MUHAMMED
Muhammed

BAYRAK
TC.Bayrak

Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üye: 7
» En Son Üye: Fatma
» Toplam Konular: 650
» Toplam Yorumlar: 991

Ayrıntılı İstatistikler

DOWNLOADEN


"Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri, E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz"
(Raşit Tunca)




AYET
"Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır"
ENBİYA Suresi 105

FELSEFEMiZ
"iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR,
Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir.
islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip,
Onunla Yaşayabilmekdir"

(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

Raşit Tunca Sözü
"Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun."
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ
"Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır."
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)


Bayram Namazları Hakkında Bilgi Bayram Namazları Nasıl Kılınır?

Bayram, bir ferah ve sürur günü demektir. Arabçası İyd'dir.

Resûlüllah Efendimiz, Medine-i Münevvere'ye teşrif buyurduklarında, ora ahalisinin senede iki bayram günleri olduğunu anlayınca, "Allah Teâla size o iki bayram günlerine bedel, onlardan daha hayırlı iki bayram günü ihsân etmiştir." buyurmuş; ve o günlerin de Ramazan-ı şerîf bayramı ile Kurban Bayramı günleri olduğunu haber vermiştir.

Ramazan bayramı (Iyd-i fıtır) 3 gün; Kurban Bayramı (Iyd-i edhâ) ise 4 gündür.

Kendilerine cuma namazı farz olan kimselere, Ramazan ve Kurban Bayramı namazları vâcibdir. Cuma namazı için lâzım olan bütün şartlar, bayram namazları için de lâzımdır. Şu kadar var ki, bayram için hutbe sünnettir ve namazdan sonradır. Hutbe okunmasa da bayram namazı sahihtir. Fakat sünnet terkedilmiş olur.

Şâfiîlerce bayram namazları sünnet-i müekkededir. Bir görüşe göre de farz-ı kifâyedir. Ve İslâmî şeâirdendir. Cemaatle kılınması efdaldir. Yalnız başına hutbesiz de kılınabilir.

Bayram namazları ikişer rek'attır ve cemaatla cehrî olarak kılınır. Ezan ve kâmeti yoktur.

Kurban ve Ramazan Bayramı Namazları, Müslümanlar arasındaki birlik ve beraberliğin en önemli göstergelerinden birisidir. Müslümanlar, Ramazan ayının sona ermesi ve Kurban Bayram’ının bitişinin hemen ertesi günü, şafak vaktinde Bayram Namazı kılarlar. Buluğ çağına erişmiş ve akıl baliğ olmuş her Müslüman’ın Bayram Namazını kılması Hanefi mezhebine göre vacip, Şafii mezhebine göre sünnettir.

Ramazan ve Kurban olmak üzere yılda iki kere kılınan Bayram Namazı, Allah’a şükrün bir ifadesidir. Oruç ve kurban ibadetlerini yerine getiren Müslümanlar, kendilerini bu günlere ulaştırdığı için Bayram Namazı ile Allah’a şükrederler.

Peki, Bayram Namazı kaç rekattır ve nasıl kılınır? Bayram Namazına nasıl niyet edilir? Bayram Namazının diğer namazlardan farkı nedir? Bayram Namazı evde kılınır mı? Bayram Namazı hakkında merak edilen tüm soruları sizler için bu yazımızda cevapladık.

Bayram Namazı Kaç Rekat?

Bayram Namazı 2 rekatlık vacip bir namazdır ve şu şekilde kılınır:

Bayram Namazına Nasıl Niyet Edilir?

Ramazan Bayramı Namazı: Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Ramazan Bayramı namazını kılmaya, uydum hazır olan imama.

Kurban Bayramı Namazı:
Niyet ettim Allah’ım senin rızan için Kurban Bayramı namazını kılmaya, uydum hazır olan imama.

Ş) Bayram Namazları

Ramazan bayramı ve Kurban bayramı olmak üzere yılda iki dinî bayram vardır.

Cuma namazı farz olan kimselere, bayram namazlarını kılmak vacibdir. Bayram namazı iki rekâttır. Cemaatle kılınır. Bayram namazlarında ezan okumak, ikamet getirmek yoktur. Bayram hutbesi sünnettir ve namazdan sonra okunur. Cuma hutbesi ise farzdır, namazdan önce okunur.

Diğer namazlardan farklı olarak bayram namazlarının birinci rekâtında üç, ikinci rekâtında da üç kere olmak üzere fazladan altı tekbir alınır. Bunlara “Zevaid Tekbirleri” denir.

1. Bayram Namazlarının Kılınışı

a) Ramazan Bayramı Namazı

Birinci Rekât

Cemaat düzgün sıralar hâlinde imamın arkasında yer alır ve “Niyet ettim Allah rızası için Ramazan Bayramı namazını kılmaya, uydum imama” diye niyet eder.

İmam, “Allâhu Ekber” deyip ellerini yukarıya kaldırınca, cemaat da imamın peşinden “Allâhu Ekber” diyerek ellerini yukarıya kaldırıp göbeği altına bağlar.

Hem imam, hem de cemaat gizlice “Sübhâneke”yi okur. Bundan sonra üç kere tekbir alınır. Tekbirlerin alınışı şöyledir:

Birinci Tekbir: İmam yüksek sesle, cemaat da onun peşinden gizlice “Allâhu Ekber” diyerek (iftitah tekbirinde olduğu gibi) ellerini yukarıya kaldırıp sonra aşağıya salıverirler. Burada kısa bir süre durulur.

İkinci Tekbir: İkinci defa “Allâhu Ekber” denilerek eller yukarıya kaldırılıp yine aşağı salıverilir ve burada da birincide olduğu kadar durulur.

Üçüncü Tekbir: Sonra yine “Allâhu Ekber” denilerek eller yukarıya kaldırılır ve aşağıya salıverilmeden bağlanır.

Bundan sonra imam gizlice “Eûzü Besmele”, açıktan Fâtiha ve sure okur (Cemaat bir şey okumaz, imamı dinler.).

Rükû ve secdeler yapılarak ayağa (ikinci rekâta) kalkılır ve eller bağlanır.

İkinci Rekât

İmam gizlice Besmele, açıktan Fâtiha ve bir sure okur. Sure bitince imam yüksek sesle, cemaat da gizlice (birinci rekâtta olduğu gibi) üç kere daha tekbir alır, üçüncü tekbirden sonra eller bağlanmadan, dördüncü tekbir ile rükûa varılır, sonra da secdeler yapılarak oturulur.

Oturuşta, imam ve cemaat, Ettehiyyâtü, Allâhümme Salli, Allâhümme Bârik ve Rabbenâ Âtinâ... duasını okuyarak önce sağa, sonra sola selam verip namazı bitirirler.

Namazdan sonra imam minbere çıkarak oturmadan hutbe okur. Cuma hutbesindeki “Elhamdülillâh” yerine bayram hutbesine, “Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Lâ İlâhe İllallâhü ve’llâhü Ekber, Allâhu Ekber ve lillâhil-hamd” diyerek başlar. Cemaat da imamla beraber tekbir getirir. Bayram hutbesini namazdan önce okumak mekruh olduğu gibi, hutbeyi terk etmek de mekruhtur.

İmam, Ramazan Bayramı hutbesinde fitre, kurban bayramı hutbesinde de kurban hakkında cemaate bilgi verir.

Bayram namazından önce evde ve camide, bayram namazından sonra camide nafile namaz kılmak mekruhtur. Bayram namazından eve geldikten sonra kılınabilir. Herhangi bir sebeple bayram namazını geçiren kimse, onu kaza edemez ve tek başına kılamaz.

Bayram namazında imama birinci rekâtta zait tekbirler alındıktan sonra uyan kimse, hemen tekbirleri alır. Birinci rekâtın rükûunda yetişen kimse ise ayakta iftitah tekbirini alır. İmama rükûda yetişebileceğine kanaat getirirse zait tekbirleri de ayakta alır. İmama rükûda yetişemeyeceğini anlarsa iftitah tekbirinden sonra rükûa varır ve rükû tesbihleri yerine ellerini kaldırmadan zait tekbirleri alır. Tekbirleri alırken imam rükûdan kalkarsa kalan tekbirler kendisinden düşer.

İkinci rekâtta imama yetişen kimse, imam selam verdikten sonra ayağa kalkıp kılmadığı rekâtı, tekbirlerle beraber yerine getirir.

Ramazan bayramı namazı, bayram gününün tespit edilmemesi veya şiddetli yağmur gibi bir sebeple birinci günü kılınamaması hâlinde ikinci günü kılınabilir. İkinci günü de kılınamazsa artık ondan sonra kılınmaz.

Kurban bayramı namazı, aynı sebeplerle bayramın birinci günü kılınmazsa ikinci günü kılınır. İkinci günü de kılınmadığı takdirde üçüncü günü kılınabilir. Bundan sonra kılınmaz.

b) Kurban Bayramı Namazı

“Niyet ettim Allah rızası için Kurban bayramı namazını kılmaya, uydum imama” diye niyet edilir.

İmam “Allâhu Ekber” diyerek iftitah tekbirini alınca arkasındaki cemaat da “Allâhu Ekber” deyip ellerini yukarıya kaldırdıktan sonra göbeği altına bağlar.

Niyetten sonrası aynen Ramazan Bayramı namazı gibi kılınır. Namaz bitince hutbe okunur.

2. Teşrik Tekbirleri

Kurban bayramının bir gün öncesi olan “Arefe” gününün sabah namazından itibaren bayramın dördüncü günü ikindi namazına kadar yirmi üç vakit farz namazlarının peşinde, selamdan sonra birer defa:

اَللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ لَا اِلٰهَ اِلَّا اللّٰهُ وَاللّٰهُ اَكْبَرُ اَللّٰهُ اَكْبَرُ وَلِلّٰهِ الْحَمْدُ

“Allâhu Ekber, Allâhu Ekber, Lâ ilâhe illallâhu vallâhu Ekber. Allâhu Ekber ve lillâhi’l-hamd” diye tekbir almak vacibdir. Buna “Teşrik Tekbiri” denir.

Bu tekbir, hem cemaatle, hem de tek başına kılana, yolcuya, yolcu olmayana, erkeğe ve kadına vacibdir.

İmama ikinci rekâtta uyan kimse, yetişemediği birinci rekâtı kıldıktan sonra teşrik tekbirini alır. İmamla beraber tekbir alırsa namazı bozulmaz. Namazda sehiv secdesi yapılmasını gerektiren bir durum varsa, teşrik tekbiri, sehiv secdesinden sonra alınır. İmam, Teşrik tekbirini unutursa, cemaatin bu tekbiri alması lazımdır.
Teşrik tekbirinin selamdan sonra ara vermeden alınması gerekir. Eğer selamdan sonra konuşur veya camiden çıkarsa artık tekbir almaz.

Arafat’taki hacılara benzemek maksadıyla arefe günü camide veya şehir dışına çıkarak baş açık durmak ve telbiye getirmek diye bir şey yoktur. Hatta böyle bir harekette bulunmak mekruh görülmektedir.

Teşrik tekbirleri günlerinde kılınmayan namazlar Teşrik günlerinde kaza edilirse, Teşrik tekbirlerini almak gerekir. Teşrik günleri çıktıktan sonra kaza edilirse tekbir alınmaz.

3. Bayramda Görevlerimiz

Bayram sabahı erkenden kalkmak, yıkanmak, dişleri temizlemek, en iyi elbiseleri giymek ve güzel kokular sürünerek camiye gitmek, karşılaştığı kimselere güleryüzlü davranmak, fakirlere yardımda bulunarak sevindirmek, din kardeşlerimizin bayramını tebrik etmek, büyükleri ziyaret etmek, ölülerimiz için sadaka vermek, kabirlerini ziyaret ederek Kur’an okumak ve duâ etmek, küskünlükleri bırakmak, dargınları barıştırmak, çocukları hediyelerle sevindirmek bayramlarda yapılması gereken belli başlı görevlerdir.

Kaynak

Diyanet islam ilmihali
DEVAMINA BAK
S) Cuma Namazı

Cuma, Müslümanlar için mübarek bir gündür. Cuma namazı, şartlarını taşıyan kimselere farz-ı ayndır. Farz oluşu, Kitap, Sünnet ve İcma ile sabittir.

Kur’an-ı Kerim’de şöyle buyruluyor:

يَآ اَيُّهَا الَّذٖينَ اٰمَنُوٓا اِذَا نُودِيَ لِلصَّلٰوةِ مِنْ يَوْمِ الْجُمُعَةِ فَاسْعَوْا اِلٰى ذِكْرِ اللّٰهِ وَذَرُوا الْبَيْعَۜ ذٰلِكُمْ خَيْرٌ لَكُمْ اِنْ كُنْتُمْ تَعْلَمُونَ

“Ey İman edenler! Cuma günü namaza çağrıldığı (ezan okunduğu) zaman hemen Allah’ı anmaya koşun ve alışverişi bırakın. Eğer bilmiş olsanız, elbette bu, sizin için daha hayırlıdır.”120

Abdest alıp camiye giden ve cuma namazını kılanlar hakkında Peygamberimiz şöyle buyuruyor:

مَنْ تَوَضَّأَ فَأَحْسَنَ الْوُضُوءَ ثُمَّ أَتَى الْجُمُعَةَ فَاسْتَمَعَ وَأَنْصَتَ غُفِرَ لَهُ مَا بَيْنَهُ وَبَيْنَ الْجُمُعَةِ وَزِيَادَةُ ثَلاَثَةِ أَيَّامٍ

“Bir kimse güzelce abdest aldıktan sonra Cumaya gelir, susarak hutbeyi dinlerse, üç gün fazlasıyla bu cumadan diğer cumaya kadar olan zaman içindeki günahları bağışlanır.”121

Cuma namazını terk edenler hakkında Peygamber Efendimiz çok önemli bir uyarıda bulunmuştur. Ebû Hüreyre ve Abdullah b. Ömer, Peygamberimizin minber üzerinde şöyle buyurduğunu işittiklerini söylediler:

لَيَنْتَهِيَنَّ أَقْوَامٌ عَنْ وَدْعِهِمُ الْجُمُعَاتِ أَوْ لَيَخْتِمَنَّ اللَّهُ عَلَى قُلُوبِهِمْ ثُمَّ لَيَكُونُنَّ مِنَ الْغَافِلِينَ

“Herhangi bir cemaat ya cuma namazını terk etmekten sakınsınlar yahut da Allah Teala onların kalplerini mühürler de gafillerden olurlar.”122

Cuma günü Müslümanlar için bir bayramdır. Bugün, yıkanıp temizlenmek, tırnakları kesmek, dişleri fırçalamak, güzel koku sürünmek, iyi ve temiz elbiseleri giyerek camiye gitmek müstehabdır. Ezan okununca, cuma namazı kılmakla mükellef olanların işlerini bırakıp hemen camiye gitmeleri gerekir.

Cuma namazının bir kimseye farz olması için Müslüman olmak, akıllı ve ergenlik çağına gelmiş olmaktan başka birtakım şartların daha bulunması lazımdır.

Bunlar, cumanın farz olmasının şartları ile cumanın sahih olmasının şartları olmak üzere iki çeşittir.

1. Cuma Namazının Farz olmasının Şartları
Bir kimseye cuma namazının farz olması için o kimsede altı şartın bulunması gerekir:

1. Erkek olmak,

2. Hür olmak,

3. Mukim olmak,

4. Sağlıklı olmak,

5. Kör olmamak,

6. Ayakları sağlam olmak.

Bu şartlar kendisinde olmayan kimseye cuma namazı farz değildir.

Buna göre, kadınlara, hürriyeti elinde olmayanlara, yolculara, hastalara, iki gözü kör olanlara, ayakları olmayan kötürümlere cuma namazı farz değildir. Ancak bu durumda olanlar, camiye gidip cumayı kılarlarsa namazları sahih olur ve o günün öğle namazının yerine geçer.

Kendilerine cuma namazı farz olmayan hasta ve yolcunun cuma namazı kıldırması caizdir.

Hastaya bakan bir kimse, bırakıp cumaya gittiği takdirde hastanın zarar görmesinden korkarsa cumaya gitmeyebilir.

Camiye gidemeyecek durumda hasta olanlar ile camiye gittiği takdirde hastalığının artmasından veya iyileşmesinin gecikeceğinden korkanlara da cuma namazı farz değildir. Yürüyemeyecek derecede düşkün ihtiyarlar da böyledir.

Bir ayağı kesik veya felçli olup da zorlanmadan yürüyebilen cumaya gider, yürüyemeyen ise gitmez.

2. Cuma Namazının Sahih Olmasının Şartları

Bu şartlar da altıdır:

1. Cuma namazı kılınan yerin şehir veya şehir hükmünde olması.

2. Cuma namazını devletçe görevlendirilen bir kişinin kıldırması.

Büyük bir toplulukla eda edilen cuma namazını kıldırmak isteyen kişiler arasında, biri “ben kıldıracağım”, diğeri “ben kıldıracağım” diye anlaşmazlık çıkabileceği gibi, bir grup bir kişiyi öne sürerken diğer bir grup da başkasını öne sürmeye çalışabilir. Namazın vakit içinde hangi saatte kılınacağı hususunda da anlaşmazlığa düşebilirler.

Bu sebeple, cuma kıldırmak yüzünden Müslümanlar arasında çıkabilecek anlaşmazlıklara yol açmamak ve düzeni sağlamak için cumayı kıldıranın, devletçe görevlendirilen bir kişi olması gerekir.

Herhangi bir sebeple izin almak mümkün olmadığı takdirde Müslümanlar, bir kişi üzerinde birlik yaparsa o kişinin kıldırdığı cuma namazı da zarurete binaen caiz olduğu gibi, yöneticileri Müslüman olmayan yerlerde de cuma ve bayram namazlarını kılmak caizdir.123

3. Cuma namazının öğle vaktinde kılınması.

Öğle vakti girmeden cuma namazı kılınamayacağı gibi, öğle vakti çıktıktan sonra da sahih olmaz.

4. Namazdan önce hutbe okunması.

Hutbenin, bir kişi bile olsa cemaat huzurunda okunması gerekir. Cemaatin hasta veya misafir olması da yeterlidir. Başka cemaat bulunmayıp sadece kadın veya çocuk bulunması hâlinde hutbe sahih olmaz.

5. Cuma kılınan yerin herkese açık olması.

Çünkü cuma namazı İslam’ın şiarından ve dinin özelliklerindendir. Bu sebeple açıktan kılınması lazımdır.

İmam namaz kılınan yerin kapısını kilitlese cuma namazı caiz olmaz. Diğer insanların girmesine izin verilirse caiz olur. Bir kalenin kapısını düşman tehlikesi sebebiyle kilitlemek zarar vermez.

6. İmamdan başka en az üç kişi cemaat bulunması.

Hutbe okunurken hazır olan cemaat gider ve hutbe okunduktan sonra başka bir cemaat gelirse cuma namazı yine sahih olur. Cemaatin hasta ve yolculardan olması da caizdir. Çünkü bunlar imam olabildiklerine göre cemaat da olabilirler.

Ancak, başka cemaat bulunmayıp da, cemaat sadece kadın veya çocuklardan meydana gelirse, bunlarla cuma namazı caiz olmaz. Çünkü bunlar imamlık yapamaz. Hatta iki erkekle bir kadın veya bir çocuğun bulunması hâlinde de cuma namazı sahih olmaz.

3. Hutbe

Hutbenin rüknü, Cenab-ı Hakk’ı zikretmekten ibarettir. Arapçadan başka bir dil ile de olabilir.

Allah’a hamd, tesbih ve tekbir getirmekle hutbenin farzı yerine getirilmiş olur, fakat sünnet terk edildiği için mekruhtur.

Hutbenin sahih olmasının şartları

a) Hutbenin namazdan önce okunması,

b) Hutbe kastıyla okunması,

c) Vakit içinde olması,

d) Hutbe okunurken cemaatten en az bir kişinin bulunması,

e) Bu kişinin kendisi ile cuma namazı kılınır bir kimse olması,
f) Hutbe ile namazın, namaza münafi bir iş ile ayrılmaması (yemek, içmek gibi).

Hutbe ikidir, araları hafif bir oturuş ile ayrılır. Her birinde Allah’a hamdedilir. Kelime-i şehadet okunur ve salavat-ı şerife getirilir. Birinci hutbede ayet okunarak vaaz ve nasihat yapılır. İkinci hutbede Müminlere dua edilir.

a) Hutbenin Sünnetleri

1. Hatibin, hutbeden önce minber tarafında bulunması,

2. Minbere çıkınca oturması,

3. Ezanın hatibin huzurunda okunması,

4. Ezan okunduktan sonra hatibin her iki hutbeyi ayakta okuması (Özürsüz, hutbeyi oturarak veya yaslanarak okumak mekruhtur.).

5. Hutbeyi cemaate karşı okumak,

6. Hutbeye —gizlice Eûzü Besmele çektikten sonra— Allah’a hamd ederek başlamak, şehadet kelimelerini okumak ve Peygamberimize salavat getirmek.

7. Vaz ve nasihat etmek,

8. Kur’an’dan bir ayet okumak,

9. İki hutbe okumak ve iki hutbenin arasında üç ayet okuyacak miktardan fazla olmamak üzere oturmak,

10. İkinci hutbeye de Allah’a hamd ve Peygamberimize salavat getirerek başlamak,

11. Müslümanlara mağfiret, yardım ve afiyetle dua etmek,

12. İkinci hutbede, sesini birinci hutbeden biraz daha alçaltmak,

13. Her iki hutbeyi de fazla uzatmamak.

14. Hutbe bitince ikamet getirmek.

Hutbe okunurken konuşmak mekruh olduğu gibi, konuşana susmasını söylemek de mekruhtur.

Hatibin minbere çıkışından itibaren cumanın farzı kılınıncaya kadar, konuşmak, konuşana sus demek, Kur’an okumak, salat ve selam getirmek, (Peygamberimize salat ve selam getirilmesi gereken durum olursa, bunu içinden getirir) tesbih çekmek, verilen selamı almak, yemek ve içmek gibi hutbeyi dinlemeye engel olan şeyler mekruhtur. Görülen bir yanlışı baş, göz ve el işareti ile düzeltmeye çalışmak mekruh değildir. Hutbe okunurken namaz kılmak da mekruhtur. Hatip minbere çıkmadan önce cumanın ilk sünnetine başlayan kimse, hatip henüz hutbeyi okumaya başlamamış ise vaciblerini yerine getirerek namazı hemen tamamlamalıdır. Hutbe okunurken istediği gibi oturulabilir, ancak namazda oturur gibi oturmak müstehabdır.

Bir özür sebebiyle cuma namazına gidemeyenlerin (hasta, yolcu ve hapiste olan kimseler gibi) cuma günü öğle namazını, cuma namazı kılındıktan sonra kılmaları müstehabdır. Cumadan önce kılmaları ise mekruhtur.

Bir özürden dolayı cumaya gidemeyen veya özürsüz olarak gitmeyenlerin cuma günü, cuma kılınan yerde öğle namazını cemaatle kılmaları mekruhtur. Cuma kılınmayan köy ve kırlarda ise mekruh değildir.

Cuma namazında imama ikinci rekâtın oturuşunda yetişen kimse, imam selam verdikten sonra cumayı tamamlar ve cumaya yetişmiş sayılır.

4. Cuma Namazının Kılınışı

Cuma namazı, dördü ilk sünnet, ikisi farz ve dördü de son sünnet olmak üzere on rekâttır.

Cuma günü öğle vakti ezan okunduktan sonra, önce dört rekât olan ilk sünneti kılınır. Bunun niyeti şöyledir: “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü cuma namazının ilk sünnetini kılmaya.”

Cumanın ilk sünnetinin kılınışı, aynen öğle namazının dört rekât sünneti gibidir. Sünnet kılındıktan sonra hatip minbere çıkar ve oturur. Bundan sonra camiin içinde bir ezan daha okunur. Hutbe bitince ikamet getirilir ve cumanın iki rekât farzı cemaatle kılınır. İmamın arkasındaki cemaat şöyle niyet eder: “Niyet ettim Allah rızası için bugünkü cuma namazının farzını kılmaya, uydum imama.”

Farzdan sonra cumanın dört rekât son sünneti kılınır. Bunun kılınışı da cumanın ilk sünneti gibidir. Niyeti şöyledir: “Niyet ettim Allah rızası için cumanın son sünnetini kılmaya.”

Cuma namazı böylece tamamlanmış olur.

5. Zuhr-i Âhir namazı

Bir yerleşim yerinde birden fazla camide cuma namazı kılınıp kılınamayacağı konusunda İslam âlimleri arasında farklı görüşler vardır. Hanefi mezhebinde kabul edilen görüş, bir yerleşim yerinde birden fazla camide kılınan cumanın sahih olmasıdır.

Ancak İmam Ebû Yûsuf’a göre cuma namazı bir yerde sadece bir camide, şehrin büyük olması veya ortasından nehir geçmesi hâlinde ancak iki camide kılınabilir.

Şafiiler ise “ihtiyaç yoksa sadece bir camide kılınabilir” diyor. Bu imamlara göre, bir yerde birden fazla cuma namazı kılındığı takdirde namaza ilk önce başlayanların namazı sahih olur, sonraya kalanların namazı sahih olmaz. Hepsinin beraber kılması ve hangisinin ilk önce kıldığının şüpheli olması hâlinde ise hiçbirinin namazı sahih olmaz.

Bu durumda cumanın şartlarından biri kaçırılmış ve cuma namazının caiz olması şüpheli hâle gelmiştir.

Bu görüşte olanlar, cumanın sahih olmaması ihtimaline karşı ihtiyaten vaktin farzını kılmak maksadıyla “Zuhr-i Âhir” adıyla dört rekât namaz kılınmasını gerekli görmüşlerdir.

Birden fazla camide kılınan cuma namazlarının sahih olduğu ve bu sebeple Zuhr-i Âhir kılmaya gerek olmadığı görüşünde olanlar: “Cuma’dan sonra ‘Zuhr-i Âhir’ kılmak ihtiyat değildir. Asıl ihtiyat, iki delilden en kuvvetlisi hangisi ise onunla amel etmektir. Bu meselede en kuvvetli delil, birden fazla camide cuma namazı kılmanın caiz olmasıdır” demişlerdir.

Bu durumda cuma namazı caiz olup, öğle namazının yerine geçtiğine göre, o gün ayrıca öğle namazını kılmaya gerek yoktur.
Bu iki görüşten herhangi biri ile amel etmek caizdir. Bu sebeple, cuma namazını kılan bir kimse, cumadan sonra “Zuhr-i Âhir = son öğle” niyetiyle dört rekât daha namaz kılmak mecburiyetinde değildir. Çünkü cuma namazı öğle namazının yerine geçtiğinden o gün ayrıca öğle namazı kılınmaz. Bununla beraber “Zuhr-i Âhir” kılmaya bir engel de yoktur. Dileyen dört rekât “Zuhr-i Âhir=son öğle” ile iki rekât da vakit sünneti kılar.

Zuhr-i Âhir namazına, “Niyet ettim Allah rızası için vaktine yetişip henüz kılamadığım son öğle namazını kılmaya” diye niyet edilir. Bu son öğle namazı, öğlenin dört rekât farzı gibi kılınmakla beraber, sünnetlerde olduğu gibi dört rekâtın hepsinde Fâtiha’dan sonra sure okunması daha iyi olur.

İki rekâtlı vakit sünnetine de şöyle niyet edilir: “Niyet ettim Allah rızası için vaktin sünnetini kılmaya.” Bu namaz da sabah namazının sünneti gibi kılınır.

Kaynak

Diyanet islam ilmihali
DEVAMINA BAK
AB) Cenaze Namazı

Ölüm öncesi ölmek üzere olan kimseye yapılacak işler:

Ölmesi yaklaşan bir kimse sağ yanı üzerine kıbleye doğru çevrilir. Sırt üstü de yatırılabilir ve mümkünse başı biraz kaldırılıp kıbleye karşı getirilir.

Bu durumda olan kişiye şehadet kelimesi hatırlatılır. Hastaya kelime-i şehadet söyle denmez, sadece yanında kelime-i şehadet getirilir. Nitekim Peygamber Efendimiz,

“Ölülerinize (yani ölmek üzere olanlara) şehadet kelimesini hatırlatınız.” buyurmuştur.137

Bu durumda olan kimseyi, akraba, dost ve komşularının ziyaret etmesi dinî bir görevdir. Hastanın harareti varsa kendisine az az su verilir ve yanında “Yasin” suresi okunur. Hasta ölünce (ağzı açık kalmasın diye) çenesi bağlanır ve gözleri kapatılır. Edep yerlerinin görünmemesi için üstüne bir örtü konduktan sonra elbiseleri çıkarılır. Şişmemek için karnının üstüne bir demir parçası konulur ve elleri yanlarına getirilir. Ölü yıkanıncaya kadar yanında Kur’an okunmaz.

1. Ölünün Yıkanması


Cenaze yıkanacağı zaman yüksekçe bir yere konur. Ağzına ve burnuna su vermeksizin abdest aldırılır. Sonra üzerine su dökülerek başı ile bedeni sabunlu ılık su ile yıkanır. Sonra sol yanına çevrilerek sağ tarafı yıkanır. Ondan sonra sağ tarafına çevrilerek de sol tarafı yıkanır. Ölü oturur duruma getirilerek karnı hafifçe bastırılır. Eğer ölüden bir şey çıkarsa yıkanıp giderilir, yeniden yıkanması ve abdest aldırılması gerekmez.
Her yıkayış üç defadan eksik olmamalı, gereksiz yere de su israf edilmemelidir. Dağılacak şekilde şişmiş ve dokunulması mümkün olmayan ölünün üzerine sadece su dökmekle yetinilir.

Cenazenin yıkandığı yer kapalı olmalı, ölüyü yıkayan ve ona yardım edenden başkası oraya girmemelidir. Ölüyü yıkayanın abdestli olması mendubdur.

Ölüyü, kendisine en yakın olan veya günahlardan sakınan ve emanete riayet eden birisinin ücretsiz olarak yıkaması iyi olur. Yıkayandan başka yıkayıcılar varsa, ölüyü yıkayan kimse ücret talep edebilirse de bu görevi ücret istemeden yapması daha sevabdır. Başka yıkayıcı yoksa görev kendisinde kaldığı için ücret istemesi caiz değildir.

Erkek ölüyü erkek, kadın ölüyü de kadın yıkar.

Su bulunmadığı takdirde de ölüye teyemmüm verilir.

Küçük yaştaki kız çocuğunu bir erkeğin, küçük yaştaki erkek çocuğunu da bir kadının yıkaması caizdir. Ölünün saçı ve sakalı taranmaz. Tırnak, saç ve bıyığı kesilmez, başına sarık sarılmaz. Sevgiden dolayı ölüyü öpmekte bir sakınca yoktur.

Ölü, yıkandıktan sonra bir bezle kurulanır ve kefenlenir. Başına ve sakalına güzel koku sürülür, secde yerlerine kâfur dökülür.

2. Ölünün Kefene Konulması

Kefen Üç Çeşittir:

1. Sünnet olan kefen: Bu, erkekler için gömlek, izar ve lifafe olmak üzere üç parçadır. Kadınlar için, erkeklerin kefenine başörtüsü ile göğüs üzerine bağlanan bez ilave edilmek üzere beş parçadır.

2. Kefen-i Kifaye: Erkekler için izar ve lifafe olarak iki parça, kadınlar için bunlara bir de başörtüsü ilave edilerek üç parçadır.

3. Kefen-i zaruret: Erkek ve kadın için her ne bulunursa bir kefen yeterli olup, ona sarılır. Bir zorunluluk olmadıkça tek kefenle yetinilmez.

Erkekler için üç parça olan kefen şunlardır:

1. Kamis (Gömlek): Boyundan ayaklara kadar,

2. İzar: Baştan ayağa kadar,

3. Lifafe: Baştan ayağa kadar olan bezdir (Lifafe en üste geleceği, baş ve ayak taraflarından bağlanacağı için daha uzun yapılır.).

Önce lifafe yere yayılır, onun üstüne de izar serilir, bunun üzerine de gömlek olan kamis açılarak ölünün başından geçirilip gömlek giydirilmiş hâlde izar üzerine uzatılır. İzar, önce sol tarafından, sonra sağ tarafından ölü üzerine sarılır. Bundan sonra Lifafe de aynı şekilde sarılır. Kefenin açılmasından endişe edilirse, kefen bezle bağlanır.

Kadınlar için beş parça olan kefen şunlardır:

Erkeklerde olduğu gibi,

1. Gömlek (Kamis)

2. Baştan ayağa kadar izar,

3. Baştan ayağa kadar lifafe,

fazla olarak da,

4. Göğüs üzerine bağlanan bez,

5. Başörtüsü.

Ölü kadına önce gömlek giydirilir. Sonra saçları iki örgü yapılarak gömlek üstünden göğsü üzerine konur. Bundan sonra başörtüsü yüzü ile beraber örtülür. Sonra izar sarılır, izarın üzerinden, eni göğüsten göbeğe kadar olan göğüs örtüsü bağlanıp daha sonra da lifafe sarılır.

Kefenin beyaz olması müstehabdır.

3. Cenaze Namazı

Cenaze namazı farz-ı kifayedir. Ölü için duadır. Din kardeşinin günah ve kusurlarının bağışlanmasını Allah’tan dilemek, ona son vazifeyi yapmaktır.

4. Kimlerin Cenaze Namazı Kılınır?

Bir ölünün cenaze namazının kılınabilmesi için altı şartın bulunması gerekir. Bu şartlar şunlardır:

1. Ölünün Müslüman olması,

2. Temiz olması (yani yıkanıp temiz bir kefene sarılması),

3. Cemaat önünde olması,

4. Ölünün tamamı veya bedeninin yarıdan fazlası yahut başı ile beraber en az yarısının bulunması,

5. Cenaze namazını kılacak kişinin (özürlü değilse) ayakta kılması,

6. Cenazenin sabit yerde olması, omuzda veya hayvan üzerinde bulunmaması.

Canlı olarak doğan veya vücudunun ekserisi canlı olarak çıkan bir çocuk yıkanır ve cenaze namazı kılınır.
Organlarının yaratılışı tam olan veya bazı organları belli olan düşük yıkanır ve bir beze sarılarak defnedilir, namazı kılınmaz. Hiçbir organı belli olmayan bir düşük ise yıkanmaz ve üzerine de namaz kılınmaz.

Cenaze namazı farz-ı kifaye olduğundan bazı Müslümanlar bu namazı kılarsa başkalarının kılmasına gerek kalmaz. Cenaze namazında cemaat şart değildir. Yalnız bir erkek veya kadın cenaze namazını kılarsa farz yerine gelmiş olur. Diğer namazları bozan şeyler, cenaze namazını da bozar. Namaz kılınması mekruh olan üç vaktin dışında her zaman cenaze namazı kılınır.

Cenaze namazının rükünleri, dört tekbir ile kıyamdır. Selam vermek vacibdir. Cenaze namazında rükû ve secde yoktur.

5. Cenaze Namazının Sünnetleri

1. Namazı kıldıracak imamın ölünün göğüs hizasında durması.

2. Birinci tekbirden sonra “Sübhâneke” okumak.

3. İkinci tekbirden sonra “Allâhümme Salli ve Allâhümme Bârik” okumak.

4. Üçüncü tekbirden sonra dua okumak.

6. Cenaze Namazının Kılınışı

Cenaze yıkanmış ve kefene sarılmış olarak namazın kılınacağı yerde “Musalla”ya konulur. Cenaze cemaatin önünde bulunur. Namazı kıldıracak imam, ölünün göğsü hizasında durur. Cemaat ayakta ve kıbleye karşı imamın arkasında saf bağlar. Cemaatin üç saf hâlinde olması müstehabdır.

Niyet ederken ölünün erkek veya kadın, erkek çocuğu veya kız çocuğu olduğu belirtilir.

Namazı kıldıran imam: Niyet ettim Allah rızası için hazır olan cenaze namazını kılmaya (ölü erkek ise) şu erkek için duaya” diye niyet eder.

Ölü kadın ise: “Şu kadın için duaya”

Ölü erkek çocuğu ise: Şu erkek çocuğu için duaya”

Ölü kız çocuğu ise: “Şu kız çocuğu için duaya” denilir.

İmamın arkasındaki cemaat: “Niyet ettim Allah rızası için hazır olan cenaze namazını kılmaya (ölü erkek ise) şu erkek için duaya, uydum imama” diye niyet eder.

Ölü kadın ise: “Şu kadın için duaya”

Ölü erkek çocuğu ise: Şu erkek çocuğu için duaya”

Ölü kız çocuğu ise: “Şu kız çocuğu için duaya” denilir.

Cemaatten biri ölünün erkek mi, kadın mı olduğunu bilmese, şöyle niyet eder: “Niyet ettim Allah rızası için imamın namazını kılacağı şu cenaze namazını kılmaya, ölü için duaya, uydum imama.”

Niyet ettikten sonra imam yüksek sesle, onun peşinden cemaat gizlice “Allâhu Ekber” diyerek birinci tekbiri alıp diğer namazlarda olduğu gibi ellerini kulak hizasına kaldırır ve göbek altına bağlar.

İmam ve cemaat gizlice Sübhâneke’yi okurlar. Sübhâneke’de diğer namazlarda okunmayan “ve celle senâük” cümlesi de okunur.

Sübhâneke okunduktan sonra eller kaldırılmadan imam açıktan, cemaat gizlice “Allâhu Ekber” diyerek ikinci tekbiri alırlar. Hem imam, hem de cemaat gizlice “Allâhümme Salli ve Allâhümme Bârik”i okur.

Sonra eller kaldırılmaksızın yine “Allâhu Ekber” denilerek üçüncü tekbir alınır ve cenaze duası okunur. Cenaze duasını bilmeyen onun yerine Kunut dualarını okuyabilir. Kunut dualarını da bilmeyen “Rabbenâ Âtinâ fiddünyâ haseneten ve fil’ahireti haseneten ve kınâ azâbennâr” ayetini okur.

Bundan sonra eller kaldırılmadan tekrar “Allâhu Ekber” denilerek dördüncü tekbir alınır ve bir şey okunmaksızın önce baş sağ tarafa çevrilerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetullâh” denilir. Sonra baş sol tarafa çevrilerek “Esselâmü aleyküm ve rahmetullâh” denilir ve böylece cenaze namazı bitirilmiş olur.

7. Cenaze Namazında Üçüncü Tekbirden Sonra Okunan Dualar

Her cenaze için önce şu dua okunur:

ٱَللّٰهُمَّ ٱغْفِرْ لِحَيِّنَا وَمَيِّتِنَا وَشَاهِدِنَا وَغَآئِبِنَا وَذَكَرِنَا وَاُنْثَانَا وَصَغِيرِنَا وَكَبِيرِنَا ٱَللّٰهُمَّ مَنْ اَحْيَيْتَهُ مِنَّا فَاَحْيِهِ عَلَى ٱْلاِسْلاَمِ وَمَنْ تَوَفَّيْتَهُ مِنَّا فَتَوَفَّهُ عَلَى ٱْلاِيمَانِ

Okunuşu:

“Allâhümmeğfir lihayyinâ ve meyyitinâ ve şâhidinâ ve ğaibinâ ve zekerinâ ve ünsânâ ve sağîrinâ ve kebîrinâ.

Allâhümme men ahyeytehû minnâ fe ehyihi ale’l-İslami ve men teveffeytehû minnâ fe teveffehû ale’l-imân.”

Anlamı:

“Ya Rab! Dirimizi, ölümüzü, burada bulunanlarımızı, bulunmayanlarımızı, erkeğimizi, kadınımızı, küçüğümüzü ve büyüğümüzü bağışla.

Ya Rab! Bizden meydana gelecek yeni nesilleri İslam dini üzerine yarat! Bizden eceli gelip öldüreceklerini de iman üzere öldür.”

Bu duadan sonra cenazenin durumuna göre aşağıdaki dualardan biri daha okunur. Şöyle ki:

a) Cenaze Erkek ise Şu Dua Okunur

وَخُصَّ هٰذَا ٱلْمَيِّتَ بِٱلرَّوْحِ وَٱلرَّاحَةِ وَٱلرَّحْمَةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ وَٱلرِّضْوَانِ ٱَللّٰهُمَّ اِنْ كَانَ مُحْسِنًا فَزِدْ فِى اِحْسَانِهِ وَاِنْ كَانَ مُسِيئًا فَتَجَاوَزْ عَنْهُ وَلَقِّهِ ٱْلاَمْنَ وَٱلْبُشْرٰى وَٱلْكَرَامَةَ وَٱلزُّلْفٰى بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ ٱلرَّاحِمِينَ

Okunuşu:

“Ve hussa hâze’l-meyyite bi’r-ravhi ve’r-râhati ve’l-mağfireti ve’r-rıdvân. Allâhümme in kâne muhsinen fezid fî ihsânihî ve in kâne musîen fetecâvez anhü ve lekkıhi’l-emne ve’l-büşrâ ve’l-keramete ve’z-zülfâ birahmetike yâ erhamerrâhimîn.”

Anlamı:

“Rabbim! Bilhassa bu ölüyü, rahmete, rahatlığa, bağışlanmaya ve hoşnutluğa erdir.

Allahım! Bu ölü iyilik yapmış bir kişi ise şimdi sen de ona mükâfatını fazlasıyla ver, eğer bu ölü kötülük işlemişse cezalandırmaktan vazgeç! Günahlarını affeyle.

Bu ölüyü korktuğundan emin kıl, lütfun ile müjdele, onu ahiret şerefine ve yüksek mertebeye eriştir.

Ey merhametlilerin merhametlisi olan Allahım.”

b) Cenaze Kadın ise Şu Dua Okunur

وَخُصَّ هٰذَا ٱلْمَيِّتَةَ بِٱلرَّوْحِ وَٱلرَّاحَةِ وَٱلرَّحْمَةِ وَٱلْمَغْفِرَةِ وَٱلرِّضْوَانِ ٱَللّٰهُمَّ اِنْ كَانَتْ مُحْسِنَةً فَزِدْ فِى اِحْسَانِهِ وَاِنْ كَانَتْ مُسِيئَةً فَتَجَاوَزْ عَنْهُ وَلَقِّهَا ٱْلاَمْنَ وَٱلْبُشْرٰى وَٱلْكَرَامَةَ وَٱلزُّلْفٰى بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ ٱلرَّاحِمِينَ

Okunuşu:

“Ve hussa hâzihi’l-meyyitete bi’r-ravhi ve’r-râheti ve’l-mağfireti ve’r-rıdvân. Allâhümme in kânet muhsineten fezid fî ihsânihâ ve in kânet musîeten fetecâvez anhâ ve lekkıhe’l-emne ve’l-büşrâ ve’l-keramete ve’z-zülfâ birahmetike yâ erhamerrâhimîn.”

Bu duanın anlamı da, erkekler için okunan duanın anlamı gibidir.

c) Cenaze Erkek Çocuğu ise Şu Dua Okunur

اَلَّلهُمَّ اجْعَلْهُ لَنَا فَرَطًا وَاجْعَلْهُ لَنَا أَجْرًا وَذُخْرًا وَاجْعَلْهُ لَنَا شَافِعاً وَمُشَفَّعًا

Okunuşu:

“Allâhümmec’alhu lenâ feretan vec’alhu lenâ ecren ve zühren vec’alhu lenâ şâfian ve müşeffeâ.”

Anlamı:

“Allahım! Bu çocuğu cennette bizi karşılayıcı ve ahiret armağanı kıl...

Allahım! Bu çocuğu bizim için şefaatçi kıl ve şefaatini makbul eyle.”

d) Cenaze Kız Çocuğu ise Şu Dua Okunur

اَلَّلهُمَّ اجْعَلْهَا لَنَا فَرَطًا وَاجْعَلْهَا لَنَا أَجْرًا وَذُخْرًا وَاجْعَلْهَا لَنَا شَافِعاً وَمُشَفَّعًا

Okunuşu:

“Allâhümmec’alhâ lenâ feretan vec’alhâ lenâ ecren ve zühren vec’alhâ lenâ şâfiaten ve müşeffeah.”

Bunun anlamı da, erkek çocuklar için okunan duanın anlamı gibidir.

8. Cenazenin Taşınması

Cenaze kabre götürülürken tabutun dört ayağından tutularak önce tabutun ön taraftaki sol ayağı sağ omuza, sonra arka taraftaki sol ayağı sağ omuza, sonra ön taraftaki sağ ayağı sol omuza ve arka taraftaki sağ ayağı da sol omuza konmak suretiyle nöbetleşe taşınır.

Koşmadan fakat biraz hızlı yürünür. Küçük çocuk cenazesini bir kişi elleri ile taşıyabilir.

Uygun olan, cenazenin arkasından yürümektir. Cemaatin bir kısmının cenazenin önünden gitmesi de caizdir. Cenazenin arkasından gidenlerin, Allah’ı anmak, ölünün karşılaştığı durumu ve dünyaya gelenlerin sonunun böyle olacağını düşünmekle meşgul olmaları, faydasız şeyleri konuşmaktan sakınmaları gerekir.

Cenazenin arkasından yüksek sesle zikretmek, tekbir getirmek ve Kur’an okumak caiz değildir. Kabrin yanına varıldığı zaman cenaze omuzlardan yere indirilir. Cenaze yere indirilmedikçe oturmak mekruh olduğu gibi, indirildikten sonra (özürsüz olarak) ayakta durmak da mekruhtur.

9. Ölünün Gömülmesi

Kabir: Kabrin boyu, ölünün boyu kadar, genişliği insan boyunun yarısı kadar, derinliği de göğsüne kadar olmak üzere kazılır ve kıble tarafına ölünün konulabileceği şekilde oyularak lahit açılır. Ölü, kıble tarafından kabre indirilerek bu lahde koyulur. Lüzumuna göre bir veya birkaç kişi kabre inebilir.

Ölüyü lahde koyan kimse “Bismillâhi ve alâ milleti resulillâh” der. Kabir’de ölü sağ yanına ve yüzü kıbleye gelecek şekilde çevrilir ve dönmemesi için de arkasına toprak konur. Sonra kefenin bağı çözülür ve lahit ağaç (tahta) veya kerpiçlerle kapatılır. Kadın kabre konulurken lahit kapatılıncaya kadar kabrin üzerine bir örtü gerilir. Erkeğin kabri üzerine ise gerilmez.

Lâhit kapatıldıktan sonra el, kürek veya başka şeylerle kabre toprak dökülerek doldurulur ve kabir balık sırtı şeklinde yerden bir karış veya daha fazla yükseltilir, düz bir satıh hâlinde bırakılmaz. Orada bulunanların da baş tarafından kabre üçer avuç toprak atması müstehabdır. Bir kabre içinden çıkan topraktan fazlasını atmak mekruhtur. Toprağın pekişmesi için üzerine su dökmekte sakınca yoktur.

Kadını kabre yakın mahreminin indirmesi daha iyidir. Cenazeyi gece defnetmekte bir sakınca yoksa da gündüz defnetmek daha uygundur. Bir zorunluluk olmadıkça birden fazla ölünün bir kabre defnedilmesi caiz olmaz. Zaruret hâlinde defnedilebilir. Bu durumda cenazelerin arası toprak veya kerpiçle ayrılır.

Bir kabre defnedilenler aynı cinsten ise en faziletli olan kıble tarafına getirilir. Ayrı cinsten iseler önce erkek, sonra erkek çocuğu, onun arkasına da kadın cenazesi konulur.

Ölünün kemikleri çürüyüp toprak olmadıkça kabrin açılması ve ikinci bir cenazenin defnedilmesi caiz değildir. Ancak yer bulunmaması hâlinde önceki ölünün kemikleri bir tarafa toplanır ve yeni cenaze ile bunların arasına toprak konularak defnedilir.

Ölü, kabre defnedildikten sonra başka bir yere nakledilmesi caiz değildir. Fakat başkasına ait bir yere defnedilen ölüyü, yer sahibi oradan çıkarmak isterse nakledilir. Bir kimsenin, kendisi için hazırladığı kabre, başkasının defnedilmesi, geniş yer varsa mekruhtur. Yer darlığı varsa mekruh değildir. Ancak kabri açana masrafını ödemek gerekir.

Toprağın gevşek ve ıslak olması hâlinde ölüyü tabutla kabre koymakta bir sakınca yoktur. Kabirde ölünün altına pamuk, hasır, yastık gibi şeyler koymak caiz olmaz.

Bir kimsenin, ölmeden önce kendisi için kabir hazırlaması sakıncalı olmamakla beraber, insan nerede öleceğini bilemediği için gereği yoktur. Hz. Ebu Bekir (ra.), bir adamı kabir hazırlarken görünce şöyle demiştir:

—Kendin için kabir hazırlama, kendini kabre hazırla.

Bir kimsenin ölmeden önce kefenini hazırlaması mekruh değildir.

Bir Müslümanın, ehl-i kitap (Hıristiyan veya Yahudi) olan karısı ölünce, onu ayrı bir yerde defnetmesi daha uygundur.

10. Taziye

Ölenin yakınlarına taziyede bulunmak, sabır dilemek ve Cenab-ı Hakk’ın ölüyü bağışlaması için dua ve niyazda bulunmak müstehabdır.

Taziyeleri kabul etmek için ölü yakınları üç gün süre ile evde bulunabilirler. Taziye, cenaze defnedildikten sonra yapılmalıdır. Ölü yakınlarının üzüntüsü fazla ise defnedilmeden önce de yapılabilir.

İlk gün taziyede bulunmak daha uygundur. Üç gün geçtikten sonra taziyede bulunmak mekruhtur. Çünkü bu, ölü yakınlarının üzüntüsünü yeniler. Ancak orada bulunmayıp, sonradan gelenlerin üç günden sonra da taziyede bulunmaları mekruh olmaz.

Bir defa taziyede bulunan kimsenin ikinci defa taziye yapması da mekruhtur.

Ölü yakınlarının gelenlere yemek vermesi mekruhtur. Çünkü ziyafet vermek sevinçli zamanlarda meşrudur. Burada ise üzüntü vardır. Ölenin yakınları ve komşularının ölü evine o gün ve o gece yemek götürmeleri müstehabdır.

11. Cenaze Namazı ile İlgili Meseleler

İmam, birinci tekbiri alıp cenaze namazına başladıktan sonra gelen kimse, imamın ikinci tekbirini bekler ve onunla tekbir alarak namaza başlar. İmam namazı bitirdikten sonra yetişemediği tekbiri alır. İmam, ikinci ve üçüncü tekbirleri aldıktan sonra yetişenin durumu da böyledir. İmam, dördüncü tekbiri alıp henüz selam vermeden gelen kimse de tekbir alıp namaza girer. İmam selam verdikten sonra cenaze yerinden kaldırılmadan dua okumaksızın yetişemediği üç tekbiri peş peşe alır.

Cenaze namazının tekbirleri dörttür. Tekbirlerden birinin terk edilmesi hâlinde namaz caiz olmaz. İmam, üçüncü tekbirden sonra unutarak selam verirse, dördüncü tekbiri de alır ve selamı iade eder.

İmam cenaze namazında dörtten fazla tekbir alırsa, cemaat ona uymaz, imamı bekler ve onunla selam verir. Cenaze namazında birinci tekbirden sonraki tekbirlerde eller kaldırılmaz. Cenazeler birkaç tane olduğu takdirde namazlarını ayrı ayrı kılmak daha iyidir. Böyle bir durumda hangi cenaze daha önce getirilmiş ise evvela onun namazı kılınır. Beraber getirilmişlerse önce en faziletli olanınki kılınır.

Birkaç cenazenin hepsine topluca namaz kılmak da caizdir. Böyle bir durumda cenazeler, yan yana ve bir hizada saf hâline getirilir. İmam, bunlardan en faziletlisinin önünde durur.

Cenazeler peş peşe kıbleye doğru bir saf hâlinde de olabilir. Bu durumda erkek cenazeler imamın önünde bulundurulur, sonra çocukların, daha sonra da kadınların cenazeleri konulur.

Bir kimsenin, “öldüğüm zaman beni falanca yıkasın, cenazemi falan kişi kıldırsın” diye yaptığı vasiyet hükümsüzdür. Böyle bir vasiyete uymak gerekmez.

Ölü, yıkanmadan veya namazı kılınmadan defnedildiği durumda kabrin üzerine toprak atılmışsa artık kabir bir daha açılmaz. Kabir üzerinde namazı kılınır. Kuyuya düşüp çıkarılamayan veya çöken bir binanın altında kalıp çıkarılması mümkün olmayan kimselerin de namazı bu hükümdedir. Kabir üzerine toprak atılmamış ise çıkarılıp namazı kılınır, yıkanmadan defnedilmiş ise yıkanır ve namazı daha sonra kılınır.

Kabirde ölü sağ yanı üzerine konulmamış ve yüzü kıbleye çevrilmemiş ise üzerine toprak atılmışsa artık kabir açılmaz. Eğer toprak atılmamış ise kabir açılarak ölü sağ yanı üzerine yatırılarak yüzü kıbleye çevrilir.

Namazı kılınmadan veya yıkanmadan defnedilen bir ölü, dağılmadıkça cenaze namazı kabri üzerinde kılınır. Ölünün vücudu dağılmışsa kılınmaz. Bu hususta kuvvetli kanaat ne ise ona göre amel edilir.

Cenazeyi cami içine koyarak cenaze namazını camide kılmak mekruhtur. Cenaze, caminin dışına konulup cemaatin bir kısmı imam ile beraber cenazenin yanında, bir kısmı da caminin içinde bulunursa mekruh olmaz. Cenaze namazının mezarlıkta kılınması da doğru değildir. Fakat kılındığı takdirde yeterli olur. Cadde üzerinde de cenaze namazı kılmak mekruhtur.

Anne ve babasını kasten öldüren kimsenin cenaze namazı kılınmaz. Devlete karşı isyan edenler ile yol kesenler, çarpışma sırasında öldürüldükleri takdirde yıkanmaz ve cenaze namazları kılınmaz. Nitekim Hz. Ali, asilerin cenazesini yıkamamış ve namazlarını kılmamıştır. Çatışmadan sonra yakalanıp öldürülenlerin namazı kılınır. Kasten adam öldürdüğü için idam edilen kimsenin de cenaze namazı kılınır.

İntihar eden (kendini öldüren) kimsenin de cenazesi yıkanır ve namazı kılınır.

Müslüman velisinden başka kimsesi olmayan bir gayr-i müslim ölürse, Müslüman veli onu yıkayıp defneder veya ait olduğu millete teslim eder.

Anne ve babasından biri Müslümanlığı kabul eden çocuk ölürse, cenaze namazı kılınır. Çünkü din hususunda anne babadan hangisi hayırlı ise çocuk ona tabi olur.

Kaynak

Diyanet islam ilmihali
DEVAMINA BAK


Raşit Tunca Rabbena Efrığ Duasını Okuyor

Bu videoda Râsidî Tarikatı usulüne göre hazırlanmış Rabbenefriğ Duası ve zikri bulunmaktadır. İkindiden sonra okunması tavsiye edilen bu dua, sabır istemek, ayakları sabit kılmak ve tüm kötü niyetli varlıklardan (kâfir, münafık, hasedci, sihirbaz, Deccal, şeytan ve hizbine karşı) korunmak için okunur. Kalp huzuru, manevi korunma ve Allah'tan yardım dilemek isteyen herkes için hazırlanmıştır.

Temel Kelimeler:

Rabbenefriğ duası

Râsidî zikri

Râsidî tarikatı duası

İkindiden sonra zikir

Sabır duası

Ayakları sabit kıl duası

Kâfirlere karşı yardım duası

Münafıklara karşı dua

Büyü bozma duası

Nazardan korunma duası

Uzun Kuyruk Kelimeler (Önerilen):

Rabbenefriğ duası Türkçe okunuşu

Râsidî tarikatı zikir dinle

İkindiden sonra okunacak dua

Düşmanlara karşı okunan dua

Hasımlara karşı sabır duası

Müşriklere karşı yardım duası

Kalp gözü açan dua

Ruhani zikir dinle

Cehennemden koruyan dua

Deccaldan korunma duası

Arapça ve İslami Terimler:

Rabbenâ efrîğ aleynâ sabren

Sebbit akdamena

Ensurna alel kavmil kâfirîn

Münâfikîn

Müşrikîn

Hâsidîn

Sâhirîn (sihirbazlar)

Deccal duası

Şeytandan korunma duası

İstecib duaena

Hedef Kitleye Yönelik:

Râsidî sevenler

Kadiri zikri

Nakşibendi zikri (Râsidî farklıdır, ama ilişkilendirenler olabilir)

Zikir çekenler

Dua edenler

Manevi huzur

Kalp ferahlığı duası

Gece duası

Tesirli dua

Kabul olan dua

YouTube Trend Kelimeleri:

1 saatlik zikir dinle

Uykudan önce dua

Huzur veren zikir

Evde zikir çekmek

Dertlere derman dua

Borçtan kurtulma duası (dolaylı niyet olarak eklenebilir)

Şifa duası

Koruyucu dua
DEVAMINA BAK


Raşit Tunca Vağfuanne Duasını Okuyor

VAĞFU ANNE DUASI

Bu dua, özellikle SABAH vaktinde zikredildiğinde;
- Şeytanın şerrinden,
- Kâfir, müşrik, münafık, hain, yalancı, fasık, zalim, büyücü, göz değen, hasetçi ve tüm kötü niyetli varlıklardan korunmak için okunur.

Duada geçen her cümle ile farklı bir kötülük türüne karşı Allah’tan sığınılır. Özellikle:
• Deccal ve yardakçılarına karşı,
• Şeytan ve ordularına karşı,
• Tüm hilekâr, tuzak kurucu, iftiracı ve aceleci kişilere karşı korunma niyetiyle okunur.

✅ Nasıl okunur
Önce Euzü Besmele çekilir, ardından dua metni sırasıyla ve huşu içinde okunur.

Duaların sonunda:
"Rabbena ve takabbel bi duai..." kısmı ile dua kabul edilir ve salavat getirilir.

Bu videoyu her sabah dinleyerek veya okuyarak gün boyu manevi bir kalkan oluşturabilirsiniz.

Yorumlara "Âmin" yazarak dualarımıza ortak olun.
Manevi içeriklerden haberdar olmak için abone olun ve bildirimleri açın.

#VağfuAnneDuası #SabahDuası #KoruyucuDua #İslamiDua #ŞeytandanKorunma

Vağfu anne duası, Vağfirlena duası, sabah duası, koruyucu dua, şeytandan korunma duası, kafirlere karşı dua, müşriklere karşı dua, münafıklardan korunma duası, hasedden korunma duası, fasıklardan korunma, hainlerden korunma, yalancılardan korunma, bozgunculara karşı dua, israf edenlere karşı dua, düşmanlara karşı dua, büyü bozma duası, sihirden korunma duası, nazardan korunma duası, zalimlere karşı dua, vahşilere karşı dua, deccaldan korunma duası, şeytanın hilesinden korunma, sabah zikri, en etkili koruma duası, İslami dua, Arapça dua, Türkçe okunuşlu dua, Vağfu anna duası dinle, Vağfu anna duası fazileti

DEVAMINA BAK
[Resim: 80df92031b.png]

Cem-i takdim - Cem-i tehir Nedir? Neden Yapılır? Nezaman Yapılır? Namazları Birleştirmenin Hükmü Nedir?

Cem-i Takdim veya Cem i Evvel Ne Demekdir:

Bir namazı,vakti girmeden önce, önceki namazla birlikte kılmaya Cem-i Takdim, yani öne alma, peşinen ödeme, veya evvele, öne alma denilir.

Cem-i Tehir veya Cem i Ahir Ne Demekdir:

Bir namazı, vakti çıkıncaya kadar geciktirip, sonraki namazla birlikte kılmaya Cem-i Tehir, veya Cem i Ahir, sonraya alma, Sonradan ödeme, ileri alma denilir.

Bir evin, ana giriş kapısı olması demek, mutfağa veya banyoya veya oturma odasına da, o kapıdan girileceğini göstermez, içeri girdikden sonra, başka kapılarıda olabilir, o yüzden, Hz. Muhammed Mustafa'nın bunu(Namazları Cem erme Meslesini) "Veda Haccı" nda arafat'da yapması demek, Bu sünnettir, Bu sünnet illa araft'da yapılır, başka zaman yapılmaz manasını taşımaz. Bazı sünnetler maksadına binaen yapılır, bazıları manasına binaen, bazıları maneviyatına binaen yapılır. Ve bu sünnet te maksad önemlidir, ve maksad insanın vakti ne zaman en müsait ise, yani vakit girmeden müsait ise, önceye alması, yoksa sonra müsait olcaksa, sonraya almasına cevaz vermek içindir. Ve burada arafat'da Hz. Muhammed'in ikişer ikişer, iki namazı birleştirmeside, sadece bir örnek teşkil etmek içindir, bu olurda olur, üç vakit namaz'da olabilir, ve en müsait olduğun zaman, mesela üç vakti, sana uygun olan yöntemle kılmandır efdal olan, bu öncede olabilir veya sonrada olabilir yani.

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 21 Temmuz 2015 Salı

Original Kar©glan
DEVAMINA BAK
[Resim: 4b09b1d6fd.png]

Peygamberimizin Tahiyat Hadisesi ve Ettehiyyatü Duası Okunuşu ve Anlamı

Hazreti Peygamber (asm) Mescid-i Haram’dan (Mekke'den), Mescid-i Aksâ'ya (Kudüs'e) ata benzer beyaz bir Cennet bineği olan Burak ile geldi.[8] Kudüs'e gelmeden yol üzerinde Hz. Musa'nın (as) makamına uğradı, orada iki rekât namaz kıldı,[9] daha sonra Mescid-i Aksâ'ya geldi.[10]Orada içlerinde Hazreti İsa, Hazreti Musa ve Hazreti İbrahim’in de (Aleyhimüsselam) bulunduğu peygamberler topluluğu kendisini karşıladı.[11] Hazreti Muhammed (asv) bu peygamberlere imam olarak onlara iki rekat namaz kıldırdı.[12]

Bu hadiseden sonra Hazreti Peygamber’e (asm) iki kap getirildi ki; kabın birisinde şarap, diğerinde süt vardı.[13] “Bunlardan hangisini istersen, al!" denildi.[14] Peygamberimiz (asm) sütü seçti.[15] Cebrail (as), Peygamberimiz’e (asm): "Sen fıtratı seçtin[16], eğer sen şarabı almış olsaydın, senden sonra ümmetin azardı.[17]Sütü tercih etmekle sen de fıtrata yöneltildin, ümmetin de fıtrata yöneltildi. Şarap size haram kılındı!” dedi.[18]

Semanın bütün tabakalarına uğradı.[19] Sırasıyla yedi sema tabakalarında bulunan Hz. Adem, Hz. Yahya ve Hz. İsa, Hz. Yusuf, Hz. İdris, Hz. Harun, Hz. Musa ve Hz. İbrahim (Aleyhimüsselam ecmain) gibi peygamberlerle görüştü, Onlar kendisine “Hoş geldin!..” dediler, tebrik ettiler.[20] Sonra her gün yetmiş bin meleğin ziyaret ettiği Beytü'l-Ma'mur'u ziyaret etti.[21]

Bundan Sonra Hz. Cebrail (as) ile birlikte sidretü'l-müntehâ'ya geldiler.[22] Sidretü’l-müntehâ; kökü altıncı kat gökte ve gövdesi, dalları yedinci kat göğün üzerinde, gölgesiyle bütün gökleri ve cenneti gölgeleyen, yaprakları fil kulakları gibi, meyveleri küpler kadar, bir ağaçtır.[23]


Refref ve Öteler Ötesindeki Buluşma

Cebrail (as), Peygamberimiz’i (asm) yukarı götüre götüre, nihayet (kaza ve kaderi yazan) kalemlerin cızırtılarını işitecek kadar yüksek bir yere çıkardı.[24] Peygamberimiz (asm); cennetten, yemyeşil bir Refref (ipek döşek)'in birden ufku kapladığını gördü. Peygamberimiz (asm), onun (Refref’in) üzerine oturdu.[25] Cebrail (as), Peygamberimiz’den (asm) ayrıldı. Peygamberimiz (asm); Aziz ve Cebbar olan Rabbine yükseltilip yaklaştırıldı.[26]

Peygamberimiz (asm), Yüce Rabbinin: "Korkma ya Muhammed, Yaklaş!" buyruğunu işitmeye başladı. Nihayet, hiçbir kimsenin hiçbir zaman erişememiş olduğu yakınlık makamına, İlahî kabule, İlahî ikram ve ihsana nail oldu![27] İbn Abbas’tan rivayet edildiğine göre, Peygamberimiz (asm): "Ben, Yüce Rabbimi gördüm!" buyurmuştur.[28]

Peygamberimiz (asm) Miraç’ta Cenab-ı Hakk’a selam yerine bütün mahlukatın ibadetlerini hediye etmiştir. Efendimizin (asm) Cenab-ı Hak ile olan bu konuşması bütün müminlerin miracı olan namazlarında okudukları tahiyyatın sözlerinden oluşmaktadır. Bu konuşmanın meali şöyledir:

Ettehiyyatü Duası okunuşu ve anlamı


اَلتَّحِيَّاتُ ِللهِ، وَالصَّلَوَاتُ وَالطَّيِّـبَاتُ، اَلسَّلاَمُ عَلَيْكَ أَيُّهَا النَّبِيُّ وَرَحْمَةُ اللهِ وَبَرَكَاتُهُ
السَّلاَمُ عَلَيْنَا وَعَلَىعِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ.
أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ، وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّدًا عَبْدُهُ وَرَسُولُهُ



Okunuşu: Ettehıyyâatü lillahi vessalevâatü vettayibâatü esselâmüaleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâatühüü esselâamü aleynâa ve alâa ıbâadillâhis salihıyn Eşhedü ellâa ilâahe illallâah ve eşhedü enne Muhammeden abdühüü ve rasüülüh.

Anlamı: Her türlü kavli, bedeni ve mali ibadetler Allah'a mahsustur. Ey şânı yüce Peygamber, selam ve Allah'ın rahmetiyle bereketleri senin üzerine olsun ve selam bizlere ve Allah'ın sâlih kulları üzerine olsun. Ben şehadet ederim ve yakinen bilirim ki, Allah'tan başka hiçbir ilâh yoktur. Ve şehadet ederim ki Hazret-i Muhammed Allah'ın kulu ve Resûlüdür.

Peygamberimizin Tahiyat Hadisesi

Peygamberimiz (asm) Cenab-ı Hakk’a hitaben:

"Ettehıyyâatü lillahi vessalevâatü vettayibâatü"

“Bütün tahiyyeler, bütün mübarek şeyler, bütün salâvat ve duâlar ve bütün kelimat-ı tayyibe Allah’a mahsustur.”[29] şeklinde hitab vermiştir. Bunun anlamı“Bütün varklıkların halleriyle ve dilleriyle yapmış oldukları ibadetleri ve tesbihlerini, bütün çekirdekler ve nutfeler gibi mübarek şeylerin fitri mübarekliklerini ve tesbihlerini, bütün insanlar gibi şuurlu varlıkların ibadetlerini ve bütün peygamberler ve kamil insanlar olan evliyaların, asfiyaların ibadetlerini ve tesbihlerini onların namına sana hediye ediyorum; sana mahsustur.” demektir.

Bu selamın üzerine Cenab-ı Hak da Resulüne (asm):

"esselâmüaleyke eyyühennebiyyü ve rahmetüllâhi ve berakâatühühü"

“Selâm olsun sana ey Peygamber!” şeklinde mukabele de bulunmuştur.

Bunun üzerine Allah Resulü (asm) de:

"esselâamü aleynâa ve alâa ıbâadillâhis salihıyn"

“Selam Bize ve Allah’ın salih kullarına üzerine olsun.” şeklinde cevap vermiştir. Bunu duyan gören Melekler hep bir agizdan

"Eşhedü ellâa ilâahe illallâah"


“Allah’tan başka hiçbir ilâh olmadığına şehadet ederiz. " dediler, Bu konuşmaya sidretü’l-müntehada tanık olan Cebrail (as) da Allah’ın şahitlik etmesini emretmesi üzerine  Cebrail aleyhisselamda

"ve eşhedü enne Muhammeden abdühüü ve rasüülüh."

" ve bende Muhammed’in (asv), Allah’ın elçisi olduğuna (Kulu ve Rasulü olduguna) şehadet ederim.” diyerek şehadet etmiştir.[30]

Miraç’ta cereyan eden bu karşılıklı sohbetteki sözlerin, müminlerin miracı hükmünde olan namazda okunması sünnettir. Bu şekilde her mümin bütün şuurlu ve şuursuz mahlukatın ibadetlerini kendi ibadeti içerisinde Cenab-ı Allah’a takdim etme şerefine ulaşmış olur.

OKUNDUĞU YERLER

Namazların her oturuşunda okunur.


Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 9 ARALIK 2017
Original Kar©glan
DEVAMINA BAK
[Resim: 4a863a79ca.png]

Karoglan Başağaçlı Raşit Hocanın Karaciğer Detoxu Makalesi

Daha çok şeker hastalari veya şeker hastalığına yakalanma riski olan kimselerde ve  birde uzun süre veya çoookca şeker hapı kullanan kimselerde ve çok tatlı yiyen kimselerde görülen  birşey içtikden veya yedikten sonra agızda gitmeyen şeker tadı hissi meydana gelince , işte diyorki ciğer yani karaciğer ben ağzıma kadar şeker ile doldum diyor yani kirlendim beni yıka diyor.format atıp onu fabrika ayarlarına döndürmek için işte Karaciğer detoksuna ihtiyaç vardır.

Herşey aslına rucu eder kuralı gereği tuzu tuza şekeri şekere katmak gerekir herkimde tuzu şekerle karıştırır ise buruk bir tat elde eder yani nasıl deniz suyu içilmez ve onunla abdest olmaz ise abdest suyunda şart olan rengi kokusu tadı bozuk olmayan bir su ile abdest almak gerekir deniz suyu tuzlu abdest olmaz yahut şerbet ile abdest olmaz yahut bal ile abdest olmaz yahut asit ile abdest olmaz yani illa saf su illa saf su olcak yani dünya yaratılalıdan beri degişmeyen bir deger var ise o saf sudur yani rengi kokusu tadı bozulmamış su yani şerbet olmayacak deniz suyu olmayacak yani asit olmayacak yahut ph degeri yüksek olmayacak. işde insanoğluna aslına dönmesi ve bütün kötü mayilerden kurtulup safiyye olması için gereken su gibi olmakdır berrak içi gözükcek karanlık bulanık su olmayacak sonra ne tatlı ne tuzlu olacak nede asitli ve acı olacak ne yakacak ne donduracak normal bir suyun sicaklığı bellidir insanin susuzlugunu keser illa soğuk olması şart değildir. Amma hararet yapmış olan birisi soğuk su ister. işde su gibi olanı Allah aziz edermiş ne demiş atalar su gibi aziz ol yani suya hürmet etmeyen yokdur. Ateşe hürmet yemeğini pişireceğin zaman kışın üşüyünce banyo suyunu abdest suyunu ısıtmak için. tatlıya rağbet canın tatlı çekince tuzluya rağbet dimağın tad almak isteyince. yani su ise hepsine format atıp normal hale getirmek için tatlı yedin ağzın tatlı oldu su içtin format attın fabrika ayarına döndü tuzlu yedin sonra su içdin yine fabrika ayarına döndü,..vs.vs.
işde aksal gaye son din dini mübin islam ve o dinin peygamberi muhammed mustafa insanlara mayadır kim muhammed ve islam mayası ile mayalanırsa ve aksal gayesi emeli arzusu Allahin dini yerüyüzünde tek din ve yaşam tarzı olsun ister ise bu dinin son temsilcisi Mehdiyi bulsun ve onun gösterdiği yolda yürüyüp muhammedi ve diğer peygamberleri bulsun ve onların ashabını bilsin ve böylece herkes kendine durumuna göre model örneğini alsın ve dantelesini örmeye başlasın.
Muhammed güzel yaşamanın kurallarını sünnetleri ile nakış nakış işlemişdir aşkolsun muhammedin nakışını örnek alıpda sünnetlere sarılıp hayatını muhammed nakışı gibi örebilenlere.

Mayasi bozuk olan girdiği yeri bozar. ve yanindakileride kendine çevirip onlarda bozuk maya olurlar. mayasi yusuf gibi olan kimse aslan ise önüne ceylan getirseler sunmaz ona, o avlanırda beslenir. kedi ise ciğer koysalar önüne sunmaz ona yemez o ciğeri müsade olmadan. işde maya sağlam olmalı ey mümin bunun içinde emeller doğru olmalı.
eğer bir kimse emeline gayesine ulaşmak için bütün engelleri yasakları çigniyebiliyorsa, ondan zalimi, ondan haini, ondan kalleşi, ondan kahpesi, ondan münafığı, ondan sihirbazi, ondan günahkarı olmaz.yani onun için hedefe giden bütün yollar mübahtır. bunu ilk kim yaptı kendi ile doğan kardeşi kiz kardeşi ile evlenmek için bütün yolları mübah saydı kimdi o Kabil idi ve bu bozuk maya taa emeline ulaşmak için habili dahi öldürdü katil oldu sonra kızı kaçırdı zinakar oldu sonra babasını terketti Adem peygamberi terketti dinsiz oldu. sonra her melaneti işledi. bunun sebebi ise daha önce yazdığımız, Adem atamız toprakdan yaratıldığında kurumasi için cennetde öyle boylu boyunca yatıyordu ve melekler ona bakıyorlardı o sırada azazil geldi neye bakıyorsunuz dedi ve ademin testi gibi ruhsuz bedenini cennetin ortasında görünce hemen açık yerinden içine girdi gezdi tezdi dolaşdı çıkdı ve hak tüü dedi ve tükürdü adem atamiza ve tükrük için sıvı denmez tükrük için mayi kelimesi kullanılır yani mayi yani maya olan sıvı demekdir. ve şeytan aleyhillane işde ademe tükürdü ve mayisinden bulaştırdı. ve Allah cebraile bildirdi durumu ve gidip onu temizlemesini emretti. cebrail aleyhisselam adem atamızın o şeytanın mayisi bulaşan yerini temizledi fakat, işde mayi yani, sen süte yogurt kat sonra sütün içinden yoğurtu çıkar her ne kadar sütten yoğurtu çıkarsanda artık o yoğurt bakterileri bir kere süte girdi sütün bir kısmı yoğurt olacakdır yahut süt kesilcekdir eğeer süte pis karışırsa kesilir yoğurt karışırsa yoğurt peynir mayası karışırsa peynir olur. yani işde cebrail her ne kasdar temizlesede işde ademden mayasına böyle şeytanın mayasi tükrüğü karışmış olan kabil denen çocuğu dünyaya gelmiş ve o işde bütün yasakları mübah edip önce katil sonra zinakar sonra peygambersiz sonrada dinsiz olmuş ve ondan sonrada dinsizlerin yaptığı bütün amellerin babası olmuş. bu gün bir katil varsa onların büyük büyük babası kabildir . bu gün bir zinakar var ise onların büyük büyük babası kabildir. yalanci hileker kumarbaz kurnaz, günahkar ahmak ve (:::) say o bütün mayisi bozukların yaptığı kötü fiilleri hepsinin mayası o mayası bozuk şeytanın mayisi yüzünden ve onunda ademe bulaşmış olması yüzünden.
ey insanlık şimdi bu mayası bozuklar çogalmak için beyin sistemini häckleyip sizlere istediklerini yaptırmak için subliminal mesajlar ile ve göz yanıltma ile ufo yalanları ile uzaylı yalanlari ile evliya kerameti diye yalanlar ile yani göz kandırmacası ile ve insanların beyinlerine hükmederek bu dünyadaki karmaşayi oluşturmakdalar. pislikdan kimler nemalanır elbette mikroplar. kötülkden kimler nemelanır elbette kötü insanlar zulumden kimler nemalanır elbette zalim olanlar ve kahpelikden kimler nemalanır elbette kahpeler ve kendileri (:::) olduklari için masum insanlarıda kahpelik tuzağına düşürmak için uğraşırlar. ey ahir zamanin gençleri sizler mehdi cemaatinin Yuuusufları olunuz. yok eğer kabilleri olursaniz vay halinize bu ahir zamanin bütün günahlarının cezasini sizler cekersiniz faturasınıda sizler ödersiniz, ve cehennemde hem katillikden hem zinadan hem hırsızlıkdan hem münafıklıkdan,.... vs. vs. müebbet yersiniz ve cennet yüzü göremezsiniz ve kabilin peygambersiz ve dinsiz kaldığı gibi peygambersiz ve dinsiz kalırsınız ve mayası peygamber mayası olmayanların mayası elbbette şeytan mayasıdır. ve şeytanin sonu cehennemdir.
Allahu tealaya giden yollarda kuranda yedi tane ha mim gecer yani rabbimiz buyuryorki rahmetim gazabımı geçti buyuruyor işde bu kainatın üstünde o görünen yıldızlar aylar güneşlerden yukarda yedi tane derya vardır yani yedi rahmet deryası yani yedi kat su ve ne buyuruyor rabbimiz rahmetim gadabımı geçti ve yediden az olmak üzere birde gadab varmış yani sıcak ve alev. yani dünyada misali yedi derya ve büyük okyanuslar ve birde yere indikce sıcaklığı artan mağma ve dünyanın kalbi mağmanın içinde dünya bu durumda dönme enerjisini nerden alıyor nerden geliyor? bu tükenmeyen enerjisi haktan ve hak mayasından ve yaratılalıdan beri o güneşimize bağlanmış ve onu terketmemiş ve onun etrafında döner durur. işde mayisi bozuk olmayanlar hak kapısından ayrılmazlar peygamberinin eteğine yapışıp onu bırakmazlar. Herkimde peygamberleri ve kitaplarını bırakıp kendine başka yol edindi, onlar kafirlerin taa kendileridir. Allah 124000 maya göndermiş ya isa gibi olcaksın ya musa gibi ya muhammed gibi ya osman gibi ya ebubekr gibi ya ali gibi,..... mayalar ortada iken kabili ve yaptıkllarını emel edinen kimseler dünya saltanatını seçenler kadın ve kızlar ile içip sıçıp zevki sefayı seçenler , müminlere düşmanlığı seçenler iyilerden ayrılıp kötülerin ve şeytanın ammelerini ahlak edinenler iyiyi ve hayrı terkedip katilleri seçenler zalimleri günahkarları teröristleri kafirleri seçenler,... vs. vs. bunlarin hepsi kabilin ve ondan öte şeytanın çocuklarıdır.

Peygamberimizin Karaciğer Detoksu yöntemi, islami açıdan Karaciğer Detoksu, Bir Günlük Hızlı Detoks

Bir bardak Zemzem suyu, veya saf temiz, asitsiz mineral su, veya saf menbea suyu alınır
Ayakda Bir defada (tek yudumda) içilmek kaydı ile içilir, ve ayakda içdiğimiz için, aynen ayakda duş almak gibi olan, bu yöntem ile, vücdumuzun iç organlarina duş aldırmış oluruz. ve yaklaşık bir 15 dakika ile 30 dakika sonrasında cişimiz gelecekdir, ve bekletmeden hemen gidip, cişimizi yapmakda, o zehirli ve fazla atık maddelerin, vücuttan, sanki içimiz duş alıp temizlenircesine cişimiz ile atacakdır. çok sık olarak yapmayın, sonra kanınızın durulmasına sebeb olursunuz, ve vücut ISISI düşer , ve ISI kaybından ölümlere yol açabilcek rahatsızlıklara yol açar.
Bu formül Karoglan Hoca Başağaçlı Raşit Tunca ya aittir. para ile satılamaz.

Kar©glan

Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 07 Ağustos 2018 Salı

Original Kar © glan

-------
Etiketler : Karoglanin, Başağaçlı Raşit Hocanın, Karaciğer Detoxu Makalesi,tedavi yöntemi,şeker hastaligi tedavisi,şeker hastaligi riski,detoks,
DEVAMINA BAK
[Resim: 572f8c5b7c.png]

Tasavvufda Besmelenin Manası:

Tasavvufun bir ögretiside " La mevcude illa Hu" yani O'ndan gayri bir mevcudat, yani varlık Yoktur demektir.
Bu seviyeye ulaşan bir tasavvuf ehlinin besmele ile varacağı mana: Mesela yemek yerken, peynir için kullanılan mana ile, O'ndan gayri nesne yok ise, peynir'de de O vardır. ve yani onu yiyen kendin de (sende de) onun ruhu saklıdır. Yani bir nevi Vahdeti vücud ve "enel hak" tezahürü ile 'O' O 'dur zaten. o zaman, O'nu (yani peynir için, (peynirde de O haliki zülcelal saklı) yine ellerim de onun eli, ondan gayri mevcudat yoksa yine,
Yani o zaman geniş kapsam ile " O 'nu ,O'nunla , O'nun için , O' na, O'nun ismi ile O'nlarla gönderiyorum" manası tezahür etmiş olur.
Burdaki onun ismi yani işde bu cümledeki besmele ile kasdedilen, ondan gayri mevcudat yoksa : peynirde, ekmekde O ise o zaman onun ismi ile demek, yani Allahin ismiyle, yani bismillah demek, yine o peynir için, onun peynir oldugu zaman, peynir ismi ile "O" yine O ' olan O'nun ismi yani Peynir yerken onun ismi peynir olmuş demektir. daha faza derin gittik mi bu seferde çıkamayız bu kadar açıklama kifayet edecektir umarım.

Besmele Çekmeyi Unutursak Ne Dememiz Lazım

Ekmek Yerken, yahut elbise giyerken, veya işe başlarken, o işin ketum, yani sonu kesik iş aş olmamasi için, her işin önünde besmele çekmek sünnetdir.
insan hali hepimiz beşer şaşar olduğumuz için, olurda olur, başinda besmele çekmeyi unutursak, ne yapmamiz gerektiğini, Peygamberimizin dilinden şöyle açıklayabiliriz.

Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:

"Biriniz yemek yerken besmele çeksin. Şâyet yemeğin başında unutursa, (hatırladığı zaman) 'Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî' desin."

(Hadîs-i Şerîf, Sünen-i Tirmizî)

Ve Besemele Demek: "Bismillahirrahmenirrahim" veya kısaca söylenmek istenirse "Bismillah"

Kuran okumadan önce ise Allahu Teala istiaze etmemizi emrediyor, yani kuran okumadan önce Euzu Besmele çekmek Farzdır.

ve istiaze demek:
"Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim" Demekdir.
ve eger kısaca söylenmek istenirse "Esteuzubillah" Demek kifayet eder.

Kuranda istiazeyi emreden ayet:


أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم


فَإِذَا قَرَأْتَ الْقُرْآنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe izâ kare’tel kur’âne festeız billâhi mineş şeytânir racîm.

Meali :[/b]

Şimdi Kur'ân okumak istediğin zaman önce o kovulmuş şeytandan Allah'a sığın.

(Sadakallahul Aziym Nahl Suresi 98. ayet)[/b]

Euzü ve Besmele’nin manası nedir?

Euzübillahimineşşeytanirracim demek, Allah'ın rahmetinden uzak olan ve gazabına uğrayarak dünyada ve ahirette helak olan şeytandan, Allahü teâlâya sığınırım, korunurum, yardım beklerim. Ona haykırır, feryat ederim demektir.

Bismillahirrahmanirrahim demek ise, her var olana, onu yaratmakla ve varlıkta durdurmakla, yok olmaktan korumakla iyilik etmiş olan Allahü teâlânın yardımı ile, bu işimi yapabiliyorum demektir.

Besmelenin faziletleri nedir?

İlk yazılan, Besmeledir. Âdem aleyhisselama ilk gelen, Besmeledir. Müminler, Besmele yardımıyla Sırattan geçer. Cennet davetiyesinin imzası Besmele’dir.
Hadis-i şeriflerde buyuruldu ki:
(Hoca çocuğa Besmele okur, çocuk da söyleyince, Allahü teâlâ, çocuğun ve anasının ve babasının ve hocasının Cehenneme girmemesi için senet yazdırır.) [S. Ebediyye]

(Kur'an-ı kerimin anahtarı, Besmeledir) [S. Ebediyye]

(Besmele her kitabın anahtarıdır.) [Hatîb]

(Besmeleyle yenen yemek bereketli olur.) [İbni Mace]

(Besmeleyle başlanmayan her önemli iş noksan kalır.) [Beyheki]

(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Amel defterinde 700 Besmele bulunanı Allahü teâlâ Cehennemden çıkarır.) [Tergib-us-salat]

(Besmeleyle yazı yazanın haceti kolaylaşır, Allahü teâlâ da razı olur.) [Deylemi]

(Besmeleyle işe başlayanın günahları af olur.) [İ. Rafii]

(Yemeği Besmeleyle yiyip, sonunda Elhamdülillah diyenin, daha sofra kalkmadan günahları affolur.) [Taberanî]

(Sıkıntıya düşen, “Bismillahirrahmanirrahim ve lâ havle ve lâ kuvvete illâ billahil aliyyil azîm” derse, her türlü sıkıntıdan kurtulur.) [Deylemi]

(Bin kere Besmele okuyanın dört bin büyük günahı af olur.) [Tergib-us-salat]

(Besmele yazılı bir kâğıdı yerden kaldıran, sıddıklardan yazılır.) [Tergib-us-salat]

(Besmelesiz koku sürünen, şeytanlara da koku sürmüş olur.) [İbni Sünni]

(Şeytandan korunmak için, yemeğe Besmeleyle başlayın!) [Taberanî]

(Su içerken Besmele çek, bitince de Elhamdülillah de ve üç nefeste için!) [İbni Sünni]

(Yemeğe başlarken Allahü teâlânın adını anın, yani Besmele çekin! Başında Besmele çekmeyi unutan, hatırladığı zaman, “Bismillahi alâ evvelihi ve ahirihi” desin!) [Ebu Davud, Tirmizi, Hâkim]

(Yemeğe başlayan kimse, Bismillahi desin. Bismillah demeyi unutursa hatırlayınca, “Bismillahi evvelehü ve âhirehü” desin.) [İbni Mace]

(Şeytandan korunmak için yemek yerken, istirahat ederken ve gece yatarken Besmele çekin!) [Taberanî]

(Helaya girerken çekilen Besmele, cinlerin gözüne perde olur, avret yerini göremezler.) [Tirmizî]

(Kapısını besmeleyle kapatan şeytandan korunur. Bir çubukla da olsa kapları Besmeleyle örtün!) [İ. Hibban]

(Şeytan, Besmele çekilmemiş yemeği kendine helâl görür.) [Müslim]

(Şeytandan korunmak için, eve girerken selam verin ve yemeği besmeleyle yiyin!) [Taberanî]

(Eve girerken Besmele çekilirse, şeytan, “Bu eve girmeme imkân yok” der, dönüp gider.) [Tibyan]

(Evden çıkarken “Bismillahi, tevekkeltü alallah, lâ havle ve lâ kuvvete illâ billah” diyen, tehlikelerden korunur ve şeytan ondan uzaklaşır.) [Tirmizi]

(Ya Resulallah, çok yediğimiz halde doymuyoruz, yemeğin bereketi olmuyor) dediler. Resulullah, (Yemeği ayrı değil beraber yiyip Besmele çekilirse, bereketli olur) buyurdu. (İbni Mace)

Resulullah efendimiz, Besmele çekip suyu üç nefeste içer, bitince Elhamdülillâh derdi. (İ. Sünnî)

Sual: İşlere başlarken kısaca Bismillah demek yetişir mi?
CEVAP
Yetişir. [“h” harfinin iyice belli olması için] (Bismillahi) demek daha uygundur.

Besmele ile başlanılan iş bitince de, (Elhamdülillah) demeli, yani Allahü teâlâya şükretmelidir!

İbrahim suresinin, (Şükrederseniz elbette nimetimi artırırım) mealindeki 7.âyet-i kerimesi ile (Az-çok bir nimete kavuşan "Elhamdülillah" derse, Allahü teâlâ, o kimseye bu nimetten daha iyisini verir) ve (Yiyip içtikten sonra "Elhamdülillah" diyenden Allahü teâlâ razı olur) hadis-i şerifleri, nimete şükredince, hem eldeki nimetin yok olmaktan kurtulacağını, hem de yeni nimetlerin ele geçmesine sebep olacağını bildirmektedir. (T.Gafilin)

Besmeleyle başlamak


Her hayırlı işe Besmeleyle başlamak gerektiğine göre, mektuplara, maillere de Besmeleyle başlamak gerekmez mi?

Besmeleyi İslam harfleriyle yazmak gerekir. Ancak Besmele şimdiki mektuplarda yerlerde sürünebileceği için mektuplara yazmamak daha uygun olur. Maillerde ve mektuplarda, İslam harfleriyle yazılı şeklini Latin harfleriyle karışık yazmamalı. İslam harfleriyle yazılı olup elden götürülecek mektuplara ve yine İslam harfleriyle yazılan maillere Besmeleyle başlamak sünnettir. Büyük İslam âlimi Dost Muhammed Kandihârî hazretleri, 29. mektubunda buyuruyor ki:
Peygamber efendimiz, mektupların başına, Bismillâhirrahmânirrahîm yazardı. Mesela, Dıhye-i Kelbî aracılığıyla Rûm kayseri Herakliyus’a gönderdiği mektuba Besmeleyle başladı. Kâfire bile yazılan mektuba Besmeleyle başlamak sünnettir. Hudeybiye barışında Hazret-i Ali’ye Besmele yazmasını emretti.

Her hayırlı işe Besmeleyle başlamalıdır.

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 28 Mart 2015 Cumartesi

Original Kar©glan
DEVAMINA BAK

ALLAH
Allah

BAYRAK
TC.Bayrak

WEB-TUNCA
Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY
G A L A T A S A R A Y

FENERBAHÇE

F E N E R B A H C E

BEŞiKTAŞ
B E Ş i K T A Ş

TRABZONSPOR
T R A B Z O N S P O R

MiLLi TAKIM
M i L L i T A K I M

ETKiNLiKLERiMiZ


"Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al"
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN
"Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca,
Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca,
Hak intikamını,
Kulunun Eliyle Alır da,
Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."

(Hz. Mevlana)



TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca