MUHAMMED
BAYRAK
| Hoşgeldin, Ziyaretçi |
|
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir. |
| Forum İstatistikleri |
|
» Toplam Üye: 7 » En Son Üye: Fatma » Toplam Konular: 650 » Toplam Yorumlar: 991 Ayrıntılı İstatistikler |
DOWNLOADEN
AYET
FELSEFEMiZ
Raşit Tunca Sözü
GÜZEL SÖZ
Raşidi Tarkatında Kar veya Yağmur Yağması için Kaseye Su veya Süt Hazırlama
Zikirimizdeki Kehf Suresi 109. Ayetin Fazileti
قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.
İstediğin Saatte Uyanmak İçin Okunacak Dua
İstediğin Saatte Kalkmak İçin Okunacak Dua
Allah Resulü de şöyle buyurur:
Gecenin hangi saatinde kalkmak istiyorsan uyumaya başladığında şunu oku:
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.
“De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi.
Tefsir-i Ruhu’l-Beyan, c. 5, s. 316; el-Camiu’l-Ahkamu’l-Kur’an, c. 11, s. 72.
İbn. Abbas’tan nakledildiği üzere bir şahıs Allah Resulü’ne şöyle der:
“Ben gecenin belirli bir saatinde kalkmak istiyorum ama uyku bana galebe çalıyor.
Allah Resulü de şöyle buyurur:
Gecenin hangi saatinde kalkmak istiyorsan uyumaya başladığında şunu oku:
قُل لَّوْ كَانَ ٱلْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَٰتِ رَبِّى لَنَفِدَ ٱلْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَٰتُ رَبِّى وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِۦ مَدَدًا
قُلْ إِنَّمَآ أَنَا۠ بَشَرٌ مِّثْلُكُمْ يُوحَىٰٓ إِلَىَّ أَنَّمَآ إِلَٰهُكُمْ إِلَٰهٌ وَٰحِدٌ ۖ فَمَن كَانَ يَرْجُوا۟ لِقَآءَ رَبِّهِۦ فَلْيَعْمَلْ عَمَلًا صَٰلِحًا وَلَا يُشْرِكْ بِعِبَادَةِ رَبِّهِۦٓ أَحَدًۢا
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.
Kul innemâ ene beşerun mislukum yûhâ ileyye ennemâ ilâhukum ilâhun vâhid(vâhidun), fe men kâne yercû likâe rabbihî fel ya’mel amelen sâlihan ve lâ yuşrik bi ıbâdeti rabbihî ehadâ.
“De ki: Rabbimin sözlerini yazmak için denizler mürekkep olsa ve bir o kadar da ilave etsek (denizlere deniz katsak); Rabbimin sözleri tükenmeden önce denizler tükenirdi. De ki: “Ben de ancak sizin gibi bir insanım. (Ne var ki) bana, ‘Sizin ilâh’ınız ancak bir tek ilâhtır” diye vahyolunuyor. Kim Rabbine kavuşmayı umuyorsa yararlı bir iş yapsın ve Rabbine ibadette kimseyi ortak koşmasın.”
Kehf, 109-110
Tefsir-i Numune, Nasır Mekarim Şirazi, c. 11, s. 42, c. 10, s. 267, c. 8, s. 255 ve 325, c. 5, s. 222’den iktibas edilmiştir.
Bu Videoyu izle
https://www.youtube.com/embed/MgTcQo_r4_8
Tasavvufda Nefsin Marifet Makamı Nedir? – Marifetullah Nedir?
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِي الْقُبُورِ وَحُصِّلَ مَا فِي الصُّدُورِ إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌ
Sadakallahul Azim. Âdiyât Suresi, 9-11. ayetler.
Meali: Kabirlerde olanların diriltilip çıkarıldığı ve kalplerde olanların ortaya konduğu zaman, Rableri o gün onlardan kesinlikle haberdardır. (Rabbinizin izniyle, bilmenize izin verilen kadarını bilebilirsiniz.)
Allahümme salli alâ Muhammedin ve alâ âlihî ve sahbihî ve sellim teslîmen, vet-tebiîne lehum ilâ yevmil kıyâmeh.
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Öncelikle nefis, vücut denilen arabayı veya motoru süren sürücü manasındadır. Bu motor ve araba yaptıklarından hesaba çekileceği için, onu yabani bir at misali terbiye edip güzel işler yaptırabilmek gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek şarttır. Burada İslam’ın şartları olan namaz ve oruç devreye girer. İnsan oruç ile önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atını kontrol etmeyi, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile helal olan bir şeye bile gem vurulur, ardından nefsin diğer arzularına fren yapması öğretilir. Bunu öğrenince, insan İslam’ın haram ve yasak dediği durumlarda frene basıp nefis atının gemini çekerek gerektiğinde onu durdurur. Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiye ehli olur.
—oOo—
Berat gecesini geride bıraktık. Bu sene berat gecesiyle ilgili farklı takvim hesaplamaları oldu. Ayın görülmesiyle ilgili hadis-i şerifte Peygamber Efendimiz (s.a.v) buyuruyor: “Hilali görün oruca başlayın, hilali görün iftar edin veya bayram edin.” Bu sebeple bazı aylarda takvim farklılıkları meydana gelebilmektedir.
Berat, “baree” kelimesinden türemiştir. “El-Bâriu” Allah’ın isimlerindendir. Berat gecesi, önceden kalmış takvim sapmalarının da düzeltildiği, eski hesapların affedildiği, davaların berat ettiği gecedir. Hadis-i şerifte bildirildiği üzere, bu gece Allah, Mudar kabilesinin koyunlarının yünleri sayısınca insanı bağışlar.
—oOo—
Geçen vaazlarımızda Hz. Zekeriya’nın (a.s) bir çocuğu olacağını Cebrail’in müjdelediğini yazmıştık. Hz. Zekeriya’nın hanımının isminin Elizabeth olduğu bilgisi bize ulaşmıştır. Bu vesileyle marifetin nerede saklı olduğu bir kez daha tezahür etmiştir.
—oOo—
Geçen hafta anlattığımız insanın yaratılışı ve fıtratının korunması bahsine biraz daha değinmek istiyoruz. Allah Teâlâ buyuruyor:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَقَدْ خَلَقْنَا الْإِنسَانَ فِي أَحْسَنِ تَقْوِيمٍ
ثُمَّ رَدَدْنَاهُ أَسْفَلَ سَافِلِينَ
إِلَّا الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ فَلَهُمْ أَجْرٌ غَيْرُ مَمْنُونٍ
Sadakallahul Azim. Tîn Suresi, 4-6. ayetler.
Meali: Gerçekten de biz, insanı en güzel bir surette yarattık. Sonra onu esfel-i sâfilîne (aşağıların aşağısına) indirdik. Ancak iman edip salih ameller işleyenler başkadır. Onlar için kesintisiz bir ecir vardır.
Allah, insanı en güzel surette yaratmışken, onun fıtratını bozmaya çalışmak, insanı insanlıktan çıkarır. Rabbim insanı muhafaza etsin.
—oOo—
Türklerde bir deyim vardır: “Elimle koymuş gibi buldum.” Evimizde eşyalarımızı koyduğumuz bir odamız vardır. Her aletin bir yeri vardır. Fakat çocuklar oraya girip aletleri aldıktan sonra yerine koymayı unuturlar. Alınan aynen yerine konmazsa, tekrar arandığında yerinde bulunamaz.
Nasreddin Hoca’ya bir adam gelir, para ister. Hoca der ki: “Rafta tencere var, onun içinde, git al istediğin kadar.” Adam gider, bir miktar alır, gider. Zaman geçer, adam yine gelir, yine para ister. Hoca yine “Rafta tencerede var, git onun içinden al” der. Adam almaya gider ve döner: “Hoca, içinde para yok” der. Hoca kızar ve der: “Bre adam, sen aldıklarını geri yerine koydun mu ki, tekrar isteyince yerinde para olsun?”
İşte insanın fıtratı da böyledir. Yaratılışta en güzel şekilde var edilmiş olan insan, kendisine verilen emanetleri yerine koyup muhafaza ettiği sürece, o güzelliğini korur.
—oOo—
Marifet nedir konusuna gelince:
Hepimizin malumu olan anâsır-ı erbaa, dört ana element vardır: Toprak, hava, su, ateş.
Bir çekirdek toprağa dikildiğinde, kökü toprağa doğru, filizleri havaya doğru, damarları ve kökleri ile suya doğru, yaprakları ile de güneşe doğru uzanır. Ağaç olunca gayesi, yeniden hayata gelebilmek ve soyunu muhafaza için tohum vermek, meyve vermektir. Meyve ile insan bedenine yolculuk eder, tohumu ile de geleceğe yolculuk eder. Dal ve budak vermek gaye değil, gaye meyve vermektir. Meyve verince insanoğluna yolculuk eder. İnsan meyvesini yiyince onun çekirdeğini dikmeyi öğrenir ve böylece ağaç, insan vasıtasıyla yeniden doğar.
Kendini yeniden dikmek, yeniden doğmak isteyen ağaç bile kokulu, tatlı, lezzetli meyveler verirken, ey insanoğlu! Sen niye yeniden dünyaya gelmek için elzem olan yaratılışını bozarsın? Bir ağaç kadar aklın yok mu?
İşte marifet meyve vermektir. Bütün dinlerin gayesi, peygamberlerin gayesi, bu insan denen varlığın yaratılış gayesini korumak ve soyunun muhafazası içindir. Din nedir diye sorulduğunda, eğer sen bundan başka bir şey anlıyorsan, savaş, cihat anlıyorsan, bil ki cihat da insanın korunması, öz soyun, pak soyun korunması içindir. Yoksa din neye gerekli olsun?
İnsan bozulunca, kıyametin kopma vakti gelmiş olur. Tıpkı Nuh Tufanı gibi bir tufan kopar veya büyük kıyamet kopar. Yani insan gidince, insan fıtratı bozulunca, dünyanın da bir önemi kalmaz.
Rabbim, mehdi ve cemaatine insan kalmayı nasip etsin. İçindeki marifet tohumunu bulup, onu muhafaza etmeyi nasip etsin ki, o tohum, elma ise elma, at ise at, sinek ise sinek olarak kalabilsin.
—oOo—
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da’vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn.
Âmin.
El-Fatiha maassalavat.
Sübhâneke Allâhümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullâhe ve etûbu ileyk.
—OoO—
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 26 Mayıs 2015 Salı
Nefsi Safiye – Tasavvufda Nefsin Safiye Makamı Nedir?
Yakîn Bilgisi Nedir? Örnekleriyle
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
الم تِلْكَ آيَاتُ الْكِتَابِ الْحَكِيمِ هُدًى وَرَحْمَةً لِّلْمُحْسِنِينَ الَّذِينَ يُقِيمُونَ الصَّلَاةَ وَيُؤْتُونَ الزَّكَاةَ وَهُم بِالْآخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ أُوْلَئِكَ عَلَى هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ وَأُوْلَئِكَ هُمُ الْمُفْلِحُونَ
Sadakallahul Azim. Lokman Suresi, 1-4. ayetler.
Meali: Elif, Lâm, Mîm. İşte bu âyetler, hikmet dolu Kitab’ın âyetleridir. İhsan sahipleri için bir hidayet ve rahmettir. Onlar namazı ikame ederler, zekâtı verirler ve ahirete kesin olarak inanırlar. İşte onlar, Rablerinden gelen bir hidayet üzeredirler ve onlar kurtuluşa erenlerin ta kendileridir.
—oOo—
Peygamber Efendimiz Sallallâhü Aleyhi ve Sellem Buyurdular:
“Emanet zayi edildiğinde kıyametin kopmasını bekleyin.” “Ya Resulallah, emanetin zayi edilmesi nasıl olur?” denince, “İş ehlinden başkasına verildiği zaman kıyameti bekleyin.” buyurdu. (Hadis-i Şerif)
Allâhumme salli alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ salleyte alâ ibrâhîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.
Allâhumme bârik alâ Muhammedin ve alâ âli Muhammed. Kemâ bârakte alâ ibrahîme ve alâ âli ibrâhîme inneke hamîdun mecîd.
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Öncelikle nefis, vücut denilen arabayı veya motoru süren sürücü manasındadır. Bu motor ve araba yaptıklarından hesaba çekileceği için, onu yabani bir at misali terbiye edip güzel işler yaptırabilmek gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek şarttır. Burada İslam’ın şartları olan namaz ve oruç devreye girer. İnsan oruç ile önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atını kontrol etmeyi, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile helal olan bir şeye bile gem vurulur, ardından nefsin diğer arzularına fren yapması öğretilir. Bunu öğrenince, insan İslam’ın haram ve yasak dediği durumlarda frene basıp nefis atının gemini çekerek gerektiğinde onu durdurur. Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiye ehli olur.
—oOo—
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
وَاعْبُدْ رَبَّكَ حَتَّى يَأْتِيَكَ الْيَقِينُ
Va’bud rabbeke hattâ ye’tiyekel yakîn.
Meali: Sana “Yakîn Bilgisi” gelinceye kadar Rabbine kulluk et. (Hicr Suresi, 99. ayet)
—oOo—
Yakîn bilgisi, eşyanın hakikatini bilmektir. Hz. İsa’ya öyle bir yakîn bilgisi gelmişti ki, hangi şeyin, hangi toprağın, hangi bitkinin, kimin cibilliyeti olduğunu bilirdi. Çünkü o toprağın, o elementlerin dili ona bunu söylerdi. Bu yakîn bilgisi, Hz. Muhammed’e (s.a.v) de müşriklerin yemeğine zehir kattıkları gün gelmiştir. O gün eti ağzına götürdüğünde, etteki melekler ona “Ya Resulallah, beni yeme, ben zehirliyim” demiştir.
Peki bu yakîn bilgisi nedir? Elementlerin sesini duyar olmak, element meleklerinin sesini işitebilmek makamıdır. İşte tasavvuftaki nefsin mertebelerinden olan “Safiye Makamı”ndan bahsediyoruz. Bu o kadar saf bir derecedir ki, saflık ve safiyet seni elementlerin sesini duymaya kadar götürür. Öyle bir yakîn bilgisi hâsıl olur ki, sen o sesleri duyup ayırt edebilirsin.
Hz. İsa ve havarileri bir yere vardıklarında, İsa bir avuç toprak veya çamur alıp, “Bu, Nuh’un oğlunun mafsal kemiğidir, haydi dirilt de bakalım” demişti. “Ya Ruhullah” dediler. O da:
“Rabbenâ âtinâ min ledünke rahmeten ve heyyi’ lenâ min emrinâ reşedâ”
dedi ve o toprak canlandı, kalktı, onlarla konuştu. Havariler de onun doğru söylediğini gördüler ve onlara da bu yakîn bilgisi geçti. Tabiatın sesini duyar oldular.
Safiye makamı bazen elden ele verilir, bazen de kişinin kendi tasarrufu ile kazanılır. İlmelyakîn bilgisi için elde ilmi bir burhan, yani yazılı bir metin, bir bilgi olmalıdır ki onu okuyup ilmen bilebilesin. Allah bu ilmini her zaman insanların sandığı gibi sadece levhalara yazmamıştır. Tevrat nüshaları, dünyanın dört bir yanındaki taşlara kazınmış yazılardır ve tahrip edilmemiş olan orijinal Tevrat onlardır. Mısır piramitlerinin içindeki resimli yazılar da buna dâhildir. Taşa kazındığı için günümüze kadar gelmiştir. Ancak insanoğlunun bunlarda da ahmaklık ettiği görülünce, Rabbim bu yöntemi neshetmiş ve Kur’an’ı kainatta yazılı kılmıştır.
Nasıl mı? Çekirgelerde bir ayet veya bir nüsha vardır, alüminyumun içinde bir nüsha vardır, eşekte bir nüsha, devede bir nüsha veya ayet yazılıdır. Bütün hak kitaplar canlıdır, hala bozulmadan kalanları vardır. Tahrip edilmiş olanlar ise bugün tahrif edilmiş bitkiler, hayvanlar olarak tezahür etmektedir. Özü bozulmuş bir elma, tahrif olmuş bir ayeti temsil eder. Ama onun orijinal metni elimizde varsa, bozulmamış bir elma türü, çekirdeği tahrif olmamışsa, Allahu Teala’nın ayetlerinden bir ayeti temsil eder. İşte Kur’an kainatta yazılıdır.
—oOo—
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
فَسَلَامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ
وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ
وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ
إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ
Fe selâmun leke min ashâbil yemîn. Ve emmâ in kâne minel mukezzibîned dâllîn. Fe nuzulun min hamîm. Ve tasliyetu cahîm. İnne hâzâ le huve hakkul yakîn.
Meali: Ey sağdaki! (iyiler zümresi) Sana selam olsun! Ama yalanlayıcı sapıklardan ise, onlar için alevli ateş, kaynar su vardır. Muhakkak ki bunlar, hakkal yakîn olarak bilinir ve öğretilir. (Vâkıa Suresi, 91-95. ayetler)
—oOo—
İngilizceyi en iyi İngiltere’de yaşayanlar öğrenir veya bir İngilizle devamlı konuşanlar daha iyi öğrenir. İtalyanca, Türkçe, Almanca da böyledir. Öyleyse elementlerin dilini de elementlerle konuşabilen ve yakîn bilgisine sahip olanlar bilir. O kadar saf olmalıdır ki halin, elementleri duyasın, sonra onların dilini anlamayı da öğrenesin.
Hz. İsa’ya verilen yakînlik bilgisi, elementlerin sesini duyacak bir yakînliktir. Hz. Muhammed’e (s.a.v) de öyle bir yakînlik verilmiştir. Allah, İbrahim’i yakacak olan ateşe:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
قُلْنَا يَا نَارُ كُونِي بَرْدًا وَسَلَامًا عَلَى إِبْرَاهِيمَ
Kulnâ yâ nâru kûnî berden ve selâmen alâ ibrâhîme.
Meali: “Ey ateş! İbrahim’e karşı serin ve esenlik ol” dedik. (Enbiya Suresi, 69. ayet)
İşte öyle bir yakînlik derecesi vardır ki, ateşle, suyla konuşabiliyorsun.
Allah Teala buyuruyor:
“Sana yakîn gelinceye kadar Rabbine kulluk et.” (Hicr Suresi, 99. ayet)
Bu ilim, Hz. İbrahim’e öğretilirken önce oğlunu kurban etmesi emredilerek sınandı. Bıçak kesmiyordu, izinsiz kesemiyordu. Sonra mancınığa bindirilip ateşe atıldığında da Allah buyurdu: “Biz dedik ki: Ey ateş!” Yani İbrahim bu elementleri duyabilecek, onlarla konuşabilecek yakîn bilgisinden henüz yoksundu.
Ashab-ı Kehf’e öyle bir kelime öğretti ki Rabbim, onlar 300 sene sonra kalkmak istediler. Kur’an-ı Kerim’de Kehf Suresi’nde bu kelime hakkında şöyle buyrulur:
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا
Kul lev kânel bahru midâden li kelimâti rabbî le nefidel bahru kable en tenfede kelimâtu rabbî ve lev ci’nâ bi mislihî mededâ.
Meali: De ki: “Denizler, Rabbimin kelimeleri için mürekkep olsaydı ve onun bir mislini daha yardıma getirmiş olsaydık bile, Rabbimin kelimeleri bitmeden denizler mutlaka tükenirdi.” (Kehf Suresi, 109. ayet)
Bu sırlı kelimeyi dediğin zaman, Allah seni uykudan kalkar gibi kaldırır. Sır bu kelimedir ama hangi kelime olduğunu Allah bildirmeyince bilemezsin. Onlar bir kelime öğrendiler ve bu kelime onları 300 sene sonra uyandırdı. Her kim akşam yatarken bu ayeti okuyup “Rabbim, Ashab-ı Kehf’i kaldıran kelime hürmetine beni de şu saatte kaldır” derse, inşallah faydasına nail olur. Fakat bu ayet o kelime değildir, o kelime hürmetine kullanılır.
Allah diyor ki: “Biz ateşe dedik ki: ‘Serin ol!’ Haydi sen de söyle bu kelimeyi ateşe, bakalım kimin sözüne itaat edecek.” Eğer ben o yakîn ve safiyet makamına çıkmadıysam, benim “yâ nâru kûnî berden ve selâmen” demem işe yaramaz. Ama öyle kimseler vardır ki, safiyet makamına çıkmışlardır. Onlar derse o kelimeyi, ateş yakmaz, bıçak kesmez.
İş ehlinde güzeldir. Doktorluk, doktor bilgisi olanda güzeldir. Sen hiç tedavi olmak için baytarın önüne yatar mısın? Ameliyat etsin diye. Belki zorda kalırsan olur ama ne kadar güvenebilirsin? Doktor başka, baytar başka değil mi? Yine doktoru alıp gelip ona “hadi bana İstanbul köprüsü yap” denir mi? O mühendisin işi ve görevidir.
Safiye makamına çıkmayan ve sır saklayamayan birisine bu kelimeler öğretilmez. Hz. Süleyman’a, Belkıs’ın tahtını getiren “Asaf bin Berhiya”, safiyye makamına çıkmış bir Allah adamıydı. Ona öyle bir kelime öğretilmişti ki, onunla bir yerden bir yere gidebilmek, veya bir yerdekini başka yere taşıyabilmek için tılsımlı bir kelimeydi.
Eğer seni elementlere komutan tayin ederlerse, bir komutan bir orduyu isterse “suya dal” der, hepsi suya dalar, “çık” der çıkarlar. Öyle sokaktan geçen biri askere “yat” deyince mi asker yatar, yoksa komutanını tanıyıp komutan deyince mi yere yatar? İşte elementlere emredebilme yetkisi olan bir zât-ı muhterem de “gel buraya” deyince ağaç kökleriyle çıkar gelir. Hz. Muhammed’de (s.a.v) bu oldu mu? Oldu. Hacetini gidereceği zaman ağaçlara “gel buraya, beni sakla” diyordu, onlar da gelip onu saklarlardı.
Hakkal yakîn derecesindeki bir yakîn bilgisi, ateşin yaktığını, gerektiğinde ekmek pişirdiğini, suyun gerektiğinde hayat enerjisi olduğunu, ama bazen de boğup adam öldürdüğünü bilmek derecesinde kalır. Ondan daha üstün bir yakîn bilgisi vardır ki, işte ateşe “serin ve selamet ol” diyebilme derecesi, bıçağa “kesme” diyebilme derecesidir. Tasavvuf ehli bu makama “nefs-i safiye” der.
—oOo—
Elementlerin dilini bilmek işte böyledir. Hz. Yunus, Derviş Yunus bu makama eren biriydi. Ne diyor: “Sordum sarı çiçeğe, annen baban var mıdır?”, “Ne inilersin dertli dolap?” Hz. İsa ise o çiçeğin annesini, babasını bilen bir makamdadır. Bu kimin cibilliyeti, bunu kim yiyecek de onda lokma olacak, hücre olacak bilen bir makamdır. Böyle olunca, sen senin olacak lokmayı yiyebilir, nefesi alabilirsin.
—oOo—
Hz. Hatice’nin ümmetin annesi olduğunu söylediğimiz için bizi yine yalancı çıkarmaya kalkanlar oldu. Herkesin bir cibilliyeti, hayvan cinsinden bir sıfatı vardır ve o hayvanın özellikleri o kimsede tezahür eder. Hz. Hatice’nin ümmetin annesi olması, tabiatta karıncalarda olduğu gibi bir anne karıncanın bütün karıncaların annesi olması gibidir. Arılarda da durum aynıdır. Hz. Meryem’in, Hz. İsa’nın annesi olması da böyledir. Meryem, fakir bir kadındı, oğlunu saraylarda büyütmedi. Harmana götürülen arabalardan dökülen buğday başaklarını toplayarak büyüttü.
Saf kelimesi, “saf kan at”, “saf ırk” gibi ifadelerde geçer. Safiye, saf ırk demektir. O makama ancak saf ırk olan kimseler ulaşabilir. Dünyada at ayrı bir soydur, aslan ayrı bir soydur, kedi ayrı bir soydur. Hepsini ari, diri ırkı vardır. Ama onları bozdular. Elma bozulunca, oynanınca nerede bulacaksın gerçek elmayı? Tavuk gribi dediler, gerçek tavukları itlaf ettirdiler, herkese bozuk ırk tavuk sattılar. Gerçek tavuk kaldıysa birkaç bilinmeyen köyde kaldı belki. Domates fiyatını bir düşürdüler, kamyonlarca domates çöpe döküldü, ertesi sene ekmediler, domates tohumu kayboldu. Sonra kendileri bozuk domates soyunu piyasaya sürdüler. Artık gerçek, arı diri domates kalmadı.
Rabbim o arı diri soya, saf soya, saf ırka, Muhammed soyuna yardım etsin.
—oOo—
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da’vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn.
Âmin.
El-Fatiha maassalavat.
Sübhâneke Allâhümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullâhe ve etûbu ileyk.
—OoO—
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 12 Nisan 2016 Salı
Tasavvufda Nefsin ihsan Makamı Nedir?
Yolculuğumuza Başlıyoruz
Öncelikle nefis, vücut denilen arabayı veya motoru süren sürücü, şoför manasındadır. Bu motor ve araba yaptıklarından hesaba çekileceği için, onu yabani bir at misali üstüne binip güzel işler yaptırabilmek adına önce terbiye etmek gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek şarttır. Burada İslam’ın şartları olan namaz ve oruç devreye girer. İnsan oruç ile önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atını veya motorunu kontrol etmeyi, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile helal olan bir şeye bile gem vurulur, ardından nefsin diğer arzularına fren yapması öğretilir. Bunu öğrenince, insan İslam’ın haram ve yasak dediği durumlarda frene basıp nefis atının gemini çekerek gerektiğinde onu durdurur. Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiye ehli olur.
—oOo—
Top, vuruş hızına göre zirveye çıkar ve sonra aşağı iner. Yani zirve orada oturmak için değildir. İhsan makamı da orada oturup devamlı kalmak için değildir. Hz. Muhammed (s.a.v) Miraç’ta en zirveye çıkmış ve sonra geri dönmüştür. Orada kalmamış, ümmetini irşat için geri dönmüştür. İhsan makamına çıkan, Allah’ı görüyor gibi ibadet etme şuuruna eren kimse, orada makamı meşgul etmez, keyif yapmaz; bilakis geri dönüp ümmetini irşat eder.
“Koca kari dünya bu gece bana göründü ve diyor ki: ‘Ne ana gördüm ne baba, ne evlat gördüm ne koca, ama yine de yaşadım doya doya.’ İmza: Hoşça kal, yalan dünya.”
İnsanlık artık genç kalmayı bulmalıdır diyor bana yol açıyor, bunu insanlara öğret diye.
Hangi yiğidi toprak yutmadı ki? Hangi ceylan gözler toprak olmadı ki? Hangi en tatlı yemek, ya tuvalet olup ya da hücre olup sonunda toprağa karışmadı ki?
—oOo—
Tasavvuftaki “Seyr-i Sülûk” ilmini bilmeyen, tasavvuf nedir bilmez. Bu yoldaki yolculuğu anlamak, hakikat ve marifete ulaşmanın temelidir. Doğmak, gizli alemden hakikat alemine geçmektir. Bu seyr-i sülûkunu tamamlayanlar yeniden doğabilir. İşte bunun için gerçek mürşid-i kâmillere ihtiyaç vardır. Onlar sana hakikati, marifeti öğretiyorsa gerçek mürşittir.
Hz. Enes’ten yapılan rivayete göre Peygamberimiz (asm) şöyle buyurdu:
“Cennet halkı kıyamet günü Âdem’in suretinde, otuz üç yaşında, bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir sima hâlinde haşr edilirler. Sonra cennette bulunan bir ağacın yanına götürülürler ve ondan elbise giyinirler, artık ne elbiseleri eskir ve ne de gençlikleri kaybolur.” (Kenzu’l-Ummal, H. No: 39383)
Diğer bir rivayette ise şu ifadelere yer verilmiştir:
“(Ruh üflenmiş) bir düşükten bir pir-i fanîye kadar (cennetlik olan) herkes otuz üç yaşında, Âdem’in suretinde, Yusuf’un güzelliğinde, Eyyub’un ahlakında bıyıklı, bedenleri kılsız ve karagözlü bir simayla haşr edilirler.” (age, H. No: 39384)
“Âlimler, dünya kadınlarının cennette bir yaşta olacaklarını, hurilerin ise büyük-küçük (nefislerin arzu ettiği şekilde) çeşitli yaşlarda olacaklarını söylemişlerdir.”
Nebe sûresinde cennetliklere ihsan edilen nimetlerden bahsedilirken de cennet hurilerine atıfta bulunularak “ve kevâibe etrâbâ” buyrulmaktadır. Bu âyetteki “kevâib” gençliğin en ilk ve en güzel dönemini ifade etmekte olup, ergenliğinin ilk demlerindeki genç kızlar demektir. “Etrâben” ifadesi ise aynı yaşta (yaşıt) manasındadır. (Muhtasaru Tezkireti’l-Kurtubî, s. 101)
Bu hadisler ve ayetler gösteriyor ki, gençlik iksiri keşfedilecek ve insanlar yaşlanmayacaktır. İşte o zaman, topraktan çıkan yiyecekler insanları yaşlandırmayacaktır. Bunun bulunması, yiyeceklerdeki bir püf noktasının keşfedilmesi ile olacaktır. Bu sır, “Rahman ve Rahim” esmasının tecellisinde gizlidir. Rahman ve Rahim dersi, insanoğlunun nasıl 33 yaşından daha fazla yaşlanmayacağını, “gençlik iksiri”nin ne olduğunu anlamanın anahtarıdır.
—oOo—
Geçen vaazdaki evrim konusuna atfen şöyle bir açıklama yapıyoruz ki: Maymunlar uzun yıllardır hayvanat bahçelerinde eğitiliyor ve insanlarla iç içe yaşayanları var. Bırakın kendi başlarına maymun iken gelişip insan olmayı, insan olanlardan öğretenler olmasına rağmen, hâlâ eğitilmiş hiçbir maymun ailesinden insana daha çok benzeyen bir maymun doğmamıştır. Maymunlar yine maymun olarak kalmıştır. O halde evrim diye bir şey yoktur. Bu, yaratılış gerçeğini görmeyen bir anlayıştır.
—oOo—
Tasavvufta nefsin mertebeleri konusunda en son nefs-i kâmile’yi anlattık ve mürşid-i kâmilden bahsettik. Kemal ilmini öğreten büyük öğretmen demek olan mürşid-i kâmil, insanlara seyr-i sülûk yolunu talim eden öğretmendir.
Şimdi, bundan sonraki rütbe ve makam olan ihsan makamına gelelim. Bu soruyu gelin Cebrail (a.s)’a, Muhammed’e sorduralım ve cevabını alalım.
HADİS-İ ŞERİF
Ebû Hüreyre radiya’llâhu anh’den şöyle rivayet edilmiştir: Bir gün Resûlu’llâh salla’llâhu aleyhi ve sellem açıkta oturuyordu. (Yanına) biri gelip:
“Îmân nedir?” diye sordu.
“Îmân; Allâha, Meleklerine, Allâh’a mülâkî olmağa (yâni Rü’yetu’llâh’a), Peygamberlerine inanmak, kezâlik (öldükten sonra) dirilmeğe inanmaktır.” cevâbını verdi.
“Ya İslâm nedir?” dedi.
“İslâm; Allâh’a ibâdet edip (hiçbir şeyi) O’na şerîk ittihâz etmemek, namazı ikâme ve farz edilmiş zekâtı edâ etmek, Ramazan’da da oruç tutmaktır.” buyurdu.
“Ya ihsân nedir?” diye sordu.
“Allâh’a sanki görüyormuş gibi ibâdet etmendir. Eğer sen, Allâh’ı görmüyorsan şüphesiz O, seni görür.” buyurdu.
—oOo—
Karoglan’ın dilinden ihsan makamı nedir?
Evet, Muhammed (s.a.v) dedi ki: İhsan, Allah’ı görüyor gibi ibadet etmektir. Muhammed (s.a.v) Miraç etti, gitti, Allah’ı rüyet etti ve geldi. Artık Allah’a olan imanı mutmain oldu. Aynelyakîn, hakkalyakîn, hisselyakîn olarak bildi. Evvel O’dur, ahir O’dur bildi. Rahman O’dur, Rahim O’dur bildi. Alim O’dur, bütün bilgi O’nundur bildi ve kaynağından o bilgileri içti. O makamdan selam ve salavat ile ümmetine geri gönderildi.
Eğer Muhammed (s.a.v) Miraç’ta geri dönmeseydi, dünyadaki yer çekimi kanunu olmazdı. Onun zirveye çıktıktan sonra geri dönmesi, ümmetine gönderilmesi ve onları irşat etme görevi olan raşidlik vasfıyla, ümmetine kemalat ilmini öğretmesi hikmetindendir.
Muhammed (s.a.v) geri geldi ve ümmetini irşat etti. Bu irşat görevi ondan sonra raşid halifelerce devam ettirildi. Bu raşid halifeler, dört halife ile sınırlı değildir. O’nun mirasını yüklenen âlimler, mürşid-i kâmiller vasıtasıyla devam etmiş ve etmektedir.
—oOo—
Ve ihsan makamında her an Allah görülmez. Aynen Muhammed (s.a.v) gibi, o gitti, gördü, geri geldi ve artık O’nun her an gördüğünü bildi. Fakat onu her an görmedi ve görüyormuş gibi amel etti. Bunun bir misali şudur: Ben, sendeki Allah’ı görüp sana ona göre muamele edersem, bunu yapmış olurum. Mesela sen hâkim isen, ben senin hakkımda karar vereceğini düşünmek yerine, “Hâkim olan Allah bana ne karar verecek?” diye düşündüğümde, sendeki Allah’ı görüp, sende Allah’ın Hakim isminin tecelli ettiğini bilip sana öyle davrandığımda, o zaman ihsan makamında bir an bulunmuş olurum.
Sen de hâkim isen, benim hakkımda karar vereceğin zaman, “Hâkim olan Allah, bu kul hakkında ne hüküm verirdi?” diye düşünüp adalet ve hikmetle hükmettiğinde, o zaman ikimiz de ihsan üzere olmuş oluruz. Fakat her an bu tefekkürde olamayabiliriz. Çünkü zirvede, ihsan makamında çıkıp oturulmaz; oraya çıkarsın, inersin. İnsan her an bu şuurda kalamayabilir. Zira insan cibidir, her an bir dengesizlik edebilir, bir günah işleyebilir, halife olduğunu unutabilir. Nitekim Havva ile Âdem de unuttular ve hata ettiler.
İhsan tefekkürü anlıktır, o makam her an meşgul edilmez. Yoksa seni her an o makamda zannedip tefekkür edince, senin gaflette olduğun zamanları hesap etmemiş olurum. Bu büyük bir hata olur. Şeyh, müritlerince yüceltilir, gözlerinde büyür, hiç hata etmez sanılır. Oysa Âdem gibi ulü’l-azm bir peygamber gafil kalabildiyse, senin şeyhin de gaflete düşebilir, hata edebilir. Bunu unutmamak gerekir.
—oOo—
وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
Ve âhıru da’vâhum enil hamdulillâhi rabbil âlemîn.
Âmin.
El-Fatiha maassalavat.
Sübhâneke Allâhümme ve bihamdik, eşhedü en lâ ilâhe illâ ent, estağfirullâhe ve etûbu ileyk.
—OoO—
Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca
SABAH ZİKİRLERİ PRO 2 (EXTERN)
GÜNLÜK ViRDiMiZDEN HARiCEN OKUNUR
ARAPÇASI
ENAM SURESiNiN iLK 5 AYETi
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضَ وَجَعَلَ ٱلظُّلُمَٰتِ وَٱلنُّورَ ۖ ثُمَّ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ بِرَبِّهِمْ يَعْدِلُونَ هُوَ ٱلَّذِى خَلَقَكُم مِّن طِينٍ ثُمَّ قَضَىٰٓ أَجَلًا ۖ وَأَجَلٌ مُّسَمًّى عِندَهُۥ ۖ ثُمَّ أَنتُمْ تَمْتَرُونَ وَهُوَ ٱللَّهُ فِى ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَفِى ٱلْأَرْضِ ۖ يَعْلَمُ سِرَّكُمْ وَجَهْرَكُمْ وَيَعْلَمُ مَا تَكْسِبُونَ وَمَا تَأْتِيهِم مِّنْ ءَايَةٍ مِّنْ ءَايَٰتِ رَبِّهِمْ إِلَّا كَانُوا۟ عَنْهَا مُعْرِضِينَ فَقَدْ كَذَّبُوا۟ بِٱلْحَقِّ لَمَّا جَآءَهُمْ ۖ فَسَوْفَ يَأْتِيهِمْ أَنۢبَٰٓؤُا۟ مَا كَانُوا۟ بِهِۦ يَسْتَهْزِءُونَ
KEHF SURESiNiN iLK 10 AYETi
بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلْحَمْدُ لِلَّهِ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ عَلَىٰ عَبْدِهِ ٱلْكِتَٰبَ وَلَمْ يَجْعَل لَّهُۥ عِوَجَا قَيِّمًا لِّيُنذِرَ بَأْسًا شَدِيدًا مِّن لَّدُنْهُ وَيُبَشِّرَ ٱلْمُؤْمِنِينَ ٱلَّذِينَ يَعْمَلُونَ ٱلصَّٰلِحَٰتِ أَنَّ لَهُمْ أَجْرًا حَسَنًا مَّٰكِثِينَ فِيهِ أَبَدًا وَيُنذِرَ ٱلَّذِينَ قَالُوا۟ ٱتَّخَذَ ٱللَّهُ وَلَدًا مَّا لَهُم بِهِۦ مِنْ عِلْمٍ وَلَا لِءَابَآئِهِمْ ۚ كَبُرَتْ كَلِمَةً تَخْرُجُ مِنْ أَفْوَٰهِهِمْ ۚ إِن يَقُولُونَ إِلَّا كَذِبًا فَلَعَلَّكَ بَٰخِعٌ نَّفْسَكَ عَلَىٰٓ ءَاثَٰرِهِمْ إِن لَّمْ يُؤْمِنُوا۟ بِهَٰذَا ٱلْحَدِيثِ أَسَفًا إِنَّا جَعَلْنَا مَا عَلَى ٱلْأَرْضِ زِينَةً لَّهَا لِنَبْلُوَهُمْ أَيُّهُمْ أَحْسَنُ عَمَلًا وَإِنَّا لَجَٰعِلُونَ مَا عَلَيْهَا صَعِيدًا جُرُزًا أَمْ حَسِبْتَ أَنَّ أَصْحَٰبَ ٱلْكَهْفِ وَٱلرَّقِيمِ كَانُوا۟ مِنْ ءَايَٰتِنَا عَجَبًا إِذْ أَوَى ٱلْفِتْيَةُ إِلَى ٱلْكَهْفِ فَقَالُوا۟ رَبَّنَآ ءَاتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
NEBE SURESi (AMME)
سُوۡرَةُ النّبَإِ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا جَزَآءً۬ وِفَاقًا إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬اۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا
Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
SABAHLARI OKUNUR
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور
أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـؤِ الْكِـبر ،رَبِّ أَعـوذُبِكَ من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
بسم الله الرحمن الرحيم
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
AKŞAMLARI OKUNUR
اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور
أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـوءِ الْكِـبر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
بسم الله الرحمن الرحيم
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
----------------
HADiSLERDEKi SABAH ZiKiRLERi
أصبحنا وأصبح الملك لله، والحمد لله لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملكُ وله الحمدُ وهو على كل شئ ٍ قدير، ربِّ إني أسألك خير ما في هذا اليوم وخير ما بعده، وأعوذ بك من شرِّ ما في هذا اليوم وشرِّ ما بعده، ربِّ أعوذُ بك من الكسل وسُوء الكِـبَـر ربِّ، أعوذ بك من عذابٍ في النارِ وعذابٍ في القبر. (رواه مسلم)
☀اللهم بك أصبحنا، وبك أمسينا، وبك نحيا، وبك نموت، وإليك النشور. (رواه الترمذي)
☀اللهم أنت ربي لا إله إلا أنت، خلقتنى وأنا عبدك وانا على عهدك ووعدك ما استطعت، أعوذُ بك من شرِ ما صنعت، أبوء لك بنعمتك علي وأبوء بذنبي فاغفر لى، فإنه لا يغفرُ الذنوب إلا أنت.من قالها موقن بها حين يصبح فمات من يومه دخل الجنة، ومن قالها موقن بها حين يمسي فمات من ليلته دخل الجنه. (رواه البخاري)
??
☀اللهم إني أصبحتُ أُشهدكَ وأُشهدُ حملةَ عرشك وملائكتكَ وجميع خلقك أنك أنت الله لا إله إلا أنت وحدك لا شريك لك وأن محمدًا عَبدٌكَ ورسولك.من قالها حين يصبح أو يمسي أربع مرات أعتقه الله من النار. (رواه أبو داود)
☀اللهم ما أصبح بي من نعمة أو بأحدٍ من خلقك فـَمِنكَ وحدك لا شريك لك فلك الحمدُ ولك الشكر.من قالها حين يصبح فقد أدى شكر يومه ومن قالها حين يمسي فقد أدى شكر ليلته. (رواه أبوداود)
☀اللهمَّ عافني في بدني، اللهم عافني في سمعي، اللهم عافني في بصري لا إله إلا أنت. اللهم إني أعوذ بك من الكُـفرِ والفقر، وأعوذ بك من عذابِ القبر لا إله إلا أنت. (رواه أحمد)
☀اللهم إني أعوذ بك من الهم والحزن، وأعوذ بك من العجز والكسل، وأعوذ بك من الجبن والبخل، وأعوذ بك من غلبة الدّين وقهر الرجال. (رواه أبوداود)
☀حسبي الله لا إله إلا هو عليه توكلتُ وهو ربُّ العرش العظيم.من قالها حين يصبح وحين يمسي سبع مرات كفاه الله ما أهمه من أمر الدنيا والآخرة. (رواه أبن السني)
☀اللهم إني أسألك العافية في الدنيا والآخرة، اللهم إني أسألك العفو والعافية في ديني ودنياي وأهلي ومالي، اللهم استر عوراتي، وآمن روعاتي، اللهم احفظني من بين يدي ومن خلفي، وعن يميني وعن شمالي، ومن فوقي وأعوذ بعظمتك أن اُغتالَ من تحتى. (رواه أبوداود).
☀اللهم فاطرَ السمواتِ والأرض عالمَ الغيبِ والشهادة، ربَّ كل شئ ٍ ومليكه أشهدُ أن لا إله إلا أنت، أعوذ بك من شرِّ نفسي، وشرِّ الشيطانِ وشَركِه، وأن أقترفَ على نفسي سوءً، أو أجُـرَهُ إلى مسلم. (رواه الترمذي)
☀بسم الله الذي لا يضرُ مع اسمهِ شئٌ في الارضِ ولا في السماء وهو السميع العليم.من قالها ثلاثًا إذا أصبح و ثلاثًا إذا أمسي لم يضره شئ. (رواه ابن ماجة)
☀رضيتُ بالله رباَ وبالإسلام دينًا وبمحمدٍ صلى الله عليه وسلم نبياَ.من قالها ثلاثًا حين يصبح و ثلاثًا حين يمسي كان حقًا على الله أن يرضيه يوم القيامة. (رواه أحمد)
☀يا حي يا قيوم برحمتكَ استغيث، أصلح لي شأنى كُلَه، ولا تَكِلنى إلى نفسي طرفة عين. (رواه الترمذي)
☀أصبحنا وأصبح المُلك لله ربِّ العالمين، اللهم إني أسألك خير هذا اليوم فتحه ونصره ونوره وبركته وهُداه، وأعوذ بك من شرِّ ما فيه و شرِّ ما بعده. (رواه ابوداود)
☀أصبحنا على فطرةِ الإسلام، وعلى كلمةِ الإخلاص، وعلى دين نبينا محمدٍ صلى الله عليه وسلم، وعلى ملةِ ابينا إبراهيم حنيفًا مسلمًا وما كان من المشركين. (رواه أحمد)
☀اللهم انى أسألك علمًا نافعًا ورزقًا طيبًا وعملًا متقبلًا. (رواه ابن ماجة)
☀اللهم صلِّ وسلم على نبينا محمد. قال النبي صلى الله عليه وسلم من صلى على حين يصبح عشرًا وحين يمسي عشرًا ادركته شفاعتي يوم القيامة. (رواه الطبراني)
☀أستغفر الله وأتـوب إليه.يقولها مائة مرة في اليوم. (رواه البخاري)
☀سبحان الله وبحمدهِ عدد خلقهِ ورضى نفسه وزنة عرشه ومداد كلماته. (يقولها ثلاث مرات إذا أصبح. رواه مسلم)
☀سبحان الله وبحمده.من قالها مائة مرة حين يصبح وحين يمسي لم يأت احد يوم القيامة بأفضل مما جاء به الا احد قال مثلما قال أوزاد عليه. (رواه مسلم)
☀لا إله إلا الله وحده لا شريك له، له الملك وله الحمد وهو على كل شئٍ قدير. يقولها عشر مرات او مرة واحدة عند الكسل. (رواه أبو داود).
من قالها مائة مرة في يوم كانت له عدل عشر رقاب وكتبت له مائة حسنة ومحيت عنه مائة سيئة وكانت له حرزا من الشيطان يومه ذلك حتى يمسي ولم يأت أحد بافضل مما جاء به إلا احد عمل اكثر من ذلك. (رواه الترمذي)
☀قراءة آية الكرسي
☀سورة الإخلاص ثلاث مرات
☀سورة الفلق ثلاث مرات
☀سورة الناس ثلاث مرات
سبحانك اللهم وبحمدك ، أشهد أن لا إله إلا أنت، استغفرك وأتوب إليك
.............................................................
ZiKiRLER HAKKINDA AÇIKLAMA
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Enam Suresi İlk 5 veya 3 Ayeti “Her kim sabah ve akşam Sure-i En’am’ın başındaki üç ayetini yedişer defa okur da vücudunu mesh ederse, bütün hastalıklarından ve ağrılarından emin olur.”
“Kim sabah namazını kılar, namaz kıldığı yerde oturmaya devam ederse ve En’am suresinin başındaki üç ayeti okursa, bunu okuyan kimseye Allah yetmiş tane melek tayin eder. Onlar kıyamet kopuncaya kadar Allah’a tesbih ederler ve o okuyan kimseye de istiğfar ederler. (Deylemi)
Hadîs-i kudsî’de: “Lâ ilâhe illallah kal’amdır. Bunu okuyan, kal’aya girmiş olur. Kal’ama giren de, azâbımdan kurtulur.” buyruldu.
“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.
"Kim Kehf suresinin başından on ayet ezberlerse (okursa), Deccal'in fitnesinden korunur." (Müslim, Müsafirîn, 257; Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 6).
Nur ve Korunma: Hadislerde, bu ayetleri okuyan kişinin iki Cuma arasını aydınlatacak bir nurla aydınlanacağı ve Deccal'in fitnesinden muhafaza edileceği bildirilmiştir.
Okuma Vakti: Özellikle Cuma günleri Kehf Suresi'nin tamamını veya başından/sonundan onar ayet okumak tavsiye edilmiştir. Sabah namazı sonrası da bu zikir ve tilavetler için en uygun vakitlerden biridir.
10. Ayetin Sırrı: Kehf Suresi'nin 10. ayeti olan ve Ashab-ı Kehf'in duası ("Rabbena atina min ledunke rahmeten...") özellikle sıkıntı ve fitnelerden kurtulmak için tavsiye edilen bir duadır.
“Her gece 40 âyet okuyan gafillerden yazılmaz.” [Beyheki]
gece veya gündüzü ekledik bu hadise, ve Nebe suresi 40 ayettir, ve kolaydır okuması, sabah ve akşam Nebe Suresini okuyan, (40 ayet okumuş olur) böylece hem gündüzünde hem gecesinde bu hadise mazhar olur gereğince,
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
Nebe Süresini Öğrenin Öğretin. (Ruhu'l-Beyan, Bursevi)
Nebe Süresini Okuyan Kimseye Allâhu Te’âlâ Kıyamet Günün de Kevser Şarabından İçirir. (Ruhu'l-Beyan, Bursevi)
İkindiden Sonra Nebe Suresini Okuyan, Kabir Azabı Görmez. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak
Kim İkindi Namazından Sonra Nebe Süresini Okumayı Vird Edinirse (Devamlı Okursa) Allâhu Teâla O Kimsenin Rızkını Artırır (Kazancına Bereket Verir) (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak
Nebe Süresini Okuyan Kimseye Dünya Dağları Ağırlığınca İyilik Yazılır. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak
Nebe Süresini Okuyan Kimsenin Kıyamet Günü Allâhu Teâla Her Bir Kılını Nurlu Kılar (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak
Nebe Süresini Okuyan Kimse Dünyadan Cennetteki Yerini Görmeden Çıkmaz. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak
Nebe Süresini Güneş Doğarken Okuyan Kimse Bütün Afetlerden Emin Olur. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak
Nebe Süresini Sabahın Herhangi Bİr Saatinde Okuyan Kimse İçin' 70.000 MELEK İstiğfarda Bulunur. (Ebû'l-Leys Semerkandî Tefsiri, Übeyy b. Ka'b rivayeti olarak
İhlas Suresi ve Üçte Bir Hadisi: Peygamber Efendimiz (s.a.v.), İhlas suresinin Kur'an-ı Kerim'in üçte birine (1/3) denk olduğunu belirtmiştir [Buhârî, “Tevhîd”, 1; Müslim, “Müsâfirîn”, 259-260].
3 İhlas Hatim Hükmündedir: Bu hadise dayanarak, İhlas suresini üç defa okumak, Kur'an-ı Kerim'in tamamını okumaya (hatim) denk sevap kazandırdığı şeklinde yorumlanmıştır
Fatiha ve İhlasın Birlikte Okunması: Halk arasında "Üç İhlas, bir Fatiha" şeklinde okunan tertip, kısa zamanda bir hatim sevabı kazanmak ve geçmişlerin ruhuna bağışlamak amacıyla yapılan bir uygulamadır.
Felak ve Nâs sureleri (Muavvizeteyn), şerlerden korunmak ve şifa bulmak için okunacak en faziletli dualardır.
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), bu sureleri akşam, sabah ve uyumadan önce üçer defa okumuş, nazardan, büyüden, insan ve cin şeytanlarının şerrinden Allah'a sığınmak için bu surelerin okunmasını tavsiye etmiştir.
Hz. Peygamber (s.a.v.) şöyle buyurmuştur: "Sizden biri uyumak istediği zaman Felak ve Nâs surelerini okusun. Hastalık ve benzeri durumlarda da bu sureleri okuyarak Allah'a sığınmalıdır." (Buhârî, Fedâilü'l-Kur'ân, 14).
Ukbe bin Âmir'den (r.a.) nakledildiğine göre, Resûlullah (s.a.v.) kendisinin nazardan korunması için bu iki surenin indirilmesini şöyle müjdelemiştir: "Görmedin mi? Bu gece indirilen ayetler gibisi hiç görülmemiştir. Bunlar Felak ve Nâs sureleridir." (Müslim, Müsâfirîn, 264).
Akşam ve sabah namazlarının arkasından İhlas, Felak ve Nâs surelerini üçer defa oku. Bunlar sana her türlü kötülükten yeter." (Tirmizî, Fedâilü'l-Kur'ân, 12).
"Kim her farz namazın peşinden Âyete'l-Kürsî'yi okursa, onun cennete girmesine ölümden başka bir engel yoktur." (Nesâî, es-Sünenü’l-Kübrâ, 6/30)
Âyete'l-Kürsî'yi Yatağa yattığında okuyanın sabaha kadar Allah'ın koruması altında olduğu ve şeytanın ona yaklaşamayacağı bildirilmiştir (Buhârî, Vekâlet, 10;)
Peygamber Efendimiz (s.a.v.), Kur'an'daki en azametli ayetin Ayetel Kürsi olduğunu belirtmiştir (Müslim, Müsâfirîn, 258)
Evden çıkarken Âyete'l-Kürsî'yi okuyan kimseye yetmiş meleğin koruma görevlisi olarak eşlik ettiği rivayet edilmiştir
Şeytanın şerrinden, cinlerden ve nazardan korunmak için Âyete'l-Kürsî' okunur (Tirmizî, Fedâilü’l-Kur’ân, 2;)
TÜRKÇE OKUNUŞU
En'am Suresinin ilk 5 Ayeti
Bismillahirrahmanirrahim
Elhamdü lillahillezı halekas semavati vel erda ve cealez zulümati ven nur sümmellezıne keferu bi rabbihim ya'dilun. Hüvellezı halekaküm min tıynin sümme kada ecela ve ecelüm müsemmen ındehu sümme entüm temterun. Ve hüvellahü fis semavati ve fil ard ya'lemü sirraküm ve cehraküm ve ya'lemü ma teksibun. Ve ma te'tıhim min ayetim min ayati rabbihim illa kanu anha mu'ridıyn. Fe kad kezzebu bil hakkı lemma caehüm fe sevfe ye'tıhim embaü ma kanu bihı yestehziun.
Kehf Suresinin ilk 10 Ayeti
Bismillahirrahmanirrahim
El hamdulillâhillezî enzele alâ abdihil kitâbe ve lem yec´al lehu ıvecâ. Kayyimen li yunzire be´sen şedîden min ledunhu ve yubeşşirel mu´minînellezîne ya´melûnes sâlihâti enne lehum ecren hasenâ. Mâkisîne fîhi ebedâ. Ve yunzirellezîne kâlûttehazellâhu veledâ. Mâ lehum bihî min ilmin ve lâ li âbâihim, keburet kelimeten tahrucu min efvâhihim, in yekûlûne illâ kezibâ. Fe lealleke bâhiun nefseke alâ âsârihim in lem yu´minû bi hâzel hadîsi esefâ. İnnâ cealnâ mâ alel ardı zîneten lehâ li nebluvehum eyyuhum ahsenu amelâ. Ve innâ le câilûne mâ aleyhâ saîden curuzâ. Em hasibte enne ashâbel kehfi ver rakîmi kânû min âyâtinâ acabâ. İz evel fityetu ilel kehfi fe kâlû rabbenâ âtinâ min ledunke rahmeten ve heyyi´ lenâ min emrinâ reşedâ.
Nebe Suresi Amme
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Amme yetesaelune
Aninnebeil'azıymi
Elleziy hum fiyhi muhtelifune
Kella seya'lemune
Sümme kella seya'lemune
Elem nec'alil'arda mihaden
Velcibale evtaden
Ve halaknakum ezvacen
Ve ce'alna nevmekum subaten
Ve ce'alnelleyle libasen
Ve ce'alnennehare me'aşen
Ve beneyna fevkakum seb'an şidaden
Ve ce'alna siracen vehhacen
Ve enzelna minelmu'sırati maen seccacen
Linuhrice bihi habben ve nebaten
Ve cennatin elfafen
İnne yevmelfasli kane miykaten
Yevme yunfehu fiyssuri fete'tune efvacen
Ve futihatissemau fekanet ebvaben
Ve suyyiretilcibalu fekanet seraben
İnne cehenneme kanet mirsaden
Littağıyne meaben
Labisiyne fiyha ahkaben
La yezukune fiyha berden ve la şeraben
İlla hamiymen ve ğassakan
Cezaen vifakan
İnnehum kanu la yercune hısaben
Ve kezzebu biayatina kizzaben
Ve kulle şey'in ahsaynahü kitaben
Fezuku felen neziydekum illa 'azaben
İnne lilmuttekıyne mefazen
Hadaika ve a'naben
Ve keva'ıbe etraben
Ve ke'sen dihakan
La yesme'une fiyha lağven ve la kizzaben
Cezaen min rabbike 'ataen hısaben
Rabbissemavati vel'ardı ve ma beynehumerrahmani la yemlikune minhu hıtaben
Yevme yekumurruhu velmelaiketu saffen la yetekellemune illa men ezine lehurrahmanu ve kale savaben
Zalikelyevmulhakku femen şaettehaze ila rabbihi meaben
İnna enzernakum 'azaben kariyben yevme yenzurulmer'u ma kaddemet yedahu ve yekululkafiru ya leyteniy kuntu turaben
Raşidi Tarikatında Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
SABAH
"Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur. Esbahanâ ve esbaha'l-melikü lillâhi ve'l-hamdü lillâhi; lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîkeleh leh'ül-mülkü ve leh-ül-hamdü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr, Rabbi es'elüke hayre mâ fî hâze'l-yevmi ve hayre mâ ba'dehû ve eûzü bike min şerri mâ haze'l-yevmi ve şerri mâba'dehû ve eûzü bike mine'l-kesli ves sûi'l-kibri, Rabbi eûzü bike min fitnetüd dünya ve eûzü bike min azâbin nâri ve azâbil kabri.
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Bismillahirrahmanirrahim
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillahirrahmânirrahîm
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
AKŞAM
Allahumme bike asbahna ve bike emseyna ve bike nehya ve bike nemutu ve ileykennuşur. Emseyena ve emseye'l-melikü lillâhi ve'l-hamdü lillâhi; lâ ilâhe illallâhü vahdehû lâ şerîkeleh leh'ül-mülkü ve leh-ül-hamdü ve hüve âlâ külli şey'in kadîr, Rabbi es'elüke hayre mâ fî hâze'l leyli ve hayre mâ ba'dehû ve eûzü bike min şerri mâ haze'l leyli ve şerri mâba'dehû ve eûzü bike mine'l-kesli ves sûi'l-kibri, Rabbi eûzü bike min fitnetüd dünya ve eûzü bike min azâbin nâri ve azâbil kabri
Rabbenâ âtina fid'dunyâ haseneten ve fil'âhirati haseneten ve kınâ azâbennâr. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Rabbenâğfirlî ve li-vâlideyye ve lil-Mu'minine yevme yekûmu'l hisâb. Birahmetike yâ Erhamerrahimîn.
Bismillahirrahmanirrahim
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillahirrahmânirrahîm
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
HADiSLERDEKi SABAH ZiKiRLERi
"Esbahna ve esbahal mülkü lillah, velhamdülillah, la ilahe illallahü vahdehu la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir. Rabbi inni es'elüke hayra ma fi hazihil yevmi ve hayra ma ba'deh, ve euzü bike min şerri ma fi hazihil yevmi ve şerri ma ba'deh. Rabbi euzü bike minel keseli ve suil kiber. Rabbi euzü bike min azabin fin nari ve azabin fil kabr." (Müslim)
..............................
"Allahümme bike esbahna ve bike emseyna ve bike nahya ve bike nemutü ve ileykennüşur." (Tirmizi)
.............................
"Allahümme ente Rabbi la ilahe illa ent, halakteni ve ene abdüke ve ene ala ahdike ve va'dike mesteta't. Euzü bike min şerri ma sana't. Ebu'u leke bi ni'metike aleyye ve ebu'ü bi zenbi fağfir li, fe innehu la yağfiruz zünube illa ent." (Buhari)
.............................
"Allahümme inni esbahtü üşhidüke ve üşhidü hamalete arşike ve melaiketeke ve cemia halkıke enneke entellahü la ilahe illa ente vahdeke la şerike lek ve enne muhammeden abdüke ve resulük." (Ebu Davud)
............................
"Allahümme ma esbaha bi min ni'metin ev bi ehadin min halkıke fe minke vahdeke la şerike lek, fe lekel hamdü ve lekeş şükr." (Ebu Davud)
............................
"Allahümme afini fi bedeni. Allahümme afini fi sem'i. Allahümme afini fi besari. La ilahe illa ent. Allahümme inni euzü bike minel küfri vel fakr. Ve euzü bike min azabil kabri. La ilahe illa ent." (Ahmed b. Hanbel)
............................
"Allahümme inni euzü bike minel hemmi vel hazen. Ve euzü bike minel aczi vel kesel. Ve euzü bike minel cübni vel buhl. Ve euzü bike min ğalebetid deyni ve kahrir rical." (Ebu Davud)
...........................
"Hasbiyallahü la ilahe illa hü, aleyhi tevekkeltü ve hüve rabbül arşil azim." (İbnü's-Sünni)
............................
"Allahümme inni es'elükel afiyete fid dünya vel ahırah. Allahümme inni es'elükel afve vel afiyete fi dini ve dünyaye ve ehli ve mali. Allahümmestür avrati ve amin rav'ati. Allahümmahfazni min beyni yedeyye ve min halfi ve an yemini ve an şimali ve min fevki. Ve euzü bi azametike en uğtale min tahti." (Ebu Davud)
.............................
"Allahümme fatıras semavati vel ardı, alimel ğaybi veş şehadeti, rabbe külli şey'in ve melikeh. Eşhedü en la ilahe illa ent. Euzü bike min şerri nefsi ve şerraş şeytani ve şirkih. Ve en aktarife ala nefsi suen ev ecürrahü ila müslim." (Tirmizi)
............................
"Bismillahillezi la yedurru measmihi şey'ün fil erdı ve la fis sema' ve hüves semiul alim." (İbn Mace)
.............................
"Radıtü billahi Rabben ve bil İslami dinen ve bi Muhammedin sallallahu aleyhi ve selleme nebiyya." (Ahmed b. Hanbel)
.............................
"Ya Hayyu ya Kayyum, bi rahmetike esteğis, aslih li şe'ni küllüh, ve la tekilni ila nefsi tarfete ayn." (Tirmizi)
.............................
"Esbahna ve esbahal mülkü lillahi rabbil alemin. Allahümme inni es'elüke hayra hazel yevmi, fethahu ve nasrahu ve nurahu ve beraketehu ve hudah. Ve euzü bike min şerri ma fihi ve şerri ma ba'dah." (Ebu Davud)
..............................
"Esbahna ala fıtratil İslam, ve ala kelimetil ihlas, ve ala dini nebiyyina Muhammedin sallallahu aleyhi ve sellem, ve ala milleti ebina İbrahime hanifem müslimem ve ma kane minel müşrikin." (Ahmed b. Hanbel)
..............................
"Allahümme inni es'elüke ilmen nafia, ve rızkan tayyiben vesian, ve amelen mütekabbel." (İbn Mace)
..............................
"Allahümme salli ve sellim ala nebiyyina Muhammed." (Taberani)
..............................
"Estağfirullah ve etübü ileyh." (Buhari)
.............................
"Sübhanallahi ve bihamdihi, adede halkıhi ve rıda nefsihi ve zinete arşihi ve midade kelimatih." (Müslim)
............................
"Sübhanallahi ve bihamdihi." (Müslim)
...........................
"La ilahe illallahu vahdehu la şerike leh, lehül mülkü ve lehül hamdü ve hüve ala külli şey'in kadir." (Ebu Davud)
-------------------------------------------------------------
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim
Hasbünallahivenimelvekil
Hasbünallahivenimelvekil
Hasbünallahivenimelvekil
Hasbünallahivenimelvekil
Ni’mel Mevla ve ni’me’n nasîr, ğufrâneke rabbenâ ve ileykel masîr
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn
Ve mekerû ve mekarallâhu, vallâhu hayrul mâkirîn
ihlas Suresi
Bismillâhirrahmanirrahim
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Bismillâhirrahmanirrahim
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Bismillâhirrahmanirrahim
Hüvellâhü ehad. Allâhussamed. Lem yelid ve lem yûled. Ve lem yekün lehû küfüven ehad.
Fatiha Suresi
Euzübillahimineşşeytanirracim
Bismillâhirrahmanirrahim
Elhamdu lillâhi rabbil’alemin. Errahmânir’rahim. Mâliki yevmiddin. İyyâke na’budu ve iyyâke neste’în, İhdinessırâtel mustakîm. Sırâtellezine en’amte aleyhim ğayrilmağdûbi aleyhim ve leddâllîn.
Felak Suresi
Bismillahirrahmanirrahim
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillahirrahmanirrahim
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Bismillahirrahmanirrahim
Eûzü birabbilfelak. Min şerri mâ halak. Ve min şerri ğâsikin izâ vekab. Ve min şerrinneffâsâti fil’ukad. Ve min şerri hâsidin izâ hased.
Nas Suresi
Bismillahirrahmânirrahîm
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Bismillahirrahmânirrahîm
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Bismillahirrahmânirrahîm
Eûzü birabbinnâs. Melikinnâs. İlâhinnâs.Min şerrilvesvâsilhannâs. Ellezî yüvesvisü fî sudûrinnâsi, Minelcinneti vennâs.
Ayetel Kürsi
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
Bismillahirrahmânirrahîm
Allâhü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm, lâ te'huzühu sinetün velâ nevm, lehu mâ fissemâvâti ve ma fil'ard, men zellezi yeşfeu indehu illâ bi'iznih, ya'lemü mâ beyne eydiyhim vemâ halfehüm, velâ yu-hîtûne bi'şey'im min ilmihî illâ bima şâe vesia kürsiyyühüssemâvâti vel'ard, velâ yeûdühû hıfzuhümâ ve hüvel aliyyül azim.
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.
La Havle Vela Kuvvete İlla Billahil Aliyyil'Aziym.
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag,
Euzü bi kelimatillahit-taammati min şerri ma halag.
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim,
Bismillahillezi lâ yedzurru maasmihi şeyün fil erdzi velâ fissemâi ve hüvessemiulalim.
Calligraphy Hat Yazili Tezhibli Dini Konu Resimleri Bedava indir Free V120620262102
Calligraphy,Allah,Muhammed,Resim,dini,islam,islamic,religiöse,hatyazisi,diniresim,Hat,Hatsanatı,hatyazısı,tezhib,golden,Altın,Altın Çerçeveli,golden frames,cadres,KelimeiTevhid;Besmele,Salavat,Elhamdülillah,RamadanMübarek,
ALLAH
BAYRAK
Radyo Karoglan
Foruma Misafir Olarak Gir
Forumda Neler Var
GALATASARAY
FENERBAHÇE
BEŞiKTAŞ
TRABZONSPOR
MiLLi TAKIM
ETKiNLiKLERiMiZ
MEVLANA'DAN

