Konu Değerlendirmesi:
  • 0 Oy(lar) - 0 Ortalama
  • 1
  • 2
  • 3
  • 4
  • 5
Gelecekden Gelen iyiler ile Gelecekden Gelen Kötüler (4 Şubat 2017 Vaazi)
#1
Raşit Tunca icon-6 

Gelecekten Gelen İyiler ile Gelecekten Gelen Kötüler

(Kar©glan'ın 4 Şubat 2017 Vaazı)

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


لاَ إِكْرَاهَ فِي الدِّينِ قَد تَّبَيَّنَ الرُّشْدُ مِنَ الْغَيِّ فَمَنْ يَكْفُرْ بِالطَّاغُوتِ وَيُؤْمِن بِاللّهِ فَقَدِ اسْتَمْسَكَ بِالْعُرْوَةِ الْوُثْقَىَ لاَ انفِصَامَ لَهَا وَاللّهُ سَمِيعٌ عَلِيمٌ

Lâ ikrâhe fîd dîni kad tebeyyener ruşdu minel gayy(gayyi), fe men yekfur bit tâgûti ve yu'min billâhi fe kadistemseke bil urvetil vuskâ, lânfisâme lehâ, vallâhu semîun alîm(alîmun).

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Dinde zorlama yoktur. Çünkü doğruluk sapıklıktan iyice ayrılmıştır. O hâlde, kim tâğûtu tanımayıp Allah'a inanırsa, kopmak bilmeyen sapasağlam bir kulpa yapışmıştır. Allah, hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir.

Sadakallahul Aziym — BAKARA Suresi, 256. ayet


mhd mhd mhd mhd mhd mhd mhd mhd mhd

---oOo---

Hz. Sevban radıyallahu anh anlatıyor:

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Size çullanmak üzere, yabancı kavimlerin, tıpkı sofraya çağrışan yiyiciler gibi, birbirlerini çağıracakları zaman yakındır."

Orada bulunanlardan biri:

"O gün sayıca azlığımızdan mı bu durum başımıza gelecek?" diye sordu.

"Hayır, bilakis o gün siz çok olacaksınız. Lakin sizler bir selin getirip yığdığı çer-çöpler gibi hiçbir ağırlığı olmayan kimseler durumunda olacaksınız. Allah, düşmanlarınızın kalbinden size karşı korku duygusunu çıkaracak ve sizin kalplerinize zaafı atacak!" buyurdular.

"Zaaf da nedir ey Allah'ın Rasûlü?" denildi.

"Dünya sevgisi ve ölüm korkusu!" buyurdular. (Ebu Davud, Melahim 5/4297)

(Hadis-i Şerif)

"Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd."
"Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd."

Yolculuğumuza başlıyoruz:

Sabır cenderesi denemeleri, bam teline basma hikayeleri... Hiçbir müzik aleti dokunmadan çalmıyor yani; saz teline basınca, piyano öyle, düdük üfleyince, zil vurunca, davul dövünce çalıyor. Ve bunlar benim sinirimi zorluyor, bam telime basıyor. Ve deniyor: "Sabır testisi kaç kilo, kaç litre alıyor?" diye. Ve biz sondan bir öncesiyiz; yani "mhd" veya Raşid'iz. Ve bizden sonra tek bir sabır kalıyor; ondan sonra iyilik ancak "vetava savbil hakki vetava savbissabr" — Hakkı, yani adaleti ve doğruluğu tavsiye edenler ve sabrı tavsiye edenler olarak kalıyor.

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


وَالْعَصْرِۙ اِنَّ الْاِنْسَانَ لَف۪ي خُسْرٍۙ  اِلَّا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ وَتَوَاصَوْا بِالْحَقِّ وَتَوَاصَوْا بِالصَّبْرِ

Vel-'asr, İnne-l-insâne lefî husr, İllâ-llezîne âmenû ve 'amilû-ssâlihâti ve tevâsav bilhakki ve tevâsav bi-ssabr.

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Andolsun o zamana ki. Şüphe yok ki o günlerde ancak inananlar ve iyi işlerde bulunanlar ve birbirlerine gerçeği gözetmeyi ve sabretmeyi tavsiye edenlerden başka herkes insanlığını kaybeder ve elbette zararda, ziyandadırlar.

Sadakallahul Aziym — Asr Suresi, 1. 2. 3. ayet

Sabır zor; içinde sabır olmayanın sabrı yemesi zor, sabrı bilmesi zor. Yani öyle olunca, Deccal ve kâfirler reaksiyon zamanını ölçüyor benim; yani reaksiyon zamanımı, ne zaman tepki veriyor, onu hesaplamaya çalışıyor. Yani sabır testisinin skalasını bulmaya çalışıyor. "Bunu bitirdik" diyorlar demek yani; biz bitersek, o zaman Mehdi vaktini bitirdiler demektir. "Bir kötülüğü gördüğünüzde hiçbir şey yapamıyorsanız bari içinizden homurdanın" dedi Muhammed. Yani insanlık kalmadıysa, bari AYILIĞI, hasanlığı kapın dedi; en son hasen olanlardan birini kapın dedi. İnsanlık tükendiyse, artık en iyi ne varsa, yani hasen olan ne varsa onu kapın dedi. Yanlışı ve haksızlığı, adaletsizliği, vahşiliği görünce "İnsanlık bu değil" diyerekten "Bu yanlış" diye homurdanın dedi. Bak, ben yanlış yapanları görünce dişimden sövüyorum, sayıyorum; gidip de boynunu koparacak kadar gücüm yok. İşte ancak söyleniyorum deli deli; gücüm buna yetiyor, sövüyorum, sayıyorum. Ya sen gafil, homurdanmaya da mı gücün yok?

Yakında mutfağımıza tay yip yemekleri de girer artık: "Emine mantısı, tay yip parmağı, Emine köprüsü... karpuz suyunda yüzen bilocuklar..."

-----

Azrail, İbrahim a.s.'ın canını almaya geldiği vakit, İbrahim a.s. canını vermeye yanaşmadı. Dedi ki: "Ben Allahu Teâlâ'nın dostu değil miyim? Dost, dostun canını alır mı?" Azrail bunu Allahu Teâlâ'ya iletince, Allahu Teâlâ: "Söyle ona: Ben de bir dostun durumuna şaşarım ki, dostuna kavuşmak istemiyor."

Muhammed Mirac etti ve geçmişten geleceğe yolculuk etti. Ve Allah ona, olup bitecekleri gösterdi. Amma düşünün, o devirde uçak yok; amma Muhammed'e öyle bir binekle geldiler ki adına Burak diyorlar. Ve o Burak'a bindi, ve geleceğe yolculuk etti Muhammed. Öyle olunca varın bakın ki, orada kötüler de var, ve yine kötülüklerine devam ediyorlar. Olacak fitneleri gördü, Deccal'i gördü; ve yine onun misyonunu sürdüren bir adam, ve Âdem olan, yani bir racül olan Mehdi'yi de gördü; o da onlarla savaşmakta. Ve yine düşünün, öyle bir zaman ki, çok daha gelişmiş, gelecekteki bir zaman. Ve öyle olunca, o gelişmiş zamanda yaşayan kötüler de var; yani dünya kötülerden tamamen temizlenmiş değil. Ve Allah bunları Muhammed'e gösterdi ve "Haydi şimdi geriye dön ve benim dostlarıma, evliyalarıma, yani sevenlerime, sevdiklerime bunları anlat, ve onları uyar bu tehlikelere karşı" dedi. Ve o yine o Burak ile zamanda geri yolculuk edip zamanına döndü, ve ashabına bunları bir bir anlattı. Ve öyle olunca Terminator filmindeki gelecekten gelip dünyayı kurtarmaya çalışan Mehdi ve İsa da aynısı olduğu gibi; yine onların bu amacına, gayesine ters davranıp ve kâinatın yönetimi, kumandası olan dünyayı ele geçirmeye çalışan ve gelecekten gelen kötüler de vardı. Yani Muhammed'in o Mirac ettiği Mehdi zamanı olan, ondan daha sonraki daha ileri zamanlar olsun, o zamanlardaki kötüler de bu en gelişmiş teknolojiye sahip, hatta belki daha fazlasına onlar da sahipler. Amma onlar da Muhammed'e Allah'ın böyle geri dönüp uyarma ve durumu düzeltme gibi bir imkan verdiğini gördü, duydular. Ve onlar da tekrar geçmişe gidip Muhammed'e ve ümmetine, ve Allah'a ve sevenlerine, insanlara isyan ve düşmanlık etmek için geri dönüp, insanları yanlış yola saptırmak için kötü fikir ve icatlarla bu amaçlarını desteklemekteler. Ve bugün onlar sanki savaşı kazanıyor gibi görünüyor; Allah'ın bu Mirac ile murad ettiği gayeye karşı savaşan kötülerin askerleri daha çok bilgi ve icat, mucitleri ile daha gelişmiş durumdalar ve fitne fücur ortalıkta. Öyle olunca, bakın bir elma; dedemin dedesinin diktiği bir elma, dedemden binler ya da yüzler sene önce elma olup, elma verdiği ve o elmalarda elma özelliği gösterdiği gibi, ondan yüzler, binler sene sonra da dikilen bir elma bozulmamışsa, yine elmadır ve elma meyvesi verir. Ve bakın şimdi Firavun kim? Ve Musa zamanının Firavun'unu al, gel 2017'de tekrar dik; bakalım Firavun değil de armut özelliği mi gösterecek? Hayır, yine Firavun olur, hem de biraz daha gelişmiş Firavun olur değil mi? Hem de şimdi kendini geliştirmiş, canavarlaşmış, asil hormonlu Firavun olur. Oldu mu? Oldu. Hani Allah denizleri yardı, Musa'yı geçirdi ve Firavun'u karketti ya; ve Allah onu tamamen yok etmeyip de geride bırakınca, Allah müsaade bırakınca, geri geldi ve bugün denizlerin altından, boğazdan bir yandan bir yana denizlerin altından geçmesini buldu. Ve bak: "Haa ha ha, beni öldüremedin, bak ben de kurtuldum ey Musa; ardındayım, takibindeyim, yine sana Firavun'luk..." diye yoluna devam ediyor. Hem de gelişmiş; artık onu bak, denizlerin de altından geçer halde bulduk, değil mi? Kim yaptı bu deniz altı geçidini? Yani Firavun lan, aynı Firavun; hormonlu Firavun, geri geldi bak, Allah'a yine isyan ediyor, yine tanrılık iddia ediyor gafil. Öyle olunca Hz. Osman, Muhammed'e ve ashabına yardım etti deniyor. Halbuki iki tane, üç tane adam onun ahir ömründe bunun evine girdi ve onun sakalına yapışıp bunu öldürdüler. Neden acaba? Yani eğer o iyilerden ise, o galip gelecek olandı; halbuki ahir ömründe yenik düştü. Ama Allah diyor ki:

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


كَتَبَ اللّٰهُ لَاَغْلِبَنَّ اَنَا۬ وَرُسُل۪يۜ اِنَّ اللّٰهَ قَوِيٌّ عَز۪يزٌ

Keteba(A)llâhu leaġlibenne enâ ve rusulî© inna(A)llâhe kaviyyun 'azîz.

Meali:

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Şüphesiz Allah: "Ben ve elçilerim mutlaka galip geleceğiz" diye yazmış ve hükmetmiştir. Şüphesiz Allah, çok güçlüdür, çok üstündür.

Sadakallahul Aziym — Mücâdele Suresi, 21. ayet

"Ketaballahu la aglibenne ve rasuliye, innallahe gaviyyun aziz."

Yani halbuki o günkü Osman... Eğer bu gün "Osman" diye yeni soysuzlar türediyse, anla ki o, Muhammed'in zamanında gelecekten gelip Muhammed'i bu savaşta kandırmaya çalışan biri, ve Muhammed'in kızını kirletmek için ona öyle görünmüş olan biri. Halbuki sonunda düştüğü duruma bakınca, ondan bunun öcünü alan birisi var; sakalına yapışıp geberten biri var. Yaptığı soysuzluğu, hem Firavun olup da Muhammed zamanında iyilerden gibi görünen birisi olduğunu fark eden, bu oyunu fark eden birisi, bir Mehdi var. Madem iyiydi, Muhammed'e iyiydi; Mehdi'ye niye soysuzluk ediyor? O gerçek elmaysa, Muhammed zamanında elma olan, Mehdi zamanında da elma olacaktı. Amma Muhammed'e elma olup kızını kirletip de Mehdi'ye soysuzluk ediyorsa, anla ki o gelecekten gelen kötülerden. Yani o da gelecekten geçmişe gidip bu oyunu bozdu ve onu öldürdü demektir bu. Ve "Allah ve peygamberleri galip olacak" diyen Allah, benim sözüm değil. Ve öyle olunca, bu Osman denen yenildiyse, haa, bu onlardan değil o zaman; bu Firavun soyundan, karkolanlardan Allah bir kere daha öcünü aldı demektir yani. Ve onlar da, yani gelecekten gelen kötüler de işte böyle yanında, yörende sana en iyi dost olarak görünebilirler; amma anla ki kardeşin bile olabilirler. Habil-Kabil kardeşti, amma o kötülerdendi; bu dünyayı ele geçirmeye çalışan kötülerdendi. Ve ta zamanın başına gitmişler ve Adem'den habersiz Havva'yı kaçak dikenin çocuğuydu Kabil. Yani Nuh'a diyor ki Allah: "Kenan senden değil." Bu ne demektir, anlayan yok mu? Yani diyorlar ki, yani Kenan imansızdı. Lan, bunu Allah anlatmak için resmen mi yazması lazım? Zaten resmen yazmış amma anlamak istemeyen, "ayıp falan filan" diyen gafil anlamıyor. Ne diyor? "O senden değil" diyor. "Senden değil" demek, soysuz dölü demek lan gafil. Nuh'un karısını kötülerden biri gelecekten geri gidip dikmiş ve ondan olan çocuk Kenan. Firavun'un sarayında beslenen Musa gibi; onlar da bunu fark edince, geri gidip onlar da Nuh'un evinde beslenen Kenan'ı doğurtmuşlar. Aynı oyunu öğreniyor; gelecekten gelip geçmişteki durumu bozmaya çalışan soysuzların tuzağı. Yani soysuz dölü, soysuz dölü. Gören, bilen anlar.

Ben Bediüzzaman misali size doğruyu gösterip hakkı tavsiye ediyorum, gösteriyorum; anlayan bu tuzağa düşmez.

----

Düşün ki "köpekler" diye bir tür var; bunların sürüsünün bulunduğu gruba "köpekler cumhuriyeti" diyebiliriz. Ve bunlardan birisini kurt ya da tilki tikmiş, ve tilki ve köpek karışımı bir şey doğmuş, veyahut kurt ve köpek karışımı bir şey. Ve bu büyümüş, ve bunu köpekler reis olarak seçmişler. Ve bu bir gün diyor ki: "Bundan sonra köpekliği iptal ettim; artık kimse dışarıda tavşan avlamayacak." "E, peki ne yapacağız?" "Tilkilik yapacağız, çalacağız, çırpacağız. Köpeklik bitmiştir bundan sonra; yaşasın tilkilik!" dedi. Ama köpek, evdeki tavukları boğup yemeye başlayınca, ev sahibi köpeğin götüne bir tekme vurur, evinden de olur değil mi? Haydi o soysuz, o tilki, o sokakta onun bunun çocuğu gibi yaşayıp onun tavuğunu, bunun yumurtasını yer; çünkü kanında tilkilik var. Amma Kangal, gerçek Türk dostu köpek, tilkilerle, kurtlarla ortak olup koyun çalmaya başlarsa ya da çalanlara müsaade ederse, o köpek kovulur ve rezil rüsva olur değil mi? Öyleyse bu soysuz döllerine uymayın; yarın evinizden, barkınızdan da olursunuz. Yemin olsun, durum budur.

-----

Fabrikanın birisi mesela bilgisayar üretiyor amma, bilgisayarın fabrikaya faydası yok. Ne faydası var? Var amma kime? Patronun cebine faydalı. Yine anne çocuk doğuruyor; çocuğun o anneye faydası ne? Bu da bu haftaki vaazdan bir dahaki haftaya tefekkür konusu yine. O fabrika üretip dünya bırakmakla sorumlu; bir anne de insanlığın soyunun devamı için iyi kötü bir çocuk doğurup, türün devamı için yetiştirmekle sorumlu. Ve iyilerin, iyi çocukların ve insanlığın devamından sorumlu en azından dedi ki Muhammed: "En hasen olanı alın, seçin" deyi. Yine Allah "İnsan kalmadıysa" ve Vel-Asr'daki ayetlerdeki sonra kalan en iyi olanlar "iman edenler, iyiliği ve sabrı tavsiye edenlerdir" dedi.

----

Abdest, gusül nedir? Dedik ya, Allah ilk defa Cumartesi tatilini emrettiğinde, öğrettiğinde anlamadılar; senelerce anlamadılar. Ve biz Müslümanlar da dedik ki: "Neymiş, Yahudiler Allah'a isyan etmişmiş." Halbuki bir kuralın koyulması, yahut bir icadın bulunması, ve onun insanlarca kabul edilip alınıp kullanılması belli bir süreç gerektiriyor. Lan gafil, Cumartesi yasağı ile Allah bundan kastettiği, bugünlerde hafta sonunu dört gözle bekleyen insanlığa haftada iki gün de tatil edin demek istedi. Ve fakat gusül ve abdestte ise temizlenin, mikroplara karşı kalkan edinin. Temizlenmek, şeytan askerlerine karşı kalkandır, mikroplara karşı kalkandır zaten.

Porsche arabadan veya Ferrari'den, at arabadan yahut Jaguar'dan dünyada temsili bir sayı ile 500 tane üretilmiyor; yine temsili misal ile 10 tane, 20 tane üretiliyor değil mi? Yani dünyada gerçek at olarak 25'li tabanca ile doğan, soylu at, saf ırk at, öyle damızlık at, milyon tane değildi yani. Amma yine bu kötüler "gergedan boynuzu" diye bir şey keşfettiler ve uzatmalı 25'li tabancalar, ata benzemeyen, eşeğe benzemeyen bir tür ürettiler; adı KATIR. Ve katırlar tepişince kıyamet kopacak hadisi aklıma geliyor burada. Aşılama, hormonlu atlar; uzatmalı, asli boyu uzun olmayan tabancaları bu gergedan boynuzu ile uzatıp karavan araba ürettiler. Yani KATIR Sıpaları türedi; taksi desen değil, minibüs desen değil, pikap desen değil, yani TIR desen hiç değil, kamyon desen hiç değil. Peki bu IRK ne? Bunlar KATIR ve soysuz dölleri; bunlar da at ile eşekten olma soysuz dölleri. Karavan arkası uzun taksiler, hormonla falan filanla uzatılmış arabalar, tabancalar.

Ve dedik: Ferrari'den elli tane olmadığı gibi az ve çok pahalı; ve fakat yine de "Her kelin bir kör alıcısı vardır" demiş atalar. Onun da alıcısı var mı? Pahalı da olsa var. Öyle olunca, bizim vaazlardan anlayacak adam sayısı da az; herkes Porsche, Ferrari alamayacağı gibi, bizim vaazdan nasiplenecek kimseler de az. Ya dinleye, okumaya başlar fakat yarıda çeker gider; ya dinler anlamaz; ya anlar ve fakat "Ben biliyordum" der; ya da benliğe geçirir, kendisi söylemiş gibi çak satar, "Ben dediydim" der; ya da "Hayır, bunlar bu dediklerin yanlış" diye bizimle savaşır.

----------


Habeşistan, yani Etiyopya, Muhammed'e ve ashabına yardım etti. Etti de ne oldu? Şu hallerine bakarsan, şeytan ve gelecekten gelen kötüler onlara düşman oldu. Ve düştükleri hal, en fakirden de öte fakirlik. Yani hani bir yamaçtan düşen adam, düşmemek için yanındakinin eline, koluna yapışır da onu da çeker, düşürür ya; öyle bir şey yani.

Almanya gemisi, Avrupa gemisi iyi kötü yüzüyordu. Ne oldu? Almanya, Türkiye'den her sene 500 mülteci alacakmış. Al, al, al da Almanya'nın da canına okusunlar, senin de canına... Senin gemini de batırsınlar. Düşenin sağlam olanın koluna yapıştığı gibi yapış onlara; el ver ve kol ver sen, yarın sen de acıdığının durumuna düşersin, merak etme.

Almanya, Suriyelileri sırtına bindiriyor; yani Suriyeliler eşek dedik. Ve bu sefer sırtına binilen Almanya olursa, sen tabancayı, büyük tabancayı artık Müslümanlara değil, o ... Alman gafirlerine teslim edip terk ettin, bıraktın demektir. Yani sırta binilen, yani Alman karılarının üstüne çıkması tatlı, güzel; sarı papatya gibiler değil mi? Amma sonuca bak sen: Sırta binilen ya da sütüne çıkılan o Almanlar olunca, sen artık gafir olarak döl verdin ve tabanca gafirlerin eline geçti gafil. Sen yükseldin, refaha erdin; amma tabanca gitti manyak, eşek o oldu artık. Sen eşek süren medeni adam oldun, taksi süren, araba süren medeni adam oldun. Sizdeki büyük tabancaları topluyor; yani bilek gücüyle yenemediklerini ... gücüyle yenecek, elinden alacak gafil Suriyeliler. Avusturya, Viyana'ya dayanan Kara Mustafa Paşa'dan ne gücüyle savaşı geri kazandıklarını biliyor musunuz? Türkler Viyana'yı, Avusturya'yı bir Maria'ya, Maria'nın ... değiştiler, götlerine bakarak geri döndüler. Ne oldu yani? ... gücü... Aynı oyun şimdi Suriyelilere oynanıyor; yani onlardaki eşek tabancasını çalma hikayesi. Atlar demiş ki: "Kimse sikmeyeceği eşeğin önüne yem dökmüyor." Yıllardır bu Suriyeliler bu tabancanın kıymetini bildi mi? Yani bu tabanca ile bir yere vardılar mı? Yok. Kim ne icat etti Suriyelilerden? Yok, tabanca boş. Gafir diyor ki: "Ben alan o tabancayı ve bir şeyler keşfederim; siz kıymetini bilmiyorsunuz" diyor yani. Müslümanlar yıllardır elindeki uzun tabancanın kıymetini bilmediler. Uzun tabancalı Araplar, 25'li barabelli saf kan Arap atı varken, Mekke'ye, bizim Kâbe'mizin, taptığımız Tanrı'nın temsili ev dediğimiz KIBLEMİZ'in üstüne, bamometli saat kulesi diktirdiler. Yani tabancayı onlar da gafire teslim etmişler. Ve gafir diyor ki: "Bizim Tanrımız sizinkinden de üstün, en üstte, en yüksekte" diyor gafirler ve kötüler.

İşte senelerdir Müslümanlar abdest alıyor, abdestin manasını bilmiyor. "Niye elimi yıkıyorum, yüzümü yıkıyorum?" demiyor. Daha bir on sene ya da 100 sene abdest alsalar, niye abdest alındığını anlamazlar bu gafiller. Elindekinin kıymetini bilmeyen gafiller; kapdırınca anlarsınız. Aynı Cumartesi tatil yapma meselesi gibi, faiz yasağı meselesi gibi; yine anlamaz bu gafiller. Ve vatanı parsel parsel edecek olan bu ... yüzünden elinizdeki vatanın kıymetini bilip sahip çıkmazsanız, bu soysuzlara, ... gafirlere teslim edince, elinizden kapdırınca anlarsınız. İş işten geçmiş olur; ondan sonra ölmüş ama katranla zift yama gayrı. Neydi bizim ülkemizin ismi? Anadolu. Anan izi ... gafirler o zaman anlarsınız. Amma çare ne ondan sonra gayrı? Ya akıllanırsınız, sahip çıkarsınız cumhuriyete ve Anadolu'ya; ya da parça pincik edip ... bak, bu Firavun bir üstten köprü kurdu, bir de alttan daldırıp çıkılan tünel buldu, yaptırdı. Yani ananızın, ... Anadolu'nuzun hem önünü hem arkasını ... hesap etti bu Firavun; gelecekten gelen bu Firavun. Sen anla ey Mehdi askeri. Halbuki "Yapma ayten, çocuk doğmaz götten" derlerdi; bu tünelin ucu çıkmaz sokaktı. Nasıl oldu da çıktı bu Firavun, bu denizlerin dibinden? Yeni bir tür mü var artık dünyada? ... Firavunlar o yüzden mi denizlerin dibinden çıkıp yeniden yeniden ... dünyaya gelir oldu acep demek lazım değil mi?

Ve ben, iyi olduğunu savunan veya kötülerden olduğunu savunan herkese savaş açtım. Ve benim sözlerim iyileri de incitecek, kötüleri de. Öyle olunca, ve wetter, yani hava durumu kavgadan meydana gelir demişdik. Ben Ağustos'un dibiyim, yani sıcaaaaaaaak ve güneşli günler. Ve geldik cemrelere. Ve ben kazanırsam bu savaşı, cemreyi kazanmış olurum, ve havalar ısınır. Yok, sizler kazanırsanız, o zaman zemheri ve soğuk olur; bu kış artık gitmez başımızdan yoksa. Ben kazanırsam bu zemheri ardına bakmadan kaçar gider artık, ve cemreler de havaları ısıtır; sıcak sıcak, daha sıcaaaak...

--oOo---

أَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ

"Allahım! Bizlere, hakkı Hak gösterip ona tabi olmayı, bâtılı da Bâtıl gösterip ondan yüz çevirmeyi nasib eyle..!"

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

Ve âhıru da'vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîne,
Âmiyn.
Elfatiha maassalavat.

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

Sübhâneke Allahümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullahe ve etûbu ileyk.

--OoO--

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 4 Şubat 2017 Cumartesi

Original Kar © glan


Kar©glan Başağaçlı Raşit Tunca
Smileys-2
Yanıtla


Hızlı Erişim:


Bu Konuya Göz Atan Kullanıcılar: 1 Ziyaretçi(ler)
TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca