Raşidi Tarikatı Salavatlarında "Seyyid" ve "Seyyide" Kelimelerinin Kullanımı ve Dayanakları
Raşidi Tarikatı'nda okunan "Salavatı Kasr" ve "Salavatı Kebir" dualarında, erkekler için "Allahumme salli ala seyyidina", kadınlar için ise "Allahumme salli ala seyyidetina" ifadeleri kullanılmaktadır. Bu ibarelerdeki "seyyidina" (erkek efendimiz) ve "seyyidetina" (kadın efendimiz) kelimelerinin tercih edilmesinin temelinde hadisler ve ayetler yer almaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), hadislerinde torunları Hasan ve Hüseyin (r.a) için “Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.” buyurmuştur. Bu hadis, "Seyyid" yani "Efendi" sıfatının kullanımına açık bir örnektir. Bu durum göstermektedir ki “Efendilik” sıfatı yalnızca peygamberlere mahsus değildir. "Seyyid" kelimesi; terbiyeli, ahlaklı ve temiz insan anlamında kullanılabileceği gibi, bir patron için, köle sahibi için veya toplumun önde gelen tanınmış kimseleri için de kullanılan bir unvandır.
Bu kullanıma dayanak olan başlıca hadisler şunlardır:
Cennet Ehli Gençlerinin Efendileri
Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.” (Tirmizî, Menâkıb, 30/3768)
Hz. Huzeyfe (r.a) ise şu olayı anlatır:
Annem bana, “Peygamber Efendimiz’le en son ne zaman görüştün?” diye sordu. Birkaç gündür görüşmediğimi söyleyince bana çok kızdı ve beni azarladı. Bunun üzerine ona, “Hemen Resûlullah’ın yanına gideyim, onunla akşam namazını kılayım ve sizin için istiğfar etmesini isteyeyim.” dedim. Hz. Peygamber’in yanına vardım ve birlikte akşam namazını kıldık. Yatsıya kadar nafile namaz kıldı, ardından mescidden ayrıldı. Ben de peşinden gittim. Ayak sesimi işitince, “Bu kim, Huzeyfe mi?” buyurdu. “Evet” dedim. Bunun üzerine, “İhtiyacın nedir, Allah seni ve anneni mağfiret eylesin!” buyurdu. Sonra da şöyle devam etti: “Şu anda bana daha önce hiç yeryüzüne inmemiş bir melek geldi. Bana selâm vermek ve Fâtıma’nın Cennet ehli kadınlarının, Hasan ile Hüseyin’in de Cennet ehli gençlerinin efendisi olduklarını müjdelemek için Rabbinden izin istedi.” (Tirmizî, Menâkıb, 30/3781; Ahmed, V, 391-392)
Kütüb-i Sitte’de yer alan bu rivayetler, Hz. Peygamber’in torunlarının Cennet gençlerinin efendisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Namazda Salavat Getirmenin Hükmü ve "Seyyidina" İfadesi
Namaz başta olmak üzere ibadetlerimizde okunan duaları bizzat öğreten ve tavsiye eden Peygamber Efendimiz (a.s.m), salavat dualarını da okumuş ve ümmetine öğretmiştir.
Mezheplerin bu konudaki görüşleri şöyledir:
“Allâhumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve alâ âli seyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd. Allâhumme bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.”
Dualarda geçen “Seyyidina” ifadesi, Hz. Peygamber’e ve diğer peygamberlere duyulan derin saygının ve onların yüce makamlarının bir ifadesidir.
Namaz Dışında Salavat Getirmek vacip olmayıp menduptur (tavsiye edilmiştir). Hanefîlere göre ise kişinin ömründe bir kere salavat getirmesi farzdır.
Özellikle “Cimri Kimdir?” hadisi bu konunun önemini vurgular. Hz. Ali (r.a)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.” (Tirmizî, Daavât, 101)
Peygamberimizin İsminin Başında "Seyyidina" Kullanmak
Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre, namazlarda okunan İbrahîmî salavatlarda Muhammed lafzından önce “seyyidina” kelimesini kullanmak menduptur (müstehaptır) ve bunu yapmak, yapmamaktan daha faziletlidir. Bu konuda rivayet edilen olumsuz hadislerin ise uydurma olduğu belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında Raşidi Tarikatı Salavatları'nda kullanılan "seyyidina" ve "seyyidetina" ibareleri, hem hadislerdeki kullanıma hem de İslam fıkhının genel prensiplerine tamamen uygun olup, dualara derin bir saygı ve muhabbet katmaktadır.
Kaynaklar:
Raşidi Tarikatı'nda okunan "Salavatı Kasr" ve "Salavatı Kebir" dualarında, erkekler için "Allahumme salli ala seyyidina", kadınlar için ise "Allahumme salli ala seyyidetina" ifadeleri kullanılmaktadır. Bu ibarelerdeki "seyyidina" (erkek efendimiz) ve "seyyidetina" (kadın efendimiz) kelimelerinin tercih edilmesinin temelinde hadisler ve ayetler yer almaktadır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v), hadislerinde torunları Hasan ve Hüseyin (r.a) için “Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.” buyurmuştur. Bu hadis, "Seyyid" yani "Efendi" sıfatının kullanımına açık bir örnektir. Bu durum göstermektedir ki “Efendilik” sıfatı yalnızca peygamberlere mahsus değildir. "Seyyid" kelimesi; terbiyeli, ahlaklı ve temiz insan anlamında kullanılabileceği gibi, bir patron için, köle sahibi için veya toplumun önde gelen tanınmış kimseleri için de kullanılan bir unvandır.
Bu kullanıma dayanak olan başlıca hadisler şunlardır:
Cennet Ehli Gençlerinin Efendileri
Resûlullâh (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Hasan ve Hüseyin, Cennet ehlinin gençlerinin efendileridir.” (Tirmizî, Menâkıb, 30/3768)
Hz. Huzeyfe (r.a) ise şu olayı anlatır:
Annem bana, “Peygamber Efendimiz’le en son ne zaman görüştün?” diye sordu. Birkaç gündür görüşmediğimi söyleyince bana çok kızdı ve beni azarladı. Bunun üzerine ona, “Hemen Resûlullah’ın yanına gideyim, onunla akşam namazını kılayım ve sizin için istiğfar etmesini isteyeyim.” dedim. Hz. Peygamber’in yanına vardım ve birlikte akşam namazını kıldık. Yatsıya kadar nafile namaz kıldı, ardından mescidden ayrıldı. Ben de peşinden gittim. Ayak sesimi işitince, “Bu kim, Huzeyfe mi?” buyurdu. “Evet” dedim. Bunun üzerine, “İhtiyacın nedir, Allah seni ve anneni mağfiret eylesin!” buyurdu. Sonra da şöyle devam etti: “Şu anda bana daha önce hiç yeryüzüne inmemiş bir melek geldi. Bana selâm vermek ve Fâtıma’nın Cennet ehli kadınlarının, Hasan ile Hüseyin’in de Cennet ehli gençlerinin efendisi olduklarını müjdelemek için Rabbinden izin istedi.” (Tirmizî, Menâkıb, 30/3781; Ahmed, V, 391-392)
Kütüb-i Sitte’de yer alan bu rivayetler, Hz. Peygamber’in torunlarının Cennet gençlerinin efendisi olduğunu açıkça ortaya koymaktadır.
Namazda Salavat Getirmenin Hükmü ve "Seyyidina" İfadesi
Namaz başta olmak üzere ibadetlerimizde okunan duaları bizzat öğreten ve tavsiye eden Peygamber Efendimiz (a.s.m), salavat dualarını da okumuş ve ümmetine öğretmiştir.
Mezheplerin bu konudaki görüşleri şöyledir:
- Hanefîlere göre: Son teşehhütte Hz. Peygamber (asm)'e İbrahîmî salavat getirmek sünnettir.
- Malikilere göre: Son teşehhütten sonra salavat getirmek sünnettir.
- Şâfiî ve Hanbelilere göre: Son teşehhütte salavat getirmek vaciptir. Âline salavat getirmek ise Şâfiîlerde sünnet, Hanbelîlerde vaciptir.
“Allâhumme salli alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ salleyte alâ seyyidina ibrâhîme ve alâ âli seyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd. Allâhumme bârik alâ seyyidina Muhammedin ve alâ âli seyyidina Muhammed. Kemâ bârakte alâ seyyidina ibrahîme ve alâ âli seyyyidina ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.”
Dualarda geçen “Seyyidina” ifadesi, Hz. Peygamber’e ve diğer peygamberlere duyulan derin saygının ve onların yüce makamlarının bir ifadesidir.
Namaz Dışında Salavat Getirmek vacip olmayıp menduptur (tavsiye edilmiştir). Hanefîlere göre ise kişinin ömründe bir kere salavat getirmesi farzdır.
Özellikle “Cimri Kimdir?” hadisi bu konunun önemini vurgular. Hz. Ali (r.a)'den rivayet edildiğine göre Resûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:
“Cimri, yanında adım anıldığı halde bana salâtü selâm getirmeyen kimsedir.” (Tirmizî, Daavât, 101)
Peygamberimizin İsminin Başında "Seyyidina" Kullanmak
Hanefî ve Şâfiî mezheplerine göre, namazlarda okunan İbrahîmî salavatlarda Muhammed lafzından önce “seyyidina” kelimesini kullanmak menduptur (müstehaptır) ve bunu yapmak, yapmamaktan daha faziletlidir. Bu konuda rivayet edilen olumsuz hadislerin ise uydurma olduğu belirtilmiştir.
Bu açıklamalar ışığında Raşidi Tarikatı Salavatları'nda kullanılan "seyyidina" ve "seyyidetina" ibareleri, hem hadislerdeki kullanıma hem de İslam fıkhının genel prensiplerine tamamen uygun olup, dualara derin bir saygı ve muhabbet katmaktadır.
Kaynaklar:
- Sorularla İslamiyet
- İslam ve İhsan
- İslam Fıkhı Ansiklopedisi, Prof. Dr. Vehbe Zuhayli
- Kütüb-i Sitte (Tirmizî, İbn Mâce, Buhârî, Müslim, Ahmed b. Hanbel, vb.)
SON YENi KONULAR
FORUMA GiR
FORUMDA ARA
SUPPORT 

