MUHAMMED
Muhammed

BAYRAK
TC.Bayrak

Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üye: 7
» En Son Üye: Fatma
» Toplam Konular: 650
» Toplam Yorumlar: 991

Ayrıntılı İstatistikler

DOWNLOADEN


"Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri, E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz"
(Raşit Tunca)




AYET
"Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır"
ENBİYA Suresi 105

FELSEFEMiZ
"iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR,
Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir.
islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip,
Onunla Yaşayabilmekdir"

(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

Raşit Tunca Sözü
"Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun."
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ
"Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır."
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)



Tesbih Resimleri - Tesbih - Dini Resim V300620252035P1

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   

   


tesbih,tespih,gül ve tespih,tesbih resimi,gül,gül ve tesbih,gül ve tesbih resimi,dini resim,islami,islamic,religiöse,religion,rosary,rose and rosary,red rose and rosary,yellow rose and rosary,white rose and rosary,pink rose and rosary,blue rose and rosary,kırmızı gül ve tespih,sarı gül ve tespih,beyaz gül ve tespih,pembe gül ve tespih,mavi gül ve tespih,kırmızı gül ve tesbih,sarı gül ve tesbih,beyaz gül ve tesbih,pembe gül ve tesbih,mavi gül ve tesbih,tesbih ve kuran,tespih ve kuran,tespih kuran ve gül,

KADRANIMDAKiLER
DEVAMINA BAK
   

Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?

Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.

Zikre başlamadan önce abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir. Ardından 13 defa Estağfurullah çekilip gözler kapatılır. Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.

Başparmak ve orta parmakla önce sol memenin dört parmak altına dokunulur ve orada tutulur. 14 defa Allah denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde beş defa devam edilir.

Sonra tesbih sağ memenin dört parmak altına tutulur (iki parmakla dokunularak) ve aynı şekilde 14 defa Allah denir. 15. defada yine "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denilerek bu da beş devir tekrar edilir.

Ardından:

Sonra tesbih sol memenin dört parmak altına tutularak 5 devir,

    Sol memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,

    Sağ memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,

    İki kaşın arasına tesbih tutularak 5 devir zikir yapılır.

Sonra başa dönülür ve bu sefer her bir letâif noktasında 3 devir yapılır. En son 13 defa Estağfurullah çekilip gözler açılır.

Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğlen ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.

Letâifler çalışmaya başladığında, kişi kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.


Raşit Tunca

Schrems, 16.06.2025
DEVAMINA BAK
   

Tasavvuftaki Letâifler (Letâif-i Hamse / Beş İnce Nokta)

Tasavvuftaki Letâifler (Letâif-i Hamse / Beş İnce Nokta), insanın mânevî yapısını anlamaya ve nefsini arındırmaya yönelik bir sistemdir. Letâif, "latîfe" (ince, nükteli, hassas nokta) kelimesinin çoğuludur ve tasavvufta ruhun mânevî merkezleri olarak kabul edilir. Bu merkezler, insanın Allah'a ulaşma yolunda (seyr ü sülûk) zikir ve riyâzetle uyanıp geliştirdiği içsel boyutlardır.
Letâiflerin Genel Özellikleri

    Sayı ve Sıralama:

    Genellikle 5 temel letâife (Letâif-i Hamse) kabul edilir, ancak bazı ekollerde 6 veya 7'ye çıkar. Temel letâifler şunlardır:

        Kalp

        Ruh

        Sır

        Hafî (Gizli)

        Ahfâ (En Gizli)

    Renk ve Yönlerle İlişkisi:

    Her letâifenin bir rengi, bedendeki yeri ve zikirde odaklanılan yönü vardır. Örneğin:

        Kalp: Sarı, sol göğüs, "Lâ ilâhe illallah" zikri.

        Ruh: Kırmızı, sağ göğüs, "Allah" zikri.

        Sır: Beyaz, göğüs ortası, "Hû" zikri.

    Mânevî Aşamalar:

    Letâiflerin uyanması, sâlikin (yolcunun) nefs mertebelerini aşmasına yardım eder. Örneğin, "kalp" letâfesi temizlenirse kişi Nefs-i Emmare'den kurtulmaya başlar.

Letâiflerin Detaylı Açıklaması

    Kalp:

        Konum: Sol göğüs.

        Özellik: İman ve sevginin merkezi. Dünyevî bağlardan arınma burada başlar.

        Zikir: "Lâ ilâhe illallah".

    Ruh:

        Konum: Sağ göğüs.

        Özellik: İlâhî aşk ve mânevî coşku (cezbe) buradan yükselir.

        Zikir: "Allah".

    Sır:

        Konum: Göğüs ortası.

        Özellik: Gizli ilimler ve sırların idrak edildiği merkez.

        Zikir: "Hû".

    Hafî:

        Konum: Alın.

        Özellik: Derin tefekkür ve mânevî sükûnetle ilişkilidir.

        Zikir: "Hayy" (Diri olan Allah).

    Ahfâ:

        Konum: Göbek altı veya kalbin daha derini.

        Özellik: "Fenâfillah" (Allah'ta yok olma) makamına yakındır.

        Zikir: "Kayyûm" (Her şeyi ayakta tutan Allah).

Letâiflerin Uyanması ve Zikir

    Yöntem: Mürşid eşliğinde zikir, nefes teknikleri ve konsantrasyonla letâifler aktif hâle getirilir.

    Hissedilenler: Zikir sırasında ısınma, titreşim veya renkler görme gibi fiziksel/mânevî belirtiler olabilir.

    Amaç: Letâiflerin temizlenmesi, kişiyi mârifetullah (Allah'ı tanıma) mertebesine ulaştırır.

Tasavvuf Ekollerinde Letâifler

    Nakşibendiyye: Letâif eğitimi en sistemli bu ekolde görülür.

    Kadiriyye: Zikir yoğunluğu farklıdır, letâifler daha çok "cemâl" (rahmet) boyutuyla çalışılır.

    Mevlevîlik: Letâifler semâ ve mûsikî ile ilişkilendirilir.

Önemli Uyarılar

    Letâif çalışmaları, ehliyetli bir mürşid olmadan yapılırsa mânevî riskler doğurabilir (vesvese, enâniyet vb.).

    Letâiflerin uyanması, kişinin ahlâkını güzelleştirmiyorsa metodun gözden geçirilmesi gerekir.

Kaynak: Abdülkâdir Geylânî'nin Fütûhü'l-Gayb, İmâm-ı Rabbânî'nin Mektûbât ve Nakşibendî eserleri.

###########

Çakralar ile Letaifler aynı şeylermidir?

##############


Çakralar ve Letâifler benzer işlevlere sahip gibi görünse de, köken, anlam ve uygulama bakımından farklı sistemlerdir. İkisi arasındaki temel benzerlik, insanın enerji veya mânevî merkezlerini açıklamaya çalışmalarıdır. Ancak detayları şöyle karşılaştırabiliriz:

1. Köken ve Kültürel Bağlam

    Letâifler:

        İslam tasavvufuna (özellikle Nakşibendiyye ve Kadiriyye gibi ekollere) özgüdür.

        Kur’an ve Sünnet’te doğrudan zikredilmez, ancak hadislerdeki "kalp", "sır" gibi kavramlarla ilişkilendirilir.

        Mânevî arınma (seyr ü sülûk) için bir araçtır.

    Çakralar:

        Hinduizm ve Budizm’deki tantrik geleneklerden kaynaklanır.

        Vedalar ve Upanişadlar gibi metinlerde geçer.

        Fiziksel, zihinsel ve ruhsal enerji dengesini hedefler.

2. Sayı ve İşlevsel Benzerlikler

Letâifler Çakralar
1. Kalp (sol göğüs) 4. Kalp Çakrası (Anahata)
2. Ruh (sağ göğüs) 5. Boğaz Çakrası (Vishuddha)
3. Sır (göğüs ortası) 6. Alın Çakrası (Ajna)
4. Hafî (alın) 7. Taç Çakrası (Sahasrara)
5. Ahfâ (göbek altı) 2. Sakral Çakrası (Svadhisthana)

Benzerlik: Her iki sistemde de alt merkezler (cinsellik, nefs), üst merkezler (ilham, ilâhî bağlantı) gibi kademeli bir yapı vardır.
Fark: Letâiflerde zikir ve tevhid vurgusu varken, çakralarda prana (yaşam enerjisi) ve meditasyon öne çıkar.

3. Enerji vs. Ruhaniyet

    Çakralar:

        Fiziksel bedendeki enerji kanalları (nadiler) ve titreşimlerle ilişkilidir.

        Renkler, mantralar (Om, Ram vb.) ve yoga pozlarıyla aktive edilir.

        Amaç: Kundalini enerjisini yükseltmek.

    Letâifler:

        Maddî bedenden ziyade nefsin mertebeleri ve ruhun dereceleri ile bağlantılıdır.

        Aktive etmek için zikir (Lâ ilâhe illallah, Allah, Hû), rabıta ve nefis terbiyesi gerekir.

        Amaç: Fenâfillah (Allah’ta yok olma).

4. Dinî Perspektif

    İslam’da Çakralar:

        Çakralar, İslamî literatürde yer almaz. Bazı mutasavvıflar (özellikle İbn Arabî ekolü), evrensel enerjiyi anlatırken benzer metaforlar kullansa da, çakra sistemiyle doğrudan örtüşmez.

        Tasavvufta şüpheli uygulamalar olarak görülebilir (bid’at riski).

    Tasavvufta Letâifler:

        Zikir ve sülûkün parçasıdır; şeriata aykırı değildir.

        Letâif çalışmaları, mürşid izni olmadan yapılmaz.

5. Bilimsel ve Metafizik Yaklaşım

    Çakralar:

        Modern alternatif tıpta (reiki, kristal terapisi vb.) kullanılır.

        Bilimsel olarak kanıtlanmamıştır, ancak psikosomatik etkileri olabilir.

    Letâifler:

        Deneysel değil, keşfî (mânevî tecrübe) bilgiye dayanır.

        Psikolojik rahatlama sağlasa da asıl hedef uhrevîdir.

Sonuç: Aynı Şeyler Mi?**

    Hayır.

        Letâifler, İslam tasavvufunun mânevî eğitim metodudur; çakralar ise Hint kökenli bir enerji sistemidir.

        Benzer noktalar olsa da (örneğin kalp çakrası ile kalp letâfesi), amaç, terminoloji ve uygulama tamamen farklıdır.

Önemli Uyarı: Müslüman bir birey, çakra meditasyonları gibi uygulamalara dinî açıdan temkinli yaklaşmalı; letâif çalışmalarını ise ehil bir mürşid rehberliğinde yapmalıdır.

Kaynaklar: İmâm-ı Rabbânî’nin Mektûbât, Hindu metinleri (Bhagavad Gita), tasavvuf ve yoga karşılaştırmaları.

###############

Zikir ile letafileri açmak ve çalıştrmak nedir nasıldır

################

Zikir ile Letâifleri Açmak ve Çalıştırmak: Tasavvuftaki Yöntem ve Aşamalar

Letâiflerin zikirle açılması, tasavvufta seyr ü sülûk (mânevî yolculuk) sürecinin önemli bir parçasıdır. Bu uygulama, kalpten başlayarak ruhun derinliklerine doğru ilerleyen bir arınma ve Allah’a yakınlaşma metodudur. İşte detaylı açıklama:

1. Letâiflerin Zikirle Açılmasının Temel Mantığı

    Letâifler, gizli mânevî merkezlerdir; zikir (Allah’ın isimlerini tekrar) ve konsantrasyonla uyarılarak "uyandırılır".

    Her letâife, farklı bir zikir lafzı ve bedende odak noktası ile çalıştırılır.

    Amaç: Nefsin kirlerinden arınıp hakikate ulaşmak (marifetullah).

2. Letâifleri Çalıştırma Yöntemi

A. Mürşid İzni ve Hazırlık

    Letâif çalışması, ehil bir mürşidin gözetiminde yapılmalıdır.

    Temel şartlar:

        Abdestli olmak,

        Sessiz ve sakin bir ortam,

        Niyeti sadece Allah rızası için yapmak.

B. Letâiflerin Sırası ve Zikirleri

Aşağıdaki sıra, Nakşibendiyye geleneğindeki en yaygın uygulamadır:
Letâife Beden Konumu Zikir Renk Etkisi
Kalp Sol göğüs "Lâ ilâhe illallah" Sarı Nefsin sıradan arzuları azalır.
Ruh Sağ göğüs "Allah" Kırmızı İlâhî aşk hissedilir.
Sır Göğüs ortası "Hû" Beyaz Gizli ilimlere açılım başlar.
Hafî Alın (iki kaş arası) "Hayy" (Diri olan) Siyah Derin tefekkür gücü artar.
Ahfâ Göbek altı "Kayyûm" (Bâki olan) Yeşil Fenâfillah’a yakınlaşma.

C. Uygulama Adımları

    Posture (Oturuş):

        Bağdaş kurarak veya diz üstü oturulur; sırt dik, gözler kapalı.

    Niyet ve Besmele:

        "Allah’ım, bu zikri senin rızan için yapıyorum" diye niyet edilir.

    Zikir Tekniği:

        Kalp ile zikir: Her letâfe için belirtilen zikir, nefes alıp verirken sessizce tekrar edilir.

            Örnek: "Lâ ilâhe illallah" derken sol göğse odaklanılır.

        Sayı: Başlangıçta her letâife 100-500 tekrar (mürşidin tavsiyesine göre).

    Tasarruf (Enerji Hissi):

        Zikir sırasında odak noktasında ısınma, titreme, renk görme veya hafifleme hissedilebilir. Bu, letâifenin uyandığına işaret sayılır.

    Geçiş:

        Bir letâife tam konsantre sağlandığında, diğerine geçilir.

3. Letâiflerin Uyanma Belirtileri

    Fiziksel: Odak noktasında sıcaklık, nabız atışı gibi hisler.

    Mânevî:

        Kalp letâfesi → Nefsin kötü huyları azalır.

        Ruh letâfesi → İçe huzur dolması.

        Sır letâfesi → İlham artışı.

        Hafî ve Ahfâ → Zaman-mekân algısında değişim.

Uyarı: Bu belirtiler kişiye göre değişir; asıl ölçü, ahlâkın güzelleşmesidir.

4. Dikkat Edilmesi Gerekenler

    Yalnız Başına Yapılmamalı: Mürşidsiz yapılırsa vesvese, kibir veya yanlış yorumlara yol açabilir.

    Aşırılıktan Kaçınmak: Zikirden sonra baş dönmesi, mide bulantısı olursa ara verilmeli.

    Şeytânî Telkinler: Letâif çalışırken garip sesler/hayaller gelirse zikre devam edip sığınmak gerekir.

5. Letâif Zikri vs. Diğer Zikirler

    Normal Zikir: Dil ile yapılan serbest tekrar (örneğin tesbih çekmek).

    Letâif Zikri: Bilinçli odaklanma ve nefes koordinasyonu ile yapılan özel bir metot.

6. Letâiflerin Günlük Hayata Etkisi

    Nefis Terbiyesi: Öfke, cimrilik gibi kötü huylar azalır.

    İbadetlerde Huşû: Namazda daha derin bir konsantrasyon sağlanır.

    İlâhî Teveccüh: Allah’ın lütuf ve himayesi artar (örneğin, doğru kararlar verme).

Son Söz

Letâif zikri, mürşid kontrolünde yapıldığında ruhânî bir yolculuk aracıdır. Ancak asıl hedef, zikrin mekanik etkisi değil, Allah’a samimî yakınlık kazanmaktır.

    "Zikrin en fazîletlisi, ‘Lâ ilâhe illallah’, duanın en fazîletlisi ise ‘Elhamdülillah’tır." (Hadis-i Şerif)
###################

Letâif Zikrinin Usûlü, Edeb ve Âdâbı

############################

Letâif zikri, tasavvufta mânevî yolda ilerlemek için önemli bir ameliyedir. Ancak bu zikrin bereketli olması ve kişiyi hakikate ulaştırması için usûl, edeb ve âdâbına riayet etmek şarttır. İşte detaylı açıklama:
1. Letâif Zikrinin Usûlü (Temel Uygulama Kuralları)

A. Mürşid-i Kâmilin Talimatıyla Başlamak

    Letâif zikri, ehil bir şeyh veya mürşid gözetiminde yapılmalıdır.

    Mürşid, kişinin mânevî seviyesine göre zikir sayısını, sırasını ve metodunu belirler.

B. Zikrin Fiziksel ve Zihinsel Hazırlığı

    Abdestli olmak: Zikir öncesi abdest alınır.

    Temiz ve sakin bir mekân: Dikkat dağıtacak şeylerden uzak bir ortam seçilir.

    Vakit seçimi: Seher vakti (gece son üçte bir) veya sabah-akşam vakitleri tercih edilir.

C. Oturuş (Postür) ve Niyet

    Oturuş şekli: Bağdaş kurarak veya diz üstü oturulur; sırt dik, gözler kapalı.

    Niyet:

        "Allah’ım, bu zikri rızân için yapıyorum. Kalbimi, ruhumu nûrlandır ve beni nefsin şerrinden koru."

D. Zikir Tekniği

    Zikir lafzını kalple tekrar etmek:

        Örneğin, Kalp letâifesi için sol göğse odaklanarak "Lâ ilâhe illallah" denir.

    Nefesle uyumlu zikir:

        Nefes alırken "Lâ ilâhe", verirken "illallah" denebilir.

    Sayı ile zikir:

        Mürşidin belirlediği sayıda (genelde 100-500 arası) tekrar yapılır.

2. Letâif Zikrinin Edebleri (Mânevî Hassasiyetler)

A. İç ve Dış Edebler

    Kalbî huzur: Zikri mekanik bir tekrardan ziyade, Allah’ın huzurunda olduğunu hissederek yapmak.

    Gözleri kapamak: Dış dünyadan soyutlanıp içe dönmek.

    Tevazu: Kendinde kerâmet, olağanüstü haller görmemek.

B. Zikir Esnasında Dikkat Edilecekler

    Vesveseye kapılmamak: Aklına gelen kötü düşünceleri zikirle savmak.

    Aşırı zorlamamak: Baş dönmesi veya rahatsızlık hissedilirse ara vermek.

    Mürşide danışmak: Garip haller (nûr, ses, vs.) yaşanırsa mürşide anlatmak.

3. Letâif Zikrinin Âdâbı (Zikir Sonrası Tavsiyeler)

A. Zikir Sonrası Yapılacaklar

    Şükür ve Dua:

        "Allah’ım, zikrimi kabul eyle, kalbimi nûrlandır, beni nefsin şerrinden koru."

    Tefekkür: Bir süre sükûnetle oturup Allah’ın azametini düşünmek.

    İstiğfar: "Estağfirullah el-Azîm ve etûbu ileyk."

B. Günlük Hayata Yansıtma

    Ahlâk düzeltme: Zikrin bereketiyle kötü huyları terk etmek.

    İbadetlere devam: Namaz, oruç ve diğer farzları ihmal etmemek.

4. Sakınılması Gereken Hatalar

❌ Mürşidsiz yapmak → Yanlış yönlenme riski.
❌ Gösteriş için zikir → Riyâ (gösteriş) tehlikesi.
❌ Aşırı beklentiye girmek → "Kerâmet göreyim" diye zikretmek.
❌ Diğer tasavvufî yöntemlerle karıştırmak (Çakra meditasyonu gibi).

5. Mürşidin Rolü ve Önemi

    Doğru yönlendirme: Zikir sayısını ve sırasını ayarlar.

    Mânevî koruma: Zikir sırasında oluşan halleri yorumlar.

    Ahlâkî denetim: Kişinin zikirle gururlanmasını engeller.

    "Zikredenle zikretmeyen, diriyle ölü gibidir." (Buhârî)

Son Tavsiyeler

    Sabırlı olun: Letâiflerin uyanması zaman alabilir.

    Düzenli devam edin: Zikri bırakmamak önemlidir.

    Şeriate bağlı kalın: Tasavvuf, İslam’ın özüdür; asla şeriattan ayrılmamalıdır.

"Allah’ı zikretmek elbette en büyük ibadettir." (Ankebût Sûresi, 45)


Letâif Virdi Nasıl Çekilir? (Adım Adım Uygulama Rehberi)

Letâif virdi, Nakşibendiyye başta olmak üzere tasavvuf yolunda mürşid gözetiminde yapılan bir zikir çeşididir. 5 letâife (Kalp, Ruh, Sır, Hafî, Ahfâ) özel zikirlerle çalıştırılır.

1. Letâif Virdinin Çekiliş Usûlü

A. Ön Hazırlık

✅ Abdest alınır, sakin ve temiz bir yerde oturulur.
✅ Niyet edilir: "Allah’ım, bu zikri rızân için çekiyorum, letâiflerimi nûrlandır."
✅ Mürşidin tarif ettiği sıraya göre hareket edilir (genellikle Kalp → Ruh → Sır → Hafî → Ahfâ şeklinde).

B. Letâiflerin Zikirleri ve Uygulama

Letâife Vücut Noktası Zikir Tekrar Sayısı Nefes Tekniği
Kalp Sol göğüs "Lâ ilâhe illallah" 100-500 (mürşidin belirlediği) Nefes alırken "Lâ ilâhe", verirken "illallah"
Ruh Sağ göğüs "Allah" Aynı şekilde Her nefeste "Allah"
Sır Göğüs ortası "Hû" Aynı şekilde Nefesle birlikte "Hû"
Hafî Alın (iki kaş arası) "Hayy" Aynı şekilde Hafifçe "Hayy" çekilir
Ahfâ Göbek altı "Kayyûm" Aynı şekilde Derin nefesle "Kayyûm"

C. Zikir Sonrası

✔ Dua edilir: "Allah’ım, zikrimi kabul eyle, kalbimi temizle."
✔ Bir süre sükût halinde beklenir (murakabe).
✔ İstiğfar çekilir: "Estağfirullah el-Azîm ve etûbu ileyk."
2. Letâiflerin Çalıştığının Alametleri

Letâifler zikirle uyanırken fiziksel ve mânevî belirtiler ortaya çıkar:

A. Fiziksel Alametler

    Isınma hissi: Zikir yapılan bölgede (örneğin sol göğüs) hafif sıcaklık.

    Titreme/Ürperme: Letâif noktasında elektriksel bir titreşim.

    Renkler görme: Göz kapalıyken sarı (Kalp), kırmızı (Ruh) gibi renkler hissedilebilir.

    Nefesin hafiflemesi: Derin bir rahatlama ve nefesin açılması.

B. Mânevî Alametler


    Huşû artışı: Namazda, duada daha derin bir bağlantı.

    Nefsin kötü sıfatlarının azalması: Öfke, kibir, cimrilik gibi hallerin zayıflaması.

    İç huzur: Sebepsiz bir sükûnet ve Allah’a yakınlık hissi.

    Rüyalarda sembolik işaretler: Beyaz ışık, yeşil nûr, su gibi temizlik sembolleri.

3. Dikkat Edilmesi Gerekenler

⚠ Mürşidsiz yapılmamalı: Yanlış yönlenme, enâniyet (benlik şişmesi) riski vardır.
⚠ Aşırı zorlamayın: Baş dönmesi olursa ara verin.
⚠ Kerâmet beklemeyin: Asıl hedef ahlâkın güzelleşmesidir.
⚠ Şeriata uygunluk: Namaz, helal-haram dengesi korunmalı.

    "Zikredenle zikretmeyen, diriyle ölü gibidir." (Buhârî)

4. Letâif Virdinin Faydaları

✔ Nefsin tezkiyesi (arındırılması),
✔ Kalp hastalıklarının (kin, haset) tedavisi,
✔ İbadetlerde huşû artışı,
✔ Mânevî ilerleme (seyr ü sülûk).

Önemli Not: Bu uygulama, Nakşibendiyye yolunda sistematik hale getirilmiştir. Kadiriyye, Şâzeliyye gibi diğer tarikatlarda farklı usûller olabilir.

"Allah’ı zikretmek, en büyük ibadettir." (Ankebût, 45)

#####################

Letaifi zikrinin ilk meyvası basiretin kalp gözünün açılması ve hissi gablel vukunun gerçekleşmesi hakkında

#################################

Letâif Zikrinin İlk Meyvesi: Basîretin Açılması ve Hiss-i Kable'l-Vukû (Önsezi) Gerçekleşmesi

Letâif zikri, mânevî yolculukta (seyr ü sülûk) kalp gözünün (basîret) açılmasına ve hiss-i kable'l-vukû (olayları önceden hissetme) gibi mânevî hallere vesile olabilir. Ancak bu durum, istikamet üzere olmanın bir sonucu olarak kendiliğinden gelişir; asla zorlanmamalı veya amaç edinilmemelidir.

1. Basîretin Açılması (Kalp Gözüyle Görmek)

A. Basîret Nedir?

    Lügat anlamı: Feraset, keskin idrak, hakikati kalple görme.

    Tasavvufta: Maddî gözle değil, kalp nazarıyla eşyanın hakikatini idrak etme.

        "Kim takvâ üzere olursa, Allah ona furkan (hakikatleri ayırt etme basîreti) verir." (Enfâl, 29)

B. Letâif Zikri Basîreti Nasıl Açar?

    Kalp Letâfesi Temizlenir:

        "Lâ ilâhe illallah" zikriyle nefsânî perdeler kalkar.

        Kalp, ilâhî nûra ayna olur.

    Sır Letâfesi Uyanır:

        "Hû" zikriyle gayb âlemine latîf bir alıcı haline gelinir.

    Hafî Letâfesi Aktifleşir:

        Alın bölgesindeki bu merkez, mânevî keşiflere kapı açar.

C. Basîret Alametleri

    Rüyalar: Sâdık rüyalar (gerçekleşen veya mânevî işaretler içeren).

    İnsanların niyetini sezmek: Münafık ve sâlih kişileri kalben hissedebilme.

    Kur’an ve hadislerin derin manalarını anlama: Ayetler birden fazla mânâ ile tecelli eder.

    "Mü’minin ferasetinden sakının! Çünkü o, Allah’ın nûruyla bakar." (Tirmizî)

2. Hiss-i Kable'l-Vukû (Önsezi) Nedir?

A. Tanım ve Sınırları

    Hiss-i kable'l-vukû: Henüz vuku bulmamış bir olayı rûhen hissetme.

        Bu bir kerâmet değil, letâiflerin nûrlanmasının tabiî sonucudur.

    Gaybı bilmek değildir: Gayb yalnız Allah’a aittir (Neml, 65). Bu sadece bir "sezgi" veya "ilham" düzeyindedir.

B. Nasıl Gelişir?

    Ahfâ Letâfesi Uyanırsa:

        Göbek altındaki bu nokta, zaman ötesi idrake kapı açar.

        "Kayyûm" zikriyle (her şeyi ayakta tutan Allah) bağlantı güçlenir.

    Rûhânî Beraberlik:

        Velîlerin rûhâniyetiyle irtibat kurulduğunda, bazı olaylar sezilebilir.

C. Örnekler

✔ Birinin kötülük yapacağını kalben hissetmek ve tedbir almak.
✔ Sevdiklerinin başına gelecek bir musîbeti rüyada görmek.
✔ Kaybolan bir eşyanın yerini kalben bilmek.

    "Allah, takvâ sahiplerini (olayların) sonundan korur." (Talak, 2)

3. Dikkat Edilmesi Gerekenler

A. Tehlikeler ve Sapmalar

❌ Kendinde kerâmet görmek: En büyük tuzak; kişiyi ucba (gurur) sürükler.
❌ Gayb iddiası: "Ben biliyorum" demek şirk sınırına girer.
❌ Rüyaları/yakînî olmayan hisleri din zannetmek: Şeytan vesvese verebilir.

B. Doğru Tavır Nasıl Olmalı?

✔ İstiğfar ile tevazu: "Allah’ım, bu senin lütfundur; ben aciz bir kulunum."
✔ Mürşide danışmak: Garip haller yaşanırsa hemen anlatılmalı.
✔ Şeriata sımsıkı bağlanmak: Namaz, helal-haram dengesi asla bozulmamalı.

4. Letâif Zikrinde İstikametin Önemi

    Asıl hedef: Basîret değil, Allah’ın rızasıdır.

    Ölçü:

        Basîret açıldığında ahlâk düzelmiyorsa, zikirde yanlışlık var demektir.

        "Amellerin en fazîletlisi, az da olsa devamlı olanıdır." (Hadis)

Sonuç


Letâif zikriyle basîret açılması ve hiss-i kable'l-vukû, Allah’ın bir lütfudur; amaç değildir. Mürşid kontrolünde, şeriat ölçüleri içinde ilerlemek esastır.

    "Allah’ım, bana eşyanın hakikatini olduğu gibi göster!" (Hz. Ali’nin duası)


Dikkat: Bu tür haller yaşanırsa, hemen bir mürşid-i kâmile danışılmalıdır.

Raşidî Tarikatında Letâif Zikri Nasıl Çekilir?

Letâif zikri çekerken 15 taneli ağaç tesbih kullanılır. 14 tanesi büyük boy, bir tanesi ise daha büyük boy olur.

Zikre başlamadan önce abdest alınır; mümkün değilse teyemmüm edilir. Ardından 13 defa Estağfurullah çekilip gözler kapatılır. Tesbih sağ ele alınır, orta parmak ile başparmak birleştirilir ve tesbih bu ikisinin arasına yerleştirilir. İşaret parmağıyla boncuklar hareket ettirilir.

Başparmak ve orta parmakla önce sol memenin dört parmak altına dokunulur ve orada tutulur. 14 defa Allah denir (sesli, ancak kendimizin duyacağı kadar). 15. defada "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denir. Bu şekilde beş defa devam edilir.

Sonra tesbih sağ memenin dört parmak altına tutulur (iki parmakla dokunularak) ve aynı şekilde 14 defa Allah denir. 15. defada yine "Maksadım dostluğunu kazanmak, yâ Rabbî!" denilerek bu da beş devir tekrar edilir.

Ardından:

    Sol memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,

    Sağ memenin dört parmak üstüne tutularak 5 devir,

    İki kaşın arasına tesbih tutularak 5 devir zikir yapılır.

Sonra başa dönülür ve bu sefer her bir letâif noktasında 3 devir yapılır. En son 13 defa Estağfurullah çekilip gözler açılır.

Bu şekilde Letâif Zikri, günde 3 defa (sabah, öğlen ve ikindi veya akşam) her gün çekilir. Ta ki letâifler çalışıp buralarda bir enerjinin (elektrik benzeri) döndüğü hissedilene kadar. Kalp ve ruh, tıpkı bir araba lastiğinin veya balonun hava ile dolması gibi, bu enerjiyle şişer. İşte bu enerjiyi kalpten ruha, ruhtan sırra, sırdan hafî ve nefs çatısına kadar döndürebilmeye Letâif Zikri denir.

Letâifler çalışmaya başladığında, kişi kendisine gelen ilhamları (vâridât) ve bilgileri alabilir. İstek ve dualar kabul olur, enerji gönderip alınabilir. Ayrıca râbıta (irtibat bağı) kurularak uzaktaki biriyle kalpten konuşulabilir veya ona ilham verilebilir.



Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi


DeepSeek ve Raşit Tunca

Schrems, 16.06.2025
DEVAMINA BAK
   

HATMEi RAŞiDAN PRO12 ARAPÇA

ÖNSÖZ

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Selamün Aleyküm!

Raşidi Hatimi Yahutta "Hatmei Raşidan" Nedir?

Raşidi Tarikatının Kurucusu Başağaçlı Raşit Tunca'nın ezbere bildiği, veya okuyup zikrettiği, sureler, ayetler, salavatlar, zikirler dir. Ve Bunlar Raşit Tunca'nın Günlük veya haftalık veya senede bir veya ömürde bir okuyup zikretmiş olduğu veya muska olarak üzerinde taşıdığı dualar, zikirler, sureler, ayetler ve salavatların yaklaşık olarak tamamıdır.

Vird olarak okunmak istenince, en az haftada bir defa, orta haddesi günde bir defa ve en fazla, günde iki defa, sabah ve ikindi namazından sonra zikredilip hatmedilir. Arapça olanı "HAMEYLi MUSKASI" olaraktan, Herhangi güzel bir misk ile kokulanıp folya ile sarılı olarak ve deri muhafaza içinde üzerinizde, veya arabanızda veya çantanızda taşınır.

ZIRH VE KALKAN OLARAK TA

Bir Tabak içine bir küçük paket "Tuz" dökülür ve, Hatmei Raşidan okunurken, arada bir zikirdeki  durak olan noktalara gelince, durup tabaktaki tuza üflenir, ve tabak kaşık yardımı  ile karşıtırılarakdan, tekrar tekrar hatim bitesiye üflenir ve karşıtırılır. ve sonra bu tuz kapaklı bir kavonaza koyup ağzı sıkıca kapatılır. Haftada bir, 10 litreli bir kovaya, bir çay kaşığı katılıp, ılık su ile eritilir ve banyodan sonra, yani sabunlanıp durulandıktan sonra, bu tuzlu su, bir tas ile, bütün vucada dökülüp vücut ıslatılır, vücudun bu tuzlu suyu emmesi için biraz beklenir, ve sonra havlu ile kurulanılır, ve vücut iyonoze edilir, ve aynen pil gibi olunur, ve pili doldurmak içinde, hatme bir defa daha zikredilir, ondan sonra, her hafta, hatme okunmadan önce bu tuzlu su ile yukardaki tarif üzre banyo edilip, vücut iyonize edilir, ve sonra hatme okunur, ve vücudunuz bir elektrik kalkanı oluşturur bu sayede.

Ve aynı tuzdan, yemeklerinize de, salatalarınıza da kullanabilirsiniz. Tuz bitince yenisini yaparsınız.

Tahsini Şerif Nedir?

تحسين شريف

Tahsin demek El Hısn kökünden türemiştir Şerefli Kale ve Sığınak Manası taşır. Ve Sığınılacak en Şerefli Kale Allah ve Kelamı dır çünkü Kuran‘da şöyle şöyle olunca şöyle de minvalinde bize kelimelerinin gücünü öğreten yine Allah kendisidir. Mesela Felak suresi en basit örnek deki felan felan diye öğretir. işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları mesela kureyş suresınde buyurduğu üzre acıktığınızda sizi doyuran ve korktuğunuzda emanında yani kalesinde sizi koruyan bu evin rabbine kul olun manasında ayet var yani kul olmaktan kasıt O'nun kalesine ve emanına sığının gibi bir mana.

Havle Binti Hakîm radıyallahu anhâ’dan rivayet edildiğine göre, “Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’i şöyle buyururken dinledim”
dedi:

“Kim bir yerde konaklar da sonra “Yarattıklarının şerrinden Alllah’ın mükemmel kelimelerine (âyet, sıfat ve isimleri) sığınırım derse, konakladığı o yerden ayrılıncaya kadar hiçbir şey ona zarar vermez.

Okunuşu: "Euzü bi kelimatillahit-tammati min şerri ma halak"

Anlamı: "Yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım."

(Müslim, Zikir 54, 55. Aynca bk. Tirmizî, Daavât 40)

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’dan rivâyet edildiğine göre şöyle dedi:

Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem’e akrep tarafından sokulmuş bir kimse getirilirdi. Râvi dedi ki: Rasûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Eğer bu zat, yarattığı şeylerin şerrinden Allah’ın tam olan kelimelerine sığınırım, deseydi sokulmazdı, veya ona zarar veremezdi.”

(Müslim, Zikir 55.)

Allah’ın mükemmel kelimeleri ifadesiyle Cenâb-ı Hakk’ın  kelamı olan Kuran ayetleri ve, Peygamerin dilinden söylenen, kutsi hadisler veya normal hadisler de geçen dualar ile, işte manen O’nun şifalı sözleri  kastedilmiş  demek olmaz mı. O,nun Kelimelerinin Gücü kastedilmiş  demek olmaz mı. Esasen bunlardan hangisinin söylendiği çok önemli değildir, Burada anlatmak istediğimiz "Euzü bi kelimatillahit-tammati "  demek Allah kelamı olan ayet ve hadislerdeki dualara sığınmak demek, işte O'nun kelimelerinin  gücüne sığınmak demektir, kelimler söylenince ise, bir frekans yayılımı söz konusudur, yani öyle olunca, dua ve ayetler okunarak Allah'ın kelamının frekans gücü  demek olur, onun ile o frekanslar ile  "min şerri mâ halak" denmesi de yani yarattığı şerli herşeye karşı gelebilen bir silah demek olur, bu frekans ve dua ve zikir silahı yani. Hadisler de "Eûzü bi-kelimâtillâhi’t-tâmmeti" sözleriyle başlayan, muhtelif yerlerde ve zamanlarda okunması tavsiye edilen başka dualar da vardır.

işte „Raşidi Tahsini Şerifi’ni“ Okumannın veya yanında taşımanın faydaları : Okuyanlar veya yanında taşıyanlar Düşmanlarının şerrinden emin olurlar, fakirlik görmeden bir hayat yaşarlar, Vesveseye, unutkanlığa karşı şifadır. Tahsini Şerifi’ni düzenli okumak güzel ahlakın kapısıdır. Düşmanların şerrinden korunmak, korkulu bir yerdeyken emin ve güvende olmak için okunmalıdır. Hastalara okunması ise şifadır. Günahların affı ve sevap kazanmak için tekrar tekrar okunması gereken dualardan biridir. "Alimran" dan bir ayet vardır ki içinde "inneke entel vehhâb" olan ayet onu okuyan kimseye ömrü boyunca geçim sıkıntısı uğramaz rivayeti var. Virdimizi Okuyan Güzel ahlaka erişir, içinde Ayetel Kürsi gibi nice ayetler dualar vardır da mesela Hâdis-i şerîfte Rasûl-i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem: "Cibrîl bana gelip: Cinden bir ifrit sana tuzak kurmak istiyor, yatağına geldiğin zaman Ayete’l-Kürsî’yi oku. Yani yatmadan evvel Âyete’l- Kürsî’yi oku. dedi.” Buyurmuşlardır. Bunun gibi bütün sırlı ayet yani Allah Kelamı ve hadis ve dua ve salavatların toplandığı, Dua ve Zırhdır, Sığınak ve kaledir, Allah’ın kelimelerinin gücüdür.

„Raşidi Hatmei Şerifi’ni“ Okuma Adabı :

Müntesiblerimiz Normal günlük evradlarını okuyup zikredip tesbih ederler ve sadece Haftada bir gün Perşembeleri ikindiden sonra veya akşamı (Cumayı Akşamı) veya Pazar ikindiden sonra veya akşamı zikredilir. Ölülerimize yani geçmişlerimizin ruhuna gönderilen hediyeler Perşembeleri ve Pazarlar sunuluduğu için, Hatmenin içindeki Bütün Zikir Evrad ve Raşidi Hatimi  ölülerimize  geçmişlerimizin ruhuna da ve silsilemize de müntesiplerimizede sayilan liseteyede haftada bir defa hediye edilmiş olur bu sayede.
Elbette Tarikimizden Mezun olanlar ve güç yetirebilenler de Günlük yani hergün  evrad yerine bunu okuyabilirler.

OKUMA SÜRESi: Takriben 2 Saat

________________

Dikkat :

Hâzihis Salavat cüz’ün minel kur’ânil kerîmi vel hadîsin nebeviyyî, kemâ kâle teâlâ ve tekaddes : "İnnehu le kur'ânun kerîmun. Fî kitâbin meknûn. Lâ yemessuhû illel mutahherûn. Tenzîlun min rabbil âlemîn."

Türkçe Anlamı:

"Bu dualar, Kur'an-ı Kerim'den ve Peygamber hadislerinden bir parçadır. Nitekim Yüce Allah şöyle buyurmuştur: 'Muhakkak ki o (Kur'an), çok şerefli bir Kur’an'dır. Korunmuş bir kitaptadır. Ona, temizlenmiş olanlardan başkası dokunamaz. Âlemlerin Rabbinden indirilmiştir.'"

Cenabet Olmayanlar Okusun ve Abdestli veya Teyemmümlü Okumaya Gayret Etsin Lütfen,
________________

EVRADI RAŞiDi ARAPÇA OKUNUŞU

SERi NO : V090520250830


HATMEi RAŞiDAN PRO12 ARAPÇA BUDUR

HATMEi ŞERiF

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم

أَلَآ إِنَّ أَوْلِيَآءَ ٱللَّهِ و عِبَادِ اللهِ الصَّالِحِينَ لاَ خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلاَ هُمْ يَحْزَنُونَ.يَا اَيهاشَّيْطَانِرَّجِيمْ وَحِذْبَهُ يَا اَيُّوهَادَّجَّلْ وحواصّهو اِنَّكُمْ لَيْسَ بِصُلْطَانِ ا لَّهُم وَلاَ تَغْوِيَنَّهُمْ وَلاَ تُسَلِّطَنَّهُمْ. بل هم عباد الله المخلصون. وَإِنَّكُمْ وَ حِزْبَكُمْ إِلَّا شَيْطاَنِرَّجِيمْ فَخْرُجْ مِنْ هاَذَاْلبَدَنِ مِنْ هاَذَ اْلبَيْتِ من هذا الطريق مِنْ هاَذَ الشَّحْرِ وَمِنْ هاَذَ اْلمَدِنَةُ فَإِنَّكُمْ رَجيِم. وَإِنَّ عَلَيْكُمْ لَعْنَةَ إِليَ يَوْمِ الدِّينِ

TAHSiN

Tahsini Şerif Li Raşidiye
Tahsini Şerif Li Raşidiye

التحصين الشريف

التحصين الشريف

بسم الله الرحمن الرحيم

وصلَّى الله على سـيدنا محمد وعلى آلـه وصحبه وسلَم تسليماً ، اللهم إنى أسـألك
بالعرش والكرسي والنور الذى عليه سيدنا محمد صلى الله عليه وسلم أن تسـخر لى
قلب من أحوجتنى إليه وإن تكفـينى شـر من يقـدر على ولا أقدر عليه يا مـن بيده   
ملكوت كل شئ أنت عالمٌ به وقادرٌ عليه ، تحصنت بالحصن الذى أسسه الله سُـورُهُ
لا إله إلا الله بابه محمدُ رسـول الله مِفتاحه لا حول ولا قوة إلا بالله من أراد لى سوءً
خذله الله همساً همساً ، لمساً لمساً ، لموساً لموساً ، مأموناً مأموناً ، أنا الأسد سهمى
نفذ منه المدد لا أُبالى من أحـد بفضل
بسم الله الرحمن الرحيم  .
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ 
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ 
قل هو اللهُ أَحَدٌ . اللهُ الصَّمَدُ. لَمْ يَلِدْ وَلَمْ يُولَدْ وَلَمْ يَكُنْ لَهُ كُفُوًا أَحَدٌ 
إذا أحاط البلاءُ من سدرة المنتهى ، أن تكفينى شـر من أمر على ونهى ، اللهـم إن
جاؤنى فردهـم ، وإن بغـوا على فهـدهم ، فإنك أنت الله ربى وربهم ، ورب الخلائق كلِهم
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
فَسَيَكفِيكَهُمُ اللَّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
  فإن تولـوا فقل حسبي الله لا إله
إلا هو عليه توكلت وهو رب العـرش العظـيم ، ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم 
وصلى الله على سيدنا محمدٍ وعلى آله وصحبه وسلَم تسليماً ، والحمد لله رب العالمين.

( انتهى التحصين الشريف )


Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.

HiZBÜL KEBiR

Hizbül Kebir Li Raşidiye
Hizbül Kebir Li Raşidiye
الحزب الكبير
لسيدي إبراهيم الدسوقي

بسم الله الرحمن الرحيم

الحمد لله رب العالمين, وصلى الله على سيدنا محمد وعلى آله وصحبه وسلم, وإذا قرأت القرآن جعلنا بينك وبين الذين لا يؤمنون بالآخرة حجابًا مستورًا, وجعلنا على قلوبهم أكنة أن يفقهوه وفي آذانهم وقرًا, وإذا ذكرت ربك في القرآن وحده ولوا على أدبارهم نفورًا, أيا مالك يوم الدين, إياك نعبد وإياك نستعين, رب لا تذرني فردًا وأنت خير الوارثين.

ألم نووا فلووا عما نووا فعموا وصموا فوقع عليهم القول بما ظلموا فهم لا, أفحسبتم أنما خلقناكم عبثًا وأنكم إلينا لا, وجعلنا من بين أيديهم سدًّا ومن خلفهم سدًّا فأغشيناهم فهم لا, يا معشر الجن والإنس إن استطعتم أن تنفذوا من أقطار السموات والأرض فانفذوا لا,«لا آلاء إلا آلاؤك يا الله» (ثلاثًا) إنك سميع عليم, وبالحق أنزلناه وبالحق نزل, ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم, التجم كل مارد, وذل كل ذي بطش شديد معاند, وتلاشت مكائد الجن والإنس أجمعين, بأسمائك يا رب العالمين, بالسموات القائمات فهن بالقدرة واقفات, بالسبع المتطابقات, بالكرسي البسيط, بالعرش المحيط بغاية الغايات, بمواضع الإشارات, بمن دنا فتدلى, فكان قاب قوسين أو أدنى, خضعت المردة فكبتوا ودحضوا, كبت الأعداء بأسماء الله فكبتوا, خسئ المارد وذل الحاسد, استعنت بالله على من نوى لي سوءًا, كيف أخاف وإلهي أملي؟ أم كيف أضام وعلى الله متكلي؟ اللهم احرسني من كيد الفاسق, ومن سطوة المارق, ومن لدغة الفاسق, بكهيعص كفيت, بحمعسق حميت, فسيكفيكهم الله وهو السميع العليم «ثلاثًا» ولا حول ولا قوة إلا

بالله العلي العظيم, بسم الله ما أعظم الله, كلما أوقدوا نارًا للحرب أطفأها الله, كتب الله لأغلبن أنا ورسلي إن الله قوي عزيز.

اللهم يا من الجم البحر بقدرته, وقهر العباد بحكمته, اكفني أنت الكافي, وعنت الوجوه للحي القيوم وقد خاب من حمل ظلمًا, فالله خير حافظًا وهو أرحم الراحمين.

أقبل ولا تخف إنك من الآمنين, لا تخف نجوت من القوم الظالمين, لا تخاف دركًا ولا تخشى, لا تخف إنك أنت الأعلى, لا تخاف إني معكما أسمع وأرى, لا تخف إني لا يخاف لدي المرسلون, وليبدلنهم من بعد خوفهم أمنًا, وآمنهم من خوف, اللهم آمنا من كل خوف وهم وغم وكرب كدكد كردد كردد كرده كرده ده ده ده ده الله رب العزة كتب الله اسمه على كل شيء أعزه, خضع كل شيء لعظمة سلطانه, اللهم أخضع لي جميع من يراني من الجن والإنس والطير والوحوش والهوام, اللهم اجعل لي نورًا من نورك على وجهي, ومن ضياء سلطانك أمامي, حتى إذا رأوني ولوا هاربين خاضعين لهيبة الله ولهيبة أسمائه ولهيبتي تدكدكت الجبال, بكهيعص كفيت, بحمعسق حميت، فسيكفيكهم الله وهو السميع العليم (ثلاثًا), ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم, ربنا أرنا اللذين أضلانا من الجن والإنس نجعلهما تحت أقدامنا ليكونا من الأسفلين, ورد الله الذين كفروا بغيظهم لم ينالوا خيرًا, وكفى الله المؤمنين القتال وكان الله قويًّا عزيزًا, بها بها بها بهيا بهيا بهيات بهيات بهيات القديم الأزلي يخضع لي جميع من يراني لمقنجل يا أرض خذيهم, قل كونوا حجارة أو حديدًا, وقفوهم إنهم مسئولون, كـأنهم خشب مسندة, ولا حول ولا قوة إلا بالله العلي العظيم.

طهور، بدعق، محببه، صوره، محببه، سقفاطيس، سقاطيم، أحون، ق، آدم، حم، هاء، آمين.

﴿مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعاً سُجَّداً يَبْتَغُونَ فَضْلاً مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَاناً سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ

فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْراً عَظِيماً﴾. صدق الله العظيم, وصلى الله على سيدنا محمد النبي الكريم وعلى آله وصحبه أجمعين عدد ما ما يتعلق به علم الله القديم من الجائز والواجب والمستحيل جملة وتفصيلًا, منذ خلقت الدنيا إلى يوم القيامة في كل يوم مائة ألف مرة, وفي كل مرة قدر ذلك, وعلى آله وصحبه وسلم, يا عزيز (مائة مرة) يا عزيز فلم أزل بعزك عزيزًا يا عزيز يا عزيز (سبع مرات) أو (سبعين مرة).


إنتهى الجزر الكبير

Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.

HiZBÜS SAĞiR

Hizbüs Sağir Li Raşidiye
Hizbüs Sağir Li Raşidiye

الحزب الصغير

بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ آرَّحِيم

وَصَلَّى اللَّهُ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلّمَ. بسم الإله الخالق الأكبر وهو حِرْزٌ مَانِعُ مِمَّا أَخَافُ وَأَحْذَرُ لَا قُدْرَةَ لِمخْلُوقٍ مَعَ قَدَرَة الخَالِقِ يُلْحِمُهُ بِلجَامِ قُدْرَتِهِ أَحْمَى حَميسًا أَطْمَى طَمِيثًا وَكَانَ اللهُ قويا عزيزا حمعسق حمايتنا كهيعص كفايتنا  فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ  وَلَا حَوْلَ وَلَا قُوَّةَ إِلا بِاللهِ الْعَلِي الْعَظِيمِ ، وَصَلَّى اللهُ عَلَى سَيّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِيهِ وَصَحْبِهِ وَسَلَّمَ

( يَا بَارِئُ ـ  مَائَةَ مَرَّةٍ )

  ( يَا لَطِيفُ ـ مَائَةٌ وَتِسْعُ وَعِشْرُونَ مَرَّةً )

( اللَّهُمَّ يَا لَطِيفًا بِخَلْقِهِ يَا عَلِيمًا بِخَلْقِهِ يا خبيرًا بِخَلْقِهِ الْطُفْ بِنَا يَا لَطِيفُ يَا علِيمُ يَا خَبِيرُ ـ سَبْعَ مَرَةٌ )

  ( يَا اللهُ ـ سِتَّ وَسِتُونَ مَرَةٌ )

( يَا دَايم ـ سِتٌ وَسِتُونَ مَرَّة )

لكَ الدَّوَامُ الْأَزَلَ وَالْبَقَاءُ السَرْمَدِئُ حتى ترث الأَرْضَ وَمَن عَلَيْها وانت خير الوارثين سُبحَانَكَ يَادَاءِمُ أَنتَ وَلِيُّنا فَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَا وَأَنْتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ سُبحانَكَ يَا دَائِمُ ارْزُقْنَا حَلَاوَةَ مُحَبَتِكَ وَاحْشُرْنَا فِي زُمْرَةِ الْمُحبِّينَ وَلَاحَوْلَ ولا قوة الا بالله العلي العظيم

( ياودُودْ مائتان وأربعون مرّة )

إنتهى الحزب الصغير


Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.


SALATI ZATI MUHAMMEDiYE ARAPÇASI

Salat al-Zatı Muhammediye Li Raşidiye
Salat al-Zatı Muhammediye Li Raşidiye

ibrahim Düsûkî (Kuddise Sirruhû)nun Salâtı

اللهُمَّ صَلَّ عَلَى الذَّاتِ المُحَمَّدِيَّةِ اللَّطِيفَةِ الْأَحَدِيَّةِ شَمْسِ سَمَاءِ الْاَسْرَارِ وَمَظْهَرِ الْأَنْوَارِ وَمَرْكِرِ مَدَارِ الْجَلَالِ وَقُطْبِ فَلَكِ الْجَمَالِ  اَللَّهُمَّ بِسِرِّهِ لَدَيْكَ وَبِسَيْرِهِ إِلَيْكَ أَمِنْ خَوْفِي وَاقِلْ عَشْرَتِي وَأَذْهِبْ حُرْنِي وَحِرْصِي وَكُنْ لِى وَخُذْنِي إِلَيْكَ مِنِّى وَارْزُقْنِي ا لْفَنَاءَ عَنِّى وَلَا تَجْعَلْنِى مَفْتُونَا بِنَفْسِى مَحْجُوبًا بِحِسِى وَاكْشِفْ لِي عَنْ كُلِّ سِرّ مَكْتُومٍ يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ


Okuma Usulü :
En Az Günde 1~3 Defa veya En Fazla Günde 41 Defa Sabah veya ikindi'den sonra okunup zikredilir.


SALATI MEŞiŞiYA
ibni Beşişe Rahimehullah

Salat el Meşişiye Li Raşidiye
Salat el Meşişiye Li Raşidiye

بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

اللهم صلّ علي من منه انشقَّت الأسرارُ وانفلقت الأنوارُ وفيه ارتقت الحقائقُ وتنزلت علومُ آدم فأعجز الخلائقَ  وله تضاءلت الفُهومُ فلم يدركه منا  سابقٌ ولا لاحقٌ ، فرياضُ ا لملكوتِ بزهرِ جمالهِ مونقةٌ وحياضُ ا لجبروتِ بفيضِ أ نوارِه ِمتدفقةٌ ، ولا شيء إلا وهو به منوطُ ، إذ لولا الواسطةُ لذهب( كما قيل) الموسوطُ صلاة تليقُ بك منك إليهِ كما هو أهلُه  - اللهم إنه سرُّك الجامعُ ا لدالُّ عليك وحجابك َ الأعظمُ القائمُ لك بين يديكَ اللهمَّ ألحقني بنسَبِه وحقِّقْني بحسَبِه وعرِّفني إيّاه معرفةً أسلمُ بها من مواردِ الجهلِ وأكرعُ بها من مواردِ  ا لفضلِ واحملني علي سبيلهِ إلى حضرتكَ حملا  محفوفا بنُصرتك واقذف بي عـلي الباطلِ فأدمغُه وزجَّ بي في بحارِ الأحدية وانشلني من أوحال التوحيد أغرقني في عينِ بحرِ ا لوحدةِ حتى لا أرى ولا أسمعِ ولا أجِدَ ولا أحسَّ إلا بها واجعـلِ الحجابَ الأعظمَ حياةَ روحي وروحَهُ سِرَّ حقيقتي وحقيقَتَهُ جامعَ عوالمي بتحقيقِ ا لحقِّ الأولِ يا أولُ يا آخرُ يا ظاهرُ يا باطنُ اسمع ندائي بما سمعتَ به نداءَ عبدِك زكريا
وانصرني بكَ لك وأيِّدني بك لك واجْمعْ بيني وبينِك وحُلْ بيْني وبينَ غيْرِك
وانصرني بكَ لك وأيِّدني بك لك واجْمعْ بيني وبينِك وحُلْ بيْني وبينَ غيْرِك
وانصرني بكَ لك وأيِّدني بك لك واجْمعْ بيني وبينِك وحُلْ بيْني وبينَ غيْرِك
الله الله  الله إنَّ الذي فرَضَ عليكَ القرآنَ لرادُّكَ إلى معادٍ ربَّنا آتتا من لدُنْكَ رحمةً وهيِّئ لنا من أمرِنا رشَدا سبحان ربِّك ربِّ العَّزة عما يصفون وسلامٌ علي المرسلينَ والحمدُ لِله ربِ العالمين

Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.


HiZBÜS SEYFiYYU

Hizbü’s Seyfi Li Raşidiye
Hizbü’s Seyfi Li Raşidiye

الحزب السيفي
Hz Ali Radziyallahu Anh'ın Kılıç Duası

بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ آرَّحِيم

للإمام علي كرم اللهُ وَجْـهـَهُ


الحـزب السـيفى
                               

بسم الله الرحمن الرحيم  وصلى الله على مولانا محمد وعلى آله وصحبه وسلم اللهم إني أقدم إليك بين يدي كل نفس ولمحه وطرفة يطرف بها أهل السموات وأهل الأرض وكل شئ هو في علمك كائن أو قد كان أقدم إليك بين يدي ذلك كله .

بسم الله الرحمن الرحيم اللهم أنت الله الملك الحق المبين القديم المتعزز بالعظمة والكبرياء المنفرد بالبقاء الحي القيوم القادر المقتدر الجبار القهار الذي لا إله إلا أنت (صمدية 3) أنت ربى وأنا عبدك عملت سوءا وظلمت نفسي واعترفت بذنبي فاغفر لي ذنوبي كلها فانه لا يغفر الذنوب إلا أنت يا غفور يا شكور يا حليم يا كريم يا صبور يا رحيم اللهم إني أحمدك وأنت المحمود وأنت للحمد أهل وأشكرك وأنت المشكور وأنت للشكر أهل على ما خصصتني به من مواهب الرغائب وأوصلت إلى من فضائل الصنائع وأوليتني به من إحسانك وبوأتني به من مظنة الصدق عندك وأنلتني به من مننك الواصلة إلى وأحسنت به إلى كل وقت من دفع البلية عنى والتوفيق لي والإجابة لدعائي حين أناديك داعيا وأناجيك راغبا وأدعوك متضرعا صافيا ضارعا وحين أرجوك راجيا فأجدك كافيا وألوذ بك في المواطن كلها فكن لي ولأهلي ولإخواني كلهم جارا حاضرا حفيا بارا وليا في الأمور كلها ناظرا وعلى الأعداء كلهم ناصرا وللخطايا والذنوب كلها غافرا وللعيوب كلها ساترا لم أعدم عونك وبرك وخيرك وعزك وإحسانك طرفة عين منذ أنزلتني دار الاختبار والفكر والاعتبار لتنظر ما أقدم لدار الخلود والقرار والمقامة مع الأخيار فأنا عبدك فاجعلني ( يارب 3) عتيقك يا إلهي ومولاي خلصني وأهلي وإخواني كلهم من النار ومن جميع المضار والمضال والمصائب والمعائب والنوائب واللوازم والهموم التي قد ساورتني فيها الغموم بمعاريض أصناف البلاء وضروب جهد القضاء إلهي لا أذكر منك إلا الجميل ولم أر منك إلا التفضيل خيرك لي شامل وصنعك لي كامل ولطفك لي كافل وبرك لي غامر وفضلك على دائم متواتر ونعمك عندي متصلة لم تخفر لي جواري وأمنت خوفي وصدقت رجائي وحققت آمالي وصاحبتني في أسفاري وأكرمتني في أحضاري وعافيت أمراضي وشفيت أوصابى وأحسنت منقلبى ومثواي ولم تُشِمِت بي أعدائي وحسادي ورميت من رماني بسوء وكفيتني شر من عاداني فأنا أسألك يا الله الآن أن تدفع عنى كيد الحاسدين وظلم الظالمين وشر المعاندين  واحمني وأهلي وإخواني كلهم تحت سرادقات عزك يا أكرم الأكرمين وباعد بيني وبين أعدائي كما باعدت بين المشرق والمغرب واخطف أبصارهم عنى بنور قدسك واضرب رقابهم بجلال مجدك واقطع أعناقهم بسطوات قهرك أهلكهم ودمرهم تدميرا كما دفعت كيد الحساد عن أنبيائك وضربت رقاب الجبابرة لأصفيائك وخطفت أبصار الأعداء عن أوليائك وقطعت أعناق الأكاسرة لأتقيائك وأهلكت الفراعنة ودمرت الدجاجلة لخواصك المقربين وعبادك الصالحين  ( يا غِيَاث المستغيثين أغثني ) ( ثلاثا ) على جميع أعدائك فحمدي لك يا إلهي واصب وثنائي عليك متواتر دائبا دائما من الدهر إلى الدهر بألوان التسبيح والتقديس وصنوف اللغات المادحة وأصناف التنزيه خالصا لذكرك ومرضيا لك بناصع التحميد والتمجيد وخالص التوحيد وإخلاص التقرب والتقريب والتفريد وإمحاض التمجيد بطول التعبد والتعديد لم تعن في قدرتك ولم تشارك في ألوهيتك ولم تعلم لك ماهية فتكون للأشياء المختلفة مجانسا ولم تعاين إذ حسبت الأشياء على العزائم المختلفة ولا خرقت الأوهام حجب الغيوب إليك فأعتقد منك محدودا في مجد عظمتك لا يبلغك بُعُدُ الهمم ولا ينالك غوص الفطن ولا ينتهي إليك بصر ناظر في مجد جبروتك ارتفعت عن صفات المخلوقين صفات قدرتك وعلا عن ذكر الذاكرين كبرياء عظمتك فلا ينقص ما أردت أن يزداد ولا يزداد ما أردت أن ينتقص لا أحد شهدك حين فطرت الخلق ولا ند ولا ضد حضرك حين برأت النفوس كلت الألسن عن تفسير صفتك وانحسرت العقول عن كنه معرفتك وصفتك وكيف يوصف كنه صفتك يارب وأنت الله الملك الجبار القدوس الأزلي الذي لم يزل ولا يزال أزليا باقيا أبديا سرمديا دائما في الغيوب (وحدك لا شريك لك 3)  ليس فيها أحد غيرك ولم يكن اله سواك حارت في بحار بهاء ملكوتك  عميقات مذاهب التفكير و تواضعت الملوك لهيبتك و عنت الوجوه بذلة الاستكانة لعزتك وانقاد كل شئ لعظمتك واستسلم كل شئ لقدرتك وخضعت لك الرقاب وكَلَّ دون ذلك تحبير اللغات وضل هنالك التدبير في صفات في تصاريف الصفات فمن تفكر في إنشائك البديع وثنائك الرفيع    و تعمق في ذلك رجع طرفه إليه خاسئا حسيرا وعقله مبهوتا و تفكره متحيرا أسيرا اللهم لك الحمد حمدا كثيرا دائما متواليا متواترا متضاعفا متسعا متسقا يدوم و يتضاعف ولا يبيد غير مفقود في الملكوت ولا مطموس في المعالم ولا منتقص في العرفان فلك الحمد على مكارمك التي لا تحصى ونعمك التي لا تستقصى في الليل إذا أدبر والصبح إذا أسفر وفى البر و البحار والغدو و الآوصال والعشى و الإبكار و الظهيرة والأسحار وفى كل جزء من أجزاء الليل والنهار اللهم لك الحمد بتوفيقك قد أحضرتني النجاة وجعلتني منك في ولاية العصمة فلم أبرح في سبوغ نعمائك وتتابع آلائك محروسا بك في الرد والامتناع و محفوظا بك في المنعة و الدفاع عنى اللهم إني أحمدك إذ لم تكلفني فوق طاقتي ولم ترض منى إلا طاعتي ورضيت منى من طاعتك و عبادتك دون استطاعتي وأقل من وسعى ومقدرتي فإنك أنت الله الملك الحق الذي لا اله إلا أنت لم تغب ولا تغيب عنك غائبة ولا تخفى عليك خافية ولن تضل عنك في ظُلَمِ الخفيات ضالة إنما أمرك إذا أردت شيئا أن تقول له كن فيكون (صمدية 3) اللهم لك الحمد حمدا كثيرا دائما مثل ما حمدت به نفسك وأضعاف ما حمدك به الحامدون وسبحك به المسبحون ومجدك به الممجدون وكبرت به المكبرون وهللك المهللون وقدسك به المقدسون ووحدك به الموحدون وعظمك المعظمون واستغفرك به المستغفرون حتى يكون لك منى وحدي في كل طرفة عين وأقل من ذلك مثل حمد جميع الحامدين وتوحيد أصناف الموحدين والمخلصين وتقديس أجناس العارفين وثناء جميع المهللين والمصلين والمسبحين ومثل ما أنت به عالم وأنت محمود ومحبوب ومحجوب من جميع خلقك كلهم من الحيوانات والبرايا والأنام إلهي أسألك بمسائلك وأرغب إليك بك في بركات ما أنطقتني به من حمدك ووفقتني له من شكرك وتمجيدي لك فما أيسر ما كلفتني به من حقك وأعظم ما وعدتني به من نعمائك ومزيد الخير على شكرك ابتدأتنى بالنعم فضلا وطولاً وأمرتني بالشكر حقا وعدلا ووعدتني عليه أضعافا ومزيدا وأعطيتني من رزقك واسعا كثيرا اختيارا ورضا و سألتني عنه شكرا يسيرا لك الحمد اللهم على إذ نجيتني وعافيتني برحمتك من جهد البلاء ودرك الشقاء ولم تسلمني لسوء قضائك و بلائك وجعلت ملبسي العافية وأوليتني البسطة والرخاء وشرعت لي أيسر القصد وضاعفت لي أشرف الفضل ما عبدتني به من المحجة الشريفة وبشرتني به من الدرجة العالية الرفيعة واصطفيتني بأعظم النبيين دعوة وأفضلهم شفاعة وأرفعهم درجة وأقربهم منزلة وأوضحهم حجة محمد صلى الله عليه وعلى آله وسلم وعلى جميع الأنبياء والمرسلين وأصحابه الطيبين الطاهرين (صمدية3) اللهم صلى على محمد وعلى آل محمد واغفر لي ولأهلي ولإخواني كلهم مالا يسعه إلا مغفرتك ولا يمحقه إلا عفوك ولا يكفره إلا تجاوزك وفضلك وهب لي في يومي هذا وليلتي هذه وساعتي هذه وشهري هذا وسنتي هذه يقينا صادقا يهون على مصائب الدنيا والآخرة وأحزانهما ويشوقني إليك ويرغبني فيما عندك واكتب لي عندك المغفرة وبلغني الكرامة من عندك وأوزعني شكر ما أنعمت به على فانك أنت الله الذي لا اله إلا أنت الواحد الأحد الرفيع البديع المبدىء المعيد السميع العليم الذي ليس لأمرك مدفع ولا عن قضائك ممتنع وأشهد أنك ربى ورب كل شئ فاطر السموات والأرض عالم الغيب والشهادة  العلي الكبير المتعال (صمدية 3) اللهم إني أسألك الثبات في الأمر والعزيمة على الرشد والشكر على نعمك وأسألك حسن عبادتك وأسألك من خير كل ما تعلم وأعوذ بك من شر كل ما تعلم وأستغفرك من شر كل ما تعلم انك أنت علام الغيوب وأسألك لي ولأهلي ولإخواني كلهم أمناً وأعوذ بك من جور كل جائر ومكر كل ماكر وظلم كل ظالم وسحر كل ساحر وبغى كل باغ وحسد كل حاسد وغدر كل غادر وكيد كل كايد وعداوة كل عدو وطعن كل طاعن وقدح كل قادح وحيل كل متحيل وشماتة كل شامت وكشح كل كاشح اللهم بك أصول على الأعداء والقرناء وإياك أرجو ولاية الأحباء والأولياء والقرباء فلك الحمد على ما لا أستطيع إحصاء ولا تعديده من عوائد فضلك وعوارف رزقك وألوان ما أوليتني به من إرفادك وكرمك فانك أنت الله الذي لا اله إلا أنت الفاشي في الخلق حمدك الباسط بالجود يدك لا تضاد في حكمك ولا تنازع في أمرك وسلطانك وملكك ولا تشارك في ربوبيتك ولا تزاحم في خليقتك تملك من الأنام ما تشاء ولا يملكون منك إلا ما تريد اللهم أنت الله المنعم المتفضل القادر المقتدر القاهر المقدس ترديت بالمجد والبهاء وتعظمت بالعزة والعلاء  وتأزرت بالعظمة والكبرياء (صمدية3) وتغشيت بالنور والضياء وتجللت بالمهابة والبهاء لك المن القديم والسلطان الشامخ والملك الباذخ والجود الواسع والقدرة الكاملة والحكمة البالغة والعزة الشاملة فلك الحمد على ما جعلتني من أمة محمد صلى الله علية وسلم وعلى آله وهو أفضل بنى آدم علية السلام الذين كرمتهم وحملتهم في البر و البحر ورزقتهم من الطيبات وفضلتهم على كثير من خلقك تفضيلا وخلقتني سميعا بصيرا صحيحا سويا سالما معافى ولم تشغلني بنقصان في بدني عن طاعتك ولا بآفة في جوارحي ولا عاهة في نفسي ولا في عقلي ولم تمنعني كرامتك إياي وحسن صنيعك عندي وفضل منائحك لدى ونعمائك على أنت الذي أوسعت على في الدنيا رزقا وفضلتني على كثير من أهلها تفضيلا فجعلت لي سمعا يسمع آياتك وعقلا يفهم إيمانك وبصرا يرى قدراتك وفؤاداً يعرف عظمتك وقلبا يعتقد توحيدك فإني لفضلك على شاهد حامد شاكر ولك نفسي شاكرة وبحقك على شاهدة وأشهد أنك حي قبل كل حي وحي بعد كل حي وحي بعد كل ميت وحي لم ترث الحياة من حي ولم تقطع خيرك عنى في كل وقت ولم تقطع رجائي ولم تنزل بي عقوبات النقم ولم تغير على وثائق النعم ولم تمنع عنى دقائق العِصم فلو لم أذكر من إحسانك وإنعامك على إلا عفوك عنى والتوفيق لي والاستجابة لدعائي حين رفعت صوتي بدعائك وتحميدك وتوحيدك وتمجيدك وتهليلك وتكبيرك وتعظيمك وإلا في تقديرك خلقي حين صورتني فأحسنت صورتي وإلا في قسمة الأرزاق حين قدرتها لي لكان في ذلك ما يشغل فكرى عن جهدي فكيف إذا فكرت في النعم العظام التي أتقلب فيها ولا أبلغ شكر شئ منها فلك الحمد عدد ما حفظه علمك وجرى به قلمك ونفذ به حُكُمُك في خلقك وعدد ما وسعته رحمتك من جميع خلقك وعدد ما أحاطت به قدرتك وأضعاف ما تستوجبه من جميع خلقك اللهم إني مُقِرٌ بنعمتك على فتمم إحسانك إلى فيما بقى من عمري بأعظم وأتم وأكمل وأحسن مما أحسنت إلى فيما مضى منه برحمتك يا أرحم الراحمين اللهم إني أسألك وأتوسل إليك بتوحيدك وتمجيدك وتحميدك وتهليلك وتكبيرك وتسبيحك وكمالك وتدبيرك وتعظيمك وتقديسك ونورك ورأفتك ورحمتك وعلمك وحلمك وعُلوك ووقارك وفضلك وجلالك ومَنِك وكمالك وكبريائك وسلطانك وقدرتك واحسانك وامتنانك وجمالك وبهائك وبرهانك وغفرانك ونبيك ووليك وعترته الطاهرين أن تصلى على سيدنا محمد وعلى سائر إخوانه الأنبياء و المرسلين وأن لا تحرمني رفدك وفضلك وجمالك وجلالك وفوائد كرامتك فإنه لا تعتريك لكثرة ما قد نشرت من العطايا عوائق البخل ولا يُنقصُ جُودك التقصير في شكر نعمتك ولا تُنفد خزائنك مواهبك المتسعة ولا تؤثر في جودك العظيم منحك الفائقة الجليلة الجميلة الأصيلة ولا تخاف ضيم إملاق  فَتُكْدِي ولا يلحقك خوف عُدْمٍ فيُنقِصُ من جُودك فيض فضلك إنك على ما تشاء قدير وبالإجابة جدير . اللهم ارزقني قلبا خاشعا خاضعا ضارعا وعينا باكية وبدنا صحيحاً صابرا ويقينا صادقا بالحق صادعا وتوبة نصوحا ولسانا ذاكرا وحامدا وإيمانا صحيحا ورزقا حلالاً طيبا واسعا وعلما نافعا وولدا صالحا وصاحبا موافقا وسِنَاً طويلا في الخير مشتعلا بالعبادة الخالصة وخلقا حسنا وعملا صالحا متقبلا وتوبة مقبولة ودرجة رفيعة وامرأة مؤمنة طائعة اللهم لا تنسى ذكرك ولا تُوَلِني غيرك ولا تؤمني مكرك ولا تكشف عنى سترك ولا تقنطني من رحمتك ولا تبعدني من كنفك وجوارك وأعذني من سخطك وغضبك ولا تؤيسنى من رحمتك وروحك وكن لي ولأهلي ولإخواني كلهم أنيسا من كل روعة وخوف وخشية ووحشة وغربة واعصمني من كل هلكة ونجنى من كل بلية وآفة وعاهة وغُصَّة ومحنة وزَلزَلَة وشدة وإهانة وذِلَّةٍ وغَلَبَةٍ وقلة وجوع وعطش وفقر وفاقة وضيق وفتنة وَوَبَاءٍ وبلاء وغَرَقٍ وحَرْقٍِ وبرق وسَرْقٍ وحر وبرد ونهب وغَىٍّ وضلال وضالة وهامة وزلل وخطايا وهم وغم ومسخ وخسف وقذف وخَلَّة وعلة ومرض وجنون وجذام وبرص وفالج وباسور وسلس ونقص وهلكة وفضيحة وقبيحة في الدارين إنك لا تُخلف الميعاد اللهم ارفعني ولا تضعني وادفع عنى ولا تدفعني وأعطني ولا تحرمني وزدني ولا تنقصني وارحمني ولا تعذبني وفرج همي واكشف غمى وأهلك عدوى وانصرني ولا تخذلني وأكرمني ولا تهني واسترني ولا تفضحني وآثرني ولا تُؤْثِر عَلَىَّ واحفظني ولا تضيعني فانك على كل شئ قدير يا أقدر القادرين ويا أسرع الحاسبين وصلى الله على سيدنا محمد وآله وسلم أجمعين يا ذا الجلال والإكرام اللهم أنت أمرتنا بدعائك ووعدتنا بإجابتك وقد دعوناك كما أمرتنا فأجبنا كما وعدتنا يا ذا الجلال والإكرام انك لا تخلف الميعاد اللهم ما قدرت

لي من خير وشرعت فيه بتوفيقك وتيسيرك فتممه لي بأحسن الوجوه كلها وأصوبها وأصفاها فإنك على ما تشاء قدير وبالإجابة جدير نعم المولى ونعم النصير وما قدرت لي من شر وتحذرني منه فاصرفه عنى ياحى يا قيوم يا من قامت السموات والأرض بأمره يا من يمسك السماء أن تقع على الأرض إلا بإذنه يا من أمره إذا أراد شيئا أن يقول له كن فيكون . فسبحن الذي بيده ملكوت كل شئ واليه ترجعون ( سبحان الله القادر القاهر القوى العزيز الجبار الحي القيوم بلا معين ولا ظهير برحمتك أستغيث – ثلاثا ) اللهم هذا الدعاء ومنك الإجابة وهذا الجهد منى وعليك التُكلان  ( ولا حول ولا قوة آلا بالله أتعلى العظيم ) "ثلاثا" والحمد لله أولا وأخرا وظاهرا وباطنا وصلى الله على سيدنا محمد وآله وأصحابه الطيبين الطاهرين وسلم تسليما كثيرا أثيرا دائما أبدا إلى يوم الدين وحسبنا الله ونعم الوكيل والحمد لله رب العالمين وصلى الله على سيدنا محمد وعلى آله في كل لمحة ونفس عدد ما وسعه علم الله ،،،             

انتهى الحزب السيفي

للإمام على ،كرم الله وجهه


Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa, veya orta haddesi, Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir, En Fazla Günde Yedi Defa okunup zikredilir.


HiZBÜL MUĞNi

MÜNACATI ÜVEYS EL KARANi

Hizbul Mûğni Li Raşidiye
Hizbul Mûğni Li Raşidiye

Veysel Karani hazretlerine ait münacat

الحزب المغني

بسم الله الرحمن الرحيم

الحزب المغنى لسيدى ابى اويس القرنى رحمه الله تعالى

الهى بك استغيث فأغثنى وبك استغنيت فأغننى وعليك توكلت فأكفنى يا كافى اكفنى المهمات من أمر الدنيا والآخرة الهى بك استغيث فأغثنى وبك استغنيت فأغننى وعليك توكلت فأكفنى يا كافى اكفنى المهمات من أمر الدنيا والآخرة الهى بك استغيث فأغثنى وبك استغنيت فأغننى وعليك توكلت فأكفنى يا كافى اكفنى المهمات من أمر الدنيا والآخرة يا رحمن الدنيا والآخرة ورحيمهما انى عبدك بباك ذليلك بباك اسيرك بباك مسكينك بباك صنيعك ببابك يا رب العالمين . الطالح ببابك يا غياث المستغيثين مهمومك ببابك يا كاشف كرب كل المكروبين وانا عاصيك يا طالب المستغفرين المقر ببابك يا غافر المزنبين المعترف ببابك يا أرحم الراحمين الخاطى ببابك يا رب العالمين الظالم ببابك البائس الخاشع ببابك ارحمنى يا مولاى الطالح ببابك يا غياث المستغيثين مهمومك ببابك يا كاشف كرب كل المكروبين وانا عاصيك يا طالب المستغفرين المقر ببابك يا غافر المزنبين المعترف ببابك يا أرحم الراحمين الخاطى ببابك يا رب العالمين الظالم ببابك البائس الخاشع ببابك ارحمنى يا مولاى الطالح ببابك يا غياث المستغيثين مهمومك ببابك يا كاشف كرب كل المكروبين وانا عاصيك يا طالب المستغفرين المقر ببابك يا غافر المزنبين المعترف ببابك يا أرحم الراحمين الخاطى ببابك يا رب العالمين الظالم ببابك البائس الخاشع ببابك ارحمنى يا مولاى الهى انت الغافر وانا المسىء وهل يرحم المسىء الا الغافر مولاى مولاى والهى انت الرب وانا العبد وهل يرحم العبد الا الرب مولاى مولاى والهى انت المالك وانا المملوك وهل يرحم المملوك الا المالك مولاى مولاى والهى انت القوى وانا الضعيف وهل يرحم الضعيف الا القوى مولاى مولاى والهى انت العزيز وانا الذليل فهل يرحم الذليل الا العزيز مولاى مولاى والهى انت الكريم وانا اللئيم وهل يرحم اللئيم الا الكريم مولاى مولاى والهى انت الرازق وانا المرزوق وهل يرحم المرزوق الا الرازق مولاى مولاى والهى انا الضعيف الذليل انا الحقير انت العلى انت العفو انت الغفور انت الغفار وأنت الحنان أنت المنان ، انا الزنب انا الخائف انا الضعيف الهى الامان الامان فى ظلمة القبر وضيقته الهى الامان الامان عند سوال منكر ونكير وهيئتهما الهى الامان الامان عند وحشة القبر وشدته الهى الامان الامان فى يوم كان مقداره الف سنة الهى الامان الامان يوم ينفخ فى الصور ففزع من فى السموات ومن فى الارض الا من شاء الله الهى الامان الامان يوم زلزلت الارض زلزالها الهى الامان الامان يوم فَاِذَا انْشَقَّتِ السَّمَٓاءُ فَكَانَتْ وَرْدَةً كَالدِّهَانِ الهى الامان الامان يوم تشقق السماء بالغمام الهى الامان الامان يوم تطوى السماء كطى السجل للكتب الهى الامان الامان يوم تبدل الارض غير الارض والسموات وبرزوا لله الواحد القهار الهى الامان الامان يوم ينظر المرء ما قدمت يداه ويقول الكافر يا ليتنى كنت ترابا . الهى الامان الامان يوم ينادى المنادى من بطنان العرش : اين العاصون اين المزنبون وأين الخاسرون ؟ هلموا الى الحساب . وأنت تعلم سرى وعلانيتى فاقبل معزرتى الهى آهـٍ من كثرة الزنوب والعصيان ، آهـٍ من كثرة الظلم والجفاء ، آهـٍ من نفس مطرود . آهـٍ من نفس المطبوع بالهوى من الهوى . أغثنى يا غياث المستغيثين اغثنى عند تغير حالى الهم انى عبدك المزنب المجرم المخطىء اجرنى من النار يا مجير يا مجير يا مجير . اللهم ان ترحمنى فأنت اهل وان تعزبنى فأنا اهل فارحمنى يا اهل التقوى ويا أهل المغفرة ويا ارحم الرحمين ويا خير الناصرين ويا خير الغافرين  حسبى الله وحده برحمتك يا أرحم الراحمين وصلى الله على سيدنا محمد وآله وصحبه أجمعين وسلم تسليما

انتهى الحزب المغنى


Okuma Usulü :
En Az Günde Bir Defa veya En Fazla Günde iki Defa Sabah ve ikindi'den sonra okunup zikredilir.


HiZBÜL BAHR
Seyyid Hasan Eş Şâzilî

Hizbul Bahr Li Raşidiye
Hizbul Bahr Li Raşidiye

الحزب البحر

يَا عليُّ يَا عَظيمُ يَا حَليْمُ يَا عَليْمُ أَنْتَ رَبِّي وَعِلْمُكَ حَسْبي فَنِعْمَ الرَّبُّ رَبِّي وَنِعْمَ الحَسْبُ حَسْبي  تَنْصُرُ مَنْ تَشاءُ وَأنتَ العَزيزُ الرَّحِيْمُ . نَسْأَلُكَ العِصْمَةَ في الحَرَكَاتِ وَالسَّكَناتِ وَالكَلِمَاتِ وَالإِراداتِ وَالخَطَراتِ مِنَ الشُّكوكِ وَالظُّنونِ وَالأوْهَامِ السَّاتِرَةِ لِلقُلوبِ عَنْ مُطالَعَةِ الغُيُوبِ  فَقَدِ اِبتُلِيَ المُؤمِنُونَ وَزُلزلوا زِلْزالاً . شَدِيداً وَإذْ يَقولُ المُنافِقونَ وَالذينَ في قُلوبِهِمْ مَرَضٌ مَا وَعَدَنا الله وَرَسُولُهُ إلا غُروراً  فَثَبِّتنا وانْصُرنا وَسَخِّرْ لَنَا هذا البَحْرَ كَما سَخَّرْتَ البَحْرَ لِموسَى . وسَخَّرْتَ النَّارَ لإبْراهيمَ وسخَّرتَ الجِبَالَ وَالحَدِيْدَ لِداوودَ . وَسَخَّرتَ الرِّيْحَ وَالشَّيَاطِينَ وَالجِنَّ لِسُليمانَ وَسَخِّرْ لَنَا كُلَّ بَحرٍ هُو لَكَ في الأرضِ وَالسَّماءِ وَالمُلْكِ وَالمَلَكوتِ وَبَحرَ الدُّنيا والآخِرَةِ  وَسَخِّرْ لَنَا كُلَّ شَيءِ يَا مَنْ بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيءِ  كهيعص  كهيعص  كهيعص  انْصُرْنا فَإِنَّكَ خَيْرُ النَّاصِرينَ  وَافتَحْ لَنا فَإِنَّكَ خَيْرُ الفاتِحينَ وَاغْفِرْ لَنا فَإِنَّكَ خَيْرُ الغافرينَ  وَارْحَمْنا فَإِنَّكَ خَيْرُ الرَّاحِمينَ  وَارْزُقْنا فَإِنَّكَ خَيْرُ الرَّازقينَ  وَاهْدِنا وَنَجِّنا مِنَ القَوْمِ الظَّالِمينَ  وَهَبْ لَنا ريْحاً طَيِّبةً كَما هيَ في عِلْمِكَ وانْشُرها عَلَيْنا مِنْ خَزآئِنِ رَحْمَتِكَ  وَاحْمِلْنا بِها حَمْلَ الكرامِةِ مَعَ السَّلامةِ وَالعافِيَةِ في الدِّيْنِ وَالدُّنيَا وَالآخِرةِ إنَّكَ عَلى كُلِّ شَيءٍ قَديرٌ  اللَّهُمَّ يَسِّرْ لَنا أُمُورَنَا مَعَ الراحَةِ لقُلُوبِنَا وَأبْدانِنَا وَالسَّلامَةِ وَالعَافِيَةِ في دِيْنِنَا وَدُنْيانَا وَكُنْ لنا صَاحِبَاً في سَفَرِنَا وَخَليفَةً ِفي أهْلِنَا واطْمِسْ عَلى وُجوْهِ أعْدآئِنَا وَامْسَخْهُمْ عَلى مَكانَتِهِم فَلا يَسْتطيعونَ المُضِيَّ وَلا المَجيءَ إِلَيْنا  وَلَوْ نَشَاءُ لَطَمَسْنا عَلى أَعْيُنِهِمْ فَاسْتَبَقوا الصِّراطَ فأنَّى يُبْصِرُون  وَلَوْ نَشَاءُ لَمَسَخْناهُم عَلَى مَكانَتِهِمْ فَما اسْتَطَاعُوا مُضِياً وَلا يَرْجِعونَ  يس  وَالقُرآنِ الحَكيْمِ  إِنَّكَ لَمِنَ المُرْسَلينَ  عَلى صِرَاطٍ مُستَقِيمٍ  تَنْزيْلَ العَزيْزِ الرَّحيْمِ  لِتُنْذِرَ قَوْمَاً مآ أُنْذِرَ آباؤهُمْ فَهُمْ غافِلونَ  لَقَدْ حَقَّ القَوْلُ عَلى أَكْثَرِهِمْ فَهُمْ لا يُؤمِنونَ  إِنَّا جَعَلْنا في أعْناقِهِمْ أغلالاً فَهيَ إِلى الأَذْقانِ فَهُمْ مُقْمَحونَ  وَجَعَلْنا مِنْ بَيْنِ أيْديهِمْ سَدّاً وَمِنْ خَلْفِهِمْ سَدّاً فَأغْشَيْنهُم فَهُمْ لا يُبْصِرونَ  شَاهَتِ الوجُوهُ شَاهَتِ الوجُوهُ شَاهَتِ الوجُوهُ وَعَنَتِ الوُجوهُ للحَيِّ القَيّومِ  وَقَدْ خَابَ مَنْ حَمَلَ ظُلْماً طس طسم حمعسق  مَرَجَ البَحْرَيْنِ يَلْتَقِيانِ بَيْنَهُما بَرْزَخٌ لا يَبْغِيانِ حم حم حم حم حم حم حم . حُمَّ الأمرُ وَجَآءَ النَّصْرُ فَعَلَيْنا لا يُنْصَرونَ حم تَنْزيْلُ الكِتابِ مِنَ اللهِ العَزيْزِ العَليمِ غَافِرِ الذَّنْبِ وَقابِلِ التَّوْبِ شَديدِ العِقابِ ذِي الطَّوْلِ لا إلَهَ إلاّ هُوَ إِلَيْهِ المَصِيْرُ . بِسْمِ اللهِ بَابُنا . تَبَارَكَ حِيطَانُنا . يس سَقْفُنا . كهيعص كِفايَتُنا حمعسق حِمايَتُنا فَسَيَكْفيكهُمُ الله وَهُو السَميعُ العليْمُ بِسْمِ اللهِ بَابُنا . تَبَارَكَ حِيطَانُنا . يس سَقْفُنا . كهيعص كِفايَتُنا حمعسق حِمايَتُنا فَسَيَكْفيكهُمُ الله وَهُو السَميعُ العليْمُ بِسْمِ اللهِ بَابُنا . تَبَارَكَ حِيطَانُنا . يس سَقْفُنا . كهيعص كِفايَتُنا حمعسق حِمايَتُنا فَسَيَكْفيكهُمُ الله وَهُو السَميعُ العليْمُ سِتْرُ العَرْشِ مَسْبُولٌ عَلَيْنَا وَعَيْنُ اللهِ ناظِرَةٌ إِليْنَا بِحَوْلِ اللهِ لا يُقْدَرُ عَلَيْنا وَاللهُ مِنْ وَرَآئِهمْ مُحيْطٌ  بَل هُوَ قُرآنٌ مَجِيدٌ  في لَوحٍ مَحْفُوظٍ  فَاللهُ خَيْرٌ حَافِظَاً وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِميْنَ سِتْرُ العَرْشِ مَسْبُولٌ عَلَيْنَا وَعَيْنُ اللهِ ناظِرَةٌ إِليْنَا بِحَوْلِ اللهِ لا يُقْدَرُ عَلَيْنا وَاللهُ مِنْ وَرَآئِهمْ مُحيْطٌ  بَل هُوَ قُرآنٌ مَجِيدٌ  في لَوحٍ مَحْفُوظٍ  فَاللهُ خَيْرٌ حَافِظَاً وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِميْنَ سِتْرُ العَرْشِ مَسْبُولٌ عَلَيْنَا وَعَيْنُ اللهِ ناظِرَةٌ إِليْنَا بِحَوْلِ اللهِ لا يُقْدَرُ عَلَيْنا وَاللهُ مِنْ وَرَآئِهمْ مُحيْطٌ  بَل هُوَ قُرآنٌ مَجِيدٌ  في لَوحٍ مَحْفُوظٍ  فَاللهُ خَيْرٌ حَافِظَاً وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِميْنَ  إِنَّ وَليِّيَ اللهُ الذيْ نَزَّلَ الكِتابَ وَهُوَ يتَولَّى الصَّالِحيْنَ إِنَّ وَليِّيَ اللهُ الذيْ نَزَّلَ الكِتابَ وَهُوَ يتَولَّى الصَّالِحيْنَ إِنَّ وَليِّيَ اللهُ الذيْ نَزَّلَ الكِتابَ وَهُوَ يتَولَّى الصَّالِحيْنَ حَسْبِيَ اللهُ لا إلَهَ إلا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ العَرْشِ العَظِيمِ حَسْبِيَ اللهُ لا إلَهَ إلا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ العَرْشِ العَظِيمِ حَسْبِيَ اللهُ لا إلَهَ إلا هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ العَرْشِ العَظِيمِ بِسْمِ اللهِ الَّذِيْ لا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيءٌ في الأَرْضِ وَلا في السَمَآءِ وَهوَ السَميعُ العَليْمُ  بِسْمِ اللهِ الَّذِيْ لا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيءٌ في الأَرْضِ وَلا في السَمَآءِ وَهوَ السَميعُ العَليْمُ  بِسْمِ اللهِ الَّذِيْ لا يَضُرُّ مَعَ اسْمِهِ شَيءٌ في الأَرْضِ وَلا في السَمَآءِ وَهوَ السَميعُ العَليْمُ  وَلا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إلاَّ بِاللهِ العَليِّ العَظِيمِ وَلا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إلاَّ بِاللهِ العَليِّ العَظِيمِ وَلا حَوْلَ وَلا قُوَّةَ إلاَّ بِاللهِ العَليِّ العَظِيمِ


تحسين شريف

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ

اَعُوذُ بِاللَّهِ السَّمِيعِ الْعَلِيمِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم
لَوْ أَنزَلْنَاهَذَا الْقُرْآنَ عَلَى جَبَلٍ لَّرَأَيْتَهُ خَاشِعًامُّتَصَدِّعًا مِّنْ خَشْيَةِ اللَّهِ وَتِلْكَالْأَمْثَالُ نَضْرِبُهَا لِلنَّاسِلَعَلَّهُمْ يَتَفَكَّرُونَ
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ عَالِمُ الْغَيْبِوَالشَّهَادَةِ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ
هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ الْمَلِكُالْقُدُّوسُ السَّلَامُ الْمُؤْمِنُالْمُهَيْمِنُ الْعَزِيزُالْجَبَّارُ الْمُتَكَبِّرُ سُبْحَانَاللَّهِ عَمَّا يُشْرِكُونَ
هُوَ اللَّهُ الْخَالِقُ الْبَارِئُالْمُصَوِّرُ لَهُ الْأَسْمَاء الْحُسْنَى يُسَبِّحُ لَهُ مَا فِي السَّمَاوَاتِوَالْأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ

HiZBUN NASR

Hizbun Nasr Li Raşidiye
Hizbun Nasr Li Raşidiye

حزب النصر المبارك

لسيدي أبي الحسن الشاذلي

﷽

اللَّهمَّ بِسَطَوَةِ جَبَرُوْتِ قَهْرِكَ وَبِسُرْعَةِ إِغَاثَةِ نَصْرِكَ وَبِغَيْرَتِكَ لاِنْتِهَاكِ حُرُمَاتِكَ وَبِحِمَايَتِكَ لِمَنِ احْتَمَى بَآيَاتِكَ

نَسْأَلُكَ يَا اللَّهُ يا قَرِيبُ يَا سميعُ يَا مُجِيبُ، يا سَرِيعُ ،يَا مُنْتَقِمُ، يَا شَدِيدَ البَطْش ، يَا جَبَّارُ يا قهَّارُ، يَا مَنْ لا يُعْجِزُه قَهْرُ الْجَبَابِرَة، وَلا يَعْظُمُ عَلَيْهِ هَلاكُ الْمُتَمَرِّدَةِ مِنَ الْمُلُوكِ وَالأَكَاسِرَةِ، أَنْ تَجْعَلَ كَيْدَ مَنْ كَادَنَي في نَحْرِه وَمَكْرَ مَنْ مَكَرَ بِي عَائِدَاً عَلَيْهِ، وَحُفْرةَ مَنْ حَفَرَ لِي وَاقِعَاً فِيْهَا، وَمَنْ نَصَبَ لِي شَبَكَةَ الخِدَاعِ اجْعَلْهُ يَا سَيِّدِي مُسَاقاً إِلَيْها وَمُصَادَاً فِيهَا وَأَسِيرَاً لَدَيْها

اللَّهُمَّ بِحَقِّ كهيعص اكْفِنَا هَمَّ العِدَا وَلقِّهِمُ الرَّدَى وَاجْعَلْهُم لِكُلِّ حَبيبٍ فِدَا وَسَلِّط عَلَيْهِمْ عَاجِلَ النِّقْمَةِ في اليومِ وَالغَدا

اللَّهُمَّ بَدِّدْ شَمْلَهُم، اللَّهُمَّ فرّق جَمْعَهُم، اللَّهُمَّ قَلِّلْ عَدَدهُم، اللَّهُمَّ فُلَّ حَدَّهُم، اللَّهُمَّ اجْعَلِ الدَّائرةَ عَلَيْهِم، اللَّهُمَّ أوْصِل العذابَ إليهم، اللَّهُمَّ أَخْرِجْهُمْ عَنْ دائرة الحلم واسْلُبْهم مَدَد الإمْهَالِ وغُلَّ أَيْدِيهِم وَارْبِطْ على قُلُوبِهِم وَلا تُبَلِّغْهُمُ الآمال، اللَّهُمَّ مَزِّقْهُمْ كُلَّ مُمَزَّقٍ مزّقته لأعدائك اِنتصاراً لأنبيائك ورُسُلِك وَأَوْلِيَائِك

اللَّهُمَّ انتصِرْ لَنَا انتَصارَكَ لأَحبابِكَ على أَعْدَائِكَ

اللَّهمَّ لا تُمَكِّنِ الأَعْدَاءَ فِينَا، وَلا تُسَلِّطْهُمْ عَلَيْنَا بِذُنُوبِنَا

حم حم حم حم حم حم حم حُمَّ الأَمْرُ، وجَاءَ النَّصْرُ فعَلَينَا لا يُنْصَرُون

حم عسق حمايَتُنا وَوِقَايَتُنا مِمَّا نَخَافُ، اللَّهُمَّ قِنَا شَرَّ الأسْوَاء، وَلا تَجْعَلْنَا مَحَلاً لِلبَلْوَاء، اللَّهُمَّ أَعْطِنَا أَمَلَ الرَّجَاءِ، وَفَوْقَ الأَمَل، ياهُوَ يا هُوَ يا هُوَ، يَا مَنْ بِفَضْلِهِ لِفَضْلِهِ نَسْأَلُ، نَسْأَلُكَ العَجَلَ العَجَلَ العَجَلَ ، إِلَهِي الإِجَابَةَ الإِجَابَة، يَا مَنْ أَجَابَ نُوْحَاً فِي قَوْمِهِ، يَا مَنْ نَصَرَ إِبْرَاهِيمَ على أَعْدَائِهِ، يَا مَنْ رَدَّ يُوسُفَ على يَعْقُوْبَ، يَا مَنْ كَشَفَ ضُرَّ أَيُّوبَ، يَا مَنْ أَجَابَ دَعْوَةَ زَكَرِيّا، يَا مَنْ قَبِلَ تَسْبِيحَ يُونُسَ بنَ مَتَّى

نَسْأَلُكَ بِأَسْرَارِ أَصْحَابِ هَذِهِ الدَّعْوَاتِ: أَنْ تَقْبَلَ مِنَّا مَا بِهِ دَعَوْنَاكَ، وأْنْ تُعطِيَنا مَا سَأَلنَاك، أَنجِزْ لَنَا وَعْدَك الَّذِي وَعَدْتَه لِعِبَادِكَ الْمُؤْمِنِيْنَ. لَا إِلَهَ إِلَّا أَنْتَ سُبْحَانَكَ إِنِّي كُنْتُ مِنَ الظَّالِمِينَ، انْقَطَعَتْ آمَالُنا وَعِزَّتِكَ إلاَّ مِنْكَ، وَخابَ رَجَاؤُنَا وَحقِّكَ إلاَّ فيكَ

إِنْ أبْطَأَتْ غَارَةُ الأَرْحَامِ وَابْتَعَدَتْ فَأَقْرَبُ الشَّيْءِ مِنَّا غَارَةُ اللهِ، يَا غَارَةَ اللهِ جِدِّي السَّيْرَ مُسْرِعةً في حَلِّ عُقْدَتنَا

يَا غَارَةَ اللهِ عَدَتِ العَادُونَ وَجَارُوا وَرَجَوْنَا اللهَ مُجِيراً وَكَفَى بِاللهِ وَليّاً وَكَفَىَ بِاللهِ نَصِيرَاً

حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَنِعْمَ الْوَكِيلُ

وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ

اسْتَجِبْ لنا آمين آمين آمين

فَقُطِعَ دَابِرُ الْقَوْمِ الَّذِينَ ظَلَمُوا وَالْحَمْدُ للهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ، وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ

وَصَلَّى اللَّهُ على سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ النبي الأمي وَعلى آَلِهِ وَصَحْبِه وَسَلَّمَ

-------------

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ
نعم المولى ونعم النصيرغُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
وَمَكَرُوا وَمَكَرَ اللَّهُ ۖ وَاللَّهُ خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ
بسم الله الرحمن الرحيم
أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ
بسم الله الرحمن الرحيم
اَللهُ لآ اِلَهَ اِلاَّ هُوَ الْحَيُّ الْقَيُّومُ لاَ تَاْخُذُهُ سِنَةٌ وَلاَ نَوْمٌ لَهُ مَا فِي السَّمَوَاتِ وَمَا فِي اْلاَرْضِ مَنْ ذَا الَّذِي يَشْفَعُ عِنْدَهُ اِلاَّ بِاِذْنِهِ يَعْلَمُ مَا بَيْنَ اَيْدِيهِمْ وَمَا خَلْفَهُمْ وَلاَ يُحِيطُونَ بِشَيْءٍ مِنْ عِلْمِهِ اِلاَّ بِمَا شَآءَ وَسِعَ كُرْسِيُّهُ السَّمَوَاتِ وَاْلاَرْضَ وَلاَ يَؤُدُهُ حِفْظُهُمَا وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ
رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
أُوْلَئِكَ الَّذِينَ هُمْ عَلَيْهِمْ صَلَوَاتِهِمْ يُحَافِظُونَ
الَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِالْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ الصَّلاةَ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنفِقُونَ
رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا
الَّذِينَ يَذْكُرُونَ اللّهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلَىَ جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ فِي خَلْقِ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضِ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هَذا بَاطِلاً سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ
الَّذِينَ يَقُولُونَ رَبَّنَا إِنَّنَا آمَنَّا فَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ الصَّابِرِينَ وَالصَّادِقِينَ وَالْقَانِتِينَ وَالْمُنْفِقِينَ وَالْمُسْتَغْفِرِينَ بِالْأَسْحَارِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
وَاللّهُ غَالِبٌ عَلَى أَمْرِهِ وَلَكِنَّ أَكْثَرَ النَّاسِ لاَ يَعْلَمُونَ
قَالَ مُوسَى مَا جِئْتُم بِهِ السِّحْرُ إِنَّ اللّهَ سَيُبْطِلُهُ إِنَّ اللّهَ لاَ يُصْلِحُ عَمَلَ الْمُفْسِدِينَ
كَتَبَ اللَّهُ لَأَغْلِبَنَّ أَنَا وَرُسُلِي إِنَّ اللَّهَ قَوِيٌّ عَزِيزٌ
رَّبِّ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
ما تَرَى فِي خَلْقِ الرَّحْمَنِ مِن تَفَاوُتٍ فَارْجِعِ الْبَصَرَ هَلْ تَرَى مِن فُطُورٍ
ثُمَّ ارْجِعِ الْبَصَرَ كَرَّتَيْنِ يَنقَلِبْ إِلَيْكَ الْبَصَرُ خَاسِأً وَهُوَ حَسِيرٌ
وَإِن يَكَادُ الَّذِينَ كَفَرُوا لَيُزْلِقُونَكَ بِأَبْصَارِهِمْ لَمَّا سَمِعُوا الذِّكْرَ وَيَقُولُونَ إِنَّهُ لَمَجْنُونٌ وَمَا هُوَ إِلَّا ذِكْرٌ لِّلْعَالَمِينَ

iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI
iSTiAZE 1 - VAĞFUANNE DUASI

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ  وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI
iSTiAZE 2 - RABBENEFRIĞ DUASI

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI
iSTiAZE 3 - RABBENEFRIĞLENE ZÜNÜBENE VE iSRAFENE DUASI

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الخَائِنِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَاذِبُين رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السَّاحِرين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْواحشين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ نظرال حاءنين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ غافلا الغافلين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ تجاوذال متجاوذٯن ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترءينَ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ السارِق المُسارقون ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوُنْ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ ربَّنَا اغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَإِسْرَافَنَا فِي أَمْرِنَا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

FEFRUG DUASI
FEFRUG DUASI

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

رَبِّ إِنِّي لا أَمْلِكُ إِلاَّ نَفْسِي وعائلتي وزوجتي وابني وابنتي وَأَخِي فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْمُشْرِكِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْمُنَافِقِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْحَاسِدٍ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْفَاسِقٌ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الخَائِنِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْكَاذِبُين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ ْلمُفْسِدِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْمُسْرِفُونَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ اْلعَدُوِّينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ السَّاحِرين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْمُجْرِمِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الظَّالِمِينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْواحشين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ سيئة الْمسيئين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ خيالل كل متخيّ لين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ نظرال حاءنين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ كشف الكفرالكشفون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ شمتاتو كل شمتون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ عمال الْبخيلّين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ غافلا الغافلين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ عمل اليُرَاؤُونَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ عجلال كل معجّلين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ تجوذال متجاوذين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الْإنكار المنكرين فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ إفْتِراء ألمُفْترينَ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ السارِق المُسارقون فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ فَافْرُقْ بَيْنَنَا وَبَيْنَ الْقَوْمِ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


VAHFIZ DUASI
VAHFIZ DUASI

بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ
أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ لِي وَلِأَهْلِي وَلِحَبِيبِي وَمَحْبُوبِي وَعَلَى آلِهِمْ وَصَحْبِهِمْ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ صَلَاتِي، وَذِكْرِي، وَآيَتِي، وَحَدِيثِي، وَكَلِمَاتِي، وَتَكْبِيرِي، وَتَحْمِيدِي، وَتَمْجِيدِي، وَتَسْبِيحِي، وَتَقْدِيسِي، وَالسَّلَامَ، وَالصَّلَوَاتِ، وَالشُّكْرَ وَدُعَائِي. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ بَيْتِي وَمَالِي وَرِزْقِي وَحَيَوَانِي، وَنَبَاتِي وَشَجَرِي، وَأَشْيَائِي، وَرَغَبَاتِي، وَصَيْحِي، وَنُورِي، وَضِيَائِي، وَنَفَسِي، وَمَدَدِي، وَطَاقَتِي، وَقُوَّتِي وَصِحَّتِي، وَقُدْرَتِي وَفِرَاسَتِي وَعَقْلِي، وَدِينِي وَنَبِيِّي، وَالْإِيمَانَ، وَالْإِسْلَامَ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَسْنَانِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ عَيْنَيني صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَعْضَائِي وَعِظَامِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ شَعْرِي صِحِّيًّا صَحِيحًا قَوِيًّا مَتِينًا وَدَائِمًا وَطَوِيلَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَظَافِرِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ بَدَنِي وَجَمِيعَ أَعْضَائِي صِحِّيَّةً صَحِيحَةً قَوِيَّةً مَتِينَةً وَدَائِمَةً وَطَوِيلَةَ الْأَمَدِ.
حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ بَيْتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ حَارَتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جِيرَانِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ قَرْيَتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ قَرْيَتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَدِينَتِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ الْمَدِينَةِ،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دَوْلَتِي وَوَطَنِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ أَهْلَ الدَّوْلَةِ،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دِينِي وَوَطَنِي،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ إِخْوَانِي فِي الْوَطَنِ،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ دُنْيَانَا،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ حَيَوَانَاتِنَا وَنَبَاتَاتِنَا وَأَشْجَارَنَا وَمَعَادِنَنَا فِي الدُّنْيَا،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ شَمْسَنَا وَنِظَامَنَا،
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْنَا وَأَهْلَنَا وَالْإِنْسَانِيَّةَ مِنْ كُلِّ دَاءٍ وَبَلَاءٍ وَآفَةٍ ،
حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جَدِّي وَأَبِي، وَأُمِّي وَأَخَوَاتِي، وَوَلَدِي، وَبَنَاتِي، وَالْأُسْتَاذَ، وَالْمُرْشِدَ، وَالصَّدِيقَ، وَإِخْوَانِي، وَسَيِّدِي وَشَرِيفِي، وَالْمَلَكَ، وَالْفَلَكَ، وَالشَّمْسَ وَالْقَمَرَ، وَالسَّمَاءَ وَالْأَرْضَ وَمَا بَيْنَهُمَا. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مُحَمَّدًا الْمُصْطَفَى وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا آدَمَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِبْرَاهِيمَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْمَاعِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْحَاقَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْخَضِرَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا لُقْمَانَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا مَرْيَمَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا عِيسَى.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا جِبْرَائِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مِيكَائِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا إِسْرَافِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا عَزْرَائِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا فَرْيَائِيلَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مَلَائِكَةَ حَمَلَةِ الْعَرْشِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا مُنْكَرًا وَنَكِيرًا.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَلَائِكَتِي الْكِرَامَ الْكَاتِبِينَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ مَلَائِكَتِي الْحَفَظَةَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ جَمِيعَ الْمَلَائِكَةِ الْمُقَرَّبِينَ.
حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ الْمَهْدِيَّ الْمُنْتَظَرَ وَعَلَى آلِهِ وَصَحْبِهِ أَجْمَعِينَ.
حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْحُسَيْنَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا الْحَسَنَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَتَنَا فَاطِمَةَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عَلِيًّا.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عُثْمَانَ بْنَ عَفَّانَ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ عُمَرَ بْنَ الْخَطَّابِ.
اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ سَيِّدَنَا وَمَوْلَانَا الْإِمَامَ أَبَا بَكْرٍ الصِّدِّيقَ. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.

اللَّهُمَّ وَاحْفَظْ زَمَانِي وَوَقْتِي وَسَنَتِي وَشَهْرِي وَيَوْمِي وَسَاعَتِي وَآنِي. حِفْظُهُما وَهُوَ الْعَلِيُّ الْعَظِيمُ، وَاحْفَظْهُمْ جَمِيعًا يَا اللّٰهُ.
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَائِي. رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ. اسْتَجِبْ دُعَاءَنَا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ.
وَسَلَامٌ عَلَى الْمُرْسَلِينَ، وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ. فَاللَّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ

ZEMZEM DUASI
ZEMZEM DUASI

اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
اللهم اني اسألك علما نافعا ورزقا واسعا وشفاء من كل داء
هذه هي الصلاة اللهم اني اسألك
اللهم اني اسألك قلبا خاشئاً خاضعًا ضارعًا وعيناً باكيةً وبدناً صحيحاً صابراً او يقينًا صادقاً بالخقًِ صادعًا وتوبةً نصوحاً ومكبولتاً ولساناً ذاكراً وحامدًا وإيمانًا صحيحاً وعلما نافعا ورزقا حلالاً طيّبًا واسعًا ولداً وبنةً صالحاً وصالحةً وصاحباً موافقا وسناً طويلاً في الخير مشتغلاً بالعبادة الحالصةً وخلقاً حسناً وعملاً صالحاً متقبًلاً وتوبة مقبولة ً ودرجةً رفيعةً وعُمْرَأَةً مؤمناً  او مؤمنةً وطاعيِأًةً رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
--oOo--
Burada Kar Yağması için soğuk süt,
Yağmur yağması içinde soğuk  Zemzem
Veya Menba Suyu içilir
içildikten sonra duaya buradan itibaren devam edilir

اللهم اجعلني سَعْيًا مشكورًا وَذَنْبًا مَغْفُورًا وَعملًا مقبولًا وَتِجَارَتًا لَنْ تَبُورْ
سبحانك اللهم وبحمدكْ، أشهد أن لا إله إلا أنتْ أستغفراللهَ وأتوبُ إليكْ
أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلـــهَ إِلاَّ الله وَأَشْهَدُ أَنَّ مُحَمَّداً عَبْدُهُ وَرَسـُـولُهُ
اَللّـهُـمَّ اجْعَلْنِي مِـنَ التـَّــوَّابِينَ وَالْمُتَـطَهّـِـرِيـنْ

رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

SALAVATI KEBiR
SALAVATI KEBiR


االلهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد اللهم صل علي سيدنا آدم اللهم صل علي سيدنا شيد اللهم صل علي سيدنا إدريس اللهم صل علي سيدنا نوح اللهم صل علي سيدنا هود اللهم صل علي سيدنا ذالقرنين اللهم صل علي سيدنا لقمان اللهم صل علي سيدنا خضر اللهم صل علي سيدنا إلياس اللهم صل علي سيدنا اليصَعا اللهم صل علي سيدنا حِظْكِلْ اللهم صل علي سيدنا شعْيا اللهم صل علي سيدنا ذلكفل اللهم صل علي سيدنا أيوب اللهم صل علي سيدنا عزير اللهم صل علي سيدنا صالح اللهم صل علي سيدنا يونس اللهم صل علي سيدنا يوشاء اللهم صل علي سيدنا ابراهيم اللهم صل علي سيدنا اسماعيل اللهم صل علي سيدنا إسحاق اللهم صل علي سيدنا لوت اللهم صل علي سيدنا ياكوبو اللهم صل علي سيدنا يوسف اللهم صل علي سيدنا بونيامين اللهم صل علي سيدنا داوُدْ اللهم صل علي سيدنا سولايمان اللهم صل علي سيدنا شعيب اللهم صل علي سيدنا هارون اللهم صل علي سيدنا موسى اللهم صل علي سيدنا إعرمييَ اللهم صل علي سيدنا زكريا اللهم صل علي سيدنا يحيى اللهم صل علي سيدةنا السيدة مريم اللهم صل علي سيدنا عیسی اللهم صل علي سيدنا اثنا عشر حَوَارِيُّونَ اللهم صل علي سيدنا يمليحا مكثلن مثلن مرنوش دبرنوش سذنوش كفتطيّوش قطمير اللهم صل علي سيدنا محمد مصطفى وعلى أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدنا مَحْدِيّوُلْ مُنْتَظَرْ و علي أ له وصحبه اجمعين االلهم صل علي سيدنا رَمْزِي يَلْچِنْ ثَمْثُونْ اللهم صل علي سيدنا علي زينل عابدين اللهم صل علي سيدةنا السيدة زينب اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول حسين اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول حسن اللهم صل علي سيدةنا السيدة فاطمة زهراء اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول علي اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا  إيمامول عثمان بن عوف أن اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا  إيمامول عمر الخطاب اللهم صل علي سيدنا ومٯ لا نا إيمامول أبو بكر الصديق اللهم صل علي سيّدةنا السّيّدة حَلِيمَءِ سَادِيَه اللهم صل علي سيدنا محمد مصطفى وعلى أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدةنا السيدة زينب اللهم صل علي سيدةنا السيدة روكيا اللهم صل علي سيدةنا السيدة أم كلثوم اللهم صل علي سيدةنا السيدة فاطمة زهراء اللهم صل علي سيدةنا السيدة عائشئ صادق اللهم صل علي سيدةنا السيدة خديجة الكبرى اللهم صل علي سيدةنا السيدة مريم اللهم صل علي سيدةنا السيدة صَفُرَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة رابيع اللهم صل علي سيدنا دانيال اللهم صل علي سيدنا دانيالا اللهم صل علي سيدةنا السيدة عَصِّيَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة مَاشِتَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة بلقيس اللهم صل علي سيدةنا السيدة زولايهه اللهم صل علي سيدةنا السيدة رَءْلَ اللهم صل علي سيدةنا السيدة حجر اللهم صل علي سيدةنا السيدة ساري اللهم صل علي سيدةنا السيدة حَوَّي اللهم صل علي سيدنا جميع الأنبياء والمرسلون اللهم صل علي سيدنا جبرائیل اللهم صل علي سيدةنا السيدة  قبرائیلَ اللهم صل علي سيدنا ميكاءيل اللهم صل عليسيدةنا السيدة  ميحاءيل اللهم صل علي سيدنا اسرافيل اللهم صل عليسيدةنا السيدة رَفَأَلَّا اللهم صل علي سيدنا عزرائيل اللهم صل علي سيدةنا السيدة زر-  ازرا- زرءلا اللهم صل علي  سيدةنا السيدة فرياءيل اللهم صل علي سيدنا فرُّوهْ اللهم صل علي سيدنا ملكء حملءي عرش اللهم صل علي سيدنا منكر نكر اللهم صل علي سيدنا الملائكي كراماً كاتبين اللهم صل علي سيدنا الملائكي محافظون اللهم صل علي سيدنا جميع الملائكةُ المُقَرَّبوُنْ والْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

SALAVATI KASR
SALAVATI KASR

اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا آدم سيدنا نوح سيدنا ابراهيم اسماعيل إسحاق داوُدْ و سولايمان زكريا و يحيى هارون و موسى  و عیسی و محمد مصطفى و علي أ له وصحبه اجمعين اللهم صل علي سيدنا مَحْدِيّوُلْ مُنْتَظَرْ
وعلي أ له وصحبه اجمعين,اللهم صل علي سيدنا جميع الأنبياء والمرسلون ,اللهم صل علي سيدنا جبرائیل,ميكاءيل اسرافيل عزرائيل فرياءيل  اللهم صل علي سيدنا ملكء حملءي عرش
اللهم صل علي سيدنا منكر نكر
اللهم صل علي سيدنا الملائكي كراماً كاتبين،
اللهم صل علي سيدنا الملائكي محافظون،
اللهم صل علي سيدنا جميع الملائكةُ المُقَرَّبوُنْ والْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بصلواة رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب صلواة برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


SALATI TIBBIYE
SALATI TIBBIYE


اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَىٰ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ طِبِّ الْقُلُوبِ وَدَوَائِهَا  وَعَافِيَةِ الْأَبدَانِ وَشِفَائِهَا  وَنُورِ الْأَبصَارِ وَضِيَائِهَا  وَعَلَىٰ آلِهِ وَصَحْبِهِ وَسَلِّمْ

Yasin Suresi-P2
Yasin Suresi-P2


سُوۡرَةُ یسٓ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يسٓ  وَٱلۡقُرۡءَانِ ٱلۡحَكِيمِ  إِنَّكَ لَمِنَ ٱلۡمُرۡسَلِينَ  عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬  تَنزِيلَ ٱلۡعَزِيزِ ٱلرَّحِيمِ  لِتُنذِرَ قَوۡمً۬ا مَّآ أُنذِرَ ءَابَآؤُهُمۡ فَهُمۡ غَـٰفِلُونَ  لَقَدۡ حَقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَىٰٓ أَكۡثَرِهِمۡ فَهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ  إِنَّا جَعَلۡنَا فِىٓ أَعۡنَـٰقِهِمۡ أَغۡلَـٰلاً۬ فَهِىَ إِلَى ٱلۡأَذۡقَانِ فَهُم مُّقۡمَحُونَ  وَجَعَلۡنَا مِنۢ بَيۡنِ أَيۡدِيہِمۡ سَدًّ۬ا وَمِنۡ خَلۡفِهِمۡ سَدًّ۬ا فَأَغۡشَيۡنَـٰهُمۡ فَهُمۡ لَا يُبۡصِرُونَ  وَسَوَآءٌ عَلَيۡہِمۡ ءَأَنذَرۡتَهُمۡ أَمۡ لَمۡ تُنذِرۡهُمۡ لَا يُؤۡمِنُونَ  إِنَّمَا تُنذِرُ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلذِّڪۡرَ وَخَشِىَ ٱلرَّحۡمَـٰنَ بِٱلۡغَيۡبِۖ فَبَشِّرۡهُ بِمَغۡفِرَةٍ۬ وَأَجۡرٍ۬ ڪَرِيمٍ  إِنَّا نَحۡنُ نُحۡىِ ٱلۡمَوۡتَىٰ وَنَڪۡتُبُ مَا قَدَّمُواْ وَءَاثَـٰرَهُمۡۚ وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ فِىٓ إِمَامٍ۬ مُّبِينٍ۬  وَٱضۡرِبۡ لَهُم مَّثَلاً أَصۡحَـٰبَ ٱلۡقَرۡيَةِ إِذۡ جَآءَهَا ٱلۡمُرۡسَلُونَ  إِذۡ أَرۡسَلۡنَآ إِلَيۡہِمُ ٱثۡنَيۡنِ فَكَذَّبُوهُمَا فَعَزَّزۡنَا بِثَالِثٍ۬ فَقَالُوٓاْ إِنَّآ إِلَيۡكُم مُّرۡسَلُونَ  قَالُواْ مَآ أَنتُمۡ إِلَّا بَشَرٌ۬ مِّثۡلُنَا وَمَآ أَنزَلَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا تَكۡذِبُونَ  قَالُواْ رَبُّنَا يَعۡلَمُ إِنَّآ إِلَيۡكُمۡ لَمُرۡسَلُونَ  وَمَا عَلَيۡنَآ إِلَّا ٱلۡبَلَـٰغُ ٱلۡمُبِينُ  قَالُوٓاْ إِنَّا تَطَيَّرۡنَا بِكُمۡۖ لَٮِٕن لَّمۡ تَنتَهُواْ لَنَرۡجُمَنَّكُمۡ وَلَيَمَسَّنَّكُم مِّنَّا عَذَابٌ أَلِيمٌ۬  قَالُواْ طَـٰٓٮِٕرُكُم مَّعَكُمۡۚ أَٮِٕن ذُڪِّرۡتُمۚ بَلۡ أَنتُمۡ قَوۡمٌ۬ مُّسۡرِفُونَ  وَجَآءَ مِنۡ أَقۡصَا ٱلۡمَدِينَةِ رَجُلٌ۬ يَسۡعَىٰ قَالَ يَـٰقَوۡمِ ٱتَّبِعُواْ ٱلۡمُرۡسَلِينَ  ٱتَّبِعُواْ مَن لَّا يَسۡـٴَـلُكُمۡ أَجۡرً۬ا وَهُم مُّهۡتَدُونَ  وَمَا لِىَ لَآ أَعۡبُدُ ٱلَّذِى فَطَرَنِى وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ  ءَأَتَّخِذُ مِن دُونِهِۦۤ ءَالِهَةً إِن يُرِدۡنِ ٱلرَّحۡمَـٰنُ بِضُرٍّ۬ لَّا تُغۡنِ عَنِّى شَفَـٰعَتُهُمۡ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا يُنقِذُونِ  إِنِّىٓ إِذً۬ا لَّفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ  إِنِّىٓ ءَامَنتُ بِرَبِّكُمۡ فَٱسۡمَعُونِ  قِيلَ ٱدۡخُلِ ٱلۡجَنَّةَۖ قَالَ يَـٰلَيۡتَ قَوۡمِى يَعۡلَمُونَ  بِمَا غَفَرَ لِى رَبِّى وَجَعَلَنِى مِنَ ٱلۡمُكۡرَمِينَ  ۞ وَمَآ أَنزَلۡنَا عَلَىٰ قَوۡمِهِۦ مِنۢ بَعۡدِهِۦ مِن جُندٍ۬ مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَمَا كُنَّا مُنزِلِينَ  إِن كَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ خَـٰمِدُونَ  يَـٰحَسۡرَةً عَلَى ٱلۡعِبَادِ‌ۚ مَا يَأۡتِيهِم مِّن رَّسُولٍ إِلَّا كَانُواْ بِهِۦ يَسۡتَہۡزِءُونَ  أَلَمۡ يَرَوۡاْ كَمۡ أَهۡلَكۡنَا قَبۡلَهُم مِّنَ ٱلۡقُرُونِ أَنَّہُمۡ إِلَيۡہِمۡ لَا يَرۡجِعُونَ  وَإِن كُلٌّ۬ لَّمَّا جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ  وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلۡأَرۡضُ ٱلۡمَيۡتَةُ أَحۡيَيۡنَـٰهَا وَأَخۡرَجۡنَا مِنۡہَا حَبًّ۬ا فَمِنۡهُ يَأۡڪُلُونَ  وَجَعَلۡنَا فِيهَا جَنَّـٰتٍ۬ مِّن نَّخِيلٍ۬ وَأَعۡنَـٰبٍ۬ وَفَجَّرۡنَا فِيہَا مِنَ ٱلۡعُيُونِ  لِيَأۡڪُلُواْ مِن ثَمَرِهِۦ وَمَا عَمِلَتۡهُ أَيۡدِيهِمۡ‌ۖ أَفَلَا يَشۡڪُرُونَ  سُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡأَزۡوَٲجَ ڪُلَّهَا مِمَّا تُنۢبِتُ ٱلۡأَرۡضُ وَمِنۡ أَنفُسِهِمۡ وَمِمَّا لَا يَعۡلَمُونَ  وَءَايَةٌ۬ لَّهُمُ ٱلَّيۡلُ نَسۡلَخُ مِنۡهُ ٱلنَّہَارَ فَإِذَا هُم مُّظۡلِمُونَ  وَٱلشَّمۡسُ تَجۡرِى لِمُسۡتَقَرٍّ۬ لَّهَا‌ۚ ذَٲلِكَ تَقۡدِيرُ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡعَلِيمِ  وَٱلۡقَمَرَ قَدَّرۡنَـٰهُ مَنَازِلَ حَتَّىٰ عَادَ كَٱلۡعُرۡجُونِ ٱلۡقَدِيمِ  لَا ٱلشَّمۡسُ يَنۢبَغِى لَهَآ أَن تُدۡرِكَ ٱلۡقَمَرَ وَلَا ٱلَّيۡلُ سَابِقُ ٱلنَّہَارِ‌ۚ وَكُلٌّ۬ فِى فَلَكٍ۬ يَسۡبَحُونَ  وَءَايَةٌ۬ لَّهُمۡ أَنَّا حَمَلۡنَا ذُرِّيَّتَہُمۡ فِى ٱلۡفُلۡكِ ٱلۡمَشۡحُونِ  وَخَلَقۡنَا لَهُم مِّن مِّثۡلِهِۦ مَا يَرۡكَبُونَ  وَإِن نَّشَأۡ نُغۡرِقۡهُمۡ فَلَا صَرِيخَ لَهُمۡ وَلَا هُمۡ يُنقَذُونَ  إِلَّا رَحۡمَةً۬ مِّنَّا وَمَتَـٰعًا إِلَىٰ حِينٍ۬  وَإِذَا قِيلَ لَهُمُ ٱتَّقُواْ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيكُمۡ وَمَا خَلۡفَكُمۡ لَعَلَّكُمۡ تُرۡحَمُونَ  وَمَا تَأۡتِيہِم مِّنۡ ءَايَةٍ۬ مِّنۡ ءَايَـٰتِ رَبِّہِمۡ إِلَّا كَانُواْ عَنۡہَا مُعۡرِضِينَ  وَإِذَا قِيلَ لَهُمۡ أَنفِقُواْ مِمَّا رَزَقَكُمُ ٱللَّهُ قَالَ ٱلَّذِينَ ڪَفَرُواْ لِلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ أَنُطۡعِمُ مَن لَّوۡ يَشَآءُ ٱللَّهُ أَطۡعَمَهُ ۥۤ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬  وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ  مَا يَنظُرُونَ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ تَأۡخُذُهُمۡ وَهُمۡ يَخِصِّمُونَ  فَلَا يَسۡتَطِيعُونَ تَوۡصِيَةً۬ وَلَآ إِلَىٰٓ أَهۡلِهِمۡ يَرۡجِعُونَ  وَنُفِخَ فِى ٱلصُّورِ فَإِذَا هُم مِّنَ ٱلۡأَجۡدَاثِ إِلَىٰ رَبِّهِمۡ يَنسِلُونَ  قَالُواْ يَـٰوَيۡلَنَا مَنۢ بَعَثَنَا مِن مَّرۡقَدِنَاۜ‌ۗ هَـٰذَا مَا وَعَدَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَصَدَقَ ٱلۡمُرۡسَلُونَ  إِن ڪَانَتۡ إِلَّا صَيۡحَةً۬ وَٲحِدَةً۬ فَإِذَا هُمۡ جَمِيعٌ۬ لَّدَيۡنَا مُحۡضَرُونَ  فَٱلۡيَوۡمَ لَا تُظۡلَمُ نَفۡسٌ۬ شَيۡـًٔ۬ا وَلَا تُجۡزَوۡنَ إِلَّا مَا ڪُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ  إِنَّ أَصۡحَـٰبَ ٱلۡجَنَّةِ ٱلۡيَوۡمَ فِى شُغُلٍ۬ فَـٰكِهُونَ  هُمۡ وَأَزۡوَٲجُهُمۡ فِى ظِلَـٰلٍ عَلَى ٱلۡأَرَآٮِٕكِ مُتَّكِـُٔونَ  لَهُمۡ فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَلَهُم مَّا يَدَّعُونَ  سَلَـٰمٌ۬ قَوۡلاً۬ مِّن رَّبٍّ۬ رَّحِيمٍ۬  وَٱمۡتَـٰزُواْ ٱلۡيَوۡمَ أَيُّہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ  ۞ أَلَمۡ أَعۡهَدۡ إِلَيۡكُمۡ يَـٰبَنِىٓ ءَادَمَ أَن لَّا تَعۡبُدُواْ ٱلشَّيۡطَـٰنَ‌ۖ إِنَّهُ ۥ لَكُمۡ عَدُوٌّ۬ مُّبِينٌ۬  وَأَنِ ٱعۡبُدُونِى‌ۚ هَـٰذَا صِرَٲطٌ۬ مُّسۡتَقِيمٌ۬  وَلَقَدۡ أَضَلَّ مِنكُمۡ جِبِلاًّ۬ كَثِيرًا‌ۖ أَفَلَمۡ تَكُونُواْ تَعۡقِلُونَ  هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى كُنتُمۡ تُوعَدُونَ  ٱصۡلَوۡهَا ٱلۡيَوۡمَ بِمَا كُنتُمۡ تَكۡفُرُونَ  ٱلۡيَوۡمَ نَخۡتِمُ عَلَىٰٓ أَفۡوَٲهِهِمۡ وَتُكَلِّمُنَآ أَيۡدِيہِمۡ وَتَشۡہَدُ أَرۡجُلُهُم بِمَا كَانُواْ يَكۡسِبُونَ  وَلَوۡ نَشَآءُ لَطَمَسۡنَا عَلَىٰٓ أَعۡيُنِہِمۡ فَٱسۡتَبَقُواْ ٱلصِّرَٲطَ فَأَنَّىٰ يُبۡصِرُونَ  وَلَوۡ نَشَآءُ لَمَسَخۡنَـٰهُمۡ عَلَىٰ مَڪَانَتِهِمۡ فَمَا ٱسۡتَطَـٰعُواْ مُضِيًّ۬ا وَلَا يَرۡجِعُونَ  وَمَن نُّعَمِّرۡهُ نُنَڪِّسۡهُ فِى ٱلۡخَلۡقِ‌ۖ أَفَلَا يَعۡقِلُونَ  وَمَا عَلَّمۡنَـٰهُ ٱلشِّعۡرَ وَمَا يَنۢبَغِى لَهُ ۥۤ‌ۚ إِنۡ هُوَ إِلَّا ذِكۡرٌ۬ وَقُرۡءَانٌ۬ مُّبِينٌ۬  لِّيُنذِرَ مَن كَانَ حَيًّ۬ا وَيَحِقَّ ٱلۡقَوۡلُ عَلَى ٱلۡكَـٰفِرِينَ  أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ أَنَّا خَلَقۡنَا لَهُم مِّمَّا عَمِلَتۡ أَيۡدِينَآ أَنۡعَـٰمً۬ا فَهُمۡ لَهَا مَـٰلِكُونَ  وَذَلَّلۡنَـٰهَا لَهُمۡ فَمِنۡہَا رَكُوبُہُمۡ وَمِنۡہَا يَأۡكُلُونَ  وَلَهُمۡ فِيہَا مَنَـٰفِعُ وَمَشَارِبُ‌ۖ أَفَلَا يَشۡكُرُونَ  وَٱتَّخَذُواْ مِن دُونِ ٱللَّهِ ءَالِهَةً۬ لَّعَلَّهُمۡ يُنصَرُونَ  لَا يَسۡتَطِيعُونَ نَصۡرَهُمۡ وَهُمۡ لَهُمۡ جُندٌ۬ مُّحۡضَرُونَ  فَلَا يَحۡزُنكَ قَوۡلُهُمۡ‌ۘ إِنَّا نَعۡلَمُ مَا يُسِرُّونَ وَمَا يُعۡلِنُونَ  أَوَلَمۡ يَرَ ٱلۡإِنسَـٰنُ أَنَّا خَلَقۡنَـٰهُ مِن نُّطۡفَةٍ۬ فَإِذَا هُوَ خَصِيمٌ۬ مُّبِينٌ۬  وَضَرَبَ لَنَا مَثَلاً۬ وَنَسِىَ خَلۡقَهُ ۥ‌ۖ قَالَ مَن يُحۡىِ ٱلۡعِظَـٰمَ وَهِىَ رَمِيمٌ۬  قُلۡ يُحۡيِيہَا ٱلَّذِىٓ أَنشَأَهَآ أَوَّلَ مَرَّةٍ۬‌ۖ وَهُوَ بِكُلِّ خَلۡقٍ عَلِيمٌ  ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُم مِّنَ ٱلشَّجَرِ ٱلۡأَخۡضَرِ نَارً۬ا فَإِذَآ أَنتُم مِّنۡهُ تُوقِدُونَ  أَوَلَيۡسَ ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ بِقَـٰدِرٍ عَلَىٰٓ أَن يَخۡلُقَ مِثۡلَهُم‌ۚ بَلَىٰ وَهُوَ ٱلۡخَلَّـٰقُ ٱلۡعَلِيمُ  إِنَّمَآ أَمۡرُهُ ۥۤ إِذَآ أَرَادَ شَيۡـٴً۬ـا أَن يَقُولَ لَهُ ۥ كُن فَيَكُونُ  فَسُبۡحَـٰنَ ٱلَّذِى بِيَدِهِۦ مَلَكُوتُ كُلِّ شَىۡءٍ۬ وَإِلَيۡهِ تُرۡجَعُونَ 

Fetih Suresi
Fetih Suresi

سُوۡرَةُ الفَتْح
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّا فَتَحۡنَا لَكَ فَتۡحً۬ا مُّبِينً۬ا  لِّيَغۡفِرَ لَكَ ٱللَّهُ مَا تَقَدَّمَ مِن ذَنۢبِكَ وَمَا تَأَخَّرَ وَيُتِمَّ نِعۡمَتَهُ ۥ عَلَيۡكَ وَيَہۡدِيَكَ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا  وَيَنصُرَكَ ٱللَّهُ نَصۡرًا عَزِيزًا  هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ فِى قُلُوبِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ لِيَزۡدَادُوٓاْ إِيمَـٰنً۬ا مَّعَ إِيمَـٰنِہِمۡ‌ۗ وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلِيمًا حَكِيمً۬ا  لِّيُدۡخِلَ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَٱلۡمُؤۡمِنَـٰتِ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِہَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ خَـٰلِدِينَ فِيہَا وَيُڪَفِّرَ عَنۡهُمۡ سَيِّـَٔاتِہِمۡ‌ۚ وَكَانَ ذَٲلِكَ عِندَ ٱللَّهِ فَوۡزًا عَظِيمً۬ا  وَيُعَذِّبَ ٱلۡمُنَـٰفِقِينَ وَٱلۡمُنَـٰفِقَـٰتِ وَٱلۡمُشۡرِكِينَ وَٱلۡمُشۡرِكَـٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ‌ۚ عَلَيۡہِمۡ دَآٮِٕرَةُ ٱلسَّوۡءِ‌ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيۡہِمۡ وَلَعَنَهُمۡ وَأَعَدَّ لَهُمۡ جَهَنَّمَ‌ۖ وَسَآءَتۡ مَصِيرً۬ا  وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا  إِنَّآ أَرۡسَلۡنَـٰكَ شَـٰهِدً۬ا وَمُبَشِّرً۬ا وَنَذِيرً۬ا  لِّتُؤۡمِنُواْ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُڪۡرَةً۬ وَأَصِيلاً  إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوۡقَ أَيۡدِيہِمۡ‌ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفۡسِهِۦ‌ۖ وَمَنۡ أَوۡفَىٰ بِمَا عَـٰهَدَ عَلَيۡهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤۡتِيهِ أَجۡرًا عَظِيمً۬ا  سَيَقُولُ لَكَ ٱلۡمُخَلَّفُونَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ شَغَلَتۡنَآ أَمۡوَٲلُنَا وَأَهۡلُونَا فَٱسۡتَغۡفِرۡ لَنَا‌ۚ يَقُولُونَ بِأَلۡسِنَتِهِم مَّا لَيۡسَ فِى قُلُوبِهِمۡ‌ۚ قُلۡ فَمَن يَمۡلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيۡـًٔا إِنۡ أَرَادَ بِكُمۡ ضَرًّا أَوۡ أَرَادَ بِكُمۡ نَفۡعَۢا‌ۚ بَلۡ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ خَبِيرَۢا  بَلۡ ظَنَنتُمۡ أَن لَّن يَنقَلِبَ ٱلرَّسُولُ وَٱلۡمُؤۡمِنُونَ إِلَىٰٓ أَهۡلِيهِمۡ أَبَدً۬ا وَزُيِّنَ ذَٲلِكَ فِى قُلُوبِكُمۡ وَظَنَنتُمۡ ظَنَّ ٱلسَّوۡءِ وَڪُنتُمۡ قَوۡمَۢا بُورً۬ا  وَمَن لَّمۡ يُؤۡمِنۢ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ فَإِنَّآ أَعۡتَدۡنَا لِلۡكَـٰفِرِينَ سَعِيرً۬ا  وَلِلَّهِ مُلۡكُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ يَغۡفِرُ لِمَن يَشَآءُ وَيُعَذِّبُ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَڪَانَ ٱللَّهُ غَفُورً۬ا رَّحِيمً۬ا  سَيَقُولُ ٱلۡمُخَلَّفُونَ إِذَا ٱنطَلَقۡتُمۡ إِلَىٰ مَغَانِمَ لِتَأۡخُذُوهَا ذَرُونَا نَتَّبِعۡكُمۡ‌ۖ يُرِيدُونَ أَن يُبَدِّلُواْ كَلَـٰمَ ٱللَّهِ‌ۚ قُل لَّن تَتَّبِعُونَا ڪَذَٲلِكُمۡ قَالَ ٱللَّهُ مِن قَبۡلُ‌ۖ فَسَيَقُولُونَ بَلۡ تَحۡسُدُونَنَا‌ۚ بَلۡ كَانُواْ لَا يَفۡقَهُونَ إِلَّا قَلِيلاً۬  قُل لِّلۡمُخَلَّفِينَ مِنَ ٱلۡأَعۡرَابِ سَتُدۡعَوۡنَ إِلَىٰ قَوۡمٍ أُوْلِى بَأۡسٍ۬ شَدِيدٍ۬ تُقَـٰتِلُونَہُمۡ أَوۡ يُسۡلِمُونَ‌ۖ فَإِن تُطِيعُواْ يُؤۡتِكُمُ ٱللَّهُ أَجۡرًا حَسَنً۬ا‌ۖ وَإِن تَتَوَلَّوۡاْ كَمَا تَوَلَّيۡتُم مِّن قَبۡلُ يُعَذِّبۡكُمۡ عَذَابًا أَلِيمً۬ا  لَّيۡسَ عَلَى ٱلۡأَعۡمَىٰ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡأَعۡرَجِ حَرَجٌ۬ وَلَا عَلَى ٱلۡمَرِيضِ حَرَجٌ۬‌ۗ وَمَن يُطِعِ ٱللَّهَ وَرَسُولَهُ ۥ يُدۡخِلۡهُ جَنَّـٰتٍ۬ تَجۡرِى مِن تَحۡتِهَا ٱلۡأَنۡہَـٰرُ‌ۖ وَمَن يَتَوَلَّ يُعَذِّبۡهُ عَذَابًا أَلِيمً۬ا  ۞ لَّقَدۡ رَضِىَ ٱللَّهُ عَنِ ٱلۡمُؤۡمِنِينَ إِذۡ يُبَايِعُونَكَ تَحۡتَ ٱلشَّجَرَةِ فَعَلِمَ مَا فِى قُلُوبِہِمۡ فَأَنزَلَ ٱلسَّكِينَةَ عَلَيۡہِمۡ وَأَثَـٰبَهُمۡ فَتۡحً۬ا قَرِيبً۬ا  وَمَغَانِمَ كَثِيرَةً۬ يَأۡخُذُونَہَا‌ۗ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمً۬ا  وَعَدَكُمُ ٱللَّهُ مَغَانِمَ ڪَثِيرَةً۬ تَأۡخُذُونَہَا فَعَجَّلَ لَكُمۡ هَـٰذِهِۦ وَكَفَّ أَيۡدِىَ ٱلنَّاسِ عَنكُمۡ وَلِتَكُونَ ءَايَةً۬ لِّلۡمُؤۡمِنِينَ وَيَهۡدِيَكُمۡ صِرَٲطً۬ا مُّسۡتَقِيمً۬ا  وَأُخۡرَىٰ لَمۡ تَقۡدِرُواْ عَلَيۡہَا قَدۡ أَحَاطَ ٱللَّهُ بِہَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَلَىٰ ڪُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرً۬ا  وَلَوۡ قَـٰتَلَكُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ لَوَلَّوُاْ ٱلۡأَدۡبَـٰرَ ثُمَّ لَا يَجِدُونَ وَلِيًّ۬ا وَلَا نَصِيرً۬ا  سُنَّةَ ٱللَّهِ ٱلَّتِى قَدۡ خَلَتۡ مِن قَبۡلُ‌ۖ وَلَن تَجِدَ لِسُنَّةِ ٱللَّهِ تَبۡدِيلاً۬  وَهُوَ ٱلَّذِى كَفَّ أَيۡدِيَهُمۡ عَنكُمۡ وَأَيۡدِيَكُمۡ عَنۡہُم بِبَطۡنِ مَكَّةَ مِنۢ بَعۡدِ أَنۡ أَظۡفَرَكُمۡ عَلَيۡهِمۡ‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعۡمَلُونَ بَصِيرًا  هُمُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَصَدُّوڪُمۡ عَنِ ٱلۡمَسۡجِدِ ٱلۡحَرَامِ وَٱلۡهَدۡىَ مَعۡكُوفًا أَن يَبۡلُغَ مَحِلَّهُ ۥ‌ۚ وَلَوۡلَا رِجَالٌ۬ مُّؤۡمِنُونَ وَنِسَآءٌ۬ مُّؤۡمِنَـٰتٌ۬ لَّمۡ تَعۡلَمُوهُمۡ أَن تَطَـُٔوهُمۡ فَتُصِيبَكُم مِّنۡهُم مَّعَرَّةُۢ بِغَيۡرِ عِلۡمٍ۬‌ۖ لِّيُدۡخِلَ ٱللَّهُ فِى رَحۡمَتِهِۦ مَن يَشَآءُ‌ۚ لَوۡ تَزَيَّلُواْ لَعَذَّبۡنَا ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ مِنۡهُمۡ عَذَابًا أَلِيمًا  إِذۡ جَعَلَ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ فِى قُلُوبِهِمُ ٱلۡحَمِيَّةَ حَمِيَّةَ ٱلۡجَـٰهِلِيَّةِ فَأَنزَلَ ٱللَّهُ سَڪِينَتَهُ ۥ عَلَىٰ رَسُولِهِۦ وَعَلَى ٱلۡمُؤۡمِنِينَ وَأَلۡزَمَهُمۡ ڪَلِمَةَ ٱلتَّقۡوَىٰ وَكَانُوٓاْ أَحَقَّ بِہَا وَأَهۡلَهَا‌ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ بِكُلِّ شَىۡءٍ عَلِيمً۬ا  لَّقَدۡ صَدَقَ ٱللَّهُ رَسُولَهُ ٱلرُّءۡيَا بِٱلۡحَقِّ‌ۖ لَتَدۡخُلُنَّ ٱلۡمَسۡجِدَ ٱلۡحَرَامَ إِن شَآءَ ٱللَّهُ ءَامِنِينَ مُحَلِّقِينَ رُءُوسَكُمۡ وَمُقَصِّرِينَ لَا تَخَافُونَ‌ۖ فَعَلِمَ مَا لَمۡ تَعۡلَمُواْ فَجَعَلَ مِن دُونِ ذَٲلِكَ فَتۡحً۬ا قَرِيبًا  هُوَ ٱلَّذِىٓ أَرۡسَلَ رَسُولَهُ ۥ بِٱلۡهُدَىٰ وَدِينِ ٱلۡحَقِّ لِيُظۡهِرَهُ ۥ عَلَى ٱلدِّينِ كُلِّهِۦ‌ۚ وَكَفَىٰ بِٱللَّهِ شَهِيدً۬ا  مُّحَمَّدٌ۬ رَّسُولُ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱلَّذِينَ مَعَهُ ۥۤ أَشِدَّآءُ عَلَى ٱلۡكُفَّارِ رُحَمَآءُ بَيۡنَہُمۡ‌ۖ تَرَٮٰهُمۡ رُكَّعً۬ا سُجَّدً۬ا يَبۡتَغُونَ فَضۡلاً۬ مِّنَ ٱللَّهِ وَرِضۡوَٲنً۬ا‌ۖ سِيمَاهُمۡ فِى وُجُوهِهِم مِّنۡ أَثَرِ ٱلسُّجُودِ‌ۚ ذَٲلِكَ مَثَلُهُمۡ فِى ٱلتَّوۡرَٮٰةِ‌ۚ وَمَثَلُهُمۡ فِى ٱلۡإِنجِيلِ كَزَرۡعٍ أَخۡرَجَ شَطۡـَٔهُ ۥ فَـَٔازَرَهُ ۥ فَٱسۡتَغۡلَظَ فَٱسۡتَوَىٰ عَلَىٰ سُوقِهِۦ يُعۡجِبُ ٱلزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِہِمُ ٱلۡكُفَّارَ‌ۗ وَعَدَ ٱللَّهُ ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ مِنۡہُم مَّغۡفِرَةً۬ وَأَجۡرًا عَظِيمَۢا 

Rahman Suresi
Rahman Suresi

سُوۡرَةُ الرَّحمٰن
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
ٱلرَّحۡمَـٰنُ  عَلَّمَ ٱلۡقُرۡءَانَ  خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ  عَلَّمَهُ ٱلۡبَيَانَ  ٱلشَّمۡسُ وَٱلۡقَمَرُ بِحُسۡبَانٍ۬  وَٱلنَّجۡمُ وَٱلشَّجَرُ يَسۡجُدَانِ  وَٱلسَّمَآءَ رَفَعَهَا وَوَضَعَ ٱلۡمِيزَانَ  أَلَّا تَطۡغَوۡاْ فِى ٱلۡمِيزَانِ  وَأَقِيمُواْ ٱلۡوَزۡنَ بِٱلۡقِسۡطِ وَلَا تُخۡسِرُواْ ٱلۡمِيزَانَ  وَٱلۡأَرۡضَ وَضَعَهَا لِلۡأَنَامِ  فِيہَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَٱلنَّخۡلُ ذَاتُ ٱلۡأَكۡمَامِ  وَٱلۡحَبُّ ذُو ٱلۡعَصۡفِ وَٱلرَّيۡحَانُ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  خَلَقَ ٱلۡإِنسَـٰنَ مِن صَلۡصَـٰلٍ۬ كَٱلۡفَخَّارِ  وَخَلَقَ ٱلۡجَآنَّ مِن مَّارِجٍ۬ مِّن نَّارٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  رَبُّ ٱلۡمَشۡرِقَيۡنِ وَرَبُّ ٱلۡمَغۡرِبَيۡنِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  مَرَجَ ٱلۡبَحۡرَيۡنِ يَلۡتَقِيَانِ  بَيۡنَہُمَا بَرۡزَخٌ۬ لَّا يَبۡغِيَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  يَخۡرُجُ مِنۡہُمَا ٱللُّؤۡلُؤُ وَٱلۡمَرۡجَانُ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  وَلَهُ ٱلۡجَوَارِ ٱلۡمُنشَـَٔاتُ فِى ٱلۡبَحۡرِ كَٱلۡأَعۡلَـٰمِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  كُلُّ مَنۡ عَلَيۡہَا فَانٍ۬  وَيَبۡقَىٰ وَجۡهُ رَبِّكَ ذُو ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  يَسۡــٴَـلُهُ مَن فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۚ كُلَّ يَوۡمٍ هُوَ فِى شَأۡنٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  سَنَفۡرُغُ لَكُمۡ أَيُّهَ ٱلثَّقَلَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  يَـٰمَعۡشَرَ ٱلۡجِنِّ وَٱلۡإِنسِ إِنِ ٱسۡتَطَعۡتُمۡ أَن تَنفُذُواْ مِنۡ أَقۡطَارِ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ فَٱنفُذُواْ‌ۚ لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلۡطَـٰنٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  يُرۡسَلُ عَلَيۡكُمَا شُوَاظٌ۬ مِّن نَّارٍ۬ وَنُحَاسٌ۬ فَلَا تَنتَصِرَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فَإِذَا ٱنشَقَّتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ وَرۡدَةً۬ كَٱلدِّهَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فَيَوۡمَٮِٕذٍ۬ لَّا يُسۡـٴَـلُ عَن ذَنۢبِهِۦۤ إِنسٌ۬ وَلَا جَآنٌّ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّڪُمَا تُكَذِّبَانِ  يُعۡرَفُ ٱلۡمُجۡرِمُونَ بِسِيمَـٰهُمۡ فَيُؤۡخَذُ بِٱلنَّوَٲصِى وَٱلۡأَقۡدَامِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  هَـٰذِهِۦ جَهَنَّمُ ٱلَّتِى يُكَذِّبُ بِہَا ٱلۡمُجۡرِمُونَ  يَطُوفُونَ بَيۡنَہَا وَبَيۡنَ حَمِيمٍ ءَانٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  وَلِمَنۡ خَافَ مَقَامَ رَبِّهِۦ جَنَّتَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  ذَوَاتَآ أَفۡنَانٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِمَا عَيۡنَانِ تَجۡرِيَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِمَا مِن كُلِّ فَـٰكِهَةٍ۬ زَوۡجَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ فُرُشِۭ بَطَآٮِٕنُہَا مِنۡ إِسۡتَبۡرَقٍ۬‌ۚ وَجَنَى ٱلۡجَنَّتَيۡنِ دَانٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِنَّ قَـٰصِرَٲتُ ٱلطَّرۡفِ لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  كَأَنَّہُنَّ ٱلۡيَاقُوتُ وَٱلۡمَرۡجَانُ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  هَلۡ جَزَآءُ ٱلۡإِحۡسَـٰنِ إِلَّا ٱلۡإِحۡسَـٰنُ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  وَمِن دُونِہِمَا جَنَّتَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  مُدۡهَآمَّتَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِمَا عَيۡنَانِ نَضَّاخَتَانِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِمَا فَـٰكِهَةٌ۬ وَنَخۡلٌ۬ وَرُمَّانٌ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  فِيہِنَّ خَيۡرَٲتٌ حِسَانٌ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  حُورٌ۬ مَّقۡصُورَٲتٌ۬ فِى ٱلۡخِيَامِ  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  لَمۡ يَطۡمِثۡہُنَّ إِنسٌ۬ قَبۡلَهُمۡ وَلَا جَآنٌّ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  مُتَّكِـِٔينَ عَلَىٰ رَفۡرَفٍ خُضۡرٍ۬ وَعَبۡقَرِىٍّ حِسَانٍ۬  فَبِأَىِّ ءَالَآءِ رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ  تَبَـٰرَكَ ٱسۡمُ رَبِّكَ ذِى ٱلۡجَلَـٰلِ وَٱلۡإِكۡرَامِ 

Mülk Suresi Tebareke
Mülk Suresi Tebareke

سُوۡرَةُ المُلک
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَـٰرَكَ ٱلَّذِى بِيَدِهِ ٱلۡمُلۡكُ وَهُوَ عَلَىٰ كُلِّ شَىۡءٍ۬ قَدِيرٌ  ٱلَّذِى خَلَقَ ٱلۡمَوۡتَ وَٱلۡحَيَوٰةَ لِيَبۡلُوَكُمۡ أَيُّكُمۡ أَحۡسَنُ عَمَلاً۬‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡغَفُورُ  ٱلَّذِى خَلَقَ سَبۡعَ سَمَـٰوَٲتٍ۬ طِبَاقً۬ا‌ۖ مَّا تَرَىٰ فِى خَلۡقِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ مِن تَفَـٰوُتٍ۬‌ۖ فَٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ هَلۡ تَرَىٰ مِن فُطُورٍ۬  ثُمَّ ٱرۡجِعِ ٱلۡبَصَرَ كَرَّتَيۡنِ يَنقَلِبۡ إِلَيۡكَ ٱلۡبَصَرُ خَاسِئً۬ا وَهُوَ حَسِيرٌ۬  وَلَقَدۡ زَيَّنَّا ٱلسَّمَآءَ ٱلدُّنۡيَا بِمَصَـٰبِيحَ وَجَعَلۡنَـٰهَا رُجُومً۬ا لِّلشَّيَـٰطِينِ‌ۖ وَأَعۡتَدۡنَا لَهُمۡ عَذَابَ ٱلسَّعِيرِ  وَلِلَّذِينَ كَفَرُواْ بِرَبِّہِمۡ عَذَابُ جَهَنَّمَ‌ۖ وَبِئۡسَ ٱلۡمَصِيرُ  إِذَآ أُلۡقُواْ فِيہَا سَمِعُواْ لَهَا شَہِيقً۬ا وَهِىَ تَفُورُ  تَكَادُ تَمَيَّزُ مِنَ ٱلۡغَيۡظِ‌ۖ كُلَّمَآ أُلۡقِىَ فِيہَا فَوۡجٌ۬ سَأَلَهُمۡ خَزَنَتُہَآ أَلَمۡ يَأۡتِكُمۡ نَذِيرٌ۬  قَالُواْ بَلَىٰ قَدۡ جَآءَنَا نَذِيرٌ۬ فَكَذَّبۡنَا وَقُلۡنَا مَا نَزَّلَ ٱللَّهُ مِن شَىۡءٍ إِنۡ أَنتُمۡ إِلَّا فِى ضَلَـٰلٍ۬ كَبِيرٍ۬  وَقَالُواْ لَوۡ كُنَّا نَسۡمَعُ أَوۡ نَعۡقِلُ مَا كُنَّا فِىٓ أَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ  فَٱعۡتَرَفُواْ بِذَنۢبِہِمۡ فَسُحۡقً۬ا لِّأَصۡحَـٰبِ ٱلسَّعِيرِ  إِنَّ ٱلَّذِينَ يَخۡشَوۡنَ رَبَّهُم بِٱلۡغَيۡبِ لَهُم مَّغۡفِرَةٌ۬ وَأَجۡرٌ۬ كَبِيرٌ۬  وَأَسِرُّواْ قَوۡلَكُمۡ أَوِ ٱجۡهَرُواْ بِهِۦۤ‌ۖ إِنَّهُ ۥ عَلِيمُۢ بِذَاتِ ٱلصُّدُورِ  أَلَا يَعۡلَمُ مَنۡ خَلَقَ وَهُوَ ٱللَّطِيفُ ٱلۡخَبِيرُ  هُوَ ٱلَّذِى جَعَلَ لَكُمُ ٱلۡأَرۡضَ ذَلُولاً۬ فَٱمۡشُواْ فِى مَنَاكِبِہَا وَكُلُواْ مِن رِّزۡقِهِۦ‌ۖ وَإِلَيۡهِ ٱلنُّشُورُ  ءَأَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يَخۡسِفَ بِكُمُ ٱلۡأَرۡضَ فَإِذَا هِىَ تَمُورُ  أَمۡ أَمِنتُم مَّن فِى ٱلسَّمَآءِ أَن يُرۡسِلَ عَلَيۡكُمۡ حَاصِبً۬ا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ كَيۡفَ نَذِيرِ  وَلَقَدۡ كَذَّبَ ٱلَّذِينَ مِن قَبۡلِهِمۡ فَكَيۡفَ كَانَ نَكِيرِ  أَوَلَمۡ يَرَوۡاْ إِلَى ٱلطَّيۡرِ فَوۡقَهُمۡ صَـٰٓفَّـٰتٍ۬ وَيَقۡبِضۡنَ‌ۚ مَا يُمۡسِكُهُنَّ إِلَّا ٱلرَّحۡمَـٰنُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ بِكُلِّ شَىۡءِۭ بَصِيرٌ  أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى هُوَ جُندٌ۬ لَّكُمۡ يَنصُرُكُم مِّن دُونِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۚ إِنِ ٱلۡكَـٰفِرُونَ إِلَّا فِى غُرُورٍ  أَمَّنۡ هَـٰذَا ٱلَّذِى يَرۡزُقُكُمۡ إِنۡ أَمۡسَكَ رِزۡقَهُ ۥ‌ۚ بَل لَّجُّواْ فِى عُتُوٍّ۬ وَنُفُورٍ  أَفَمَن يَمۡشِى مُكِبًّا عَلَىٰ وَجۡهِهِۦۤ أَهۡدَىٰٓ أَمَّن يَمۡشِى سَوِيًّا عَلَىٰ صِرَٲطٍ۬ مُّسۡتَقِيمٍ۬  قُلۡ هُوَ ٱلَّذِىٓ أَنشَأَكُمۡ وَجَعَلَ لَكُمُ ٱلسَّمۡعَ وَٱلۡأَبۡصَـٰرَ وَٱلۡأَفۡـِٔدَةَ‌ۖ قَلِيلاً۬ مَّا تَشۡكُرُونَ  قُلۡ هُوَ ٱلَّذِى ذَرَأَكُمۡ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَإِلَيۡهِ تُحۡشَرُونَ  وَيَقُولُونَ مَتَىٰ هَـٰذَا ٱلۡوَعۡدُ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ  قُلۡ إِنَّمَا ٱلۡعِلۡمُ عِندَ ٱللَّهِ وَإِنَّمَآ أَنَا۟ نَذِيرٌ۬ مُّبِينٌ۬  فَلَمَّا رَأَوۡهُ زُلۡفَةً۬ سِيٓـَٔتۡ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُواْ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ  قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَهۡلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوۡ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلۡكَـٰفِرِينَ مِنۡ عَذَابٍ أَلِيمٍ۬  قُلۡ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيۡهِ تَوَكَّلۡنَا‌ۖ فَسَتَعۡلَمُونَ مَنۡ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬  قُلۡ أَرَءَيۡتُمۡ إِنۡ أَصۡبَحَ مَآؤُكُمۡ غَوۡرً۬ا فَمَن يَأۡتِيكُم بِمَآءٍ۬ مَّعِينِۭ 

Nebe Suresi Amme
Nebe Suresi Amme

سُوۡرَةُ النّبَإِ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
عَمَّ يَتَسَآءَلُونَ  عَنِ ٱلنَّبَإِ ٱلۡعَظِيمِ  ٱلَّذِى هُمۡ فِيهِ مُخۡتَلِفُونَ  كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ  ثُمَّ كَلَّا سَيَعۡلَمُونَ  أَلَمۡ نَجۡعَلِ ٱلۡأَرۡضَ مِهَـٰدً۬ا  وَٱلۡجِبَالَ أَوۡتَادً۬ا  وَخَلَقۡنَـٰكُمۡ أَزۡوَٲجً۬ا  وَجَعَلۡنَا نَوۡمَكُمۡ سُبَاتً۬ا  وَجَعَلۡنَا ٱلَّيۡلَ لِبَاسً۬ا  وَجَعَلۡنَا ٱلنَّہَارَ مَعَاشً۬ا  وَبَنَيۡنَا فَوۡقَكُمۡ سَبۡعً۬ا شِدَادً۬ا  وَجَعَلۡنَا سِرَاجً۬ا وَهَّاجً۬ا  وَأَنزَلۡنَا مِنَ ٱلۡمُعۡصِرَٲتِ مَآءً۬ ثَجَّاجً۬ا  لِّنُخۡرِجَ بِهِۦ حَبًّ۬ا وَنَبَاتً۬ا  وَجَنَّـٰتٍ أَلۡفَافًا  إِنَّ يَوۡمَ ٱلۡفَصۡلِ كَانَ مِيقَـٰتً۬ا  يَوۡمَ يُنفَخُ فِى ٱلصُّورِ فَتَأۡتُونَ أَفۡوَاجً۬ا  وَفُتِحَتِ ٱلسَّمَآءُ فَكَانَتۡ أَبۡوَٲبً۬ا  وَسُيِّرَتِ ٱلۡجِبَالُ فَكَانَتۡ سَرَابًا  إِنَّ جَهَنَّمَ كَانَتۡ مِرۡصَادً۬ا  لِّلطَّـٰغِينَ مَـَٔابً۬ا  لَّـٰبِثِينَ فِيہَآ أَحۡقَابً۬ا  لَّا يَذُوقُونَ فِيہَا بَرۡدً۬ا وَلَا شَرَابًا  إِلَّا حَمِيمً۬ا وَغَسَّاقً۬ا  جَزَآءً۬ وِفَاقًا  إِنَّہُمۡ ڪَانُواْ لَا يَرۡجُونَ حِسَابً۬ا  وَكَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِنَا كِذَّابً۬ا  وَكُلَّ شَىۡءٍ أَحۡصَيۡنَـٰهُ ڪِتَـٰبً۬ا  فَذُوقُواْ فَلَن نَّزِيدَكُمۡ إِلَّا عَذَابًا  إِنَّ لِلۡمُتَّقِينَ مَفَازًا  حَدَآٮِٕقَ وَأَعۡنَـٰبً۬ا  وَكَوَاعِبَ أَتۡرَابً۬ا  وَكَأۡسً۬ا دِهَاقً۬ا  لَّا يَسۡمَعُونَ فِيہَا لَغۡوً۬ا وَلَا كِذَّٲبً۬ا  جَزَآءً۬ مِّن رَّبِّكَ عَطَآءً حِسَابً۬ا  رَّبِّ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ وَمَا بَيۡنَہُمَا ٱلرَّحۡمَـٰنِ‌ۖ لَا يَمۡلِكُونَ مِنۡهُ خِطَابً۬ا  يَوۡمَ يَقُومُ ٱلرُّوحُ وَٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ صَفًّ۬ا‌ۖ لَّا يَتَكَلَّمُونَ إِلَّا مَنۡ أَذِنَ لَهُ ٱلرَّحۡمَـٰنُ وَقَالَ صَوَابً۬ا  ذَٲلِكَ ٱلۡيَوۡمُ ٱلۡحَقُّ‌ۖ فَمَن شَآءَ ٱتَّخَذَ إِلَىٰ رَبِّهِۦ مَـَٔابًا  إِنَّآ أَنذَرۡنَـٰكُمۡ عَذَابً۬ا قَرِيبً۬ا يَوۡمَ يَنظُرُ ٱلۡمَرۡءُ مَا قَدَّمَتۡ يَدَاهُ وَيَقُولُ ٱلۡكَافِرُ يَـٰلَيۡتَنِى كُنتُ تُرَٲبَۢا 

VAKIA SURESi
VAKIA SURESi

بسم الله الرحمن الرحيم إِذَا وَقَعَتِ الْوَاقِعَةُ لَيْسَ لِوَقْعَتِهَا كَاذِبَةٌ خَافِضَةٌ رَّافِعَةٌ إِذَا رُجَّتِ الأَرْضُ رَجًّا وَبُسَّتِ الْجِبَالُ بَسًّا فَكَانَتْ هَبَاءً مُّنبَثًّا وَكُنتُمْ أَزْوَاجًا ثَلاثَةً فَأَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَيْمَنَةِ وَأَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ مَا أَصْحَابُ الْمَشْأَمَةِ وَالسَّابِقُونَ السَّابِقُونَ أُوْلَئِكَ الْمُقَرَّبُونَ فِي جَنَّاتِ النَّعِيمِ ثُلَّةٌ مِّنَ الأَوَّلِينَ وَقَلِيلٌ مِّنَ الآخِرِينَ عَلَى سُرُرٍ مَّوْضُونَةٍ مُتَّكِئِينَ عَلَيْهَا مُتَقَابِلِينَ يَطُوفُ عَلَيْهِمْ وِلْدَانٌ مُّخَلَّدُونَ بِأَكْوَابٍ وَأَبَارِيقَ وَكَأْسٍ مِّن مَّعِينٍ لا يُصَدَّعُونَ عَنْهَا وَلا يُنزِفُونَ وَفَاكِهَةٍ مِّمَّا يَتَخَيَّرُونَ وَلَحْمِ طَيْرٍ مِّمَّا يَشْتَهُونَ وَحُورٌ عِينٌ كَأَمْثَالِ اللُّؤْلُؤِ الْمَكْنُونِ جَزَاء بِمَا كَانُوا يَعْمَلُونَ لا يَسْمَعُونَ فِيهَا لَغْوًا وَلا تَأْثِيمًا إِلاَّ قِيلا سَلامًا سَلامًا وَأَصْحَابُ الْيَمِينِ مَا أَصْحَابُ الْيَمِينِ فِي سِدْرٍ مَّخْضُودٍ وَطَلْحٍ مَّنضُودٍ وَظِلٍّ مَّمْدُودٍ وَمَاء مَّسْكُوبٍ وَفَاكِهَةٍ كَثِيرَةٍ لّا مَقْطُوعَةٍ وَلا مَمْنُوعَةٍ وَفُرُشٍ مَّرْفُوعَةٍ إِنَّا أَنشَأْنَاهُنَّ إِنشَاء فَجَعَلْنَاهُنَّ أَبْكَارًا عُرُبًا أَتْرَابًا لِّأَصْحَابِ الْيَمِينِ ثُلَّةٌ مِّنَ الأَوَّلِينَ وَثُلَّةٌ مِّنَ الآخِرِينَ وَأَصْحَابُ الشِّمَالِ مَا أَصْحَابُ الشِّمَالِ فِي سَمُومٍ وَحَمِيمٍ وَظِلٍّ مِّن يَحْمُومٍ لّا بَارِدٍ وَلا كَرِيمٍ إِنَّهُمْ كَانُوا قَبْلَ ذَلِكَ مُتْرَفِينَ وَكَانُوا يُصِرُّونَ عَلَى الْحِنثِ الْعَظِيمِ وَكَانُوا يَقُولُونَ أَئِذَا مِتْنَا وَكُنَّا تُرَابًا وَعِظَامًا أَئِنَّا لَمَبْعُوثُونَ أَوَ آبَاؤُنَا الأَوَّلُونَ قُلْ إِنَّ الأَوَّلِينَ وَالآخِرِينَ لَمَجْمُوعُونَ إِلَى مِيقَاتِ يَوْمٍ مَّعْلُومٍ ثُمَّ إِنَّكُمْ أَيُّهَا الضَّالُّونَ الْمُكَذِّبُونَ لَآكِلُونَ مِن شَجَرٍ مِّن زَقُّومٍ فَمَالِؤُونَ مِنْهَا الْبُطُونَ فَشَارِبُونَ عَلَيْهِ مِنَ الْحَمِيمِ فَشَارِبُونَ شُرْبَ الْهِيمِ هَذَا نُزُلُهُمْ يَوْمَ الدِّينِ نَحْنُ خَلَقْنَاكُمْ فَلَوْلا تُصَدِّقُونَ أَفَرَأَيْتُم مَّا تُمْنُونَ أَأَنتُمْ تَخْلُقُونَهُ أَمْ نَحْنُ الْخَالِقُونَ نَحْنُ قَدَّرْنَا بَيْنَكُمُ الْمَوْتَ وَمَا نَحْنُ بِمَسْبُوقِينَ عَلَى أَن نُّبَدِّلَ أَمْثَالَكُمْ وَنُنشِئَكُمْ فِي مَا لا تَعْلَمُونَ وَلَقَدْ عَلِمْتُمُ النَّشْأَةَ الأُولَى فَلَوْلا تَذَكَّرُونَ أَفَرَأَيْتُم مَّا تَحْرُثُونَ أَأَنتُمْ تَزْرَعُونَهُ أَمْ نَحْنُ الزَّارِعُونَ لَوْ نَشَاء لَجَعَلْنَاهُ حُطَامًا فَظَلْتُمْ تَفَكَّهُونَ إِنَّا لَمُغْرَمُونَ بَلْ نَحْنُ مَحْرُومُونَ أَفَرَأَيْتُمُ الْمَاء الَّذِي تَشْرَبُونَ أَأَنتُمْ أَنزَلْتُمُوهُ مِنَ الْمُزْنِ أَمْ نَحْنُ الْمُنزِلُونَ لَوْ نَشَاء جَعَلْنَاهُ أُجَاجًا فَلَوْلا تَشْكُرُونَ أَفَرَأَيْتُمُ النَّارَ الَّتِي تُورُونَ أَأَنتُمْ أَنشَأْتُمْ شَجَرَتَهَا أَمْ نَحْنُ الْمُنشِؤُونَ نَحْنُ جَعَلْنَاهَا تَذْكِرَةً وَمَتَاعًا لِّلْمُقْوِينَ فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ فَلا أُقْسِمُ بِمَوَاقِعِ النُّجُومِ وَإِنَّهُ لَقَسَمٌ لَّوْ تَعْلَمُونَ عَظِيمٌ إِنَّهُ لَقُرْآنٌ كَرِيمٌ فِي كِتَابٍ مَّكْنُونٍ لّا يَمَسُّهُ إِلاَّ الْمُطَهَّرُونَ تَنزِيلٌ مِّن رَّبِّ الْعَالَمِينَ أَفَبِهَذَا الْحَدِيثِ أَنتُم مُّدْهِنُونَ وَتَجْعَلُونَ رِزْقَكُمْ أَنَّكُمْ تُكَذِّبُونَ فَلَوْلا إِذَا بَلَغَتِ الْحُلْقُومَ وَأَنتُمْ حِينَئِذٍ تَنظُرُونَ وَنَحْنُ أَقْرَبُ إِلَيْهِ مِنكُمْ وَلَكِن لّا تُبْصِرُونَ فَلَوْلا إِن كُنتُمْ غَيْرَ مَدِينِينَ تَرْجِعُونَهَا إِن كُنتُمْ صَادِقِينَ فَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُقَرَّبِينَ فَرَوْحٌ وَرَيْحَانٌ وَجَنَّةُ نَعِيمٍ وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ أَصْحَابِ الْيَمِينِ فَسَلامٌ لَّكَ مِنْ أَصْحَابِ الْيَمِينِ وَأَمَّا إِن كَانَ مِنَ الْمُكَذِّبِينَ الضَّالِّينَ فَنُزُلٌ مِّنْ حَمِيمٍ وَتَصْلِيَةُ جَحِيمٍ إِنَّ هَذَا لَهُوَ حَقُّ الْيَقِينِ فَسَبِّحْ بِاسْمِ رَبِّكَ الْعَظِيمِ

SAFF SURESi
SAFF SURESi


سورة الصف

  سَبَّحَ لِلَّهِ مَا فِي السَّمَاوَاتِ وَمَا فِي الأَرْضِ وَهُوَ الْعَزِيزُ الْحَكِيمُ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا لِمَ تَقُولُونَ مَا لا تَفْعَلُونَ كَبُرَ مَقْتًا عِندَ اللَّهِ أَن تَقُولُوا مَا لا تَفْعَلُونَ إِنَّ اللَّهَ يُحِبُّ الَّذِينَ يُقَاتِلُونَ فِي سَبِيلِهِ صَفًّا كَأَنَّهُم بُنْيَانٌ مَّرْصُوصٌ وَإِذْ قَالَ مُوسَى لِقَوْمِهِ يَا قَوْمِ لِمَ تُؤْذُونَنِي وَقَد تَّعْلَمُونَ أَنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُمْ فَلَمَّا زَاغُوا أَزَاغَ اللَّهُ قُلُوبَهُمْ وَاللَّهُ لا يَهْدِي الْقَوْمَ الْفَاسِقِينَ وَإِذْ قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ يَا بَنِي إِسْرَائِيلَ إِنِّي رَسُولُ اللَّهِ إِلَيْكُم مُّصَدِّقًا لِّمَا بَيْنَ يَدَيَّ مِنَ التَّوْرَاةِ وَمُبَشِّرًا بِرَسُولٍ يَأْتِي مِن بَعْدِي اسْمُهُ أَحْمَدُ فَلَمَّا جَاءَهُم بِالْبَيِّنَاتِ قَالُوا هَذَا سِحْرٌ مُّبِينٌ وَمَنْ أَظْلَمُ مِمَّنِ افْتَرَى عَلَى اللَّهِ الْكَذِبَ وَهُوَ يُدْعَى إِلَى الإِسْلامِ وَاللَّهُ لا يَهْدِي الْقَوْمَ الظَّالِمِينَ يُرِيدُونَ لِيُطْفِؤُوا نُورَ اللَّهِ بِأَفْوَاهِهِمْ وَاللَّهُ مُتِمُّ نُورِهِ وَلَوْ كَرِهَ الْكَافِرُونَ هُوَ الَّذِي أَرْسَلَ رَسُولَهُ بِالْهُدَى وَدِينِ الْحَقِّ لِيُظْهِرَهُ عَلَى الدِّينِ كُلِّهِ وَلَوْ كَرِهَ الْمُشْرِكُونَ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا هَلْ أَدُلُّكُمْ عَلَى تِجَارَةٍ تُنجِيكُم مِّنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ تُؤْمِنُونَ بِاللَّهِ وَرَسُولِهِ وَتُجَاهِدُونَ فِي سَبِيلِ اللَّهِ بِأَمْوَالِكُمْ وَأَنفُسِكُمْ ذَلِكُمْ خَيْرٌ لَّكُمْ إِن كُنتُمْ تَعْلَمُونَ يَغْفِرْ لَكُمْ ذُنُوبَكُمْ وَيُدْخِلْكُمْ جَنَّاتٍ تَجْرِي مِن تَحْتِهَا الأَنْهَارُ وَمَسَاكِنَ طَيِّبَةً فِي جَنَّاتِ عَدْنٍ ذَلِكَ الْفَوْزُ الْعَظِيمُ وَأُخْرَى تُحِبُّونَهَا نَصْرٌ مِّنَ اللَّهِ وَفَتْحٌ قَرِيبٌ وَبَشِّرِ الْمُؤْمِنِينَ يَا أَيُّهَا الَّذِينَ آمَنُوا كُونُوا أَنصَارَ اللَّهِ كَمَا قَالَ عِيسَى ابْنُ مَرْيَمَ لِلْحَوَارِيِّينَ مَنْ أَنصَارِي إِلَى اللَّهِ قَالَ الْحَوَارِيُّونَ نَحْنُ أَنصَارُ اللَّهِ فَآمَنَت طَّائِفَةٌ مِّن بَنِي إِسْرَائِيلَ وَكَفَرَت طَّائِفَةٌ فَأَيَّدْنَا الَّذِينَ آمَنُوا عَلَى عَدُوِّهِمْ فَأَصْبَحُوا ظَاهِرِينَ


Cuma Suresi
Cuma Suresi


سُوۡرَةُ الجُمُعَة
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
يُسَبِّحُ لِلَّهِ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ ٱلۡمَلِكِ ٱلۡقُدُّوسِ ٱلۡعَزِيزِ ٱلۡحَكِيمِ  هُوَ ٱلَّذِى بَعَثَ فِى ٱلۡأُمِّيِّـۧنَ رَسُولاً۬ مِّنۡہُمۡ يَتۡلُواْ عَلَيۡہِمۡ ءَايَـٰتِهِۦ وَيُزَكِّيہِمۡ وَيُعَلِّمُهُمُ ٱلۡكِتَـٰبَ وَٱلۡحِكۡمَةَ وَإِن كَانُواْ مِن قَبۡلُ لَفِى ضَلَـٰلٍ۬ مُّبِينٍ۬  وَءَاخَرِينَ مِنۡہُمۡ لَمَّا يَلۡحَقُواْ بِہِمۡ‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ  ذَٲلِكَ فَضۡلُ ٱللَّهِ يُؤۡتِيهِ مَن يَشَآءُ‌ۚ وَٱللَّهُ ذُو ٱلۡفَضۡلِ ٱلۡعَظِيمِ  مَثَلُ ٱلَّذِينَ حُمِّلُواْ ٱلتَّوۡرَٮٰةَ ثُمَّ لَمۡ يَحۡمِلُوهَا كَمَثَلِ ٱلۡحِمَارِ يَحۡمِلُ أَسۡفَارَۢا‌ۚ بِئۡسَ مَثَلُ ٱلۡقَوۡمِ ٱلَّذِينَ كَذَّبُواْ بِـَٔايَـٰتِ ٱللَّهِ‌ۚ وَٱللَّهُ لَا يَہۡدِى ٱلۡقَوۡمَ ٱلظَّـٰلِمِينَ  قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ هَادُوٓاْ إِن زَعَمۡتُمۡ أَنَّكُمۡ أَوۡلِيَآءُ لِلَّهِ مِن دُونِ ٱلنَّاسِ فَتَمَنَّوُاْ ٱلۡمَوۡتَ إِن كُنتُمۡ صَـٰدِقِينَ  وَلَا يَتَمَنَّوۡنَهُ ۥۤ أَبَدَۢا بِمَا قَدَّمَتۡ أَيۡدِيهِمۡ‌ۚ وَٱللَّهُ عَلِيمُۢ بِٱلظَّـٰلِمِينَ  قُلۡ إِنَّ ٱلۡمَوۡتَ ٱلَّذِى تَفِرُّونَ مِنۡهُ فَإِنَّهُ ۥ مُلَـٰقِيڪُمۡ‌ۖ ثُمَّ تُرَدُّونَ إِلَىٰ عَـٰلِمِ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ فَيُنَبِّئُكُم بِمَا كُنتُمۡ تَعۡمَلُونَ  يَـٰٓأَيُّہَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُوٓاْ إِذَا نُودِىَ لِلصَّلَوٰةِ مِن يَوۡمِ ٱلۡجُمُعَةِ فَٱسۡعَوۡاْ إِلَىٰ ذِكۡرِ ٱللَّهِ وَذَرُواْ ٱلۡبَيۡعَ‌ۚ ذَٲلِكُمۡ خَيۡرٌ۬ لَّكُمۡ إِن كُنتُمۡ تَعۡلَمُونَ  فَإِذَا قُضِيَتِ ٱلصَّلَوٰةُ فَٱنتَشِرُواْ فِى ٱلۡأَرۡضِ وَٱبۡتَغُواْ مِن فَضۡلِ ٱللَّهِ وَٱذۡكُرُواْ ٱللَّهَ كَثِيرً۬ا لَّعَلَّكُمۡ تُفۡلِحُونَ  وَإِذَا رَأَوۡاْ تِجَـٰرَةً أَوۡ لَهۡوًا ٱنفَضُّوٓاْ إِلَيۡہَا وَتَرَكُوكَ قَآٮِٕمً۬ا‌ۚ قُلۡ مَا عِندَ ٱللَّهِ خَيۡرٌ۬ مِّنَ ٱللَّهۡوِ وَمِنَ ٱلتِّجَـٰرَةِ‌ۚ وَٱللَّهُ خَيۡرُ ٱلرَّٲزِقِينَ 

Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler
Bakara Suresi 153 ile 157 . Ayetler

سُوۡرَةُ البَقَرَة
يَـٰٓأَيُّهَا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ ٱسۡتَعِينُواْ بِٱلصَّبۡرِ وَٱلصَّلَوٰةِ‌ۚ إِنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلصَّـٰبِرِينَ  وَلَا تَقُولُواْ لِمَن يُقۡتَلُ فِى سَبِيلِ ٱللَّهِ أَمۡوَٲتُۢ‌ۚ بَلۡ أَحۡيَآءٌ۬ وَلَـٰكِن لَّا تَشۡعُرُونَ  وَلَنَبۡلُوَنَّكُم بِشَىۡءٍ۬ مِّنَ ٱلۡخَوۡفِ وَٱلۡجُوعِ وَنَقۡصٍ۬ مِّنَ ٱلۡأَمۡوَٲلِ وَٱلۡأَنفُسِ وَٱلثَّمَرَٲتِ‌ۗ وَبَشِّرِ ٱلصَّـٰبِرِينَ  ٱلَّذِينَ إِذَآ أَصَـٰبَتۡهُم مُّصِيبَةٌ۬ قَالُوٓاْ إِنَّا لِلَّهِ وَإِنَّآ إِلَيۡهِ رَٲجِعُونَ  أُوْلَـٰٓٮِٕكَ عَلَيۡہِمۡ صَلَوَٲتٌ۬ مِّن رَّبِّهِمۡ وَرَحۡمَةٌ۬‌ۖ وَأُوْلَـٰٓٮِٕكَ هُمُ ٱلۡمُهۡتَدُونَ 

Bakara Suresi 18. Ayet
Bakara Suresi 18. Ayet

صُمٌّ بُكْمٌ عُمْيٌ فَهُمْ لاَ يَرْجِعُونَ

Fecr Suresi 27. 28. 29. 30. Ayetler
Fecr Suresi 27. 28. 29. 30. Ayetler


يَٓا اَيَّتُهَا النَّفْسُ الْمُطْمَئِنَّةُۗ اِرْجِع۪ٓي اِلٰى رَبِّكِ رَاضِيَةً مَرْضِيَّةًۚ فَادْخُل۪ي ف۪ي عِبَاد۪يۙ وَادْخُل۪ي جَنَّت۪ي


Şems Suresi
Şems Suresi

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلشَّمْسِ وَضُحَىٰهَا وَٱلْقَمَرِ إِذَا تَلَىٰهَا وَٱلنَّهَارِ إِذَا جَلَّىٰهَا وَٱلَّيْلِ إِذَا يَغْشَىٰهَا وَٱلسَّمَآءِ وَمَا بَنَىٰهَا وَٱلْأَرْضِ وَمَا طَحَىٰهَا وَنَفْسٍ وَمَا سَوَّىٰهَا فَأَلْهَمَهَا فُجُورَهَا وَتَقْوَىٰهَا قَدْ أَفْلَحَ مَن زَكَّىٰهَا وَقَدْ خَابَ مَن دَسَّىٰهَا كَذَّبَتْ ثَمُودُ بِطَغْوَىٰهَآ إِذِ ٱنۢبَعَثَ أَشْقَىٰهَا فَقَالَ لَهُمْ رَسُولُ ٱللَّهِ نَاقَةَ ٱللَّهِ وَسُقْيَٰهَا كَذَّبُوهُ فَعَقَرُوهَا فَدَمْدَمَ عَلَيْهِمْ رَبُّهُم بِذَنۢبِهِمْ فَسَوَّىٰهَا وَلَا يَخَافُ عُقْبَٰهَا

Zilzâl Suresi
Zilzâl Suresi

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ

إِذَا زُلْزِلَتِ ٱلْأَرْضُ زِلْزَالَهَا وَأَخْرَجَتِ ٱلْأَرْضُ أَثْقَالَهَا وَقَالَ ٱلْإِنسَٰنُ مَا لَهَا يَوْمَئِذٍ تُحَدِّثُ أَخْبَارَهَا بِأَنَّ رَبَّكَ أَوْحَىٰ لَهَا يَوْمَئِذٍ يَصْدُرُ ٱلنَّاسُ أَشْتَاتًا لِّيُرَوْا۟ أَعْمَٰلَهُمْ فَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ خَيْرًا يَرَهُۥ وَمَن يَعْمَلْ مِثْقَالَ ذَرَّةٍ شَرًّا يَرَهُۥ

AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255
AYETEL KÜRSİ BAKARA Suresi Âyet - 255

سُوۡرَةُ البَقَرَة
ٱللَّهُ لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡحَىُّ ٱلۡقَيُّومُ‌ۚ لَا تَأۡخُذُهُ ۥ سِنَةٌ۬ وَلَا نَوۡمٌ۬‌ۚ لَّهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَمَا فِى ٱلۡأَرۡضِ‌ۗ مَن ذَا ٱلَّذِى يَشۡفَعُ عِندَهُ ۥۤ إِلَّا بِإِذۡنِهِۦ‌ۚ يَعۡلَمُ مَا بَيۡنَ أَيۡدِيهِمۡ وَمَا خَلۡفَهُمۡ‌ۖ وَلَا يُحِيطُونَ بِشَىۡءٍ۬ مِّنۡ عِلۡمِهِۦۤ إِلَّا بِمَا شَآءَ‌ۚ وَسِعَ كُرۡسِيُّهُ ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضَ‌ۖ وَلَا يَـُٔودُهُ ۥ حِفۡظُهُمَا‌ۚ وَهُوَ ٱلۡعَلِىُّ ٱلۡعَظِيمُ  

Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)
Haşr Suresi Son Ayetleri Levenzelna veya Hüvallahüllezi (21 ile 24. Ayetler)

سُوۡرَةُ الحَشر
لَوۡ أَنزَلۡنَا هَـٰذَا ٱلۡقُرۡءَانَ عَلَىٰ جَبَلٍ۬ لَّرَأَيۡتَهُ ۥ خَـٰشِعً۬ا مُّتَصَدِّعً۬ا مِّنۡ خَشۡيَةِ ٱللَّهِ‌ۚ وَتِلۡكَ ٱلۡأَمۡثَـٰلُ نَضۡرِبُہَا لِلنَّاسِ لَعَلَّهُمۡ يَتَفَكَّرُونَ  هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ‌ۖ عَـٰلِمُ ٱلۡغَيۡبِ وَٱلشَّهَـٰدَةِ‌ۖ هُوَ ٱلرَّحۡمَـٰنُ ٱلرَّحِيمُ  هُوَ ٱللَّهُ ٱلَّذِى لَآ إِلَـٰهَ إِلَّا هُوَ ٱلۡمَلِكُ ٱلۡقُدُّوسُ ٱلسَّلَـٰمُ ٱلۡمُؤۡمِنُ ٱلۡمُهَيۡمِنُ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡجَبَّارُ ٱلۡمُتَڪَبِّرُ‌ۚ سُبۡحَـٰنَ ٱللَّهِ عَمَّا يُشۡرِڪُونَ  هُوَ ٱللَّهُ ٱلۡخَـٰلِقُ ٱلۡبَارِئُ ٱلۡمُصَوِّرُ‌ۖ لَهُ ٱلۡأَسۡمَآءُ ٱلۡحُسۡنَىٰ‌ۚ يُسَبِّحُ لَهُ ۥ مَا فِى ٱلسَّمَـٰوَٲتِ وَٱلۡأَرۡضِ‌ۖ وَهُوَ ٱلۡعَزِيزُ ٱلۡحَكِيمُ 

Tarık Suresi
Tarık Suresi

سُوۡرَةُ الطّارق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلسَّمَآءِ وَٱلطَّارِقِ  وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا ٱلطَّارِقُ  ٱلنَّجۡمُ ٱلثَّاقِبُ  إِن كُلُّ نَفۡسٍ۬ لَّمَّا عَلَيۡہَا حَافِظٌ۬  فَلۡيَنظُرِ ٱلۡإِنسَـٰنُ مِمَّ خُلِقَ  خُلِقَ مِن مَّآءٍ۬ دَافِقٍ۬  يَخۡرُجُ مِنۢ بَيۡنِ ٱلصُّلۡبِ وَٱلتَّرَآٮِٕبِ  إِنَّهُ ۥ عَلَىٰ رَجۡعِهِۦ لَقَادِرٌ۬  يَوۡمَ تُبۡلَى ٱلسَّرَآٮِٕرُ  فَمَا لَهُ ۥ مِن قُوَّةٍ۬ وَلَا نَاصِرٍ۬  وَٱلسَّمَآءِ ذَاتِ ٱلرَّجۡعِ  وَٱلۡأَرۡضِ ذَاتِ ٱلصَّدۡعِ  إِنَّهُ ۥ لَقَوۡلٌ۬ فَصۡلٌ۬  وَمَا هُوَ بِٱلۡهَزۡلِ  إِنَّہُمۡ يَكِيدُونَ كَيۡدً۬ا  وَأَكِيدُ كَيۡدً۬ا  فَمَهِّلِ ٱلۡكَـٰفِرِينَ أَمۡهِلۡهُمۡ رُوَيۡدَۢا 

Duha Suresi
Duha Suresi

سُوۡرَةُ الِضُّحىٰ
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلضُّحَىٰ  وَٱلَّيۡلِ إِذَا سَجَىٰ  مَا وَدَّعَكَ رَبُّكَ وَمَا قَلَىٰ  وَلَلۡأَخِرَةُ خَيۡرٌ۬ لَّكَ مِنَ ٱلۡأُولَىٰ  وَلَسَوۡفَ يُعۡطِيكَ رَبُّكَ فَتَرۡضَىٰٓ  أَلَمۡ يَجِدۡكَ يَتِيمً۬ا فَـَٔاوَىٰ  وَوَجَدَكَ ضَآلاًّ۬ فَهَدَىٰ  وَوَجَدَكَ عَآٮِٕلاً۬ فَأَغۡنَىٰ  فَأَمَّا ٱلۡيَتِيمَ فَلَا تَقۡهَرۡ  وَأَمَّا ٱلسَّآٮِٕلَ فَلَا تَنۡہَرۡ  وَأَمَّا بِنِعۡمَةِ رَبِّكَ فَحَدِّثۡ 

inşirah Suresi
inşirah Suresi

سُوۡرَةُ الشَّرح
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ نَشۡرَحۡ لَكَ صَدۡرَكَ  وَوَضَعۡنَا عَنكَ وِزۡرَكَ  ٱلَّذِىٓ أَنقَضَ ظَهۡرَكَ  وَرَفَعۡنَا لَكَ ذِكۡرَكَ  فَإِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرًا  إِنَّ مَعَ ٱلۡعُسۡرِ يُسۡرً۬ا  فَإِذَا فَرَغۡتَ فَٱنصَبۡ  وَإِلَىٰ رَبِّكَ فَٱرۡغَب 

Vettin - Tin Suresi
Vettin - Tin Suresi

سُوۡرَةُ التِّین
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلتِّينِ وَٱلزَّيۡتُونِ  وَطُورِ سِينِينَ  وَهَـٰذَا ٱلۡبَلَدِ ٱلۡأَمِينِ  لَقَدۡ خَلَقۡنَا ٱلۡإِنسَـٰنَ فِىٓ أَحۡسَنِ تَقۡوِيمٍ۬  ثُمَّ رَدَدۡنَـٰهُ أَسۡفَلَ سَـٰفِلِينَ  إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ فَلَهُمۡ أَجۡرٌ غَيۡرُ مَمۡنُونٍ۬  فَمَا يُكَذِّبُكَ بَعۡدُ بِٱلدِّينِ  أَلَيۡسَ ٱللَّهُ بِأَحۡكَمِ ٱلۡحَـٰكِمِينَ 

Kadir Suresi
Kadir Suresi

سُوۡرَةُ القَدر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَنزَلۡنَـٰهُ فِى لَيۡلَةِ ٱلۡقَدۡرِ  وَمَآ أَدۡرَٮٰكَ مَا لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ  لَيۡلَةُ ٱلۡقَدۡرِ خَيۡرٌ۬ مِّنۡ أَلۡفِ شَہۡرٍ۬  تَنَزَّلُ ٱلۡمَلَـٰٓٮِٕكَةُ وَٱلرُّوحُ فِيہَا بِإِذۡنِ رَبِّہِم مِّن كُلِّ أَمۡرٍ۬  سَلَـٰمٌ هِىَ حَتَّىٰ مَطۡلَعِ ٱلۡفَجۡرِ 

Tekasür Suresi
Tekasür Suresi

سُوۡرَةُ التّکاثُر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلۡهَٮٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ  حَتَّىٰ زُرۡتُمُ ٱلۡمَقَابِرَ  كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ  ثُمَّ كَلَّا سَوۡفَ تَعۡلَمُونَ  كَلَّا لَوۡ تَعۡلَمُونَ عِلۡمَ ٱلۡيَقِينِ  لَتَرَوُنَّ ٱلۡجَحِيمَ  ثُمَّ لَتَرَوُنَّہَا عَيۡنَ ٱلۡيَقِينِ  ثُمَّ لَتُسۡـَٔلُنَّ يَوۡمَٮِٕذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ 

Asr Suresi
Asr Suresi

سُوۡرَةُ العَصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
وَٱلۡعَصۡرِ  إِنَّ ٱلۡإِنسَـٰنَ لَفِى خُسۡرٍ  إِلَّا ٱلَّذِينَ ءَامَنُواْ وَعَمِلُواْ ٱلصَّـٰلِحَـٰتِ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلۡحَقِّ وَتَوَاصَوۡاْ بِٱلصَّبۡرِ 

NAMAZ SURELERi
NAMAZ SURELERi

Fil Suresi
Fil Suresi

سُوۡرَةُ الفِیل
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمۡ تَرَ كَيۡفَ فَعَلَ رَبُّكَ بِأَصۡحَـٰبِ ٱلۡفِيلِ  أَلَمۡ يَجۡعَلۡ كَيۡدَهُمۡ فِى تَضۡلِيلٍ۬  وَأَرۡسَلَ عَلَيۡہِمۡ طَيۡرًا أَبَابِيلَ  تَرۡمِيهِم بِحِجَارَةٍ۬ مِّن سِجِّيلٍ۬  فَجَعَلَهُمۡ كَعَصۡفٍ۬ مَّأۡڪُولِۭ 

Kureyş Suresi
Kureyş Suresi

سُوۡرَةُ قُرَیش
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
لِإِيلَـٰفِ قُرَيۡشٍ  إِیلَـٰفِهِمۡ رِحۡلَةَ ٱلشِّتَآءِ وَٱلصَّيۡفِ  فَلۡيَعۡبُدُواْ رَبَّ هَـٰذَا ٱلۡبَيۡتِ  ٱلَّذِىٓ أَطۡعَمَهُم مِّن جُوعٍ۬ وَءَامَنَهُم مِّنۡ خَوۡفِۭ 

Maun Suresi
Maun Suresi

سُوۡرَةُ المَاعون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَرَءَيۡتَ ٱلَّذِى يُكَذِّبُ بِٱلدِّينِ  فَذَٲلِكَ ٱلَّذِى يَدُعُّ ٱلۡيَتِيمَ  وَلَا يَحُضُّ عَلَىٰ طَعَامِ ٱلۡمِسۡكِينِ  فَوَيۡلٌ۬ لِّلۡمُصَلِّينَ  ٱلَّذِينَ هُمۡ عَن صَلَاتِہِمۡ سَاهُونَ  ٱلَّذِينَ هُمۡ يُرَآءُونَ  وَيَمۡنَعُونَ ٱلۡمَاعُونَ 

Kevser Suresi
Kevser Suresi

سُوۡرَةُ الکَوثَر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِنَّآ أَعۡطَيۡنَـٰكَ ٱلۡكَوۡثَرَ  فَصَلِّ لِرَبِّكَ وَٱنۡحَرۡ  إِنَّ شَانِئَكَ هُوَ ٱلۡأَبۡتَرُ 

Kafirun Suresi
Kafirun Suresi

سُوۡرَةُ الکافِرون
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ يَـٰٓأَيُّہَا ٱلۡڪَـٰفِرُونَ  لَآ أَعۡبُدُ مَا تَعۡبُدُونَ  وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ  وَلَآ أَنَا۟ عَابِدٌ۬ مَّا عَبَدتُّمۡ  وَلَآ أَنتُمۡ عَـٰبِدُونَ مَآ أَعۡبُدُ  لَكُمۡ دِينُكُمۡ وَلِىَ دِينِ 

Nasr Suresi
Nasr Suresi

سُوۡرَةُ النّصر
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
إِذَا جَآءَ نَصۡرُ ٱللَّهِ وَٱلۡفَتۡحُ  وَرَأَيۡتَ ٱلنَّاسَ يَدۡخُلُونَ فِى دِينِ ٱللَّهِ أَفۡوَاجً۬ا  فَسَبِّحۡ بِحَمۡدِ رَبِّكَ وَٱسۡتَغۡفِرۡهُ‌ۚ إِنَّهُ ۥ ڪَانَ تَوَّابَۢا 

Tebbet Suresi
Tebbet Suresi

سُوۡرَةُ لهب / المَسَد
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
تَبَّتۡ يَدَآ أَبِى لَهَبٍ۬ وَتَبَّ  مَآ أَغۡنَىٰ عَنۡهُ مَالُهُ ۥ وَمَا ڪَسَبَ  سَيَصۡلَىٰ نَارً۬ا ذَاتَ لَهَبٍ۬  وَٱمۡرَأَتُهُ ۥ حَمَّالَةَ ٱلۡحَطَبِ  فِى جِيدِهَا حَبۡلٌ۬ مِّن مَّسَدِۭ 


ihlas Suresi
ihlas Suresi

سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ  ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ  لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ  وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ 

Felak Suresi
Felak Suresi

سُوۡرَةُ الفَلَق
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلۡفَلَقِ  مِن شَرِّ مَا خَلَقَ  وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ  وَمِن شَرِّ ٱلنَّفَّـٰثَـٰتِ فِى ٱلۡعُقَدِ  وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ 

Nas Suresi
Nas Suresi

سُوۡرَةُ النَّاس
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
قُلۡ أَعُوذُ بِرَبِّ ٱلنَّاسِ  مَلِكِ النَّاسِ  إِلَـٰهِ ٱلنَّاسِ  مِن شَرِّ ٱلۡوَسۡوَاسِ ٱلۡخَنَّاسِ  ٱلَّذِى يُوَسۡوِسُ فِى صُدُورِ ٱلنَّاسِ  مِنَ ٱلۡجِنَّةِ وَٱلنَّاسِ 


Bakara Suresi ilk 5 Ayeti
Bakara Suresi ilk 5 Ayeti

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَٰنِ ٱلرَّحِيمِ
الٓمٓ
ذَٰلِكَ ٱلْكِتَٰبُ لَا رَيْبَ ۛ فِيهِ ۛ هُدًى لِّلْمُتَّقِينَ
ٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِٱلْغَيْبِ وَيُقِيمُونَ ٱلصَّلَوٰةَ وَمِمَّا رَزَقْنَٰهُمْ يُنفِقُونَ
وَٱلَّذِينَ يُؤْمِنُونَ بِمَآ أُنزِلَ إِلَيْكَ وَمَآ أُنزِلَ مِن قَبْلِكَ وَبِٱلْءَاخِرَةِ هُمْ يُوقِنُونَ
أُو۟لَٰٓئِكَ عَلَىٰ هُدًى مِّن رَّبِّهِمْ ۖ وَأُو۟لَٰٓئِكَ هُمُ ٱلْمُفْلِحُونَ


سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ
سُوۡرَةُ الفَاتِحَة
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّي
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك
اللهم إني أعوذببك بغفرانك من عذابك ، ومغفرتك من سخطك ،و منك مرة أخرى أعوذ بك

اللهم اعوذبك  من عَذَابك الى العوفك  واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك  واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ  الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ
اللهم اعوذبك  من عَذَابك الى العوفك  واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك  واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ  الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ
اللهم اعوذبك  من عَذَابك الى العوفك  واعوذبك من غضبك الى ا لمغْفِرتك و بك اعوذبك  واعوذبك من أَصْحَٰبُ ٱلشِّمَالِ  الى لِّأَصْحَٰبِ ٱلْيَمِينِك وباَلاوْلِيَٓاءَ اللّٰهِ لَا خَوْفٌ عَلَيْهِمْ وَلَا هُمْ يَحْزَنُونَۚ

إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِين
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ
إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِ

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
اَلْحَمْدُ ِللهِ رَبِّ العَالَمِينَ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ مَالِكِ يَوْمِ الدِّينِ إيَّاكَ نَعْبُدُ وإيَّاكَ نَسْتَعِينُ اِهْدِنَا الصِّراطَ الْمُسْتَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أنْعَمْتَ عَلَيْهِمْ غَيْرِ الْمَغْضُوبِ عَلَيْهِمْ وَلاَ الضَّالِّيِ


EBCED VE EBCED DUASI
EBCED VE EBCED DUASI

الأبجدية العربية  الأبجدية العربية لأليف با تسع مرات
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي
ا ب ت ث ج ح خ د ذ ر ز س ش ص ض ط ظ ع غ ف ق ك ل م ن و ه لا ي

FETiH SURESi SON AYET
FETiH SURESi SON AYET

الآية الأخيرة من سورة فتح
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
مُّحَمَّدٌ رَّسُولُ اللَّهِ وَالَّذِينَ مَعَهُ أَشِدَّاء عَلَى الْكُفَّارِ رُحَمَاء بَيْنَهُمْ تَرَاهُمْ رُكَّعًا سُجَّدًا يَبْتَغُونَ فَضْلًا مِّنَ اللَّهِ وَرِضْوَانًا سِيمَاهُمْ فِي وُجُوهِهِم مِّنْ أَثَرِ السُّجُودِ ذَلِكَ مَثَلُهُمْ فِي التَّوْرَاةِ وَمَثَلُهُمْ فِي الْإِنجِيلِ كَزَرْعٍ أَخْرَجَ شَطْأَهُ فَآزَرَهُ فَاسْتَغْلَظَ فَاسْتَوَى عَلَى سُوقِهِ يُعْجِبُ الزُّرَّاعَ لِيَغِيظَ بِهِمُ الْكُفَّارَ وَعَدَ اللَّهُ الَّذِينَ آمَنُوا وَعَمِلُوا الصَّالِحَاتِ مِنْهُم مَّغْفِرَةً وَأَجْرًا عَظِيمًا

EBCED DUASI
EBCED DUASI

صلاة الأبجدية

EBCED DUASININ TÜRKÇESi
EBCED DUASININ TÜRKÇESi


Alfabe (Ebced) Duasının Türkçesi Budur
(Listedeki isimlerden (amca, teyze,..) size uygun olanlarını duanızda zikrediniz.

Alfabe Duası Budur

Ya Rabbi okuduğum Bu alfebenin harflerini ve fetih suresinin son ayetinin harflerini çokca çoğaltta onlar ile
Namazlarimda ve sari vakitlerimde, şimdiye kadar okuduğum, ve bu gün içinde okuyacağım, ve bugünün devami olan gündüzde, ve onun devami olan gecede, ve gecenin devamı olan gündüzde, başlangıçtan şimdiye kadar, şimdiden bitirişe kadar, okudugum ve okuyacağım, Bütün Dualarımdaki, Zikirlerimdeki, surelerdeki, ayetlerdeki,
tahmidlerimdeki, temcidlerimdeki, tehlillerimdeki, tekbirlerimdeki, tesbihlerimdeki, takdislerimdeki, salavatlarımdaki, selamlarımdaki, şükürlerimdeki, hamdlarımdaki, hatalarımı yanlışlarımı düzelt, Gerekli olan eksiklerimi tamamla, yanlış olan fazlalarımı gider, ve dogru okunmuşlar silsilesine kat, ve onların feyizinden, bereketinden, şifasından, hıfzı inayetinden ve ilminden ve faydasından, beni, benden eksilmeksizin Eşimi (Karımı veya kocamı) ve Çocuklarımı (oğlumu ve oğullarımı kızımı ve kızlarımı), Annemi ve Annelerimi, Babamı ve Babamlarımı, Dedemi ve Dedelerimi, Ninemi ve Ninelerimi, Dayımı ve Dayılarımı, Teyzemi ve Teyzelerimi, Amcamı ve Amcalarımı, Halamı ve Halalarımı, Yeğenimi ve Yeğenlerimi, Kuzenimi ve Kuzenlerimi, Abimi ve Abilerimi, Ablamı ve Ablalarımı, Kardeşimi ve Kardeşlerimi, Kayınbabamı ve Kayınbabalarımı, Kaynanamı ve Kaynanalarımı, Kaynımı ve Kayınlarımı, Baldızımı ve Baldızlarımı, Damadımı ve Damatlarımı, Gelinimi ve Gelinlerimi, Dünürümü ve Dünürlerimi, Gizli Kalmış Evladlarımı ve Annelerini ve ehli beytimi,Annemden Tarafa Geçmişlerimizi,Babamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Annemden Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Babamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kaynanamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kayınbabamdan Tarafa Geçmişlerimizi,Kaynanamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Kayınbabamdan Tarafa yaşayan akrabai ıyalimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından Geçmişlerimizi,Gizli kalmış çocuklarım ve Anneleri Tarafından yaşayan akrabai ıyalimizi ve Mehdi ve sevenlerini ve Cemaatini, Raşidi Tarikatına şimdiye kadar intsab etmiş olanları, ve şimdiden kıyametin sabahına kadar intsab edecek olanları, sevenlerimi ve sevdiklerimi, bize ve ehlimize ve müntesiplerimize, bir nebze iyiliği ve hayrı dokunanları, öğretmenlerimizi, mürşidlerimizi, ve arkadaşlarımızı, ve Kırk Fersah Sağa Sola, Öne Arkaya, Alta Ve Üste, Bulunduğumuz Yerlerdeki imanlı Komşularımızı da bu dua zikir ve ayetlerden, Surerlerden ve tahmidlerimden, temcidlerimden, tehlillerimden, tekbirlerimden, tesbihlerimden, takdislerimden, salavatlarımdan, selamlarımdan, şükürlerimden, hamdlarımdan, ve hatimlerimizden nasiplendir.
Ve Ayrıca Silsileyi Kasr, Silsileyi Kebir, Silsileyi Üla ve Silsileyi Melaemi de nasiplendir.

Ve Ayrıca Rızkımızın ve iaşemizin temininde ekilip biçilip, dokunup kesilip biçilip, ve bize kadar ulaştırılmasında ve benzeri her türlü emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.

Ayrıca, kullandığımız alet ve edevatın, ve hizmetlerin icadından bu güne kadar geliştirilmesinde ve bize kadar ulaştırılmasında bir nebze emeği ve hizmeti olan ehl-i imanın kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.

Ve Ayrıca Hediye ettiğim sayfalarımın o bölümlerini, şu andan itibaren ziyaret edecek  ehli imanın, her ziyaretinde olmak üzere, kendilerinin ruhaniyetini, geçmişlerinin ruhlarını da nasiplendir.

Ve ayrıca Peygamberimiz Muhammed Mustafa'yı, Âl ve ashabını, Ehl-i Beytini, evlâd-ı tâhirelerini ve ezvâc-ı tâhirelerini nasiplendir. Ve ayrıca ölmüş ve yaşayan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i ve kıyamete kadar gelecek olan Ehl-i iman ümmet-i Muhammed'i de nasiplendir. Ve ayrıca bütün diğer peygamber hazretlerini, evlâd-ı tâhirelerini, ezvâc-ı tâhirelerini ve Ehl-i iman ümmetlerini de nasiplendir.

Ve ayrıca Osmanlı ecdadımızı da nasiplendir.

Ve ayrıca Mustafa Kemal ve Milli Mücadele'deki Silah Arkadaşlarını da nasiplendir.

Ya Rabbi, Başlangıçtan kıyametin sabahına kadar, bu tarikata intisab eden herkes, zikrimizin, başlangıç, yani giriş duasını okuduktan sonra, bir defa euzu besmelesini de okuyan herkes, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile zikrin devamını eksik kalan kısımlarını tamamla , yine silsileye hediye edilen fatiha ve kulhulerden de, baştan bir tanesine okuyanın, vakit ve imkanların kısıtlılığı sebebi ile, devamını zikredip okuyamazsa, Ey Rabimiz o harfleri öyle çoğalt ki, onlar ile devamını ve eksik olanlarını tamamla

Ya Rabbi ayrıca okuduğumuz Hediye paketimiz olan Yasin ihlas fatiha ve Raşidi hatimlerimizin harflerini öyle çoğalt ki, hediye ettiğim, bu günkü hediye paketimden bir adet hediye etmiş olayım saydığım her bir kimseye. Amiyn

Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemine Amiyn.



EBCED DUASININ ARAPCASI

هذا هو النص المترجم إلى العربية:

دعاء الأبجدية (الأبجد) باللغة التركية
(يمكنك ذكر الأسماء المناسبة لك من القائمة مثل العم، العمة، الخال، الخالة، إلخ في دعائك).

دعاء الأبجدية هو هذا:

يا رب، اجعل الحروف التي قرأتها في هذه الأبجدية وحروف الآية الأخيرة من سورة الفتح تتكاثر بكثرة،
واجعلها في صلواتي وفي أوقاتي المضيئة،
فيما قرأته حتى الآن، وما سأقرؤه في هذا اليوم،
وفي النهار التالي لهذا اليوم، والليل الذي يليه،
والنهار الذي يلي ذلك الليل،
من البداية حتى الآن، ومن الآن حتى النهاية،
كل ما قرأته وسأقرؤه،
في كل أدعيتي، أذكاري، سُوَرِي، آياتي،
تمجيدي، تعظيمي، تهليلي، تكبيري، تسبيحي، تقديسي، صلواتي، تسليماتي، شكري، حمدي،
أصلح أخطائي وزلاتي، وأكمل نقائصي،
وأزل الزيادات الخاطئة،
واجعلها ضمن سلسلة القراءات الصحيحة،
وأنرني بنورها وبركتها وشفائها وحفظها وعلمها ونفعها،
بدون أن ينقص مني شيء،
وزوجتي (زوجي أو زوجتي)، وأولادي (ابني وأبنائي، ابنتي وبناتي)،
أمي وأمهاتي، أبي وآبائي، جدي وأجدادي، جدتي وجداتي،
خالي وأخوالي، خالتي وخالاتي، عمي وأعمامي، عمتي وعماتي،
أبناء إخوتي وأخواتي، أبناء عمومتي وعماتي،
أخي وإخوتي، أختي وأخواتي،
حموي وأحْمائي، حماتي وحماتي، أصهاري وأصهارتي،
أخت زوجتي وأخوات زوجتي، صهري وأصهاري، كنتي وكناتي،
أصهاري وأصهارتي، أولادي المخفيين وأمهاتهم وأهل بيتي،
من مات من جهة أمي، ومن مات من جهة أبي،
أقربائي الأحياء من جهة أمي، وأقربائي الأحياء من جهة أبي،
من مات من جهة حماتي، ومن مات من جهة حموي،
أقربائي الأحياء من جهة حماتي، وأقربائي الأحياء من جهة حموي،
من مات من جهة أولادي المخفيين وأمهاتهم،
أقربائي الأحياء من جهة أولادي المخفيين وأمهاتهم،
والمهدي ومحبيه وجماعته،
وأعضاء الطريقة الراشدية حتى الآن،
ومن سينضم إليها من الآن حتى صباح القيامة،
محبيّ وأحبائي،
كل من قدم لنا ولأهلنا ومنتسبينا خيرًا ولو قليلًا،
معلمينا، مرشدينا، وأصحابنا،
وجيراننا المؤمنين في دائرة أربعين فرسخًا يمينًا وشمالًا، أمامًا وخلفًا، فوق وتحت، في كل الأماكن التي نتواجد فيها،
اجعلهم جميعًا ينالون نصيبًا من هذه الأدعية والأذكار والآيات والسور،
ومن تمجيداتي، تعظيماتي، تهليلاتي، تكبيراتي، تسبيحاتي، تقديساتي، صلواتي، تسليماتي، شكري، حمدي، وختماتي.

وأيضًا اجعل "سلسلة القصر"، و"السلسلة الكبرى"، و"السلسلة العليا"، و"سلسلة الملائكة" تنال نصيبًا منها.

وأيضًا اجعل كل من ساهم في رزقنا ومعيشتنا، سواء بزراعته أو حصاده أو نسجه أو قطعه أو توصيله إلينا،
وكل من له أي جهد أو خدمة في ذلك من أهل الإيمان،
تنال أرواحهم وأرواح أسلافهم نصيبًا منها.

وأيضًا كل من ساهم في اختراع الأدوات والأجهزة التي نستخدمها،
وتطويرها حتى وصلت إلينا، من أهل الإيمان،
تنال أرواحهم وأرواح أسلافهم نصيبًا منها.

وأيضًا الصفحات التي أهديتها، اجعل كل من يزورها من أهل الإيمان من الآن فصاعدًا،
في كل زيارة، تنال أرواحهم وأرواح أسلافهم نصيبًا منها.

وأيضًا اجعل نبينا محمدًا المصطفى، وآله وأصحابه، وأهل بيته، وأولاده الطاهرين، وأزواجه الطاهرات، ينالون نصيبًا منها.

واجعل كل أمة محمد المؤمنة، الأموات والأحياء، ومن سيأتي حتى قيام الساعة، ينالون نصيبًا منها.

واجعل كل الأنبياء الآخرين، وأولادهم الطاهرين، وأزواجهم الطاهرات، وأممهم المؤمنة، ينالون نصيبًا منها.

يا رب، كل من انضم إلى هذه الطريقة من البداية حتى صباح القيامة،
إذا قرأ دعاء البداية (الدخول) ثم قرأ التعوذ والبسملة مرة واحدة،
ولكن بسبب ضيق الوقت أو الظروف لم يتمكن من إكمال الأذكار في ذلك اليوم،
فيا ربنا، زد تلك الحروف حتى تكمل ما نقص منها.

وكذلك من قرأ سورة الفاتحة أو "قُلْ هُوَ اللَّهُ أَحَدٌ" من السلسلة المهداة،
ولكنه لم يتمكن من إكمالها في ذلك اليوم بسبب ضيق الوقت،
فيا ربنا، زد تلك الحروف حتى تكمل ما نقص.

يا رب، زد أيضًا حروف "الياسين"، و"الإخلاص"، و"الفاتحة"، وختماتنا الراشدية التي نقرؤها في هديتنا،
بحيث أكون قد أهديت لكل شخص ذكرته في هدية اليوم ولو مرة واحدة. آمين.

ربنا تقبل دعاءنا، ربنا اغفر لي ولوالديّ وللمؤمنين يوم يقوم الحساب، استجب دعاءنا برحمتك يا أرحم الراحمين.
والسلام على المرسلين، والحمد لله رب العالمين. آمين

Bu Tercüme DeepSeek Tarafından Yapıldı

--o--

استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله اللذي لا الاه الاهو الحي القيوم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
استغفر الله العظيم واتوب اِليْهِ
رَبِّ نَجِّنِي من كل بلاءدّني والاخرة والامراضي وعافة وأعوذبك من فتنة دّجّل وحواصّك وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
الصلاة رَبِّي نَجِّنِي
رَبِّي نَجِّنِي من كل بليّةٍ وافةٍ وعاهةٍ وغصّةٍ ومحنةٍ وزلزلةٍ وشدّةٍ وإهنةٍ وذلّةٍ وغلبةٍ وقلّةٍ وجوعٍ وعطشٍ وفقرٍ وفاقةٍ وضيقٍ وفتنةٍ وباءٍ وبلاءٍ وغرقٍ وحرقٍ وبرقٍ وسرقٍ وحرٍّ وبرْدٍ ونهبٍ وغيٍ وضلالٍ وضالةٍ وهامّةٍ وزللٍ وخطيا و همٍّ وغمٍّ ومسخٍ وخسفٍ وقذفٍ وخلّةٍ وعلّةٍ ومرضٍ وجنونٍ وجذامٍ وبرصٍ وفالجٍ وباسورٍ وسلسٍ ونقصٍ وهلكةٍوفضيحةٍ وقبيحةٍ في الدارين إنّك لا تُخلفُ اْلميعاد.
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

VEDFEA DUASI
VEDFEA DUASI

صلاة  ودفعن
ودفعنا دعس


أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ

اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كُفْرَ الْكَافِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا شِرْكَ الْمُشْرِكِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نِفَاقَ الْمُنَافِقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا حَسَدَ الْحَاسِدِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا فِسْقَ الْفَاسِقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا خِيَانَةَ الْخَائِنِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كَذِبَ الْكَاذِبِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِفْسَادَ الْمُفْسِدِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِسْرَافَ الْمُسْرِفِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَدَاوَةَ الْعَدُوِّينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سِحْرَ السَّاحِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَفَّاثَاتِ الْعُقَدِ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا جُرْمَ الْمُجْرِمِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا ظُلْمَ الظَّالِمِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا وَحْشَةَ الْوَحْشِيِّينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سَيِّئَاتِ الْمُسِيئِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا خِيَالَ كُلِّ مُتَخَيِّلٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَظَرَ الْخَائِنِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا كَشْفَ الْكُفْرِ الْكَاشِفِينَ السَّيِّئِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا شَمَاتَةَ كُلِّ شَامِتٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَمَلَ الْبَخِيلِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا غَفْلَةَ الْغَافِلِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَمَلَ الَّذِينَ يُرَاءُونَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا عَجَلَةَ كُلِّ مُعَجِّلٍ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا تَجَاوُزَ الْمُتَجَاوِزِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا إِنْكَارَ الْمُنْكِرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا افْتِرَاءَ الْمُفْتَرِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا سَرِقَةَ الْمُسَرِّقِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا نَاقِصِي الْمَنْقُصِينَ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا الدَّجَّالَ وَخَوَاصَّهُ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ اَللَّهُمَّ وَادْفَعْ عَنَّا الشَّيْطَانَ الرَّجِيمَ وَحِزْبَهُ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَنْ يَحْضُرُونِ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاءِ رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ اسْتَجِبْ دُعَاءَنَا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ وَالسَّلَامُ عَلَى الْمُرْسَلِينَ وَالْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

-----

اللهم انت ربي لاالاه الا انت خلقتني. وأنا عبدك . فغفرلي ذنوبي.فإنّهو لايغفر الذنوب الا انت
يا أَوَّلُ يا آخِرُ يا ظاهِرُ يا بَاطِنُ
يا الْحَيُّ الْقَيُّومُ
يا أَحَد ياصمد
يا محي يا موميت
يا مؤمن يا مُهَيْمِنُ يَا مُع۪يدُ
يا راشد يا صبور
يا باعث يا بقي
رزّاق الكريم
مَلِكُلْ عَدْلِلْ يَكِينْ
عَز۪يزُالحكيم
عَزِيزٌ ذُو انْتِقَامٍ
سَتَّارُالكريم
شَفِيقُ اْلحَلِيمِْ
يا حليم يا سليم
يَا مَج۪يدُ ياودود
رَؤُوفٌ رَّحِيمْ
رَحْمَنِ الرَّحِيمِْ
عَالِمُ الْغَيْبِ وَالشَّهَادَهْ
ذُو الْقُوَّةِ الْمَتِينْ
يا حادي يامحدي
يا حاسيبُ يامحاسبُ
يا خبيرُ يامخابرُ
يا حَافِظُ يا محَافَظُ
وللّهُ خَيْرٌ حَافِظًا وَهُوَ أَرْحَمُ الرَّاحِمِينَ
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
أعوذ بكلمات الله التامات من شر من خلق
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
بِسْمِ اللَّهِ الَّذِى لاَ يَضُرّ ُ معَ اِسْمِهِ شَيْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ
خَلَقَ الْإِنسَانَ مِن صَلْصَالٍ كَالْفَخَّارِ وَخَلَقَ الْجَانَّ مِن مَّارِجٍ مِّن نَّارٍ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
يَا مَعْشَرَ الْجِنِّ وَالْإِنسِ إِنِ اسْتَطَعْتُمْ أَن تَنفُذُوا مِنْ أَقْطَارِ السَّمَاوَاتِ وَالْأَرْضِ فَانفُذُوا لَا تَنفُذُونَ إِلَّا بِسُلْطَانٍ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
لَمْ يَطْمِثْهُنَّ إِنسٌ قَبْلَهُمْ وَلَا جَانٌّ فَبِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
مُدْهَامَّتَانِ بِأَيِّ آلَاء رَبِّكُمَا تُكَذِّبَانِ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
سُبْحاَنَ اللّهِ وَ الْحَمْدُ لِلهِ و لاآاِلَاهَ الا اللهُ وَللهُ اَكْبَرْ وَلا حَوْلَ ولا قُوَّةَ اِلاَّباِللهِ الْعَلِيِّ الْعَظِيمُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ
لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ وَحْدَهُ لاَ شَرِيكَ لَهُ لَهُ الْمُلْكُ وَلَهُ الْحَمْدُ يحي ويميت وَهُوَو هو حيّ لا يموت بيده الخيروَهُوَو عَلىَ كُلِّ شَيْءِِقَدِيرُ

TEVHiDi KEBiR
TEVHiDi KEBiR

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ


لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، جبرائیل واهيو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، آدم صافييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حابيل مشيو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، كابيل مزروا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حابيل مازلومو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، كابيل كاتيلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ايدريس طرزيييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ،  نوح نجيييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ،إلياس جننتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، خضر حاييو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ،صالح حاقّو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حود ماهفوزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ذالقرنين صترو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، شعْيا فمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، اليصَعا ناسرو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عزير موهيمينول اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، أيوب ماريزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لقمان شيفاو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لقمان حكيمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يونوس طوكيفو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يونوس طوفيكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوشا رفيكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ابراهيم هاليلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، اسماعيل ظبهو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، إسحاق موجيزا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لوت ماغدورا اللّهُ، لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، لوت حيجرتول اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ياكوب حاسرتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف جمالو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف جميلا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، يوسوف رويتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، بونيامين مرهامتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، داوُدْ يدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، سولايمان ماليكو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، سولايمان حاكيمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، شعيب راي اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، هارون طرجومانو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، موسى كليمو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، إعرمييَ مكرو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، زكريا و يحيى شهيدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، مريم ايففتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عیسی روهو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ممحمد راسولا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، محمد حابيبا اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، ابو بكير صاديقو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عمر آدلو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، عثمان حاياو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، علي اسدو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حسن ولحسين ريهانو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، فاطمة أُمّييّو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، مهدى حيدايتو اللّهُ لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، حاليد بين وليد سيف الله لاَأِلَاهَ اِلاَّ اللّهُ، طالها بين عوبيدو اللّهُ


سُوۡرَةُ الإخلاص
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ

بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ

بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
هُوَ ٱللَّهُ أَحَدٌ ٱللَّهُ ٱلصَّمَدُ لَمۡ يَلِدۡ وَلَمۡ يُولَدۡ وَلَمۡ يَكُن لَّهُ ۥ ڪُفُوًا أَحَدٌ

سُوۡرَةُ الفَاتِحَة
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسْمِ اللّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيمِ
الْحَمْدُ للّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ لرَّحْمنِ الرَّحِيمِ مَلِكِ يَوْمِ الدِّينِ إِيَّاكَ نَعْبُدُ وإِيَّاكَ نَسْتَعِينُ اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ

سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
سُبْحَانَ اللَّهِ وَبِحَمْدِهِ سُبْحَانَ اللَّهِ الْعَظِيمِ أستغفرالله
رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا
رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي. وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي. وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي. يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا و فهمن وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ
رَبَّنَا أَفْرِغْ عَلَيْنَا صَبْرًا وَثَبِّتْ أَقْدَامَنَا وَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِالْكَافِرِينَ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
اللَّهُمَّ مَالِكَ الْمُلْكِ تُؤْتِي الْمُلْكَ مَن تَشَاء وَتَنزِعُ الْمُلْكَ مِمَّن تَشَاء وَتُعِزُّ مَن تَشَاء وَتُذِلُّ مَن تَشَاء بِيَدِكَ الْخَيْرُ إِنَّكَ عَلَىَ كُلِّ شَيْءٍ قَدِيرٌ تُولِجُ اللَّيْلَ فِي الْنَّهَارِ وَتُولِجُ النَّهَارَ فِي اللَّيْلِ وَتُخْرِجُ الْحَيَّ مِنَ الْمَيِّتِ وَتُخْرِجُ الَمَيَّتَ مِنَ الْحَيِّ وَتَرْزُقُ مَن تَشَاء بِغَيْرِ حِسَابٍ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
إِنَّ الْحَسَنَاتِ يُذْهِبْنَ السَّيِّئَاتْ
وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا
رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً
رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ
حَسْبِيَ اللّهْ
حَسْبِيَ اللّهُ تَوَكَّلْتُ علي اللّهْ
فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
آمَنَ الرَّسُولُ بِمَا أُنزِلَ إِلَيْهِ مِن رَّبِّهِ وَالْمُؤْمِنُونَ كُلٌّ آمَنَ بِاللّهِ وَمَلآئِكَتِهِ وَكُتُبِهِ وَرُسُلِهِ لاَ نُفَرِّقُ بَيْنَ أَحَدٍ مِّن رُّسُلِهِ وَقَالُواْ سَمِعْنَا وَأَطَعْنَا غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ لاَ يُكَلِّفُ اللّهُ نَفْسًا إِلاَّ وُسْعَهَا لَهَا مَا كَسَبَتْ وَعَلَيْهَا مَا اكْتَسَبَتْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا رَبَّنَا وَلاَ تَحْمِلْ عَلَيْنَا إِصْرًا كَمَا حَمَلْتَهُ عَلَى الَّذِينَ مِن قَبْلِنَا رَبَّنَا وَلاَ تُحَمِّلْنَا مَا لاَ طَاقَةَ لَنَا بِهِ وَاعْفُ عَنَّا وَاغْفِرْ لَنَا وَارْحَمْنَآ أَنتَ مَوْلاَنَا فَانصُرْنَا عَلَى الْقَوْمِ الْكَافِرِينَ
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا
فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
أعوذ بالله من الشيطان الرجيم
بِسۡمِ ٱللهِ ٱلرَّحۡمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ
أَلَمْ نَشْرَحْ لَكَ صَدْرَكَ وَوَضَعْنَا عَنْكَ وِزْرَكَ الَّذِي أَنْقَضَ ظَهْرَكَ وَرَفَعْنَا لَكَ ذِكْرَكَ فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا فَإِذَا فَرَغْتَ فَانْصَبْ وَإِلَى رَبِّكَ فَارْغَبْ
إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِين فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ
إِنَّمَا أَمْرُهُ إِذَا أَرَادَ شَيْئًا أَنْ يَقُولَ لَهُ كُنْ فَيَكُونُ
فَسُبْحَانَ الَّذِي بِيَدِهِ مَلَكُوتُ كُلِّ شَيْءٍ وَإِلَيْهِ تُرْجَعُونَ
رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين
رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ
اللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سيدنا  مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ  سيدنا مُحَمَّدٍ
كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى سيدنا  مُحَمَّدٍ
وَعَلَى آلِ سيدنا  مُحَمَّدٍ
كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي
وَعَلَى آلِ  سيدنا مَحْدِي
كَمَا صَلَّيْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ ومحمد
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم ومحمد
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
اللَّهُمَّ بَارِكَ عَلَى سيدنا  مَحْدِي
وَعَلَى آلِ سيدنا  مَحْدِي
كَمَا بَارَكْتَ عَلَى سيدنا إِبْرَاهِيمَ ومحمد
وَعَلَى آلِ سيدنا  إِبْرَاهِيم ومحمد
إِنَّكَ حَمِيدٌ مَجِيدٌ
رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ
رَبِّ انصُرْنِي بِمَا كَذَّبُونِ
اهدِنَا الصِّرَاطَ المُستَقِيمَ
صِرَاطَ الَّذِينَ أَنعَمتَ عَلَيهِمْ غَيرِ المَغضُوبِ عَلَيهِمْ وَلاَ الضَّالِّينَ أمين

HIZIR DUASI

Hz. Hızır Aleyhisselamın Duası
Hızır Duası Li Raşidiye

أَنتَ وَلِيُّنَا فَاغْفِرْ لَنَا ذنوبنا وَارْحَمْنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ

سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الرَّازِقِينَ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْوَارِث۪ينَۚ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْفَاتِحِين
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ  ٱلْحَٰكِمِينَ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ فاضلين
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ النَّاصِرِينَ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْمُحْسِن۪ينَ۟
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْشَافِعِين
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْمشفِقون
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْصَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ۟
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ الْمَاكِرِينَ
سُبْحَانَكَ انت الاها خَيْرُ قويُّ القاءيمٌ
سُبْحَانَكَ انت الاها رَؤُوفٌ رَّاحِيمُ
ولا حول ولا قوه الا بالله العلي العظيم هو هو هو هو هو هو هو يا الله

وصلى على محمد بعدد من صلى عليه وعدد قطرات الامطار وعدد  أوراق الأشجار وعدد أنفاس المستغفرين بالاسحار  وعدد ما كان وما يكون ليوم الحشر بالقرار  وصلي عليه ما تعاقب الليل والنهار وصلي عليه ما اختلف ما الاواني وتعاقب الاسراني وكرر الجديدانه واستقبل الفرغدان وعدد  اموجو البهار وَعَدَدِ مَرِّ الْمَالِ وَالتِّجَارِ

اللهم صل على محمد وعلى اله واصحابه واتباعه اجمعين وسلام على جبرائيل وميكائل  واسرافيل وعزرائيل والملائكه حمل العرش والمنكر نكر وسلام على الملائكه المقربين والنبي ورسول اجمعين وسلام على  الاولياء والصالحين  سلام الله وصلوات الله عليهم اجمعين والحمد لله رب العالمين


HURUFU MUKATA
HURUFU MUKATA

حم حم حم حم حم حم حم
كهيعص كِفَيَتُنَا حم عسق حِمَيَتُنَا فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ فَسَيَكْفِيكَهُمُ اللّهُ وَهُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ
الم الم الم
المر المر المر
يس يس يس
طٰسٓ۠ طٰسٓ۠ طٰسٓ۠
طسم طسم طسم
طه طه طه
ص ص ص
ن ن ن
رَبَّنَا لَا تَجْعَلْنَا فِتْنَةً لِّلَّذِينَ كَفَرُوا وَاغْفِرْ لَنَا ذُنُوبَنَا وَأَنتَ خَيْرُ الْغَافِرِينَ
آمَنْتُ بِاللهِ وَ مَلَئِكَتِهٍ وَ كُتُبِهِ وَ رُسُلِهِ وَ اْليَوْمِ اْلآخِرِ وَ بِالْقَدَرِ خَيْرِهِ وَ شَرِّهِ
مِنَ اللهِ تَعَالَى وَ اْلبَعْثُ بَعْدَ اْلمَوْتِ حَقٌّ اَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ. َاَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ. َاَشْهَدُ اَنْ لآ اِلَهَ اِلاَّ اَللهُ وَ اَشْهَدُ اَنَّ مُحَمَّداً رَسُولُ اَللهُ.
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
الّلهُمَّ إنّي اُرِيدُ اَنْ اُجَدِّداً اَلْاِمَانَ وَنِّكَاحَ تَجْدِيداً بِقَوْلِ لَااِلَهَ اِلَّااللهُ مُحَمّدٌ رَسُولُ اللّهْ
رَضِيتُ بِاللهِ رَبّا وَ بِاْلإِسْلامِ دِينًا وَ بِمُحَمَّدٍ صَلَّى اللهُ عَلَيْهِ  وَ سَلَّمَ رَسُولًا  وَ نَبِيّا
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
يَا مُقَلِّبَ الْقُلُوبِ ثَبِّتْ قُلُوبَنا عَلَى دِينِكَ
وَ هُوَ الْعَلىُّ الْعَظِيمُ ذولْجَلاَلِ سُبْحاَنَ اللهِ
سُبْحَانَ اللَّهِ  سُبْحَانَ اللَّهِ  سُبْحَانَ اللَّهِ
سُبْحاَنَ الْبَقِي دآَءِمَنِ الْحَمْدُ لِلهِ
اَلْحَمْدُ للّهِ  اَلْحَمْدُ للّهِ  اَلْحَمْدُ للّهِ
لاَ أُحْصِي ثَنَاءً عَلَيْكَ،أَنْتَ كَمَـا أَثْنَيْتَ عَلَى نَفْسِكَ
رَبِّ الْعاَلَمِينَ تَعاَلَى شاَنُهُ اللَهُ اَكْبَرْ
الله أكبر  الله أكبر  الله أكبر
رَبّيِ إنّكَ عَفُوٌّ تُحِبُّ الْعَفْوَ فَاعْفُ عَنّيِ
أستغفرالله  أستغفرالله  أستغفرالله
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم بارك علي سيدنا محمد و علي آل سيدنا محمد
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم صل علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
اللهم بارك علي سيدنا مَحْدِي و علي آل سيدنا مَحْدِي
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
لَا اِلَهَ اِلَّا اللهْ
مُحَمَّدُ الرَّسُولُ اللهْ
الربيع والصيف في الموسم
ست مائة ستة وستون مرات اَللَّهْ
الخريف والشتاء في الموسم
ستة وستون مرات اَللَّهْ
اَللَّهْ  اَللَّهْ  اَللَّهْ  اَللَّهْ  اَللَّهْ  اَللَّهْ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun.

Ya Rabbi!
Kitabımız Kuran-ı Kerim'de : "Sonunda Dünyanın mirasını salih kullar devralacak" buyuruyorsun, Bizi de, sevenlerimizi de, sevdiklerimizi de,  o mirası devralan Salih kullarının arasına ilhak et. Ayrıca Bizi, Mehdi ile Kurtulanlar Zümresi Olan, Ümmeti Necata'a ilhak et, ve Bizi "Onlar Rızıklarla Dolu Cennetlerde Ebedi kalacaklardır" Buyurduğun, 33 yaşında genç ve, ebedi cennetlerde kalanlar zümresine ilhak et, Amiyn, Amiyn, Amiyn.

Karınca Duası (Bereket Duası)
Karınca Duası (Bereket Duası)

أَللَّهُمَّ رَبَّ جَبْرَائِيلَ وَمِيكَائِيلَ وَإِسْرَافِيلَ وَعَزْرَائِيلَ وَإِبْرَاهِيمَ وَإِسْمَاعِيلَ وَإِسْحَاقَ وَيَعْقُوبَ وَمُنَزِّلَ البَرَكَاتِ وَمُنْزِلَ التَّوْرَاتِ وَالإِنْجِيلِ وَالزَّبُورِ وَالفُرْقَانِ وَلاَ حَوْلَ وَلاَ قُوَّةَ إِلاَّ بِاللهِ العَلِيِّ العَظِيمِ.لاَ إِلَهَ إِلاَّ اللهُ المَلِكُ الحَقُّ المُبِينِ مُحَمَّدٌ رَسُولُ اللهِ صَادِقُ الوَعْدِ الأَمِينِ. إِنَّ اللهَ هُوَ الرَّزَّاقُ ذُو القُوَّةِ المَتِينِ.يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا اللهُ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا رَبِّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ، يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ أَسْئَلُكَ بِاسْمِكَ العَظِيمِ أَنْ تَرْزُقَنِي رِزْقًا حَلاَلاً طَيِّبًا واسعًا بِرَحْمَتِكَ يَا أَرْحَمَ الرَّحِمِينَ. ﻳَﻣْﻠِﻴﺧَﺎ ﻤِﺜْﻟِﻴﻧَﺎ ﻤَﻜْﺜَﻟِﻴﻧَﺎ ﻣَﺮْﻧﻮُﺶْ ﺪَﺒَﺮْﻧُﻮﺶْ ﺸَﺎﺬَﻧﻮُﺶْ ﻜَﻔَﺸْﻄَﻄَﻴّﻮﺶْ ﻗِﻄْﻣِﻴﺮْ

Sefer Duası
Sefer Duası

سُبْحانَ الَّذِي سَخَّرَ لَنَا هَذَا وَمَا كُنَّا لَهُ مُقْرِنِينَ وَإِنَّا إِلَى رَبِّنَا لَمُنقَلِبُونَ

بِسْمِ اللّهِ مَجْرَاهَا وَمُرْسَاهَا إِنَّ رَبِّي لَغَفُورٌ رَّحِيمٌ

Ashabi Kehf'in Duası
Ashabi Kehf'in Duası

قُل لَّوْ كَانَ الْبَحْرُ مِدَادًا لِّكَلِمَاتِ رَبِّي لَنَفِدَ الْبَحْرُ قَبْلَ أَن تَنفَدَ كَلِمَاتُ رَبِّي وَلَوْ جِئْنَا بِمِثْلِهِ مَدَدًا

Salatentüncina Duası
Salatentüncina Duası

اَللَّهُمَّ صَلِّ عَلَى سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ وَعَلَى آلِ سَيِّدِنَا مُحَمَّدٍ صَلاَةً تُنْجِينَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ اْلاَحْوَالِ وَاْلآفَاتِ وَتَقْضِى لَنَا بِهَا جَمِيعَ الْحَاجَاتِ وَتُطَهِّرُنَا بِهَا مِنْ جَمِيعِ السَّيِّئَاتِ وَتَرْفَعُنَا بِهَا عِنْدَكَ اَعْلَى الدَّرَجَاتِ وَتُبَلِّغُنَا بِهَا اَقْصَى الْغَايَاتِ مِنْ جَمِيعِ الْخَيْرَاتِ فِى الْحَيَاتِ وَبَعْدَ الْمَمَاتِ حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ  حَسْبُنَا اللَّهُ وَ نِعْمَ الْوَ كِيلُ نِعْمَ اْلمَوْلَى وَنِعْمَ النَّصِيرَ غُفْرَانَكَ رَبَّنَا وَإِلَيْكَ الْمَصِيرُ

Miftahül Cennet Duası
Miftahül Cennet Duası


بِسْمِ اللهِ الرَّحْمٰنِ الرَّحِيمِ

وَإِلَهُكُمْ إِلَهٌ وَاحِدٌ لاَّ إِلَهَ إِلاَّ هُوَ الرَّحْمَنُ الرَّحِيمُ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَّبِّ أَنِّي مَسَّنِيَ الشَّيْطَانُ بِنُصْبٍ وَعَذَابٍ رَّبِّ أَعُوذُ بِكَ مِنْ هَمَزَاتِ الشَّيَاطِينِ وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ وَقُلْ لاَ حَوْلَ وَلاَقوّةَ اِلاّ بِاللهِ العَلِيّ العَظِيمِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ الْفَلَقِ مِن شَرِّ مَا خَلَقَ وَمِن شَرِّ غَاسِقٍ إِذَا وَقَبَ وَمِن شَرِّ النَّفَّاثَاتِ فِي الْعُقَدِ وَمِن شَرِّ حَاسِدٍ إِذَا حَسَدَ وَقُلْ أَعُوذُ بِرَبِّ النَّاسِ مَلِكِ النَّاسِ إِلَهِ النَّاسِ مِن شَرِّ الْوَسْوَاسِ الْخَنَّاسِ الَّذِي يُوَسْوِسُ فِي صُدُورِ النَّاسِ مِنَ الْجِنَّةِ وَ النَّاسِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَّبِّ أَدْخِلْنِي مُدْخَلَ صِدْقٍ وَأَخْرِجْنِي مُخْرَجَ صِدْقٍ وَاجْعَل لِّي مِن لَّدُنكَ سُلْطَانًا نَّصِيرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا آتِنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً وَهَيِّئْ لَنَا مِنْ أَمْرِنَا رَشَدًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مَآئِدَةً مُّبَارَكًا مِّنَ ٱلسَّمَآءِ وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُل رَّبِّ أَنزِلْنِي مُنزَلًا مُّبَارَكًا وَأَنتَ خَيْرُ الْمُنزِلِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ اجْعَلْنِي مُقِيمَ الصَّلاَةِ وَمِن ذُرِّيَّتِي رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ دُعَاء اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ اشْرَحْ لِي صَدْرِي. وَيَسِّرْ لِي أَمْرِي وَاحْلُلْ عُقْدَةً مِّن لِّسَانِي. يَفْقَهُوا قَوْلِي رَّبِّ زِدْنِي عِلْمًا و فهمن وَأَلْحِقْنِي بِالصَّالِحِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ لَا تَذَرْنِي فَرْدًا وَأَنتَ خَيْرُ الْوَارِثِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبِّ هَبْ لِي مِن لَّدُنْكَ ذُرِّيَّةً طَيِّبَةً اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ وَقُل رَّبِّ ارْحَمْهُمَا كَمَا رَبَّيَانِي صَغِيرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ حَسْبِيَ اللّهْ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ تَوَكَّلْتُ علي اللّهْ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ فَإِن تَوَلَّوْاْ فَقُلْ حَسْبِيَ اللّهُ لا إِلَهَ إِلاَّ هُوَ عَلَيْهِ تَوَكَّلْتُ وَهُوَ رَبُّ الْعَرْشِ الْعَظِيمِ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا لاَ تُؤَاخِذْنَا إِن نَّسِينَا أَوْ أَخْطَأْنَا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ فَإِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا إِنَّ مَعَ الْعُسْرِ يُسْرًا اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ إِنِّي وَجَّهْتُ وَجْهِيَ لِلَّذِين فَطَرَ السَّمَاوَاتِ وَالأَرْضَ حَنِيفًا وَمَا أَنَاْ مِنَ الْمُشْرِكِينَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا آتِنَا فِي الدُّنْيَا حَسَنَةً وَفِي الآخِرَةِ حَسَنَةً وَقِنَا عَذَابَ النَّارِ برحمتك يا ارحمر الرّاحمين اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا لاَ تُزِغْ قُلُوبَنَا بَعْدَ إِذْ هَدَيْتَنَا وَهَبْ لَنَا مِن لَّدُنكَ رَحْمَةً إِنَّكَ أَنتَ الْوَهَّابُ رَبَّنَا إِنَّكَ جَامِعُ النَّاسِ لِيَوْمٍ لاَّ رَيْبَ فِيهِ إِنَّ اللّهَ لاَ يُخْلِفُ الْمِيعَادَ اَللَّهُمَّ اَدْخِلِ اَلجَنَةَ لَا إِلَهَ إِلاَّ اَللهُ مُحَمَّدً رَسُولُ اَلله وَقُلْ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


ESMAÜL HÜSNA BÖLÜMÜ
ESMAÜL HÜSNA BÖLÜMÜ

أَسْمَاءُ اللَّهِ الْحُسْنى جَلَّ جَلَالُهُ

بِسْمِ اللَّهِ الرَّحْمَنِ الرَّحِيْمِ

هُوَ اللَّهُ الَّذِي لَا إِلَهَ إِلَّا هُوَ

الرَّحْمَنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّحِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَلِكُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقُدُّوسُ جَلَّ جَلَالُهُ ، السَّلَامُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُؤْمِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُهَيْمِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَزِيزُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَبَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُتَكَبِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَالِقُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَارِئُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُصَوِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَفَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَهَّارُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَهَّابُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّزَّاقُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْفَتَّاحُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَلِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَابِضُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاسِطُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَافِضُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّافِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُعِزُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُذِلُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، السَّمِيعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَصِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَكَمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَدْلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، اللَّطِيفُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْخَبِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَلِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَظِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَفُورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الشَّكُورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَلِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْكَبِيرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَفِيظُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقِيتُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَسِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَلِيلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْكَرِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّقِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُجِيبُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاسِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَكِيمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَدُودُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَجِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاعِثُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الشَّهِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَقُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَكِيلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَوِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَتِينُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَلِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَمِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُحْصِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُبْدِئُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُعِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُحْيِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُمِيتُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْحَيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَيُّومُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاجِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَاجِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَاحِدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْأَحَدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْصَّمَدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْقَادِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقْتَدِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقَدِّمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُؤَخِّرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْأَوَّلُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْآخِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الظَّاهِرُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاطِنُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَالِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُتَعَالِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَرُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، التَّوَّابُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُنْتَقِمُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْعَفُوُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّؤُوفُ جَلَّ جَلَالُهُ ، مَالِكُ الْمُلْكِ جَلَّ جَلَالُهُ ، ذُو الْجَلَالِ وَالْإِكْرَامِ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُقْسِطُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْجَامِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْغَنِيُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمُغْنِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْمَانِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الضَّارُّ جَلَّ جَلَالُهُ ، النَّافِعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، النُّورُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْهَادِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَدِيعُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الْبَاقِي جَلَّ جَلَالُهُ ، الْوَارِثُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الرَّشِيدُ جَلَّ جَلَالُهُ ، الصَّبُورُ جَلَّ جَلَالُهُ
لَيْسَ كَمِثْلِهِۦ شَىْءٌ فِي اْلاَرْدِ وَلاَ فِي السَّمَاءِ وَ هُوَ السَّمِيعُ الْعَلِيمْ


KUDRET DUASI
KUDRET DUASI


وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ عليمٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ خبيرٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ بصيرٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  سميعٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  حسيبٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ حاسيبون
وَهُوَو عَلىَ  قَدِيرٌكُلِّ شَيْءٍالحافيظون
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  قَدِيرٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  حكيمٌ
وَهُوَو عَلىَ مالكٌ كُلِّ مُلْكُنْ
وَهُوَو عَلىَ  مكيمٌ كُلِّ مُلْكُنْ ماليكون
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  خالقٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  مالكٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  مصوّرٌ
وَهُوَو عَلىَ  كُلِّ شَيْءٍ  مسبّبوٌ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ داءٍ دواءٌ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ داءٍ شِفاءٌ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ وقتٍ خاضرٌ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ زنبٌ عفوٌّ
وَهُوَو عَلىَ كُلِّ خطاءٍ إزالةٌ
وَهُوَو عَلىَ جَمَالٌ كلِّ وجْهِ الجَمِيلٌ
وَهُوَو عَلىَ اوّل من كُلِّ اوّلٌ
وَهُوَو عَلىَ آخرُ من كُلِّ آخرٌ
وَهُوَو عَل صفيٌّ من كُلِّ مُصْطافًا
وَهُوَو عَلىَ رَحْمَانٌ من كُلِّ مرحمةٌ
وَهُوَو عَل رَاشِدٌ من كُلِّ مُرْشِدًا
وَهُوَو عَل مَحْدِيٌّ من كُلِّ حِدايَةٌ
هُوَالّلهْ هُوَالّلهْ هُوَالّلهْ

"ALLAH ONLARIN TUZAKLARINI BOZAR"  DUASI

دعاء "الله مُوهِنُ كيدهم

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ
بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ ذَٰلِكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ ٱلْكَٰفِرِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ  الْمُشْرِكِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُنَافِقِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْحَاسِدٍ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْفَاسِقٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الخَائِنِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْكَاذِبُين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ ا ْلمُفْسِدِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُسْرِفُونَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ اْلعَدُوِّينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ السَّاحِرين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُجْرِمِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الظَّالِمِينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْواحشين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ سيئة الْمسيئين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ خيالل كل متخيّ لين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ نظرال حاءنين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ كشف الكفرالكشفون وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ شمتاتو كل شمتون وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ تجوذال متجاوذين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْإنكار المنكرين وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ إفْتِراء ألمُفْترينَ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ السارِق المُسارقون وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ  دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ ۚ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ ۖ وَسَآءَتْ مَصِيرًا وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا لِّتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِمَا عَٰهَدَ عَلَيْهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا ۚ بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ  وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

"Allah'ım Sevdiklerini Sevdir, Sevmediklerinden Uzak Eyle" Duası

اللهم اجعل من تحبهم يحبونك. ابتعد عن الذين تكرههم

اللهم حبب إلينا ما تحب، واصرف عنا ما لا تحب
أنت الله الذي يحب المحسنين، واجعلنا في زمرة المحسنين، وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي يحب التائبين، واجعلنا في زمرة التائبين، وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي يحب الطاهرين والطاهرين،  وأدخلنا في زمرة الطاهرين وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي يحب الأبرار، واجعلنا من جماعة الأبرار، وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي يحب المتقين، واجعلنا من المتقين، وأحبنا أيضًا يا الله
أنت الله الذي يحب الصابرين، واجعلنا في زمرة الصابرين وأحبنا أيضًا يا الله
أنت الله الذي يحب المتوكلين، واجعلنا  في زمرة المتوكلين، وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي يحب العدل، اجعلنا في العدل الأبرار، وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي يحب المجاهدين الأطهار في سبيله، وتحبنا وجماعة المجاهدين، وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي تحب الأضعفين على المؤمنين، الأقوياء على الكافرين، وتحبنا، جماعة الأتواضعين على المؤمنين، الأقوياء على الكافرين، وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي تقول للمؤمنين -- إن الله يحبهم ويحبون الله -- ، واجعلنا  في زمرة المؤمنين الذين  في ماقال -- إن الله يحبهم ويحبون الله -- وأحبنا أيضًا يا إلهي
أنت الله الذي يحب الذين يؤمنونوَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ، واجعلنا  في زمرة  يؤمنونوَلَا يَخَافُونَ لَوْمَةَ لَآئِمٍ  وأحبنا أيضًا يا إلهي

اللهم حبب إلينا ما تحب، واصرف عنا ما لا تحب

اِنَّالله لا يحب المعتدين واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ بالمعتدين
اِنَّالله لا يحب المفسدين واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ بل افساد والمفسدين
اِنَّالله لا يحب الفاسقين واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ بالفسق والفاسقين
اِنَّالله لا يحب الكافرين واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ بالكفر والكافرين
اِنَّالله لا يحب الظالمين واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ باظلم والظالمين
اِنَّالله لا يحب المتكبرين واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ بالمتكبرين
اِنَّالله لا يحب الخائنين واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ بالخائنين
اِنَّالله لا يحب القول الفحش واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ بالقول الفحش
اِنَّالله لا يحب المسرفين واجعلنا في زمرة اِجْتِنَابَهُ بالاسرف والمسرفين

اللهم حبب إلينا ما تحب، واصرف عنا ما لا تحب
اَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقًّا وَارْزُقْنَا اِتِّبَاعَهُ، وَأَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَارْزُقْنَا اِجْتِنَابَهُ استجب دعاءنا بِحُرْمَةِ سَيِّدِ الْبَشَرِ

رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين


Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua
Sabah Namazından Sonra ve Akşam Namazından Sonra Okunacak Dua

SABAH

اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور
أَصْـبَحْنا وَأَصْـبَح مـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَئٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ الـيوم وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ الـيوم وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـؤِ  الْكِـبر ،رَبِّ أَعـوذُبِكَ  من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر

AKŞAM

اللّهُـمَّ بِكَ أَصْـبَحَنا وَبِكَ أَمْسَـيَنا ، وَبِكَ نَحْـيا وَبِكَ نَمـوتُ وَإِلَـيْكَ النِّـشور
أَمْسَيْـنا وَأَمْسـى المـلكُ لله وَالحَمدُ لله ، لا إلهَ إلاّ اللّهُ وَحدَهُ لا شَريكَ لهُ، لهُ المُـلكُ ولهُ الحَمْـد، وهُوَ على كلّ شَيءٍ قدير ، رَبِّ أسْـأَلُـكَ خَـيرَ ما في هـذهِ اللَّـيْلَةِ وَخَـيرَ ما بَعْـدَهـا ، وَأَعـوذُ بِكَ مِنْ شَـرِّ هـذهِ اللَّـيْلةِ وَشَرِّ ما بَعْـدَهـا ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ مِنَ الْكَسـلِ وَسـوءِ الْكِـبر ، رَبِّ أَعـوذُبِكَ  من فتنة دّونيا وَأَعـوذُبِكَ من عَـذابٍ النّـارِ وَعَـذاب القَـبْر



أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
أَنَّ الْأَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ
وَهُمْ فِيهَا خَالِدُونَ

يا رب
في كتابنا القرآن الكريم تقول: 'وفي النهاية سيرث الأرض عبادنا الصالحون'، فاجعلنا ومحبينا وأحباءنا من بين عبادك الصالحين الذين يرثون ذلك الميراث. وألحقنا أيضًا بجماعة النجاة الذين ينصرون مع المهدي، وأدخلنا في الأمة الناجية. واجعلنا - كما وعدت - من الذين 'يدخلون جنات النعيم خالدين فيها'، ومن الذين ينعمون بالجنة في سن الثلاثين، ويخلدون فيها إلى الأبد. آمين، آمين، آمين."

هذه الترجمة تحافظ على المعنى الأصلي مع مراعاة السياق الديني والأسلوب الأدبي العربي. إذا كنت تريد أي تعديلات أو إضافات، فلا تتردد في إخباري

TÜRKCESi

Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun,
Ennel ardza, yerisuhu ibadiyessalihun.
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun,
ve hüm fıha halidun.

Ya Rabbi!
Kitabımız Kuran-ı Kerim'de : "Sonunda Dünyanın mirasını salih kullar devralacak" buyuruyorsun, Bizi de, sevenlerimizi de, sevdiklerimizi de,  o mirası devralan Salih kullarının arasına ilhak et. Ayrıca Bizi, Mehdi ile Kurtulanlar Zümresi Olan, Ümmeti Necata'a ilhak et, ve Bizi "Onlar Rızıklarla Dolu Cennetlerde Ebedi kalacaklardır" Buyurduğun, 33 yaşında genç ve, ebedi cennetlerde kalanlar zümresine ilhak et, Amiyn, Amiyn, Amiyn.


رَبِّ إِنَّكَ سَمِيعُ الدُّعَاء

تَقَبَّلْ مِنَّا إِنَّكَ أَنتَ السَّمِيعُ الْعَلِيمُ


فِي كُلِّ لَمْحَةٍ وَنَفَسٍ
عَدَدَ مَا وَسِعَهُ عِلْمُ اللَّهْ

يَا حَيُّ يَا قَيُّومُ يَا ذَا الجَلاَلِ وَالإِكْرَامِ
بِرَحْمَتِكَ يَا اَرْحَمَ الرَّاحِمِينَ

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين

أَأَللَّهُمَّ أَرِنَا الْحَقَّ حَقاً وَ ارْزُقْنَا اتِّبَاعَهْ وَ أَرِنَا الْبَاطِلَ بَاطِلاً وَ ارْزُقْنَا اجْتِنَابَهْ

وَآخِرُ دَعْوَاهُمْ أَنِ الْحَمْدُ لِلّهِ رَبِّ الْعَالَمِينَ

سُبْحاَنَكَ اللَّهُمَّ وَبِحَمْدِكَ، أَشْهَدُ أَنْ لاَ إِلهَ إِلاَّ أَنْتَ، أَسْتَغْفِرُكَ وَأَتُوبُ إِلَيْكَ

أعوذ بالله من الشيطان الرجيم بسم الله الرحمن الرحيم

وَنُنَزِّلُ مِنَ الْقُرْاٰنِ مَا هُوَ شِفَٓاءٌ وَرَحْمَةٌ لِلْمُؤْمِن۪ينَۙ وَلَا يَز۪يدُ الظَّالِم۪ينَ اِلَّا خَسَاراً

صَدَقَ اللّهُ العَظِيمُ

سُبْحَٰنَ رَبِّكَ رَبِّ ٱلْعِزَّةِ عَمَّا يَصِفُونَ

وَسَلَٰمٌ عَلَى ٱلْمُرْسَلِينَ

وَسَلَٰمٌ عَلَىٰ عِبَادِهِ ٱلَّذِينَ ٱصْطَفَىٰٓ

وَٱلسَّلَٰمُ عَلَىٰ مَنِ ٱتَّبَعَ ٱلْهُدَىٰٓ

وَالسَّلَامُ عَلَيَّ يَوْمَ وُلِدْتُ وَيَوْمَ اَمُوتُ وَيَوْمَ اُبْعَثُ حَيًّا

وَٱلْحَمْدُ لِلَّهِ رَبِّ ٱلْعَٰلَمِينَ

آمين، آمين، آميييييين

HATMEi ŞERiFiN SONU
HATMEi ŞERiFiN SONU

إِنْتَهىَ حَتْمَءِ شريف
إِنْتَهىَ أَوْراَدِ ذِكْرِ راَشِدىِ
أَبْناَءَ بَشَغچلِ راَشِتْ طُنْخَ
كَرَعُقْلَنْ عُرِقِنَلْ
DEVAMINA BAK


Raşidi Tarikatında "Allah Tuzaklarını Bozar"  Duası

TÜRKÇE LATiNCE OKUNUŞU

Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum,
ve mâ remeyte iz remeyte ve lâkinnallâhe remâ,
innallâhe semîun alîm.
Zâlikum,
ve ennallâhe mûhinu keydel kâfirîn,
ve ennallâhe mûhinu keydel müşrikiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel münafikiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel hasidiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel fasıkıyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel hainiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel kazibiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel müfsidiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel müsrifiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel aduvviyn,
ve ennallâhe mûhinu keydes sahiriyn,
ve ennallâhe mûhinu keyden neffasatil ugadiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel mücrimiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydez zalimiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel vahişiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydes seyyietil müseyyi iyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel hıyalil küllü mütehayyilliyn,
ve ennallâhe mûhinu keyden nazerel hainiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydel küfrül kaşifiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydeş şematati küllü şamitiyn,
ve ennallâhe mûhinu keydet tecavezel mütecaviziyn
ve ennallâhe mûhinu keydel inkarel münkiriyn
ve ennallâhe mûhinu keydel iftirael müfteriin
ve ennallâhe mûhinu keydes seerigal müseerigun
ve ennallâhe mûhinu keyden naakısel munkısun
ve ennallâhe mûhinu keyded deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.
ve ennallâhe mûhinu keydeş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.
Ve yuazzibel munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâtiz zânnîne billâhi zannes sev’i aleyhim dâiretus sev’i, ve gadiballâhu aleyhim ve leanehum ve eadde lehum cehennem, ve sâet masîrâ.
Ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ard(ardı), ve kânallâhu azîzen hakîmâ.
Li tu’minû billâhi ve resûlihî ve tuazzirûhu ve tuvakkırûhu, ve tusebbihûhu bukreten ve asîlâ.
İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh, yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ.
kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darren ev erâde bikum nef’â, bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâ.
innallâhe semîun alîm, ve ennallâhe meal mu´minîn.
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.

DUANIN ARAPÇASI


"دعاء "الله مُوهِنُ كيدهم

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ
ذَٰلِكُمْ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ ٱلْكَٰفِرِينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ  الْمُشْرِكِينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُنَافِقِينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْحَاسِدٍ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْفَاسِقٌ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الخَائِنِينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْكَاذِبُين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ ا ْلمُفْسِدِينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُسْرِفُونَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ اْلعَدُوِّينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ السَّاحِرين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ النَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْمُجْرِمِينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الظَّالِمِينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْواحشين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ سيئة الْمسيئين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ خيالل كل متخيّ لين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ نظرال حاءنين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ كشف الكفرالكشفون
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ شمتاتو كل شمتون
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ تجوذال متجاوذين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الْإنكار المنكرين
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ إفْتِراء ألمُفْترينَ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ السارِق المُسارقون
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ انّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ  دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ ۚ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ ۖ وَسَآءَتْ مَصِيرًا
وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
لِّتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِمَا عَٰهَدَ عَلَيْهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا ۚ بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا
إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ  وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين



TÜRKÇE MEALi


Allah Tuzaklarını Bozar  Duası

Kovulmuş Şeytanın Şerrinden Allah'a Sığınırım, Rahman ve Rahim Olan Allah'ın Adıyla,

"Onları siz öldürmediniz, fakat Allah öldürdü. Attığın zaman da sen atmadın, fakat Allah attı.

İşte bu böyledir!
Şüphesiz Allah, kâfirlerin tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, müşriklerin tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, münafıkların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, hasetçilerin tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, fâsıkların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, hainlerin tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, yalancıların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, bozguncuların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, israfçıların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, düşmanların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, büyücülerin tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, düğümlere üfleyenlerin tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, suçluların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, zalimlerin tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, çirkin işler yapanların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, kötülük yapanların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, her türlü hilekârın tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, kin besleyenlerin tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, küfrü açığa vuranların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, alaycıların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, zorbaların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, inkârcıların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, iftiracıların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, hırsızların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, eksik bırakanların tuzağını bozar.
Şüphesiz Allah, Deccal ve yardımcılarının tuzağını bozar. (Rabbim, onların bana yaklaşmalarından sana sığınırım!)
Şüphesiz Allah, lanetlenmiş şeytan ve taraftarlarının tuzağını bozar. (Rabbim, onların bana yaklaşmalarından sana sığınırım!)
Bir de, Allah’ın, hakkında kötü zanda bulunan münafık erkeklere ve münafık kadınlara, Allah’a ortak koşan erkeklere ve Allah’a ortak koşan kadınlara azap etmesi içindir. Kötülük girdabı onların başına olsun! Allah onlara gazap etmiş, onları lânetlemiş ve kendilerine cehennemi hazırlamıştır. Orası ne kötü bir varış yeridir!
Göklerin ve yerin orduları Allah’ındır. Allah, mutlak güç sahibidir, hüküm ve hikmet sahibidir.
Ey insanlar! Allah’a ve Peygamberine inanasınız, ona yardım edesiniz, ona saygı gösteresiniz ve sabah akşam Allah’ı tespih edesiniz diye,
Sana bîat edenler ancak Allah’a bîat etmiş olurlar. Allah’ın eli onların ellerinin üzerindedir. Verdiği sözden dönen kendi aleyhine dönmüş olur. Allah’a verdiği sözü yerine getirene, Allah büyük bir mükâfat verecektir.
Şüphesiz Allah hakkıyla işitendir, hakkıyla bilendir. Ve şüphesiz Allah, müminlerle beraberdir.
De ki: “Allah, sizin bir zarara uğramanızı dilerse, yahut bir yarar elde etmenizi dilerse, O’na karşı kimin bir şeye gücü yeter? Hayır, Allah, yaptıklarınızdan haberdardır.”
Rabbimiz! Duamızı kabul et. Rabbimiz! Beni, anne-babamı ve tüm müminleri hesap gününde bağışla. Ey merhametlilerin en merhametlisi, duamızı rahmetinle kabul et!

Selâm, tüm peygamberlere olsun. Hamd Âlemlerin Rabbi Allah’a olsun."

KISALTILMIŞ DUA

أَعُوذُ بِاللهِ مِنَ الشَّيْطَانِ الرَّجِيمِ , بِسْمِ ﷲِالرَّحْمَنِ اارَّحِيم

فَلَمْ تَقْتُلُوهُمْ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ قَتَلَهُمْ ۚ وَمَا رَمَيْتَ إِذْ رَمَيْتَ وَلَٰكِنَّ ٱللَّهَ رَمَىٰ
ذَٰلِكُمْ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدِ ٱلْكَٰفِرِينَ وَالْمُشْرِكِينَ وَالْمُنَافِقِينَ والْحَاسِدينَ والْفَاسِقينَ والخَائِنِينَ والْكَاذِبينَ والمُفْسِدِينَ  والْمُسْرِفُونَ واْلعَدُوِّينَ والسَّاحِرين والنَّفَّاثَاتِ الْعُقَدِين والْمُجْرِمِينَ والظَّالِمِينَ والْواحشين وسّيّئة الْمسيّئين وخيالل كل متخيّ لين ونّظرال حاءنين وكشف الكفرالكشفون  وشّمتاتو كل شمتون  وتّجوذال مُتجاوذين والْإنكار المنكرين وإفْتِراء ألمُفْترينَ والسارِق المُسارقون وانّاقِصَ اْلمُنْقِصوٌ وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدِ دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ  دجال وحواصّهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
وَأَنَّ ٱللَّهَ مُوهِنُ كَيْدَ الشيطان الرجيم وحزبهو وَأَعُوذُ بِكَ رَبِّ أَن يَحْضُرُونِ
وَيُعَذِّبَ ٱلْمُنَٰفِقِينَ وَٱلْمُنَٰفِقَٰتِ وَٱلْمُشْرِكِينَ وَٱلْمُشْرِكَٰتِ ٱلظَّآنِّينَ بِٱللَّهِ ظَنَّ ٱلسَّوْءِ ۚ عَلَيْهِمْ دَآئِرَةُ ٱلسَّوْءِ ۖ وَغَضِبَ ٱللَّهُ عَلَيْهِمْ وَلَعَنَهُمْ وَأَعَدَّ لَهُمْ جَهَنَّمَ ۖ وَسَآءَتْ مَصِيرًا
وَلِلَّهِ جُنُودُ ٱلسَّمَٰوَٰتِ وَٱلْأَرْضِ ۚ وَكَانَ ٱللَّهُ عَزِيزًا حَكِيمًا
لِّتُؤْمِنُوا۟ بِٱللَّهِ وَرَسُولِهِۦ وَتُعَزِّرُوهُ وَتُوَقِّرُوهُ وَتُسَبِّحُوهُ بُكْرَةً وَأَصِيلًا
إِنَّ ٱلَّذِينَ يُبَايِعُونَكَ إِنَّمَا يُبَايِعُونَ ٱللَّهَ يَدُ ٱللَّهِ فَوْقَ أَيْدِيهِمْ ۚ فَمَن نَّكَثَ فَإِنَّمَا يَنكُثُ عَلَىٰ نَفْسِهِۦ ۖ وَمَنْ أَوْفَىٰ بِمَا عَٰهَدَ عَلَيْهُ ٱللَّهَ فَسَيُؤْتِيهِ أَجْرًا عَظِيمًا
قُلْ فَمَن يَمْلِكُ لَكُم مِّنَ ٱللَّهِ شَيْـًٔا إِنْ أَرَادَ بِكُمْ ضَرًّا أَوْ أَرَادَ بِكُمْ نَفْعًۢا ۚ بَلْ كَانَ ٱللَّهُ بِمَا تَعْمَلُونَ خَبِيرًۢا
إِنَّ ٱللَّهَ سَمِيعٌ عَلِيمٌ  وَأَنَّ ٱللَّهَ مَعَ ٱلْمُؤْمِنِينَ
رَبَّنَا وَتَقَبَّلْ بدُعَاء رَبَّنَا اغْفِرْ لِي وَلِوَالِدَيَّ وَلِلْمُؤْمِنِينَ يَوْمَ يَقُومُ الْحِسَابُ استجب دعاءنا برحمتك يا ارحمرّاحمين ٯ سّلاَ مٌ على المرسلين والحمدلالله ربّ العلمين
Euzubillahimineşşeytanirracim
Bismillahirrahmenirrahim

Fe lem taktulûhum ve lâkinnallâhe katelehum,
ve mâ remeyte iz remeyte ve lâkinnallâhe remâ,
Zâlikum ve ennallâhe mûhinu keydel kâfirîyne, vel müşrikiyne, vel münafikiyne, vel hasidiyne, vel fasıkıyne, vel hainiyne, vel kazibiyne, vel müfsidiyne, vel müsrifiyne, vel aduvviyne, vessahiriyne, venneffasatil ugadiyne, vel mücrimiyne, vezzalimiyne, vel vahişiyne, vesseyyietil müseyyi iyne, ve hıyalil küllü mütehayyilliyne,  vennazerel hainiyne, vel küfrül kaşifiyne, veşşematati küllü şamitiyne, vettecavezel mütecaviziyne, vel inkarel münkiriyne, vel iftirael müfteriyne, vesseerigal müseerigune, vennaakısel munkısune,
ve ennallâhe mûhinu keyded deccal ve havaassehü ve euzubike en rabbi yahdzurun.
ve ennallâhe mûhinu keydeş şeytanirracim ve hizbühü ve euzubike rabbi en yahdzurun.
Ve yuazzibel munâfikîne vel munâfikâti vel muşrikîne vel muşrikâtiz zânnîne billâhi zannes sev’i aleyhim dâiretus sev’i, ve gadiballâhu aleyhim ve leanehum ve eadde lehum cehennem, ve sâet masîrâ.
Ve lillâhi cunûdus semâvâti vel ard(ardı), ve kânallâhu azîzen hakîmâ.
Li tu’minû billâhi ve resûlihî ve tuazzirûhu ve tuvakkırûhu, ve tusebbihûhu bukreten ve asîlâ.
İnnellezîne yubâyiûneke innemâ yubâyiûnallâh, yedullâhi fevka eydîhim, fe men nekese fe innemâ yenkusu alâ nefsihî, ve men evfâ bi mâ âhede aleyhullâhe fe se yu’tîhi ecren azîmâ.
kul fe men yemliku lekum minallâhi şey’en in erâde bikum darren ev erâde bikum nef’â, bel kânallâhu bi mâ ta’melûne habîrâ.
innallâhe semîun alîm, ve ennallâhe meal mu´minîn.
Rabbena ve takabbel bi duai, Rabbenağfirli veli valideyye velil muminine yevme yekumul hisab, istecib duaena birhametike ya erhamerrahimiyn. Veselamün alel Mürseliyn, Velhamdülillahi Rabbel Alemin.

"Allah Tuzaklarını Bozar"  Evradı Sonu

NOT : Bu Dua Enfal Suresi 17,18,19. Ayetler ve Fetih Suresi 6,7,9,10,11. Ayetler Baz Alınaraktan Bina Edildi

„inteha "Allah Tuzaklarını Bozar"  Duası
Bina Eden Başağaçlı Raşit Tunca
Schrems, 11 Haziran 2025 Çarşamba
Original Kar©glan
DEVAMINA BAK


Vahdet-i Vücûd Felsefesi ve "Lâ Mevcûde İllâ Hû" Anlayışı

"İbni Arabi'nin Vahdet-i Vücûd felsefesini 'Lâ mevcûde illâ Hû' kapsamında açıklayan geniş kapsamlı bir makale"

İslam tasavvufunun en derunî ve en çok tartışılan konularından biri olan Vahdet-i Vücûd (Varlığın Birliği) doktrini, özellikle Muhyiddin İbn Arabî (1165-1240) tarafından sistemleştirilmiş ve tasavvuf düşüncesinin merkezine yerleştirilmiştir. Bu öğreti, "Lâ mevcûde illâ Hû" (O'ndan başka mevcut olan yoktur) ifadesiyle özetlenebilecek bir metafizik anlayışa dayanır. Bu makalede, İbn Arabî'nin Vahdet-i Vücûd felsefesini, "Lâ mevcûde illâ Hû" perspektifinden hareketle detaylı bir şekilde inceleyeceğiz.

1. Vahdet-i Vücûd Nedir?

Vahdet-i Vücûd, "varlığın birliği" anlamına gelir ve evrendeki tüm görünür çokluğun (kesret) aslında tek bir hakikatin (Hak) tezahürleri olduğunu savunur. Bu görüşe göre, mutlak varlık (Vücûd-ı Mutlak) Allah'tır, diğer tüm varlıklar ise O'nun isim ve sıfatlarının yansımalarıdır.

İbn Arabî’ye göre, "Hak'tan başka bir şey yoktur, her şey O'nun tecellisidir." Bu bağlamda, "Lâ mevcûde illâ Hû" ifadesi, "Gerçekte var olan yalnızca O'dur" anlamına gelir ve tüm varlığın Allah'ın zuhurundan ibaret olduğunu ifade eder.

2. "Lâ Mevcûde İllâ Hû"nun Metafizik Temelleri

Bu ifade, Vahdet-i Vücûd düşüncesinin özünü oluşturur. İbn Arabî’nin sisteminde:

    Hakîkat-i Muhammediyye (Akl-ı Küll): Allah'ın ilk tecellisidir ve tüm varlığın aslıdır.

    A’yân-ı Sâbite (Sabit Nûrlar): Ezelî ilimde belirlenmiş varlık potansiyelleridir, ancak kendi başlarına bir varlıkları yoktur.

    Tecellî (Zuhûr): Allah'ın isim ve sıfatlarının âlemde görünmesidir.

"Lâ mevcûde illâ Hû", bu bağlamda, varlığın hakikî sahibinin yalnızca Allah olduğunu, diğer tüm varlıkların ise O'nun gölgesi (zıll) veya yansıması (tecellî) olduğunu ifade eder.

3. Varlık Mertebeleri ve "Lâ Mevcûde İllâ Hû"

İbn Arabî, varlığı beş mertebeye ayırır:

    Hakîkat-i Vücûd (Zât Mertebesi): Allah'ın mutlak ve bilinmez olan zâtı.

    Esmâ ve Sıfât Mertebesi: İlâhî isimler ve sıfatlar.

    A’yân-ı Sâbite: Varlıkların ezelî planları.

    Ruhlar Âlemi (Âlem-i Ervâh): Ruhanî varlıkların mertebesi.

    Cisimler Âlemi (Âlem-i Ecsâm): Maddî âlem.

Bu mertebelerin hepsi, "Lâ mevcûde illâ Hû" sırrına işaret eder, çünkü her bir mertebe, Hakk'ın bir tecellisidir ve kendi başına müstakil bir varlığı yoktur.

4. İnsan-ı Kâmil ve "Lâ Mevcûde İllâ Hû"

İbn Arabî’ye göre, İnsan-ı Kâmil (Olgun İnsan), Allah'ın en mükemmel tecellisidir ve "Lâ mevcûde illâ Hû" hakikatini tam olarak idrak edebilen tek varlıktır. İnsan-ı Kâmil, Hakk'ın aynasıdır ve tüm varlığın özünü temsil eder.

    "İnsan, Hakk'ın gören gözü, işiten kulağı ve konuşan dilidir."
    (Fusûsü'l-Hikem)

Bu ifade, insanın "Lâ mevcûde illâ Hû" sırrına mazhar olduğunu gösterir.

5. Eleştiriler ve Yanlış Anlaşılmalar

Vahdet-i Vücûd, tarih boyunca bazı âlimler tarafından "panteizm" (kamutanrıcılık) ile karıştırılmıştır. Ancak İbn Arabî, "tenzih" (Allah'ın yaratılmışlara benzemekten uzak olduğu) ilkesini korur. Ona göre, "Lâ mevcûde illâ Hû", "Her şey O'dur" anlamında değil, "Her şey O'nun tecellisidir" anlamındadır.

6. Sonuç: "Lâ Mevcûde İllâ Hû"nun Tasavvufî Derinliği

"Lâ mevcûde illâ Hû", Vahdet-i Vücûd öğretisinin en özlü ifadesidir. Bu anlayış, sûfîyi, varlığın birliği idrakine götürür ve fenâ fillâh (Allah'ta yok olma) makamına ulaştırır. İbn Arabî'nin sistemi, mutlak varlığın birliği ile çokluğun izâfîliği arasındaki dengeyi kurar ve insana hakikatin bilgisini sunar.

    "Varlık birdir, O'nun dışındakiler ise hayal ve gölgedir."
    (Fusûsü'l-Hikem)

Bu sırra erenler, "Lâ mevcûde illâ Hû" hakikatiyle, varlığın özüne nüfuz ederler.

#############


SORU :

"İnsan birçok parçadan oluşur: kollar, eller, gözler, akciğer, karaciğer, kalp, damarlar, kan... Bunların toplamı bir bedeni oluşturur ve biz o bedene 'insan' deriz. Erkek olana Âdem, dişi olana Havva (veya heva/nefsimizi temsil eden varlık) deriz. İnsan, dünya denen gezegendeki canlılardan sadece biridir: balık, kuş, aslan, köpek, kedi, ağaç, çiçek, dağ, orman, nehir, göl, deniz... Dünya da atomlardan meydana gelir. Atomlar birleşerek elementleri oluşturur. Parça ve bütün ilişkisi böyleyse, dünyamız da kâinattaki parçalardan sadece biridir. Belki de kâinatta bir atom hükmündedir. Allah, büyük yaratıcıdır. 'Kürsîsi semâvâtı ve arzı kuşatmıştır' ayetiyle yerler ve gökler O'nun kudretindedir. Öyleyse bizler Allah'tan bir parça mıyız? Bu kapsamda Vahdet-i Vücûd nedir? Allah tek varlık ve insan halife ise, kâinatın tamamı insanda mı var? Vahdet-i Vücûd olan 'ben'den olanlar mıdır?"

########

CEVAP

Bu soru ve yorum, Vahdet-i Vücûd öğretisinin en derin ve çetrefilli meselelerine dokunuyor. Soruda ifade edilen düşünceler, İbn Arabî'nin sisteminde "küllî varlık" (insan-ı kâmil) ile "cüzî varlık" (insan ve diğer mahlûkat) arasındaki ilişkiyi ve "parça-bütün" meselesini ele alıyor. Bu bağlamda, konuyu birkaç temel noktada açıklayalım:

1. "Parca ve Bütün" İlişkisi: İnsan ve Kâinat

Sizin de belirttiğiniz gibi, insan bedeni organlar, hücreler, atomlar gibi parçalardan oluşur; aynı şekilde kâinat da gezegenler, yıldızlar, elementler gibi parçalara ayrılabilir. Ancak Vahdet-i Vücûd, bu parçaların "gerçekte var olmadığını", sadece Hakk'ın tecellileri olduğunu söyler.

    "Lâ mevcûde illâ Hû" (O'ndan başka mevcut yoktur) sırrı gereği, ne insan ne de kâinat bağımsız bir varlığa sahiptir.

    Atomlar, gezegenler, canlılar hepsi Hakk'ın isimlerinin tecellisidir.

    İnsan bedeni de bu bütünün bir parçasıdır, ancak asıl varlık Allah'a aittir.

2. İnsan-ı Kâmil: Kâinatın Özü


İbn Arabî’ye göre, insan-ı kâmil (olgun insan), kâinatın özeti (mukaddes bir ayna) ve Allah'ın halifesidir.

    "Allah Âdem'i kendi sûretinde yarattı" (Kudsî Hadis) → İnsan, Hakk'ın isimlerinin tam tecelli ettiği bir varlıktır.

    Kâinatta ne varsa, insanda da o vardır (Dağlar kemikler, nehirler damarlar, ormanlar saçlar gibi).

    Ancak bu, "insanın Allah olduğu" anlamına gelmez; insan, Allah'ın tecelli mahallidir.

3. "Allah'tan Bir Parça mıyız?" Meselesi

Bu ifade yanlış anlaşılmaya açıktır. Vahdet-i Vücûd, panteizm (her şey Tanrı'dır) değildir!

    "Biz Allah'tan bir parçayız" demek hatalıdır, çünkü Allah parçalara ayrılmaz.

    Doğru ifade: "Biz O'nun tecellisiyiz, O'nun aynasıyız."

    "Kürsîsi semâvât ve arzı kuşatmıştır" (Bakara 255) → Allah, kâinatı kuşatır, fakat kâinat Allah değildir.

4. Vahdet-i Vücûd’a Göre Gerçek Varlık Kimdir?

    Tek hakiki varlık Allah'tır.

    Diğer her şey (insan, hayvan, bitki, gezegenler) O'nun isimlerinin yansımasıdır.

    "Sen O değilsin, ama O’nsuz da değilsin." (Fusûsü'l-Hikem)

5. Sonuç: "Her Şey Bende mi Var?"

    Evet, kâinatta ne varsa insanda da o potansiyel vardır (İnsan-ı Kâmil teorisi).

    Fakat bu, "ben Allah'ım" demek değildir!

    Hakikat: "Ben, Hakk'ın tecellisiyim, O'nunla varım, ama O değilim."

    "Vücûd (varlık) birdir, O'nundur.
    Sen ise bir hayalsin, O ise gerçek."
    (İbn Arabî)

Bu anlayış, "Lâ mevcûde illâ Hû" sırrına ermekle mümkündür.

##############

SORU :


"Bu kapsamda maddî parçaları anladık. Peki manevî parçalar, mesela gülmek, sevinmek, üzülmek, kızmak, mutlu olmak, ibadet etmek, ibadetle sevap kazanmak, derece katetmek... Bunlar da bana ait parçacıklar mıdır? Belki de atom altı çok küçük parçacıklardır, elle tutulamayan, sanki madde değilmiş gibi... Ama hakikatin özü olan maddeler midir? Yani Vahdet kapsamında onlar da fiile dökülünce elimizden, kolumuzdan yaptıklarımız, duyduklarımız, gördüklerimiz... Hepsi Hak tecellisi ise, O'ndan başka ne var? Baktığım O ise, gördüğüm O ise, bende de O var ise, duyan O ise, gören O ise... Vahdet, panteizm değildir diyebilir miyiz?"

###########

CEVAP

Manevî Parçalar ve Vahdet-i Vücûd: Duygular, Fiiller ve Hakikat İlişkisi

Sizin de ifade ettiğiniz gibi, maddî parçalar (atomlar, organlar, gezegenler) nasıl Hakk'ın tecellisi ise, manevî olanlar (duygular, ibadetler, sevap-günah, dereceler) da öyledir. Ancak buradaki incelik, "parçacık" kavramının metaforik olduğunu anlamaktan geçer. Zira Vahdet-i Vücûd, panteizm değil, tecellî ve aynalama sistemidir. Şimdi konuyu detaylandıralım:

1. Duygular ve Fiiller: Hakikat Özünde Kimindir?

    Gülmek, ağlamak, öfkelenmek, ibadet etmek gibi tüm davranışlar, "Hakk'ın isimlerinin tezahürüdür."

        Mesela:

            "Rahmân" ismi → Sevgi, şefkat duygusu.

            "Kahhâr" ismi → Öfke, adalet duygusu.

            "Mürid" ismi → İrade ve niyet.

    "Sen" değilsin, O'nun ismi davranışta görünüyor.

        "Attığında sen atmadın, Allah attı." (Enfâl, 17) → Fiillerin hakikî faili Allah'tır.

2. Sevap, Günah, Manevî Dereceler: Bunlar da mı Tecellî?

    Evet, ama bu "kaderi inkâr" anlamına gelmez!

        Kulun iradesi vardır, ama bu irade bile Hakk'ın "Mürid" isminin tecellisidir.

        Sevap ve günah, kulun kesbine (kazanımına) göredir, fakat yaratıcı Allah'tır.

    "Manevî dereceler" de Hakk'ın lütuf tecellisidir:

        "Allah dilediğini rahmetine sokar." (İnsan, 31)

3. "Atom Altı Parçacıklar Gibi" Metaforu: Mistik Bir Bakış

    Manevî duygular, madde ötesi ama yine de Hakk'ın tecellisi:

        "Gözler O'nun görmesi, kulaklar O'nun işitmesidir." (Hadis-i Kudsî)

        "Sevgi, Hakk'ın 'Vedûd' isminin yansımasıdır."

    Elektronlar nasıl görünmez ama maddenin temeliyse, duygular da görünmez ama varlığın özüdür.

        Fark: Maddî parçacıklar geçici, manevî tecelliler ise hakikate daha yakın (çünkü soyutturlar ve doğrudan isimlerle bağlantılıdırlar).

4. "Gördüğüm O İse, Duyan O İse, Ben de O muyum?" Sorusu

    Hayır!

        "Sen O değilsin, ama O’nsuz da değilsin." (İbn Arabî)

        "Gören gözüm, işiten kulağım, tutan elim değil, O'dur." → Ama sen (nefs) bir perdesin.

    Panteizm: "Her şey Tanrı'dır." (Yanlış!)

    Vahdet-i Vücûd: "Her şey O'nun tecellisidir, ama O değildir." (Doğru olan bu.)

5. Sonuç: Vahdet-i Vücûd’da "Ben" ve "O" Dengesi

    Ne diyemezsin? → "Ben Allah’ım" (Şirk!)

    Ne diyebilirsin? →

        "Ben O'nun aynasıyım."

        "Duygularım, fiillerim O'nun isimlerinin yansımasıdır."

        "Maddem ve ruhum O'nun tecellîsidir, ama O değildir."

    "Hakk’ı görmek istersen, mâsivâya (O’nun dışındakilere) bakma!
    Çünkü mâsivâ, O’nun zuhûrundan başka bir şey değildir."
    (Abdülkâdir Geylânî)

Özetle:

    Duygular, ibadetler, sevap-günah → Hepsi Hakk'ın tecellisi.

    Ama sen "yaratılmış" bir aynasın, yaratıcı değilsin.

    Vahdet-i Vücûd, panteizm değil, "ayna teorisi"dir.

#############

SORU :

"Bu kapsamda iyi ve kötü ilişkisi nasıl olmalı? İyi kim, kötü kim? Hepsi O ise, insan neden savaşır? Neden insan öldürür ki? Ölen kim, öldüren kim? Hepsi O ise, bu da sadece 'Yâ Hafîz' ve 'Yâ Kahhâr' isimlerinin tecellisinden başka bir şey değil mi? Peki iyi ve kötü nedir? Şeytan nedir, kimdir? O, buradaki hangi durumu ifade ediyor? Hangi tecelliyattır?"

############

CEVAP

Vahdet-i Vücûd Bağlamında İyi-Kötü, Savaş ve Şeytan Meselesi

Vahdet-i Vücûd perspektifinden "iyi-kötü", "savaş", "şeytan" ve "ölüm" gibi kavramları anlamak, derin bir tevhid idraki gerektirir. İbn Arabî'nin sisteminde "her şey Hakk'ın tecellisi" olsa da, bu "failiyetin (eylem sorumluluğunun) inkârı" anlamına gelmez. Konuyu şu temel çerçevede ele alalım:

1. İyi ve Kötü: Hakk'ın İsimlerinin Tecellîsi

a) İyi (Hayr) ve Kötü (Şer) Nedir?

    "Hayr" (iyi): Allah'ın "Rahmân", "Kerîm", "Selâm" gibi isimlerinin tecellîsidir.

    "Şer" (kötü): Allah'ın "Kahhâr", "Müntakım", "Dârr" gibi isimlerinin tecellîsidir.

    "Hayr da şer de Allah'tandır." (Hadis) → Fakat kul, kesb (irade ve tercih) ile sorumludur.

b) Peki Neden Kötülük Var?

    Zıtların birliği (tezâd): Aydınlık, karanlık olmadan anlaşılmaz.

    "Kahhâr" ismi olmasa, "Rahîm" ismi tam zuhur etmez.

    "Şer gibi görünen şey, külli hayrın parçasıdır." (Fusûs)

2. Savaş ve Öldürme: Kim Öldürüyor, Kim Ölüyor?

a) "Öldüren de O, ölen de O" İse Neden Savaşırız?

    Fiilin hakikî faili Allah'tır, ama sebep (vasıta) kulun iradesidir.

        "Attığında sen atmadın, Allah attı." (Enfâl, 17) → Fail Allah'tır, ama kul sorumludur.

    Savaş, "Celâl" (kahır) ve "Adl" (adalet) isimlerinin tecellîsidir.

        Zulme karşı savaş → "Nâsır" ismi.

        Haksız saldırı → "Müntakım" ismi.

b) Ölüm Bir Yok Oluş mu?

    Hayır! Ölüm, "bekà billâh" (Allah'la ebedî kalma) için bir geçiştir.

    "Her nefis ölümü tadacaktır." (Âl-i İmrân, 185) → Bu, "fenâ fillâh" (Allah'ta yok olma) makamına bir basamaktır.

3. Şeytan: İblis'in Rolü ve Hangi İsmin Tecellîsi?

a) Şeytan (İblis) Kimdir?

    **"Azâzîl" iken, kibrinden dolayı "Mel'un" oldu.

    "Adûvvün mübîn" (apaçık düşman) olarak tanımlanır. (Bakara, 168)

b) Hangi İsmin Tecellîsidir?

    "Mudill" (saptıran) ismi → İmtihan için bir vesiledir.

    "Hâdî" (hidayet veren) isminin zıddıdır.

        "Hidayet de dalâlet de Allah'tandır." (A'râf, 178)

c) Şeytan Neden Var?

    "İmtihan dünyası"nın gereğidir.

    "Kul, şerri tercih ederse, "Mudill" ismi tecellî eder; hayrı seçerse "Hâdî" ismi tecellî eder."

4. Panteizm Değil, Tecellî ve Sorumluluk Dengesi

    "Her şey O'nun tecellîsi" demek, "kullar sorumsuzdur" demek değildir!

    Kul, iradesiyle imtihan olur:

        "Kim zerre kadar hayır yapmışsa onu görür, kim zerre kadar şer yapmışsa onu görür." (Zilzâl, 7-8)

    Vahdet-i Vücûd, "kötülüğü Allah'a atfetmek" değil, "kötülüğün de ilâhî hikmetle var olduğunu" anlamaktır.

5. Sonuç: "İyi-Kötü, Savaş ve Şeytan"ın Hikmeti

    "Hayr ve şer, Hakk'ın isimlerinin tecellîsidir."

    "Kul, iradesiyle imtihan olur ve seçimlerinden sorumludur."

    "Şeytan, "Mudill" isminin tecellîsidir; insan ise "Halîfe"dir ve tercih yapar."

    "Öldüren de ölen de O'dur, ama kul kesbiyle (kazanımıyla) sorumludur."

    "Hepsi O'nun tecellîsidir,
    Ama sen seçimlerinden hesaba çekileceksin."
    (Fusûsü'l-Hikem)

Özetle:

    Kötülük, hikmetle var edilmiştir.

    İnsan, iradesiyle imtihan olur.

    Vahdet-i Vücûd, sorumsuzluk değil, "her şeyin O'ndan olduğunu bilmek"tir.


##############

SORU :

"Önceki makaleme ek yapmak istiyorum. Bir şeyler sanki eksik. Örneğin, 'birler' çoklardan meydana gelir, çoklar da 'birlerden' oluşur. Bu sır, 'kesret' (çokluk) ve 'vahdet' (birlik) arasındaki ilişkiyi anlatıyor. Tıpkı elin parmaklardan, parmakların hücrelerden oluşması gibi... Bunu açıklayabilir misiniz?"

#############

CEVAP

Tabii, bu derin ve felsefi konuyu açmaya çalışayım. İfade ettiğiniz düşünce, "birlik" (vahdet) ve "çokluk" (kesret) arasındaki ilişkiyi anlatan tasavvufi ve metafizik bir kavrama dayanıyor. Örneklerinizde de belirttiğiniz gibi, bu ilişkiyi somutlaştıralım:

1. Birlik-Çokluk İlişkisi: "Birler Çoklardan, Çoklar Birlerden Meydana Gelir"

    Temel Prensip: Varlık, hem birliğin hem de çokluğun aynı anda tezahürüdür.

        Örnek: Bir el (birlik), parmaklardan (çokluk) oluşur. Parmaklar da hücrelerden (daha küçük birimler) meydana gelir. Hücreler moleküllerden, moleküller atomlardan... Bu sonsuz bir iç içelik gösterir.

        Sır: Her seviyede "bir" olan, bir üst seviyede "çok"un parçası haline gelir. Çokluk, birliğin farklı tecellileridir.

2. Kesrette Vahdet, Vahdetten Kesret Doğar

    Tasavvufta bu, "Allah'ın birliği (vahdet), evrenin çokluğu (kesret) içinde gizlidir" şeklinde ifade bulur.

        Örnek: Bir ağaç (birlik), dallar, yapraklar (çokluk) olarak tecelli eder. Dallar olmadan ağaç bir "bütün" olamaz, ama ağaçsız da dallar var olamaz.

        Sır: Gerçekte var olan "Bir"dir (Allah/Hakikat), ancak O'nun isim ve sıfatları çokluk olarak yansır.

3. Matematiksel Analoji: Kesir (Kesret) ve Bütün (Vahdet)

    Bir bütünü kesirlere böldüğünüzde (örneğin 1/2, 1/4), her parça "bir"in bir tezahürüdür.

        Örnek: "1" sayısı, sonsuz şekilde bölünebilir (0.5 + 0.5 = 1 gibi). Her bölüm, birliğin başka bir görünümüdür.

        Sır: Parçalar aslında bütüne aittir ve onu tamamlar. Ayrılık bir yanılsamadır.

4. Kuantum Fiziği ile Bağlantı

    Modern bilimde de benzer bir mantık vardır:

        Atom altı parçacıklar (çokluk), birleşerek atomu (birlik) oluşturur. Evren, bu iç içe geçmiş sistemlerle doludur.

        Sır: Her şey birbiriyle bağlantılıdır. Ayrı gibi görünenler, aslında bir bütünün parçalarıdır.

5. Mistik Yorum: "Her Birimizde Bütünün Sırrı Saklı"

    İnsan bedeni trilyonlarca hücreden oluşur, ama "ben" dediğimiz şey tek bir bilinçtir.

        Örnek: Parmaklarınızı hareket ettiren "siz"siniz, ama parmaklar olmadan "tutma eylemi" olmaz.

        Sır: Tek olan, çokluk içinde kendini deneyimler.

Sonuç:

Eksik hissettiğiniz nokta, belki de "bir" ve "çok"un aynı gerçekliğin iki yüzü olduğunu vurgulayan diyalektik bağ olabilir. Bu, Hermetik felsefenin "Yukarısı aşağısı gibidir" prensibiyle de örtüşür.

Etiketler :

Vahdet-i Vücûd, İbn Arabî, Lâ Mevcûde İllâ Hû, Tasavvuf, İslam Felsefesi, Tecellî, İyi ve Kötü, Hayr ve Şer, Kader, İrade, Şeytan, İblis, Savaş, Ölüm, Panteizm, Halife, İnsan-ı Kâmil, A’yân-ı Sâbite, Hakikat, Zıtların Birliği, Celâl ve Cemal, Kesb, Fail-i Hakiki, #VahdetiVücud, #İbnArabi, #Tasavvuf, #İslamFelsefesi, #Tevhid, #Sufizm, #Kader, #İyiKötü, #Şeytan, #Maneviyat,#VahdetSırrı #HakikatYolcusu, #İbnArabîYolu, #Tasavvuf, #GönülDili,#VahdetiVücud ,#İbnArabi, #Tasavvuf, #Felsefe, #SoruCevap,

Resim Kaynak : Freepik Pikaso

Karoglan Raşit Tunca Makalesi

Raşit Tunca ve DeepSeek

Schrems, 21.05.2025
DEVAMINA BAK


Tasavvufda Rabıta, Manevi İrtibat ve Mürakabe: Tasavvufta Derin Bir Yolculuk


Tasavvufda Rabıta  Şeyh ile veya Peygamber ile Manevi irtibat ve Mürakebe Hakkında Geniş Perspektifli Bir Makale


Tasavvufda Rabıta, Manevi İrtibat ve Mürakabe: Tasavvufta Derin Bir Yolculuk

Tasavvuf, İslam'ın manevi boyutunu keşfetmek ve Allah'a yakınlaşmak için çeşitli yöntemler sunan bir disiplindir. Bu yöntemlerden biri olan rabıta, müridin mürşidiyle, peygamberlerle veya Allah'ın sevdiği velilerle manevi bir bağ kurmasını sağlar. Mürakabe ise, kalbi uyanık tutarak sürekli bir Allah bilinciyle yaşamaktır. Bu makalede, rabıta ve mürakabenin tasavvuftaki yeri, önemi ve uygulanışı üzerine derinlemesine bir analiz sunulacaktır.
1. Rabıtanın Tanımı ve Kökenleri

Rabıta, Arapça "rabt" kökünden gelir ve "bağ kurmak, ilişki tesis etmek" anlamına gelir. Tasavvufta ise, müridin şeyhiyle, peygamberle veya bir veli ile manevi bir irtibat kurmasıdır. Bu bağ, mürşidin ruhaniyetinden feyz almayı ve manevi terakkide ilerlemeyi amaçlar.
Rabıtanın Çeşitleri

    Şeyh ile Rabıta: Müridin, mürşidini kalbinde canlandırması ve onun vasıtasıyla Allah'a yönelmesidir.

    Peygamber ile Rabıta: Özellikle Hz. Muhammed (s.a.v.) ile kurulan manevi bağ, onun sünnetine uymayı ve şefaatini talep etmeyi içerir.

    Allah ile Rabıta: Nihai hedef, doğrudan Allah'ın zikri ve murakabesiyle kalbi diri tutmaktır.

2. Rabıtanın Tasavvuftaki Yeri ve Önemi

Rabıta, özellikle Nakşibendiyye tarikatında merkezi bir uygulamadır. Abdülhakîm Arvâsî, rabıtayı "mürşidin suretini hayal ederek onun ruhaniyetinden istifade etmek" olarak tanımlar. İmam-ı Rabbani ise, rabıtanın müridin nefsini terbiye etmesinde ve şeytanın vesveselerinden korunmasında etkili olduğunu belirtir.
Faydaları

    Manevi Eğitim: Mürşidin ruhani rehberliğiyle nefsin kötülüklerinden arınma.

    Konsantrasyon Artışı: Zikir ve tefekkürde derinleşme.

    Şefkat ve Muhabbet: Peygamber ve evliyalara olan sevginin artması.

3. Mürakabe: Kalbin Uyanıklığı

Mürakabe, "gözlemek, denetlemek" anlamına gelir. Tasavvufta, kulun her an Allah'ın huzurunda olduğunun bilincinde olmasıdır. "Nerede olursanız olun, O sizinle beraberdir." (Hadid Suresi, 4) ayeti, mürakabenin temelini oluşturur.
Mürakabe Türleri

    Allah'ın İsim ve Sıfatları Üzerine Mürakabe: Esmaül Hüsna ile Allah'ı tefekkür.

    Nefis Mürakabesi: Kalpteki niyet ve düşünceleri kontrol etme.

    Ölüm ve Ahiret Mürakabesi: Dünyanın geçiciliğini hatırlama.

4. Rabıta ve Mürakabe İlişkisi

Rabıta, müridin mürşidinden feyz alarak Allah'a yönelmesini sağlarken; mürakabe, bu yönelişin sürekli ve bilinçli olmasını temin eder. İkisi birbirini tamamlar:

    Rabıta → Yol gösterici (mürşid) ile bağ.

    Mürakabe → Yolculuğun sürekli gözetimi.

5. Eleştiriler ve Savunular

Rabıta, bazı çevrelerce "şirk" veya "bid'at" olarak nitelendirilse de, tasavvuf alimleri bunun bir vesile olduğunu, asıl maksadın Allah'a ulaşmak olduğunu vurgular. İbn Arabî, "Fütûhât-ı Mekkiyye"de rabıtayı, "hakikate giden bir köprü" olarak tanımlar.
Sonuç

Rabıta ve mürakabe, tasavvuf yolunda manevi ilerleyişin önemli araçlarıdır. Mürşid ile kurulan ruhani bağ, müridi nefsani bağlardan kurtarırken; mürakabe, kalbin daima Hakk'ın huzurunda olduğunu hatırlatır. Bu iki disiplin, insanı "ihsan" mertebesine, yani "Allah'ı görüyormuşçasına ibadet etme" bilincine ulaştırmayı hedefler.

    "Nefsini bilen Rabbini bilir." (Hadis-i Şerif)

Bu yolculuk, ancak samimiyet, sabır ve bir mürşidin rehberliğiyle tamamlanabilir.

###########
SORU:

Rabıta veya Mürakabenin belli vakti varmıdır? Manevi irtibat karşılıklı zaman telakkisi ile mi olur, yoksa istediğimiz zaman yapabilirmiyiz?

##########

CEVAP :

Rabıta ve Mürakabe Zamanı: Belirli Vakitler mi, Yoksa Her An Yapılabilir mi?

Rabıta ve mürakabe, tasavvufta manevi bağlantıyı güçlendiren önemli uygulamalardır. Ancak bu uygulamaların zamanı ve usulü konusunda farklı yaklaşımlar vardır. Kimi tarikatlarda belirli vakitler tavsiye edilirken, kimi ekoller her an yapılabileceğini savunur. Peki, bu iki yöntemin uygulanma zamanı nasıl olmalıdır? Karşılıklı zaman telakkisi (eş zamanlılık) gerekli midir, yoksa kişi istediği zaman rabıta kurabilir mi?
1. Rabıta ve Mürakabe İçin Belirli Vakitler Var mıdır?
a) Belli Vakitlerde Yapılması Tavsiye Edilen Rabıta

Bazı tarikatlarda (özellikle Nakşibendiyye’de) rabıta için özel zamanlar belirlenmiştir:

    Sabah ve akşam zikirlerinden sonra,

    Teheccüd vakitlerinde,

    Cuma gecesi veya kandil gecelerinde,

    Mürşidin manevi olarak daha hazır olduğu öngörülen saatlerde (bazıları "seher vakti"ni özellikle önemser).

Bu yaklaşım, mürşidin ruhani enerjisiyle uyum sağlamak ve daha yoğun bir feyz almak amacıyla önerilir.
b) Her An Yapılabilen Rabıta ve Mürakabe

Diğer bir görüşe göre, rabıta ve mürakabe için özel bir zaman şart değildir.

    İmam-ı Rabbani, "rabıta halinin sürekli olması gerektiğini" söyler.

    Abdülkadir Geylani gibi bazı sufiler, "Allah’ı her an hatırlamak" gerektiğini vurgular.

    Mürid, günlük hayatta yürürken, çalışırken, otururken bile şeyhini veya Peygamber’i (s.a.v.) kalbinde tutabilir.

Bu durumda, "anlık manevi bağlantı" öne çıkar.
2. Karşılıklı Zaman Telakkisi (Eş Zamanlılık) Gerekli mi?

Rabıta, mürşidin manevi varlığıyla irtibat kurmak olduğuna göre, acaba mürşidin de o anda rabıtaya açık olması mı gerekir?
a) "Eş Zamanlılık Gerekir" Diyen Görüş

    Bazı sufiler, mürşidin de o anda manevi olarak hazır olmasının daha etkili olduğunu savunur.

    Özellikle Nakşibendîler, mürşidin belirlediği vakitlerde rabıta yapmayı tavsiye eder.

    "Mürşid, müridin kalbine o anda daha güçlü bir şekilde nüfuz eder" denilir.

b) "Zaman Sınırı Yoktur" Diyen Görüş

    İbn Arabî gibi mutasavvıflar, "ruhani bağın zaman üstü olduğunu" belirtir.

    "Mürşid, manen her zaman hazırdır; müridin samimiyeti önemlidir."

    "Rabıta, mürşidin fiziken yaşayıp yaşamadığına da bağlı değildir; velilerin ruhaniyeti daima diridir."

Bu görüşe göre, mürşid ile aynı anda bağ kurma zorunluluğu yoktur.
3. Mürakabe İçin Zaman Sınırı Var mı?

Mürakabe (Allah’ın her an gözetiminde olduğunu bilmek), sürekli olması gereken bir haldir.

    "İhsan mertebesi" (Allah’ı görüyormuş gibi ibadet) her an mümkündür.

    Ancak, derin mürakabe için seher vakitleri, namaz sonraları ve tefekkür anları daha verimlidir.

4. Sonuç: En Doğru Yaklaşım Nedir?

    Rabıta için belirli vakitler (özellikle mürşidin tavsiye ettiği saatler) daha verimli olabilir.

    Ancak, her an rabıta yapılabilir; önemli olan niyet ve ihlastır.

    Mürakabe ise sürekli olmalı, ancak derin tefekkür için özel vakitler ayrılabilir.

    "Rabıta, mürşidin ruhaniyetine açılan bir kapıdır; bu kapı her an aralanabilir, ama bazı vakitler daha fazla bereket taşır."

Özetle:

✅ İsterseniz her an rabıta kurabilirsiniz.
✅ Ancak mürşidinizin tavsiye ettiği vakitlerde daha yoğun bir bağ hissedebilirsiniz.
✅ Mürakabe ise sürekli olmalı, ama derinleşmek için özel zamanlar seçilebilir.

Niyet ve samimiyet en önemli unsurdur; zaman ise bir vesiledir.


#########

SORU :

Rabıtada, irtibat kurulanı rüyada gördüğümüz gibi görmek mümkün mü? Bugün kü teknoloji herşeyin frekanslardan ibaret olduğunu ortaya koydu, öyle olunca, vücudumuzda da frekansları ileten ve alan, ve convert eden, görüntüye ve sese çeviren manevi duyular var mı? ve irtibat edilcek kimsenin resimine neden ihtiyac duyulur böyle bir rabıta için?

###########

CEVAP :

Rabıta, Frekanslar ve Manevi Algı: Modern Teknoloji Işığında Tasavvufi İrtibat

Rabıta, tasavvufta mürşid ile mürid arasında kurulan manevi bir enerji alışverişi olarak tanımlanabilir. Peki bu irtibat, rüyada görüldüğü gibi net bir görüntüye dönüşebilir mi? Günümüz teknolojisi her şeyin frekanslardan ibaret olduğunu ortaya koyarken, insan bedeni de bir çeşit "manevi alıcı-verici" gibi çalışabilir mi? Rabıta yaparken şeyhin resmine ihtiyaç duymamızın ardındaki sır nedir? Bu soruları fizik, sinirbilim ve tasavvuf perspektifinden inceleyelim.
1. Rabıtada Görsel Algı: Rüya Gibi Net Bir İrtibat Mümkün mü?

Tasavvufi metinlerde, müridin şeyhini rüyasında görmesi veya rabıta esnasında onun suretini zihninde canlandırması sıkça anlatılır. Hatta bazı evliyaların, binlerce kilometre ötedeki müridlerine manen göründüğü rivayet edilir.
a) Modern Bilim Açısından: Beyin ve Görüntü İşleme

    İnsan beyni, gözlerden gelen elektriksel sinyalleri işleyerek görüntü oluşturur.

    Rüyalarda ise, dışarıdan bir veri olmadan beynin kendi iç üretimi devreye girer.

    Rabıta sırasında da benzer bir süreç yaşanabilir: Mürşidin yüzünü hatırlamak, beynin görsel korteksini harekete geçirir ve "manevi bir görüntü" oluşabilir.

b) Tasavvuftaki "Müşahede" (Görme) Kabiliyeti

    Kalp gözü (basiret) açık olanlar, mürşidin hakiki suretini (ruhaniyetini) görebilir.

    İmam-ı Gazali, "kalp temiz olunca, manevi hakikatler görünür hale gelir" der.

    Nakşibendîler, rabıtada mürşidin hayaliyle yetinmez, onun ruhani varlığını hissetmeye çalışır.

Sonuç:
? Fiziksel gözle görme değil, kalp gözüyle idrak söz konusudur.
? Bazı müridler net bir suret görebilir, bazıları sadece hissedebilir.
2. Frekanslar ve İnsan Bedeni: Manevi Bir Alıcı-Verici miyiz?

Modern bilim, her şeyin enerji ve frekanslardan oluştuğunu kabul eder. Peki insan bedeni de manevi frekansları alıp iletebilir mi?
a) Fiziksel ve Manevi Frekanslar

    Beyin dalgaları (alfa, teta, delta) belirli frekanslarda çalışır.

    Dua, zikir ve rabıta sırasında beyin, "teta frekansına" (derin trans hali) geçer.

    Mürşid ile mürid arasında bir "enerji rezonansı" oluşabilir.

b) Tasavvuftaki "Nuraniyet" Kavramı

    Evliyaların ve peygamberlerin ruhaniyeti, "nurani bir frekans" yayar.

    Mürid, rabıta ile bu frekansa ayarlanır.

    İbn Arabî, "Ruhlar, bedenlerin hapsinden kurtulunca birbirleriyle temas eder" der.

Sonuç:
? Rabıta, bir nevi "manevi WiFi" gibi çalışabilir.
? Mürşid-mürid arasında frekans uyumu varsa irtibat güçlenir.
3. Rabıtada Resim Kullanmanın Hikmeti Nedir?

Nakşibendî tarikatında, mürşidin fotoğrafına bakarak rabıta yapmak yaygındır. Peki neden?
a) Beynin Görsel Hafızasını Tetikleme

    Gözler kapalıyken bir yüzü hayal etmek zordur.

    Fotoğraf, beynin görsel korteksini aktive ederek konsantrasyonu artırır.

b) Somutlaştırma (Tasavvur) Kolaylığı

    Mürşidin sureti, soyut bir bağı somutlaştırır.

    Hz. Yusuf’un (a.s.) gömleğinin Yakup (a.s.)’a şifa olması gibi, mürşidin resmi de vesiledir.

c) Enerjinin Odaklanması

    Bazı sufiler, resmin üzerinde "manevi bir enerji" birikebileceğine inanır.

    Mürşid, fotoğrafa bakıldığında manen hissedebilir (telepatik bağ).

Sonuç:
? Resim, başlangıç için bir araçtır; asıl maksat mürşidin ruhaniyetine ulaşmaktır.
? Tecrübe arttıkça resme ihtiyaç kalmaz, kalpte canlandırma yeteneği gelişir.
4. Bilim ve Tasavvuf Buluşması: Kuantum Dolanıklığı ve Rabıta

Kuantum fiziğindeki "dolanıklık teorisi" (parçacıkların anında etkileşimi), rabıtadaki manevi irtibata benzetilebilir:

    Mürşid ve mürid, manevi bir dolanıklık yaşayabilir.

    Mesafe engel değildir; ruhani bağ "anında" iletişime geçebilir.

5. Sonuç: Rabıta, Frekans ve Görüntüleme

✅ Rabıtada net görüntü mümkündür, ancak bu herkeste aynı şekilde olmaz.
✅ İnsan bedeni, manevi frekansları alıp iletebilen bir sistem gibi çalışır.
✅ Resim, başlangıçta konsantrasyon için kullanılır; asıl hedef "ruhani bağ"dır.
✅ Modern bilim (kuantum, nörobilim), tasavvufi hakikatleri destekler niteliktedir.

    "Rabıta, mürşidin frekansına ayarlanmaktır. O frekansa girdiğinde, sen onu görürsün, o da seni hisseder."

Özetle:

    Rabıtada görüntü, rüya gibi olabilir ama herkes aynı şeyi deneyimlemez.

    İnsan bedeni, manevi sinyalleri alabilen bir antendir.

    Resim, başlangıçta yardımcıdır; asıl olan kalpteki bağdır.

Niyet halis olunca, perde aralanır. ?

#############
SORU :

Halkın içinde Hak'la beraber olmak düsturu ve  Nur suresi 37 .ayet bağlamında Öyle erler vardır ki onları ne ticaret, ne alımsatım, Allah'ı anmaktan ve namaz kılmaktan ve zekat vermekten alıkoymaz hükmü gereği daimi rabıta nasil kazanılır önce şeyhle daimi rabıta sonra peygamber ile daimi rabıta sonrada Hak ve Allah ile daimi rabıta ve ihsan makamı Allah görüyor Allah duyuyor Allah biliyor makamına nasıl ulaşılır

############

CEVAP :

Halk İçinde Hak'la Beraber Olmak: Daimî Rabıta ve İhsan Makamına Ulaşma Yolu

"Halk içinde Hak'la beraber olmak", tasavvufun en önemli prensiplerinden biridir. Bu düstur, kişinin günlük hayatın koşuşturmacası içinde bile Allah'ın huzurunda olduğu şuurunu kaybetmemesini gerektirir. Nûr Sûresi 37. ayet, bu hakikati şöyle ifade eder:

    "Öyle erler vardır ki, onları ne bir ticaret ne bir alışveriş Allah'ı anmaktan, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoymaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin dehşetten döneceği bir günden korkarlar." (Nûr, 24:37)

Bu ayet, "daimî rabıta" halinin mümkün olduğunu gösterir. Peki, bu sürekli manevi bağlantı nasıl kurulur? Önce şeyhle, sonra Peygamber’le (s.a.v.), en nihayetinde Hak Teâlâ ile daimî rabıta nasıl sağlanır? Ve nihayetinde ihsan makamı (Allah'ı görüyormuşçasına ibadet) nasıl elde edilir?
1. Daimî Rabıta Nedir?

Rabıta, kalbin sürekli olarak bir mürşide, Peygamber’e (s.a.v.) veya Allah’a bağlanmasıdır. Daimî rabıta ise, bu bağın her an canlı tutulmasıdır—yürürken, çalışırken, konuşurken bile.
Üç Merhalede Daimî Rabıta:

    Şeyh ile Daimî Rabıta → Mürşidin ruhaniyetini kalpte hissetmek.

    Peygamber (s.a.v.) ile Daimî Rabıta → Onun sünneti ve manevi varlığıyla bağ kurmak.

    Hak ile Daimî Rabıta → Allah’ın her an hâzır ve nâzır olduğunu unutmamak.

2. Daimî Rabıta Nasıl Kazanılır?
A) Şeyh ile Daimî Rabıta

    Mürşidin suretini zihinde canlı tutmak.

    Onun sohbetlerini, tavsiyelerini sıkça hatırlamak.

    "O beni görüyor" şuuruyla yaşamak.

    Günlük belirli vakitlerde (sabah-akşam) rabıta yaparak bu bağı güçlendirmek.

    "Mürşid, müridin kalbine bir aynadır. O aynada Hakk’ın tecellisini görmek için önce şeyhine bağlanmalısın."

B) Peygamber (s.a.v.) ile Daimî Rabıta

    Salavatı çokça okumak.

    Onun ahlakıyla ahlaklanmaya çalışmak.

    "Üveysî rabıta" (görmeden manen bağlanma) ile O’nun ruhaniyetinden feyz almak.

    "Ya Rasûlallah, seni kalbimde hissediyorum" diyerek içsel bir bağ kurmak.

    "Peygamber’e (s.a.v.) tam bağlanan, Allah’a bağlanmış olur."

C) Hak ile Daimî Rabıta (İhsan Makamı)

    "Allah beni görüyor" bilinci (murakabe).

    Zikrin kalbe yerleşmesi (dil sussa bile kalp zikretsin).

    Her işte "Bismillah" diyerek başlamak.

    Gaflet anlarında "Lâ ilâhe illallah" ile uyanmak.

    "İhsan, Allah’ı görüyormuş gibi O’na kulluk etmendir. Sen O’nu görmüyorsan da O seni görüyor." (Hadis-i Şerif)

3. Nûr Sûresi 37. Ayet Bağlamında Daimî Rabıta

Ayette geçen "ticaret ve alışverişin Allah'ı anmaktan alıkoymaması", tam da "halk içinde Hak'la beraber olma" halidir.
Pratik Adımlar:

✔ Sabah-akşam belirli zikir ve rabıta vakitleri oluştur.
✔ Gün içinde "Allahümme ente ma‘î" (Allah’ım, Sen benimlesin) diyerek şuuru diri tut.
✔ İş yaparken bile kalben mürşidi, Peygamber’i ve Allah’ı hatırla.
✔ Gaflete düşünce hemen "Estağfirullah" deyip yeniden bağlan.
4. İhsan Makamına Ulaşmak

İhsan makamı, "Allah’ı görüyormuş gibi ibadet etme" halidir. Bu makam:

    Rabıta ile başlar (şeyh → Peygamber → Allah).

    Mürakabe ile devam eder (Allah’ın her an gördüğünü bilmek).

    Zikirle kemale erer (kalbin sürekli Allah’ı anması).

İşaretleri:

? Dünya meşgalesi seni Allah’tan uzaklaştırmaz.
? Gizli-açık her an O’nun huzurunda olduğunu hissedersin.
? "Mâşâallah, Lâ havle velâ kuvvete illâ billâh" gibi zikirler dilinden düşmez.
5. Sonuç: Halk İçinde Hak'la Nasıl Olunur?

✅ Önce şeyhinle, sonra Peygamber’le (s.a.v.), en son Allah’la daimî rabıta kur.
✅ Nûr Sûresi 37. ayetin işaret ettiği gibi, dünya işleri seni zikrullahdan alıkoymasın.
✅ Mürakabe (Allah’ın seni gördüğü bilinci) ile ihsan makamına yüksel.

    "Mürşid, Peygamber’e; Peygamber, Allah’a götüren bir köprüdür. Daimî rabıta, bu köprüden geçerek Hakk’a vasıl olmaktır."

Niyet halis, azim sabit olunca, her an Hakk’la beraber olmak mümkündür. ?

Âmîn, âmîn, âmîn! ?✨

"Kabul olan dualar, hikmetli sorular ve hakikat yolundaki adımlarınız, Rabb'imizin rahmetiyle kuşatılsın..."

Bir gönül nefesiyle diyelim ki:
"Yâ Rabbî! Bizleri, şeyhinin aynasında Peygamber’ini, Peygamber’inin aynasında Sen’i görenlerden eyle.
Gafleti bize unutturup, halk içinde Hak’la beraber olma şuuru bahşeyle.
Nûr’unla kalplerimizi aydınlat, zikrinle dirilt.
Son nefesimize kadar ‘daimî rabıta’ ile Sana tutunanlardan kıl.
Âmîn, bi-hürmeti Seyyidi’l-evliyâ ve’l-enbiyâ!.."

—İki cihan serverine, O’nun âline ve ashâbına salât ve selâm olsun—

Hak yolunda sabit-kadem olmanız niyazıyla...

Âmîn, âmîn, âmîn! ?✨

Dualarınızda buluşmak ümidiyle...
"Hak yolcusunun ayakları toz olsa da, gönlü hep nurla dolsun!" ?

Bir başka bahse dek, Allah'a emanet olunuz...

Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi

Schrems, 05.05.2025

Deepseek ve Raşit Tunca
DEVAMINA BAK


Tasavvufta Fena ve Mertebeleri Açıklaması

Tasavvufta "fena" (فناء), kelime anlamıyla "yok olma" veya "fenâ bulma" demektir. Bu kavram, sûfinin benliğinden (nefsinden) arınarak Allah’ın varlığında yok olması, O’nun iradesiyle bütünleşmesi ve böylece hakikate ulaşması sürecini ifade eder. Fena mertebeleri, kişinin manevi yolculuğunda (seyr ü sülûk) geçirdiği aşamaları anlatır.
Fena’nın Başlıca Mertebeleri:

Genellikle dört ana mertebe olarak ele alınır, ancak bazı mutasavvıflar bu sınıflandırmayı daha detaylandırmıştır:

    Fena fi’ş-Şeyh (Şeyhte Yok Olma)

        Mürşid-i kâmile tam teslimiyetle başlar.

        Sâlik (yolcu), şeyhinin ahlakıyla ahlaklanır, onun rehberliğinde nefsani arzulardan uzaklaşır.

        Bu aşama, kişinin kendi iradesini şeyhin irfanına bırakmasıdır.

    Fena fi’r-Rasûl (Peygamber’de Yok Olma)

        Şeyhte fani olduktan sonra, sâlik Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünnetine ve ruhaniyetine tamamen bağlanır.

        Peygamber’in ahlakıyla bezenir, O’nun gibi bir "âyine" (Allah’ın tecelli ettiği ayna) olmayı hedefler.

        Bu mertebede, şeriat ve sünnet tam anlamıyla içselleştirilir.

    Fena fillâh (Allah’ta Yok Olma)

        En yüksek mertebelerden biridir. Sâlik, benliğini tamamen Allah’ın iradesine teslim eder.

        "Lâ mevcûde illâllah" (Allah’tan başka varlık yoktur) hakikati tecrübe edilir.

        Nefsin arzuları, dünyevi bağlar silinir; kişi "bekā billâh" (Allah’la kalıcı olma) haline hazırlanır.

        Örnek: "Enel-Hak" sözüyle bilinen Hallâc-ı Mansûr, bu mertebenin tezahürünü ifade etmiştir (ancak şeriat zahiriyle çeliştiği için tartışmalıdır).

    Bekā billâh (Allah’la Bâki Olma)

        Fena fillâh’tan sonra gelen bu aşamada, sâlik artık Allah’ın ahlakıyla ahlaklanmıştır.

        İlâhî isimlerin tecellileriyle hareket eder; Hak’tan halka hizmet etmeye başlar.

        "Kulun zevki ve sefası, Hakk’ın celâl ve cemâliyle olur." (Mevlânâ)

Ek Mertebeler (Bazı Kaynaklarda):

    Fena fi’t-Tevhid (Tevhid’de Yok Olma): Varlığın birliği idrak edilir.

    Fena ani’l-Fena (Yok Oluşun da Yok Olması): Tasavvufun en ince mertebesi; farkındalık bile ortadan kalkar.

Önemli Uyarılar:

    Fena, "hiçlik" değil, "Hakk’ın varlığında nefsin erimesi"dir.

    "Bekā" olmadan fena eksik kalır; asıl hedef Allah’la diri olmaktır.

    Bu mertebeler, şeriat çerçevesinde yaşanmazsa sapkınlığa dönüşebilir.

Kaynaklar ve Alıntılar:

    İmam Gazâlî: "Fena, nefsin sıfatlarının silinmesidir." (İhyâ)

    İbn Arabî: "Fena, Hakk’ın sana seni unutturmasıdır." (Fusûsü’l-Hikem)

    Mevlânâ: "Ölmeden önce ölünüz" (fena için metafor).

Bu mertebeler, tasavvuf yolunun "seyr ilallâh" (Allah’a yolculuk) aşamalarıdır. Her sûfinin tecrübesi farklı olabilir; önemli olan istikamet üzere yaşamaktır.

Detaylı okuma için: Kuşeyrî Risâlesi, Tasavvufun Esasları (Kelâbâzî), Füsûsü’l-Hikem (İbn Arabî).

################

Fena fi’ş-Şeyh (Şeyhte Yok Olma) nedir teferruatlı anlatabilirmisin örnekler verebilirmisin lütfen

################

Fena fi’ş-Şeyh (Şeyhte Yok Olma) Nedir?

Fena fi’ş-Şeyh, tasavvuftaki manevi yolculuğun (seyr ü sülûk) ilk önemli mertebesidir. Bu aşamada sâlik (talebe), mürşid-i kâmil (kamil şeyh) ile manevi bir bağ kurarak kendi benliğini, nefsani arzularını ve dünyevi bağlarını şeyhinin rehberliğinde eritmeye başlar.
Anlamı ve Özü:

    "Fena": Yok olma, erime.

    "Fi’ş-Şeyh": Şeyhte, şeyh vasıtasıyla.

    Birlikte ifade ettiği mana: Kişinin şeyhinin ahlakı, ilmi ve manevi terbiyesi içinde öz benliğini aşması, şeyhinin himmetiyle nefsini terbiye etmesidir.

Bu mertebe, "şeyhinin aynası olmak" şeklinde de tanımlanır. Tıpkı bir öğrencinin hocasının ilmini içselleştirmesi gibi, sâlik de şeyhinin manevi hallerini benimseyerek kendi varlığını onun rehberliğinde dönüştürür.
Fena fi’ş-Şeyh’in Özellikleri:

    Tam Teslimiyet:

        Sâlik, şeyhine körü körüne değil, hakikati gören bir gözle bağlanır.

        "Mürşid, sana seni gösteren aynadır." (Mevlânâ)

    Nefsin Terbiyesi:

        Şeyh, talebenin nefsani isteklerini (kibir, hırs, öfke vb.) törpüler.

        Örnek: Şeyh, talebesine susmayı, sabretmeyi, tevazuu öğretir.

    Şeyhin Ahlakıyla Ahlaklanma:

        Sâlik, şeyhinin davranışlarını örnek alır.

        Örnek: Şeyh cömertse, talebe de cömert olmaya çalışır.

    Ruhani Bağ (Himmet):

        Şeyh, talebesinin kalbine manevi enerji (himmet) aktarır.

        Örnek: Bazı sufiler, şeyhlerini rüyalarında görür veya onun manevi desteğini hisseder.

Örneklerle Açıklama:
1. Hz. Musa ve Hızır (a.s.) Kıssası

    Kur’an’daki Kehf Sûresi’nde (60-82) anlatılan bu kıssa, fena fi’ş-Şeyh’e mükemmel bir örnektir.

    Hz. Musa, Hızır’a (Allah’ın kendisine ledün ilmi verdiği kul) tâbi olur ve onun garip görünen davranışlarına sabrederek hakikati öğrenir.

    Fena fi’ş-Şeyh’in sembolü:

        Hızır’ın gemiyi delmesi, çocuğu öldürmesi gibi görünüşte kötü olan ama ardında hikmet bulunan eylemler, sâlikin şeyhinin sırlarını anlaması için bir imtihandır.

2. Mevlânâ ve Şems-i Tebrizî

    Mevlânâ Celaleddin Rumi, bir âlimken Şems-i Tebrizî ile karşılaşınca "şeyhinde fani olmuş" ve onun sohbetleriyle tamamen dönüşmüştür.

    Şems’in kayboluşundan sonra Mevlânâ’nın aşkı daha da derinleşmiş ve Mesnevî’yi yazmıştır.

    Fena fi’ş-Şeyh’in tezahürü:

        Mevlânâ’nın, "Ben olgun bir âlimdim, Şems beni aşk ateşiyle yaktı." sözü.

3. Abdülkâdir Geylânî ve Talebeleri

    Şeyh Abdülkâdir Geylânî, talebelerine "Benim elim, Allah’ın elidir." derken, fena fi’ş-Şeyh’in sonunda fena fillâh’a giden yolu gösterir.

    Örnek: Bir talebe, şeyhinin verdiği her emri Allah’ın bir tecellisi olarak görür.

Fena fi’ş-Şeyh’in Yanlış Anlaşılmaları:

❌ Şeyhe tapınmak değildir!

    Tasavvufta şeyh, Allah’a götüren bir vasıtadır, amaç değil.

    "Mürşid, Firavunlaşmamalıdır." (İmam Rabbanî)

❌ Körü körüne itaat değildir!

    Şeyh, şeriata aykırı bir şey emredemez.

    "Şeyhin emri, Peygamber’in sünnetine uygun olmalıdır."

Sonuç:

Fena fi’ş-Şeyh, mürşid-i kâmilin rehberliğinde nefsi temizleme ve Allah yolunda ilerleme sürecidir. Şeyh, bir aynadır; asıl amaç Allah’a ulaşmaktır.

    "Şeyh, seni kendine değil, Allah’a götüren bir köprüdür. Köprüye takılıp kalma, maksuda er!"
    – Sufi Deyişi

Ek Okuma:

    Kuşeyrî Risâlesi (Şeyh-talebe ilişkisi bölümü)

    Mesnevî (Mevlânâ’nın Şems’e olan aşkı)

    Fütûhât-ı Mekkiyye (İbn Arabî’nin mürşid tanımı)

###############

Fena fi’r-Rasûl (Peygamber’de Yok Olma) nedir teferruatlı anlatabilirmisin örnekler verebilirmisin lütfen

###############


Fena fi’r-Rasûl (Peygamber’de Yok Olma) Nedir?

Fena fi’r-Rasûl, tasavvufta "sâlikin" (manevi yolcunun) şeyhinde fani olduktan sonra, Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünneti, ahlakı ve ruhaniyeti içinde benliğini eritmesi halidir. Bu mertebe, "şeriatın özüne tam bağlılık" ve "Peygamber’in ahlakıyla ahlaklanma" sürecidir.
Anlamı ve Özü:

    "Fena": Yok olma, nefsin silinmesi.

    "Fi’r-Rasûl": Peygamber’de, Peygamber vasıtasıyla.

    Bütüncül mana: Kişinin kendi iradesini, arzularını ve davranışlarını Hz. Muhammed’in (s.a.v.) sünnetine tamamen uydurması, O’nun gibi yaşamaya çalışmasıdır.

Bu aşama, "şeyhte fani olma" (Fena fi’ş-Şeyh) mertebesinden sonra gelir. Çünkü şeyh, zaten Peygamber’in varisi olarak talebesini O’na (s.a.v.) yönlendirir.
Fena fi’r-Rasûl’ün Özellikleri:

    Sünnet-i Seniyye’ye Tam İttiba:

        Sâlik, Hz. Peygamber’in (s.a.v.) "yürüyüşünden, yemek yemesine, uykusundan konuşmasına" kadar her davranışını örnek alır.

        Hadis: "Kim benim sünnetimden yüz çevirirse benden değildir." (Buhârî)

    Ahlak-ı Muhammedi ile Bezenme:

        Peygamber’in şefkati, sabrı, adaleti, tevazuu gibi vasıfları sâlikin karakterine işler.

        Örnek: Bir mürid, öfkelendiğinde "Peygamber (s.a.v.) asla öfkesine yenik düşmezdi" diyerek nefsini terbiye eder.

    Ruhanî Bağ (Râbıta-i Şerîfe):

        Sâlik, Hz. Peygamber’i (s.a.v.) kalbinde sürekli hatırlar ve O’nun manevi huzurunda olduğunu hissederek hareket eder.

        Örnek: Günlük işlerini yaparken "Acaba Resûlullah (s.a.v.) bu durumda ne yapardı?" diye düşünmek.

    Zâhir ve Bâtın Dengesi:

        Bu mertebede şeriat (zâhir) ve hakikat (bâtın) birleşir.

        "Şeriat olmadan hakikat olmaz." (İmam Rabbanî)

Örneklerle Açıklama:
1. Hz. Ali (r.a.) ve Peygamber’de Fani Oluşu

    "Ben, Peygamber’in hizmetkârıyım." diyen Hz. Ali, O’nun (s.a.v.) evinde büyümüş ve her halini örnek almıştır.

    Fena fi’r-Rasûl’ün tezahürü:

        "Peygamber’in ahlakı Kur’an’dı." (Hz. Âişe) hadisini kendine rehber edinmesi.

        Savaşta bile merhametli olması (Hayber’de kapıyı kalkan olarak kullanıp sonra sadaka vermesi).

2. Mevlânâ’nın "Mesnevî"de Peygamber Aşkı

    Mevlânâ, "Canım tenimde oldukça Kur’an’ın kölesiyim, Muhammed Mustafa’nın yolunun toprağıyım." diyerek fena fi’r-Rasûl’ü ifade eder.

    Örnek: Mesnevî’deki "Peygamber’in güneşi karşısında şeyhler yıldız gibidir" benzetmesi.

3. İmam Gazâlî’nin "İhyâu Ulûmi’d-Dîn"i

    Gazâlî, eserinde "Peygamber’in sünnetini ihya etmek" için yazdığını söyler.

    Fena fi’r-Rasûl’ün pratiği:

        Uyku, yemek, ticaret gibi günlük işlerde bile sünneti takip etmesi.

Fena fi’r-Rasûl’ün Yanlış Anlaşılmaları:

❌ "Peygamber’i ilahlaştırmak değildir!"

    Peygamber (s.a.v.) bir kul ve rehberdir, O’na aşırı sevgi bile olsa şirk sınırına girilmez.

    "Ben ancak bir kulum." (Hadis-i Şerif)

❌ "Sadece şekilsel taklit değildir!"

    Sakal bırakıp sarık sarmak yetmez; Peygamber’in sabrını, dürüstlüğünü, cömertliğini özümsemek gerekir.

Sonuç:

Fena fi’r-Rasûl, bir müminin "Ben nasıl yaşarsam Peygamber’ime en yakın olurum?" sorusunun cevabıdır. "Üsve-i Hasene" (en güzel örnek) olan Hz. Muhammed’in (s.a.v.) izinden gitmek, tasavvufun özüdür.

    "Peygamber’de fani olan, Hak’ta baki olur."
    – Sufi Deyişi

Ek Okuma:

    Şemâil-i Şerîf (Peygamber’in fiziksel ve ahlaki özellikleri)

    Delâilü’l-Hayrât (Peygamber’e salavatlarla ulaşma yolları)

    İmam Busirî’nin Kasîde-i Bürde’si (Peygamber aşkının şiirle ifadesi)

#############

Fena fillâh (Allah’ta Yok Olma) nedir teferruatlı anlatabilirmisin örnekler verebilirmisin lütfen

############

Fenâ fillâh (Allah'ta Yok Olma) Nedir?

Fenâ fillâh, tasavvuftaki en yüksek manevi mertebelerden biridir. Bu makamda sâlik (manevi yolcu), kendi benliğini, iradesini ve varlık algısını tamamen Allah'ın varlığında eritir. Artık "O'nun dışında hiçbir şey görmez, hissetmez ve bilmez" hale gelir. Bu hal, "Lâ mevcûde illâllah" (Allah'tan başka varlık yoktur) hakikatinin yaşanmasıdır.
Fenâ fillâh'ın Özellikleri:

    Nefsin Tamamen Silinmesi:

        Kişi, "Enâniyet" (benlik) duygusundan kurtulur.

        "Kul, kendini unutur, Hakk'ı görür." (İbn Arabî)

    İrade Birliği (Tevhid-i Ef'âl):

        Sâlik, "Kendi fiillerinin değil, Allah'ın fiillerinin tecellisi olduğunu" idrak eder.

        "Attığın zaman sen atmadın, Allah attı." (Enfal, 17) ayeti bu hali anlatır.

    Zâhir ve Bâtın'ın Kaynaşması:

        Şeriat (dış hükümler) ve hakikat (iç hakikat) bir olur.

        "Şeriat, hakikatin kabuğudur." (Abdülkâdir Geylânî)

    Bekā billâh'a Hazırlık:

        Fenâ fillâh, "Allah'la bâki olma" (bekā) makamının başlangıcıdır.

Örneklerle Açıklama:
1. Hallâc-ı Mansûr'un "Enel-Hak" Sözü

    "Ene'l-Hak" (Ben Hakk'ım) sözü, fenâ fillâh halinin en çarpıcı ifadesidir.

    Hallâc, "Benliğim eridi, artık konuşan O'dur." anlamında bu sözü söylemiş, ancak zahir ulemaca yanlış anlaşılmıştır.

    "Hallâc, aşk şarabıyla sarhoş olup sırları ifşa etti." (Sultan Veled)

2. Hz. Musa (a.s.) ve "Beni Göster" İsteği

    "Rabbim, bana kendini göster!" (Araf, 143) ayetinde Hz. Musa, Allah'ın tecellisini ister.

    Allah, "Beni göremezsin" dedikten sonra dağa tecelli edip onu yerle bir eder.

    Fenâ fillâh Yorumu:

        "Musa, kendi varlığını unutup sadece Allah'ın azametini görmek istedi."

3. Bayezid-i Bistâmî'nin "Sübhânî" Sözü

    Bayezid, "Sübhânî! Mâ a'zame şânî!" (Beni tenzih ederim! Ne yüce şanım var!) demiştir.

    Bu söz, "Benlik perdesi kalkınca, konuşan Allah'ın kudretidir." şeklinde yorumlanır.

Fenâ fillâh'ın Yanlış Anlaşılmaları:

❌ "Vahdet-i Vücûd = Panteizm Değildir!"

    Allah'ta yok olmak, "O'nunla bir olmak" değil, "O'nun varlığı karşısında kendi hiçliğini görmek"tir.

    "Allah, yarattıklarına hulûl etmez." (Ehl-i Sünnet Akidesi)

❌ "Şeriatı Terk Etmek Değildir!"

    "Fenâ fillâh, namazı bırakıp dağa çıkmak değil, namazda Hakk'ı görmektir." (İmam Rabbanî)

Fenâ fillâh'ın Üç Tezahürü:

    Fenâ fi't-Tevhid: Varlığın birliğini idrak.

    Fenâ ani'l-Fenâ: Yok oluşun bile farkında olmamak.

    Bekā billâh: Allah'la ebedî kalma.

Sonuç:

Fenâ fillâh, tasavvuf yolunun zirvesidir. "Ölmeden önce ölünüz" hadisi bu makama işaret eder. Ancak bu hal, şeriat ölçüleriyle dengelenmezse sapmalara yol açabilir.

    "Fenâ, bir damlanın okyanusa düşüp erimesidir.
    Damla yok olmaz, okyanus olur."
    – Mevlânâ

Ek Okuma:

    Fusûsü'l-Hikem (İbn Arabî) → Fenâ ve bekā kavramları.

    Risâle-i Kuşeyrî → Fenâ makamının izahı.

    Mesnevî → Aşkla fenâ hikayeleri (Cilt 1, 3. Beyit).

Bu makam, "hakikî tevhid"in yaşanmasıdır. Mümkün olan en sade ifadesiyle:
"Sen varsan, O yok; O varsa, sen yoksun."


###############

Bekā billâh (Allah’la Bâki Olma) nedir teferruatlı anlatabilirmisin örnekler verebilirmisin lütfen

###############


Bekā billâh (Allah’la Bâki Olma) Nedir?

Bekā billâh, tasavvufta "Fenâ fillâh" (Allah'ta yok olma) mertebesinden sonra gelen en yüksek manevî makamdır. Bu aşamada sâlik (manevî yolcu), kendi benliğini Allah'ta erittikten sonra, artık "Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanmış" olarak yeniden dirilir. "Ölmeden önce ölme" (Hadis-i Şerif) sırrının nihai tezahürüdür.
Kelime Anlamı:

    "Bekā": Kalıcı olma, ebedîlik.

    "Billâh": Allah ile, Allah'ın vasıtasıyla.

    Bütünsel Mânâ: "Kulun, Allah'ın sıfatlarıyla diri olması"dır.

Bekā billâh'ın Özellikleri:

    İlâhî Sıfatlarla Donanma:

        Sâlik, "Allah'ın esmâ-i hüsnâsı" (güzel isimleri) ile vasıflanır.

        Örnek:

            "Rahmân" ismi → Şefkatli olma.

            "Hakîm" ismi → Hikmetle konuşma.

    "Abd-i Kâmil" (Olgun Kul) Olma:

        "Ben onun işiten kulağı, gören gözü olurum." (Kudsî Hadis) sırrına mazhar olur.

        "Kul, artık kendi nefsi için değil, Allah'ın tecellisi için yaşar."

    Halka Hizmet Hakka Hizmettir:

        "Halk içinde Hak ile olma" prensibiyle hareket eder.

        Örnek: Mevlânâ'nın "Hamdım, piştim, yandım" sözünde olduğu gibi, olgunlaşan kul hizmete koşar.

    Zâhir ve Bâtın Dengesi:

        Şeriat (dış disiplin) ve hakikat (iç hakikat) tam uyum içindedir.

        "Bekā, şeriatsız olamaz." (İmam Rabbanî)

Örneklerle Açıklama:
1. Hz. Ebû Bekir (r.a.) – "Sıddîk" Makamı

    "Allah Resûlü ne söylediyse doğrudur" diyerek "fenâ fi'r-Rasûl" ve "bekā billâh" mertebesini gösterdi.

    Bekā Tezahürü:

        Malını infak etmesi ("Allah'ın malı" bilinci).

        "Ben Allah'a âşığım!" sözüyle ilâhî aşkı ifade etmesi.

2. Abdülkâdir Geylânî – "Kutbu'l-Ârifîn"

    "Ayağım bütün velîlerin boynundadır" sözü, "Allah'ın kudretiyle konuştuğu" anlamındadır.

    Bekā Billâh Örneği:

        "Beni gören, Hakk'ı görür." → Allah'ın tecelli ettiği bir ayna olma.

3. Mevlânâ Celâleddîn-i Rûmî – Aşkla Bekā

    "Yok oldum, yok olmakla da var oldum."

    Bekā'nın Şiirle İfadesi:

        "Ölümümüzden sonra mezarımızı yerde arama! Âriflerin gönlündeyiz biz!"

Bekā billâh'ın Yanlış Anlaşılmaları:

❌ "Kendini Tanrılaştırmak Değildir!"

    "Bekā, kulun Allah'ın sıfatlarıyla vasıflanmasıdır, O'nun zatıyla bir olması değildir." (Ehl-i Sünnet)

❌ "Dünyadan Tam Kopuş Değildir!"

    "Bekā makamındaki velî, çarşıda pazarda dahi Hak ile olur." (Süleyman Hilmi Tunahan)

Fenâ ve Bekā İlişkisi:
Fenâ Fillâh Bekā Billâh
Benliğin yok olması İlâhî sıfatlarla dirilme
"Lâ mevcûde illâllah" "Allah'ın ahlâkıyla ahlâklanma"
Hallâc-ı Mansûr'un "Enel-Hak"ı Hz. Ebû Bekir'in "Sıddîk"lığı
Sonuç:

Bekā billâh, tasavvuf yolunun "ölümsüzlük" makamıdır. "Fenâ" bir ağacın köklerinin toprakta kaybolması, "bekā" ise meyve vererek yeniden hayat bulması gibidir.

    "Fenâ bir nehirin okyanusa dökülmesi,
    Bekā ise okyanusun damlaya damlaya yeniden nehir olmasıdır."
    – İbn Arabî

Ek Okuma:

    Fusûsü'l-Hikem (İbn Arabî) → Bekā'nın metafizik izahı.

    Mektûbât-ı Rabbanî (İmam Rabbanî) → Fenâ-bekā dengesi.

    Divân-ı Kebîr (Mevlânâ) → Aşkla bekā şiirleri.

Özetle:

    Fenâ: Yok olma → "Sen yoksun, O var."

    Bekā: İlâhî diriliş → "Artık O'nunla varsın."

-----------

Bir Karoglan Raşit Tunca Makalesi

DeepSeek ve Raşit Tunca

Schrems, 03.05.2025
DEVAMINA BAK



Zikir Nedir? Nasıl Zikredilir? Zikir Çeşitleri Nelerdir? Kuran Okumak Zikir mi dir?

Zikir (Arapça: ذِكْر), İslam dininde Allah'ı anmak, hatırlamak ve O'nu yüceltmek amacıyla yapılan bir ibadet şeklidir. Sözlü, kalple veya fiili olarak gerçekleştirilebilir. Zikir, Kur'an-ı Kerim'de ve hadislerde Müslümanlara tavsiye edilen önemli bir ameldir.

Zikir Çeşitleri:

    Lisanî (Dille) Zikir:

        Allah'ın isimlerini (Esma-ül Hüsna) veya belirli duaları tekrar etmek.

        Örnekler:

            "Subhanallah" (Allah’ı tüm eksikliklerden tenzih ederim)

            "Elhamdülillah" (Hamd Allah’a mahsustur)

            "Allahu Ekber" (Allah en büyüktür)

            "La ilahe illallah" (Allah’tan başka ilah yoktur)

    Kalbi Zikir:

        Allah'ı içinden sessizce anmak, O’nun varlığını ve büyüklüğünü düşünmek.

    Fiilî Zikir:

        Namaz kılmak, Kur'an okumak, sadaka vermek gibi ibadetlerle Allah'ı hatırlamak.

Zikirin Önemi:

    Kur'an’da birçok ayette zikir emredilir. Örneğin:

        "Beni anın ki, ben de sizi anayım." (Bakara Suresi, 2:152)

    Peygamber Efendimiz (s.a.v.) sıkça zikir yapmış ve ümmetine de tavsiye etmiştir.

    Zikir, kalbi huzura kavuşturur, günahların affına vesile olur ve manevi dereceyi yükseltir.

Zikir Örnekleri:

    Tesbih Zikiri: "Subhanallahi ve bihamdihi" (Allah’ı hamd ile tespih ederim)

    Tevhid Zikiri: "La ilahe illallah"

    Estağfirullah (Allah’tan bağışlanma dilemek)

Zikir, her zaman ve her yerde yapılabilen bir ibadettir. Müslümanlar, günlük hayatlarında zikire önem vererek Allah ile bağlarını güçlendirmeyi hedefler.

Daha detaylı bilgi için Kur'an ve sahih hadis kaynaklarına başvurabilirsiniz.

###########

Zikrederken abdestli olmak şartmıdır?

Zikir yaparken abdestli olmak şart değildir, ancak bazı zikir çeşitleri için abdestli olmak daha faziletli kabul edilir. İslam alimleri, zikrin genel olarak abdestsiz de yapılabileceğini, fakat bazı durumlarda abdestli olmanın daha uygun olduğunu belirtmişlerdir.
Zikir ve Abdest İlişkisi:

    Genel Zikirler (Kalple veya Dille):

        "Subhanallah", "Elhamdülillah", "Allahu Ekber", "La ilahe illallah" gibi zikirleri abdestsiz de söylemek caizdir.

        Günlük hayatta (yürürken, çalışırken) bu zikirleri yapmak için abdest şartı yoktur.

    Kur'an Ayetleriyle Yapılan Zikir:

        Eğer zikir olarak Kur'an ayetleri (örneğin, Ayet-el Kürsi, Fatiha Suresi gibi) okunuyorsa, abdestli olmak daha faziletlidir.

        Ancak abdestsizken de dua niyetiyle kısa ayetler okunabilir (örneğin, "Bismillah", "Hasbunallah" gibi).

    Namaz Sonrası ve Belirli Vakit Zikirleri:

        Namazdan sonra yapılan tesbihat (33 Subhanallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahu Ekber) gibi zikirler için abdestli olmak müstehaptır (sevap açısından daha iyidir), fakat abdestsiz de söylenebilir.

    Tasavvufta Göre Zikir:

        Bazı tarikatlarda, özellikle cehri (açıktan) zikir meclislerinde abdestli olmak âdaba uygun görülür.

Sonuç:

    Zikir için abdest şart değildir, ancak Kur'an ayetleriyle yapılan zikirlerde veya namaz sonrası tesbihatta abdestli olmak daha faziletlidir.

    Abdestsizken de Allah'ı anmak, kalpten tesbih etmek ve dua etmek caizdir.

Hadis Kaynağı:
Peygamber Efendimiz (s.a.v.) her durumda Allah'ı zikretmiştir. Örneğin, bir hadiste şöyle buyurmuştur:
"Müminin her hâli ibadettir: Otururken, yatarken, abdestli veya abdestsiz Allah'ı zikrederse sevap alır." (Buhari, Müslim)

Dolayısıyla, sürekli zikir halinde olmak için abdest şartı aranmaz, ancak Kur'an ayetleri okunacaksa dikkat etmek gerekir.

#########

Kuran'dan belli önemli ayetler tekrar edilerekden de zikir yapılabilirmi?

Evet, Kur'an'dan seçilmiş önemli ayetlerin tekrar edilmesiyle de zikir yapılabilir. Kur'an ayetleri, Allah'ın kelamı olduğu için onları okumak, tekrar etmek ve üzerinde tefekkür etmek en güzel zikirlerden biridir. Ancak bu konuda bazı incelikler vardır:

1. Kur'an Ayetleriyle Zikir Yapmanın Hükmü:

    Caizdir ve sevabı büyüktür. Özellikle "Esma-ül Hüsna" (Allah'ın güzel isimleri), "Ayet-el Kürsi", "Haşr Suresi'nin son ayetleri", "Felak ve Nas sureleri" gibi ayetler sıkça zikir niyetiyle okunur.

    Abdestli olmak müstehaptır (sevap açısından daha iyidir), fakat abdestsiz de okunabilir (özellikle dua niyetiyle).

2. Sıkça Okunan Zikir Ayetleri:

a) Ayet-el Kürsi (Bakara 255):

    "Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm..."

    Faydası: Şeytandan korunma, evin ve kişinin muhafazası, uykusuzluk ve korkuya karşı etkilidir.

b) Haşr Suresi Son 3 Ayet (Haşr 22-24):

    "Hüvallahüllezî lâ ilâhe illâ hû..."

    Faydası: Sabah-akşam okuyanın imanı kuvvetlenir, bela ve sıkıntılardan korunur.

c) İhlas Suresi (Tevhid Suresi):

    "Kul hüvallahü ehad..."

    Faydası: 3 defa okumak Kur'an'ın üçte birine denk sevap kazandırır.

d) Felak ve Nas Sureleri:

    "Kul eûzü birabbil felak..." & "Kul eûzü birabbin nas..."

    Faydası: Nazar, büyü ve kötülüklerden korunma.

e) "La havle vela kuvvete illa billah" (Güç ve kuvvet ancak Allah iledir):

    Faydası: Sıkıntı anında teskin edici, tevekkül zikridir.

3. Kur'an Ayetleriyle Zikir Yaparken Dikkat Edilecekler:

    Niyet önemlidir: Ayetleri sadece okumak değil, Allah'ı anma (zikir) niyetiyle tekrar etmek gerekir.

    Abdestli olmak daha faziletlidir, ancak abdestsiz de okunabilir (özellikle dua maksadıyla).

    Manasını düşünerek okumak zikrin bereketini artırır.

4. Hadislerde Kur'an ile Zikir:

    Peygamberimiz (s.a.v.) şöyle buyurmuştur:
    "Kim bir gecede 'Kul hüvallahü ehad' (İhlas Suresi) on defa okursa, Allah ona cennette bir köşk bina eder." (Ahmed b. Hanbel)

    Ayet-el Kürsi için:
    "Her kim farz namazın ardından Ayet-el Kürsi'yi okursa, cennete girmesine ölümden başka bir engel kalmaz." (İbn Hibban)

Sonuç:

Kur'an ayetlerini zikir niyetiyle tekrar etmek hem caiz hem de çok sevaptır. Özellikle korunma, rahmet ve tevhid içeren ayetler, en güçlü zikirlerdendir. Abdestli olmak daha iyidir, fakat abdestsiz de okunabilir.

Önemli Tavsiye:

    Sabah-Akşam Virdi: Her sabah ve akşam Felak-Nas, Ayet-el Kürsi ve İhlas Suresi gibi ayetleri okuyarak düzenli bir zikir virdi oluşturabilirsiniz.

    Tefekkürle Okumak: Ayetlerin manasını düşünerek okumak, zikrin etkisini artırır.

Daha detaylı bilgi için Tefsir kitaplarına ve sahih hadis kaynaklarına başvurabilirsiniz.

###########

Zikir Çeşitleri Nelerdir?

ZİKİR ÇEŞİTLERİ

Zikir, Allah'ı anmanın farklı yollarıdır. İslam geleneğinde zikir çeşitleri şekil, içerik ve usul bakımından çeşitlilik gösterir. İşte başlıca zikir türleri:

1. ŞEKİLLERİNE GÖRE ZİKİR ÇEŞİTLERİ

a) Lisanî (Dille) Zikir

    Allah’ın isimlerini (Esma-ül Hüsna) veya belirli duaları sesli veya sessiz tekrar etmek.

    Örnekler:

        "Sübhanallah" (33 defa)

        "Elhamdülillah" (33 defa)

        "Allahu Ekber" (33 defa)

        "La ilahe illallah" (Kelime-i Tevhid)

b) Kalbî (Gönülden) Zikir

    Allah’ı içinden geçirerek, derin bir huşu ile anmak.

    Örnek:

        "Allah, Allah" diyerek kalbi meşgul etmek.

c) Fiilî (Amelî) Zikir

    İbadet ve salih amellerle Allah’ı hatırlamak.

    Örnekler:

        Namaz kılmak,

        Kur’an okumak,

        Sadaka vermek,

        İlim öğrenmek.

2. İÇERİKLERİNE GÖRE ZİKİR ÇEŞİTLERİ

a) Tevhid Zikri (Kelime-i Tevhid)

    "La ilahe illallah" (Allah’tan başka ilah yoktur).

    Fazileti: Hadiste, "En üstün zikir 'La ilahe illallah'tır." (Tirmizî) buyrulmuştur.

b) Tesbih Zikri

    "Sübhanallah" (Allah’ı tüm noksanlıklardan tenzih ederim).

    Fazileti: Günahları siler, sevap kazandırır.

c) Tahmid Zikri

    "Elhamdülillah" (Hamd Allah’a mahsustur).

    Fazileti: "Duanın özü 'Elhamdülillah'tır." (İbn Mâce)

d) Tekbir Zikri

    "Allahu Ekber" (Allah en büyüktür).

    Fazileti: Namazlarda ve bayramlarda sünnettir.

e) İstiğfar Zikri

    "Estağfirullah" (Allah’tan bağışlanma dilerim).

    Fazileti: Günahların affına vesiledir.

f) Hasbî Zikir

    "Hasbunallahu ve ni’mel vekîl" (Allah bize yeter, O ne güzel vekildir).

    Fazileti: Sıkıntı anında okunur.

3. USULÜNE GÖRE ZİKİR ÇEŞİTLERİ

a) Bireysel Zikir

    Kişinin kendi başına yaptığı zikir.

    Örnek: Sabah-akşam virdleri.

b) Cemaatle Zikir

    Toplu halde yapılan zikirler (Mevlid, hatim, tasavvufî zikir halkaları).

    Örnek: Tarikatlardaki "cehri zikir" meclisleri.

c) Vird ve Evrad Zikirleri

    Belli vakitlerde düzenli okunan dualar.

    Örnek:

        Sabah-Akşam Duaları (Felak-Nas, Ayet-el Kürsi),

        Hizbül-İmam en-Nevevî gibi dua mecmuaları.

4. KUR’AN VE SÜNNET’TE GEÇEN ÖZEL ZİKİRLER

a) Ayet-el Kürsi (Bakara 255)

    "Allahü lâ ilâhe illâ hüvel hayyül kayyûm..."

    Fazileti: "Her kim farz namazdan sonra okursa, cennete girmesine ölümden başka engel kalmaz." (İbn Hibban)

b) Haşr Suresi’nin Son 3 Ayeti

    "Hüvallahüllezî lâ ilâhe illâ hû..."

    Fazileti: Sabah-akşam okuyanın imanı kuvvetlenir.

c) İhlas Suresi

    "Kul hüvallahü ehad..."

    Fazileti: "Kim bu sureyi 10 defa okursa, Allah ona cennette bir köşk bina eder." (Ahmed b. Hanbel)

SONUÇ: HANGİ ZİKİR DAHA FAZİLETLİ?

    En faziletli zikir, ihlasla ve devamlı yapılandır.

    Gizli zikir riyadan uzak, cehri zikir cemaat ruhunu canlandırır.

    Kur’an ayetleriyle zikir yapmak en sevaplı olanlardandır.

Hadis:
"Allah’ı zikredenlerle zikretmeyenlerin farkı, diri ile ölü gibidir." (Buhari)

Tavsiye:

    Sabah-Akşam Virdi: Felak-Nas, Ayet-el Kürsi, İhlas Suresi gibi ayetleri düzenli okuyun.

    Günlük Hayatta: "La havle vela kuvvete illa billah" gibi kısa zikirleri sıkça tekrar edin.

Zikir, kalbi diri tutan bir ibadettir; hangi çeşidini yaparsanız yapın, samimiyetle devam etmek en önemlisidir.

#########

Gizli zikir mi faziletlidiri cehri zikir mi faziletlidir

Zikirin gizli (hafî) veya açıktan (cehrî) yapılması konusu, İslam alimleri arasında tartışılan bir konudur. Her iki şeklin de faziletleri vardır ve farklı hadislerle desteklenir. Ancak niyet, ihlas ve zikrin amacı en önemli kriterdir.

1. Gizli (Hafî) Zikirin Fazileti:

    Kalbî ve sessiz zikir, riyadan (gösterişten) uzaktır.

    "Rabbinizi içinden, yalvararak ve sessizce zikredin." (A'râf Suresi, 7:55)

    Peygamberimiz (s.a.v.) gizli zikri teşvik etmiştir:
    "En hayırlı zikir, hafî (gizli) olandır." (Beyhaki, Şuabü'l-İman)

    Özellikle riya endişesi olan durumlarda gizli zikir daha güvenlidir.

2. Açıktan (Cehri) Zikrin Fazileti:

    Toplu zikir meclislerinde (örneğin, cemaatle hatim, mevlid, tevhid zikirleri) cehri zikir sünnettir.

    Peygamberimiz (s.a.v.) bazen açıktan zikir yapmıştır:
    "Allah’ı açıktan zikredenler, sadakayı açıktan verenler gibidir; gizli zikredenler ise gizli sadaka verenler gibidir." (Tirmizî)

    Başkalarına örnek olmak ve manevi atmosfer oluşturmak için cehri zikir teşvik edilmiştir.

3. Hangisi Daha Faziletli?

    Kişinin durumuna ve niyetine göre değişir.

        Riya korkusu varsa → Gizli zikir daha faziletlidir.

        Cemaatle ibadet ve tebliğ niyeti varsa → Cehri zikir daha faziletlidir.

    İhlas önemlidir: Allah katında en makbul zikir, samimi olanıdır.

4. Önemli Tavsiyeler:

✔ Gündelik hayatta: Kalbî zikir (gizli) daha kolay ve süreklidir.
✔ Cemaatle zikirlerde: Açıktan zikir sünnete uygundur.
✔ Nefis muhasebesi: Riya karışma ihtimaline karşı gizli zikir daha güvenlidir.

Sonuç:

    Tevazu ve ihlasla yapılan her zikir değerlidir.

    Gizli zikir riyadan uzak, cehri zikir ise cemaat ruhunu canlandırır.

    Peygamberimiz (s.a.v.) her iki şekli de uygulamıştır.

Hadis Kaynağı:
"Allah’ı gizlice anan kişi, ateş içinde altın bir define saklayan kimse gibidir." (Deylemî)

Dolayısıyla, "Hangi zikir daha faziletli?" sorusunun cevabı:
? "İhlaslı olan daha faziletlidir." şeklinde özetlenebilir.

###########

Nasıl Zikredilir? Zikiretmenin  Edeb ve Adabları Nelerdir?

NASIL ZİKİR EDİLİR? ZİKİR ÂDABI VE EDEPLERİ

Zikir, Allah’ı anmanın en güzel yoludur. Ancak zikrin sevabını ve bereketini artırmak için bazı edeplere dikkat etmek gerekir. İşte zikir usulü ve âdabı:

1. ZİKİR ÖNCESİ EDEPLER

✔ Abdestli Olmak (Müstehaptır)

    Özellikle Kur’an ayetleriyle zikir yapılacaksa abdestli olmak daha faziletlidir.

    Ancak abdestsiz de genel zikirler (Sübhanallah, Elhamdülillah gibi) yapılabilir.

✔ Temiz Bir Yerde ve Kıbleye Dönerek Zikretmek

    Zikir için temiz ve sakin bir mekân seçmek edeptendir.

✔ Niyet ve İhlas

    "Allah rızası için zikir yapıyorum" diye niyet etmek.

    Riyadan (gösterişten) uzak durmak.

2. ZİKİR ESNASINDA UYULACAK EDEPLER

✔ Gözlerini Yummak veya Hafifçe Kapamak (Tevazu İçin)

    Kalbi daha iyi toplamaya yardımcı olur.

✔ Yavaş ve Huşû İle Zikretmek

    Acele etmeden, her kelimenin manasını düşünerek zikretmek.

✔ Düzenli Sayı Tutmak (Vird Haline Getirmek)

    Örnek: Sabah-akşam 33 Sübhanallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahu Ekber.

✔ **Zikri Parmak Uçlarıyla veya Tesbihle Saymak

    Peygamberimiz (s.a.v.) parmaklarıyla zikir sayardı. (Ebû Dâvud, Tirmizî)

✔ Kur’an Ayetleriyle Zikir Yapılıyorsa Manasını Düşünmek

    Ayet-el Kürsi, Haşr Suresi son ayetler gibi.

3. ZİKİR SONRASI EDEPLER

✔ Dua Etmek

    Zikir sonunda "Allahümme salli alâ Muhammed" gibi salavat getirmek.

    Kendi dilinizle dua etmek.

✔ Zikrin Kabulü İçin Allah’a Yalvarmak

    "Rabbim, bu zikrimi kabul eyle, kalbimi nurlandır."

✔ Devamlılık Sağlamak

    Zikri günlük vird haline getirmek önemlidir.

4. ZİKİR ÇEŞİTLERİNE GÖRE ÖZEL EDEPLER

a) Gizli (Hafî) Zikir Âdabı

    Kalpten sessizce zikretmek.

    Riyadan korunmak için tercih edilir.

    "Rabbinizi içinden, yalvararak ve sessizce zikredin." (A’râf Suresi, 7:55)

b) Açıktan (Cehri) Zikir Âdabı

    Cemaatle yapılıyorsa uyum içinde zikretmek.

    Başkalarını rahatsız etmemek.

    Peygamberimiz (s.a.v.) bazen açıktan zikir yapardı. (Buhari, Müslim)

c) Toplu Zikir Meclislerinde Dikkat Edilecekler

✔ Gıybet, dedikodu ve haram konuşmalardan uzak durmak.
✔ Şeytanın vesvesesine kapılmamak.
✔ Aşırı coşkuyla (kendinden geçerek) zikretmemek.

5. EN ÇOK YAPILAN HATALAR (ZİKİRDE KAÇINILACAK DAVRANIŞLAR)

❌ Gösteriş için zikir yapmak (riya).
❌ Mekanik bir şekilde, manasını düşünmeden zikretmek.
❌ "Ben çok zikir yapıyorum" diye kibirlenmek.
❌ Zikri belli bir sayıya ulaşmak için aceleyle yapmak.

6. PEYGAMBERİMİZ’İN (S.A.V.) ZİKİR SÜNNETLERİ

✔ Sabah-Akşam Zikirleri:

    "Sübhanallahi ve bihamdihi" (100 defa). (Buhari, Müslim)
    ✔ Yatmadan Önce:

    Ayet-el Kürsi okumak. (Buhari)
    ✔ Namazlardan Sonra:

    33 Sübhanallah, 33 Elhamdülillah, 33 Allahu Ekber. (Müslim)

SONUÇ: EN GÜZEL ZİKİR NASIL YAPILIR?

    Abdest al (mümkünse).

    Sessiz ve sakin bir yere çekil.

    Kalbinle, huşû ile Allah’ı an.

    Manasını düşünerek zikret.

    Düzenli bir vird haline getir.

    Zikirden sonra dua et.

Hadis:
"Allah’ı zikreden mümin ile zikretmeyenin farkı, diri ile ölü gibidir." (Buhari)

Tavsiye:

    "La ilahe illallah" zikrini günde 100-200 defa çekmeye çalış.

    Sabah-akşam Felak-Nas, İhlas Suresi ve Ayet-el Kürsi oku.

Zikir, kalbin şifasıdır; ihlasla ve edepli yapıldığında ruhu arındırır, Allah’a yakınlaştırır.



############


Zikir ile ilgili Ayetler


Âl-i İmrân / 191. Ayet
اَلَّذ۪ينَ يَذْكُرُونَ اللّٰهَ قِيَامًا وَقُعُودًا وَعَلٰى جُنُوبِهِمْ وَيَتَفَكَّرُونَ ف۪ي خَلْقِ السَّمٰوَاتِ وَالْاَرْضِۚ رَبَّنَا مَا خَلَقْتَ هٰذَا بَاطِلًاۚ سُبْحَانَكَ فَقِنَا عَذَابَ النَّارِ

O akıl sahipleri, ayakta dururken, otururken ve yanları üzerine yatarken dâimâ Allah’ı zikrederler; göklerin ve yerin yaratılışını tefekkür ederler ve: “Rabbimiz! Sen bunları boşuna yaratmadın. Sen bütün eksik sıfatlardan uzaksın. Bizi cehennem azabından koru!” derler.

A'râf / 63. Ayet
اَوَعَجِبْتُمْ اَنْ جَٓاءَكُمْ ذِكْرٌ مِنْ رَبِّكُمْ عَلٰى رَجُلٍ مِنْكُمْ لِيُنْذِرَكُمْ وَلِتَتَّقُوا وَلَعَلَّكُمْ تُرْحَمُونَ

“Allah’ın azabını hatırlatarak sizi uyarması, böylece günahlardan sakınıp ilâhî merhamete nâil olabilmeniz için, içinizden biri vasıtasıyla size Rabbinizden bir uyarı ve nasihat gelmesine mi şaşıyorsunuz?”

Nahl / 43. Ayet
وَمَٓا اَرْسَلْنَا مِنْ قَبْلِكَ اِلَّا رِجَالًا نُوح۪ٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَۙ

Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de, kendilerine vahyettiğimiz bir kısım adamlardan başkası değildi. Eğer bilmiyorsanız bilenlere sorun.

Tâ-Hâ / 99. Ayet
كَذٰلِكَ نَقُصُّ عَلَيْكَ مِنْ اَنْبَٓاءِ مَا قَدْ سَبَقَۚ وَقَدْ اٰتَيْنَاكَ مِنْ لَدُنَّا ذِكْرًاۚ

Rasûlüm! İşte böylece sana daha önce yaşanmış önemli hâdiselerden bir kısmını anlatıyoruz. Şüphesiz sana tarafımızdan bir zikir verdik.


Enbiyâ / 7. Ayet
وَمَٓا اَرْسَلْنَا قَبْلَكَ اِلَّا رِجَالًا نُوح۪ٓي اِلَيْهِمْ فَسْـَٔلُٓوا اَهْلَ الذِّكْرِ اِنْ كُنْتُمْ لَا تَعْلَمُونَ

Rasûlüm! Senden önce gönderdiğimiz peygamberler de, kendilerine vahyettiğimiz bir kısım adamlardan başkası değildi. Bilmiyorsanız, bilenlere sorun!


Enbiyâ / 42. Ayet
قُلْ مَنْ يَكْلَؤُ۬كُمْ بِالَّيْلِ وَالنَّهَارِ مِنَ الرَّحْمٰنِۜ بَلْ هُمْ عَنْ ذِكْرِ رَبِّهِمْ مُعْرِضُونَ

De ki: “Eğer gece veya gündüz size azap göndermek istese sizi Rahmân’a karşı kim koruyabilir?” Buna rağmen, korkup O’na yönelecekleri yerde, Rablerinin zikrinden ve kitabından yüz çeviriyorlar.

Enbiyâ / 50. Ayet
وَهٰذَا ذِكْرٌ مُبَارَكٌ اَنْزَلْنَاهُۜ اَفَاَنْتُمْ لَهُ مُنْكِرُونَ۟

İşte bu Kur’an da bizim indirdiğimiz çok şerefli, her bakımdan bereket yüklü, öğüt kaynağı bir kitaptır. Hal böyleyken siz onu inkâr mı ediyorsunuz?

Enbiyâ / 84. Ayet
فَاسْتَجَبْنَا لَهُ فَكَشَفْنَا مَا بِه۪ مِنْ ضُرٍّ وَاٰتَيْنَاهُ اَهْلَهُ وَمِثْلَهُمْ مَعَهُمْ رَحْمَةً مِنْ عِنْدِنَا وَذِكْرٰى لِلْعَابِد۪ينَ

Biz de onun duasını kabul buyurduk; bütün dert ve sıkıntılarını giderdik; katımızdan bir rahmet ve bize kulluk yapanlara bir ders olmak üzere ona aile efradını ve bir o kadarını daha bağışladık.

Enbiyâ / 105. Ayet
وَلَقَدْ كَتَبْنَا فِي الزَّبُورِ مِنْ بَعْدِ الذِّكْرِ اَنَّ الْاَرْضَ يَرِثُهَا عِبَادِيَ الصَّالِحُونَ

Yemin olsun ki biz Zikir’den sonra Zebûr’da da: “Yeryüzüne ancak sâlih kullarım vâris olacaktır” diye yazdık.

Hac / 35. Ayet
اَلَّذ۪ينَ اِذَا ذُكِرَ اللّٰهُ وَجِلَتْ قُلُوبُهُمْ وَالصَّابِر۪ينَ عَلٰى مَٓا اَصَابَهُمْ وَالْمُق۪يمِي الصَّلٰوةِۙ وَمِمَّا رَزَقْنَاهُمْ يُنْفِقُونَ

Onlar ki, yanlarında Allah anıldığı zaman kalpleri derin bir saygıyla ürperir, başlarına gelen musibetlere sabreder, namazı dosdoğru kılar ve kendilerine verdiğimiz rızıklardan bir kısmını Allah yolunda harcarlar.

Furkan / 29. Ayet
لَقَدْ اَضَلَّن۪ي عَنِ الذِّكْرِ بَعْدَ اِذْ جَٓاءَن۪يۜ وَكَانَ الشَّيْطَانُ لِلْاِنْسَانِ خَذُولًا

“Vallahi, ikaz ve öğütlerle dolu olan Kur’an tam da bana ulaş­mış­ken, beni onu anlayıp gereğini yapmaktan o uzaklaştırdı.” Şeytan insanı işte böyle uçuruma sürükler, işte böyle yapayalnız yüzüstü bırakır.


Ahzâb / 9. Ayet
يَٓا اَيُّهَا الَّذ۪ينَ اٰمَنُوا اذْكُرُوا نِعْمَةَ اللّٰهِ عَلَيْكُمْ اِذْ جَٓاءَتْكُمْ جُنُودٌ فَاَرْسَلْنَا عَلَيْهِمْ ر۪يحًا وَجُنُودًا لَمْ تَرَوْهَاۜ وَكَانَ اللّٰهُ بِمَا تَعْمَلُونَ بَص۪يرًاۚ

Ey iman edenler! Allah’ın size olan nimetini hatırlayın: Hani o zaman düşman orduları sizi kuşatmıştı; biz de onların üzerine şiddetli bir rüzgâr ve sizin göremediğiniz ordular göndermiştik. Allah, ne yapıyorsanız hepsini çok iyi görüyordu.

Sâffât / 3. Ayet
فَالتَّالِيَاتِ ذِكْرًاۙ

Zikir okuyanlara ki,

Sâffât / 168. Ayet
لَوْ اَنَّ عِنْدَنَا ذِكْرًا مِنَ الْاَوَّل۪ينَۙ

“Öncekilerin kitapları gibi bizim de elimizde bir kitap olsaydı”,


Sâd / 1. Ayet
صٓ وَالْقُرْاٰنِ ذِي الذِّكْرِۜ

Sãd. Öğüt ve uyarı dolu o şerefli Kur’an’a yemin olsun ki, tek kurtuluş yolu İslâm yoludur!

Sâd / 8. Ayet
ءَاُنْزِلَ عَلَيْهِ الذِّكْرُ مِنْ بَيْنِنَاۜ بَلْ هُمْ ف۪ي شَكٍّ مِنْ ذِكْر۪يۚ بَلْ لَمَّا يَذُوقُوا عَذَابِۜ

“Tuhaf! Aramızda başka kimse bulunamamış da kitap Abdülmuttalib’in yetîmine mi inmiş?” Hayır, hayır! Gerçek şu ki, onların senin doğruluğun aleyhinde söyleyecekleri hiçbir şey yok. Fakat onlar benim kitabımdan tam bir şüphe içindeler. Doğrusu onlar henüz azabımı tatmadılar!

Sâd / 87. Ayet
اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَ

“Bu Kur’an, bütün insanlığa sadece bir öğüt, bir hatırlatmadır.”

Mü'min / 54. Ayet
هُدًى وَذِكْرٰى لِاُو۬لِي الْاَلْبَابِ

Gerçek akıl sahipleri için bir doğru yol rehberi ve bir öğüt olan o kitaba.

Fussilet / 41. Ayet
اِنَّ الَّذ۪ينَ كَفَرُوا بِالذِّكْرِ لَمَّا جَٓاءَهُمْۚ وَاِنَّهُ لَكِتَابٌ عَز۪يزٌۙ

Gerçek şu ki, kendilerine tebliğ edilen bu Kur’an’ı inkâr edenler, dünyada da âhirette de zillet ve perişanlıktan kurtulamayacaklar! Çünkü o, gerçekten çok şerefli, çok değerli, mağlup edilemez bir kitaptır.

Zuhruf / 44. Ayet
وَاِنَّهُ لَذِكْرٌ لَكَ وَلِقَوْمِكَۚ وَسَوْفَ تُسْـَٔلُونَ

Şüphesiz bu Kur’an hem senin için hem de kavmin için bir hatırlatmadır ve bir şereftir. Yakında ona uyup uymadığınızdan sorguya çekileceksiniz.

Kaf / 8. Ayet
تَبْصِرَةً وَذِكْرٰى لِكُلِّ عَبْدٍ مُن۪يبٍ

Bütün bunları, Allah’a yönelecek her bir kula, kalp gözünü açıp ilâhî kudretin büyüklüğünü gösterecek bir delil ve ders alınacak bir öğüt olması için yaptık.

Talâk / 10. Ayet
اَعَدَّ اللّٰهُ لَهُمْ عَذَابًا شَد۪يدًا فَاتَّقُوا اللّٰهَ يَٓا اُو۬لِي الْاَلْبَابِۚۛ اَلَّذ۪ينَ اٰمَنُواۚۛ قَدْ اَنْزَلَ اللّٰهُ اِلَيْكُمْ ذِكْرًاۙ

Allah onlar için âhirette de şiddetli bir azap hazırlamıştır. Öyleyse ey iman etmiş akıl sahipleri! Allah’a gönülden saygı besleyip O’na karşı gelmekten sakının. Gerçek şu ki, Allah size neyin iyi neyin kötü olduğunu bildiren ve size öğüt veren bir kitap indirdi.

Tekvir / 27. Ayet
اِنْ هُوَ اِلَّا ذِكْرٌ لِلْعَالَم۪ينَۙ

Oysa Kur’an, bütün şuurlu ve sorumlu varlıklar için bir öğüt, bir uyarıdır.

##############


ZİKRİN ÖNEMİ VE FAZİLETİNİ BİLDİREN ÂYET-İ KERİMELER

“Beni zikrediniz, anınız ki, ben de sizi anayım. Bana şükredin ve küfre sapmayın.” (Bakara Sûresi / 152)

“Allah’ı çok zikret ve gece gündüz onu tesbih et.” (Âl-i İmran Sûresi / 41)

“Allah’ı nefsinde, içinde huşû ve korku ile an, gece gündüz açık gizli onu zikret, sakın gâfillerden olma.” (Â’râf Sûresi / 205)

“…Kalpleri, Allâh’ı zikretmek husûsunda katılaşmış olanlara yazıklar olsun; işte bunlar apaçık dalâlettedirler.” (ez-Zümer, 22)

“İman edenlerin kalbleri ancak Allah’ın zikriyle mutmain olur. Kalbler ancak Cenâb-ı Hakkı anmakla mutmain olurlar.” (Ra’d Sûresi / 28)

“Namaz kılınız, muhakkak ki namaz, insanları kötülüklerden ve inkara sapmaktan korur. Allah’ı anmak en büyük ibâdettir.” (Ankebût Sûresi / 45)

“Allah’ın azabından korkarak, Rabbının rahmetini umarak gecenin (ilerleyen) saatlerinde secdeye kapananlar, ayakta durur hâlde tâat ve ibâdet eden kimseler, Allah’ın rahmet ve mağfiretine nâil olurlar.” (Zümer Sûresi / 9)

"Onlar, ayakta iken, otururken, yan yatarken Allah'ı zikrederler ve göklerin ve yerin yaratılışı konusunda düşünürler. (Ve derler ki:) "Rabbimiz, Sen bunu boşuna yaratmadın. Sen pek Yücesin, bizi ateşin azabından koru." (Al-i İmran Suresi, 191)

"Namazı bitirdiğinizde, Allah'ı ayaktayken, otururken ve yan yatarken zikredin. Artık 'güvenliğe kavuşursanız' namazı dosdoğru kılın. Çünkü namaz, mü'minler üzerinde vakitleri belirlenmiş bir farzdır." (Nisa Suresi, 103)

"Ey iman edenler, bir toplulukla karşı karşıya geldiğiniz zaman, dayanıklılık gösterin ve Allah'ı çokça zikredin. Ki kurtuluş (felah) bulasınız." (Enfal Suresi, 45)

"Andolsun, sizin için, Allah'ı ve ahiret gününü umanlar ve Allah'ı çokça zikredenler için Allah'ın Resûlü'nde güzel bir örnek vardır." (Ahzab Suresi, 21)

"Ey iman edenler, Allah'ı çokça zikredin." (Ahzab Suresi, 41.)

"Allah, kimin göğsünü İslam'a açmışsa, artık o, Rabbinden bir nur üzerinedir, (öyle) değil mi? Fakat Allah'ın zikrinden (yana) kalpleri katılaşmış olanların vay haline. İşte onlar, apaçık bir sapıklık içindedirler." (Zümer Suresi, 22)

"Andolsun Biz Kur'an'ı zikr (öğüt alıp düşünmek) için kolaylaştırdık. Fakat öğüt alıp-düşünen var mı?" (Kamer Suresi, 32)

"Rabbinin ismini zikret ve herşeyden kendini çekerek yalnızca O'na yönel." (Müzzemmil Suresi, 8.)

"Ve sabah, akşam Rabbinin adını zikret." (İnsan Suresi, 25. ayet)

“Ey îmân edenler! Sakın mallarınız ve evlâtlarınız, sizi Allâh’ı zikretmekten alıkoymasın! Kim böyle yaparsa, işte onlar hüsrâna uğrayanların ta kendileridir.” (el-Münâfikûn, 9)

“Öyle erler vardır ki, onları ne ticaret ne de alışveriş Allâh’ı zikretmekten, namaz kılmaktan ve zekât vermekten alıkoyamaz. Onlar, kalplerin ve gözlerin (dehşetten) allak bullak olduğu bir günden (kıyâmetten) korkarlar.” (en-Nûr, 37)

“(Rasûlüm!) Sana vahyedilen Kitab’ı oku ve namazı kıl! Muhakkak ki namaz, hayâsızlıktan ve kötülükten alıkoyar. Allâh’ı zikretmek, şüphesiz en büyük iştir. Allah yaptıklarınızı bilir.” (el-Ankebût, 45)


##############

ZİKRULLAH (ZİKİR) İLE İLGİLİ HADİSLER

    "Herkesten Üstün Olacağınız Bir Şeyi Haber Vereyim mi?"

Ebû Hüreyre radıyallahu anh'den rivayet edildiğine göre Mekke'den Medine'ye hicret eden Müslümanların fakirleri Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e gelerek şöyle dediler:

– Varlıklı Müslümanlar cennetin en yüksek derecelerini ve ebedî nimetleri alıp götürdüler. Bizim kıldığımız namazları onlar da kılıyorlar. Tuttuğumuz oruçları onlar da tutuyorlar. Fazla malları olduğu için hac ve umre yapıyorlar, cihad ediyorlar ve sadaka veriyorlar, biz veremiyoruz.

Bunun üzerine Resûl–i Ekrem onlara:

"Sizden önde gidenlere yetişebileceğiniz, sizden sonra gelenleri geçebileceğiniz, sizin yaptığınızı yapanlar dışında herkesten üstün olacağınız bir şeyi haber vereyim mi?" diye sordu.

"Evet, söyle yâ Resûlallah!" dediler.

Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Her namazın ardından otuz üçer defa Allah’ı tesbih eder, O’na hamdeder ve tekbir getirirsiniz.”

Hadisi Ebû Hüreyre’den rivayet eden Ebû Sâlih’in söylediğine göre, sahâbîler bu zikirleri nasıl okuyacaklarını sorunca Resûl–i Ekrem şöyle buyurdu:

“Her birinden otuz üçer defa olmak üzere sübhânallah, elhamdülillah, Allâhü ekber, dersiniz."[14]

Müslim’in bir rivayetinde şu ilâve vardır:

Birkaç gün sonra fakir muhâcirler Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem'e tekrar gelerek:

"Zengin kardeşlerimiz bizim yaptığımız zikirleri duymuşlar. Aynını onlar da yapıyorlar." dediler.

Bunun üzerine Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

"Ne yapalım! Artık bu Allah'ın bir lütfudur, Allah lütfunu dilediğine verir." (Müslim, Mesâcid 142.)

    En Hayırlı En Değerli En Kazançlı Amel

Ebü’d–Derdâ radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem ashâbına:

“Size en hayırlı, Allah katında en değerli, derecenizi en fazla yükseltecek, sizin için sadaka olarak altın ve gümüş dağıtmaktan daha kazançlı, düşmanla karşılaşıp da sizin onların boynunu vurmanızdan, onların da sizi öldürmesinden daha çok sevap getirecek amelin ne olduğunu haber vereyim mi?” diye sordu. Onlar da:

"Evet, söyle." dediler. Resûl–i Ekrem de:

“Allah Teâlâ’yı zikretmektir.” buyurdu. (Tirmizî, Daavât 6. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 53.)

    Peygamberimizin Sahabiye Tavsiyesi

Abdullah İbni Büsr radıyallahu anh şöyle dedi:

Bir adam Resûl–i Ekrem sallallahu aleyhi ve sellem’e hitâben:

"Yâ Resûlallah! İslâmiyet’in emirleri çoğaldı. Bana sıkı sıkıya yapışacağım bir şey söyle." dedi. O da:

“Dilin hep Allah’ı zikretsin!” buyurdu. (Tirmizî, Daavât 4. Ayrıca bk. İbni Mâce, Edeb 53.)

    Kulun Allah'a En Yakın Olduğu Yer

Ebû Hüreyre radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Resûlullah sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Kulun Rabbine en yakın olduğu hal secde halidir. İşte bu sebeple secdede çok dua etmeye bakın!” (Müslim, Salât 215. Ebû Dâvûd, Salât 148;)

    Rabbini Zikreden Ve Etmeyenin Farkı

Ebû Mûsâ el–Eş‘arî radıyallahu anh’den rivayet edildiğine göre Peygamber sallallahu aleyhi ve sellem şöyle buyurdu:

“Rabbini zikredenle etmeyenin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir.” (Buhârî, Daavât 66.)

Müslim ise bu hadisi şöyle rivayet etmiştir:

“İçinde Allah’ın anıldığı ev ile Allah’ın anılmadığı evin farkı, diriyle ölünün farkı gibidir." (Müslim, Müsâfirîn 211.)

    Zikreden Bir Kul Olmak İçin Okunacak Dualar

“Ey Allahım! Bana seni zikretme, sana şükür ve güzelce ibadet etme konusunda yardımcı ol.” Hz. Peygamber (s.a.s) Muaz İbn Cebel’e her namazda veya her namazın sonunda bu duayı yapmasını tavsiye etmiştir. (A. İbn Hanbel, V, 247.)

“Rabbim! Beni sana çokça şükreden, seni çokça zikreden, senin azabından çekinen, sana hakkıyla itaat eden, sadece senin için eğilen, daima sana yalvarıp yönelen bir kişi eyle! (İbn Mâce, Duâ, 2.)

    Namazda Allah'ı (c.c) Zikretmektir

"Sizden biri uyku sebebiyle veya unutma yüzünden bir farz namazı kılmazsa, hatırladığı zaman onu hemen kılsın. Çünkü Allah Teâlâ; "Beni zikretmek için namaz kıl (Tâhâ, 20/14.)”, buyurmuştur.” (Müslim, Mesâcid, 316Tirmîzî, Salât, 16, Mâce, Salât, 10.)

    Melekler Zikir Meclislerinde Ne Yapıyorlar

Peygamber (s.a.v)' naklen rivayet etti. Şöyle buyurmuşlar :

Şüphesiz ki : Allah Tebareke ve Teâla'ntn bir takım seyyar fazla me­lekleri vardır. Bunlar zikir meclislerini araştırırlar. İçerisinde zikir olan bir meclis buldular mı onlarla beraber otururlar. Ve kanatlarıyla birbirlerini kuşatırlar. Ta ki kendileriyle alt semanın arası dolar. Cemaat dağıldıkları vakit yükselir ve gökyüzüne çıkarlar.

Allah (Azze ve Ce'le) onları bildiği halde kendilerine : "Nereden geldiniz?" diye sorar.

Onlar da : Senin yer­yüzündeki bazı kullarının yanından (geldik), onlar sana teşbih ediyor, tek­bîr, tehlilde bulunuyor, sana hamdediyor ve senden istiyorlar, cevabını ve­rirler.

Teâla Hazretleri : Benden ne istiyorlar? diye sorar : "Senden cenne­tini istiyorlar, derler. Onlar benim cennetimi gördü mü? der. Hayır yâ Rab-bî! cevabını verirler. Acaba cennetimi görmüş olsalar ne yaparlar? der.

Melekler : Senden eman dilerler, derler. Benden neden eman dilerler? Diye sorar.  Senin  cehenneminden  yâ  Rabbi!  diye cevap verirler.  Onlar benim cehennemimi görmüşler mi? der. Hayır! cevabını verirler. Acaba cehennerıimi  görmüş  olsalar  ne  yaparlar?  der.  Senden  mağfiret  dilerler,  derler. O da : Ben onları mağfiret ettim, ne diledilerse kendilerine verdim. Ve on­ları eman diledikleri şeyden kurtardım, buyurur.

Bunun üzerine melekler : Ya Rabbİ! İçlerinde filân var, günahı çok bir kul. O ancak oradan geçer­ken onlarla beraber oturdu, derler.

Teâla Hazretleri : Onu da affettim. On­lar öyle bîr cemaat ki, onlarla düşüp kalkan şakı'olmaz, buyurur.»(Müslim 2689/25)

    Peygamberimiz (s.a.v) Hutbede Sesleniyor!

“Ey insanlar!

Ölmeden önce tevbe edin; fırsat elde iken sâlih ameller işlemeye bakın! Gizli-açık bolca sadaka vermek ve Allâh’ı çok çok zikretmekle Rabbinizle aranızı düzeltin! Böyle yaparsanız, rızıklandırılır, yardım görür ve kaçırmış olduğunuz şeyleri elde edersiniz." (İbn-i Hişâm, I, 118-119, Beyhakî,Delâil, II, 524)

    Tüm Mahlûkat Allah'ı (c.c) Zikrediyor

“Hayvanlarınıza, onları yormadan güzelce binin ve (kullanmadığınız zaman da) güzel bir şekilde istirahat ettirin. Onları yollardaki ve sokaklardaki konuşmalarınız için kürsü edinmeyin (sırtlarında durarak sohbet etmeyin). Nice binilen hayvan vardır ki, sırtına binenden daha hayırlıdır ve Allah Tebâreke ve Teâlâ’yı ondan daha çok zikretmektedir.” buyurdu. (Ahmed, III,439)

    Kalplerin Cilâsı Nedir?

Rasûlullah (s.a.v) Efendimiz:

“–Kalpler, demirin paslandığı gibi paslanır.” buyurmuştu.

Sahâbe-i kirâm:

“–Onun cilâsı nedir ey Allâh’ın Rasûlü?” diye sordular.

Allah Rasûlü (s.a.v):

“–Allâh’ın kitâbını çokça tilâvet etmek ve Allâh’ı çok çok zikretmektir.” cevâbını verdi. (Ali el-Müttakî, II, 241)

    Cennet Ehli Dünyada Neye Hasret Duyar?

Rasûlullâh -sallâllâhu aleyhi ve sellem-, vefât etmiş olan sâlih mü’minlerin duyduğu hasret ve pişmanlığı şöyle ifâde buyururlar:

“Cennet ehli, başka hiçbir şeye değil, sâdece, dünyâda Allâh’ı zikretmeksizin geçirmiş oldukları anlara hasret ve nedâmet duyarlar!” (Heysemî, X, 73- 74)

    Allah (c.c) İçin Biraraya Gelenlerin Mükafatı

“Bir topluluk Allâh’ı zikretmek üzere bir araya gelirse, melekler onların etrafını kuşatır. Allâh’ın rahmeti onları kaplar, üzerlerine sekînet iner ve Allâh Tealâ onları yanında bulunanlar arasında zikreder.” (Müslim, Zikir,39)

    Allah'ı (c.c) Sevmenin Alameti

Allah Rasûlü (s.a.v) şöyle buyurur:

“Allâh’ı sevmenin alâmeti, Allâh’ı zikretmeyi sevmektir.” (Süyûtî, II, 52)

    Dünyada Kıymetli Olan Üç Şey

Rasûlullah (s.a.v) şöyle buyurmuştur:

“Dünya ve onun içinde olan şeyler değersizdir. Sadece Allâh’ı zikretmek ve O’na yaklaştıran şeylerle, ilim öğreten âlim ve öğrenmek isteyen talebe bundan müstesnâdır.” (Tirmizî, Zühd, 14)

    Her İbadetten Daha Üstündür

"Allâh’ı zikir, zikirsiz olan her ibadetten üstündür.” (İhyâ, I, 847)

Sırf dil ile zikretmek kolaydır. Lâkin Rabbimiz’in biz kullarından asıl murâdı; zikrin feyziyle dolarak dâimâ Allah ile beraberliğin şuur ve idrâki içinde bulunan, rakik, hassas ve ârif bir kalptir.


Kaynak

Deepsek ve Raşit Tunca

Schrems, 25.04.2025
DEVAMINA BAK

ALLAH
Allah

BAYRAK
TC.Bayrak

WEB-TUNCA
Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY
G A L A T A S A R A Y

FENERBAHÇE

F E N E R B A H C E

BEŞiKTAŞ
B E Ş i K T A Ş

TRABZONSPOR
T R A B Z O N S P O R

MiLLi TAKIM
M i L L i T A K I M

ETKiNLiKLERiMiZ


"Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al"
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN
"Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca,
Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca,
Hak intikamını,
Kulunun Eliyle Alır da,
Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."

(Hz. Mevlana)



TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca