MUHAMMED
Muhammed

BAYRAK
TC.Bayrak

Hoşgeldin, Ziyaretçi
Sitemize gönderi yapmadan önce kayıt olmanız gerekmektedir.

Kullanıcı Adı
  

Şifre
  





Forum İstatistikleri
» Toplam Üye: 7
» En Son Üye: Fatma
» Toplam Konular: 649
» Toplam Yorumlar: 987

Ayrıntılı İstatistikler

DOWNLOADEN


"Downloaden Bölümümüzden BEDAVA Grafik Paketleri, E-Kitaplar ve Bedava Bilgisayar Programlarını Tek TIKLA BEDAVA indirebilirsiniz"
(Raşit Tunca)




AYET
"Yeryüzüne muhakkak benim iyi kullarım varis olacaktır"
ENBİYA Suresi 105

FELSEFEMiZ
"iSLAM OKUMAK YAZMAK YADA ÇiZMEK DEĞiLDiR,
Yahutta O Hadis şöyle, Bu Ayette böyle diyor Diye Papağanlıkda Değildir.
islam Kuranı ve sünneti HAYATINA TATBiK edip,
Onunla Yaşayabilmekdir"

(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

Raşit Tunca Sözü
"Yüzme bilmek Denizden çıkmana fayda vermez, taaki yüzme biliyorsan, denizedee düştüysen, ellerini, kollarını, ayaklarını çırpacaksın, ve birde tutuncak dal bulacak, tutunup çıkacaksın. ilimde böyledir, bir ilmi bilmek fayda etmez, taaki, onu hayatında tatbik edesiye, Dinde böyledir, din bilmek imanını kurtarmaz, taaki, ne zaman, bildiğin öğrendiğin dinini hayatında tatbik edip, yaşadın, o zaman belki kurtulursun."
(Karoglan Raşit Tunca Sözü)

GÜZEL SÖZ
"Bazen Hata Yapıvermek, Doğruyu bulmanın ilk Basamağıdır."
(Başağaçlı Raşit Tunca Sözü)


   

Fiziksel sebeplerden olan kabızlığın tedavisi

Kabızlığın Fiziksel sebeblerinden birisi de, şişmanliğin getirisi olan, tuvalette  tuvalete oturduğumuz zaman, karnımızın bükülmesi sebebiyle, bağırsakların, yan taraflardan ikiye katlanması sebebiyle, Aynen bahçe sularken, bahçe hortumunun, herhangi bir sebepten, bükülüp katlandığında, hortumun ucundan fışkıran suyun kesilmesi gibi, bağırsak sistemimizde, karnımızda üst üste katlı vaziyettedir, fakat aykta iken almanca knick olmamıştır. Tuvallete çökünce veya oturunca, işte bu katlanma, tuvalette çökdüğümüzde, ya da oturduğumuzda, tamamen sıkışma (knick) halinde, Aynen o hortumdaki gibi, katlanma halini aldığı için, ıkınma ile, ancak  barsakların, alttaki, ucundaki defi hacet çıkmakta, katlamış yerden yukarıdakiler boşaltılamamakta. O yüzden Almanlar "Bauch voll gefühl"  diye tarif ediyorlar,  Yani doluluk hissi, Çünkü tamamen boşaltılmamış.

Tedavisi :

Bu sorunu gidermek için, bu tuvalette çökdüğünüz veya oturduğunuz zaman, bir miktar hacetinizi yaptıktan sonra, hafif kurulanın ve ayağa kalkın, bir miktar durun, bağırsaklarınızdaki o katlanan yerler tekrar düzelsin açılsın, sonra tekrar oturun, tuvalet yapmaya yeniden başlarmışçasına, tekrar hacet etmeye çalışın, ve bu sayede bir üst bölümdeki def'i hacetin de boşaltılmasına yardımcı olmuş olursunuz, bu tekrarlanaraktan, tamamen boşaltma gerçekleşebilir.

Bu bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesidir

Raşit Tunca

Schrems, 16.11.2022
DEVAMINA BAK
   

Geçici Yanık Tedavisi

Bilindiği gibi metallerin iletkenlik özellikleri vardır. iletkenlikleri Sadece elektriği iletmek değil, birden ısıyı kolay iletmeleri sayesinde, işte mutfakta ki, tenceredeki yemeğimizin pişmesi, alüminyum tencerelerin daha çabuk ısınması, yahut paslanmaz Çeliklerin, alt tabanlarının, ısıyı daha ileten, alt tabanlar ile kaplanması gibi,.. Her metal elementin, veya elementin ısıyı iletmesi aynı değildir. En iyi iletken madde altın elementidir, Ondan sonra alüminyum, ve benzeri, bakır gibi, diğer elementlerde ısıyı çabuk iletirler. Bu sayede elektriği iletmeleri yanında, ısıyı da çabuk iletirler. Metallerin  bu özelliği sayesinde, Yanık tedavisinde de bunların bu iletkenlik özelliğini kullanmamız tedavide etkili olacaktır.

Karaoğlan Raşit Tunca usulü  ile yanık tedavisi şu şekildedir:

Kendi deneyim ve tespitlerine göre, küçük çaplı yanıklar da, yanan bölgenin Üzerine, soğuk, iletkenliği yüksek olan (demir "paslanmaz çelik" alu,..) metal parçalar dokundurulduğunda, yahut alüminyum folyo ile kaplandığında, ve soğutulup soğutulup tekrar onun üzerine dokundurulduğunda, veya üzeri kaplandığın da, iletkenliği yüksek olan metalin, iletkenliği sebebiyle, vücudun o yanan bölgesindeki, yanma derecesine varan, içsel yanma derecesine varan sıcaklığın, iletkenliği yüksek olan metal tarafından, o sıcaklik  emilerekten, sıcaklığın metal parçaya geçmesi sayesinde, vücuttaki içsel yanma bir nevi soğumak ta. Bu metal  tekrar soğutularaktan, aynı işlem tekrarlanarak, metal, soğuk metal, tekrar tekrar yanık bölgeye dokundurulduğunda veya  üzeri kaplandığında, yanmanın durma noktasına kadar gelmesi  ve gerilemesi sağlanmakta, ve  içsel yanma durduğu zaman, oradaki yanma etkisi sona ermekte, belki az bir miktar etkisi kalabilir, fakat Yanma acısı durmakta.

Bu bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesidir

Raşit Tunca

Schrems  Şehri,  16.11.2022
DEVAMINA BAK
   

Ağız Kuruluğu Sebebleri ve Tedavisi

Modemlerden ve Baz istasyonlarından Yayılan Radyasyonun Yol Açtığı Tükürük Bezlerindeki Problemler ve Ağız Kuruluğu Tedavisi

Bugün kü modern dünyamızda, telefon şirketlerinin kurmuş olduğu baz istasyonlarından, cepten cebe, ve dıştaki uydulardan, ve bir de sabit internet hattındaki modemlerden yayılan radyasyon dalgası, insanlardaki tükürük bezlerini, ve daha diğer nice organlara bilhassa sindirim sistemine,  barsaklara  ve beyne, bir nevi hücre kurutucu bir dalga olup, hücrelerde ve organlarda sorunlara yol açmakta. Bunlardan birisi de tükrük bezlerine verdiği zarar yüzünden. insanda ağız kuruluğu meydana gelmesi. tükürük bezlerinin bozulması sebebiyle. insanda ağız kuruluğu meydana gelmesi. Bunun diğer sebeplerinden birisi de, Çernobil patlamasında yayılan radyasyon gazından etkilenmiş olan Çayların, hala atılmamış olup, onların piyasada, şu anda sürümde olması sebebiyle, çay içenlerde gözüken ağız kuruluğu, yine aynı radyasyon dalgası sebebiyle, radyasyona maruz kalmış gıda sebebiyle olmakta.

Bunun Karoglan Raşit Tunca usulü ile Tedavi yöntemi:


Özellikle Kurutulmuş portakal kabuğundan, (Mevsimindeyseniz ve pazarda varsa Tazeside olabilir) baş parmağınızın tırnağının büyüklüğünde, ağızda, çiğneyerek ten yemek, tükürük bezlerinin tekrar faaliyete geçmesini sağlar. deneyin tükürük bezlerinin tekrar faaliyet haline geçtiğini göreceksiniz, ve tükürüğünüzün yeniden çoğaldığını ağız kuruluğunun gittiğini fark edeceksiniz. Fazla tüketmeyin, içindeki asit, bu sefer de mide ve bağırsak sisteminde sorunlara yol açabilir,

Dozaj : Birkaç günde 1 defa, veya haftada bir defa, gerekli olduğunda günde 1 defa da alınabilir.

Bu bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesidir

Raşit Tunca

Schrems Şehri, Kasım ayının on altısı iki bin yirmi iki

internet aramamda bulduğum, bu konudaki bir makalede altta yer alıyor

Ağız Kuruluğu Nedir?

Ağzı ıslak tutmak, dişlerde çürük oluşumunu engellemek, ağız içi enfeksiyonları önlemek, sindirim, konuşma ve yutma işlemlerini kolaylaştırmak gibi görevleri bulunan tükürüğün az salgılanması durumunda ağız kuruluğu görülebilir. Tıp dilinde “kserostomi” olarak adlandırılan ağız kuruluğuna yüzlerce ilaç, radyasyon, psikolojik faktörler ve bazı sistemik rahatsızlıklar neden olabilir. Sağlıklı bir bireyde 24 saat içerisinde 500 ml üretilen tükürüğün azalması, konuşma ve yutma güçlüğüne neden olarak kişiyi olumsuz etkileyebileceği gibi, bazı hastalıkların habercisi de olabilir. Ağız kuruluğu, tek başına bir hastalık olarak tanımlanmasa da neden olabileceği hastalıkların önüne geçmek için tedavi edilmesi ve göz ardı edilmemesi gereken bir durumdur.

Ağız Kuruluğu Nedenleri
İlaçlar


500’den fazla ilacın yan etkisi olarak ağız kuruluğu görülebilir. Salgılanan tükürük miktarını azaltarak ağız kuruluğuna neden olan bazı ilaçlar şu şekilde sıralanabilir:

        Anti-anksiyete ilaçları
        Antikolinerjikler
        Antikonvülsanlar
        Antidepresanlar
        Antiemetikler
        Antihipertansifler
        Antiepileptikler
        Antiparkinson ilaçlar
        Diüretikler
        Bronkodilatörler
        Kemoterapi ilaçları
        Kas gevşetici ilaçlar
        Sedatif ilaçlar

Radyasyon

Baş ve boyun bölgesine alınan radyasyon, tükürük bezlerini etkileyerek ağız kuruluğuna yol açabilir. Radyasyona karşı oldukça hassas olan tükürük bezlerinin maruz kalma derecesine bağlı olarak kuruluğun şiddeti değişiklik gösterebilir.
Kronik ve Sistemik Hastalıklar

Bazı hastalıkların belirtileri arasında ağız kuruluğu bulunur. Tükürük üretimine bağlı olarak da gelişebilen ağız kuruluğunun görüldüğü hastalıklar ise şu şekildedir:

        Sjögren sendromu
        Diyabet
        HIV ve AIDS
        Bulimia gibi yeme bozuklukları
        Anemi
        Tiroid hastalıkları
        Kistik fibrozis
        Tüberküloz (verem)
        Parkinson hastalığı
        Sistemik lupus eritamatozus
        İnme
        Kabakulak hastalığı
        Eklem iltihabı
        Graft-versus-Host hastalığı
        Bell paralizisi
        Amiloidoz
        Kronik böbrek yetmezliği sendromu
        Kronik sıvı kaybı (dehidratasyon)
        Siyalolitiazis

Diğer Nedenler

Ağız kuruluğuna neden olabilecek diğer faktörler ise şu şekildedir:

        Tükürük bezlerinin ameliyatla alınması
        Kafa ve boyun bölgesinde meydana gelen sinir hasarı
        Burun Tıkanıklığı Yapan Hastalıklar
        Anatomik sorunlar (burun kemik eğriliği, konka büyümesi)
        Sigara içmek
        Ağızdan nefes alma
        Horlama
        Kuru hava
        Fazla kahve ya da alkol tüketimi
        Hamilelik
        Stres
        Baharatlı yiyecekler

Ağız Kuruluğu Belirtileri

Uzun süre devam eden ağız kuruluğuna bazı belirtiler eşlik edebilir. Yaygın olarak görülen belirtiler şu şekildedir:

        Sık sık susama
        Kuru ve kırmızı dil
        Dudak çatlakları
        Aft şeklinde ağız yaraları
        Ağızda yapışkanlık hissi
        Boğaz kuruluğu ve ağrısı
        Dilde karıncalanma hissi
        Çiğneme, tat alma ve yutmada güçlük
        Konuşma problemleri
        Ses kısıklığı
        Ağız kokusu
        Tükürük bezlerinde büyüme
        Diş çürüklerinde artış
        Diş eti iltihabı
        Ağızda mantar oluşumu
        Takma dişleri kullanmada zorluk

Ağız Kuruluğu Tanısı

Pek çok farklı nedene bağlı olarak ağız kuruluğu ortaya çıkabileceği için doğru tanı konulması ve buna uygun bir tedavi planının oluşturulması oldukça önemlidir. Kullanılan ilaçlar, tıbbi geçmiş ve varsa diğer hastalıklar muayene sırasında doktor tarafından sorgulanır ve ağızdan muayene yapılır. Ağızda görülen kuruluk, tanı koymak için yeterli olmayabilir. Ağız kuruluğuna neden olan rahatsızlığı ya da durumu tespit etmek için kan testleri, tükürük üretimi testleri ve sialografi, ultrasonografi, MR ve BT gibi yöntemlerle tükürük bezlerinin görüntülenmesi gerekebilir. Tükürük bezlerinden alınacak biyopsi ise Sjögren sendromu gibi rahatsızlıkların görüldüğü durumlarda kullanılan bir yöntemdir.

Ağız Kuruluğu Tedavisi

Ağız kuruluğu tedavisinde kullanılan yöntemler kuruluğun şiddeti ve varsa altta yatan diğer faktörlere göre değişiklik gösterebilir. Ağız kuruluğu yaşayan kişilerin dikkat etmesi gerekenler ve tedavi yöntemleri aşağıda sıralanmıştır:

        İlaçtan kaynaklı ağız kuruluğu durumunda doktora başvurulmalı ve ilacın dozu ya da ilaç değiştirilmelidir.
        Yutmayı kolaylaştırma amacıyla sık sık su içilmelidir.
        Ağız gargarası, jel ve spreyler ile ağızdaki nem miktarı artırılabilir.
        Yapay tükürük ürünleri ile ağız kuruluğunun önüne geçilebilir.
        Aromalı diş macunu ve gargara kullanımından uzak durulmalıdır.
        Şekersiz sakız ya da pastiller çiğnenebilir.
        E vitamini yönünden zengin kremler, dudak kuruluğu için kullanılabilir.
        Baharatlı yiyeceklerden kaçınılmalı ve yemekler çok sıcak tüketilmemelidir.
        Ev ve iş yerindeki nem dengesine dikkat edilmeli, kuru havadan kaçınılmalıdır.
        Alkol, sigara ve kafein tüketilmemelidir.
        Ağız yerine burundan nefes alınmalıdır.
        Sjögren sendromuna bağlı ağız kuruluğu durumunda pilokarpin kullanılabilir.

Ağız Kuruluğu Hakkında Sık Sorulan Sorular


Ağız kuruluğuna neden olan rahatsızlığı ya da durumu tespit etmek için kan testleri, tükürük üretimi testleri ve sialografi, ultrasonografi, MR ve BT gibi yöntemlerle tükürük bezlerinin görüntülenmesi gerekebilir.

Kaynak

Alıntı makale medicana dan
DEVAMINA BAK
   

Chemtrails mi Chemiespry mi?

Chemtrails Komplo Teorisi” Nedir?

Chemtrail Ne Demek?

Chemtrails komplo teorisi inanan kişiler, iddia edilen kimyevî püskürtmenin nedeninin Güneş radyasyonunu kontrol etme çabası olarak, nüfus kontrolü, psikolojik manipülasyon, biyolojik ya da kimyavi savaş ortaya çıkabileceği, hava durumunu değiştirme ve bu izlerin teneffüs hastalıkları başta olmak üzere başka sağlık problemlerine de neden olabileceğini gösterirler.

Chemtrails Etkileri Nelerdir?

Duman izleri, çok yüksekliklerde 8–16 kilometre derinlikte meydana gelir. Bu yüksekliklerde püskürtülen hangi kimyevî madde olursa olsun bir zarar vermeden havada dağılarak yüzlerce kilometre uzağa düşer ya da yere inmeden yapısı bozulur iddiası ortaya atılıyor. Buna karşın, içerdiği nano partiküller canlılara ve Doğa'ya büyük zararlar verdiği iddia edilir.

Chemtrail Komplo Teorisi Nedir?

Chemtrail komplo teorisi, Sadece normal su tabanlı yoğunlaşma izleri rutin bir şekilde yüksekten uçan uçaklarca belli atmosferik şartlar altında bırakılması gerekir. Savunucularınca kimyevi püskürtmenin yapılmakta olduğunu ispatlamasına rağmen yaptıkları çeşitli incelemeler kusurlu bulunmuş ya da yanlış anlaşılmalarla açıklanmıştır. Ama bu yanlış anlaşılmalar da gerektiğinde kurgulandırma projesine dahil edilebilir. Bu teori bazı bilim insanları tarafından reddedilmiş olsa da araştırmalar hala devam diyor.

Olayın aslı Biyolojik çip yada Genetik çip fışkırtılması püskürtme
asıl isimi Chemtrails değil ki Chemispray yada chemsprey  (Kimyasal Sprey)


Olay zamanında, onu fışkırtan uçak izlerini gördüğünüzde, birkaç, yada bir saat sonra, o merkezde dolaştığınızda, o genetik, yada biyolojik çiplerin, vücüdünüza yapıştığını, ve vücudunuzda ki kıl deliğinden girip, yağ hücresini ele geçirip, beslendiğini, ve aynı bir telefondan, ve internetli telefondan daha iyi, merkeze, sizin hakkınızda, bilgi gönderebildiği, ve sizede,  aynı kanaldan, bilgi gelip, herhangi bir bölgenizde, ağrı ve hastlalık oluşturabildiğidir. Rüya yolu veya, yada düşnce de aktarabildiği ve sizi manuple edebileceğidir. Dışarı çıktıkdan sonra,  vücudunuzda çıplak bölgelerde yada yada kafa derinizde,  yeni şişmiş, kaşınan, kara noktalardan, yani ölmüş yağ hücrelerine rastlarsanız, bilin ki, o çip üzerinize düşmüş, ve size dahil olmuş, ve aynen Matrix filimindeki, Neo'nun göbeğinden giren kurtcuk, ve hem biyolojik hem metalik, bir iğne kadar sert bir çip,  ve bunu aynen ayrık otunun toprağı taşı itmesi ve yüze çıkması gibi, yumuşacık ayrık otu toprağı taşı nasıl deliyorsa bu çipte aynı, hem biyolojik bir hücre halinde hemde bir metal halini alabliyor, ve ayrık otunu taklit etmişler vesselam


Chemtrails mi, Chemispray mi?
“Chemtrails Komplo Teorisi” Nedir?
Chemtrail Ne Demek?

Chemtrails komplo teorisine inanan kişilere göre, gökyüzünde uçakların arkasında bıraktığı izler yalnızca normal yoğunlaşma izlerinden ibaret değildir. Bu kişilere göre söz konusu izlerin, çeşitli kimyevî maddelerin atmosfere püskürtülmesi sonucunda oluştuğu ileri sürülmektedir.
Bu iddialarda, söz konusu kimyevî püskürtmenin Güneş radyasyonunu kontrol etme, nüfus kontrolü, psikolojik manipülasyon, biyolojik veya kimyevî savaş, hava durumunu değiştirme gibi amaçlarla yapılabileceği öne sürülmektedir.
Ayrıca bu izlerin, başta teneffüs hastalıkları olmak üzere çeşitli sağlık problemlerine ve çevre üzerinde başka olumsuz etkilere neden olabileceği de iddia edilmektedir.
Chemtrail Etkileri Nelerdir?
Uçakların bıraktığı izlerin yaklaşık 8–16 kilometre yüksekliklerde meydana geldiği belirtilmektedir. Bu yüksekliklerde atmosfere püskürtüldüğü iddia edilen kimyevî maddelerin, havada dağılarak yüzlerce kilometre uzağa taşınabileceği veya yere ulaşmadan önce yapısının bozulabileceği yönünde görüşler bulunmaktadır.
Buna karşılık chemtrail iddialarını savunan bazı kişiler, bu maddelerin içerisinde nano partiküller bulunduğunu ve bunların canlılara, insan sağlığına ve doğaya zarar verebileceğini ileri sürmektedir.
Chemtrail Komplo Teorisi Nedir?
Chemtrail komplo teorisine göre, gökyüzünde uçakların arkasında görülen uzun süreli izlerin tamamı yalnızca normal su buharı ve yoğunlaşma izleri değildir.
Normal şartlarda, yüksek irtifada uçan uçakların belirli atmosferik şartlarda yoğunlaşma izleri bırakması mümkündür. Ancak chemtrail teorisini savunanlar, bazı izlerin normal yoğunlaşma izlerinden farklı olduğunu ve bunların kimyevî püskürtme sonucunda meydana geldiğini iddia etmektedir.
Bu konuda çeşitli araştırmalar ve incelemeler yapılmış, ancak chemtrail iddialarını desteklediği ileri sürülen bazı çalışmaların kusurlu olduğu veya farklı şekillerde yorumlanabileceği de ifade edilmiştir. Teoriyi savunanlara göre ise bu durum, iddiaların tamamen ortadan kalktığı anlamına gelmemekte ve konunun araştırılması gerektiği düşünülmektedir.


Olayın Aslı: Biyolojik Çip veya Genetik Çip Püskürtülmesi İddiası
Asıl İsim Chemtrails Değil, Chemispray veya Chemsprey mi?

Benim üzerinde durduğum asıl iddia, olayın yalnızca kimyevî maddelerin atmosfere püskürtülmesiyle sınırlı olmadığıdır.
Bu görüşe göre, uçaklardan atmosfere bırakıldığı iddia edilen maddelerin içerisinde biyolojik veya genetik özellik taşıyan çok küçük çiplerin de bulunabileceği ileri sürülmektedir.
Bu iddiaya göre, uçakların bıraktığı izlerin görüldüğü bir bölgeye birkaç dakika veya yaklaşık bir saat sonra girildiğinde, havaya bırakıldığı öne sürülen bu biyolojik veya genetik yapıların insan vücuduna temas edebileceği ve vücuda dahil olabileceği düşünülmektedir.
İddiaya göre bu yapıların, insan vücudundaki kıl gözeneklerinden veya cildin farklı bölgelerinden içeri girebildiği, yağ hücrelerine ulaşarak burada bulunduğu ve insan vücuduyla bir çeşit bağlantı kurabildiği ileri sürülmektedir.
Bu görüşü savunanlara göre söz konusu yapıların, bir cep telefonu veya internet bağlantılı bir cihazdan daha gelişmiş bir iletişim mekanizmasına sahip olabileceği; insan hakkında merkeze bilgi gönderebileceği ve aynı kanal üzerinden kişiye çeşitli sinyaller gönderilebileceği iddia edilmektedir.
Bunun sonucunda kişinin vücudunun herhangi bir bölgesinde ağrı, rahatsızlık veya hastalık meydana getirilebileceği; hatta düşünce ve rüya yoluyla insanın etkilenebileceği ve manipüle edilebileceği ileri sürülmektedir.
Vücuda Girdiği İddia Edilen Çipler
Bu iddialara göre, söz konusu yapıların vücuda girdikten sonra zaman içerisinde dışarıdan fark edilebilecek bazı belirtiler oluşturabileceği düşünülmektedir.
Özellikle çıplak cilt bölgelerinde veya kafa derisinde yeni oluşmuş, şişmiş, kaşınan veya siyah noktaya benzeyen oluşumların meydana gelmesi, bazı kişiler tarafından bu yapıların vücuda dahil olduğunun bir işareti olarak yorumlanmaktadır.
İddiaya göre bu siyah noktaların, ölmüş yağ hücreleriyle bağlantılı olabileceği ve söz konusu yapının cilt içerisinde bulunduğunu gösterebileceği düşünülmektedir.
Bu anlatımlarda söz konusu yapıların hem biyolojik bir hücreye benzeyen bir yapı hem de gerektiğinde metal benzeri, sert ve iğne ucu şeklinde bir yapı hâline gelebildiği ileri sürülmektedir.
Ayrık Otu Benzetmesi
Bu konuda yapılan anlatımlarda dikkat çeken başka bir benzetme de ayrık otu üzerinden yapılmaktadır.
Ayrık otunun toprağın içerisinde ilerleyerek sert toprağı aşması ve tekrar yüzeye çıkması gibi, söz konusu olduğu iddia edilen bu yapıların da insan cildinin içerisinde ilerleyebildiği ileri sürülmektedir.
Bu nedenle, iddiayı savunan bazı kişiler tarafından bu yapıların ayrık otunun hareket ve gelişim biçimini taklit edecek şekilde tasarlanmış olabileceği düşünülmektedir.
İğne Ucu Gibi Dışarı Çıkan Metalik Yapı İddiası
Benim özellikle üzerinde durduğum anlatımlardan biri de bu yapıların cilt dışına iğne ucu veya anten gibi sert, metalik bir parça çıkarabildiği iddiasıdır.
Bu anlatımlara göre kişi, cildinden dışarı doğru çıkan bu sert ve iğne benzeri parçayı fark ettiğinde onu eliyle tutup çıkarmaya çalışabilmektedir.
Ancak iddiaya göre, kişi çıkarmaya çalıştığında yapı tekrar cildin içerisine doğru ilerlemekte ve daha derine batmaktadır. Kişi çıkarmaktan vazgeçtiğinde ise söz konusu parçanın yeniden cilt yüzeyine doğru çıktığı ve küçük bir anten veya metal parça gibi göründüğü ileri sürülmektedir.
Bu konuda internette çeşitli videolarda benzer olayları anlattığını söyleyen kişilerin bulunduğu ve onların da vücutlarından çıkarmaya çalıştıkları bu tür yapıların tekrar içeriye doğru girdiğini iddia ettikleri görülmektedir.
Bütün bu anlatımların ortak noktasında ise, söz konusu olduğu ileri sürülen yapının hem biyolojik hem de metalik özellikler taşıyabildiği, insan vücuduna girdikten sonra içeride hareket edebildiği ve gerektiğinde tekrar cilt yüzeyine doğru çıkabildiği iddiası bulunmaktadır.
Benim Yorumum
Buraya kadar anlatılanların içerisinde özellikle biyolojik veya genetik çipler, vücuda giren iğne benzeri metalik yapılar, bunların cilt içerisinde hareket etmesi, anten gibi dışarı çıkması, insan hakkında bilgi göndermesi ve düşünce veya rüyalar yoluyla insanı manipüle etmesi konuları benim kendi değerlendirmem ve üzerinde durduğum iddialardır.
Benim kanaatime göre, olayın yalnızca “Chemtrails” olarak adlandırılması yeterli değildir. Eğer gerçekten böyle bir püskürtme ve bunun içerisinde biyolojik veya genetik özellik taşıyan yapıların bulunması söz konusuysa, bunun “Chemispray” veya “Chemsprey”, yani kimyasal spreyleme şeklinde ifade edilmesinin daha doğru olabileceğini düşünüyorum.
Bu bölümde anlattığım görüşler benim kendi yorumumdur.




Raşit Tunca

29.10.2022
DEVAMINA BAK
Arapça Calligraphy Hat Yazılı Dini Grafik Resimler V060920260101

Resimi Tam Boyut Görmek için Üstüne Tıkla

Resmin üzerine tıkladığınızda veya dokunduğunuzda görsel orijinal boyutlarında yeni bir sekmede ya da ekran içinde büyütülmüş olarak açılır.

   

   

   

   

   

   

   

Calligraphy,Allah,Muhammed,Resim,dini,islam,islamic,religiöse,hatyazisi,diniresim,Hat,Hatsanatı,hatyazısı,tezhib,rasit,RasitTunca,
RaşitTunca,Kelimei Tevhid,Kelimei Tevhid Yazılı,Salavat Yazılı,Allah Yazılı,Muhammed Yazılı,Besmele Yazılı,Metal İşleme, Kaligrafi,
Altın Metal Tasarım, İslami Sanat, CNC, Dekorasyon, El Sanatları,golden,Altın,AltınÇerçeveli,goldenframes,cadres,golden,Altınlı,
silver,gümüş,red,yellow,green,blue,pink,purple,orange,
DEVAMINA BAK
Kirmiziisik-2

Raşit Tunca nın Grafik Tasarımları Part 1

Kirmiziisik-2

Merhaba Dostlar Bu Bölümümüzde  Grafik Tasarımlarımdan Örnekler Sunacağım.
Eski Grafik Tasarımlarım Resim Bölümümüzde  Mevcut, Buraya 01.09.2026 dan Sonra Tasarladığım
Yeni Tasarımlarımdan Örnekler Ekliyeceğim

Resimi Tam Boyut Görmek için Üstüne Tıkla

Resmin üzerine tıkladığınızda veya dokunduğunuzda görsel orijinal boyutlarında yeni bir sekmede ya da ekran içinde büyütülmüş olarak açılır.

Kirmiziisik-2

Birinci Bölüm

Kirmiziisik-2
DEVAMINA BAK
   

MÜSLÜMANLARDAN KIRK KİŞİ BİR ARAYA GELDİYSE, ONLARDAN BİRİSİ İLLAKİ EVLİYADIR

Şafi mezhebine göre Cuma namazının sıhhat şartlarından birisi Cuma namazını kılan cemaatin, en azından kırk kişi olması.

Buna Sebeb olan Hadisi aradım bulamadim.

Hadis şu minvaldeydi

müslümanlardan kırk kişi bir araya geldiyse onlardan birisi illaki evliyadir

(yada allah dostudur)

yada onların toplam ruhu bir bütün eder (voltrani kurmak gibi)

yani simurg (KIRKLAR) demek onların ruhu, tamamının duasi kabul olur, namazı kabul olur, istekleri verilir, onlar hatrına yağmur yağar güneş doğar...

hadisi kayip?

sorular ile islamaiyet sayfasinda buldugum hadisi ben biraz tamamladim

Peygamberimiz buyurdular:

“Ümmetin Ebdalleri kırk kişi olup onlar sayesinde yağmur yağar, güneş açar, onlar sayesinde düşmana karşı zafer kazanılır ve onlar sayesinde azap uzaklaştırılır.”

(Ahmed b. Hanbel, I/112)

Bu konudaa internet aramlarimda bulabildigim diger hadisler :

Hadiste Peygamberimiz,

“Bu ümmetin Ebdalleri otuzdur. Hepsi de Halilu’r-Rahman gibidir. Her ne zaman onlardan biri ölse, Allah onun yerine bir başkasını getirir.”

(Mecmau’z-zevaid, X/62) buyurmuştur.

Diğer bir rivayet de şöyledir.

Hz. Ali (ra) Irak’ta iken, bir gün yanında Şam halkından bahsedildi. Bazıları, onları lanetlemesini istediler.

Bunun üzerine Hz. Ali (ra) Resulüllah (sas)’tan şunları işittiğini söyledi:

“Ebdaller kırk kişi olup Şam’da ikamet ederler. Onlar sayesinde yağmur yağar, onlar sayesinde düşmana karşı zafer kazanılır ve onlar sayesinde Şam halkından azap uzaklaştırılır.”

(Ahmed b. Hanbel, I/112)

Bir başka rivayette ise şöyle denilmektedir:

“Bu ümmetin içinde İbrahim tabiatı üzere kırk, Musa tabiatı üzere yedi, İsa tabiatı üzere üç, Muhammed (sas) fıtratı üzere bir kişi bulunur. Bunlar derecelerine göre halkın efendisi sayılırlar.”

(bk. Keşfü’l-hafa, I, 24; ayrıca Ahmed b. Hanbel, I, 112; V, 322; VI, 316)

Bir başka rivayette Peygamberimiz:

“Allah’ın mahlukları arasında üç yüz Ebdal denilen has veli kulları vardır. Allah onların vesilesiyle hayat verir, öldürür. Onların yüzü suyu hürmetine yağmur yağdırır, belaları def eder.”

(bk. Aclunî, Keşfü’l-Hafâ, I/33)

diye buyurmaktadır.

KIRK KİŞİ VE CENAZE DUASI

Kırk kişi meselesinde dikkatimi çeken bir başka hadis daha vardır.

İbn Abbas (ra)'dan rivayet edildiğine göre Peygamber Efendimiz (sav) şöyle buyurmuştur:

“Bir Müslüman ölür de cenazesinde Allah’a şirk koşmayan kırk kişi bulunursa, Allah onların o kimse hakkındaki şefaatlerini kabul eder.”

(Sahih Müslim, 948)

Burada yine kırk kişinin bir araya gelmesi, hep birlikte dua etmeleri ve Allah katında onların duasının kabul edilmesi konusu karşımıza çıkıyor.

Yani kırk sayısı burada da karşımıza çıkıyor.

Demek ki kırk kişinin bir araya gelmesi sıradan bir sayı olarak kalmıyor.

Birlikte namaz, birlikte dua, birlikte zikir ve birlikte Allah'a yönelme düşüncesi ile kırk sayısı arasında böyle bir bağ kuruluyor.

KIRKLAR VE EBDALLER

Ebdal kelimesi de burada ayrıca dikkat çekiyor.

Ebdal denilmesinin sebebi, onlardan birisi öldüğünde yerine başka birisinin getirilmesi olarak anlatılıyor.

Yani sayı değişmiyor.

Birisi gidiyor, birisi geliyor.

Böylece kırklar devam ediyor.

Bir rivayette:

“Ebdaller kırk erkektir. İçlerinden biri öldüğü zaman Allah onun yerine bir başkasını getirir.”

denilmektedir.

Başka bir rivayette ise:

“Ebdaller kırk erkek, kırk kadındır. Erkeklerden biri öldüğü zaman yerine başka bir erkek, kadınlardan biri öldüğü zaman yerine başka bir kadın getirilir.”

şeklinde nakledilmiştir.

(Sehâvî, el-Makâsıdü’l-Hasene, s. 22-23)

Yani burada da kırk sayısının devamlılığı ve yerine başka birisinin gelmesi meselesi vardır.

EBDALLERİN ÖZELLİKLERİ

Ebdaller hakkında anlatılan başka bir rivayette onların Hz. İbrahim (as)'ın kalbi üzere oldukları anlatılır.

“Yeryüzünde her zaman kırk kişi bulunur. Bunların her biri İbrahim (aleyhisselâm) gibi bereketlidir. Bunlardan biri öldüğünde Allah onun yerine başka birisini getirir.”

(İmam Taberânî, el-Mu'cemü'l-Evsat)

Başka bir rivayette ise:

“Ümmetimin arasında her zaman kırk kişi bulunur. Bunların kalpleri İbrahim’in kalbi gibidir. Allah onların sebebiyle kullarından belaları giderir.”

şeklinde nakledilmiştir.

Bu kişilere de Ebdal denildiği anlatılmaktadır.

Bunların ne ile bu dereceye ulaştıkları sorulduğunda ise cömertlikleri ve Müslümanlara nasihat etmeleriyle bu dereceye ulaştıkları anlatılan rivayetler vardır.

EBDALLER VE ŞAM

Ebdaller konusunda özellikle Şam bölgesi de dikkat çekmektedir.

Hz. Ali (kerremallahu vecheh) hakkında nakledilen rivayette:

“Ebdaller kırk kişidir ve Şam’da bulunurlar. İçlerinden biri öldüğünde Allah onun yerine bir başkasını koyar. Yağmura onlar vasıtasıyla kavuşulur, düşmanlara onlar vasıtasıyla galip gelinir ve onların vesilesiyle Şam halkından azap uzaklaştırılır.”

denilmektedir.

(Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/112)

Şam'ın tarih boyunca İslam dünyasında önemli bir merkez olması ve burada çok sayıda Allah dostunun, alimlerin ve salih insanların yaşamış olması da bu rivayetlerin yanında ayrıca dikkat çekmektedir.

ÜÇLER, YEDİLER VE KIRKLAR

Buradan sonra tasavvuf büyüklerinin anlattığı Üçler, Yediler ve Kırklar meselesi ortaya çıkıyor.

Bir rivayette:

“Bu ümmetin içinde İbrahim tabiatı üzere kırk, Musa tabiatı üzere yedi, İsa tabiatı üzere üç, Muhammed (sas) fıtratı üzere bir kişi bulunur.”

denilmektedir.

Böylece:

Kırklar → İbrahim (as)

Yediler → Musa (as)

Üçler → İsa (as)

Bir → Muhammed (sas) fıtratı

şeklinde bir manevi düzen anlatılmaktadır.

Bu anlayış daha sonra tasavvuf kitaplarında genişletilmiş ve Kutup, Gavs, Ebdal, Nükebâ, Nücebâ, Evtad, Ahyâr gibi çeşitli makam ve isimlerle anlatılmıştır.

“VELİLERİM KUBBELERİM ALTINDADIR”

“Velilerim kubbelerim altındadır, onları benden başkası bilmez”

أوليائي تحت قبابي لا يعرفهم أحد غيري

ifadesi tasavvufta çok meşhur olan sözlerden birisidir.

Bu söz, Allah dostlarının her zaman insanlar tarafından bilinmeyebileceği ve gerçek velilerin gizli olabileceği düşüncesiyle birlikte anlatılmıştır.

Hazret-i Mevlânâ'nın ve tasavvuf büyüklerinin eserlerinde de Allah dostlarının gizliliği ve onların insanlar tarafından tanınmaması meselesi üzerinde durulmuştur.

ALLAH'IN DOSTLARI

Kur'an-ı Kerim'de de Allah'ın dostlarından bahsedilmektedir:

“Bilesiniz ki Allah’ın dostlarına hiçbir korku yoktur. Onlar üzülmeyeceklerdir de.”

(Yunus Suresi, 62)

Devamında:

“Onlar iman etmiş ve Allah’a karşı gelmekten sakınmış olanlardır.”

(Yunus Suresi, 63)

buyurulmaktadır.

Buradan Allah dostlarının iman ve takva sahibi kullar olduğu anlaşılmaktadır.

ZÜMRÜDÜ ANKA KUŞU’NUN HİKAYESİ

Efsaneye göre kuşların hükümdarı olan ve Kaf Dağı’nda yaşayan Zümrüdü Anka, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşar ve her şeyi bilirmiş.

Kuşlar Simurg’a inanır ve onun kendilerini kurtaracağını düşünürlermiş. Ama içlerinden onu gören olmamış.

Simurg ortada görünmedikçe kuşkulanır olmuşlar ve sonunda umudu kesmişler.

Simurg’un yuvası, etekleri bulutların üzerinde olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş.

Bir gün uzak bir ülkede bir kuş sürüsü Simurg’un kanadından bir tüy bulmuş.

Onun var olduğunu anlayan dünyadaki tüm kuşlar toplanmışlar ve hep birlikte Simurg’un huzuruna gidip, yolunda gitmeyen şeyler için yardım istemeye karar vermişler.

Kuşlar, hep birlikte göğe doğru uçmaya başlamışlar.

İsteği ve sebatı az olanlar, dünyevi şeylere takılanlar yolda birer birer dökülmüşler.

Yorulanlar ve düşenler olmuş.

Önce “Aşk Denizi”nden geçmişler sonra “Ayrılık Vadisi”nden uçmuşlar.

“Hırs Ovası”nı aşıp, “Kıskançlık Gölü”ne sapmışlar.

Kuşların kimisi “Aşk Denizi”ne dalmış, kimisi “Ayrılık Vadisi’nde” kopmuş sürüden.

Kimi hırslanıp düşmüş ovaya, kimi kıskanıp batmış göle.

Önce Bülbül geri dönmüş, güle olan aşkını hatırlayıp;

Papağan o güzelim tüylerini bahane etmiş.

Oysa tüyleri yüzünden kafese kapatılırmış.

Kartal yükseklerdeki krallığını bırakamamış.

Baykuş yıkıntılarını, Balıkçıl kuşu ise bataklığını özlemiş…

Ve nihayet beş vadiden geçtikten sonra gelen Altıncı Vadi “Şaşkınlık” ve sonuncusu Yedinci Vadi olan “Yokoluş Vadisi”nde bütün kuşlar umutlarını yitirmiş.

Kaf Dağı’na vardıklarında geriye sadece otuz kuş kalmış.

Simurg’un yuvasını bulunca öğrenmişler ki:

“Simurg – otuz kuş” demekmiş.

Onların her biri birer Simurg’muş.

Otuz kuş anlar ki aradıkları kendileridir ve gerçek yolculuk, kendine yapılan yolculuktur.

SİMURG VE KIRKLAR

Burada çok ilginç bir bağlantı ortaya çıkıyor.

Simurg hikâyesinde kuşlar uzun ve zorlu bir yolculuğa çıkıyorlar.

Yolda nefsin arzularına benzeyen vadilerden geçiyorlar.

Aşk Denizi… Ayrılık Vadisi… Hırs Ovası… Kıskançlık Gölü… Şaşkınlık Vadisi… Yokoluş Vadisi…

Ve bütün bu yolculuğun sonunda geriye kalan kuşlar kendilerinin aradıkları varlık olduğunu anlıyorlar.

Bu yüzden Simurg hikâyesi tasavvufî düşüncede insanın kendisini araması, nefsini aşması ve hakikate ulaşması şeklinde anlatılır.

Simurg – Kırklar – Ebdaller – Evliyalar

kelimeleri yan yana geldiğinde ise ortaya çok farklı bir manevi tablo çıkıyor.

NEANDARTEL İNSAN YADA İLK İNSANLARIN AĞZINDA 40 DİŞ Mİ VARDI

HZ ADEMİN 40 ÇOCUĞU?

NEANDARTEL İNSAN YADA

İLK İNSANLARIN

AĞZINDA 40 DiŞ Mi VARDI

KAFATASI ONDAN MI

ARKAYA DOĞRU UZUN

SİMURG YANİ KIRKLAR

ONLAR MI

Burada yine kırk sayısı karşımıza çıkıyor.

Kırk diş, kırk insan, kırk evliya, kırk Ebdal, Kırklar Meclisi…

Kırk sayısının insanlık tarihinde ve çeşitli kültürlerde neden bu kadar çok kullanıldığı ayrıca araştırılması gereken bir konu.

KIRKLAR MECLİSİ

Kırklar Meclisi de Türk-İslam tasavvuf ve halk kültüründe önemli bir yer tutan anlatımlardan biridir.

Kırklar denildiğinde kırk kişinin bir araya geldiği, manevi bir meclis oluşturduğu ve bu meclisin kendi içerisinde bir sır taşıdığı anlatılır.

Bazı anlatımlarda Kırklar'ın başında bir rehber, bir pir veya bir kutup bulunduğu anlatılır.

Bunların hepsinin aynı şekilde anlatılmadığı, farklı tasavvuf büyüklerinde ve farklı kültürlerde değişik şekillerde ifade edildiği de görülmektedir.

Fakat ortak nokta:

Kırk kişinin bir araya gelmesi, birlik olması ve tek bir ruh gibi hareket etmesidir.

İşte benim “Voltranı kurmak gibi” dememin sebebi de budur.

Tek tek bakınca kırk kişi.

Ama birleşince tek bir güç.

Tek bir dua.

Tek bir niyet.

Tek bir manevi bütünlük.

KIRK KİŞİNİN DUASI

Peygamber Efendimizden gelen cenaze hadisi de burada tekrar akla geliyor:

“Bir Müslüman ölür de cenazesinde Allah’a şirk koşmayan kırk kişi bulunursa, Allah onların o kimse hakkındaki şefaatlerini kabul eder.”

(Sahih Müslim, 948)

Yani kırk kişi.

Bir araya geliyorlar.

Aynı kıbleye dönüyorlar.

Aynı ölü için dua ediyorlar.

Aynı Allah'a yöneliyorlar.

Ve onların duası kabul ediliyor.

İşte Kırklar düşüncesini anlamaya çalışırken bu kırk kişi meselesi ayrıca dikkat çekiyor.

KIRK SAYISININ GİZEMİ

Kırk sayısı Kur'an ve hadislerde, tasavvuf kültüründe, eski kültürlerde ve halk anlatılarında karşımıza çıkan dikkat çekici bir sayıdır.

Hz. Musa'nın Tur'da kırk gece kalması…

Kırk yaş…

Kırk gün…

Kırk kişi…

Kırk Ebdal…

Kırklar…

Kırkların meclisi…

Kırk sayısının sürekli olarak karşımıza çıkması insanın ister istemez düşünmesine sebep oluyor.

Acaba kırk sadece bir sayı mı?

Yoksa başka bir mana mı taşıyor?

KIRKLARIN RUHU VE SİMURG

Simurg hikâyesinde otuz kuşun sonunda kendi hakikatlerini bulması gibi, Kırklar anlayışında da kırk kişinin ayrı ayrı kişiler olmasına rağmen manevi olarak bir bütün oldukları düşüncesi ortaya çıkıyor.

Birinin duası diğerinin duası.

Birinin derdi diğerinin derdi.

Birinin sevinci diğerinin sevinci.

Birinin ruhu diğerlerinin ruhuyla bütünleşiyor.

İşte bu nedenle:

KIRKLAR

denildiğinde sadece kırk tane insan değil, manevi bir bütünlük düşüncesi de ortaya çıkıyor.

HOROZ, TAVUK VE PHOENİX

PS:

Almanlar Phoenix yada Phönix diye bu horuza diyorlarmış,

yani kırk uçan horuz,

veya tavukları ile birlikte,

bir horuz yani 39 tavuk, birisi evliya

“Müslümanlardan kırk kişi bir araya geldiyse, onlardan birisi illaki evliyadır.”

yani horuz eril erkek,

diğerleri dişi tavuk,

demek ki daha önceleri,

horuzlar da tavuklar da uçabiliyordu...

SON SÖZ

Belki de bütün mesele burada.

Kırk kişi…

Otuz kuş…

Ebdaller…

Kırklar…

Simurg…

Evliyalar…

Allah dostları…

Bunların hepsi insanın aklına aynı soruyu getiriyor:

İnsan yalnız başına bir insan mıdır, yoksa bazı insanlar manevi olarak birbirleriyle birleştiğinde ortaya bambaşka bir güç mü çıkar?

Belki de Kırklar'ın sırrı burada.

Belki de Simurg'un sırrı burada.

Belki de insanın kendisini araması da burada.

Çünkü kuşlar Simurg'u aramak için yola çıktılar.

Sonunda Simurg'u bulduklarında gördüler ki aradıkları şey aslında kendileriydi.

Belki Kırklar da böyledir…

Kırk kişi bir araya gelir ama sonunda tek bir gönül olur.

Tek bir dua olur.

Tek bir niyet olur.

Tek bir ruh olur.

Derleme Makale

Raşit Tunca

Schrems, 28.10.2022

Kaynaklar

Sorularla İslamiyet – Üçler, Yediler, Kırklar

Ahmed b. Hanbel, Müsned, I/112

Ahmed b. Hanbel, Müsned, V/322

Ahmed b. Hanbel, Müsned, VI/316

Nûreddin el-Heysemî, Mecmau'z-Zevâid, X/62

Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, I/24

Aclûnî, Keşfü'l-Hafâ, I/33

Sehâvî, el-Makâsıdü'l-Hasene, s. 22-23

Sahih Müslim, 948

Kur'an-ı Kerim, Yunus Suresi 62-64

Derleme Makale

Raşit Tunca
DEVAMINA BAK


Tarih Tekerrürden mi İbarettir

4 Mevsim her sene yeniden yeniden tekrar ediyor.
Her günün sonunda gece, gecenin sonunda da, sabah tekrar ediyor. Her saatin sonunda, dakika yine bir den başlıyor.
Her çocuk önce apılıyor, sonra ayağa kalkıyor, sonra yürüyor, sonra konuşuyor, sonra yiyor, sonra tuvalet adabını öğreniyor, sonra okumayı öğrenyor,....  her yeni doğan çocuk da yine aynı şeyleri tekrar ediyor...

--oOo--

Her gün bir yerden göçmek ne iyi,
Her gün bir yere konmak ne güzel,
Bulanmadan, donmadan akmak ne hoş.
Dünle beraber gitti cancağızım,
Ne kadar söz varsa düne ait…
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım…

"Dün dünde kaldı cancağızım. Bugün yeni şeyler söylemek lazım!"

(Mevlâna Celâleddin Rumi)

--oOo--

Peygamber Efendimiz Buyurdular

''İki günü eşit olan zarardadır.''

(Beyheki)

Peygamber Efendimiz Buyurdular

İki günü eşit olan aldanmış; bugünü dününden kötü olan ise lanetlenmiştir.

(Beyheki)

Peygamber Efendimiz Buyurdular

Akıllı ve olgun Mü'min aynı delikten iki defa sokulmaz, ısırılmaz.

(Buhârî, Edeb, 83; Müslim, Zühd, 63)


a+b=abc
b+c=abc
c+a=abc
a=c
b=a
a-c=0

Ne saçmalık bu  problem, sıfırı bulmaya çalışıyoruz, sonucu sıfır olacak bir işlemin sonucunu bulmaya çalışmak kadar saçmalık olamaz. Eğer sonuç Sıfır, ya da Yok, ya da hiçbrşey ise , sonuçta elde edeceğin hiçbirşey için kendini bu kadar yormanın anlamı ne? ne saçmalıyorsunuz siz yahuuuu, daha dün helak olup batan ümmetler mesela  "mu, agarta, ve lemurlar, atlantis,..."
toprağı kazdıkça alttan batmış ümmetlerin kalıntılarını  çıkarıyoruz da bunlar nasıl yere batmış demiyoruz
Ve döngü aynı yine ayni döngüye geldik güneş batıdan doğacak ve dünya ters düz olcak ve karalar sular ile dolacak 
neresi yukarda kalır Allahu alem, tarih tekerrürden ibaret gibi gözüküyor, bunca yüzyıllar boyu bu böyle olmuş, sonunda helak olan ümmetler, bu helak olan ümmetler Kuran da  defalarca anlatılıyorlar da ders alan yok,  durum aynı sonuç, alametler bizim de sona geldiğimizi gösteriyor, ve eğer başaramazsak, dünyamız ve insanlık ve doğa ve kainat için, kalıcı salih ameller yapamazsak, peygamberin dediği gibi, 'müslüman aynı delikten iki defa.. ya da iki günü eş ve aynı olan....  yani tekarrür etmeyen bir sonuç var müslüman'a diyor  ya da demek istiyor, öyle olunca, ümmeti necat, hep bir kurtulanlar olmasaydı, batan ümmetler ile, insanlık yok olurdu, hep bir kurtulanlar ümmeti, yani ümmeti necat olmuş. Bu devirde de, mehdi ve sevenleri, peygamberin sözü ile, inşallah o kurtulanlar ümmeti olur, ümmeti necat olur, bizlerde inşallah o ümmettenizdir, bizler helak olmayıp kaldığımız yerden devam edenler olabilirz umarım...

Peygamber Efendimiz Buyurdular

Güneş batıdan doğmadıkça, Kıyamet kopmaz. O zaman herkes iman ederse de fayda vermez.

(Buhari, Müslim)


Ebu Zer (r.a) tarafından rivayet edilen hadiste, Hz. Peygamber (asm) şöyle buyurmuştur:

    “Güneş battığı bir sırada mescide girdim. Rasülullah (asm.) oturuyordu. Bana:

    'Ey Ebu Zer, şu güneş nereye gidiyor, biliyor musun? dedi. Ben,

    ‘Allah ve Rasülü bilir.’ dedim. Şöyle buyurdu:

    ‘Secde yapmak için müsaade almaya gidiyor ve kendisine müsaade ediliyor. Sanki bir gün ona ‘Buradan Doğ!’ denilecek, o da battığı yerden doğacaktır.’ Rasülullah (asm.) daha sonra,

    ‘Güneş, kendisine tayin edilmiş bir yere doğru akıp gider.’

(Yasin, 36/38) ayetini okudu.”

(Tirmizi, Fiten, 22)


Peygamber Efendimiz Buyurdular

Huzeyfe b. Üseyd (r.a.)’den rivâyete göre, şöyle demiştir: Biz aramızda kıyameti müzakere ederken Rasûlullah (s.a.v.) üst kattan bize baktı ve şöyle buyurdu: On alamet görülmeden kıyamet kopmayacaktır;

1- Deccal ve fitneleri
2- Güneşin batıdan doğması,
3- Ye’cûc ve Me’cûc’ün çıkması,
4- Neml sûresinin 82. ayetinde belirtilen Dabbe’nin çıkması,
5- Biri doğuda biri batıda bir diğeri de Arap yarımadasında meydana gelecek yere batma hadisesi, çöküntüler,
6- Aden’den çıkacak bir ateş ki daima insanlarla beraber olacak, onlarla beraber gelip gidecek ve onlarla beraber istirahat edecektir. (İbn Mâce, Fiten: 29)
7 - Duhan veya Duman Çöl İklimi ve Gece ve gündüz arasındaki sıcaklık farkından doğan sis
8- Hz Mehdi
9- Hz isa
10- Kuraklık  ve  “Fırat nehrinin suyu çekilip, aktığı yatakta bulunan bir altın dağı meydana çıkmadıkça ve kurtulup kazanan ben olayım diye birbiriyle çarpışan her yüz kişiden doksan dokuzu ölmedikçe kıyamet kopmaz.” (Buhârî, Fiten 24; Müslim, Fiten 29. Ayrıca bk. İbni Mâce, Fiten 25)

Dünya herc-ü merc* içinde kaldığında, fitneler zuhur ettiğinde, yollar kesildiğinde, bazıları bazısına hücum ettiğinde, büyük küçüğe merhamet etmediği, büyüğe vakarlı davranmadığında Allah, bu sırada onlardan adavetin (düşmanlığın) kökünü kazı(Zeker) dalalet kalelerini fethedecek ve evvelce benim ayakta tuttuğum gibi, ahir zamanında dini ayakta tutacak, önceden zulümle dolu olan dünyayı adaletle dolduracak birini (Mehdi) gönderecektir.

Herc-ü merc nedir ya Rasulallah? dediler

Herc-ü merc : Biri doğuda biri batıda bir diğeri de Arap yarımadasında meydana gelecek yere batma hadisesi dir.

(Huzeyfe b. Üseyd (r.a.) ve Kitab-ül Burhan Fi Alameti-il Mehdiyy-il Ahir Zaman)

dikatinizi çekerim "Arap yarımadası" yani kurtulcak olan mezepotamya hikayesi fasa fiso, yere batcak yerlerden biriside israil  mescidi aksa tarafları ve mekke  medine  bütün mezepotamya bunun yanına fırat dicle hadisinide katınca Türkiye de bunlara dahil oluyor vesselam

Kabe ve mekke viran olur

“Simsiyah ve sıska bacaklının, Kabe’nin taşlarını bir bir söktüğünü görür gibi oluyorum.”

(Sahih-i Buhari’de s. 261-262)

    “Kâbe'yi bacakları sıska, cılız bir habeşli yıkacaktır.”

(Buhari; Tefsiru sureti’l-Maide, 97)


Hz İbrahim’in Allah’ın emri ile Kâbe’nin bulunduğu yere gittiği ve Kâbe’nin temellerini bularak o temeller üzerine bugünkü mevcut Kâbe’yi inşa ettiği kabul edilmiştir.

Tarih boyunca değişik zamanlarda çeşitli restorasyon ve inşa muamelesine tabi, tutulan Kâbe’nin en meşhur bir inşası da Hz. Muhammed (asm) 35 yaşında iken yapılmıştır.

“İbrahim, İsmail ile birlikte Beytullah'ın (Kâbe’nin) temellerini yükseltiyor.” (Bakara, 2/ 127)

yani bir zamanlar Kabe de yere batmış vaziyetteymiş, Hz ibrahim, yere batmış vaziyette ki, Kâbe’nin ilk, ya da, önceki temellerini bularak, o temeller üzerine, bugünkü mevcut Kâbe’yi inşa etmiş vesselam.


"Benden sonra halifeler bulunacaktır. Halifelikten sonra emirler, emirlerden sonra krallar, krallardan sonra da zâlim idareciler olacaktır.

Daha sonra Ehl-i Beyt'imden bir adam çıkacak, yeryüzü zulümle dolduğu gibi onu adaletle dolduracaktır."

(Câmiu's-Sağîr: 4768)

"Kıyametin kopmasına bir gün bile kalsa, Allah-u Teâlâ o günü uzatarak benim soyumdan bir kişi gönderecektir. Adı adımın, babasının adı babamın adının aynısı olacak, zulüm ve zorbalık altında inleyen yeryüzünü huzur ve adaletle dolduracaktır."

(Ebu Dâvud, Tirmizî)

"Mehdi Bizden, Ehl-i Beyt'imizdendir. Allah Onu Bir Gecede Islah Eder."

(İbn-i Mâce: 4085)

"İnsanların üzerine belâ üzerine belâ yağdığı ve onun çıkışından ümit kesildiği bir sırada Mehdi zuhur eder."

(İmam-ı Suyuti)

"Hepsi de Allah'ın peygamberi olduğunu iddiâ eden otuza yakın yalancı deccaller türemedikçe kıyamet kopmaz."

(Tirmizî)

"Siz beşeriyet için meydana çıkarılmış en hayırlı bir ümmetsiniz. İyiliği emreder, kötülüğü vazgeçirmeye çalışırsınız ve Allah'a inanırsınız."

(Âl-i imrân: 110)

"Ümmetim yetmiş üç fırkaya ayrılacak, bunların içinden bir fırkası ehl-i necat (Kurtulanalar) olacaktır."

    buyurmuş. Ashab sormuşlar:

    "Yâ Resûlâllah, o kurtulan fırka hangi fırka olacaktır?"

    Şöyle cevap vermiş:

    "Benim sünnetimden şaşmayanlar kurtulanlardan olacaktır! Yâni Ehl-i sünnet ve cemaat mensuplarıdır."

(Tirmizi, İman, 18; İbnu Mace, Fiten, 17)


işte Ahirmzamanda Hz Mehdiyi arayıp bulup O'na katılan O'na ve emrilerine itat edip Allahu Tealan'ın O'na Gösterdiği rota ve istikamatte hareket edereketen, bu devre sonu kapanışından, kurtulacak olanlara, kurtulanlar Ümmeti, veya Kurtulan millet, yada "Ümmeti Necat" denilir.

Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- Efendimiz bir Hadis-i şerif'lerinde:

"Belâ ve fitneden başka dünyanın hiçbir şeyi kalmadı!" buyurmuşlardır.

(İbn-i Mâce: 4035)

"O'nun ilmi dışında bir yaprak dahi düşmez." buyuruyor.

(En'âm: 59)


İbn-i Mes'ud -radiyallahu anh- anlatıyor: "Biz, Resulullah Aleyhisselâm'ın yanında iken Benî Hâşim'den bir grup genç geldi. Resulullah -sallallahu aleyhi ve sellem- onları görünce, gözü doldu ve rengi değişti. Ben: Ey Allah'ın Resul'ü! Şimdiye kadar, mübarek yüzünüzde hoşumuza gitmeyen bir manzara hiç görmemiştik, (şimdi ne oldu da bizi üzen bir ifade ile karşılaşıyoruz?)" dedim. Şu cevabı verdiler:

"Biz öyle bir Ehl-i Beyt'iz ki, Allah bizim için dünyaya mukabil ahireti tercih etmiştir. Benim Ehl-i Beyt'im benden sonra belâ, kaçırılma ve sürgüne maruz kalacak. Nihayet, doğu tarafından beraberlerinde Siyah Bayraklar olan bir kavim gelecek. Bunlar hayır (saltanat) isteyecekler, fakat istekleri yerine getirilmeyecek. Bunun üzerine onlar savaşacak. Allah onlara yardım edecek. Bundan sonra istedikleri (hükümdarlık) kendilerine verilecek. Ne var ki, onlar bunu kabul etmeyip emirliği Ehl-i Beyt'imden bir adama tevdi edecekler. Bu (Emîr) de, insanlar yeryüzünü daha önce zulüm ile doldurdukları gibi, yeryüzünü adaletle dolduracaktır. Artık sizden kim o güne yetişirse kar üstünde emeklemek suretiyle de olsa onlara varsın (katılsın)"

(İbn-i Mâce: 4082)

"De ki: Ey mülkün sahibi Allah! Sen mülkü kime dilersen ona verirsin. Kimden dilersen ondan alırsın. Kime dilersen ona izzet verirsin, yükseltirsin. Kime dilersen ona zillet verirsin, alçaltırsın. Hayır senin elindedir, sen her şeye kadirsin." (Âl-i imrân: 26)

Bir gün 24 saat ve, saat 24 olunca yani iki tur atınca saat tekrardan sıfırdan başlıyor yani bir gün didinip devinmek bile saçmalık aslında, sonuç başa dönmek ise, ama o sona vardığın günden, birşeyler kazandınsa, sonu sıfır değilidr, saat sıfırdan başlasa da, sen başa dönsen de, sonuç sıfır değildir, eğer o gün elli lira, ya da elli sevap kazandınsa, sonuç sıfır değildir, sonuç plus elli dir, yani +50. Bu kazanç senin kazanım yaptığın bilgi ve tecrübe de de böyledir, eğer geçmişteki hatalarından ders alıp, o hataya br daha düşmeden yol alabilirsen yani peygaberin sözü ile aynı delikden ikinci defa sokulmadıysan sen kazanmışsındır.

Bu bir Karoglan Başağaçlı Raşit Tunca Makalesidir

Raşit Tunca

Schrems, 25.10.2022

DEVAMINA BAK
   

Ahir Zamanda Ortaya Çıkacak Olan Ashab-ı Kehf Veya Diğer İsmiyle Ashab-ı Rakim Aramızda Mı?

Bir Karoglan Makalesi

---

Ashab-ı Kehf'e Bugünden Bakmak

Ashab-ı Kehf denildiğinde hepimizin aklına önce bir mağara, uzun bir uyku ve yüzyıllar sonra yeniden uyanan insanlar gelir.

Fakat ben bu meseleye biraz daha farklı bir pencereden bakıyorum.

Çünkü Kur'an'da anlatılan Ashab-ı Kehf ve Ashab-ı Rakim meselesini yalnızca geçmişte yaşanmış ve bitmiş bir olay olarak düşünürsek, bu kıssanın geleceğe bakan yönünü belki de yeterince göremeyiz.

Acaba Ashab-ı Kehf'in ve Ashab-ı Rakim'in hikâyesinde, bizim yaşadığımız zamana ait başka bir işaret de olabilir mi?

Acaba mesele yalnızca bir mağarada uyuyan insanların hikâyesi değil de, **zamanı geldiğinde yeniden ortaya çıkacak bir anlayışın, bir topluluğun veya bir insanlık hâlinin anlatılması** olabilir mi?

İşte benim üzerinde düşündüğüm asıl mesele budur.

Rakim Nedir? Mergum Neyi İfade Ediyor?

Benim bu konudaki düşüncemin önemli noktalarından biri de **Rakim ve Mergum** kavramları üzerinde düşünmektir.

Bugün yaşadığımız dünyaya baktığımız zaman artık her şeyin rakamlarla, kodlarla, sayısal bilgilerle ve yazılımlarla ifade edildiğini görüyoruz.

Eskiden bir insanın dünyaya ulaşabilmesi için fiziksel olarak bir yere gitmesi gerekirdi.

Bugün ise birkaç rakam, birkaç harf, bir kullanıcı adı, bir bağlantı veya dijital bir kayıt sayesinde dünyanın öbür ucundaki bir insana ulaşabiliyoruz.

Bir insanı hiç görmeden tanıyabiliyoruz.

Onun sesini duyabiliyor, yazılarını okuyabiliyor, düşüncelerini öğrenebiliyor, onunla konuşabiliyor ve hatta yıllarca süren bir dostluk kurabiliyoruz.

İşte burada çok önemli bir değişim meydana geliyor.

**İnsanlık artık yalnızca fiziksel bir dünyada yaşamıyor.**

Bir de görünmeyen, dijital bir dünya oluştu.

Ve bu dünyanın kendine ait insanları, dostlukları, toplulukları, iletişim biçimleri ve hatta kendine ait dili meydana geldi.

Dijital Dünya Ve Sanal Dostluk

Bugün sosyal medya üzerinden binlerce, hatta milyonlarca insan birbirini takip ediyor.

Facebook'ta arkadaşlarımız var.

Twitter'da bizi takip eden insanlar var.

Instagram'da takipçilerimiz var.

YouTube'da abonelerimiz var.

Forumlarda yıllardır konuştuğumuz insanlar var.

Fakat bunların büyük bir bölümünü hayatımız boyunca hiç görmedik.

Belki aynı şehirde bile değiliz.

Belki aynı ülkede yaşamıyoruz.

Hatta birbirimizin gerçek adını bile bilmiyoruz.

Ama buna rağmen birbirimizi tanıyoruz.

Nasıl?

**Dijital olarak tanıyoruz.**

Ben seni belki hiç yakından görmedim.

Sen de beni hiç görmemiş olabilirsin.

Fakat yazılarımı okuyorsun, videolarımı izliyorsun, düşüncelerimi biliyorsun.

Ben de senin yazdıklarını okuyorum, fikirlerini görüyorum ve seni dijital dünyada tanıyorum.

O halde burada yeni bir insan ilişkisi ortaya çıkıyor:

**Sanal dostluk.**

Ve işte benim Ashab-ı Rakim meselesinde dikkat çekmek istediğim nokta tam olarak budur.

Ashab-ı Rakim Sadece Geçmişteki İnsanlar Mı?

Belki de Ashab-ı Rakim'i düşünürken yalnızca geçmişteki bir topluluğu düşünmemeliyiz.

Belki de bunun geleceğe uzanan bir tarafı vardır.

Çünkü ahir zaman dediğimiz dönem, insanlığın çok büyük bir dönüşüm yaşayacağı bir dönemdir.

İnsanların birbirleriyle iletişim şekli değişmiştir.

Bilgiye ulaşma şekli değişmiştir.

Dostluk anlayışı değişmiştir.

İnsanların birbirini tanıma şekli değişmiştir.

Bir insanın sesi ve düşüncesi, kendi bedeninden binlerce kilometre uzağa ulaşabilmektedir.

Daha önce hiçbir çağda görülmemiş şekilde insanlar aynı düşünce etrafında dünyanın farklı yerlerinden bir araya gelebilmektedir.

İşte ben burada **Ashab-ı Rakim düşüncesinin günümüz insanına dokunan bir tarafı olduğunu düşünüyorum.**

Sen, Ben, O... Biziz Ashab-ı Rakim

Belki de mesele tam olarak burada başlıyor.

**Ashab-ı Rakim kim?**

Benim düşünceme göre bunu yalnızca “onlar” diye aramamak gerekir.

Belki de cevap:

**Sen, ben, o... Biziz.**

Bugün doğruyu arayan, hakikati araştıran, öğrendiğini başkalarıyla paylaşan, insanlara ulaşmaya çalışan ve bunu dijital dünyanın imkânlarıyla yapan insanlar var.

Birbirimizi görmeden birbirimize ulaşıyoruz.

Birbirimizi tanımadan birbirimize dost oluyoruz.

Bir insanın yazdığı bir düşünce, dünyanın başka bir yerindeki hiç tanımadığı bir insanın kalbine ulaşabiliyor.

Bir video milyonlarca kişiye ulaşabiliyor.

Bir yazı yıllar sonra bile okunabiliyor.

Bir insan öldükten sonra bile düşünceleri yaşamaya devam edebiliyor.

**İşte bu, insanlık tarihinde çok farklı bir dönemdir.**

Ve ben Ashab-ı Rakim meselesini bu açıdan düşündüğümde, “Rakim” kavramıyla dijital dünyanın sayısal ve kayıtlı yapısı arasında dikkat çekici bir bağ olduğunu düşünüyorum.

Mağara Nerede?

Şimdi burada başka bir soru ortaya çıkıyor:

**Ashab-ı Kehf mağaradan çıkacaksa, bu mağara nerede?**

Ben meseleyi sadece taş ve kayadan oluşan fiziksel bir mağara şeklinde düşünmek istemiyorum.

Çünkü insanlık bugün başka türlü mağaraların içinde yaşıyor.

Kimi insan bilgisizliğin mağarasında.

Kimi insan korkunun mağarasında.

Kimi insan alışkanlıklarının mağarasında.

Kimi insan kendisine öğretilenleri hiç sorgulamadan yaşamaktadır.

Ve kimi insan ise içinde bulunduğu dünyanın gerçekliğini sorgulamaya başladığında bir anlamda kendi mağarasından çıkmaktadır.

İşte bu noktada **“uyanmak”** kavramı önem kazanıyor.

Belki de Ashab-ı Kehf'in hikâyesindeki asıl dikkat çekici noktalardan biri yalnızca uyumak değil, **uyandıktan sonra dünyayı farklı görmek** meselesidir.

Ahir Zamanda Yeniden Ortaya Çıkmak Ne Demektir?

Benim burada dikkat çektiğim başka bir nokta da Ashab-ı Kehf'in ahir zamanda yeniden ortaya çıkacağı düşüncesidir.

Bunu düşündüğümüzde hemen “Mağaranın kapısı açılacak, insanlar dışarı çıkacak” şeklinde düşünmek zorunda değiliz.

Belki “ortaya çıkmak” başka bir anlam taşıyabilir.

Bir düşüncenin ortaya çıkması...

Bir topluluğun ortaya çıkması...

Bir hakikat arayışının ortaya çıkması...

Birbirinden habersiz insanların aynı amaç etrafında birleşmesi...

Ve en önemlisi, **uyanmış insanların çoğalması.**

Bugün dünyanın farklı yerlerinde birbirini hiç tanımayan insanlar aynı konuları araştırıyor.

Aynı soruları soruyor.

Aynı hakikati arıyor.

Ve birbirlerini dijital ortamda buluyorlar.

Belki de çağımızın en dikkat çekici taraflarından biri budur.

Dijital Dostlar: Yeni Bir Ashab-ı Rakim Mi?

Düşünün...

Bir insanın 50 bin abonesi var.

Bu insan 50 bin kişinin tamamını yakından tanıyor mu?

Hayır.

Belki bunların birkaçını, birkaç düzinesini veya birkaç yüzünü gerçek hayatta görmüştür.

Ama 50 bin kişi onun düşüncelerine ulaşmaktadır.

Onunla dijital bir bağ kurmaktadır.

Onu takip etmekte, yazdıklarını okumakta, videolarını izlemekte ve onunla aynı düşünce dünyasında buluşmaktadır.

**Bu, geçmişte olmayan yeni bir insan ilişkisi biçimidir.**

İşte ben buna dikkat çekiyorum.

Belki de Ashab-ı Rakim'i anlamanın yollarından biri de insanlığın bugün geldiği bu yeni iletişim biçimini anlamaktır.

Artık insanlar yalnızca yan yana gelerek topluluk oluşturmuyor.

**Aynı düşüncede buluşarak da topluluk oluşturuyorlar.**

Ve bu toplulukların sınırları şehirlerle, ülkelerle veya kıtalarla sınırlı değil.

Dijital dünya sayesinde bir düşünce aynı anda dünyanın her tarafına ulaşabiliyor.

Uyanış Ve Matrix Benzetmesi

Bu noktada “Matrix” benzetmesini de özellikle anlamlı buluyorum.

Matrix filmlerinde insanlara, içinde yaşadıkları dünyanın gerçekliğini sorgulatacak bir uyanış anlatılır.

Buradaki mesele filmi gerçek bir olay olarak kabul etmek değildir.

Ben Matrix'i burada **bir benzetme** olarak kullanıyorum.

Çünkü insanlık bugün gerçekten de yeni bir döneme girmiştir.

Teknoloji hayatımızın her tarafını değiştirmiştir.

İnsanlar dijital dünyada doğmakta, büyümekte, arkadaşlık kurmakta, bilgi edinmekte ve düşüncelerini paylaşmaktadır.

Bir anlamda insanlık, yeni bir dünyanın içine doğmuştur.

Ve bazı insanlar bu dünyanın nasıl çalıştığını sorgulamaya başladığında bir çeşit “uyanış” yaşamaktadır.

Belki de Ashab-ı Kehf meselesinin bizim zamanımıza bakan taraflarından biri de budur:

**Uyuyan değil, uyanan insan.**

Bizler Bu İşi Çözeceğiz

Benim bütün bu düşüncelerden çıkardığım sonuç şudur:

Ashab-ı Rakim'i yalnızca uzak bir geçmişte aramayalım.

Belki de onun izlerini bugün çevremizde görmeye başladık.

Birbirini hiç görmediği halde birbirine ulaşan insanlarda...

Hakikati arayan insanlarda...

Bilgiyi paylaşan insanlarda...

Dünyanın farklı yerlerinden aynı düşünce etrafında birleşen insanlarda...

Ve en önemlisi, **uyanmak isteyen insanlarda.**

Belki de “Ashab-ı Rakim kimdir?” sorusunun cevabını bulmak için önce kendimize bakmamız gerekiyor.

**Sen...**

**Ben...**

**O...**

**Biziz Ashab-ı Rakim.**

Sonuç: Ashab-ı Rakim Aramızda Mı?

Ben bu makaleyi kesin bir hüküm vermek için değil, üzerinde düşünülmesi gereken bir kapıyı açmak için yazıyorum.

Çünkü bazı meseleler vardır ki, insan onları sadece geçmişin bilgileriyle değil, yaşadığı çağın gerçekleriyle birlikte düşündüğünde başka anlamlar kazanmaya başlar.

Bugün insanlık daha önce hiç olmadığı kadar birbirine bağlıdır.

Bir insan dünyanın öbür ucundaki başka bir insanla saniyeler içinde iletişim kurabiliyor.

Hiç görmediği bir insanı tanıyabiliyor.

Hiç karşılaşmadığı insanlarla aynı düşünce etrafında birleşebiliyor.

Ve bütün bunlar **rakamlar, kodlar, kayıtlar ve dijital sistemler** üzerinden gerçekleşiyor.

İşte bu yüzden ben Ashab-ı Rakim meselesini düşündüğüm zaman yalnızca geçmişteki mağaraya bakmıyorum.

**Bugünün dünyasına da bakıyorum.**

Belki Ashab-ı Rakim'in yeniden ortaya çıkması, insanların bir mağaradan topluca çıkması şeklinde olmayacaktır.

Belki ortaya çıkış, **bir düşüncenin uyanmasıdır.**

Belki hakikati arayan insanların birbirlerini bulmasıdır.

Belki dünyanın dört bir yanındaki insanların görünmeyen dijital bağlarla birbirlerine ulaşmasıdır.

Belki de biz, farkında olmadan bu büyük dönüşümün içerisinde bulunuyoruz.

Ve belki de yıllardır aradığımız cevap çok uzağımızda değildir.

**Sen, ben, o...**

**Biziz Ashab-ı Rakim.**

Belki de mesele Ashab-ı Rakim'in ne zaman ortaya çıkacağını beklemek değil...

**Onların ortaya çıktığı zamanı anlayabilmektir.**

Çünkü bazen insanlar gözlerinin önünde gerçekleşen büyük değişimi, ancak yıllar sonra fark ederler.

Benim düşüncem budur.

Gerisini zaman gösterecektir.


---

Bir Karoglan Makalesi

Raşit Tunca

Schrems, 25.09.2022
DEVAMINA BAK

ALLAH
Allah

BAYRAK
TC.Bayrak

WEB-TUNCA
Radyo Karoglan

Foruma Misafir Olarak Gir


Forumda Neler Var


Karoglan-Raşit Tunca - Dini - islami - Dini Resim - FIKIH - Kuran - Sünnet - Tasavvuf - BAYRAK - Milli - Eğlence - PNG - JPEG - GIF - WebButtons - Vaaz - Sohbet - Siyeri Nebi - Evliyalar - Güzel Sözler - Atatürk - Karoglan Hoca - Dini Bilgi - Radyo index - Sanal Dergi




GALATASARAY
G A L A T A S A R A Y

FENERBAHÇE

F E N E R B A H C E

BEŞiKTAŞ
B E Ş i K T A Ş

TRABZONSPOR
T R A B Z O N S P O R

MiLLi TAKIM
M i L L i T A K I M

ETKiNLiKLERiMiZ


"Peygamberimiz Buyurdular ki Birbirinize Temiz ağız ile Dua edin. Bizde Sayfamızı ziyaret edenlerin ve bu bölümü ziyaret edenlerin kendilerinin Ruhaniyetine, geçmişlerinin Ruhuna Yasin Okuyup hediye ediyoruz Tıkla, ya sende oku yada okunmuş Yasinlerden Nasibini Al"
(Raşit Tunca)



MEVLANA'DAN
"Kula Bela Gelmez Hak Yazmadıkca,
Hak Bela Yazmaz Kul Azmadıkca,
Hak intikamını,
Kulunun Eliyle Alır da,
Bilmiyenler Kul Yaptı Sanır."

(Hz. Mevlana)



TOPLIST
AraBul Efsane TB-List Tiryaki Tlist-K Web-Tunca