MUHAMMED
BAYRAK
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
|
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir. |
| Forum İstatistikleri |
|
» Toplam Üye: 7 » En Son Üye: Fatma » Toplam Konular: 650 » Toplam Yorumlar: 991 Ayrıntılı İstatistikler |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Deki Rabbim ilmimi Artır Hat Yazılı Resimler V160220261158
Calligraphy,Allah,Muhammed,dini,islam,islamic,religiöse,hatyazisi,diniresim,Hat,Hatsanatı,hatyazısı,tezhib,
Her şeyin gerçek egemeni olan Allah, yücedir. Kur'an'ın sana vahyedilmesi bitirilmeden önce acele etme. "Rabb'im bana bilgiyi arttır." de.
فَتَعَالَى اللّٰهُ الْمَلِكُ الْحَقُّۚ وَلَا تَعْجَلْ بِالْقُرْاٰنِ مِنْ قَبْلِ اَنْ يُقْضٰٓى اِلَيْكَ وَحْيُهُۘ وَقُلْ رَبِّ زِدْن۪ي عِلْماً
Fe tealallahul melikul hak, ve la ta'cel bil kur'ani min kabli en yukda ileyke vahyuhu ve kul rabbi zidni ılma.
20. Taha suresi, 114. ayet
Sabredenleri Müjdele Hat Yazılı Grafik Resimler V130220261500
وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ
2-Bakara Suresi 155. Ayet
Ve le nebluvennekum bi şey’in minel havfi vel cûi ve naksın minel emvâli vel enfusi ves semerât(semerâti), ve beşşiris sâbirîn(sâbirîne).
وَلَنَبْلُوَنَّكُم بِشَىْءٍ مِّنَ ٱلْخَوْفِ وَٱلْجُوعِ وَنَقْصٍ مِّنَ ٱلْأَمْوَٰلِ وَٱلْأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٰتِ ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّٰبِرِينَ
Andolsun ki sizi biraz korku ve açlıkla, bir de mallar, canlar ve ürünlerden eksilterek deneriz. Sabredenleri müjdele.
Rabbini Çokca Zikret Ayeti Yazılı Resim V120220261229
"Ey Rabb'im! Bana, bir ayet yap," dedi. O da: "Bunun ayeti, işaret dili dışında insanlarla üç gün konuşmayacak olmandır. Rabb'ini çokça an, O'nu sabah akşam tesbih et.(Zikret)" dedi.
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزاًۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يراً وَسَبِّـحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟
Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selasete eyyamin illa remza, vezkur rabbeke kesiran ve sebbih bil aşiyyi vel ibkar.
3. Ali İmran suresi, 41. ayet
"Ey Rabb'im! Bana, bir ayet yap," dedi. O da: "Bunun ayeti, işaret dili dışında insanlarla üç gün konuşmayacak olmandır. Rabb'ini çokça an, O'nu sabah akşam tesbih et.(Zikret)" dedi.
قَالَ رَبِّ اجْعَلْ ل۪ٓي اٰيَةًۜ قَالَ اٰيَتُكَ اَلَّا تُكَلِّمَ النَّاسَ ثَلٰثَةَ اَيَّامٍ اِلَّا رَمْزاًۜ وَاذْكُرْ رَبَّكَ كَث۪يراً وَسَبِّـحْ بِالْعَشِيِّ وَالْاِبْكَارِ۟
Kale rabbic'al li ayeh, kale ayetuke ella tukellimen nase selasete eyyamin illa remza, vezkur rabbeke kesiran ve sebbih bil aşiyyi vel ibkar.
3. Ali İmran suresi, 41. ayet
RAMAZAN-I ŞERİFTE ŞU 4 HASLETİ ÇOK YAPIN
’’Ramazan'da bu 4 hasleti çok yapın, ikisiyle RABBİNİZİ razı edeceksiniz, ikisi de zaruri ihtiyacınız, ALLAH’tan mutlaka isteyeceksiniz.
✍️Hadis-i Şerif
1- KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK
▪ Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh."
———————————————————————————
2-İSTİĞFAR ETMEK
▪ Estağfirullah
İstiğfar çok okuyun, Çok af isteyin, Affolmamış kalmayın!
———————————————————————————
3-CENNETİ ÇOK İSTEMEK
▪ Allahumme inni es'elukel cenneh
▪ ya da Allahümme edhılnil cenneh
———————————————————————————
4-CEHENNEMDEN ÇOK SIĞINMAK
▪ Allahumme inni euzü bike minennar
———————————————————————————
TOPLANMIŞ HALİ
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh. Estağfirullah. Allahumme inni es elükel cenneh, ve euzu bike min en-nar"
Rabbim cümlemizi amele muvaffak eylesin
’’Ramazan'da bu 4 hasleti çok yapın, ikisiyle RABBİNİZİ razı edeceksiniz, ikisi de zaruri ihtiyacınız, ALLAH’tan mutlaka isteyeceksiniz.
✍️Hadis-i Şerif
1- KELİME-İ ŞEHADET GETİRMEK
▪ Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh."
———————————————————————————
2-İSTİĞFAR ETMEK
▪ Estağfirullah
İstiğfar çok okuyun, Çok af isteyin, Affolmamış kalmayın!
———————————————————————————
3-CENNETİ ÇOK İSTEMEK
▪ Allahumme inni es'elukel cenneh
▪ ya da Allahümme edhılnil cenneh
———————————————————————————
4-CEHENNEMDEN ÇOK SIĞINMAK
▪ Allahumme inni euzü bike minennar
———————————————————————————
TOPLANMIŞ HALİ
"Eşhedü en la ilahe illallah ve eşhedü enne Muhammeden abduhu ve rasuluh. Estağfirullah. Allahumme inni es elükel cenneh, ve euzu bike min en-nar"
Rabbim cümlemizi amele muvaffak eylesin
Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır.
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.
Fatih Salavatı
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.
Fatih Salavatı'nın Faziletleri
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.
Salavat-ı Fatih'in Dereceleri
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.
Salavat-ı Fatih Arapça Duası
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"
Salavat-ı Fatih Türkçe Manası
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.
Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.
Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.
Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.
Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.
Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.
Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.
***İşleri açılır.
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.
***Küs olduğu kim varsa barışır.
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.
***400 hac değerindedir.”
sonra şöyle devam etti kim
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :
***Merhametli olur.
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir
Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…
Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.
Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.
Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin.
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:
Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.
Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:
Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır.
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.
Kaynaklar
The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.
Ekstra Bilgiler
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır.
Salavatı Fatih Duasının Arapçası
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.
Fatih Salavatı
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.
Fatih Salavatı'nın Faziletleri
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.
Salavat-ı Fatih'in Dereceleri
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.
Salavat-ı Fatih Arapça Duası
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"
Salavat-ı Fatih Türkçe Manası
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.
Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.
Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.
Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.
Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.
Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.
Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.
***İşleri açılır.
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.
***Küs olduğu kim varsa barışır.
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.
***400 hac değerindedir.”
sonra şöyle devam etti kim
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :
***Merhametli olur.
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir
Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…
Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.
Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.
Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin.
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:
Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.
Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:
Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır.
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.
Kaynaklar
The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.
Ekstra Bilgiler
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.
Salavat-ı Fatih - Salavat-ı Fatih'in Arapçası Türkçe Manası Fazilet ve Sırları
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır.
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.
Fatih Salavatı
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.
Fatih Salavatı'nın Faziletleri
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.
Salavat-ı Fatih'in Dereceleri
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.
Salavat-ı Fatih Arapça Duası
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"
Salavat-ı Fatih Türkçe Manası
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.
Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.
Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.
Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.
Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.
Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.
Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.
***İşleri açılır.
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.
***Küs olduğu kim varsa barışır.
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.
***400 hac değerindedir.”
sonra şöyle devam etti kim
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :
***Merhametli olur.
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir
Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…
Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.
Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.
Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin.
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:
Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.
Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:
Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır.
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.
Kaynaklar
The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.
Ekstra Bilgiler
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.
Salavatı Fatih (Arapça: صلاة الفاتح; Açılış Duası), seçkin gnostik ve âlim Ebu’l-Makarim Şeyh Muhammed Şemseddin ibn Ebi’l-Hasan el-Bekri tarafından aktarılmıştır. Kendisi, yüce doğruluk(Sıddıkiyye) makamını miras aldığı ve mistik ilahi ilimlerde ustalığın en yüce mertebelerine ulaştığı Ebu Bekir es-Sıddık’ın soyundan gelmektedir. Allah tarafından kendisine bir kağıt parçası üzerinde vahyedildiği söylenir. Ticaniyye Sufi tarikatının kurucusu Şeyh Ahmed Ticanî’ye de atfedilir. Dua, dünyanın dört bir yanındaki milyonlarca Ticaniyye bağlısı tarafından günlük virdlerinin bir parçası olarak okunmaktadır.
Salavatı Fatih Duasının Arapçası
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ ❁ الْفَاتِحِ لِمَا أُغْلِقَ ❁ وَالْخَاتِمِ لِمَا سَبَقَ ❁ نَاصِرِ الْحَقِّ بِالْحَقِّ ❁ وَالْهَادِي إِلَىٰ صِرَاطِكَ الْمُسْتَقِيمِ ❁ وَعَلَىٰ آلِهِ حَقَّ قَدْرِهِ وَمِقْدَارِهِ الْعَظِيمِ ❁
Ey Allah’ım, kapanmış olanın açıcısı, öncekinin mührü, Hakk’ın Hakk’la yardımcısı ve Senin dosdoğru yolunun rehberi olan efendimiz Muhammed’e salât eyle. Allah’ım, onun büyüklüğü ve yüce mertebesine uygun olarak Ailesi üzerine dualar gönder.
Fatih Salavatı, Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulmuş bir salavattır. Bu yazıda, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri detaylı bir şekilde incelenecektir. Salavatın manevi dereceleri ve etkileri üzerine bilgiler sunulacaktır.
Fatih Salavatı
Fatih Salavatı, Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri tarafından Hazreti Resulullah'a sorulan ve faziletleri bildirilen bir salavattır. Bu makalede, Fatih Salavatı'nın Arapça duası, Türkçe manası ve faziletleri ayrıntılı bir şekilde ele alınacaktır.
Fatih Salavatı'nın Faziletleri
Hazreti Resulullah, Fatih Salavatı'nın faziletlerini şu şekilde bildirmiştir: "Bir kimse Salavat-ı Fatihi bir defa okusa, zamanın başından bu salavatı getirenin okumuş olduğu zamana dek insanlardan, cinlerden ve meleklerden getirilmiş olan salavata eşit sevaba nail olur. Günahları da affolur. " Gece uyumadan önce on bir defa okuyan kişi, güzel rüyalar görür. Bu salavatı 40 gün boyunca 40 kere okuyan kişi, bağımlılıklardan kurtulur ve işleri açılır. Bir kimse Salavat-ı Fatihi bin kere okursa, Allah'ın rahmeti, barışı ve bereketi üzerine düşer. Küs olduğu biri varsa, barışır. Günlük olarak ezberden kırk kere okuyan kişi, %100 başarı ve mutluluğa erişir. Sorunları varsa, Allah'ın izniyle çözülür.
Salavat-ı Fatih'in Dereceleri
Salavat-ı Fatih'in üç derecesi vardır: dış derece, iç derece ve son derece olan "gizli ışık". Bu dereceler, kişinin manevi yolculuğunda ilerlemesine yardımcı olur.
Salavat-ı Fatih Arapça Duası
"Allahümme salli ve sellim ve barik ala seyyidina Muhammedinil fatihi lima uğlika vel hatimi li ma sebeka ven nasırıl hakkı bil hakkı vel hadi ila sıratikel müstekıymi sallellahü aleyhi ve ala alihi ve ashabihi hakka kadrihi ve mikdarihil aziym"
Salavat-ı Fatih Türkçe Manası
Allah'ım! Kapalı kapıları açan, geçmişe son veren, hakka hakikat ile dayanak olan, mahluku senin doğru yoluna ileten, Efendimiz Muhammed'e (Sav), O'nun aline ve ashabına O'nun yüce kadri kıymetince, salat eyle, selam eyle ve O'nu mübarek kıl.
Fatih Salavatı'nın Fazilet ve Sırları
Fatih Salavatı'nın yüz yirmi bin salavatı şerifenin gücünde olduğu, mana alemi ile Peygamberimiz (s. a. v.) tarafından bildirilmiştir.
Bu salavatı şerife okuyanı cehennemden korur.
Kırk gün boyunca okuyan kişinin tövbesi kabul olur ve günahları affolur.
Cuma gecesi bin kere okuyan, Efendimiz (S.A. V) ile rüyada görüşür.
Geçmiş tarihte, zamanın Kutbu Muhammed-el Bekri (K. S) Hazretlerine ait bu salavat, çok güçlü bir salavattır. Resulullah (S.A. V)'ın mana aleminde beyanı ile ömründe bir defa dahi bu salavatı okuyan kişi cehenneme girmez. Bu salavatı bir kere okumak, altı kere Kur'an-ı Kerim'in hatmine denktir.
Fatih Salavatı'nı kırk gün süreyle okuyan kişiye Allah'u Teâlâ günahlardan tövbe nasip eder. Kim bu salavatı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi bin defa okursa, Resulullah (S.A. V) efendimiz ile uyanık halde buluşur. Ancak, bu dört rekat namaz kılıp okunmalıdır. Bu namazın birinci rekatında üç defa Kadir Suresi, ikinci rekatında üç defa Zelzele Suresi, üçüncü rekatında üç kere Kafirun, dördüncü rekatında da üçer mu'avvizeteyn (Felak ve Nas sureleri) okunur.
Muhammed el-Bekrî (Kuddise Sirruhû) ya ait olan bu salât öyle büyük bir salâttır ki Rasûlüllâh
(Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in mana alemindeki beyanı veçhile
***ömründe 1 kere dahi bu salâtı okuyan kişi cehenneme girmez. (Cehenneme girmesi mukadder olana nasip edilmez.)
Mağrib sâdâtından bazısının nakline göre bu salât Allâh-u Te’âlâ tarafından bir sahife ile bu zata indirilmiştir.
***Bu salâtın 1 defa okunması 6 kere Kur’ân-ı Kerîm’in hatmine denktir.
***Bir rivayet 10 bin salavat okumaya denktir.
***bir rivayet 600 bin salât okumaya muâdildir
***Bu salata 40 gün devam edene Allâh-u Te’âlâ bütün günahlardan tevbe nasib eder.
***Her kim bu salavatı perşembe veya cuma ya da pazartesi gecesi 1000 defa okursa Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ile uyanık halde buluşur.Ancak bu, dört rekat namazın ardından okunmalı, bu namazın birinci rekatında üç kere Kadr Sûresi, ikinci rekatında üç kere Zelzele Sûresi, Üçüncü rekatında üç kere Kâfirûn Sûresi, dördüncü rekatında da üçer kere mu’avvizeteyn (Felak ve Nâs sûreleri) kıraat edilmelidir ve bu salâtın tilâveti esnasında ûd yakılmalıdır. İsteyen bunu deneyebilir.
***Ahmed Dalılân (Rahimehullâh) ın beyanına göre; bu salata günde 100 kere devam edene manevî perdeler açılır (kalp gözü açılır)
***Allâh-u Te’âlâ’dan başka kimsenin bilemeyeceği kadar nurlar saçılır.
Bu salâtın sahibi olan büyük kutub demiştir ki:
***”Ömründe 1 kere bu salâtı okuyan cehenneme girerse Allah’ın huzurunda beni yakalasın.” Bu sözün sahibi olan zat Abdülkadir-i Geylânî (Kuddise Sirruhû) dan sonra: “Benim bu ayağım doğuda ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerindedir” diyebilmiş ikinci zattır. Bir kere kendisi Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) in kabrini ziyaret ederken Rasûlüllâh (Sallallâhu Aleyhi ve Sellem) ona şifahen: “Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın.” diye hıtab etmiştir. Şa’rânî, Şihâb ve Münâvî gibi bir çok âlim bu zatı en mübalağalı ifadelerle methetmiş-lerdir. (es-Sâvî, el-Esrâru’r-Rabbâniyye, sh:45; Yûsuf-u Nebhânî, Efdalü ‘s-salevât, Salât no:50, sh:89-96)
Salâvat-ı Fatih, eski zamanda Kutbül Aktab Ahmed Ticani Hazretleri, yakaza halinde bu Salâvatın faziletini Hazreti Resûlullah’a sorar.
***”Bir kimse Salâvat-ı Fatih'i 1 defa okursa zamanın başından Salâvat getirenin okuduğu zamana kadar ins ü cinin ve meleklerinin getirdiği (bütün zikir,tesbih,dua) ve salavata denk sevap kazanır. Günahları da bağışlanır.” buyurmuşlardır.
***Gece yatmadan önce 11 defa okunursa çok güzel rüyalar görür.
***Bu Salâvat-ı Şerifi 40 gün 40 defa okuyan bağlılıktan kurtulur.
***İşleri açılır.
***Bu Salâvat-ı Şerifi 1000 kez okuyanın üzerine Allah’ın rahmeti barış ve bereketi iner.
***Küs olduğu kim varsa barışır.
***Günlük ezberden 40 defa okunursa, % 100 başarı ve mutluluk getirir, maksadına kavuşturur. Allah’ın izniyle sorunları çözülür.
***Salavat-ı Fatih Kilitli kapıları açar ve üç derecesi vardır. Dış derecesi, iç derecesi, son derecesi (gizli ışık) Salavatı Fatih Şerife’nin Arapça ve Türkçe anlamını okuyalım.
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :
***40 gün 1.000 ( Bin ) KERE ” Ya LATİF ” Esmaül Hüsna Zikredip Ardından 100 Kere Okunduğunda Günahların Afolunacağı Rivayet Olunur.
***120 bin Salâvat-ı Şerife gücünde olduğu manâ aleminde Peygamber Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem tarafından bildirilmiştir.
***Cuma gecesi bin defa okuyan Efendimiz Sâllallahu Aleyhi Vesellem ile görüşür.
***Bu Salâvatı Şerife aslında Kur’an’ı Kerim'de bir sır olarak saklanmıştır. Allah’ın en büyük sırrı olduğu söylenir.
***Bu Salâvat-ı Şerîf, harikalar ve mucizelerle doludur.
***Bu Salâvat-ı Şerîf hakkında eksik bilgi verilmiş.İnsanların çoğu bu gerçekten mahrum kalmıştır.Öğrenmesi engellenmiştir.
***400 hac değerindedir.”
sonra şöyle devam etti kim
***bu Salâvat-ı Şerifi okuyup dua ederse 1 kez, o şimdiye kadar bütün cinlerin, insanlar ve melekler tarafından okunan bütün zikir, tesbih ve duaları okumuş gibi ecre nail olur.
***600 bin nimet, zamanın başlangıcından itibaren.
***Hz.Seyyid Ahmed Hilam (r.a) ve Gavsa-ı Azam Bağdat Şeyh Abdul Kadir Geylani (r.a) en favori salavatıdır ve bu Salâvat-ı Şerifin bir ışık olduğunu söylemiştir.
Hazreti Şeyh Yusuf Bin İsmail :
***Merhametli olur.
Hazreti Ebu Mukarreb inançla günlük 40 kez, özellikle erkek toplumun okuması gerektiğini söylemiştir.
Hazreti Şeyh Muhammed Bakari günlük inançla ezberde okunması gerektiğini söylemiştir.
***Bu Salâvat-ı Şerîf okuyana, refah ve kısmet getirir ve tüm karmaşık sorunlarını çözer.
Bu Salâvat yüce Allah’ın gözünde çok büyük önem taşımaktadır.
***Okuyanın üzerine barış, bereket ve Allah’ın rahmeti ve esenliği onun üzerine olur.
***70.000 Delailül Hayrat okumaya denktir.
***yoksulluğu ve açlığı ortadan kalkar.
***sabah-akşam 10 defa okursa Allah’ın yardımını alır.
***Cuma günü ikindiden sonra 100 defa okursa tüm sıkıntılarından ve dertlerinden kurtlur.Bu Salâvata ezber gerekir. Çok büyük bir zikirdir.
***Cuma günü okunmasında çok fayda vardır.
***Bütün savaşlara katılmış mücahidlerin faziletini kazanır.
İnnallâhe ve melâiketehu yusallûne alen nebiyyi, yâ eyyuhâllezîne âmenû sallû aleyhi ve sellimû teslîmâ (33/Ahzab 56.ayet)
Muhakkak ki Allah ve melekleri, Nebî’ye (Peygamber’e) salat ederler. Ey âmenû olanlar (ölmeden önce Allah’a ulaşmayı dileyenler), siz (de) O’na salat edin ! Ve (O’na) teslim olarak salat edin !
Pek çok şuyuh ve gnostik düzenli olarak Salavatı Fatih okumanın faydalarını anlatmıştır. Aynı zamanda El-Ezher’in önde gelen âlimlerinden olan büyük gnostik Şeyh Ahmed el-Savi (ö. 1241 H/1825 M), dini ilimleri ve ruhani yolu kendisinden aldığı Şeyh Ahmed ed-Derdîr’in (ö. 1204 H/1786 M) litaratürüne yazdığı şerhte şu ifadelere yer vermiştir
Faydalarından biri de şudur: Kim onu ömründe bir kere okursa cehennem ateşine girmez…
Bazıları bu duanın tek bir okunuşunun 10.000 – ve bazıları 600.000 – başka duaya eşit olduğunu söylemiştir.
Bu duayı 40 gün boyunca aralıksız okuyan kişinin Allah’ın tüm günahları için tövbesini kabul edeceği de söylenir.
Bu duayı Perşembe, Cuma veya Pazartesi gecesi 1000 defa okuyan kişi Peygamber Efendimiz (s. a.v.) ile birlikte haşrolunur. Bu duanın okunmasına 4 rekât namaz kıldıktan sonra başlanmalıdır; birinci rekâtta Kadir Suresi, ikinci rekâtta Zelzele Suresi, üçüncü rekâtta Kâfirun Suresi ve dördüncü rekâtta iki sığınma suresi (Felak ve Nas Sureleri) okunur. Bu duayı okuduktan sonra bir miktar zakkum ağacı kokusu (Oudh) yakılmalıdır. Dilerseniz bunu deneyin.
Salavatı Fatih’in faydaları Seyyid Ahmed Dahlan (ö. 1304 H. / 1886 M.) tarafından da dualar derlemesinde belirtilmiştir. O şöyle demiştir:
Bu dua, üstadım, mükemmel kutup ve peygamberlik soyundan gelen asil üstat Şeyh Abdülkadir el-Cilani’ye atfedilmiştir. Yola yeni başlayanlar için olduğu kadar yolun ortasında ve sonunda olanlar için de faydalıdır. Gnostiklerin çoğu onun sırlarını ve akılları şaşırtan mucizelerini not etmişlerdir.
Her kim bunu her gün 100 defa devamlı olarak okursa, kendisinden birçok perdeler kalkar ve sadece Allah’ın bildiği ölçüde nurlara ve ihtiyaçlarının giderilmesine nail olur.
Mübarek şehir Medine’den Şeyh Habib Muhammed el-Haddar (ö. 1418 H./1997 M.) şöyle demiştir:
Perşembe akşamları 100 defa Salavatı Fatih okuyan kişi rüyasında Peygamber Efendimizi görür ve bu denenmiş ve test edilmiştir, Allah’a hamdolsun! Her gün 100 defa okuyan ve üzerinde sebat eden kimseden birçok perdeler kalkar, ilahi nurlar alır, dilekleri yerine gelir ve ilmi sadece Allah’a kalır.
Bir sorunun veya engelin üstesinden gelmeniz gerekiyorsa, her gece yatsıdan sonra abdest alın ve iki rekât namaz kılın, ardından Allah’tan açıklık isteyin ve 10 kez Salatul Fatiha okuyun. Açılışlar elde edene kadar buna devam edin ve sebat edin.
Seyyidi Habib Ömer bin Hafız, Rebiülevvel ayı boyunca 10.000 defa Salavatı Fatih okunmasını tavsiye eder.
Kaynaklar
The Muhammadan Litanies: Prayers upon the Prophet Muhammad ﷺ for Invocation and Reflection — From the works of Shaykh Yusuf al-Nabahani. Translation and Notes by Abdul Aziz Suraqah.
Ekstra Bilgiler
Bu salavatın sahibi olan büyük yazar Muhammed el-Bekri Hazretleri demiştir ki, "Ömründe bir defa bu salavatı okuyan cehenneme girerse, Allah huzurunda beni tutsun. " Yukarıdaki sözün sahibi olan zat, Abdülkadir Geylani Hazretlerinden sonra "Benim bu ayağım doğu ve batıda bulunan bütün velilerin boynu üzerinedir. " diyebilen ikinci bir zattır. Bir defa kendisi Resulullah'ın (S.A. V) kabrini ziyaret ederken, Resulullah (S.A. V) ona, "Allah seni ve zürriyetini mübarek kılsın" diye hitap etmiştir. Şa'rani, Şihab ve Münavi gibi birçok alim bu zatı en mübalağalı ifadelerle övmüşlerdir.
Sonuç olarak, Fatih Salavatı, Kur'an-ı Kerim içinde bir sır olarak saklanmış ve Allah'ın en büyük sırrı olduğu söylenmiştir. Bu Fatih Salavatı, harika ve mucizelerle doludur ve manevi yolculukta büyük bir öneme sahiptir.
Qui est Raşit Tunca ? Biographie
Informations personnelles :
- Prénom : Raşit
- Deuxième prénom : Selim
- Nom de famille / Surnom familial : Haceliler
- Surnoms : Karoglan, Kar©glan, imageman
Raşit Tunca de Başağaç – Karoglan Hoca - Raşit Tunca de Başağaç, fondateur de la Tariqa Rachidi
- Nom du père : Mustafa
- Nom de la mère : Rabia
- Naissance : 1970, Başağaç
- École primaire : 1976 -1981, École primaire de Başağaç
- Collège et Lycée : 1981 -1988, Lycée Imam Hatip de Sandıklı
- Diplômé le 13.06.1988 avec une moyenne de 8.25, mention bien.
- Enseignement supérieur : 1988 -1989, AÜHF – AYO (Faculté de Droit de l'Université d'Ankara – École Supérieure de Justice)
- En 1989, il a abandonné l'université à la fin du deuxième semestre et s'est rendu en Autriche à l'été 1989.
- Formation professionnelle : Technicien en électricité, EBT et EIT, Sigmundsherberg, Autriche.
- Lehrabschlussprüfung 1 : Elektrobetriebstechniker (Technicien en électricité industrielle) - Réussi le 25.01.2006 – Landesberufsschule Wiener Neustadt.
- Lehrabschlussprüfung 2 : Elektroinstallationstechniker (Technicien en installations électriques) - Réussi le 24.06.2006 – Landesberufsschule Stockerau.
- Lehrabschlussprüfung 1 : Elektrobetriebstechniker (Technicien en électricité industrielle) - Réussi le 25.01.2006 – Landesberufsschule Wiener Neustadt.
HISTOIRE DE VIE
Qui est Raşit Tunca de Başağaç ?
Raşit Tunca a publié ses sermons sur des sujets soufis et religieux, les dhikrs, prières et connaissances de sa Tariqa Rachidi, ses expériences sur la voie soufie, ses poèmes, articles et graphiques, sous forme de livres et de versions électroniques (EPUB). Il a également publié des versions gratuites en PDF et HTML sur divers sites internet pour ceux qui n'ont pas d'argent et pour les étudiants. Vous pouvez trouver ses livres auprès de ma maison d'édition ci-dessous, sur Amazon et sur Google Livres.
"Je suis un créateur de contenu actif sur les plateformes en ligne. J'ouvre de nouveaux sujets sur les forums pour favoriser l'interaction, et je publie régulièrement de nouveaux articles sur mon blog personnel (via Blogger). De temps en temps, je tourne et partage de courtes vidéos YouTube. En plus de ma production de contenu numérique, je continue à écrire de nouveaux livres et à réaliser des créations graphiques religieuses/islamiques. Parmi mes loisirs, je compte la photographie, l'écoute de musique sur YouTube, le visionnage de séries et de diverses vidéos. Je consacre également du temps à ma famille et à mes chats."
Raşit Tunca de Başağaç (Karoglan Hoca) : Une personnalité aux multiples facettes
Né en 1970 à Başağaç, Raşit Tunca a terminé ses études secondaires et lycée au Lycée Imam Hatip de Sandıklı. Bien qu'il ait été admis à l'École Supérieure de Justice de la Faculté de Droit de l'Université d'Ankara, il a abandonné ses études en 1989 et s'est installé en Autriche. Ayant perdu son père en 1988, Tunca a suivi une formation de technicien en électricité en Autriche, obtenant des qualifications professionnelles dans ce domaine et travaillant pour diverses entreprises. Il vit actuellement en Autriche en tant que retraité pour invalidité.
Marié et père de deux enfants, Raşit Tunca a effectué le pèlerinage du Hajj et de la Omra avec sa mère en 1997. Il a commencé son voyage soufi en 1992 avec la Tariqa Naqshbandi, puis s'est affilié aux branches Burhaniyya et Desuqiyya Shadhiliyya, avant de fonder la Tariqa Rachidi vers 2015. Il poursuit sa mission en tant que fondateur et imam de la Tariqa Rachidi, qu'il décrit lui-même comme une "Tariqa des Saisons".
Également connu sous les pseudonymes "Karoglan" et "imageman", Raşit Tunca a publié des livres contenant ses sermons soufis, ses dhikrs et ses expériences, et en a également proposé des versions gratuites en PDF et HTML. Webmaster actif depuis 2003, il a créé des forums, des blogs et des sites internet pour partager ses sermons, ses causeries et ses créations graphiques en ligne. Avec le projet TUNCAWEB, il vise à transmettre son expérience dans ce domaine à d'autres.
ORPHELIN
Il a perdu son père en 1988.
ANKARA :
Il s'est rendu à Ankara pour ses études supérieures. Il a d'abord séjourné chez un parent, dans un appartement à Keçiören, entre l'arrêt du casino et l'arrêt de la chaussée, pendant environ 3 à 4 semaines. Il a ensuite résidé dans le foyer privé payant 'RESA' à Ulus, puis dans le foyer d'État payant de Balgat.
FAMILLE :
Il s'est marié à la fin de l'année 1990. Il a deux enfants ; un garçon et une fille.
HAJJ ET OMRA :
En 1997, il a effectué le pèlerinage du Hajj et de la Omra avec sa mère, au sein du groupe d'organisation du Hajj de l'Organisation Milli Görüş d'Autriche (Mosquée de Krems – Hezogenburg).
VIE RELIGIEUSE ET SOUFIE :
En 1991, il s'est affilié à la Tariqa Burhaniyya.
En 1992, il s'est affilié à la Tariqa Naqshbandi.
Vers 2003-2004, il s'est affilié à la Tariqa Desuqiyya.
Au cours de son voyage dans la vie soufie, il a fondé la Tariqa Rachidi.
Il poursuit actuellement son chemin sur la voie soufie, en tant que fondateur et imam de la Tariqa Rachidi.
AUTRICHE :
En 1989, en Autriche, il a travaillé comme ouvrier à la carrière de Schrems (Schrems, Hatberg 1) pour l'entreprise Wiener Baustoff Werke. L'entreprise a ensuite changé deux fois de propriétaire pour devenir Poschacher Natursteinwerk. Il a ensuite quitté la carrière. Il a travaillé à deux reprises, pendant environ six mois chacun, chez un grand boucher "Gresinger" (Oberösterreich, Perg). Il a terminé sa formation professionnelle [Ausbildung Elektrobetriebstechniker (Électricien industriel)] et a obtenu son diplôme. Il a ensuite passé et réussi l'examen d'[Installationstechniker (Technicien d'installation)] et a reçu son diplôme. Il a travaillé comme technicien en électricité dans des entreprises à Liesing. Avant sa retraite, il a travaillé chez "Backwelt Pilz" en tant qu'Allrounder (agent polyvalent). Il vit actuellement en Autriche en tant que "retraité pour invalidité".
AUTEUR :
Raşit Tunca a publié ses sermons sur des sujets soufis et religieux, les dhikrs, prières et connaissances de sa Tariqa Rachidi, ses expériences sur la voie soufie, ses poèmes, articles et graphiques, sous forme de livres et de versions électroniques (EPUB). Il a également publié des versions gratuites en PDF et HTML sur divers sites internet pour ceux qui n'ont pas d'argent et pour les étudiants. Vous pouvez trouver ses livres auprès de ma maison d'édition ci-dessous, sur Amazon et sur Google Livres.
MAISON D'ÉDITION
Vous pouvez accéder à ma maison d'édition et à mes livres ici.
Vous pouvez trouver et commander mes livres auprès de ma nouvelle maison d'édition "bookmundo" ici.
- CONSULTER / COMMANDER ICI
https://shop.bookmundo.com/de-DE/search?...9Fit+Tunca
- CONSULTER / COMMANDER SUR EPUBLI
https://www.epubli.com/?s=Rasit+Tunca
- CONSULTER / COMMANDER SUR FRAUHOFER
https://www.frauhofer.at/list?cat=&quick...9Fit+Tunca
- CONSULTER / COMMANDER SUR AMAZON
https://www.amazon.de/s?k=Rasit+Tunca&i=...nb_sb_noss
Nos versions numériques et e-Livres peuvent également être obtenues sur Google Livres et dans d'autres boutiques en ligne, et vous pouvez les télécharger et les lire immédiatement.
WEBMASTER
Depuis environ 2003, il a créé des forums, des blogs et des pages internet sur des hébergeurs gratuits et payants, partageant ainsi ses sermons, causeries et créations graphiques en ligne. C'est un webmaster expérimenté. Enfin, pour aider ceux qui souhaitent bénéficier de son expérience, amateurs ou professionnels souhaitant posséder une page web, et bien sûr, selon le principe "qui aide les autres, s'aide lui-même", il aidera, contre rémunération, ceux qui paient pour la création de leur site web. Ceux qui souhaitent créer un forum, ouvrir un blog, ou constituer une galerie photo peuvent bénéficier de son soutien professionnel.
Pour vos demandes et candidatures : karoglan446@gmail.com
Euzu Besmele Duasının Yazılışı Okunuşu Anlamı Arapçası ve Fazileti
Eûzü besmele nedir? Eûzü besmele getirmenin faydası ve fazileti nedir? İstiaze ve beslemeyi niçin getiriyoruz? Eûzü besmelenin anlamı, yazılışı, okunuşu ve Arapçası...
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. “İstiâze”, Kur’an okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira âyetteki “Kur’an okuduğun zaman” sözü, “Kur’an okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır.Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur.
EÛZÜ BESMELE
Eûzü Besmele Arapçası:
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”
Eûzü Besmele Anlamı: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”
İSTİÂZE NEDİR?
İstiaze (Eûzü Arapçası):
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
İstiaze (Eûzü Okunuşu):: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”
İstiaze (Eûzü Anlamı):: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”
İstiaze Neden Okunur?
Nahl sûresindeki:
فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!” (Nahl 16/98) emri gereğince Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken:
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir.
Cebrâil (a.s.)’in Peygamber Efendimiz’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Yaratan Rabbının adıyla oku!” (Alak 96/1) meâlindeki âyetidir.
“İstiâze”, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira ayetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)
“İstiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Kur’ân okumak isteyen kimse, Allah Teâlâ ile konuşmaya başlayacağından, kendini ilgilendirmeyen konulardan uzak kalmalı, dedikodu, çekiştirme ve iftira gibi günah kirlerinden dilini temizlemelidir. Dilin, bu tür kirlerden temizlenmesi ise ancak “eûzü” çekmekle yani bunların tümünden Allah’a sığınmakla mümkün olabilir.
“İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için mühim bir vesîle, O’ndan hakkıyla korkanlar için bulunmaz bir sığınak, günahkârlara tutamak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır.
İstiâze, Rabb ile kul arasında bir sözleşmedir. Allah Teâlâ: “Siz bana olan sözünüzü tutun ki, ben de size olan sözümü tutayım” (Bakara 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken, “Allahım, ben bir insan olarak noksanlarımla birlikte kulluk sözümü yerine getirdim; sana sığındım ve senden bağışlanma diliyorum. Sen ise iyilik ve ikramda kemâl sahibisin. Şanına yakışan, rabbim olarak bana verdiğin sözü yerine getirerek beni koruman ve himâyene almandır” demektedir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 85-86)
Allah’a sığınmak, yaratılandan Yaratan’a, halktan Hakk’a dönmektir. Her türlü iyiliği elde eedip her türlü kötülükten uzaklaşma kastıyla hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’a yöneliştir. Böyle bir şuurla yapılan istiâzede “Allah’a koşun!” (Zâriyât 51/50) âyetinin sırrı tecellî eder. Ayrıca istiâze, kulun Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilmek için acizliğini anlamaktan başka yol olmadığını bilmesidir. Acziyeti hissetmek ise mânevî makamların sonuncusudur.
“Allah” lâfz-ı celâli kelime yapısı itibariyle türemiş değildir. Çünkü bu kelimenin aslına vakıf olmak ve ne mânaya geldiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Teftâzânî bu hususa işaret ederek “Akıl, Allah’ın zât ve sıfatını bilmede nasıl şaşkınlığa düşmüşse, O’na isim olan kelime hakkında da aynı şaşkınlığa düşmüştür. Allah kelimesi «İsim mi, sıfat mı? Türemiş mi, değil mi? Alem yâni özel isim mi, değil mi?» soruları kolayca cevap verilecek cinsten değildir” demektedir.
“Şeytan”, Allah’ın rahmetinden kovulup lânete uğradıktan sonra bu ismi almıştır. Şeytan lâfzından açıkça anlaşılan İblîs ve yardımcılarıdır. Ancak bunun insan ve cinlerden doğru yolu bırakıp sapıklığa düşenler hakkında kullanılan genel bir isim olduğu da bir gerçektir. Nitekim Allah Teâlâ: “İnsan ve cin şeytanları” (En‘âm 6/112) ifadesiyle buna işaret buyurmaktadır.
“Racîm”, lânete uğraması sırasında, melekler tarafından göğün katlarından atılarak kovulan şeytan demektir. Yahut göğe yükselmek isteyen şeytanın yıldız kayması şeklinde taşlanarak kovulmasıdır. Göğün katlarına yükselip Levh-ı Mahfûz’dan bilgi çalmaya yeltenmesi, şeytanın kötü sıfatlarından biridir. Kur’ân’da şeytanla ilgili daha bir çok kötü isim ve sıfat vardır. Bunlar içinde onun tüm kötülüklerini ifade eden kelime “racîm”dir. Çünkü “racîm” şeytanla ilgili tüm cezaları kapsar. Bu yüzden Kur’ân okumaya başlarken şeytanın isim ve özellikleri arasından bu vasfı hususi olarak seçilmiştir.
ÜÇ ÇEŞİT İSTİAZE VE İSTİAZENİN BEŞ FAYDASI
Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına, fiillerine ve zâtına yapılabilecek istiâze olmak üzere üç çeşit istiâzeden söz etmek mümkündür. Bunlara işaret etmek üzere Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Allahım, senin öfkenden hoşnutluğuna, ceza vermenden affına, senden yine sana sığınırım.” (Müslim, Salât 222; Ebû Dâvûd, Vitr 5; Tirmizî, Da‘avat 112)
İstiâze yapan mü’min;
İnanç, amel ve bedenle ilgili bütün kötülüklerden,
Bütün haramlardan,
Hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerden,
İnsan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerlerden,
Korkulacak her türlü âfet, belâ ve musibetlerden her şeye gücü yeten Allah’a sığınmış olur.
Gerçek istiâze, sadece sözle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalb, dil ve fiil uygunluğu gereklidir. Diliyle “Allah’a sığınıyorum” dediği halde hâli ve fiili ile şeytana sığınanın istiâzesi makbûl bir istiâze sayılmaz. Belki bu, nefs ile şeytanın günah ve azgınlıkta birbirleriyle işbirliği yapması olarak telakki edilebilir.
Bu bakımdan insanlar, ancak mânevî durumlarına göre istiâze yaparlar. Sıradan insanlar, mânasını anlamadan sadece sığınma cümlelerini tekrar eder dururlar. Âriflerin istiâzesi ise, Allah’tan başkasını görmemek, böylece birliğe erip çokluktan uzak durmaktır. Zaten şeytan, ârifin nûruna yaklaşamaz, hatta ondan kaçar. Ebû Said Harrâz (k.s.)’ın şu hali bunun en güzel bir misalidir: Hazret, rüyâsında İblîs’i görür ve ona elindeki asâyla vurmak ister. İblîs ise ona: “Yâ Ebâ Said, ben asâdan değil, ârifin kalb semâsında doğan mârifet güneşinin ışığından korkarım” der.
KALP HUZURUYLA İSTİÂZEDE BULUNAN KİMSE İLE ŞEYTAN ARASINA ÜÇYÜZ PERDE KOYAR
Hasan Basrî (k.s.): “Allah Teâlâ, kalp huzuruyla istiâzede bulunan kimse ile şeytan arasına üçyüz perde koyar. Her perdenin kalınlığı, yer ile gök arası kadardır” buyurur.
İstiâze yaparken göz önünde bulundurulması gereken bir kısım edep kaideleri vardır. Bunlara dikkat edilince elbetteki sığınma duygusunun insan üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır:
Allah’a sığınmada, yaratılmışlardan yaratana, mümkün varlıklardan varlığı kendinden olan Zât’a yükselme vardır. Kul muhtaç, Allah ise ganî ve müstağnîdir. Sığınan kul, Allah’ın bütün iyilikleri yaratmaya ve kötülükleri savmaya gücünün yeteceğine inanır ve bütün kalbiyle O’na yönelir.
Sığınan kul, nefsinin acizliğini, Rabbin kudretini itiraf etmiş olur. Zira Allah’a yaklaşmanın en kestirme yolu acziyet ve gönül kırıklığıdır.
Hayırlı ve sâlih ameller işlemek ancak şeytandan kaçmakla kolaylaşır. Bu kaçış da ancak Allah’a sığınmakla olur.
Şeytan insanın apaçık düşmanı (Fatır 35/6), Rahman olan Allah ise insanın yaratıcısı, efendisi ve bütün işlerini düzenleyenidir. İnsanın düşmanından dostuna sığınması ne güzel bir davranıştır.
Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başında Kur’an okumak gelir. Zira Kur’an okuyan Allah’ın emirlerini hatırlar ve tutar, yasaklarından da kaçar. Bu hikmete dayalı olarak özellikle bilhassa Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken istiâze çekilmesi istenmiştir.
Mü’minin biri açık diğeri gizli iki düşmanı vardır. Açık düşmanı kâfirler, gizli düşmanı ise şeytandır. Kâfirlerle mücadelede savaş emri varken, şeytanla mücadelede ise istiâze emri vardır. Her iki cihadda da Allah mü’minin yardımcısıdır. Açık düşmanı tarafından öldürüldüğünde mü’min şehîd olur, gizli düşmanı tarafından öldürüldüğünde ise kişi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılır. Bu sebeple gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha önceliklidir.
Mü’minin kalbi en şerefli ve en temiz yeridir. Mü’min kalbini şeytanın her türlü vesvesesinden temiz tutmalı ve oraya Allah’ın mârifetini yerleştirmeli ki, Allah da âhirette en temiz ve en güzel yer olan cenneti ona nasip kılsın. Yani kul kalbini bütünüyle Allah’a adamalı ki, Allah da ona âhirette cenneti nasip kılsın. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 81-83)
Unutmamak gerekir ki şeytan, insan tabiatına daha çok oburca yemek içmek yoluyla musallat olur. İnsan, yiyip içmeyi azaltıp oburluğu bıraktığı takdirde, midesinin ve nefsinin arzusunu önlemiş olur. O zaman şeytan ona nüfûz imkânı bulamaz. Onu etkileyemez.
Rivayete göre Nûh (a.s.) gemiden çıkınca İblîs’e sordu: “Ey Allah’ın düşmanı, kendilerini saptırıp helâke düşürmede sana ve askerlerine en çok yardımcı olan, insanların hangi huylarıdır?” İblîs şu karşılığı verdi: “Eğer bir insanda pintilik, hırs, hased, kibir ve acelecilik gibi huylardan biri varsa, biz onu helâk çukuruna yuvarlarız. Eğer bir kimsede sayılan bu kötü sıfatların hepsi toplanacak olursa böyle birine de: «Azgın şeytan» deriz. Çünkü bunlar, şeytanların liderlerinin özellikleridir.” (Bursevî, I, 6)
İşte biz, istiâze bereketiyle şeytanın bütün vesvese, tahrik ve kötülüklerinden Yüce Rabbimize sığınma fırsatı buluyor, peşinden okuyacağımız besmeleyle de yeryüzünde Allah’ın ismiyle ve Allah adına yapacağımız gerçek bir kullukla sorumluluğumuzu beyân ediyoruz:
BESMELE NEDİR?
Besmele Arapça Yazılışı:
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Besmele Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”
Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”
Besmele Neden Okunur?
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.” (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)
BESMELENİN FAZİLETİ
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinmek bilmeyen bir ağrı var. Eğer bildiğiniz bir ilacı varsa lütfen bana gönderin. Çünkü gittiğim hiçbir doktor, derdime bir çare bulamadı.” Mektubu alan Ömer (r.a.) Kayser’e bir başlık gönderdi. Kayser bunu giyince ağrısı kesiliyor, çıkardığında yeniden başlıyordu. Merak etti: “Acaba bu başlıkta ne vardı ki ağrısını dindiriyordu.” Başlığı çıkarıp iyice kontrol edince üzerinde besmele yazılı bir kâğıt buldu.
Nakledildiğine göre sâlih zâtlardan biri, bir kağıda “Bismillahirrahmanirrahîm” diye yazmış, öldüğünde bu kağıdı kefeninin içine koymalarını yakınlarına vasiyet etmişti. “Bunun sana ne faydası olacak” diye sorduklarında ise şu cevabı vermişti:
“Kıyamet günü Rabbimin huzuruna varınca, «İlâhî! Sen bize bir kitap gönderdin, bu kitabın açılış sözünü ve başlığını da “Bismillahirrahmanirrahîm” yaptın. Şimdi senden bana o yüce kitabının başlığına ve orada zikrettiğin Rahmân ve Rahîm gibi sonsuz rahmet sıfatlarının gereğine göre davranmanı istiyorum» diyeceğim.” (Ayıntâbî, I, 13-14)
Besmeleyi bu iman ve anlayış içinde okuyan her müslüman, Allah’ın sınırsız merhametinden faydalanmak için O’nun kâinata serdiği sayısız nimetlere bakarak bütün bunların kendi istifadesine hizmet etmesi için insanın bilgiyle donanmış, tecrübelerle zırhlanmış olması gerektiğini anlar. Bütün insan bilgisinin Allah’ın rahmanlığından bir zerre olduğunu ve kendisinin bu zerredeki sayısız feyiz ve bereketlerden faydalanmaktan başka bir şey yapamayacağını farkeder. Allah’ın rahmanlığına sığınarak bu sayısız feyiz ve bereketlerden nasip almayı diler. Sonra kendisinin bütün çalışma ve gayretlerinin de ancak Allah’ın rahimliği sayesinde yeni ufuklar açmaya yardım ettiğini kavrayarak, bu ikramların yegane kaynağı olan Allah’ı zikretmiş olur.
EÛZÜ BESMELE DUASI NEDİR?
Eûzü besmele şeytanın vesvese ve şerrinden Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmak için okunur.
Eûzü Besmele Arapça Yazılışı:
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.”
Eûzü Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. ”
PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BİR İSTİÂZE DUÂSI
Hadis-i Şerif Metni
Arapçası:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا
Okunuşu:
Allahumme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘, ve min kalbin lâ yahşa‘, ve min nefsin lâ teşbe‘, ve min da‘vetin lâ yustecâbu lehâ.
Peygamber Efendimizin (s.a.v) okuduğu bir istiaze duâsı...
Mânası:
“Allâh’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, icâbet edilmeyen duâdan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73)
Okunuşu:
“Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min davetin lâ yüstecâbu lehâ”
İSTİAZE VE BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER
Ebû Hüreyre (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöyle dua ettiğini söylemektedir:
“Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32; Nesâî, İstiâze, 21)
***
Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor:
“Bir gece Allah Resûlü’nü yatakta bulamadım, onu el yordamıyla aramaya başladım. O sırada elim ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde hâlindeydi ve ‘Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.’ diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)
***
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dua ediyordu:
“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32)
***
İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin için dua ederek şu sözlerle (onların başına gelebilecek kötülüklerden) Allah’a sığınırdı:
“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Sonra da “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı.” derdi. (Buhârî, Enbiyâ, 10)
***
Şüteyr b. Şekel’in (r.a.) naklettiğine göre, babası Şekel b. Humeyd (r.a.) şunları anlatmıştı:
“Resûlullah’a giderek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret.’ dedim. Resûlullah omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: ‘De ki Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.’” (Tirmizî, Deavât, 74)
***
Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:
Ben size sadece Resûlullah’ın bize öğrettiğini öğretiyorum. O şöyle derdi: “Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını (sorumluluk bilincini) nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13; Müslim, Zikir, 73)
***
Ebû Hüreyre’nin (r.a.) naklettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (İbn Hanbel, II, 360)
***
Hz. Âişe’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla) desin.” (Tirmizî, Et’ıme, 47)
***
Câbir b. Abdullah’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür. Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört. Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 22)
***
Berâ’dan (r.a.) naklediyor:
Resûlullah yatağına yattığında, “Allâhümme bismike ahyâ ve bismike emût” (Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.) buyurur; uykudan uyandığında da “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” (Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.) buyururdu. (Müslim, Zikir, 59)
***
İbn Ömer’in (r.a.) naklettiğine göre, cenaze kabre konulurken Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi:
“Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” (Seni Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere kabre koyuyoruz). (İbn Mâce, Cenâiz, 38)
***
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Bilcümle semavi kitâbların anahtarı «Rahman, Rahîm Allah adı ile» dir; yani besmeledir.” (Râmûzû’l-ehâdîs, 241, Suyûtî, el-Câmiûs-Sağir, no: 3111)
***
“Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 6284)
***
“Bir vartaya düştüğün vakit:
«Rahman, Rahîm Allah adıyla. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» demeye devam et. Zira Cenâb-ı Allah bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder.” (Suyûtî, el-Camius-Sağir, no: 896; Râmûzü’l-ehâdis, 66)
***
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)
***
Zira besmele ondokuz harftir.
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)
***
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:
«Allah’ın adıyla ki O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiçbir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiçbir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)
Eûzü besmele nedir? Eûzü besmele getirmenin faydası ve fazileti nedir? İstiaze ve beslemeyi niçin getiriyoruz? Eûzü besmelenin anlamı, yazılışı, okunuşu ve Arapçası...
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir. “İstiâze”, Kur’an okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira âyetteki “Kur’an okuduğun zaman” sözü, “Kur’an okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)
İslâm’ın varlık, bilgi ve değere bakışını şekillendiren besmele, kulluk bilinciyle hayatı anlamlandırır.Müslüman besmele çekmekle, “Kendi adıma veya başka bir varlık adına değil, sadece Allah Teâlâ adına, O’nun rızasını kazanmak umuduyla ve O’nun izni çerçevesinde bu işi yapmaya başlıyorum.” demiş olur.
EÛZÜ BESMELE
Eûzü Besmele Arapçası:
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm. Bismillahirrahmanirrahîm.”
Eûzü Besmele Anlamı: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”
İSTİÂZE NEDİR?
İstiaze (Eûzü Arapçası):
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
İstiaze (Eûzü Okunuşu):: “Eûzu billahi mineş-şeytânirracîm.”
İstiaze (Eûzü Anlamı):: “Kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım.”
İstiaze Neden Okunur?
Nahl sûresindeki:
فَاِذَا قَرَاْتَ الْقُرْاٰنَ فَاسْتَعِذْ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
“Kur’an okuyacağın zaman kovulmuş şeytandan hemen Allah’a sığın!” (Nahl 16/98) emri gereğince Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken:
اَعُوذُ بِاللّٰهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّج۪يمِ
“Kovulmuş şeytandan Allah’a sığınırım” deriz. Bu sözü söylemeye “istiâze” denilir. “Eûzü”, sığınırım, emân dilerim, yardım taleb ederim, gibi anlamlara gelir.
Cebrâil (a.s.)’in Peygamber Efendimiz’e getirdiği şeylerin ilki istiâze, besmele ve “Yaratan Rabbının adıyla oku!” (Alak 96/1) meâlindeki âyetidir.
“İstiâze”, Kur’ân okumaya başlamadan önce olmalıdır. Zira ayetteki “Kur’ân okuduğun zaman” sözü, “Kur’ân okumak istediğin zaman” mânasına gelir. (Bursevî, Rûhu’l-Beyân, I, 3)
“İstiâze”, huzûra girmek için kapıyı vurup izin istemeye benzer. Kur’ân okumak isteyen kimse, Allah Teâlâ ile konuşmaya başlayacağından, kendini ilgilendirmeyen konulardan uzak kalmalı, dedikodu, çekiştirme ve iftira gibi günah kirlerinden dilini temizlemelidir. Dilin, bu tür kirlerden temizlenmesi ise ancak “eûzü” çekmekle yani bunların tümünden Allah’a sığınmakla mümkün olabilir.
“İstiâze”, Allah’a yaklaşmak için mühim bir vesîle, O’ndan hakkıyla korkanlar için bulunmaz bir sığınak, günahkârlara tutamak, helâke uğramış olanlara barınak, âşıklara gönül aydınlığıdır.
İstiâze, Rabb ile kul arasında bir sözleşmedir. Allah Teâlâ: “Siz bana olan sözünüzü tutun ki, ben de size olan sözümü tutayım” (Bakara 2/40) buyurmaktadır. Sanki kul “Eûzü” çekerken, “Allahım, ben bir insan olarak noksanlarımla birlikte kulluk sözümü yerine getirdim; sana sığındım ve senden bağışlanma diliyorum. Sen ise iyilik ve ikramda kemâl sahibisin. Şanına yakışan, rabbim olarak bana verdiğin sözü yerine getirerek beni koruman ve himâyene almandır” demektedir. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 85-86)
Allah’a sığınmak, yaratılandan Yaratan’a, halktan Hakk’a dönmektir. Her türlü iyiliği elde eedip her türlü kötülükten uzaklaşma kastıyla hiçbir şeye ihtiyacı olmayan Allah’a yöneliştir. Böyle bir şuurla yapılan istiâzede “Allah’a koşun!” (Zâriyât 51/50) âyetinin sırrı tecellî eder. Ayrıca istiâze, kulun Cenâb-ı Hakk’a yakın olabilmek için acizliğini anlamaktan başka yol olmadığını bilmesidir. Acziyeti hissetmek ise mânevî makamların sonuncusudur.
“Allah” lâfz-ı celâli kelime yapısı itibariyle türemiş değildir. Çünkü bu kelimenin aslına vakıf olmak ve ne mânaya geldiğini tam olarak bilmek mümkün değildir. Nitekim İmam Teftâzânî bu hususa işaret ederek “Akıl, Allah’ın zât ve sıfatını bilmede nasıl şaşkınlığa düşmüşse, O’na isim olan kelime hakkında da aynı şaşkınlığa düşmüştür. Allah kelimesi «İsim mi, sıfat mı? Türemiş mi, değil mi? Alem yâni özel isim mi, değil mi?» soruları kolayca cevap verilecek cinsten değildir” demektedir.
“Şeytan”, Allah’ın rahmetinden kovulup lânete uğradıktan sonra bu ismi almıştır. Şeytan lâfzından açıkça anlaşılan İblîs ve yardımcılarıdır. Ancak bunun insan ve cinlerden doğru yolu bırakıp sapıklığa düşenler hakkında kullanılan genel bir isim olduğu da bir gerçektir. Nitekim Allah Teâlâ: “İnsan ve cin şeytanları” (En‘âm 6/112) ifadesiyle buna işaret buyurmaktadır.
“Racîm”, lânete uğraması sırasında, melekler tarafından göğün katlarından atılarak kovulan şeytan demektir. Yahut göğe yükselmek isteyen şeytanın yıldız kayması şeklinde taşlanarak kovulmasıdır. Göğün katlarına yükselip Levh-ı Mahfûz’dan bilgi çalmaya yeltenmesi, şeytanın kötü sıfatlarından biridir. Kur’ân’da şeytanla ilgili daha bir çok kötü isim ve sıfat vardır. Bunlar içinde onun tüm kötülüklerini ifade eden kelime “racîm”dir. Çünkü “racîm” şeytanla ilgili tüm cezaları kapsar. Bu yüzden Kur’ân okumaya başlarken şeytanın isim ve özellikleri arasından bu vasfı hususi olarak seçilmiştir.
ÜÇ ÇEŞİT İSTİAZE VE İSTİAZENİN BEŞ FAYDASI
Cenâb-ı Hakk’ın sıfatlarına, fiillerine ve zâtına yapılabilecek istiâze olmak üzere üç çeşit istiâzeden söz etmek mümkündür. Bunlara işaret etmek üzere Resûlullah (s.a.s.) şöyle buyurur: “Allahım, senin öfkenden hoşnutluğuna, ceza vermenden affına, senden yine sana sığınırım.” (Müslim, Salât 222; Ebû Dâvûd, Vitr 5; Tirmizî, Da‘avat 112)
İstiâze yapan mü’min;
İnanç, amel ve bedenle ilgili bütün kötülüklerden,
Bütün haramlardan,
Hastalık, yangın, suda boğulma, fakirlik, körlük ve sakatlık gibi sayısız belâ ve musîbetlerden,
İnsan, cin ve hayvanlardan gelebilecek her türlü şerlerden,
Korkulacak her türlü âfet, belâ ve musibetlerden her şeye gücü yeten Allah’a sığınmış olur.
Gerçek istiâze, sadece sözle gerçekleşmez. İstiâzenin gerçekleşebilmesi için kalb, dil ve fiil uygunluğu gereklidir. Diliyle “Allah’a sığınıyorum” dediği halde hâli ve fiili ile şeytana sığınanın istiâzesi makbûl bir istiâze sayılmaz. Belki bu, nefs ile şeytanın günah ve azgınlıkta birbirleriyle işbirliği yapması olarak telakki edilebilir.
Bu bakımdan insanlar, ancak mânevî durumlarına göre istiâze yaparlar. Sıradan insanlar, mânasını anlamadan sadece sığınma cümlelerini tekrar eder dururlar. Âriflerin istiâzesi ise, Allah’tan başkasını görmemek, böylece birliğe erip çokluktan uzak durmaktır. Zaten şeytan, ârifin nûruna yaklaşamaz, hatta ondan kaçar. Ebû Said Harrâz (k.s.)’ın şu hali bunun en güzel bir misalidir: Hazret, rüyâsında İblîs’i görür ve ona elindeki asâyla vurmak ister. İblîs ise ona: “Yâ Ebâ Said, ben asâdan değil, ârifin kalb semâsında doğan mârifet güneşinin ışığından korkarım” der.
KALP HUZURUYLA İSTİÂZEDE BULUNAN KİMSE İLE ŞEYTAN ARASINA ÜÇYÜZ PERDE KOYAR
Hasan Basrî (k.s.): “Allah Teâlâ, kalp huzuruyla istiâzede bulunan kimse ile şeytan arasına üçyüz perde koyar. Her perdenin kalınlığı, yer ile gök arası kadardır” buyurur.
İstiâze yaparken göz önünde bulundurulması gereken bir kısım edep kaideleri vardır. Bunlara dikkat edilince elbetteki sığınma duygusunun insan üzerindeki etkisi daha fazla olacaktır:
Allah’a sığınmada, yaratılmışlardan yaratana, mümkün varlıklardan varlığı kendinden olan Zât’a yükselme vardır. Kul muhtaç, Allah ise ganî ve müstağnîdir. Sığınan kul, Allah’ın bütün iyilikleri yaratmaya ve kötülükleri savmaya gücünün yeteceğine inanır ve bütün kalbiyle O’na yönelir.
Sığınan kul, nefsinin acizliğini, Rabbin kudretini itiraf etmiş olur. Zira Allah’a yaklaşmanın en kestirme yolu acziyet ve gönül kırıklığıdır.
Hayırlı ve sâlih ameller işlemek ancak şeytandan kaçmakla kolaylaşır. Bu kaçış da ancak Allah’a sığınmakla olur.
Şeytan insanın apaçık düşmanı (Fatır 35/6), Rahman olan Allah ise insanın yaratıcısı, efendisi ve bütün işlerini düzenleyenidir. İnsanın düşmanından dostuna sığınması ne güzel bir davranıştır.
Şeytanın vesvese verdiği işlerin en başında Kur’an okumak gelir. Zira Kur’an okuyan Allah’ın emirlerini hatırlar ve tutar, yasaklarından da kaçar. Bu hikmete dayalı olarak özellikle bilhassa Kur’ân-ı Kerîm okumaya başlarken istiâze çekilmesi istenmiştir.
Mü’minin biri açık diğeri gizli iki düşmanı vardır. Açık düşmanı kâfirler, gizli düşmanı ise şeytandır. Kâfirlerle mücadelede savaş emri varken, şeytanla mücadelede ise istiâze emri vardır. Her iki cihadda da Allah mü’minin yardımcısıdır. Açık düşmanı tarafından öldürüldüğünde mü’min şehîd olur, gizli düşmanı tarafından öldürüldüğünde ise kişi Allah’ın rahmetinden uzaklaştırılır. Bu sebeple gizli düşmanın şerrinden kaçınmak daha önceliklidir.
Mü’minin kalbi en şerefli ve en temiz yeridir. Mü’min kalbini şeytanın her türlü vesvesesinden temiz tutmalı ve oraya Allah’ın mârifetini yerleştirmeli ki, Allah da âhirette en temiz ve en güzel yer olan cenneti ona nasip kılsın. Yani kul kalbini bütünüyle Allah’a adamalı ki, Allah da ona âhirette cenneti nasip kılsın. (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb, I, 81-83)
Unutmamak gerekir ki şeytan, insan tabiatına daha çok oburca yemek içmek yoluyla musallat olur. İnsan, yiyip içmeyi azaltıp oburluğu bıraktığı takdirde, midesinin ve nefsinin arzusunu önlemiş olur. O zaman şeytan ona nüfûz imkânı bulamaz. Onu etkileyemez.
Rivayete göre Nûh (a.s.) gemiden çıkınca İblîs’e sordu: “Ey Allah’ın düşmanı, kendilerini saptırıp helâke düşürmede sana ve askerlerine en çok yardımcı olan, insanların hangi huylarıdır?” İblîs şu karşılığı verdi: “Eğer bir insanda pintilik, hırs, hased, kibir ve acelecilik gibi huylardan biri varsa, biz onu helâk çukuruna yuvarlarız. Eğer bir kimsede sayılan bu kötü sıfatların hepsi toplanacak olursa böyle birine de: «Azgın şeytan» deriz. Çünkü bunlar, şeytanların liderlerinin özellikleridir.” (Bursevî, I, 6)
İşte biz, istiâze bereketiyle şeytanın bütün vesvese, tahrik ve kötülüklerinden Yüce Rabbimize sığınma fırsatı buluyor, peşinden okuyacağımız besmeleyle de yeryüzünde Allah’ın ismiyle ve Allah adına yapacağımız gerçek bir kullukla sorumluluğumuzu beyân ediyoruz:
BESMELE NEDİR?
Besmele Arapça Yazılışı:
بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Besmele Okunuşu: “Bismillahirrahmanirrahîm.”
Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile..”
Besmele Neden Okunur?
“Besmele”, Kur’ân-ı Kerîm sûrelerini birbirinden ayırmak üzere gelmiştir. Hanefilere göre Fâtiha dâhil hiçbir sûreye ait olmayan müstakil bir âyettir. Neml sûresi 20. âyette yer alan besmele ise o âyetin bir bölümünü oluşturur. Besmele, Kur’ân’ın anahtarıdır. Teberrük olarak, yani bereketinden istifade etmek maksadıyla her sûreye onunla başlanmaktadır. Bu vesileyle Resûlullah (s.a.s.) her hayırlı işe besmele ile başlamamızı tavsiye buyurmakta, besmele ile başlanmayan işlerin neticesinin sonuçsuz kalacağını şöyle haber vermektedir:
“Besmeleyle başlanmayan her mühim işin sonu eksiktir.” (Ali el-Müttakî, I, 555, no: 2491)
Okuyuş sırasında besmele istiâzeden sonra gelir. Bunun hikmeti şu olabilir:
Bir mekanı süsleyip güzelleştirmeye başlamadan önce oradaki lüzumsuz ve zararlı şeyleri çıkarıp temizlemek gerekir. Bu kurala göre kalb de öncelikle istiâzeyle yaratıklara yönelmekten temizlenir. Bunlardan tümüyle uzaklaşıp arındıktan sonra besmeleyle Allah’a yönelir, mânen gelişip güzelleşir. (Bursevî, I, 6)
“Bismillâhirrahmânirrahîm” sözü, “Rahman Rahîm Allah’ın ismiyle” anlamını taşımaktadır. Dolayısıyla Kur’an okumaya başlarken besmele çeken mü’min, “Kur’an okumaya Allah’ın ismiyle başlıyorum” demiş olur. Diğer güzel ve hayırlı amellere başlarken çekilen besmele de, o işe Allah’ın ismiyle başlandığını gösterir.
Besmelede Yüce Rabbimizin üç güzel ism-i şerifi zikredilir. Bunlar Allah, Rahmân ve Rahîm isimleridir:
“Allah”, Yüce Rabbimizin en büyük ismidir. “Kendisine kulluk edilen en yüce zât, yegâne ilâh” demektir. Bu isim, Cenâb-ı Hakk’ın, Kur’ân-ı Kerîm’de ve diğer ilâhî kitaplarda geçen bütün isim ve sıfatların hepsini kendinde toplamıştır. Cemâl ve celâl sıfatlarının hepsini içine alır. Tercih edilen bir görüşe göre Allah ismi, İsm-i Âzam’dır.” (Fahreddin er-Râzî, Mefâtîhu’l-gayb,I, 101)
“Rahmân”, rahmet kökündendir. Rahmet, sözlükte kalp inceliği ve şefkat anlamındadır. Anne rahmi de bu köktendir. Çünkü anne; rahminde taşıdığı yavruya karşı şefkat ve merhamet duyar. Burada rahmetten kastedilen, ikrâm ve ihsândır. Buna göre mâna: “Yaratıklarına rızık veren, onlardan belâ ve âfetleri uzaklaştıran, takvâsı sebebiyle takvâ sahibinin, günahı sebebiyle günahkârın rızkını artırıp eksiltmeyen, aksine herkese ve herşeye dilediği ölçüde rızık veren” demektir. Diğer bir tarifle: “Bütün yaratıklara rızıkları, hayatı devam ettirme vesileleri ve her türlü faydaları temin hususunda rahmeti yaygın olan rahmet sahibi demektir. Rahmeti, mü’min ya da kâfir, iyi veya kötü herkesi kuşatandır.” (Beyhakî, Kitâbu Esmâ ve Sıfât, s. 52)
“Rahîm”; acıyan, esirgeyen, istendiğinde veren, istenmediğinde öfkelenendir. İnsanoğlu kendisinden bir şey istendiğinde öfkelenir. Allah Teâlâ ise, istenmediği zaman öfkelenir. Zira rahmet, kendisinin zâtî sıfatı olup Allah’ın iyiliği ulaştırmayı, kötülüğü uzaklaştırmayı istemesidir. Allah’ın kullarına en büyük rahmeti, onları yaratmak suretiyle varlık nimetini onlara ulaştırması, yokluğun kötülüğünü de onlardan uzaklaştırmasıdır. Zira yok iken varolmak, en büyük iyilik ve benzersiz bir nimettir.
Kur’ân-ı Kerîm’deki kullanışlarına baktığımız zaman Rahman’a, “rahmetle sıfatlanmış olan”, Rahîm’e ise “rahmetiyle merhamet edici olan” mânası verilebilir. İbn Abbas (r.a.) şöyle der: “Rahmân, refîk olan, Rahîm ise yaratıklarını rızıklandırmakla şefkatini gösterendir.” (Âlûsî, Rûhu’l-me‘ânî, I, 161)
BESMELENİN FAZİLETİ
Besmelenin faziletiyle ilgili şöyle bir kıssa anlatılır:
Rum meliki Kayser, Hz. Ömer’e şöyle bir mektup yazdı: “Başımda dinmek bilmeyen bir ağrı var. Eğer bildiğiniz bir ilacı varsa lütfen bana gönderin. Çünkü gittiğim hiçbir doktor, derdime bir çare bulamadı.” Mektubu alan Ömer (r.a.) Kayser’e bir başlık gönderdi. Kayser bunu giyince ağrısı kesiliyor, çıkardığında yeniden başlıyordu. Merak etti: “Acaba bu başlıkta ne vardı ki ağrısını dindiriyordu.” Başlığı çıkarıp iyice kontrol edince üzerinde besmele yazılı bir kâğıt buldu.
Nakledildiğine göre sâlih zâtlardan biri, bir kağıda “Bismillahirrahmanirrahîm” diye yazmış, öldüğünde bu kağıdı kefeninin içine koymalarını yakınlarına vasiyet etmişti. “Bunun sana ne faydası olacak” diye sorduklarında ise şu cevabı vermişti:
“Kıyamet günü Rabbimin huzuruna varınca, «İlâhî! Sen bize bir kitap gönderdin, bu kitabın açılış sözünü ve başlığını da “Bismillahirrahmanirrahîm” yaptın. Şimdi senden bana o yüce kitabının başlığına ve orada zikrettiğin Rahmân ve Rahîm gibi sonsuz rahmet sıfatlarının gereğine göre davranmanı istiyorum» diyeceğim.” (Ayıntâbî, I, 13-14)
Besmeleyi bu iman ve anlayış içinde okuyan her müslüman, Allah’ın sınırsız merhametinden faydalanmak için O’nun kâinata serdiği sayısız nimetlere bakarak bütün bunların kendi istifadesine hizmet etmesi için insanın bilgiyle donanmış, tecrübelerle zırhlanmış olması gerektiğini anlar. Bütün insan bilgisinin Allah’ın rahmanlığından bir zerre olduğunu ve kendisinin bu zerredeki sayısız feyiz ve bereketlerden faydalanmaktan başka bir şey yapamayacağını farkeder. Allah’ın rahmanlığına sığınarak bu sayısız feyiz ve bereketlerden nasip almayı diler. Sonra kendisinin bütün çalışma ve gayretlerinin de ancak Allah’ın rahimliği sayesinde yeni ufuklar açmaya yardım ettiğini kavrayarak, bu ikramların yegane kaynağı olan Allah’ı zikretmiş olur.
EÛZÜ BESMELE DUASI NEDİR?
Eûzü besmele şeytanın vesvese ve şerrinden Rahman ve Rahim olan Allah’a sığınmak için okunur.
Eûzü Besmele Arapça Yazılışı:
أَعُوذُ بِاللَّهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ بِسْمِ اللهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
Eûzü Besmele Okunuşu: “Eûzü billahi mineşşeytanirracim bismillahirrahmanirrahim.”
Eûzü Besmele Anlamı: “Rahman ve Rahim olan Allah’ın adı ile kovulmuş şeytanın şerrinden Allah’a sığınırım. ”
PEYGAMBER EFENDİMİZ’İN BİR İSTİÂZE DUÂSI
Hadis-i Şerif Metni
Arapçası:
اللَّهُمَّ إِنِّي أَعُوذُ بِكَ مِنْ عِلْمٍ لَا يَنْفَعُ، وَمِنْ قَلْبٍ لَا يَخْشَعُ، وَمِنْ نَفْسٍ لَا تَشْبَعُ، وَمِنْ دَعْوَةٍ لَا يُسْتَجَابُ لَهَا
Okunuşu:
Allahumme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfa‘, ve min kalbin lâ yahşa‘, ve min nefsin lâ teşbe‘, ve min da‘vetin lâ yustecâbu lehâ.
Peygamber Efendimizin (s.a.v) okuduğu bir istiaze duâsı...
Mânası:
“Allâh’ım! Fayda vermeyen ilimden, huşû duymayan kalpten, doymak bilmeyen nefisten, icâbet edilmeyen duâdan Sana sığınırım.” (Müslim, Zikir, 73)
Okunuşu:
“Allâhümme innî eûzü bike min ilmin lâ yenfeu, ve min kalbin lâ yahşeu, ve min nefsin lâ teşbeu, ve min davetin lâ yüstecâbu lehâ”
İSTİAZE VE BESMELE İLE İLGİLİ HADİSLER
Ebû Hüreyre (r.a.), Allah Resûlü’nün (s.a.v.) şöyle dua ettiğini söylemektedir:
“Allah’ım! Bozgunculuktan, münafıklıktan ve kötü ahlâktan sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32; Nesâî, İstiâze, 21)
***
Hz. Âişe (r.a.) anlatıyor:
“Bir gece Allah Resûlü’nü yatakta bulamadım, onu el yordamıyla aramaya başladım. O sırada elim ayaklarının tabanlarına değdi. Ayaklarını dikmiş vaziyette secde hâlindeydi ve ‘Allah’ım! Gazabından rızana, cezandan affına sığınırım. Senden sana sığınırım. Sana tüm övgüleri saysam yine de bitiremem. Sen kendini nasıl övdüysen öylesin.’ diye dua ediyordu.” (Müslim, Salât, 222)
***
Ebû Hüreyre’den (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle dua ediyordu:
“Allah’ım! Fakirlikten, yokluktan ve zilletten sana sığınırım. Haksızlık etmekten ve haksızlığa uğramaktan da sana sığınırım.” (Ebû Dâvûd, Vitr, 32)
***
İbn Abbâs’tan (r.a.) nakledildiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) Hasan ile Hüseyin için dua ederek şu sözlerle (onların başına gelebilecek kötülüklerden) Allah’a sığınırdı:
“Her tür şeytandan, haşereden, kem nazardan Allah’ın tam kelimelerine (sonsuz iradesine ve hükmüne) sığınırım.” Sonra da “Atanız İbrâhim de bu duayı oğulları İsmâil ile İshak için yapardı.” derdi. (Buhârî, Enbiyâ, 10)
***
Şüteyr b. Şekel’in (r.a.) naklettiğine göre, babası Şekel b. Humeyd (r.a.) şunları anlatmıştı:
“Resûlullah’a giderek, ‘Ey Allah’ın Resûlü, bana kendisiyle Allah’a sığınacağım bir dua öğret.’ dedim. Resûlullah omzumdan tuttu ve şöyle buyurdu: ‘De ki Allah’ım! Kulağımın şerrinden, gözümün şerrinden, dilimin şerrinden, kalbimin şerrinden ve şehvetimin şerrinden sana sığınırım.’” (Tirmizî, Deavât, 74)
***
Zeyd b. Erkam (r.a.) şöyle demiştir:
Ben size sadece Resûlullah’ın bize öğrettiğini öğretiyorum. O şöyle derdi: “Allah’ım! Âcizlikten, tembellikten, cimrilikten, korkaklıktan, ihtiyarlıktan, kabir azabından sana sığınırım. Allah’ım! Nefsime takvasını (sorumluluk bilincini) nasip et ve onu arındır; onu en iyi arındıracak olan sensin. Onun dostu ve velisi sensin. Allah’ım! Huşû duymayan kalpten, doymayan nefisten, fayda vermeyen ilimden ve kabul olunmayan duadan sana sığınırım.” (Nesâî, İstiâze, 13; Müslim, Zikir, 73)
***
Ebû Hüreyre’nin (r.a.) naklettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Yüce Allah’ı anarak başlanmayan her anlamlı söz veya iş, bereketsizdir/sonuçsuzdur.” (İbn Hanbel, II, 360)
***
Hz. Âişe’nin (r.a.) rivayet ettiğine göre, Allah Resûlü (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“Biriniz yemek yiyeceği zaman ‘Bismillâh’ (Allah’ın adıyla) desin. Eğer yemeğin başında besmele çekmeyi unutursa, ‘Bismillâhi fî evvelihî ve âhirihî’ (Başında da sonunda da Allah’ın adıyla) desin.” (Tirmizî, Et’ıme, 47)
***
Câbir b. Abdullah’ın (r.a.) rivayet ettiğine göre, Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
“(Evine girdiğin zaman) besmele çekerek kapını kapa. Çünkü şeytan (besmeleyle) kapanan bir kapıyı açamaz. Besmele çekerek lambanı söndür. Besmele çekerek, (enine koyacağın) bir tahta parçası ile de olsa kabını(n ağzını) ört. Yine besmele çekerek su kabını(n ağzını da) ört.” (Ebû Dâvûd, Eşribe, 22)
***
Berâ’dan (r.a.) naklediyor:
Resûlullah yatağına yattığında, “Allâhümme bismike ahyâ ve bismike emût” (Allah’ım! Senin isminle yaşar, senin isminle ölürüm.) buyurur; uykudan uyandığında da “Elhamdülillâhillezî ahyânâ ba’de mâ emâtenâ ve ileyhi’n-nüşûr” (Canlarımızı aldıktan sonra bizi dirilten Allah’a hamdolsun; diriltmek yalnız ona mahsustur.) buyururdu. (Müslim, Zikir, 59)
***
İbn Ömer’in (r.a.) naklettiğine göre, cenaze kabre konulurken Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle derdi:
“Bismillâhi ve alâ milleti Resûlillâh” (Seni Allah’ın adıyla ve Resûlullah’ın dini üzere kabre koyuyoruz). (İbn Mâce, Cenâiz, 38)
***
Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem Efendimiz şöyle buyurmuşlardır:
“Bilcümle semavi kitâbların anahtarı «Rahman, Rahîm Allah adı ile» dir; yani besmeledir.” (Râmûzû’l-ehâdîs, 241, Suyûtî, el-Câmiûs-Sağir, no: 3111)
***
“Meşrû işlerin hangisi olursa olsun besmele-i şerîfe ile başlanmazsa hayrına ve tamamına nâil olunamaz, bereketsiz kalır.” (Suyûtî, el-Câmiu’s-sağîr, no: 6284)
***
“Bir vartaya düştüğün vakit:
«Rahman, Rahîm Allah adıyla. Günahlardan korunmaya güç yetirmek ve taate kuvvet bulmak, ancak yüce ve Azîm olan Allah’ın tevfik ve yardımıyladır.» demeye devam et. Zira Cenâb-ı Allah bunların hürmetine belâ ve musibetlerin nicelerini def eder.” (Suyûtî, el-Camius-Sağir, no: 896; Râmûzü’l-ehâdis, 66)
***
İbn-i Mesʻûd (r.a) şöyle buyurur:
“Cehennemin başlıca me’murları olan ondokuz zebânînin azâbından necat bulmak isteyen kimse Besmele’ye devam etsin.” (İbn-i Kesîr, Tefsîr, I, 120)
***
Zira besmele ondokuz harftir.
“Sizden biriniz evine girmek istediği zaman şeytan onu ta’kîb eder. O kimse evine girdiği zaman besmele ile girerse şeytan der ki: Bu evde bana girecek yer yok.” (Müslim, Eşribe, 103; el-Ezkâr, 26)
***
“Her günün sabahında ve her gecenin akşamında:
«Allah’ın adıyla ki O’nun adı sayesinde ne semâda, ne yeryüzünde, hiçbir şey zarar veremez. O her şeyi işiten, her şeyi hakkıyle bilendir» diyen ve bunu üç defa tekrarlayan kimseye hiçbir şey zarar veremez.” (Ebû Dâvud, Edeb, 101; İbn-i Mâce, Duâ, II; İbn Hanbel, I, 62, 66, 72)
“Allah’ın adı anılmadan yenilen her yemek ancak hastalıktır, onda bereket yoktur. Bunun keffâreti, eğer sofra ortada ise Bismillah diyerek devam etmekdir. Eğer sofrayı kaldırdı isen yine Bismillah deyip parmaklarını yalamandır.” (bk. en-Nevevî, el-Ezkâr, 205. vd.)
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
MEVLANA'DAN

