıdır.
Satıcı malının kusurunu gizlememeli, alıcı da haksızlık yapmamalıdır.
Asıl korunması gereken şey, alışveriş şeklinin kendisinden ziyade güzel ahlâktır.
İsraf Etmemek ve Nimetlere Hürmet Etmek
Allah'ın verdiği nimetleri israf etmemeliyiz.
Su çok olsa bile israf edilmemelidir.
Yiyecek çok olsa bile çöpe atılmamalıdır.
İnsan, kendisine verilen her nimetin bir emanet olduğunu bilmelidir.
Zemzem suyu da Müslümanlar için mübarek ve kıymetli bir nimettir.
Suya hürmet etmek, genel anlamda Allah'ın nimetlerine şükretmenin bir işaretidir.
Çocuklarımıza da suyu, yiyeceği ve bütün nimetleri israf etmemeyi öğretmeliyiz.
Suyun Saflığı ve Kalbin Saflığı
Su berrak olduğunda insan onun temizliğini görür.
Kalp de böyledir.
İnsan gönlünü kin, haset, kibir ve kötü niyetlerden temizledikçe manevi olarak berraklaşır.
Bu sebeple suyun temizliğinden hareketle kalbin temizliğini düşünmek güzel bir sembolik anlatımdır.
Her şey aslına rücu eder.
İnsan da yaratılışındaki güzel fıtrata dönmek için gayret etmelidir.
İskoçya ve Sembolik Anlatım
İskoçya ile ilgili bu bölümde geçen anlatımları tarihî bir hüküm olarak değil, sembolik bir kıssa ve tasavvufî öğüt olarak değerlendirmek gerekir.
İnsanın elindeki güzel nimetleri yanlış amaçlarla kullanmaması gerekir.
Bir yerde güzel ve temiz bir nimet varsa onu bozan alışkanlıklardan uzak durmak gerekir.
İçki gibi insanın aklını ve iradesini olumsuz etkileyen şeylerden uzak durmak, İslâm'ın temel ahlâk ve kulluk anlayışının bir parçasıdır.
İnsan, kendisine zarar veren alışkanlıkları terk edip temiz ve dengeli bir hayat yaşamaya gayret etmelidir.
Hidayet ve Rehberlik
Allah Teâlâ kullarına hidayet yollarını gösterir.
Peygamberler insanları hakka davet etmişlerdir.
Âlimler, mürşidler ve salih kullar da insanlara bildikleri doğruları öğretmeye çalışırlar.
Fakat insanın nihai yönelişi Allah'a olmalıdır.
Hidayet Allah'ın lütfudur.
Bir insanın başka bir insana vesile olması mümkündür; ancak hidayeti veren Allah Teâlâ'dır.
Bu sebeple biz de insanlara güzel söz söylemeli, doğruyu anlatmalı ve kimseyi zorlamadan hayra davet etmeliyiz.
Namazın Yozlaşması Değil, Gönlün Uyanması
İslâm'a yeni giren bir insan için namaz ve abdest çok kıymetli olabilir.
İnsan yeni başladığı ibadetlerde büyük bir heyecan ve sevgi hissedebilir.
Fakat yıllar geçtikçe insan ibadetlere alışabilir.
Burada dikkat edilmesi gereken şey, ibadetin alışkanlığa dönüşmesi değil; alışkanlık hâline geldiği için ruhunun kaybolmasıdır.
Namazı sadece bedensel hareketlerden ibaret görmemeliyiz.
Namaz, Allah'ın huzurunda durmaktır.
Abdest, temizliğin yanında manevi hazırlığı da hatırlatır.
Kur'an okumak, zikir yapmak ve dua etmek de sadece dilin hareketi değil, kalbin de iştirakiyle yapılmalıdır.
İnsan namazını kılarken ne söylediğini düşünmeli, Allah'ın huzurunda olduğunu hatırlamalıdır.
Böylece namaz tekrar canlanır.
Kalp yeniden uyanır.
İbadet sıradan bir hareket olmaktan çıkar ve kulluk şuuruna dönüşür.
Sonuç
Yozlaşmanın en tehlikeli hâli, insanın yanlış olanı yanlış olarak görmemeye başlamasıdır.
Kalp önce uyarılır.
Sonra alışır.
Sonra alıştığı şeyi normal kabul eder.
En sonunda ise doğru ile yanlış arasındaki farkı hissedemez hâle gelir.
İşte bundan Allah'a sığınmak gerekir.
Rabbimiz bizleri kalbi taşlaşanlardan eylemesin.
Bize verilen nimetleri değersiz görmeyi nasip etmesin.
İmanı, ibadeti, ilmi, merhameti, adaleti, güzel ahlâkı ve insanlığımızı yozlaştırmaktan bizleri muhafaza eylesin.
Namazlarımızı alışkanlık hâline getirip ruhunu kaybetmekten bizleri korusun.
İbadetlerimize ihlâs, sözlerimize doğruluk, işlerimize bereket ve gönüllerimize merhamet versin.
Bizi sırât-ı müstakîmden ayırmasın.
Hakkı hak olarak görüp ona uymayı, bâtılı bâtıl olarak görüp ondan uzak durmayı nasip eylesin.
Allah Teâlâ bizleri ve bütün müminleri her türlü yozlaşmadan, gafletten, israftan, kibirden, nefsin aldatmasından ve kalbin taşlaşmasından muhafaza buyursun.
Âmin.
El-Fâtiha maassalavât.
Başağaçlı Raşit Tunca
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
______________________
Schrems, 15 Şubat 2018 Salı Son Düzeltleme Yapıldı
Original Kar©glan
_______________________________________
Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca


