MUHAMMED
Muhammed

BAYRAK
TC.Bayrak

Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üye: 7
» En Son Üye: Fatma
» Toplam Konular: 650
» Toplam Yorumlar: 991

Ayrıntılı İstatistikler

DOWNLOADEN


"Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri, E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz"
(Raşit Tunca)




AYET
"Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır"
ENBİYA Suresi 105

FELSEFEMiZ
"iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR,
Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir.
islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip,
Onunla Yaşayabilmekdir"

(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

Raşit Tunca Sözü
"Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun."
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ
"Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır."
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)


Muhammed sallallahu aleyhi ve sellem V110720252035

   

   

   

   

   

Muhammed Yazılı Dini Grafik,Muhammed Yazılı,Muhammed,button, shiny, glossy, web, vector, set, collection, design, colorful, shine, glass, sign, icon, push, gradient, reflection, blank, empty, design, label, round, curve, circle, symbol, glossy,Dini Grafik,Muhammed Lafzi,Muhammed,Muhammed,Calligraphy,islam,islami,Religiöse,Muhammed Yazılı Dini Grafik,Muhammed Yazılı,Muhammed,button, shiny, glossy, web, vector, set, collection, design, colorful, shine, glass, sign, icon, push, gradient, reflection, blank, empty, design, label, round, carve, circle, symbol, glossy,Dini Grafik,Muhammed Lafzi,Muhammed,Muhammed,Calligraphy,islam,islami,Religiöse,Muhammed Yazılı,Muhammed,Calligraphy,Muhammed Yazılı Web Button,Muhammed Yazılı Web dügme,Muhammed Yazılı PNG Logo,Glossy Web Button, Button, Web Button, Glossy Button, Orbs Button, Badge, Orbs, Dügme, Web dügme,Silver Glossy Web Button,Silver,Gümüş Renkli Button,Gümüş Renkli,Parlak Metalic Button,
DEVAMINA BAK
PNG Renkli Glossy Web Button V150720250944 Serisi

   

   

   

   

   

Glossy Web Button, Button, Web Button, Glossy Button, Orbs Button, Badge, Orbs, Dügme, Web dügme,Silver Glossy Web Button,Silver,Gümüş Renkli Button,Gümüş Renkli,Parlak Metalic Button,Glossy Silver Web Button,Silver, Silver web button, Silver Button, Glossy Button, Glossy Web Button, Parlak Web Dügmesi, Web Dügmesi,Glossy Golden Web Button,Golden,Golden web button,Golden Button,Glossy Button,Glossy Web Button,Parlak Web Dügmesi,Web Dügmesi
DEVAMINA BAK
PNG Glossy Web Button V150720250845 Serisi

   

   

   

   

   

Glossy Web Button, Button, Web Button, Glossy Button, Orbs Button, Badge, Orbs, Dügme, Web dügme,Silver Glossy Web Button,Silver,Gümüş Renkli Button,Gümüş Renkli,Parlak Metalic Button,Glossy Silver Web Button,Silver, Silver web button, Silver Button, Glossy Button, Glossy Web Button, Parlak Web Dügmesi, Web Dügmesi,Glossy Golden Web Button,Golden,Golden web button,Golden Button,Glossy Button,Glossy Web Button,Parlak Web Dügmesi,Web Dügmes
DEVAMINA BAK
   

Nefsi Emmare Bissüi Nedir? Günahdan Zevk Alan ve Kötülüğü Emreden Nefis Nedir?

Öncelikle Nefis demek, Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü, şoför Manasındadır. Bu Motor ve araba yaptıklarından hesaba çekilcek olduğu için, onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptırılabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek gekekir. Burada islamın şartları olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atına, yani motoruna gem vurmayı, veyahut arabasında, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile yemek helal olan birşeye gem vurulur. Daha sonra cima ya (Cinsel birleşmeye) gem vurulur, yani frene basması öğenilir. Bunu öğrenince, artık insan islamın haram ve yasak dediği durumlarda, frene basıp nefis atının gemini çekerek, gerektiğinde onu durdurur.  Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiyet ehli olur.

---oOo---

Tasavvufta Nefs-i Emmare
Nefs-i emmare, tasavvufta insanın en düşük ve kontrolsüz nefs mertebesidir. Bu seviyedeki nefs, kötülüğe ve günaha meyillidir, sürekli şehvet, öfke, bencillik ve dünyevi arzuların peşinden gider. Kur'an'da bu duruma işaret eden bir ayet şöyledir:
"Çünkü nefis aşırı şekilde kötülüğü emreder." (Yusuf Suresi, 12:53)
Özellikleri:

  1. Kötülüğe Yönlendirir: Kişiyi haramlara, isyana ve bencil tutkulara sürükler.
  2. Allah'ın Emirlerine Karşıdır: Nefs-i emmare, ibadetlerden uzak durmaya, dinî kuralları hafife almaya teşvik eder.
  3. Daima Tatmin İster: Doyumsuzdur; makam, mal, şehvet gibi geçici hevesler peşinde koşturur.
  4. Pişmanlık Duygusu Zayıftır: Yaptığı hatalardan dolayı içten bir tövbe hissetmez.
Nefs-i Emmareden Kurtulma Yolları:
  • Tevbe ve Zikir: Sürekli tövbe ederek Allah'ı anmak (zikir), nefsin arzularını zayıflatır.
  • Riyazet ve Mücahede: Nefsi dizginlemek için oruç, az uyku, az yemek gibi disiplinler uygulamak.
  • Şeyh veya Mürşid Terbiyesi: Tasavvuf yolunda bir rehberle nefsi terbiye etmek.
  • İbadet ve İlim: Düzenli namaz, Kur'an okumak ve dinî ilimlerle nefsi eğitmek.
Diğer Nefs Mertebeleri:
  1. Nefs-i Levvame (Kendini kınayan nefs)
  2. Nefs-i Mülhime (İlhama açık nefs)
  3. Nefs-i Mutmainne (Huzura ermiş nefs)
    … ve daha yüksek mertebeler.

Nefs-i emmare, insanın manevi yolculuğundaki ilk ve en tehlikeli basamaktır. Sufiler, onu terbiye ederek "nefs-i mutmainne" mertebesine ulaşmayı hedefler.

Nefsi Emmare Bissüi Nedir? Günahdan Zevk Alan ve Kötülüğü Emreden Nefis Nedir? Denilince :

(Yaptığının Yanlış Olduğunun Farkına Varamayıpta, Hata, Yanlış ve Günahlardan Tad ve Zevk Amaya Başlayan Nefs)

istilahi mana ile kötülüğü emreden nefis demekdir. ve kötülük ise nefsin hoşuna giden (zina kumar çalmak çirpmak fazlaca yemek israf,içki,..) gibi haram ve yasak olan işlerdir. ve bu ameller işlendikce, nefis ati bunlarla beslenen bir at ve araba olur, yani o arabanin benzini, ya iyilikle doludur ve iyilikle hareket edip çalişir, yahut kötülük ile doldudur ve kötülük enerjsi ile çalişir. ve haramlar işlendikce insan, cehennem çukuruna müstehak olur. ve siyah ve kötü enerji, yikici yok edici bir kuvve kazanir. Eger terbiyet olursa, beyaz ve renkli enerji kazanir. ve renklerine göre de onun kuvvesi belli olur. ve her rengin bir melek grubu vardir, ve o rengin haline bürününce, o grubun melekleri ona yardım ederler. Emmare bissüi nefis, petrol mesabesindedir veya carbon elementini temsil eder, veya yanici kömür ve cinsi nevisi, ve en alt seviye ölü nefisdir, artik onun yeniden dirilmesi, mümkün değildir dersek yani, Allah kiyametten sonra, haşrda onu yeniden halkeder ancak, dünyada ise onun carbon haline dönmüş olmasi, tekrar bitki olup yeşeremeyecegini," fedhuli fi ibadi " derecesine varip ve tekrar insan bedenine girip hizmet edeyemeciğni belli eder. amma petrol ve kömür carbon cinsi olup Allah onlari sadece cehennemlik olarak halketmişdir, ve onlar cehennemden çikip kurtulamazlar, sonlari ikisininde yanmakdir. şayet onlardan firavun gibi, sonradan akillanipda iman ettim diyenler olursa, onlar hem zehirli, hem dibe çökücü, hem de dibe çöktürücü olan civa durmunda olurlar. bir üst, ondan daha hafif, ve dünyamizin üst kismlarinda hayat bulan madenler ve yani mesela demir gibi, veya bakir ve benzeri agir metaller halindedir. ve insan, nefis atina gem vurmasini ögrenip, ve dur denilen trafikde, durup. bekle denilen yerde. bekleyip. geç denilen yerdede, durmadan hemen geçer ise, yani ayni trafik kurallari gibi, nefsin de kurallari vardir, ve islamin emirlerine harfiyle uyan kimsenin, nefis ati , kaza yapip ölmez, yahut yaralanmaz, yahut şarampola yuvarlanmaz velhasil kelam.

Nefsi emmareye düşmüş Nefis, Kötü Huyaları ve ahlakı bize öğretip alıştıran, kötü arkadaştır :

Örnekler:

- Yak bir sigara, kederin gitsin!
- Bu gece bizimle kafaları çekmeye var mısın?
- Haydi okey oynamaya gidelim!
- Parasına değil ya, sadece çayına oynuyoruz biz baba...!
- o Bana yamuk yapan Helmut'u ormanda buldum, evire çevire bir gözel onardım, dövdüm olum, kas derler bu pazudakine,...
.....
falan filen işte

---oOo---

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 22 Eylül 2014 Pazartesi

Original Kar©glan
DEVAMINA BAK
   

Nefsi Levvame Nedir? Pişman Olan Nefis Nedir? Kendini Levm Eden Nefsin Makamı Nedir?

Öncelikle Nefis demek, Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü, şoför Manasındadır. Bu Motor ve araba yaptıklarından hesaba çekilcek olduğu için, onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptırılabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek gekekir. Burada islamın şartları olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atına, yani motoruna gem vurmayı, veyahut arabasında, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile yemek helal olan birşeye gem vurulur. Daha sonra cima ya (Cinsel birleşmeye) gem vurulur, yani frene basması öğenilir. Bunu öğrenince, artık insan islamın haram ve yasak dediği durumlarda, frene basıp nefis atının gemini çekerek, gerektiğinde onu durdurur.  Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiyet ehli olur.

---oOo---

Nefs-i Levvame (Kendini Kınayan Nefs) Nedir?
Nefs-i levvame, tasavvufta nefsin ikinci mertebesidir ve "kendini kınayan nefs" anlamına gelir. Bu aşamada kişi, yaptığı hataların farkına varır, iç hesaplaşma yapar ve günahlarından dolayı pişmanlık duyar. Kur'an'da bu duruma şöyle işaret edilir:
"Kıyamet gününe kadar kendini kınayan nefse yemin ederim." (Kıyâme Suresi, 75:2)
Özellikleri:

  1. Vicdan Muhasebesi Yapar: Kişi, günahlarını ve hatalarını fark ederek kendini eleştirir.
  2. Pişmanlık Duyar: İşlediği kötülüklerden dolayı içinde bir sıkıntı hisseder ve tövbe etme arzusu taşır.
  3. İyilik-Kötülük Çatışması Yaşar: Nefs-i emmarenin kötü telkinleriyle mücadele eder, ancak bazen yenik düşebilir.
  4. Allah’ın Gazabından Korkar: Yaptığı yanlışların karşılığından endişe duyar.
Nefs-i Levvame’den Kurtulma ve Yükselme Yolları:
  • Tövbe ve İstiğfar: Hatalardan sonra samimi bir şekilde tövbe etmek.
  • Salih Ameller: İbadetlere devam ederek nefsi terbiye etmek.
  • Sabır ve Şükür: Nefsin isteklerine direnmek ve Allah’ın nimetlerine şükretmek.
  • Zikir ve Tefekkür: Allah’ı anarak kalbi kötü düşüncelerden arındırmak.
Nefs-i Levvame’nin Önemi:
Bu mertebe, nefsin terbiye sürecinde bir dönüm noktasıdır. Kişi burada:
  • Kendini tanır,
  • Hatalarından ders alır,
  • Manen yükselmek için çaba gösterir.
Eğer bu aşamada nefs dizginlenirse, bir sonraki mertebe olan nefs-i mülhimeye (ilham alan nefs) geçiş başlar.
Örnek:
Bir kimse öfkeyle birine kırıcı sözler söyledikten sonra, "Keşke kendimi kontrol etseydim" diyerek pişmanlık duyarsa, bu nefs-i levvame halidir.

Nefsi Levvame Nedir? Pişman Olan Nefis Nedir? Kendini Levm Eden Nefsin Makamı Nedir?

(Yaptığının Yanlış Olduğunun Farkına Varıpta Kendini Levm Eden Nefs)

ikinci Nefis makami Nefsi Levvame olup, levmedici nefis yani, yaptiği bir yalnişin ardina, kendini levmedip „tüüüh keşke yapmasaydim, yalniş birşey yaptim ben“ diyebilen nefis derecesidir.
Bu dereceye ulaşan nefisin, vicdan melekesi çalişir haldedir ve vicdan denen meleke ona hep yalnişlarinin ziddi olan iyi ile, yaptiği fiili mukayese etmesini sağlar, ve bu yalniş, bu doğru diye bir kiyas yapma halini kazanir. Ve yalnişlar: Amma Allahin kitabinda bildirilen haram ve yasaklar olsun, amma bulunduğu toplumun kurallari olsun, bu kurallara uymamak hepsi yalniş şeylerdir. Ve şeriat sadece islamin bildirdiği kurallar olmayip, insanliğin hayri için olan kurallarda buna girer. Ve bir toplumun kerih gördüğü şeylerde bu kurallardandir, hak gözlüğü ile bakinca, şeriata aykiri olmayan hususlardada, onlara uymak, şeriata uymakdir. Hal böyle olunca trafik kurallari, her ne kadar kuranda geçmesede, ehliyet alcak olana, önce kurallar ögretilir: ilk baştda durmak ve geçmek vardir, ve birde beklemek, en basit kurallar. Ondan sonra stop levhasi gelir, illa durulmasi gereken yer, yani ister gelen, olsun ister gelen olmasin, buraya varinca durmak mecburdur demek. Yani cümle sonuna nokta koyma kurali gibi. Işde levmedici nefsin vicdan melekeleri çalişir, ve insan vicdaninin sesini duyabilcek safiyete ulaşinca, yani sağdaki meleğin sesini duyar hale gelince, belki herzman doğru olanlari yapamaz amma, işde en azindan yalniş yaptiğini bilir ve özür dilemesi gerektiğini bilir. Her ne kadar, bir adami dövdükten sonra özür dilerim demek, ne abes işsede, o adama“ ben kendimde değildim, bilmeden oldu, kendimi kaybettim, şuurumu kaybetmişim, o yüzden bunu yaptim“ derse cezasinda hafifletici sebeblerden dolayi düşme olur yani. ve işde Hz Adem olmanin ilk basamaği, yalniş yapan, Hz Adem ile Havva en aşağiya dünyaya indirilince „Esteuzuibillah legad halaknel insane fi ahseni takvim.Sümme redednahü esfele safilin.“ Ayetinin hükmü gereği dünyaya indirilen Hz Adem ve Havva, dünyada yaptiklarindan pişman oldular. cünkü cennetde herşey hazir, ellerinin ayaklarinin önündeyken, dünyada ise, yemek için gayret, icmek için gayret, giymek için gayret etmeleri gerektiğini anladilarki, biz yalniş yapmişiz, ve kolaylik yerine zorluğu seçmişiz deyip ve pişman olup tövbe ettiler. Ve hata yapinca başa gelen belanin birisi olan, birde eşinden ayri düşme belasi üzerlerinden kalkdi, ve arafat denilen dağda buluştular. Ağlayip Tövbe edip Yaradandan özür dilediler. Amma artik dönülmeyen yola girilmişdi, artik o cennete tekrar ulaşmak için, bütün katlari geçmek gerekiyordu, ve aklari karasindan seçmek gerekiyordu. Ve böylece insanoğlu vicdanin sesini duyunca adem ve havva olur yani insan olur, şeytan ve ordusu olmakdan kurtulur.cehhennem ehli olmakdan kurtulur.Ve bu dereceyi kaybetmek ve emmare nefis derecesine yeniden düşmek tehlikesi vardir. ne zaman vicdanin sesi duyulmaz oldu, kalp karardi ve ince sesleri, yani meleklerin seslerini işitmez oldu, o zaman yine „emmare bissüi nefs“e düşdü demekdir. Yani Yaptiği hatadan dönmiyen tövbe etmiyen hatasindan pişman olmiyan nefs, meleklerihin ve vicdaninin sesini duyamayan nefis derecesine.


---oOo---

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 22 Eylül 2014 Pazartesi

Original Kar©glan
DEVAMINA BAK
   

Nefs-i Mülhime Nedir? Meleklerden ilham Alıpda Hatalarından Ders Alan Nefsin Makamı Nedir?

Öncelikle Nefis demek, Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü, şoför Manasındadır. Bu Motor ve araba yaptıklarından hesaba çekilcek olduğu için, onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptırılabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek gekekir. Burada islamın şartları olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atına, yani motoruna gem vurmayı, veyahut arabasında, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile yemek helal olan birşeye gem vurulur. Daha sonra cima ya (Cinsel birleşmeye) gem vurulur, yani frene basması öğenilir. Bunu öğrenince, artık insan islamın haram ve yasak dediği durumlarda, frene basıp nefis atının gemini çekerek, gerektiğinde onu durdurur.  Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiyet ehli olur.

---oOo---

Nefs-i Mülhime (İlhama Açık Nefs) Nedir?
Nefs-i mülhime, tasavvufta nefsin üçüncü mertebesidir ve "ilham alan nefs" anlamına gelir. Bu aşamada kişi, kötülüklerden arınmaya başlar ve kalbine ilham, hikmet ve manevi farkındalık gelir. Kur’an’da bu duruma işaret eden ayet şöyledir:
"Nefse ve ona birtakım kabiliyetler verene, sonra da ona iyilik ve kötülükleri ilham edene yemin ederim ki, nefsini kötülüklerden arındıran kurtuluşa ermiştir." (Şems Suresi, 91:7-9)
Özellikleri:

  1. İlham ve İç Huzuru: Allah’tan gelen iyilik ve hikmet ilhamları kalbe yerleşir.
  2. Kötülüklerden Uzaklaşma: Nefs-i emmarenin ve levvamenin olumsuz etkileri azalır; kişi günahlardan daha kolay sakınır.
  3. Manevi Keşifler Başlar: Basiret (kalp gözü) açılır, hakikatlere dair içsel sezgiler gelişir.
  4. İbadetlerde Derinlik: Namaz, zikir ve diğer ibadetler daha huşû içinde yapılır.
Bu Mertebeye Nasıl Ulaşılır?
  • Nefs-i Levvameyi Terbiye: Sürekli tövbe, sabır ve mücadeleyle nefsin kınayan halini aşmak.
  • Zikir ve Rabıta: Allah’ın isimlerini anmak ve manevi bir rehberle (mürşid) bağ kurmak.
  • Riyazet ve Azimet: Nefsi disipline sokacak oruç, teheccüd, halvet gibi uygulamalar.
  • İlim ve Tefekkür: Dinî bilgilerle aklı, tefekkürle kalbi beslemek.
Nefs-i Mülhime’nin Sonraki Aşaması:
Bu mertebe, nefs-i mutmainne (huzura ermiş nefs) yolunda bir köprüdür. Kişi burada:
  • Fani dünyanın aldatıcılığını daha iyi görür,
  • Allah’a yakınlaşma arzusu artar,
  • Riya, kibir gibi gizli hastalıklarla yüzleşir.
Örnek:
Bir mümin, geçmişte günahlara dalarken artık içinde güçlü bir vicdan muhasebesi hisseder ve namazda huşû buluyorsa, bu nefs-i mülhime alametidir.
Not: Bu mertebede şeytanın hileleri (gurur, kendini beğenme gibi) artabileceğinden, istikamet için mürşid gereklidir.

Nefs-i Mülhime Nedir? Meleklerden ilham Alıpda Hatalarından Ders Alan Nefsin Makamı Nedir?
Yani kendisine ilham gelen nefis, Nefsi Mülhime

Mürid yani hak yoluna giren salik sofi , artik levvame nefisden de öteye geçip, eğer o yaptiği hatalardan ders alip, levmettiği bir fiili ikinci defa yapmak durmunda kaldiğinda, önceki yaptiği hatadan ders alipda, o hatayi yapmaz ise, artik mülhime makamina çikmiş olur. Ve artik bu makamdaki bir nefis, vicdan meleklerinin komutani olan, bir üst melekler grubunun sesini duymaya başlar. Ve ona, hep yapcaği her fiilde amelinde, hatalarindan dolayi almiş oldugu yaralari gösterip, bak bunu yapmazsan, bu yarayi almazsin diye tenbih ederler. Ve hal böyle olunca mesela haramlar bellidir amma, haram veya mekruh veya helal oldugu belli olmayan şüheli olan bir fiil yapildiğinda, veya yemesi harammi helalmi oldugu şüpheli olan bir yiyecegi yiyince, o gün namazlar ağir gelmeye başlar.ve vücuda kafir asker girince, derki ona” yatsiyi kilmada yat, sabahi kalkinca kilarsin” diye tenbih eder. ve derki o vicdanin komutani olan melek bak bu şüpheliyi yedin, ve o yüzden senin icndeki melekler ordusunun, namaz kilacak takadi kalmadi, ve sana yatsiyi kilmadan yat derler, sabah kalkma derler. ve sen birdaha bu şüheli şeyden uzak durursan, bu duruma düşmezsin derler. ve o salikde onlarin sözünü dinler, ve o şüpheli olan şeyden, veya amelden, veya fiilden uzak olurlarsa, artik mülhime onda karar kilar, ve dahada yukari yükselir hale gelir. Artik O Mürid yani sofi , o müridi terbiyet ve irşad eden zaatin, Allahin ve meleklerinin ve hizirin yardimi ile oluşturduğu bazi imtihan meviklerine sevkedilir. Bunun misali de: biz elektrik teknisyenliği okurken öğretmen imtihan etmek için, bir elektrik aksami yani, mesela sps sistemi veya, bir elektrik aksami dogru şekilde baglanilir. ve öğreten hoca gelir , ve sen dişari çikarsin veyahut sana göstermeden, o aksamin gidişatini değiştirir, ve mesela bir kabloyu yalniş takar, veya bir kabloyu tamamen cikarir, veya bir rele açik olcaksa kapali hale geitirir, gibi bir bilerek yapilan bağlanti hatasi oluşturur. ve ögretilen ögrenci daha sonra bu hatayi arayip bulmak ile imtihan olur. İşde şeyh de müridine , veyahut bir şeyhe bagli olmayan fakat hak yolsucusu olan birine işde HIZIR aleyshisselamin oluşturduğu, bilerek yapilan aksam değişikligi ile imtihan edilir. Ve eğer o salik ve mürid, o aksamin doğrusunu, önceki yaptiği hatadan ders alipda biliyor idiyse, o zaman o hatayi bilir, ve o imtihandan hataya düşmeden kurtulur, veya hata yerine doğrusunu yaparak hatasiz çikar. Eğer hatalardindan ders almasini bilmiyorsa, geçmişini gözden geçiremiyor ise, Peygamberin “ölmeden önce kendinizi hesaba çekin” hadisini anlayip yaşamiyorsa, ve vicdaninin komutani olan melekerin sesini duymaz olduysa bu sefer tekrar levvame nefise, aşaği düşer.

---oOo---

Başımdan Geçen Şu Veciz Hatıra ile Bu Konuyu Daha iyi Anlamanıza Yardımcı Olacağım :

Zararın Neresinden Dönersen Kardır

Karoglan Raşit Tunca 1994 veya 1995 senesi Avusturya Waidhofen Thaya Hatırası

1994 veya 1995 Seneleri olcak Avusturya nin Gmünd ili Schrems Belediyesinde oturuyorum. Waidhofende yaklasik 20-22km uzakta bir firmaya iş başvurusu ıçın yola çıktım arabayla iki kilometre gittim icimden bir ses Zararın Neresinden Dönersen Kardır diyor bende düşündüm zaten yola ciktik yolunda bir kismini gittik bunun eger benzinden tasarufu olcaksa zaten benzin gitti kar neresinde diye yola devam ettim.
sonra waidhofen kavşagina geldim yine ayni ses Zararın Neresinden Dönersen Kardır diyor dedim artik yolu yariladik bunun karımı kaldı ben gidende iş başvurusu yapan dedim yola devam ettim. sonra waidhofene vardim şehirin icinde Mondo marketi var girende semel cöregi alan diye karşısına parkettim park levhasina dikkat etmemişim girdim 5 dakkada semmel cöregi aldim ciktim arabanin camina polis 300 schling ceza yazmiş ceza kagidini bırakmış gitmiş. kafa DANK DANK etti haaaaaa
Zararın Neresinden Dönersen Kardır ne demek anlayiverdim amma bize gelen o ilhama dikkat etmedik zarar ettik. sonra gittim iş başvurusunu yaptim he hüm dediler aldilar başvurumu ne aradilar ne sordular velhasil kelam rabbim melekeleri ile bize ilham etti Zararın Neresinden Dönersen Kardır buyurdu amma biz daha o zamanlar toy bir delikanlıyız kaala almadık ve sonunda 300 schling zarara ugrayanlar olduk velhasil siz siz olun eger şeriata aykiri olmayan bir ilham size gelirse ve derseki Zararın Neresinden Dönersen Kardır hemen orada yoldan dönün evet Zararın Neresinden Dönersen Kardır .


---oOo---

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20.08.2021 Cuma

Original Kar©glan
DEVAMINA BAK
   

Nefs-i Mutmainne Nedir? Tam Teslimiyet ile iman Eden Nefsin Makamı Nedir?

Öncelikle Nefis demek, Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü, şoför Manasındadır. Bu Motor ve araba yaptıklarından hesaba çekilcek olduğu için, onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptırılabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek gekekir. Burada islamın şartları olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atına, yani motoruna gem vurmayı, veyahut arabasında, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile yemek helal olan birşeye gem vurulur. Daha sonra cima ya (Cinsel birleşmeye) gem vurulur, yani frene basması öğenilir. Bunu öğrenince, artık insan islamın haram ve yasak dediği durumlarda, frene basıp nefis atının gemini çekerek, gerektiğinde onu durdurur.  Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiyet ehli olur.

---oOo---

Nefs-i Mutmainne (Huzura Ermiş Nefs) Nedir?
Nefs-i mutmainne, tasavvufta nefsin en olgun mertebelerinden biridir ve "Allah’a teslim olup huzura eren nefs" anlamına gelir. Bu aşamadaki kişi, dünyevi kaygılardan kurtulmuş, ilahi rızaya tamamen yönelmiş ve içsel bir sükûnete ulaşmıştır. Kur'an'da bu mertebeye şöyle hitap edilir:
"Ey huzura ermiş nefs! Rabbine dön, O’ndan razı, O’nun da senden razı olduğu halde! Artık kullarımın arasına gir, cennetime gir!" (Fecr Suresi, 89:27-30)


Özellikleri:
  1. Tam Teslimiyet: Allah’ın takdirine kayıtsız şartsız rıza gösterir, her durumda "hoşnutluk" (rıza hali) içindedir.
  2. Dünya Bağlarından Kurtulma: Mal, şöhret gibi geçici arzuların esiri olmaz; elindekileri Allah yolunda kullanır.
  3. Sürekli Zikir Hali: Kalp, daima Allah’ı anar; ibadetler şekilcilikten uzak, deruni bir hal alır.
  4. Korku ve Ümit Dengesi: Allah’ın gazabından korkmakla birlikte, rahmetinden ümit kesmez.
  5. Manevi Ferahlık: İçinde sıkıntı, huzursuzluk kalmaz; "kalp rahatlığı" (itminan) hasıl olur.

Bu Mertebeye Nasıl Ulaşılır?
  1. Nefs-i Mülhimeyi Aşmak: İlham alan nefsin ardından, nefsi tamamen Allah’a teslim etmek.
  2. Tevekkül ve Rıza: Her durumda "Allah’tan gelen hoştur" diyebilmek.
  3. Şükür ve Sabır: Nimetlere şükür, belalara sabırla yaklaşmak.
  4. Mürşid Terbiyesi: Bu yüksek mertebe, genellikle bir mürşid-i kâmilin rehberliği olmadan zor ulaşılır bir haldir.
  5. Fenâ Fillah: Benlik duygusunun erimesi ve Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmak.

Nefs-i Mutmainne’nin Alametleri
  • Dünya Metaına İlgisizlik: Mal-mülk sevgisi yerine infak ve paylaşma ağır basar.
  • Ölüm Korkusunun Azalması: Ölüm, "sevgiliye kavuşma" olarak görülür.
  • Gizli ve Açık İbadet Aşkı: Namaz, oruç gibi ibadetler bir yük değil, zevk haline gelir.
  • İnsanlara Karşı Şefkat: Kin, kibir gibi duygular yerine merhamet ve tevazu hâkim olur.
Nefs-i mutmainneden sonra daha yüksek makamlar gelir:
  • Nefs-i Radiye (Razı olmuş nefs)
  • Nefs-i Mardiyye (Razı edilmiş nefs)
  • Nefs-i Safiyye (Arınmış nefs)
Örnek:
Hz. Yusuf’un zindanda sabırla geçirdiği yıllar, Hz. Meryem’in iffetli duruşu veya Ashab-ı Kiram’ın Allah yolunda gösterdikleri teslimiyet, nefs-i mutmainne örneklerindendir.


Uyarı: Bu mertebe, "günahsızlık" değil, nefsin dizginlenip Allah’a yönelmesidir. Kişi hata yapabilir, ancak hemen tövbe eder.

Nefs-i Mutmainne Nedir? Tam Teslimiyet ile iman Eden Nefsin Makamı Nedir? Denilince

Mürid hak yolcusu salik, eğer mülhimeden dahada ileriye geçebilirse, artik ilhamdan öteye geçen nefis,  artik hücreleri ve atomlari ile, yani melekler ile devamli kontakt halindedir. Ve artik atomlarin nedensiz  niçinsiz Allahin emrine itaat halinde olduklarini anlayinca, yani bir ordunun askerleri, ona emredileni yapmakla sorumlu olduklari gibi, komutan hücüm diyorsa hücüm, bekle diyorsa bekle, onlar sadece sürücü kuvvetin emrindeki meleker ordusudur. ve örnegin bir gözlük, onun sahibi onu taktiği müddetçe, numarasi oldugu derece ile göze yardimci olmakla sorumludur, onun, bunun ilerisine geçme veya, gerisine kalma yetkisi yok. bir adim ileride atamaz bir adim geridede kalamaz. İnsanda melekliği öğrenince, onun için artik cennet ümidi, cehennem korkusu bitmişdir . dilerse Allah cennetine koyar, dilerse cehennemine, önemli olan onun rizasidir. Yani emre itat etmek mühim olandir. emre itaat ettikden sonra, onun sahibi onu istediği heryerde kullanabilir. ve Allah adildir ki elbet gözüne takilcak gözlüğü afedesin götünde kiçda tuvalet kağidi olarak kullanmaz, ve gerektiği yerde kullanir. Amma olurki sen gözlük isen gözlüğü silah olarak kullanir,  olurda şifa olarak kullanir olurda süs için kullanir velhasil kelam.  ve gözlük gibi olan için, şayet bir kolu kirilsa ve kolumun birini kirdida neden kirdi? niçin kirdi olamaz ? kirildi ise kirilmişdir ve mehdi dahi bir kolu  yerinden çikikdir, ve nedensizdir onun nedenini hak Teala bilir.
Umumi sebebleri  ve külli sebebler olarak sebebleri vardir. Sebebi kül hak ilmindedir. insanlar ise düşdüm burkuldu gibi sebeblerin  bilir. düşdüm amma neden kirildi? amma neden onu Allah bilir. yani nedensiz niçinsiz imana  mutmain iman denilir. yani Rabbine tam teslimiyet ile teslim olmuş ölü yikaciyinin elindeki ölü gibi, neyanna çevirirse oyanna döner, itiraz edebilcek bir cani olmayan, ruh halindeki insan yani.


---oOo---

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20.08.2021 Cuma

Original Kar©glan
DEVAMINA BAK
   

Nefs-i Raziye Nedir? Pişmanliklari Olmayan Nefsin Makamı Nedir?

Öncelikle Nefis demek, Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü, şoför Manasındadır. Bu Motor ve araba yaptıklarından hesaba çekilcek olduğu için, onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptırılabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek gekekir. Burada islamın şartları olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atına, yani motoruna gem vurmayı, veyahut arabasında, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile yemek helal olan birşeye gem vurulur. Daha sonra cima ya (Cinsel birleşmeye) gem vurulur, yani frene basması öğenilir. Bunu öğrenince, artık insan islamın haram ve yasak dediği durumlarda, frene basıp nefis atının gemini çekerek, gerektiğinde onu durdurur.  Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiyet ehli olur.

---oOo---

Nefs-i Radiye (Razı Olmuş Nefs) Nedir?
Nefs-i radiye, tasavvufta nefsin mutmainne mertebesinden sonra gelen daha yüksek bir makamdır. Bu aşamada kişi, Allah'ın her türlü takdirine tam anlamıyla razı olmuş, ilahi hükümleri içtenlikle benimsemiş ve kaderine şükürle yaklaşan bir hale ulaşmıştır.
? Kur'an'da İşaret Edilen Ayet:
"Ey mutmain nefs! Rabbine dön, O’ndan razı, O’nun da senden razı olduğu halde!" *(Fecr Suresi, 89:27-28)*
(Bu ayet, nefs-i mutmainne ve radiye arasındaki geçişe de işaret eder.)


? Nefs-i Radiye'nin Özellikleri:

  1. Kesin Teslimiyet (Taslim):
    • Artık "Niye bu başıma geldi?" sorusu kalmaz.
    • Musibetlerde bile "Rabbim bunu bana hayırlı kıldı" inancı yerleşir.
  2. Tam Bir Rıza Hali:
    • Allah’ın verdiği her şey (nimet, imtihan, mahrumiyet) kayıtsız şartsız kabul edilir.
    • Hz. Yakub’un (a.s.) "Güzel sabır" (sabr-ı cemil) tavrı bu mertebenin örneğidir.
  3. İbadetlerde Derinlik:
    • Namaz, zikir gibi ameller sadece bir görev değil, aşk ve şevk ile yapılır.
    • İbadetlerde riya (gösteriş) endişesi kalmaz.
  4. Dünyaya Karşı İlgisizlik:
    • Mal, makam gibi geçici şeyler hiçbir zaman kalbi meşgul etmez.
    • "Elindekini verir, olmayana üzülmez" hali oluşur.
  5. Allah’ın Rızasını Aramak:
    • İnsanların övgü/yergisi önemsizleşir, sadece Allah’ın hoşnutluğu hedeflenir.

?️ Nefs-i Radiye’ye Nasıl Ulaşılır?

  1. Nefs-i Mutmainneyi Tam Olgunlaştırmak:
    • Önce nefsin huzura ermesi (mutmainne) gerekir.
  2. Kaderin Sırlarını Anlamak:
    • Her olayın ardında bir hikmet olduğunu idrak etmek.
  3. Şükür ve Sabır Dengesi:
    • Nimete şükür, belaya sabırla yaklaşmak.
  4. Mürşid Terbiyesi:
    • Bu mertebe, çoğunlukla bir mürşid-i kâmilin rehberliğiyle kazanılır.
  5. Fenâ ve Bekâ Süreci:
    • Kişinin benliği (ene) erir, Allah’ın iradesiyle hareket eder.

? Nefs-i Radiye’den Sonraki Makamlar:
  • Nefs-i Mardiyye (Allah’ın razı olduğu nefs)
  • Nefs-i Safiyye (Tertemiz nefs)
(Bu makamlar, "insan-ı kâmil" olma yolundaki son basamaklardır.)


? Önemli Uyarı:
  • "Razı olmak" pasiflik değildir! Kişi elinden geleni yapar, sonucu Allah’a bırakır.
  • Günah işlemeye devam etmez! Bu mertebedeki bir kul, artık bilerek günaha düşmez.
Örnek:
  • Hz. Ebu Bekir’in (r.a.) "Allah bana yeter, O ne güzel vekildir" (Hasbiyallahu ve ni’mel vekîl) sözü, nefs-i radiye halinin zirve örneğidir.



Nefs-i Raziye Nedir? Pişmanliklari Olmayan Nefsin Makamı Nedir? Denilince

Nefsi Mutmainneden daha yüksek makama çikarsa bir nefis, artik  Rabbinin onun için yazdiği, kaderinde yaşadiği hiçbirşeyin tesadüfen  değil, bilinçli bir kader çizimi olduğu, ve her yaşananin bir sebebinin  olduğunu anlamaya başlar.    Hani Hz Musa ile Hz HIZIR yolculuk ederlerken    Musa HIZIRIN Gemiyi deldiğini görünce, ona razi gelmedi, ve dedi  bu gemiyi niye deliyon dedi, bak bunlar bizi gemiye aldi zaten fakirler  falan filan,    HIZIR dedi bir canin gitti, sana bana karişma dedim dedi,    sonra ikinci olay HIZIR çocuğu öldürdü, hemen itiraz etdi Bu  çocuk günahsiz sabi dedi, sen bunu niye öldürüyon, hadi büyük günah  işlemiş suçlu biri olsa, neyse dedi.    Hizir dedi ikinci caninda gitdi, sana bana karişma dedim dedi,    Ve üçüncü olay oldu bir köye gitdiler, o köylü onlara iltifat  etmedi, yiyecek ekmek dahi vermediler, fakat Hz. HIZIR yikilmak üzere  bir duvar gördü, ve o duvari ustalik edip yeniden yapip düzeltti.    yine musaya ters, bunlar iyi insanlar degil dedi, sen niye  bunlara yardım ediyon dedi, bari karşiliğinda yiyecek birşeyler  isteseydik dedi.    Ve HIZIR benim işlerime karişma dememişmiydim dedi, artik senin  benimle yolculuk edebilcek bir canin yok, Allah sana üç can verdiki, üç  caninda öldü malesef, artik yollarimiz ayrildi dedi, bundan sonra sen  beni göremezsin manasinda yani. ve dedi birinci olayin sebebi: çünkü  ortada dolaşan korsanlar veya devlet memurlari var, onlar sağlam  gemileri topluyorlar, ve ben o gemiyi hasarli yaptimki, onlar o gemiyi  almasinlar, ve bu korsanlar gemiye baktikdan sonra, gemi sahipleri  gemilerini tamir edip, tekrar calişip ekmeklerini kazanmaya devam  etsinler diye yaptim dedi.    ikinci olayda, çocuk büyüdüğü zaman çok kötü biri olcakdi, ve  anne babasinida günahkar yapicakdiki, onu öldürdümkü, Allah onlari daha  salih bir evlat ile, günaha girmekden koruyacak dedi.    ve üçüncü olay ise, o duvarin altinda bir hazine vardi, ve o  evde yetim veya öksüz çocuklar vardi ve o çocuklar daha küçük olduğu  için, eger duvar yikilirda hazine ortaya çikarsa, o çocuklara vermeyip  hazineyi başklari alicakdi, ben duvari yaptimki, çocuklar büyüyünce o  hazineyi, kendileri bulsun diye yaptim dedi.    ve musa anladiki kaza, bela, ceza, tokat, hepsinin bir sebebi  var. o zaman, Rahman abes iş işlemez anladi, sen hiziri görmezsin,  bilmezsin, musaya bile hizir ile gidebilcek, onu görebilcek, onun  yaptiklarina bakabilcek üç can verildi, üç cani ölünce dedi hizir, sen  dünyaya ben bu gizli aleme dedi. ve musa anladiki Rahmandan razi olmak  lazimmiş. her olan kaderin ve olayin bir sebebi, sebebin bile, bir başka  sebebi var, sebebin sebebinin bile bir başka sebebi var. yani  vaazlarimizdan birinde anlattiğimiz temizler temizlerdendir ve  temizler içindir, peki biber fidesinin altina ters gübresi dökdük, ve  biber o gübreyi yedi , pis gübreyi yedi, amma bize cillop gibi tertemiz  biber verdi, hani temizler temizlerdendi, hani avaramu fimi var ya,  hakimin çocuğuda hirsiz olabiliyor, nuhun bebeside kenan olabiliyormuş,  ve yine bir üste çik yine o ters gübre dediğin bir inegin yediği  tertemiz otlar idi, o yedi ve ayrildi ters oldu, hani pisdi, ters ot  iken tertemiz degilmiydi, yani her olayin binlerce versiyonlari var  kainatta, sen o kapi, bu, şu kapi hangi kapyi açdin. ve rahman abes işle  iştigal etmez, bunu bilirsen, kötü sandiğin bir olay gelirse başina  hamd et, iyi olay gelirse şükret, ve yoluna devam etki, hakktan razi  olan kul ol. ve maddeler bunun için metin ismini çekerler, ve hiç bir  madde, bitki, metin çektigi sürece bozulmaz ölmez diridir. ne zaman  ziikirden kesildi ölür. ve o yüzden bardak bardaklikdan memnundur,  zikrettiği müddetçe. ne zaman senin ondan razi olmadiğin onun kulağina  gitdi, üzülür ve metanetini kaybeder ve sen onu terkettikce, sevgin  bozuldukça,onun şükrünü eda etmedikçe, metaneti bozulur. ve sonunda  bitap düşer ve zikirden kesilir, ve zikirden kesilince, bir bardaksa  düşer kirilir, bir koyunsa kasap alip gidip keser, bir bitkiyse sahibi  gelir toplar alip gidip satar, biride alir yer, insan ise hasta olur  ölür gider. yani riza rahmandan razi olmakdir. şayet ecel için bile  çağiriyorsa, rahmana iman ve itaat etki, seni bir başka bahara götürmek  için çağiriyor , yeni bir doğuma hazirlamak için verdiği ruh emanetini  geri cağiriyor, ve kaderine razi ol. ve artik ne zaman keşke şöyle  olsaydi, bu olmazdi, keşke böyle yapsaydim, bilmem doktur olurdum,  bilmem şöyle yapsaydim hakim olurdum deme, bilki bu gün ne oldunsa ne  başina geldiyse, senin için en iyisi o, birak keşkeleri ve rahmandan  razi ol kurtul.    Ne zaman keşkeleri birakdin, ve ikinci olarak hayatin tek şıklı  degil çok şıklı olduğunu anladin, ve bir kararda durmanin kör cahil  karari olduğunu anladin, ve eğer dünkü kararda kalsaydik, bu gün atomun  da parcalancağini bilmezdik, amma atom en kücük değil, ondan da kücükler  var deniyor bu gün, neden çünkü bir kararda saplanip kalmadilar, acaba  bölsek birşeyler vardimir deyince, araştirip buldular, yani cahil nefis  inatcidir, ve mesela illede elma isterin, illede şu kizi isterin diye  viyklar durur, o olmayinca muradim olmadi der. halbuki , Hz. Davuddan  ilmi ögrenen kurnaz şeytan, sana bir günah sunar hadi kumar oyna der,  sen kumar oynamammi dedin, o zaman içki iç der, onuda yapman dedin, o  zaman yalan söyle der, seçenek bol, yani sende şeytanla savaşmasini  öğrenceksen, sadece kurusıkı tüfekle savaşilmaycagini öğren, ve hayatta  başka seçeneklerin de oldugunu unutma, ve görelim mevla neyler neylerse  güzel eyler dedinmi, bilki sana riza veya raziye makami bir göz kirpti  demekdir, artik gir o kapidan ve makami marziyeye doğru yürü.    ve Hz Davud aleyhisselam, eğilmezin bükülmezin sanan, secde  etmiyon diyen, demir cibilliyatli şeytani ateşde kizidirip şekil veren,  egip büken ve ona başka seçeneklerin de olduğunu öğreten peygamber. Hz  Süleyman ise onu demir haliyle değil, bizzat şeytan haliyle caliştirip  başka seçenekerinde olduğunu öğreten peygamber. pirimiz Davud aşkina gir  ve eğilmezin bükülmezin sanan nefsini demir gibi kizdir, ve döve döve,  eğ bük ve davud gibi, o nefisden zencirler kalkanlar balkon bahçe  demirleri yap. 

varabilirsen taaa oraya, MAKAMI RIZAYA ve RAZiYEYE, makamin mübarek olsun.

---oOo---

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20.08.2021 Cuma

Original Kar©glan

DEVAMINA BAK
   

Nefs-i Marziye Nedir?  Allahın Razı Olduğu Nefsin Makamı Nedir?

(Senin Razı Olduğun Değil!!)


Öncelikle Nefis demek, Vücut Denilen Araba veya Motoru süren sürücü, şoför Manasındadır. Bu Motor ve araba yaptıklarından hesaba çekilcek olduğu için, onun sanki yabani bir at misali, üstüne binip güzel işler yaptırılabilmesi için, önce terbiyet edilmesi gerekir. Yani sürüş kurallarını öğrenmek gekekir. Burada islamın şartları olan namaz ve oruç devreye girer, ve işde oruç ile insan önce nefsine gem vurmayı, yani nefis atına, yani motoruna gem vurmayı, veyahut arabasında, fren sistemini nasıl kullanması gerektiğini öğrenir. Oruç ile yemek helal olan birşeye gem vurulur. Daha sonra cima ya (Cinsel birleşmeye) gem vurulur, yani frene basması öğenilir. Bunu öğrenince, artık insan islamın haram ve yasak dediği durumlarda, frene basıp nefis atının gemini çekerek, gerektiğinde onu durdurur.  Böylece nefis, kazandığı derece ile makam kazanır ve terbiyet ehli olur.

---oOo---


Nefs-i Mardiyye (Allah'ın Razı Olduğu Nefs) Nedir?
Nefs-i mardiyye, tasavvufta nefs mertebelerinin en yüksek basamaklarından biridir ve "Allah'ın kendisinden razı olduğu nefs" anlamına gelir. Bu makam, nefs-i radiye (Allah'a razı olmuş nefs) mertebesinin bir üst aşamasıdır. Artık yalnızca kul Allah'tan razı değildir, Allah da ondan razıdır. Bu, Kur'an'da şöyle ifade edilir:
"Ey huzura ermiş nefs! Rabbine dön, O’ndan razı, O’nun da senden razı olduğu halde!" *(Fecr Suresi, 89:27-30)*


? Nefs-i Mardiyye'nin Özellikleri:

  1. Allah'ın Rızasına Mazhar Olma:

    • Kul, Allah'ın sevdiği ve razı olduğu bir kulluk mertebesine ulaşmıştır.
    • Amelleri, ihlâs ve samimiyetle yapar; riya, kibir gibi gizli hastalıklardan tamamen arınmıştır.
  2. İlâhî Ahlakla Ahlaklanma:

    • "Allah'ın ahlakıyla ahlaklanın" hadisine uygun bir yaşam sürer.
    • Merhamet, sabır, tevazu, cömertlik gibi sıfatlar artık onun tabiatı haline gelmiştir.
  3. Fenâ Fillah ve Bekâ Billah:

    • Benlik duygusu (ene) tamamen silinmiş, Allah'ın iradesiyle hareket eder.
    • "Attığın zaman sen atmadın, Allah attı" (Enfal Suresi, 8:17) ayetindeki sırra erer.
  4. Korku ve Ümit Dengesi:

    • Allah'ın rahmetinden ümit kesmez, ama azabından da emin olmaz.
    • "Onlar, ne cennet için çalışır ne de cehennemden kaçarlar; sadece Allah'ın sevgisi için yaşarlar." (Tasavvufî bir ifade)
  5. İnsan-ı Kâmil Mertebesine Yakınlık:

    • Bu makam, "insan-ı kâmil" (olgun insan) olma yolunda son basamaklardan biridir.

?️ Nefs-i Mardiyye’ye Nasıl Ulaşılır?

  1. Nefs-i Radiye’yi Tamamlamak:

    • Önce Allah'ın takdirine tam rıza göstermek gerekir.
  2. İhlâsı Zirvede Tutmak:

    • Amellerde sadece Allah'ın rızasını gözetmek.
  3. Mürşid-i Kâmilin Terbiyesi:

    • Bu mertebe, ancak gerçek bir mürşidin rehberliğiyle mümkündür.
  4. Zikir ve Fikir Dengesi:

    • Sürekli zikir (Allah'ı anma) ve tefekkür (derin düşünce) ile kalbi diri tutmak.
  5. Hiçlik (Fenâ) Makamına Ulaşmak:

    • Nefsin arzuları tamamen yok olur, kişi Allah'ın iradesinde erir.

? Nefs-i Mardiyye’den Sonraki Makam:
  • Nefs-i Safiyye (Tertemiz nefs):

    • Kalp, adeta bir ayna gibi ilâhî tecellileri yansıtır.
    • Bu mertebe, peygamberler ve velilerin ulaştığı son makamlardandır.

? Önemli Uyarılar:
  • "Allah'ın razı olduğu" ifadesi, kişinin kendini beğenmesine yol açmamalıdır!

    • Bu makamdaki kul, kendini daima kusurlu görür.
  • Günah işlemez, ama "günahsızım" demez!

    • "İhsan" (Allah'ı görür gibi ibadet etmek) şuuruyla yaşar.
Örnekler:
  • Hz. Ebubekir'in (r.a.) "Sıddîk" (dosdoğru) olarak anılması.
  • Hz. Mevlânâ'nın "Hamdım, piştim, yandım" sözünde ifade ettiği kemâl hali.


Nefs-i Marziye Nedir?  Allahın Razı Olduğu Nefsin Makamı Nedir? denilince

Nefsi Raziyeye Yükselmiş bir nefis artik, Rabbimizin her yarattiginin kader cizgisinde dogru ve hak olan oldgunu anlamaya başlar, ve keşkelerini birakirsa, ve sebeblerde bogulmaz ise , artik onun melekleri anlamaya başladigi zaman, nefsi Marziyeye adim atmiş olur. ve hayatta seceneklerin bol oldgunu anlamasi, ve kör cahil gibi bir kararda diretmemsi gerektigini anlayinca yine marziyede yol almaya başlar.
Ve dinimiz bize meleklerin yemedigini, icmedigini, tuvaletde yapmadiklarini, ve cinsi münaasebettede bulunmadiklarini bildirir. ve böyle olunca dünyamizda bunu yapabilen canlilara bizler elmentler diyoruz. ve atomlar ve elementler canlidirlar, iclerinde hareket halinde olmalarina ragmen, elektronlarin atomun cekirdegi etrafinda dönme hizlari, onlarin katimi sivimi oldugunu belli eder. hizli dönen elektronlar, onlari sert yapar, icine başka cisimilerin girmesine onlarin hizli dönmeleri sebebiyle engeller. aynen bir pervanenin saniyede 300 bin döndügünü düşün, ve sanki pervanenin boşluklari olmadigini, ve sanki yuvarlak bir zil ve tek bir parca dönüyormuş gibi, onun menzilinde katman oluşur. ve o icine başka bir şeyin girmesine müsade etmez. işde elektronlarin hizida yogunluguda bizim elementleri kati sert veya sivi yumuşak veyahutta gaz diye atfetmemize sebeb olur.
ve işde bu melekler ordusu, bizim sesimizi duyar anlar,duruma göre hareket ederler . ve göz denen canli organizmasinda 300 veya 300 bin tane melek görevli oldugu bilinmekde yani göz 300 bin parcadan oluşuyor. ve canli organizmalar moleküler yapilardan oluşmakda, yani molekül bir kac atom cinsinin biribiriyle kurdugu fiziksel baglara molekül diyoruz. ve moleküller ise yedigimiz icdigimiz yiyeceklerden alinan, öz maddelerden imbiklenen atom parcaciklarinin, özel bir formül ile, yaptiklari moleküler baglar. ve o elementler göz denen moleküler yapiyi oluşturunca, görme sinyallerini algilayip, beyine sinir sistemi yoluyla göndermekde, ve beyinde ise, o görüntü hakkindaki bütün veriler ile, ona karşi yapilcak hareket ve ve davrarniş hakkinda, bir karar verilir.
işde meleklik vasfi bu elementlerle algilanabilcegi için, mesela su molekülünün kaynama noktasi 100 °C ve Demirin 1500 °C ler arasinda. ve insanda, ya meleklige dogru gider, yahut cin ve şeytanliga dogru. ve şeytanin maddesi demir ve ona yakin maddeler, işde o “galu bela da” secde etmeyecegini iddia eden yapi yani, egilmen bükülmen diyen yapi, demir gibi sert, işlenebilmesi ve yararli hale getirebilmesi için, isitilmasi, ateşe tabi tutulmasi gereken yapi, ve ateşe maruz kalip kaynama noktasi degil amma, yüksek derecede isininica, işde onu egip büküp şekil verilir. ve demirciler işde, ona egilip bükülebilcegini ögreten, ve onu terbiyet eden, aynen at terbiyecisinin, atin sirtina eger vurdugu gibi, demir tebiyecisi bir demircide, demire şekil vermek ici, onu isitip kizdirir, ve kizan demir yumuşar, ve dövüle dövüle şekil alir. yahut dökme demir gibi 1150 °C derecelerdeki demir kaynama ergime noktasina varmiş olur, ve sivi hale gecer, ve sivi haldeki demirde kaliplara dökülerek, onun yararli bir kaliba şekle girip, insanin hizmetine verilcek birer, mesala mazgal demirleri gibi, veyahut kalorifer demirleri gibi, şekillerdeki yararli degişik demir kaliplarina dökülerek, işde insanlarin hizmetine girer. ve nasil at üstüne eger vurulunca, evcil olup hizmet ederse, demir dahi, demircilerin elinde teerbiyet olup, insanlarin hizmetine girer, ve işe yarar hale gelir.

Allahü Teala Adem Atamizi yarattiktan sonra, bütün herkese, benim halifeme secde edin dedi. o secde Adem Atamizin taşidigi Muhammed A.S min nurunaydi. yaratilişdan bu yana melekut, ceberut, lahut ve islam olanlar o nura tavaf ederler, o secdenin simgesi amma, iblis müstesna. iste iblis secde etmedi Adem Atamiza, bütün melekut ve digerlerini secdesi rabbimizin ilminde gün hesabiyla beşyüz sene sürdü, iblis lanetli herkes secdeye varirken ayakta beşyüz sene durdu kaldi. kibrinden her şeyi degişti, itaati isyana şekli şemali, melekligi herşeyi degişti, bu süre icinde hemde Adem Atamiza sirtini döndü. bir şeylere kizip sirtinizi dönmeyin insanlara, bu şeytan ahlakidir. Allahim inananlari şeytan aleyhillane ahlakindan uzak etsin.daha sonra mühlet aldi, ve cennette Havva annemizi kandirip, Bugdaydan yedirdi. bugday posali idi, Allahü Teala yasaklamişdi, bu yüzden yemeyin demişti, havva Annemizde Adem atamizi yaniltti, ikiside yediler, az sonra barsaklar calişdi ve defi hacet ihtiyaci hissettiler, Adem Atamiz aranmaya başladi, Allahü Teala Biliyordu fakat sordu Adem Atamiza, Adem Ne aranirsin , pislenecek yer, Allahü -Teala Adem Atamiza dedi, Cennette pislik olmaz, in dünyaya, oraya pislen. yani ey insan oglu dünya pislenme yeridir, defi hacet yeridir. burada mal mülk tutmak keyif yapmak yeri degil, cennetten indirilmeden önce Adem Atamizdan, Peygamberimizin nuru alindi, ilk ameliyat. ondan sonra dünyaya indirildi dünyada Adem Atamiz Havva Annemizle ayri yerlere indirildi, Adem atamiz cok üzüldü, pişman oldu, havva annemizden de ayri düşmüşdü, hem tövbe ediyorlar, hemde bir birbirlerini ariyorlardi, Adem atamizin boyu 70 ziraydi, yani parmaklarin ucundan dirsege kadar olan yer bir ziradir. yani yaklasik 28 -30 metre civarinda, tam kac metredir Allahü Teala bilir. dünyada bir biribilerini ararken, arafatta buluştular. yani konumuza geri döndük hacda tavaf ve say in yaninda birde Arafatta Vakfe yapilir. şimdi bunun hikmetini anlatacagim. Adem atamiz tövbesinde dediki: cennettin kapisinin üzerinde yaziyorduki “Lailahe illallah Muhammedün Rasulullah.” “Yarabbi cennetin kapisinda yazan isminle beraber yazdigin Muhammedin hatirina bizi bagişla” dedi cenabi hak nidalarini duydu ve tövbelerini kabul etti. ve Arafattayken bütün dünya alem yildizlar herşey durduruldu, yani vakfedildi, ve Peygamberimiz Muhammed Mustafanin nuru, Adem atamiza tekrar yerleştirildi. iste arafattaki vakfe, bu sebebledir.yani ikinci ameliyat bu sünneti peygamberimizde yaşamişdir, iki defa manevi ameliyat olmuştur, yani ameliyat olanlar üzülmesin, ameliyata gidecekler desinlerki, Adem atamizin sünnetini, peygamberimiz Muhammed Mustafanin sünnetini yaşamaya gidiyoruz niyetiyle ameliyata girsinler, Allahin izniyle ameliyat şifa olacaktir.

Yine cam denen madde, silisyum veya silikat yani kum tanesi isitilarak elde edilir, ve onun terbiyeti yine ateş iledir. ateşde cehhennemde terbiyet olur. ve cehennemin sicak tabakasi ile terbiyet olur. ve isitilinca, bardak tas tapak veya pencere olur veya ayna haline girer. ve cam yine kirilgan yapidadir, onu işledikden sonra soguyunca, yine o sanki eski hali gibi sert olur, ve o halde iken, onu bükemezsin, bükmeye kalkinca kirilir.

işde Havva Annemiz için yapilmiş olan rivayetlerde gecerki, Havva Annemiz Hz. Ademin Kaburga kemiginden halkoldu. Ve kadin kismini eger serbest birakirsan kaburga kemikleri gibi egik kalir, veya onu tamamen düzeltmeye kalkarsan kirarsin incitirisin. ve hal böyle olunca kadini ne serbest birakacaksin, öyle davulcuya zurnaciya kacacak kadar, nede zorlayip dosdogru olacaksin diye egriligini düzeltmiye kalkacaksin. ve ona yumuşaklikla muamele edip, hafif bükeceksin, ve onu kirmadan egri oldgu yerlerde ona direnc uygulayacaksin. ve fazla direnc, yine onu kirar incitir. yani elementar yapi, bu rivayet bize kadinin nasil bir elementar yapisi oldugunu anlatir. ve kemik sertttir, mesal bacak kemikleri egilmez, egersen kirilir, amma Allah, kaburga kemigini öyle halkederki, o hafif egilebilcek yapidadir.
yani kadinin terbiyetide, aynen demirinki gibi olmasada, ona yakin olarak, ne serbest birakacak, nede ip gibi dosdogru yapican onu. aynen gögüs kefesindeki gibi, ve 12. kaburgalarin agzi acikdir, ve onlar esnek bir yapidadir, ve vücudun durumuna göre esnerler, ve onun görevi kalbi ve cigerlri korumakdir. yani kadin erkegin zirhi gibidir.

Hal böyle olunca, su 100 °C de kaynar dah önce kaynamaz. ve yemek, sulu yemek kaynamadan pişmiş olmaz, ve en az 100 ° C li bir cehhennem ateşine maruz kalir o yiyecekler, veyahut yanmiş hararet yapmiş bir beden, soguk su ister, onun icebilcegi soguk su, en fazla 4 dereceya kadar olan su sogukdur, ondan ötesi donma derecesine girmeye başlar, ve eksi bir derece donma noktasidir, ondan sonra su kati hale gecer, ve artik icilmez olur . yani su ise senin cibilliyatin, su isen, seni soguk ile terbiyet edersek, sen 4 derecey kadar sivi kalabilirsin, eksi bir derecde donarsin, artik kati olursun, yani aynen sistemimizdeki uranüs gezegeni gibi, havanin ve suyun dondugu nokta. ve yani uranüsün oldugu nokta demek oluyorki, güneş sistemimizin dört dereceden daha az oldugu bir uzaklik noktasi, ve hal böyle olunca ondan daha uzaga gidildikce, sicaklik dahada düşer, ve dört dereceden az sicaklik olan bir yerde hayat olmaz degilmi, amma su molekülleri kati haldedir ve canli orgnizmalar vardir yani .

Yani sen ey insanoglu, su gibi aziz bir kimse olsan, cok faydali bir kimse olsan, senin ögrencegin yapi, yani Hz Osman gibi faydali, Hz Ebubekr gibi dini mübine faydali bir yapida olsan, sana ögretilcek olan, dört dereceden aşagi gecersen, sivi olmakdan cikarsin kati buz olmaya dogru gidersin, ve faydan azalmaya başlar istidatin bozulur, ve ondan sonra artik organizmalari saklamakda kullanilrisin. ve yine sicaga tabi tutulursan, 100 °C kaynama noktan, bu sefer ondan yüksek derecede, hiddetlenirsen, sen buhar olur ucarsin, kabina sigmamaya başlarsin, ve gaz aynen kaynayan caydanlgin tepesinin atmasi gibi, tepen ativerir, ve eger bir yerde gaz cogalir, ve kapaginida atamazsa, orayi patlatir ve dişari cikar.
su gibi saf ve temiz olsan yine olmaz ve bazen kötü olmayi ögrenmen lazim ve, Hz ömer veya
Hz.Aliye bir adam hakkinda “cok saf temiz, ve cok iyi” dediler. O da, “O adam kandırılmaya çok müsaitmiş” dedi. yani afedesiniz cok iyi olursan, bir şeytan askeri gelir ve ac donunuda bilemem ne eden demeye kalkar. ve kadin olmak o donu acmak ile başlar, yani kadin ilk kanan, yani Hz Havvadan önce Lusi diye bir Havva daha varmiş diyorlar, ve şeytan gelip ac bilmem neyini deyince ona kanan ve acan kandirilan, ve şeytan soyunu üreten kabillerin soyu, ve ondan sonra şeytanin erkekligi ve dişiligini allah yok etmiş, ve havvayi yaratmiş ve havvayi ise yine saf bulup kandiran, hain şeytan ve askerleri, yani kadin kandirilmaya müsait. erkeklik ise işde kanmamasini ögrenen, donunu acmamayi ögrenen kimse, ve eger erkekleri kandirida onlar donunu acarsa homo olur, ve artik ondan erkeklik kadinlik gider neutron drumuna düşer. afedesiniz erkelik dişiligi olmayan cibilliyatsiz şeytan olur, şeytanin tiki yokdur ve kuyrugunu kicina sokup üreyen yaratik. yani kendi kendini dölliyen yaratik. yani zekeride faza uzatmaya kalkanlara, öyle seninki o kadar uzunsa, döndürde kicina sok denir, yani o kadar uzattinsa artik kicina sokda şeytan ol demekdir bu. yani cibilliyatsiz şerrefsiz hain kalleş (BibBiiiiiib Kafa) yaratik.

işde kuranda gecen vusta yol bu yüzden önemlidir, atomlari anla anlamasina amma, demiri ögren amma, demir olup, demirin düştügü hataya düşme, suyu ögren amma, suyun düşdügü tuzaga düşme diye sana nefis marziye makami ögretilir. yani pipisi tutisi olmayan meleklik vasfini ögren, amma sen insan kal, ve yerince baba ol, yerince anne ol, ve yerince merhmetli, yerince cebbar ol, yerince mümin, yeri gelince halid bin velid gibi ol, karşindaki bir muhammedse bile, ve kanma öyle her lafa her söze, hemen bir düşün tefekkür et, bunun önü ne olur sonu ne olur diye, hemen atilma.
ve demir oldunsa, senin yararli hale gelmen demek, önce azabi tadacan, ateşe tabi tutulcan, ve sonra yandim pişdim demek olmaz, seni terbiyet edicin, hangi kaliba sokduysa, ondan razi olabilmekdir. senin razi oldugun degil, Allahin senden razi oldugu yeri bilmekdir. ve Allah seni su yaptiysa, bilki senin kaynaman, pişme noktan 100°C, ve sen 80 ° C de yoldan cayma bekle yansanda, buhar olsanda, sen ucup melek olmak istiyorsan, önce 100°C de kaynayacan, ondan sonra ucmayi ögenirisin buhar olursun. 80°C de evliya kesilip ucuyon kaciyon numralari cekme insanlara .
Ve Allah kainata fizik yasalari diye yasalar koymuş, ve melekleri anlamak, onlari bilmek ile olur. ne ne zaman radyoaktif olur, ne nezaman işik verir, ne nezaman kaynar, ne nezaman donar, ve ne zaman agir olur, ne zaman hafif olur bunlari bilmek melek ilmidir.

Allahin kainata koydugu yasalar, melek yasalaridir. Mesala 1 dioptri gözlük olmuş bir cam, bir dioptri göstermek ile sorumlu, o onun sahibinin koydugu kaliba, %100 uyar ve 1 dioptri gösterir, buna tam itaat eden meleklik denir. onda sapma olmaz, ve sen o melegi anliyacak isen, ve gözlük olabilecek bi safliga ulaşmak istersen, önce dioptri yasalarini ögrenceksin, ve şeyh için derlerki, onun müridi, gassalin, yani ölü yikayicinin elindeki ölü gibi olacak, o seni o yana cevirirse o yanna, buyana cevirirse bu yanna döneceksin. sen ölüsün, sende itiraz olmaz, olamaz yani. işde meleklik, canli olmana ragmen, ölü gibi olmakdir ve kapi duvar canta gömlek gibi ölü gibi davranabilmekdir, yaratan sana, hangi kural ve yasa koyduysa, ona tam itaat etmekle sorumlusun. ve su odunsa, senin kaynama noktan 100°C, bundan aşagisinda olmaz. 80°C de viyklarsan, indirirler ocakdan, ham kalir, kaynamiş olmazsin,ve makami marziyeye cikamazsin, senin razi oldugun 80°C ye degil, sen Allahin sana koydugu yasa olan, 100°C den razi olmalisin. senin razi oldugun,yeter dedigin yer degil, Allahin senden razi oldugu yer önemli. yine donma noktan belli, eksi bir derece, ondan önce hafif donarsin amma, tam donma nokta sifir ve alti, ondan önce dondum olmaz, KATI oldum olmaz. işde bunlari anladgin gün makami marziyeye cikdin demekdir. o güne ve o yere varirsan, orda bu garip Raşid kuluda, onlarin meclisinde an, olurmu unutma haaa.

Cikabilirsen o makama, makamin mübarek olsun.

---oOo---

Kar©glan
Başağaçlı Raşit Tunca

Schrems, 20.08.2021 Cuma

Original Kar©glan
DEVAMINA BAK

ALLAH
Allah

BAYRAK
TC.Bayrak

WEB-TUNCA
Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY
G A L A T A S A R A Y

FENERBAHÇE

F E N E R B A H C E

BEŞiKTAŞ
B E Ş i K T A Ş

TRABZONSPOR
T R A B Z O N S P O R

MiLLi TAKIM
M i L L i T A K I M

ETKiNLiKLERiMiZ


"Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al"
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN
"Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca,
Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca,
Hak intikamını,
Kulunun Eliyle Alır da,
Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."

(Hz. Mevlana)



TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca